Hava Durumu

#Sanayici

Kırsal Haber - Sanayici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sanayici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’in Tarımsal Zenginlikleri Ve Ata Tohumları Dünya Vitrinine Çıktı Haber

Gaziantep’in Tarımsal Zenginlikleri Ve Ata Tohumları Dünya Vitrinine Çıktı

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, 2. MFF Orta Doğu Gıda ve Gıda Teknolojileri Fuarı’nda kentin coğrafi işaretli ürünlerini ve ata tohumlarını tanıtıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, fuarın açılışında üretim, yatırım ve ihracatın önemine dikkat çekerek Gaziantep Büyükşehir’in sanayici ve üreticilerin yanında olduğunu söyledi. Gaziantep’te bu yıl ikincisi düzenlenen MFF Orta Doğu Gıda ve Gıda Teknolojileri Fuarı, kent protokolünün katılımıyla açıldı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı da Gaziantep’in tarımsal üretim potansiyelini, yöresel ürünlerini, coğrafi işaretli değerlerini ve ata tohumlarını tanıtmak amacıyla fuarda stant açtı. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, fuar alanındaki Büyükşehir Belediyesi standını ziyaret ederek sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı. Stantta Gaziantep’in 112+1 coğrafi işaretli ürünü ile 9 farklı ilden bir araya getirilen 105 çeşit ata tohumu ziyaretçilere tanıtılıyor. Çalışmalarla kentin gastronomi kültürünün ve tarımsal mirasının tanıtılması, yerel üretimin desteklenmesi ve ata tohumlarının korunmasına yönelik farkındalık oluşturulması hedefleniyor. ŞAHİN: "TARIMSAL ALTYAPIMIZ VE ATA TOHUMLARIMIZLA ÜRETİM GÜCÜMÜZÜ BÜYÜTÜYORUZ" Fuarın açılış töreninde konuşan Başkan Fatma Şahin, kamu kurumları, odalar, borsalar, ihracatçı birlikleri ve üniversitelerle uyum içinde çalışan "Gaziantep Modeli"nin yatırım, üretim, istihdam ve ihracat odaklı başarısına vurgu yaptı. Ahi Evran geleneğinden gelen güvenilir ticaret kültürü ile nesillerdir süregelen sanayicilik tecrübesinin şehri küresel bir üretim merkezine dönüştürdüğünü belirten Şahin, şunları söyledi: “Gaziantep, geçmişte zorluklara direnen yapısıyla bugün dünyanın lezzet başkenti haline geldi ve gastronomi alanında UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na girerek diğer şehirlere öncü oldu. Biz de Büyükşehir Belediyesi olarak üreticimizin ve sanayicimizin yanında yer alıyor, toprağımıza ve üretimimize can suyu olacak projeleri hayata geçiriyoruz. Çiftçimize yüzde 75 hibeli mercimek tohumu ve mazot desteği sağladık. Sulanabilir arazilerimizi artırmak amacıyla Barak ve Kılavuzlu üzerinden güçlü bir sulama altyapısı oluşturduk, sanayimize 55 kilometreden su getirdik. Üreticimizin enerji maliyetlerini düşürmek için güneş enerjisi yatırımlarını devreye aldık." Yerel tohumların korunmasına yönelik stratejik adımlar attıklarını ifade eden Başkan Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü: "Haylan kabağından diğer yerel ürünlerimize kadar elimizdeki tüm değerleri korumak için Ata Tohum Bankası’nı kurduk. Ana ve ata tohumlarımızı büyük bir üretim gücüne dönüştürerek yolumuza devam ediyoruz. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi olarak sanayimizin, üreticimizin, akademimizin ve örgütlü çalışan tüm paydaşlarımızın hizmetindeyiz." Gaziantep Sanayi Odası ve Nobel Expo Fuarcılık iş birliğinde; Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Ticaret Odası, Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri ve Gaziantep Ticaret Borsası’nın destekleriyle düzenlenen fuarın açılışına Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Kosova Başbakan Yardımcısı Fikrim Damka, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Sanayi Odası Başkanı Adnan Ünverdi, Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Akıncı, AK Parti Gaziantep İl Başkanı Fatih Muhaddis Fedaioğlu, kent protokolü ve çok sayıda sanayici katıldı. 56’DAN FAZLA ÜLKEDEN PROFESYONEL ZİYARETÇİ AĞIRLANIYOR Gaziantep Sanayi Odası (GSO) ve Nobel Expo Fuarcılık iş birliğinde, Gaziantep Valiliği, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, Gaziantep Ticaret Odası (GTO), Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) ve Gaziantep Ticaret Borsası’nın (GTB) destekleriyle düzenlenen fuarda 200’ün üzerinde katılımcı firma ve 330’dan fazla marka yer alıyor. 38’i aşkın ülkeden uluslararası alım heyetinin ve 56’dan fazla ülkeden profesyonel ziyaretçinin ağırlandığı organizasyon, yeni ticari bağlantıların kurulmasına, ihracat ağlarının genişlemesine ve gıda teknolojilerindeki yeniliklerin dünya pazarlarıyla buluşmasına olanak sağlıyor.

İlhan Köten: "Süt Üreticileri Adil ve Sürdürülebilir Fiyat Bekliyor" Haber

İlhan Köten: "Süt Üreticileri Adil ve Sürdürülebilir Fiyat Bekliyor"

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, Ulusal Süt Konseyi (USK) toplantısının ardından yaptığı açıklamada, süt üreticilerinin beklentilerini ve sektörde yaşanan sorunları değerlendirdi. Köten, artan yem fiyatları ve girdi maliyetlerinin üreticileri zorladığını belirterek, çiğ süt fiyatının belirlenmesinde adil ve sürdürülebilir bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguladı. 30 Ekim tarihinde yönetiminde yer aldığı Ulusal Süt Konseyi ile çevrim içi bir toplantı gerçekleştirdiklerini belirten Köten, toplantıda çiğ süt fiyatına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığını ve kararın önümüzdeki haftaya bırakıldığını ifade etti. Görüşmede sektörün acil çözüm bekleyen sorunlarını da gündeme taşıdıklarını kaydetti. YEM FİYATLARINDAKİ ARTIŞ ÜRETİCİYİ ZORLUYOR Yem fiyatlarına sık sık zam yapılmasının özellikle küçük aile işletmelerini zor durumda bıraktığını belirten Köten, yetersiz beslemenin süt verimini düşürdüğüne ve işletmelerin sürdürülebilirliğini tehdit ettiğine dikkat çekti. Yeni süt fiyatı açıklandığında yem fiyatlarının da artırılmasının üreticinin kazancını daha eline geçmeden erittiğini ifade eden Köten, yem piyasasında şeffaf ve denetlenebilir bir fiyatlandırma mekanizması oluşturulması gerektiğini söyledi. “ENFLASYONUN FATURASI ÜRETİCİYE KESİLEMEZ” Üreticilerin enflasyonun sebebi olmadığını, aksine artan girdi maliyetleri nedeniyle mağduriyet yaşadığını vurgulayan Köten, enflasyonla mücadelenin yolunun süt fiyatlarını baskılamak olmadığını belirtti. Köten, üreticinin emeğinin karşılığını almasının sağlanması gerektiğini ifade etti. “ÜRETİCİLERİMİZİN SORUNLARINA ÇÖZÜM BULMAK ASLİ GÖREVİMİZ” Sektör temsilcileri olarak üreticilerin yaşadığı sorunların farkında olduklarını belirten Köten, üreticilerin desteğiyle üstlendikleri görevlerin sorumluluğunu taşıdıklarını ve sorunlara çözüm bulmak için mücadele ettiklerini kaydetti. SÜT ÜRETİCİLERİ ADİL VE SÜRDÜRÜLEBİLİR FİYAT BEKLİYOR Beklentilerinin fahiş fiyatlar olmadığını vurgulayan Köten, makul girdi maliyetleriyle üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği bir sistem istediklerini belirtti. Üretici, sanayici ve tüketicinin haklarını gözeten dengeli kararların alınması gerektiğini ifade etti. Önümüzdeki hafta yapılacak Ulusal Süt Konseyi toplantısından beklentilerinin üretimin sürdürülebilirliğini güvence altına alan adil bir fiyat belirlenmesi olduğunu dile getiren Köten, üreticinin ayakta kalamadığı bir sistemde sektörün geleceğini korumanın mümkün olmadığını söyledi. Köten, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz üretmeye devam etmek istiyoruz. Tek beklentimiz emeğimizin karşılığını alabileceğimiz adil bir üretim düzenidir.”

Karabağlı "Teknoloji Başkenti İzmir" Hedefini Paylaştı Haber

Karabağlı "Teknoloji Başkenti İzmir" Hedefini Paylaştı

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran, Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz ve teknopark girişimcileriyle bir araya geldi. Karabağlı: "Hedef, İzmir teknoloji ekosistemini genişleterek yeni unicorn'lar çıkarmak" Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, "Teknoloji Başkenti İzmir" hedefi kapsamında kentteki üniversiteler ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle sanayicileri eşleştiren bir model öngördüklerini söyledi. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran ve Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz'ı ziyaret ederek teknopark girişimcileriyle bir araya gelen Karabağlı, İzmir'de teknoloji ekosistemini genişletme planını açıkladı. Teknolojiyi, girişimlerinin merkezine yerleştiren bir iş insanı olduğunu, start-up'tan dev tesislere uzanan bu yolculukta önemli deneyimler elde ettiğini ifade eden Karabağlı, bu deneyimleri sanayiciler ve sanayici adaylarıyla paylaşmak üzere EBSO'da başkan adayı olduğunu belirtti. Yapay zekanın getirdiği risk ve fırsatlarla üretim kültürünün köklü bir dönüşüm süreci içine girdiğini, artık sanayici için teknolojiyi fabrikaya sokmanın hayati bir mesele haline geldiğini dile getiren Karabağlı, "Yeni Nesil Sanayicilik" manifestosuyla İzmir sanayisinde dönüşüm hareketi başlatmak istediklerini söyledi. Bu dönüşümün üniversiteler ve teknoloji geliştirme bölgeleri olmadan başarılamayacağına işaret eden Karabağlı, üniversite sanayi iş birliğini lafta bırakmayan, somut sonuçlara odaklanan bir planlama yaptıklarını kaydetti. "Teknoloji Başkenti İzmir" hedefiyle yola çıktıklarını belirten Karabağlı, şöyle konuştu: "İzmir'i teknoloji başkenti yapacağız derken bunu nasıl yapacağız, kiminle yapacağız? Tabii ki üniversitelerimizle yapacağız. Burada İYTE var, Teknopark İzmir var. Hemen yanında Bilişim Vadisi var. İzmir'in batı ve güney aksında bunlar varsa doğu ve kuzey aksına doğru da bunun eşleniklerini yaratmak ya da var olanları güçlendirip şehrin iki yakasında çekim merkezleri oluşturmak gerekiyor. Şehir merkezimizde de hatırı sayılır kuluçka merkezleri oluşturmalıyız. Üniversite öğrencisi ya da yeni mezun, master, doktora öğrencisi arkadaşlarımızın o kuluçka merkezlerinde yeni projeler üreterek yeni unicorn'ların çıkmasını sağlamalıyız. Onların üretimlerini gerçekleştirebilecekleri yüksek teknoloji bölgelerinin olduğu, organize sanayi bölgelerinin içerisinde ya da yanında yüksek teknoloji merkezleri oluşturabildiğimiz bir anlayışın İzmir'i başka bir safhaya taşıyacağını düşünüyorum." "Patron gelip gözüyle görecek, yaşayacak" Sanayiciyi üniversitelere çekmek üzere özel bir planlama yaptıklarını da dile getiren Karabağlı, bazı EBSO meclis toplantılarını üniversitelerde düzenleyeceklerini, üniversite sanayi haftaları ve proje pazarı etkinlikleri organize edeceklerini, fuarlarda kuracakları EBSO stantlarında genç girişimcilere de yer vererek teknolojilerini tanıtma fırsatı tanıyacaklarını anlattı. Sanayicileri üniversiteler ve teknoloji geliştirme bölgeleriyle eşleştireceklerine işaret eden Karabağlı, "Sanayici, üniversiteye adım atmazsa, buna inanmazsa bu iş olmaz. Patron gelip gözüyle görecek, yaşayacak. Bence odaların en önemli bir vazifesi budur zaten, organize etmek. O zaman bunun gerisi gelir. Patronla hocalarımızı buluşturduğumuz zaman çözüm kendiliğinden gelir." ifadelerini kullandı. Türkiye'ye model bir kalkınma hamlesi" İYTE Rektörü Prof. Dr. Yusuf Baran da bu vizyonu gönülden desteklediklerini, İzmir'i teknoloji başkenti yapma hayalini birlikte başaracaklarına inandığını söyledi. Bir süre önce Teknopark İzmir bünyesindeki HubX'in 1,2 milyar dolarlık değerlemeye ulaşarak unicorn unvanını kazandığını hatırlatan Baran, bu yolda başka girişimlerin de bulunduğunu bildirdi. İzmir'e artık "inovasyon ve girişimcilik kenti" kimliği kazandırma zamanının geldiğini belirten Prof. Dr. Baran, "İzmir sanayicisiyle daha çok bir araya gelip iş dünyası örgütleriyle daha çıktı odaklı yolculuklar, ortaklıklar belirlersek eminim ki İzmir'de tüm paydaşların kazanacağı bir denklem olacak. Bunu nitelikli insan kaynağıyla, bilgi temelli yüksek teknolojiyle, inovasyon ve girişimcilikle birleştirdiğimizde İzmir, Türkiye'ye model bir kalkınma hamlesini de gerçekleştirebilir." dedi. Karabağlı, Teknopark İzmir Genel Müdürü Dr. Sinan Yılmaz ile gelecek planlamaları hakkında görüşerek teknoparkta faaliyet gösteren girişimciler ve Ar-Ge çalışanlarıyla sohbet etti.

Bursa Ticaret Borsası 102 Yıllık Köklü Mirasıyla Geleceğe Yürüyor Haber

Bursa Ticaret Borsası 102 Yıllık Köklü Mirasıyla Geleceğe Yürüyor

Kurulduğu günden bu yana, Bursa’nın ticaret hayatının merkezinde yer alan Bursa Ticaret Borsası, 102 geride bırakmanın gururunu yaşıyor. Bir asrı aşan hizmet yolculuğunun Borsa’nın güçlü kurumsal yapısının temelini oluşturduğunu belirten Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, “Tarihimizden aldığımız güçle Bursa’mızın ve ülkemizin tarım ve gıda ticaretini geleceğe taşımak, küresel ölçekte değer yaratmak için kararlılıkla çalışıyoruz” dedi. Bursa Zahire Borsası adıyla 11 Eylül 1924 tarihinde Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve arkadaşları tarafından kurulan Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB), Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren kent ve ülke ekonomisinin yapı taşlarından biri olmayı sürdürüyor. Bir asrı aşan kurumsal birikimini bugün de Bursa’nın tarımsal ve ticari geleceğine yön veren çalışmalarla büyüten Bursa Ticaret Borsası; üretici, tüccar, sanayici ve iş dünyasıyla kurduğu güçlü bağ sayesinde geleneksel borsacılık anlayışını modern ticaretin gereklilikleriyle buluşturuyor. Asırlık Birikim Ekonomik Değere Dönüşüyor Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, kuruluş yıl dönümü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Değirmenci Halil Paşa Zade İbrahim Bey ve kurucu üyelerin vizyonuyla yakılan meşalenin, bir asrı aşkın süredir Bursa’nın tarımsal ve ticari kalkınmasına ışık tuttuğunu ifade etti. “Bir asrı aşan birikim, bizim için yalnızca güçlü bir geçmiş değil, aynı zamanda geleceğe karşı önemli bir sorumluluktur” diyen Matlı, Bursa Zahire Borsası adıyla başlayan yolculuğun bugün sürdürülebilirliği ve dijitalleşmeyi odağına alan, küresel pazarlara entegre ve üyelerine katma değer sunan güçlü bir kurumsal yapıya dönüştüğünü söyledi. Bursa TB’nin tescil işlem hacminin 70 milyar TL’yi aşmasının da bu gelişimin somut göstergelerinden biri olduğunu belirten Başkan Matlı, şöyle devam etti: “Bizler ecdadımızın bize bıraktığı bu asırlık mirası yalnızca korumakla kalmıyor, ikinci yüzyılımızda günümüzün hızla değişen ekonomik koşullarına uygun vizyoner hamlelerle tarım ve ticaretin dönüşümüne öncülük ediyoruz. Üyelerimizin rekabet gücünü artıran, üretimi ve ticareti geliştiren, Bursa’nın ekonomik gelişimine katkı sağlayan bir anlayışla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.” “Bursa’nın üretim gücüne katkı sunuyoruz” Bursa’nın güçlü üretim kültürü ve köklü ticaret geleneğiyle Türkiye ekonomisinin önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Başkan Özer Matlı, kentin sahip olduğu potansiyelin daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürülmesinin önemine vurgu yaptı. Matlı, “Bursa’nın tarım, gıda, sanayi ve ticaret alanındaki potansiyelini daha yüksek katma değere dönüştürmek, şehrimizin ekonomik gücünü geleceğe taşımak açısından büyük önem taşıyor. Bursa Ticaret Borsası olarak geleneksel borsacılık faaliyetlerimizin yanı sıra tarım ve gıda sektörlerinin gelişimine, ticaretin kolaylaştırılmasına, üretici ve tüccarımızın rekabet gücünün artırılmasına yönelik projeler geliştiriyoruz” dedi. Bu anlayış doğrultusunda birçok önemli çalışmayı hayata geçirdiklerini ifade eden Matlı, şunları söyledi: “Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nden Gıda UR-GE projelerimize, kentimizin değerli ürünlerinin coğrafi işaretlerle tescillenmesinden yerel ürün ve markalarımıza değer katan Off The Record projemize kadar geniş bir alanda çalışmalar yürüttük. Tüm bu projelerle Bursa’nın üretim ve ticaret gücünü daha yüksek katma değer üreten bir ekonomik yapıya dönüştürmeye, yerel değerlerimizi ulusal ve küresel ölçekte daha güçlü bir konuma taşımaya katkı sunuyoruz.” Asırlık Miras Geleceğe Işık Tutuyor Bursa Ticaret Borsası’nın bugün değişen ekonomik koşullara uyum sağlayan, üyelerinin ihtiyaçlarını merkeze alan ve geleceğin ticaret modellerine hazırlanan güçlü bir kurumsal yapıya sahip olduğunu kaydeden Başkan Özer Matlı, Borsa’nın başarısının temelinde geçmişten bugüne uzanan ortak emeğin bulunduğuna dikkat çekti. Matlı, sözlerini şöyle tamamladı: “Cumhuriyetimizin ilk yıllarında Bursa Zahire Borsası adıyla başlayan yolculuğumuz, bugün bir asrı aşan güçlü bir kurumsal mirasa dönüşmüş durumda. Bu mirasın içerisinde Bursa’nın üreticisinin, tüccarının, sanayicisinin ve iş insanının emeği var. Borsamızın bugünlere gelmesinde katkısı bulunan başta üyelerimiz olmak üzere tüm başkanlarımıza, meclis ve yönetim kurulu üyelerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak geçmişten aldığımız güçle, bugünün ihtiyaçlarına cevap veren ve geleceğin ekonomisini şekillendiren bir anlayışla çalışmayı sürdüreceğiz. Bu vesileyle Borsamızın kuruluş yıl dönümünü kutluyor; kuruluşundan bugüne kadar Bursa Ticaret Borsası’na emeği geçen herkesi saygı ve şükranla anıyorum. Aramızdan ayrılan başkanlarımız başta olmak üzere Borsamıza hizmet etmiş tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu Haber

EBSO Başkan Adayı Mustafa Karabağlı'dan "Yeni Nesil Sanayicilik" Vizyonu

Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO) Yönetim Kurulu Başkan Adayı Mustafa Karabağlı, geleceğin sanayicisinin sadece fabrikasını değil; enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yönetebilen, dünyadaki değişimi önceden okuyan bir profile sahip olması gerektiğini belirtti. Karabağlı, adaylık sürecinde sanayicileri bu yeni nesil yeteneklerle donatmayı ana hedef olarak belirlediklerini dile getirdi. Başkan adaylığı kapsamında SwissÔtel Büyük Efes İzmir’de basın mensuplarıyla bir araya gelen Karabağlı; adaylık vizyonunu, yönetim felsefesini ve hazırladıkları projeleri paylaştı. "Hayalim: İzmir’i Türkiye’nin Teknoloji Başkenti Yapmak" Mustafa Karabağlı, konuşmasında EBSO için çizdikleri vizyonu ve hedeflerini şu sözlerle özetledi:"Önümüzdeki 5-10 yılın sanayicisi sadece fabrikasını iyi yöneten sanayici olmayacak. Enerjisini, verisini, karbonunu, finansmanını ve teknolojisini yöneten; dünyadaki değişimi erkenden okuyabilen sanayici olacak. Bu yeteneklerle sanayicilerimizi donatmalıyız.Hayalim açık ve net: İzmir'i Türkiye’nin teknoloji başkenti yapmak. Üreten, teknolojiyi geliştiren, ihracat yapan, gençleri sanayiyle buluşturan, yeşil dönüşümde öncü, yüksek katma değer ve markalar yaratan, her zaman geleceğe hazırlanan bir İzmir sanayisi hedefliyoruz." Çıraklıktan Yerli Teknolojiye Uzanan Yolculuk Girişimcilik hayatına babasının demirci atölyesinde çırak olarak başladığını belirten Karabağlı, bugün yerli teknolojiyle geliştirilen %100 elektrikli hafif ticari araç üretimine uzanan bir tecrübeye sahip olduğunu vurguladı. Bu bilgi birikimini sanayicilerle paylaşmak ve yeni girişimlere destek olmak istediğini ifade etti. Sivil toplum kuruluşlarında uzun yıllardır aktif rol aldığını hatırlatan Karabağlı; ESİAD’da 12. Dönem Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığını, EBSO’da ise 8 yıldır meclis üyeliği görevini sürdürdüğünü ve son 4 yıldır başkan adaylığı için hazırlık yürüttüğünü aktardı. Katılımcı ve Çoğulcu Yönetim Anlayışı Önerdikleri "Yeni Nesil Sanayicilik" anlayışının sadece bir isim değişikliği değil, yönetim felsefesinde köklü bir dönüşüm olduğunu söyleyen Karabağlı, şu değerlendirmelerde bulundu: Tepeden İnme Değil, Ortak Akılla Yönetim: EBSO’yu kararların tek merkezden alındığı bir yapıdan çıkarıp; meslek komitelerinin, çalışma komisyonlarının ve tüm üyelerin sürece dahil olduğu katılımcı bir modele dönüştüreceğiz. Kapsayıcı Temsil: Genç ve kadın sanayiciler başta olmak üzere tüm girişimcileri karar mekanizmalarına dahil edeceğiz. Çoğulculuk bizim için bir söylem değil, temel yönetim ilkesidir. Dönüşüm Hızı: Sanayide başarı artık sadece üretim miktarıyla değil; katma değer, markalaşma, dijitalleşme ve sürdürülebilirlikle ölçülüyor. Yapay zeka ve otomasyon çağında belirleyici olan faktör, dönüşüm hızı ve adaptasyon kabiliyetidir. "Odanın Bütçesi Faiz Geliri Yerine Sanayiciye Hizmete Dönüşmeli" Saha ziyaretlerinde sanayicilerin beklentilerini net bir şekilde gözlemlediklerini ifade eden Karabağlı, EBSO bütçesinin iki yıllık faiz gelirinin 200 milyon lira seviyesine ulaşmasını eleştirdi:"Tasarruf kuşkusuz önemlidir; ancak sanayicimiz, hizmet ve vizyon üretmesi gereken bir kurumun kasasında neden bu kadar para tutulduğunu ve faiz geliri elde edildiğini sorguluyor. Zorlu ekonomik koşulların yaşandığı bu dönemde bütçenin faizde bekletilmesi yerine sanayiciye hizmete dönüştürülmesi gerekirdi." EBSO Bir "Orkestra Şefi" Olacak İzmir’in sanayi kültürü, üniversiteleri, teknoloji ekosistemi, limanları ve yüksek yaşam kalitesiyle Türkiye’nin teknoloji başkenti olmaya en güçlü aday olduğunu vurgulayan Karabağlı, EBSO’nun tüm bu unsurları bir araya getiren bir "orkestra şefi" rolü üstleneceğini ifade etti. Öne Çıkan Projeler ve Dönüşüm Adımları Mustafa Karabağlı, "Birlikte üretmek, birlikte yönetmek" felsefesi doğrultusunda hayata geçirecekleri projeleri şöyle sıraladı: Meslek Komiteleri Analizi: Göreve gelir gelmez 52 meslek komitesinin güçlü ve zayıf yönlerini, fırsat ve tehditlerini (SWOT) analiz ederek sektörlerin detaylı röntgenini çekecekler. 100 Fabrika – 100 Dönüşüm: Gönüllü 100 sanayi kuruluşunun enerji tüketimi, dijitalleşme, yapay zeka entegrasyonu, verimlilik ve karbon ayak izi incelenerek özel dönüşüm reçeteleri hazırlanacak. EBSO; üniversite, teknoloji firması, teşvik ve finansman kaynaklarını sanayiciyle buluşturarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacak. Çözüm Destek Masaları & Sanayi Elçileri: Üyelere verilen hizmetler sistemli hale getirilecek. Yurtdışında uzmanlaşmış eski üst düzey yöneticilerden oluşacak "Sanayi Elçileri" ağıyla EBSO üyelerinin küresel ölçekte temsili sağlanacak. Üniversite-Sanayi İş Birliği: Ortak proje pazarları ve özel sanayi haftaları düzenlenecek. Genç Sanayici Meclisi kurularak yeni nesil sanayiciler tecrübeli isimlerle eşleştirilecek. EBSO Teknik Üniversitesi Hayali: EBSO Vakfı; araştırma, teknoloji geliştirme ve eğitim odaklı bir yapıya kavuşturulacak. Uzun vadede ise bir EBSO Teknik Üniversitesi kurulması hedeflenecek. Saha ve Mobil Hizmetler: Merkezden uzakta faaliyet gösteren üyeler için mobil hizmet araçları devreye sokulacak, yeni Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) kurulmasına öncelik verilecek. "Siyaset Dışı Bir Kurumuz, Herkese Eşit Mesafedeyiz" Gazetecilerin EBSO seçimlerinde siyasetin etkisi olup olmadığına yönelik sorusunu da yanıtlayan Karabağlı, tüm siyasi partilere eşit mesafede durduklarını vurguladı:"İşin, üretimin ve istihdamın tarafı olur; siyasi tarafı olmaz. Bizim tek pusulamız sanayicimizin ihtiyaçları ve EBSO’nun geleceğidir. Bugüne kadar benden siyasi bir söylem duymadınız. EBSO tamamen siyaset dışı bir kurumdur."

TÜRİB Genel Müdürü Kırali Müjdeyi Verdi: Tarım Ticaretinde Vadeli İşlem Dönemi Başlıyor! Haber

TÜRİB Genel Müdürü Kırali Müjdeyi Verdi: Tarım Ticaretinde Vadeli İşlem Dönemi Başlıyor!

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB) Genel Müdürü Ali Kırali, Ankara’da düzenlenen tahıl konferansında lisanslı depoculuk, ELÜS piyasasının gelişimi ve tarım sektörüne çağ atlatacak yeni borsa projeleri hakkında çok önemli açıklamalarda bulundu. Kırali, tarım ticaretini daha şeffaf ve güvenli bir yapıya kavuşturacak olan TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası ve Uluslararası Ürün Piyasası’nın 2026 yılında devreye alınacağını müjdeledi. Peki, TÜRİB vadeli işlem sözleşmeleri neleri kapsayacak? Lisanslı depo kapasitesinde son durum ne? İşte tarım piyasalarına yön verecek dev hamlenin tüm detayları... TÜRİB İşlem Hacmi 423 Milyar TL’ye Ulaştı TÜRİB ELÜS (Elektronik Ürün Senedi) Piyasası’nın faaliyete geçtiği 26 Temmuz 2019 tarihinden bu yana tarım ticaretinin kalbi konumunda olduğunu belirten Ali Kırali, borsanın güncel verilerini paylaştı. Borsada bugüne kadar yaklaşık 423 milyar TL işlem hacmine ulaşıldığını ifade eden Kırali, bu süreçte tam 61 milyon ton ürünün el değiştirdiğini açıkladı. Lisanslı Depo Kapasitesi 14,3 Milyon Tonu Aşarak Rekor Kırdı Piyasa derinliğinin en büyük göstergesi olan lisanslı depoculuk tarafında da dev bir büyüme kaydedildi. TÜRİB’in kurulduğu 2019 yılında 4 milyon ton olan saklama kapasitesi, bugün itibarıyla 264 lisanslı depo işletmesi ve 359 lokasyonda 14,3 milyon ton faal kapasiteye ulaştı. Kapasitenin yıl sonuna kadar 15 milyon tonu aşmasını beklediklerini söyleyen Kırali, Türkiye'nin son 5 yıllık hububat rekoltesinin yaklaşık yüzde 40'ının lisanslı depolarda saklanabilir hale gelmesinin ELÜS piyasası için çok güçlü bir altyapı oluşturduğunu vurguladı. 2026’nın İkinci Yarısında Büyük Eşik: Vadeli İşlem Piyasası Geliyor Tarım sektöründe fiyat riskini yönetmek ve ileri tarihli fiyat oluşumunu desteklemek amacıyla tasarlanan TÜRİB Vadeli İşlem Piyasası için geri sayım başladı. Projenin 2026 yılının ikinci yarısında devreye alınması hedefleniyor. Bu yeni katman sayesinde üretici, tüccar, sanayici ve yatırımcı gelecekteki fiyat risklerini önceden görebilecek ve yönetebilecek. Vadeli İşlem Piyasası'nın Öne Çıkan Özellikleri: İlk Aşamadaki Ürünler: İlk etapta dayanak varlık olarak ekmeklik buğday ve mısır ELÜS’leri ile bu ürünlere ilişkin TÜRİB fiyat endeksleri işleme açılacak. İki Farklı Uzlaşma Modeli: ELÜS dayanaklı sözleşmelerde fiziki teslimat gerçekleştirilecek; TÜRİB endekslerine dayalı sözleşmelerde ise nakdi uzlaşma sistemi uygulanacak. Güvenli Altyapı: Vadeli işlem sözleşmeleri; belirli bir vadede, önceden belirlenen fiyat, miktar ve nitelikte ürünü alma veya satma yükümlülüğü getirecek. Yükümlülüklerin yerine getirilmesi ise vade sonunda gerçekleşecek. Küresel Ticaret İçin Tarihi Adım: Uluslararası Ürün Piyasası TÜRİB'in önümüzdeki dönemde hayata geçireceği bir diğer vizyon proje ise Uluslararası Ürün Piyasası olacak. Bu proje ile gümrüklü antrepolarda bulunan, depolanmaya uygun ve standardize edilebilir tarım ürünlerinin TÜRİB işlem sistemi üzerinden doğrudan alınıp satılması sağlanacak. Piyasada işlem görecek tüm ürünler; menşei, antrepo bilgisi, kalite özellikleri ve analiz belgeleriyle birlikte şeffaf bir şekilde tanımlanacak. Alım-satım işlemleri, belirli teslim süreleri ve güvenli ödeme-takas mekanizmalarıyla yürütülecek. Bu hamle, Türkiye’nin tarım ürünleri ticaretindeki uluslararası erişim gücünü zirveye taşıyacak. Dijital Dönüşüm ve LİDBİS ile Tam Güvenlik TÜRİB’in gelişim stratejisinin teknolojik dönüşüm ve güven üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Genel Müdür Ali Kırali, 13 Ocak 2025'te TÜRİS işlem platformuyla geçilen aracılı yapının (ÜPAK entegrasyonu) piyasanın sahadaki erişim kapasitesini artırdığını belirtti. Güven altyapısını pekiştirmek amacıyla Lisanslı Depoculuk Denetim A.Ş.'nin kurulduğunu ifade eden Kırali, TÜRİB Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen LİDBİS (Lisanslı Depoculuk Bilgi Sistemi) projesi sayesinde depolardaki fiziksel ürünler ile elektronik kayıtların ve analiz süreçlerinin çok daha güçlü bir şekilde anlık olarak izleneceğini müjdeledi.

TİGEM’in Dev Buğday İhalesi Gaziantep Ticaret Borsası’nda Tamamlandı Haber

TİGEM’in Dev Buğday İhalesi Gaziantep Ticaret Borsası’nda Tamamlandı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Ceylanpınar Tarım İşletmesi’ne ait 8 bin tondan fazla buğdayı Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB) satışa sundu. Şeffaf ve rekabetçi ortamda geçen ihalede, 2025 yılı mahsulü buğdaylar sanayici ve tüccarla buluştu. ​Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), bölge ekonomisi için kritik öneme sahip dev bir satış organizasyonuna ev sahipliği yaptı. TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesi tarafından üretilen 8.091,66 ton mahsul buğday, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu’nda düzenlenen ihale ile satıldı. 17 farklı parti halinde ve açık artırma usulüyle gerçekleştirilen ihale, sektör temsilcilerinin yoğun katılımına sahne oldu. ​Buğday Sadece Bir Ürün Değil, Stratejik Bir Değer ​İhale sonrası değerlendirmelerde bulunan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, buğdayın gıda arz güvenliğindeki kritik rolüne vurgu yaptı. Akıncı, buğdayın jeopolitik bir unsur haline geldiğini belirterek şunları söyledi: ​"Buğday; üretimden tüketime kadar geniş bir değer zincirini etkileyen, gıda arz güvenliğinin temelini oluşturan stratejik bir üründür. Bu tür satışların kurallı, şeffaf ve rekabetçi piyasa yapıları içerisinde gerçekleştirilmesi hem üretici hem de sanayici için büyük önem taşımaktadır." ​Şeffaf Piyasa ve Güvenli Ticaretin Adresi: GTB ​Mehmet Akıncı, Gaziantep Ticaret Borsası’nın piyasadaki dengeleyici rolüne dikkat çekerek fiyat oluşumunun önemine değindi. Borsada gerçekleştirilen ihalelerin, ürünlerin gerçek piyasa değerinde işlem görmesini sağladığını ifade eden Akıncı, şu noktaların altını çizdi: ​Güvenli Ticaret: Ticaretin sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesi için şeffaf piyasa işleyişi en temel unsurdur. ​Tüketiciye Etkisi: Buğday fiyatlarındaki dengeli oluşum, doğrudan ekmekten makarnaya kadar pek çok tüketici ürününün fiyatını etkiler. ​Hammadde Temini: Un, makarna ve yem sanayisi için sürdürülebilir hammadde akışı bu ihalelerle güvence altına alınmaktadır. ​Sanayiciye Önemli Tedarik İmkânı ​Gaziantep ve çevre illerdeki sanayi tesisleri için bu ihalenin büyük bir fırsat olduğunu belirten Akıncı, organizasyonun piyasadaki öngörülebilirliği artırdığını ifade etti. Arz-talep dengesinin sağlıklı bir şekilde oluşmasının hem ülke ekonomisi hem de gıda güvenliği açısından belirleyici olduğunu dile getiren GTB Başkanı, sektörün sürdürülebilirliği için bu tür organizasyonların kıymetli olduğunu vurguladı.

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı Haber

Çiftçiden Ucuza Alındı, İthal Ürün Pahalıya Satıldı

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) 350 bin ton ithal mısırı 12 bin 200 TL/ton fiyatla satışa sunmasını, hem ithalat verileri hem de önceki alım fiyatları üzerinden değerlendirdi. “İTHALAT UCUZA, SATIŞ PAHALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılı ithalat verilerini belirterek, “2026 yılında 513 bin 595 ton mısır ithal edilmiş ve bunun karşılığında 121 milyon 760 bin 961 dolar ödenmiş. Bu da ton başına yaklaşık 237 dolar, yani 10 bin 185 TL demektir. Siz bu ürünü getirip 12 bin 200 TL’ye satıyorsunuz. Arada yaklaşık 2 bin TL fark var. Çiftçi değil kurum kazanmanın peşinde ,” dedi. “2025’TE MİLYARLARCA DOLARLIK İTHALAT” CHP’li Ömer Fethi Gürer, ithalata dayalı politikanın sürekliliğine dikkat çekerek 2025 verilerini de paylaştı. Gürer, “2025 yılında 5 milyon 70 bin ton mısır ithal edilmiş, bunun için 1 milyar 256 milyon dolar ödenmiş. Ton başına fiyat yaklaşık 248 dolar, yani 9 bin 596 TL. Türkiye her yıl milyarlarca doları ithalata harcıyor” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİDEN DÜŞÜK FİYATA AL, İTHALİ DAHA PAHALIYA SAT” Ömer Fethi Gürer, en çarpıcı çelişkinin ise TMO’nun alım ve satış fiyatları arasında olduğunu belirterek, “2025 yılında TMO, yerli üreticiden mısırı 11 bin 300 TL/ton fiyatla aldı. Bugün ithal ettiği mısırı 12 bin 200 TL’ye satıyor. Yani çiftçinin ürününü daha düşük fiyata alırken, ithal ürünü daha yüksek fiyata piyasaya veriyor.,” diye konuştu. “350 BİN TONLUK SATIŞ İTHALAT ZİNCİRİNİN DEVAMI” TMO’nun 350 bin tonluk satış kararının yapısal sorunun bir parçası olduğunu belirten Gürer, “Piyasayı düzenlemek adına yapılan bu satış, aslında üretim planlamasının yapılmadığının itirafıdır. Yerli üretim desteklenmediği için çözüm ithalatta aranıyor. TÜİK verilerine göre Ülkemizde mısır üretimi ise 2023 yılına göre 2024 yılında %10,0 oranında azalarak 8,1 milyon ton oldu. 2024 yılına göre de 2025 yılında mısır üretimi ise %4,9 oranında artarak 8,5 milyon ton oldu. Ülkemizin Mısır ürünü ihtiyacı 10 milyon ton civarında olduğu ifade ediliyor. Bu açık giderilebilir. İktidar bu açığı gidermek yerine ithalat yapıyor. Yurt içi fiyatın altında fiyatla mısır getirip yurt içi verdiği fiyat üzerinde fiyatla satış yaparak kar etmeye çalışıyor. Kamu kar için değil piyasayı dengelemek ve destek için var” dedi “PEŞİN ÖDEME ŞARTI” Peşin ödeme zorunluluğunu da eleştiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Besici ve sanayici zaten yüksek maliyetler altında eziliyor. Ahır giderleri, elektrik, yem ve finansman maliyetleri ortada. Buna rağmen ‘peşin öde’ demek desteklemek değil” ifadelerini kullandı. “DENETİM DEĞİL, POLİTİKA YANLIŞ” TMO’nun “fiili tüketim” ve sıkı denetim uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, “Sorun denetim eksikliği değil, yanlış tarım politikalarıdır. Siz üretimi artıracak adımlar atmazsanız, ithalat bağımlılığı büyümeye devam eder.” dedi. “ÇÖZÜM: ÇİFTÇİYİ DESTEKLE, İTHALATI AZALT” Gürer açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin toprağı da var, çiftçisi de var. Yapılması gereken ithalat kapılarını açmak değil, üreticiyi desteklemektir. Alım fiyatları maliyetin üzerinde belirlenmeli, girdi maliyetleri düşürülmeli ve planlı üretime geçilmelidir. Aksi halde bu tablo değişmez; kazanan ithalatçı, kaybeden çiftçi olur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.