Hava Durumu

#Rekabet Gücü

Kırsal Haber - Rekabet Gücü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekabet Gücü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

ATSO Başkan Adayı Hatice Öz: “Antalya Hak Ettiği Payı Almalı” Haber

ATSO Başkan Adayı Hatice Öz: “Antalya Hak Ettiği Payı Almalı”

Antalya Ticaret Platformu (ATİP) tarafından düzenlenen “ATİP Buluşmaları” programının konuğu olan ATSO Başkan Adayı Hatice Öz, iş dünyasıyla bir araya geldi. Toplantıda Antalya’nın ekonomi, turizm, tarım ve sanayi sektörlerindeki potansiyeli ile çözüm bekleyen sorunları masaya yatırıldı. ​Antalya Ekonomisinde Turizm ve “Her Şey Dahil” Tartışması ​Programın açılış konuşmasını gerçekleştiren ATİP Başkanı Emrah Nas, Antalya ekonomisinin omurgasını oluşturan turizm sektörüne ve her şey dahil sistemine dikkat çekti. Sistemin şehir esnafı, butik oteller ve yerel işletmeler üzerindeki etkilerine değinen Nas şu ifadeleri kullandı: ​"Her şey dahil sistemi uzun yıllardır Antalya turizminin temel yapı taşı oldu; ancak butik otellerimiz ve şehir esnafımız açısından önemli sorunları da beraberinde getiriyor. Turizm yalnızca büyük tesislerle sınırlı kalmamalı; tüm şehir ekonomisini bütüncül bir anlayışla güçlendirmeliyiz." ​Hatice Öz: “Antalya Turizmi Bir Memleket Meselesidir” ​Toplantının ana konuşmacısı ATSO Başkan Adayı Hatice Öz, Antalya’nın eşsiz turizm potansiyeline rağmen hedeflenen katma değere henüz tam anlamıyla ulaşamadığını belirtti. Turizmin yalnızca deniz, kum ve günden ibaret olmadığını vurgulayan Öz, şu başlıkların altını çizdi: ​Çeşitlendirilmiş Turizm: Sağlık, spor, kongre, kültür ve gastronomi turizmi gibi yüksek katma değerli alanlar güçlendirilmeli. ​Stratejik Sağlık Turizmi: Antalya, nitelikli sağlık altyapısı ve uluslararası erişilebilirliği ile dünya çapında bir sağlık merkezine dönüşebilir. ​12 Aya Yayılan Turizm: Sezonun uzatılması ve turist başına elde edilen gelirin artırılması, Türkiye’nin küresel rekabet gücü açısından bir memleket meselesidir. ​“Antalya, Ürettiği Değerden Hak Ettiği Payı Almalı” ​Antalya'nın Türkiye ekonomisine sunduğu büyük katkıya rağmen kamu yatırımları ve teşviklerden yeterli payı alamadığını belirten Hatice Öz, iş dünyasının daha güçlü bir temsil mekanizmasına ihtiyaç duyduğunu ifade etti: ​"Antalya; sanayicisi, çiftçisi, turizmcisi ve tüccarıyla Türkiye’nin millî gelirine en çok katkı sunan stratejik üretim merkezlerinden biridir. Artık ürettiğimiz değerle orantılı olarak daha fazla yatırımla buluşmalıyız. İş dünyamızın taleplerini savunan, ortak akılla hareket eden etkin bir ATSO anlayışına ihtiyacımız var." ​Şirketlerin ticari başarının yanı sıra sosyal sorumluluk projelerinde ve sivil toplum kuruluşlarında aktif rol alması gerektiğine de değinen Öz, kent kültürüne katkı sunmanın önemine vurgu yaptı. ​Sektörler Birlikte Güçlenecek: Ortak Akıl Vurgusu ​Sahadan gelen bir ekip olduklarını belirten Hatice Öz, sanayi, tarım, ticaret ve turizmin birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğinin altını çizdi. Turizmin 12 aya yayılmasının tüm sektörleri ve yerel üreticileri doğrudan kalkındıracağını belirten Öz, "Hiçbir aklın ortak akıldan üstün olmadığına inanıyoruz. Amacımız Antalya’nın hak ettiği değeri almasını sağlayacak güçlü bir ATSO oluşturmaktır" diyerek sözlerini tamamladı. ​Yoğun katılımla gerçekleşen ATİP Buluşmaları, iş dünyasının karşılıklı fikir alışverişi ve ortak çözüm önerileriyle sona erdi.

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar Haber

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar

Türkiye’nin dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatında 2026 yılı hedefleri büyüdü. Yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık ihracat başarısı gösteren sektör, yıl sonunda toplam 2 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor. ​Türk kuru meyve sektörü, küresel pazarlardaki güvenilir tedarikçi konumunu 2026 yılının ilk yarısında perçinledi. Ege Bölgesi’nin sektördeki öncü rolü dikkat çekerken, toplam ihracatın yüzde 62’lik kısmını tek başına gerçekleştiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB), 465 milyon dolarlık performansla zirvedeki yerini korudu. ​Ege İhracatçısı Sektörün Lokomotifi Oldu ​2026 yılının ilk altı ayını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle küresel pazarlarda tercih edildiğini belirtti. ​Başkan Gabay, sektörün başarısının arkasında yatan temel unsurları şu sözlerle özetledi: ​"Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün yeterli değil. Üretimin çevresel sorumluluk, izlenebilirlik ve gıda güvenliği ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin anahtarıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçılar ve üniversitelerimizle birlikte yürüttüğümüz yatırımlarla Türk kuru meyveleri, dünyanın dört bir yanında gönül rahatlığıyla tüketiliyor." ​İhracatta Yeni Pazar Hedefleri: Hindistan ve TURQUALITY ​Avrupa Birliği ve ABD gibi geleneksel pazarlardaki güçlü varlığını koruyan sektör, rotasını Uzak Doğu ve Güney Asya’ya çevirdi. Özellikle Hindistan pazarında büyümeyi hedefleyen EKMİB, TURQUALITY Projesi ile Türk kuru meyvelerinin marka değerini ve bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​Sektörel Veriler ve 2026 İhracat Raporu ​2026 yılı ocak-haziran dönemi verilerine göre sektörün durum analizi şu şekilde: ​Çekirdeksiz Kuru Üzüm: 215 milyon dolar ile ihracatın lideri. ​Kuru İncir: 136 milyon dolar ile yükselişini sürdürdü. ​Kuru Kayısı: Yaşanan don olayı nedeniyle 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. ​İngiltere İhracatta Zirveye Yerleşti ​EKMİB verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında 94 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İngiltere, 81 milyon dolarlık talep ile Türkiye’nin kuru meyve ihracatında ilk sırada yer alırken; Almanya 55,2 milyon dolarla ikinci, ABD ise 54,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fransa ve İtalya ise Türk kuru meyvelerinin en yoğun tercih edildiği diğer Avrupa pazarları oldu. ​Gelecek Vizyonu: Bilim ve Teknoloji Temelli Üretim ​İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üniversiteler ve TÜBİTAK ile ortak projeler yürüttüklerini belirten Gabay, bilimsel veriye dayalı üretimin sektörün en önemli rekabet gücü olacağını vurguladı. Yılın ikinci yarısında beklenen rekolte artışlarıyla birlikte Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde ise 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşılması hedefleniyor.

Denizli’nin Mayıs Ayı İhracatı 383 Milyon Dolar Oldu Haber

Denizli’nin Mayıs Ayı İhracatı 383 Milyon Dolar Oldu

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Başkanı Osman Uğurlu, Denizli'nin Mayıs 2026 ihracat rakamlarını açıkladı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre Denizli ihracatı, mayıs ayında yüzde 14,5 azalışla 383 milyon dolar olarak gerçekleşti. DENİB tarafından kayda alınan ihracat ise yüzde 11,1 azalışla 301 milyon dolar oldu. Şubat, mart ve nisan aylarında Türkiye genelinde 8. sıraya yükselen Denizli, mayıs ayında da bu istikrarlı yerini korumayı başardı. Yılın ilk 5 ayını kapsayan Ocak-Mayıs döneminde ise Denizli ihracatı yüzde 1,9 artışla 1 milyar 982 milyon dolara ulaştı. Mayıs Ayındaki Düşüşün Nedeni: 6 Eksik İş Günü! İhracat rakamlarındaki gerilemeyi değerlendiren DENİB Başkanı Osman Uğurlu, bu düşüşte takvim etkisinin doğrudan belirleyici olduğunu vurguladı. Mayıs ayında toplamda 14 iş günü olduğunu belirten Uğurlu, geçen yılın aynı ayına göre 6 eksik iş günüyle faaliyet gösterdiklerini ifade etti. İhracatçıların küresel ve yerel ölçekte zorlu bir süreçten geçtiğini hatırlatan Uğurlu, şu ifadeleri kullandı: "İhracatçılarımız; yüksek finansman maliyetleri, artan üretim giderleri, kur-enflasyon makası ve küresel pazarlardaki yoğun rekabetle mücadele ediyor. Ancak Orta Doğu’daki gerilimlerin hafiflemesi ve haziran ayında çalışma günü sayısının 3,5 gün fazla olmasıyla ihracat performansımız yeniden dengelenecektir." Sektörel İhracat Performansı: Elektrik-Elektronik Yükselişte Denizli'nin lokomotif sektörlerinin mayıs ayı performans tablosu şu şekilde şekillendi: Tekstil ve Konfeksiyon: Yüzde 20,9 azalışla 103 milyon dolar. Elektrik-Elektronik: Yüzde 5,1 artışla 97 milyon dolar. Demir ve Demir Dışı Metaller: Yüzde 5 azalışla 66 milyon dolar. Tarım: Yüzde 17,4 azalışla 27,5 milyon dolar. Madencilik: Yüzde 10,2 azalışla 25,8 milyon dolar. İhracatın Zirvesinde İngiltere Var! Mayıs ayında Denizli'den en fazla ihracat yapılan ülkeler sıralamasında İngiltere liderliğini korudu. İngiltere'ye yapılan ihracat yüzde 4,3 artarak 61 milyon dolara yükseldi. Denizli ihracatında öne çıkan ilk 5 ülke ve ihracat rakamları: İngiltere: 61 milyon dolar (+%4,3) İtalya: 33,4 milyon dolar (-%15,6) ABD: 31,6 milyon dolar (+%31,8) Almanya: 28,6 milyon dolar (-%20,2) Fransa: 21,8 milyon dolar (+%9,2) Türkiye İmalat PMI 49,8’e Yükseldi: En Güçlü Performans Giyimde Ekonomik öncü göstergelerden biri olan Türkiye İmalat PMI (Satın Alma Yöneticileri Endeksi), nisan ayındaki 45,7 seviyesinden mayıs ayında 49,8’e yükselerek 50,0 olan eşik değerine yaklaştı. Üretimin yeniden büyümeye geçmesinde yeni ihracat siparişlerindeki toparlanma etkili oldu. Sektörel bazda ise nisan ayında olduğu gibi mayıs ayında da Türk imalat sanayisinin en iyi performans gösteren sektörü giyim ve deri ürünleri oldu. "Sürdürülebilir Büyüme İçin İhracatçının Rekabet Gücü Korunmalı" Türkiye ekonomisinin 2026 yılının ilk çeyreğinde yüzde 2,5 büyüme kaydettiğini belirten TÜİK verilerine de değinen DENİB Başkanı Osman Uğurlu, net ihracatın büyümeye katkısının negatif olmasının dikkatle incelenmesi gerektiğinin altını çizdi. Uğurlu, "Özellikle emek yoğun sektörlerde yaşanan maliyet baskıları, firmalarımızın uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü olumsuz etkiliyor. İhracatçılarımızın finansmana erişimini kolaylaştıracak, maliyet yüklerini azaltacak ve uluslararası pazarlardaki rekabetçiliğini artıracak adımların kararlılıkla sürdürülmesi büyük önem taşıyor" diyerek destekleyici politikaların önemine vurgu yaptı.

Bursa TB'nin Projesi ''En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi'' Ödülü Aldı Haber

Bursa TB'nin Projesi ''En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi'' Ödülü Aldı

Hayata geçirdiği projeler ile kent ekonomisinin lokomotif sektörlerini küresel pazarlarla buluşturan Bursa Ticaret Borsası, önemli bir başarıya imza attı. Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Responsible/Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi programında, “En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi” ödülü Bursa TB Gıda UR-GE Projesi’ne verildi. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), gıda sektöründe faaliyet gösteren üyelerinin küresel pazardaki rekabet gücünü artırmak ve kent ekonomisinin ihracat potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak adına yürüttüğü projelerini prestijli bir ödülle taçlandırdı. Ticaret Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen Responsible/Sorumluluk ve Uluslararası Rekabet Zirvesi kapsamında, Bursa Ticaret Borsası’nın başarıyla sürdürdüğü Gıda UR-GE Projesi, Bakanlık tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda “En İyi Çıkış Yapan UR- GE Projesi” ödülüne layık görüldü. Bursa TB Meclis Başkan Yardımcısı Sabriye Şen, Meclis Üyeleri Mehmet Edemen, Mehmet Korkmaz ve Namık Turan ile Genel Sekreter Fehmi Yıldız’ın katıldığı törende, Bursa Ticaret Borsası adına ödülü; Genel Sekreter Fehmi Yıldız Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Bakan Yardımcısı Özgür Volkan Ağar’ın elinden aldı. Matlı: “Bursa gıda sektörünü dünya ligine taşıyoruz” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, elde edilen ödülün, Borsa’nın ihracat odaklı vizyonunun ve üyelerine sunduğu desteklerin önemli bir göstergesi olduğunu söyledi. Üreticinin ve sanayicinin rekabet gücünü küresel ölçekte artırmayı misyon edindiklerini vurgulayan Başkan Matlı, “Bursa Ticaret Borsası olarak, üyelerimizin küresel pazarlarda sürdürülebilir bir güç elde etmesi için önemli adımlar atıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın destekleriyle yürüttüğümüz Gıda UR- GE projemiz; Dubai, Bükreş ve Sofya’nın ardından son olarak Uzak Doğu’nun en prestijli gıda organizasyonu olan FOODEX JAPAN Fuarı’nda Bursa’mızın yerel lezzetlerini dünya vitrinine taşıdı. Firmalarımızın dış pazarlara açılma kararlılığının ve projeyi yürüten ekibimizin özverili çalışmalarının Ticaret Bakanlığımız nezdinde “En İyi Çıkış Yapan UR- GE” ödülüyle takdir edilmesi bizim için büyük bir gurur ve motivasyon kaynağı olmasının yanında, doğru planlanmış bir vizyonun ve sahada karşılık bulan yoğun emeğin somut bir sonucudur” dedi. Başkan Matlı’dan ihracat ve rekabet gücü vurgusu Önümüzdeki süreçte de Bursa’nın üretim ve ihracat potansiyeline katkı sağlayacak projeleri hayata geçirmeye devam edeceklerinin altını çizen Başkan Özer Matlı, “Küreselleşen dünya ekonomisinde yerel firmalarımızın rekabet gücünü artırmak, onları ihracatçı konuma getirmek ve mevcut pazarlarını çeşitlendirmek en temel önceliklerimiz arasında yer almaktadır. Bugüne kadar olduğu gibi önümüzdeki dönemde daha fazla firmamızı uluslararası pazarlara taşıyarak ihracat kapasitemizi çok daha yukarıya çıkarmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle başta Ticaret Bakanımız Sayın Ömer Bolat olmak üzere, projemize aktif katılım sağlayan değerli üyelerimize şükranlarımı sunuyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak, ülkemizin hedeflerine ulaşmasında üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Kayseri İhracatta Engel Tanımıyor Haber

Kayseri İhracatta Engel Tanımıyor

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, TÜİK tarafından açıklanan 2026 yılı Şubat ayı dış ticaret verilerini değerlendirdi. Küresel krizlere ve bölgesel gerilimlere rağmen Kayseri, ihracat rakamlarını artırarak ekonomiye değer katmaya devam ediyor. ​Şubat Ayı İhracat Rakamlarında Yüzde 7,99 Artış ​TÜİK verilerine göre Kayseri, Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına oranla yüzde 7,99 artış göstererek 319 milyon 54 bin 873 dolar ihracat gerçekleştirdi. Aynı dönemde ithalat rakamı ise 145 milyon 885 bin 574 dolar olarak kaydedildi. ​Başkan Ömer Gülsoy, zorlu şartlar altında üretim yapan üyelerine teşekkür ederek, "Savaş ve krizlere rağmen büyük bir özveriyle mücadele veren, ülkemiz için rekabet eden ve istihdam sağlayan tüm ihracatçılarımızı yürekten kutluyorum" dedi. ​Yılın İlk İki Ayında Dış Ticaret Dengesi Güçlendi ​2026 yılının ilk iki ayını kapsayan veriler, Kayseri ekonomisinin üretim odaklı büyümesini kanıtlar nitelikte: ​Toplam İhracat: 610 milyon 871 bin 528 dolar (Geçen yıla göre %0,85 artış). ​Toplam İthalat: 275 millyon 417 bin 834 dolar (Geçen yıla göre %10,19 azalış). ​Bu verilerle birlikte Kayseri, dış ticaret fazlası verme konusundaki kararlılığını bir kez daha ortaya koydu. ​Kayseri’nin En Çok İhracat Yaptığı İlk 10 Pazar ​Şubat ayında dünya genelinde 152 ülkeye ulaşan Kayseri’nin en güçlü ticari partnerleri şunlar oldu: Almanya, ​Avusturya, ​İtalya, Polonya, Fransa, ​ABD, Irak, ​Birleşik Krallık, ​Romanya, ​Hollanda ​Sektörel Analiz: Hangi Sektörler Yükselişte? ​Başkan Gülsoy, ihracatın sektörel dağılımını da paylaştı. Elektrik ve Elektronik, Demir ve Demir Dışı Metaller, Çelik ve Tekstil sektörlerinde artış yaşanırken; Mobilya, Kağıt ve Orman Ürünleri ile Makine sektörlerinde kısmi bir azalış gözlemlendi. ​"Hürmüz Boğazı'ndaki Kriz Dünya Ekonomisini Tehdit Ediyor" ​Küresel piyasalardaki jeopolitik risklere dikkat çeken Gülsoy, Orta Doğu’daki gerilimin ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ciddi bir risk oluşturduğunu vurguladı. ​"Dünya enerji ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı’nın devre dışı kalması, petrol arzının beşte birini tehlikeye atmıştır. Bu durum, nakliye ve sigorta maliyetlerini artırarak tedarik zincirlerinde derin bozulmalara yol açmaktadır." ​"İhracatçının Rekabet Gücü Korunmalı" ​Gülsoy, sürdürülebilir büyüme için ihracatçıya verilen desteklerin artırılması gerektiğini belirtti. Kayseri sanayisinin her türlü krizi aşacak güçte olduğunu hatırlatan Başkan, "Biz her zaman istikrardan yanayız. Tüm risklere rağmen üretmeye ve ülkemize döviz kazandırmaya devam edeceğiz" diyerek sözlerini noktaladı.

Ortadoğu’ya İhracatta Navlun Ücretleri 4-5 Kat Arttı Haber

Ortadoğu’ya İhracatta Navlun Ücretleri 4-5 Kat Arttı

İran’a yönelik saldırıların ardından Ortadoğu’da artan jeopolitik gerilim, bölgeyle ticaret yapan ihracatçıları doğrudan etkiledi. Gelişmeler sonrası Ortadoğu ülkelerine yönelik sevkiyatlarda navlun ücretlerinin 4-5 kat arttığı belirtilirken, yükselen lojistik maliyetleri Türkiye’den bölge ülkelerine yapılan ihracatta ciddi bir baskı oluşturdu. Güneydoğu Anadolu Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, İran’a yönelik saldırıların bölgesel ticari dengeler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve gelişmeleri kaygıyla takip ettiklerini ifade ederek “Ortadoğu’daki gelişmeler yalnızca siyasi açıdan değil, uluslararası ticaret bakımından da önemli sonuçlar doğuruyor. Bölge hem insani hem de ekonomik riskler barındıran zorlu bir süreçten geçiyor. Yaşanan belirsizlik ticaret akışını ve fiyat dengelerini doğrudan etkilerken, bazı savaş fırsatçıları ihracatımıza darbe vurmaya çalışıyor” dedi. “Ortadoğu’ya yapılan ihracatta navlun ücretleri 4-5 kat arttı” Navlun kalemlerinde yaşanan artışın yalnızca taşıma bedeliyle sınırlı olmadığını vurgulayan Kadooğlu, “Yük taşıma ücretlerinin yanı sıra yükleme ve boşaltma bedelleri, liman hizmetleri, sigorta primleri ve risk farkları da ciddi oranlarda yükseldi. Özellikle savaş riski gerekçesiyle uygulanan ek primler ve teminat maliyetleri, toplam lojistik giderlerini katladı. Bu artışların kısa sürede 4-5 kat seviyesine ulaşması, ihracat planlamasını öngörülemez hale getiriyor” değerlendirmesinde bulundu. Artan maliyetlerin ihracatçının kârlılığını doğrudan erittiğine dikkat çeken Kadooğlu, “İhracatçı bu maliyet artışını bütünüyle üstlenemez. Fiyatlara yansıtıldığında ise hedef pazarlarda rekabet gücü zayıflıyor ve sipariş akışı yavaşlıyor. Bu nedenle sorun yalnızca maliyet değil, aynı zamanda pazar kaybı riski yaratıyor” ifadelerini kullandı. “Kriz dönemlerinde lojistik zinciri sağlıklı işlemeli” Navlun piyasasında oluşan sert dalgalanmaların ticaretin devamlılığı açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirten Kadooğlu, “Kriz dönemlerinde lojistik zincirinin sağlıklı işlemesi, tedarik güvenliği açısından kritik bir önem taşır. Maliyetlerdeki ani ve orantısız artışlar yalnızca ihracatçıyı değil, ithalatçı firmaları ve nihai tüketicileri de olumsuz etkiler. İhracatın sürdürülebilirliği için dengeli, öngörülebilir ve makul bir maliyet yapısına ihtiyaç var” dedi. Yaşanan gelişmelerin piyasalarda panik havası oluşturmaması gerektiğini belirten Kadooğlu, iş dünyasının güven ortamını zedeleyecek tutumlardan kaçınmasının önemine işaret etti. Başkan Kadooğlu, yaşanan gelişmelerin piyasalarda panik havası oluşturmaması için iş dünyasının güven ortamını zedeleyecek tutumlardan kaçınmasının önemine işaret etti ve “Türkiye güçlü devlet geleneği ve köklü kurumsal kapasitesiyle bu tür krizleri yönetme tecrübesine sahiptir. Tüm tarafların, ihracatçılarımızın sorumluluk bilinciyle hareket etmesi halinde bu sürecin en az hasarla atlatılacağına inanıyoruz” diyerek sözlerini tamamladı. Açıklamasının sonunda bölgedeki çatışma ortamının sona ermesi temennisini dile getiren Kadooğlu, kalıcı istikrarın hem insani hem de ekonomik açıdan en temel ihtiyaç olduğunu vurguladı.

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı Haber

Bursa Ticaret Borsası Başkanı Özer Matlı'dan Gümrük Birliği Uyarısı

Avrupa Birliği ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın, mevcut Gümrük Birliği yapısı nedeniyle Türkiye açısından ciddi ticari riskler oluşturduğunu belirten Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki yerini koruması için kapsamlı bir güncellemenin şart olduğunu vurguladı. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Avrupa Birliği (AB) ile Hindistan arasında imzalanan Serbest Ticaret Anlaşması’nın (STA) Türk ihracatçısı üzerindeki olası etkilerini değerlendirdi. 1996 yılından bu yana yürürlükte olan Gümrük Birliği Anlaşması’nın, küresel ticaretin değişen dinamikleri karşısında Türkiye’nin aleyhine bir tablo oluşturduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, özellikle AB’nin Hindistan ile imzaladığı kapsamlı ticaret anlaşmasının, ülke ekonomisi açısından stratejik riskler barındırdığını vurguladı. “İhracat Rakamları Tehlikenin Boyutunu Ortaya Koyuyor” Türkiye’nin ihracatında en büyük payın Avrupa Birliği ülkeleri olduğunun altını çizen Başkan Özer Matlı, ihracat rakamlarının da tehlikenin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi. Matlı, “2025 yılında Türkiye’nin genel ihracatı 273 milyar 434 milyon dolar olarak gerçekleşirken, bunun 116 milyar 987 milyon dolarlık aslan payı doğrudan Avrupa Birliği ülkelerine yapılmıştır. Bursa özelinde ise tablonun hassasiyeti daha da artmaktadır. Bursa olarak 17 milyar 862 milyon dolarlık toplam ihracatımızın 12 milyar doları aşan kısmı AB pazarına odaklıdır” dedi. Bu rakamların, AB pazarındaki her yapısal değişikliğin sanayici ve ihracatçı üzerinde doğrudan etkisinin olduğunu gösterdiğini belirten Özer Matlı, Hindistan gibi büyük bir rakibin AB pazarında vergi avantajı elde etmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekti. “Hint Mallarının Tek Taraflı Girişi Büyük Tehdit” Hindistan menşeli ürünlerin Avrupa Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz şekilde girişini mümkün kılan anlaşmanın, yerli üretici açısından bazı riskler barındırdığına dikkat çeken Başkan Özer Matlı, “Gümrük Birliği’nin mevcut ve asimetrik işleyişi çerçevesinde, AB’nin imzaladığı bu tür anlaşmalar; iş gücü maliyetleri düşük ve üretim kapasitesi yüksek ülkelerin ürünlerinin ülkemize düşük vergilerle erişimini kolaylaştırmaktadır. Buna karşın yerli üreticimiz aynı pazarlara girişte daha yüksek ticaret engelleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu tablo, iç pazar dengelerini zorlamakta ve üreticimizin rekabet gücü üzerinde ilave bir baskı oluşturmaktadır. Bu çerçevede Ticaret Bakanlığımız tarafından Gümrük Birliği sürecinde sorun teşkil eden başlıklara ilişkin yürütülen görüşmeler memnuniyet vericidir. Ancak mevcut risklerin büyümemesi ve üreticimizin korunması açısından sürecin daha hızlı ilerletilmesi büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı. Çözümün Anahtarı: Tam Entegrasyon Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesinin Türkiye için artık ertelenemez bir ihtiyaç haline geldiğini vurgulayan Başkan Matlı, meselenin sadece ticaret değil, Türkiye’nin küresel ticaret zincirindeki konumu olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Gümrük Birliği; tarım, hizmetler ve yatırım başlıklarının yanı sıra ulaştırma kotalarından vize serbestisine, dijital dönüşümden Yeşil Mutabakat uyumuna kadar tüm alanlarda modernize edilmelidir. Eğer bu yapı yeni nesil ticaret gerekliliklerine göre güncellenmezse, Türkiye’nin AB ile ticari ilişkilerinde yapısal bir kırılma kaçınılmaz olur. Ülkemizin AB’nin ticaret ağlarına tam entegrasyonu artık bir tercih olmaktan öte, ekonomik anlamda bir zorunluluk ve sürdürülebilirlik meselesidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.