Hava Durumu

#Rekolte

Kırsal Haber - Rekolte haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekolte haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Soğan Hasadı Hız Kesmeden Devam Ediyor Haber

Soğan Hasadı Hız Kesmeden Devam Ediyor

Eskişehir genelinde 2026 yılı erkenci çeşit soğan hasadı tüm hızıyla sürerken, tarlalardaki bereket yüz güldürüyor. Hasat dönemi kapsamında gerçekleştirilen saha programında tarım sektörü ve üreticilerin durumu masaya yatırıldı. ​Beyazaltın Mahallesi’nde Hasat ve Değerlendirme Buluşması ​Tepebaşı ilçesine bağlı Beyazaltın Mahallesi'nde düzenlenen hasat programına; Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, ​Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Nizamettin Çetiner ve bölgede soğan ekimi yapan üreticiler katıldı. ​Gerçekleştirilen ziyarette kuru soğanın Eskişehir ve ülke genelindeki mevcut durumu detaylı bir şekilde değerlendirildi. Kentin kuru soğan üretimindeki stratejik önemi vurgulanarak, önümüzdeki süreçte üreticilerin karşılaştığı durumlara yönelik çözüm önerileri ele alındı. ​İl Müdürü Çil’den Üreticilere Tam Destek Sözü ​Hasat edilen tarlaları bizzat gezerek incelemelerde bulunan Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil, tarladaki rekolte seviyesinden duydukları memnuniyeti dile getirdi. ​Bilinçli ve özverili üretim gerçekleştiren çiftçileri tebrik eden İl Müdürü Çil, şu ifadeleri kullandı: ​‘’İlk ekilişten son hasada kadar her aşamada üreticilerimizin yanında olmaya ve kendilerine teknik destek sağlamaya devam edeceğiz.’’ ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kentin tarımsal potansiyelini artıran ve ülke ekonomisine katma değer sağlayan bu tür stratejik ürünlerde üreticinin desteklenmesini aralıksız sürdürecek.

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar Haber

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar

Türkiye’nin dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatında 2026 yılı hedefleri büyüdü. Yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık ihracat başarısı gösteren sektör, yıl sonunda toplam 2 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor. ​Türk kuru meyve sektörü, küresel pazarlardaki güvenilir tedarikçi konumunu 2026 yılının ilk yarısında perçinledi. Ege Bölgesi’nin sektördeki öncü rolü dikkat çekerken, toplam ihracatın yüzde 62’lik kısmını tek başına gerçekleştiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB), 465 milyon dolarlık performansla zirvedeki yerini korudu. ​Ege İhracatçısı Sektörün Lokomotifi Oldu ​2026 yılının ilk altı ayını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle küresel pazarlarda tercih edildiğini belirtti. ​Başkan Gabay, sektörün başarısının arkasında yatan temel unsurları şu sözlerle özetledi: ​"Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün yeterli değil. Üretimin çevresel sorumluluk, izlenebilirlik ve gıda güvenliği ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin anahtarıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçılar ve üniversitelerimizle birlikte yürüttüğümüz yatırımlarla Türk kuru meyveleri, dünyanın dört bir yanında gönül rahatlığıyla tüketiliyor." ​İhracatta Yeni Pazar Hedefleri: Hindistan ve TURQUALITY ​Avrupa Birliği ve ABD gibi geleneksel pazarlardaki güçlü varlığını koruyan sektör, rotasını Uzak Doğu ve Güney Asya’ya çevirdi. Özellikle Hindistan pazarında büyümeyi hedefleyen EKMİB, TURQUALITY Projesi ile Türk kuru meyvelerinin marka değerini ve bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​Sektörel Veriler ve 2026 İhracat Raporu ​2026 yılı ocak-haziran dönemi verilerine göre sektörün durum analizi şu şekilde: ​Çekirdeksiz Kuru Üzüm: 215 milyon dolar ile ihracatın lideri. ​Kuru İncir: 136 milyon dolar ile yükselişini sürdürdü. ​Kuru Kayısı: Yaşanan don olayı nedeniyle 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. ​İngiltere İhracatta Zirveye Yerleşti ​EKMİB verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında 94 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İngiltere, 81 milyon dolarlık talep ile Türkiye’nin kuru meyve ihracatında ilk sırada yer alırken; Almanya 55,2 milyon dolarla ikinci, ABD ise 54,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fransa ve İtalya ise Türk kuru meyvelerinin en yoğun tercih edildiği diğer Avrupa pazarları oldu. ​Gelecek Vizyonu: Bilim ve Teknoloji Temelli Üretim ​İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üniversiteler ve TÜBİTAK ile ortak projeler yürüttüklerini belirten Gabay, bilimsel veriye dayalı üretimin sektörün en önemli rekabet gücü olacağını vurguladı. Yılın ikinci yarısında beklenen rekolte artışlarıyla birlikte Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde ise 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşılması hedefleniyor.

Türkiye’nin Limon İhracatı 500 Milyon Dolara Koşuyor Haber

Türkiye’nin Limon İhracatı 500 Milyon Dolara Koşuyor

Çorbalardan salatalara, yemeklerden bitkisel çaylara lezzet katan limon Türkiye’nin ihracatında da öne çıkan ürünlerden biri konumunda. Limon ihracatında 5.sırada yer alan Türkiye, 2024 yılında 578 bin ton limon ihraç etmişken, 2025 yılında limon ihracatı miktar bazında yüzde 38’lik azalışla 361 bin tona geriledi. Türkiye’nin limon ihracatı iklim krizinin etkileriyle miktar bazında düşerken, ihracat geliri yüzde 13’lük artışla 357 milyon dolardan 402,5 milyon dolara tırmandı. Balık: Limonu daha katma değerli ihraç ettik Limon ihracatı miktar bazında yüzde 38 düşerken, döviz getirisinin yüzde 13 artmasını değerlendiren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, bu artışın altında limon ihraç fiyatının dolar bazında yüzde 80 artışının yattığını, Türk limonunun daha katma değerli ihraç edildiğini dile getirdi. Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 3 milyar 703 milyon dolarlık yaş meyve sebze ihracatının yüzde 11’nin limon ihracatından olduğunu vurgulayan Başkan Balık, “Türkiye’de üretilen 58 milyon ton yaş meyve sebzenin ortalama yüzde 7’sini ihraç edilirken, limon üretimimizin yüzde 33’ü ihraç ediliyor. Limon ihracatımızdaki artış 2026 yılının ocak – nisan döneminde de sürdü. Limon ihracatımız yüzde 18’lik artışla 165 milyon dolardan 195 milyon dolara çıktı. 2026 yılı sonunda limon ihracatında 500 milyon doları aşmayı hedefliyoruz” şeklinde konuştu. Türkiye’nin limon ihracatı 22 yılda 2,5 kat arttı Türkiye’nin limon ihracatının 2002 yılında 230 bin ton seviyesindeyken, 2024 yılında 577 bin tona kadar yükseldiğini paylaşan Balık sözlerini şöyle sürdürdü; “Limon ihracatımız 22 yılda 2,5 kat arttı. 2026 yılı rekoltesiyle ilgili konuşmak için erken olmakla birlikte 2025 yılından daha yüksek bir rekolte bekliyoruz. Limon ihracatındaki artışımızın ilerleyen yıllarda artarak orta vadede 1 milyar doları görecektir.” Limon ihracatında Irak, Rusya ve Romanya zirvede yer aldı Limon ihracatında öne çıkan ülkeler hakkında da bilgi veren Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2025 yılında en çok limon ihraç ettiğimiz ülkeler 161,5 milyon dolarla Irak, 81 milyon dolarla Rusya Federasyonu, 23,7 milyon dolarla Romanya oldu. 2026 yılının ocak – nisan döneminde de sıralama değişmedi. Irak 64,5 milyon dolarla ilk sıradaki yerini korurken, Rusya’ya limon ihracatı yüzde 62’lik artışla 30,6 milyon dolardan 50 milyon dolara yükseldi ve ikinci sıradaki yerini sağlamlaştırdı. Üçüncü sırada 14,5 milyon dolarlık ihracatla Romanya yer aldı” ifadelerini kullandı. Limon 2026 yılının ocak – nisan döneminde 195 milyon dolarlık ihracat performansıyla; mandalina, domates ve biberden sonra en çok ihraç ettiğimiz dördüncü yaş meyve sebze ürünü oldu.

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!'' Haber

Gürer: ''2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi!''

Gürer: “2 Bardak Çaya Ödenen Para, Üreticinin 1 Kilo Çayına Verilmedi” CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, yaptığı açıklanan yaş çay alım fiyatına tepki gösterdi. Kilogram başına açıklanan 35 liralık yaş çay fiyatının üreticiyi hayal kırıklığına uğrattığını belirten Gürer, “Bu fiyat ne maliyeti karşılıyor ne de üreticinin emeğinin karşılığını veriyor” dedi. Türkiye’de Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı yaklaşık 200 bin çay üreticisi bulunduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, kayıt dışı üreticilerle birlikte bu sayının daha da arttığını söyledi. Doğu Karadeniz’de çayın temel geçim kaynaklarından biri olduğuna dikkat çeken Gürer, düşük fiyatın yalnızca üreticiyi değil bölge ekonomisini de olumsuz etkilediğini vurguladı. TBMM Tarım, Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Geçtiğimiz yıl 1 milyon 340 bin ton çay hasadı yapıldı. Önceki yıllara göre verimlilik ve rekolte giderek düşüyor. Çünkü üretici memnun değil. Geçen yıl verilen fiyat da üreticiyi mutlu etmemişti” diye konuştu. “GEÇEN YIL 6 KİLO ÇAY SATAN 1 KİLO KURU ÇAY ALIYORDU, BUGÜNKÜ FİYATLA 8,5 KİLO SATARAK 1 KİLO KURUÇAY ALABLİYOR Yaş çay fiyatının alım gücü üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, üreticinin geçen yıla göre ciddi kayıp yaşadığını belirterek, “Geçtiğimiz yıl üretici 6 kilo yaş çay sattığında 1 kilo kuru çay alabiliyordu. Bu yıl ise 8,5 kilo yaş çay sattığı zaman ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Yani yalnızca kuru çay fiyatı üzerinden baktığımızda bile üreticinin 2,5 kiloluk kaybı var. Bu hesaplamalara göre bugün açıklanan 35 liralık fiyatın aslında 50 lira civarında olması gerekiyordu. Üretici siyasi iktidarın bu rakamı vermeyeceğini biliyordu ama en azından başa baş noktasını yakalayabilmek için 40 liranın üzerinde bir fiyat bekliyordu,” dedi. “FİYAT YÜKSEK OLSAYDI AÇIKLAMAYI CUMHURBAŞKANI YAPARDI” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, açıklanan fiyatın düşük olduğunun iktidarın tutumundan da anlaşılabileceğini ifade ederek, “Eğer açıklanan fiyat üreticiyi memnun edecek bir fiyat olsaydı bunu Sayın Cumhurbaşkanı açıklar ve Rize meydanına çıkardı. Bu kez açıklamayı Tarım ve Orman Bakanlığı yaptı. Çünkü verilen fiyat düşük bir fiyat. Üreticiyi gerçek anlamda üzdü,” diye konuştu. Çay üreticisinin emeğinin değersizleştirildiğini söyleyen Gürer, “Bir kafede bir bardak çay 80-90 liraya satılıyor. Kahvehanelerde en az 15 liraya satılıyor. Yani 2 bardak çaya ödenen para, bu ürünü yetiştiren çiftçimizin 1 kilo yaş çayına verilmedi” dedi. “ÇAYDA DA ARZ AÇIĞI RİSKİ BÜYÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde çay tarımı yılda 6 ay yapılabiliyor. Tropikal ülkelerde ise 12 ay üretim var. Buna rağmen Türkiye çayda yüzde 95 yeterlilik seviyesinde. Bu şekilde devam ederse arz açığı oluşacak ürünlerden biri de çay olacak. Şu anda zaten ithalat sürüyor. Türkiye’de kişi başına yıllık 13 kilogram çay tüketiliyor. 2022-2026 yılları arasında 67 bin 552 ton siyah çay ithal edildi. Bunun karşılığında 153 milyon 793 bin dolar döviz yurt dışına çıktı,” şeklinde konuştu. 2026 yılının ilk üç ayında da 4 bin 613 ton çay ithal edildiğini belirten Gürer, “Yalnızca ilk üç ayda 12 milyon 456 bin dolar döviz ödendi. 2025 yılında ise 20 bin 890 ton çay ithal edildi ve 47 milyon 820 bin dolar yurt dışına gitti” dedi. “ÇAY ÜRETİMİ ÇOK MALİYETLİ HALE GELDİ” Çay üretiminin özellikle Doğu Karadeniz’in engebeli arazilerinde büyük emek gerektirdiğini vurgulayan Gürer,“Çay toplama yevmiyeleri arttı, motorlu çay toplama makinelerinin maliyeti yükseldi. Gübreleme, budama, çapa, motorlu tırpan giderleri, nakliye maliyetleri derken çay artık maliyetli bir ürün haline geldi. Bütün bu giderler dikkate alınmadan açıklanan fiyat üreticiyi korumaz,” diye konuştu. “ÜRETİCİ MASRAFINI KARŞILAYAMIYOR” Bölgedeki üreticilerle görüştüğünü belirten Gürer, çiftçilerin ciddi ekonomik sıkıntılar yaşadığını belirterek, “Üreticilerimiz bize ‘Verilen fiyat yetersiz, yaptığımız masrafı çıkaramıyoruz’ diyor. Tarımda çiftçinin, üreticinin, besicinin gelir-gider dengesi bozuldu. Açıklanan fiyat taban fiyat olmadığı için tüccar daha düşük rakamlardan da alım yapabiliyor. Bu da üreticinin mağduriyetini daha da artırıyor,” dedi, “YAŞ ÇAY FİYATI YENİDEN BELİRLENMELİ” Açıklanan fiyatın mutlaka revize edilmesi gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, yaş çay alım fiyatının 40 liranın üzerine çıkarılması çağrısında bulundu. “Bu fiyat beklentileri karşılamamıştır” diyen Gürer, “Fiyat yeniden değerlendirilmeli. Üretici desteklenmeli. Yaş çay alım fiyatı 40 liranın üzerine çıkarılmalıdır. Ayrıca ürünün işlenmesi sürecinde de fire verilmeden değerlendirilmesi sağlanmalıdır. İthalatçı anlayış yerine kendi üreticisini koruyan bir politika izlenmelidir. Türkiye’nin kendi çayıyla kendine yeter hale gelmesi ancak üreticinin korunmasıyla mümkündür,” dedi.

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı'' Haber

Gürer: ''Buğdayın Alım Fiyatı Acilen Açıklanmalı''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, buğday ve arpa üretimiyle ilgili değerlendirmelerde bulunarak Toprak Mahsulleri Ofisi’ne çağrı yaptı. Gürer, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin korunması gerektiğini belirterek, bu yıl açıklanacak alım fiyatının çiftçiyi yeniden üretime yönlendirecek seviyede olması gerektiğini söyledi. Türkiye’de 2026 yılında yağışların yeterli seviyede gerçekleşmesi nedeniyle buğday ve arpada verim artış öngörüldüğünü ifade eden Ömer Fethi Gürer, bazı bölgelerde hasat dönemine girildiğini belirtti. Çukurova’da kısa süre içinde hasadın yaygınlaşacağını anımsatan Gürer, buna rağmen halen alım fiyatının açıklanmamış olmasını eleştirdi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Bu yıl yağışların olumlu seyretmesiyle buğday ve arpada rekolte artışı bekleniyor. Ancak üreticinin gözü açıklanacak alım fiyatında. Çiftçi ekim yaparken yüksek maliyetlerle mücadele etti. Şimdi ürününü zarar etmeden satabilmek istiyor” dedi. “2002’DE 19,5 MİLYON TONDU, 2025’TE 17,9 MİLYON TONA GERİLEDİ” Türkiye’nin buğday üretiminde yıllar içinde gerileme yaşadığına dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “2002 yılında ülkemizde 19 milyon 500 bin ton buğday yetişmişti. 2025 yılında ise bu rakam 17 milyon 900 bin tona kadar geriledi. Geçtiğimiz yıl ani hava değişimleri nedeniyle ciddi rekolte kaybı yaşandı. Bu yıl ise verim beklentisi daha yüksek görünüyor,” dedi. Gürer, Türkiye’nin yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday ihtiyacı bulunduğunu belirterek, üretimde yaşanan düşüşün ithalat baskısını artırdığına dikkat çekti. “PİYASA TÜCCARA BIRAKILIRSA ÇİFTÇİ KAYBEDİYOR” Toprak Mahsulleri Ofisi’nin üreticiyi koruyacak bir fiyat politikası uygulaması gerektiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, piyasada oluşacak düşük fiyatların çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirterek, “Toprak Mahsulleri Ofisi bu yıl alım fiyatını girdi maliyetleri artı makul bir kârla bir an önce açıklamalı ve çiftçinin arpası, buğdayı mutlaka teminatıyla alınmalı. Piyasa tüccara bırakılmamalı. Çünkü piyasa tüccara bırakıldığında düşük alım fiyatı oluşuyor. Yüksek girdi maliyetleri nedeniyle çiftçi zarar ediyor ve bir sonraki yıl buğdaydan, arpadan uzaklaşıyor,” şeklinde konuştu. “YURT DIŞINDAN 6 İLE 10 MİLYON TON BUĞDAY ALINIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin dâhilînde işleme rejimi kapsamında her yıl milyonlarca ton buğday ithal ettiğini ifade ederek, “Ülkemiz yıllık yaklaşık 22 milyon ton buğday tüketiyor. Ancak dahilinde işleme rejimi kapsamında yurt dışından her yıl 6 ila 10 milyon ton arasında buğday alınıyor. Bu buğday un ve makarna yapılarak yeniden ihraç ediliyor. Oysa o buğdayı da bizim çiftçimiz üretebilir,” dedi Tarım arazilerindeki kayba da dikkat çeken Gürer, “2002 ile 2024 yılları arasında yaklaşık 2 milyon 800 bin hektar tarım arazisi devre dışı kaldı. Eğer bu alanlarda üretim devam etseydi bugün ithalata ihtiyaç duymadan kendi buğdayımızı üretip ihraç edebilirdik,” diye konuştu. “SULU TARIMDA MALİYET 20 LİRA, KURU TARIMDA 21 LİRAYI AŞIYOR” Üretim maliyetlerinin çiftçiyi zorladığını vurgulayan Gürer, “Sulu tarımda buğdayın kilogram maliyeti yaklaşık 20 lira seviyesinde oluşuyor. Kuru tarımda ise bu rakam 21 liranın üzerine çıkıyor. Bu nedenle en az 24 liranın üzerinde bir alım fiyatı açıklanmalı ki çiftçi emeğinin karşılığını alabilsin,” dedi. Gürer, üreticinin kazanmasının yalnızca çiftçi açısından değil, ülkenin gıda güvenliği açısından da zorunlu olduğunu belirterek, “Çiftçi para kazanırsa yeniden buğday ve arpa üretimine yönelir. Ürün deseni korunur. İthalatçı politikalar yerine kendi çiftçimizi, kendi üreticimizi desteklemeliyiz. Bunun yolu da üretilen ürünün değerinde alınmasından geçiyor,” diye konuştu. “1 KİLO BUĞDAYDAN 8 SİMİT ÇIKIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin emeğinin yeterince karşılık bulmadığını ifade ederek, “Bugün 1 kilo buğdaydan yaklaşık 800 gram un elde ediliyor. O undan da 8 simit çıkıyor. Simidin içinde un var, tuz var, kira var, işçilik var. Ama buğday bir yıllık emeğin sonucu üretiliyor. Çiftçinin emeği korunmadan üretimde sürdürülebilirlik sağlanamaz,” dedi. “RUSYA’NIN, UKRAYNA’NIN BUĞDAYINA MUHTAÇ OLMAYALIM” Türkiye’nin buğdayda tam anlamıyla kendine yeter hale gelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli üretimin stratejik önemine dikkat çekerek, “Çiftçi refahı sağlanırsa ülkemiz buğdayda kendi kendine yeter noktaya gelir. Bugün yaklaşık yüzde 97 seviyesinde bir yeterlilikten söz ediliyor ama üretim desteklenirse tamamen kendi kendimize yetebiliriz. Rusya’nın, Ukrayna’nın buğdayına muhtaç olmayız,” şeklinde konuştu.

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak Haber

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak

AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, Ayvalık’ı dört gün boyunca Türkiye tarımının karar ve vizyon merkezine dönüştürecek. Altınova Kapalı Pazaryeri, 15-18 Mayıs 2026 tarihlerinde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. İlk AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, aynı çatı altında birleşerek üretimden tedarik zincirine uzanan güçlü bir etkileşim alanı oluşturacak. Bu iki organizasyonun bir araya gelmesi, Ayvalık’ta tarımın geleceğine dair ortak akıl ve üretim vizyonunun şekillendiği kritik bir buluşma zemini ortaya koyacak. ZEYTİNCİLİĞİN YOL HARİTASI Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nde, zeytinciliğin geleceğine ilişkin çok boyutlu başlıklar ele alınacak. Zirvenin yalnızca sorunların dile getirildiği bir platform olmayacağını, aynı zamanda çözüm önerilerinin birlikte üretileceği bir ortak akıl zemini oluşturacağını vurgulayan Uğural, “Yerel yöneticilerden akademisyenlere, üreticilerden sanayici ve ihracatçılara kadar zeytine dair sözü olan herkes bu zirvede bir araya gelecek. Burada zeytinciliğin geleceğini konuşacağız; küresel baskılar karşısında sektörün nasıl daha dirençli ve güçlü hale gelebileceğini tartışacağız. Bu zirveden çıkacak sonuçların, Türkiye zeytinciliği için yeni bir yol haritası niteliği taşımasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. KIRSAL KALKINMANIN DİNAMİKLERİ Zirvenin ilk gününde yerel yönetimlerin tarım politikaları ele alınacak. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı kırsal kalkınma, üretim planlaması ve bölgesel tarım yatırımları üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Aynı gün gerçekleştirilecek “Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem” oturumunda ise üreticiler ve sektör temsilcileri mevcut piyasa koşullarını analiz edecek. ZEYTİNCİLİĞİN ROTASI ÇİZİLECEK İkinci gün düzenlenecek “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu” başlıklı oturum, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olacak. Ayvalık, Edremit ve Burhaniye ticaret odalarının başkanları; coğrafi işaretin ekonomik değeri, lisanslı depoculuğun sektöre etkisi ve Kuzey Ege zeytinyağının dünya pazarındaki konumunu değerlendirecek. Aynı gün gerçekleştirilecek sektör forumunda ihracatçılar, üreticiler ve akademisyenler bir araya gelecek. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında küresel pazardaki rekabet avantajı, maliyet baskıları ve yeni ihracat stratejileri masaya yatırılacak. Balıkesir Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katılacağı forumda bilimsel üretim yöntemleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve verimlilik odaklı modeller öne çıkacak. SÖZ KADIN ÜRETİCİLERDE Zirvenin üçüncü gününde kadın üreticiler söz alacak. Aile işletmelerinden markalaşma süreçlerine kadar birçok başlığın ele alınacağı oturumda, kırsal ekonomide kadın emeğinin artan rolüne dikkat çekilecek. Günün son bölümünde gerçekleştirilecek üretici oturumunda ise ziraat odaları başkanları yeni sezona ilişkin saha verilerini paylaşacak. Özellikle kuraklık riski, su yönetimi, üretim maliyetleri ve rekolte beklentileri zirvenin en kritik gündem başlıkları arasında yer alacak. Sektör temsilcileri, Ayvalık’ta gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nin, Türkiye zeytinciliğinin geleceğine ilişkin önemli karar süreçlerine zemin hazırlayacağı görüşünde birleşiyor. Üretimin sürdürülebilirliği, ihracat kapasitesinin artırılması ve yüksek katma değerli marka ekonomisinin oluşturulması açısından zirvenin sektöre güçlü bir perspektif sunması bekleniyor. Asırlardır zeytinle büyüyen Ayvalık, şimdi yalnızca üretimin değil; zeytin ekonomisinin geleceğini şekillendirecek fikirlerin de merkezi olmaya hazırlanıyor. ZEYTİN ÜRETİM ZİRVESİ PROGRAMI 1.Gün – 15 Mayıs 2026 AÇILIŞ TÖRENİ 12.00 STAND ZİYARETLERİ 1. Oturum – 14.30 Kuzey Ege’de Yerel Yönetimlerin Tarım Politikaları · Moderatör: İsmail Uğural – Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı · Konuşmacılar: · Mesut Ergin – Ayvalık Belediye Başkanı · Adil Kırgöz – Dikili Belediye Başkanı · Melih Bağcı – Gömeç Belediye Başkanı 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Hüseyin Bozkurt – Zeytin Üreticisi · Mehmet Cavlı – Komili Orjinasyon Müdürü · Fatih Cenikli – Zeytinyağı Üreticisi 2. Gün – 16 Mayıs 2026 1. Oturum – 15.00 Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetişimi ve Lisanslı Depoculuk · Moderatör: Dr. Hakkı Çetin – Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Uzmanı · Konuşmacılar: · Ali Uçar – Ayvalık Ticaret Odası Başkanı · Ahmet Çetin – Edremit Ticaret Odası Başkanı · Hasan Varol – Burhaniye Ticaret Odası Başkanı 2. Oturum – 16.30 Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Forumu · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Ali Nedim Güreli – Zeytinyağı İhracatçısı · Mustafa Alhat – Zeytin ve Zeytinyağı Üreticisi · Dr. Mücahit Kıvrak – Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO Zeytincilik Bölümü Öğretim Görevlisi 3. Gün – 17 Mayıs 2026 1. Oturum – 14.30 Kadın Çiftçiler Konuşuyor · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Deniz Sabuncugil – 4. Nesil Zeytinyağı Üreticisi · Şensal Arslan – Zeytin Üreticisi · Tuğba Nur Çelikel – Zeytinyağı Üreticisi · Esra Ovalı – Uyan Zeytincilik Üretim Sorumlusu 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağında Üreticinin Yeni Sezon Beklentileri · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Ziraat Odaları Başkanları katılımıyla

Buğdayda Yağmur Bereketi Haber

Buğdayda Yağmur Bereketi

Antalya Ticaret Borsası (ATB), buğday hasadı öncesinde “Hububat Hasadı Öncesi Sektörel Analiz Toplantısı” düzenledi. ATB Toplantı Salonu’nda, ATB Başkan Vekili Halil Bülbül’ün başkanlığında gerçekleşen toplantıya, Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, ATB Hububat Meslek Komitesi Üyeleri, Tarım ve Orman Müdürlüğü, BATEM ve ZMO temsilcileri, ilçe ziraat odası başkanları, biçerdöverciler, üretici ve fabrika sahipleri katıldı. Toplantıda, 2026 üretim sezonunda hububatta rekolte ve kalite beklentileri, girdi maliyetleri, devlet destekleri, erken hasadın kaliteye etkisi, pas hastalığı gibi çok sayıda konu gündeme geldi. BUĞDAY BÖLGE TARIMI İÇİN ÖNEMLİ ATB Başkan Vekili Halil Bülbül, buğday hasadının bereketli olmasını dilerken, hasat öncesinde sektör paydaşlarını bir araya getirerek, hasat beklentileri, hububatta yaşanan sorun, çözüm önerileri ve beklentilerini gündeme getirmek istediklerini söyledi. Antalya’da 250 bin ton civarında buğday üretimi yapıldığını belirten Bülbül, Serik, Aksu, Korkuteli ve Elmalı ilçeleri için ciddi bir ekonomik gelir kaynağı olan buğdayın bölge tarımı için önemini vurguladı. ÇİFTÇİSİZ HİÇ OLMAZ Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp, artan maliyetlere dikkat çekerek mevcut desteklerin yetersiz olduğunu söyledi. Gübre fiyatlarının çok yükseldiğini belirten Alp, desteklerin ürün ve fatura bazlı verilmesi gerektiğini kaydetti. Çiftçinin üretimde kalabilmesi için etkin destek politikalarının şart olduğunu vurgulayan Alp, “Devletsiz olmaz ama çiftçisiz hiç olmaz” dedi. REKOLTEDE YÜZDE 25 ARTIŞ BEKLENTİSİ ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Yusuf Sarıcalar, bölgenin yağışlar nedeniyle iyi bir hububat sezonu geçireceğini söylerken, buğdayda yüzde 25 rekolte artışı beklendiğini kaydetti. Yüksek rekoltenin fiyat baskısı oluşturabileceği uyarısında bulunan Sarıcalar, üreticinin mağdur olmaması için doğru planlama yapılması gerektiğini söyledi. DOĞRU YÖNTEMLERLE VERİM YÜZDE 20 ARTAR ATB 1. Meslek Komitesi Üyesi Nuri Büyükselçuk, sertifikalı tohum, doğru gübreleme ve zamanında ilaçlamayla verimin yüzde 20’ye kadar artırılabileceğini belirtti. Türkiye’nin buğday üretiminde ciddi artış potansiyeli bulunduğunu ifade eden Büyükselçuk, iklim koşullarının olumlu seyretmesi halinde bu yıl rekor seviyede üretim beklendiğini söyledi. ANIZ YAKIMI AZALDI ATB 2. Meslek Komitesi Üyesi Kadir Sarıcalar, bu yıl verimli bir hasat dönemi beklendiğini belirtirken, önceki yıllarda yüksek nem nedeniyle yaşanan biçim sorunlarının tekrar etmemesi gerektiğini söyledi. Hasadın zamanında yapılmasının kalite açısından önemine dikkat çeken Sarıcalar, Korkuteli bölgesinde Toprak Mahsulleri Ofisi alım ofisi açılması gerektiğini ifade etti. Anız yakmanın büyük ölçüde sona erdiğini belirten Sarıcalar, bu konuda farkındalığın arttığını söyledi. ÜRETİCİYE DOĞRU TOHUM ÇEŞİDİ VERİLMELİ ATB Üyesi Mehmet Tiryaki, devlet destekli dağıtılan bazı tohum çeşitlerinin kalite ve verim açısından yetersiz kaldığını belirterek, bölgeye uygun kaliteli çeşitlerin desteklenmesi gerektiğini söyledi. Tiryaki, desteklerin ürün bazlı verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kaliteyi artırmak için uğraşan üretici desteklenmeli. Destekleme sistemi yeniden gözden geçirilmeli” dedi. Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Tekin, Antalya’ya özgü buğday çeşitlerinin yeniden geliştirilmesi için çalışma yapılabileceğini belirtirken, “Antalya Ticaret Borsası öncülüğünde yürütülen ‘Antalya Buğdayını Arıyor” projesi tekrarlanmalı” dedi. BATEM Uzmanı Ali Koç, son yılların en yüksek yağışının alındığını belirterek, yağışların verime olumlu yansıdığını söyledi. Koç, tarımda drone ile ilaçlama ve gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırılması gerektiğini kaydetti. Toplantıya katılanlar, Antalya’da bu yıl buğdayda verim artışı yaşanacağını vurgularken, kalite, standardizasyon, hastalık yönetimi, pazarlama altyapısı ve destekleme politikalarına ilişkin bazı yapısal sorunlar olduğuna dikkat çekti. Toplantıda, sertifikalı ve bölgeye uygun tohum kullanımının artırılması, hastalıklarla mücadelede teknik kapasitenin güçlendirilmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin erken fiyat ve alım politikası açıklaması, bölgesel alım noktalarının yaygınlaştırılması, drone ve hassas tarım uygulamalarının desteklenmesi, kalite sınıflandırma altyapısının geliştirilmesi ve destekleme mekanizmalarının öngörülebilir hale getirilmesi yönünde görüş birliğine varıldı.

Türkiye'nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Rekor İlk Çeyrek: 1 Milyar Dolar Eşiği Aşıldı! Haber

Türkiye'nin Yaş Meyve Sebze İhracatında Rekor İlk Çeyrek: 1 Milyar Dolar Eşiği Aşıldı!

​Türk yaş meyve sebze sektörü, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Yılın ilk çeyreğinde ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre %30 artarak 1 milyar 70 milyon dolara ulaştı. ​Türkiye, tarımsal üretim gücünü ihracat rakamlarına yansıtmaya devam ediyor. 2025 yılının ilk üç ayında 821 milyon dolar olan yaş meyve sebze ihracatı, 2026'nın aynı döneminde büyük bir ivme kazanarak 1 milyar 70 milyon dolar seviyesine çıktı. Meyve sebze mamulleri ile birlikte toplam ihracat ise 1 milyar 580 milyon doları buldu. ​İhracatın Yıldızı: Mandalina ve Domates ​2026 yılı ilk çeyrek verilerine göre, dış satımda en çok talep gören ürünlerin başında narenciye ve sebze grubu geldi. ​Mandalina: 333 milyon dolar ile ihracatın lideri oldu. ​Domates: 159 milyon dolarlık satışla ikinci sırayı aldı. ​Biber: 152 milyon dolar ile üçüncü sırada yer aldı. ​Listeyi 121 milyon dolarla limon ve 71 milyon dolarla nar takip ederken; portakal, greyfurt, kabak ve kornişon gibi ürünler de ihracat gelirlerine önemli katkı sağladı. Özellikle ilk 10 ürünün tamamında ihracat artışı yaşanması, sektörün başarısını perçinledi. ​Hedef: 2026 Sonunda 7 Milyar Doları Aşmak ​Ege İhracatçı Birlikleri (EİB) Koordinatör Başkan Yardımcısı ve Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Hayrettin Uçak, 2026 yılı hedeflerinin oldukça iddialı olduğunu belirtti. Uçak, 2025 yılında toplam 6,2 milyar dolarlık ihracat yapıldığını hatırlatarak şunları söyledi: ​"İlk çeyrekteki performansımız, 7 milyar dolarlık yıl sonu hedefimizi aşacak potansiyele sahip olduğumuzu gösteriyor. Bu yıl yağışların iyi olması rekolte beklentimizi artırdı. İklim koşulları bu şekilde devam ederse hedeflerimize rahatlıkla ulaşacağız." ​En Çok İhracat Yapılan Ülkeler Hangileri? ​Türkiye'nin yaş meyve sebze ürünlerine en yoğun talep yine geleneksel pazarlardan geldi. İhracat pazarlarında ilk üç sırayı şu ülkeler paylaştı: ​Rusya Federasyonu: 263 milyon dolar ​Irak: 127 milyon dolar ​Romanya: 122 milyon dolar ​Bu ülkeleri Almanya ve Ukrayna takip ederek Türk ürünlerinin Avrupa ve bölge coğrafyasındaki hakimiyetini tescilledi. ​Ege Bölgesi İhracat artışında Hız Kesmiyor ​Ege Bölgesi, Türkiye'nin toplam yaş meyve sebze ve mamulleri ihracatının %20'sini sırtlamaya devam ediyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, 2026’nın ilk çeyreğinde ihracatını %11 artırarak 68 milyon dolara çıkardı. ​Ege'nin ihracat listesinde ise domates, 28,5 milyon dolarlık pay ile zirvedeki yerini korurken; mandalina ve biber bölgenin en çok kazandıran diğer kalemleri oldu. Ege Bölgesi'nden yapılan ihracatta en önemli pazarlar ise Rusya, Polonya ve Ukrayna olarak sıralandı.

Bursa’da Çiftçiye Dev Destek Haber

Bursa’da Çiftçiye Dev Destek

Bursa Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticinin girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla başlattığı hibe programı kapsamında 17 ilçedeki binlerce çiftçiye can suyu oldu. %50 hibeli damla sulama borusu ve sıvı gübre desteğiyle, hem tarımsal verimliliğin artırılması hem de su kaynaklarının korunması hedefleniyor. ​17 İlçede 4 Bin 261 Çiftçiye "Damla Damla" Bereket ​Bursa Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı tarafından yürütülen proje ile şehrin dört bir yanındaki üreticilere ulaşıldı. Toplamda 4 bin 261 çiftçinin yararlandığı destekleme kapsamında dağıtılan boru miktarları dikkat çekti: ​6 milyon 976 bin 800 metre yuvarlak damla sulama borusu, ​4 milyon 735 bin metre yassı damla sulama borusu üreticilerle buluşturuldu. ​Projenin devamında toplamda 17 bin 442 adet yuvarlak ve 1.894 adet yassı sulama borusunun daha teslim edileceği açıklandı. ​%100 Geri Dönüşüm, %100 Yerli Üretim ​Dağıtılan damla sulama borularının en dikkat çeken özelliği, Bursa Büyükşehir Belediyesi iştiraklerinden Tarım Peyzaj AŞ bünyesindeki Tarım Plast Fabrikası’nda %100 geri dönüşüm malzemesinden üretilmiş olması. Bu çevreci yaklaşım, tarımda sürdürülebilirliği desteklerken maliyet avantajını da beraberinde getiriyor. ​"Çiftçimizin Emeğini Koruyoruz" ​Hüdavendigar Kent Parkı’nda düzenlenen törende konuşan Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Mehmet Aydın Saldız, suyun doğru kullanımının hayati önem taşıdığını vurguladı. Saldız, "Çiftçimizin girdi maliyetlerini azaltmak ve üretim gücünü artırmak için her zaman yanlarındayız. Bu borularla hem su tasarrufu sağlayacağız hem de topraklarımızın verimini artıracağız" dedi. ​Törene katılan CHP Bursa Milletvekilleri Orhan Sarıbal ve Kayıhan Pala da tarımın stratejik bir sektör olduğunu hatırlatarak, yerel yönetimlerin bu tür projelerle üretim sürdürülebilirliğine sağladığı katkının önemine değindi. ​Sıvı Gübre Desteği ile Verim Artışı ​Sadece sulama altyapısı değil, bitki besleme konusunda da üreticiyi yalnız bırakmayan Büyükşehir Belediyesi, törene katılan çiftçilere sıvı gübre dağıtımı da gerçekleştirdi. Dağıtılan gübrelerin, bitki gelişimini hızlandırarak hasat döneminde yüksek rekolte sağlanmasına yardımcı olması bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.