Hava Durumu

#Sera Gazı

Kırsal Haber - Sera Gazı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sera Gazı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı Haber

Doğa Temelli Çözümler Projesinin Hazırlıkları Tamamlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü (TRGM) ile Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) iş birliğinde yürütülecek, Küresel Çevre Fonu (GEF) finansmanıyla desteklenen ve Doğa Koruma Merkezi (DKM) tarafından uygulanacak "Doğa Temelli Çözümler Yoluyla Tarım-Gıda Sisteminin Sürdürülebilirliğinin ve Dayanıklılığının Artırılması Projesi"nin hazırlık çalışmaları tamamlandı. Türkiye, Küresel Programın Parçası Olacak Türkiye, Çin, Hindistan, Arjantin ve Kazakistan'ın da aralarında bulunduğu 32 ülkenin yer aldığı GEF Gıda Sistemleri Entegre Programı'nın önemli bir bileşeni olarak projede yer alacak. Proje, özellikle buğday üretimi ile hayvancılık ve mera sistemleri olmak üzere iki kritik üretim alanına odaklanacak. Proje 6 İlde Hayata Geçirilecek Proje; Tekirdağ, Niğde, Nevşehir, Bingöl, Kahramanmaraş ve Kars olmak üzere 6 ilde uygulanacak. Projenin temel amacı, doğa temelli çözümleri tarım sektörüne entegre ederek gıda sistemlerinden kaynaklanan çevresel baskıların azaltılmasına katkı sağlayacak. Bu kapsamda biyolojik çeşitlilik kaybı, toprak bozulumunun artması, tatlı su kaynakları üzerindeki baskı, tarımsal besin kirliliği ve sera gazı emisyonları gibi temel çevresel sorunların azaltılması hedefleniyor. Kurumsal İş Birliği ve Yeni Mekanizmalar Proje kapsamında kurumlar arasındaki koordinasyonu güçlendirecek mekanizmalar ile özel sektör ve üretici temsilcilerini bir araya getiren iş birliği platformları oluşturulacak; doğa temelli çözümlerin ulusal politika ve stratejilere entegrasyonunu destekleyecek yol haritası, uygulama rehberleri ve kapasite geliştirme programları hazırlanacak. Sürdürülebilir Üretim ve Karbon Emisyonlarının Azaltılması Buğday ve hayvancılık değer zincirlerinde sürdürülebilir üretimi desteklemek amacıyla ürün takip ve izlenebilirlik sistemleri, sürdürülebilirlik standartları ve finansman mekanizmaları geliştirilecek; özel sektör yatırımları ile kamu-özel sektör iş birlikleri teşvik edilecek. Pilot illerde doğa temelli uygulamalar hayata geçirilerek 5 bin hektar bozulmuş alan restore edilecek, 800 bin hektar tarımsal alanda sürdürülebilir yönetim uygulamalarının yaygınlaştırılması desteklenecek ve yaklaşık 5,2 milyon ton karbondioksit eşdeğeri sera gazı emisyonunun azaltılması veya tutulması sağlanacaktır. Eğitim ve Kapasite Geliştirme Faaliyetleri Ayrıca çiftçiler, teknik personel, kooperatifler ve özel sektör temsilcilerine yönelik eğitim, yayım ve kapasite geliştirme faaliyetleri yürütülerek 5 bin 386 doğrudan yararlanıcıya ulaşılması hedefleniyor. Proje kapsamında geliştirilecek izleme, raporlama ve doğrulama sistemi ile bilgi yönetimi ve deneyim paylaşım mekanizmaları sayesinde uygulama sonuçları izlenecek, başarılı örneklerin ulusal ölçekte yaygınlaştırılması desteklenecek. 48 Ayda Sürdürülebilir Dönüşüme Katkı Sağlayacak 48 ay süreyle uygulanacak projenin, Türkiye'de tarım ve gıda sistemlerinin sürdürülebilir dönüşümüne, kırsal alanlarda iklim dayanıklılığının artırılmasına ve doğa temelli çözümlerin yaygınlaştırılmasına önemli katkılar sunması bekleniyor.

Avrupa'da Aşırı Sıcaklar Nedeniyle 20 Binden Fazla Kişi Hayatını Kaybetti Haber

Avrupa'da Aşırı Sıcaklar Nedeniyle 20 Binden Fazla Kişi Hayatını Kaybetti

Avrupa'yı etkisi altına alan rekor sıcaklıklar, kıta genelinde büyük bir trajediye yol açtı. İklim bilimcilerin yaptığı son modelleme çalışması, 22-28 Haziran 2026 tarihleri arasında yaşanan aşırı sıcak hava dalgası nedeniyle 20 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini ortaya koyuyor. ​Indiana Üniversitesi’nden iklim bilimci Dr. Christopher Callahan tarafından gerçekleştirilen analiz, aşırı sıcakların halk sağlığı üzerindeki yıkıcı etkisini gözler önüne serdi. Avrupa genelinde yerel düzeylerde kabul görmüş "sıcağa bağlı ölüm modelleri" kullanılarak yapılan çalışmada, Haziran ayının son haftasında gözlemlenen sıcaklıklar, mevsim normalleriyle karşılaştırılarak ölüm artışları hesaplandı. ​Ülke Bazında Vahim Tablo ​İklim bilimci Dr. Callahan’ın modelleme sonuçlarına göre, 22-28 Haziran tarihleri arasında Avrupa ülkelerinde yaşanan "fazladan" ölüm sayıları şu şekilde kaydedildi: ​Fransa: 5.210 ölüm ​Almanya: 4.543 ölüm ​İspanya: 3.163 ölüm ​İtalya: 2.709 ölüm ​Uzmanlar, bu rakamların henüz başlangıç aşamasındaki tahminler olduğunu ve sıcaklık kaynaklı ölümlerin genellikle tam olarak kayda geçirilmediğini belirtiyor. Tahminlere göre sıcaklık kaynaklı her 10 ölümden 9’unun resmi kayıtlarda yer almadığı ifade ediliyor. ​"Fosil Yakıtların Bedelini Ödüyoruz" ​Araştırmaya dahil olmayan Leipzig Üniversitesi’nden iklim bilimci Dr. Karsten Haustein, yaşanan durumu "korkunç" olarak nitelendirerek, "2003 yılında yaşanan sıcak dalgasının sebep olduğu ölüm sayısının aşılmış olmasına şaşırmam. Ancak bu sefer ölümlerin çok daha fazlası, fosil yakıtlar yakmamızla doğrudan bağlantılı" değerlendirmesinde bulundu. ​Tyndall Center’dan Dr. Rita İssa ise yaşlılar, kronik hastalar, açık havada çalışanlar ve yalıtımı yetersiz evlerde yaşayanların en savunmasız gruplar olduğunu hatırlatarak, "Aşırı sıcaklarda halkı korumak hem halk sağlığı hem de sağlıkta eşitlik meselesidir" uyarısını yaptı. ​Sıcaklık Artışları Artık "Normal" Değil ​World Weather Attribution (WWA) tarafından yapılan daha önceki çalışmalar, Avrupa’daki sıcak hava dalgası sırasında kaydedilen gündüz ve gece sıcaklıklarının, 50 yıl önce meydana gelmesinin "neredeyse imkânsız" olduğunu ortaya koymuştu. ​Dr. Callahan, sera gazı salımları devam ettiği sürece bu tür aşırı sıcak olaylarının şiddetlenerek devam edeceğini vurguluyor. Halk sağlığını korumak için sadece emisyon azaltımının yeterli olmadığını belirten uzmanlar; klimaların yaygınlaştırılması, toplumsal destek mekanizmaları ve sağlık sistemlerinin kapasitesinin artırılması gibi "kısa vadeli uyum yatırımlarının" hayati önem taşıdığının altını çiziyor. Kaynak: İklim Masası

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm Haber

TAT Gıda’dan Tarımda Dijital Dönüşüm

Türkiye'nin tarımsal üretim gücünü teknolojiyle buluşturan Tat Gıda'nın geleneksel hale gelen Dijital Tarla Günü etkinliği, sektörün farklı paydaşlarını bir araya getirerek tarımın dönüşüm sürecine ışık tuttu. Tat Gıda, Bursa'nın Karacabey ilçesinde düzenlediği 9. Dijital Tarla Günü'nde dijital tarım uygulamalarının üretime sağladığı somut kazanımları ve sürdürülebilir tarım vizyonunu paylaştı. Şirket, yapay zekâ destekli sulama sistemleriyle su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlarken, dijital tarım uygulamalarını kullanan üreticilerde verimin yüzde 16 ila 28 arasında arttığını açıkladı. Tarımda dijital dönüşümün çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliğine sağladığı katkıların da öne çıktığı etkinlikte, sektörün geleceğine yönelik önemli mesajlar verildi. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Camandıra Çiftliği’nde gerçekleştirilen 9. Dijital Tarla Günü etkinliğine Mustafakemalpaşa İlçe Tarım ve Orman Müdürü Nuri Oruç, Karacabey İlçe Tarım ve Orman Müdürü Davut Aytek, Mustafakemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Mehmet Aydemir ve Karacabey Ziraat Odası Başkanı Erhan Erdem ile akademisyenler, çiftçiler, sektör paydaşları ve çözüm ortakları katıldı. BASF ve BASF Nunhems’in platin sponsor, Türkiye İş Bankası ve Sarten’in altın sponsor, United Genetics Turkey, Solares, Subutay Bulut Nakliyat, Baştürk Cam, Akca Lojistik, Özler Plastik ve Omnia Nişasta’nın gümüş sponsor olarak destek verdiği Tat Gıda 9. Dijital Tarla Günü’nün açılışında konuşan Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Veysel Memiş, veri odaklı üretim modelleri sayesinde çiftçilerin verimliliğini artırırken doğal kaynakların korunmasına da önemli katkılar sağladıklarını söyledi. “Sözleşmeli üretim modelimizi dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımda dönüşüme öncülük ediyoruz" Tat Gıda'nın 2016 yılında başlattığı Dijital Tarım Programı'nın bugün Türkiye'de örnek gösterilen uygulamalardan biri haline geldiğini belirten Veysel Memiş, sözleşmeli üretim modelini dijital teknolojilerle güçlendirerek tarımsal üretimde dönüşüme öncülük ettiklerini söyledi. Dijital tarım uygulamalarının kapsamını her yıl genişlettiklerini kaydeden Memiş, bugün 400'ün üzerinde çiftçinin dijital tarım ekosistemine dahil olduğunu ve 20 bin dekardan fazla alanda dijital uygulamaların aktif olarak kullanıldığını ifade etti. Son iki yılda gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Veysel Memiş, 15 bin dekardan fazla alanda uydu destekli bitki sağlığı takibi yapıldığını, 585 tarlanın dijital olarak izlendiğini ve 500'ün üzerinde toprak analiziyle üreticilere özel gübreleme programları oluşturulduğunu belirtti. Dijital takip sistemleri sayesinde yüzlerce problemli alanın erken dönemde tespit edilerek hızlı müdahale imkânı sağlandığını dile getirdi. Dijitalleşmenin sahadaki en önemli çıktısının verim artışı olduğunu vurgulayan Veysel Memiş, uydu teknolojileri, sensörler ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanan üreticilerin verimlerinin geleneksel yöntemlerle üretim yapan çiftçilere kıyasla yüzde 16 ila yüzde 28 arasında daha yüksek gerçekleştiğini açıkladı. Bu sonuçların teknolojinin tarım sektöründe yalnızca bir yenilik değil, aynı zamanda verimlilik, rekabetçilik ve sürdürülebilirlik açısından stratejik bir araç olduğunu ortaya koyduğunu ifade eden Veysel Memiş, dijital dönüşümün üreticilerin gelir seviyelerine de doğrudan katkı sunduğunu kaydetti. “Yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandı” Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmalarını sadece verim artışıyla sınırlı değerlendirmediğini belirten Veysel Memiş, çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan uygulamaların da önemli sonuçlar verdiğini söyledi. Toprak analizleriyle bilinçli gübreleme uygulamalarının yaygınlaştırıldığını ifade eden Veysel Memiş, yapay zekâ destekli sulama sistemleri sayesinde su tüketiminde yüzde 23 tasarruf sağlandığını, veri temelli bitki koruma uygulamalarıyla ise pestisit kullanımının yüzde 44 oranında azaltıldığını açıkladı. Türkiye'de sözleşmeli sanayi domatesi üretiminin tamamında yüzde 100 damla sulama sistemi kullanan öncü üretici gruplarından biri olduklarını belirten Veysel Memiş, bu modelin hem su verimliliği hem de karbon ayak izinin azaltılması açısından güçlü bir sürdürülebilirlik örneği oluşturduğunu vurguladı. Tat Gıda'nın sürdürülebilir tarım hedeflerini uluslararası projelerle desteklediğini belirten Memiş, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası ile yürütülen Yeşil Tarım Projesi kapsamında sera gazı emisyonlarının azaltılması, su verimliliğinin artırılması ve çevresel etkilerin ölçülmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirdiklerini söyledi. Şirketin aynı zamanda Avrupa Birliği Horizon Europe Programı tarafından desteklenen SolarHub Projesi'nin Türkiye'deki ana paydaşlarından biri olduğunu kaydeden Memiş, proje kapsamında tarım ve yenilenebilir enerji sistemlerinin entegrasyonuna yönelik yenilikçi uygulamaların sahada test edildiğini ve üreticilerle buluşturulduğunu ifade etti. “Temel amacımız teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak” Tarımsal üretim alanlarında yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Veysel Memiş, çiftçilerin bu dönüşümden en yüksek faydayı sağlaması amacıyla eğitimler, çalıştaylar ve uluslararası bilgi paylaşım faaliyetleri gerçekleştirdiklerini söyledi. Tarımın geleceğinin nitelikli insan kaynağıyla şekilleneceğine inandıklarını vurgulayan Memiş, Ege Üniversitesi ve Uludağ Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen programlar kapsamında bugüne kadar 217 üniversite öğrencisine uygulamalı dijital tarım eğitimi verildiğini açıkladı. Ayrıca yüzlerce üreticinin dijital tarım teknolojileri ve yeni nesil üretim yöntemleri konusunda eğitim programlarına katıldığını belirten Veysel Memiş, teknolojik dönüşümün ancak bilgi paylaşımı ve üretici katılımıyla kalıcı hale gelebileceğini ifade etti. 9. Dijital Tarla Günü'nün temel amacının teknolojiyi sahaya taşımak, üreticileri yenilikçi çözümlerle buluşturmak ve başarılı uygulamaları paylaşmak olduğunu belirten Veysel Memiş, şunları söyledi: "Tarımın geleceğinin veriyle desteklenen, çevreye duyarlı, kaynaklarını verimli kullanan ve çiftçisini merkeze alan bir anlayışla şekilleneceğine inanıyoruz. Bugün sahada gördüğümüz her teknoloji ve her uygulama, daha verimli, daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir tarım sistemi oluşturma hedefimizin bir parçasıdır. Çiftçilerimiz, iş ortaklarımız, akademisyenlerimiz ve teknoloji sağlayıcılarımızla birlikte tarımın geleceğini inşa etmeye devam edeceğiz." Dijitalleşme, finansman ve sürdürülebilirlik aynı platformda buluştu Etkinlik kapsamında katılımcılara Tat Gıda'nın dijital tarım çalışmaları ve sahada elde edilen sonuçları anlatan özel bir tanıtım filmi de izletildi. Programın ilk oturumunda Tat Gıda Bilgi Teknolojileri ve Proje Yönetim Direktörü Çiğdem Şahin, şirketin dijital dönüşüm vizyonunu ve geleceğe yönelik stratejik hedeflerini anlattı. Şahin, dijitalleşmenin yalnızca verimlilik artışı sağlamadığını, aynı zamanda doğal kaynakların korunması, üretim süreçlerinin optimize edilmesi ve sürdürülebilirliğin güçlendirilmesi açısından kritik rol üstlendiğini belirtti. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat moderatörlüğünde gerçekleştirilen "Tat & BASF Dijital İş Birliği ve Sürdürülebilirlik" panelinde, BASF Tarım Çözümleri Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Mustafa Yüksel ile BASF Nunhems Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan ve Pakistan Ülke Müdürü Önder Yılmaz konuşmacı olarak yer aldı. Oturumda dijital teknolojilerin tarımsal üretime etkileri, sürdürülebilirlik hedefleri, yenilikçi tarım uygulamaları ve özel sektör iş birliklerinin sektöre sağladığı katkılar ele alındı. Katılımcılar, tarımın geleceğinde teknoloji ve sürdürülebilirliğin birbirini tamamlayan iki temel unsur olduğuna dikkat çekti. Programın “Sürdürülebilir Tarım Ekosistemi ve İş Bankası Tarım Bankacılığı” panelinde ise sürdürülebilir tarım ekosistemi ve tarım bankacılığı konusu gündeme geldi. Gazeteci ve Tarım-Gıda Editörü İrfan Donat'ın moderatörlüğünü yaptığı oturumda, Türkiye İş Bankası Tarım Bankacılığı Pazarlama Bölümü Müdür Yardımcısı Mustafa Alper Devran ile Tat Gıda'nın sözleşmeli üretim modeli içerisinde uzun yıllardır yer alan genç üreticiler Mustafa Demirel ve Eren Çağan deneyimlerini paylaştı. Panelde tarımın finansmanı, sürdürülebilir üretim modelleri, üreticilerin finansmana erişimi ve sözleşmeli üretimin sağladığı avantajlar değerlendirildi. Üreticiler sahadaki deneyimlerini aktarırken, finansman mekanizmalarının tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından taşıdığı önem vurgulandı.

Bakan Yumaklı: ''Dünyada Üretilen Gıdanın Üçte Biri Çöpe Gidiyor!'' Haber

Bakan Yumaklı: ''Dünyada Üretilen Gıdanın Üçte Biri Çöpe Gidiyor!''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Atatürk Havalimanı'nda düzenlenen "Sıfır Atık Forumu 2026" etkinlikleri kapsamında önemli açıklamalarda bulundu. "Hasat Sonrası Kayıpların Azaltılması-Gıda Tedarik Zincirinde Verimliliğin Artırılması" temalı Yüksek Düzeyli Tarım Bakanları Paneli'nin açılış konuşmasını yapan Yumaklı, küresel gıda krizi ve israfın çevresel boyutlarına dikkat çekti. Bakan Yumaklı, dünyada milyarlarca ton gıda üretilmesine rağmen milyonlarca insanın açlıkla mücadele etmesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Küresel Ekonomiye Yıllık 1 Trilyon Dolar Zarar Gıda kaybı ve israfının sadece ekonomik bir problem olmadığını, aynı zamanda insani ve ahlaki bir sorumluluk taşıdığını belirten Bakan Yumaklı, küresel ölçekteki çarpıcı istatistikleri paylaştı. Üretilen gıdanın sofralara ulaşmadan yok olduğunu ifade eden Yumaklı, şu verileri aktardı: "Küresel ölçekte üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 13'ü hasat sonrası süreçlerde zayi olmaktadır. Yüzde 19'u ise evlerde, marketlerde, restoranlarda ve toplu tüketim alanlarında israf edilmektedir. Sonuç olarak, üretilen gıdanın 3'te biri daha sofralarımıza ulaşmadan yok olmaktadır. Bu gıda kaybının küresel ekonomiye yıllık zararı 1 trilyon dolardır. Aynı zamanda bu durum, küresel sera gazı emisyonlarının yüzde 8 ila 10'unu oluşturmaktadır." "Çocukların Temel Gıdaya Ulaşamadığı Bir Düzeni Kabul Edemeyiz" Dünya nüfusunun 2050 yılına kadar 10 milyara yaklaşacağının öngörüldüğünü hatırlatan Bakan İbrahim Yumaklı, gelecekte daha güçlü üretim sistemlerine ihtiyaç duyulacağını belirtti. Açlığın sadece istatistiksel bir veri olmadığını söyleyen Yumaklı, "Açlık, bir annenin kaygısı, bir çocuğun eksik kalan öğünüdür. Dünyanın farklı bölgelerinde çatışmalara büyük kaynaklar ayrılırken, çocukların temel gıdaya ulaşamadığı bir düzenin kabul edilmesi mümkün değildir" dedi. Gazze başta olmak üzere kriz bölgelerinde yaşanan dramların, gıdaya erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladığını sözlerine ekledi. COP31 Bu Yıl Antalya'da Gerçekleştirilecek Türkiye'nin çevre ve iklim politikalarındaki kararlılığına değinen Tarım ve Orman Bakanı, Birleşmiş Milletler'in 31. İklim Zirvesi olan COP31'in bu yıl kasım ayında Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenleneceğini müjdeledi. Sıfır Atık Forumu'nda atılan adımların COP31 hedefleriyle tam bir uyum içinde olduğunu belirten Yumaklı, döngüsel ekonomi ve sıfır atık kültürünü topluma yaymakta kararlı olduklarını ifade etti. "Gıdayı Korumak; Emeği, Suyu ve Toprağı Korumaktır" Türk kültüründe ve İslam inancında israfın yerinin olmadığını ve bu köklü anlayışı tarım politikalarından su yönetimine kadar her alana yansıttıklarını anlatan Bakan Yumaklı, konuşmasını şu güçlü mesajlarla tamamladı: "Gıdayı üretmek kadar korumak da önemlidir. Gıdayı korumak; emeği, suyu ve toprağı korumaktır. Aynı zamanda iklimi, insan onurunu ve gelecek nesilleri korumaktır. Hasat sonrası kayıpların azaltılması amacıyla atacağımız her somut adım, bizi daha dirençli gıda sistemlerine ve daha güçlü bir kırsal kalkınmaya ulaştıracaktır."

Dünya’nın İklim Acil Sinyaline Büyük Yanıt Haber

Dünya’nın İklim Acil Sinyaline Büyük Yanıt

Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D), 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde kritik bir çağrıda bulundu. Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Antalya’da düzenlenecek tarihi COP31 zirvesine doğru ilerlerken Türkiye’nin iklim eylemini hızlandırması gerektiğini vurguladı. Dünya genelinde iklim krizi etkileri her geçen gün daha sert hissedilirken, Türkiye çevre bilincini tabana yaymak ve iklim eylemini hızlandırmak için dev bir harekete imza atıyor. 5 Haziran Dünya Çevre Günü ve Türkiye Çevre Haftası kapsamında, Sürdürülebilir Üretim ve Tüketim Derneği (SÜT-D) "Adımlarımızı Türkiye’miz için atalım" çağrısıyla yeşil bir dönüşüm hareketi başlattı. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi ve SÜT-D Başkanı Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, bu yıl küresel olarak "İklim Eylemi", ülkemizde ise "Sıfır Atık" temasıyla kutlanan bu özel haftanın Türkiye’nin iklim vizyonu için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. Hedef Antalya COP31: Sıfır Atık İlk Sırada! Birleşmiş Milletler Çevre Programı (UNEP) öncülüğünde kutlanan Dünya Çevre Günü'nün bu yılki küresel ev sahibinin Azerbaycan olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karaosmanoğlu, Türkiye'nin önünde çok önemli bir uluslararası randevu olduğunu vurguladı: "Kasım 2026’da Antalya’da gerçekleştirilecek olan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı (COP31) yolunda Dünya Çevre Günü ayrı bir öneme sahip. Uygulama, Finansman ve Adil Geçiş odaklı COP31 zirvesinin öncelik sıralamasında Sıfır Atık ilk sırada yer alıyor." "İnkâr ve Şüphe Dönemi Bitti, Çaresiz Değiliz" Sera gazı emisyonlarının tetiklediği sıcak hava dalgaları, eriyen buzullar, orman yangınları ve ekosistem tahribatlarına dikkat çeken Karaosmanoğlu, insanlığın artık iklim acil sinyalini görmezden gelemeyeceğini ifade etti: "Onlarca yıldır bu sinyali duysak da cevabımız inkâr ve şüpheyle gölgelenip gecikerek bugünlere geldik. Ancak çaresiz değiliz. Küresel iklim değişikliği mücadelesinde; yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi, şehirlerin yeniden tasarlanması, yeniden ağaçlandırma ve ileri iklim teknolojileri ile geri sinyalimiz her geçen gün güçleniyor. Hepimiz iklimle olan ilişkimizi yeniden şekillendirmeliyiz." 24 Saatte 10 Bin Adım Atana Bakanlık Ödülü! 1-7 Haziran tarihleri arasında kutlanan Türkiye Çevre Haftası, bu yıl oldukça renkli ve hareketli etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hayata geçirilen projelerle çevre bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması hedefleniyor. Öne çıkan etkinlikler ve başlıklar ise şöyle: 81 İlde 81 Milyar Adım: Ankara Kızılcahamam’da başlayan çevre yürüyüşü tüm Türkiye'ye yayılıyor. Mobil Uygulama İle Ödül Fırsatı: "81 Milyar Adım" mobil uygulamasını indirip 5 Haziran'dan 6 Haziran'a kadar 24 saat içinde 10 bin adım atanlar, Bakanlık tarafından verilecek özel ödüller için çekiliş hakkı kazanacak. Toplu Fidan Dikimi: İklim değişikliğine karşı hayati önem taşıyan yutak alanları artırmak amacıyla, 81 ilin toprak yapısına uygun fidanlar öğrencilerle birlikte toprakla buluşturulacak. Sıfır Atık Festivali: 4-7 Haziran tarihleri arasında İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gerçekleştirilen festival, çevre dostu teknolojileri ve yaşam pratiklerini bir araya getiriyor. Çevre Dostu Ulaşım: 3 Haziran Dünya Bisiklet Günü’nde düzenlenen "Çevre Dostu Bir Yaşam için Bisiklet Turu" ile karbon emisyonsuz ulaşıma dikkat çekildi. Prof. Dr. Filiz Karaosmanoğlu, Türkiye'nin çevre hamlesini destekleyen mesajını şu sözlerle tamamladı: "Adımlarımızı Türkiye’miz için atalım. Dünya Çevre Günü kutlu, sürdürülebilir yaşam kültürümüzle günlerimiz verimli, bereketli, sağlıklı ve mutlu olsun."

TAT Gıda İlk Entegre Faaliyet Raporunu Yayımladı Haber

TAT Gıda İlk Entegre Faaliyet Raporunu Yayımladı

Türkiye’nin 58 yıllık deneyime sahip gıda üreticisi Tat Gıda, kurumsal raporlama yaklaşımında önemli bir dönüşüme imza atarak 2025 yılına ilişkin ilk entegre faaliyet raporunu yayımladı. Şirket, finansal rapor ve Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) Uyumlu Sürdürülebilirlik Raporu kapsamında hazırlanan açıklamaları ilk kez tek bir raporda birleştirerek paydaşlarına daha bütüncül ve şeffaf bir raporlama modeli sundu. Yeni nesil kurumsal raporlama yaklaşımını yansıtan entegre rapor, şirketin finansal performansını çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki sürdürülebilirlik performansıyla birlikte ele aldı. Böylece yatırımcılar, finans kuruluşları ve diğer paydaşlar için şirketin değer yaratma kapasitesine ilişkin daha kapsamlı bir görünüm ortaya koydu. Tat Gıda 2025 Entegre Faaliyet Raporu; şirketin iş modeli, stratejik öncelikleri, yönetişim yapısı, risk ve fırsat yönetimi ile sürdürülebilir değer yaratma yaklaşımını tek bir çerçevede sundu. Bu yapı sayesinde finansal sonuçlar ile sürdürülebilirlik performansı arasındaki ilişki daha net biçimde ortaya konulurken, kısa vadeli operasyonel sonuçlar ile uzun vadeli büyüme hedefleri aynı kurumsal anlatı içinde değerlendirilebiliyor. Entegre rapor, sürdürülebilirlik alanında yürürlüğe giren yeni standartlara uyumlu biçimde hazırlandı Salça, domates ürünleri, sos, hazır yemek ve konserve kategorilerinde geniş ürün portföyüne sahip olan Tat Gıda’nın ilk entegre faaliyet raporu, Türkiye’de sürdürülebilirlik alanında yürürlüğe giren Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS) ile uyumlu şekilde hazırlandı. Raporda, TSRS standartlarıyla uyumlu çevresel, sosyal ve yönetişim göstergelerinin yanı sıra TSRS S2 “İklimle İlgili Açıklamalar” standardı kapsamında iklim kaynaklı risk ve fırsatların şirketin finansal performansı üzerindeki olası etkilerine de yer verildi. Bu kapsamda şirketin iklimle ilgili yönetişim yapısı, stratejik yaklaşımı, risk yönetimi süreçleri ve sera gazı emisyonları gibi performans göstergelerine ilişkin hedefler ve metrikler de raporda detaylı biçimde paylaşıldı. Finansallar, sürdürülebilirlik ve iklim verilerinin tek rapor altında toplanması; veri tekrarını azaltırken farklı raporlar arasındaki tutarsızlık riskini de ortadan kaldırarak yatırımcılar açısından daha karşılaştırılabilir ve güvenilir bir bilgi altyapısı oluşturuldu. “Sürdürülebilirlik ve dijital dönüşüm iş modelimizin merkezinde” Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, entegre raporun şirketin sürdürülebilir büyüme vizyonunun önemli bir göstergesi olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Tat Gıda, tarım ve gıda sektöründeki köklü geçmişi, güçlü üretim altyapısı ve yüksek marka değeriyle Türkiye’den çıkan küresel bir gıda markası olma vizyonu doğrultusunda faaliyetlerini kararlılıkla sürdürüyor. Güven, kalite ve sürdürülebilirlik ekseninde şekillenen iş modelimiz sayesinde hem tüketicilerimizle hem de paydaşlarımızla güçlü bir bağ kuruyoruz.” Şirketin sürdürülebilirlik ve dijital dönüşümünü stratejik öncelikleri arasında konumlandırdığını vurgulayan Veysel Memiş, sürdürülebilir gıda arzını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılayan bir faaliyet olarak değil, gelecek nesiller için güvenilir ve erişilebilir gıdayı garanti altına alan stratejik bir sorumluluk olarak gördüklerini ifade etti. Yenilenebilir enerji yatırımları hızlanıyor Tat Gıda, sürdürülebilirlik stratejisi kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarına da hız veriyor. Şirketin Manisa Yunusemre Akçaköy’de kurduğu 1,98 MWe kurulu güce sahip Güneş Enerjisi Santrali (GES), 2025 yılı itibarıyla devreye alındı. Yıllık yaklaşık 3.800 MWh elektrik üretim kapasitesine sahip tesisin, şirketin toplam enerji tüketiminin yaklaşık yüzde 19,5’inin yenilenebilir kaynaklardan karşılanıyor. Afyonkarahisar’ın Dinar ilçesinde kurulumu devam eden ikinci güneş enerjisi santralinin devreye girmesiyle birlikte şirketin enerji ihtiyacının önemli bir bölümünün yenilenebilir kaynaklardan karşılanması planlanıyor. Tat Gıda ayrıca Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumlu şekilde 2030 yılına kadar karbon emisyonlarını yüzde 55 azaltmayı, 2050 yılında ise net sıfır hedefine ulaşmayı taahhüt ediyor. Dijital tarım ve sözleşmeli üretim modeli Şirketin sürdürülebilir büyüme stratejisinde dijital tarım uygulamaları ve sözleşmeli üretim modeli de önemli bir yer tutuyor. Tat Gıda, 500’ü sözleşmeli 1.000’in üzerinde çiftçiyle iş birliği yaparak üretimde verimlilik, izlenebilirlik ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını destekliyor. Uydu görüntüleme sistemleri, tarımsal sensörler, iklim istasyonları ve veri temelli üretim modelleri sayesinde tarımsal üretimde verimliliğin artırılması, su ve gübre kullanımının optimize edilmesi ve çevresel etkilerin azaltılması hedefleniyor. Şirket ayrıca EBRD ile birlikte yürüttüğü genç çiftçi eğitim programları ve dijital tarım uygulamalarıyla veri temelli tarım modelinin yaygınlaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Tat Gıda, güçlü üretim altyapısı ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlarıyla küresel pazarlardaki büyümesini sürdürmeyi hedefliyor. Tat Gıda’nın ilk entegre faaliyet raporu, şirketin finansal performansını sürdürülebilirlik stratejileriyle birlikte ele alarak kurumsal raporlama alanında önemli bir dönüşümü temsil ediyor. Bu yaklaşım, şirketin yalnızca bugünkü performansını değil, geleceğe yönelik sürdürülebilir değer yaratma kapasitesini de daha görünür hale getiriyor. Aynı zamanda yatırımcılar başta olmak üzere tüm paydaşlara şeffaf, karşılaştırılabilir ve bütüncül bir raporlama sunulmasını amaçlıyor. Rapor; kurumsal yönetim ilkeleri doğrultusunda şeffaflık, hesap verebilirlik, sorumluluk ve adillik gibi temel yönetim bileşenlerini merkeze alırken, şirketin stratejik önceliklerini, risk yönetimi yaklaşımını ve uzun vadeli değer yaratma modelini de kapsamlı biçimde ortaya koyuyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.