Hava Durumu

#Soğuk Zincir

Kırsal Haber - Soğuk Zincir haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soğuk Zincir haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Organize Tarım Bölgeleri Dünya Yatırımcısının Hizmetinde Haber

Türkiye’nin Organize Tarım Bölgeleri Dünya Yatırımcısının Hizmetinde

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin yeni nesil tarımsal üretim üsleri olan Organize Tarım Bölgelerini (OTB) yerli ve uluslararası yatırımcılara tanıtmak amacıyla Türkçe ve İngilizce dillerinde iki kapsamlı rehber yayınladı. 40’ar sayfadan oluşan yayınlar, OTB’lerin sunduğu teşvik mekanizmalarından finansal fizibiliteye kadar geniş bir yatırım haritası sunuyor. Küresel Yatırımcılar İçin Başvuru Kaynağı Hazırlanan “Neden Organize Tarım Bölgesinde Yatırım Yapmalısınız? - Türkiye'nin Tarımsal Üretim Üsleri” başlıklı Türkçe yayın ile İngilizce hazırlanan “Why Invest in an Organized Agricultural Zone? - Türkiye's Agricultural Production Hubs” yayınları, Türkiye’nin tarımsal yatırım potansiyelini küresel pazarlara aktarmayı hedefliyor. Yayınlar; Türkiye’nin tarımsal avantajlarından OTB modelinin sunduğu ayrıcalıklara, modern sera ve hayvancılık tesislerinden teşvik imkânlarına, yatırım süreçlerinden risk analizlerine kadar detaylı bir çerçeve sunuyor. OTB modeli; bitkisel ve hayvansal üretimi işleme, paketleme, depolama, soğuk zincir ve lojistik imkânlarıyla tek bir planlı alan içerisinde birleştiren yeni nesil bir kalkınma modeli olarak öne çıkıyor. Model sayesinde ortak altyapı, imarlı parseller, enerji bağlantıları, arıtma sistemleri, laboratuvar ve veterinerlik hizmetleriyle yatırımcıların başlangıç maliyetlerinin ve operasyonel risklerinin azaltılması amaçlanıyor. 42 İlde 61 OTB Projesi Geliştirildi Yayınlanan rehberlerde yer alan güncel verilere göre, Türkiye genelinde OTB’lere ilişkin öne çıkan göstergeler şu şekildedir: Sayısal Durum: 42 ilde toplam 61 OTB projesi geliştirildi. Bunlardan 46’sı tüzel kişilik kazanırken, 20 OTB’de altyapı çalışmaları tamamlandı ve 16 OTB doğrudan üretime geçti. Üretim Kapasitesi: OTB’lerde yıllık yaklaşık 60 bin ton bitkisel üretim ve 160 bin baş hayvansal üretim kapasitesine ulaşıldı. İstihdam ve Ekonomik Değer: Yaklaşık 10 bin kişiye doğrudan istihdam sağlanırken, altyapı çalışmalarına yönlendirilen kamu kaynağı yaklaşık 10 milyar TL’ye ulaştı. OTB’lerin yıllık ekonomik katkısı ise yaklaşık 20 milyar TL olarak hesaplandı. Türkiye'nin Avrupa, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Körfez, Rusya ve Orta Asya pazarlarının kesişim noktasında yer alan stratejik konumu da OTB’lerin ihracat potansiyelini güçlendiren temel faktörler arasında gösteriliyor. Yatırımcılara %70’e Varan Hibe ve Çok Katmanlı Teşvikler Rehberlerde yatırımcıların yararlanabileceği finansman araçları da detaylandırıldı. Kırsal Kalkınma Yatırımları Programı kapsamında yüzde 70’e varan hibe, IPARD kapsamında ise yatırım konusuna göre yüzde 50-75 aralığında hibe imkânları sunuluyor. Ayrıca ilave faiz ve kâr payı indirimleri, genç ve kadın girişimci avantajları, yenilenebilir enerji kullanımı ve sözleşmeli üretime yönelik destekler de yatırımcıların kullanımına sunuluyor. Dr. Osman Yıldız: “OTB’ler Planlı Üretim Gücümüzün Ana Omurgası Olacak” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tarım Reformu Genel Müdürü ve IPARD Yönetim Otoritesi Başkanı Dr. Osman Yıldız, OTB modelinin Türkiye’nin planlı üretim vizyonundaki rolüne dikkat çekerek şunları kaydetti: "Tarım Reformu Genel Müdürlüğü olarak temel hedefimiz; tarımsal üretimi planlı, altyapısı sağlam ve kurumsal bir modele dönüştürmektir. Bu vizyonun sahadaki en güçlü yansıması Organize Tarım Bölgeleri olmuştur. Jeotermal seracılık ve entegre hayvancılık odaklı projelerle Türkiye'nin üretim mimarisi yeniden şekillenmektedir. Önümüzdeki dönemde de Organize Tarım Bölgelerini, Türkiye'nin planlı üretim gücünün bir aracı haline getirme kararlılığımızı sürdüreceğiz." Yıldız; OTB’lerin gıda arz güvenliği, kırsal kalkınma, istihdam, yenilenebilir enerji kullanımı, sıfır atık yaklaşımı ve ihracat hedefleri bakımından stratejik bir rol üstlendiğini sözlerine ekledi.

Balıkçılar "Vira Bismillah" Dedi, Candan Başkan Destekleri Açıkladı Haber

Balıkçılar "Vira Bismillah" Dedi, Candan Başkan Destekleri Açıkladı

Denizlerde av yasağının sona ermesiyle birlikte Tekirdağlı balıkçılar, Kumbağ Limanı’nda düzenlenen törenle 2026-2027 balık avı sezonuna “Vira Bismillah” dedi. Programda konuşan Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, balıkçıların artan maliyetlerine dikkat çekerek balıkçılara yönelik akaryakıt desteği için çalışma başlattıklarını müjdeledi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen 2026-2027 Balık Avı Sezonu Açılış Töreni, Süleymanpaşa’nın Kumbağ Limanı’nda gerçekleştirildi. Balıkçılık sektörünün ve Tekirdağ’ın denizle olan bağının önemine dikkat çekilen programa Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Doç. Dr. Ergül Halisçelik, protokol üyeleri, balıkçılar, aileleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, balıkçıları uğurlamaya gelen halka balık ekmek ikram edildi. Törende balıkçılar adına konuşan Kumbağ Su Ürünleri Kooperatifi Temsilcisi Akın Aşık, programın kendileri için önemine değinerek balıkçıların emeklerinin onurlandığını ifade etti. Aşık, programda emeği geçen herkese teşekkür etti. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanı Dr. Ulaş Ay da balıkçılığın ekonomik önemine dikkat çekerek Büyükşehir Belediyesi olarak üreticiyi destekleme ve üretimi geliştirme noktasında çalışmalarını sürdüreceklerini ifade etti. Tekirdağ Bölge Liman Başkanı Mustafa Asım Sulu ise balıkçılığın zor bir meslek olduğunu belirterek onlara bereketli bir sezon temellerinde bulundu ve organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür etti. NALLAR: “BALIKÇILIK SABIR, EMEK VE CESARET GEREKTİRİYOR” Süleymanpaşa Belediye Başkanı Volkan Nallar ise balıkçılığın büyük bir emek ve fedakârlık gerektirdiğini vurguladı. Gecenin karanlığında, zorlu hava koşullarında ailesinin rızkı için denize açılan balıkçıların mücadelesinin çok kıymetli olduğunu belirten Nallar, “Bizler Süleymanpaşa Belediyesi olarak emeğin ve alın terinin her zaman yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. Çünkü Kumbağ demek deniz demek, deniz demek emek demek, bereket demek” ifadelerini kullandı. CANDAN BAŞKAN: “BİZE DÜŞEN BALIKÇIMIZIN YÜKÜNÜ ALMAK” Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, yeni sezonu balıkçılarla birlikte karşılamaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek balıkçılığın dışarıdan göründüğü kadar kolay bir iş olmadığını söyledi. Balıkçıların gecenin bir vakti yola çıktığını, hava raporlarını takip ettiğini, mazot, ağ ve tekne bakım giderlerini düşündüğünü belirten Candan Başkan, “Bunca zahmetin sonunda bazen limana tekneleri, cepleri dolu dönemeyebiliyorlar. Balıkçı esnafı gerçekten meşakkatli bir iş yapıyor. Bize düşen onların yükünü almak” dedi. Balığın insan sağlığı açısından önemine de değinen Başkan Yüceer, bir hekim olarak haftada en az iki kez balık tüketilmesini önerdiğini belirterek, balıkçının emeğinin karşılığını alması ve vatandaşların da balığa daha uygun fiyatlarla ulaşabilmesi temennisinde bulundu. SU ÜRÜNLERİ TOPTANCI HALİ’NDE 940 TONLUK İŞLEM HACMİ Tekirdağ’ın önemli bir balıkçılık ve su ürünleri kenti olduğuna dikkat çeken Candan Başkan, geçtiğimiz av sezonunda Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Su Ürünleri Toptancı Hali’nde 940 ton su ürünü işlem gördüğünü açıkladı. Bu miktarın 463 tonunu hamsi, 217 tonunu istavrit, 146 tonunu ise sardalyanın oluşturduğunu belirten Yüceer, farklı türlerdeki su ürünlerinin de halde satışa sunulduğunu ifade etti. 940 tonluk işlem hacminin Tekirdağ’da balıkçılığın yalnızca bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda önemli bir üretim ve ticaret alanı olduğunu gösterdiğini vurguladı. Tekirdağ genelinde 7’si denizlerde, 2’si iç sularda olmak üzere 9 su ürünleri kooperatifi bulunduğunu belirten Yüceer, bu kooperatiflerde toplam 184 balıkçının yer aldığını söyledi. Kumbağ Su Ürünleri Kooperatifi’nde ise 13 balıkçının bulunduğu kaydedildi. BALIKÇILARA DESTEKLER ARTARAK DEVAM EDECEK Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi olarak küçük ölçekli balıkçıların yanında olmaya devam edeceklerini belirten Başkan Yüceer, 2021 yılından bu yana sürdürülen desteklerin kapsamının yıllar içinde genişletildiğini ifade etti. 2024 yılında 155 küçük ölçekli balıkçıya 747 bin 426 lira değerinde tekne bakım malzemesi desteği sağlandığını belirten Yüceer, 2025 yılında ise 1 milyon 185 bin 879 lira değerinde tekne bakım malzemesi ile balıkçı tulumu ve çizme desteği verildiğini açıkladı. CANDAN BAŞKAN’DAN BALIKÇILARA AKARYAKIT DESTEĞİ MÜJDESİ Balıkçının yükünü hafifletecek yeni destek modelleri üzerinde çalıştıklarını da belirten Başkan Yüceer, özellikle su ürünlerinde soğuk zincirin ve akaryakıt maliyetlerinin önemine dikkat çekti. Candan Başkan, “Özellikle su ürünlerinde soğuk zincir desteğinin çok kıymetli olduğunu biliyoruz. Akaryakıt desteği konusunda da proje hazırlıklarımız devam ediyor. İnşallah en kısa zamanda hayata geçirerek balıkçılarımızın yanında olacağız” dedi. “DENİZİMİZİ KÜSTÜRMEMEMİZ, DENİZLERİMİZİ KORUMAMIZ LAZIM” Konuşmasında Marmara Denizi’nin korunmasına da özel bir yer ayıran Başkan Yüceer, balıkçılığın geleceğinin doğrudan denizlerin sağlığına bağlı olduğunu vurguladı. Müsilaj başta olmak üzere denizlerde yaşanan sorunların balıkçıları da doğrudan etkilediğini belirten Yüceer, “Denizimizi küstürmememiz, denizlerimizi korumamız lazım. Çünkü bunlar çocuklarımıza, evlatlarımıza bırakacağımız bir miras, bir emanet” ifadelerini kullandı. Tekirdağ’ın Mavi Bayraklı plaj sayısını göreve geldiklerinde 6’dan 8’e, ardından 10’a çıkardıklarını hatırlatan Yüceer, Tekirdağ’ın bugün Marmara Denizi’nde en fazla Mavi Bayraklı plaja sahip il olmasının gururunu yaşadıklarını söyledi. Program kapsamında süslenen tekneye protokol üyeleri ve balıkçılar bindi. Duaların ardından havai fişek gösterileri eşliğinde tekneler limandan ayrılarak yeni av sezonu için denize açıldı. Candan Başkan, denize açılan tüm teknelerin sağlıkla limana dönmesini dileyerek, “Rüzgârınız kolayına, deniziniz sakin, ağınız dolu, kazancınız bereketli olsun. Vira Bismillah diyorum” sözleriyle yeni sezonu başlattı. Kumbağ Limanı’ndaki sezon açılışı, sanatçı Süheyla Solak’ın sahne aldığı konserle devam etti.

TZOB Başkanı Bayraktar: "Balıkçılarımız 1 Eylül’de “Vira Bismillah” Diyecek" Haber

TZOB Başkanı Bayraktar: "Balıkçılarımız 1 Eylül’de “Vira Bismillah” Diyecek"

Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde değerlendirmelerde bulundu. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, 1 Eylül’de başlayacak yeni balıkçılık av sezonu öncesinde yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin su ürünleri üretiminin son yıllarda genel olarak artış eğilimi gösterdiğini belirterek, yeni av sezonunun balıkçılar için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi. Bayraktar, ilk kez 2023 yılında 1 milyon ton sınırını aşan toplam su ürünleri üretiminin, 2024 yılındaki düşüşün ardından 2025 yılında yüzde 11,1 artarak 1 milyon 37 bin 19 tona ulaştığını bildirdi. Böylece son beş yıldaki toplam üretim artışının yüzde 31,9 olarak gerçekleştiğini belirtti. 2025 yılı su ürünleri üretiminin yüzde 33,4’ünü avcılık yoluyla elde edilen deniz balıkları, yüzde 3’ünü diğer deniz ürünleri, yüzde 3,1’ini iç su ürünleri ve yüzde 60,4’ünü yetiştiricilik ürünlerinin oluşturduğunu ifade eden Bayraktar, su ürünleri avcılığının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15,3 artarak 410 bin 428 tona yükseldiğini kaydetti. Avcılık üretiminin 2020 yılında kaydedilen 364 bin 100 tonluk seviyeye göre yüzde 12,6 oranında arttığını belirten Bayraktar, avlanan deniz balıklarının toplam miktarının ise 346 bin 366 ton olarak gerçekleştiğini söyledi. Türler itibarıyla hamsinin 245 bin 261 tonluk üretimle ilk sırada yer aldığını belirten Bayraktar, hamsiyi 28 bin 388 tonla çaça ve 19 bin 667 tonla sardalyanın takip ettiğini bildirdi. Türkiye’nin uzun kıyı şeridi, zengin denizleri, yaygın iç su kaynakları ve akarsularıyla güçlü bir balıkçılık potansiyeline sahip olduğunu vurgulayan Bayraktar, bu potansiyelin devamlılığının deniz ve iç su ekosistemlerinin korunmasına ve su ürünleri kaynaklarının bilimsel esaslara göre yönetilmesine bağlı olduğunu ifade etti. “Su ürünleri ihracatımız 2,3 milyar dolara yükseldi” Türkiye’nin su ürünleri dış ticaretinde net ihracatçı konumunda olduğunu belirten Bayraktar, son yıllarda üretim kapasitesinde, ürün çeşitliliğinde ve ihracat pazarlarında kaydedilen gelişmelerin dış satıma da olumlu yansıdığını söyledi. Bayraktar, ilk kez 2024 yılında 2 milyar dolar sınırını aşan su ürünleri ihracatının 2025 yılında 2,3 milyar dolara ulaştığını bildirdi. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 2028 yılı için belirlenen 3 milyar dolarlık ihracat hedefinin, sektörün üretim ve dış ticaret kapasitesinin geliştirilmesi bakımından önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti. “Kişi başına tüketimin artırılması gerekiyor” Türkiye’de su ürünleri tüketiminin son yıllarda artmakla birlikte dünya ortalamasının altında kaldığına dikkat çeken Bayraktar, dünyada kişi başına yıllık ortalama su ürünleri tüketiminin yaklaşık 19 kilogram olduğunu, Türkiye’de ise bu miktarın 8,8 kilogram seviyesinde bulunduğunu belirtti. Tüketimin artırılabilmesi için ürünlerin uygun fiyatlarla ve düzenli olarak tüketiciye ulaştırılması, soğuk zincir ve dağıtım altyapısının geliştirilmesi, balığın beslenmedeki yeri konusunda eğitim ve tanıtım çalışmalarının yaygınlaştırılması gerektiğini ifade etti. “Sürdürülebilir balıkçılık sektörün geleceğinin teminatıdır” Su ürünleri avcılığının çevre ve ekosistem üzerindeki etkilerinin en düşük düzeyde tutulmasının büyük önem taşıdığını belirten Bayraktar, deniz ve iç su ekosistemlerinde meydana gelen tahribatın yalnızca mevcut stokları değil, gelecek nesillerin gıda güvencesini ve refahını da tehdit ettiğini söyledi. Bu nedenle balıkçılık faaliyetlerinde kısa vadeli üretim artışından ziyade stokların korunmasını ve sürdürülebilir kullanımını esas alan bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurgulayan Bayraktar, bilimsel araştırmaların güçlendirilmesi, stokların düzenli olarak izlenmesi, koruma ve kontrol faaliyetlerine öncelik verilmesi ve av baskısının kaynakların yenilenme kapasitesine uygun şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti. Bayraktar, balıkçıların av yasaklarına, asgari avlanabilir boylara, zaman ve alan sınırlamalarına ve mevzuatla getirilen diğer düzenlemelere titizlikle uyması gerektiğini belirterek, yasa dışı, kayıt dışı ve düzenlenmemiş avcılıkla mücadelenin etkin biçimde sürdürülmesi gerektiğini kaydetti. Bunun yanında avlanan ürünlerin ekonomik değerini artırmak amacıyla soğuk zincir, depolama, dondurma, tuzlama, konserve, paketleme ve işleme altyapısının geliştirilmesinin önem taşıdığını belirten Bayraktar, bu yatırımların ürün kayıplarının azaltılmasına, raf ömrünün uzatılmasına, katma değerli üretimin artırılmasına ve sektörün ihracat gücünün geliştirilmesine katkı sağlayacağını ifade etti. Bayraktar, yeni av sezonunun balıkçılar, sektör ve Türkiye için kazasız, bereketli ve sürdürülebilir olmasını diledi.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Tankı Desteği Sürüyor Haber

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Süt Tankı Desteği Sürüyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi tarımsal kalkınma kooperatiflerine hibe ettiği süt soğutma tankı ekipman desteği ile süt üreticilerinin kazancını arttırıyor. Antalya genelinde kooperatiflere hibe edilen 34 adet süt soğutma tankı ile yıllık 39 bin 420 ton süt soğuk zincire girerek, üreticilerin litre başı 1.8 TL’den yıllık 70 milyon 956 bin TL soğutma pirimi kazanması sağlanıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından Kırsal Kalkınma Kooperatifleri aracılığı ile süt üreticilerine soğuk zincir şartlarını sağlamaları için hibe edilen soğutma tankları çiftçilerin üretimlerine katma değer katıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiğ sütün kalitesini korumak ve kayıt altına almak için üreticilere verdiği süt soğutma primi ve süt toplayan firmaların ek desteğinden faydalanan üreticiler kilo başına 1.8 TL ek kazanç sağlıyor. KOOPERATİFLERE 34 SÜT SOĞUTMA TANKI HİBE EDİLDİ Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Şube Müdürü Dr. Asaf Özalp, Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin Kırsal Kalkınma Kooperatifleri ile işbirliğinin güçlenerek devam ettiğini belirtti. Özalp, soğutma tankı hibelerine ilişkin şunları söyledi: “Üreticilerimizin süt soğutma pirimi alabilmeleri için 2019- 2026 yılları arasında hayvancılığın ve süt üretiminin yoğun olduğu bölgelerdeki kooperatiflerimize 34 adet 4 tonluk süt soğutma tankı hibe ettik. Bu tankları kullanan üreticilerimiz süt fiyatına ek litre başına 1.8 TL süt soğutma pirimi kazanabilmektedir. Ortalama %80 kapasite ile kullanımı hesaplanarak günlük 108 ton süt, yıllık ise yaklaşık 40 Bin ton süt soğutuluyor. Bu hibelerimiz sayesinde üreticilerimiz yıllık toplam 70 Milyonun üzerinde pirim kazanması sağlanıyor.” SÜT TANKI OLMAZSA OLMAZ Soğutma tankı hibeleri sayesinde sütleri en iyi şartlarda koruduklarını söyleyen Yuva Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Muhammed Tonbul, “Büyükşehir Belediyemiz kooperatifimize 2 adet süt tankı hibe etti. Kooperatiflerimiz aracılığı ile toplanıp soğutulan sütlerden üreticilerimiz ek soğutma pirimi kazanıyor. Sütlerimizi sabah ve akşam toplayarak soğutma tanklarımıza aktarıyoruz. Yuva mahallemizde günlük ortalama 14-15 ton süt toplayarak 3 derece soğutuyoruz. Süt tankı süt üretiminde olmazsa olmaz sütleri en iyi şartlarda koruyarak tüketicilere ulaşmasını sağlıyoruz. Köylümüze üreticilerimize verdiği destekler için Antalya Büyükşehir Belediyemize çok teşekkür ederim” diye konuştu. BÜYÜKŞEHİR’E TEŞEKKÜR Elmalı Yuva Mahallesinde hayvancılık yapan Necati Toy ise “Mahallemizin sütlerinin toplandığı yere kooperatifimize Büyükşehir Belediyesi süt tankı hibe etmişti. Kooperatifimiz sabah erken saatlerde gelerek sütlerimizi alıyor. Süt sağma makinemizden bidonlara oradan tankımıza sütlerimizi aktarıyoruz. Soğutma tankı sayesinde hem kooperatifimiz sütü toplu aldığı için hem de süt soğutma primi aldığımız için bize kazanç ve kolaylık sağlıyor. Biz hayvancılara verdiği desteklerden dolayı Büyükşehir Belediyemize teşekkür ederiz” dedi.

Süt Soğutma Tankı Desteği Üreticinin Yüzünü Güldürüyor Haber

Süt Soğutma Tankı Desteği Üreticinin Yüzünü Güldürüyor

Tarım ve hayvancılığı destekleyen, üreticiyi merkeze alan projeleriyle kırsal kalkınmaya yön veren Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, ‘Destek Büyükşehir’den, Üretim Çiftçiden’ sloganıyla yürüttüğü yüzde 50 hibeli 300 litre kapasiteli ‘Süt Soğutma Tankı Desteği’ projesini sürdürüyor. Kırsalda kalkınmanın öncüsü olan Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından, üreticilerin sütü hijyenik koşullarda muhafaza etmesine katkı sağlayan destek, süt üreticilerinin yüzünü güldürmeye devam ediyor. Sütte kalite artıyor, üreticinin kazancı yükseliyor Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde her geçen yıl kapsamı genişleyen tarımsal ve hayvansal destekler, üreticinin maliyet yükünü hafifletirken kırsalda üretimin sürdürülebilirliğine de önemli katkı sunuyor. Dağıtımı yapılan 300 litre kapasiteli süt soğutma tankları sayesinde süt, sağımın ardından kısa sürede 4 dereceye kadar soğutularak soğuk zincir korunuyor ve kalite kaybının önüne geçiliyor. Böylece üreticiler sütlerini daha hijyenik koşullarda muhafaza ederek değerinde satabilme imkanı bulurken, ürün kalitesi ve verimliliği de önemli ölçüde artış sağlıyor. Mersin Büyükşehir’den kırsal kalkınmaya güçlü destek Proje ile yalnızca süt kalitesinin yükseltilmesi değil; aynı zamanda gıda güvenliğinin artırılması, küçük ölçekli yetiştiricilerin pazarlama gücünün geliştirilmesi ve aile işletmelerinin ekonomik sürdürülebilirliğinin güçlendirilmesi hedefleniyor. Artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin yükünü hafifleten destek, kırsalda üretimin devamlılığı açısından da büyük önem taşıyor. Fideden fidana, sulama borusundan makine-ekipman desteğine, hayvancılıktan kooperatiflere kadar birçok alanda hayata geçirilen projelerle üretimin her aşamasında üreticinin yanında yer alan Büyükşehir, kırsal kalkınmayı güçlendiren yatırımlarıyla Mersin’i tarımın öncü kentlerinden biri haline getirmeye devam ediyor. Dr. Bebek: “Üreticilerimizin, daha kaliteli ürün elde etmelerini hedefliyoruz” Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Dr. Dilek Tüney Bebek; projeyle amaçlarının, yetiştiricilerin sütü hijyenik koşullarda muhafaza etmesini sağlayarak kaliteyi artırmak, ürün kayıplarını azaltmak ve daha yüksek katma değer elde etmelerine katkı sunmak olduğunu vurguladı. Süt üretiminde soğuk zincirin korunmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Bebek, “Sağladığımız bu destek sayesinde üreticilerimizin hem daha kaliteli ürünü elde etmelerini hem de pazarlama süreçlerinde yanlarında olmayı planlamaktayız. Üreticilerimiz bu şekilde daha güçlü bir konuma ulaşıyorlar. Büyükşehir Belediyesi olarak üreticilerimizin yanında olmaya, tarım ve hayvancılığı destekleyen projeler üretmeye devam edeceğiz” dedi. 2025 yılında başlayan projeden faydalanan yetiştiriciler hakkında da bilgiler veren Bebek, “Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı projemizden 2025 yılında 100 yetiştiricimiz faydalandı. 2026 yılında da 100 yetiştiricimize yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı dağıtmayı planlamaktayız. İhtiyacı olan ve kriterlere uyan yetiştiricilerimiz, ALO 185 Teksin üzerinden bizlere taleplerini iletebilirler” diye konuştu. Aydeniz Gilik: “Soğutma tankı elimizin altında ve sütümüzü kolaylıkla muhafaza edebiliyoruz” Tarsus Çakırlı Mahallesi’nde ikamet eden büyükbaş hayvan yetiştiricilerinden Aydeniz Gilik, mahallelerine her gün sütçü gelmediğinden ve süt soğutma tankı projesinden faydalanmadan önce de sütü muhafaza etme konusunda yaşadıkları zorluklardan bahsederek, “Sütçü gelmediği için, sütümüzü emanete bırakıyorduk. Şimdi bir aydır süt soğutma tankımızı kullanıyoruz. Gayet iyi. Emanete gittiğimizde zorlanıyorduk, saatinde götürmemiz lazımdı. Emanete bırakmak, kendi elinin altındaki gibi olmuyor. Süt soğutma tankımız ise elimizin altında ve istediğimiz saatte sütümüzü buraya döküp muhafaza edebiliyoruz” ifadelerini kullandı. Hizmetten duydukları memnuniyeti de aktaran Gilik, süt üretiminde soğuk zincirin de bozulmadığını belirterek, “Sütçüyle de anlaşma yaptık. İstediğimiz zaman geliyor, götürüyor. Belediye benim hayatımı kolaylaştırdı. Bu soğutma tankı olmadığı zaman, kovalarda sütleri biriktirip emanete götürmek zordu ama şimdi bir kova bile süt çıksa kolaylıkla getirip tanka dökebiliyorum. Belediyemize teşekkür ederiz. Hem cebimizden hem de vaktimizden tasarruf ettik” dedi. Ercan Gilik: “Süt soğutma tankı bize büyük kolaylık sağladı” Yetiştiricilerden Ercan Gilik de süt soğutma tankının kendilerine sağladığı faydadan bahsederek, “Bu olmadan hayatımız perişandı. Büyükşehir Belediye Başkanımız bizi bu dertten kurtardı. Önceden kovalarla yük taşıyorduk, kollarımız acıyordu. Şu anda ise memnunuz. Bize büyük kolaylık ve rahatlık. Sütümüzü ahırımızda sağıyor ve ardından tankımıza döküyoruz. Eskiden kovamızla sütçüye bıraksak sütümüz kesilirdi ama şu anda sütümüzü getirip tankımıza döktüğümüz için kesilme yapmıyor. Soğuk kalıyor” diye konuştu. Emine Şimşek “Sütümüzü artık daha değerli fiyattan satıyoruz” Büyükbaş hayvancılıkla uğraşan Emine Şimşek ise süt soğutma tankına sahip olmadan önce sağdıkları sütü muhafaza edemedikleri için, kilometrelerce uzaklıktaki akrabalarına ya da komşularına götürmek zorunda kaldıklarını anlattı. Özellikle yaz aylarında soğuk zinciri sağlayamadıkları için sütün kalitesini korumakta güçlük çektiklerini ifade eden Şimşek, Mersin Büyükşehir’in yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı desteğinden yararlandıktan sonra bu sorunun ortadan kalktığını söyledi. Tank sayesinde sütün tazeliğini ve kalitesini koruyabildiklerini belirten Şimşek, ürünlerini artık daha değerli fiyattan satabildiklerini dile getirerek, sağlanan destek dolayısıyla Başkan Vahap Seçer’e teşekkür etti. Şimşek, “Dolabımızda yer olmadığı için süt kesilebiliyordu. Ellerimizle götürüyorduk ve zorlanıyorduk. İşimiz şimdi kolaylaştı. Belediye Başkanımız bizlere süt soğutma tankı verdi, kendisine teşekkür ediyoruz. Sütümüz taze ve soğuk kalıyor. Ayrıca daha değerli fiyattan satıyoruz” ifadelerine yer verdi. Kadir Şimşek: “Süt soğutma tankımızın fiyatı bir yılda kendisini amorti edecek” Yetiştiricilerden Kadir Şimşek, süt soğutma tankı desteğinden faydalanmadan önce sütten yeterli verimi alamadıklarını dile getirerek, “Sütümüzün fiyatı düşük olduğundan para kazanamıyorduk. Araştırdık ve Büyükşehir Belediyesi’nin yüzde 50 hibeli süt soğutma tankı verdiğini öğrendik. Başvuru yaptık, onayladılar ve şu an memnunuz” dedi. Yüzde 50 hibe ile sahip oldukları süt soğutma tankının fiyatının bir yıl içerisinde kendisini amorti edeceğinden söz eden Şimşek, “Şu anda sütçüye verdiğimizden daha farklı fiyata satıyoruz. Şu durumda sütümüzün litresini 26 liraya alıyorlar. Süt soğutma tankının ikinci eli 75 bin liraydı. Biz Büyükşehir Belediyemizden sıfırını yüzde 50 hibeyle, aktarma pompası da içerisinde olacak şekilde daha ucuza aldık” dedi.

Gıda İhtisas OSB Bursa’da Şekilleniyor Haber

Gıda İhtisas OSB Bursa’da Şekilleniyor

Bursa Ticaret Borsası, son 13 yılda tarımsal ticaretten uluslararası pazarlara, dijital ürün piyasalarından laboratuvar altyapısına, mesleki eğitimden coğrafi işaretlere kadar hayata geçirdiği çok sayıda projenin yanı sıra, uzun süredir üzerinde çalıştığı iki makro projesini de kararlılıkla geliştirmeye devam ediyor. Borsa’nın geleceğe yönelik stratejik çalışmalarının iki önemli ayağını; üreticiden sanayiciye, teknolojiden lojistiğe, kalite ve depolamadan ihracata kadar gıda değer zincirinin bütününü aynı sistem içerisinde buluşturmayı amaçlayan Gıda İhtisas Organize Sanayi Bölgesi ile Bursa’nın doğusunda yeni bir ekonomik ve sosyal çekim merkezi oluşturması hedeflenen Karapınar Projesi oluşturuyor. Bursa Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, iki projenin bugün ortaya çıkmış yeni fikirler olmadığını, uzun süredir yürütülen planlama, analiz ve değerlendirmelerin sonucu olarak şekillendiğini belirtti. Matlı, “13 yılda hep birlikte çok sayıda projeyi hayata geçirdik. Tarımsal ticaretin dijitalleşmesinden ihracata, laboratuvar yatırımlarından mesleki eğitime, coğrafi işaretlerden uluslararası temsile kadar Borsamızın faaliyet ve etki alanını genişlettik. Bütün bunları yaparken Gıda İhtisas OSB ve Karapınar projelerimiz üzerinde de uzun süredir çalışıyor, Bursa’nın geleceğine kalıcı değer bırakacak bu iki projeyi adım adım olgunlaştırıyoruz” dedi. Gıda İhtisas OSB: Bir Sanayi Bölgesinden Çok Daha Fazlası Bursa Ticaret Borsası’nın uzun süredir üzerinde çalıştığı Gıda İhtisas OSB, yalnızca firmaların bir araya geleceği bir sanayi alanı değil, bütüncül bir gıda ekosistemi anlayışıyla geliştiriliyor. Üretim, işleme, depolama, soğuk zincir, ambalajlama, kalite, Ar-Ge, teknoloji, lojistik ve dış ticaretin birbirini tamamladığı bir yapı oluşturulması; üreticinin ürünü ile sanayicinin ihtiyacının daha güçlü biçimde buluşturulması ve tarımsal üretimin daha yüksek katma değere dönüştürülmesi hedefleniyor. Matlı, “Biz burada sadece fabrika alanları oluşturmaya çalışmıyoruz. Üreticinin, sanayicinin, tüccarın, ihracatçının, lojistiğin, teknolojinin ve bilginin aynı sistem içerisinde birbirini beslediği bir gıda ekosistemi kuruyoruz. Tarlada başlayan emeğin işlenmesini, markalaşmasını ve dünya pazarlarına ulaşmasını sağlayacak bütüncül bir yapı üzerinde çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Bursa’dan Bölgeye, Bölgeden Yakın Coğrafyaya Gıda İhtisas OSB için yürütülen çalışmalarda lokasyon tercihinin de yalnızca bugünün ihtiyaçlarına göre değil, kurulması hedeflenen ekosistemin uzun vadeli gelişimi dikkate alınarak ele alındığını belirten Matlı, şehrin doğu aksının önemli lojistik ve üretim avantajlarına sahip olduğuna dikkat çekti. Bölgenin güçlü tarımsal üretim havzalarına, mevcut depolama ve soğuk hava tesislerine yakınlığı; demiryolu, havayolu, karayolu ve denizyolu bağlantılarıyla bütünleşebilecek konumu, Gıda İhtisas OSB’nin çok daha geniş bir coğrafyaya hizmet verebilmesi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor. Matlı, “Bu projeyi yalnızca Bursa’daki işletmelerin bugünkü ihtiyaçlarını karşılayan bir sanayi bölgesi olarak görmüyoruz. İlk aşamada Bursa ve çevresindeki tarımsal üretim ile gıda sanayisini güçlü bir sistem içerisinde buluşturmak, sonraki aşamalarda ise bölgemize ve yakın coğrafyaya üretim, ticaret, teknoloji, lojistik ve ihracat hizmeti verebilecek bir merkez oluşturmak istiyoruz. Bursa Ticaret Borsası’nın bu projedeki temel vizyonu budur” dedi. Üç Yıldır Sektörle Birlikte Çalışılıyor Gıda İhtisas OSB’ye yönelik çalışmaların uzun süredir devam ettiğini vurgulayan Matlı, projenin sektörün gerçek ihtiyaçları dikkate alınarak şekillendirildiğini ifade etti. Yaklaşık üç yıldır sektör temsilcileriyle sürdürülen analiz, görüşme ve çalışmalar kapsamında projeye yönelik güçlü ilgi ve yatırım talebi ortaya çıktı. Matlı, “Biz önce projeyi ortaya koyup ardından sektör aramadık. Tam tersine, sektörümüzü dinledik, ihtiyaçları analiz ettik, firmalarımızın büyüme beklentilerini değerlendirdik. Gıda İhtisas OSB uzun süredir üzerinde çalıştığımız, sektörün talepleriyle olgunlaştırdığımız bir proje. Amacımız doğru yatırımı; doğru üretim, altyapı, teknoloji, lojistik ve pazar imkânlarıyla buluşturmak” diye konuştu. Bursa Ticaret Borsası, yıllar içerisinde oluşturduğu güçlü mali yapıyı yeniden sektörün ve bölgenin geleceğine yatırım olarak dönüştürmeyi hedefliyor. Gıda İhtisas OSB’nin geliştirilmesinde Borsa’nın öz kaynak gücü önemli bir dayanak oluştururken, projenin ilerleyen aşamalarında ihtiyaçlar doğrultusunda farklı finansman modellerinin de değerlendirilmesi öngörülüyor. Matlı, “Biz Borsamızın kaynaklarını yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak için değil, üyelerimize, sektörümüze ve bölgemize uzun yıllar değer üretecek kalıcı yatırımlara dönüştürmek istiyoruz” dedi. Karapınar Projesinde de Çalışmalar Uzun Süredir Devam Ediyor Bursa Ticaret Borsası’nın ikinci makro projesini ise Karapınar Projesi oluşturuyor. Borsa mülkiyetindeki alana ilişkin uzun süredir yürütülen çalışmalarla Bursa’nın doğusunda ticaret, yaşam, sosyal ve kültürel fonksiyonların birbirini tamamladığı; bulunduğu bölgenin ekonomik ve sosyal gelişimine katkı sağlayacak nitelikli bir çekim merkezi oluşturulması hedefleniyor. Özer Matlı, “Karapınar da bugün gündeme getirdiğimiz yeni bir proje değil. Uzun süredir üzerinde çalıştığımız, farklı boyutlarıyla değerlendirdiğimiz ve Bursa’ya en yüksek faydayı sağlayacak biçimde geliştirmeye gayret ettiğimiz ikinci makro projemiz. Burada da amacımız yalnızca bir gayrimenkul yatırımı yapmak değil; şehrin doğusuna uzun vadeli ekonomik ve sosyal değer kazandırmak” dedi. 13 Yılda Ekosistemin Taşları Tek Tek Yerine Konuldu Bursa Ticaret Borsası bu dönemde tarımsal ticaretin dijital dönüşümünde Türkiye Ürün İhtisas Borsası`nın A Grubu büyük hissedarları arasında yer aldı; Marmara Ürün Piyasası Aracı Kurumu`nun kurucu ortaklarından biri oldu ve Marmara ÜPAK bünyesindeki borsalar arasında işlem hacminde ilk sıraya yükseldi. Tarımsal ürünlerde kalite ve standardizasyon için kurulan Bursa Ticaret Borsası Laboratuvar ve Depoculuk A.Ş., Bursa’dan Türkiye’nin farklı bölgelerine uzanan bir hizmet ağına dönüştürüldü. Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Gıda UR-GE Projesi ile Bursalı firmalar Dubai, Romanya, Bulgaristan ve Japonya’da yeni pazarlarla buluşturulurken proje, 2026 yılında “En İyi Çıkış Yapan UR-GE Projesi” ödülüne layık görüldü. Borsa’nın hamiliğini yürüttüğü ve Türkiye’ye rol model olan Hamidiye Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile geleceğin nitelikli insan kaynağına yatırım yapılırken; Bursa Pideli Köfte ve Bursa Havlusu’nun coğrafi işaretle tescillenmesiyle kentin yerel değerleri koruma altına alındı. Üyelerin mesleki gelişimini destekleyen dijital öğrenme platformu Bursa TB E-Akademi, Bursa’nın kültürel değerlerini ve markalarını geleceğe taşıyan Off The Record projesi ve farklı sosyal sorumluluk çalışmalarıyla Borsa’nın hizmet ve faaliyet alanı daha da genişletildi. Bursa Ticaret Borsası uluslararası alanda ise Avrupa Ticaret Borsaları Birliği’nin (European Commodities Exchange) ilk ve tek Türk ticaret borsası olarak önemli bir temsil gücüne ulaştı. 36’ncılıktan 14’üncülüğe Bu kurumsal dönüşüm ekonomik göstergelere de yansıdı. Özer Matlı ve ekibinin göreve geldiği 2013 yılında yaklaşık 980 milyon TL olan yıllık tescil işlem hacmi, 2025 yılında 70 milyar 970 milyon TL’ye ulaştı. Bursa Ticaret Borsası aynı dönemde Türkiye’de faaliyet gösteren 117 ticaret borsası arasında işlem hacminde 36’ncı sıradan 14’üncü sıraya yükseldi. Matlı, “Bu sonuçların bizim için anlamı yalnızca Borsamızın büyümesi değil. Asıl önemli olan, güçlenen kurumsal kapasitemizi sektörümüzün ve Bursa’nın geleceğine hizmet eden yapılara dönüştürebilmek” dedi. Gıda İhtisas OSB: 13 Yıllık Birikimin Yeni Aşaması Başkan Özer Matlı, “Gıda İhtisas OSB, bugün ortaya çıkmış yeni bir proje değil; Bursa Ticaret Borsası’nın yıllardır tarım ve gıda alanında attığı adımların, geliştirdiği projelerin ve oluşturduğu kurumsal kapasitenin yeni ve daha ileri bir aşamasıdır” dedi. “TÜRİB ile tarımsal ticaretin dijital altyapısında yer aldık, Marmara ÜPAK ile ürün piyasalarındaki konumumuzu güçlendirdik, laboratuvarımızla kalite ve güven altyapısı kurduk, UR-GE ile firmalarımızı dünyaya taşıdık, Hamidiye ile insan kaynağına yatırım yaptık. Bunların her biri bugün kurmaya çalıştığımız gıda ekosisteminin farklı bir parçasıdır.” “Bizim vizyonumuz yalnızca bir OSB kurmak değil. Bursa’dan başlayarak bölgemizin üretim gücünü aynı sistem içerisinde buluşturan, orta vadede yakın coğrafyaya da hizmet verebilecek güçlü ve sürdürülebilir bir gıda ekosistemi oluşturmak. Karapınar Projemizle de şehrimizin doğusuna yeni bir ekonomik ve sosyal değer kazandırmak istiyoruz.” “13 yıldır olduğu gibi bugün de bir taraftan üyelerimizin ve sektörümüzün ihtiyaçlarına çözüm üretirken, diğer taraftan Bursa’nın ve bölgemizin geleceğine hizmet edecek projeler üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.”

Büyükşehir’den Balıkçılara Soğuk Hava Deposu Desteği Haber

Büyükşehir’den Balıkçılara Soğuk Hava Deposu Desteği

Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Bandırma ve Manyas ilçelerindeki dört ayrı su ürünleri kooperatifine modern soğuk hava deposu desteği sağladı. Toplamda 350 balıkçının doğrudan yararlanacağı proje sayesinde tutulan su ürünleri bozulmadan, hijyenik ve değer kaybı yaşamadan pazara ulaştırılacak. Kırsal kalkınmayı destekleyen ve üreticinin emeğini koruyan projelerine yenisini ekleyen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Bandırma ve Manyas’ta geçimini balıkçılıkla sağlayan vatandaşların yüzünü güldürdü. Sıcak yaz aylarında yaşanan ürün kayıplarının önüne geçmek amacıyla hayata geçirilen soğuk hava depoları, bölgedeki soğuk zincirin kesintisiz korunmasını sağlayacak. 4 Kooperatif ve 350 Balıkçıya Soğuk Zincir Güvencesi Bölge ekonomisine canlılık katacak destek kapsamında Anyas ve Bandırma'daki kooperatifler modern altyapıya kavuşturuldu. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi tarafından destek sağlanan kooperatifler şunlar oldu: S.S. Kızıksa Aksakal Beldeleri ve Ergili Köyü Su Ürünleri Kooperatifi, S.S. Salur, Kızıksa Beldeleri ile Akçaova, Gölyaka ve Harmanlı Köyleri Su Ürünleri Kooperatifi, S.S. Kocagöl Mahallesi Su Ürünleri Kooperatifi, S.S. Gölyaka Köyü Su Ürünleri Kooperatifi Proje sayesinde yaklaşık 350 balıkçı, avladıkları ürünleri güvenle depolayabilecekleri modern alanlara kavuştu. 16 Metreküplük Depolarla Yerel Ekonomiye Güçlü Katkı Her biri 16 metreküp hacme sahip olan modern soğuk hava depoları, özellikle yaz aylarında aşırı sıcaklar nedeniyle yaşanan tazelik kaybını ve ekonomik zararı ortadan kaldırmayı hedefliyor. Avlanan ürünlerin kalitesini ve pazar değerini koruyan bu sistem, kırsal kalkınmaya ivme kazandırırken yerel ekonomiyi de doğrudan güçlendiriyor.

Eskişehir’de Süt ve Süt Ürünlerine Sıkı Denetim Haber

Eskişehir’de Süt ve Süt Ürünlerine Sıkı Denetim

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşması için süt ve süt ürünleri satış noktalarında denetimlerini sıkılaştırdı. Bakanlık talimatıyla 81 ilde eş zamanlı başlatılan kontroller kapsamında, Eskişehir’de saha çalışmaları aralıksız sürüyor. 81 İlde Eş Zamanlı Denetim Seferberliği Tarım ve Orman Bakanlığı'nın talimatı doğrultusunda Türkiye genelinde başlatılan "Süt ve Süt Ürünlerine Yönelik Resmi Kontroller" seferberliği, Eskişehir’de kapsamlı bir denetim dalgasına dönüştü. Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı gıda kontrolörleri; halk sağlığını korumak adına satış ve tüketim noktalarını mercek altına aldı. Okul Kantinlerinden Hastanelere Kadar Titiz Kontrol Eskişehir genelinde yürütülen denetimlerde, özellikle hassas tüketici gruplarının bulunduğu alanlara öncelik veriliyor. Gıda denetim ekiplerinin radarındaki işletmeler şunlar: Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Okul Kantinleri ve Eğitim Kurumları Öğrenci Yurtları Şarküteriler ve Yerel Marketler Hijyen Şartları ve Soğuk Zincir Analiz Ediliyor Gıda kontrolörleri tarafından gerçekleştirilen saha çalışmalarında sadece ürünler değil, işletmenin genel yapısı da inceleniyor. Denetimlerin odak noktaları şunlar: Muhafaza Sıcaklığı: Ürünlerin soğuk zincirinin bozulup bozulmadığı. Saklama Koşulları: Depolama alanlarının uygunluğu. Hijyen Standartları: İşletmelerin genel ve özel hijyen şartlarına uyumu. Numune Alımı: Mevzuata uygunluğu teyit etmek amacıyla alınan numuneler, detaylı analiz için Bakanlık laboratuvarlarına gönderiliyor. "Güvenilir Gıda İçin Kararlılıkla Çalışıyoruz" Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların sofrasına giren her gıdanın güvenilirliğini sağlamak adına rutin denetimlerin planlı aralıklarla devam edeceğini bildirdi. Kararlılıkla sürdürülen bu çalışmalar, Eskişehir’de gıda güvenliği standartlarını en üst seviyeye çıkarmayı hedefliyor. Gıda İhbar Hattı: ALO 174 Vatandaşların gıda güvenliği konusunda birer "fahri denetçi" olmaları büyük önem taşıyor. Eskişehir halkı, şüpheli gördükleri durumları veya şikayetlerini şu kanallar üzerinden bildirebilir: ALO 174 Gıda Hattı 0501 174 0 174 (WhatsApp İhbar Hattı)

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı Haber

Süt Üreticilerinden Belirsizlik İsyanı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), yayımladığı basın açıklamasıyla süt sektöründe büyüyen bir belirsizlik krizine dikkat çekti. Desteklemelerin ve yeni tavsiye fiyatının hala açıklanmamış olması, üreticiyi üretimden kopma noktasına getirdi. ​Destek ve Fiyat Bekleyişi Sürüyor ​TÜSEDAD Yönetim Kurulu tarafından yapılan açıklamada, 2026 yılına ilişkin çiğ süt ve buzağı desteklerinin hala ilan edilmediği belirtildi. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) kararı gereği üç ayda bir güncellenmesi gereken sıcak çiğ süt tavsiye fiyatının, 1 Nisan 2026 itibarıyla geçerli olacak yeni seviyesinin hala belirsizliğini koruduğu vurgulandı. Üreticiler, "Ne kazanacağını bilmeden üretim nasıl sürdürülecek?" sorusuna yanıt bekliyor. ​Artan Maliyetler Üreticiyi Kıskaca Aldı ​Sektörün sadece belirsizlikle değil, aynı zamanda ciddi maliyet artışlarıyla da mücadele ettiği ifade edildi: ​Navlun ve Lojistik: Navlun fiyatlarındaki %40-60 artış ve yükselen sigorta maliyetleri yem ham maddesini pahalı hale getiriyor. ​Enerji ve Akaryakıt: Akaryakıt ve elektrik giderlerindeki yükseliş; süt toplama, kesimhane ve soğuk zincir maliyetlerini doğrudan artırıyor. ​Kredi Limitleri: Ziraat Bankası’nın hayvansal üretim kredilerindeki üst limitlerinin 2024 yılından bu yana değişmemesi, artan maliyetler karşısında üreticinin finansmana erişimini kısıtlıyor. ​"Et ve Süt Krizi Kapıda" ​Duyuruda, küçük ve orta ölçekli üreticilerin üretimden çekilmeye başladığı ve anaç hayvan kesimlerinin arttığı uyarısı yapıldı. Bu durumun gelecekte ciddi bir arz krizine, gıda enflasyonunda artışa ve gıda güvenliği riskine yol açabileceği belirtildi. ​TÜSEDAD’dan Acil Eylem Çağrısı ​Dernek, sektörün sürdürülebilirliği için şu talepleri sıraladı: ​Çiğ süt ve buzağı destekleri ile yeni tavsiye fiyatı derhal açıklanmalıdır. ​Destek ödemeleri bir takvime bağlanarak hızla gerçekleştirilmelidir. ​Ziraat Bankası kredi üst limitleri güncel maliyetlere göre acilen yükseltilmelidir. ​Yem ham maddesinde yerli üretim seferberliği başlatılmalıdır. ​Açıklama, "Üretici belirsizlik değil, öngörülebilirlik ister. Tarımda sürdürülebilirlik, ancak zamanında alınan doğru kararlarla mümkündür" sözleriyle noktalandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.