Hava Durumu

#Sağlıklı Beslenme

Kırsal Haber - Sağlıklı Beslenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sağlıklı Beslenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Trabzon Mutfağı UNESCO Yolunda Haber

Trabzon Mutfağı UNESCO Yolunda

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon’un UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı 2027 Gastronomi Şehri adaylığı sürecini başlattıklarını açıkladı. Trabzon mutfağının zenginliği ve sağlıklı beslenme kültürüne katkısına dikkat çeken Başkan Genç, şehrin gastronomi mirasını küresel ölçekte tanıtmaya kararlı olduklarını belirterek, "Trabzon mutfağı ömrü uzatır" dedi. Trabzon’un UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı 2027 Gastronomi Şehri adaylığı için Trabzon Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde çalışma başlatıldı. Süreç hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi amacıyla basın toplantısı düzenlendi. Trabzon’un zengin gastronomi mirasının ulusal ve uluslararası alanda tanıtılması ve kentin gastronomi potansiyelinin daha görünür hale getirilmesi için hedeflenen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı adaylık sürecinin anlatıldığı toplantıya, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Başkan Danışmanı Mustafa Yaylalı, Genel Sekreter Yardımcısı Hasan Selim, adaylık sürecinin yürütülmesi için oluşturulan Bilim Kurulu'nun Başkanı Prof. Dr. İrfan Yazıcıoğlu, Bilim Kurulu Genel Sekreteri Doç. Dr. Mehmet Akif Şen, Yönetim ve İletişim Danışmanı Dr. Muhammed Attila Sevim, Proje Asistanı Büşra Kadir, Ulusal Basın ve Medya Danışmanı Füsun Özer, UNESCO Küresel Şehirler İletişim Danışmanı Genco Demirer ve DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar katıldı. TRABZON HAK EDİYOR Trabzon’un tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliğiyle 'Gastronomi Şehri' ünvanını fazlasıyla hak ettiğini belirten Başkan Genç, “Trabzon’umuzun UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı kapsamında Gastronomi Şehri ünvanına adaylık sürecini başlatıyoruz. Medeniyetin en önemli göstergelerinden biri şehirlerdir. Şehirlerin tarihi, kültürü, kimliği ve sahip olduğu değerler, o medeniyetin en güçlü yansımalarındandır. Trabzon da bu anlamda çok özel ve çok güçlü bir şehirdir. Yaklaşık dört bin yıllık tarihiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapmış kadim bir şehirden söz ediyoruz. Fatih Sultan Mehmet Han’ın fethettiği, Yavuz Sultan Selim Han’ın 22 yıl şehzadelik yaptığı, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğup büyüdüğü ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün üç kez ziyaret ettiği bir şehirden bahsediyoruz. Trabzon; tarihiyle, kültürüyle, doğasıyla, yeşiliyle, mavisiyle ve insanıyla güçlü bir şehir kimliğine sahiptir” dedi. HAZIRLIK SÜRECİNİ BAŞLATIYORUZ Başkan Genç, Trabzon’un uluslararası marka değerini artıracak projeleri öncelikli gördüklerini belirterek, “İşte bugün sizlerle paylaştığımız UNESCO Gastronomi Şehri hedefi de bu vizyonun önemli bir parçasıdır. Trabzon, sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil, kendine özgü mutfak kültürüyle de Türkiye’nin güçlü gastronomi merkezlerinden biridir. Bugün coğrafi işaret tescili alan ürünlerimizin önemli bir bölümü gastronomi alanındadır. Bunun yanında yüzlerce yıllık tariflerimiz, kuşaktan kuşağa aktarılan lezzetlerimiz ve zengin mutfak kültürümüz bulunmaktadır. Bütün bu değerlerin uluslararası ölçekte hak ettiği karşılığı bulması amacıyla UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri başvurusu için profesyonel bir hazırlık sürecini başlatıyoruz. Bu ünvanı kazandığımız takdirde Trabzon’un uluslararası tanınırlığı daha da artacak, gastronomi turizminde güçlü bir marka şehir haline gelecek ve dünya şehirleri arasında çok daha görünür bir konuma ulaşacaktır” diye konuştu. ASIRLARDIR DEVAM EDEN GÜÇLÜ BİR MİRAS Başkan Genç, Trabzon’un UNESCO Gastronomi Şehri hedefini destekleyen güçlü tarihi kaynaklara sahip olduğunu belirterek, “Elimizde bu hedefi destekleyen çok güçlü tarihi kaynaklar bulunuyor. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde Trabzon mutfağına özel olarak yer verilmekte, hamsili pilakiden meyve zenginliğine kadar şehrimizin mutfak kültürü ayrıntılarıyla anlatılmaktadır. Osmanlı salnamelerinde Tonya tereyağı özel olarak zikredilmekte, bölgenin ürün kalitesi vurgulanmaktadır. Bütün bunlar Trabzon’un gastronomi kültürünün yeni değil, asırlardır devam eden güçlü bir miras olduğunu ortaya koymaktadır. Trabzon’un yüksek rakımlı coğrafyası, yayla kültürü, göç geleneği, iklimi, üretim biçimi ve yaşam kültürü mutfağımızı şekillendiren en önemli unsurlar olmuştur. Hamsiköy sütlacından Tonya tereyağına, Vakfıkebir ekmeğinden Akçaabat köftesine kadar birçok ürünümüz bu kültürel birikimin günümüze ulaşmış en önemli temsilcileridir” dedi. BİN 282 FARKLI YEME İÇME İŞLETMESİNE SAHİBİZ Başkan Genç, UNESCO Gastronomi Şehri adaylığı için hazırlanan başvuru dosyasının tarihi ve kültürel verilerin bilimsel çalışmalarla desteklenerek oluşturulduğunu ifade ederek, “Bütün bu tarihi ve kültürel verileri bilimsel çalışmalarla destekleyerek güçlü bir başvuru dosyası hazırlıyoruz. Trabzon’un bir diğer önemli avantajı ise köklü gastronomi işletmeleridir. Bugün şehrimizi ziyaret eden misafirlerimiz yaklaşık bin 282 farklı yeme içme işletmesinde Trabzon mutfağını deneyimleme fırsatı bulmaktadır. Elli yılı aşkın geçmişe sahip restoranlarımız, kuşaktan kuşağa aktarılan işletmecilik anlayışımız ve geleneksel pişirme tekniklerimizi yaşatan esnafımız bu başvurunun en güçlü yönlerinden biridir. Biz istiyoruz ki Trabzon mutfağı sadece lezzetiyle değil, hikayesiyle, tarihiyle, üretim kültürüyle ve sürdürülebilir yapısıyla da dünyada hak ettiği yeri alsın. Bu süreçte üniversitelerimiz, kamu kurumlarımız, meslek odalarımız, sektör temsilcilerimiz ve değerli basınımızla birlikte hareket edeceğiz. İnanıyorum ki Trabzon, sahip olduğu tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliğiyle UNESCO Gastronomi Şehri ünvanını fazlasıyla hak eden şehirlerden biridir. Bu süreçte vereceğiniz katkılar ve göstereceğiniz destek bizim için çok kıymetlidir” şeklinde konuştu. 19 İŞARETLİ ÜRÜNÜMÜZÜN 9’U GASTRONOMİ ALANINDA Başkan Genç, “Şehrimize gelen ziyaretçilerin öncelikle dikkat ettiği iki temel konu vardır. Birincisi konaklama, ikincisi ise yeme içme kültürüdür. Bir başka ifadeyle gastronomidir. Biz inanıyoruz ki gastronomi alanında uluslararası standartları yakaladığımızda, Trabzon’un turizmine ve ekonomisine çok daha güçlü katkılar sağlayacağız. Trabzon’un en önemli avantajlarından biri de yerel üretim kültürüdür. Köy pazarlarımızda üreticilerimizin kendi emekleriyle yetiştirdiği taze sebzeler, yöresel otlar, mevsim meyveleri ve geleneksel ürünler doğrudan üreticiden tüketiciye ulaşıyor. Büyükşehir Belediyesi olarak bu anlayışı destekliyor, doğal üretimin ve yerel kalkınmanın yanında duruyoruz. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenmiş 15 coğrafi işaretli ürünümüzün 9’u gastronomi alanındadır. Bunlar; Akçaabat köftesi, Trabzon kuymağı, Vakfıkebir ekmeği, Vakfıkebir külek peyniri, Tonya tereyağı, Hamsiköy sütlacı, Sürmene pidesi, Arsin Foşa fındığı ve Yomra elmasıdır. Bu ürünler, Trabzon’un kendine özgü üretim kültürünün ve mutfak zenginliğinin en önemli göstergeleridir. Coğrafi işaretli 9 gastronomi ürününe sahip olmak, UNESCO sürecinde elimizi güçlendiren en önemli avantajlarımızdan biridir” dedi. ŞEHRİMİZİN ULUSLARARASI MARKA DEĞERİNİ ARTIRACAK Gastronomi turizminin yalnızca turizm sektörüne değil, yerel ekonominin birçok alanına doğrudan katkı sağlayacağını ifade eden Başkan Genç, şöyle konuştu: “UNESCO üyeliği yalnızca bir ünvan değildir. Aynı zamanda kültürel mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını esas alan önemli bir uluslararası sorumluluktur. Biz de Trabzon olarak bu sorumluluğu üstlenmeye hazırız. Bu doğrultuda belediyemizin öncülüğünde yürütülecek adaylık süreci; şehrimizin uluslararası marka değerini artıracak, turizm gelirlerimizi yükseltecek, yerel üretimi güçlendirecek ve Trabzon’u Karadeniz’in gastronomi merkezi haline getirecek önemli bir adım olacaktır. Bu süreçte temel hedeflerimiz çok nettir. Trabzon’un yükselen turizm potansiyelini gastronomiyle desteklemek, yerel mutfak kültürümüzü uluslararası ölçekte görünür kılmak, restoran işletmeciliğinde kültürel etkileşimi artırmak, dünya mutfaklarının Trabzon’da yatırım yapmasını teşvik etmek, yerel üretici ile aile işletmeleri ve büyük işletmeler arasında sürdürülebilir bir gastronomi ekosistemi oluşturmak, genç kuşaklara mutfak mirasımızı aktarmak, coğrafi işaretli ürünlerimizin ekonomik değerini yükseltmek, gastronomi turizmini dört mevsime yaymak ve Trabzon’u Karadeniz’in gastronomi başkenti haline getirmektir.” TRABZON MUTFAĞI ÖMRÜ UZATIR Başkan Genç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün dünyada “Mavi Bölgeler” olarak adlandırılan, insanların en uzun ve sağlıklı yaşadığı bölgeler üzerine yapılan araştırmalar gösteriyor ki uzun yaşamın temelinde sağlıklı ve doğal beslenme, fiziksel hareket, güçlü aile bağları ve sosyal dayanışma yer alıyor. Bu noktada biz de iddialı bir cümle kuruyoruz: Trabzon mutfağı ömrü uzatır. Bu yalnızca slogan değildir. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Trabzon, ortalama yaşam süresi bakımından 80,3 yıl ile Türkiye’nin en uzun yaşam süresine sahip illeri arasında yer almaktadır. Doğal ürünlerimiz, güçlü mutfak kültürümüz ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarımızın bunda önemli bir payı olduğuna inanıyoruz. Bu vesileyle, UNESCO Gastronomi Şehri adaylık sürecimize katkı sunan tüm kurumlarımıza, bilim kurulumuza, hocalarımıza, paydaşlarımıza ve her zaman yanımızda olan değerli basın mensuplarımıza gönülden teşekkür ediyorum. İnşallah hep birlikte Trabzon’u dünyanın saygın gastronomi şehirlerinden biri haline getireceğiz.” ADAYLIK SÜRECİ İLE İLGİLİ BİLGİLENDİRMEDE BULUNDU Yönetim ve İletişim Danışmanı Dr. Muhammed Attila Sevim, UNESCO Gastronomi Şehri adaylık sürecinin aşamalarına ilişkin bilgilendirmede bulunarak, “İlk etapta niyet mektubumuzla birlikte hazırladığımız başvuru dosyamızı 27 Eylül 2026'ya kadar UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’na teslim etmemiz gerekiyor. UNESCO Türkiye Milli Komisyonu’nun değerlendirmesinin ardından, 31 Ekim 2026 Dünya Şehircilik Günü’ne kadar 2027 yılı aday şehirleri açıklanacak. Bunun devamında ise kasım ve aralık aylarında başvuru dosyamızı UNESCO’nun çevrim içi başvuru sistemi üzerinden resmi olarak sunacağız. Başvurumuzun ardından dosyamız; UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yer alan gastronomi şehirlerinin incelemesi, UNESCO Genel Kurulu değerlendirmesi ve uzman komisyonların profesyonel değerlendirmesi olmak üzere üç aşamalı bir süreçten geçecek. Türkiye’den başka aday şehirlerimizin de olması mümkün. Ancak asıl rekabetin uluslararası düzeyde yaşanacağını biliyoruz. UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nın en fazla önem verdiği kriterlerden biri, şehirler arasındaki iş birliği ve ortak proje geliştirme kapasitesidir. Trabzon olarak bu noktada önemli avantajlarımız bulunuyor. Katmanlı tarihimiz, imparatorluk geçmişimiz ve farklı şehirlerle güçlü kültürel bağlar kurabilecek potansiyelimiz, adaylık sürecinde bize önemli katkı sağlayacaktır. Adaylık sürecinin 2027 yılının ekim ayında tamamlanmasını bekliyoruz. Hedefimiz, Trabzon’un UNESCO Gastronomi Şehri ünvanını almaya hak kazanmasıdır. Bunun için şehrimizin tüm paydaşlarıyla birlikte güçlü bir başvuru dosyası hazırlayacak ve Trabzon’un gastronomi alanındaki zenginliğini uluslararası platformda en iyi şekilde ortaya koyacağız” dedi. Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İrfan Yazıcıoğlu ve Bilim Kurulu Genel Sekreteri Doç. Dr. Mehmet Akif Şen de, Trabzon'un güçlü bir aday olduğunu belirterek, şehrin UNESCO Gastronomi Şehri ünvanını alacağına inandıklarını söylediler. DOKA Genel Sekreteri Kemal Akpınar ise sürece her türlü desteği sağlayacaklarını vurguladı.

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu Haber

Dünya’nın turşusu İzmir’de kuruldu

Türkiye’nin geleneksel lezzetleri arasında yer alan turşu ürünleri, 2025 yılında dünya pazarlarında liderliğini pekiştirdi. Türkiye 2025 yılında 458 milyon dolarlık turşu ihraç ederken, İzmir, 207 milyon dolarlık turşu ihracatıyla dünyanın turşusunu kurma başarısı gösterdi. Türkiye, 2025 yılında iklim krizinde hammadde sorunu yaşamasına rağmen turşu ihracatında yüzde 2,5’luk artışa imza atarak 447 milyon dolardan 458 milyon dolara ilerledi ve 500 milyon dolar hedefine ulaşmak için büyük bir adım attı. Türkiye’nin turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefine bir adım kaldı. Türkiye’nin yıllık 58-60 milyon ton meyve sebze ürettiği bilgisini veren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sezonunda tüketilemeyen meyve sebzelerin yıl boyunca tüketilmesi amacıyla kurulan turşuların, Türk sofraları yanında dünyanın dört bir tarafındaki sofralara lezzet ve şifa olduğunu vurguladı. Turşu ihracatında 2026 yılı hedefi 500 milyon doları geçmek Turşu ihracatının 2024 yılında 447 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydeden Uçak, “2025 yılında iklim krizi nedeniyle meyve sebze üretiminde düşüşler yaşandı. Bunun etkisiyle turşu ihracatımız miktar bazında 332,1 milyon kilogramdan 311 milyon kilograma geriledi. Miktardaki düşüşe rağmen ihracat gelirimiz yüzde 2,5’luk artışla 458 milyon dolara ulaştı. Bu tablo katma değerli ihracat ve birim fiyat performansındaki yükseliği ortaya koydu. 2026 yılında meyve sebze üretiminde daha verimli bir sezon geçiriyoruz. Turşu ürünlerinin sağlıklı beslenme trendinden dolayı dünya genelinde daha fazla talep görmesiyle birlikte ürün çeşitliliği, markalaşma ve katma değerli üretim yatırımlarıyla 2026 yılında turşu ihracatında 500 milyon dolar hedefini aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. İzmir, Türkiye’nin turşu ihracatının yüzde 45’ini yaptı Türkiye’nin turşu ihracatında İzmir’in 207 milyon dolarlık tutarla açık ara birinci olduğunun altını çizen Başkan Uçak şöyle devam etti: “İzmir, turşu sektörünün lokomotifi olmayı sürdürüyor. İzmir, turşu ihracatından yüzde 45 pay alıyor. İzmir’i 65 milyon dolarla Bursa, 52 milyon dolarla Manisa takip etti. İstanbul, Aydın, Gaziantep ve Hatay da ihracata güçlü katkı veren iller arasında yer aldı. Türk turşusunu en çok Almanlar, Amerikalılar ve İngilizler sevdi Türkiye, 2025 yılında 128 ülkeye turşu ihraç ederken, Türk turşusunu en çok Almanlar sevdi. Almanya, 84,5 milyon dolarlık Türk turşusu talep ederken, ikinci sırada 42,3 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri yer aldı. İngiltere 32,5 milyon dolarlık turşu ithalatıyla zirvenin üçüncü basamağının sahibi olurken, Romanya’ya 19 milyon dolarlık, Hollanda’ya 16,5 milyon dolarlık turşu ihraç edildi.

Antalya’da Lezzet Şöleni: 5. Uluslararası Foodfest Antalya Final Yaptı Haber

Antalya’da Lezzet Şöleni: 5. Uluslararası Foodfest Antalya Final Yaptı

Gastronomi dünyasının kalbi üç gün boyunca Karaalioğlu Parkı’nda attı. Bu yıl 5. kez kapılarını açan Foodfest Antalya Gastronomi Festivali, final gününde de binlerce ziyaretçiyi ağırladı. Workshoplardan panellere, ünlü şeflerin mutfak şovlarından üniversiteler arası yarışmalara kadar pek çok etkinlik katılımcılardan tam not aldı. ​Ünlü Şef Mehmet Yalçınkaya’ya Yoğun İlgi ​Festivalin en çok beklenen isimlerinden biri olan MasterChef jürisi Mehmet Yalçınkaya, "Şeflikte Ustalık Yolculuğu" başlıklı söyleşisiyle hayranlarıyla buluştu. Genç aşçı adaylarına kariyer tavsiyelerinde bulunan Yalçınkaya, festival alanında adeta izdihama neden oldu. ​Antalya Mutfağı Modern Dokunuşlarla Tanıtıldı ​Etkinlik sahnesinde yerel lezzetler dünyaca ünlü şeflerin ellerinde yeniden yorumlandı: ​Hazer Amani ve Rafet İnce, Antalya mutfağına modern dokunuşlar kattığı sunumlarıyla alkış topladı. ​Dilara Koçak, sağlıklı beslenme ve yerel ürünlerin önemine değindi. ​Mehmet Ali Börtücene, geleneksel Antalya piyazını yenilikçi tekniklerle hazırladı. ​Eyüp Kemal Sevinç, Antalya otlarının gastronomideki değerini özel tariflerle anlattı. ​Anneler Günü’ne Özel 15 Bin Çiçek ​Festivalin final gününün Anneler Günü’ne denk gelmesi nedeniyle Antalya Büyükşehir Belediyesi, anlamlı bir jest yaptı. Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı tarafından kurulan stantta vatandaşlara 15 bin adet petunya, begonya ve yıldız çiçeği hediye edildi. ​Geleceğin Şefleri Yarıştı: Şampiyon Antalya Belek Üniversitesi ​Festival kapsamında düzenlenen üniversiteler arası yemek yarışmasında heyecan doruktaydı. Akdeniz, Alanya ve Antalya Bilim üniversitelerini geride bırakan Antalya Belek Üniversitesi, jüriden en yüksek puanı alarak yarışmanın birincisi oldu. ​Siyaset ve İş Dünyası Foodfest’te Buluştu ​Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’in ev sahipliğinde gerçekleşen final gününe; CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı ve Milletvekili Mustafa Erdem de katılarak sektör temsilcileriyle bir araya geldi.

CHP'li Gürer: "Gıda Fiyatlarındaki Artışı DSİ'de Tescilledi" Haber

CHP'li Gürer: "Gıda Fiyatlarındaki Artışı DSİ'de Tescilledi"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, DSİ’nin yemek ücretlerine yaptığı artışın gıda da artışın yemekhanelere yansıması olarak değerlendirdi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nün 15 Nisan 2026 tarihi itibarıyla yemek ücretlerine zam yaptığını Ocak ayında belirlenen fiyatların üzerinden henüz 3 ay geçmeden yapılan bu artışın, iktidarın enflasyon düşüyor ifadeleri ile örtüşmediğini belirtti. “MUTFAKTA FİYAT BASKISI HER GÜN ARTIYOR” DSİ’de, “Satın alınan gıda ürünlerinde yaşanan fiyat artışları ve artan yemek maliyetleri sebebiyle” yemek fiyatlarının yeniden düzenlendiği belirtildi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı genel müdürlük, artan gıda maliyetlerini kabul ederek fiyat değiştirirken, Bakanlık gıda arzında sorun yok diyor. Paranız varsa ürün var; ancak üç ayda dahi gıda fiyatındaki artış, Bakanlığı bile fiyat artışına zorluyor. Emekli, asgari ücretli, sabit ve dar gelirli ne yapsın? Düşük maaşla nasıl sofra kursun? Et döner, balık ve kuzu eti gibi menülerin fiyatı 300 TL’ye çıkarılıyor. Lokantalarda bu fiyatlara yemek yemek de olası değil; çünkü lokantalarda fiyatlar neredeyse haftalık değişir duruma geldi” dedi. “ENFLASYON ARTIŞI MAAŞA YANSIMIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, DSİ gibi diğer kamu kuruluşlarının da artan maliyetler karşısında yemek fiyat ayarlamaları yaptığını belirterek, “Alım fiyatı artan ürünün maliyet artışı da tüketene yansıtılıyor. Kurum yemekhaneleri kâr amacı gütmediği için bu yerlerde fiyatlar daha uygun olarak belirlenir. Kurum çalışanı ve konukların uygun fiyatla yemeğe erişimi amaçlanır. İktidar enflasyon verilerini düşük göstermeye çalışsa dahi kamu kurumlarında oluşan fiyatlar üç ayda değişir duruma erdiyse, sorun derinleşiyor demektir” dedi. Gürer, “Taşradan gelen personel 200 TL menü alabiliyor, diğer menüler 250 TL, etli menüler 300 TL olmuş. Kendi memuruna ve sözleşmeli personeline ise ‘günlük maliyetin yarısını öde’ diyorlar. Kamuda yemek fiyatları yine de mevcut özel işletmelere göre çok uygun kalıyor. Ne var ki kurum yemekhaneleri dahi en büyük para birimimizle bir menü almanın güçleştiği noktaya erdi” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıdada artan fiyatların tarlada artan girdi maliyetleriyle başladığını, üretenin de artan maliyetlerle üretimde zorlandığını belirtti. Gürer, “Tarladan tabağa kadar fiyat değişkenliğiyle ürün geliyor. Vatandaş enflasyonu gıdada daha sert yaşıyor. Üreten, girdi maliyeti yüküyle boğuşurken aracılar kazancından taviz vermiyor. Kamu yemekhaneleri dahi zamlanan gıda nedeniyle fiyat artışını kısa sürede değiştirmek zorunda kalıyor. Sağlıklı beslenme için gerekli gelir olmazsa sağlık sorunları artacağı gibi iş verimi dahi düşer. İthal ürünlerle de sorun aşılamıyor. Üreticiyi destekleyip girdi maliyetleri düşürülmeden fiyat artışları da rafta devam eder. Et ve Süt Kurumu, ithal ete rağmen fiyat değişkenliğini kamu yemekhanelerinde dahi sağlayamamış. Aynı Bakanlık çatısı altında kurumlar herhalde et alışverişlerini sağlıyorlardır ki fiyat yine de artmaya devam etmiş” dedi. DSİ'nin Yeni Yemek Tarifesi (15.04.2026 itibarıyla): • Et döner, balık, kuzu eti vb. menüler: 300 TL • Diğer menüler: 250 TL • Taşradan gelen kurum personeli: 200 TL • Memur ve sözleşmeli personel: Günlük maliyetin 1/2'si olarak uygulama yapılıyor.

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması Haber

GTB Başkanı Akıncı'dan Stratejik Bulgur Açıklaması

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, bulgurun gıda arz güvenliğindeki stratejik rolüne dikkat çekerek, ürünün küresel trendlere göre yeniden konumlandırılması gerektiğini vurguladı. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla Konya Ticaret Borsası ev sahipliğinde düzenlenen UHK 2026 Hasat Öncesi Hububat Kongresi, sektörün devlerini bir araya getirdi. Kongre kapsamında gerçekleştirilen “Hububata Dayalı Sektörler” oturumunda konuşan GTB Başkanı Mehmet Akıncı, bulgur sektörünün mevcut durumunu ve gelecek projeksiyonlarını paylaştı. ​Gaziantep Bulgur Üretiminin Merkezi Konumunda ​Bulgurun tarihsel ve kültürel derinliğine vurgu yapan Akıncı, Türkiye’nin bu alandaki üretim altyapısının dünya ölçeğinde bir rekabet avantajı sağladığını belirtti. Özellikle Gaziantep’in üretim kapasitesi ve ihracat gücüyle sektörün lokomotifi olduğunu ifade eden Akıncı, 2025 yılı verilerini paylaştı: ​Türkiye Geneli Bulgur İhracatı: 240 bin ton ​Güneydoğu Anadolu Bölgesi: 84 bin ton ​Gaziantep: 49 bin ton ​Akıncı, bu rakamların güçlü bir üretim altyapısına işaret ettiğini ancak sürdürülebilir büyüme için katma değerli üretimin şart olduğunu dile getirdi. ​"Yeni Tüketim Alışkanlıklarına Uyum Bir Tercih Değil, Zorunluluktur" ​Kişi başı bulgur tüketiminde beklenen artışın yakalanamadığına dikkat çeken Mehmet Akıncı, sektörün strateji değişikliğine gitmesi gerektiğini belirtti. Akıncı, özellikle genç nesillere ulaşmak için şu önerilerde bulundu: ​"Değişen tüketim eğilimlerine uyum sağlamak artık bir tercih değil, gerekliliktir. Sağlıklı beslenme trendleri doğrultusunda bulgurun yüksek lifli ve besleyici yapısını daha güçlü anlatmalıyız. Pratik tüketim ürünleri ve yenilikçi çözümlerle pazar çeşitliliğimizi artırmalıyız." ​Stratejik Hedef: Çin ve Azerbaycan Pazarları ​İhracatta pazar çeşitliliğinin önemine değinen Akıncı, özellikle Çin ve Azerbaycan gibi pazarlarda elde edilen kazanımların artırılması gerektiğini söyledi. Coğrafi işaret, kalite standardizasyonu ve markalaşma süreçlerinin güçlendirilmesinin küresel rekabette anahtar rol oynayacağını ifade etti. ​Gıda Arz Güvenliği ve İklim Değişikliği ​Küresel krizler ve iklim değişikliği etkilerinin arttığı bir dönemde bulgurun "stratejik ürün" vasfının altını çizen Akıncı, uzun raf ömrü ve dayanıklı yapısıyla bulgurun gıda arz güvenliği açısından kritik bir role sahip olduğunu belirtti. Akıncı, doğru stratejilerle bulgurun küresel gıda trendlerinin vazgeçilmez bir parçası haline gelebileceğini sözlerine ekledi.

Türkiye’de Yılda 23 Milyon Ton Gıda Çöpe Gidiyor! Haber

Türkiye’de Yılda 23 Milyon Ton Gıda Çöpe Gidiyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de yaptığı konuşmada Türkiye’nin derinleşen yoksulluk ve devasa gıda israfı çelişkisine dikkat çekti. Dünyada 800 milyon insanın açlık çektiğini hatırlatan Gürer, Türkiye’de ise her yıl milyonlarca ton gıdanın tarlada, depoda ve sofrada ziyan edildiğini vurguladı. ​“Bir Yanda Açlık, Diğer Yanda İsraf!” ​Küresel açlık verilerini paylaşan Gürer, dünya nüfusunun 8 milyar 300 milyona ulaştığını ancak 800 milyona yakın insanın kronik açlık yaşadığını belirtti. Türkiye’deki tabloyu ise şu sözlerle özetledi: ​“İsraf nedeniyle dünyada 2,3 milyar ton gıda çöpe gidiyor. Türkiye’de ise 2025 yılı verilerine göre gıda israfı 23 milyon ton ile 26 milyon ton arasına yükselmiş durumda. Bu tablo insanlık adına kabul edilemez.” ​Türkiye’de 50 Milyon Kişi Sağlıklı Beslenemiyor ​Ekonomik krizin mutfağa yansımasını rakamlarla açıklayan CHP’li Gürer, Türkiye’de yaklaşık 50 milyon kişinin sağlıklı beslenme imkanından mahrum olduğunu iddia etti. Gürer’in paylaştığı güncel ekonomik veriler şöyle: ​Açlık Sınırı: 32.793 TL ​Yoksulluk Sınırı: 106.817 TL ​Sosyal Yardım Alanlar: Belediye yardımlarıyla birlikte yaklaşık 20 milyon kişi. ​Yoksul Çocuk Sayısı: 15 yaş altı yaklaşık 10 milyon çocuk maddi yoksulluk içinde. ​“Sıfır Atık Karnesi Zayıf: 12 Milyon Ton Atık İthal Edildi” ​Hükümetin Sıfır Atık projesindeki verilerin sahayla örtüşmediğini savunan Ömer Fethi Gürer, poşet kullanımının azalmadığını ve tarım arazilerinin naylon atıklarla zehirlendiğini söyledi. Ayrıca Türkiye’nin Avrupa’nın atık merkezi haline geldiğini belirterek şu çarpıcı veriyi paylaştı: ​“2024 yılında Avrupa Birliği’nden ihraç edilen atıkların 12 milyon 253 bin tonu Türkiye’ye geldi. Bu atıklar geri dönüşüm verilerine dahil mi, açıklanmalıdır.” ​Niğde’de Patates, Sofrada Ekmek İsraf Ediliyor ​Gıda kaybının üretimden sofraya her aşamada yaşandığını belirten Gürer, Niğde örneğini verdi: “Niğde’de tonlarca patates alıcı bulunamadığı için tarlada kaldı ve çürüdü.” Türkiye genelinde ise yılda yaklaşık 4 milyar ekmeğin çöpe gittiğine dikkat çekti. ​Gürer’den Hükümete Şeffaflık Çağrısı ​Tarım ve Orman Bakanlığı’na seslenen Gürer, gıda kaybının hangi aşamada (üretim, depo, raf, sofra) yaşandığının net bir şekilde açıklanmasını talep ederek; "Açlık varken israf kabul edilemez. Gerçekleri kamuoyuyla paylaşın" dedi.

Gürer: ''900 Gram Bebek Maması 1140 Lira Oldu'' Haber

Gürer: ''900 Gram Bebek Maması 1140 Lira Oldu''

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “en az 3 çocuk” tavsiyesini bebek maması fiyatları üzerinden değerlendirdi. Gürer, “Sayın Erdoğan, vatandaşın daralan geliriyle oluşan yoksulluğu görmeden çocuk sayısını artırma çağrısı yapıyor. Asgari ücretlinin 2024’ten bu yana bebeğinin rızkından 8 paket mama alındı. Bir çocuk bile vatandaşı sağlıklı beslenme ve ihtiyacını karşılamada zorlarken, üç çocuk tavsiyesine uyanın onu sağlıklı büyütmesi de zorlaştı. Ana-baba boğazını kıssa dahi çocuk giderleri ev gelir-gider dengesini bozuyor.” dedi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’deki derin yoksulluğun en somut göstergelerinin her ay açıklanan yoksulluk verileri olduğunu belirtti. Yoksulluk verileri açıklandığında durumun daha iyi görüldüğünü ifade eden Gürer, “Çocuk arabasından çocuk bezine kadar raftaki ürün fiyatları katlandı. Çocuk için rafa el uzatılan her ürünün fiyatı önemli ölçüde arttı. Bebek maması fiyatlarını ve asgari ücretin alım gücündeki erimeyi bir de bu pencereden bakalım.” dedi. Gürer, 2024-2026 yılları arasındaki verileri kıyaslayarak, iktidarın nüfus politikası ile ekonomi politikası arasındaki çelişkiyi mama fiyatları üzerinden gösterdi. “MAAŞ ARTIYOR, ALINABİLEN PAKET SAYISI AZALIYOR!” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in hazırladığı analizde, üst segment mamanın %119, alt segment mamanın ise %97 zamlandığı görüldü. Asgari Ücretin Mama Alım Gücü (900 Gr. Paket): Yıl Asgari Ücret (TL) Alt Segment Fiyat (TL) Maaşla Alınan (Adet) Üst Segment Fiyat (TL) Maaşla Alınan (Adet) 2024 17.002 345 49 Paket 520 32 Paket 2025 22.104 495 44 Paket 750 29 Paket 2026 28.075 680 41 Paket 1.140 24 Paket “3 ÇOCUK DEMEK, AYLIK 10 BİN LİRA SADECE MAMA PARASI DEMEK!” “3 çocuk” söylemine özünde yaşlanan nüfus dikkate alındığında olağan görülebileceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peki, bu çocukların nasıl bakılacak, giderleri nasıl karşılanacak, karnı nasıl doyacağını hesaplıyor mu? Bugün bir bebek ayda 3 paket 900 gramlık mama bitiriyor. 2026 fiyatlarıyla 3 çocuklu bir ailenin sadece üst segment mama maliyeti ayda 10 bin 260 TL tutuyor! 28 bin lira asgari ücret alan bir babanın, maaşının üçte birinden fazlasını sadece mamaya vermesi gerekiyor. Bu hesaba çocuk bezi, kıyafet, kira, elektrik dahil değil. AKP iktidarı, halka çocuk sayısı vereceğine, marketlerde alarm takılan mamaların fiyatlarına bakmalıdır,” dedi. “VATANDAŞIN CEBİNDEN 8 PAKET MAMA ÇALINDI” Asgari ücretlinin son iki yılda yaşadığı kaybı yüzdesel olarak değerlendiren Ömer Fethi Gürer: Üst Segment Kaybı: “2024’te 32 paket alabilen işçi, 2026’da 24 pakete düştü. Alım gücü %25 eridi.”Maliyet Yükü: “Bir asgari ücretli, tek bir çocuğun üst segment maması için maaşının %12,1’ini ayırmak zorunda..” “BEBEK MAMASI LÜKS TÜKETİM DEĞİLDİR” CHP’ Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün sayı vermekte değil, halkın alım gücünü korumakta olduğunu belirterek, “İktidarın ekonomi modeli, bebeklerin rızkını enflasyon ile eritmiştir. Bebek maması lüks değil, zorunlu bir ihtiyaçtır. Dar gelirli ailelere nakdi mama desteği verilmelidir. Vatandaş çocuk maması alırken düşünüyorsa, iktidar kendi politikalarını sorgulamalıdır. Bizim önceliğimiz tenceresi kaynayan, bebeği doyan aileler ile mutlu yaşamdır” diye konuştu.

Amerikalıların Tercihi Sağlıklı Türk Lezzetleri Haber

Amerikalıların Tercihi Sağlıklı Türk Lezzetleri

Yıllık 240 milyar dolar gıda ürünleri ithal eden Amerika Birleşik Devletleri’ne ihracatını 5 milyar dolara çıkarmak isteyen Türk gıda sektörü, 4-6 Mart 2026 tarihleri arasında Kaliforniya eyaletinin Anaheim kentinde 45.kez düzenlenen Natural Products Expo West Fuarı’nda 25 firmayla yerini aldı. Türkiye Milli Katılım Organizasyonu Ege İhracatçı Birlikleri tarafından yapılan Natural Products Expo West Fuarı’nda sağlıklı atıştırmalıklar, hazır yiyecekler, kuru meyveler, doğal ve organik ürünler sergilendi. Natural Products Expo West Fuarı’nda 4. Kez Türkiye Milli Katılım Organizasyonu yaptıklarını dile getiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü, Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Mehmet Ali Işık, Ege Bölgesi’nin dünyanın gıda ambarı olduğunu gösterdiklerini ifade etti. Türk gıda sektörünün ABD’ye ihracatını son 5 yılda yaptığı atakla yüzde 121’lik artışla 781 milyon dolardan 1 milyar 727 milyon dolara çıkardığı bilgisini veren Işık; “Sağlıklı beslenme Amerika’da yükselen trend. Zeytinyağımızdan kuru meyvelere, deniz ürünlerinden meyve sebze mamullerine, baharatlarımızdan meyve sebzelerimize, sağlıklı atıştırmalıklardan organik ürünlerimize Akdeniz mutfağının en sağlıklı lezzetlerini ABD’de tanıtarak, ABD pazarındaki büyümemizi kalıcı hale getirmek istiyoruz. ABD pazarında 30 yıldır New York Fancy Food Fuarı’nda yerimizi alıyoruz. ABD’ye gıda ihracatımızı artırmak için 2018 yılında başlattığımız Turkish Tastes isimli TURQUALITY Projemiz ve Natural Products Expo West Fuarı’yla ABD pazarında tanıtım sacayağını kurduk. Önümüzdeki 10 yıllık vadede ABD’ye gıda ihracatında 5 milyar doları aşacağımıza inanıyoruz” şeklinde konuştu. Şubat ayında Almanya’da Nürnberg Biofach Organik Gıda Fuarı’nda yerini alan Ege İhracatçı Birlikleri, Natural Products Expo West Fuarı’nda yılın ikinci büyük buluşmasını gerçekleştirmiş oldu. Ege İhracatçı Birlikleri’nin sonraki durağı 10-13 Mart 2026 tarihleri arasında Tokyo Big Sight'ta düzenlenecek Foodex Japan 2026 51. Uluslararası Gıda ve İçecek Fuarı olacak. Ege İhracatçı Birlikleri’nin Türkiye’nin gıda ihracatını artırmak için 2026 yılında sonraki durakları 28 - 30 Haziran 2026 tarihleri arasında düzenlenecek Summer’26 Fancy Food Show Gıda Fuarı ve 5-10 Kasım 2026 tarihlerinde düzenlenecek olan Çin Uluslararası İthalat Fuarı olacak. 7000 üzerinde katılımcı ve 65.000 üzeri ziyaretçi ile 4-6 Mart 2026 tarihlerinde 45.kez düzenlenen Natural Products Expo West Fuarında Türkiye Milli Katılımı altında 10 firma yer aldı. T.C. Los Angeles Başkonsolosu Menekşe Onuk ve Los Angeles Ticaret Ataşeleri Ali Dolu ve Merve Tüzer Kaya Türk Firmalarını ziyaret etti. Natural Products Expo West Fuarında Türkiye Milli Katılım Organizasyonuyla katılan firmalar; CHEF SEASONS GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş., KIRICI KURU MEYVA VE GIDA SAN VE TİC. A.Ş LİDYA GRAİN TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. NİMEKS ORGANİK TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. OSMAN AKÇA TARIM ÜRÜNLERİ SAN. VE TİC. A.Ş. PAGMAT GIDA A.Ş. SANTE GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. TARİŞ İNCİR VE GIDA ÜRÜNLERİ A.Ş. TIMTAS TARIM ILAC VE MAH. TİC. A.S. YÜCEBAŞ DIŞ TİCARET GIDA SAN. A.Ş.

Konya Büyükşehir Çiftçiye Desteğini Sürdürüyor Haber

Konya Büyükşehir Çiftçiye Desteğini Sürdürüyor

Konya Büyükşehir Belediyesi, susuz tarım modeliyle üretimi yaygınlaştırmak için çiftçilere nohut tohumu desteğinde bulundu. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, “Az su isteyen ve iklim şartlarına daha dayanıklı ürünlerin yaygınlaştırılması amacıyla 31 ilçemizde başvuruları alınan çiftçilerimize yüzde 50 hibeli, 115 bin 875 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunduk. Amacımız üreticimizin daha az suyla daha fazla verim alabileceği bir üretim modeline geçişini desteklemek. Bereketli olsun” dedi. Konya Büyükşehir Belediyesi, kuraklığa karşı dayanıklı, az suyla yüksek verim elde edilen ürünlerin Konya genelinde yaygınlaşması için çiftçiye desteğini sürdürüyor. Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, değişen iklim şartlarına karşı 31 ilçede tarımsal destekleri şekillendirdiklerini belirterek, “Kuraklıkla mücadelede ürün deseninin değişmesi büyük önem taşıyor. Nohut gibi az su isteyen ve iklim şartlarına daha dayanıklı ürünlerin yaygınlaştırılması çiftçimizin maliyetini düşürdüğü gibi su kaynaklarının korunmasına da katkı sağlıyor. Biz de 31 ilçemizde önceden başvurularını aldığımız çiftçilerimize 7 bin 725 dekar alanda ekilmek üzere yüzde 50 hibeli, 115 bin 875 kilogram nohut tohumu desteğinde bulunduk. Yapılan bu destekleme ile yaklaşık bin 100 futbol sahası büyüklüğündeki bir alanı susuz tarımla üretime kazandırmış olacağız. Bereketli olmasını diliyorum” diye konuştu. “AMACIMIZ ÜRETİCİMİZİN DAHA AZ SUYLA DAHA FAZLA VERİM ALABİLECEĞİ BİR ÜRETİM MODELİNE GEÇİŞİNİ DESTEKLEMEK” Ülkenin gıda güvenliği açısından Konya’nın stratejik bir konumda olduğunu vurgulayan Başkan Altay, “Amacımız üreticimizin daha az suyla daha fazla verim alabileceği bir üretim modeline geçişini desteklemek. Nohut gibi baklagil ürünleri hem toprağın verimliliğini artırıyor hem de su tüketimi açısından avantaj sağlıyor. Burada üretilecek her ürün sadece Konyalı çiftçimizi değil, Türkiye’nin tamamını ilgilendiriyor. Bu bilinçle hareket ediyor, üreticimizin yanında duruyoruz. Rabbim bol yağmurlu, rahmetli günler versin” değerlendirmesini yaptı. NOHUT TOHUMU Baklagiller familyasından, kurağa dayanıklı ve besin değeri yüksek bir bitki olan nohut üretimi hem çiftçiler hem de tüketiciler için birçok avantaj sunuyor. Nohut ayrıca sürdürülebilir tarım ve sağlıklı beslenme açısından önemli bir ürün olarak öne çıkıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.