Hava Durumu

#Sıcaklık Artışı

Kırsal Haber - Sıcaklık Artışı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıcaklık Artışı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İklim Değişikliği Başkanı Hasar’dan COP31 ve Temiz Enerji Mesajı Haber

İklim Değişikliği Başkanı Hasar’dan COP31 ve Temiz Enerji Mesajı

İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, Türkiye Bilimler Akademisi tarafından Uşak Üniversitesi’nde düzenlenen Karbon Ekonomisi ve Sürdürülebilir Enerji Politikaları Çalıştayında iklim değişikliği, karbon ekonomisi ve sürdürülebilir enerji politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hasar, küresel sıcaklık artışına dikkat çekerek Türkiye’nin iklim değişikliğinden etkilenme risklerini ve COP31 kapsamında öne çıkan hedefleri anlattı. Küresel Sıcaklık Artışı ve İklim Riskleri Gündemde Çalıştayda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, mevcut politikaların sürdürülmesi ve teknolojik hamlelerin yapılmaması durumunda, yüzyılın sonunda dünya genelindeki sıcaklık artışının 3 santigrat dereceye ulaşabileceğini belirtti. Türkiye’nin Akdeniz Havzası’nda yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin etkilerine karşı önemli risklerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Hasar, Körfez ve Orta Doğu bölgelerindeki durumun da küresel ortalamaya kıyasla daha ciddi olabileceğine dikkat çekti. Hasar, iklim belirsizliklerinin normalleştiği bir döneme girilebileceğini ifade etti. COP31’in Öncelikleri: Diyalog, Uzlaşı ve Aksiyon COP31 hazırlıklarına da değinen Prof. Dr. Halil Hasar, bu yılın üç temel mottosunun “Diyalog, uzlaşı ve aksiyon” olduğunu söyledi. Taraflar Konferansı’nın karar alma mercii olduğuna işaret eden Hasar, bu yıl 10. İklim Uygulama Köprüsü’nde Türkiye’nin de imzasının bulunacağını belirtti. COP31 kapsamında 10 öncelikli alanın bulunduğunu aktaran Hasar, temiz enerji ve elektrifikasyonun bu yılın en önemli iki konusu olacağını ifade etti. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un 2035 yılına kadar elektrifikasyon oranının yüzde 35’e ulaşması yönünde hedef belirlediğini hatırlatan Hasar, dünya genelinde bu oranın yüzde 20 ila 24 seviyelerinde, Türkiye’de ise yüzde 22 düzeyinde olduğunu kaydetti. Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Karbon Düzenlemeleri Ele Alındı Prof. Dr. Halil Hasar, çalıştaydaki konuşmasında iklim politikaları ve karbon ekonomisi kapsamında katılımcılara çeşitli başlıklarda bilgi verdi. Bu kapsamda Avrupa Yeşil Mutabakatı, Karbon Fiyatlandırma Pilot Dönemi ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ele alındı. Hasar ayrıca İklim Kanunu, COP31 Eylem Gündemi, temiz enerji politikaları ve elektrifikasyon hedefleri hakkında değerlendirmelerde bulundu. Uşak’ta İklim ve Sürdürülebilir Enerji Politikaları Bir Araya Geldi Türkiye Bilimler Akademisi tarafından Uşak Üniversitesi’nde düzenlenen Karbon Ekonomisi ve Sürdürülebilir Enerji Politikaları Çalıştayı’na Uşak Valisi Serdar Kartal, Türkiye Bilimler Akademisi Asli Üyesi Prof. Dr. İsmail Koyuncu, akademisyenler, çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. Çalıştayda iklim değişikliğiyle mücadele, karbon ekonomisi, sürdürülebilir enerji politikaları ve COP31 kapsamında öne çıkan hedefler hakkında değerlendirmeler paylaşıldı.

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı Haber

Fiji’de Pre-COP Oturumları Başladı

Fiji’de Pre-COP açılış oturumunda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, “COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum” dedi. “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçmeye çağrısı yaptı: Başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. Türkiye'nin ev sahipliğinde Antalya'da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde Pasifik ada ülkesi Fiji’de Pre-COP açılış oturumu gerçekleştirildi. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığındaki oturuma Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen, Fiji Enformasyon, Çevre ve İklim Değişikliği Bakanı Lynda Tabuya ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) İcra Sekreteri Simon Stiell ve Pasifik ülkeleri temsilcileri katıldı. 1,5 DERECE HEDEFİNİ NASIL ULAŞILABİLİR TUTARIZ? COP31 Başkanı Kurum, konuşmasına küresel sıcaklık artışı ortalamasının 1,5 derecede sınırlama hedefine dikkat çekerek başladı: Bugün burada uluslararası iklim gündeminin en temel sorunlarından birini ele almak için bir araya geldik: 1,5 derece hedefini nasıl ulaşılabilir tutarız? Bizim açımızdan bu soru yalnızca bir sıcaklık eşiğine ilişkin değildir. Bu soru insanlarımızın yaşamlarını, gıda güvenliğimizi, şehirlerimizi, ekonomilerimizi ve gelecek nesillerimizi nasıl koruyacağımıza ilişkindir. Bilimsel bulgular bize açık bir mesaj veriyor; 1,5 derecenin aşılması, iklim eyleminin sona erdiği anlamına gelmemelidir. Aksine, bugün alınan kararların önemini daha da arttırmaktadır. Kaçınılan her sıcaklık derecesinin her bir kesri, 1,5 derecenin üzerinde geçirilen her yıl, gelecekte karşı karşıya kalacağımız risklerin azaltılması bakımından önemlidir. Bilimsel bulgular küresel ısınmanın 1,5 derecenin üzerine çıkmasının riskleri arttıracağını; ancak aşımın büyüklüğü, süresi ve sonuçlarının bugün vereceğimiz kararlarla hala etkilenebileceğini ortaya koyuyor. Bu nedenle 1,5 derece hedefini ulaşılabilir tutmak, beklemek değil şimdi harekete geçmek anlamına geliyor. “GEREKSİZ KONUŞMALARLA, SÜRECİ DAHA DA ZORLAŞTIRMAMAMIZ GEREKİYOR” “Başlamak bitirmenin yarısıdır” atasözünü hatırlatan COP31 Başkanı Kurum ülkelere bir an önce iklim eylemi için harekete geçme çağrısı yaptı: Bir an önce başlamalıyız. Açık söylüyorum; COP31 bu sürecin son noktasıdır. Ya COP31'de taahhütlerimizi eyleme, sonuçlara çevireceğiz ya da aynı toplantıları yapmaya kararsızlık içinde devam edeceğiz. Tuvalu'daki, Fiji'deki, bugün dünyanın birçok kıtasındaki çocuklar için ya umut olacağız ya da o karamsarlığa devam etmelerine neden olacağız. Burada hep birlikte o kararları vermiş olacağız. O yüzden başlamak zorundayız, bu bir zorunluluk, tercih değil. Gereksiz konuşmalarla, gereksiz taahhütlerle süreci daha da zorlaştırmamamız gerekiyor. Ve bu yaptığımız toplantılarla da daha fazla emisyon üretmememiz gerekiyor. Bu noktada ben tüm dünyayı o 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak adına eyleme davet ediyorum, uygulamaya davet ediyorum, verilen taahhütleri gerçekleştirmeye davet ediyorum. “AZALTIM VE UYUMU BİRBİRİNİ TAMAMLAYAN İKİ TEMEL UNSUR OLARAK DEĞERLENDİRİYORUZ” COP31 Başkanı Kurum, emisyon azaltımının sıcaklık artış hızını ve ulaşılabilecek en yüksek sıcaklığı sınırlamak açısından kritik önem taşıdığına vurgu yaptı: Bu kapsamda hep birlikte emisyonlarımızı hızlı biçimde azaltmalıyız. Yenilenebilir enerjinin yaygınlaştırılması, enerji verimliliğinin arttırılması ve yüksek karbonlu altyapıya bağımlılığın önlenmesi de bu çabanın temel unsurlarıdır. Biz Avustralyalı dostlarımızla birlikte COP31 Eylem Gündemi’ni belirlerken, hedeflerimizi ortaya koyarken de aslında bu kararlılığı ortaya koymaya çalıştık. Netice almak için COP31 'Uygulama COP'u' olsun istedik ve hedefleri de bu çerçevede belirledik. İstiyoruz ki bu hedefler hayata geçsin. İstiyoruz ki atacağımız bir adımla belki hiç tanımadığımız çocukların hayatını değiştirelim. O yüzden azaltım ve uyumu önemsiyoruz. İkisini birbirinin alternatifi olarak görmüyoruz; birbirini tamamlayan iki temel unsur olarak değerlendiriyoruz. ADİL GEÇİŞ VE KIRILGAN ÜLKELERİN DİRENÇLİLİĞİ Türkiye ve Avustralya iş birliğinde olduğu gibi ülkelerin iklim finansmanı konusunda da iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğine dikkat çeken COP31 Başkanı Kurum, “İklim değişikliği maalesef sınır tanımıyor, dolayısıyla çözümümüz de sınırlı olamaz” dedi. Geçmişte finansmana erişim için pek çok kararın alındığını ancak taahhütlerin uygulamaya geçmesi gerektiğini belirten COP31 Başkanı Kurum, bu noktada adil geçişin desteklenmesinin ve kırılgan ülkelerin iklim etkilerine karşı dirençliliğinin arttırılmasının küresel iklim eyleminin başarısı açısından kritik önemde olduğunu dile getirdi. “HEDEFİMİZ NETTİR; 1,5 DERECE HEDEFİNİ KORUMAK, AŞIMI MÜMKÜN OLDUĞUNCA SINIRLAMAK” COP31 Başkanlığı’nın uygulamaya geçişe odaklandığını vurgulayan Bakan Kurum, şöyle devam etti: 1,5 derece hedefi uluslararası iklim politikasının temel referansı olmaya devam ediyor. Bu çerçevede COP31 Başkanlığı olarak biz, hedeflerden uygulamaya geçişi merkeze alıyoruz. Çünkü artık yalnızca ne yapmamız gerektiğini konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Bilimsel bilgiyi somut politikalara, politikaları yatırımlara, yatırımları ise sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Her COP toplantısında ülkeler belli taahhütlerde bulunuyor. Eğer bir taahhüt ortaya koyuyorsanız bunu gerçekleştirmek durumundasınız. Çünkü oturduğumuz koltuklar bize bu misyonu yüklüyor. Halklarımız, vatandaşlarımız bizden bunu bekliyor ve hep birlikte işte bugün yaşadığımız krizleri de ortadan kaldıracak bu kararlılığı göstermek mecburiyetindeyiz. Şimdi bu seçenekleri eyleme dönüştürmek bizim sorumluluğumuzdur. COP31 Başkanlığı olarak ortak hedefimiz nettir; 1,5 derece hedefini korumak, aşımı mümkün olduğunca sınırlamak ve iklim eylemini bugünden geleceğe uzanan güçlü bir uygulama sürecine dönüştürmek için sizleri Antalya'ya davet ediyoruz. Antalya'ya gelirken açıkçası ne yaptığımızı konuşalım istiyoruz, ne yapacağımızı değil. Yapacaklarımızı zaten konuştuk. Hep birlikte o kararı alacağımıza yürekten inanıyorum. “DÖNÜŞÜM POLİTİKASINDAN ASLA GERİ DÖNÜLEMEZ” COP31 Başkanı Kurum, kapanış oturumunda da söz alarak kararlılık vurgusu yaptı: COP Başkanlığı olarak ilk günden itibaren daima uygulama dedik, daima aksiyon dedik. Müzakere konularının dışında kalan alanlarda da COP31'in dünyaya mesaj vermesinin ne kadar kritik olduğunu hep birlikte gördük. Şunun altını net bir şekilde çizmem gerekiyor; küresel gündem ne kadar zor olursa olsun dönüşüm patikasından asla geri dönülemez. Bu yolda ilerlerken elimizde birlikte çalışabildiğimiz faydalı konular, araçlar ve yollar var. Bilhassa elektrifikasyon bu dönemin itici gücü olacak. NDC ve NAP uygulaması için gereken projelere akacak finansman ve finansmana erişimin hayati önemini hepimiz çok iyi biliyoruz. Müzakere konularını tamamlayacak ve uygulamaya geçirilecek şekilde içinde bulunduğumuz ivmeyi ilerletmek istiyoruz. Antalya'da hep söyledik, söylemeye devam edeceğiz, kesinlikle sürpriz olmayacak. Kesinlikle tepeden inme bir karar olmayacak. Ama gelinen süreçte hepimize yakışan, tüm dünyanın ortak iradesini yansıtacağımız o kararlı duruşu da COP31'de hep birlikte göstermek mecburiyetindeyiz. Burada Fiji'de Pasifik adalarının açıkçası o dramına sessiz kalmak istemiyoruz. Dünyada Nepal gibi iklim değişikliğinin etkilerini hisseden ülkelerin çığlığını duymak istiyoruz. PRE-COP’TA YOĞUN İKLİM DİPLOMASİSİ COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Fiji’de Pre-COP temasları kapsamında Cook Adaları Başbakanı Mark Brown ile Vanuatu Başbakanı Jotham Napat ile ikili görüşmeler gerçekleştirdi. Ardından Fransa Ekolojik Geçiş, Biyoçeşitlilik ile İklim ve Doğa Konularında Uluslararası Müzakereler Bakanı Monique Barbut ile bir araya gelen COP31 Başkanı Kurum, görüşmede; küresel iklim kriziyle mücadele, biyoçeşitliliğin korunması, yeşil dönüşüm ve iklim dirençli şehirler konularında değerlendirmelerde bulundu. COP31 Başkanı Kurum, Avrupa Komisyonu İklim, Net Sıfır ve Temiz Büyümeden Sorumlu Komiser Wopke Hoekstra, Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen ile üçlü görüşme gerçekleştirdi. Bakan Kurum daha sonrasında COP30 Başkanı Andrea De Lago, Singapur Sürdürülebilirlik ve Çevre Bakanı Grace Fu Hai Yien, Fiji Çevre ve İklim Bakanı Lynda Tabuya, Fiji Vanuatu heyeti, Fiji Fransa Heyeti ile de ikili görüşmeler gerçekleştirdi.

Türkiye 2024’te ‘Kayıtlardaki En Sıcak Yılı’ Yaşadı Haber

Türkiye 2024’te ‘Kayıtlardaki En Sıcak Yılı’ Yaşadı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün (MGM) 2016–2025 döneminin küresel ve ulusal sıcaklık ile kuraklık analizlerini paylaştı. Bakan Kurum, “İklim değişikliği geleceğin değil, bugünün meselesi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’müzün paylaştığı 2016–2025 döneminin küresel ve ulusal sıcaklık ile kuraklık analizlerine göre; 2024 Türkiye’nin kayıtlardaki en sıcak yılı, 2025 ise 1964’ten bu yana en kurak yılı oldu. İklim değişikliği ile mücadele bugün artık bir zorunluluk. İklime dirençli bir Türkiye hedefiyle çalışmaya devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün farklı uluslararası kuruluşların ölçüm verileriyle ilgili analiz raporuna göre, 2016–2025 dönemi, küresel ölçekte en sıcak 10 yıllık dönemi oldu. Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) değerlendirmelerine göre 2015–2025 arasındaki 11 yılın tamamı, kayıtlardaki en sıcak 11 yıl olarak kayıtlara geçti. 2023’te belirgin sıcaklık sıçraması kaydedilirken, 2024 yılı, 15,1 °C'lik ortalama sıcaklıkla küresel ölçekte kaydedilen en sıcak yıl oldu. 2025 ise Copernicus/ECMWF ve NOAA veri setlerinde 3. en sıcak yıl olarak sınıflandırıldı. 2025 yılında küresel okyanus ısı içeriği (Ocean Heat Content - OHC), modern gözlem tarihinin en yüksek seviyesine ulaşarak rekor kırdı. TÜRKİYE 2024’TE 15,6 °C ORTALAMA SICAKLIK İLE REKOR KIRDI Türkiye’de de sıcaklık artışı küresel eğilimle uyumlu seyrederek son 10 yılda çok sayıda yüksek sıcaklık rekoru kaydedildi. 2023’te 15,1 °C olan Türkiye ortalama sıcaklığı MGM değerlerine göre 1991–2020 normalinin yaklaşık 1,2 °C üzerinde seyretti ve 2023 Türkiye’nin ‘3. en sıcak yıl’ oldu. 2024 ise 15,6 °C ortalama sıcaklık ile Türkiye'nin ‘kayıtlardaki en sıcak yılı’ oldu. Ülkemizde, 2016-2025 yıları sıcaklık ortalaması 14,9 °C olarak gerçekleşti. 2025, 1964’TEN BU YANA EN KURAK YIL OLDU Türkiye’de Kuraklık açısından ise 2020–2022 dönemi ile özellikle 2025 yılı öne çıktı. WMO ve Copernicus/ECMWF değerlendirmelerinde 2025, Türkiye’nin 1964’ten bu yana en kurak yılı olarak kaydedildi. 2025’te yıllık yağışlar normalin yüzde 27,6 altında gerçekleşti, Güneydoğu Anadolu'nun bazı kesimlerinde yağış açığı yüzde 60'ın üzerine çıktı. MGM analizinde aynı yıl Türkiye'de yüksek sıcaklık koşulları yaşandığına dikkat çekilerek ulusal maksimum sıcaklığın 25 Temmuz’da 50,5 °C ile Şırnak’ın Silopi ilçesinde raporlandığı hatırlatıldı. Ölçülen bu veriler doğrultusunda Karadeniz Bölgesi hariç Türkiye ve tüm bölgelerde 2016-2025 yılları gerçekleşen ortalama sıcaklık değerleri iyimser ve kötümser senaryo beklentilerinin de üzerinde gerçekleştiği vurgulandı. KÜRESEL İKLİM SİSTEMİNDEKİ ISINMANIN HIZI TÜRKİYE’DE DE GÜÇLÜ HİSSEDİLDİ Raporun sonuç bölümünde “2016–2025 dönemi, küresel iklim sistemindeki ısınmanın hızını ve Türkiye'deki yansımalarını açık biçimde ortaya koymaktadır. Türkiye'de de sıcaklık farkları belirginleşmiş ve 2024 yeni ulusal sıcaklık rekoru olarak kayıtlara geçmiştir. Kuraklık açısından ise 2020–2022 dönemi ve özellikle 2025 öne çıkmaktadır. 2025'in 1964 sonrası en kurak yıl olarak değerlendirilmektedir” denildi.

Batı Karadeniz İçin İklim Alarmı: 2040’tan İtibaren Kuraklık Kapıda! Haber

Batı Karadeniz İçin İklim Alarmı: 2040’tan İtibaren Kuraklık Kapıda!

Türkiye’nin en nemli ve yeşil bölgelerinden biri olan Batı Karadeniz, iklim kriziyle birlikte tarihi bir dönüşümün eşiğinde. Kastamonu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Öznur Işınkaralar ve çalışma arkadaşlarının yayımladığı son modelleme çalışması, bölgenin geleceğine dair çarpıcı ve endişe verici bulgular ortaya koydu. ​Yüzyıl Sonunda Nemli Alanlar Yok Olabilir ​Araştırmaya göre, Batı Karadeniz’in simgesi haline gelen "çok nemli" iklim kuşağı hızla daralıyor. Modelleme sonuçları, 2040 yılından itibaren bölgede kurak alanların görülmeye başlayacağını gösteriyor. Yüzyılın sonuna gelindiğinde ise acı bir tablo bizi bekliyor: Bölgenin %40’ından fazlasının tamamen kuraklaşması ve nemli alanların neredeyse haritadan silinmesi öngörülüyor. ​Sıcaklıklar 10 Dereceden 22 Dereceye Çıkacak ​Çalışmanın en dikkat çekici noktalarından biri de sıcaklık artışları. Bugün ortalama 8-10 derece civarında seyreden bölge sıcaklıklarının, yüzyıl sonunda 20-22 derece bandına yükselebileceği tahmin ediliyor. Bu devasa artış beraberinde şu riskleri getiriyor: ​Daha uzun ve etkili sıcak hava dalgaları. ​Orman yapısının değişmesi ve artan yangın riski. ​Ekosistem dengesinin bozulması. ​İklimin Yeni Yüzü: Aynı Anda Hem Kuraklık Hem Sel ​Batı Karadeniz’i bekleyen tehlike sadece sıcaklık artışı değil. Doç. Dr. Kaan Işınkaralar, Prof. Dr. Ömer Küçük ve Prof. Dr. Hakan Sevik gibi değerli akademisyenlerin de katkı sunduğu çalışma, yağış rejimindeki düzensizliğe dikkat çekiyor. Kuraklığın artmasına rağmen, ani ve şiddetli yağışların tetikleyeceği yıkıcı sel felaketleri bölgenin yeni normali haline gelebilir. ​Tarım ve Su Kaynakları Tehdit Altında ​Yağışların düzensizleşmesi ve buharlaşmanın artması, bölgedeki su kaynaklarını ve tarımsal üretimi doğrudan vuracak. Batı Karadeniz’in geleneksel tarım ürünlerinin bu yeni iklime nasıl uyum sağlayacağı ise büyük bir soru işareti. ​Uzmanlar Ne Diyor? ​Araştırma ekibinde yer alan uzmanlar, bu verilerin sadece bir tahmin değil, acil önlem alınması gereken bir projeksiyon olduğunu vurguluyor. İklim değişikliğiyle mücadele ve uyum stratejilerinin, Batı Karadeniz özelinde vakit kaybetmeden hayata geçirilmesi gerektiği belirtiliyor. Kastamonu Üniversitesi’nden bilim insanlarının yaptığı ve Natural Hazards adlı akademik dergide yayınlanan yeni bir iklim modelleme çalışması, Batı Karadeniz ikliminin ciddi bir dönüşüm yaşayacağına işaret ediyor. Bölgede ortalama sıcaklıkların büyük ölçüde artması, nemli alanların daralması ve yağışların giderek düzensizleşmesi bekleniyor. İklim değişikliği konusunda yürütülen tahminlere göre, Batı Karadeniz’in bilinen nemli ve ılıman yapısı yerini daha sıcak ve kurak bir iklime bırakabilir. Yüzyıl sonunda ‘‘çok nemli’’ alanlar neredeyse ortadan kalkıyor. Modelleme çalışmasının sonuçları, bugün geniş alanlara yayılan nemli iklim özelliklerinin hızla gerileyebileceğini gösteriyor. Yüzyıl sonuna gelindiğinde, çok nemli alanlar neredeyse tamamen ortadan kalkıyor. Ayrıca şu an bölgede görülmeyen kurak alanların 2040’tan itibaren ortaya çıkması bekleniyor. Emisyonların yüzyıl sonuna kadar bugünkü hızında artmaya devam ettiği kötümser bir yaklaşıma göre 2100 yılında Batı Karadeniz’in yüzde 41’inin kurak, yüzde 57’sinin ise yarı kurak karakter kazanacağı öngörülüyor. İklim değişikliği araştırmacısı çevre mühendisi Doç. Dr. Kaan Işınkaralar’a göre bu değişim, bölgenin iklim kimliğinde köklü bir kırılmaya işaret ediyor. Ortalama sıcaklıklar iki katına ulaşabilir İklim değişikliği ile mücadelenin güçlenmediği ve emisyonların yüksek seyrettiği olumsuz senaryoda, yüzyıl sonunda bölgedeki ortalama sıcaklıkların 20 22 derece bandına ulaşabileceği tahmin ediliyor. Bugün ise bölgede ortalama sıcaklık 8-10 derece aralığında. Çalışmanın yazarlarından orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Ömer Küçük, böyle bir artışın, daha uzun sıcak hava dalgaları, daha fazla buharlaşma ve daha yüksek yangın riski anlamına geleceğini vurguluyor. Hem kuraklık hem şiddetli yağış riski yükselecek Model sonuçlarına göre yalnızca sıcaklıklar artmakla kalmayacak, yağış düzeni de bozulacak. Yüksek yağış alan bölgelerin giderek daralması ve düşük yağış seviyelerinin yaygınlaşması bekleniyor. Kuraklık riskini artıran bu durum, bir yandan da ani ve şiddetli yağışların daha yıkıcı sellere yol açma ihtimalini güçlendiriyor. Yağışların giderek düzensizleşmesi, su kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde baskı oluşturabilir. Batı Karadeniz’de afet riski büyüyor Son yıllarda Batı Karadeniz’de yaşanan büyük seller ve Türkiye geneline yayılan orman yangınları, iklim değişikliğinin etkilerinin şimdiden hissedildiğini gösteriyor. Modelleme çalışmaları, afet riskinin daha da büyüyeceğine işaret ediyor. Önümüzdeki yıllarda seller daha ani ve yıkıcı olabilir, kuraklık dönemleri uzayabilir ve orman yangınları daha geniş alanlara yayılabilir. Orman mühendisliği uzmanı Prof. Dr. Hakan Sevik’e göre iklim risklerine bağlı zincirleme etkiler, başta orman alanları olmak üzere, doğal ekosistemleri ve yerleşim alanlarını tehdit ediyor. Batı Karadeniz sıcak ve kurak bir iklime bürünebilir İklimin mekansal etkilerini araştıran şehir plancısı Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, iklim değişikliğinin artık uzak bir ihtimal değil, yaşanan bir gerçeklik olduğunu ve karar vericilere yön vermesi gerektiğini vurguluyor. Işınkaralar’a göre uyum politikalarının geliştirilmesi, risklere karşı erken uyarı sistemlerinin güçlendirilmesi, kısa ve uzun vadeli planlama yapılması, emisyon azaltımı kadar önemli. Bilim insanlarının mesajı net: Güçlü önlemler alınmazsa Batı Karadeniz, bugünkü serin ve nemli karakterinden uzaklaşarak daha sıcak ve kurak bir yapıya bürünebilir. Kaynak Makale: Isinkaralar, Oznur., Isinkaralar, Kaan, Sevik, Hakan, & Küçük, Ömer (2024). Spatial modeling the climate change risk of river basins via climate classification: a scenario-based prediction approach for Türkiye. Natural Hazards, 120(1), 511-528. Yazar hakkında Doç. Dr. Öznur Işınkaralar, şehir planlama disiplininde uzmanlaşmış bir akademisyen olarak 2014 yılından bu yana Kastamonu Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Peyzaj Mimarlığı Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır. 2025 yılı itibarıyla bölüm başkan yardımcılığı ve Üniversite İklim Portalı yetkililiği görevlerini sürdürmektedir. 2014 yılında Gazi Üniversitesi Şehir ve Bölge Planlama Lisans Programı’ndan mezun olmuş, 2022 yılında zamansal ve mekânsal modelleme alanındaki doktora çalışmasıyla aynı üniversitede akademik uzmanlığını pekiştirmiştir. Araştırmalarını özellikle iklim risklerinin modellenmesi ve öngörülmesi üzerine yoğunlaştıran Işınkaralar, uluslararası araştırma ekipleriyle aktif iş birlikleri yürütmekte; 100’e yaklaşan bilimsel yayını, çok sayıda bildirisi ve projesiyle alanında güçlü bir akademik profil ortaya koymaktadır. Uzmanlık Alanları: Şehir planlama; iklim değişikliği; mekansal modelleme

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.