Hava Durumu

#Planlama

Kırsal Haber - Planlama haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Planlama haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Hayvancılık Yapanlar Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor" Haber

Gürer: "Hayvancılık Yapanlar Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Sarıyer ilçesi Demirciköy kırsal mahallesinde küçük aile tipi hayvancılık işletmelerini ziyaret ederek üreticilerin sorunlarını yerinde dinledi. Ziyarette hem üretim alanındaki daralma hem de artan maliyetler dikkat çekti. Bölgede 35 büyükbaş hayvanla üretim yapan Korkmaz ailesi ahırlarını gezen Ömer Fethi Gürer, Büyükşehir Yasası sonrası köylerin kırsal mahalleye dönüşmesiyle birlikte hayvancılığın ciddi baskı altına girdiğini ifade ederek, “Doğal olarak burada yaşanan sorunlar Büyükşehir Yasası ile ortaya çıkan köylerin kırsal mahalleye dönüşmesi ve bunun yansıması olarak çevrede yapılaşmanın artmasıyla hayvancılık yapanların alanlarının daralmasıdır” dedi. Besici Korkmaz yaşadıkları en temel sorunu belirterek, “En önemli sorunum yer sorunu. Ahır yapılabilecek alan gösterilmesini istiyoruz,” dedi. Besici Korkmaz hayvancılığı atadan bu yana sürdürdüğünü belirterek, “Biz 30 yıldır bu işi yapıyoruz. Annem dededen gelme. Ben kendim 15-20 yıldır bu işi yapıyorum,” diye konuştu. “YEM FİYATLARI BİZİ EZİYOR” Yem maliyetleri artışa değinen Korkmaz destek alıyoruz ama desteklerin yetersiz. Yem desteği alıyoruz ama yem fiyatları çok uçtuğu için yeterli olmuyor. Zaten verilen destek geldikten sonra arkasından zam geliyor. Bir ay önce 750 liraya aldığımız süt yemini şu anda 1050 liraya alıyoruz. Bu bizi bayağı zorluyor,” dedi. Süt fiyatlarına ilişkin de değerlendirmede bulunan Korkmaz , Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatların maliyetleri karşılamadığını ifade ederek, “22 liradan sattık, 24-25 oldu ama bizim maliyetimiz 28 lira civarında litre başına. Samanı geçen sene 120 liraya alıyorduk, şimdi 280 liraya çıktı,”dedi. Korkmaz “Arpa ve besi yemindeki artışın da üretimi zorlaştırdığı dikkate alınıp çözümcü bir yaklaşım sağlanmalıdır” dedi. VETERİNER VE DESTEK Hayvancılıkta sadece yem değil, veterinerlik hizmetlerinde de sıkıntı yaşandığı belirten Korkmaz , “Veteriner desteği alamıyoruz. Kendimiz özel veteriner çağırıyoruz. Devlet destekli bir sistem olmalı, Aşımızı ise müdürlük sağlıyor. Hayvanlar aşılanıyor. Bu bağlamda Tarım İlçe ekipleri geliyor” dedi. “AHIR YERİ OLMADAN BU İŞ SÜRDÜRÜLEMEZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in “En önemli destek ne olurdu?” sorusuna üretici Korkmaz yanıt verdi: “Öncelikle ahır yeri. Büyükşehir içinde kaldığımız için problem var. Bizi köyün içinden dışına çıkaracak bir yer istiyoruz. Yoksa ben bir iki sene içinde bu işi bırakacağım.” Muhtar Nebahat İmamoğlu da bir proje hazırladığı, tüm ahırların belirli bir alanda toplanarak hayvan refahına uygun üretim alanı oluşturulmasının planlandığı, bu bağlamda belirlenen yerde modern ahırlar yapılması ile hayvan refahı sağlarken bölgede yerleşim alanlarınızda rahatlama sağlanacağını da söyledi. Gürer bu öneriye destek vererek, “Bölge muhtarının yaptığı çalışmaya biz de katkı sunacağız, gerekli önergeyi vereceğiz” dedi. GÜRER: “PLANLAMA ŞART, SORUN YERİNDE ÇÖZÜLMELİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, İstanbul’un sadece tüketim değil aynı zamanda üretim merkezi olduğunu belirterek, “İstanbul Türkiye’nin en görünür yeri. Burada planlama yapamazsak Anadolu’da da sağlıklı gelişme sağlayamayız. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bu konuda mutlaka planlama yaparak modern ahırlarda hayvancılığın yapılması sağlanmalıdır “şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için besicilerin önerisinin dikkate alınması gerektiğini belirtti. Gürer, “Hayvan refahına uygun ahır alanları oluşturulursa üretici bu işi sürdürür. Aksi halde üretici birkaç yıl içinde bu işi bırakmak zorunda kalabilir. Yetkililere çağrımız; gelip besiciyi dinleyin. Sorunlarına çözüm üretin.” Dedi.

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" Haber

Bakan Yumaklı: "Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Aksaray’da yaptığı açıklamada tarımsal girdilerde hiçbir sorun yaşanmayacağını belirterek üreticilere müjdeyi verdi: 17,2 milyar liralık temel destek ödemeleri bugün itibarıyla hesaplara aktarılıyor. ​Aksaray’da sera ziyaretlerinde bulunan Bakan İbrahim Yumaklı, küresel krizler ve Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik risklerin gölgesinde Türkiye’nin gıda arz güvenliğine dair kritik mesajlar verdi. Bakan Yumaklı, özellikle gübre ve mazot gibi stratejik girdilerle ilgili tüm senaryoların planlandığını ve kısa, orta, uzun vadeli tedbirlerin devrede olduğunu vurguladı. ​"Tarımsal Girdilerde Hiçbir Sorun Olmayacak" ​Son dönemde ABD, İsrail ve İran hattındaki gerilimlerin tarımsal girdi endişesi yarattığını hatırlatan Yumaklı, bakanlık olarak sürece tam hakim olduklarını ifade etti. Yumaklı, "Başta gübre olmak üzere tarımsal girdilerle ilgili almış olduğumuz bütün tedbirler hamdolsun şu anda yerinde. Savaşın gidişatını takip ediyoruz, planlamalarımız hazır. Vatandaşlarımız sadece bizim açıklamalarımıza itibar etsin" dedi. ​Jeotermal Seracılıkta Dev Atılım: 15 Yeni Bölge Planlandı ​Türkiye'nin örtü altı üretimde dünyada dördüncü, Avrupa'da ise ikinci sırada olduğunu belirten Bakan Yumaklı, jeotermal enerji kullanımına dikkat çekti: ​15 Jeotermal Organize Tarım Bölgesi: Planlanan bölgelerin 3’ü hayata geçti. ​1 Milyon Ton Domates: Organize tarım bölgeleri tam kapasiteye ulaştığında yıllık 1 milyon tonluk ek domates üretimi hedefleniyor. ​Sera Varlığında Rekor: Son 23 yılda sera varlığı %44 artışla 776 bin dekara ulaştı. ​Kırsal Kalkınma Desteklerinde Hibe Oranı Arttı ​Resmi Gazete’de yayımlanan yeni tebliğe değinen Yumaklı, Kırsal Kalkınma Destekleri’ndeki hibe limitlerini güncellediklerini duyurdu. Yatırım proje tutarındaki hibe sınırının 20 milyon liradan 30 milyon liraya çıkarıldığını belirten Bakan, bu bütçenin %20’sinin kadın ve genç girişimcilere, %30’unun ise aile işletmelerine ayrıldığını söyledi. ​Toplam Destek 81 Milyar Lirayı Aşacak ​Üreticilerin merakla beklediği ödeme takvimi hakkında detay paylaşan Yumaklı, tarımsal desteklerin planlandığı gibi devam ettiğini belirtti: ​Bugünkü Ödeme: 17,2 milyar liralık temel destek ödemesi bugün hesaplara yatıyor. ​Nisan Ayı Takvimi: 10 ve 17 Nisan tarihlerinde yapılacak 33 milyar liralık ek ödeme ile süreç devam edecek. ​Yıl Sonu Hedefi: Temel destek, üretim planlama ve yem bitkileri desteğiyle birlikte toplam rakam 81 milyar liranın üzerine çıkacak. ​"Gece Gündüz Üreticimizin Yanındayız" ​Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde gıda arz güvenliğini sağlamak için gece gündüz çalıştıklarını ifade eden Yumaklı, üreticinin sürdürülebilir üretim yapması, tüketicinin ise uygun fiyatla gıdaya erişmesi için tüm dijitalleşme ve teknoloji teşviklerinin de devreye alındığını sözlerine ekledi.

Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor Haber

Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mart ayı olağan meclis toplantısında konuşan Başkan Ömer Gülsoy, küresel risklerin ve artan maliyetlerin gölgesinde iş dünyasının büyük bir sınav verdiğini belirterek; “Finansman maliyetleri makul seviyeye çekilmeli, ihracatçımız döviz kuru karşısında ezilmemelidir. Sanayicimizin üretim azmi kırılmamalıdır” dedi. Kayseri Ticaret Odası (KTO) Mart Ayı olağan meclis toplantısı M.Rifat Hisarcıklıoğlu Toplantı Salonunda gerçekleştirildi. Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan başkanlığında gerçekleştirilen Mart ayı olağan meclis toplantısına; KTO Başkanı Ömer Gülsoy, KTO Yönetim Kurulu Üyeleri, meclis ve komite üyeleri, Meclis Başkanlık Divan üyeleri ile Basın mensupları katıldı. Saygı duruşundu bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından toplantıda Şubat ayında gerçekleştirilen faaliyetler ele alındı. Görüşülen gündem maddeleri oy birliği kabul edildi. Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim Üretim Zincirini Tehdit Ediyor Gündeme dair ekonomik değerlendirmelerde bulunan Başkan Ömer Gülsoy, bölgedeki jeopolitik risklerin doğrudan Türkiye ekonomisine yansıdığına dikkat çekti. Gülsoy, özellikle enerji fiyatlarındaki tırmanışın altını çizerek şu ifadeleri kullandı: Dünya ve bölgemiz maalesef çok ağır bir imtihandan geçiyor. Hemen yanı başımızda, Ortadoğu’yu adeta bir ateş çemberine alan ABD-İsrail ve İran arasındaki çatışmaları sürüyor. Bizler geçmişte Irak-İran savaşını, bölgedeki siyasi istikrarsızlıkları ve Suriye’deki iç savaşın acı etkilerini bizzat tecrübe etmiş bir iş dünyasıyız. Ancak bugün karşımızdaki tablo, tüm dünyayı etkisi altına alan çok daha büyük bir risk barındırıyor. Savaşın coğrafi yakınlığı sebebiyle en büyük zorluğu kuşkusuz bizler yaşıyoruz. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimle birlikte petrol ve gaz fiyatlarında yaşanan olağanüstü artışlar, hepimizin malumu. Navlun ve sigorta maliyetleri katlanırken, enerji fiyatlarındaki bu tırmanış lojistikten ham maddeye kadar tüm üretim zincirimizi doğrudan etkiliyor” diye konuştu. “İşletmelerimiz İçin ‘Dikkatli Planlama’ Ve ‘Güçlü Mali Yapı’ Şart!” Enerji fiyatlarındaki maliyet baskısının sürdürülebilirliğinin zorlaştığına dikkat çeken Başkan Gülsoy, “Bu süreçte; artan maliyetler, enflasyon ve finansmana erişim konuları iş dünyamızın temel gündemleri arasında yer almaya devam ediyor. Özellikle enerji, hammadde ve girdi maliyetlerindeki bu önlenemez artış, üretim süreçlerimiz üzerinde doğrudan büyük bir baskı oluşturmaktadır. Şunu açıkça ifade etmeliyim ki; içinden geçtiğimiz bu kritik süreç, biz işletmeler açısından çok daha dikkatli bir planlama ve her zamankinden daha güçlü bir mali yapı gerektirmektedir. Kayseri; Orta Anadolu’nun üretim üssü, ihracatın kalesidir. Bizler en zor şartlarda dahi üretmeyi, istihdam sağlamayı kendimize şiar edindik. Ancak bugün gelinen noktada, sanayicimizin omuzlarındaki yükün artık sürdürülebilir sınırları zorladığını da görüyoruz. Savaşın gölgesinde kalan pazarlarımızda ihracat aksamaları ve ciddi navlun artışları yaşıyoruz. Sanayicimiz ve tüccarımız, girdi maliyetlerindeki devasa artışlara ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen; üretim çarklarını döndürmek, istihdamı korumak için tabiri caizse ''ateşten gömlek'' giyerek mücadelesini sürdürüyor.” İfadelerini kullandı. “Bizim İçin ''Bekle-Gör'' Dönemi Bitmiştir; Artık ''Üret Ve Diren'' Dönemindeyiz!” Enflasyon ve finansmana erişim sorunlarına dikkat çeken Başkan Gülsoy, reel sektörün önündeki en büyük engelin yüksek finansman maliyetleri ve daralan kredi muslukları olduğunu belirtti. Enflasyon ile döviz kuru arasındaki dengesizliğin ihracatçının rekabet gücünü zayıflattığını vurgulayan Gülsoy, “Üretim çarklarının dönmesi için finansmana erişim kolaylaşmalı, girdi maliyetleri makul seviyelere çekilmelidir. Enflasyonla mücadeleyi sonuna kadar destekliyoruz ancak bu süreçte sanayicinin, tüccarın üretim azmi kırılmamalıdır. Bizim için ''bekle-gör'' dönemi bitmiştir; artık ''üret ve diren'' dönemindeyiz. Ülkemizin ve devletimizin gücüne sonuna kadar inanıyoruz. Ancak iş dünyası olarak beklentimiz nettir: Finansman maliyetleri makul seviyelere çekilmeli, enflasyon ve döviz kuru arasındaki makas, ihracatçımızı daha fazla ezmeyecek şekilde dengelenmelidir. Maliyet baskısını hafifletecek ve öngörülebilirliği artıracak adımların atılması en büyük beklentimizdir.” “Biz Şehirlerle Değil, Ülkelerle Mücadele Ettik” Gülsoy, Kayseri Pastırması’nın Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Tescili almasıyla ilgili tarihi süreci meclis üyeleriyle paylaştı. Salonda büyük bir memnuniyetle karşılanan bu gelişmeyi ''Kayseri’nin uluslararası arenadaki mührü'' olarak nitelendiren Gülsoy; bu başarının sadece bir başvuru sonucu değil, adeta bir ''diplomasi mücadelesi'' neticesinde kazanıldığını vurgulayarak meclis üyelerini bilgilendirdi. Kayseri Pastırması’nın AB tescil sürecinin perde arkasındaki hukuk mücadelesine değinen Başkan Gülsoy, bu başarının tesadüf olmadığını vurgulayarak şunları söyledi: “Avrupa Birliği’nden tescil alan 46 ürünümüz içerisinde, hakkında itiraz davası açılan ilk ve tek ürün Kayseri Pastırması olmuştur. Yürüttüğümüz 2 yıllık hukuk ve diplomasi müzakereleri neticesinde tüm dünyaya bir kez daha kanıtladık: Biz bu süreçte şehirlerle değil, ülkelerle mücadele ettik ve kazandık. Artık taklitlerin önüne geçilecek, ''Kayseri üretirse en kalitesini üretir'' imajı tüm dünyada tescillenmiş olacaktır. Bu sadece bir kağıt parçası değil; tüccarımızın alın terinin uluslararası arenada mühürlenmesidir.” “Sırada Sucuk Ve Mantı Var” Kayseri’nin gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımaya kararlı olduklarını ifade eden Gülsoy, yeni müjdeler de verdi: “Kayseri Pastırması şehrimizin AB nezdindeki ilk ürünü oldu ancak son olmayacak. Sırada Kayseri Sucuğumuz ve Kayseri Mantımız var. Onların da AB tescil süreçlerini aynı kararlılıkla takip ediyoruz. Hedefimiz; Kayseri’nin tüm gastronomi değerlerini dünya vitrinine taşımak ve ihracat menzilimizi bu tescilli güçle genişletmektir.Bu başarı, moralimizi yüksek tutmamız için büyük bir vesiledir. Şehrimizin markalarına sahip çıkmaya, onları dünya vitrinine taşımaya kararlılıkla devam edeceğiz.Bu gurur hepimizin! Şehrimize ve tüm üyelerimize bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum. “Kayseri Purov Mantısı Ve Kayseri Pöç Kebabı Tescillendi” Meclis toplantısında Avrupa Birliği tescilinin yanı sıra ulusal çaptaki yeni kazanımları da açıklayan Başkan Ömer Gülsoy, iki ürün için daha müjde verdi: “Kayseri Pastırması’nın AB tescili ile yaşadığımız gurura ek olarak, ulusal düzeyde de önemli bir mesafe katettik. Daha önce başvurularını gerçekleştirdiğimiz ‘Kayseri Purov Mantısı’ ve ‘Kayseri Pöç Kebabı’ için de Coğrafi İşaret Belgesi almaya hak kazandığımızı buradan ilk kez paylaşmak istiyorum. Bu yeni tescillerle birlikte Kayseri Ticaret Odası olarak koruma altına aldığımız coğrafi işaretli ürün sayımız 17’ye yükselmiştir. Şehrimize, esnafımıza ve tüm üyelerimize hayırlı, uğurlu olsun.” Başkan Gülsoy’dan Duayen Gazeteci Oktay Ensari’ye Vefa Meclis toplantısının sonunda bir vefa borcunu yerine getirmek istediğini belirten Başkan Ömer Gülsoy, geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Kayseri basınının duayen ismi Oktay Ensari’yi vefatının birinci yıl dönümünde rahmetle andı. Başkan Gülsoy, “Bugün burada bir vefa borcumuzu da yerine getirmek istiyorum. Geçtiğimiz yıl hakka uğurladığımız, Kayserimizin duayen gazetecilerinden, şehrimizin sesini her platformda duyuran kıymetli dostumuz Oktay Ensari’yi vefatının sene-i devriyesinde bir kez daha rahmetle anıyorum. Başta kederli ailesi olmak üzere, tüm yakınlarına ve Kayseri basın camiamıza bir kez daha başsağlığı diliyorum. Ruhu şad, mekanı cennet olsun inşallah.” dedi.

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı Haber

Kıyı Kentlerinin Geleceği Mersin’de Tartışıldı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen “Kıyı Kentleri Çalıştayı” Mersin’de gerçekleştirildi. Çalıştayda; kıyı kentlerinde planlama, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kıyı ekosistemlerinin korunması, kamusal alan kullanımı, yetki ve yönetim süreçleri ile mavi ekonomi başlıkları ele alındı. TBB ve Mersin Büyükşehir Belediyesi, kıyı kentlerinin sorunlarının tespiti ve iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını amaçlayan “Kıyı Kentleri Çalıştayı” düzenledi. Mersin Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde gerçekleştirilen çalıştay, belediye başkanlarını, akademisyenleri ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Kıyı kentlerinin turizm, ulaşım ve ekonomik faaliyetler açısından yoğun kullanımına dikkat çekilen çalıştayda, bu alanların aynı zamanda hassas ve kırılgan ekosistemler olduğuna vurgu yapıldı. Artan nüfus, turizm hareketliliği, konut ve sanayi yatırımları ile altyapı ihtiyaçlarının kıyı alanları üzerindeki etkilerinin ele alındığı programda, ortak sorunlara yönelik çözüm yolları ele alındı. Çalıştayın açılış konuşmalarını TBB Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ile TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız yaptı. Seçer: “196 belediye kıyılarda yer alıyor” Seçer konuşmasında Türkiye’nin yaklaşık 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip olduğunu ve 196 belediyenin kıyı alanlarında yer aldığını ifade etti. Bu belediyelerin sınırları içerisinde yaklaşık 22 milyon kişinin yaşadığını vurgulayan Seçer, “Veriler bize çok açık bir gerçeği göstermektedir; kıyı kentlerinin geleceği, aslında Türkiye’nin geleceğinin önemli bir parçasıdır.” dedi. Kıyıların; limanlar, tersaneler, enerji tesisleri, lojistik merkezler ve balıkçılık faaliyetleri gibi birçok kullanım alanını barındırdığını dile getiren Seçer, bu durumun zaman zaman mekansal kullanım çatışmalarına, çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine yol açabildiğini söyledi. Seçer: “Kıyı yönetimi stratejik bir alan” İklim değişikliğinin kıyı kentleri üzerindeki etkilerine de değinen Seçer, deniz seviyesinin yükselmesi, kıyı erozyonu, aşırı hava olayları ve sel felaketinin bu riskler arasında yer aldığını belirtti. Seçer, kıyı yönetiminin çevre politikaları, şehir planlaması, ekonomik kalkınma, afet yönetimi ve sosyal adaletin kesişiminde yer alan stratejik bir alan olduğunu ifade etti. Seçer: “TBB’de Kıyı Kentleri Komisyonu kurduk” TBB olarak kıyı yönetimini yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele aldıklarını belirten Seçer, bu kapsamda Birlik bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunun altını çizdi. Komisyon çalışmaları ile sahadan beslenen ve yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli hedeflediklerini dile getiren Seçer, Mersin’de gerçekleştirilen toplantının bölgesel toplantıların ilk adımı olduğunu dile getirdi. Sürecin devamında Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek toplantı ve çalıştaylarla “Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi”nin hazırlanmasının planlandığını aktaran Seçer, “Bu belge ile kıyı alanlarının planlanması, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kamusal erişim hakkı ve mavi ekonomi başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz.” dedi. Seçer: “Kıyıların korunması tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğu” Seçer ayrıca kıyı alanların korunmasının tüm kurumların ortak sorumluluğu olduğunu dile getirerek sözlerini şu şekilde devam etti: “Kıyı yönetimi konusunda yerel yönetimlerin bilgi birikimi ve deneyimi son derece değerlidir. Kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesi, hem uygulama etkinliğini artıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır." Mersin Büyükşehir Belediyesinin yaptığı çalışmaları anlatan Seçer, Türkiye Belediyeler Birliği olarak belediyelerin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak gördüklerini de sözlerine ekledi. Yıldız: “Kıyı kentlerimiz ülkemizin önemli zenginlikleri arasında yer alıyor” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız da konuşmasında, Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e uzanan sınırlarıyla son derece önemli bir potansiyele sahip kıyı kentlerinin doğal, ekonomik ve kültürel açıdan Türkiye’nin önemli zenginlikleri arasında olduğunu belirtti. Bu zenginliğin kıyıların kent kimliğinin oluşumunda ve kamusal yaşamın şekillenmesinde belirleyici rol oynadığını ifade eden Yıldız, “Kıyı kentleri, gelecek nesillere bırakacağımız ortak mirasımızdır. Bu nedenle kıyı alanlarının doğru planlanması ve yeni nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması büyük önem taşıyor.” dedi. Yıldız: “Kıyı alanlarının yönetimi ve korunması yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı” Kıyı alanlarının yönetimi, korunması ve sürdürülebilir kullanımının yerel yönetimler açısından önemli bir sorumluluk alanı olduğuna dikkati çeken Yıldız, atık su yönetimi ve kıyı temizliği gibi konuların belediyelerin öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. Bu kapsamda TBB bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nun kurulduğunu belirten Yıldız, komisyon aracılığıyla kıyı belediyelerinin sorunlarının ele alınmasını, iyi uygulama örneklerinin paylaşılmasını ve yerel yönetim perspektifini merkeze alan bir politika çerçevesi oluşturulmasını amaçladıklarını ifade etti. Kıyı Alanları, Planlama ve Mavi Ekonomi Ele Alındı TBB Genel Sekreter Yardımcıları Dr. Şengül Altan Arslan ve Feridun Ulutaş ile uzmanlardan oluşan geniş bir TBB ekibinin görev aldığı çalıştayda, TBB Kıyı Kentleri Komisyonu Üyesi ve İzmir Deniz İşletmeciliği Nakliye ve Turizm Tic. A.Ş. (İZDENİZ) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Işıkhan Güler genel değerlendirmelerde bulundu. Çalıştayda; İskenderun Körfezi Kıyı Alanları Planları, belediyelerin kıyı alanlarına yönelik yetki ve sorumlulukları ile yasal kurumsal yapı başlıklarında sunumlar yapılırken Mersin Büyükşehir Belediyesinin yerel uygulamalarına ilişkin de katılımcılara bilgi verildi. Çalıştay kapsamında “Kıyının Kamu Yararına Kullanımı (Engeller, Sorunlar ve Potansiyeller)”, “Kıyı ve Deniz Ekosisteminin Korunması, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Dayanıklılık”, “Planlama Süreçleri, Yönetim, Yetki ve Kurumsal Yapı” ve “Mavi Ekonomi, Kıyıdaki Ekonomik Sektörler” başlıklı dört ayrı atölye çalışması düzenlendi. Atölyelerde; kıyıya erişim, kamusal alan, kıyı–kent ilişkisi ve toplumsal eşitlik; kıyı ekosistemlerinin korunması, çevresel sürdürülebilirlik ve iklim değişikliği; planlama süreçleri, yerel ve merkezi yönetimlerin yetki ve sorumlulukları ile mevzuat; ayrıca mavi ekonomi kapsamında kıyıdaki ekonomik faaliyetler ve sektörlere ilişkin konular ele alındı.

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez Haber

Mersin Türkiye Ekonomisi İçin Stratejik Bir Merkez

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası’nı (MTSO) ziyaret ederek Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Sefa Çakır, Meclis Başkanı Hamit İzol, oda yönetimi ve iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldi. Ziyarette Mersin’in ekonomik potansiyeli, lojistik altyapısı, tarım, sanayi ve ihracat kapasitesi ile kentin geleceğine ilişkin stratejik başlıklar ele alındı. MTSO Yönetim Kurulu ve Meclis üyeleriyle yapılan toplantıda konuşan CHP’li Gülcan Kış, Mersin’in yalnızca bugünün gündemiyle değil uzun vadeli kalkınma perspektifiyle planlanması gereken bir şehir olduğunu söyledi. Kış, Mersin’in tarım, sanayi, lojistik ve turizm alanlarında Türkiye ekonomisine ciddi katkı sağlayan stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekerek, kentin potansiyelinin doğru planlama ve güçlü altyapı yatırımlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “Mersin artık kendi haline bırakılacak bir şehir değil” diyen Kış, küresel ticarette yaşanan dönüşümün Mersin için önemli fırsatlar barındırdığını ifade etti. Jeopolitik gerilimler ve ticaret hatlarındaki değişimin Doğu Akdeniz’de yeni lojistik merkezleri ön plana çıkardığını belirten Kış, Mersin’in bu süreçte güvenli bir ticaret koridoru ve liman kenti olarak öne çıkabileceğini söyledi. “Potansiyel tek başına yetmez” Mersin’in sahip olduğu potansiyelin doğru yatırımlarla desteklenmesi gerektiğini ifade eden Kış, özellikle lojistik altyapı, sanayi bölgeleri ve ticaret bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti. Kış, “Liman yapmak tek başına yeterli değildir. O limana dünya ticaretinin rotasını getirecek planlamayı da yapmak gerekir. Mersin’in rekabet gücünü artıracak yatırımların gecikmesi yalnızca kente değil Türkiye ekonomisine de zarar verir” dedi.  “Mersin’in sorunlarını Meclis’te gündeme taşımaya devam edeceğiz” Ziyarette Mersin’de devam eden ve uzun süredir gündemde olan altyapı projeleri de ele alındı. CHP’li Kış, kentin ulaşım ve altyapı sorunlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde sürekli gündeme getirdiklerini belirterek, özellikle D-400 Karayolu’ndaki yoğunluk ve güvenlik sorunlarını defalarca dile getirdiklerini ifade etti. Kış, Çeşmeli-Taşucu otoyolu ve Akdeniz Sahil Yolu gibi projelerin yalnızca ulaşım yatırımı değil, aynı zamanda turizm ve ticaret açısından da stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Tarım açısından büyük önem taşıyan Pamukluk Barajı ve su yönetimi konularının da yakından takip edildiğini belirten Kış, Mersin’in üretim gücünün sürdürülebilir olması için tarımsal altyapı yatırımlarının tamamlanması gerektiğini dile getirdi. “Mersin için ortak akıl şart” Toplantıda MTSO’nun Mersin’in uzun vadeli ekonomik vizyonuna yönelik yürüttüğü çalışmalar da değerlendirildi. MTSO’nun 2050 ve 2075 perspektifiyle yürüttüğü planlama çalışmalarının önemli olduğunu belirten Kış, iş dünyası ile kamu kurumlarının ortak hareket etmesinin kentin geleceği açısından kritik olduğunu söyledi. Kış, “Bir şehrin gelişmesi yalnızca iş dünyasının çabasıyla değil, aynı zamanda o şehrin sorunlarının Ankara’da güçlü bir şekilde dile getirilmesiyle mümkündür. Biz Mersin’in meselelerini Meclis’te takip etmeye devam edeceğiz” dedi. Ziyaretin sonunda Mersin iş dünyasının beklentileri ve kentin ekonomik gelişimine yönelik öneriler karşılıklı olarak değerlendirildi.

Kasım Ayı Fiyatlarıyla Mart Sonuna Kadar Sabit Fiyat Uygulaması Haber

Kasım Ayı Fiyatlarıyla Mart Sonuna Kadar Sabit Fiyat Uygulaması

Ramazan ayı öncesinde temel gıda ürünlerinde yaşanabilecek fiyat artışlarının vatandaşlar üzerindeki etkisini azaltmak amacıyla Reis Gıda, pirinç, bakliyat ve bulgur çeşitleriyle Kasım ayı fiyatlarıyla Mart ayı sonuna kadar geçerli olacak sabit fiyat uygulamasını hayata geçirdi. Söz konusu uygulama, 31 Ocak 2026 tarihinde Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile gerçekleştirilen sektör toplantısında da gündeme geldi. Toplantıda, Ramazan ayında gıda fiyatlarının seyri değerlendirilirken, Reis Gıda’nın sabit fiyat yaklaşımı sektör temsilcileriyle paylaşıldı. Konuya ilişkin açıklamada bulunan Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, alınan kararın toplumsal bir sorumluluğun sonucu olduğunu vurguladı: “Ramazan ayı, kuru gıda tüketiminin arttığı, aile sofralarının daha da önem kazandığı özel bir dönem. Özellikle Ramazan ayı öncesinde bu yaklaşımı toplumsal bir sorumluluk olarak değerlendiriyoruz.” Mehmet Reis, sabit fiyat uygulamasını Türkiye’de ilk kez 1994 yılı Ramazan ayı öncesinde hayata geçirdiklerini; 1995 yılında bu yaklaşımı sürdürdüklerini, 2001 ekonomik krizi döneminde fiyatlarını dondurduklarını ve sonraki yıllarda özellikle Ramazan dönemlerinde bu uygulamayı istikrarlı biçimde devam ettirdiklerini hatırlattı. Geçtiğimiz yıl ise Ramazan ayı sonuna kadar yaklaşık 80 gün boyunca sabit fiyat uygulandığını belirten Reis, bu adımların tüketicilerin alım gücünü desteklemeyi ve piyasada dengeli bir fiyat ortamına katkı sunmayı amaçladığını ifade etti. Bu yıl atılan adımın daha kapsamlı olduğuna dikkat çeken Mehmet Reis, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yıl bir adım daha ileri giderek Kasım ayı fiyatlarıyla Mart ayı sonuna kadar sabit fiyat uygulamasına geçtik. Bu da 5 aylık bir fiyat sabitleme anlamına geliyor. Bu karar; planlama, tedarik, stok yönetimi ve disiplinli bir süreci gerektiriyor.” 31 Ocak’ta gerçekleştirilen sektör toplantısında da vurgulandığı üzere, Reis markasına duyulan güvenin temelinde 45 yılı aşan sektör tecrübesi, üstün kalite anlayışı ve sürdürülebilir fiyat politikası yer alıyor. Reis Gıda, güvenilir gıdayı erişilebilir kılmaya devam edeceğini vurguluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.