Hava Durumu

#Rekolte

Kırsal Haber - Rekolte haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rekolte haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İzmir Ticaret Borsası Zeytin Ve Zeytinyağı Sektör Temsilcilerini Bir Araya Getirdi Haber

İzmir Ticaret Borsası Zeytin Ve Zeytinyağı Sektör Temsilcilerini Bir Araya Getirdi

İzmir Ticaret Borsası organizasyonunda, zeytin ve zeytinyağı sektöründe 2026-2027 sezonu üretim, tüketim ve ihracat beklentilerini değerlendirmek üzere İstişare Toplantısı gerçekleştirildi. Sektörün paydaşlarını bir araya getiren toplantıda açılış konuşmasını gerçekleştiren Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gökhan Tuncer “Bilindiği üzere; yeni hasat sezonuna yüksek üretim beklentisiyle giriyoruz. Bu beklenti, ülkemizin üretim gücünü ortaya koyuyor. Ancak asıl meselemiz, bu bereketi başta üreticilerimiz için gelire ve sektörümüz için katma değere dönüştürebilmektir. Üreticimizin artan girdi ve hasat maliyetleri karşısında emeğinin karşılığını alabilmesi, üretimin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor.” dedi. Yüksek rekolte beklentisinin fiyatlar üzerinde oluşturduğu baskıyı da bu çerçevede değerlendirmek gerektiğine değinen Ömer Gökhan Tuncer, “İhracattaki daralma da önümüzdeki bir diğer önemli sorundur. Pazara erişimde yaşanan her güçlük; üreticimize, sanayicimize, istihdama ve ülkemizin döviz gelirine direk olarak etki etmektedir. Bütün bu gelişmeler, üretimden ihracata kadar sektörü bir bütün olarak ele almamız gerektiğini gösteriyor. Düzenlediğimiz bu toplantının ortak öncelikleri belirlememize ve ilgili kurumlarımıza sunabileceğimiz uygulanabilir öneriler geliştirmemize katkı sağlayacağına inanıyor, yeni sezonun sektörün tüm paydaşları için bereketli ve kazançlı olmasını diliyorum.” diye konuştu. Toplantının moderasyonunu üstlenen İzmir Ticaret Borsası Meclis Üyesi Tolga Onan ise “Bilindiği üzere, 2026–2027 zeytin ve zeytinyağı sezonu bir süre önce başlamış bulunuyor. Sektörümüz bu sezona oldukça yüksek bir rekolteyle, ancak beraberinde ciddi güçlüklerle girmiş durumda. Sezonun henüz başındayken böyle geniş katılımlı bir toplantı düzenlememizin nedeni ise son derece açık: Ülkemizde oluşan ürün bolluğunu doğru yönetebilmek ve bu büyük üretimi Türkiye için nasıl daha fazla ekonomik değere dönüştürebileceğimizi hep birlikte değerlendirmek.” dedi. Yalnızca sorunları konuşmak için değil, bu sorunlara gerçekçi, uygulanabilir ve kalıcı çözümler üretmek için bir araya geldiklerini ifade eden Onan, “Unutmayalım ki bu sezonu doğru yönetebilirsek, bugün hepimizi düşündüren bu büyük bolluk, yarın Türkiye zeytin ve zeytinyağı sektörü için çok önemli bir fırsata dönüşebilir. Bu düşüncelerle toplantımızın sektörümüz adına verimli, yapıcı ve sonuç getirici olmasını diliyorum.” diye konuştu. Üretimden tüketime sektörün mevcut durumu değerlendirildi Sektör temsilcileri, toplantıda, üreticilerin artan girdi maliyetleri karşısında fiyatlardaki gerilemenin üretimin sürdürülebilirliğine etkisi, işletmelerin depolama ve finansman süreçlerinde karşılaştıkları sorunlar, Türk zeytin ve zeytinyağının uluslararası pazarlardaki fiyat rekabetçiliği ve ihracatın geliştirilmesi, ihracat desteklerinin etkinliği, finansman imkânları, iç tüketimin artırılması, tüketici bilincinin geliştirilmesi ve piyasa denetimlerinin güçlendirilmesi ile yüksek üretim dönemlerinde piyasa dengesinin korunması ve sektörün uzun vadeli rekabet gücünün artırılması konusundaki görüşlerini dile getirdi. İzmir Ticaret Borsası, bu görüşleri derleyerek kısa, orta ve uzun vadeli politika önerilerine dönüştürmeyi ve ilgili bakanlık ve kamu kurumlarına ileterek, zeytin ve zeytinyağı sektörünün karşı karşıya olduğu sorunların çözümüne ve Türkiye'nin uluslararası pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasına katkı sunmayı amaçlıyor.

Mahmudiye Elması Hindistan ve Arap Ülkelerine İhraç Ediliyor Haber

Mahmudiye Elması Hindistan ve Arap Ülkelerine İhraç Ediliyor

Eskişehir’in Mahmudiye ilçesinde 588 dekar alanda gerçekleştirilen modern meyve üretimi, yüksek rekolte ve ihracat kapasitesiyle bölge ekonomisine katkı sağlıyor. 2026 sezonunda 2 bin ton elma ve 200 ton armut üreten işletmede, Hindistan ve Arap ülkelerine yönelik ihracat hazırlıkları sürüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından işletmeye farklı destek kalemlerinde toplam 4 milyon TL destek sağlandı. Mahmudiye’de Modern Meyvecilik Yatırımı Eskişehir’in tarımsal üretim potansiyeli, Mahmudiye ilçesinde gerçekleştirilen modern meyvecilik yatırımlarıyla güçleniyor. Taşlıhöyük ve Şerefiye mahalleleri sınırlarında faaliyet gösteren özel bir tarım işletmesi, modern üretim teknikleri, yüksek rekoltesi ve ihracat faaliyetleriyle dikkat çekiyor. 2019 yılında faaliyete başlayan işletmede elma, armut ve erik üretimi gerçekleştiriliyor. Kaliteli ve çeşitli ürün yetiştiriciliğini hedefleyen işletme, üretim kapasitesiyle bölge tarımına ve ekonomisine katkı sunuyor. 588 Dekar Alanda Elma, Armut ve Erik Üretimi İşletmenin toplam 588 dekar üretim alanında ağırlıklı olarak elma yetiştiriliyor. Ürün gruplarına göre 474 dekar alanda elma, 100 dekar alanda armut ve 13 dekar alanda erik üretimi yapılıyor. Elma üretiminde Golden, Granny Challenger, Rosy Glow, Jeromine, Scarlet, Red Chief, Fuji Zhen Aztek ve Gala çeşitleri öne çıkıyor. Armut bahçelerinde Santamaria, Carmen ve Deveci çeşitleri yetiştirilirken erik üretiminde Stanley ve President çeşitlerine yer veriliyor. 2026 Sezonunda 2 Bin Ton Elma Üretildi Mahmudiye’deki işletmede 2026 üretim sezonunda önemli miktarda ürün elde edildi. Sezon boyunca 2 bin ton elma ve 200 ton armut üretilirken, yeni kurulan erik bahçelerinden ilk aşamada 10 ton ürün alındı. Üretim faaliyetlerinin yanı sıra depolama ve paketleme altyapısıyla da öne çıkan işletmede, 22 bin metrekarelik alanda kurulu 28 odalı soğuk hava deposu bulunuyor. Dinamik kontrollü atmosfer teknolojisine sahip deponun toplam kapasitesi ise 5 bin ton olarak açıklandı. Mahmudiye Elması Hindistan ve Arap Ülkelerine İhraç Ediliyor İşletmede yetiştirilen meyveler hem iç pazarda tüketicilere ulaştırılıyor hem de uluslararası pazarlara gönderiliyor. Golden ve Fuji Zhen Aztek elma çeşitleri ağırlıklı olarak iç piyasaya sunulurken Granny Challenger, Rosy Glow, Jeromine, Scarlet, Red Chief ve Gala çeşitleri yurt dışından talep görüyor. Aracı firmalar üzerinden başta Hindistan ve Arap ülkeleri olmak üzere farklı pazarlara ihraç edilen elmalar için çalışmalar devam ediyor. İşletmede, yurt dışı pazarına gönderilmek üzere 350 ila 400 ton Gala çeşidi elma paketleme aşamasına hazırlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığından 4 Milyon TL Destek Modern meyvecilik yatırımları, üretim kapasitesi ve ihracat faaliyetlerinin yanı sıra işletme, tarımsal desteklerden de yararlanıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından işletmeye zirai don desteği, sertifikalı fidan kullanım desteği ve temel üretim desteği gibi farklı kalemlerde toplam 4 milyon TL destek sağlandı. Söz konusu desteklerin, tarımsal üretimin sürdürülmesi ve modern meyvecilik yatırımlarının güçlendirilmesi açısından önem taşıdığı belirtildi. Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz İşletmeyi Ziyaret Etti Mahmudiye ilçesindeki tarımsal üretim faaliyetlerini yerinde incelemek amacıyla gerçekleştirilen ziyarete Eskişehir Valisi Erdinç Yılmaz, Vali Yardımcısı Adem Keleş, Mahmudiye Kaymakamı Yunus Tekçe ve Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürü Yüksel Çil katıldı. Heyet, işletmenin üretim alanlarını ve soğuk hava deposunu inceleyerek yürütülen çalışmalar hakkında yetkililerden bilgi aldı. Mahmudiye’deki modern meyvecilik yatırımı; üretim kapasitesi, depolama altyapısı, istihdama katkısı ve ihracat faaliyetleriyle Eskişehir tarımının gelişimine katkı sunan örnekler arasında yer alıyor.

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Zorlu Bir Sezona Giriyor Haber

Zeytin ve Zeytinyağı Sektörü Zorlu Bir Sezona Giriyor

Türkiye, 2026/27 sezonunda sofralık zeytin ve zeytinyağında yüksek rekolte bekliyor. Zeytincilik sektörü bir yandan üretim gücünü ihracat gelirine dönüştürmeyi hedeflerken, dünya genelindeki yüksek rekolte ve oluşan fiyatlar nedeniyle zorlu ve ihracat hedefi belirleyemediği bir sezona giriyor. Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, üretimdeki artışı ihracat başarısına dönüştürmek istediklerini ancak artan maliyetler, finansmana erişim güçlükleri ve uluslararası pazarlardaki ticari engellerin yeni sezon öncesindeki zorluklar olarak öne çıktığını dile getirdi. 9 aylık ihracat yüzde 28 geriledi Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağı ihracatı, 2026 yılının ocak-eylül döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 28 azalarak 381 milyon dolardan 273 milyon dolara geriledi. Geçen yılın ilk dokuz ayında 121 bin ton olan ihracat miktarı, 2026’nın aynı döneminde 87 bin ton seviyesinde gerçekleşti. Alt ürün grupları incelendiğinde, siyah zeytin ihracatı miktar bazında yüzde 14 azalarak 48,1 bin tona, değer bazında ise yüzde 9 düşüşle 127 milyon dolara indi. Yeşil zeytin ihracatı yüzde 19 azalışla 14,4 bin tona, ihracat geliri de yüzde 11 düşüşle 41,3 milyon dolara geriledi. Küresel fiyat hareketleri ve geçmiş dönemlerde uygulanan ihracat kısıtlamalarından etkilenen zeytinyağında ise ihracat miktarı yüzde 53 azalarak 15,7 bin tona, ihracat geliri yüzde 48 düşüşle 82,1 milyon dolara düştü. Prina yağı ihracatı da miktar ve değer bazında yüzde 40 gerileyerek 8,6 bin ton ve 22,8 milyon dolar olarak kaydedildi. Yüksek rekolte ihracat için fırsat Sahadan gelen verilerin 2026/27 sezonunda sofralık zeytin ve zeytinyağında yüksek rekolteye işaret ettiğini belirten Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği Başkanı M. Emre Uygun, “Yüksek rekolte sektör için önemli bir fırsat sunuyor. Ancak dünya genelinde en büyük üretici ülkeler İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus’ta da yüksek rekolte bekleniyor. Bu durum Türk zeytinyağının ihracat şansını azalttıyor. OLIVEtoLIVE UR-GE projemiz, uluslararası fuarlarımız, sektörel ticaret heyetlerimiz ve ambalajlı, katma değerli ürünlere odaklanan ihracat stratejimizle 2027 yılında ihracatımızı ayakta tutmaya çalışacağız. Orta vadede sektör ihracatımızı 1 milyar dolara taşımak” dedi. AB’den 60 bin ton kota, ABD’de ek verginin kaldırılması talebi ABD ve Avrupa Birliği pazarlarında karşılaşılan gümrük vergileri ve kota uygulamalarının Türk zeytin ve zeytinyağı ihracatının büyümesini sınırladığını belirten Uygun, sektörün rekabet gücünü artıracak düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu vurguladı. ABD pazarında Türk ürünlerine uygulanan yüzde 12,5 oranındaki ilave gümrük vergisinin kaldırılması gerektiğini ifade eden Uygun, Avrupa Birliği’nde ise mevcut 100 tonluk zeytinyağı kotasının en az 60 bin tona çıkarılmasını talep ettiklerini belirtti. Birleşik Krallık ile yürütülen serbest ticaret anlaşması görüşmelerine de değinen Uygun, “Zeytin ve zeytinyağımızın Birleşik Krallık pazarına sıfır gümrük vergisiyle girişinin sağlanmasını bekliyoruz. Yeni sezonda yüksek rekolteyi ihracat artışına dönüştürmek için pazara erişim olanaklarımızı geliştirmeli, katma değerli ve ambalajlı ürün ihracatımızı artırmalıyız” diyerek sözlerini noktaladı.

Gürer: “Türkşeker Yaşamalı” Haber

Gürer: “Türkşeker Yaşamalı”

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ve Kamu İktisadi Kurumlar (KİT) Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in TBMM KİT Komisyonunda denetim toplantısında yaptığı konuşmada, Şekerpancarı üreticileri ve şeker fabrikalarının yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu belirten Gürer, yüksek faizlerin, enflasyonun, daralan pazar payının ve artan borç yükünün fabrikaları zor durumda bıraktığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin hesaplarının görüşüldüğü TBMM KİT Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, kamu şeker fabrikalarının ve kooperatiflere bağlı işletmelerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Şeker fabrikalarının yalnızca üretim yapan işletmeler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gürer, pancar üretiminden hayvancılığa, istihdamdan bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir ekonomik alanı etkileyen bu kuruluşların desteklenmesi gerektiğini ifade etti. ŞEKER PANCARI STRATEJİK BİR ÜRÜN ÇİFTÇİNİN GELİRİ GERİLİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şeker pancarı stratejik bir ürün. Alım garantili, sözleşmeli üretim; aynı zamanda tohumunu, ilacını, gübresini satan, tarlaya taşıyan, tarlada eken, ektikten sonra fabrikaya götüren, fabrikada işleyen; işlendikten sonra merası, küspesi, alkolü ve şekeri ayrı ayrı değerlendirilen çok geniş bir kesimi kapsıyor. Bu bağlamda, şeker pancarının ülkemiz için önemli bir ürün olduğunun altını çizmek lazım. Bu yıl 22 milyon ton şeker pancarı üretileceği varsayılıyor” diye konuştu. Özelleştirme sonrasında pancar üreticisinin bazı avantajlarını kaybettiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Şeker fabrikaları özelleşmeden önce kamu, çiftçiye destek amacıyla pancarı söktürür, kantara alır, firesini kendi karşılardı. Şimdi şeker fabrikaları özelleşti, ‘Ben ne zaman istersem o zaman getireceksin.’ diyor, fire çiftçiye kalıyor. Çiftçinin doğal olarak oradan da geliri gerilemiş oldu” ifadelerini kullandı. NİŞASTA BAZLI ŞURUP VE TATLANDIRICI PAZARI İNCELENMELİ CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Nişasta bazlı şurupla ya da tatlandırıcıyla ilgili genelde ‘Kota yüzde 5 civarında.’ denerek olay küçültülüyor. Ancak Türkiye’de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcı kotasının yanında ithal gelen ürünler de var. Bunların Türkiye pazarındaki durumuna bakmak gerekiyor. Yakın ülkelere fabrika kurup ürünleri orada üreterek Türkiye’ye sokanların varlığı kamuoyunun bilgisinde. Bu nedenle Türkiye’nin kotası dışında yurt dışından giren ürünlerde de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcının hangi noktada olduğunu görmek lazım. Çünkü pazar daralıyor. Bu anlamda sıkıntılı bir olgu” dedi. PANCAR ÜRETİCİSİNE VERİLEN 3 BİN 720 LİRA YETERLİ DEĞİL Ömer Fethi Gürer, “Kota sorunu farklı bölgelerde yıllardır süregelen bir sorun. Hatta kotasını satanların bile olduğunu yerinde biliyorum. Bu alanı da düzenlemek lazım. Münavebeli ekim olduğu kadar, şeker pancarından daha çok gelir elde ediliyorsa çiftçi gidip o ürünü ekmeyi bırakıyor” diye konuştu. Pancar eken çiftçi sayısındaki düşüşe işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ 380 bin civarında çiftçi vardı. Şimdi Bakan Bey’in resmî verdiği yanıt 83 bindi. Herhâlde bu yıl 92 bine falan çıktığı söyleniyor. Şeker pancarı eken çiftçi para kazanamadığı gibi, eskiden küspeyi özel fabrikalar olmadan bedava alıyordu, bu bir avantajdı. Şimdi küspenin tonu 2 bin lira olmuş, pancara bu yıl verilen rakam 3 bin 720 lira. Neredeyse küspeyle pancar aynı değere eridiler. 3 bin 720 lira çiftçiyi kurtarmıyor. Beklentileri 4 binin üstünde bir rakamdı. Biz 4 bin 500 lira olabilir diye umut ediyorduk. Şekerde yüzde 24’lük artış var, pancarda yüzde 20’lik bir artış var. Buna rağmen üretici de sıkıntısını anlatıyor. Olaya tek taraflı bakarsak farklı görürüz ama bütüne bakarsak ortada bir sorun var. Özellikle çiftçi açısından şeker pancarında bir yıllık artış yüzde 20, enflasyon yüzde 30. Enflasyonun yüzde 30 olduğu yerde girdi maliyetleri artıyorsa sorun var” dedi. Üreticinin maliyetleri düşürmek amacıyla daha düşük fiyatlı tohumlara yönelmesinin verim kaybına neden olabileceğini kaydeden Gürer, “Çiftçi ‘Ucuza mal edeyim.’ derse 40 bin liralık tohumu kullanamıyor, 10 bin liralık tohum kullanıyor. 10 bin liralık tohumu kullandığında da verim, rekolte düşüyor. Gene maliyet kendisi açısından olumsuza gidiyor. Çiftçi refahını sağlayacak girdi maliyetleri artı makul bir kârla fiyat belirlenmesinin gerekliliğine inanıyorum” diye konuştu. ŞEKER FABRİKALARI YALNIZCA BİRER İŞLETME OLARAK GÖRÜLMEMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının tarihsel önemine değinerek, “Ülkemizin şeker ihtiyacının millî kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk fabrika 1926’da yapıldı. Şeker fabrikası, fabrika yapan fabrikaydı. İçinde spor alanları, eğitim birimleri, sosyal tesisleri, tiyatrosu ve sinemasıyla bölgesinin kalkınmasını önceleyen, önemseyen bir dokuydu. Şeker fabrikaları sanayimizin örnek ilk yatırımlarındandı. Türkiye’nin bugünkü en büyük sorunlarından biri, var olan kurum dokularının bugünün ihtiyaçlarını karşılamayacak noktaya ermesidir. Bunun başında kooperatifler geliyor. Türkiye’nin yalnızca tarımla ilgili bir kooperatif yasasını yeniden şekillendirmesi zorunludur. Kooperatif üretim öncesini planlayacak. Şimdi kooperatif var, tohum satıyor, gübre satıyor, ticari işlem gibi yapıyor işi. Üretim aşamasında ürün gamına müdahil olamıyor. Bu yapının değiştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. TÜRKŞEKER’DE 600 BİN TON ŞEKER STOKU SORUSU TÜRKŞEKER’in üretim ve pazarlama politikalarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, ambalajlı şeker fiyatları ile stok miktarlarına dikkat çekerek, “Türkşeker de piyasaya 50 kilogramlık çuval şekeri, 5 kilogramlık paket şeker fiyatının üstünde bir fiyatla veriyor. Hâlbuki paket küçüldükçe ambalaj gideri artar, maliyet daha yüksek olur. Ama orada elindeki stokları dikkate alarak 5 kilogramı teşvik ediyor. Ülkede yıllık 2 milyon 800 bin ton şeker tüketimi var diyoruz. Yılbaşına 600 bin ton stokla giriyorsa bunun bir nedeni olmalı. Üretilen şekerin pazar payı neden düştü? Bunun sebebi nişasta bazlı şurup mudur, kaçak giriş midir, üretimle ilgili sorunlar mıdır? Buna bakmak lazım” dedi. SULUOVA ŞEKER FABRİKASI 4,7 MİLYAR LİRALIK BORÇ YÜKÜ ALTINDA CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Amasya Suluova Fabrikası 1954 yılında kurulmuştur. Bu fabrika, şu anda gerçek anlamda artık var olan maddi durumu nedeniyle çalışamama boyutuna gelmiş durumda. Şeker üretiminin yanında hayvancılığa ve tarımsal faaliyetlere sağladığı katkıyla da şeker pancarı önemli. Şeker fabrikaları bulunduğu bölgede halkın ekonomik yapısına ciddi katkıda bulunuyor. Fabrikanın varlığının tarımın sürdürülebilirliği yanında çiftçinin, çalışanın, ailesinin ve bölge ekonomisinin kalkınmasında geçmiş dönemlerde ciddi katkıları olmuş. Suluova Şeker Fabrikası, Amasya, Samsun, Tokat ve Çorum illerini kapsayan 32 bölgede yaklaşık 70 bin ortağı bulunan bir kooperatif yönetimidir. 80 bin ton şeker kotasına sahip, yıllık 18 milyon litre kapasiteli tarımsal kökenli gıda ve ülkemizde ilk tıbbi kullanıma yönelik etanol üretim tesisi bulunan bir kuruluştur. Küspe kurutma tesisi bulunan fabrika yaklaşık 180 bin ton yaş küspe ve 35 bin ton melas da üretiyor. Orta ve Doğu Karadeniz hayvancılığını doğrudan etkileyen bu üretimin yanında nakliye sektörüne ve bölgesel ticarete de katkısı bulunuyor” diye konuştu. Gürer, “2023 yılına kadar kârlı bir kuruluş olan fabrika, kredi borçlarını ödeyememesi ve enflasyon karşısında gelir-gider dengesinin bozulması nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıyadır. Bazı yıllar yüzde 67’ye kadar çıkan faizlerle borçlarını ödeyemez duruma düşmüştür. 4,7 milyara yaklaşan bir borçla ayakta durmaya çalışmaktadır. Yalnızca 2023 yılında bankalara ödediği faiz miktarı borç stoklarının yüzde 10’unu oluştururken faiz oranlarındaki artış nedeniyle 2026 yılında bu oran yüzde 46’ya çıkmıştır. Aynı dönemde bankalara ödediği faiz tutarı yaklaşık 24 kat artmıştır. Bankalara olan borç yükü de 4,4 kat büyümüştür. Bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. GÜRER’DEN BORÇLARIN YAPILANDIRILMASI VE FAİZLERİN SİLİNMESİ ÇAĞRISI Gürer, “70 bin ortaklı Amasya ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin iştiraki olan şirket, kamusal nitelikleri nedeniyle piyasa kurallarına, şeker ve diğer mevzuata uyum konusunda hassasiyet göstererek faaliyetini sürdürürken kendi iradesi dışında gerçekleşen ekonomik sorunlar nedeniyle borç sarmalına girmiştir. Şirketin başta Halk Bankası olmak üzere kamu bankalarına 3 milyar 900 milyon lira, TÜRKŞEKER’e 840 milyon liraya yaklaşan kredi ve borç yükümlülüğü bulunmaktadır. Toplam borç tutarı 4 milyar 700 milyon lira civarındadır” diye konuştu. Gürer, “Mevcut finansal yapı nedeniyle şirket, işletme faaliyetlerinden elde ettiği kaynakların önemli bir bölümünü borç ve faiz ödemeye ayırmaktadır. Bu durum işletme sermayesi ihtiyacını ve üretimin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen ciddi bir finansal baskı oluşturmaktadır. Sorunun kalıcı olarak çözümlenmemesi üretim faaliyetleri açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Şirketin kamuya olan borç yükünün azaltılması ve mali yapısının sürdürülebilir hâle getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda şirketin borçlarının yapılandırılması, faizlerinin silinmesi, ek destek sağlanması ve ek borç yükümlülüklerinin indirilmesi gereklidir” dedi. 40 BİN TONLUK ŞEKER KOTASI TÜRKŞEKER’E DEVREDİLSİN Gürer, “Kısmi kota devri için yasal düzenlemeler yapılarak yaklaşık 40 bin ton şeker kotasının TÜRKŞEKER’e devredilmesi ve elde edilecek ekonomik değer üzerinden kamuya olan borçların tamamen mahsup edilmesinin yolu açılmalıdır. Sayın Genel Müdürüm, böyle bir önerileri var. Yani sizin bu kurtarma operasyonunda yer almanızı talep ediyor fabrikanın ortakları. Şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlayacak, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alacak ve tüm tarafları gözeten hukuki ve mali bir çözüm modeli geliştirilmelidir” ifadelerini kullandı. Gürer, “2023 yılına kadar üretim ve satış sorunları bulunmayan şirket, 2023 yılından sonra yaşanan makroekonomik göstergelerdeki ve yapılardaki bozulma, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve yüksek faiz ortamı nedeniyle zarar eder duruma gelmiştir. Bu seyredilecek bir durum değildir, çözüm üretilmelidir. Bazı şeker fabrikalarında da benzer durumlar olduğu gibi TÜRKŞEKER’in de zarar ettiği görülmektedir. Zararın önemli bir kaynağının belirttiğim fabrikanın da yaşadığı sorunlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum” dedi. PANCAR ÜRETİMİ DARALIRSA HAYVANCILIK VE İSTİHDAM DA ETKİLENİR Şeker fabrikalarının finansal sorunlarının çözülmemesi durumunda tarımsal üretimden bölgesel ticarete kadar birçok alanda kayıplar yaşanabileceğini belirten Gürer, kamuya ait ve kooperatif bünyesindeki fabrikaların korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bu süreç böyle devam ederse pancar üretim alanlarının daralması, pancar çiftçisinin sayısının azalması, tatlandırıcı ve nişasta bazlı şeker için daha çok pazar oluşması, bölge hayvancılığının olumsuz etkilenmesi, küspe ve melas üretiminde düşüşler yaşanması, tarımsal üretim ve istihdamın daha da daralması, üretim altyapısının zayıflaması ve ekonomik değerlerin atıl kalması riski ortaya çıkacaktır. Şeker fabrikaları yalnızca bir işletme sorunu olarak görülmemelidir. Yaşanan sorunlar bölgesel kalkınmayı, tarımı, istihdamı, hayvancılığı ve şeker üretim zincirini doğrudan sarsacak niteliktedir. Özellikle özel sektör dışındaki, başta kooperatifler olmak üzere şeker fabrikaları bir bütün olarak ele alınmalı ve çözüm üretilmelidir” dedi.

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor Haber

Karadeniz’de Güvenli Ticaret Koridorunun Acilen Oluşturulması Gerekiyor

Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatı ocak-eylül döneminde yüzde 42 artışla 3,17 milyar dolara ulaşırken, Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği aynı dönemde ihracatını yüzde 55 artırarak 1,38 milyar doların üzerine çıkardı. Ulusal sektör ihracatının yaklaşık yüzde 44’ünü gerçekleştiren Birlik; mandalina ve şeftali başta olmak üzere birçok ürün grubunda kaydettiği yükselişle sektörün büyümesine önemli bir katkı sağladı. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Sarıkaya, 2026 yılı üçüncü çeyreği sonu itibarıyla sektörün ihracat performansını değerlendirdi. Sarıkaya; üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıma, ürün çeşitliliğini artırma ve ticari ilişkileri geliştirme çalışmalarının sonuçlarını almaya devam ettiklerini belirtti. Geçen yılın aynı döneminde 894,2 milyon dolar olan Birlik ihracatını 1,38 milyar doların üzerine çıkardıklarını kaydeden Sarıkaya, dokuz ayda toplam 1,2 milyon ton ürünü dünya pazarlarında değere dönüştürdüklerini açıkladı. "En çok narenciye ve sert çekirdekli meyveler ihraç ettik" Narenciye ve sert çekirdekli meyvelerin, Birliğin yılın ilk 9 ayındaki ihracat artışında belirleyici rol üstlendiğini vurgulayan Sarıkaya, narenciye ihracatının yüzde 72 artışla 642,5 milyon dolara ulaştığını kaydetti. Sarıkaya; mandalinanın yüzde 86 artış ve 357,9 milyon dolarlık ihracat değeriyle Birlik ihracatından yaklaşık yüzde 26 pay aldığını ifade etti. Şeftali ihracatında da güçlü bir performans sergilendiğini aktaran Sarıkaya; bu ürün grubunda miktar bazında yüzde 132, değer bazında ise yüzde 144 artışla 221,1 milyon dolarlık dış satıma ulaşıldığını bildirdi. Limon ihracatının 171,1 milyon dolar, kayısının 78,2 milyon dolar, portakalın ise 67 milyon dolar olarak gerçekleştiğini belirten Sarıkaya, kiraz ve vişne ihracatının yüzde 584 artışla 33,4 milyon dolara yükselmesinin dikkat çekici olduğunu kaydetti. Başkan Sarıkaya, “Ürün gruplarında yakalanan bu başarı; mevcut pazarların yanında farklı pazarlardaki talebin doğru değerlendirilmesinin bir sonucu olarak gerçekleşti. Rusya Federasyonu’na yapılan ihracat yüzde 47 artışla 463,4 milyon dolara ulaştı. Yakın coğrafyadaki pazarlarda artan ticari hareketliliğin yanı sıra Avrupa pazarlarındaki ilişkilerin geliştirilmesi de ihracat performansımıza önemli katkılar sağladı.” dedi. “Mersin, 937,1 milyon dolarlık ihracatla Türkiye yaş meyve sebze sektöründeki liderliğini korudu” Mersin, Hatay ve Adana’nın üretim kapasitesi, ürün çeşitliliği ve lojistik avantajlarıyla sektörün gelişiminde önemli rol üstlendiğini ifade eden Sarıkaya, 9 aylık bölge ihracatını illere göre değerlendirirken şunları söyledi: “Bölgemizdeki iller bazında ihracat performansına bakıldığında, Mersin 937,1 milyon dolarlık dış satım ve yüzde 30’luk payla Türkiye yaş meyve sebze ihracatındaki liderliğini korudu. Hatay’ın ihracatı ise yüzde 22 artışla 375,4 milyon dolar oldu. Adana’nın ihracatı 129,9 milyon dolar düzeyinde oluştu.” “Karadeniz’de güvenli ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor” Türkiye’nin yaş meyve sebze ihracatında sevkiyatların yaklaşık yüzde 80’inin deniz, yüzde 20’sinin kara yoluyla gerçekleştirildiğine dikkat çeken Sarıkaya, özellikle yüksek rekolte beklentisinin bulunduğu narenciye sezonunda deniz taşımacılığında yaşanabilecek aksaklıkların ihracatı ciddi ölçüde sekteye uğratabileceğini ifade etti. Sarıkaya, “Narenciye sezonuna girerken Karadeniz’de güvenli bir ticaret koridorunun acilen oluşturulması gerekiyor. Rekoltenin yüksek olduğu bu dönemde ürünlerimizi pazarlara zamanında ulaştıramamamız, ihracatımızda önemli kayıplara yol açabilir. Üreticimizin emeğinin karşılığını bulması ve ihracat pazarlarımızdaki konumumuzun korunması için deniz taşımacılığının güvenli ve kesintisiz şekilde sürdürülmesi büyük önem taşıyor.” diye konuştu. “Küresel pazarlarda yeni fırsatlar peşindeyiz” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin uluslararası tanıtım faaliyetlerinin ihracat hedeflerini doğrudan desteklediğini belirten Sarıkaya; eylül ayında Rusya’da düzenlenen WorldFood Moscow 2026 ve ekim ayında İspanya’da gerçekleştirilen Fruit Attraction 2026 fuarlarında sektör temsilcilerini uluslararası alıcılarla buluşturduklarını ifade etti. Madrid’deki fuara koordinasyonunu üstlendikleri milli katılım organizasyonu kapsamında 23 firmayla katıldıklarını kaydeden Sarıkaya, 50’den fazla ülkeden gelen alıcılar ve perakende temsilcileriyle gerçekleştirilen görüşmelerin yeni ticari bağlantıların kurulması ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesi açısından büyük fırsatlar sunduğunu vurguladı. Moskova’daki temaslarda narenciye, kayısı ve nar gibi taze ürünlerin yanı sıra dondurulmuş meyve ve meyve püresine yönelik talebi de değerlendirdiklerini aktaran Sarıkaya, özellikle premium segment limon ve mandalinaya gösterilen ilginin öne çıktığını belirtti. Hindistan gibi alternatif pazarlara elma ihracatı konusunda da uluslararası ölçekte görüşmeler gerçekleştirdiklerini bildiren Sarıkaya, fuarların farklı pazarlardaki talebi yakından izlemek ve yeni ihracat fırsatlarını yakalamak için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti. Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak küresel pazarlarda uzun vadeli ticari ilişkilere odaklandıklarını vurgulayan Sarıkaya, “Kalıcı ihracat başarısının anahtarı, sürdürülebilir ve güçlü ticari ilişkiler kurmaktır. Amacımız; güvenilir tedarikçi kimliğimizi pekiştirmek, ürün portföyümüzü pazar beklentilerine göre şekillendirerek üreticimizin altın teri ve emeğini dünya sofralarında daha güçlü konumlandırmaktır.” diye konuştu.

Başkan Şahin’den Elma Sektörü İçin Destek Çağrısı Haber

Başkan Şahin’den Elma Sektörü İçin Destek Çağrısı

Isparta Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hüdai Şahin, seçim sürecinin tamamlanmasının ardından mazbatasını alarak yeni dönem görevine resmen başladı. Görevine başlar başlamaz Isparta’nın en önemli tarımsal değerlerinden biri olan elma sektöründeki gelişmeleri değerlendiren Başkan Şahin, üreticilerimizin ve üyelerimizin yaşadıkları zorluklara dikkat çekerek, hazırladıkları destek dosyasını Ticaret Bakanlığına sunacaklarını açıkladı. "Rekolte Yüksek Ancak İklim Şartları Kaliteyi Düşürdü" Isparta’nın coğrafi işaretli ürünü elmadaki güncel duruma ve sorunlara hızla eğildiklerini belirten Başkan Şahin, bu yıl şehirde 1 milyon tonun üzerinde rekolte beklendiğini vurguladı. Ancak olumsuz iklim şartlarının rekolte kalitesine zarar verdiğini ifade eden Şahin, "Hava şartları, dolu yağışları ve kara leke pas hastalığı sebebiyle geçtiğimiz yıllarda %70 olan sofralık elma oranının bu sene %40’larda kalacağı öngörülüyor. Yaklaşık 400 bin ton civarında ürünün depolara girmesini, dışarıdan gelen elmalarla birlikte bu rakamın 550 bin ton doluluk oranına ulaşmasını bekliyoruz" dedi. Üretici ve Sanayici Maliyet Kıskacında Artan maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirten Başkan Şahin, sofralık elmanın kilogram maliyetinin 20 TL civarında gerçekleştiğine dikkat çekti. Şahin, satış fiyatlarının 28-30 TL bandında seyretmesine rağmen sektörün temel sorununun fiyat değil, üretilen elmanın ne kadarının pazarlanabildiği olduğunu belirtti. Özellikle sanayi tipi elmada yaşanan sıkıntıların çok daha ciddi boyutlara ulaştığını vurguladı. Başkan şahin sözlerine şu şekilde devam etti: "Sanayi tipi elmada yerinde alım fiyatları 4 TL civarında seyrediyor. Konsantre üreten fabrikalarımızın 1 ton elma suyu konsantresi maliyeti 1.250 doları bulurken, küresel pazarda Çin ve Polonya'nın da etkisiyle satış fiyatları 2.300 dolarlardan 1.300 dolar seviyelerine geriledi. Tabii ki üretim yapan fabrikalarımız fiyat konusunda çaresiz durumda." Çözüm Dosyası Ticaret Bakanlığına Sunulacak Sektörün rahatlatılması adına ihracat desteğinin gerekli olduğunu belirten Başkan Hüdai Şahin, bürokratik temaslara başladıklarını açıkladı. Şahin, "İhracattan sorumlu Bakan Yardımcımızla görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Elma suyu konsantresinin destekleme kapsamına alınabilmesi için gerekli dosya hazırlığımızı yapıyoruz. Bu dosya Ticaret Bakanlığımıza sunulacak ve gerçeğe dönüştürülebilmesi adına temaslarımızı sürdüreceğiz" şeklinde konuştu. "Isparta Olarak Topyekûn Mücadele Etmeliyiz" Sofralık elmanın iç piyasadaki tüketimini artırmak amacıyla, geçmişte uygulanan tanzim satış benzeri dönemsel destek mekanizmalarının yeniden hayata geçirilebileceğini ifade eden Şahin, sofralık elma ihracatına ton başına teşvik verilmesi yönündeki girişimlerini sürdüreceklerini söyledi. Başkan Şahin, açıklamasının sonunda tüm paydaşlara birlik ve dayanışma çağrısında bulunarak, "Isparta'nın bu süreçte tek yürek olması gerekiyor. Bu mücadeleyi hep birlikte vermeliyiz. Sorunun çözümü yalnızca Isparta Ticaret Borsası'nın değil; siyasetçilerimizin, kamu kurumlarımızın ve tüm paydaşlarımızın ortak sorumluluğudur. El ele vererek koordineli bir çalışma yürütmeli ve üreticimizin yanında olmalıyız." ifadelerini kullandı.

Badem Fidanları Meyve Vermeye Başladı Haber

Badem Fidanları Meyve Vermeye Başladı

Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen ‘Badem Fidanı Dağıtım Projesi’ kapsamında geçmiş yıllarda üreticilerle buluşturulan fidanlar yetişerek ürün vermeye başladı. Proje kapsamında Gülnar ilçesinde 23 bin 288, Mersin genelinde ise 34 bin 204 adet badem fidanı üreticilere ulaştırılmıştı. Gülnar’da ilk hasat heyecanı Bölgenin iklim, toprak ve yetiştiricilik koşulları dikkate alınarak yöreye uygun çeşitlerin üreticilerle buluşturulduğu proje kapsamında, Gülnar’ın Köseçobanlı Mahallesi’nde yaşayan Köprübaşı ailesinin bahçesinde de ilk hasat gerçekleştiriliyor. 2021 yılında yüzde 50 hibe desteğiyle temin edilen badem fidanlarını yetiştiren aile, yıllar içerisinde gelişen ağaçlardan ilk ürünlerini almaya başladı. Köprübaşı ailesi, ilerleyen dönemlerde elde edeceği ürünlerle birlikte, bahçenin kendileri için önemli bir gelir kaynağı oluşturmasını amaçlıyor. Projenin amacı, yeni badem bahçelerinin kurulmasını teşvik etmek Proje ile üreticilerin taleplerine yanıt verilmesi, Mersin’in farklı bölgelerindeki iklim ve toprak koşullarına uygun badem çeşitlerinin yaygınlaştırılması, yeni badem bahçelerinin kurulmasının teşvik edilmesi ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine katkı sağlanması amaçlanıyor. Proje kapsamında geçmiş yıllarda dağıtılan fidanların gelişim süreçleri de takip edilerek, üreticilerin sahadaki ihtiyaçları gözlemleniyor. Elde edilen sonuçlar ve üreticilerden gelen talepler doğrultusunda bu yıl da yöreye uygun çeşitler esas alınarak, yüzde 50 hibeli badem fidanı desteğinin sürdürülmesi planlanıyor. Kutlu: “Mersin genelinde dağıtılan 34 bin 204 adet badem fidanının hasadını yapıyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Yüksek Mühendisi Aylin Kutlu, ‘Badem Fidanı Dağıtım Projesi’ kapsamında üreticilerden gelen talepler doğrultusunda; bölgenin iklim, toprak ve yetiştiricilik koşulları dikkate alınarak, yöreye uygun badem fidanlarının dağıtımını gerçekleştirdiklerini ifade etti. Kutlu, “Mersin genelinde 34 bin 204, Gülnar ilçemizde ise 23 bin 288 adet badem fidanı dağıtımını gerçekleştirdik. Geçmiş yıllarda dağıtımı gerçekleştirilen badem fidanları bugün hasat dönemine ulaştı. Üreticilerden gelen talepler doğrultusunda, bu yıl da yöreye uygun çeşitler esas alınarak yüzde 50 hibeli fidan dağıtımı yapılacak. Amacımız; üreticilerimizin doğru ürünlerle sürdürülebilir üretim yapmalarını desteklemek ve tarım gelirlerinin artmasına katkı sağlamak” diye konuştu. Köprübaşı ailesinin badem fidanları meyvelerini vermeye başladı Gülnar ilçesi Köseçobanlı Mahallesi’nde yaşayan ve Büyükşehir’in badem fidanı desteğinden yararlanan Ali İhsan Köprübaşı, “Biz fidanlarımızı 2021 yılında Büyükşehir’den yüzde 50 hibe desteğiyle almıştık. Bu yıl ilk hasadımızı yapıyoruz. Belediyeden aldığımız fidanlardan hem gelişim hem de rekolte anlamında memnunuz. Yine bu yıl hibe desteği olduğunu duyduk. Bahçemizdeki eksik noktaları da bu destekten yararlanarak tamamlamayı planlıyoruz” dedi. Büyükşehir’in tarımsal desteklerini beğeniyle takip ettiğini sözlerine ekleyen Köprübaşı, “Mahallemizde hayvancılıkla ve çiftçilikle uğraşan komşularımız var. Onlar da bu desteklerden memnun olduklarını söylüyorlar. Belediye bize destek veriyor. Bu sayede vatandaş ya elindeki işletmesini büyütüyor ya da sıfırdan kuruyor. Dağıtılan fidanların gelişimini de bizzat takip ediyorlar. Bu süreç takibinden de memnunuz” ifadelerini kullandı. Badem fidanı desteğinden yararlanan Sevim Köprübaşı; Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal desteklerinin yanı sıra, yol ve ulaşım başta olmak üzere birçok hizmetinden memnun olduğunu belirterek, “Evimiz ve bahçemiz Köseçobanlı’da. Yılın yarısını burada, yarısını Mersin’de geçiriyoruz. Eşim ve 2 çocuğumuzla bahçemizde hasatla ilgileniyoruz. Bu ilk hasadımız. İnşallah bize gelir getirecek. Büyükşehir Belediyesi’ne ve Vahap Bey’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor Haber

Adana Limonunda İhracat Endişesi: Üretici Alternatif Rota Bekliyor

Türkiye’nin önemli limon üretim merkezlerinden Adana’da mayer cinsi limonda hasat sürerken, ihracat sürecindeki belirsizlik üretici ve tüccarı endişelendiriyor. Rusya ve Ukrayna’ya yönelik ihracatta yaşanan sorunlar nedeniyle alternatif ihracat rotalarının açılması bekleniyor. Adana’da limon hasadı devam ederken, üreticiler ihracat pazarlarındaki hareketliliğin artmasını bekliyor. Türkiye’nin narenciye üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan kentte, mayer cinsi limonun hasadı 11 Eylül’de başladı. Turunçgil Kesim ve İhraç Tarihlerini Belirleme Komisyonu tarafından limonun ihraç tarihi ise 21 Eylül’de açıklandı. Bu yıl Adana genelinde yaklaşık 218 bin dönüm alanda limon üretimi yapılırken, kentte 710 bin ton rekolte hedefleniyor. Limon üreticisi alternatif ihracat rotası bekliyor Adana’da limon ihracatında önemli pazarlar arasında yer alan Rusya ve Ukrayna’daki savaş nedeniyle Karadeniz’e yönelik gemi trafiğinde yaşanan sorunlar, ihracat sürecine ilişkin endişeleri artırıyor. Bölgede hasat devam etmesine rağmen geçmiş yıllara kıyasla kesimin daha yavaş ilerlediği belirtilirken, üretici ve tüccarlar limonun farklı pazarlara ulaştırılabilmesi için alternatif ihracat rotalarının oluşturulmasını bekliyor. Arjantin ve Güney Afrika limonu ihracatı etkiliyor Adana limonunda ihracat talebinin şu aşamada sınırlı olmasında, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere bazı pazarlarda Arjantin ve Güney Afrika menşeli limonların bulunmasının da etkili olduğu belirtiliyor. Sektör temsilcileri, söz konusu ülkelerden yapılan limon ihracatının eylül ayı sonunda azalmasıyla birlikte ekim ayında Türk limonuna yönelik dış talebin artabileceğini değerlendiriyor. “Alıcı bekliyoruz, alıcılar yok” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Adana Ovası’nda geçmiş yıllardaki yoğunluğun henüz görülmediğini belirterek, limon hasadının devam ettiğini ancak kesimin önceki yıllara göre yavaş ilerlediğini ifade etti. Doğan, yurt dışından talebin şu anda düşük olduğunu, ancak ekim ayında talebin hızlanmasını beklediklerini belirtti. Arjantin ve Güney Afrika limonlarının piyasadaki arzının azalmasının ardından Türk limonuna yönelik talebin artabileceğini kaydetti. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan ayrıca, piyasada geçen yıldan kalan depolanmış limonların da bulunduğunu ve bu limonların toptan 25-30 lira seviyelerinden piyasaya sunulduğunu ifade etti. Üretim maliyetlerinin de yükseldiğine dikkat çeken Doğan, limonun mevcut piyasa koşullarında üretici açısından maliyet baskısı oluşturduğunu belirtti.

Denizli’de 2026 Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi İçin Çalışmalar Başladı Haber

Denizli’de 2026 Zeytin ve Zeytinyağı Rekoltesi İçin Çalışmalar Başladı

Denizli’nin 2026 yılı zeytin ve zeytinyağı rekoltesinin belirlenmesine yönelik çalışmalar, Zeytin ve Zeytinyağı Rekolte Tahmin Komisyonu toplantısıyla başladı. Denizli’de 2026 yılı zeytin ve zeytinyağı üretimine ilişkin rekolte tahmin çalışmaları kapsamında Zeytin ve Zeytinyağı Rekolte Tahmin Komisyonu bir araya geldi. Denizli İl Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Nevzat Zayim’in başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, ilin zeytin üretimindeki mevcut durumu değerlendirildi. Toplantıda üretim alanları, verim beklentileri ve sahadaki gözlemler ele alınırken, 2026 yılı rekoltesinin doğru ve güvenilir veriler üzerinden belirlenmesine yönelik çalışmalar değerlendirildi. Zeytin üretiminde saha verileri değerlendiriliyor Toplantıya İl Müdür Yardımcısı Saffet Üge, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Arzu Şengün, Denizli Ziraat Odası Başkanı Hamdi Gemici, Bakanlık Gençlik Konseyi Başkanı ve Sanayi Odası Komite Üyesi Enderey Bozbay, Denizli Ticaret Borsası Temsilcisi Özgen Özener, zeytin üreticisi ve genç üretici temsilcisi Hatice Avcı, Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB) Temsilcisi Süreyya Çalışkan ile teknik personel katıldı. Komisyon toplantısında, Denizli’de zeytin üretiminin mevcut görünümü ve 2026 yılına ilişkin verim beklentileri üzerinde duruldu. Rekolte tahminlerinin sahadan elde edilen gözlem ve veriler doğrultusunda yürütülmesine ilişkin değerlendirmeler yapıldı. 2026 zeytin rekoltesi saha çalışmalarının ardından netleşecek Zeytin ve zeytinyağı üretiminde önemli merkezlerden biri olan Denizli’de, 2026 yılı rekoltesinin ortaya konulması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında üretim alanları ve verim göstergelerinin değerlendirilmesine devam edilecek. Rekolte tahmin çalışmalarıyla Denizli’nin zeytin ve zeytinyağı üretim potansiyeline ilişkin güncel verilerin ortaya konulması hedefleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.