Hava Durumu

#Sanayi

Kırsal Haber - Sanayi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Atıl Koyun Yünü, Katma Değerli Ürünlere Dönüşecek Haber

Atıl Koyun Yünü, Katma Değerli Ürünlere Dönüşecek

Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) ve Erzurum Ticaret ve Sanayi Odası (ETSO) iş birliğiyle, bölgenin hayvancılık potansiyelini biyoteknoloji ile buluşturacak stratejik bir adım atıldı. Koyun yününü yüksek katma değerli ürünlere dönüştürecek yeni tesisin fizibilite sözleşmesi imzalandı. ​Erzurum’un tarım ve hayvancılık potansiyelini ileri teknolojiyle harmanlayacak kritik bir proje için düğmeye basıldı. KUDAKA tarafından yürütülen 2026 Yılı Fizibilite Desteği Programı kapsamında desteklenmeye hak kazanan "Süperkritik CO₂ Teknolojisi ile Koyun Yününden Bütünleşik Lanolin, Kolesterol ve D3 Vitamini Üretim Tesisi Fizibilitesi" projesinin imzaları atıldı. ​Atıl Yün Ekonomiye Kazandırılıyor ​Erzurum ve çevresinde küçükbaş hayvancılık faaliyetleri sonucunda ortaya çıkan, yıllık yaklaşık 3.000-4.500 tonluk büyük bir potansiyele sahip olmasına rağmen büyük ölçüde atıl kalan koyun yünü, bu projeyle katma değerli ürünlere dönüşecek. ​Proje, süperkritik CO₂ ekstraksiyon teknolojisini kullanarak; lanolin, kolesterol, 7-dehidrokolesterol ve D3 vitamini üretilmesini hedefliyor. Bu çalışma ile üretimin teknik, ekonomik, çevresel ve ticari uygulanabilirliği bilimsel verilerle analiz edilecek. ​Türkiye’nin Dışa Bağımlılığını Azaltacak Stratejik Adım ​Hazırlanacak fizibilite raporu, tesisin optimum kapasitesinden yatırım maliyetlerine ve hedef pazarlarına kadar detaylı bir yol haritası sunacak. Projenin temel hedefleri ise şöyle sıralanıyor: ​Ekonomik Katkı: Bölgedeki küçükbaş hayvancılık üreticilerine ilave gelir imkânı sağlamak. ​İthalatın Azaltılması: Türkiye’nin özellikle D vitamini ham maddesi konusundaki dışa bağımlılığını azaltmak. ​Kırsal Kalkınma: Bölgesel kalkınmayı destekleyen yenilikçi bir yatırım modelini hayata geçirmek. ​İleri Sanayi: Erzurum’u biyoteknoloji ve ileri işleme sanayisinde rekabetçi bir konuma taşımak. ​İmza Töreninde Güç Birliği ​KUDAKA hizmet binasında düzenlenen imza törenine; ETSO Yönetim Kurulu Başkanı Saim Özakalın, KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven, TOBB Erzurum İl Genç Girişimciler Kurulu Başkanı İsmail Suci ve kurum yetkilileri katıldı. ​Fizibilite çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte, Erzurum’un biyoteknoloji alanındaki vizyonunu güçlendirecek bu stratejik yatırımın, hayvancılık sektöründe yeni bir dönemi başlatması bekleniyor.

Özer Matlı: "Tarımı ve KOBİ'leri Güçlendiren Bir Vizyon İnşa Edeceğiz" Haber

Özer Matlı: "Tarımı ve KOBİ'leri Güçlendiren Bir Vizyon İnşa Edeceğiz"

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Kent Hali esnafıyla bir araya gelerek yeni dönem vizyonunu paylaştı. Tarım ve gıda sektörünün Bursa ekonomisindeki stratejik rolüne vurgu yapan Matlı, "Üretenin, esnafın ve KOBİ'lerin sesinin güçlü duyulduğu, sorunlara gerçek çözümler üreten bir BTSO için yola çıktık" dedi. ​Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Başkan Adayı Özer Matlı, seçim çalışmaları kapsamında Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği’ne bir ziyaret gerçekleştirdi. Sektör temsilcilerinin talep ve beklentilerini dinleyen Matlı, Bursa’nın tarımsal potansiyelini katma değerli üretimle birleştireceklerini belirtti. ​"Tarımın Sesi BTSO'da Artık Daha Güçlü Duyulacak" ​Bursa ekonomisinin sadece otomotiv ve tekstil ile sınırlı olmadığını, tarımın şehrin en önemli değerlerinden biri olduğunu belirten Özer Matlı, yeni dönemdeki hedeflerini şu sözlerle özetledi: ​"Savunma sanayinin ardından en stratejik sektör gıdadır. Bursa’nın verimli tarım arazilerini koruyarak üretimi desteklemek zorundayız. Tarımın içinden gelen biri olarak buradaki emeğin kıymetini çok iyi biliyorum. Yeni dönemde tarımın daha çok konuşulduğu, KOBİ'lerin ve esnafın karar alma süreçlerinde daha güçlü temsil edildiği bir BTSO yapısı kuracağız." ​Coğrafi İşaretli Ürünlere Marka Desteği ​Bursa’ya özgü tarımsal ürünlerin ekonomik değerinin artırılması için somut adımlar atacaklarını ifade eden Matlı, özellikle Bursa siyahı incir, Deveci armudu, dağ çileği ve enginar gibi değerlerin ulusal pazarlarda daha güçlü yer alması için çalışacaklarını vurguladı: ​Katma Değer: Kurutma, işleme ve paketleme alanlarında sektöre destek sağlanacak. ​Markalaşma: Coğrafi işaretli ürünlerin markalaşması ve satış kanallarının güçlendirilmesi için profesyonel destek verilecek. ​Veri Tabanlı Yönetim: Tarımsal veriyi doğru analiz eden güçlü bir veri tabanı ile üyelerin stratejik kararlar alması sağlanacak. ​"BTSO, Sorunlara Çözüm Geliştiren Bir Kurum Olmalı" ​BTSO'nun yalnızca bir temsil makamı değil, üyelerinin finansmana erişim, lojistik ve depolama gibi sorunlarına çözüm geliştiren bir "çözüm merkezi" olması gerektiğini belirten Özer Matlı, "Makam için değil, Bursa'nın geleceği için bu yola çıktık. Üretim maliyetlerini düşüren, ticaretin önündeki engelleri kaldıran, sahayla sürekli temas halinde olan bir yönetim anlayışını hayata geçireceğiz" diye konuştu. ​Esnaftan Matlı'ya Tam Destek ​Bursa Kent Hali Sebze ve Meyve Komisyoncu İş Adamları Derneği Başkanı Aydın Akyol da ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Özer Matlı'ya olan güvenlerini şu ifadelerle belirtti: ​"Sayın Özer Matlı'nın çıktığı bu yolun hayırlı olacağına inanıyoruz. Kendisiyle gönül gönüleyiz. Başkanımızın bu süreci büyük bir özveriyle yürüttüğünü görüyoruz; esnafımız olarak kendisine çıktığı bu yolda tam destek veriyoruz."

AKİB, İSO 500’de 62 Firma İle Temsil Edildi Haber

AKİB, İSO 500’de 62 Firma İle Temsil Edildi

Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB), İstanbul Sanayi Odası'nın (İSO) açıkladığı "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-2025 Araştırması"nda üretim ve ihracattaki güçlü performansıyla dikkat çekti. İSO 500 listesinde 62 üye firmayla temsil edilen AKİB, 1 trilyon 886 milyar TL üretimden net satış ve 10 milyar 839 milyon dolarlık ihracat hacmine ulaştı. Böylece AKİB'in 2025 yılında gerçekleştirdiği 16,8 milyar dolarlık ihracatın yaklaşık yüzde 64,3'ü, İSO 500 listesinde yer alan 62 üye firma tarafından gerçekleştirildi. AKİB üyesi firmalar arasında üretimden net satışlarda ilk sırada yer alan TÜPRAŞ, 698 milyar 789 milyon TL'lik tutar ile İSO 500 listesindeki liderliğini korudu. AKİB üyelerinden İskenderun Demir ve Çelik A.Ş., 120 milyar 792 milyon TL üretimden net satışıyla İSO 500'de 11'inci sırada yer alırken Tosyalı Demir Çelik Sanayi A.Ş. ise 104 milyar 301 milyon TL ile 14'üncü sıraya yerleşti. AKİB üyeleri ihracatta da güçlü performanslarını sürdürdü. Toplam 5,32 milyar dolarlık ihracatıyla Türkiye'nin en büyük ikinci ihracatçısı olan TÜPRAŞ'ı 875,2 milyon dolarla Şişecam, 650,5 milyon dolarla İskenderun Demir ve Çelik, 406,6 milyon dolarla Kılıç Deniz Ürünleri, 354,1 milyon dolarla Kastamonu Entegre ve 349,5 milyon dolarla Sasa Polyester izledi. 18 farklı sektörde üretim yapan sanayi ekosistemi İSO 500 listesinde yer alan AKİB üyesi firmalar, 18 farklı sanayi alt sektöründe faaliyet göstererek bölgenin üretim çeşitliliğini ortaya koydu. En güçlü temsil 18 firmayla gıda sanayisinde gerçekleşirken 13 firmayla demir-çelik ana metal sanayisi ikinci sırada yer aldı. Elektrik makineleri ile dokuma sanayileri 5’er; taş ve toprağa dayalı sanayi ile ağaç, mobilya ve mefruşat sanayileri ise 3’er firmayla listede temsil edildi. Taşıt araçları, kimya, cam, plastik, lastik, kâğıt ve petrol ürünleri gibi stratejik sektörlerde faaliyet gösteren firmalar da AKİB'in geniş üretim ekosistemini destekledi. Üretim büyüklüğü açısından değerlendirildiğinde ise petrol ürünleri sanayisi lider konumda yer aldı. Tek firma ile temsil edilen sektör, 699 milyar TL'ye yaklaşan üretimden net satış gerçekleştirerek AKİB'in toplam üretim hacminde belirleyici rol oynadı. Demir-çelik ana metal sanayisi 469 milyar TL, gıda sanayisi ise 200 milyar TL'nin üzerinde üretimden net satış hacmine ulaştı. Cam sanayisi 94 milyar TL, elektrik makineleri sanayisi ise 68 milyar TL'nin üzerinde üretim performansı sergiledi. İhracatta sektör çeşitliliği öne çıktı 2025 yılı verileri, AKİB'in ihracat başarısının yalnızca rafineri ve enerji sektörüne dayanmadığını ortaya koydu. Demir-çelik, cam, kimya, gıda, su ürünleri, ağaç ürünleri, otomotiv ve elektrik ekipmanları sektörlerinde faaliyet gösteren firmalar da yüksek ihracat performanslarıyla öne çıktı. Özellikle İskenderun merkezli demir-çelik üreticileri, bölgenin ihracatında önemli pay sahibi olurken Sasa Polyester kimya sektöründe, Şişecam cam sanayisinde, Kılıç Deniz Ürünleri ile Yayla Agro Gıda ise tarım ve gıda sanayisinde yüksek katma değerli ihracatlarıyla dikkat çekti. Temsa ve HES Kablo gibi teknoloji yoğun üretim yapan sanayi kuruluşları da uluslararası pazarlardaki güçlü performanslarıyla AKİB'in ihracat kompozisyonunu daha nitelikli hale getirdi. "Üretimden ihracata uzanan başarı hikâyesini birlikte yazıyoruz" AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı İSO 500 verilerinin, Akdeniz İhracatçı Birlikleri'nin güçlü üretim altyapısını yüksek katma değerli ihracatla buluşturan sanayi ekosistemini bir kez daha kanıtladığını belirtti. AKİB'in, Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine stratejik katkı sağlamayı sürdürdüğünü vurgulayan Hıradağı, şu değerlendirmede bulundu: “İSO 500 listesinde 62 üyemizin yer alması, bu firmalarımızın 1,9 trilyon liraya yaklaşan üretimden net satış ile 10,8 milyar doları aşan ihracat gerçekleştirmesi, bölgemizin üretim kapasitesini ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü açıkça göstermektedir. Birliğimizin 2025 yılındaki toplam ihracatının yaklaşık üçte ikisinin İSO 500'de yer alan üyelerimiz tarafından gerçekleştirilmesi; güçlü sanayi altyapısının, sürdürülebilir büyümenin ve ihracat odaklı kalkınmanın en sağlam dayanağı olduğunu teyit etmektedir. Bu başarı, Akdeniz Bölgesi'nin Türkiye'nin üretim ve ihracat geleceğinde üstlendiği stratejik rolü de ortaya koymaktadır. Bugün dünya ticaretinde tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor. Yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve teknoloji odaklı üretim küresel rekabetin temel dinamikleri haline geliyor. Biz de AKİB olarak bu dönüşümü sadece takip eden değil, yön veren bir anlayışla hareket ediyoruz. Teknoloji yoğun üretimi, inovasyonu, sürdürülebilirliği ve markalaşmayı odağına alan yeni nesil ihracat vizyonumuz doğrultusunda üyelerimizi geleceğin rekabet koşullarına hazırlamaya devam edeceğiz. Akdeniz'in güçlü sanayi altyapısını, stratejik limanlarını, lojistik üstünlüğünü ve girişimcilik potansiyelini küresel değer zincirlerine daha güçlü entegre ederek yeni yatırım, yeni pazar ve yeni iş birliklerinin önünü açacağız. Hedefimiz; sadece daha fazla ihracat yapan değil, yüksek teknoloji üreten, küresel markalar geliştiren ve uluslararası ticarette yön belirleyen bir üretim ekosistemi oluşturarak Akdeniz'i Türkiye'nin sürdürülebilir kalkınmasının öncü merkezi haline getirmektir. İSO 500 listesinde yer alarak ülkemizin üretim ve ihracat gücüne değer katan tüm üyelerimizi ve sanayicilerimizi gönülden kutluyorum. Bu önemli başarıda emeği bulunan çalışanlarımıza, yöneticilerimize ve tüm paydaşlarımıza özverili katkıları için teşekkür ediyor; hep birlikte Türkiye'nin üretim yolculuğunu daha güçlü yarınlara taşıyacağımıza yürekten inanıyorum.”

AKİB’in Yeni Dönem Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı Haber

AKİB’in Yeni Dönem Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı

Türkiye’nin ihracatına geçen yıl 16,8 milyar dolarlık katkı sağlayan ve yüzde 7,1 paya ulaşan Akdeniz İhracatçı Birlikleri’nin (AKİB) yeni dönem Koordinatör Başkanı, Akdeniz Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı İmam Gazali Hıradağı oldu. Koordinatör Başkanlık görevini Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş’ten devralan İmam Gazali Hıradağı, yeni döneme ilişkin vizyonunu paylaştı. Hıradağı, “Akdeniz’in üretim gücünü, sanayi kabiliyetini ve ihracat vizyonunu önceki dönem başkanlarımızın yaptığı gibi küresel ölçekte daha görünür kılmak için çalışacağız. Sadece mevcut pazarlarımızı büyütmeye değil, yüksek katma değerli üretim, yeşil dönüşüm, dijitalleşme ve sürdürülebilir ticaret ekseninde ihracatçılarımıza yeni rekabet alanları kazandırmaya odaklanacağız. AKİB çatısı altında birliklerimiz arasındaki sinerjiyi daha da güçlendirerek Akdeniz Bölgesi’ni Türkiye’nin dış ticarette stratejik büyüme merkezlerinden biri haline getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. Hıradağı’nın yardımcıları Aytek ve Akgöl Demir ve demir dışı metallerden hazır giyime, hububat ve bakliyattan kimya, mobilya, tekstil ve yaş meyve sebzeye kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteren 30 bini aşkın ihracatçı firmayı temsil eden AKİB’de, İstanbul’da gerçekleştirilen Başkanlar Kurulu toplantısının ardından 2 Haziran 2026 tarihinden itibaren bir yıl süreyle görev yapacak Koordinatör Başkan ve Koordinatör Başkan Yardımcıları açıklandı. AKMİB Yönetim Kurulu Başkanı İmam Gazali Hıradağı, AKİB Koordinatör Başkanı unvanını alırken, AKİB Koordinatör Başkan Yardımcılığı görevlerine Akdeniz Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (AHKİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aziz Aytek ile Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Akgöl seçildi. Başkanlar Kurulu toplantısında görev süreleri sona eren Fatih Doğan, Ferhat Gürüz, Gürkan Tekin, R. Onur Kılıçer ve Saadettin Çağan’a AKİB’e ve ihracat camiasına sundukları değerli hizmetler dolayısıyla teşekkür plaketleri takdim edildi. AKİB Koordinatör Başkanlığı görevini devralan İmam Gazali Hıradağı’na başarılar dileyen AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, şunları söyledi: “AKİB Koordinatör Başkanlığı görevini üstlenen Sayın İmam Gazali Hıradağı’nı tebrik ediyor, yeni döneminin hayırlı olmasını diliyorum. Küresel ticarette dengelerin yeniden kurulduğu bu süreçte, Sayın Hıradağı’nın liderliğinde bölgemizin üretim ve ihracat gücünün daha da ileri taşınacağına inanıyorum. Yeni pazarlara erişimi artıran, rekabetçiliği güçlendiren ve sürdürülebilir büyümeyi destekleyen önemli başarılara imza atılacağına yürekten inanıyorum.” “Türkiye Yüzyılı’nın ihracat vizyonunu Akdeniz’den dünyaya taşıyacağız” Veysel Memiş’e yapmış olduğu hizmetlerden dolayı teşekkür eden İmam Gazali Hıradağı, “İhracatta Türkiye Yüzyılı” hedefleri doğrultusunda yeşil dönüşüm, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve pazar çeşitlendirmesini önceliklendireceklerini ifade etti. Türkiye’nin küresel pazarlardaki etkinliğini artırmak, ihracatçıların rekabet gücünü yükseltmek ve sektörlerin büyüme ivmesini kalıcı başarılarla taçlandırmak için tüm paydaşlarla iş birliği içerisinde çalışacaklarını vurgulayan Hıradağı, yeni dönemde AKİB’in yol haritasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Bugün dünya ticaretinde yalnızca ürünler değil; teknoloji, sürdürülebilirlik, inovasyon ve marka değeri de rekabet ediyor. Bizler AKİB olarak ihracatı sadece rakamlardan ibaret görmüyor, üretim gücünü küresel etkiye dönüştüren stratejik bir kalkınma aracı olarak değerlendiriyoruz. Önümüzdeki dönemde hedefimiz, Akdeniz Bölgesi’ni yüksek katma değerli üretimin, yeşil dönüşümün ve ihracat odaklı büyümenin öncü merkezlerinden biri haline getirmektir. Güçlü sanayi altyapımız, girişimci ruhumuz ve 30 bini aşkın ihracatçımızın dinamizmiyle Türkiye’nin küresel ticaretteki konumunu daha da güçlendireceğiz. Birliklerimiz arasındaki sinerjiyi artırarak yeni pazarlara açılan, yenilikçi üretimi destekleyen ve sürdürülebilir başarılar üreten bir ihracat ekosistemi inşa edeceğiz.”

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: "Bursa'nın Geleceğini Hep Birlikte İnşa Edeceğiz" Haber

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı: "Bursa'nın Geleceğini Hep Birlikte İnşa Edeceğiz"

Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa'nın ekonomik gelişiminde BTSO’nun üstlendiği tarihi role dikkat çekerek, yeni dönemde daha katılımcı, daha şeffaf ve birlikteliğe dayalı bir yönetim anlayışını hâkim kılacaklarını ifade etti. BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası'nın (BTSO) 137. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yayımladığı mesajında, BTSO'nun 137 yıldır Bursa iş dünyasının en önemli çatı kuruluşlarından biri olduğunu söyledi. Matlı, "Bugün sahip olduğumuz güçlü sanayi altyapısında, üretim kültüründe ve girişimcilik ruhunda BTSO'nun çok önemli katkıları vardır. Bu köklü kurumun kuruluşunda emeği geçenlerden bugüne kadar görev alan tüm başkanlarımıza, meclis üyelerimize ve iş dünyası temsilcilerimize şükranlarımı sunuyorum" dedi. "Bursa'nın Geleceği Kapsayıcı Bir Anlayışla Şekillenmeli" Bursa'nın son yıllarda önemli bir ekonomik gelişim gerçekleştirdiğini belirten Matlı, bundan sonraki dönemin yalnızca büyümeyi değil, geleceği planlama dönemi olması gerektiğini söyledi. Matlı, "Bursa sanayi odaklı büyümesini sürdürürken artık bugünü değil, önümüzdeki 20-30 yılı konuşmamız gerekiyor. Şehrimizin geleceği; üreten, ticaret yapan, hizmet sunan ve istihdam sağlayan tüm kesimlerin katkısıyla şekillenmelidir. BTSO da bu anlayışın en güçlü temsil merkezi olmalıdır." ifadelerini kullandı. BTSO'da Katılımcı Yaklaşım Vurgusu BTSO’nun 60 bin üyesiyle Bursa iş dünyasının en geniş temsil gücüne sahip kuruluş olduğunu belirten Matlı, üyelerin yaklaşık 45 bininin ticaret ve hizmet sektörlerinde, 15 bininin ise sanayi ve üretim alanlarında faaliyet gösterdiğine dikkat çekti. Matlı, "BTSO, ticaretten hizmete, üretimden sanayiye kadar Bursa ekonomisinin tüm dinamiklerini bünyesinde barındıran büyük bir yapıdır. Üyelerimizin yaklaşık dörtte üçünü oluşturan ticaret ve hizmet sektörleri, Bursa ekonomisinin canlılığını sağlayan en önemli güçlerden biridir. Yeni dönemde sanayicimizin yanında olmaya devam ederken, ticaret erbabımızın ve hizmet sektörlerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını da daha güçlü şekilde gündeme taşıyacağız. Biz BTSO'nun her üyeyi dinleyen, her fikre değer veren ve tüm sektörleri karar süreçlerine dahil eden bir yapıya kavuşması gerektiğine inanıyoruz. Şeffaflık, istişare ve kapsayıcılık kurum kültürünün vazgeçilmez unsurları haline gelmelidir." dedi. "Kimseyi Ötekileştirmeden, Kimseyi Küstürmeden" Bursa'nın birlik ve beraberlik ruhunun korunmasının önemine dikkat çeken Matlı, iş dünyasının kutuplaşmaya değil dayanışmaya ihtiyacı olduğunu söyledi. Matlı, "Bu şehirde üretime, istihdama ve ihracata katkı sağlayan herkes değerlidir. Bizim anlayışımızda ayrıştırmak değil, birleştirmek vardır. Kimseyi ötekileştirmeden, kimseyi küstürmeden, tüm kesimleri aynı masa etrafında buluşturan bir yönetim anlayışını hâkim kılmak istiyoruz. Çünkü Bursa'nın gücü birlikten gelir." dedi. "Bursa Yeni Bir Lige Yükselmeli" Bursa'nın artık sadece bir sanayi kenti olarak anılmasının yeterli olmadığını ifade eden Matlı, şehrin ulusal ve uluslararası ölçekte daha güçlü bir konuma taşınması gerektiğini belirtti. Matlı, "Geçmişte Bursa'nın en büyük gücü üretim kapasitesiydi. Bugün de öyle. Ancak artık yeni bir döneme giriyoruz. Bursa yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın konuştuğu şehirlerden biri olmak zorundadır. Ticaretiyle, sanayisiyle, hizmetleriyle, teknolojisiyle, tarımıyla, turizmiyle, kültürüyle ve girişimcilik ekosistemiyle yeni bir lige yükselmelidir. Biz Bursa'nın sadece Türkiye'deki gelişmeleri takip eden değil, Türkiye'ye yön veren; sadece ulusal ölçekte değil, uluslararası ölçekte de söz sahibi olan bir şehir haline gelmesi gerektiğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı. "Bursaspor Bursa'nın Ortak Değeridir" Bursa'nın ekonomik gelişiminin yanı sıra sosyal ve sportif değerlerinin de güçlenmesi gerektiğini belirten BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursaspor'un şehrin en önemli ortak markalarından biri olduğunu vurguladı. Matlı, "Bursaspor sadece bir spor kulübü değil, Bursa'nın ortak değeridir. Sanayicisi, ticaret erbabı, esnafı ve gençleriyle tüm Bursa'yı aynı hedef etrafında buluşturan güçlü bir markadır. Bursa iş dünyası olarak geçmişte olduğu gibi yeni dönemde de Bursaspor'umuzun yanında olacağız. Güçlü bir Bursa ekonomisi ile güçlü bir Bursaspor'un birbirini tamamlayan iki önemli değer olduğuna inanıyoruz." dedi. Mesajının sonunda BTSO'nun 137. kuruluş yıl dönümünü kutlayan Matlı, "Bu köklü kurumun geçmişinden aldığı güçle geleceğe daha emin adımlarla yürüyeceğine yürekten inanıyorum. Bursa iş dünyamızın tüm temsilcilerinin ve BTSO ailemizin 137. kuruluş yıl dönümünü kutluyorum." dedi.

Denizli, Sanayisi ve İhracatı İle Öne Çıkan Bir Şehir Haber

Denizli, Sanayisi ve İhracatı İle Öne Çıkan Bir Şehir

İstanbul'da devam eden Hometex ve Automechanika fuarlarını ziyaret eden Denizli İhracatçılar Birliği Başkanı Osman Uğurlu, ihracatta sektörel çeşitlenmenin önemine dikkat çekerek ihracat odaklı yeni yatırımların gerekliliğini vurguladı ve değerlendirmelerde bulundu. DENİB Başkanı Uğurlu: "Denizli, sanayisi ve ihracatı ile öne çıkan bir şehir. Yıllar içerisinde ihracatta attığı güçlü adımlar, Anadolu'nun sanayi ve ihracat merkezleri arasında Denizli'nin adından bahsettirmesini sağladı. Bu noktada rakamlara göz atmakta fayda var; 2000'li yılların başında Denizli ihracatında, tekstil ve konfeksiyonun payı yüzde 80'in üzerinde iken, bugüne geldiğimizde şehir ihracatında başat konumda olan tekstil sektörünün ihracattaki payı kabaca yüzde 35'ler düzeyinde. Sıklıkla dile getirdiğimiz gibi, aslında buradaki gelişme tekstil ve hazır giyim sektöründe bir kan kaybından ziyade, şehrin kazandığı ihracat kültürü ile beraber diğer sektörlerde de ihracatının derinleşmesinden ve çeşitlenmesinden ibaret. Denizlili İhracatçı, Aynı Anda Farklı Sektör Fuarlarında Somut örnek soracak olursanız; güncel fuarlardan örnek vermek mümkün. Yıllar önce tekstil fuarları ile yola çıkan ihracatçılarımız, bugün gururla ve umutla diğer sektörlerin fuarlarında da Denizli ihracatını güçlü bir şekilde temsil ediyorlar. İstanbul'da bu hafta cumaya kadar devam etmekte olan Hometex fuarında 90 üyemiz, stantlarında ürünlerini sergiliyorlar. Aynı tarihlerde İstanbul'da devam eden Automechanika fuarında da 3 üyemiz otomotiv sektöründe kentimiz ihracatını temsil ediyorlar. Bu sadece güncel bir örnek. Biliyoruz ki ihracatçılarımız sadece İstanbul'da değil, dünyanın her yerinde farklı fuarlarda, farklı sektörlerde ürünlerini sergiliyorlar. Denizli İhracatında Çeşitlenme Devam Etmeli, Yeni Yatırım Alternatifleri Değerlendirilmeli Denizli ihracatında 25 yıldır devam eden çeşitlenme süreci devam etmeli. Lokomotif sektörümüz olan tekstilde ihracata odaklanmaya devam etmeyi ve tüm paydaşlar olarak ihracatı geliştirecek adımları kovalamalıyı ihmal etmemek son derece önemli. Ama bir taraftan da farklı sektörlerdeki ihracat yolculuğumuzu daha büyük adımlarla sürdürmeliyiz. Doğrusu, Automechanika fuarında gözlemlediğimiz Denizli'nin bu alanda da mesafe kat edebileceği olduğu. İhracat tablomuza, yeni yatırımlarla farklı renkleri de ilave etmek önceliğimiz olmalı. Ancak bu şekilde, ihracatçı kimliğimizi güçlendirebiliriz. Bu vesileyle, İstanbul'daki fuarlardaki katılımcılarımıza bir kez daha başarılar diliyor, önümüzdeki dönemde DENİB'in ihracat odaklı yatırımlar için adeta bir rehber kurum haline gelmeyi hedeflediğinin altını özellikle çizmek istiyorum.”

İznik Gölü Alarm Veriyor! Haber

İznik Gölü Alarm Veriyor!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü’ndeki kritik su kaybına dikkat çekti. 14-15 Mayıs tarihlerinde düzenlenecek olan İznik Gölü Sempozyumu öncesinde konuşan Sarıbal, gölün sanayi ve rant politikalarına kurban edildiğini belirterek, "Gerçekleri açıklayın, yağmayı durdurun" çağrısında bulundu. ​İznik Gölü’nde 232 Milyon Metreküplük Dev Kayıp ​Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü kıyısında yaptığı açıklamada gölün ekolojik bir yıkımla karşı karşıya olduğunu vurguladı. 2013 yılından bu yana su seviyesinin yaklaşık 3,55 metre düştüğünü ifade eden Sarıbal, bu kaybın toplamda 232 milyon metreküp hacme denk geldiğini hatırlattı. ​Sarıbal’ın dikkat çektiği çarpıcı veriler şu şekilde; "​Su Kaybı Oranları 2022'de %16, 2023'te %40 ve 2024'te %30 oranında kayıp yaşandı. Göl su seviyesi, 21 Nisan 2025 itibarıyla 82,74 m olan minimum işletme kotunun altına geriledi. Buharlaşma ve aşırı kullanım nedeniyle yıllık su açığı 65 milyon metreküpe ulaştı." ​"Faturayı Çiftçiye Kesip Sanayiyi Görmezden Gelemezsiniz" ​İktidarın su krizinin yükünü yalnızca çiftçinin ve iklim değişikliğinin sırtına yüklediğini savunan Orhan Sarıbal, sanayi tesislerinin kontrolsüz su kullanımını eleştirdi. Çiftçiye "tasarruf et" denilirken fabrikaların milyonlarca metreküp su çektiğini belirten Sarıbal, şu soruları yöneltti: ​İznik Gölü’nden tarım dışı amaçla su kullanma izni hangi firmalara verildi? ​Gemlik Gübre Fabrikası ve Cargill gibi tesislerin yıllık gerçek su kullanımı ne kadar? ​Yeraltı su kuyularının denetimi yapılıyor mu? ​Bilimsel Araştırma: Betonlaşma Su Rejimini Bozdu ​Haziran 2025’te yayımlanan güncel bir bilimsel çalışmaya atıfta bulunan Sarıbal, İznik Gölü Havzası’ndaki plansız yapılaşmanın altını çizdi. Araştırmaya göre 1990-2018 yılları arasında; ​Ticari ve sanayi alanları %461,5 arttı. ​Ulaşım ve madencilik alanları 730 hektara çıktı. ​Yağış miktarı sabit kalsa da betonlaşma nedeniyle yeraltı suyunu besleyen süzülme %7,5 azaldı. ​Şeffaf Havza Yönetimi ve Acil Eylem Çağrısı ​Orhan Sarıbal, İznik Gölü’nün kurtarılması için sempozyumların ötesinde somut adımlar atılması gerektiğini ifade ederek çözüm önerilerini sıraladı: ​Yıllık su dengesi ve sanayi kullanım miktarları kamuoyuna açıklanmalı. ​Üniversiteler ve meslek odalarının dahil olduğu bir Havza Yönetim Planı hazırlanmalı. ​Sanayi tesislerinin su çekimi ve atık su deşarjları sıkı takip edilmeli. ​Sarıbal, konunun araştırılması için TBMM’ye sunduğu önergenin takipçisi olacağını belirterek, "İznik Gölü bir yönetim krizinin kurbanı olmamalıdır" dedi.

Başkan Yüceer: "Birlikte Güçlüyüz, Birlikte Trakya'yız" Haber

Başkan Yüceer: "Birlikte Güçlüyüz, Birlikte Trakya'yız"

Trakya Belediyeler Birliği’nin Nisan Ayı Meclis Toplantısı’nda yeniden başkanlığa seçilen Başkan Dr. Candan Yüceer, “Trakya bir bütündür ve sorunlarımız ortak, çözümümüz de ortak olmak zorunda... Birlikte güçlüyüz, birlikte Trakya’yız” mesajıyla bölgeyi tehdit eden nükleer santral ve su krizi gibi kritik konularda dayanışma vurgusu yaptı. Trakya Belediyeler Birliği’nin 2026 Yılı Nisan Dönemi Olağan Meclis Toplantısı Tekirdağ’da yoğun katılımla gerçekleştirildi. Toplantıda yapılan seçimler sonucunda Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, ikinci kez Trakya Belediyeler Birliği Başkanlığı’na seçilerek güven tazeledi. Nisan Dönemi Meclis Toplantısı öncesinde önceki dönemin son encümen toplantısı yapılırken, ardından gerçekleştirilen meclis toplantısında birlik yönetim organları yeniden belirlendi. Gizli oylama ile yapılan seçimlerde birlik başkanlığının yanı sıra meclis birinci ve ikinci başkan vekillikleri, kâtip üyelikleri, encümen üyeleri ile plan ve bütçe komisyonu üyeleri seçildi. Yeni dönemde birlik yönetim yapısı şekillenirken, gündemde yer alan maddeler de görüşülerek karara bağlandı. GÜNDEM MADDELERİ VE İŞBİRLİKLERİ Toplantıda ayrıca Trakya Belediyeler Birliği’nin 2025 yılı faaliyet raporu ve kesin hesapları meclisin onayına sunulurken, Trakya Kalkınma Ajansı ile işbirliği yapılmasına yönelik protokol için birlik başkanına yetki verilmesi ve uluslararası işbirliklerine ilişkin adımlar da ele alındı. Türkiye’den Trakya Belediyeler Birliği ile Bulgaristan, Romanya ve Kuzey Makedonya’daki yerel yönetim birlikleri arasında planlanan dört taraflı işbirliği protokolü de gündemde yer aldı. ÜYE SAYISI 43’E YÜKSELDİ Birliğin büyümesini sürdürdüğü toplantıda yeni üyelikler de dikkat çekti. Daha önce birlikten ayrılan Balıkesir Marmara Adalar Belediyesi yeniden üye olurken, Çanakkale Kepez Belediyesi’nin de katılımıyla üye sayısı 43’e yükseldi. SUNUMLAR GERÇEKLEŞTİRİLDİ Toplantı kapsamında çeşitli sunumlar da gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Eğitim Şube Müdürü Erkan Ilgaz, birlik bünyesinde yürütülen eğitim faaliyetlerine ilişkin bilgi paylaşımında bulundu. Afet İşleri ve Risk Yönetimi Daire Başkanı Sevim Avcı Yener, İklim ve Afet Platformu çalışmaları kapsamında afet yönetimine ilişkin mevcut durum ve yapılması gerekenler hakkında değerlendirmeler yaparken, İklim Platformu Başkanı Nilgün Erkmen Göktaş da iklim konusu hakkında kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Trakya Kalkınma Ajansı uzmanı Berkay Habiboğlu ise Avrupa Birliği fonları ve diğer finansman kaynaklarına ilişkin bilgiler vererek, belediyelerin bu fonlardan yararlanabilmesi için güçlü proje ekiplerinin önemine dikkat çekti. Çorlu Belediye Başkan Yardımcısı Güner Çetin de uluslararası işbirliği perspektifinde dört ülkeyi kapsayan protokol sürecine ilişkin sunum yaptı. CANDAN BAŞKAN: “TRAKYA’NIN MESELESİ SADECE TRAKYA’NIN DEĞİL, TÜRKİYE’NİN MESELESİDİR” Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı ve Trakya Belediyeler Birliği Başkanı Dr. Candan Yüceer, Trakya Bölgesi’nin Türkiye açısından önemine değinerek, “Trakya, köklü tarihi, güçlü üretim kültürü ve stratejik konumuyla ülkemizin en kıymetli bölgelerinden biridir. Aynı anda hem sanayiyi hem tarımı hem ticareti taşıyan, üretimiyle, ihracatıyla, ödediği vergilerle Türkiye’ye büyük katma değer sağlayan bir bölgedir. Bu nedenle Trakya’nın meselesi sadece Trakya’nın değil, Türkiye’nin meselesidir” şeklinde konuştu. “TRAKYA BİR BÜTÜNDÜR” Bölgenin bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurgulayan Başkan Yüceer, “Biz Trakya’ya bir bütün olarak bakıyoruz. Sanayisiyle, tarımıyla, limanlarıyla, üniversiteleriyle Trakya bir bütündür. Ve bu bütünlüğü koruyarak, hiçbir alanı ihmal etmeden yol yürümek zorundayız” dedi. “NÜFUS VE İHTİYAÇLAR ÇOK HIZLI BÜYÜYOR ANCAK KAYNAKLARIMIZ AYNI HIZDA BÜYÜMÜYOR” Trakya’nın karşı karşıya olduğu sorunlara dikkat çeken Candan Başkan, “Bugün bölgemiz çok ciddi bir baskı altında. Trakya, özellikle Tekirdağ’ımız yoğun bir göç alıyor. Nüfus hızla artıyor, sanayi büyüyor, tüketim artıyor ama kaynaklarımız aynı hızda büyümüyor. En başta da su… Yer altı sularına bağımlılığımız her geçen gün artıyor ve bu durum sürdürülebilir değil” ifadelerini kullandı. NÜKLEER SANTRAL VURGUSU Trakya Bölgesi’nde inşa edilmesi planlanan nükleer santral konusuna da değinen Başkan Yüceer, nükleer santralin bölgeyi felakete sürükleyeceğini ifade ederek, “İşte tam da bu noktada, bölgemizin taşıma kapasitesini zorlayacak adımlara çok dikkat etmek zorundayız. Özellikle nükleer santral gibi su tüketimi, çevresel etkileri ve uzun vadeli riskleri son derece yüksek olan projelerin Trakya’nın gerçekleriyle uyumlu olmadığını açıkça ifade etmek durumundayız. Bu mesele sadece bir enerji meselesi değil; suyun, tarımın, doğanın ve gelecek nesillerimizin meselesidir” dedi. “SORUNLARIN HİÇBİRİ İL YA DA İLÇE SINIRI TANIMIYOR” Başkan Yüceer, bölgenin ortak sorunlarına da değinerek, “Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlar da ortak. İklim krizi, kuraklık, çevre sorunları, ekonomik zorluklar… Bunların hiçbiri il ya da ilçe sınırı tanımıyor. O yüzden bu sorunlara verilecek cevap da ortak olmak zorunda” diye konuştu. “BİRLİKTE GÜÇLÜYÜZ, BİRLİKTE TRAKYA’YIZ” Trakya Belediyeler Birliği’nin önemine vurgu yapan Candan Başkan, “İşte tam da bu noktada Trakya Belediyeler Birliği’nin varlığı çok kıymetli. Bu birliğin en temel amacı; dayanışmayı kurumsallaştırmak, bilgi ve deneyimi paylaşmak, ortak aklı büyütmektir. Çünkü biz biliyoruz ki; birlikte güçlüyüz, birlikte Trakya’yız” ifadelerini kullandı. “ORTAK SORUMLULUKLA HAREKET ETMELİYİZ” Konuşmasının devamında birlik ruhuna dikkat çeken Yüceer, “Hiçbir belediyemizin kendini yalnız hissetmediği, her birimizin birbirine omuz verdiği bir anlayışı büyütmek zorundayız. Farklılıklarımız olabilir ama bizi bir araya getiren ortak sorumluluğumuzdur, ortak sevdamızdır” dedi. “TRAKYA’NIN YARINI AYDINLIK OLSUN“ Başkan Yüceer, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: “Bizim meselemiz; Trakya’nın sesini daha güçlü duyurmak, potansiyelini ortaya çıkarmak ve bunu sürdürülebilir kılmaktır. İnanıyorum ki, bu birlik çatısı altında dayanışmamızı büyüterek, ortak aklı güçlendirerek ve birlikte hareket ederek Trakya’nın geleceğini çok daha güçlü şekilde inşa edeceğiz. Bu duygularla bugüne kadar emek veren herkese teşekkür ediyor, bundan sonra görev alacak arkadaşlarımıza başarılar diliyorum. Birliğimiz daim olsun, Trakya’nın yarını aydınlık olsun. Hepinize saygılar sunuyorum.” Toplantı, yeni dönemde görev alacak üyelere başarı dilekleri ve Trakya’nın ortak geleceğine vurgu yapılan mesajlarla sona erdi.

Gürer: "Pamukta Tehlike Çanları Çalıyor" Haber

Gürer: "Pamukta Tehlike Çanları Çalıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer pamukta tehlike çanları çaldığını ve pamuk üretiminin Çukurova başta olmak üzere oluşan sorunlardan dolayı gerilediğini söyledi. Pamuk ürünün stratejik bir ürün olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer “Pamuk ürünü stratejik bir üründür. Tarım ve sanayi arasında bağ oluşturan pamuk tekstil ve hazır giyim endüstrisi temel hammaddesidir, Pamuk üretimi doğrudan her kesimi de ilgilendirmektedir. Çok yönlü kullanım alanları vardır. Tekstil ve hazır giyim yanı sıra yemeklik yağ üretiminde, küspesi hayvan yemi olarak ve de sabunda elde edilmek üzere de çoklu üretim sağlanıyor. Ülkemizde dünyada pamuk ekilişi ve üretimi ile önemli bir konuma da sahipti. Son yıllarda oluşan sorunlar pamuk üretimini tehdit etmektedir. Pamuk verimliliği son 10 yılda ortalama hektara 1713 kg olarak gerçekleşirken 2025-2026 dönemi için 1.654 kg hektar düşmesi tahmin edilmektedir. Küresel iklim değişikliği yanında su sorunu ve girdi maliyetlerinde ciddi artış ve düşük alım fiyatı pamuk üreten çiftçiyi doğrudan etkilemektedir. Üretimim sürdürülebilmesinde verimlilik ve modern tarım tekniklerinin yeterince yaygınlaşmamasının da olumsuz etkisi göz ardı edilmemelidir. “Dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Pamuk ekiminin başladığı bu dönemde üreticinin pamuk ekmekte isteksiz olduğunu geçen yıl üreticinin yine üründen para kazanmadığı ve sulama suyunda yaşadığı sorunlar içinde farklı ürün desenlerine yöneldiklerini görüştüğü çiftçilerin ifade ettiğini de söyledi. Geçtiğimiz yıl 22 TL ile 25 TL arasında fiyatlanan pamuğun girdi maliyetleri ile çiftçiyi zarar ettirdiğini söyleyen CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer rekoltenin düştüğünü ve ithalatında arttığını belirtti. Gürer “Ülkemizde 2021 2025 yılları arasında ortalama 460 bin hektarda pamuk ekimi gerçekleşti. 2022 yılında ekim alanı artması ile 2.750.000 ton çıkan çırçırlanmış kütlü üretimi, 1.017.500 ton çırçırlanmış lifli pamuk üretimi 2024 yılında 2.234.000 ton çırçırlanmış kütlü, 2024 yılında 829.910 çırçırlanmış lifli pamuk üretimi geriledi. 2025 yılında lifli pamuk üretiminde 830 bin ton civarında gerçekleşirken Bu yılda üretimde düşme öngörülmektedir .”diye konuştu. Gürer” Kot kumaşı, kadife ve havlu kumaşı gibi bir çok tekstil ürününde yaygın kullanılan pamuk aynı zamanda tekstil sektörünün geleceğine yönelikte önemlidir. Yurt içi pamuk üretiminde gerileme ve yetersizlik için çiftçi desteklemek yerine ithalat ile açık kapatılmaya çalışılmaktadır. 2024 yılında 762 bin 269 ton pamuk ithal edilirken 1 milyon 548 bin dolar yurt dışına dövizimiz gitti.2025 yılında 971 bin 530 bin ton, ithal karşılığı 1 milyon 707 bin dolar yurt dışına ödendi. 2026 yılı ilk iki ayında 182 bin 708 ton pamuk ithal edildi. 297 bin 209 dolar yurt dışına giden dövizimiz oldu. Ve artan bir ithalatımızda söz konusudur. Çiftçilerin, pamuk yerine daha az masraflı ve daha karlı gördükleri alternatif ürünlere yönelmesi nedeniyle pamuk ekim alanlarında %18'lik bir azalma (yaklaşık 350.000 hektara düşüş) öngörülmektedir. Hazır giyim ve tekstil sektöründeki küresel siparişlerin azalması, iplik fabrikalarının kapasite kullanım oranlarını daraltması, İç talepteki durgunluk, pamuk üreticisi üzerinde olumsuz fiyat baskısı yaratmaya devam etmektedir. Ülkemiz dünya pamuk üretiminde önemli bir yere sahip iken bu alanda da giderek gerilemektedir. Ege ve Güneydoğu da pamuk üretimi yoğunlaşırken Beyaz altın olarak tanımlanan Çukurova bölgesinde pamuk üretimi yerini farklı ürün desenlerine terk etmiştir. Özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesinde ve Ege'de sulama suyuna erişimdeki yerel maliyet artışları ve olası kısıtlamalar, yüksek su tüketen bir bitki olan pamuk için temel bir üretim sorununa dönüşmektedir. Düşük uluslararası fiyatlar ülkemizde yüksek girdi maliyeti ile oluşan fiyat nedeni ile pamuk üretimi sorun artacağı görülmektedir. Dayalı olduğu sanayinin devamı içinde pamuk doğru planlanması gereken başlıca ürünlerdendir. Sürdürülebilir pamuk üretimi girdi maliyet artışı dengelenmesi, alım fiyatının maliyete uygun oluşması yanında su yönetimi ile doğrudan ilgili noktaya ermiştir. Bu bağlamda pamukta özellikle GAP ve EGE de su sorunu doğru planlanıp yönetilmesi zorunludur. Planlı üretim yanında destekler ekonomik durumun yarattığı olumsuzluk altında kalmaması için alım fiyat girdi maliyeti makul kar dikkate alınarak belirlenmelidir. ”dedi. TBMM Tarım orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer” Ülkemizin yıllık pamuk ihtiyacının 1 milyon 600 bin ton olduğu düşünüldüğünde iç üretim ile yarısı karşılanabilmektedir. Binlerce üreticimizin gelir kapısı ve de binlerce işçimizin istihdamını sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörünün Türkiye ihracatında % 30 luk bir paya sahip olduğu da unutulmamalıdır. Üretim zinciri korunması pamuk üretiminin artırılması için tedbirler alınması pamukta kooperatiflerin yeniden işlevlerini artırılması da sağlanmalıdır. Ülkemiz için stratejik öneme sahip ürünün güçlü bir tarım sanayi politikasının olması da sağlanmalıdır. Daha çok üretim daha çok istihdam daha çok yurt dışına ürün ihracatı ve ülke ekonomisine katkısı yüksek pamuk ürününe sahip çıkılması şarttır.” Diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.