Hava Durumu

#Planlı Üretim

Kırsal Haber - Planlı Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Planlı Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bu Yaklaşım Tarımın Yapısal Sorunlarını Çözmekten Uzak Haber

Bu Yaklaşım Tarımın Yapısal Sorunlarını Çözmekten Uzak

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, son günlerde kamuoyunda gündeme gelen destekleme haberlerinin tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak olduğunu ifade etti. Basında “çiftçiye nefes aldıracak” bir adım olarak sunulan “planlı üretim yapan çiftçinin mazot maliyetinin tamamı, gübresinin ise yarısı karşılanacak” haberleri kamuoyuna olumlu bir gelişme gibi yansıtılsa da, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal bu yaklaşımın tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak olduğunu belirtti. Sarıbal, desteklerin kurgulanma biçimine dikkati çekerek, “Bakanlığın konuya ilişkin resmi bir açıklaması bulunmazken, basına yansıyan bilgiler üzerinden görüyoruz ki maliyetler hızla artarken desteklerin bu artışlara paralel ve doğrudan bağlı olmaması, bu modeli ekonomik gerçeklikten koparıyor. Tam anlamıyla ne Musa’ya ne İsa’ya yarıyor” dedi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2024 yılında destekleme modelini kökten değiştirdiğini ve 1 Ocak 2025 itibarıyla bitkisel üretimde “katsayı” sistemine geçildiğini kaydeden Sarıbal, bu değişiklikle birlikte yıllardır uygulanan mazot ve gübre desteklerinin kaldırıldığını, yerine “temel destek” adı altında yeni bir sistem getirildiğini hatırlattı. Milletvekili Sarıbal, “2023 yılında 11 milyar 318 milyon lira olan mazot desteği yüzde 41,9 artışla 2024’te 16 milyar 57 milyon liraya çıkarıldı. 2025 yılı ödemesi ise yüzde 25 artışla 20 milyar 77 milyon liraydı. Mazot desteğinin toplam destekleme bütçesindeki payı bu 3 yılda yüzde 17,9’dan yüzde 14,9’a geriledi. Gübre desteği ise 2023’te 4 milyar 638 milyon lirayken 2024’te yüzde 7 artışla 4 milyar 965 milyon liraya çıkarıldı. 2025 bütçesinde öngörülen gübre desteği 8 milyar 281 milyon liraydı. 2025 üretim yılı destekleri belirlenirken mazotun litresi yaklaşık 40 lira seviyesindeydi. Bugün ise 70 liranın üzerine çıktı. Yani mazot fiyatı neredeyse yüzde 80–100 aralığında arttı. Gübre fiyatlarında da aynı dönemde yüzde 40–60 bandında artış yaşandı.2025 üretim yılı için çiftçiye dekar başına 244 TL temel destek verilmesi kararlaştırıldı. Her ürün için belirlenen katsayılarla bu rakam çarpılarak destek miktarı belirlendi. Örneğin buğday ve arpada katsayı 1,3 olduğu için çiftçi dekar başına 317 TL temel destek alacak. Eğer planlı üretim kapsamındaki havzada üretim yapıyorsa buna 317 TL planlı üretim desteği, ayrıca şartları sağlıyorsa 122 TL sertifikalı tohum desteği ekleniyor. 2026 yılı için katsayı sistemi devam ettirildi ve temel destek 244 TL’den 310 TL’ye çıkarıldı. Bunun yanında planlı üretim desteği de yine katsayı üzerinden veriliyor ve sadece Bakanlığın belirlediği havzalarda, belirlenen ürünleri eken çiftçiler bu destekten yararlanabiliyor. Havza dışında üretim yapan çiftçi ise bu desteklerin dışında kalıyor” ifadelerini kullandı. DESTEKLER ZAMANINDA ÖDENMİYOR 2025 üretim yılına ait desteklerin 2026 bütçesinden ve çoğu zaman bir yıl gecikmeyle ödendiğini kaydeden Sarıbal, “Çiftçi mazotu, gübreyi bugün peşin alıyor; ama desteği aylar hatta yıllar sonra alabiliyor. Bu da desteğin maliyeti düşüren bir araç olmaktan çıkarıyor. Verilen destek, çiftçinin artan maliyetini gerçekten karşılıyor mu, zamanında ulaşıyor mu ve üretimi sürdürülebilir kılıyor mu, bunu sorgulamak gerek. Atılan her adım önemli. Bakanlık’tan resmi bir açıklama yapılmamasına rağmen, basında çıkan haberleri dikkate alarak söyleyebilirim ki bu model, üretimi güçlendiren, çiftçiyi koruyan, gıda arzını güvence altına alan yapısal bir çözüm olmaktan uzak. Daha çok, mevcut sorunları öteleyen ve günü kurtarmaya dönük bir düzenleme niteliği taşıyor. Tarım, öngörülebilir, maliyetlere duyarlı ve üretimi merkeze alan köklü bir destekleme sistemine ihtiyaç duyuyor” diye konuştu. KAPSAYICI DESTEKLEME ŞART! Destekleme politikasının, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere dönük olduğunu, mazot ve gübre tüketiminin sahada doğru ve gerçekçi biçimde analiz edilmesi ve desteklerin bu maliyetlerin gerçek karşılığı olacak şekilde belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “İçinde bulunduğumuz dönem bir savaş ve çoklu kriz sürecidir. Böyle bir dönemde üretimi ayakta tutan çiftçileri kategorilere ayırmak, desteklemenin dışında bırakmak ya da gecikmeli ve yetersiz desteklerle yalnız bırakmak kabul edilemez. Bu koşullarda yapılması gereken, üretimin tamamını koruyan, kapsayıcı ve zamanında destekleyen bir model kurmaktır” dedi.

Depolarda Bekleyen Tütün Çiftçinin Sırtında Borç Yüküne Dönüştü Haber

Depolarda Bekleyen Tütün Çiftçinin Sırtında Borç Yüküne Dönüştü

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tütünde alımların geciktirilmesi, sözleşme fiyatlarının tek taraflı olarak düşürülmesi ve şirketlerin belirsiz alım politikalarının üreticiyi ciddi bir mağduriyetle karşı karşıya bıraktığını söyledi. Ürünlerin hala depolarda beklediğini belirten Sarıbal, “Mart ayı geldi ama ortada ne net bir alım takvimi var ne de üreticiyi rahatlatacak bir açıklama. Sözleşmeler çiftçinin aleyhine düzenleniyor. Alım takvimi belirsiz, fiyat tek taraflı aşağı çekiliyor. Bu, üreticiyi çaresiz bırakma düzenidir” dedi. Tütün üreticisinin maliyet baskısı altında olduğunu belirten Sarıbal, üretim maliyetinin kilogram başına ortalama 260 TL olduğunu hatırlatarak, “Sözleşme fiyatı 300 liraydı. Şimdi şirketlerin 220–250 lira bandında alım planladığı konuşuluyor. Bu, çiftçinin emeğinin ve alın terinin yok sayılması demektir” ifadelerini kullandı. Üreticinin yeni sezon için tarlaya hazırlanması gerekirken geçen yılın ürününü bile teslim edemediğini söyleyen Sarıbal, depolarda bekleyen tütünün çiftçinin sırtında borç yüküne dönüştüğünü ifade etti. TEKEL ÖZELLEŞTİRİLDİ, TÜRKİYE İTHALATA TESLİM EDİLDİ Türkiye’nin 2025 yılında işlenmemiş yaprak tütün ile sigara üretimine hazır hale getirilmiş ayıklanmış tütün ve tütün döküntüleri dış ticaret verilerine göre; 43 bin ton tütün ihraç ettiğini ve bunun karşılığında 346,5 milyon dolar gelir elde edildiğini belirten Sarıbal, “Aynı dönemde, 79,8 bin ton tütün ithal edildi ve bunun için 553,9 milyon dolar ödeme yapıldı. 1980 sonrası dönemde uygulanan neoliberal politikalar kapsamında, tütün ve tütün mamullerinin üretimi ile ticareti şirketlere bırakıldı. 1925 yılında Reji İdaresi yabancılardan satın alınarak kurulan TEKEL, özelleştirme adı altında yabancı sermayeye teslim edildi. Destekleme alımlarının kaldırılması, yerine sözleşmeli üretim sisteminin getirilmesi, TEKEL’in özelleştirilmesi, üretim maliyetlerindeki artış ve ithal tütün kullanımının yaygınlaşması; tütün üreticisinin gelirlerini ciddi şekilde azalttı. 2009 yılında 182 bin üreticiden tütün alımı yapılmışken, 2024 yılında 43 bin üreticiden tütün alımı yapıldı. Sözleşmeli üretimde devletin bir garantör olarak devreye girmesi gerekmektedir. TEKEL benzeri bir örgüt yeniden hayata geçirilmelidir” ifadelerini kullandı. TARIM DESTEKLENMEZSE HER ULUSLARARASI KRİZ TÜRKİYE’DE GIDA KRİZİNE DÖNÜŞÜR 2025 yılında çiftçilerin bir yandan zirai don, kuraklık ve sel felaketleriyle mücadele ederken, diğer yandan ürününü maliyetinin altında satmak zorunda bırakıldığını belirten Sarıbal, “Uygulanan politikalar üretimi caydırdı, çiftçiyi borçlandırdı ve üretimden kopuşu hızlandırdı. Çiftçiyi zarar ettirip toprağından koparan, mülksüzleştiren; verimli tarım arazilerini ve meraları imara açan iktidarın politikası sonucunda tüketici pahalı gıdaya mahkum edildi. Üreten kazanamadı, tüketen ucuz gıdaya erişemedi. Üretici ile market arasındaki fiyat farkı yüzde 229’a ulaştı. Uluslararası piyasalarda 27 Şubat’ta ton başına 490 dolar/ton seviyesinde bulunan üre gübresi fiyatı bir hafta içinde 595 dolara yükseldi. Mısır’da mart ve nisan sevkiyatları için fiyatların 625 dolar/ton seviyesine çıktığı belirtilirken yurt içi piyasada da yeni fiyat listeleri açıklanmaya başladı. Bayilere gönderilen son listelerde DAP gübresinin ton fiyatı 34 bin liradan 37 bin liraya, üre gübresinin ton fiyatı ise 26 bin liradan 28 bin liraya yükseldi. Şimdiden ham petrol fiyatları yüzde 70’den fazla artarak 9 Mart itibariyle artarak 60 dolardan 103 dolara kadar çıktı. Doğalgaz fiyatları yüzde 80’e yakın arttı. Savaşın uzun sürmesi halinde ham petrol fiyatlarının 200 dolarlara varabileceği tahminleri yapılıyor. Önümüzdeki dönem, enflasyonun yükseldiği, bütçe açıklarının arttığı dönem olacak. Tarımda planlı üretim, kamusal destek mekanizması kurulmazsa; her uluslararası kriz Türkiye’de gıda krizine dönüşür” diye konuştu.

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor Haber

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında tavuk eti ihracatına getirilen yasakların sektörü krize sürüklediğini belirterek, alınan kararın yıllar içinde elde edilen kazanımları ciddi biçimde riske attığını söyledi. Türkiye’nin tavuk eti üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Sarıbal, beyaz etin ekonomik fiyatı, erişilebilirliği ve sağlıklı bir protein kaynağı olması nedeniyle halkın sofrasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıllık üretimin yaklaşık 2,8 milyon ton düzeyinde olduğunu ifade eden Sarıbal, Türkiye’nin başta Arap ülkeleri ve Dubai olmak üzere yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapan güçlü bir tedarikçi konumunda bulunduğunu kaydetti. Son bir yılda yem, enerji ve diğer girdi maliyetlerinde yaşanan hızlı artışa dikkati çeken Sarıbal, üreticilerin 1 Ocak 2025 ve 1 Ocak 2026 süreçlerinde yüzde 15’lik fiyat güncellemesi talep ettiğini, Ticaret Bakanlığı’nın ise bu talebe ihracat yasağıyla karşılık verdiğini söyledi. Fahiş fiyatları önleme gerekçesiyle alınan kararın sorunu çözmek bir yana, krizi daha da derinleştirdiğini ifade etti. BİR GECEDE PAZAR KAYBI İhracat yasağıyla birlikte küresel pazarlarda kazanılan payın rakip ülkelere teslim edildiğini belirten Sarıbal, imzalanmış sözleşmelerin ve teslim taahhütlerinin yok sayıldığını, ani yasak kararının firmaları ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. TÜİK’in 2025 yılına ilişkin 11 aylık verilerini paylaşan Sarıbal, yasaklar yerine planlı üretim ve ihracat politikasının gerekliliğine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Tavuk eti üretimi 2024 yılında 2 milyon 512 bin tondu. 2025’te ise yüzde 11,6 artışla yaklaşık 2 milyon 800 bin tona yükseldi. Aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 21,2 artarak 452 bin tondan 548 bin tona çıktı. İhracat geliri 739 milyon dolardan 763 milyon dolara ulaştı. Tarım politikası; üreticiyi, ihracatçıyı ve halkın sofrasını birlikte koruma meselesidir. Yasaklarla değil, kamucu akılla yönetilen bir tarım politikası hem mümkündür hem de zorunludur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.