Hava Durumu

#Orta Vadeli Program

Kırsal Haber - Orta Vadeli Program haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Orta Vadeli Program haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Antalya Ticaret Borsası'nda Gündem: Tarım, İhracat ve Ekonomi Haber

Antalya Ticaret Borsası'nda Gündem: Tarım, İhracat ve Ekonomi

Antalya Ticaret Borsası (ATB) Ağustos Ayı Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Erdoğan Ekinci başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda Antalya’nın tarımı, ekonomisi, finansman sorunları, ihracatı, orman yangınları, su kaynakları ve tarımsal üretime ilişkin önemli değerlendirmelerde bulunuldu. ATB Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, toplantıda yaptığı konuşmada Antalya ekonomisine ilişkin güncel verileri paylaşırken, kent ve ülke gündemindeki gelişmeleri de değerlendirdi. Orman Yangınları Antalya İçin Büyük Risk Alanya, Gazipaşa, Kaş ve Kumluca başta olmak üzere orman yangınlarından etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileklerini ileten Ali Çandır, yangınların yalnızca ormanları değil; su kaynaklarını, tarım alanlarını, kırsal ekonomiyi ve yaşam alanlarını da tehdit ettiğini söyledi. Çandır, ormanların korunması, yangın riskinin azaltılması ve zarar gören alanların yeniden kazanılmasının ortak sorumluluk olduğunu vurguladı. Antalya’da Karşılıksız Çekler Yüzde 85 Arttı Antalya ekonomisine ilişkin Temmuz ayı verilerini değerlendiren Çandır, yılın ilk yedi ayında ibrazında ödenen çek tutarının Antalya’da yüzde 25 arttığını belirtti. Aynı dönemde karşılıksız çek tutarının Antalya’da yüzde 85 yükseldiğini ifade eden Çandır, Temmuz ayında ise karşılıksız çek tutarındaki yıllık artışın yüzde 99’a ulaştığını söyledi. Çandır, ticaret hacmi büyürken ödeme ve tahsilat sorununun daha hızlı büyüdüğüne dikkat çekti. Antalya’da Kredi Kullanımı Artıyor Haziran ayı verilerine göre Antalya’da toplam nakdi kredilerin yüzde 42 arttığını belirten Çandır, takipteki alacakların ise yüzde 89 yükseldiğini açıkladı. Antalya’da kredi kullanımının ticaret ve inşaatta yüzde 38, tarımda yüzde 34, turizmde ise yüzde 30 arttığını belirten Çandır, kredi büyümesine karşın işletmelerin ödeme gücünün aynı hızda artmadığını söyledi. Çandır, işletmelerin üretim ve ticareti destekleyecek uygun maliyetli, uzun vadeli ve erişilebilir finansmana ihtiyaç duyduğunu vurguladı. OVP’de Tarım Stratejik Sektör Olmalı Eylül ayında açıklanması beklenen yeni Orta Vadeli Program’a ilişkin beklentilerini paylaşan Çandır, tarımın stratejik sektör olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Üreticinin yüksek gübre, enerji, akaryakıt ve işçilik maliyetleriyle karşı karşıya olduğunu belirten Çandır, desteklerin maliyetlerle uyumlu ve öngörülebilir olması gerektiğini ifade etti. Çandır ayrıca üretim ve ihracatın rekabet gücünü koruyacak finansman, kur ve kredi politikalarının önemine dikkat çekti. Antalya İhracatı Yüzde 14,2 Arttı 2026 yılının ilk yedi ayında Antalya ihracatının yüzde 14,2 artarak 1,38 milyar dolara ulaştığını belirten Çandır, Türkiye ihracatının aynı dönemde yüzde 4,2 büyüdüğünü söyledi. Antalya ihracatında tarımın payının yüzde 59 olduğunu kaydeden Çandır, tarım ve gıda ihracatının 817 milyon dolara ulaştığını açıkladı. Yaş meyve ve sebze ihracatı yüzde 24 artışla 497 milyon dolara, süs bitkileri ihracatı ise yüzde 2 artışla 43,6 milyon dolara ulaştı. Karadeniz’deki Güvenlik Riski Antalya İhracatını da Etkiliyor Rusya-Ukrayna Savaşı kapsamında Karadeniz’de limanlara ve ticari gemilere yönelik saldırıların dış ticaret açısından risk oluşturduğunu belirten Çandır, Rusya’ya yaş meyve ve sebze ihracatında Samsun-Karadeniz hattının önemli bir güzergâh olduğunu söyledi. Çandır, Karadeniz’de seyrüsefer güvenliğinin Antalya ihracatının sürdürülebilirliği açısından kritik olduğunu vurguladı. Konkordato Süreci İçin Yeni Düzenleme Çağrısı Antalya Halinde bazı firmaların konkordato ilan etmesinin sektörde endişe yarattığını belirten Çandır, ancak birkaç işletmenin yaşadığı finansal sorunun sektörün tamamının riskli olduğu anlamına gelmediğini söyledi. Konkordato sisteminin finansal sıkıntı yaşayan işletmeye nefes aldırırken üreticiyi ve ticari zinciri mağdur etmeyecek şekilde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Çandır, bankaların da firmaları sektör bazında değil, kendi mali yapı ve ödeme performanslarına göre değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Üreticinin Desteklenmesi Gıda Arzı İçin Kritik Antalya’da hububat hasat sezonunun tamamlandığını belirten Çandır, Türkiye genelinde de hasadın önemli bölümünün geride kaldığını söyledi. Antalya’da verimin bölgelere göre farklılık gösterdiğini belirten Çandır, yüksek girdi maliyetlerinin üreticilerin gelecek sezon ekim kararlarını etkilediğine dikkat çekti. Çandır, üreticinin üretimden kopmaması için doğrudan, hedefli ve öngörülebilir desteklerin hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Manavgat Altın Susamı İçin Koruma Talebi Susam üretimindeki gelişmeleri değerlendiren Çandır, ithal susamın fiyat avantajı ve ürün benzerliğinin coğrafi işaretli Manavgat Altın Susamı açısından rekabet riski oluşturduğunu söyledi. Çandır, coğrafi işaret tescilinin tek başına yeterli olmadığını belirterek yerli üreticinin korunması, ürünün markalaşması ve haksız rekabetin önlenmesi gerektiğini ifade etti. Antalya’nın Geleceğinde Su Stratejik Öneme Sahip ATB’nin 2026 yılı faaliyet programında “Su”yu ana tema olarak belirlediğini hatırlatan Çandır, suyun tarım, turizm, sanayi ve kent ekonomisinin geleceği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. 15-16 Eylül tarihlerinde “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarının, 23 Eylül’de ise Antalya Su Zirvesi’nin gerçekleştirileceğini belirten Çandır, Antalya’nın su ve iklim politikalarına yönelik ortak bir eylem çerçevesi oluşturmayı hedeflediklerini açıkladı. ATB Organ Seçimleri Ekim Ayında Yapılacak Çandır, 5174 sayılı Kanun kapsamında oda ve borsa organ seçimlerinin Ekim-Kasım aylarında yapılması gerektiğini belirterek, Antalya Ticaret Borsası organ seçimlerinin Ekim ayında gerçekleştirilmesi amacıyla ilgili seçim kuruluna başvuru yapılacağını açıkladı. Toplantının sonunda Meclis üyeleri de faaliyet gösterdikleri sektörlere ilişkin değerlendirme ve görüşlerini paylaştı.

Gaziantep Ticaret Borsası’ndan OVP ve Tarım Vurgusu Haber

Gaziantep Ticaret Borsası’ndan OVP ve Tarım Vurgusu

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Ağustos Ayı Olağan Meclis Toplantısı, Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı'nın katılımıyla gerçekleştirildi. Toplantıda Karadeniz'deki tahıl koridoru gelişmelerinden lisanslı depoculuk düzenlemelerine, hububat rekolte beklentilerinden reel sektörün finansman taleplerine kadar kritik başlıklar ele alındı. ​Gaziantep Ticaret Borsası'nda (GTB) düzenlenen Ağustos ayı meclis toplantısında, tarım, gıda ve ticaret dünyasının gündemindeki başlıca konular masaya yatırıldı. GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu ve Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı'nın açılış ve değerlendirme konuşmaları yaptığı toplantıda, bölgesel gelişmelerin yanı sıra eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program (OVP) öncesi iş dünyasının beklentileri paylaşıldı. ​Ahmet Tiryakioğlu: "Tahıl Sevkiyatındaki Riskler Fiyat Baskısı Oluşturabilir" ​Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren GTB Meclis Başkanı Ahmet Tiryakioğlu, küresel tarım ticaretinde jeopolitik unsurların etkisinin arttığını belirtti. Karadeniz ve Azak Denizi'nde limanlar ile ticari gemilere yönelik artan saldırıların Rusya-Ukrayna tahıl sevkiyatını olumsuz etkilediğini vurgulayan Tiryakioğlu, lojistik aksaklıkların küresel piyasalarda yeni belirsizlikler doğurabileceğine dikkat çekti. ​Türkiye’nin hububat üretim verilerine de değinen Tiryakioğlu, TÜİK 2026 yılı 1. tahminine göre ülke genelinde tahıl üretiminin yüzde 21,7 artışla 41,6 milyon tona ulaşmasının beklendiğini aktardı. Buğday üretiminin 22,8 milyon ton, arpa üretiminin ise 9 milyon ton seviyesinde öngörüldüğünü belirten Tiryakioğlu, yüksek rekoltenin üreticiye gerçek kazanç olarak yansıması için depolama ve fiyat istikrarının kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. ​Lisanslı depoculuk mevzuatındaki yeniliklere de parantez açan Tiryakioğlu, asgari kapasite ve ödenmiş sermaye düzenlemelerinin sistemi daha güçlü bir yapıya kavuşturacağını söyledi. Öte yandan, ABD’nin Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatına getirmesi planlanan ilave yüzde 12,5'lik vergi tarifesinin rekabet gücünü zedeleyebileceğini belirterek, alternatif pazar arayışlarının hızlandırılması gerektiğinin altını çizdi. ​Mehmet Akıncı: "Reel Sektörün Finansmana Erişimi Desteklenmeli" ​GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise borsa tarafından yürütülen projeler ve yeni dönem faaliyetleri hakkında meclis üyelerini bilgilendirdi. Gaziantep’in tarım ve gıda sektöründeki lider konumunu pekiştirmek için çalıştıklarını belirten Akıncı, ilerleyen süreçte zeytinyağı lisanslı depoculuğunun da kent gündemine taşınabileceğini kaydetti. ​Eylül ayında açıklanması beklenen yeni OVP dönemi öncesinde reel sektörün beklentilerini paylaşan Akıncı, enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesinin önemine inandıklarını ifade etti. Yüksek finansman maliyetleri ve işletme sermayesi ihtiyacının üretim yapan işletmeler tarafından yakından takip edildiğini belirten Akıncı, şu değerlendirmelerde bulundu: ​"Ekonomi yönetimimizin enflasyonla mücadele programının öneminin farkındayız. Bununla birlikte reel sektörün üretim kabiliyetini koruyacak, nakit akışını destekleyecek ve yatırım finansmanına erişimini kolaylaştıracak mekanizmaların güçlendirilmesinin bu sürece önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz." ​Toplantı, meclis üyelerinin sektördeki güncel gelişmeler ve çözüm önerileri üzerine gerçekleştirdiği istişarelerin ardından sona erdi.

İTO Başkanı Avdagiç: ''Enflasyonu Düşürürken Üretimi De Korumalıyız'' Haber

İTO Başkanı Avdagiç: ''Enflasyonu Düşürürken Üretimi De Korumalıyız''

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, eylülde güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program'da hedefli bir üretim koruma politikası geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Avdagiç, enflasyon düşürülürken üretimin de seçici ve etkili araçlarla korunması gerektiğini vurguladı. İTO Başkanı Şekib Avdagiç, sıkı para politikasının enflasyonun düşürülmesi açısından önemli bir dengeleme sağladığını ancak üretim tarafındaki maliyetlerin giderek daha görünür hale geldiğini söyledi. Avdagiç, yeni OVP'de üretim kapasitesi, ihracat ve yatırımı koruyacak 5 başlıkta hedefli finansman mekanizması önerdi. AVDAGİÇ'TEN YENİ OVP İÇİN ÜRETİM KORUMA POLİTİKASI ÇAĞRISI İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program'a ilişkin değerlendirmelerde bulundu. İTO'dan yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Avdagiç, sıkı para politikasının üretim üzerindeki maliyeti ve küresel ekonomideki belirsizlik ortamına dikkat çekti. “ENFLASYONU DÜŞÜRÜRKEN ÜRETİMİ DE KORUMALIYIZ” Avdagiç, kısa süre sonra güncellenerek açıklanacak yeni Orta Vadeli Program'da dezenflasyon programına halel getirmeyecek şekilde para politikasının yanında hedefli bir üretim koruma politikası geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Avdagiç, “Eylül ayında güncellenmesi beklenen Orta Vadeli Program'da hedefli bir üretim koruma politikası geliştirilmesi gerekiyor. Türkiye'nin enflasyonu düşürürken üretimi de koruyacak seçici ve etkili araçlar geliştirmesi gerekli.” ifadelerini kullandı. HEDEF GENEL KREDİ GENİŞLEMESİ DEĞİL İTO Başkanı Avdagiç, önerilen politikanın genel bir kredi genişlemesi ya da yeniden enflasyon oluşturacak bir talep teşviki anlamına gelmediğini belirtti. Hedefin üretim kapasitesini, ihracatı ve yatırımları koruyacak seçici finansman mekanizmalarının oluşturulması olduğunu ifade etti. “YENİ VE YENİLİKÇİ BİR SANAYİ POLİTİKASI GEREKLİ” Türkiye'nin genel bir teşvik ekonomisine geri dönmeye ihtiyacı olmadığını vurgulayan Avdagiç, üretim, ihracat ve teknolojik dönüşümü aynı anda destekleyecek bir modele ihtiyaç bulunduğunu söyledi. Avdagiç, “İhtiyacımız olan üretim kapasitesini koruyan, ihracatı destekleyen ve teknolojik dönüşümü hızlandıran yeni ve yenilikçi bir sanayi politikasını gerçekleştirmektir.” değerlendirmesinde bulundu. İŞ DÜNYASI İÇİN 5 BAŞLIKTA ÖNERİ Avdagiç, yeni OVP'de iş dünyasına yönelik finansman mekanizmalarının 5 başlıkta şekillendirilmesi gerektiğini belirtti. İlk ayağın ihracatçı ve üretici firmalar için uzun vadeli, sürdürülebilir ve öngörülebilir finansman kanallarının güçlendirilmesi olduğunu söyledi. EXIMBANK'IN KAPSAMI GENİŞLETİLMELİ Avdagiç, Eximbank ve benzeri mekanizmaların yalnızca mevcut ihracatçıları değil, ihracat potansiyeli bulunan üreticileri de kapsaması gerektiğini belirtti. İşletme sermayesi ve yatırım kredilerinde üretim ile ihracat performansının temel alınması gerektiğini ifade etti. YATIRIM KREDİLERİ İLE İŞLETME SERMAYESİ AYRILMALI İkinci öneri olarak yatırım kredileri ile işletme sermayesi kredilerinin birbirinden ayrılması gerektiğini belirten Avdagiç, genel kredi genişlemesi sınırlanırken stratejik yatırımlara farklı finansman imkanları sunulması gerektiğini söyledi. Avdagiç, teknoloji yatırımı yapan, ihracat kapasitesi oluşturan ve ithal girdiyi azaltan yatırımlar için daha uzun vadeli ve daha düşük maliyetli finansman kanalları oluşturulması gerektiğini ifade etti. KUR VE MALİYET ARASINDAKİ FARK İHRACATÇIYI ZORLUYOR Avdagiç, üçüncü başlıkta baskılanan kurun ihracatçının maliyet artışlarını karşılayacak doğru ve etkili mekanizmalarla dengelenmesi gerektiğine dikkat çekti. Bu kapsamda döviz dönüşüm desteğinin sembolik seviyede kalmaması ve oluşan makası kapatacak bir düzeye çıkarılması gerektiğini söyledi. DÖVİZ DÖNÜŞÜM DESTEĞİ GÜÇLENDİRİLMELİ İTO Başkanı Avdagiç, enflasyon ile kur arasındaki farkın ihracatçı üzerindeki maliyet baskısını sürekli artıran bir yapıya dönüşmesinin önlenmesi gerektiğini belirtti. Döviz dönüşüm desteğinin ihracatçıların maliyet baskısını azaltacak şekilde yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı. VERGİ VE SOSYAL GÜVENLİK YÜKLERİ İÇİN SEÇİCİ DÜZENLEME Avdagiç, dördüncü başlık olarak üretim yapan ve istihdam sağlayan firmalara yönelik vergi ve sosyal güvenlik düzenlemelerini gündeme getirdi. Özellikle yüksek istihdam sağlayan ve ihracat yapan sektörlerde maliyet artışlarının doğrudan istihdam kaybına dönüşmesinin önüne geçilmesi gerektiğini ifade etti. Avdagiç, “Özellikle yüksek istihdam sağlayan ve ihracat yapan sektörlerde maliyet artışlarının doğrudan istihdam kaybına dönüşmesini engelleyecek yeni ve güçlendirici mekanizmalar geliştirilmelidir.” dedi. İTHALAT POLİTİKASINDA SANAYİ PERSPEKTİFİ Beşinci başlıkta ithalat politikasına değinen Avdagiç, bu alanın yalnızca korumacı reflekslerle değil, sanayi politikası perspektifiyle ele alınması gerektiğini söyledi. Türkiye'nin üretmediği kritik girdilerde maliyetleri azaltacak bir gümrük rejiminin benimsenmesi gerektiğini belirtti. Avdagiç, yerli üretim kapasitesinin bulunduğu alanlarda ise haksız rekabetin önlenmesinin önem taşıdığını vurguladı. İthalat politikasının hem üreticinin rekabet gücünü hem de kritik girdilere erişim maliyetini dikkate alan dengeli bir yapıda olması gerektiğini ifade etti. “SIKI PARA POLİTİKASI ÖNEMLİ BİR DENGELEME SAĞLIYOR” İTO Başkanı Avdagiç, Türkiye'de uygulanan sıkı para politikasının enflasyonun düşürülmesi açısından önemli bir dengeleme sağladığını belirtti. Bununla birlikte üretim tarafındaki maliyetlerin giderek daha görünür hale geldiğini ifade etti. Avdagiç, yüksek faiz ortamının özellikle işletme sermayesi maliyetleri üzerindeki etkisine dikkat çekti. “Yüksek faiz, işletme sermayesi maliyetlerini artırırken, özellikle KOBİ'lerin finansmana erişimindeki sıkıntılar devam ediyor.” ifadelerini kullandı. ÜRETİM TABANI KORUNMALI Avdagiç, temel sorunun dezenflasyon politikası olmadığını, üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin giderek artması olduğunu söyledi. İTO Başkanı, “Geldiğimiz noktada temel sorun, dezenflasyonun kendisi değil, dezenflasyonun üretim kapasitesi üzerindeki maliyetinin giderek artmasıdır. Dolayısıyla üreten ekonomimizin karşı karşıya kaldığı sorunlar için gerekli tedbirlerin alınması çok önemli.” dedi. Avdagiç, mevcut dönemde üretim tabanının korunması üzerinde dikkatle ve hassasiyetle durulması gerektiğini vurguladı. Türkiye'nin ihracatının sürdürülebilirliğinin yalnızca dış talebe değil, ülke içindeki üretim kapasitesine, maliyetlere ve finansman koşullarına da bağlı olduğunu belirtti. EMEK YOĞUN SEKTÖRLERE DİKKAT ÇEKTİ Avdagiç, özellikle emek yoğun sektörlerde kapasite kaybına izin verilmemesi gerektiğini söyledi. Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal ve makine gibi sektörlerde yüksek finansman maliyetlerinin firmaları fiyat rekabetinde zorladığını ifade etti. Avdagiç, “Emek yoğun sektörlerde kapasite kaybı yaşanmasına izin vermemeliyiz. Emek yoğun sektörlerde işin sıkı tutulması gerekiyor. Tekstil, hazır giyim, mobilya, metal, makine ve benzeri sektörlerde yüksek finansman maliyetleri firmaları fiyat rekabetinde zorluyor.” ifadelerini kullandı. Bu sektörlerde yaşanabilecek kapasite kaybının hem bugün hem de gelecek açısından engellenmesi gerektiğini belirtti. DEZENFLASYON VE ÜRETİM AYNI ANDA KORUNMALI Türkiye ekonomisinin önündeki denklemin giderek netleştiğini söyleyen Avdagiç, kısa vadede dezenflasyon programının korunması gerektiğini belirtti. Ancak orta ve uzun vadede üretim kapasitesinin ve ihracat rekabetçiliğinin kaybedilmesine izin verilemeyeceğinin altını çizdi. Şekib Avdagiç, Türkiye'nin yeni ekonomik politikasının enflasyonu düşürmek ile üretimi korumak arasında bir tercihe sıkışmaması gerektiğini söyledi. Her iki hedefin aynı anda gerçekleştirilebilmesi için seçici, hedefli ve etkili araçların geliştirilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. “TÜRKİYE KENDİ ÇIKIŞINI OLUŞTURACAK GÜCE SAHİP” Avdagiç, Türkiye'nin klasik iktisat teorileri ve uygulamaları arasında sıkışmadan kendi çıkış yolunu oluşturabilecek güce ve ekonomik birikime sahip olduğunu belirtti. “Türkiye bunun örneğini oluşturabilecek, siyasi başarılarının rengini ekonomik başarılara verebilecek kapasitededir. Biz iş dünyası olarak buna inanıyor, hükümetimizin de beklentileri karşılayacak şekilde attığı adımları daha da hızlandıracağına güveniyoruz.” ifadelerini kullandı.

Bakan Işıkhan İzmir’de; Yeni Çalışma Modelleri ve İstihdam Zirvesi Haber

Bakan Işıkhan İzmir’de; Yeni Çalışma Modelleri ve İstihdam Zirvesi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan’ın katılımıyla İzmir Ticaret Odası’nda düzenlenen "Çalışma Hayatı İstişare Toplantısı"nda, iş dünyasının beklentileri ve istihdamın geleceği ele alındı. ​Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen geleneksel Çalışma Hayatı İstişare Toplantısı'nın beşincisi İzmir’de gerçekleştirildi. Kamu ve iş dünyasını bir araya getiren zirvede; esnek çalışma modellerinden kayıt dışı ekonomiyle mücadeleye kadar pek çok kritik başlık değerlendirildi. ​TİSK Başkanı Akkol: "Yeni Nesil Çalışma Modelleri ile 3 Milyon İstihdam Mümkün" ​Toplantının açılışında konuşan TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Özgür Burak Akkol, çalışma hayatında "ortak akıl" vurgusu yaptı. Gençlerin ve kadınların istihdama katılımını artırmak için esnek çalışma yöntemlerinin yasal güvenceye kavuşması gerektiğini belirten Akkol, şu verileri paylaştı: ​Gençlerin Tercihi: Her 4 gençten 3’ü çalışacağı iş yerinde önceliği esnek çalışma imkanına veriyor. ​İstihdam Potansiyeli: Yeni nesil çalışma modellerinin Türkiye ekonomisine 3 milyon kişilik ek istihdam katkısı sağlama potansiyeli bulunuyor. ​Mevzuat İhtiyacı: Orta Vadeli Program (OVP) hedefleri doğrultusunda esnek çalışma için yasal düzenlemelerin elzem olduğu ifade edildi. ​[Image: TİSK President Özgür Burak Akkol speaking at Izmir Chamber of Commerce] ​Kayıt Dışı Ekonomiyle Mücadelede "47 Milyar Lira" Detayı ​Kayıt dışı istihdamın sürdürülebilir kalkınmanın önündeki en büyük engel olduğunu hatırlatan Akkol, ekonomik tabloya dair çarpıcı bir uyarıda bulundu: "Kayıt dışılıkta yaşanacak her 1 puanlık artışın maliyeti 47 milyar lira. Bu oranı gelişmekte olan ülkeler seviyesine (%15) çekebilirsek yıllık 500 milyar liralık ek kaynak yaratabiliriz." ​İzmir İş Dünyasından "Haksız Rekabet" Vurgusu ​Toplantıya ev sahipliği yapan İzmir Ticaret Odası (İZTO) Meclis Başkanı Selami Özpoyraz, kayıt dışı istihdamın dürüst işletmeler üzerinde yarattığı maliyet dezavantajına dikkat çekti. Özpoyraz, "Yükümlülüklerini yerine getiren işletmelerimiz, haksız rekabet nedeniyle zorlanıyor. İyi niyetli işletmelerle kötü niyetli uygulamalar titizlikle ayrıştırılmalıdır" dedi. ​Geniş Katılımlı İstişare ve Çözüm Odaklı Görüşmeler ​İzmir Valisi Dr. Süleyman Elban, bölge milletvekilleri ve çok sayıda Oda-Borsa başkanının katıldığı toplantının ikinci bölümünde; iş dünyası temsilcileri, Bakanlık bürokratları ve SGK/İŞKUR yetkilileriyle sektör bazlı sorunları ve çözüm önerilerini doğrudan görüştü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.