Hava Durumu

#Petrol

Kırsal Haber - Petrol haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Petrol haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz Haber

Hürmüz Boğazı Krizine Türkiye Kalkanı: Gıda İhracatı Tam Gaz

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; ayçiçek yağı, çikolata ve kakaolu ürünler, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü yılın ilk üç ayında 2,8 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarında dolar bazında yaşanan yüzde 17’4’lük yükselişin etkisiyle, değer bazındaki düşüş yüzde 11,5 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 17,2 artışla 316,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 14,7 düşüşle 248,7 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 200 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 315,2 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 40,1’lik düşüşün de etkisiyle Orta Doğu pazarında yüzde 25,3’lük düşüş kaydedildi. 3 aylık süreçte geçtiğimiz yıla göre yüzde 4 artışla 68 milyon dolar ihracat yapılan İran, Türkiye’nin toplam hububat sektörü ihracatında ilk 7 içerisinde yer aldı. “Krizlere dayanıklı yapımız, küresel sarmalı soğukkanlı yönetebilmemizi sağlıyor” Küresel gıda ticaretinin Hürmüz Boğazı odağında gelişen enerji ve lojistik darboğazı nedeniyle kritik süreçten geçtiği bu dönemde yaşanan aksamaların ihracata etkilerini değerlendiren TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “Orta Doğu’da devam eden süreç, 2022 yılında yaşanan ve tahıl ile yağlı tohum arzını doğrudan etkileyen Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan farklı bir dinamikle ilerliyor. O dönemde ürün arzı sekteye uğramıştı; bugünse sahaya yansımalar enerji, gübre ve navlun maliyetleri üzerinden dünya üretim altyapısını baskılayan sistematik bir şekilde gelişiyor. Bu tablonun küresel bir riski temel gıda maddeleri olan pirinç, buğday, mısır ve soya rekoltesinde muhtemel düşüşleri tetikleyerek, özellikle ithalata bağımlı ülkeleri uzun süreli istikrarsızlığa mahkûm edebilecek olması. Bunun yanında yüksek petrol fiyatlarının biyoyakıt talebini artırması mısır, soya ve palm yağı gibi ürünlerde ek bir fiyat baskısı oluşturabilir, tüm bu gelişmeler de gıda ticaretini sadece bir tarım meselesi olmaktan çıkararak küresel ekonomi için istikrar başlığına dönüştürebilir Türkiye gıda sanayii, şu an tüm ülkeleri etkileyen bu sarmalı; geçmiş krizlerde test edilmiş çevik yapısı, hammaddeye erişim ve onu katma değerli ürüne dönüştürme kabiliyetiyle soğukkanlı bir şekilde yönetiyor. Mart’ta aylık bazda yaşanan yüzde 14,2’lik daralmaya rağmen sektörel ihracatımızın 1 milyar dolar sınırına yaklaşması, ticari ilişkiler normale döndüğü zaman ticari verilerde hızlı bir toparlanma yaşanabileceğine işaret ediyor.” “Dinamik lojistik altyapımız en stratejik kalkanımız” Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarındaki tıkanıklıklar küresel petrol ticaretinin üçte birini işlevsiz bırakma potansiyeline sahip olsa da Türkiye’nin, lojistik açıdan tek bir rotaya mahkûm olan diğer ülkelerden ayrıştığına dikkat çeken Tiryakioğlu şunları söyledi: “Akdeniz’den Karadeniz’e uzanan geniş liman ağımız, gelişmiş kara yolu taşımacılığımız ve stratejik demir yolu bağlantılarımız; bölgesel blokajları alternatif güzergahlarla bypass edebilmemize imkân tanıyan eşsiz bir esneklik sunuyor. Bu lojistik çeşitlilik sayesinde, küresel tedarik zincirindeki kopmaları minimize ederek hem tedarik akışımızı güvence altına alıyor hem de ihracat menzilimizi koruyabiliyoruz. Bölgedeki deniz yolu trafiğinin yüzde 90 oranında aksadığı bu gibi dönemlerde, Türkiye’nin sahip olduğu taşımacılık altyapısının, sanayicimize hammaddeye erişim konusunda rakiplerinin önüne geçen bir avantaj sağlayacağını düşünüyoruz. Jeopolitik risklerin deniz yolu rotalarını felç ettiği bir süreçte, ülkemizin alternatifli ve dinamik lojistik altyapısı sadece ticari bir avantaj değil, aynı zamanda geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğini sürdürülebilir kılan en stratejik kalkanımız olmaya devam ediyor.”

Hürmüz Boğazı’ndaki Güvenlik Riskleri Küresel Gıda Ticaretini Etkiler Haber

Hürmüz Boğazı’ndaki Güvenlik Riskleri Küresel Gıda Ticaretini Etkiler

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından paylaşılan verilere göre; çikolata ve kakaolu ürünler, ayçiçek yağı, bisküvi ve gofret, şekerleme çeşitleri ile makarna ve buğday unu gibi temel gıda kalemlerini kapsayan hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörü, yılın ilk iki ayında 1,9 milyar dolarlık ihracat yaptı. Miktar bazında ihracat geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 21,3 gerilemiş olsa da ihracat birim fiyatlarındaki yüzde 14’4’lük yükselişin etkisiyle değer bazındaki düşüş yüzde 9,9 seviyesinde kaldı. Geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre ihracatın yüzde 10,9 artışla 191,8 milyon dolara yükseldiği ayçiçek yağı, sektörde ilk sırada yer alırken; yüzde 6,9 düşüşle 170,3 milyon dolar olarak kayıtlara geçen çikolata ve kakao bazlı ürünler ikinci sırada yer aldı. Tatlı bisküvi ve gofretler ile makarna, ihracatı bu dönemde 150 milyon doları aşan diğer ürün grupları oldu. 212,4 milyon dolar ihracat yapılan Irak’taki yüzde 42,2’lik düşüşe bağlı olarak Orta Doğu pazarında yüzde 22,8’lik düşüş kaydedildi. “Hürmüz Boğazı’ndaki güvenlik riskleri küresel gıda ticaretini etkiler” Yurt dışında yaşanan gelişmelerin uluslararası ticaret üzerindeki etkisinin yoğunlaştığı bu süreçte, sektörün dikkatinin Orta Doğu’daki gerilimler üzerinde yoğunlaştığına dikkat çeken TİM Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Tiryakioğlu şunları söyledi: “İran ile bağlantılı olarak bölgede son dönemde yaşanan gelişmeler, küresel gıda ticaretini yalnızca siyasi açıdan değil, enerji ve lojistik kanalları üzerinden de etkileyen yeni bir belirsizlik alanı oluşturuyor. Hürmüz Boğazı çevresinde artan güvenlik riskleri ve ticari gemi trafiğinde zaman zaman yaşanan aksaklıklar, küresel emtia taşımacılığı açısından kritik bir dar boğaza işaret ediyor. Küresel tüketimin yaklaşık yüzde 20’sine denk gelen, günde yaklaşık 20 milyon varil ham petrolün geçtiği bu koridorda yaşanan gerilim, enerji fiyatları üzerinden tarım ve gıda piyasalarına da yansıyabiliyor. Brent petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar, Körfez’de artan risk primleri ve taşımacılık maliyetlerindeki yükseliş ihracat faaliyetlerini zorlaştıran unsurlar arasında yer alıyor. Enerji ve lojistikte yaşanan bu dalgalanmalar, tarımsal üretimin temel girdileri açısından da dikkatle izlenmesi gereken bir tablo ortaya koyuyor. Çünkü Hürmüz Boğazı aynı zamanda küresel azot bazlı gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 25 ila 35’inin geçtiği bir hat niteliğinde. Bu nedenle sevkiyatlarda yaşanabilecek uzun süreli aksaklıklar, gübre fiyatlarının yükselmesine ve önümüzdeki üretim sezonunda maliyet baskısının artmasına neden olabilir. Enerji, navlun ve sigorta maliyetleri aynı anda yükseldiğinde, gıda ticaretinin yalnızca bir tarım meselesi olmaktan çıkarak küresel ekonomik istikrar ve tedarik güvenliği açısından da kritik bir başlık haline geldiğini unutmamak gerekiyor.” “Geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğinde kilit bir merkeziz” İran’la ticaretin, ihracatçı firmaların Orta Doğu’daki rekabetçiliğini sürdürebilmesi açısından önemli bir konu olduğuna değinen Tiryakioğlu şunları söyledi: “Hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri alanında yılda yaklaşık 4-5 milyar dolarlık ithalat yapan İran, Türkiye için de önemli bir pazar niteliği taşıyor. Türkiye’nin 2025 yılında bu ülkeye gerçekleştirdiği hububat sektörü ihracatı 300 milyon doların üzerinde ve İran bu tutarla en büyük 10 ihracat pazarımız arasında yer alıyor. Türkiye’nin ekonomik ve siyasi istikrarı, sadece İran için değil; Rusya-Ukrayna savaşının küresel etkilerinin devam ettiği ve çevre coğrafyamızda jeopolitik risklerin arttığı bu dönemde, tüm bölgenin gıda tedariki açısından daha da stratejik hale geliyor. Güçlü sanayi altyapımız, hammadde işleme kapasitemiz ve üstün lojistik ağımız sayesinde Türkiye yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılayan bir ülke değil; çevresindeki geniş bir coğrafyanın gıda arz güvenliğine katkı sunan kilit bir üretim ve tedarik merkezi. Üstlendiğimiz bu sorumluluğun önümüzdeki dönemde hem ticari hem de insani açıdan daha da önem kazanacağını düşünüyoruz.”

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor Haber

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada artan akaryakıt ve gübre fiyatlarının çiftçiyi üretimden koparma noktasına getirdiğini belirterek iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiş sürecini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “2018 yılında Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinde mazotun litre fiyatı 5 lira 25 kuruştu. İktidar eliyle yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10 zam yapıldı ve mazotun litre fiyatı 61 liraya kadar çıktı, savaş bahanesiyle yeni zamlar da yolda. Petrol bulup, doğal gaz bulup sürekli zam yapan dünyada öncü bir ülke durumuna Türkiye getirildi.” Artan mazot fiyatlarının doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi traktörünün deposuna akaryakıt doldurduğunda geçen yıla göre daha çok gider olacak, nasıl üretim yapacak?” diye sordu. Girdi maliyetlerindeki artışın yalnızca akaryakıtla sınırlı olmadığını belirten Gürer, gübre fiyatlarındaki yükselişe de dikkat çekti. Tarım Bakanlığının “sıkıntı yok” açıklamalarını eleştiren Gürer, “Gübre fiyatları da fırladı. Bakan ‘Sıkıntı yok.’ diyor da gübrede DAP gübrenin tonu 37.500 liraya, amonyum sülfat 15.750 liraya, 20-20 gübre 24.500 liraya, 15-15 gübre 24.500 liraya, üre gübre 28.000 liraya fırladı. Gübreyi bulmak da almak da zorlaştı,” diye konuştu. “ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPAMAZ HÂLE GELİYOR” Konuşmasında artan maliyetlerin üretim planlamasını imkânsız hâle getirdiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacağını ifade etti. Çiftçinin hem finansman hem de girdi temininde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, mevcut politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

Çiftçinin 100 Dönümde 32 Litre Mazotu Buhar Oldu Haber

Çiftçinin 100 Dönümde 32 Litre Mazotu Buhar Oldu

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1 Ocak’tan bu yana motorine yapılan %10,8 oranındaki zammın yalnızca tarım kesimini ve nakliyecileri değil, doğrudan tüketiciyi de olumsuz etkileyeceğini belirtti. Gürer, akaryakıt artışlarının iğneden ipliğe tüm ürün ve hizmetlere zam olarak yansıyacağını ve bedelini yine vatandaşın ödeyeceğini ifade etti. Gürer, emekli, asgari ücretli, çiftçi, esnaf, sabit gelirli, işçi ve memur olmak üzere toplumun tüm kesimlerinin akaryakıt zamlarından olumsuz etkileneceğini vurgulayarak, “Enflasyon oranının altında yapılan ücret artışları, daha yılın ikinci ayında gelen zamlarla vatandaşın cebinden geri alınmıştır” dedi. Tarım ve nakliyenin akaryakıttan etkilenmesinin başta gıda olmak üzere her kesime olumsuz yansıyacağını söyleyen Ömer Fethi Gürer, “Bir TIR deposunda 3.540 TL, bir traktör deposunda 708 TL ek maliyet oluştuğuna dikkat çekti. Gürer, “100 dönüm tarlasını süren çiftçinin 32 litrelik mazotu daha yola çıkmadan buhar oldu. Bu, AKP iktidarının eseridir!” dedi. Tarım, lojistik ve ulaşım sektörlerindeki fahiş maliyet artışlarını kalem kalem anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı "60 lira" eşiğinin Türkiye ekonomisinde yeni sorunlara yol açtığını örneklerle açıkladı. Gürer, sadece 55 günde yaşanan bu artışın, tarladaki çiftçiden otobüs bekleyen emekliye kadar herkesi nasıl etkilediğini örneklerle ortaya koydu. ÇİFTÇİNİN 100 DÖNÜMDEKİ "ZAM KAYBI" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin en temel üretim aşaması olan tarla sürümündeki maliyet artışına dikkat çekti. Gürer, “Bir çiftçimiz 100 dönüm tarlasını sürmek için ortalama 300 litre mazot yakıyor. 1 Ocak’ta bu mazota 16.275 TL ödeyen çiftçi, bugün 18.045 TL ödemek zorunda kalıyor. Daha tohumu toprakla buluşturmadan, sadece 100 dönümde 1.770 TL fazladan ödeme yapıldı. Oysa bu 1.770 TL ile Ocak ayında 32 litre daha mazot alınabiliyordu. Şimdi o 32 litre adeta buhar oldu, uçtu” dedi. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin başladığı dönemde mazotun litre fiyatının 5,32 TL olduğunu hatırlatan Gürer, bugün litre fiyatının 61 liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçinin alın teri mazot hortumuyla çekiliyor. Bölgelere göre fiyatlar değişse de artış hep olumsuz yönde. İktidar seçimden seçime bulunan petrol keşifleriyle övünürken, her keşfin ardından akaryakıta zam gelmesi de ayrıca düşündürücüdür” ifadelerini kullandı. ZAM İLE TIRCI DEPODA 3 BİN 500 TL KAYBETTİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TIR ve nakliyecilik sektöründe yaşanan maliyet artışlarına dikkat çekti. Gürer, işsizlik ve artan işletme giderleriyle ayakta kalmaya çalışan nakliyecilerin, yılbaşından bu yana mazota yapılan peş peşe zamlarla daha da zor durumda kaldığını belirtti. Gürer, “TIR, otomobil, traktör ve kamyonların depo maliyetleri ciddi şekilde arttı. 600 litrelik bir TIR deposu Ocak ayında 32.550 TL’ye dolarken, bugün 36.090 TL’ye doluyor. Tek depoda oluşan 3.540 TL’lik fark; taşınan her bir koli sütün, her bir çuval unun fiyatına zam olarak yansıyor. Nakliyeci kontağı çevirse zarar ediyor, çevirmese aç kalıyor” dedi. Gürer ayrıca, “İstanbul’dan Ankara’ya 441 kilometrelik yolda bir TIR, yalnızca yakıt için iki ay öncesine göre yaklaşık 1.000 TL daha fazla harcıyor. Bu gider artışı, tüketicinin markette ödediği gıda başta olmak üzere tüm ürün fiyatlarına yansıyacaktır” ifadelerini kullandı. EMEKLİ ASGARİ ÜCRETLİ ŞEHİR DEĞİŞTİREMEZ OLDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "480 litrelik bir otobüs deposu bugün 28.872 TL'ye doluyor. Ocak ayına göre fark tam 2.832 TL! Emekli, öğrenci, asgari ücretli Ankara'dan İstanbul'a gitmesi dahi gelire göre lüks oldu,” ifadelerini kullandı. MAZOT DEPREMİ Gürer, yaşanan artışın büyüklüğünü örneklerle kıyasladı: "Ocak ayında bir otomobil deposunu (55L) doldurduğunuz parayla, bugün deponun ancak 50 litresini doldurabiliyorsunuz. 5 litre mazotunuz daha yola çıkmadan zamlar ile uçtu. 120 litrelik traktör deposu 1 Ocak'ta 6.510 TL'ydi, şimdi 7.218 TL. İki ayda oluşan 708 TL'lik fark ile ocak ayında çiftçi sürekli fiyatı artan gübreden bir çuval alabiliyordu. Şimdi o gübre buhar oldu!" dedi. ZAM ZİNCİRİ HALKI BOĞUYOR! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, iktidarın enflasyon politikalarını eleştirerek şunları söyledi: “AKP iktidarı ‘enflasyonla mücadele ediyoruz’ diyor ancak enflasyonun ana damarı olan akaryakıta yılbaşından bu yana zam yapıyor ve mazotun litre fiyatını 61 liranın üzerine çıkarıyor. Mazota zam geldiğinde çiftçi çöker, nakliyeci ve tırcı zor durumda kalır. Yediğimiz, içtiğimiz tüm gıda ürünlerinin fiyatı artar. Sanayicinin gideri yükselir, ulaşıma zam gelir. Otobüs bilet fiyatlarının artması, öğrencinin bayramda ailesinin yanına gitmesini bile zorlaştırır. Markette et fiyatı sıçrar, ekmek fiyatı yükselir. Bu bir zincirdir ve o zincir bugün halkın boğazına dolanmıştır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.