Hava Durumu

#Sağlık

Kırsal Haber - Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nde Büyük Gün! Haber

486. Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali’nde Büyük Gün!

UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Listesi’nde yer alan ve dünyanın en köklü geleneklerinden biri olan Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali, bu yıl 486’ncı kez şehri şifa ve coşkuyla buluşturuyor. Festivalin kalbi olan "saçım töreni" öncesinde, halka dağıtılacak 10 ton mesir macunu, dualar eşliğinde hazır hale getirildi. ​10 Ton Mesir Macunu Dualarla Paketlendi ​Manisa’yı Mesiri Tanıtma ve Turizm Derneği’nin imalathanesinde düzenlenen geleneksel dua törenine; Manisa Valisi Vahdettin Özkan, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu ve çok sayıda protokol üyesi katıldı. İl Müftüsü Şükrü Kabukçu tarafından okunan duaların ardından, protokol üyeleri sembolik olarak ilk mesirleri basın mensuplarına saçtı. ​41 çeşit baharattan oluşan şifa kaynağı mesir macunları, 26 Nisan Pazar günü Sultan Camii kubbe ve şerefelerinden halka saçılmak üzere 45 farklı noktaya sevk edildi. ​Başkan Besim Dutlulu: "Manisa’dan Dünyaya Barış Mesajı" ​Festival kapsamında düzenlenen "Hediyeleşme Töreni"nde, dünyanın dört bir yanından gelen halk dansları toplulukları Manisa Kurtuluş Müzesi’nde buluştu. Renkli görüntülerin yaşandığı törende konuşan Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, festivalin sadece bir gastronomi olayı değil, evrensel bir barış köprüsü olduğunu vurguladı: ​"Mesir Macunu sadece bir şifa kaynağı değil; Manisa’dan tüm dünyaya yayılan bir kardeşlik reçetesidir. Sahnede attığınız her adım, insanlığın ortak mirasına vurulan bir mühürdür. Bugün burada aynı barış şarkısını söylüyoruz." ​Sanat ve Gastronomi Mesir Festivali’nde Buluştu ​Bu yılki festival, sadece geleneksel saçım töreniyle değil, zengin kültürel içeriğiyle de dikkat çekiyor. ​Ünlü Oyuncular Manisa’daydı: Sinema dünyasının usta isimleri Erkan Can ve Güven Kıraç, düzenlenen söyleşide Manisa’nın mutfak kültürüne ve tarihi dokusuna hayran kaldıklarını belirterek, şehrin "açık hava müzesi" potansiyeline dikkat çekti. ​41 Bitkinin Şifası: Uzman diyetisyen Taylan Kümeli ve panelistlerin katıldığı oturumlarda, mesir macunundaki 41 bitkinin modern beslenmedeki yeri ve sağlık üzerindeki etkileri bilimsel perspektifle tartışıldı. ​Turizm Vizyonu: Manisa Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Burak Deste; Kula-Salihli UNESCO Jeoparkı, Sardes Antik Kenti ve Spil Dağı gibi değerlerin turizm rotasına dahil edilerek şehrin global marka değerinin artırılacağını ifade etti.

Eskişehir’in Bir Asırlık Lezzet Durağı: Karakedi Bozacısı’nın İlginç Hikâyesi Haber

Eskişehir’in Bir Asırlık Lezzet Durağı: Karakedi Bozacısı’nın İlginç Hikâyesi

Eskişehir’in sembolleşmiş markalarından biri olan Karakedi Bozacısı, 1925 yılından bu yana süregelen yolculuğuyla bir işletmeden çok, kentin yaşayan hafızası haline geldi. Tozlu yollardan bakır kazanlara, komşu hatırasından dünya markası olma yolundaki bu hikâye, Eskişehir kültürünün nasıl ilmek ilmek işlendiğini gözler önüne seriyor. ​1925’te Helva ile Başlayan Serüven ​Karakedi Bozacısı’nın temelleri, 1925 yılında Hacı Tahir Ürersoy tarafından atıldı. Kurtuluş Savaşı sonrası dönemin zorlu şartlarında, Eskişehir’in henüz gelişmekte olan sokaklarında helva ve şerbet satarak başlayan bu yolculuk, bugün dört şubeyle kentin en popüler duraklarından biri konumunda. İşletmenin İbrahim Karaoğlan Şubesi Sorumlusu Ümit Bozkuş, o yılları "toz toprak içindeki bir şehirde tutunma mücadelesi" olarak tanımlıyor. ​Karakedi İsmi Nereden Geliyor? ​Pek çok kişinin merak ettiği "Karakedi" isminin hikâyesi ise tamamen bir tesadüfe dayanıyor. Bozkuş, ismin hikâyesini şu sözlerle anlatıyor: ​"O dönem yan dükkânımızda çok meşhur olan Karakedi Kolonyaları vardı. Komşumuz dükkânı kapatınca, herkes bize 'Karakedi nerede?' diye sormaya başladı. Sorulardan bunalan patronlarımız, en sonunda bu ismi sahiplenmeye karar verdi." ​Bozanın Kaderini Değiştiren Bursa Gezisi ​İşletmenin asıl kimliğini kazandığı boza üretimi, 1950’li yıllarda gerçekleşen bir Bursa ziyaretiyle başladı. Bursa’da bozayı gören ve Eskişehir’de bu lezzeti denemeye karar veren aile, geleneksel yöntemlerle üretime geçti. Bugün boza, Karakedi’nin lokomotif ürünü ve Eskişehir denince akla gelen ilk lezzetler arasında yer alıyor. ​Geleneksel Yöntem: Neden Bakır Kazan? ​Teknoloji gelişse de Karakedi Bozacısı’nda bazı şeyler hiç değişmiyor. Geçmişte odun ateşinde pişirilen bozalar, bugün modern enerji kaynaklarıyla hazırlansa da bakır kazan kullanımından asla vazgeçilmiyor. Gıdada bakırın lezzet ve sağlık açısından önemine dikkat çeken Bozkuş, mısır, şeker ve sudan oluşan bu mayalı içeceğin asırlık sırrının bu geleneklerde saklı olduğunu vurguluyor. ​Eskişehir: Bir Öğrenci Şehri ve Boza Kültürü ​Eskişehir’in bir üniversite kenti olması, Karakedi’nin ününü Türkiye sınırlarının ötesine taşıdı. Şehirde eğitim gören binlerce öğrenci, mezun olduktan sonra bu kültürü kendi memleketlerine taşıyarak gönüllü birer marka elçisi oldu. Bugün Eskişehir’e gelen turistlerin yapılacaklar listesinde boza içmek ilk sıralarda yer alıyor. ​Yaz-Kış Değişmeyen Lezzet ​Boza her ne kadar kışla özdeşleşse de Karakedi’de üretim yazın da durmuyor. Yaz aylarında menüye limonata ve dondurma eklense de sadık müşteriler için taze boza her daim tezgahta yerini alıyor. ​Yeni Nesil ve Sosyal Medya Etkisi ​Dijitalleşen dünyada Karakedi Bozacısı, sosyal medya sayesinde genç kuşaklarla bağını koparmıyor. Gençlerin işletmeyi dijital platformlar üzerinden keşfettiğini belirten Ümit Bozkuş, "Reklamı artık müşteri kendisi yapıyor. Sosyal medyanın gücü sayesinde bu asırlık hikâye her gün binlerce yeni kişiye ulaşıyor," diyerek dijital görünürlüğün önemine değiniyor. ​Eskişehir seyahatlerinizin vazgeçilmez durağı olan Karakedi Bozacısı, nostaljik atmosferi ve değişmeyen lezzetiyle misafirlerini ağırlamaya devam ediyor. Kaynak: AnaHaber

Menülerde Yeni Dönem Başladı! Haber

Menülerde Yeni Dönem Başladı!

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, tüketicinin sağlığını ve seçim hakkını korumak adına gıda sektöründe devrim niteliğinde bir düzenlemeye imza attı. Artık toplu tüketim yerlerinde gıdaların içerik, enerji (kalori) ve alerjen bilgilerinin sunulması yasal bir zorunluluk haline getirildi. "Ne Yediğinizi Bilmek En Doğal Hakkınız" sloganıyla başlatılan yeni dönem; restoran, kafe, yemekhane ve kantin gibi tüm toplu tüketim yerlerini kapsıyor. Düzenleme ile tüketicilerin dini, sağlık veya kişisel tercihlerine uygun seçim yapmalarını kolaylaştırmak ve özellikle alerjik reaksiyon risklerini minimize etmek hedefleniyor. Bilgiler Nasıl Sunulacak? İşletmelere bu bilgileri sunmaları için geniş bir seçenek yelpazesi sunuldu. Gıda içerikleri ve kalori değerleri; Menülerde, Duvar tahtalarında veya broşürlerde, Dijital ekranlarda, Karekod (QR) aracılığıyla paylaşılabilecek. Karekod Kullanan İşletmelere Özel Kural Bilgilerini karekod ile sunmayı tercih eden işletmelerin, dijital sistemlere erişemeyen tüketicileri de gözetmesi gerekiyor. Bu işletmeler, görünür bir yere "Bu bilgilere karekod ile ulaşabilirsiniz. Karekod kullanamayan tüketiciler talep ederse bilgi kendilerine ayrıca sunulur." yazısını asmakla yükümlü olacak. "Güvenilir Gıda" ile Vatandaş Denetimi Bakanlık, denetim sürecine vatandaşları da dahil ediyor. Bilgi sunma zorunluluğuna uymayan veya şüpheli durum teşkil eden işletmeler, Bakanlığın "Güvenilir Gıda" mobil uygulaması üzerinden doğrudan bildirilebilecek. "Denetim Elinde" mottosuyla yürütülen süreçte, şeffaf gıda zincirinin her halkasının sıkı bir şekilde takip edileceği vurgulandı.

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında Haber

Çiftçi Artan Mazot ve Gübre Maliyetleri Nedeniyle Üretimden Kopma Noktasında

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu’nda görüşülen Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair teklif üzerine yaptığı konuşmada, mevcut düzenlemenin gerçek sorunları örtbas ettiğini belirtti. Sarıbal, “Mazot ve gübre fiyatlarının üreticiyi üretimden kopardığı bir dönemde bu teklifi görüşmek, krizi görmezden gelmektir” dedi. Milletvekili Sarıbal, komisyonda görüşülen teklifin zamanlamasını eleştirerek, asıl tartışılması gerekenin çiftçinin yaşadığı kriz olduğunu vurguladı. “Çiftçi artan mazot ve gübre maliyetleri nedeniyle üretimden kopma noktasında. Üretici ayakta kalmak için ağır borçlanma sarmalına sürüklenmiş durumda. Gıda krizi derinleşiyor, halkın temel gıdaya erişimi zorlaşıyor” diyerek, teklifin geri çekilmesi gerektiğini söyledi, yerine mazot, gübre ve doğrudan üretici desteklerini içeren acil bir kanun hazırlanması çağrısında bulundu. Türkiye’de uygulanan ekonomik ve tarım politikalarının milyonlarca yurttaşın hayatında derin bir yıkıma yol açtığını belirten Sarıbal, iktidarın gerçek sorunları görmezden geldiğini vurgulayarak, “Mesele tali başlıklar değil, doğrudan uygulanan ekonomik tercihlerdir” dedi. Milletvekili Sarıbal, mevcut politikaların iki temel sonuç doğurduğunu ifade etti. Birincisinin, çiftçinin üretimden para kazanamaması nedeniyle toprağını terk etmek zorunda kalması olduğunu belirten Sarıbal, köylerin boşaldığını ve üreticilerin kentlerin varoşlarına sürüklendiğini söyledi. İkinci olarak ise üretimde kalmaya çalışan çiftçilerin ağır bir borç yükü altında bırakıldığını dile getiren Sarıbal, “Bunun adı, tarımı bütünüyle şirketlere, tekellere ve sermaye gruplarına bırakmanın sonucunda ortaya çıkan mülksüzleştirme düzenidir. 1980 faşist askeri darbesiyle kurulan ekonomik ve siyasal rejim, 24 yıllık iktidarın taşlarını döşeyen tarihsel zemindir. O günden bugüne emek zayıflatılmış, köylü yalnızlaştırılmış, kamu tasfiye edilmiş, kaynaklar halk için değil sermaye için kullanılmıştır” ifadelerini kullandı. DEVASA KAYNAK NEREYE GİTTİ? Bütçenin bir servet transferi mekanizmasına dönüştürüldüğünü kaydeden Sarıbal, “2025 bütçesinde faize ayrılan kaynak 1 trilyon 950 milyar lira. 2026 bütçesinde bu rakam 2 trilyon 742 milyar liraya çıkıyor. Daha yılın ilk iki ayında gerçekleşen faiz ödemesi 640 milyar lirayı bulmuş durumda. Bu gidişle, 2026 yılı sonunda bütçede öngörülenin bile üzerinde bir faiz ödemesiyle karşı karşıya kalacağımız çok açık. Cumhuriyet’in kuruluşundan 2002 yılına kadar, yani 82 yılda 54 hükümetin yarattığı toplam kaynak yaklaşık 740 milyar dolar. 2002’den bugüne iktidar, büyük bir başarı hikayesi yazarak 4 trilyon dolarlık bir kaynak üretti. Bu devasa kaynak nereye gitti? Neden 86 milyonun refahı artmadı? Bu sorular, bu Komisyonun da, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin de araştırması gereken temel meselelerdir. Mesele, halkın alın teriyle yaratılan kaynakların yurttaşa refah, güvence ve insanca yaşam olarak dönüp dönmediğidir. Bu Meclis’in önündeki en büyük sorumluluk, 86 milyon yurttaşın yaşam hakkını, beslenme hakkını, barınma hakkını, eğitim ve sağlık hakkını savunmaktır” diye konuştu.

Bursa TB Başkanı Matlı'dan Ramazan Bayramı Mesajı Haber

Bursa TB Başkanı Matlı'dan Ramazan Bayramı Mesajı

Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda; birlik, beraberlik ve toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı. Ramazan ayının manevi ikliminin ardından bayrama ulaşmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirten Başkan Matlı, bayramların köklü geleneklerin hatırlandığı ve toplumsal bağların pekiştiği özel günler olduğunu ifade etti. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın temelinde güçlü bir toplumsal yapının yattığına dikkat çeken Özer Matlı, şunları söyledi: “Sofralarımıza bolluk ve huzur getiren Ramazan ayını geride bırakırken, bizleri ortak bir sevinçte buluşturan bayrama kavuşmanın heyecanı içerisindeyiz. Bursa iş dünyası olarak bizler, üretmenin ve istihdam sağlamanın yanı sıra, bu toprakların hamurunda var olan yardımlaşma kültürünü yaşatmayı en asli görevlerimizden biri olarak görüyoruz. Yardımlaşmanın her zamankinden daha kıymetli olduğu bir dönemden geçiyoruz. Ülkemizin ve şehrimizin müreffeh yarınları için azimle çalışmaya devam ederken; sevgiyi, saygıyı ve hoşgörüyü odağına alan bir anlayışla hareket ediyoruz. Bayramın, aramızdaki gönül köprülerini daha da sağlamlaştırmasını temenni ediyor; Ramazan Bayramı’nın başta hemşerilerimiz ve üyelerimiz olmak üzere, tüm İslam alemine huzur, sağlık ve bereket getirmesini diliyorum. Bayramımız mübarek olsun.”

TVHB Başkanı Eroğlu'ndan 72'inci Kuruluş Yıl Dönümü Mesajı Haber

TVHB Başkanı Eroğlu'ndan 72'inci Kuruluş Yıl Dönümü Mesajı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, birliğin 72'inci kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 72 yıl önce 9 Mart 1954 tarihinde 6343 sayılı Kanunla kurulmuş, ülkemizdeki tüm veteriner hekimleri temsil eden, kamu kurumu niteliğinde ve tüzel kişiliğe haiz bir meslek örgütüdür. 72. kuruluş yıl dönümümüzü kutlarken, mesleğimizin köklü geçmişini, toplum sağlığına katkılarını ve geleceğe dair sorumluluklarımızı bir kez daha hatırlamak isteriz. Veteriner hekimlik mesleği; hayvan sağlığı ve refahından hayvansal üretime, gıda güvenliğinden halk sağlığına, çevre sağlığından biyogüvenliğe, antimikrobiyal dirençten iklim değişikliği ile mücadeleye kadar çok geniş bir sorumluluk alanına sahiptir. Küresel salgınlar, gıda krizleri, hayvan kaynaklı hastalıklar ve çevresel tehditler, veteriner hekimliğin hayati rolünü her geçen gün daha da ön plana çıkarmaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, mesleğimizin yetki ve sorumluluk alanına giren bu konularda, ilgili bakanlıklar, kamu kurumları, özel sektör ve diğer meslek örgütleriyle etkin bir diyalog zemini oluşturarak ortak stratejiler geliştirmeye, mesleğimizin toplumsal katkısını güçlendirmeye devam ediyoruz. Bilim ve teknolojideki hızlı değişime uyum sağlayan, eğitimde kaliteyi esas alan ve mesleki hakları kararlılıkla savunan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dünyanın ilk veteriner fakültesinin 1762 yılında Fransa’da Claude Bourgelat tarafından kurulması, bilimsel veteriner hekimliğin başlangıcını simgelemiştir. Louis Pasteur’ünkuduz aşısını geliştirmesi, Bernhard Bang’inbruselloz etkenini ortaya koyması, Sir John McFadyean’ın veteriner patolojisine yaptığı katkılar gibi pek çok bilimsel başarı, mesleğimizin insanlık tarihindeki vazgeçilmez yerini kanıtlamıştır. Bu öncü bilim insanlarını saygıyla anıyor, onların bilimsel mirasını geleceğe taşıma kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz. Ülkemizde 1842 yılında Mekteb-i Harbiye bünyesinde başlayan veteriner hekimliği eğitimi, 183 yıllık köklü geçmişiyle, modern bilim ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda şekillenmiş; veteriner hekimlerimiz Cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana halk sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, gıda güvenliği ve kırsal kalkınmada önemli roller üstlenmiştir. Türk veteriner hekimliğinin gelişiminde iz bırakan öncü isimler arasında; halk sağlığı ve veteriner hizmetlerinin örgütlenmesinde büyük katkıları bulunan Şefik KOLAYLI, bilimsel çalışmaları ve eğitim faaliyetleriyle mesleğe yön veren Süreyya Tahsin AYGÜN, halk sağlığı ve toplum bilincinin gelişmesine öncülük eden M. Akif ERSOY gibi değerli meslek büyüklerimizi de anmak isteriz. Toplum sağlığı, veteriner hekimlerin katkısı olmadan tam anlamıyla korunamaz. Hayvanlardan insanlara bulaşan zoonotik hastalıklarla mücadelenin yanı sıra, gıda güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir hayvancılık uygulamaları için veteriner hekimlerin bilimsel bilgi ve deneyimine duyulan ihtiyaç her geçen gün artmaktadır. Bu noktada, veteriner hekimlerin mesleki yetki ve haklarını korumak, alan dışı müdahalelere karşı durmak ve mesleğimizin geleceğini güvence altına almak, Birliğimizin temel öncelikleri arasındadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, mesleğimizin yüksek standartlarını oluşturmak, meslek onurunu yüceltmek ve toplumumuza en kaliteli hizmeti sunmak için kararlılıkla çalışıyoruz. Fiili hizmet süresi, sağlık meslek grubu statüsü, sağlıkta şiddetin önlenmesi, kamuda istihdamın artırılması, çalışan ve emekli veteriner hekimlerimizin özlük haklarının iyileştirilmesi ve mesleki haklarımızın korunması gibi pek çok alanda aktif çalışmalar yürütmekteyiz. Eğitim kalitesinin artırılması, veteriner fakültelerinin fiziki altyapı ve akademik kadro açısından güçlendirilmesi, ihtiyaç analizine dayalı fakülte planlaması yapılması, meslek içi eğitim programlarının yaygınlaştırılması ve veteriner hekimlikte uzmanlaşma süreçlerinin güçlendirilmesi, mesleğimizin geleceği açısından hayati öneme sahiptir. Eğitimde standartı yakalayamayan bir mesleğin, gelecekteki sürdürülebilirliği tehlikeye girecektir. Tüm bu çalışmalarımızın temelinde, mesleğimizin tarihsel birikiminden aldığımız güç ve meslektaşlarımızın özverili katkıları yer almaktadır. Mesleğimizin bugünlere gelmesinde emeği geçen her bir veteriner hekimin, ortaya koyduğu çaba ve fedakârlık, geleceğe yönelik sorumluluklarımızı da şekillendirmektedir. Kuruluş yıl dönümümüzde, geçmişten bugüne mesleğimize emek veren, katkı sunan tüm meslektaşlarımızı saygı ve minnetle anıyoruz."

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor? Haber

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor?

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan monosodyum glutamat (MSG) katkı maddesi dünyada tartışılırken ülkemizde ithalatının neden devam ettiğini sordu. Gürer, özellikle hazır gıdalarda kullanılan ve “Çin tuzu” olarak da bilinen MSG’nin ithalat verilerine dikkat çekti. İnsan sağlığı açısından dünyada süren tartışmaların görmezden gelindiğini ifade etti. “Bazı ülkeler yasaklamış, bazı ülkeler kısıtlamış, bazı ülkelerde ise tartışmalar sürüyor; buna rağmen ülkemize ithalatı devam ediyor.” dedi. Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de E621 koduyla kullanılan MSG’nin özellikle paketli ve işlenmiş gıdalarda bulunduğunu, ancak tüketicilerin bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini belirtti. “GIDALARDA BEŞİNCİ TAT: UMAMİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın teknik olarak glutamik asidin sodyum tuzu olduğunu ve gıdalarda tat artırıcı olarak kullanıldığını söyledi. MSG’nin yiyeceklere “umami” olarak adlandırılan beşinci temel tadı verdiğini ifade eden Gürer, bu tadın etsi, yoğun ve doyurucu bir lezzet hissi oluşturduğunu söyledi. Gürer, bilimsel araştırmalarda gıda sanayisinin ürünü daha cazip hale getirmesi için kullanılan bir araç hâline geldiğinin belirtildiğini ifade etti. Gürer, “Lezzet artırıcı adı altında kullanılan bu katkı maddesi, özellikle bazı hazır ve işlenmiş gıdalarda yer alıyor. İştah açması yanında bağımlılıkta yaptığı ifade edilen ürünü tüketicinin çoğu zaman neyi tükettiğinin farkında bile olmuyor.” dedi. HAZIR GIDALARDA KULLANIM CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın çok farklı gıda ürünlerinde yer aldığını, tüketicinin özellikle paketli gıda ve hazır gıdalarda içeriğini irdelemesinin sağlığı için önemli olduğunun farkına varmalıdır” dedi. “DÜNYADA TARTIŞMALI BİR KATKI MADDESİ” Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın dünyada uzun süredir tartışılan bir katkı maddesi olduğunu belirterek bazı ülkelerde farklı uygulamaların bulunduğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Türkiye dahil 50’den fazla ülkede bebek mamalarında MSG kullanımı yasak. Tayland ve Vietnam gibi ülkelerde kullanım yaygın olsa da hükümetler aşırı tüketim konusunda kamuoyu uyarıları yapıyor. Bazı ülkelerde okul kantinleri gibi alanlarda yerel kısıtlamalar uygulanıyor. Pakistan’ın 2018 yılında MSG’yi tamamen yasakladı. Bir ülke bu maddenin sağlık riskleri nedeniyle satışını, ithalatını ve ihracatını yasaklarken, tonlarca ithalat yapıyoruz” diye konuştu. BİLİMSEL TARTIŞMALAR Dünya genelinde bazı sağlık kurumları makul miktarlarda tüketildiğinde MSG’nin ciddi bir tehdit oluşturmadığı yönünde değerlendirmesine karşın bazı bilim insanlarının katkı ürünün olumsuz etkilerini tartıştığını belirten Ömer Fethi Gürer, bazı araştırmalarda yüksek doz tüketimin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduğu ifade ediliyor.MSG Semptom Kompleksi Bazı bireylerde MSG tüketiminin ardından baş ağrısı, çarpıntı, terleme, halsizlik ve mide bulantısı gibi belirtiler görülebiliyor. Bu durum halk arasında “Çin restoranı sendromu” olarak biliniyor.” Dedi. TÜRKİYE’DE MSG İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2026 yılı itibarıyla monosodyum glutamat ithalatı üç ülkeden gerçekleştirildi. Brezilya’dan 100 ton ithalat karşılığında 112 bin 73 dolar, Endonezya’dan 21 ton karşılığında 35 bin 490 dolar, Çin’den 664 ton karşılığında 572 bin 863 dolar, toplamda 785 ton MSG ithalatı için 720 bin 426 dolar ödeme yapıldı. 2025 yılı boyunca Türkiye’nin MSG ithalatının yaklaşık 6 bin 866 ton olduğunu ve bunun için 7 milyon 280 bin 281 dolar ödendi” dedi. “GIDA GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI TARTIŞILMALI” Gürer, “Bir yandan halk sağlığı konuşuluyor, diğer yandan tartışmalı katkı maddeleri tonlarca ithal edilip gıda zincirine giriyor.” diyen Gürer, MSG’nin kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MSG İTHALATININ YASAKLANMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tartışmaların ardından monosodyum glutamatın Türkiye’ye ithalatının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da açıkladı. Gürer, “Gıda güvenliği yalnızca üretim miktarıyla değil, tüketilen ürünlerin sağlıklı olmasıyla da ilgilidir. Halkın sağlığını önceleyen bir gıda politikası önemlidir” diye konuştu.

Eskişehir'in Yerel Tohumları Türkiye'nin Dört Bir Yanına Ulaşıyor Haber

Eskişehir'in Yerel Tohumları Türkiye'nin Dört Bir Yanına Ulaşıyor

Toprağın hafızasını taşıyan yerel tohumlar, yalnızca Eskişehir’de değil, Türkiye’nin dört bir yanında da filizlenmeye devam ediyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Eskişehir’de üretilen ve özenle çoğaltılan yerel tohumların tüm Türkiye’ye gönderilmeye devam edildiğini duyurdu. Böylece Eskişehir’in bereketi sınırları aşarak Anadolu’nun dört bir yanındaki üreticilerle buluşuyor. Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı ekiplerinin titizlikle yürüttüğü organizasyon kapsamında, ata mirası yerel tohumlar üreticilerle buluşturuluyor. Anadolu’nun bereketli topraklarından süzülen bu kadim mirasın korunması, çoğaltılması ve gelecek nesillere aktarılması amacıyla gerçekleştirilen etkinliklerde, paylaşmanın ve üretmenin değeri bir kez daha vurgulanıyor. Tohum talebinde bulunmak isteyen vatandaşlar, ecm.eskisehir.bel.tr/WebBasvuru/tohum adresinden Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tohum Talep Formu’nu doldurabiliyor. Başvurusu onaylanan üretici ve vatandaşlara, 115 TL kargo ücreti karşılığında anlaşmalı kargo firması aracılığıyla yerel tohumlar ulaştırılıyor. Paylaşmanın bereketi büyüttüğüne inanan Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, yerel tohumlarını yaşatarak hem yerel üretimi destekliyor hem de sürdürülebilir tarıma katkı sunuyor. Eskişehir’den yükselen bu dayanışma hareketi, Türkiye’nin dört bir yanında toprağa umut, sofralara sağlık olmaya devam ediyor.

Ramazan Sofralarında Sağlıklı Beslenme Konuşuldu Haber

Ramazan Sofralarında Sağlıklı Beslenme Konuşuldu

Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından Ramazan ayı etkinlikleri kapsamında düzenlenen söyleşide, doğru beslenme alışkanlıklarının hem fiziksel hem de zihinsel denge açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Bursa Büyükşehir Belediyesi Kültür, Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen ‘Ramazan Sofralarında Sağlık ve Denge’ başlıklı söyleşide, iftar ve sahur sofralarında dikkat edilmesi gereken beslenme kuralları ele alındı. Tayyare Kültür Merkezi’ndeki programda, gün boyu süren açlığın ardından dengeli ve bilinçli beslenmenin önemi katılımcılarla paylaşıldı. Söyleşiye konuşmacı olarak katılan Uzman Diyetisyen Hatice Nur Ege, Ramazan ayında öğün planlamasının doğru yapılması gerektiğini belirtti. Ramazan ayında uzun süreli açlık sonrası ani ve ağır yemek tüketiminin sindirim sistemini zorlayabileceğini anlatan Ege, “İftara hafif bir başlangıç yapmak, çorba ve salata gibi besinlerle mideyi yormadan ilerlemek oldukça önemli. Sahurda ise protein ve lif içeriği yüksek, tok tutan besinler tercih edilmelidir. Bol su tüketimi de gün içerisindeki enerji dengesini korumada büyük rol oynar. Amacımız hem ibadetlerimizi huzurla yerine getirmek hem de beden sağlığımızı korumaktır” dedi. Günlük hayatta uygulanabilir beslenme önerilerinin de konuşulduğu program, soru cevap bölümüyle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.