Hava Durumu

#Patates

Kırsal Haber - Patates haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Patates haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eylül'de Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Farkı En Fazla Limonda! Haber

Eylül'de Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Farkı En Fazla Limonda!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Eylül ayında üretici market fiyatlarındaki farklılıklarla, girdi maliyetlerinde yaşanan değişimlere ilişkin hazırlanan raporu yayınladı. “Eylül ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 633,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 339,1 ile kuru incir, yüzde 337,8 ile havuç, yüzde 237,9 ile elma, yüzde 228,3 ile maydanoz takip etti. Limon 7,3 kat, kuru incir ve havuç 4,4 kat, elma 3,4 kat, maydanoz ise 3,3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 7 lira olan limon markette 51 lira 34 kuruşa, 130 lira olan kuru incir 570 lira 77 kuruşa,11 lira olan havuç 48 lira 16 kuruşa, 21 lira 66 kuruş olan elma 73 lira 20 kuruşa, 7 lira 66 kuruş olan maydanoz 25 lira 14 kuruşa satıldı. Eylül ayında fiyatı en fazla artan ürün markette patlıcan, üreticide kuru fasulye olurken, fiyatı en fazla düşen ürün markette limon, üreticide ise kuru incir oldu.” Market fiyatları “Eylül ayında markette 36 ürünün 25 inde fiyat artışı, 11’ inde ise fiyat azalışı görüldü. Eylül ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 26 ile patlıcan oldu. Patlıcandaki fiyat artışını yüzde 21,1 ile kırmızı mercimek, yüzde 18,5 ile sivri biber, yüzde 16,4 ile yeşil mercimek ve Antep fıstığı takip etti. Markette fiyatı en fazla azalan ürün ise yüzde 39,5 ile limon oldu. Limondaki fiyat düşüşünü yüzde 33,4 ile yeşil soğan, yüzde 21 ile kuru soğan, yüzde 18,3 ile elma ve yüzde 14,3 ile mısırözü yağı izledi.” Üretici fiyatları “Eylül ayında üreticide 28 ürünün 16’sında fiyat artışı olurken 11’inde fiyat düşüşü görüldü. 1 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 48 ile kuru incirde görüldü. Kuru incirdeki fiyat düşüşünü yüzde 30 ile limon, yüzde 20,7 ile patates, yüzde 14,1 ile kuru soğan ve yüzde 13,6 ile kuru üzüm izledi. Üreticide en çok fiyat artışı yüzde 62,5 ile kuru fasulyede görüldü. Kuru fasulyedeki fiyat artışını yüzde 23,3 ile patlıcan, yüzde 15,5 ile elma, yüzde 13,1 ile kabak ve yüzde 12,1 ile yeşil mercimek izledi.” Üretici fiyat değişiminin nedenleri “Kuru incirde TARİŞ’in alım fiyatını henüz açıklamamış olması, piyasada fiyatların geçtiğimiz sezonun altında oluşmasına neden oldu ve üretici fiyatları 130 lira seviyelerine kadar geriledi. Üreticiler, piyasadaki fiyat düşüşünün önlenmesi ve istikrarın sağlanması amacıyla TMO’nun alım fiyatını açıklayarak piyasaya müdahil olmasını bekliyor. Limon da hasat döneminin halen devam etmesi ile birlikte depolarda geçen yıldan kalan ürünlerinde piyasaya arz edilmesi, arzın artmasına ve buna bağlı olarak fiyatların gerilemesine neden oldu. Patates ve kuru soğanda hasadın devam etmesiyle birlikte piyasaya ürün arzının artması, fiyatların düşmesine neden oldu. Patlıcan ve kabakta olumsuz hava koşulları ve tarladan seraya geçiş döneminde olunması nedeniyle arz azaldı ve fiyatlar yükseldi. Kuru fasulye ve elmada hasadın yeni başlamasıyla birlikte üretici fiyatlarında artış yaşandı.” Girdi fiyatlarında yaşanan değişimler “Ziraat Odalarımız aracılığıyla girdi piyasalarından aldığımız fiyat verilerine göre; Eylül ayında, Ağustos ayına göre DAP gübresi yüzde 9,9, ÜRE gübresi yüzde 6,7, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 6,6, amonyum nitrat gübresi yüzde 6,3, amonyum sülfat gübresi yüzde 1,4 oranında artış gösterdi. Geçen yılın Eylül ayına göre son bir yılda amonyum nitrat gübresi yüzde 69,2, amonyum sülfat gübresi yüzde 55,6, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 38,6, DAP gübresi yüzde 35,9, ÜRE gübresi yüzde 13,7 oranında arttı. Eylül ayında Ağustos ayına göre süt yemi yüzde 4,4, besi yemi yüzde 4,2, son bir yılda besi yemi ve süt yemi yüzde 31,8 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık olarak yüzde 25,1 oranında artarken tarım ilacı fiyatları yüzde 27,7 oranında arttı. Eylül ayında mazot fiyatı aylık olarak yüzde 12,8 oranında, yıllık yüzde 70,7 oranında arttı.”

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: ''Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli'ne Geçiş Yapmalıyız'' Haber

Genel Başkan Yardımcısı Demiröz: ''Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli'ne Geçiş Yapmalıyız''

Anahtar Parti Tarımdan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, Türkiye'nin tarımsal üretim planlamasına ilişkin açıklamalarda bulundu. Demiröz, son üç yılın ürün denge raporlarını değerlendirerek mevcut planlı üretim modelinin beklentileri karşılamadığını belirtti ve çözüm için "Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli" çağrısında bulundu. Türkiye'de tarım ürünlerinde arz güvenliğini korumak, arz fazlası veya eksikliğinin önüne geçmek amacıyla 2024 yılında uygulamaya konulan planlı üretim modeli, Anahtar Parti tarafından mercek altına alındı. 2022-2023, 2023-2024 ve 2024-2025 dönemlerine ait Seçilmiş Tarla Ürünlerinde Yeterlilik Dereceleri raporlarını kıyaslayan Tarım Politikaları Başkanı Hasan Hüseyin Demiröz, mevcut gidişatın endişe verici olduğunu kaydetti. "İhtiyaç Fazlası Ürün Sayısı Düşüyor, Stratejik Ürünlerde Tehlike Çanları Çalıyor" Demiröz, veriler üzerinden yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "Planlı üretimin sonuçlarını tam olarak gözlemlemek için henüz erken olduğunun farkındayız. Ancak geride kalan 2 yıllık süreçteki durum, yeni sistemin denetlenmesi ve yönünün olumlu ya da olumsuz hangi tarafa doğru olduğunu göstermesi açısından son derece önemlidir. 2023 yılı itibarıyla 6 farklı ürün grubunda ihtiyaç fazlası üretkenlik varken, 2025 yılına geldiğimizde bu sayı 3’e kadar düşmüştür." Tarıma dayalı sanayinin ana ham maddelerinde kendine yetebilirlik oranlarındaki gerilemeye dikkat çeken Demiröz, kritik ürünlerdeki düşüşü verilerle ortaya koydu: Pamuk (Çiğit): 2022-2023 döneminde %105,9 olan yeterlilik derecesi, 2023-2024'te %97,7'ye ve 2024-2025 döneminde %96,6'ya geriledi. Demiröz, pamuktaki bu düşüşün sanayi açısından endişe verici olduğunu vurguladı. Soya: Kendine yetebilirlik oranının kritik seviyelerde çakılı kaldığını belirten Demiröz; soya yeterliliğinin 2022-2023'te %5,2, 2023-2024'te %4,1 ve 2024-2025'te ise %4,2 seviyesinde kaldığını aktardı. Ayçiçeği: Ayçiçeğinde de tablonun olumsuz olduğunu vurgulayan Demiröz; yeterlilik oranının 2022-2023'te %51,3, 2023-2024'te %71,9 ve 2024-2025 döneminde yeniden gerileyerek %63,2 seviyesinde kaldığını ifade etti. Tahıllar ve Baklagiller: Temel gıda maddelerinden mısırda yeterlilik oranı %85,8'den %73,1'e, arpada ise %90,0'dan %84,6'ya geriledi. Buna karşın nohut %117,5, patates %105,8 ve toplam buğday %104,3 ile kendine yetebilirliğini koruyan nadir ürünler arasında yer aldı. "Yapısal Sorunlar Çözülmeden Planlama İşlemez" Tarımdaki temel sıkıntılara değinen Demiröz, mevcut arzın tam olarak bilinmeden yapılan planlamaların başarılı olamayacağını savundu: "Arz fazlası ya da eksikliğini giderebilmek için öncelikle mevcut arzın ne olduğunu bilmek gerekir. Ayrıca tarımımızın onlarca yıldır devam eden yapısal sorunlarını çözmeden yapacağınız hiçbir plan tutmayacaktır. Bakanlığın mevcut çabası maalesef eski bir binayı boyamaktan başka bir şey değildir." Çözüm Çağrısı: "Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli" Tarım ve Orman Bakanlığı'na çağrıda bulunan Hasan Hüseyin Demiröz, Anahtar Parti olarak çözüm önerilerinin hazır olduğunu belirtti: "Sayın Bakan, inadınızdan vazgeçin; milletin sabrı, devletimizin kaybedecek günü kalmadı. Bir an önce Havza Bazlı Birlikte Üretim Modeli'ne geçiş yapmalıyız. Yaklaşık 2 yıldır parti olarak ortaya koymuş olduğumuz politikaları sizlerle istediğiniz bir ortamda görüşmeye açığız. Yeter ki memleket faydalansın."

Ağustos Ayında Üretici ile Market Arasındaki Makas Açıldı: Zirvede Limon Var Haber

Ağustos Ayında Üretici ile Market Arasındaki Makas Açıldı: Zirvede Limon Var

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ağustos ayı tarım ve gıda piyasalarındaki fiyat değişimlerini, üretici-market arasındaki uçurumu ve girdi maliyetlerindeki son durumu kamuoyuyla paylaştı. Ağustos ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkı rekor seviyelere ulaşırken, bu farkın en fazla görüldüğü ürün yüzde 748,4 ile limon oldu. ​Üretici ve Market Arasındaki Fiyat Uçurumu Derinleşiyor ​Ağustos ayında üreticide çok ucuz olan tarım ürünlerinin market raflarında katbekat fiyatlarla satılması dikkat çekti. Bayraktar’ın açıkladığı verilere göre, üretici ve market fiyatları arasındaki en yüksek farklar şu şekilde sıralandı: ​Limon: Üreticide 10 TL olan limon, markette 84,84 TL’ye satılarak 8,5 kat (yüzde 748,4 fark) fiyata ulaştı. ​Havuç: 10,66 TL'den üreticiden çıkan havuç, markette 51,20 TL (yüzde 380,3 fark) oldu. ​Elma: 18,75 TL olan elma, market raflarında 89,60 TL’den (yüzde 377,9 fark) alıcı buldu. ​Kabak: Üretici fiyatı 16,02 TL iken markette 54,61 TL’ye (yüzde 240,9 fark) yükseldi. ​Yeşil Soğan: 17,33 TL olan yeşil soğan, markette 58,83 TL’den (yüzde 239,4 fark) satıldı. ​Markette ve Üreticide En Çok Hangi Ürünler Etkilendi? ​Ağustos ayında markette 37 ürünün 19’unda fiyat artışı yaşanırken, 18 üründe düşüş görüldü. Üretici cephesinde ise incelenen 29 üründen 9’u zamlanırken, 13’ünde ucuzlama, 7’sinde ise fiyat değişimi olmadı. ​Öne Çıkan Değişimler: ​Markette Fiyatı En Çok Artan: %37,8 oranındaki artışla yumurta oldu. Yumurtayı yeşil fasulye, yeşil soğan, marul ve kuru incir izledi. ​Markette Fiyatı En Çok Düşen: %34,2 düşüşle sivribiber oldu. Sivribiberi kuru soğan, kuru üzüm, şeftali ve kırmızı mercimek takip etti. ​Üreticide Fiyatı En Çok Artan: %39,9 ile yine yumurta liderliği kimseye bırakmadı. ​Üreticide Fiyatı En Çok Düşen: %75 azalışla rekor düzeyde ucuzlayan ürün limon oldu. ​Fiyat Değişimlerinin Temel Nedenleri Nelerdir? ​TZOB raporunda, ürün bazında yaşanan fiyat hareketlerinin ardındaki arz ve talep dengeleri detaylandırıldı: ​Limon ve Kuru Soğan: Limonda, geçen yıldan depolanan ürünlerin arzı sürerken erkenci çeşitlerin de piyasaya girmesi fiyatları aşağı çekti. Kuru soğanda ise Orta Anadolu’daki hasat yoğunluğu ve devam eden ithalat fiyatları düşürdü. ​Patates: Afyonkarahisar, Denizli, Amasya, Niğde ve Nevşehir gibi merkezlerde yazlık patates sökümünün aynı döneme denk gelmesi arzı patlattı. Önceki dönem fiyat yüksekliği nedeniyle üreticinin hızlı söküme yönelmesi de fiyatları baskıladı. ​Yumurta: Üretim maliyetlerindeki (yem, enerji, nakliye) artışlar ve sektördeki planlama eksikliğinden doğan arz-talep dengesizliği fiyatları yukarı taşıdı. ​Marul ve Maydanoz: Üretimde beklenen daralmaların yanı sıra, Samsun’un Çarşamba ilçesinde yaşanan aşırı yağışlar ve seraların su altında kalması ürün kayıplarına yol açarak fiyatları artırdı. ​Girdi Maliyetlerindeki Yıllık Artış Üreticiyi Zorluyor ​Tarım sektörünün en büyük sorunlarından biri olan girdi maliyetlerindeki tırmanış Ağustos ayında da devam etti. Son bir yıllık veriler, tarımsal enflasyonun boyutunu gözler önüne serdi: ​Gübre Fiyatları: Aylık bazda DAP gübresi yüzde 4,5, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 4,4 artarken; yıllık bazda amonyum nitrat gübresi yüzde 61,2, amonyum sülfat yüzde 55,2, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 32,7 ve DAP gübresi yüzde 25,3 oranında zamlandı. ​Yem ve Enerji: Süt ve besi yemleri aylık bazda yataya yakın artsa da yıllık bazda besi yemi yüzde 34,5, süt yemi yüzde 31,8 oranında arttı. Elektrik fiyatları yıllık yüzde 25,1 yükseldi. ​Mazot: Çiftçinin en temel masraf kalemlerinden olan mazot, aylık yüzde 7 artış gösterirken, yıllık bazda yüzde 57,9 oranında zamlandı. Tarım ilacı fiyatlarındaki yıllık artış ise yüzde 27,8 oldu.

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor! Haber

TZOB Başkanı Bayraktar Açıkladı: Üretici ile Market Arasında Elma 5 Kat Farkla Satılıyor!

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mayıs ayı üretici ve market fiyatlarındaki değişimler ile tarımsal girdi maliyetlerini mercek altına aldı. Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat makasının en fazla açıldığı ürünün elma olduğunu belirten Bayraktar, tarla ile raf arasındaki uçurumu çarpıcı rakamlarla gözler önüne serdi. Peki, Mayıs ayında fiyatı en çok artan ve düşen ürünler hangileri oldu? Gübre, yem ve mazot fiyatlarında son durum ne? İşte üreticinin ve tüketicinin merak ettiği tüm piyasa detayları... Elma Tarla ile Raf Arasında 4,9 Kat Değerlendi Mayıs ayında üretici ile market arasındaki fiyat farkının zirvesinde yüzde 388,5 oranı ile elma yer aldı. Elmadaki bu devasa farkı yüzde 278,6 ile havuç, yüzde 215,3 ile kabak, yüzde 206,5 ile fındık ve yüzde 195,7 ile marul takip etti. Rakamlar analiz edildiğinde; elma 4,9 kat, havuç 3,8 kat, kabak 3,2 kat, fındık 3,1 kat ve marul ise 3 kat fazlaya satıldı. Üreticide 18 lira 75 kuruş olan elma markette 91 lira 59 kuruşa, 15 lira olan havuç 56 lira 79 kuruşa, 410 lira olan fındık ise rafta tam 1256 liraya alıcı buldu. Ayın Zam Şampiyonu Kuru Soğan, En Çok Ucuzlayanı Sivri Biber ve Domates Mayıs ayında hem üreticide hem de markette fiyatı en fazla artan ortak ürün kuru soğan olarak kayıtlara geçti. Market Fiyatlarında Son Durum Markette incelenen 36 ürünün 22’sinde fiyat artışı, 13’ünde fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişmedi. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 44,7 ile kuru soğan olurken, bu artışı sırasıyla patates, limon, havuç ve yumurta izledi. Rafta fiyatı en çok düşen ürün ise yüzde 54,3 ile sivri biber oldu. Sivri biberi çilek, marul, domates ve yeşil soğan takip etti. Üretici Fiyatlarında Son Durum Üreticide ise 28 ürünün 9’unda fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü yaşanırken 10 üründe fiyatlar sabit kaldı. Tarlada en çok fiyat artışı yüzde 77,2 ile kuru soğanda görülürken; patates, limon, havuç ve maydanoz zamlanan diğer ürünler oldu. Üreticide en çok fiyat düşüşü ise yüzde 54,7 ile domateste yaşandı. Domatesteki gerilemeyi kabak, sivri biber, salatalık ve patlıcan izledi. Fiyat Değişimlerinin Arkasındaki Nedenler Neler? TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, ürün bazlı yaşanan bu sert fiyat hareketlerinin gerekçelerini şu şekilde sıraladı: Kuru Soğan ve Patates: İç Anadolu Bölgesi'ndeki depolarda ürün kalmaması, Çukurova ve İzmir’de ise hasadın henüz yeni başlaması arzı düşürdü ve fiyatları tırmandırdı. Limon: Ürünlerin depolara girmesiyle birlikte ortaya çıkan depo maliyetleri fiyat artışına neden oldu. Havuç: Tarla ürünlerinin azalmasına bağlı olarak arz yetersizliği fiyatları yükseltti. Domates, Kabak ve Biber: Hava şartlarının iyi gitmesiyle birlikte ürün verimliliği arttı; tarladaki bu bolluk üretici fiyatlarının hızla düşmesini sağladı. Gübre ve Yem Fiyatlarında Yıllık Artış Korkuttu Üreticinin en büyük gider kalemlerini oluşturan tarımsal girdi fiyatlarındaki yıllık ve aylık değişimler de paylaşıldı. Gübre ve Yem Maliyetleri Mayıs ayında, bir önceki aya göre kompoze, DAP ve amonyum sülfat gübrelerinde yüzde 1'e yakın küçük artışlar görülürken, amonyum nitrat ve ÜRE gübresinde hafif düşüşler yaşandı. Ancak yıllık bazda bakıldığında son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 85,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 82,2 ve ÜRE gübresi yüzde 70,8 oranında artış gösterdi. Hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren besi ve süt yemi fiyatları ise aylık yüzde 1,4 artarken, yıllık bazda besi yemi yüzde 35,4, süt yemi yüzde 32,9 oranında yükseldi. Enerji, İlaç ve Mazot Fiyatları Son bir yıllık dönemde elektrik fiyatları yüzde 25,1, tarım ilaçları ise yüzde 27,8 oranında arttı. Üreticinin en önemli girdilerinden biri olan mazot fiyatı ise Mayıs ayında, Nisan ayına göre aylık bazda yüzde 7,3 oranında düşüş gösterse de yıllık bazda yüzde 43,6'lık artış oranını korudu.

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Haber

Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yerli tohumda 17 türde 39 yeni çeşidin daha tescil aldığını belirterek, "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz." ifadelerini kullandı. Bakan Yumaklı, bu yılki tohum tescillerine ilişkin açıklamalarda bulundu. Yaptığı açıklmada yerli tohum çeşitleriyle tarımsal üretime güç kattıklarını vurgulayan Yumaklı, "Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü çalışmalarıyla araştırma enstitülerimizde geliştirilen 39 yeni çeşit daha tescil edildi. Geliştirdiğimiz bu çeşitler, toprağımızın bereketi ve çiftçimizin emeğiyle buluşarak milli ekonomimize büyük bir değer katacak. Ülkemize ve üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. Yerli Tohum Sayısı 1087 Oldu Yumaklı, tarla bitkilerinde 17 türdeki yeni tescillerle birlikte "Milli Çeşit Listesi"ndeki yerli tohum sayısının 1087'ye ulaştığını bildirdi. Yeni tescillerin "tahıl", "endüstri bitkileri", "tıbbi ve aromatik bitkiler" ile "yemeklik tane baklagiller ve yem bitkileri" kategorilerinde olduğunu aktaran Yumaklı, şunları kaydetti: "Tescilli tohumlarımızla stratejik gıda arzı güvenliğini teminat altına alıyoruz. Üreticilerimizin maliyetlerini düşürüyor, kazançlarını artırıyoruz. Uluslararası rekabet gücüne sahip, milli tohum tedarik sistemini güçlendiriyoruz." Tescillerin Yarısı Ayçiçeği ve Buğday Tohumu Çeşitleri Tescillenen yerli tohumlar arasında ayçiçeği hattı 15 çeşitle ilk sırada bulunurken, ekmeklik buğday 5, pamuk, yer fıstığı, haşhaş, nohut 2'şer, makarnalık buğday, arpa, çeltik, soya, aspir, patates, tütün, Aydın salebi, Muğla salebi, anason ve korunga 1'er çeşitle listede yer aldı.

Gürer: ''Binlerce Ton Patates Hayvan Yemi Oldu'' Haber

Gürer: ''Binlerce Ton Patates Hayvan Yemi Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ağcaşar köyünde patates üreticileriyle bir araya geldi. Üreticiler, “Üretiyoruz, sonuçta ise ürün depoda çürüyor. Bu durumu gören yok” dediler. Ağcaşar köyünde patates üreticisi Mustafa Işık patatesin değer bulamadığını, büyükşehirde yüksek fiyata satılan ürünün köyde 3 liraya bile alıcı bulamadığını ve yüzlerce ton ürünün çürümeye terk edildiğini anlattı. Depolarda dökme yada çuvallar dolusu patatesin beklediğini belirten Gürer, “Niğde’de bu yıl yine patates depoda kaldı. Yaklaşık 200 bin ton patates ne yazık ki çöp oldu. 2025 yılında patates tarlada tüccar gelmediği için üreticimiz bir umutla ürününü depolara kaldırdı. Ancak depoya kaldırılan patatesler için de alım gerçekleşmeyince ürünler çürümeye başladı” dedi. “BÜYÜKŞEHİRDE 20 LİRA, KÖYDE 3 LİRAYA ALICI YOK” Patates üreticisinin büyük bir mağduriyet yaşadığını söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “büyükşehirlerde kilosu en az 20 liraya satılan patates ya hayvan yemi oluyor ya çürüyor ya da sokağa atılarak tamamen değersiz hale geliyor. Oysa ülkemizde patates her alanda kullanılabilecek bir ürün. Yemeklik olur, sanayide kullanılır, işlenmiş ya da dondurulmuş gıdaya dönüştürülebilir. Ancak Niğde bölgesi yaklaşık 1 milyon ton patates yetiştiriyor ve bu patatesler çöp olmaktan kurtulamıyor” diye konuştu. Patates üretimiyle ilgili yıllardır aynı sorunların yaşandığını vurgulayan Gürer, “Patatesle ilgili daha önce çağrıda bulunmuştuk. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi alıma girsin, üretici mağdur edilmesin demiştik. 1999 yılında da yaklaşık 6,5 milyon ton patates üretiliyordu, bugün 2025’e geldik yine aynı miktarlarda üretim var. Nüfus artmasına rağmen patatesin yemeklik ya da sanayide kullanım alanı artırılmadığı için üretici ortada kalıyor. Küçük aile tipi işletmeler büyük sorun yaşıyor. Büyük şirketler bu işi kendi içinde koordine ediyor, onlar para kazanıyor ama üretici mağdur oluyor.” “ÜÇ YILDA BATTIM” Patates üreticisi Mustafa Işık ise yaşadığı ekonomik çöküşü anlattı. Çiftçiliğe umutla başladığını ancak kısa sürede büyük zarar ettiğini belirten Işık, “kendi işimde çok iyiydim ama bu süreçte battım. Bu iş artık toparlanmaz hale geldi,” dedi. Girdi maliyetlerinin katlandığını belirten Işık, özellikle gübre fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, “İki sene önce gübreyi 4 liraya alıyorduk, bu sene 22 liraya aldık. Eğer bu patatesin ihracatı olmazsa çiftçi ayakta duramaz. Kimse yardım etmiyor. Ürünü 10 ay depoda beklettim. Şimdi ‘Keşke satsaydın’ diyorlar ama alan yoktu. Şirketler çok büyük üretim yaptığı için bizim köylerde sıkıntı başladı,” ifadelerini kullandı. “200 TON PATATES ÇÖP OLDU” Mustafa Işık, depolardaki ürünlerin büyük bölümünün artık kullanılamaz hale geldiğini belirterek, “Benim burada yaklaşık 200 ton patatesim çöp oldu. Şu anda 100 ton kadar var. Bir kısmını dağıttım, bir kısmını hayvanlara verdim. Ağacaşar köyünde hemen her evde 50 ton civarında patates depoda duruyor. Adana’da yeni ürün başladı, bunlar artık tamamen çöp,” dedi. Yaptığı yatırımın da zarar olduğunu söyleyen Işık, “Ben bu depoyu yaklaşık 2 milyon maliyetle yaptım. Bu patatesi depoya koymanın bile bana 2 milyon zararı oldu. Elektrik parasını bile ödeyemedim” diye konuştu. “BU YIL EKMEYECEĞİM, HAMMALLIK YAPACAĞIM” Köyde başka üreticiler de aynı tabloyu yaşadıklarını anlattı. Bir üretici artık tarım yapmak istemediğini belirterek “Köylerin geneli aynı durumda. Bu yıl bir şey ekmeyeceğim, hammallık yapacağım. Çiftçi bu kadar zarar edince artık patates ekmeyecek gibi görünüyor. Çoğu mısıra döndü. Bu patatesi 3 liraya bile satamadık” dedi. “KÖYLERDE İCRALAR BAŞLADI” Üreticilerin yaşadığı en büyük sorunlardan birinin kredi borçları olduğunu söyleyen Mustafa Işık, “Şu anda en büyük sıkıntı kredi. Küçük çiftçiye ÇKS yok diye kredi vermiyorlar. Çiftçinin yeniden ekim yapacak durumu kalmadı. Sosyal Güvenlik Kurumu borcun varsa kredi de çekemiyorsun. Kredi borçlarını ödeyebilmek için insanlar hayvanını satıyor. Köylerde icralar başladı. Tarlalar, evler bankalara geçti. Bazı evler satıldı, bazıları bankaların üzerinde duruyor. Özel bankalar daha da kötü davranıyor,” dedi. GÜRER: “BU MİLLİ SERVET ÇÖPE GİTMEMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ürünlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Patates iri ve kaliteli. Büyükşehirlerde en az 20 liraya satılan ürün burada 3 liraya bile alıcı bulamıyor. Depodaki patates çöp olmuş durumda. Artık ancak hayvan yemi olarak değerlendirilmeye çalışılıyor,” şeklinde konuştu. Türkiye’de yaşanan gıda israfına dikkat çeken Gürer, “Daha önce de iktidara seslendim. Bu milli servet sadece bir kişinin ürünü değil, ülkenin değeridir. Bunların çöp olmaması gerekiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 23 milyon ton gıda israf ediliyor. Bunun önemli bir kısmı da tarladan depoya gelip değer bulamayan ürünlerden oluşuyor. Buna mutlaka çözüm üretilmeli,” dedi. “ÇİFTÇİNİN CİĞERİ YANIYOR” Çiftçinin yaşadığı ekonomik yıkımı anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçinin ciğeri yanıyor. İcra geliyor, tarlası gidiyor, traktörü gidiyor. Patatesten para kazanamıyor. Çoluk çocuk bir süre dayanıyorlar, sonra şehirlere gidip asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar. Oysa bu insanlar üretmeli. Çiftçilerin içine düşürüldüğü durum ülkenin geleceği açısından da büyük risk,” diye konuştu. Patates üreticisinin desteklenmemesi halinde tüketicinin de ağır bedel ödeyeceğini belirten Gürer, “Bugün üretici patates üretmese büyükşehirde yaşayan insanlar patatesin kilosunu 100 liraya almak zorunda kalırdı. Şu patates 3 liraya satılamaz mı? Bu ülkenin kamu kuruluşları ne için var? Tarım Kredi Kooperatifleri, Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiden bu ürünü alsın. Alamayan fakir fukara vatandaşlara dağıtılsın,” dedi. “KİMSENİN KONUŞACAK HÂLİ KALMAMIŞ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, köylerde yaşanan ekonomik çöküşün artık sosyal bir yıkıma dönüştüğünü belirterek, “Yıllardır bu insanlar aynı sorunu yaşıyor. Köy kahvesinde gördük, herkes aynı durumda. Kimsenin konuşacak hali kalmamış. Cepler boş, insanlar perişan. Özellikle kredi meselesi çiftçiyi çok sıkıştırıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu primini ödeyemeyen çiftçinin yakasına banka da yapışıyor. ‘Önce borcunu öde, sonra kredi verelim’ diyorlar. Peki bu insan borcunu nasıl ödeyecek? Ürettiği ürün bu haldeyken nasıl ayakta kalacak?” “KREDİ VERİYORLAR AMA NAKİT VERMİYORLAR” Mustafa Işık ise kredi sistemine tepki göstererek yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle anlattı: “Ben krediye başvurdum. Kredi onaylanıyor ama parayı karta yatırıyorlar. Gübre al, yem al diyorlar. Benim nakit paraya ihtiyacım var. Bana kredi veriyorsan nakit vermen lazım. En büyük sorun bu. Ben bu işi yeniden krediyle çevirmek zorundayım.” “PATATES ARTIK HAYVAN YEMİ OLDU” Depolardaki ürünlerin artık hayvan yemi olarak değerlendirildiğini söyleyen CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Gördüğünüz gibi depolardaki çuvallar adeta tarlanın içine taşınmış gibi duruyor. Patateste durum vahim. Bu ürün artık hayvan yemine dönüşmüş durumda” diye konuştu. Fransa örneği üzerinden tarımdaki plansızlığa dikkat çeken Gürer, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var ama Türkiye’den daha fazla süt alıyorlar. Çünkü hayvanın yemesi gereken kaliteli yemi veriyorlar. Bizde ise elde kalan patates hayvan yemi yapılarak hiç olmazsa zarar azaltılmaya çalışılıyor,” dedi.

Ticaret Bakanlığından Ankara ve İzmir'de Fahiş Fiyat Operasyonu Haber

Ticaret Bakanlığından Ankara ve İzmir'de Fahiş Fiyat Operasyonu

Ticaret Bakanlığı, Ankara ve İzmir’de yürüttüğü denetimlerde market raflarındaki fahiş fiyat artışlarını tek tek deşifre etti. Hal Kayıt Sistemi (HKS) üzerinden yapılan incelemelerde, bazı ürünlerin alış fiyatının tam 7 katına satıldığı ortaya çıktı. ​Ticaret Bakanlığı piyasa gözetim ve denetim ekipleri, fahiş fiyatla mücadele kapsamında saha çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. 06 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen denetimlerde, özellikle sebze ve meyve reyonlarındaki alış-satış fiyat farkları mercek altına alındı. Haksız kazanç sağladığı tespit edilen işletmeler, ağır idari yaptırımlar uygulanması talebiyle Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu'na sevk edildi. ​Ankara’da Şok Tespitler: 42 TL’lik Biber 250 TL Oldu! ​Ankara Ticaret İl Müdürlüğü ekipleri, 13 farklı ticaret unvanına sahip zincir marketin toplam 94 şubesinde detaylı inceleme yaptı. İnceleme sonucunda ortaya çıkan bazı çarpıcı veriler şöyle: ​Çarliston Biber: Market tarafından 42,00 TL’ye satın alınan ürün, tüketiciye 249,67 TL’den satıldı. ​Pancar: 15,00 TL’lik alış fiyatına sahip olan ürünün raf fiyatı 79,95 TL olarak belirlendi. ​Dolmalık Biber: 63,33 TL’ye tedarik edilen biber, 249,67 TL etiket fiyatıyla rafa çıktı. ​Maydanoz: Markete girişi 5,00 TL olan maydanoz, tüketiciye 19,95 TL’den sunuldu. ​İzmir’de Tedarik Zinciri Takibi: Hal ve Raf Arasındaki Uçurum ​İzmir’de gerçekleştirilen denetimlerde ise ürünlerin tarladan veya halden çıkış fiyatı ile market satış fiyatı arasındaki devasa farklar raporlandı. Özellikle Antalya ve çevre illerden gelen ürünlerdeki yüksek kar marjları dikkat çekti: ​Sivri Biberde Rekor Fark: Antalya Elmalı’dan 50,00 TL’ye alınan sivri biberin, İzmir’deki bir firma tarafından 389,95 TL’ye satıldığı tespit edildi. ​İthal Ayva Fiyatı Katlandı: İran’dan ithal edilip halden 30,00 TL’ye alınan ayva, markette 225,00 TL’ye alıcı buldu. ​Limon ve Patates: Muğla Dalaman’dan 18,00 TL’ye gelen limon 129,95 TL’ye; Ödemiş halinden 5,00 TL’ye alınan patates ise 28,99 TL’ye rafa konuldu. ​Diğer Ürünler: Çarliston biber 48,00 TL’den 199,00 TL’ye, Golden elma ise 30,00 TL’den 99,99 TL’ye yükseltildi. ​Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Devreye Girdi ​Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, denetimler neticesinde fahiş fiyat artışı yaptığı kanaatine varılan tüm işletmeler hakkında gerekli idari yaptırımların uygulanacağı belirtildi. Dosyalar, cezai işlemlerin karara bağlanması amacıyla Ticaret Bakanlığı Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu’na gönderildi. ​Denetimler 81 İlde Devam Edecek ​Ticaret Bakanlığı yetkilileri, vatandaşların mağduriyetini önlemek ve piyasadaki fiyat dengesini korumak adına denetimlerin kararlılıkla süreceğini, haksız kazanç sağlayanlara geçit verilmeyeceğini vurguladı.

Elektrik Zammı Tarımı Vurdu! Haber

Elektrik Zammı Tarımı Vurdu!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, elektriğe gelen %25’lik zammın tarımsal üretimde maliyetleri katlayacağını açıkladı. Özellikle yeraltı suyuyla üretim yapan İç Anadolu bölgesinde sulama maliyetlerinin %40’a varan oranlarda artması bekleniyor. ​Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki son gelişmeleri değerlendirdi. Gübre, mazot ve tohum fiyatlarındaki artışın ardından gelen elektrik zammı, üreticiyi "şalter kapatma" noktasına getirdi. ​Elektrik Zammı Sulama Suyunu Doğrudan Etkileyecek ​Gürer, tarımsal girdilerin halihazırda çok yüksek olduğunu belirterek, elektriğe yapılan %25'lik artışın zincirleme bir etki yaratacağını vurguladı. Sulama suyu fiyatlarının bu zamla birlikte fahiş seviyelere çıkacağını ifade eden Gürer, "Çiftçi daha toprağa tohumu atmadan %40 maliyet artışıyla karşı karşıya kaldı" dedi. ​Yeraltı Suyuyla Üretim Yapan Bölgeler Tehlikede ​Özellikle Niğde, Konya ve Aksaray gibi yeraltı sularına bağımlı bölgelerin bu zamdan en çok etkilenecek yerler olduğunu söyleyen Gürer, şu kritik uyarılarda bulundu: ​Trafolara Gelen Yük: Bölgede sulama trafolar yardımıyla yeraltından yapılıyor. Şaltere basıldığı an %25 zamlı tarife işlemeye başlıyor. ​Verim Kaybı Riski: Kuru tarımda buğday verimi dönüm başına 140 kiloya kadar düşebilirken, sulu tarımda bu rakam 800 kiloya kadar çıkıyor. Su olmazsa verim de olmuyor. ​Patates Üreticisi Mağdur: Misli Ovası gibi bölgelerde patatesin yılda en az 14 kez sulanması gerekiyor. Artan elektrik fiyatları doğrudan gıda fiyatlarına yansıyacak. ​Girdi Maliyetleri Kontrolden Çıktı ​Gürer, çiftçinin sırtındaki yükün sadece elektrikle sınırlı olmadığını, temel girdilerdeki artışın sürdürülemez olduğunu belirtti: ​DAP Gübre: Tonu 40 bin TL’ye ulaştı. ​ÜRE Gübre: Ton fiyatı 33 bin TL’yi gördü. ​Mazot: Litre fiyatı 80 TL barajını aşarak rekor kırdı. ​Sulama Ücretleri: Geçen yıl 350-400 TL olan birim fiyatların, bu yıl kooperatiflerde bile en az %40 zamlanması öngörülüyor. ​"Çiftçi Üretimden Vazgeçebilir" ​Girdi maliyetlerinin her ay katlandığını hatırlatan Ömer Fethi Gürer, düşük alım fiyatları açıklanması durumunda çiftçinin borç sarmalına gireceğini ifade etti. Gürer, "Su çiftçi için hayattır, candır. Ancak elektriğe gelen bu son zamla su artık ulaşılamaz bir lüks haline geliyor. Artan maliyetler üreticiyi topraktan koparacak" diyerek yetkilileri acil önlem almaya çağırdı.

Ödemişli Üreticinin Mahsulü Tarlada Kalmadı Haber

Ödemişli Üreticinin Mahsulü Tarlada Kalmadı

İzmir Büyükşehir Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla hem tarladaki üreticiyi hem de mutfağındaki vatandaşı sevindiren dev bir dayanışma operasyonuna imza attı. 2025 yılı yazında meydana gelen yangınlardan etkilenen Ödemişli üreticilerin mahsulünü tarlada bırakmayan Büyükşehir, satın aldığı 300 ton patatesi ihtiyaç sahibi ailelere dağıtmaya başladı. ​Üreticinin Mahsulü Tarlada Kalmadı ​Geçtiğimiz yıl yaşanan yangın felaketlerinin ardından ekonomik zorluklarla mücadele eden Ödemişli çiftçilere müjdeli haber İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden geldi. Üreticinin elindeki ürünün değer görmesi ve zayi olmaması amacıyla harekete geçen belediye ekipleri, 300 ton patates alımı gerçekleştirerek yerel ekonomiye doğrudan can suyu oldu. ​60 Bin Dar Gelirli Haneye Mutfak Desteği ​Satın alınan tonlarca patates, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Sosyal Yardım Takip Sistemi’ne (SYTS) kayıtlı olan dar gelirli vatandaşlara ulaştırılıyor. Şehrin dört bir yanına yayılan dağıtım ağı sayesinde tam 60 bin hane, bu destekten faydalanarak sofralarına katkı sağlıyor. ​"Amacımız Hem Üreticiyi Hem Vatandaşı Korumak" ​Projenin detayları hakkında bilgi veren Sosyal Hizmetler ve Yardımlar Şube Müdürü Sultan Tut, belediyenin her zaman vatandaşın yanında olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: ​"Başkanımızın talimatlarıyla Ödemişli üreticimizden aldığımız 300 ton patatesi 60 bin ailemize ulaştırıyoruz. Buradaki temel vizyonumuz; üreticinin emeğinin karşılığını almasını sağlamak ve takip sistemimizdeki vatandaşlarımızın gıda ihtiyacına destek olmaktır. İzmir Büyükşehir Belediyesi olarak zor günleri dayanışma ile aşmaya devam ediyoruz." ​Sosyal Belediyecilikte "İzmir Modeli" ​İzmir Büyükşehir Belediyesi, SYTS üzerinden yürüttüğü bu sistemle yardımların en doğru noktaya, en hızlı şekilde ulaşmasını sağlıyor. Yangın sonrası yaraları sarma çalışmaları kapsamında başlatılan bu gıda desteği, belediyenin kırsal kalkınma ile sosyal yardımı birleştiren projelerine bir yenisini daha eklemiş oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.