Hava Durumu

#Sağlık Bakanlığı

Kırsal Haber - Sağlık Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlık Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor Haber

Seğmen Su Ürün Yelpazesini Genişletiyor

Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki Seğmen Su AŞ, yenilenen üretim altyapısı ve modernizasyon çalışmalarının ardından ürün portföyüne de yeni cam ve bardak ürünleri ekledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan ve ambalajlı su sektöründe faaliyet gösteren Seğmen Su AŞ, üretim altyapısında gerçekleştirdiği kapsamlı yenileme ve modernizasyon çalışmalarının ardından ürün portföyünü genişletti. 0,33 ve 0,75 litrelik cam şişe ile 0,20 litrelik bardak su ürünleri raflarda yerini aldı. SEĞMEN SU’DA YENİ ÜRÜNLER TÜKETİCİYLE BULUŞTU Seğmen Su, fabrika yenileme çalışmaları kapsamında üretim altyapısını güncel teknolojilerle güçlendirerek, üretim kapasitesini de artırdı. Yeni ürün çalışmaları kapsamında ise 0,33 litre ve 0,75 litre cam şişe ile 0,20 litre bardak su ürünleri tüketicilerin beğenisine sunuldu. Yeni ürünlerde kalite, estetik ve kullanım kolaylığının bir arada değerlendirilmesiyle günlük tüketimin yanı sıra farklı hizmet ve ikram alanlarında kullanılabilecek alternatifler oluşturuldu. ÜRETİM SÜRECİ BAŞTAN SONA KONTROLLÜ Büyükyağcı ve Güzelcekale olmak üzere iki üretim tesisi bulunan Seğmen Su’yun tesisleri; İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında İl Sağlık Müdürlüğü tarafından denetlenirken, yıl boyunca alınan su numuneleri ilgili laboratuvarlarda analiz edilerek düzenli kalite kontrolleri gerçekleştiriliyor. Seğmen Su AŞ Genel Müdürü Merih Demirdelen, Sağlık Bakanlığı’nın haftalık, aylık ve yıllık periyotlarla denetlendiklerinin altını çizerek, “Ürünlerimiz piyasaya sunulmadan önce mikrobiyolojik ve kimyasal testlerden günlük olarak geçirilmektedir. Mevcut makine parkurumuzda Seğmen Su kaynaktan çıkıp şişelenene kadarki süreçte hiçbir şekilde el değmeden hijyenik ortamda ambalajlanmaktadır. Ayrıca ambalajlanan ürünler her gün düzenli olarak mikrobiyolojik ve kimyasal testlere tabi tutulmaktadır"diye konuştu. ÜRETİM KAPASİTESİ SAATTE 40 BİN ŞİŞEYE ULAŞIYOR Demirdelen, Haymana Büyükyağcı’da bulunan üretim tesisinin 22 bin metrekarelik alanda faaliyet gösterdiğini ve tesisin 10 bin metrekaresinin kapalı, 12 bin metrekaresinin ise açık alandan oluştuğunu söyledi. Demirdelen, üretim kapasitesine ilişkin şu bilgileri verdi: “Üretim teknolojisi açısından saatte 40 bin şişe 0,5 litre ürün üretebilmektedir. Yine saatte 20 bin şişe 1,5 litre ürün üretilebilmektedir. Aynı fabrikada 5 litre ürünlerimiz saatte 6 bin şişe olarak şişelenmektedir. Bu yönüyle de baktığımızda Seğmenler Pınarı yüksek teknoloji ve yüksek kapasitesi ile İç Anadolu’daki en büyük tesislerden bir tanesidir.” SEĞMEN SU ARTIK DOĞAL MİNERALLİ SU RUHSATIYLA ÜRETİM YAPIYOR Seğmen Su’yun üretim altyapısında yapılan yatırımlarla birlikte ürünlerin ruhsatlandırma yapısında da değişikliğe gidildiğini söyleyen Demirdelen, şöyle konuştu: "2024 yılına kadar ürünlerimiz içme suyu ruhsatıyla piyasaya sunulmaktaydı. Yapmış olduğumuz altyapı yatırımlarıyla artık Seğmen Su doğal mineralli ruhsatı ile tüketicilerimize hizmet vermektedir. İçme suyuyla doğal mineralli ürünlerin farkı; doğal mineralli ürünlerde ürünün yapısı bozulmadan doğadan çıktığı saflıkta ve yüksek mineral kapasitesiyle doğrudan hijyenik olarak tüketicilerimize sunulmaktadır. Bu yönüyle Seğmen Su’yun piyasadaki diğer markalardan farkı, çok yüksek bir mineral kapasitesine sahip olmasıdır. Özellikle kalsiyum, bikarbonat noktasında Seğmen Su'yun yüksek mineral içeriği tüketicilerin sağlığına pozitif olarak etki etmektedir." ANKARA’DAN DÜNYA PAZARINA İhracat çalışmalarının da sürdüğünü belirten Demirdelen,"Seğmen Su AŞ Ankara'nın her bölgesinde tüketicilerimizin rahatça ulaşabileceği noktalarda tüketicilerimizin beğenisine sunulmaktadır. Ulusal marketlerde, yerel marketlerde, bakkallarda, büfelerde ve geniş damacana dağıtım ağıyla tüketicilerimize Ankara ve çevresi illerde hizmet vermektedir. Buna ilave olarak Seğmen Su 2023-2024 yılından itibaren ihracat pazarında da rol almaktadır. Ürünlerimiz İngiltere'de, Almanya'da, Belçika'da. 2027 yılından itibaren de Arap ülkelerinde de ürünlerimiz satışa sunulacaktır." dedi. ÜRETİM MALİYETLERİNDEKİ DÜŞÜŞ FİYATLARA YANSITILIYOR Gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla üretim kapasitesinin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesine de katkı sağladı. Seğmen Su’yun rekabetçi fiyat politikasını sürdürmeyi hedeflediğini belirten Demirdelen, 2024 ve 2025 yıllarında gerçekleştirilen altyapı yatırımlarıyla kapasitenin yükselmesi sonucu azalan üretim maliyetlerinin fiyatlara yansıtıldığını söyledi. DOĞAL AFETLERDE GÜNLÜK 30 TIR’A KADAR SEVKİYAT KAPASİTESİ Deprem ve sel gibi afetlerde altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda su ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceklerini belirten Demirdelen, “Seğmen Su, deprem, sel gibi doğal afetler sırasında bir sigorta misyonunu da üstlenmektedir. Altyapı tesislerinin, altyapı sistemlerinin zarar görmesi durumunda, günlük 30 TIR’a kadar ürün üretip sevk edebilme kapasitesine sahibiz." dedi.

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır'' Haber

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında zoonotik hastalıklarla mücadelede aşılama, yaban hayatı takibi ve "Tek Sağlık" yaklaşımının kritik rolüne dikkat çekti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Her yıl 28 Eylül, kuduz hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve hastalıkla mücadelenin önemine dikkat çekilmesi amacıyla Dünya Kuduz Günü olarak anılmaktadır. 2026 yılı Dünya Kuduz Günü’nün teması ise Global Alliance for Rabies Control (GARC) tarafından “Birlikte Daha Güçlüyüz” (Stronger Together) olarak belirlenmiştir. Kuduz; insanları, evcil ve yabani hayvanları etkileyebilen, merkezi sinir sistemini hedef alan viral ve zoonotik bir hastalıktır. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse daima ölümle sonuçlanmasına karşın, doğru zamanda alınan önlemlerle hastalığın gelişmesi engellenebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kuduz nedeniyle yaşamını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 40’ını 15 yaş altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Bu tablo, kuduzun doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ve kurumlar arası mücadeleyi zorunlu kılan önemli bir zoonoz olduğunu ortaya koymaktadır. KUDUZLA MÜCADELE ISIRILMADAN ÖNCE BAŞLAR Kuduzla mücadelede temel hedef, hastalığı hayvan kaynağında kontrol altına almaktır. Bunun en etkili araçlarından biri aşılamadır. Sahipli ve sahipsiz kedi ve köpeklerin düzenli olarak aşılanması, yüksek aşılama oranlarının sürekliliğinin sağlanması, hayvan hareketlerinin etkin biçimde izlenmesi, şüpheli vakaların gecikmeden bildirilmesi ve sahipsiz hayvan popülasyonunun bilimsel, sürdürülebilir ve hayvan refahını gözeten yöntemlerle yönetilmesi mücadelenin birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Türkiye’nin kuduz epidemiyolojisi değerlendirilirken evcil hayvanlar, çiftlik hayvanları ve yaban hayatı arasındaki ilişki birlikte ele alınmalıdır. Yabani hayvanların meralarda çiftlik hayvanları, çoban ve av köpekleriyle; yerleşim alanlarında ise sahipli veya sahipsiz hayvanlarla temas edebilmesi, virüsün farklı hayvan popülasyonları arasında taşınmasına imkan verebilmektedir. Bu nedenle bir bölgede evcil hayvanlarda kuduzun kontrol altına alınması, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Mücadele, yaban hayatı–evcil hayvan–çiftlik hayvanı–insan zincirinin tamamını kapsamalıdır. Ülkemizde yaban hayatındaki kuduzla mücadele kapsamında yürütülen oral aşılama çalışmaları bu açıdan önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2019–2025 döneminde 592 bin kilometrekarelik alanda toplam 41,8 milyon doz oral aşı havadan doğaya bırakılmıştır. Başta tilkiler olmak üzere yabani etçil türleri hedefleyen bu çalışmaların, epidemiyolojik veriler doğrultusunda etkin biçimde sürdürülmesi gerekmektedir. KUDUZ ŞÜPHELİ TEMASTA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİDİR Şüpheli bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma ya da enfekte olabileceği düşünülen hayvan salyasının açık yara veya mukozayla teması halinde yara bölgesi mümkün olan en kısa sürede bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca iyice yıkanmalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Temasın niteliği ve risk düzeyi sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilerek gerekli görülmesi halinde kuduz aşısı, kuduz immünglobulini veya güncel tıbbi rehberlerde öngörülen diğer temas sonrası koruyucu uygulamalar gerçekleştirilmelidir. TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Kuduz, hayvan sağlığı ile insan sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin en somut örneklerinden biridir. Veteriner hekimler; aşılama, sürveyans, hastalık şüphesinin değerlendirilmesi, laboratuvar tanısı, hayvan hareketlerinin kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve toplumun bilgilendirilmesi gibi alanlarda üstlendikleri görevlerle doğrudan halk sağlığının korunmasına katkı sağlamaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak uzun süredir ifade ettiğimiz üzere; zoonotik hastalıklarla mücadelede kurumların birbirinden bağımsız hareket ettiği parçalı yapıların yerine insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Tek Sağlık artık yalnızca konuşulan, raporlara yazılan veya özel günlerde hatırlanan bir kavram olmaktan çıkarılmalıdır. Zoonotik hastalıklar kurumların görev alanı sınırlarını tanımamaktadır; dolayısıyla mücadele de kurumların kendi sınırları içerisinde kalamaz. Kurumlar arası koordinasyonu dönemsel uygulamalara ve kişisel inisiyatiflere bırakan bir anlayışla zoonotik hastalıklarla etkin mücadele mümkün değildir. Görev, yetki ve sorumlulukların açıkça tanımlandığı kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasının oluşturulması artık ertelenemez bir halk sağlığı gerekliliğidir. Bu kapsamda Tek Sağlık Yasası’nın hayata geçirilmesi ve insan, hayvan ve çevre sağlığına yönelik tehditlerin ortak bir sistem içerisinde izlenebileceği; erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon kapasitesine sahip, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi’nin (HAKİM) kurulması yönündeki önerimizi bir kez daha kamuoyunun ve yetkili makamların dikkatine sunuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler, üniversiteler, veteriner hekimler, beşeri hekimler ve ilgili kurumlar arasında sürekli ve etkin bir koordinasyon sağlanmalı; toplumun doğru bilgiye ulaşmasına yönelik çalışmalar güçlendirilmelidir. Özellikle çocuklara hayvanlarla güvenli temas ve olası temas sonrasında yapılması gerekenler konusunda eğitim verilmesi, hayvan sahiplerinin aşılama ve kayıt konusundaki sorumluluklarına ilişkin farkındalığın artırılması önem taşımaktadır. 2030 HEDEFİNE ULAŞMAK MÜMKÜN Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve Kuduz Kontrolü için Küresel İttifak tarafından ortaya konulan 2030 yılına kadar köpek aracılı kuduz nedeniyle insan ölümlerinin sona erdirilmesi hedefi, ancak bütüncül ve sürdürülebilir bir mücadeleyle mümkün olacaktır. Kuduz önlenebilir bir hastalıktır. Mücadele, vaka ortaya çıktıktan sonra değil, kaynağında başlamalıdır. Önlenebilir bir hastalık nedeniyle insan veya hayvan yaşamının kaybedilmesi kabul edilebilir değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

Trans Yağları Ortadan Kaldırmak, Hayat Kurtarmak Çalıştayı Düzenlendi Haber

Trans Yağları Ortadan Kaldırmak, Hayat Kurtarmak Çalıştayı Düzenlendi

Türkiye’de gıda güvenliği ve halk sağlığını koruma çalışmaları tüm hızıyla devam ediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Ofisi, DSÖ Türkiye Ofisi, T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı iş birliğiyle düzenlenen “Türkiye'de Üst Düzey Politika Diyaloğu: Trans Yağları Ortadan Kaldırmak, Hayat Kurtarmak" çalıştayı, 16-17 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara Kızılcahamam’da başladı. ​Sağlık ve Gıda Politikalarında Ortak Akıl ​Toplantının açılış programına; Genel Müdürümüz Dr. Ersin Dilber, DSÖ Avrupa Bölge Ofisi Danışmanı Dr. Kremlin Wickramasinghe, DSÖ Türkiye Halk Sağlığı Uzmanı Doç. Dr. Tufan Nayir, Sağlık Bakanlığı temsilcileri, Genel Müdür Yardımcımız Fatih Kaya ve ilgili daire başkanları katılım sağladı. ​Çalıştay kapsamında, halk sağlığını doğrudan etkileyen trans yağların gıdalardan tamamen eliminasyonu için atılacak adımlar masaya yatırıldı. ​"Türkiye'de Gıda Kontrol Sistemi ve Trans Yağ Eliminasyonu" ​Programda, kurumumuz tarafından gerçekleştirilen “Türkiye'de Gıda Kontrol Sistemi ve Trans Yağ Eliminasyon Süreci" başlıklı sunum büyük ilgi gördü. Sunumda öne çıkan başlıklar şunlar oldu: ​Mevzuat Düzenlemeleri: Trans yağların sınırlandırılması ve eliminasyonuna yönelik güncel yasal süreçler. ​Resmî Kontroller: Piyasaya arz edilen ürünlerde uygulanan denetim mekanizmaları. ​Teknik Altyapı: Trans yağ analizlerinde kullanılan laboratuvar kapasitesi ve izleme faaliyetleri. ​Küresel Doğrulama Programı ile Hedef Sıfır Trans Yağ ​DSÖ'nün Trans Yağ Eliminasyonu Doğrulama Programı (TFA Validation Programme) çerçevesinde gerçekleştirilen oturumlarda; ülkelerin mevcut durum analizleri, numune alma metodolojileri ve laboratuvar kapasitelerinin artırılması gibi kritik konular ele alındı. İyi uygulama örneklerinin paylaşıldığı çalıştayda, Türkiye’nin bu süreçteki kararlılığı vurgulandı. ​İki gün sürecek olan bu stratejik toplantı, trans yağların halk sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini minimize edecek politika ve uygulamaların geliştirilmesine ışık tutacak. Türkiye, gıda güvenliği alanındaki bu öncü adımlarıyla vatandaşlarının sağlığını korumak adına uluslararası standartlarda çalışmalarını sürdürüyor.

Kars VHO'dan Hantavirüs Açıklaması: Türkiye'de Vaka Var mı? Haber

Kars VHO'dan Hantavirüs Açıklaması: Türkiye'de Vaka Var mı?

Kars Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, son günlerde gündeme gelen Hantavirüs iddialarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sağlık Bakanlığı verilerine atıfta bulunan Ödül, Türkiye'deki güncel durumu ve korunma yollarını paylaştı. ​Kars ve çevresinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşları yakından ilgilendiren Hantavirüs konusuyla ilgili Kars Veteriner Hekimleri Odası sessizliğini bozdu. Uluslararası kamuoyunda artan dezenformasyonun önüne geçmek amacıyla yapılan açıklamada, "Tek Sağlık" yaklaşımının önemine dikkat çekildi. ​Türkiye’de Hantavirüs Vakası Var mı? ​Vatandaşların en çok merak ettiği "Hantavirüs Türkiye'ye geldi mi?" sorusuna yanıt veren Başkan Ercan Ödül, şu ifadeleri kullandı: ​"T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından 12 Mayıs 2026 tarihinde yapılan resmi açıklamaya göre; ülkemiz sınırları içerisinde şu ana kadar doğrulanmış herhangi bir Hantavirüs vakası bulunmamaktadır. Yurt dışı temas öyküsü olan kişilerin tetkikleri negatif çıkmıştır." ​Hantavirüs Nedir? İnsandan İnsana Bulaşır mı? ​Hantavirüs, özellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin salya, dışkı ve idrarları yoluyla çevreye yayılan bir viral hastalıktır. Virüsün temel özellikleri şunlardır: ​Bulaşma Yolu: Kemirgen atıklarıyla kirlenmiş tozların solunması. ​İnsandan İnsana Geçiş: Oldukça nadir görülen bir durumdur. ​Risk Alanları: Ahırlar, depolar, samanlıklar ve kilerler gibi kemirgenlerin barınabileceği kapalı alanlar. ​Hantavirüs Belirtileri Nelerdir? ​Erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Kars VHO Başkanı Ödül, aşağıdaki belirtilere karşı vatandaşları uyardı: ​Yüksek ateş ve halsizlik, şiddetli kas ve baş ağrısı, ​solunum sıkıntısı. ​Kemirgenlerle temas öyküsü olan ve bu belirtileri gösteren kişilerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir. ​Hantavirüs’ten Korunmak İçin Alınması Gereken 5 Temel Önlem ​Kırsal yaşamın ve hayvancılığın yoğun olduğu Kars bölgesinde, korunma yöntemleri hayati önem taşıyor. İşte Veteriner Hekimlerin önerdiği hijyen kuralları: ​Maske ve Eldiven Kullanın: Ahır ve depo gibi kapalı alanlara girerken mutlaka koruyucu ekipman kullanın. ​Havalandırma Yapın: Uzun süre kapalı kalmış alanları temizlemeden önce en az 30 dakika havalandırın. ​Islak Temizliği Tercih Edin: Toz kaldıracak kuru süpürme yöntemlerinden kaçının; dezenfektanlı sularla ıslak temizlik yapın. ​Gıdaları İzole Edin: Yiyecekleri kemirgenlerin ulaşamayacağı kapalı kaplarda saklayın. ​Atıkları Uzaklaştırın: İşletme ve ev çevresinde kemirgenlerin yuva yapabileceği çöp ve birikintilere izin vermeyin. ​"Sadece Resmi Açıklamalara İtibar Edin" ​Başkan Ercan Ödül, kamuoyunun asılsız haberlere karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek; "Sağlıklı bir gelecek için bilinçli, tedbirli ve güvende kalalım" mesajıyla açıklamasını sonlandırdı.

Anadolu Üniversitesi’nden Yemek Üretiminde Devrim Haber

Anadolu Üniversitesi’nden Yemek Üretiminde Devrim

Anadolu Üniversitesi, "Öğrenci Odaklı Üniversite" vizyonu kapsamında Türkiye’ye örnek olacak yemek üretim modelini kamuoyuna tanıttı. Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ev sahipliğinde gerçekleştirilen basın buluşmasında; yüksek kapasiteli üretim hattı, tam hijyen standartları ve ekonomik fiyat politikasıyla dikkat çeken Yemek Üretim Tesisi kapılarını basın mensuplarına açtı. Rektör Adıgüzel: “Öğrencimizin Yemediği Hiçbir Sofraya Oturmuyoruz” Basın buluşmasında tesisin işleyişi hakkında önemli bilgiler paylaşan Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, sunulan hizmetin bir kamu üniversitesi hassasiyetiyle yürütüldüğünü vurguladı. 4 çeşit yemeğin sadece 35 TL gibi sembolik bir bedelle porselen tabaklarda servis edildiğini belirten Adıgüzel, şu ifadeleri kullandı: "Burası bir ticarethane değil, bir eğitim yuvasıdır. Kendi tercih etmediğimiz hiçbir yemeği öğrencimize sunmuyoruz. Yaklaşık 2 bin 600 öğrencimize tamamen ücretsiz yemek hizmeti sağlıyoruz. Ayrıca çölyak hastası, vejetaryen ve özel gereksinimli öğrencilerimiz için de kişiselleştirilmiş menüler hazırlıyoruz. Tesisimiz her an öğrencilerimizin denetimine açıktır." Türkiye’ye Model Olan Modern Tesis Yemekhane İdare Şube Müdürü ve Gıda Yüksek Mühendisi Ozan Sezgin, 2021 yılında tamamlanan tesisin teknik altyapısının Türkiye'deki kurumlara model olduğunu ifade etti. Sezgin, üretim sürecindeki profesyonelliği şu detaylarla aktardı: Kendi Personeliyle Üretim: Dışarıdan hizmet alımı yapılmadan, tüm öğünler üniversite personeli tarafından hazırlanıyor. Devasa Depolama Alanı: 500 paletlik kuru gıda deposu ve 14 ayrı bölümden oluşan 950 m²'lik soğuk hava depoları. İleri Teknoloji: İkiz ray sistemli et işleme alanı ve taze sebze işleme üniteleri. Sağlık Odaklı Menü: Sağlık Bakanlığı rehberine uygun, besin değerleri dengelenmiş ve her ay öğrencilerin seçtiği özel menüler. Sınav Dönemlerinde Ücretsiz İkram Geleneği Tesisin sadece günlük öğünler için değil, sınav dönemlerinde de öğrencilerin yanında olduğunu belirten üniversite yönetimi, kütüphane ve çalışma alanlarında ücretsiz ikramların devam edeceğini bildirdi. Basın mensupları, tesis ziyaretinin ardından hazırlanan yemeklerin tadımını yaparak standartları yerinde test etti.

İzmir, Sağlık Turizminde Dünya Ligine Çıkıyor Haber

İzmir, Sağlık Turizminde Dünya Ligine Çıkıyor

İzmir Ticaret Odası (İZTO), kenti sağlık turizminde küresel bir marka haline getirecek "Sağlık Turizmi Manifestosu"nu açıkladı. 26 maddeden oluşan stratejik plan, İzmir’i tedaviden konaklamaya, dijitalleşmeden yaşlı bakımına kadar bütüncül bir ekosisteme dönüştürmeyi hedefliyor. ​Ege’nin incisi İzmir, sağlık turizminde yeni bir dönemin kapılarını aralıyor. İzmir Ticaret Odası ve TOBB iş birliğiyle düzenlenen "Sağlık Turizmi Ege Bölge Toplantısı"ndan çıkan sonuçlar, kentin geleceğini şekillendirecek kapsamlı bir manifesto ile taçlandı. Sektör paydaşlarını bir araya getiren çalıştayda; ulaşım, dijitalleşme, etik pazarlama ve ihtisaslaşma gibi kritik başlıklar ele alındı. ​Özgener: "Somut Adımlarla Dünya Ligine Çıkacağız" ​İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, manifestonun sadece bir fikir birliği değil, aynı zamanda somut bir eylem planı olduğunu vurguladı. Özgener, "Bu manifesto, tüm kurumların dikkatini vermesi halinde kentimizin hızlı bir şekilde dünya ligine çıkacağını gösteriyor. İzmir Ticaret Odası olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız," dedi. ​İZTO Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz Özkardeş ise hedeflerinin bu rehberi güncel tutarak İzmir'i güçlü bir destinasyon olarak konumlandırmak olduğunu belirtti. ​26 Maddelik Sağlık Turizmi Manifestosu’nda Neler Var? ​Haberin detaylarında öne çıkan stratejik maddeler, İzmir'in sağlık turizmi reçetesini ortaya koyuyor: ​1. Bütüncül Ekosistem ve Ulaşım ​Sağlık turizmi sadece hastane hizmeti olarak değil; ulaşım, konaklama, wellness ve yaşlı bakımını kapsayan bir bütün olarak görülecek. Özellikle doğrudan uluslararası uçuş sayılarının artırılması en öncelikli madde olarak belirlendi. ​2. Dijitalleşme ve Yapay Zeka Destekli Tanıtım ​Sektörün şeffaflığını artırmak adına "Mega Dijital Rehber" oluşturulacak. Hasta yolculuğu dijital platformlar üzerinden yönetilirken, dezenformasyonla mücadelede yapay zeka sistemlerinden faydalanılacak. ​3. İhtisaslaşma ve Yeni Yatırım Alanları ​İzmir’in güçlü olduğu alanlar olan; estetik cerrahi, diş sağlığı, göz, saç ekimi ve geriatri branşlarında ihtisaslaşmaya gidilecek. Ayrıca İnciraltı bölgesi, entegre sağlık kampüsleri ve kümelenme modelleri için en büyük fırsat olarak değerlendiriliyor. ​4. Etik Pazarlama ve Güvenli Hizmet ​Aracı kuruluşların yetkileri netleştirilecek, komplikasyon sigortası sistemleri geliştirilecek ve yabancı dil yeterliliği zorunlu hale getirilecek. "Doğru fiyat, şeffaf hizmet" anlayışı ile sürdürülebilir bir rekabet ortamı oluşturulacak. ​5. Termal Turizm ve "Longevity" (Uzun Yaşam) ​İzmir'in termal kaynakları bilimsel altyapıyla birleştirilerek sağlık turizmine entegre edilecek. Yaşlı turizmi için "Yaşam Köyleri" kurulması hedefleniyor. ​Sektörün Dev İsimleri Bir Araya Geldi ​İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, TOBB Meclis Başkanı Doç. Dr. Özgür Öztan ve kamu kurumlarının temsilcilerinin katıldığı toplantıda; Ticaret Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve TGA (Türkiye Turizm Geliştirme ve Tanıtma Ajansı) yetkilileri de yer aldı. Çalıştay kapsamında oluşturulan 5 farklı masa (Medikal Turizm, Dijitalleşme, Mevzuat vb.) sektörün tüm kılcal damarlarına dokunan çözüm önerileri üretti. ​Sonuç: İzmir İçin Yeni Bir Vizyon ​Bu manifesto, İzmir’in sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en güvenilir sağlık destinasyonlarından biri olması için bir taahhüt niteliği taşıyor. Kamu, özel sektör ve akademinin el ele verdiği bu modelle İzmir, sağlık turizminde milyar dolarlık katma değer yaratmayı hedefliyor.

Büyükşehir’den İlaçlama Personeline Biyosidal Ürün Kullanımı Eğitimi Haber

Büyükşehir’den İlaçlama Personeline Biyosidal Ürün Kullanımı Eğitimi

Antalya Büyükşehir Belediyesi, vektör ve haşerelerle mücadele çalışmaları kapsamında bünyesinde görev yapan ilaçlama personeline biyosidal ürün kullanımı eğitimi verdi. Eğitimin ardından sahada görev alan Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü personeline “Biyosidal Ürün Uygulayıcı Sertifikası” verildi. Antalya Büyükşehir Belediyesi, vektörel mücadeleye yönelik çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Yıl boyu sahada görev yapan Çevre Sağlığı Şube Müdürlüğü personeline vektörler ve haşereler konusunda güncel bilgilerin aktarıldığı “Biyosidal ürün kullanımı” eğitimi verildi. Antalya Büyükşehir Belediyesine vektörler ve haşereler konusunda danışmanlık yapan Akdeniz Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çetin, Akdeniz Üniversitesi’nin Sağlık Bakanlığı adına biyosidal ürün uygulayıcı eğitimleri verme yetkisine sahip kurumlar arasında yer aldıklarını söyledi. PERSONELİN SERTİFİKALARI YENİLENDİ Antalya Büyükşehir Belediyesi ile ortak çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Prof. Dr. Çetin, “Antalya İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda, 10 yıl önce eğitim almış ve sertifika süresi dolmuş personelimizin belgelerini yenileyebilmesi için bir günlük temel eğitim almaları gerekiyor. Bu eğitimlerle personelimiz güncel gelişmelerden haberdar olarak hem kendi sağlıklarını hem de vatandaşlarımızın sağlığını daha iyi koruyacaklar. Antalya Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan tüm ilaçlama personelimizin bu sertifikası bulunuyor. Eğitimler düzenli olarak takip ediliyor ve sertifikası yenilenmeyen kişiler çalıştırılamıyor. Ayrıca sivrisinek, karasinek, hamam böceği, fare ve diğer haşerelerle ilgili yeni gelişmeleri anlatarak personellerin bilgilerinin güncellenmesini sağlıyoruz” diye konuştu. VATANDAŞLARA BİLİNÇSİZ İLAÇLAMA KONUSUNDA UYARI Vatandaşların özellikle sahada görev yapan personellere yardımcı olmalarını isteyen Prof. Dr. Çetin “Kullanılan ürünlerin zehirli olduğu unutulmamalı ve kesinlikle rastgele ilaçlama yapılmamalıdır. İlaçlama hizmetinin, Sağlık Bakanlığından ruhsatlı firmalar ve Sağlık Bakanlığı tarafından eğitim verilmiş yetkili kişiler tarafından yapılması gerekiyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi bu konuda büyük bir hassasiyet gösteriyor ve görev yapan tüm personelimiz gerekli eğitimleri almış durumdadır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.