Hava Durumu

#Şap Hastalığı

Kırsal Haber - Şap Hastalığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şap Hastalığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Süt İnekleri Kesime mi Gidiyor? Üretici Tarih Vererek Uyardı! Haber

Süt İnekleri Kesime mi Gidiyor? Üretici Tarih Vererek Uyardı!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e dert yanan süt üreticileri, artan yem ve veteriner maliyetleri nedeniyle hayvancılığın sürdürülemez noktaya geldiğini belirtti. Bölgede pek çok işletmenin kapandığını vurgulayan Gürer, "Küçük aile işletmeleri desteklenmezse süt üretiminde kriz kapıda" uyarısında bulundu. ​Süt Yemi 1000 Lirayı Aştı, Küçük İşletmeler Kapanıyor ​Türkiye’de hayvancılığın bel kemiği olan küçük aile işletmeleri, maliyet kıskacında hayatta kalma mücadelesi veriyor. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’de süt üreticisi Arif Arıgümüş’ü ziyaret ederek sektörün yaşadığı derin krizi yerinde inceledi. Gürer, bölgedeki 10 hayvan kapasiteli pek çok ahırın kapandığını belirterek, hayvancılıktan kopuşun hızlandığına dikkat çekti. ​"Giderler Karşılanmıyor, Sütün Litresi 30 Lira Olmalı" ​30 sağmal inekle üretim yapan süt üreticisi Arif Arıgümüş, süt fiyatlarının artmasına rağmen yem fiyatlarının bu artışı anında erittiğini söyledi. 50 kiloluk süt yeminin 1000–1050 TL bandına çıktığını belirten Arıgümüş, şu ifadeleri kullandı: ​"Mera yok, 12 ay hayvana kapalı bakıyoruz. Bir hayvanın günlük maliyeti 300 lirayı buldu. Bugün toplanan çiğ süt fiyatı kesinlikle kurtarmıyor. Sütün en az 30 lira olması lazım ki nefes alabilelim." ​Yüksek Faiz ve Kredi Kıskacı ​Üretimin krediyle döndüğünü ancak artan faiz oranlarının üreticinin belini büktüğünü ifade eden Arıgümüş, özel bankalarda faizlerin yüzde 57’ye kadar çıktığını söyledi. "Bir bankadan çekip öbür bankaya ödüyoruz. 300 bin dolarlık yatırım yapan komşumuz zarar edip kapattı. Biz de ancak 1-2 yıl daha dayanabiliriz" diyerek tehlikenin boyutunu gözler önüne serdi. ​Veteriner Giderleri ve Şap Hastalığı Bel Büktü ​Sadece yem değil, veteriner ve sağlık giderleri de üreticinin en büyük yüklerinden biri haline gelmiş durumda. Şap hastalığıyla mücadele kapsamında yapılan özel aşıların ve veteriner ziyaretlerinin maliyetli olduğunu belirten üretici, "Veterinerin sadece gelmesi 2.500 lira. Bir hayvana 7 kez aşı yaptırdık, her biri 1000 lira" dedi. ​Gürer: "Süt İneği Kesime Giderse Hayvancılık Biter" ​Sorunun temel çözümünün yem sübvansiyonu olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, devletin yem maliyetinin yüzde 50’sini karşılaması gerektiğini savundu. Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: ​"Besicilikte en büyük girdi yemdir. Süt fiyatı artınca yem de artıyor ve üretici kazanamıyor. Bu durum süt ineklerinin kesime gönderilmesine neden oluyor. Kesilen her inek, gelecekteki 5 yavrunun yok olması demektir. Acil önlem alınmazsa süt krizi et krizine dönüşecek."

Haykoop'tan Eskişehirli Üreticilere Kritik Eğitim: Şap Hastalığına Karşı Bilinçli Mücadele! Haber

Haykoop'tan Eskişehirli Üreticilere Kritik Eğitim: Şap Hastalığına Karşı Bilinçli Mücadele!

S.S. Eskişehir Bölgesi Hayvancılık Kooperatifleri Birliği (Haykoop), hayvancılığın geleceğini şekillendirecek olan kadınları ve gençleri merkeze alan eğitimlerine bir yenisini daha ekledi. KAGEG projesi kapsamında düzenlenen seminerlerde, hem kooperatifçilik bilinci aşılandı hem de şap hastalığı ile mücadele yöntemleri masaya yatırıldı. ​Eskişehir’in İlçelerinde Eğitim Maratonu ​1-4 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen “Kooperatiflerde Kadınların ve Gençlerin Güçlendirilmesi Projesi (KAGEG)” kapsamında, Eskişehir’in farklı noktalarında yoğun katılımlı seminerler düzenlendi. Eğitim programı şu kooperatiflerin ev sahipliğinde başarıyla tamamlandı: ​S.S. Yunusemre Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ​S.S. Beylikova İlçe Merkezi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ​S.S. Parsibey Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi, ​S.S. Kavacık Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ​Şap Hastalığı ve Modern Kooperatifçilik Ele Alındı ​Seminerlerin ana gündem maddelerini, hayvancılık sektörünün en büyük tehditlerinden biri olan “Şap Hastalığı ve Diğer Hastalıklar ile Mücadele” ile verimliliği artıracak olan “Kooperatifçilik Eğitimi” oluşturdu. ​Eğitimlere akademik ve teknik destek sağlayan uzman isimler, üreticilerin merak ettiği soruları yanıtladı: ​Doç. Dr. Nurcan KARA: Uludağ Üniversitesi Zootekni Anabilim Dalı öğretim üyesi olarak teknik bilgi birikimini paylaştı. ​DGRV Temsilcileri: Uzman Ziraat Yüksek Mühendisi Gürkan İLTUŞ ve Uzman Yardımcısı Ziraat Mühendisi Yaren EROL, kooperatifçiliğin uluslararası standartları ve gelişim stratejileri üzerine sunumlar gerçekleştirdi. ​Haykoop'tan Teşekkür Mesajı ​Haykoop yönetimi, eğitim maratonunun ardından yaptığı açıklamada; seminerlere yoğun ilgi gösteren kooperatif başkanlarına, ortaklara ve özellikle projenin odak noktası olan kadın üreticilere teşekkürlerini iletti.

Büyükbaş Hayvan Ölümleri Endişe Yaratıyor! Haber

Büyükbaş Hayvan Ölümleri Endişe Yaratıyor!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'nin üç farklı ilinde görülen büyükbaş kuduz vakalarına dikkat çekerek acil önlem çağrısında bulundu. Mardin, Sivas ve Şanlıurfa’da tespit edilen vakalarda ölüm oranının %75 olması, hayvancılık sektörü ve toplum sağlığı için ciddi bir tehdit olarak değerlendiriliyor. ​Kuduz Vakaları Yeniden Hortladı: 4 Vakadan 3’ü Ölümle Sonuçlandı ​Türkiye’de hayvancılığın en büyük sorunlarından biri olan zoonotik hastalıklar, bu kez kuduz vakalarıyla gündemde. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerine dayanarak korkutan tabloyu açıkladı. ​Resmi verilere göre; Mardin (Ömerli), Sivas (Gürün) ve Şanlıurfa (Haliliye) illerinde yerli sığırlarda kuduz vakaları tespit edildi. Toplam 4 vakadan 3’ünün ölümle sonuçlanması, hastalığın vahametini gözler önüne serdi. ​İllere Göre Kuduz Bilançosu: ​Mardin Ömerli: 1 vaka, 1 ölüm.​Sivas Gürün: 2 vaka; 1 ölüm, 1 imha (35 hayvan aşılandı).​Şanlıurfa Haliliye: 1 vaka, 1 ölüm (2 hayvan aşılandı).​"Ortadan Kalktı Denilen Hastalık Geri Döndü" ​Büyükbaş hayvanlarda kuduzun daha önce "kontrol altına alınmış veya ortadan kaldırılmış" statüsünde görüldüğünü hatırlatan Gürer, vakaların yeniden ortaya çıkmasının ciddi bir uyarı olduğunu belirtti. Hastalığın özellikle yaban hayatı ile temas sonucu bulaştığı şüphesi üzerinde duruluyor. ​Gürer, kırsal bölgelerde teşhis ve tedavide geç kalınmasının hastalığın yayılma riskini artırdığını vurgulayarak, "Aşılama bu bağlamda tek ve en önemli çözüm yoludur" dedi. ​Şap Hastalığından Ders Çıkarılmalı ​Yakın dönemde 81 ilde hayvan pazarlarının kapanmasına neden olan şap hastalığı krizini hatırlatan Ömer Fethi Gürer, hükümete şu sözlerle seslendi: ​"Şap hastalığında aşılamada geç kalındı ve bunun bedelini besicimiz, süt ve et üreticimiz ağır ödedi. Kuduzda da aynı hatalar yapılmamalıdır. Hayvan hastalıklarında bulaş sonrası çare daralıyor; asıl olan hastalık yayılmadan önlem almaktır." ​Çözüm Önerileri: Veteriner Hekim İstihdamı ve Sıkı Denetim ​Hayvancılığın sürdürülebilirliği için zoonotik hastalıklarla (hayvandan insana geçen) mücadelenin şart olduğunu ifade eden Gürer, acil önlem planını şu maddelerle özetledi: ​Yaygın Aşılama: Tüm riskli bölgelerde aşılama çalışmaları hız kesmeden devam etmeli.​Veteriner Hekim Ataması: Kamuda yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmeli ve hekimler sürekli sahada aktif görev yapmalı.​Yaban Hayatı Kontrolü: Yaban hayvanlarından kaynaklı bulaş riski sıkı denetim altına alınmalı.​Karantina ve Hareket Kısıtı: Hayvan hareketleri ve karantina süreçleri titizlikle izlenmeli. ​"Gecikilen her gün risk" diyen Gürer, tablonun bir krize dönüşmeden müdahale edilmesi gerektiğini belirterek yetkilileri göreve çağırdı.

Tarımda Üreticiye "Çifte Kalkan" Dönemi Başladı Haber

Tarımda Üreticiye "Çifte Kalkan" Dönemi Başladı

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, tarımsal üretimde sürdürülebilirliği sağlamak ve üreticileri büyük afetlere karşı korumak amacıyla devrim niteliğinde bir kararı hayata geçirdi. Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren yeni düzenleme ile Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamındaki hasar fazlası desteğinde devlet eli güçlendirildi. "Üreticimize Çifte Kalkan" sloganıyla duyurulan karara göre, büyük ölçekli afetlerde meydana gelen hasarların karşılanmasında devlet doğrudan devreye girecek. Bu sayede çiftçinin ve besicinin emeği, öngörülemez doğal afetlere karşı tam koruma altına alınacak. Hasar %200'ü Aşarsa Devlet Devreye Giriyor Yeni sisteme göre, afet sonrası oluşan hasar oranı %200’ü aştığında, hasarın %250’ye kadar olan kısmının kalan zararı bizzat devlet tarafından karşılanacak. %200’e kadar olan kısım ise TARSİM havuzundan, ulusal ve uluslararası reasürans yoluyla ödenmeye devam edecek. Bazı Ürünlerde Sınır Tanımayan Tam Ödeme Düzenleme kapsamında, hasar oranı %250 sınırını aşsa dahi zararın tamamının ödeneceği kritik ürün ve risk grupları da belirlendi: Meyvelerde Don Riski: Kayısı, elma, armut, ayva, erik, kiraz, vişne, şeftali ve nektarin üretiminde dondan kaynaklı zararlar tamamen karşılanacak. Hayvancılık: Şap hastalığı ve terör risklerinden doğan kayıplar devlet güvencesinde olacak. Seralar ve Su Ürünleri: Fırtına, sel veya hastalık gibi nedenlerle oluşan zararların tamamı ödenecek. Köy Bazlı Verim Sigortası: Bu kapsamdaki üretimler de sınır gözetmeksizin korunacak. Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, bu desteğin tarımsal üretimde moral ve istikrarı artıracağı vurgulanarak, tüm üreticilere "Hayırlı olsun" mesajı verildi.

Denizli’de Üretime "Bereketli Sürüler" Dopingi Haber

Denizli’de Üretime "Bereketli Sürüler" Dopingi

Denizli Büyükşehir Belediyesi, yerel ekonomiyi canlandırmak amacıyla başlattığı “Bereketli Sürüler Projesi” kapsamında 572 üreticiye toplam 1.182 damızlık koyun ve koç desteği sağladı. Üretimi şehrin kurtuluş reçetesi olarak tanımlayan Başkan Çavuşoğlu, “Biz bu şehre aşığız. Bu şehirde üretenin yolu açık, başı dik olacak. Bu şehirde üreten kazanacak” dedi. Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından yerel ekonomiyi güçlendirmek ve küçükbaş hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirilen “Bereketli Sürüler Projesi” kapsamında, damızlık koyun ve koç desteği dağıtımı düzenlenen törenle gerçekleştirildi. Denizli Ticaret Borsası Canlı Hayvan Pazarı’nda yapılan törene, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, CHP İl Başkanı Ali Osman Horzum, ilçe belediye başkanları, Büyükşehir bürokratları, ulusal ve yerel basın kuruluşlarının temsilcileri, Denizli’nin dört bir yanından gelen üreticiler ve davetliler katıldı. “Halkın parasını üreticinin alın terine harcıyoruz” Üreticinin alın terini baş tacı yapma sözüyle yola çıktıklarını belirten Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, sosyal belediyecilik anlayışıyla şehrin kaynaklarını doğrudan halka aktardıklarını vurgulayarak, “Biz yola çıkarken bir söz verdik; eli nasırlı, alnı açık, tohumu toprakla buluşturan üreticimizi bu şehrin efendisi yapacağız dedik. Bugün burada hiçbir siyasi ayrım gözetmeksizin, tamamen şeffaf bir şekilde yapılan kuralarla gerçek ihtiyaç sahiplerine küçükbaş hayvan desteği sağlıyoruz. Birileri geçmişte belediyenin imkanlarını şahsi işlerinde kullanmış, halkın parasını kendi konforuna harcamış olabilir. Ancak bizim dönemimizde Denizli’nin tek kuruşu dahi boşa gitmeyecek. Bizim tek bir derdimiz var; o da üretenin yüzünü güldürmek, yastığa başımızı koyduğumuzda harama bulaşmamış olmanın huzuruyla uyumaktır” ifadelerini kullandı. Başkan Çavuşoğlu, “Üreticinin yanında saf tutuyoruz” Hayvancılığın zahmetli ama bereketli bir yolculuk olduğunu ifade eden Başkan Çavuşoğlu, desteklerin artarak devam edeceğini belirterek konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Siyasi fikri ne olursa olsun, bu şehirde üretmek isteyen herkesi baş tacı yapmaya söz verdik ve bugün bu sözü tutmanın gururunu yaşıyoruz. 'Kendi adamlarına verirler' diyenlere inat; müracaat eden her bir hemşehrimizin huzurunda, kuraları bizzat kendi ellerinizle çektirerek adaleti sağladık. Bizim terazimizde siyasi görüş değil, nasırlı ellerin emeği var. Bugüne kadar kimseye nasip olmamış mazot, gübre ve hayvan desteklerini hayata geçirirken tek bir kriterimiz oldu. O da bu topraklar için dökülen alın teridir. Sizler güneşin altında, yağmurda çamurda çalışırken biz de sizin yanınızda saf tutmaya devam edeceğiz. Bu şehirde kadınlarımızın bereketi, üreticimizin azmi olduğu sürece aşamayacağımız engel yok. Hayvanlarınız bereketli, kazancınız bol olsun; biz her daim yanınızdayız.” “Bu ülkenin tek çıkış yolu üretimden geçer” Üreticinin ve alın teri döken köylünün her daim yanında olduklarını vurgulayan CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, törende yaptığı konuşmada üretimin hayati önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Derman belediyecilik anlayışımız gereği sadece asfalt ve kaldırım yapmakla kalmıyor, üretime destek veriyoruz. Bugün ülkemiz maalesef samanından buğdayına kadar pek çok kalemde ithalata mahkûm edilmişken; bizler tüm zorluklara göğüs gererek üretimden vazgeçmeyen, özellikle hayvancılıkta büyük emek veren kadınlarımızın ve çiftçilerimizin yanındayız. Büyükşehir Belediyemizce hayata geçirilen bu küçükbaş hayvancılık desteği, hem bereketin kapısını aralamakta hem de ekonomik dar boğaza karşı üretimle verilen en güçlü cevabı temsil etmektedir. Biz el birliğiyle üretmeye devam edeceğiz, çünkü bu ülkenin tek çıkış yolu üretimden ve sizlerin mübarek ellerinden geçmektedir.” Denizli’de üretimin çarkları kadınların eliyle büyüyor Yerli ırkların yaygınlaştırılmasını ve sürülerde genetik ıslahla verimliliğin artırılmasını amaçlayan proje, törenin ardından üreticilerin hayvanlarını teslim almasıyla fiilen üretim sürecine dahil oldu. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu ve beraberindeki protokol üyeleri, üreticilere koyun-koç dağıtımını birlikte gerçekleştirdi. Projenin en dikkat çeken isimlerinden biri de üniversite mezunu olan Baklanlı genç üretici Elif Hayta oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı bu imkânla hayvancılığa ilk adımını atan Hayta, gençlerin üretimde yer almasının önemine vurgu yaptı. İlk kez üreticiliğe başlayacak olmanın heyecanını yaşayan Elif Hayta, Başkan Çavuşoğlu’na bu önemli destek için teşekkür etti. 572 üreticiye 1182 adet koyun-koç desteği Proje kapsamında, hayvancılığa yeni adım atan 305 kadın üreticiye toplam 610 dişi koyun ve 305 damızlık koç teslim edildi. Kadın emeğini hayvancılıkta profesyonelleştirmeyi hedefleyen bu adımın yanı sıra, mevcut sürüsünü güçlendirmek isteyen 267 üreticiye de verimi yüksek birer damızlık koç dağıtımı gerçekleştirildi. Böylelikle kentin hayvancılık potansiyeline doğrudan can suyu verildi. Şap hastalığı nedeniyle karantina süreci devam eden Tavas ve Kale ilçesindeki 4’ü kadın olmak üzere toplam 10 üreticiye ise karantina süresi tamamlandıktan sonra koyun-koç desteği ulaştırılacak. Denizli Büyükşehir Belediyesi, bu projeyle sadece hayvan desteği sağlamakla kalmayıp, kırsal bölgelerdeki gelir kaynaklarını çeşitlendirerek sürdürülebilir bir tarım modelinin temellerini de sağlamlaştırdı.

CHP'li Gürer: "Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, komisyonda görüşülen kanun teklifine ilişkin yaptığı kapsamlı konuşmada tarım, hayvancılık, gıda fiyatları, gübre maliyetleri ve orman düzenlemeleriyle ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gürer, kanun teklifinin hazırlanma sürecini eleştirerek, “Ben yaptım oldu anlayışıyla getirilen bir düzenleme” ifadelerini kullandı. Gürer konuşmasına kanun teklifinin hazırlanma sürecini eleştirerek başladı. Teklifin ilgili kesimlerle görüşülmeden hazırlandığını belirtti CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanun teklifi yine kitle örgütleriyle, derneklerle, sendikalarla, odalarla yeterince görüşülmeden, muhalefetin de bu konuda ne düşündüğüne bakılmaksızın ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla getirilmiş, içinde Anayasa’ya aykırı madde tekliflerinin de yer aldığı bir düzenleme” dedi. İktidarın yıllardır görevde olduğunu hatırlatan Gürer, “AKP iktidarı yirmi dört yıldır iktidarda, yirmi dört yıl sonra getirdiğini reform diye getiriyor ama maddeleri incelediğiniz zaman enteresanlıklar var” ifadelerini kullandı. SAVAŞIN OLUMSUZ YANSIMALARI TARIMI TEHDİT EDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yaşanan savaşın, Türkiye’de tarım sektöründe var olan sorunları derinleştirdiğini belirterek, “Ülkemizde tarımda gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde ciddi arz açığı var. Dışa bağımlılığımız, bu sorunun doğrudan her kesime yansımasına neden oluyor,” dedi. Gürer, tarım politikalarının yanlış uygulamaları, pandemi ve küresel iklim değişikliği gibi süreçlerin uyarı niteliğinde olmasına rağmen iktidarın ders almadığını vurguladı. “Gıdadaki arz açığını önlemek için alınan tek önlem, ithalat vergilerini düşmek ve ihracata sınırlama getirmek oldu. Somut, çiftçiye üretimi artırmasını sağlayacak destek sağlanmadı,” diyen Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu verilerini eleştirerek, “2025 yılı dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyümüş ama biz bunu vatandaş olarak göremedik. Tarımsal üretim ise sert bir düşüş yaşadı, yüzde 8,8 azaldı. 2002’de üretilen buğday, arpa, fasulye, nohut, mercimekten 2025’te daha az üretim var. Buna rağmen ‘Sorun yok’ deniyor,” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIKTA GERÇEKLER ÇARPITILIYOR Hayvancılıkta da ciddi sorunlar olduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında hayvan varlığımız 16 milyon 900 bin, 2025’te 739 bin hayvan ithalatı var. TÜİK bunu yüzde 4 artış olarak sunuyor. Ama biz şap hastalığı ve Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlarla birlikte kaybı biliyoruz. Damızlık Birliği verisine göre hayvan varlığı 13 milyon 100 bin, devlet verisiyle 17 milyon 390 bin. Amerika Tarım Bakanlığı 14 milyon 100 bin diyor. ‘Hayvan varlığımız arttı’ demek halkla dalga geçmektir,” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mera alanlarının ciddi şekilde azaldığını ve özellikle Doğu ile Güneydoğu’daki hayvancılığı olumsuz etkilediğini de vurguladı. “Mera alanları enerji santralleri ve terör sebebiyle hayvancılığa kapatıldı. Ahırda beslenen hayvanların yemlerinin önemli bölümü ithal geliyor, süt yemi 50 kilo ile bin liraya dayanmış. Üretici zarar edince doğumuna bir ay kalmış hayvanı kesime gönderiyor, bu da beş yavrunun yok olmasına yol açıyor. Şap döneminde Türkiye buzağı ölümlerinde rekor kırdı,” diye konuştu. TARIM ALANLARI VE ÜRETİM DÜŞÜŞÜ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarındaki gerilemeyi de sert şekilde eleştirdi: “1980’de 28 milyon hektar olan tarım alanımız, Cumhurbaşkanlığı programına göre 23 milyon hektara gerilemiş. Meralar 40 milyon hektardan 14 milyona düşmüş. Türkiye’nin üretim modeli, ekilmeyen araziler, plansızlık ve öngörüsüzlük yüzünden çöküyor,” dedi. Bu bağlamda gübre ve yem fiyatlarındaki astronomik artışa da dikkat çeken Gürer, “2020 yılında 2.140 lira olan DAP gübrenin ton fiyatı şimdi 39 bin lira. Üre gübre ise 2020’de 1.860 liraydı, bugün 31.200 lira. Çiftçi bunu alıp atacak durumda değil. Bu nedenle acilen sübvanse destek sağlanmalı,” ifadelerini kullandı. Gürer, sahte gübre kullanımının üretimde ciddi kayıplara yol açtığını da belirtti. ÇİFTÇİYE SOMUT DESTEK TALEPLERİ Gürer, üreticiyi doğrudan destekleyecek önlemleri şöyle sıraladı: “Yem ve gübrede yüzde 50 sübvanse sağlanmalı.” “Ürün alım garantili ekim uygulamaları hayata geçirilmeli.” “Çiftçi, devletin alım garantisiyle ekim yapabilmeli.” “Akaryakıt üzerinden ÖTV ve KDV kaldırılmalı, nakliyecilere destek verilmeli, köprü ve yol geçiş ücretleri bir yıl alınmamalı.” Patates üretimi üzerinden örnek veren Gürer, “2000 yılında 6,5 milyon ton patates üretilmiş, 2024’te aynı miktar. Nüfus artmış, yemek alışkanlıkları değişmiş, çiftçi tarlasını satamıyor. Toplum yararı projeleri ile ürünler halkla buluşturulabilir. Tarım politikaları bu açıdan acilen güncellenmeli,” dedi. GIDA VE ENFLASYON SORUNLARI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda fiyatları ve enflasyon ilişkisine de değinerek, “Çiğ süt fiyatları sabit tutuluyor, yem fiyatı serbest. Sanayici yemi satıyor, süt fiyatı yükselmiyor. Raflarda peynirin maliyetini hesapladığınızda çiftçi kazanamıyor, aracılar kazanıyor. Makul girdi maliyeti ve kâr belirlenmeli. Yerli ürünün fiyatını ithalattan yüksek satmak kabul edilemez,” ifadelerini kullandı. TARIMIN STRATEJİK ÖNEMİ Son olarak Gürer, savaşın tarımı stratejik bir öneme taşıdığını vurguladı: “Savaş bir ders olmalı. Arz açığı olan ürünler için planlamalar yapılmalı. Çiftçi ve üretici desteklenmeli. ‘Sanayide, turizmde ilerleriz, tarımı da ithal ederiz’ mantığı çökmüştür. Gelişmiş ülkeler kendi üreticisini destekleyerek gıda güvenliğini sağlıyor. Türkiye de bunu yapmak zorunda,” dedi. 180 BİN FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN ALANI STATÜSÜNÜ KAYBEDECEK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te görüşülen düzenlemeye tepki göstererek, söz konusu maddeyle kesinleşmiş orman kadastrosuna göre devlet ormanı sayılan alanların idari bir değerlendirmeyle orman dışına çıkarılmasının önünün açıldığını ve bunun Anayasa’nın 169’uncu maddesine açıkça aykırı olduğunu belirtti. Gürer, düzenlemenin kabul edilmesi hâlinde 129 bin hektar, yaklaşık 180 bin futbol sahası büyüklüğündeki orman alanının statüsünü kaybedeceğini vurgulayarak, “Bir vatandaş ormanı kesip kaçak villa yapıyor, Orman İdaresi dava açıyor, mahkeme ‘Burası ormandır’ diyor; ancak bu maddeyle, yıkılması gereken yapı iki yıl içinde başvuru yapılmasıyla sahibine iade edilecek. Bu düzenleme, hukuksuzluğu ödüllendirmek, ormanları daraltmak ve kamu yararını zedelemek anlamına gelir. Devletin kendi ormanından vazgeçmesi kabul edilemez. Bu nedenle ormanların daraltılmasına yol açacak bu madde teklifinin kanun metninden çıkarılması gerekmektedir” dedi.

2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı Haber

2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek Haber

Yeni Küçükbaş Projesinden Yalnızca Bin 500 Besici Yararlanabilecek

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı “Kırsalda Bereket, Küçükbaşa Destek” projesini değerlendirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ilk etabında 150 bin küçükbaş hayvanın üreticilere uygun şartlarda verileceğini belirterek, projeden yararlanacak her üreticiye 95 dişi ve 5 erkek küçükbaş temin edileceğini açıkladı. Erdoğan ayrıca, hayvanlar için aylık 15 bin lira, yıllık 180 bin lira bakım ve besleme desteğinin devlet tarafından karşılanacağını, finansman için üreticilerin Ziraat Bankası aracılığıyla faizsiz kredi kullanabileceğini ifade etti. Kredilerde 2 yıla kadar geri ödemesiz dönem ve 7 yıla kadar vade imkânı sunulacağı, küçükbaş hayvanların bir yıllık sigorta bedelinin de devlet tarafından karşılanacağı duyuruldu. Projeye ilişkin değerlendirmede bulunan Gürer, hayvancılık sektöründe yapısal sorunların giderek derinleştiğini belirtti. Et fiyatlarındaki artışın temelinde yüksek ahır giderleri, artan yem maliyetleri ve ithalata dayalı politikaların bulunduğunu ifade eden Gürer, “Ahır giderleri düşürülmeden, yem sübvanse edilmeden ve ithalatçı anlayıştan vazgeçilmeden et sorunu çözülemez” dedi. Her türlü destek ve projenin önemli olduğunu vurgulayan Gürer, ancak açıklanan programın sektördeki sorunlara ne ölçüde kalıcı çözüm getireceğinin sorgulanması gerektiğini kaydetti. 2018 yılında da benzer bir projenin açıklandığını hatırlatan Gürer, o dönemde 500 bin anaç koyun hedefi ortaya konulduğunu, bugün ise üç yılda yalnızca 150 bin koyun dağıtımının öngörüldüğünü belirtti. Gürer, “Hedeflerde yaklaşık yüzde 90’a varan bir daralma söz konusu. Bu tablo, hayvancılıkta yaşanan gerilemeyi açıkça gösteriyor” ifadelerini kullandı. “500 BİN HEDEFTEN 150 BİN KOYUNA GERİLEDİK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018 yılında kamuoyuna “300 Koyun Projesi” olarak yansıyan Üretici Şartlarında Sözleşmeli Küçükbaş Hayvancılık Projesi’ni hatırlatarak, “O gün bu proje ‘ithalatı bitirecek’ denilerek açıklandı. 8 yılda 5 milyon damızlık üretileceği, kırmızı et ihtiyacının yüzde 25’inin küçükbaştan karşılanacağı söylendi. 2023’te ithalatın tamamen biteceği ifade edildi. Sonuç alınamadı” diye konuştu. Dönemin Tarım Bakanı tarafından açıklanan projede üreticiye asgari ücret tutarında maaş, sigorta ve veterinerlik hizmeti gibi güvenceler vaat edildiğini anımsatan Gürer, “Gelinen noktada yeni dönemde hedeflerin ciddi biçimde küçüldüğü de görülüyor” dedi. Gürer, “2018’de 500 bin anaç koyun dağıtımı hedefleniyordu. Şimdi 2026–2028 döneminde üç yılda toplam 150 bin koyun dağıtılması öngörülüyor. Bu yaklaşık yüzde 90’lık bir daralma demektir” ifadelerini kullandı. “1 MİLYON 37 BİN İŞLETMEYE KARŞILIK 1.500 DESTEK” Türkiye’de 1 milyon 37 bin küçükbaş işletmesi bulunduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Yeni projeden sadece 1.500 işletme yararlanabilecek. Bu her 691 işletmeden sadece birinin destekleneceği anlamına geliyor. Son üç yılda 112 bin işletme kapanmışken, 1.500 işletmeye destek vermek sektördeki kan kaybına pansuman bile olamaz” diye konuştu. “BAŞVURULARIN YÜZDE 90’I ELENDİ” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2018’de projeye 121 bin 28 kişinin başvurduğunu, ancak Bakanlık ve TİGEM ön değerlendirmesini geçenlerin sadece 11 bin 169 kişi olduğunu hatırlattı. “Başvuruların yalnızca yüzde 9’u sisteme dahil edilebildi” diyen Gürer, dönemin Bakanı tarafından verdiği soru önergesine iletilen yanıta göre elenmenin temel nedeninin Ziraat Bankası’nın kredibilite değerlendirmesi olduğunu söyledi. Gürer, “Sistem kredi notuna bağlandı. Hayvan yetiştirme tecrübesi olan, meraya dayalı üretim yapabilecek gerçek üreticiler kredi notu yetersizliği nedeniyle sistem dışına itildi. 500 bin baş hedeflenirken Ekim 2018 itibarıyla dağıtılan hayvan sayısı sadece 1.243 başta kaldı” dedi. “KÜÇÜKBAŞ VARLIĞI AZALDI, ÜRETİM GERİLEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2023’ün “ithalatı bitirme yılı” olarak ilan edildiğini, verilerin bunun gerçekleşmediğini gösterdiğini ifade ederek, “2022’de 56 milyon 265 bin 750 olan küçükbaş hayvan sayısı 2023’te 52 milyon 363 bin 410’a geriledi. Yaklaşık yüzde 7’lik bir düşüş var” dedi. Koyun eti üretiminin 2023’te 569 bin tondan 2024’te 509 bin tona düştüğünü, keçi eti üretiminin ise 128 bin tondan 99 bin tona gerilediğini belirten Gürer, “Üretim düşüyor, hedefler küçülüyor” diye konuştu. 2024’te 3 milyon 84 bin olan küçükbaş kurban kesiminin 2025’te 2,5 milyona düştüğünü ifade eden Gürer, “Bu yaklaşık yüzde 19’luk bir azalma demektir. Bu sadece üretimdeki daralmayı değil, yurttaşın alım gücündeki erimeyi de gösteriyor” dedi. “İTHALAT BİTMEDİ, 28,7 MİLYON DOLAR HARCANDI” Gürer, 2021–2025 döneminde küçükbaş ithalatı için 28,7 milyon dolar harcandığını ve toplam 174 bin 637 baş hayvanın yurtdışından getirildiğini belirterek, “İthalatın bitmesi gereken yılda dahi dış alım sürmüştür” ifadelerini kullandı. “HİBE DEĞİL, BORÇLANDIRMA MODELİ” Projede hayvanların hibe edilmediğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici ya öz kaynağıyla ya da Ziraat Bankası kredisiyle hayvan alıyor. Sıfır faizli kredi cazip gibi görünebilir ama gelir istikrarı olmayan üretici için geri ödeme riski yüksektir” dedi. Hayvan başına aylık 150 TL bakım desteği öngörüldüğünü belirten Gürer, “Yem fiyatları dövize bağlı. Enflasyonist baskı sürerse bu 150 TL’nin alım gücü hızla erir. Günlük yem maliyeti dikkate alındığında bu destek sadece birkaç günlük ihtiyacı karşılıyor. Bu yapısal değil, sembolik bir destektir” diye konuştu. “YAPISAL SORUNLAR ÇÖZÜLMEDEN BAŞARI GELMEZ” Yüksek yem maliyetleri, çoban bulma sorunu, sosyal güvence eksikliği ve mera alanlarının daralması gibi sorunlara dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısını artırmadan önce bu yapısal sorunları çözmeliyiz” dedi. Pazarlama sorununa da değinen Gürer, “Bugün çok sayıda küçükbaş kesim için bekliyor ama üretici satışta zorlanıyor. Et ve Süt Kurumu piyasa fiyatlarının altında alım yaptığında üretici zarar ediyor. Güçlü bir alım garantisi ve fiyat istikrar mekanizması olmadan bu model sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullandı. TÜİK VERİLERİ SORUNLU CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜİK’in 2025 yılı verilerinin de sorgulanması gerektiğine dikkat çekti. Gürer, büyükbaş hayvan varlığının 2024 yılı için (Cumhurbaşkanlığı program hedefler kitabına göre) 16 milyon 824 bin baş olduğunu, 2025 yılında ise 739 bin baş ithal hayvan geldiğini belirtti. Büyükbaş hayvan varlığının, ithalat ve 2024 yılı toplamıyla birlikte 17 milyon 563 bin baş ettiğini ifade etti. TÜİK’in ise 2025 yılında yüzde 4 artışla büyükbaş hayvan varlığını 17 milyon 709 bin baş olarak açıkladığını kaydetti. 2025 yılının hayvancılıkta en sorunlu yıllardan biri olduğunu vurgulayan Gürer, 81 ilde hayvan pazarlarının şap hastalığı nedeniyle kapatıldığını belirtti. Şap hastalığının et ve süt üretiminin yanı sıra buzağı ölümlerine de neden olduğunu ifade etti. Bakanın, 830 bin büyükbaş ve 2,5 milyon küçükbaş olmak üzere toplam 3 milyon 330 bin hayvanın kesildiğini açıkladığını aktaran Gürer, şap nedeniyle telef olan, kurban kesilen ve şartlı kesime rağmen “mucizevi bir artış” yaşandığını söyledi. ABD Tarım Bakanlığının 2026 yılı Türkiye büyükbaş hayvan varlığı açıklamasının 14 milyon 300 bin baş olduğunu, Damızlık Birliğine göre ise büyükbaş hayvan varlığının 13 milyon 874 bin baş olarak ifade edildiğini belirtti. Ayrıca Avrupa ülkelerinin hayvan varlığıyla karşılaştırma yapılmasının da yanlış olduğunu dile getiren Gürer, “Avrupa’da tüketilen farklı bir hayvan var. O nedenle elma ile armut toplamak gibi bir karşılaştırma yapılıyor. Ayrıca nüfus ve kişi başı et tüketimi üzerinden bakarsanız veriler farklılaşır.” diye konuştu. ÜRETİM DÜŞÜYOR, GİRDİ MALİYETLERİ ARTIYOR; TARIMDA SORUN YOK DEMEK GERÇEKLERLE ÖRTÜŞMÜYOR CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanı’nın tarımda işlerin iyi gittiğine yönelik açıklamalarına tepki göstererek, sahadaki verilerin ve üretici gerçeklerinin bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi. Gürer, muhalefetin eleştirilerinin dikkate alınmak yerine olumsuz ifadelerle karşılık bulduğunu belirterek, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca ermesini istiyoruz. Aynı zamanda raftaki ürünün fiyatının da girdi maliyetleri düşürülerek uygun seviyelere inmesini savunuyoruz” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapmak anlamına geldiğini ifade eden Gürer, 2025 yılının Türk tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu kaydetti. 2002 yılının dahi gerisine düşen üretim kalemleri bulunduğunu vurgulayan Gürer, özellikle fasulye, mercimek ve nohut üretiminde ciddi gerileme yaşandığını belirtti. Resmî veriler üzerinden değerlendirme yapan Gürer, 2024 yılında 28 milyon ton olan meyve, içecek ve baharat bitkileri üretiminin 2025’te 19,6 milyon tona gerilediğini; tahıl ve diğer bitkisel üretimin 75,5 milyon tondan 68,1 milyon tona düştüğünü; sebze üretiminin ise 30,6 milyon tondan 30,3 milyon tona gerilediğini söyledi. Özellikle bakliyat ve hububatta ciddi kayıplar yaşandığını dile getiren Gürer, “2002 yılına göre nüfusumuz 30 milyonun üzerinde artmışken üretimin gerilemesi raftaki fiyatlara da yansımıştır. Bu tablo ortadayken ‘tarımda üretim sorunu yok’ demek mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı’nın değerlendirmelerini bir önceki yılın verileriyle yaptığını ya da Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerindeki son değişimleri dikkate almadığını savunan Gürer, Aralık 2024 ile Aralık 2025 bitkisel üretim verileri arasındaki farkın açıkça görülmesi gerektiğini söyledi. Sahada üreticinin ciddi sıkıntı içinde olduğunu belirten Gürer, hayvan varlığındaki azalmaya ve düşük alım fiyatlarının çiftçi gelirlerini daraltmasına dikkat çekti. Köy ziyaretlerinde üreticilerin büyük kayıplar yaşadığını aktardığını ifade eden Gürer, “100 hayvanım vardı, 30’unu şap hastalığında kaybettim diyen üretici var. 2025 yılında şap hastalığında kaç hayvan kaybedildi? Bu konuda kamuoyuna net bir açıklama yapılmadı” dedi. Öte yandan enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığa atıf yapıldığını hatırlatan Gürer, “Madem zirai don ve kuraklık enflasyonu etkiledi deniliyor, o zaman bu afetlerden zarar gören çiftçiye hangi destek verildi? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olmayan üreticilere bir destek sağlandı mı? Kuraklıktan etkilenen çiftçiye özel bir destek verildi mi? Hayır” diye konuştu. Artan girdi maliyetlerinin üretimi sürdürülemez hale getirdiğini vurgulayan Gürer, yılbaşından bu yana akaryakıta gelen yüzde 10’u aşan zamların çiftçiyi daha tarlaya çıkmadan zarara uğrattığını söyledi. “100 dönümlük araziyi ekmeye çıkan çiftçinin mazotu daha yola çıktığı anda buharlaşıyor. Gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatları artıyor; alım fiyatları ise düşük tutuluyor. Bu şartlarda çiftçiye ‘üretmeye devam et’ demek gerçekçi değildir” dedi. 2016–2018 yıllarında açıklanan koyun projesinin büyük ölçüde daraltılarak yeniden müjde gibi sunulmasını da eleştiren Gürer, mevcut politikalarla Türkiye tarımının sorunlardan arınmasının mümkün olmadığını ifade etti. Çözüm önerilerini de sıralayan Gürer, gübre ve yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanması, mazotta ÖTV ve KDV’nin kaldırılması, genç ve kadın çiftçilerin SGK primlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiğini belirtti. Ayrıca çiftçilerin tüm borçlarının faizsiz olarak en az üç yıl ertelenmesini, icraların durdurulmasını isteyen Gürer, “Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır” çağrısında bulundu.

Hayvancılıkta Güvenli Gelecek İçin Ortak Adım Haber

Hayvancılıkta Güvenli Gelecek İçin Ortak Adım

Balıkesir Valiliği öncülüğünde, Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile Balıkesir Üniversitesi iş birliğinde “Salgın Hayvan Hastalıkları ile Mücadele ve Şap Hastalığı” konulu panel düzenlendi. Balıkesir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ev sahipliğinde gerçekleştirilen panel Müdür Yardımcısı Sezai Cibelik moderatörlüğünde Vali Yardımcısı Yusuf İzzet Karaman İl Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün, Balıkesir Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Fatih Satıl, Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ziya İlhan, Şap Enstitüsü Müdürü Ertan Ağtürk, Veteriner Hekimler Odası Başkanı Özgür Fındıklı başta olmak üzere konu sorumlusu Öğretim Üyeleri, İl Müdür Yardımcıları, Şube-İlçe Müdürleri, Birlik Başkanları, Sektör Paydaşları, Teknik Personeller ve üreticilerin yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen sunumlarda; ulusal salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele stratejileri, şap hastalığına karşı yürütülen aşılama çalışmaları, güncel aşı teknolojileri, hastalığın etiyolojisi ve yayılım dinamikleri ile sahada karşılaşılan sorunlar ve çözüm önerileri kapsamlı şekilde ele alınarak işletme düzeyinde biyogüvenlik önlemleri ve salgın yönetimi konularında katılımcılara önemli bilgiler aktarıldı. Panelde hayvan sağlığının korunması, bulaşıcı hastalıklarla etkin mücadele yöntemleri ve özellikle şap hastalığına karşı alınması gereken önlemler, erken teşhis ve düzenli aşılama çalışmalarının önemi vurgulandı. Üreticilerin bilinçlendirilmesi ve saha çalışmalarının aralıksız sürdürülmesinin büyük önem taşıdığı ifade edilen panelde ayrıca kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi ve sürdürülebilir hayvancılık politikalarının geliştirilmesi konularında görüş alışverişinde bulunuldu. İl Müdürü Dr. Hüseyin Düzgün; “Salgın hayvan hastalıklarıyla mücadele, sadece hayvan sağlığını değil, aynı zamanda ülkemizin gıda güvenliğini ve üreticilerimizin emeğini koruma meselesidir. Özellikle şap hastalığına karşı yürüttüğümüz aşılama ve saha çalışmalarının koordineli bir şekilde kararlılıkla devam edecektir" dedi. Program sonunda katılımcıların soruları yanıtlanırken, salgın hayvan hastalıklarıyla mücadelenin kararlılıkla devam edeceği ve üreticilere yönelik eğitim ve bilgilendirme faaliyetlerinin arttırılarak hayvan sağlığı adına çalışmaların titizlikle yürütüleceği ifade edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.