Hava Durumu

#Sağlıklı Beslenme

Kırsal Haber - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Gıda Fiyatlarındaki Artışı DSİ'de Tescilledi" Haber

CHP'li Gürer: "Gıda Fiyatlarındaki Artışı DSİ'de Tescilledi"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, DSİ’nin yemek ücretlerine yaptığı artışın gıda da artışın yemekhanelere yansıması olarak değerlendirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün 15 Nisan 2026 tarihi itibarıyla yemek ücretlerine zam yaptığını Ocak ayında belirlenen fiyatların üzerinden henüz 3 ay geçmeden yapılan bu artışın, iktidarın enflasyon düşüyor ifadeleri ile örtüşmediğini belirtti. “MUTFAKTA FİYAT BASKISI HER GÜN ARTIYOR” DSİ’de, “Satın alınan gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışları ve artan yemek maliyetleri sebebiyle” yemek fiyatlarının yeniden düzenlendiği belirtildi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı genel müdürlük, artan gıda maliyetlerini kabul ederek fiyat değiştirirken, Bakanlık gıda arzında sorun yok diyor. Paranız varsa ürün var; ancak üç ayda dahi gıda fiyatındaki artış, Bakanlığı bile fiyat artışına zorluyor. Emekli, asgari ücretli, sabit ve dar gelirli ne yapsın? Düşük maaşla nasıl sofra kursun? Et döner, balık ve kuzu eti gibi menülerin fiyatı 300 TL’ye çıkarılıyor. Lokantalarda bu fiyatlara yemek yemek de olası değil; çünkü lokantalarda fiyatlar neredeyse haftalık değişir duruma geldi” dedi. “ENFLASYON ARTIŞI MAAŞA YANSIMIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, DSİ gibi diğer kamu kuruluşlarının da artan maliyetler karşısında yemek fiyat ayarlamaları yaptığını belirterek, “Alım fiyatı artan ürünün maliyet artışı da tüketene yansıtılıyor. Kurum yemekhaneleri kâr amacı gütmediği için bu yerlerde fiyatlar daha uygun olarak belirlenir. Kurum çalışanı ve konukların uygun fiyatla yemeğe erişimi amaçlanır. İktidar enflasyon verilerini düşük göstermeye çalışsa dahi kamu kurumlarında oluşan fiyatlar üç ayda değişir duruma erdiyse, sorun derinleşiyor demektir” dedi. Gürer, “Taşradan gelen personel 200 TL menü alabiliyor, diğer menüler 250 TL, etli menüler 300 TL olmuş. Kendi memuruna ve sözleşmeli personeline ise ‘günlük maliyetin yarısını öde’ diyorlar. Kamuda yemek fiyatları yine de mevcut özel işletmelere göre çok uygun kalıyor. Ne var ki kurum yemekhaneleri dahi en büyük para birimimizle bir menü almanın güçleştiği noktaya erdi” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıdada artan fiyatların tarlada artan girdi maliyetleriyle başladığını, üretenin de artan maliyetlerle üretimde zorlandığını belirtti. Gürer, “Tarladan tabağa kadar fiyat değişkenliğiyle ürün geliyor. Vatandaş enflasyonu gıdada daha sert yaşıyor. Üreten, girdi maliyeti yüküyle boğuşurken aracılar kazancından taviz vermiyor. Kamu yemekhaneleri dahi zamlanan gıda nedeniyle fiyat artışını kısa sürede değiştirmek zorunda kalıyor. Sağlıklı beslenme için gerekli gelir olmazsa sağlık sorunları artacağı gibi iş verimi dahi düşer. İthal ürünlerle de sorun aşılamıyor. Üreticiyi destekleyip girdi maliyetleri düşürülmeden fiyat artışları da rafta devam eder. Et ve Süt Kurumu, ithal ete rağmen fiyat değişkenliğini kamu yemekhanelerinde dahi sağlayamamış. Aynı Bakanlık çatısı altında kurumlar herhalde et alışverişlerini sağlıyorlardır ki fiyat yine de artmaya devam etmiş” dedi. DSİ'nin Yeni Yemek Tarifesi (15.04.2026 itibarıyla): • Et döner, balık, kuzu eti vb. menüler: 300 TL • Diğer menüler: 250 TL • Taşradan gelen kurum personeli: 200 TL • Memur ve sözleşmeli personel: Günlük maliyetin 1/2'si olarak uygulama yapılıyor.

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması Haber

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, bulgurun gıda arz güvenliğindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, ürünün küresel trendlere göre yeniden konumlandırılması gerektiğini vurguladı. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Konya Ticaret Borsası ev sahipliğinde düzenlenen UHK 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi, sektörün devlerini bir araya getirdi. Kongre kapsamında gerçekleştirilen “Hububata Dayalı Sektörler” oturumunda konuşan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bulgur sektörünün mevcut durumunu ve gelecek projeksiyonlarını paylaştı. ​Gaziantep Bulgur Üretiminin Merkezi Konumunda ​Bulgurun tarihsel ve kültürel derinliğine vurgu yapan Akıncı, Türkiye’nin bu alandaki üretim altyapısının dünya ölçeğinde bir rekabet avantajı sağladığını belirtti. Özellikle Gaziantep’in üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle sektörün lokomotifi olduğunu ifade eden Akıncı, 2025 yılı verilerini paylaştı: ​Türkiye Geneli Bulgur İhracatı: 240 bin ton ​Güneydoğu Anadolu Bölgesi: 84 bin ton ​Gaziantep: 49 bin ton ​Akıncı, bu rakamların güçlü bir üretim altyapısına işaret ettiğini ancak sürdürülebilir büyüme için katma değerli üretimin şart olduğunu dile getirdi. ​"Yeni Tüketim Alışkanlıklarına Uyum Bir Tercih Değil, Zorunluluktur" ​Kişi başı bulgur tüketiminde beklenen artışın yakalanamadığına dikkat çeken Mehmet Akıncı, sektörün strateji değişikliğine gitmesi gerektiğini belirtti. Akıncı, özellikle genç nesillere ulaşmak için şu önerilerde bulundu: ​"Değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlamak artık bir tercih değil, gerekliliktir. Sağlıklı beslenme trendleri doğrultusunda bulgurun yüksek lifli ve besleyici yapısını daha güçlü anlatmalıyız. Pratik tüketim ürünleri ve yenilikçi çözümlerle pazar çeşitliliğimizi artırmalıyız." ​Stratejik Hedef: Çin ve Azerbaycan Pazarları ​İhracatta pazar çeşitliliğinin önemine değinen Akıncı, özellikle Çin ve Azerbaycan gibi pazarlarda elde edilen kazanımların artırılması gerektiğini söyledi. Coğrafi işaret, kalite standardizasyonu ve markalaşma süreçlerinin güçlendirilmesinin küresel rekabette anahtar rol oynayacağını ifade etti. ​Gıda Arz Güvenliği ve İklim Değişikliği ​Küresel krizler ve iklim değişikliği etkilerinin arttığı bir dönemde bulgurun "stratejik ürün" vasfının altını çizen Akıncı, uzun raf ömrü ve dayanıklı yapısıyla bulgurun gıda arz güvenliği açısından kritik bir role sahip olduğunu belirtti. Akıncı, doğru stratejilerle bulgurun küresel gıda trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelebileceğini sözlerine ekledi.

Türkiye’de Yılda 23 Milyon Ton Gıda Çöpe Gidiyor! Haber

Türkiye’de Yılda 23 Milyon Ton Gıda Çöpe Gidiyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’nin derinleşen yoksulluk ve devasa gıda israfı çelişkisine dikkat çekti. Dünyada 800 milyon insanın açlık çektiğini hatırlatan Gürer, Türkiye’de ise her yıl milyonlarca ton gıdanın tarlada, depoda ve sofrada ziyan edildiğini vurguladı. ​“Bir Yanda Açlık, Diğer Yanda İsraf!” ​Küresel açlık verilerini paylaşan Gürer, dünya nüfusunun 8 milyar 300 milyona ulaştığını ancak 800 milyona yakın insanın kronik açlık yaşadığını belirtti. Türkiye’deki tabloyu ise şu sözlerle özetledi: ​“İsraf nedeniyle dünyada 2,3 milyar ton gıda çöpe gidiyor. Türkiye’de ise 2025 yılı verilerine göre gıda israfı 23 milyon ton ile 26 milyon ton arasına yükselmiş durumda. Bu tablo insanlık adına kabul edilemez.” ​Türkiye’de 50 Milyon Kişi Sağlıklı Beslenemiyor ​Ekonomik krizin mutfağa yansımasını rakamlarla açıklayan CHP’li Gürer, Türkiye’de yaklaşık 50 milyon kişinin sağlıklı beslenme imkanından mahrum olduğunu iddia etti. Gürer’in paylaştığı güncel ekonomik veriler şöyle: ​Açlık Sınırı: 32.793 TL ​Yoksulluk Sınırı: 106.817 TL ​Sosyal Yardım Alanlar: Belediye yardımlarıyla birlikte yaklaşık 20 milyon kişi. ​Yoksul Çocuk Sayısı: 15 yaş altı yaklaşık 10 milyon çocuk maddi yoksulluk içinde. ​“Sıfır Atık Karnesi Zayıf: 12 Milyon Ton Atık İthal Edildi” ​Hükümetin Sıfır Atık projesindeki verilerin sahayla örtüşmediğini savunan Ömer Fethi Gürer, poşet kullanımının azalmadığını ve tarım arazilerinin naylon atıklarla zehirlendiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa’nın atık merkezi haline geldiğini belirterek şu çarpıcı veriyi paylaştı: ​“2024 yılında Avrupa Birliği’nden ihraç edilen atıkların 12 milyon 253 bin tonu Türkiye’ye geldi. Bu atıklar geri dönüşüm verilerine dahil mi, açıklanmalıdır.” ​Niğde’de Patates, Sofrada Ekmek İsraf Ediliyor ​Gıda kaybının üretimden sofraya her aşamada yaşandığını belirten Gürer, Niğde örneğini verdi: “Niğde’de tonlarca patates alıcı bulunamadığı için tarlada kaldı ve çürüdü.” Türkiye genelinde ise yılda yaklaşık 4 milyar ekmeğin çöpe gittiğine dikkat çekti. ​Gürer’den Hükümete Şeffaflık Çağrısı ​Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenen Gürer, gıda kaybının hangi aşamada (üretim, depo, raf, sofra) yaşandığının net bir şekilde açıklanmasını talep ederek; "Açlık varken israf kabul edilemez. Gerçekleri kamuoyuyla paylaşın" dedi.

Gürer: ''900 Gram Bebek Maması 1140 Lira Oldu'' Haber

Gürer: ''900 Gram Bebek Maması 1140 Lira Oldu''

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” tavsiyesini bebek maması fiyatları üzerinden değerlendirdi. Gürer, “Sayın Erdoğan, vatandaşın daralan geliriyle oluşan yoksulluğu görmeden çocuk sayısını artırma çağrısı yapıyor. Asgari ücretlinin 2024’ten bu yana bebeğinin rızkından 8 paket mama alındı. Bir çocuk bile vatandaşı sağlıklı beslenme ve ihtiyacını karşılamada zorlarken, üç çocuk tavsiyesine uyanın onu sağlıklı büyütmesi de zorlaştı. Ana-baba boğazını kıssa dahi çocuk giderleri ev gelir-gider dengesini bozuyor.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki derin yoksulluğun en somut göstergelerinin her ay açıklanan yoksulluk verileri olduğunu belirtti. Yoksulluk verileri açıklandığında durumun daha iyi görüldüğünü ifade eden Gürer, “Çocuk arabasından çocuk bezine kadar raftaki ürün fiyatları katlandı. Çocuk için rafa el uzatılan her ürünün fiyatı önemli ölçüde arttı. Bebek maması fiyatlarını ve asgari ücretin alım gücündeki erimeyi bir de bu pencereden bakalım.” dedi. Gürer, 2024-2026 yılları arasındaki verileri kıyaslayarak, iktidarın nüfus politikası ile ekonomi politikası arasındaki çelişkiyi mama fiyatları üzerinden gösterdi. “MAAŞ ARTIYOR, ALINABİLEN PAKET SAYISI AZALIYOR!” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in hazırladığı analizde, üst segment mamanın %119, alt segment mamanın ise %97 zamlandığı görüldü. Asgari Ücretin Mama Alım Gücü (900 Gr. Paket): Yıl Asgari Ücret (TL) Alt Segment Fiyat (TL) Maaşla Alınan (Adet) Üst Segment Fiyat (TL) Maaşla Alınan (Adet) 2024 17.002 345 49 Paket 520 32 Paket 2025 22.104 495 44 Paket 750 29 Paket 2026 28.075 680 41 Paket 1.140 24 Paket “3 ÇOCUK DEMEK, AYLIK 10 BİN LİRA SADECE MAMA PARASI DEMEK!” “3 çocuk” söylemine özünde yaşlanan nüfus dikkate alındığında olağan görülebileceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peki, bu çocukların nasıl bakılacak, giderleri nasıl karşılanacak, karnı nasıl doyacağını hesaplıyor mu? Bugün bir bebek ayda 3 paket 900 gramlık mama bitiriyor. 2026 fiyatlarıyla 3 çocuklu bir ailenin sadece üst segment mama maliyeti ayda 10 bin 260 TL tutuyor! 28 bin lira asgari ücret alan bir babanın, maaşının üçte birinden fazlasını sadece mamaya vermesi gerekiyor. Bu hesaba çocuk bezi, kıyafet, kira, elektrik dahil değil. AKP iktidarı, halka çocuk sayısı vereceğine, marketlerde alarm takılan mamaların fiyatlarına bakmalıdır,” dedi. “VATANDAŞIN CEBİNDEN 8 PAKET MAMA ÇALINDI” Asgari ücretlinin son iki yılda yaşadığı kaybı yüzdesel olarak değerlendiren Ömer Fethi Gürer: Üst Segment Kaybı: “2024’te 32 paket alabilen işçi, 2026’da 24 pakete düştü. Alım gücü %25 eridi.”Maliyet Yükü: “Bir asgari ücretli, tek bir çocuğun üst segment maması için maaşının %12,1’ini ayırmak zorunda..” “BEBEK MAMASI LÜKS TÜKETİM DEĞİLDİR” CHP’ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün sayı vermekte değil, halkın alım gücünü korumakta olduğunu belirterek, “İktidarın ekonomi modeli, bebeklerin rızkını enflasyon ile eritmiştir. Bebek maması lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Dar gelirli ailelere nakdi mama desteği verilmelidir. Vatandaş çocuk maması alırken düşünüyorsa, iktidar kendi politikalarını sorgulamalıdır. Bizim önceliğimiz tenceresi kaynayan, bebeği doyan aileler ile mutlu yaşamdır” diye konuştu.

Amerikalıların Tercihi Sağlıklı Türk Lezzetleri Haber

Amerikalıların Tercihi Sağlıklı Türk Lezzetleri

Yıllık 240 milyar dolar gıda ürünleri ithal eden Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatını 5 milyar dolara çıkarmak isteyen Türk gıda sektörü, 4-6 Mart 2026 tarihleri arasında Kaliforniya eyaletinin Anaheim kentinde 45.kez düzenlenen Natural Products Expo West Fuarı’nda 25 firmayla yerini aldı. Türkiye Milli Katılım Organizasyonu Ege İhracatçı Birlikleri tarafından yapılan Natural Products Expo West Fuarı’nda sağlıklı atıştırmalıklar, hazır yiyecekler, kuru meyveler, doğal ve organik ürünler sergilendi. Natural Products Expo West Fuarı’nda 4. Kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yaptıklarını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı olduğunu gösterdiklerini ifade etti. Türk gıda sektörünün ABD’ye ihracatını son 5 yılda yaptığı atakla yüzde 121’lik artışla 781 milyon dolardan 1 milyar 727 milyon dolara çıkardığı bilgisini veren Işık; “Sağlıklı beslenme Amerika’da yükselen trend. Zeytinyağımızdan kuru meyvelere, deniz ürünlerinden meyve sebze mamullerine, baharatlarımızdan meyve sebzelerimize, sağlıklı atıştırmalıklardan organik ürünlerimize Akdeniz mutfağının en sağlıklı lezzetlerini ABD’de tanıtarak, ABD pazarındaki büyümemizi kalıcı hale getirmek istiyoruz. ABD pazarında 30 yıldır New York Fancy Food Fuarı’nda yerimizi alıyoruz. ABD’ye gıda ihracatımızı artırmak için 2018 yılında başlattığımız Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projemiz ve Natural Products Expo West Fuarı’yla ABD pazarında tanıtım sacayağını kurduk. Önümüzdeki 10 yıllık vadede ABD’ye gıda ihracatında 5 milyar doları aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. Şubat ayında Almanya’da Nürnberg Biofach Organik Gıda Fuarı’nda yerini alan Ege İhracatçı Birlikleri, Natural Products Expo West Fuarı’nda yılın ikinci büyük buluşmasını gerçekleştirmiş oldu. Ege İhracatçı Birlikleri’nin sonraki durağı 10-13 Mart 2026 tarihleri arasında Tokyo Big Sight'ta düzenlenecek Foodex Japan 2026 51. Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı olacak. Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye’nin gıda ihracatını artırmak için 2026 yılında sonraki durakları 28 - 30 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Summer’26 Fancy Food Show Gıda Fuarı ve 5-10 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Çin Uluslararası İthalat Fuarı olacak. 7000 üzerinde katılımcı ve 65.000 üzeri ziyaretçi ile 4-6 Mart 2026 tarihlerinde 45.kez düzenlenen Natural Products Expo West Fuarında Türkiye Milli Katılımı altında 10 firma yer aldı. T.C. Los Angeles Başkonsolosu Menekşe Onuk ve Los Angeles Ticaret Ataşeleri Ali Dolu ve Merve Tüzer Kaya Türk Firmalarını ziyaret etti. Natural Products Expo West Fuarında Türkiye Milli Katılım Organizasyonuyla katılan firmalar; CHEF SEASONS GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., KIRICI KURU MEYVA VE GIDA SAN VE TİC. A.Ş LİDYA GRAİN TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. NİMEKS ORGANİK TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. OSMAN AKÇA TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. A.Ş. PAGMAT GIDA A.Ş. SANTE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. TARİŞ İNCİR VE GIDA ÜRÜNLERİ A.Ş. TIMTAS TARIM ILAC VE MAH. TİC. A.S. YÜCEBAŞ DIŞ TİCARET GIDA SAN. A.Ş.

Konya Büyükşehir Çiftçiye Desteğini Sürdürüyor Haber

Konya Büyükşehir Çiftçiye Desteğini Sürdürüyor

Konya Büyükşehir Belediyesi, susuz tarım modeliyle üretimi yaygınlaştırmak için çiftçilere nohut tohumu desteğinde bulundu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Az su isteyen ve iklim şartlarına daha dayanıklı ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla 31 ilçemizde başvuruları alınan çiftçilerimize yüzde 50 hibeli, 115 bin 875 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunduk. Amacımız üreticimizin daha az suyla daha fazla verim alabileceği bir üretim modeline geçişini desteklemek. Bereketli olsun” dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı, az suyla yüksek verim elde edilen ürünlerin Konya genelinde yaygınlaşması için çiftçiye desteğini sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, değişen iklim şartlarına karşı 31 ilçede tarımsal destekleri şekillendirdiklerini belirterek, “Kuraklıkla mücadelede ürün deseninin değişmesi büyük önem taşıyor. Nohut gibi az su isteyen ve iklim şartlarına daha dayanıklı ürünlerin yaygınlaştırılması çiftçimizin maliyetini düşürdüğü gibi su kaynaklarının korunmasına da katkı sağlıyor. Biz de 31 ilçemizde önceden başvurularını aldığımız çiftçilerimize 7 bin 725 dekar alanda ekilmek üzere yüzde 50 hibeli, 115 bin 875 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunduk. Yapılan bu destekleme ile yaklaşık bin 100 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanı susuz tarımla üretime kazandırmış olacağız. Bereketli olmasını diliyorum” diye konuştu. “AMACIMIZ ÜRETİCİMİZİN DAHA AZ SUYLA DAHA FAZLA VERİM ALABİLECEĞİ BİR ÜRETİM MODELİNE GEÇİŞİNİ DESTEKLEMEK” Ülkenin gıda güvenliği açısından Konya’nın stratejik bir konumda olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Amacımız üreticimizin daha az suyla daha fazla verim alabileceği bir üretim modeline geçişini desteklemek. Nohut gibi baklagil ürünleri hem toprağın verimliliğini artırıyor hem de su tüketimi açısından avantaj sağlıyor. Burada üretilecek her ürün sadece Konyalı çiftçimizi değil, Türkiye’nin tamamını ilgilendiriyor. Bu bilinçle hareket ediyor, üreticimizin yanında duruyoruz. Rabbim bol yağmurlu, rahmetli günler versin” değerlendirmesini yaptı. NOHUT TOHUMU Baklagiller familyasından, kurağa dayanıklı ve besin değeri yüksek bir bitki olan nohut üretimi hem çiftçiler hem de tüketiciler için birçok avantaj sunuyor. Nohut ayrıca sürdürülebilir tarım ve sağlıklı beslenme açısından önemli bir ürün olarak öne çıkıyor.

Büyükşehir Uzmanından Ramazan’da Beslenme Tavsiyeleri Haber

Büyükşehir Uzmanından Ramazan’da Beslenme Tavsiyeleri

Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının gelmesi ile birlikte vatandaşların beslenmesine ilişkin tavsiyelerde bulundu. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında da vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlıklı beslenme danışmanlığı hizmetini sürdürüyor. Ücretsiz diyetisyen hizmeti kapsamında sağlıklı, yeterli, dengeli ve bilinçli beslenme adına yol gösteriliyor. Destek kapsamında yaşam kalitesini arttırmaya yönelik çalışmalar yapılırken, buna uygun beslenme programları oluşturuluyor. EN KRİTİK ÖĞÜN, SAHUR Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde görevli Diyetisyen Dr. Nilgün İstek, Ramazan ayının manevi yönünün yanında beslenme alışkanlıklarının da yeniden şekillendiği bir dönem olduğunu söyledi. Ramazan ayında en kritik öğünün sahur olduğunu belirten Dr. Nilgün İstek, sahur yapılmadığı takdirde gün içerisinde halsizlik, baş ağrısı, dikkat azalması gibi sorunlar yaşanabileceğini ifade etti. SAHUR NASIL YAPILMALI? Doğru bir sahurun yapılmasının da bu tür etkileri ortadan kaldırabileceğini anlatan Dr. Nilgün İstek, “Sahurda tam buğday unu, tam tahıllı ekmek gibi karbonhidratların yanında yumurta, peynir, yoğurt gibi sağlıklı ve proteinli besinler tüketilebilir. Aynı zamanda zeytin, ceviz, badem, fındık gibi sağlıklı yağların alınması da faydalı olur. Sahurda şekerli gıdalar, tuzlu yiyecekler, salamuralar mümkün olduğunca az tüketilmeli. Böylece gün boyunca çabuk acıkma veya çabuk susama gibi durumları en aza indirebiliriz” dedi. İFTARDA NELERE DİKKAT EDİLMELİ? İftarda ise en önemli noktanın kademeli beslenmek olduğunu dile getiren Dr. Nilgün İstek, “Uzun süreli açlıktan sonra iftar saatinde birdenbire çok ağır ve yağlı yiyecekler yemek sindirim sistemi problemlerine yol açabilir. Özellikle kronik hastalığı olanlar dikkat etmelidir. Öncelikle suyla oruç açılmalı, bir veya iki adet hurma ve zeytinle devam edilmelidir. Çorba içtikten sonra ise doğrudan ana yemeğe geçilmemeli. 10-15 dakika kadar ara verdikten sonra ana yemeğe geçilmelidir. Bu, sindirimin daha da rahatlamasına yardımcı olacaktır. Ayrıca ara vermek tokluk sinyallerinin oluşmasını sağlar. Aşırı yemek yemenin önüne geçilmiş olur. Kan şekerinin de hızlı yükselmesini engeller. Bu, daha kontrollü bir metabolizma açısından önemlidir” diye konuştu. RAMAZAN’DA SIVI TÜKETİMİ ÖNEMLİ Oruç döneminde sıvı dengesinin sağlanmasının da önemli olduğunu vurgulayan Dr. Nilgün İstek, yeterli miktarda su alınmadığı durumda baş ağrısı, dikkat azalması, halsizlik ve sindirim sistemi problemleri yaşanabileceğini anlattı. Suyu da zamana yayarak iftar ile sahur arasında tüketmek gerektiğini söyleyen Dr. Nilgün İstek, “Çay ve kahvenin, su yerine geçmeyeceği bilinmelidir. Yiyeceklerdeki demirden daha iyi yararlanabilmek için çay ve kahvenin yemekten yaklaşık bir saat sonra tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Ayrıca Ramazan ayında hareket etmek de çok değerlidir. İftardan yaklaşık bir saat sonra yapılacak fiziksel aktivite, sindirimin rahatlamasına, kan şekerinin dengelenmesine ve kilo kontrolüne yardımcı olacaktır. Kronik hastalığı olanlar özellikle oruç tutma dönemi öncesinde doktora ve diyetisyene danışmalıdır” dedi.

Başkan Seçer Dünya Bakliyat Günü Programı’na Katıldı Haber

Başkan Seçer Dünya Bakliyat Günü Programı’na Katıldı

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Mersin Ticaret Borsası (MTB) tarafından ‘Dünya Bakliyat Günü’ dolayısıyla ‘Sağlıklı Beslenme ve Sağlıklı Yaşam İçin Bakliyat’ sloganıyla düzenlenen programa katıldı. MTB’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programa Başkan Seçer’in yanı sıra; Mersin Valisi Atilla Toros, kent protokolü, ilçe belediye başkanları, oda, dernek ve sivil toplum kuruluşları ile siyasi partilerin temsilcileri ve sektör paydaşları katıldı. Başkan Seçer: “İş dünyasının Türkiye’nin sosyal barışında, huzurunda ve saygın bir ülke olmasında çok önemli katkısı var” Konuşmasına MTB Başkanı Abdullah Özdemir’in dile getirdiği ‘Sağlıklı beslenme ve sağlıklı yaşam için bakliyat tüketeceğiz’ mottosunu tekrar ederek başlayan Başkan Seçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere tüm yerel idare yöneticilerinin görevlerinden birinin; sektörde yer alan üreten, işleyen, dünya pazarlarına arz eden iş insanlarının faaliyetini kolaylaştırmak olduğunu söyledi. İş dünyasının ülkenin gelişimi için çok önemli roller üstlendiğine dikkat çeken Seçer, “Hepimiz Türkiye ekonomisinin ihya olmasını ve Türkiye’nin toplumsal refahının artmasını istiyoruz. Türkiye’nin toplumsal refahının artmasının, Türkiye’nin birçok sosyal problemini de çözecek olan reçetedeki ilaç olduğunu hepimiz biliyoruz. Doğal olarak da iş dünyasının Türkiye’nin sosyal barışında, huzurunda ve ülkemizin dünyada saygın bir konumda olmasında çok önemli katkısı var” dedi. “İş dünyasının önünde oluşabilecek sorunlara karşı hassas çalışmalar yürütüyoruz” Kentin belediye başkanı olarak iş dünyasıyla ilgili sorunları yakından takip ettiğini, oluşabilecek sorunlara karşı planlama yapıp yatırım konusunda hızlı davrandıklarını aktaran Seçer, “İş dünyasının önünde oluşabilecek sorunları ön görüp, yatırım konusunda hızlı davranma ya da bir projeksiyon, bir vizyon ortaya koymakta son derece hassas çalışmalar yürütüyoruz” diye konuştu. Bakliyatçılık sektörünün kentin doğusunda yer alan Akdeniz ilçesinde kümelendiğini, bu bölgedeki işletme sahipleri ve çalışanlarının ikametlerinin ise genel olarak kentin batı bölgesinde olduğunu belirten Seçer, söz konusu yurttaşların işe gidiş-gelişlerinde trafikte zorluk yaşadıklarını bildiklerini ve bu yönde yatırım yaptıklarını anlattı. Mersin’in fiili nüfusunun resmi rakamın yüzde 30 üzerinde, araç sayısının ise yine resmi rakamlara göre yüzde 15-20 oranında üzerinde olduğunun bilgisini paylaşan Seçer, “Bu durum da trafiği sorun haline getiriyor. Biz de bunun önlemini almaya gayret ediyoruz. Hem merkezi yönetime bağlı çalışan kurumlar hem başta Mersin Büyükşehir Belediyesi olmak üzere bu konuda tedbirler almaya gayret ediyoruz” ifadelerini kullandı. D-400 karayolunda merkezi yönetimce yapılacak revizyon çalışmalarının önemli olduğunu, bunun yanı sıra Büyükşehir Belediyesi’nin de kendi yetki alanında gerekli çalışmaları hızla sürdürdüğünü dile getiren Seçer, “Özellikle işletmelerin yoğun olduğu Hal bölgesinde, 2. Çevre Yolu’nu yoğun kullandığınız o bölgelerde bizim yol genişletme, köprülü kavşak çalışmalarımız da var. Akdeniz ilçesinin imar planları henüz yeni tamamlandı. Orada açılacak yeni bulvarlara da öncelik tanıdığımızı bilmenizi istiyoruz. Şu anda Hal Katlı Kavşağı’nı hızla tamamlıyoruz. Nisan ayı başında hep beraber açacağız ve orada sıkışan trafiği de önlemiş olacağız” sözlerine yer verdi. “Mersin, kimsenin elinin tersiyle itebileceği bir yer değil” Kentlerin canlı birer organizma gibi olduğunu, yöneticilerin bir sorunu çözdüğünde yeni bir sorun ile karşılaşacağını söyleyen Seçer, Mersin’in de hem canlı hem gelişen hem de serpilen, büyüyen bir kent olduğunu kaydetti. Yapılan yatırımlardan ziyade en önemli noktanın kentte sağlanan huzur olduğuna dikkat çeken Seçer, “Sizler için yaptığımız yollardan, temiz tuttuğumuz parklardan ya da sosyal politikalardan çok daha önemlisi kentin huzuru var mı? Kentin birliği beraberliği var mı? Bunun üzerinde kafa yormak gerekli. Mersin elinizin tersiyle itilecek bir kent değil. Ne bir belediye başkanı için ne bugünkü Türkiye’nin yönetim sisteminde bir Sayın Cumhurbaşkanı için Mersin elinin tersiyle itilecek bir yer değil” ifadelerini kullandı. “Mersin’in kalkınması demek Türkiye’nin kalkınması demektir” Mersin’in bütün güzelliklerin bir arada yaşandığı, renk cümbüşü bir kent olduğunu dile getiren Seçer, “Mersin’in huzuru demek Türkiye’nin huzuru demektir. Mersin’in kalkınması demek Türkiye’nin kalkınması demektir. Görevimizi bu bilinçle yapmaya çalışıyoruz. Son zamanlarda da Mersin’de çok değerli bir uyumun olduğunu görüyoruz. Bu da hepimizin işini kolaylaştırıyor. Yatırımları daha fazla hızlandırıyor. Valiliğimizin koordinasyonundaki kurumlar ya da yerel yönetimler fark etmeksizin bir arada, hizmetlerimize siyaseti karıştırmayarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu da kente, kentin enerjisine ve sinerjisine yarıyor” diyerek konuşmasını sonlandırdı. Özdemir: “Bakliyat yalnızca bugünün değil, geleceğin de gıdasıdır” Türkiye’nin baklagillerin anavatanı kabul edildiğini ve bereketin simgesi olan bu kültürel mirasın daha da yaygınlaştırılması gerektiğini söyleyen MTB Başkanı Abdullah Özdemir, küresel ısınmadan söz edilen bir dönemde az su ihtiyacı duyan baklagillerin toprağa azot, fosfor ve potasyum katarak verimi de artırdığına dikkat çekti. Limanı ve sanayisi ile baklagiller için çok önemli bir yere sahip olan Mersin’de, işleme tesislerinin yanı sıra baklagilleri işleyen makinelerin de üretildiğini söyleyen Özdemir, “Baklagiller için mevcutta yapılan destek kat sayısı üreticilerimiz için yeterli değildir. Beklentimiz, bakliyat destekleme kat sayılarının bu dezavantajı giderecek şekilde yeniden düzenlenmesidir. Dileğimiz genç nesillere bu bilinci aktarmaktır; çünkü bakliyat yalnızca bugünün değil, geleceğin de gıdasıdır” şeklinde konuştu. Dünya Bakliyat Birliği geçmiş dönem Başkanı Hüseyin Aslan ve AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş’in de birer konuşma yaptığı program, bakliyat ürünlerinden yapılan yemeklerin ikram edilmesinin ardından sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.