Hava Durumu

#Şeker Fabrikaları

Kırsal Haber - Şeker Fabrikaları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şeker Fabrikaları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: “Türkşeker Yaşamalı” Haber

Gürer: “Türkşeker Yaşamalı”

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ve Kamu İktisadi Kurumlar (KİT) Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in TBMM KİT Komisyonunda denetim toplantısında yaptığı konuşmada, Şekerpancarı üreticileri ve şeker fabrikalarının yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekti. Şeker pancarının stratejik bir ürün olduğunu belirten Gürer, yüksek faizlerin, enflasyonun, daralan pazar payının ve artan borç yükünün fabrikaları zor durumda bıraktığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TÜRKŞEKER’in 2023 ve 2024 yıllarına ilişkin hesaplarının görüşüldüğü TBMM KİT Komisyonu toplantısında yaptığı konuşmada, kamu şeker fabrikalarının ve kooperatiflere bağlı işletmelerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Şeker fabrikalarının yalnızca üretim yapan işletmeler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gürer, pancar üretiminden hayvancılığa, istihdamdan bölgesel kalkınmaya kadar geniş bir ekonomik alanı etkileyen bu kuruluşların desteklenmesi gerektiğini ifade etti. ŞEKER PANCARI STRATEJİK BİR ÜRÜN ÇİFTÇİNİN GELİRİ GERİLİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Şeker pancarı stratejik bir ürün. Alım garantili, sözleşmeli üretim; aynı zamanda tohumunu, ilacını, gübresini satan, tarlaya taşıyan, tarlada eken, ektikten sonra fabrikaya götüren, fabrikada işleyen; işlendikten sonra merası, küspesi, alkolü ve şekeri ayrı ayrı değerlendirilen çok geniş bir kesimi kapsıyor. Bu bağlamda, şeker pancarının ülkemiz için önemli bir ürün olduğunun altını çizmek lazım. Bu yıl 22 milyon ton şeker pancarı üretileceği varsayılıyor” diye konuştu. Özelleştirme sonrasında pancar üreticisinin bazı avantajlarını kaybettiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Şeker fabrikaları özelleşmeden önce kamu, çiftçiye destek amacıyla pancarı söktürür, kantara alır, firesini kendi karşılardı. Şimdi şeker fabrikaları özelleşti, ‘Ben ne zaman istersem o zaman getireceksin.’ diyor, fire çiftçiye kalıyor. Çiftçinin doğal olarak oradan da geliri gerilemiş oldu” ifadelerini kullandı. NİŞASTA BAZLI ŞURUP VE TATLANDIRICI PAZARI İNCELENMELİ CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Nişasta bazlı şurupla ya da tatlandırıcıyla ilgili genelde ‘Kota yüzde 5 civarında.’ denerek olay küçültülüyor. Ancak Türkiye’de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcı kotasının yanında ithal gelen ürünler de var. Bunların Türkiye pazarındaki durumuna bakmak gerekiyor. Yakın ülkelere fabrika kurup ürünleri orada üreterek Türkiye’ye sokanların varlığı kamuoyunun bilgisinde. Bu nedenle Türkiye’nin kotası dışında yurt dışından giren ürünlerde de nişasta bazlı şurup ve tatlandırıcının hangi noktada olduğunu görmek lazım. Çünkü pazar daralıyor. Bu anlamda sıkıntılı bir olgu” dedi. PANCAR ÜRETİCİSİNE VERİLEN 3 BİN 720 LİRA YETERLİ DEĞİL Ömer Fethi Gürer, “Kota sorunu farklı bölgelerde yıllardır süregelen bir sorun. Hatta kotasını satanların bile olduğunu yerinde biliyorum. Bu alanı da düzenlemek lazım. Münavebeli ekim olduğu kadar, şeker pancarından daha çok gelir elde ediliyorsa çiftçi gidip o ürünü ekmeyi bırakıyor” diye konuştu. Pancar eken çiftçi sayısındaki düşüşe işaret eden CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “ 380 bin civarında çiftçi vardı. Şimdi Bakan Bey’in resmî verdiği yanıt 83 bindi. Herhâlde bu yıl 92 bine falan çıktığı söyleniyor. Şeker pancarı eken çiftçi para kazanamadığı gibi, eskiden küspeyi özel fabrikalar olmadan bedava alıyordu, bu bir avantajdı. Şimdi küspenin tonu 2 bin lira olmuş, pancara bu yıl verilen rakam 3 bin 720 lira. Neredeyse küspeyle pancar aynı değere eridiler. 3 bin 720 lira çiftçiyi kurtarmıyor. Beklentileri 4 binin üstünde bir rakamdı. Biz 4 bin 500 lira olabilir diye umut ediyorduk. Şekerde yüzde 24’lük artış var, pancarda yüzde 20’lik bir artış var. Buna rağmen üretici de sıkıntısını anlatıyor. Olaya tek taraflı bakarsak farklı görürüz ama bütüne bakarsak ortada bir sorun var. Özellikle çiftçi açısından şeker pancarında bir yıllık artış yüzde 20, enflasyon yüzde 30. Enflasyonun yüzde 30 olduğu yerde girdi maliyetleri artıyorsa sorun var” dedi. Üreticinin maliyetleri düşürmek amacıyla daha düşük fiyatlı tohumlara yönelmesinin verim kaybına neden olabileceğini kaydeden Gürer, “Çiftçi ‘Ucuza mal edeyim.’ derse 40 bin liralık tohumu kullanamıyor, 10 bin liralık tohum kullanıyor. 10 bin liralık tohumu kullandığında da verim, rekolte düşüyor. Gene maliyet kendisi açısından olumsuza gidiyor. Çiftçi refahını sağlayacak girdi maliyetleri artı makul bir kârla fiyat belirlenmesinin gerekliliğine inanıyorum” diye konuştu. ŞEKER FABRİKALARI YALNIZCA BİRER İŞLETME OLARAK GÖRÜLMEMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker fabrikalarının tarihsel önemine değinerek, “Ülkemizin şeker ihtiyacının millî kaynaklardan karşılanması amacıyla ilk fabrika 1926’da yapıldı. Şeker fabrikası, fabrika yapan fabrikaydı. İçinde spor alanları, eğitim birimleri, sosyal tesisleri, tiyatrosu ve sinemasıyla bölgesinin kalkınmasını önceleyen, önemseyen bir dokuydu. Şeker fabrikaları sanayimizin örnek ilk yatırımlarındandı. Türkiye’nin bugünkü en büyük sorunlarından biri, var olan kurum dokularının bugünün ihtiyaçlarını karşılamayacak noktaya ermesidir. Bunun başında kooperatifler geliyor. Türkiye’nin yalnızca tarımla ilgili bir kooperatif yasasını yeniden şekillendirmesi zorunludur. Kooperatif üretim öncesini planlayacak. Şimdi kooperatif var, tohum satıyor, gübre satıyor, ticari işlem gibi yapıyor işi. Üretim aşamasında ürün gamına müdahil olamıyor. Bu yapının değiştirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı. TÜRKŞEKER’DE 600 BİN TON ŞEKER STOKU SORUSU TÜRKŞEKER’in üretim ve pazarlama politikalarının da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Gürer, ambalajlı şeker fiyatları ile stok miktarlarına dikkat çekerek, “Türkşeker de piyasaya 50 kilogramlık çuval şekeri, 5 kilogramlık paket şeker fiyatının üstünde bir fiyatla veriyor. Hâlbuki paket küçüldükçe ambalaj gideri artar, maliyet daha yüksek olur. Ama orada elindeki stokları dikkate alarak 5 kilogramı teşvik ediyor. Ülkede yıllık 2 milyon 800 bin ton şeker tüketimi var diyoruz. Yılbaşına 600 bin ton stokla giriyorsa bunun bir nedeni olmalı. Üretilen şekerin pazar payı neden düştü? Bunun sebebi nişasta bazlı şurup mudur, kaçak giriş midir, üretimle ilgili sorunlar mıdır? Buna bakmak lazım” dedi. SULUOVA ŞEKER FABRİKASI 4,7 MİLYAR LİRALIK BORÇ YÜKÜ ALTINDA CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Amasya Suluova Fabrikası 1954 yılında kurulmuştur. Bu fabrika, şu anda gerçek anlamda artık var olan maddi durumu nedeniyle çalışamama boyutuna gelmiş durumda. Şeker üretiminin yanında hayvancılığa ve tarımsal faaliyetlere sağladığı katkıyla da şeker pancarı önemli. Şeker fabrikaları bulunduğu bölgede halkın ekonomik yapısına ciddi katkıda bulunuyor. Fabrikanın varlığının tarımın sürdürülebilirliği yanında çiftçinin, çalışanın, ailesinin ve bölge ekonomisinin kalkınmasında geçmiş dönemlerde ciddi katkıları olmuş. Suluova Şeker Fabrikası, Amasya, Samsun, Tokat ve Çorum illerini kapsayan 32 bölgede yaklaşık 70 bin ortağı bulunan bir kooperatif yönetimidir. 80 bin ton şeker kotasına sahip, yıllık 18 milyon litre kapasiteli tarımsal kökenli gıda ve ülkemizde ilk tıbbi kullanıma yönelik etanol üretim tesisi bulunan bir kuruluştur. Küspe kurutma tesisi bulunan fabrika yaklaşık 180 bin ton yaş küspe ve 35 bin ton melas da üretiyor. Orta ve Doğu Karadeniz hayvancılığını doğrudan etkileyen bu üretimin yanında nakliye sektörüne ve bölgesel ticarete de katkısı bulunuyor” diye konuştu. Gürer, “2023 yılına kadar kârlı bir kuruluş olan fabrika, kredi borçlarını ödeyememesi ve enflasyon karşısında gelir-gider dengesinin bozulması nedeniyle büyük bir krizle karşı karşıyadır. Bazı yıllar yüzde 67’ye kadar çıkan faizlerle borçlarını ödeyemez duruma düşmüştür. 4,7 milyara yaklaşan bir borçla ayakta durmaya çalışmaktadır. Yalnızca 2023 yılında bankalara ödediği faiz miktarı borç stoklarının yüzde 10’unu oluştururken faiz oranlarındaki artış nedeniyle 2026 yılında bu oran yüzde 46’ya çıkmıştır. Aynı dönemde bankalara ödediği faiz tutarı yaklaşık 24 kat artmıştır. Bankalara olan borç yükü de 4,4 kat büyümüştür. Bu durum sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. GÜRER’DEN BORÇLARIN YAPILANDIRILMASI VE FAİZLERİN SİLİNMESİ ÇAĞRISI Gürer, “70 bin ortaklı Amasya ve Turhal Pancar Ekicileri Kooperatifinin iştiraki olan şirket, kamusal nitelikleri nedeniyle piyasa kurallarına, şeker ve diğer mevzuata uyum konusunda hassasiyet göstererek faaliyetini sürdürürken kendi iradesi dışında gerçekleşen ekonomik sorunlar nedeniyle borç sarmalına girmiştir. Şirketin başta Halk Bankası olmak üzere kamu bankalarına 3 milyar 900 milyon lira, TÜRKŞEKER’e 840 milyon liraya yaklaşan kredi ve borç yükümlülüğü bulunmaktadır. Toplam borç tutarı 4 milyar 700 milyon lira civarındadır” diye konuştu. Gürer, “Mevcut finansal yapı nedeniyle şirket, işletme faaliyetlerinden elde ettiği kaynakların önemli bir bölümünü borç ve faiz ödemeye ayırmaktadır. Bu durum işletme sermayesi ihtiyacını ve üretimin sürdürülebilirliğini olumsuz etkileyen ciddi bir finansal baskı oluşturmaktadır. Sorunun kalıcı olarak çözümlenmemesi üretim faaliyetleri açısından ciddi risk oluşturmaktadır. Şirketin kamuya olan borç yükünün azaltılması ve mali yapısının sürdürülebilir hâle getirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda şirketin borçlarının yapılandırılması, faizlerinin silinmesi, ek destek sağlanması ve ek borç yükümlülüklerinin indirilmesi gereklidir” dedi. 40 BİN TONLUK ŞEKER KOTASI TÜRKŞEKER’E DEVREDİLSİN Gürer, “Kısmi kota devri için yasal düzenlemeler yapılarak yaklaşık 40 bin ton şeker kotasının TÜRKŞEKER’e devredilmesi ve elde edilecek ekonomik değer üzerinden kamuya olan borçların tamamen mahsup edilmesinin yolu açılmalıdır. Sayın Genel Müdürüm, böyle bir önerileri var. Yani sizin bu kurtarma operasyonunda yer almanızı talep ediyor fabrikanın ortakları. Şirketin faaliyetlerinin devamlılığını sağlayacak, kamu alacaklarının tahsilini güvence altına alacak ve tüm tarafları gözeten hukuki ve mali bir çözüm modeli geliştirilmelidir” ifadelerini kullandı. Gürer, “2023 yılına kadar üretim ve satış sorunları bulunmayan şirket, 2023 yılından sonra yaşanan makroekonomik göstergelerdeki ve yapılardaki bozulma, finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar ve yüksek faiz ortamı nedeniyle zarar eder duruma gelmiştir. Bu seyredilecek bir durum değildir, çözüm üretilmelidir. Bazı şeker fabrikalarında da benzer durumlar olduğu gibi TÜRKŞEKER’in de zarar ettiği görülmektedir. Zararın önemli bir kaynağının belirttiğim fabrikanın da yaşadığı sorunlarla bağlantılı olduğunu düşünüyorum” dedi. PANCAR ÜRETİMİ DARALIRSA HAYVANCILIK VE İSTİHDAM DA ETKİLENİR Şeker fabrikalarının finansal sorunlarının çözülmemesi durumunda tarımsal üretimden bölgesel ticarete kadar birçok alanda kayıplar yaşanabileceğini belirten Gürer, kamuya ait ve kooperatif bünyesindeki fabrikaların korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bu süreç böyle devam ederse pancar üretim alanlarının daralması, pancar çiftçisinin sayısının azalması, tatlandırıcı ve nişasta bazlı şeker için daha çok pazar oluşması, bölge hayvancılığının olumsuz etkilenmesi, küspe ve melas üretiminde düşüşler yaşanması, tarımsal üretim ve istihdamın daha da daralması, üretim altyapısının zayıflaması ve ekonomik değerlerin atıl kalması riski ortaya çıkacaktır. Şeker fabrikaları yalnızca bir işletme sorunu olarak görülmemelidir. Yaşanan sorunlar bölgesel kalkınmayı, tarımı, istihdamı, hayvancılığı ve şeker üretim zincirini doğrudan sarsacak niteliktedir. Özellikle özel sektör dışındaki, başta kooperatifler olmak üzere şeker fabrikaları bir bütün olarak ele alınmalı ve çözüm üretilmelidir” dedi.

CHP’li Orhan Sarıbal: ''Şeker Fabrikalarını Satmak, Bir Üretim Zincirini Kırmaktır'' Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: ''Şeker Fabrikalarını Satmak, Bir Üretim Zincirini Kırmaktır''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye'nin Hanke Sefalet Endeksi'ndeki konumunu ve özelleştirme politikalarının tarım üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi. Sarıbal, "Şeker fabrikalarını satmak, bir üretim zincirini kırmaktır" dedi. Türkiye'nin ekonomi gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulunan CHP Bursa Milletvekili ve Tarım Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Orhan Sarıbal, Türkiye’nin dünyadaki sefalet sıralamasındaki yerinin tesadüf olmadığını söyledi. Sarıbal, son 24 yılda uygulanan özelleştirme politikalarının Türkiye’yi dışa bağımlı hale getirdiğini ve yerli üretimi tasfiye ettiğini vurguladı. Hanke Sefalet Endeksi’nde Türkiye 3. Sırada Sefalet endeksinin vatandaşın enflasyon, işsizlik ve faiz baskısını günlük yaşamında nasıl hissettiğinin bir aynası olduğunu belirten Sarıbal, Türkiye'nin 178 ülke arasında üçüncü sırada yer almasına dikkat çekti. Sarıbal, "Savaş ve siyasi kriz yaşayan ülkelerle aynı kategorideyiz. Bu tablo, yapısal bozulmanın ve üretimden kopuşun sonucudur" ifadelerini kullandı. 70 Milyar Dolarlık Özelleştirme ve Kaybolan Kamu Gücü AKP iktidarı döneminde yaklaşık 70 milyar dolarlık özelleştirme yapıldığını hatırlatan Sarıbal, bu süreçte fabrikaların satıldığını ancak kamu harcamalarının azalmadığını söyledi. Özelleştirmelerin kamu maliyesini rahatlatmak yerine, Türkiye'yi finans çevrelerine bağımlı hale getirdiğini savundu. Şeker Fabrikaları Örneği: "Gıda Egemenliği El Değiştirdi" Özelleştirmelerin tarım sektöründeki en somut tahribatının şeker fabrikalarında yaşandığını belirten Orhan Sarıbal, verilerle şu tabloyu çizdi: ''2002'de kamunun şeker üretimindeki payı %74 iken, bugün %36’ya geriledi. Kamudan boşalan alanı nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretimi yapan 5 özel şirket doldurdu. Adapazarı Şeker Fabrikası'nın kota hakkının Niğde'ye taşınmasıyla, Sakarya çiftçisinin ürünü 650 km uzağa taşınmak zorunda kaldı.'' Sarıbal, pancar üretiminin sadece şeker değil; yaprağı ve posasıyla hayvancılık (et ve süt) sektörü için de kritik bir zincir olduğunu hatırlattı. Tarımsal Kamu İktisadi Teşebbüsleri (KİT) Zayıflatıldı Milletvekili Sarıbal, tarımda piyasa düzenleyici kurumların işlevsiz hale getirildiğini belirterek şu kurumların altını çizdi: ''Gübre üretiminde kritik rol oynayan TÜGSAŞ ve İGSAŞ elden çıkarıldı.TİGEM Tohum ve damızlık temini kapasitesinden uzaklaştırıldı. Tütün ve alkollü içki bölümleri yabancı sermayeye devredilerek yerli üretici güvencesiz bırakıldı. TMO'nun Piyasa düzenleme işlevi daraltılarak özel sektöre alan açıldı.'' Çözüm: Kamucu ve Planlı Kalkınma Modeli Ekonomik bağımsızlığın ancak stratejik alanlarda kamusal varlığın korunmasıyla mümkün olacağını belirten Orhan Sarıbal, çözüm önerisini şu sözlerle özetledi: "Özelleştirmeyi başarı hikayesi gibi sunan anlayış, ülkeyi üretimden kopardı. Çiftçi maliyetine ürün satamazken, tüketici gıdaya fahiş fiyatlar ödüyor. İhtiyacımız olan şey; üretimi, planlamayı ve kamucu kalkınma anlayışını yeniden inşa etmektir."

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında! Haber

Türk Şeker Sanayisi 100 Yaşında!

TÜRKŞEKER ev sahipliğinde düzenlenen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", kamu, özel sektör ve kooperatifleri Antalya’da bir araya getirdi. Türkiye’nin şeker üretimindeki küresel gücü ve gelecek yüzyılın yol haritası tüm yönleriyle masaya yatırıldı. ​ANTALYA – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (TÜRKŞEKER), Cumhuriyetin asırlık çınarı olan şeker sanayisinin 100. yılını dev bir organizasyonla kutladı. 8-10 Nisan 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilen "100. Yılında Şeker Sektörü Sempozyumu ve Çalıştayı", tarladan fabrikaya, teknolojiden sürdürülebilirliğe kadar sektörün dününe ışık tutarken yarınına rehberlik edecek kararların alınmasına vesile oldu. ​Ekonomik Bağımsızlığın Sembolü: Şeker Pancarı ​Sempozyumun açılışında konuşan Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Abdulkadir Polat, şeker sektörünün Türkiye’nin kalkınma tarihindeki stratejik önemine vurgu yaptı. 1926’da Uşak ve Alpullu’da başlayan üretimin milli bir şahlanış olduğunu belirten Polat, "Türkiye Yüzyılı hedeflerimizde dijitalleşme ve yenilikçi tarım uygulamaları sektörün önümüzdeki yüzyılını şekillendirecek temel unsurlar olacaktır" dedi. ​Dünyanın Devleri Arasındayız: Avrupa’da 4., Dünyada 5. Sıradayız ​TÜRKŞEKER Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, Türkiye’nin şeker üretimindeki gücünü çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Şahin, Türkiye genelinde 14’ü kamu, 12’si özel ve 6’sı kooperatiflere ait toplam 32 şeker fabrikasının omuz omuza çalıştığını belirtti. Bu güç birliğinin Türkiye’yi pancar şekeri üretiminde Avrupa’da 4., dünyada ise 5. sıraya taşıdığını ifade eden Şahin, sorunların "ortak akıl" ile çözüleceği bir döneme girildiğini müjdeledi. ​Bilim ve Teknoloji Işığında Dört Kritik Oturum ​Sempozyumun ikinci günü, şeker sektörünün geleceğini şekillendirecek dört ana başlığa ayrıldı: ​Bitki Islahı ve Yerli Tohum: Yerli ve milli tohumun verimlilik ve maliyet üzerindeki kritik rolü bilimsel verilerle ele alındı. ​Dijital Tarım ve Sulama: İklim değişikliğine karşı akıllı sulama ve modern tarım makinalarının kullanımı tartışıldı. ​Sürdürülebilir Sanayi: Şeker üretiminde atık yönetimi ve yan ürünlerin katma değerli hale getirilmesi projeleri sunuldu. ​Milli Makina Hamlesi: Türkşeker’in Ankara ve Eskişehir’deki makine fabrikalarının, savunma ve enerji sanayisindeki dışa bağımlılığı azaltma potansiyeli vurgulandı. ​Geleceği Şekillendiren Çalıştay ​Etkinliğin son gününde gerçekleştirilen çalıştayda, şeker pancarı tarımı ve şeker sanayisindeki fırsatlar bilimsel süzgeçten geçirildi. Kamu ve özel sektör temsilcilerinin katılımıyla hazırlanan sonuç raporu, sektörün önümüzdeki yıllardaki stratejik hamleleri için somut bir yol haritası niteliği taşıyor.

Şekerin Tadı Kaçtı, Acısı Vatandaşa Kaldı! Haber

Şekerin Tadı Kaçtı, Acısı Vatandaşa Kaldı!

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ramazan Bayramı öncesi şeker ve çikolata fiyatlarındaki artışlara dikkat çekti. Gürer, vatandaşın bayram şekeri ve lokum almakta zorlandığını söyledi. "BAYRAMDAN BAYRAMA MİSAFİR ŞEKERİ" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayramın vazgeçilmezi olan ikramlıkların bir yıl içinde ulaştığı fiyat seviyesini piyasa verileriyle ortaya koydu. Geçen yılın bayram dönemine kıyasla raflardaki değişime dikkat çeken Gürer, dar gelirlinin bayram hazırlığı yapamaz hale geldiğini vurguladı. Marketlerde Bayram Şekeri fiyatı arttı: Gürer “Geçen yıl 199 TL’ye satılan popüler bayram şekerleri 2026 yılında 259 TL’ye çıktı. İkramlık çikolataların kilogram fiyatı ise ortalama 589 TL’den 749 TL’ye yükseldi” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Bayram demek paylaşmak demek, ikram etmek demek. Ancak 450 gramlık bir kutu çikolatanın 269 liradan 375 liraya çıktığı bir düzende, asgari ücretli ve emekli misafirine ne ikram edecek? İktidarın yanlış ekonomi politikaları, halkın en temel geleneklerini bile elinden alıyor,” ifadelerini kullandı. "CEVİZ VE KOLONYADAKİ ARTIŞ BİLE KORKUTUYOR" Sadece şeker ve çikolatada değil, bayram sofralarının ve ikramlarının tamamında büyük bir maliyet artışı yaşandığını belirten Gürer, ceviz ve kolonya fiyatlarındaki yükselişe de değindi. Bayram tatlılarının ana malzemesi olan ceviz ve bayramın simgesi kolonyanın fiyatlarının geçen yıla göre katlandığını ifade etti. Gürer, "Vatandaş tatlısına ceviz koyarken, bayramlaşırken döktüğü kolonyayı bile damla damla hesaplamak zorunda kalıyor," dedi. İTHALAT LOBİSİ BOŞ DURMUYOR İktidarın yanlış tarım politikalarının bayram öncesi mutfaklardaki yangını hissettirdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, 2025 yılına ait dış ticaret verilerini paylaştı. Gürer, Ülkemiz şekerde kendi kendine yeten bir ülke iken şeker fabrikaları özelleştirilmesi sonrası ithal şeker girişi de arttı. Bir süre yapılır durur beklentisi ithalatın sürdüğünü gösteriyor.2025 yılında şeker ithalatı için dışarıya tam 65 milyon 999 bin 996 dolar ödendi. Sadece bir yıl içinde 109 bin 963 ton şeker ithal edildi. Kendi şeker fabrikalarımızı özelleştirenler, şeker pancarı üreticisini küstürenler bugün ithal şekere yol açtı. Dışarıdan milyonlarca dolarlık şeker alıyoruz ama halkımız yine pahalı şeker yiyor. 2026 yılında bir paket kaliteli çikolatanın fiyatı 199 liradan 330 liraya fırlamışsa, düşünmek lazım.. Bu bayram, mutfaktaki yangının en net görüldüğü bayram olacak.” dedi. GLİKOZ ŞURUBUNDA DA İTHALAT Şeker piyasasındaki dengesizliğin sanayi tipi tatlandırıcılara da yansıdığını ifade eden Gürer, glikoz şurubu ithalatındaki artışa dikkat çekti. Gürer, halk sağlığı açısından riskli olan bu tabloyu şu rakamlarla özetledi: "Şeker türevlerinde de durum farksız. 2025 yılında 21 bin 31 ton glikoz şurubu ithal edilerek karşılığında 17 milyon 897 bin 691 dolar ödeme yapıldı. İthalat miktarı bir önceki seneye göre yüzde 7 oranında artış gösterdi."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.