Hava Durumu

#Sömürü

Kırsal Haber - Sömürü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sömürü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Asgari Ücret Temel Ücrete Dönüştü Emekçi Yoksullaştı" Haber

Gürer: "Asgari Ücret Temel Ücrete Dönüştü Emekçi Yoksullaştı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü nedeniyle açıklamada, emekçilerin yaşadığı sorunları gündeme taşıdı. Taksim’in işçiler için yalnızca bir meydan değil bir hafıza ve mücadele alanı olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, “1 Mayıs işçilerin özgürce, kardeşçe ve dayanışma içinde kutlayacağı gün olmalıdır” dedi. Gürer, çalışma yaşamının taşeronlaşma, güvencesizlik, düşük ücret, sendikasızlaştırma ve hak kayıplarıyla “modern köleliğe dönüştürüldüğünü” belirtti. “1 MAYIS, EMEĞİN HAK ALMA MÜCADELESİNİN ADIDIR” 1 Mayıs’ın tarihsel kökenine dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “1 Mayıs emeğin özgürlüğünün, dayanışmanın ve hak alma mücadelesinin adıdır. 1886’da işçilerin insanca çalışma koşulları için başlattığı mücadele, bugün hâlâ güncelliğini koruyor. Bu yalnızca bir bayram değil; emeğin tarihsel direnişidir,” diye konuştu. Türkiye’de 1923’ten bu yana İşçi Bayramı olarak kabul edilen 1 Mayıs’ın anlamına uygun yaşatılması gerektiğini vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bu ülkenin emekçileri yıllarca bu günü bedel ödeyerek savundu. 12 Eylül ile yasaklanan, mücadeleyle geri alınan bu günü bugün kısıtlamalarla tartışmalı hale getirmek doğru değildir,” dedi. “1 MAYIS TAKSİM’DE KUTLANMALIDIR” Taksim Meydanı’nın işçi sınıfı açısından tarihsel önemine işaret eden Ömer Fethi Gürer, “1 Mayıs işçi ve emekçilerin Taksim’de kutlamasına izin verilmelidir. Taksim, tüm işçilerin kardeşçe, dostça duygularını ve düşüncelerini bir arada yansıttıkları yer olmalıdır,” şeklinde konuştu. Her yıl kutlamaların engellenmesini de eleştiren Gürer, “Her yıl 1 Mayıs’ta emekçilere yapılan baskıyı kabul etmek mümkün değil. İşçiye bayram günü engel çıkarmak, emeğe saygı değildir. 1 Mayıs işçinin bayramıysa işçi Taksim’de olmalıdır.Ülkemiz bu olumsuz görüntülerden arındırılmalıdır” dedi. Gürer, yasakçı anlayışın son bulması gerektiğini vurguladı. “ÇALIŞMA YAŞAMI MODERN KÖLELİĞE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” Ömer Fethi Gürer, AKP döneminde emek politikalarını eleştirerek, “AKP’nin 24 yıllık iktidarında çalışma yaşamı emekçiler açısından modern kölelik dönemine dönüştürülmüştür,” dedi. Taşeronlaşmayı, düşük ücret politikalarını ve sendikal baskıları eleştiren Gürer, “Kamuda taşeron uygulamasıyla düşük ücret kalıcı hale getirildi. Sendikalaşmanın önü kesildi. Grevler ertelendi. Toplu sözleşme hakkından yararlanan işçi sayısı sınırlı bırakıldı,” diye konuştu. “Asgari ücret artık en düşük ücret değil, temel ücret haline getirilmiştir” diyen Ömer Fethi Gürer, milyonlarca çalışanın yoksulluğa mahkûm edildiğini söyledi. “SENDİKAL HAKLAR DARALTILDI” Sendikal örgütlenmede yaşanan gerilemeye ilişkin rakamlar paylaşan CHP Milletvekili. Ömer Fethi Gürer, tabloyu “alarm verici” olarak tanımladı. Gürer, “2002’de 5 milyon 223 bin sigortalı işçi vardı, 2 milyon 680 bini sendikalıydı. Bugün işçi sayısı 16 milyon 699 bini aşmış durumda ama sendikalı işçi sayısı 2 milyon 413 bin. Sendikalaşma oranı yüzde 14,45. Nüfus artmış, çalışan sayısı artmış ama örgütlenme gerilemiş. Bu başlı başına emekçilerin içine düşürüldüğü durumun göstergesidir. 1980’in dahi gerisinde kalan bir örgütlenme tablosu var. Bu kabul edilemez” dedi. “12 EYLÜL’ÜN BASKICI MİRASI SÜRÜYOR 12 Eylül darbesinin emek hayatında yarattığı tahribatın hâlâ sürdüğünü belirten Gürer, “12 Eylül sendikacılığın önünü kesti. Sonraki iktidarlar bunu düzeltmek yerine sürdürdü. AKP iktidarları döneminde daha da ağır uygulamalar getirildi. Veriyor gibi yapıp sınırlayan düzenlemelerle sendikal faaliyet zorlaştırıldı” dedi. “Taşeron mağduriyeti bitmedi” 696 sayılı KHK sonrası yaşanan sorunlara değinen Ömer Fethi Gürer, “ Tüm taşeron çalışana kadro verilmedi.Hizmet alım sözleşmesine takılan taşeronda kaldı.Binlerce taşeronsa çalışan var.Tamamı kamu kadrolarına alınmalıdır.Kadroya alındı denilen işçilere de gerçek anlamda özlük hakları verilmedi. Tayin hakkı yok, nakil hakkı yok. Belediye işçileri kadroya değil şirket elemanlığına geçirildi.” Dedi “4 Aralık bir gün önce sözleşmesi biten ve yeni alım bekleyenler bir gün ile kadro dışı kaldı.4 Aralık mağdurlarının sorunları hâlâ çözülmedi” diyen Gürer, bu mağduriyetin sürdüğünü vurguladı. “İş cinayetlerinde Avrupa birincisiyiz” Çalışma hayatındaki güvencesizliğe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Son üç ayda 500 bin işçinin işten çıkarıldığı söyleniyor. İş güvencesi budanmış durumda. İşçinin güvencesi olması gereken fon, adeta iktidar ve işveren destek fonuna dönüştürülmüştür. Ülkemiz iş cinayetlerinde Avrupa birincisi konumuna yükselmişse burada ciddi bir emek ile ilgili sorunu vardır,” dedi. “EMEKLİ VE ASGARİ ÜCRETLİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA" Emeklilik sistemine ilişkin değerlendirmesinde CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Emeklilik şartları ağırlaştırıldı. Adil ve eşit olmayan sistem mağduriyet yarattı. Kademeli geçiş yapılmaması önemli hak kayıpları doğurdu” dedi. 2008 AKP çıkardığı düzenlemeleri eleştiren Gürer, “Aylık bağlama oranı düşürüldü, emekli düşük maaşa mahkûm edildi” ifadelerini kullandı. “Emekli ve asgari ücretli açlık sınırı altında yaşama mahkûm edilmiştir” dedi. “STAJYER GENÇLER UCUZ İŞGÜCÜ OLARAK KULLANILIYOR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Staj başlangıcının emeklilikte sigorta başlangıcı sayılmaması önemli bir haksızlıktır, Yaklaşık 1 milyon öğrencinin fiilen işçi statüsünde çalıştırılmaktadır.Bu süreç eğitim diye tanımlanıyor ama ucuz işçilik ve sömürü düzenine dönüşmüş durumda. Staja başlayan gence verilen SGK kartının emeklilik başlangıcı sayılmaması kabul edilemez. staj ve çırak SGK kartı verildiği gün emekliliğe esas sigorta başlamalıdır.TÜİK genç işsizliği düşürmek için işçi saydığı Bakanlığın ise öğrenci olarak tanıımladığı çalışanlar büyük bedenlere yüklenen işleri yapmaktadır.18 yaş öncesi primini ödeyerek emekliliğe esas süre başlamalıdır ” dedi. “VERGİ SİSTEMİ DE ÇALIŞANI EZİYOR” “Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınmalı. Ama bugün çalışanlardan dolaylı vergilerle daha fazla alınıyor,” diyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çalışanın yalnız ücretle değil vergi sistemiyle de ezildiğini belirtti. “1 MAYIS SORUNLARIN GÖRÜNÜR OLDUĞU MÜCADELE GÜNÜ OLMALI” 1 Mayıs’ın yalnızca kutlama değil mücadele günü olduğunun altını çizen Ömer Fethi Gürer, “İşsizliğin arttığı, hakkını isteyenin işsiz kaldığı, düşük maaşlarla modern köleliğe dönüşen iş yaşamında 1 Mayıs’ın anlamı daha büyüktür. 1 Mayıs yalnızca bayram değildir, emekçilerin sesini yükselttiği gündür. İşçinin hakkı teslim edilmeli, sendikal özgürlükler güçlendirilmeli, emeklilikte adalet sağlanmalı, taşeron mağduriyetleri giderilmeli ve 1 Mayıs işçiler tarafından Taksim’de özgürce kutlanmalıdır,” dedi.

CHP'li Sarıbal: "Artık Tarladan Değil Limandan Geliyor" Haber

CHP'li Sarıbal: "Artık Tarladan Değil Limandan Geliyor"

2025 yılı tarımsal ithalat-ihracat verilerini değerlendiren CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’nin stratejik gıda ürünlerinde dışa bağımlı ithalat kolonisine dönüştürüldüğünü vurguladı, “Gıda artık tarladan sofraya değil, limandan sofraya geliyor. Ortada açık bir gıda bağımlılığı var” dedi. CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te yaptığı basın toplantısında Türkiye’de derinleşen gıda krizine dikkati çekti. Dünya genelinde gıda fiyatları gerilerken Türkiye’de mutfaktaki yangının büyüdüğünü söyleyen Sarıbal, “Dünya genelinde gıda fiyatları son bir yılda yüzde 0,6 gerilerken, Türkiye’de artış oranının yüzde 31,6 oldu. Bu tablo; çiftçiyi üretimden koparan, ithalatı çözüm diye pazarlayan ve tarımı şirketlere teslim eden politikaların sonucudur. Gıda artık tarladan sofraya değil, limandan sofraya geliyor. Ortada gıda güvenliği değil, açık bir gıda bağımlılığı var” ifadelerini kullandı. Hasat dönemlerinde ucuz ithal ürünlerin piyasaya sürülerek yerli üreticinin fiyatlarının çökertildiğini ifade eden Sarıbal, “Çiftçi zarar ederken ithalatçı büyük şirketler rekor karlar açıklıyor. Devlet politikaları fiilen şirketler tarafından yönlendiriliyor. Bu, küçük üreticiden büyük şirketlere doğrudan kaynak aktarımıdır” dedi. Sarıbal, çiftçi sayısının hızla azaldığını, köylerin boşaldığını ve Türkiye’nin stratejik gıda ürünlerinde dışa bağımlı bir ithalat kolonisine dönüştürüldüğünü vurguladı. KİT’LER ÖZELLEŞTİRİLDİ, KAMU TASFİYE EDİLDİ Tarımsal üretimin en yakıcı sorununun kontrolsüz biçimde artan girdi maliyetleri olduğuna vurgu yapan Sarıbal, tohum, gübre ve ilaç piyasalarında kamunun tamamen tasfiye edildiğini söyledi. KİT’lerin özelleştirilmesinin ardından piyasanın çoğunun yabancı sermayeli tekelci şirketlerin eline geçtiğini belirten Sarıbal, “Kamunun fiyat denetleme rolü ortadan kalktı. Artık girdi fiyatlarını şirketler ve döviz kuru belirliyor. Kur her yükseldiğinde üretim maliyetleri şişiyor” diye konuştu. Hububat ve bazı baklagiller dışında kalan ürünlerde fiyat politikalarının bütünüyle özel şirketlere bırakıldığını vurgulayan Sarıbal, özellikle fındık ve tütün piyasalarında yabancı tekellerin belirleyici olduğunu söyledi, “Üreticiye ya maliyetin altında ya da ancak başa baş fiyatlar dayatılıyor. Serbest piyasa adı altında üretici, yabancı sermayenin sömürü düzenine mahkûm ediliyor” dedi. Hayvancılık politikalarının da dışa bağımlılığı büyüttüğünü ifade eden Sarıbal, endüstriyel yeme dayalı modelin karma yem üretiminde ithalat oranını yüzde 50’nin üzerine çıkardığını vurguladı. Milletvekili Sarıbal, mısır, soya ve diğer yem hammaddelerinde artan ithalatın, meraların ranta açılmasıyla birlikte yerli üretimi daha da zayıflattığını söyledi. FINDIK İHRACATINDA CİDDİ KAYIP YAŞANDI Milletvekili Sarıbal, özel ticaret sistemine göre hububat, bakliyat, yağlı tohum ve küspeleri ile bitkisel yağ ithalatının 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 21 artarak 7,6 milyar dolardan 9,2 milyar dolara yükseldiğini açıkladı. 2025 yılının ihracat sıralamasında en dikkat çeken ürünün iç fındık olduğunu belirten Sarıbal, toplam 119 ülkeye 239 bin ton iç fındık ihracatı yapıldığını ve bu ihracat karşılığında 2 milyar 255 milyon dolar döviz geliri elde edildiğini ifade etti. Ancak fındık ve mamulleri ihracatında bir önceki yıla göre önemli bir gerileme yaşandığını vurgulayan Sarıbal, ihracatın miktar bazında 84 bin ton azalarak yüzde 26,2 gerilediğini, değer bazında ise 381 milyon dolarlık, yüzde 14,4’lük kayıp oluştuğunu kaydetti. Mevcut tarım ve ticaret politikalarıyla fındık ihracatının sürdürülebilir bir zeminde devam edemeyeceğini dile getiren Sarıbal, 2026 yılı için kapsamlı ve ivedi yeni politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. AYÇİÇEĞİ YAĞI İHRACATI ARTTI Milletvekili Sarıbal, ihracatta ikinci sırayı ayçiçeği yağının aldığını belirtti, bu üründe ihracatın bir önceki yıla göre yüzde 21 artış göstererek 1 milyar 76 milyon dolar olarak kaydedildiğini açıkladı. İhracatta üçüncü sırada mandalinanın yer aldığını ifade eden Sarıbal, mandalina ihracatının 892 milyon dolar değerine ulaştığını ve söz konusu üründe yüzde 107 oranında artış yaşandığını söyledi. 2025 yılında buğday unu ihracatının dördüncü sıraya gerilediğini belirten Sarıbal, yıl içerisinde uygulanan ithalat kısıtlamaları, Irak’ta yaşanan gelişmeler, Kızıldeniz’deki olaylar ve konteyner krizinin un ihracatını olumsuz etkilediğini ifade etti. Bu gelişmeler nedeniyle un ihracatının 3 milyon tondan 2,3 milyon tona düştüğünü aktaran Sarıbal, değer bazında ise ihracatın 1,2 milyar dolardan yüzde 25 gerilemesine rağmen 871 milyon dolar seviyesinde gerçekleştiğini kaydetti. HUBUBAT, BAKLİYAT VE YAĞLI TOHUM İTHALATI REKOR DÜZEYE ULAŞTI Sarıbal’ın paylaştığı bilgilere göre, 2025 yılında toplam hububat ithalatı bir önceki yıla göre yüzde 22 artarak 8,5 milyon tondan 10,4 milyon tona yükseldi. Bakliyat ithalatı ise yüzde 23’lük artışla 834 bin tondan 1 milyon 29 bin tona çıktı. Yağlı tohumlar ithalatının da dikkat çekici biçimde arttığını belirten Sarıbal, bu kalemde ithalatın yüzde 31 artışla 4,3 milyon tondan 5,6 milyon tona yükseldiğini ifade etti. Bitkisel yağlar ithalatının 1,8 milyon ton seviyesinde sabit kaldığını aktaran Sarıbal, yağlı tohum küspeleri ithalatının ise rekor düzeyde gerçekleşen soya ve ayçiçeği tohumu ithalatından elde edilen küspeler nedeniyle 2,3 milyon tondan 2,1 milyon tona gerilediğini kaydetti. ÜRÜN BAZINDA İTHALATTA SOYA FASÜLYESİ ZİRVEDE Ürün bazında ithalat verilerine de değinen Sarıbal, en yüksek ithalat tutarının soya fasulyesinde gerçekleştiğini belirtti. Buna göre, soya fasulyesi ithalatı yaklaşık 1,8 milyar dolar ile ilk sırada yer aldı. Soya fasulyesini 1,3 milyar dolarla ayçiçeği yağı, 1,2 milyar dolarla dane mısır ve 1,2 milyar dolarla buğday ithalatı izledi. Miktar bazında ise dane mısır ve soya ithalatında tarihi rekor kırıldığına dikkat çeken Sarıbal, 4,7 milyon ton dane mısır ve 4,1 milyon ton soya ithalatı gerçekleştirildiğini açıkladı. TÜRKİYE ÇOK ULUSLU ŞİRKETLERE BAĞIMLI HALE GETİRİLDİ Ürünlere göre ithalattaki artış oranları arpada yüzde 1.445, ayçiçeği tohumunda yüzde 391, nohutta yüzde 242, pirinçte yüzde 34, dane mısırda yüzde 32 ve ayçiçeği yağında yüzde 25 olarak gerçekleşti. İthalatın belirli ülkelere yoğunlaştığına dikkati çeken Sarıbal, 2025 yılı itibarıyla Türkiye’nin buğday ithalatının yüzde 95’ini Rusya’dan, mercimeğin yüzde 45’ini Kazakistan’dan, yüzde 30’unu Kanada’dan, soyanın yüzde 49’unu Brezilya’dan, yüzde 24’ünü Ukrayna’dan karşıladığını ifade etti. Ayçiçeği tohumu ithalatının yüzde 50’sinin Romanya, yüzde 29’unun Moldova kaynaklı olduğunu belirten Sarıbal, ayçiçeği yağında ise ithalatın yüzde 60’ının Rusya, yüzde 25’inin Ukrayna menşeli olduğunu söyledi. Sığır ithalatında da benzer bir yoğunlaşma olduğunu vurgulayan Sarıbal, bu ithalatın yüzde 52’sinin Brezilya, yüzde 45’inin Uruguay kaynaklı gerçekleştiğini kaydetti. Küresel ölçekte tahıl ve yağlı tohum ticaretinin giderek birkaç çok uluslu şirketin kontrolüne girdiğine dikkat çeken Sarıbal, Archer Daniels Midland (ADM), Bunge, Cargill ve Louis Dreyfus gibi şirketlerin dünya tahıl ticaretinin önemli bir bölümünü elinde bulundurduğunu belirtti. Bu şirketlerin fiyat oluşumu ve arz akışında belirleyici hale geldiğini ifade eden Sarıbal, ithalata dayalı tarım politikalarının Türkiye’yi hem ülkelere hem de bu çok uluslu şirketlere bağımlı hale getirdiğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.