Hava Durumu

#Sıfır Atık

Kırsal Haber - Sıfır Atık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sıfır Atık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım Haber

Denizli’nin İklim Geleceği İçin Tarihi Adım

Denizli Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent vizyonu kapsamında hazırladığı Yerel İklim Değişikliği Eylem Planı (YİDEP) Lansmanı ve İş Birliği Protokolü imza törenini geniş bir katılımla gerçekleştirdi. DBB Kongre ve Kültür Merkezi Mehmet Gazi Salonu’nda düzenlenen törene Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın, DBB Genel Sekreteri Bülent Bozbaş, belediye bürokratları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve çok sayıda genç katıldı. “Geleceğe miras bırakma yolculuğu” Törende konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, küresel iklim krizine karşı dayanışmanın önemine dikkat çekti. Gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakma sorumluluğuna vurgu yapan Başkan Çavuşoğlu, "Bu işin hikayesi tamamen 'ben' değil 'biz' diyebilen bir nesille geleceği yaratmaktan ibaret. Kendi hırslarının ve zenginleşmelerinin fütursuzluğundan kurtulup, başkalarının ve geleceğin mutluluğuna ortak olan insanların sayısını çoğalttığımızda birçok sorunu da çözeceğiz. Büyükşehir Belediyesi olarak göreve geldiğimiz günden bu yana doğanın, çevrenin, suyun ve atığın en doğru şekilde yönetilmesi için çaba sarf ediyoruz. Birlikte elimizi taşın altına koyarak geleceğe bırakacağımız mirasa daha çok sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı. "Gezegenin rengi değişiyor, enerji bağımsızlığı şart" İstanbul Enerji A.Ş. Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın ise konuşmasında küresel ısınmanın yarattığı gıda, su ve enerji krizlerine değindi. Sanayi devriminden bu yana küresel ölçekte yaşanan tahribatın son 25 yılda zirveye ulaştığını belirten Yalçın, "Dünyanın rengi maviden pembeye, kırmızıya doğru ilerliyor. Gelecekte kuraklık nedeniyle yaşanacak tarımsal krizler ve göçler bilimsel bir gerçek. Bu süreçte yerel yönetimlerin imar planlarından enerji üretimine kadar sorumluluk alması gerekiyor. Binaların üzerine güneş enerjisi sistemlerinin entegre edilmesi artık bir tercih değil, imar anlayışımızın doğal bir parçası olmalı" dedi. Enerji bağımsızlığının milli bağımsızlığın temeli olduğunu vurgulayan Yalçın, "Dünyadaki savaşların ana sebebi enerjidir. Bu ülke gelecekte de tam bağımsız kalacaksa, kendi enerjisini kendi üretmek zorunda. Denizli’de attığımız bu imza, kentin 2050 yılı için koyduğu karbon nötr hedefine giden yolda çok kıymetli bir adımdır" diye konuştu. 8 aşamalı yol haritası ve bütüncül yaklaşım Süreç ve teknik detaylar hakkında sunum yapan Denizli Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Umut Somyürek, YİDEP’in sadece bir çevre planı değil; ulaşım, altyapı, halk sağlığı, tarım ve afet yönetimini kapsayan bütüncül bir yatırım programı olduğunu ifade etti. İklim Kanunu ve ilgili yönetmelik doğrultusunda başlatılan 8 aşamalı yol haritasını aktaran Somyürek, teknik altyapı ve veri toplama süreçlerinin ardından kent genelinde sera gazı envanterinin hesaplanacağını ve risk analizlerinin çıkarılacağını belirtti. Denizli’nin orman yangınları, su güvenliği, kentsel ısı adaları ve jeotermal kaynakların korunması gibi belirgin kırılganlıkları olduğunu kaydeden Somyürek, belirlenecek uyum ve azaltım eylemlerinin Valilik onayı ve kamuoyunun katılımıyla hayata geçirileceğini vurguladı. Törende ayrıca Denizli Büyükşehir Belediyesi ve İstanbul Enerji A.Ş. arasında işbirliği protokolü imzalandı. Akademik panelde "Denizli’nin iklim geleceği" masaya yatırıldı Protokol imza töreninin ardından düzenlenen "Denizli'nin İklim Geleceği" başlıklı akademik panele uzman isimler katılarak kentin iklim vizyonunu çok yönlü olarak ele aldı. Moderatörlüğünü Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Yaşar’ın üstlendiği oturumda panelistler şu isimlerden oluştu: Prof. Dr. Nurhan Meydan Acımış – PAÜ Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Prof. Dr. Görkem Gülhan – PAÜ Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü, Dr. Öğr. Üyesi Yağmur Meltem Aydın Kızılkaya – PAÜ Çevre Mühendisliği Bölümü, İbrahim Engin Demirci – DESKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı, Aykut Atlas – Denizli Enerji A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı, Ersin Aydın – İstanbul Enerji A.Ş. Enerji Yönetimi ve Proje Müdürü kentin iklim geleceğine yönelik birikimlerini paylaştı. Soru-cevap bölümü ve görüşlerin alınmasının ardından program toplu fotoğraf çekimiyle sona erdi.

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu Haber

İklim, Bilim ve Kadın Liderliği Gaziantep’te Buluştu

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, UN WOMEN iş birliğinde ana sponsorluğunu Halkbank’ın üstlendiği İklim, Çevre, Kadın COP31 toplantıları kapsamında “Yöneten Kadın Liderler Forumu” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın katılımıyla düzenlendi. Gaziantep, COP31 Türkiye Antalya sürecinde iklim değişikliği, bilim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde buluşturan önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Bu kapsamda “İklim, Çevre, Kadın 2030 – Yöneten Kadın Liderler Forumu” nda kadınların iklim ve çevre dönüşümündeki liderliği, karar alma mekanizmalarından somut iklim eylemlerine uzanan bir perspektifle ele alındı, yol haritası oluşturuldu. Forum ile gezegenin geleceği, yeşil dönüşümü ve bu dönüşümü en güçlü öznesi olan kadının liderliği çerçevesinde tarihi COP31 İklim Zirvesi’ne doğru ilerlerken karar masalarında kadınların etkisini yükseltmek ve yerelden küresele somut adımlar inşa edilmesi hedefleniyor. BAKAN GÖKTAŞ: “GAZİANTEP’TE BEREKET, TOPRAĞA, SUYA VE EMEĞE GÖSTERİLEN EMEKLE BAŞLAR” Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş burada yaptığı konuşmada, Gaziantep’in kendilerine bir şeyi çok iyi öğrettiğini belirterek, şunları konuştu: “Burada bereket, toprağa, suya ve emeğe gösterilen özenle başlar. O emeğin çok büyük bir kısmını da çoğu zaman kadınlar taşır. Bugün iklim krizi karşısında dünyanın ihtiyaç duyduğu da tam olarak bu güçtür. Ve bu gücü küresel iklim gündeminin merkezine taşımak için çok önemli bir fırsatın eşiğindeyiz. İşte bugün iklim değişikliğini ve kadın emeğinin sürdürülebilir bir geleceğe nasıl yön verebileceğini konuşmak için buradayız.” “GAZİANTEP’TE ORTAYA ÇIKACAK FİKİRLER, SOMUT ÖNERİLER COP31’E GÜÇLÜ BİR KATKI SUNACAK” Türkiye’nin Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacağını anımsatan Bakan Mahinur Özdemir Göktaş, “Türkiye bu zirveyi bir ‘Uygulama COP’u’ olarak tanımlıyor. Gaziantep’ten yükselecek ses de tam olarak bunu söylüyor: Artık sözden çok icraat, taahhütten çok uygulama zamanı. Ve uygulamanın sahadaki en güçlü taşıyıcılarından biri, hiç şüphe yok ki kadınlar olacak. Bu Forum’un da kadınların sahadaki gücünü ortak bir iradeye dönüştürmesini diliyorum. Gaziantep’te ortaya çıkacak fikirlerin ve somut önerilerin COP31’e güçlü bir katkı sunacağına inanıyorum” dedi. Bu kıymetli buluşmaya ev sahipliği yapan başta Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin olmak üzere emeği geçen herkese teşekkürlerini ifade ederek konuşmasını sürdüren Bakan Göktaş, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün 24 ülkede 100 binden fazla haneyi inceleyen çalışmasının detaylarını katılımcılarla paylaştı. Göktaş, “Çarpıcı bir tablo ortaya konuyor. Sıcak hava dalgaları yüzünden kırsalda geçimini kadının sağladığı haneler her yıl yüzde 8 daha fazla gelir kaybediyor. UN Women’a göre en kötü senaryoda 2050’ye kadar 158 milyon kadın ve kız çocuğu yoksulluğa, 236 milyon kadın açlığa sürüklenebilir” diye konuştu. “KADINLAR KARAR MASASINDA OLDUĞUNDA GEZEGEN KAZANIYOR” Bakan Göktaş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün kadın ve iklim ilişkisini yalnızca kırılganlık üzerinden konuşmanın yeterli olmadığı kanaatindeyim. Çünkü kadın, iklim krizinin mağduru değil; aynı zamanda bu sorunla mücadelenin ve soruna çözümün de öznesidir. Avrupa Merkez Bankası’nın 2 bin şirketi inceleyen araştırmasına göre kadın yönetici oranı arttıkça şirketlerin karbon salımı düşüyor. Yani kadınlar karar masasında olduğunda gezegen kazanıyor.” İşte bu Forum’un kamu, akademi, iş dünyası, sivil toplum, sanat ve spor dünyasını buluşturan yapısını bu bereketi hayatın her alanına taşıma fırsatı olarak görüyorum. Diliyorum ki Gaziantep’te bir araya gelen bu birikim, Antalya’da kadınların iklim mücadelesindeki öncülüğünü dünyaya duyuran güçlü bir sese dönüşsün. Bu ortak gayret, Aile ve Nüfus Yılı’nda ailelerimizi güçlendirme ve evlatlarımıza daha yaşanabilir bir dünya bırakma hedefimize de katkı sunsun.” BAŞKAN ŞAHİN: “COP31’E EN HAZIR ŞEHİRLERDEN BİRİYİZ” Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, dünyanın iyiliğe ihtiyacı olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Dünyanın kadın bakışına ihtiyacı var, dünyanın merhamete, şefkate, rahmete ihtiyacı var. Dünyanın duygusal zekaya, çoklu zekaya ve kadının disiplinine, kadının iradesine ihtiyacı var. İşte tam bu bakış açısıyla bir aradayız. Bizim bir derdimiz var, bizim bir aşkımız var. İklim dediğimiz şey; gökyüzünden gelen yağmurun miktarı ama aynı zamanda tarlaya düşen bereket, esnafın siftahı, sanayideki sanayicimizin ham maddesi, şehrin suyu ve evlatlarımızın geleceğidir. Tam bunu konuşmak için buradayız. Antarktika yolculuğumda, buzulların eridiğini gördük. Artık bu mesele; bizim torunlarımıza bırakacağımız bir dünyanın inşası.” Kadın bakış açısıyla iklimi konuşmak için bir arada bulunduklarını anlatan Başkan Fatma Şahin, “Kadın rektörlerimiz, akademik dünyadaki duygusal zeka bakışıyla buradalar. Yeşil kampüs yaptık, iklim-bilim-kadın başlıkları üzerine çalıştık. Çok güzel çalışmalar yaptık. Ve şimdi COP31’e en hazır şehirlerden biriyiz. Biz çocuk dostu, aile dostu, doğa dostu bir şehiriz. Tabiat bizlere emanet” dedi. Konuşmasının ardından Büyükşehir Belediyesi olarak yaptıkları çalışmalara dikkati çeken Başkan Şahin, sıfır atık, gıda güvenliği, iklim dirençli şehirler, iklim uygulama köprüsü, yeşil sanayileşme, temiz enerji dönüşümü gibi konular hakkında katılımcılara sunum eşliğinde bilgi verdi. ÇEBER: “KADIN BİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI İLE ÇALIŞMAK ÇOK AVANTAJLI” Gaziantep Valisi Kemal Çeber, kadın bir büyükşehir belediye başkanı ile çalışmanın çok avantajlı bir durum olduğunu dile getirerek, “Bu güzel bir programın çok başarılı olacağına inanıyorum. Çok güzel kurgulanmış bir program. Gaziantep’te birbirinden muhteşem programlar yapıyoruz. Bu program da tamamen birçoğunda olduğu gibi Başkanımız Fatma Şahin’in eseridir. Gaziantep çevre ve iklim konusunda çok hassas bir tutum sergiliyor. Biz sizleri, Mezopotamya’da ağırlıyoruz. Gaziantep birçok tarım ürününün evcilleştirilerek dünyaya yayıldığı topraklardır. İşte o Mezopotamya’nın genleri, bu toplumu, bu şehri çevre ve iklim konusunda hassas hale getiriyor” dedi. VARANK: “COP31, DÜNYANIN EN BÜYÜK İKLİM DİPLOMASİSİ” Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı, COP31 Baş Yöneticisi Fatma Varank programda yapılan toplantının COP31’deki önemine değinerek, “COP31 dünyanın en büyük iklim diplomasisi Türkiye'de Türkiye'nin ev sahipliğinde ve Türkiye'nin başkanlığında yapılacak. Hep birlikte el ele bu mücadeleyi sonuna kadar götüreceğiz. Tabii çok önemli kararların çıkmasını beklediğimiz bir toplantı olacak COP31. Türkiye hem coğrafi konumu itibariyle hem de güneyle kuzeyi, doğuyla batıyı birbirine bağlayacak bir köprü olma diplomaside de aynı köprüyü kurabilme yeteneğiyle büyük ümitler vaat ediyor. Şu anda beklentiler de diğer ülkeler tarafından çok yüksek beklentiler var” diye konuştu. GUİMOND: “İKLİM KRİZİNİN HAYATINI VE EMEĞİNİ DEĞİŞTİRECEĞİ İNSANLAR OLMADAN BU KRİZE ADİL BİR YANIT BULAMAYIZ” BM Kadın Birimi Türkiye Ülke Direktörü Maryse Guimond ise forumda yaptığı konuşmada şunları aktardı: “Bugünkü programda iki soruyu tartışmaya açıyoruz: Karar masasında kimler oturuyor? Alınan kararları somut iklim eylemine nasıl dönüştürürüz? Bu iki soru birbirinden ayrı düşünülemez. İklim krizinin hayatını ve emeğini değiştireceği insanlar olmadan bu krize adil bir yanıt bulamayız. Kadın liderleri masaya çağırıp alkışladıktan sonra kararları yine eskiden alındıkları yerde bırakmak da olmaz. Masada yer almak önemli. Ama bu yer ancak söz hakkı, etki ve sonuçları belirleme gücüyle birlikte geldiğinde anlam kazanır.” AYAN: “KADINLARIN COP31 SÜRECİNDEKİ YERİ GELECEĞİMİZİ BELİRLEYECEK” AK Parti İstanbul Milletvekili, Çevre ve Şehircilik Politikaları Başkanı Nilhan Ayan, yaptığı konuşmada iklim, çevre ve kadın liderliğini aynı zeminde konuşulduğunu aktararak, “İklim değişikliği suyun, gıdanın, enerjinin, üretimin ve şehirlerin geleceğini birlikte düşünmemizi gerektiriyor. Kadınların bu süreçteki yeri de geleceğimizi belirleyecek. Kadın liderliğini güçlendirmek daha etkili, daha yenilikçi ve daha kapsayıcı iklim çözümlerini üretmenin anahtarıdır. Çünkü kadın girişimciliği ve liderliği iklim eyleminin hızlandırılmasında kritik bir önem taşıyor” açıklamasında bulundu. KKTC CUMHURBAŞKANI’NIN EŞİ ERHÜRMAN: “BAŞKAN FATMA ŞAHİN ÜLKEMİZDE ÇOK POPÜLER BİR BAŞKAN” Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı’nın Eşi Nilden Bektaş Erhürman Gaziantep’te yapılan toplantıda bulunmanın anlam ve önemine değinerek, “Bir çevre mühendisi olarak bu toplantıda yer almak benim için çok anlamlı. Başkan Fatma Şahin ülkemizde çok popüler bir başkan. Bizim ülkemizde çok tanınıyor ve takdir ediliyor. Kendisine davetlerinden dolayı çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. Program günün anlam ve önemine binaen çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi.

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor Haber

İzmir İklim Mücadelesinde Avrupa ile Bilgi Köprüsü Kuruyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadelede yerel politikaları güçlendirmek ve Avrupa kentleri arasındaki bilgi paylaşımını artırmak amacıyla yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında Avrupa’dan uzman, akademisyen ve yerel yönetim temsilcilerini İzmir’de ağırladı. Proje heyeti, İzmir’in iklim krizine karşı doğa temelli uygulamalarından Kadifekale Mahalle Bostanı’nı da yerinde inceledi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte yürüttüğü “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesi kapsamında ilk paydaş buluşması İzmir’de yapıldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. İklim krizi ile mücadele çalışmalarını inceledi İzmir’de düzenlenen buluşmada iklim adaleti, iklim finansmanı, kentlerin iklim politikaları ve farklı şehirlerde yürütülen çalışmalar ele alındı. Avrupa’nın farklı kentlerinden gelen uzman, akademisyen ve belediye temsilcileri, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin iklim kriziyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği uygulamaları da yerinde inceleme fırsatı buldu. Heyetin ziyaret noktalarından biri Kadifekale Mahalle Bostanı oldu. “İzmir öncü kent” İzmir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürü Yiğit Beydağ, projenin iklim değişikliğiyle mücadelenin yerel düzeyde güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirtti. Projenin yalnızca kent yönetimlerinin deneyim paylaşımını değil, öğrencilerin de iklim politikalarının geliştirilmesi süreçlerine dahil edilmesini amaçladığını belirten Beydağ, “İzmir burada öncü bir kent oldu. İklim değişikliğiyle ilgili konuların yerelde gündeme alınmasını, şehirlerin politikalar üretmesini ve çalışmalar yapmasını amaçlayan bir proje. Aynı zamanda bir Erasmus projesi. Öğrencilerin fikirlerini alarak üniversite döneminden itibaren iklim politikalarına dahil edilmelerini amaçlıyor. Bu açıdan önemli bir çalışma” diye konuştu. “İzmir gündemde kalmaya devam ediyor” İzmir’in proje kapsamında yürüttüğü çalışmaların Avrupa’daki paydaşlara aktarılmasının önemine değinen Beydağ, “İzmir’in iklim politikalarına ne kadar önem verdiğini, iklim değişikliğiyle ilgili konularda öncü bir kent olduğunu bir kez daha ortaya koymuş olduk. Projede çok önemli ülkeler ve üniversiteler yer alıyor. Daha önce yaptığımız çalışmaları kendilerine yerinde gösterdik ve çok beğendiler. İzmir, iklim değişikliğiyle mücadele konusunda yürüttüğü çalışmalarla Avrupa genelinde gündemde kalmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı. Vinci: “İklim sorunlarına bir yanıt” Projenin lider ortağı Palermo Üniversitesi’nden Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ise çalışmanın temel amacının üniversiteler, yerel yönetimler ve Avrupa’daki metropoliten alanlar arasındaki bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek olduğunu söyledi. Üç yıl sürecek projenin iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçladığını belirten Vinci, toplumun sürece dahil edilmesinin önemine dikkat çekti. Vinci, “İklim, son yıllarda en önemli konulardan biri. Bu proje de iklim sorunlarına bir yanıt niteliğinde. Ancak iklim değişikliğine karşı bir yanıt, toplumu sürece dahil etmeden mümkün değil. Toplumda farkındalık yaratmak ve farklı bilgi türlerini bir araya getirmek gerekiyor” dedi. “İzmir mükemmel bir örnek” İzmir’in proje ortakları arasında yer alma nedenlerine de değinen Vinci, kentin metropoliten yapısının iklim değişikliğinin etkilerinin yanı sıra çözüm üretme açısından da önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. Vinci, “İzmir, metropoliten yapının tipik bir örneği. Trafik yoğunluğu, nüfus yoğunluğu ve çevresel sorunlar gibi metropollere özgü birçok mesele burada görülüyor. Ancak burada yaşayan insan sayısı aynı zamanda çözüm üretmek için önemli bir güç. Kentler, iklim değişikliğine karşı yanıtın hızlandırılabileceği yerlerdir” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu bilgi ve deneyim birikiminin de projede etkili olduğunu söyleyen Vinci, “İzmir mükemmel bir örnek ve bu nedenle kenti ortaklığın içinde görmek istedik” ifadelerini kullandı. Avrupa ortaklığı Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde Erasmus+ Programı KA220-HED kapsamında desteklenen proje üç yıl sürecek. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek Haber

Mersin Büyükşehir Belediyesi’nden Mınka Projesi’ne Destek

Mersin Büyükşehir Belediyesi, MedCities (Akdeniz Kentleri Ağı) ve Avrupa Birliği (AB) Horizon 2020 Programı ‘ANERIS Projesi’ ile yürütülen uluslararası iş birliği çerçevesinde, kıyılarda ve denizlerdeki canlı türlerinin kayıt altına alındığı araştırma altyapısı ve mobil uygulama olan MINKA Projesi kapsamında, vatandaş bilimi etkinliğinin ikincisini düzenledi. Eğitimde, biyolojik çeşitliliğin ve iklim değişikliğiyle ilişkili çevresel göstergelerin vatandaş bilimi yoluyla izlenmesine yönelik bilgiler paylaşıldı. ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde gerçekleştirilen eğitime; Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı yetkilileri, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nde (DBE) görev yapan akademisyenler, üniversite öğrencileri ve sivil toplum kuruluşlarının üyeleri katıldı. Çalışmayla katılımcıların MINKA vatandaş bilimi uygulamasını tanıması, biyolojik çeşitlilik ve iklim göstergelerinin izlenmesine yönelik pratik beceriler kazanması ve sahada kıyı gözlemi yaparak uygulamaya farklı canlı türlerinin veri girişini yapabilmesi amaçlandı. Uzmanlar, vatandaş bilimi ve biyolojik çeşitlilik sunumu yaptı Eğitimin ilk bölümünde ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan tarafından, enstitünün ulusal ve uluslararası çalışmaları hakkında sunum gerçekleştirildi. Sunum kapsamında kurumun çalışmaları ve kampüs biyolojik çeşitliliği konusunda katılımcılara bilgi aktarıldı. Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Çevre Mühendisi Dr. Zeki Altun, Yeşil Dönüşüm Ofisi çalışmaları kapsamında Mersin’in iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik bağlamını ele alırken, yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemi değerlendirildi. Programda, MINKA platformunun yerel yönetimlerde kullanımına ilişkin bilgiler de paylaşılırken, Mersin’de hangi çevresel göstergelerin izlenebileceği konusunda katılımcılarla görüş alışverişinde bulunuldu. Programın devamında Dr. Evrim Kalkan Tezcan ve Dr. Meltem Ok tarafından, MINKA mobil uygulamasının kullanımına ilişkin uygulamalı bir sunum gerçekleştirildi. Katılımcılara uygulama üzerinden gözlem ekleme, fotoğraf ve konum kullanımı ile toplanan verilerin doğrulama süreci anlatıldı. Yerel yönetimler açısından vatandaş biliminin önemine ilişkin yapılan sunumda ise Dr. Ayşegül Çil, MINKA platformunun yerel ölçekte biyolojik çeşitlilik ve çevresel göstergelerin izlenmesindeki rolü hakkında bilgi verdi. Katılımcılar sahada mini biomarathon gerçekleştirdi Eğitimin saha bölümünde katılımcılar küçük gruplara ayrılarak, belirlenen alanda mini biomarathon uygulaması gerçekleştirdi. Katılımcılar sahadaki gözlemlerini MINKA uygulaması üzerinden sisteme yüklerken, mentorlar da uygulama sırasında teknik destek sağladı. Çalışmanın ardından toplanan gözlemler değerlendirildi ve katılımcılar deneyimlerini paylaştı. Dr. Altun: “MINKA Projesi kapsamında vatandaş bilimi etkinliğinin 2.’sini gerçekleştirdik” Düzenlenen program hakkında bilgi veren Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı’nda Sıfır Atık Şefi ve Yeşil Dönüşüm Ofisi Koordinatörü Dr. Zeki Altun, “Mersin Toplum Gönüllüleri Vakfı, Mersin Genç Tema Gönüllüleri ve Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü öğrencileri ile bir süreç gerçekleştirdik. Bu etkinlikle beraber ilimizde ve bölgesel anlamda deniz biyoçeşitliliği noktasında deniz canlılarının önemi ve sisteme kaydının sağlanması ile tür çeşitliliği noktasında gerekli çalışmaları gerçekleştirdik” dedi. Etkinliğin hem teorik hem de uygulamalı içeriğinin olduğunu kaydeden Dr. Altun, “Öncelikle Mersin’deki biyoçeşitlilik, ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü'nün yapmış olduğu deniz çalışmaları ve kampüs kapsamındaki biyoçeşitlilik olmak üzere teknik konular değerlendirildi. Ardından da sahaya inilerek deniz canlıları gözlemlenip, MINKA platformuna kaydı sağlandı. 2026 yılı içerisinde bu proje kapsamında üçüncü bir etkinlik daha gerçekleşecek” diye konuştu. Dr. Çil: “MINKA, Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi” MINKA Projesi Uygulama Mentoru Dr. Ayşegül Çil, proje kapsamında yapılan vatandaş bilimi faaliyetlerinin gönüllü etkinlikler olduğunu söyleyerek, “Bilim insanı olan veya olmayan herkes, uzmanlarla ortak hareket ederek programa katılabilir. Bu biraz da merak meselesi ve bir öğrenme yöntemi. Avrupa’da aktif şekilde devam eden bir veri toplama sistemi. Hem belediyelerin hem bilim enstitülerinin bütün bu verilere her an ulaşabilecek zamanları olmadığı için vatandaş bilimine ciddi şekilde ihtiyaçları var. Yöre halkının kendi alanında tanıdığı türleri kayıt altına alması da çok daha aktif bir bilim veri tabanı oluşturmakta” ifadelerine yer verdi. Dr. Tezcan: “Deniz ve çevre konusunda farkındalık yaratmak çok önemli” ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Dr. Evrim Kalkan Tezcan, “Etkinlik kapsamında enstitümüzün kampüsünde bir biomarathon yaptık. Kıyı ve deniz ekosisteminde gördüğümüz deniz canlılarını, bizim uzmanlığımız ve arkadaşların gönüllülüğüyle kayıt altına almaya çalıştık. Burada amaç; bilim insanı olmayan vatandaşların da denizle etkileşimini sağlamak, farkındalığını artırmak ve onların da bilimsel çalışmaların bir parçası olabileceğini göstermekti” dedi. Dr. Tezcan, vatandaşların ve özellikle çocukların deniz ve çevre konusunda farkındalık kazanmasının da önemli olduğunu belirterek, yerel yönetimlerin öncülüğünde gerçekleştirilen ortak etkinliklerin artmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti. Katılımcı öğrenciler ve gönüllüler, MINKA Projesi’ne katkı sundu Mersin Üniversitesi Biyoloji Bölümü 4. sınıf öğrencisi Mustafa Çınar, “Bizim bölümümüzle paralel olduğu için koşarak geldiğimiz bir etkinlik diyebilirim. MINKA uygulaması, Mersin'in biyoçeşitliliğini tanımamız açısından çok önemli. Teorikte gördüğümüz türleri sahada inceleme fırsatı bulduk. Çok verimli oldu. MINKA uygulaması, herkesin kullanması gereken bir uygulama. Biyoçeşitliliğin tanımlanması açısından önemli” dedi. Mersin Üniversitesi Elektronik Teknolojisi Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ahmet Ali Bilici, kendisi için çok öğretici bir gün olduğunu anlatarak, “Öncelikle Akdeniz’de yaşayan balık türlerini öğrendik. Telefonumuza MINKA uygulamasını indirdik. Kampüsün sahilinde değişik türleri gözlemleme fırsatımız oldu. Bu gözlemlediğimiz türlerin fotoğrafını çekerek MINKA uygulamasına yükledik. Bunları öğrenmek için biyolog olmamıza gerek yok. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin de bu projeye katkı sunması gerçekten çok önemli. Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Toplum Gönüllüleri Vakfı Koordinatörü Ayser Çeri, “Bizler için çok kıymetli bir deneyimdi. Daha önce deniz canlıları hakkında pek bir bilgim yoktu. Fakat MINKA Projesi sayesinde hem deniz canlılarını tanıdım hem de sahada gözleme şansına kavuştum. Çok keyifliydi” ifadelerine yer verdi. Mersin Üniversitesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü öğrencisi, aynı zamanda Genç Tema Topluluğu Başkan Yardımcısı Nermin Encü ise “Özellikle bilmediğim balık türleri vardı ve çok şey öğrendim. Bölümüm farklı bir bölüm. Yaptığım iş bundan farklı bir iş, ama ona rağmen vatandaş farkındalığı açısından ben de bir şeyler yapabiliyorum. Uygulamayı indirdim. Günlük hayatımda da kullanmaya devam edeceğim” dedi.

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı Haber

Akdeniz İklim Zirvesi Muğla’da Başladı

Muğla Büyükşehir Belediyesi ve ICLEI Europe iş birliğiyle düzenlenen Akdeniz İklim Zirvesi dünyanın üç kıtasından gelen katılımcılarla başladı. Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Sürdürülebilirlik İçin Yerel Yönetimler Ağı ICLEI Europe, iklim değişikliğinin etkilerinin en yoğun hissedildiği bölgelerden biri olan Akdeniz’in geleceğini Muğla’da masaya yatırdı. Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen Akdeniz İklim Zirvesi’ne Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras ev sahipliğinde Muğla Vali vekili İsmail Soykan, Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş, Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi, COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, çok sayıda yerli ve yabancı misafir katıldı. Gonca Köksal Aras: “Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nin açılışında konuşan Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras; “İklim Krizi artık geleceği ilişkin bir öngörü olmaktan çıktı, hepimizin derinden hissettiği kentlerimizin, gündelik yaşamına, ülkelerin kentlerinin ekonomisine, tarım alanlarımıza, su kaynaklarımıza, ormanlarımıza, kıyılarımıza, denizlerimize doğrudan dokunan bir gerçekliğe dönüştü. Bizler yerel yönetimler olarak, deneyim ve imkânlarımızı ortak çözüm haline getirmek zorundayız. Geleceğimizi nasıl inşa edeceğiz bunu konuşmalıyız. Aynı denizin kıyısından aynı geleceğe bakıyoruz. Bu bakış açısıyla zirvemizin yeni fikirlerin yeni ortak iradeye katkı sunacağına inanıyorum.” dedi. Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş; “Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri” Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş yaptığı konuşmada şu sözlere yer verdi. ”Burada Akdeniz’in ortak geleceğini tartışmak ve bu geleceğe ilişkin birlikte neler yapabileceğimizi konuşmak üzere bir aradayız. Akdeniz’e kıyısı bulunan Muğla, iklim krizinin etkilerini en erken ve yoğun hisseden bölgelerimizden biri. Kuraklık, su kıtlığı, aşırı sıcaklıklar, orman yangınları, seller ve biyolojik çeşitlilik kaybı artık gelecekte karşılaşacağımız ihtimaller değil, bugünün sorunlarıdır.Bugün ise bu salondan Akdeniz havzasının geleceğine ilişkin çıkacak sonuçların yalnızca burada kalmamasını; dünya gündemine ve COP31’e taşınmasını son derece önemsiyoruz. COP31’i aynı zamanda Türkiye’nin iklim alanında yürüttüğü çalışmaları dünyaya anlatmak açısından önemli bir fırsat olarak görüyoruz. Bütün tarafları dahil eden kapsayıcı bir süreç yürütmeyi önemsiyoruz.” dedi. Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; “Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor” Zirvenin önemli isimlerinden biri olan Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr.Babatunde Ahonsi; Akdeniz İklim Zirvesi’nin projelerin finansmanlar ile buluşturulması için bir adım olacağına dikkat çekti. Ahonsi; “Öncelikle böylesine acil ve önemli bir konuda bu kadar farklı paydaşı bir araya getiren tüm ortakları tebrik etmek istiyorum. Bugün önümüzdeki temel soru şu; Ortaya koyduğumuz planları nasıl anlamlı ve somut eylemlere dönüştürebiliriz Akdeniz daha sık ve şiddetli sıcak hava dalgaları, su kıtlığı ve sellerle karşı karşıya. Bu etkiler yalnızca doğal çevreyi değil; ekonomiyi, altyapıyı ve insanların refahını da doğrudan etkiliyor. Akdeniz İklim Zirvesi de finansmana erişim, kapasite geliştirme ve bilgi paylaşımı açısından önemli bir platform sunuyor. Finansman burada kritik bir başlık. Fakat geniş ölçekli uygulamaların hayata geçirilebilmesi için finansmanın tek başına var olması yeterli değil. Yerel yönetimler, özel sektör ve finans kuruluşları arasında daha güçlü bir bağ kurmamız ve yerel kapasiteyi artırmamız gerekiyor. Bugün şehirlerin ve belediyelerin projeleri var. Dünyada bu projeleri destekleyebilecek finansman kaynakları da var. Ancak çoğu zaman ikisi arasında bir boşluk bulunuyor. Asıl mesele bu boşluğu kapatabilmek. Planlardan projelere, projelerden uygulamaya geçmeliyiz. Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani; “İklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez” Zirvenin bir diğer önemli ismi Fas Şafşavan Belediye Başkanı ve ICLEI Başkan Yardımcısı Mohamed Sefiani konuşmasında Muğla ile Fas’ın Akdeniz’in iki farklı kıyısında olmasına rağmen aslında aynı gerçekliklerle karşı karşıya olduğunu belirtti.Mohamed Sefiani; “Belediye başkanlarının, kentlerin ve bölgelerin ortak sesi küresel iklim yönetiminin her aşamasında duyulmalıdır. Küresel hedefler ile yereldeki uygulamalar arasında güçlü bir bağ kurulmalıdır. Çünkü iklim politikalarının gerçek karşılığını gördüğümüz yer kentlerimiz ve bölgelerimizdir.COP31 bu açıdan önemli fırsatlar sunacaktır. Ortak kırılganlıklarımızı ortaya koyarken, ortak çözüm imkânlarımızı da görünür hale getirecektir. Ortak yolculuğumuza birlikte devam edelim. Bugün burada konuştuklarımızı iş birliğine, iş birliğimizi somut projelere dönüştürelim ve birlikte güçlendirelim. Çünkü iklim krizini Akdeniz’in hiçbir kenti, hiçbir bölgesi ve hiçbir ülkesi tek başına çözemez. Bu sorumluluğu paylaşmak zorundayız. Muğla’yı bu anlamda güçlü bir Akdeniz ittifakının başlangıç noktalarından biri haline getirelim.” dedi. Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş; “İklim Değişikliğinin Etkileri Yerelde Ortaya Çıkıyor Ve Çözümün Önemli Bir Bölümü Yerelde Üretiliyor” Türkiye Belediyeler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Feridun Ulutaş Akdeniz İklim Zirvesi’nde yaptığı konuşmada şunları söyledi; “Akdeniz kentlerinin ortak sorunlarını ve önceliklerini ele almak, kent deneyimlerimizi paylaşmak, birlikte geliştirebileceğimiz çözümleri değerlendirmek üzere bir aradayız. Akdeniz iklimi, suyu, doğası, kültür ve ekonomisi ile bizleri birbirine bağlayan ortak bir yaşam alanı ancak bu coğrafya iklim değişikliğinin etkilerini giderek daha ağır bir biçimde hissetmektedir. Akdeniz Bölgesi küresel ortalamalardan yaklaşık yüzde 20 daha hızlı ısınıyor. Aşırı sıcaklıklar, kuraklık ve seller artık geleceğe ilişkin riskler olmaktan çıkmış belediyelerimizin bugün yönetmek zorunda olduğu gerçeklere dönüşmüştür. İklim değişikliğinin etkileri artık belediyelerimizin yalnızca çevre politikalarını değil günlük hizmetlerinden uzun vadeli planlama ve süreçlerine kadar pek çok alanı doğrudan etkiliyor. Bu nedenle kentlerin yalnızca iklim politikalardan uygulayıcısı olarak görünmemesi gerektiğine inanıyoruz. Kentler aynı zamanda iklim politikalarının geliştirilmesinde, uygulanmasında ve sonuçlarının değerlendirilmesinde etkin aktörler olmalıdır çünkü iklim değişikliğinin etkileri yerelde ortaya çıkıyor ve çözümün önemli bir bölümü yerelde üretiliyor.” dedi. Başkan Aras; “Akdeniz İklim Zirvesi İle Üç Kıtayı Muğla’da Buluşturduk” Akdeniz İklim Zirvesi’nin ev sahipliğini yapan Kıyı Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Muğla’nın iklim krizi geçekliğinin farkında olduğunu, somut adımlarla hareket ettiğini belirtti ve Akdeniz İklim Zirvesi’nde üç kıtadan katılımcıları buluşturduğunu söyledi. Başkan Aras; ”Bugün COP31’e olan yolculuğumuzda Akdeniz kentlerinin sorunlarını, çözüm süreçlerini konuşmak için bir araya geldik. Muğla’mız coğrafi konumu sebebiyle küresel iklim krizin en çok hisseden illerden biri. Bu nedenle Muğla olarak Sıfır Atık projesi olsun, güneş panelleri sistemleri olsun, deniz kıyı temizliği olsun, Fethiye Körfezi’nin dip çamuru temizliği konusu olsun zaten bir farkındalıkla harekete geçerek bu hususlarda önemli adımlar attık. Kıyı temizliği için 14 teknemiz ile kıyılarımızı temizliyoruz. Gökova ve Bodrum’da Posidonia çayırlarının dip haritasını çıkarttık ve nasıl korunacağı hakkında çalışmalar yapıyoruz. Gerçekleştirmeyi planladığımız bir diğer proje ise Akyaka Azmak Nehrindeki teknelerin motorlarının elektrikli motorlara dönüştürülmesi. Kirliliği azaltmak ve sürdürülebilir enerji açısından önemli bulduğumuz noktalardan birisi. Yerel yönetimler bu iklim krizi çözüm çalışmalarında baş aktörlerdir. Destekleri bu nedenle çok önemlidir. Bizler Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak bölgede yapılan ve yapılacak olan tüm çalışmalara katılıp destek olmaya hazırız. “ dedi. Vali Vekili İsmail Soykan; “Sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz” Akdeniz İklim Zirvesi’nde konuşan Muğla Vali vekili İsmail Soykan Akdeniz Havzası’nın tarih boyunca önemli medeniyetlerin buluştuğu bir coğrafya olduğunu belirtti. Soykan; “Şehrimizin geleceğini korumak; doğasını, denizini, kıyısını, ormanını, suyunu korumakla eş değerdir. Bu nedenle bu önemli işi eğitimden ele alarak başladık. Okullarda çocuklarımıza çevre bilinci ve sıfır atık kültürünü eğitim kurumlarımızda en temelden inşa ediyoruz.” dedi. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ilk günü açılış konuşmaları ardından Dirençli Bir Akdeniz Yerel Liderlik ve Bölgesel işbirliğini Güçlendirilmesi, Ortak Zorluklardan Bölgesel Eyleme oturumları ile devam etti. Akdeniz İklim Zirvesi’nin ikinci günü olan 29 Eylül Salı günü COP31’e Doğru; Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu, Değişen İklim Koşullarında Dirençli Kentler, Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi’nde düzenlenecek.

Sıfır Atık Hareketi 9 Yaşında Haber

Sıfır Atık Hareketi 9 Yaşında

Türkiye’nin 2017 yılında başlattığı Sıfır Atık Hareketi 9. yılına girerken, geri kazanım oranı yüzde 37,53’e yükseldi. Proje kapsamında bugüne kadar 90 milyon ton atık ekonomiye kazandırılırken, 365 milyar liralık ekonomik katkı sağlandı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Sıfır Atık Hareketi’nin 9. yılı dolayısıyla değerlendirmelerde bulundu. Emine Erdoğan’ın himayelerinde 27 Eylül 2017’de başlatılan hareketin bugün Türkiye sınırlarını aşan bir çevre ve iklim gündemine dönüştüğünü belirten Kurum, Sıfır Atık anlayışının Türkiye’nin COP31 Başkanlığı ile küresel iklim mücadelesine taşındığını ifade etti. Kurum, “9 yıl önce atılan adım bugün dünyaya yön veriyor!” ifadeleriyle başladığı mesajında, Sıfır Atık Hareketi’nin “atma, dönüştür” çağrısıyla kaynaklara bakış açısında dönüşüm başlattığını belirterek, “Ortak evimiz için, ortak geleceğimiz için, dünya için 0’dan COP31’e” mesajını verdi. Sıfır Atık’ın 9. yıl teması: “0'dan COP31'e Dünya için Hep Birlikte” Emine Erdoğan’ın himayelerinde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda 27 Eylül 2017’de başlatılan Sıfır Atık Hareketi, 9. yılında yeni bir küresel hedefle öne çıkıyor. Türkiye’nin bu yıl Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak olması nedeniyle hareketin 9. yıl teması “0'dan COP31'e Dünya için Hep Birlikte” olarak belirlendi. COP31’in 10 öncelikli temasından biri Sıfır Atık Antalya’da düzenlenecek COP31’in Eylem Gündemi’nde 10 öncelikli tema arasında Sıfır Atık da yer alıyor. Sıfır Atık, aynı zamanda “2035 Küresel Uygulama Hedefleri” kapsamında geri dönüşüm ve döngüsel ekonomi uygulama projesi olarak öne çıkıyor. COP31’in hedefleri arasında bulunan “Sıfır Atık ve metan azaltımı” başlığıyla, dünya genelinde atık üretimindeki artışın 2035 yılına kadar yarı yarıya azaltılması amaçlanıyor. Türkiye’nin geri kazanım oranı yüzde 37,53’e yükseldi Sıfır Atık Hareketi kapsamında Türkiye genelinde atıkların geri kazanımına yönelik çalışmalar yıllar içinde genişletildi. Proje kapsamında; 220 bin bina ve yerleşkede Sıfır Atık Yönetim Sistemi’ne geçildi. 28 milyon kişiye Sıfır Atık konusunda eğitim verildi. 2017 yılında yüzde 13 olan geri kazanım oranı, 2024’te yüzde 36,08’e, 2025’te ise yüzde 37,53’e yükseldi. Türkiye’nin geri kazanım oranını 2035’te yüzde 60’a, 2053’te ise yüzde 70’e çıkarması hedefleniyor. 90 milyon ton atık ekonomiye kazandırıldı Sıfır Atık Hareketi’nin başlangıcından 2025 yılı sonuna kadar toplam 90 milyon ton geri kazanılabilir atık işlenerek ekonomiye kazandırıldı. Bu miktarın 36,1 milyon tonunu kağıt-karton, 10,2 milyon tonunu plastik, 3,5 milyon tonunu cam, 9,6 milyon tonunu metal, 30,6 milyon tonunu ise organik ve diğer geri kazanılabilir atıklar oluşturdu. Geri kazanılan atıkların ekonomiye kazandırılmasıyla 365 milyar liralık katkı sağlandığı belirtildi. 613 milyon ağacın kesilmesi önlendi Sıfır Atık uygulamalarının çevresel kazanımları arasında enerji ve su tasarrufunun yanı sıra doğal kaynakların korunması da bulunuyor. Proje kapsamında 54 milyon hanenin bir yıllık elektrik ihtiyacına eşdeğer 270 milyar kWh enerji tasarrufu sağlandı. İstanbul’un iki yıllık su tüketimine eşdeğer 2 trilyon litre su tasarrufu elde edilirken, 60 milyar litre petrol tasarrufu gerçekleştirildi. Yaklaşık 55 bin futbol sahası büyüklüğündeki 390 milyon metreküp atık depolama alanı ihtiyacının önüne geçildi. Ayrıca 613 milyon ağacın kesilmesi önlenirken, yaklaşık 180 milyon ton sera gazı salımının da önüne geçildi. Sıfır Atık projeleri farklı alanlara yayılıyor Sıfır Atık Hareketi kapsamında yalnızca atıkların geri kazanımına yönelik çalışmalar değil, farklı alanlarda farkındalık oluşturmayı amaçlayan projeler de yürütülüyor. Denizlerin korunmasına yönelik Sıfır Atık Mavi, içecek ambalajlarının toplanarak yeniden değerlendirilmesini amaçlayan Depozitosu Olan Ambalajlar Sistemi (DOA) ile hareketin uygulama alanı genişletiliyor. 2023 yılında kurulan Sıfır Atık Vakfı da ulusal ve uluslararası projelerin yürütülmesinde rol üstleniyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı koordinasyonunda farklı bakanlıklar ve belediyelerle 81 ilde çeşitli projeler uygulanırken, UNDP, TRT, Türk Kızılay, TEMA Vakfı, Türkiye Basketbol Federasyonu ve Türkiye Futbol Federasyonu gibi kuruluşlarla da çocuklar ve gençler başta olmak üzere toplumsal farkındalığı artırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor. Sıfır Atık’ın küresel boyutu Sıfır Atık Hareketi, Türkiye’de başlayan çalışmaların uluslararası alana taşınmasıyla birlikte küresel çevre gündeminin de başlıklarından biri haline geldi. 14 Aralık 2022’de Türkiye’nin ana sunuculuğunda, 105 ülkenin ortak sunuculuğunda gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu oylamasında 30 Mart’ın “Uluslararası Sıfır Atık Günü” ilan edilmesi kabul edildi. Emine Erdoğan’ın girişimleriyle Birleşmiş Milletler bünyesinde “BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu” da oluşturuldu. 12 Nisan 2023’te kurulan kurulun başkanlığını Emine Erdoğan yürütüyor. Küresel Sıfır Atık İyi Niyet Beyanı ise farklı ülkelerden kişi ve kuruluşların katılımıyla küresel ölçekte yaygınlaştırılmaya devam ediyor. Sıfır Atık Hareketi, 9. yılında Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında döngüsel ekonomi, geri dönüşüm, kaynakların verimli kullanımı ve atık yönetimi başlıklarıyla küresel iklim gündemindeki yerini güçlendirmeyi hedefliyor.

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır'' Haber

Bakan Kurum: ''Savunmaya Ayrılan Her Kuruş, Bu Gezegenin Can Suyuna da Ayrılmalıdır''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde New York’ta düzenlenen COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programına katıldı. Küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen Bakan Kurum, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır” dedi. “İş dünyasının alıcı gücünü harekete geçirmesini bekliyoruz” diyen Bakan Kurum özel sektöre yatırım çağrısı yaptı: Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. Türkiye'nin, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin (UNFCCC) 31'inci Taraflar Konferansı'na (COP31) ev sahipliği ve başkanlığı, BM 81'inci Genel Kurulu ve New York İklim Haftası etkinlikleri kapsamında ABD'nin New York kentinde tanıtılmaya devam ediyor. COP31 Özel Sektör Elçisi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Bloomberg’in ortak ev sahipliğinde COP31 İş Forumu New York Diyaloğu Programı düzenlendi. Bloomberg Genel Merkezi’nde gerçekleşen programda küresel iş dünyasının liderleri ile bir araya gelen COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM’de açıkladığı COP31 Eylem Gündemi’ni ayrıntılı olarak anlattı. “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE COP31 EYLEM GÜNDEMİ’Nİ RESMEN BAŞLATTIK” Programın açılış konuşmalarını, TOBB Başkanı ve COP31 İş Forumu Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu ile Bloomberg L.P. ve Bloomberg Philanthropies’in kurucusu, BM Genel Sekreteri’nin İklim Özel Temsilcisi Michael R. Bloomberg yaptı. Programda COP31 Eylem Gündemi’ne ilişkin konuşan Bakan Kurum, “Dün Birleşmiş Milletler’de COP31 Eylem Gündemi’ni resmen başlattık. Bugün bu gündemi küresel iş dünyasıyla buluşturuyoruz. Bu gündemi, iklim hedeflerinin uygulanmasını hızlandıracak bir çalışma zemini olarak hazırladık. Enerjiden sanayiye, şehirlerden gıda ve su güvenliğine, Sıfır Atık’tan döngüsel ekonomi anlayışıyla yeşil sanayileşmeye kadar çok geniş bir uygulama alanından bahsediyoruz” dedi. SON 10 YILDA İKLİM KAYNAKLI AFETLERİN EKONOMİYE MALİYETİ 2 TRİLYON DOLAR Son 10 yılda iklim kaynaklı afetlerin küresel ekonomiye maliyetinin 2 trilyon doları aştığını söyleyen Bakan Kurum, 2023 yılında sel, kuraklık ve aşırı sıcakların yol açtığı ekonomik kaybın ise 380 milyar dolara ulaştığını kaydetti. Bakan Kurum, dünyada 666 milyon insanın elektriğe erişemediğini ve 2 milyar insanın ise kirletici pişirme yöntemlerine mahkum edildiğinin altını çizdi. Sanayi ile deniz ve hava taşımacılığının küresel emisyonların yüzde 30’unu oluşturduğuna dikkat çeken Bakan Kurum, atık sektörünün de insan kaynaklı metanın üçüncü büyük kaynağı olduğunu kaydetti. Bakan Kurum, küresel atık hacminin 2050’ye kadar yüzde 70 artmasının beklendiğini vurgulayarak, karbon fiyatları farklılaşırken Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizmasını bu yıl devreye alacağını belirtti. “OYSA EN BÜYÜK TEHDİT KAPIMIZDA; İKLİM KRİZİ” Bakan Kurum, iklim meselenin sadece ekonomik göstergelerden ibaret olmadığının altını çizerek, “Silah harcamalarını artırarak kendimizi güvende hissedeceğimizi sanıyoruz. Oysa en büyük tehdit kapımızda; iklim krizi. Şunu asla unutmayın: Gelecekte yaşayacak bir dünya bırakılmadıktan sonra, korumaya çalıştığınız devletlerin de, yaptığınız askeri yatırımların da hiçbir anlamı kalmayacak. Devletlerin asıl savunma hattı, sınır boyları değil, doğamız ve iklimimiz olmalıdır. Savunmaya ayrılan her kuruş, bu gezegenin can suyuna da ayrılmalıdır. Bu nedenle COP31 Başkanlığı olarak temel önceliğimizi uygulama olarak belirledik. Uygulamada iş dünyasının belirleyici rolü olacak. Yatırımı gerçekleştirecek, teknolojiyi ölçeklendirecek ve tedarik zincirlerini harekete geçirecek aktörlerin başında sizler geliyorsunuz. Türkiye de iş dünyası ve kamu kurumlarıyla bu sürece tecrübesini taşıyor. TOBB liderliğindeki COP31 İş Dünyası Elçiliği ve Forumu, özel sektörün sürekli katkısını sağlayacak” diye konuştu. COP31 SÜRECİNDE İŞ DÜNYASINI İLGİLENDİREN 6 BAŞLIK Konuşmasında elektrifikasyondan yeşil sanayileşmeye, Sıfır Atık’tan İklim Uygulama Köprüsü’ne, dirençli şehirlerden gıda güvenliğine kadar COP31’in 2035 Küresel Uygulama Hedefleri’nin önemine dikkat çeken Bakan Kurum, iş dünyasının ihtiyaçlarının yer aldığı 6 başlığı da katılımcılarla paylaştı: Birincisi, öngörülebilirliktir. Uzun ömürlü üretim tesisleri ve altyapı yatırımları kısa vadeli bir politika perspektifiyle planlanamaz. Kurallar açık, istikrarlı ve yatırım ufku boyunca öngörülebilir olmalıdır. İkincisi, karbon fiyat sinyalidir. Uzun vadeli yatırım kararları için bu sinyalin öngörülebilir olması ve farklı pazarlar arasında aşırı belirsizlik yaratmaması gerekiyor. Üçüncüsü, yeşil ürüne taleptir. Düşük karbonlu ürünlerin üretilmesi kadar güvenilir bir pazarın oluşması da önemlidir. Kamu alımları, ürün standartları, doğrulanabilir veriler ve uzun vadeli alım anlaşmaları bu pazarı büyütebilir. Dördüncüsü, finansman ve risktir. Özellikle gelişmekte olan pazarlarda yüksek sermaye maliyeti iyi projelerin önünde engel oluşturuyor. Kalkınma bankaları, ihracat kredi kuruluşları ve imtiyazlı finansman, özel sermayenin yerine geçmeden riskleri azaltabilir. Bu noktada tüm uluslararası bankalardan bu sürece aktif bir şekilde katılımı bekliyoruz. Hep birlikte elimizi taşın altına koymak mecburiyetindeyiz. Beşincisi, bilgi, kapasite ve KOBİ’lerdir. Küresel tedarik zincirlerinde önemli yer tutan KOBİ’lerin dönüşüme katılması için teknik yardım, ortak metodolojiler, kapasite geliştirme ve uygulanabilir raporlama süreçleri gereklidir. “HER ALANDA OYUN KURUCU İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE VE UYUM OLMALI” Altıncısı ve sonuncusu olan ‘Veri ve Doğrulama’ya dikkat çeken Bakan Kurum, bu kapsamda iklim değişikliğinin tüm alanlarda ‘oyun kurucu’ niteliğinde olacağını söyledi: Yatırım dünyası güvenilir, standart, bağımsız ve karşılaştırılabilir veriye ihtiyaç duyuyor. COP31 bünyesinde OECD ile stratejik bir işbirliği yürütüyoruz. Bundan sonra ticaretin yönünü çizecek olan iklim değişikliğidir. Aklınıza neresi geliyorsa her alanda oyun kurucu iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum olmalıdır. Yine bu anlamda veriler, istatistikler önemli. OECD ile onların bilgisine, geçmiş tecrübesine dayalı olarak o verileri de tüm sektörlerle paylaşıyor olacağız. Güvenilir veri aslında yatırım altyapısının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu anlamda da biz yatırımcıları aydınlatmaya gayret göstereceğiz. “SİZLERDEN SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR TAAHHÜTLER BEKLİYORUZ” Bakan Kurum, konuşmasında iş dünyasının temsilcilerine çağrıda bulundu: Antalya’ya giderken sizlerden somut ve ölçülebilir taahhütler bekliyoruz. Takvimi, kapsamı ve göstergeleri belirlenmiş taahhütlerin COP31’in güçlü sonuçları arasında yer almasını istiyoruz. Yapılabilirliği çalışılmış, sahibi belli ve finansman ihtiyacı tanımlanmış projeleri yatırımcılarla buluşturmak istiyoruz. İş dünyasının alıcı gücünü de harekete geçirmesini bekliyoruz. Yeşil ürünlere yönelik alım taahhütleri ve uzun vadeli anlaşmalar yeni üretim yatırımlarının önünü açabilir. Dönüşüm tedarik zincirinin tamamına yayılmalıdır. Büyük şirketlerin KOBİ tedarikçilerine bilgi, metodoloji, teknik kapasite ve finansmana erişim konusunda destek vermesini önemsiyoruz. ANTALYA’DA COP31 İŞ DÜNYASI VE YATIRIM ZİRVESİ DÜZENLENECEK COP31 İş Dünyası Forumu kapsamında devam edecek çalışma gruplarının önemini vurgulayan Bakan Kurum, “Elektrifikasyon, sanayi dekarbonizasyonu, gıda ve su güvenliği, iklim finansmanı, KOBİ’ler, gelişmekte olan ekonomiler, iklim teknolojileri ve yapay zeka alanlarında hazırlanan önerileri doğrudan bizlere, Başkanlığa iletebilirsiniz. Biz de bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile her alanda bu çalışmaları yürütüyor olacağız. 12 ve 13 Kasım’da Antalya’da düzenleyeceğimiz COP31 İş Dünyası ve Yatırım Zirvesi, burada başlayan çalışmaların devamı olacaktır. New York’taki istişareleri, finansmana hazır projeleri, yatırım ortaklıklarını ve somut taahhütleri Antalya’ya taşımak istiyoruz” dedi. “NEW YORK’TA GÜÇLENEN İŞ BİRLİĞİNİ ANTALYA’DA SOMUT SONUÇLARA DÖNÜŞTÜRECEĞİZ” Bakan Kurum, konuşmasını şöyle tamamladı: COP31 Eylem Gündemi’ni başlattık. Bugün New York’ta bu gündemin iş dünyasıyla uygulama bağını kuruyoruz. Antalya’ya yalnızca katılımınızı değil, projenizi, yatırımınızı, teknolojik çözümünüzü, ortaklığınızı ve somut taahhüdünüzü taşımanızı bekliyoruz. COP31’in başarısını yalnızca söylenen sözlerle veya alınan kararlarla ölçmeyeceğiz. Bu kararların ne kadarının projeye, yatırıma ve sahada ölçülebilir sonuçlara dönüştüğüne bakacağız. New York’ta güçlendirdiğimiz iş birliğini Antalya’da somut sonuçlara dönüştüreceğimize inanıyorum.

Eskişehir’de İklim Değişikliğine Karşı Güçlü İş Birliği Haber

Eskişehir’de İklim Değişikliğine Karşı Güçlü İş Birliği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve TEMA Vakfı iş birliğinde yürütülen “İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir” projesi kapsamında, kentteki sivil toplum kuruluşlarının (STK) katılımıyla kritik bir iklim uyum toplantısı düzenlendi. Avrupa Birliği finansmanıyla hayata geçirilen proje, Eskişehir'i gelecekteki çevresel krizlere karşı daha dirençli hale getirmeyi amaçlıyor. ​Projenin Detayları ve Katılımcılar ​AB tarafından finanse edilen, Türkiye Belediyeler Birliği, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı ve UNDP ortaklığıyla yürütülen proje çerçevesindeki buluşma, İklim Eylem Merkezi'nde gerçekleşti. ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ev sahipliğindeki toplantıya katılan başlıca kurumlar; ​TEMA Vakfı, Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), ​AKUT Arama Kurtarma Derneği, ​Eskişehir Bilecik Tabip Odası ve Eskişehir Çevre Derneği, ​Sakin Okul Derneği, Eskişehir AB Derneği ve TOY Gençlik Derneği, ​TÜED, TÜKDES, TEGV, ETOS ve Eğit-Der, ​Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği ve Eskişehir Bisiklet Derneği ​Su Yönetimi ve Afetlere Hazırlık Ön Planda ​Toplantıda, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) uyum eylemleri kapsamında; Kuraklık riskine karşı sürdürülebilir ve dirençli su yönetimi stratejileri. Olası iklim krizleri ve afet süreçlerine karşı ortak akılla geliştirilen hazırlık planları. Kentteki STK'ların iklim eylemlerine aktif entegrasyonu ve ortak çözüm önerileri masaya yatırıldı. ​Eskişehir, bu kapsamlı projeyle birlikte iklim krizine karşı yerel düzeyde örnek bir dirençlilik modeli oluşturmaya devam ediyor.

Başkentin İklim Değişikliği Cepte Haber

Başkentin İklim Değişikliği Cepte

Ankara Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve çevre bilincinin artırmak amacıyla geliştirdiği “İklim Ankara” mobil uygulamasını tanıtımını yaptı. İklim verilerinden karbon ve su ayak izi hesaplamasına, sıfır atık noktalarından vatandaş bildirimlerine kadar birçok özellik tek platformda buluştu. Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB), iklim değişikliği, sıfır atık, temiz hava ve enerji alanındaki çalışmalarını dijital ortama taşıyan “İklim Ankara” mobil uygulamasını düzenlenen lansmanla tanıttı. Ankara Kalkınma Ajansı’nın desteğiyle, ABB İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı koordinasyonunda geliştirilen uygulama, Başkentlilerin iklim ve çevre verilerine kolayca ulaşmasını sağlarken, vatandaş ile belediye arasındaki iletişimi de dijital ortamda güçlendirecek. İKLİM VERİLERİNDEN KARBON AYAK İZİNE “İklim Ankara” uygulamasıyla kullanıcılar; iklim verilerine ulaşabilecek, kişisel karbon ve su ayak izlerini hesaplayabilecek, sıfır atık noktalarını harita üzerinden görüntüleyebilecek. Uygulamada ayrıca çevre alanındaki duyuru, etkinlik ve kampanyalar takip edilebilecek. İlk aşamada uygulama üzerinden 782 eczane ve 7 atık getirme merkezi görüntülenebilecek. Vatandaşlar, 12 farklı atık türü için hazırlanan interaktif rehber sayesinde ellerindeki atığın nasıl ayrıştırılacağını ve nereye teslim edilebileceğini de öğrenebilecek. Uygulamanın tamamlanma sürecinin ardından “İklim Ankara”, IOS ve Android platformlarından ücretsiz olarak kullanılabilecek. TÜZÜN: “EKONOMİK KALKINMAYI SAĞLAMAK İÇİN ÇEVREDEN VAZGEÇEMEYİZ” ABB Genel Sekreter Yardımcısı Ahmet Mekin Tüzün, sürdürülebilir kalkınmanın ekonomik, sosyal ve çevresel faktörlerin birlikte ele alınmasıyla mümkün olduğunu belirterek, “Son dönemde özellikle iklim değişikliğine uyum konusu bütün yönetim kademesinde konuşulan ve son olarak da ABB olarak katılım sağlayacağımız COP 31'de de ciddi anlamda tartışılacak, konuşulacak konuların başında geliyor. İklim değişikliğine uyumu kent içerisinde yaşayanlarla kırsal alanda yaşayanların etkilerini nasıl optimize edeceğiz ve beraber kullanacağız bunun üzerine çalışıyoruz. Kamu kuruluşlarının ve özel sivil toplum kuruluşlarının yaptığı ölçümler var. Arkadaşlarımız, bütün bunları bir araya getiren İklim Ankara diye bir platform yaptı. IOS ve Android marketlerden ücretsiz olarak indirebileceğiniz, iklim parametrelerine ulaşabileceğiniz, su ve karbon ayak izini hesaplayarak iklim üzerine bireysel etkinizi görebileceğiniz, ölçebileceğiniz bir platformdan bahsediyoruz. Bu platform karşılıklı veri alışverişini yapan bir yer. Yani bir vatandaş ve Ankara Büyükşehir arasında yönetişimi sağlayan bir platform” ifadelerini kullandı. ÖZTÜRK: “YEŞİL VE DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜ BULUŞTURUYORUZ” ABB Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanı Ömer Faruk Öztürk ise, “İklim Ankara”nın çevre ve iklim alanındaki çalışmaları doğrudan vatandaşla buluşturmak amacıyla geliştirildiğini söyledi. Ankara Kalkınma Ajansı’nın 2026 İkiz Dönüşüm Programı hibe desteğiyle hayata geçirilen proje sayesinde yeşil dönüşüm ile dijital dönüşümün aynı çatı altında buluşturulduğunu belirten Öztürk, “Uygulama, içerisinde daire başkanlığımız bünyesinde faaliyet gösteren Sıfır Atık, İklim Değişikliği ve Temiz Tava ve Enerji Yönetim Şube Müdürlüklerimizin hizmetlerini tek bir platformda vatandaşlarımızla buluşturmaktadır. Sıfır atık alanında vatandaşlarımız atık getirme noktalarını harita üzerinden görüntüleyebilecekler, kendilerine en yakın noktaya ulaştırabilecekler. Vatandaşlarımız çevre alanındaki duyuruyu, etkinlik ve kampanyalarımızı takip edebilecek, fotoğraf ekleyerek talep ve bildirim oluşturabilecek ve bu süreç güncellemelerini uygulama üzerinden alabilecekler” diye konuştu. Ankara Kalkınma Ajansı İzleme ve Değerlendirme Birim Başkanı Abdülmelik Koçin de proje ile Ankara’nın yeşil ve dijital dönüşümüne katkı sağlamayı hedeflediklerini belirterek, ABB’nin iklim değişikliği, enerji ve sıfır atık alanlarında ürettiği verilerin ortak bir dijital yapıda toplanacağını söyledi. ABB, kullanıcıların geri bildirimleri doğrultusunda uygulamayı geliştirmeyi ve önümüzdeki dönemde platforma yeni hizmet ve modüller eklemeyi planlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.