Hava Durumu

#Soru Önergesi

Kırsal Haber - Soru Önergesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soru Önergesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Afyonkarahisar'da Pancar Üreticisinin Sorunları Meclis Gündeminde! Haber

Afyonkarahisar'da Pancar Üreticisinin Sorunları Meclis Gündeminde!

İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, şeker pancarı üreticilerinin Doğuş Afyon Şeker Fabrikası ile yaşadığı sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Olgun, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın yanıtlaması istemiyle yazılı soru önergesi verdi. Afyonkarahisar'da şeker pancarı üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çeken İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, sözleşmeli üretim kapsamında çiftçilerin karşılaştığı mağduriyetleri Meclis gündemine getirdi. Olgun, verdiği soru önergesinde Doğuş Afyon Şeker Fabrikası ile üreticiler arasında yaşanan sorunları sıralayarak küspe hakkının teslim edilmemesi, pancar sökümündeki gecikmeler, gübre ve tohum tedarikindeki zorunluluklar ile ödemelerin gecikmesi gibi konulara dikkat çekti. PANCAR SÖKÜMÜNDEKİ GECİKMELER ÜRETİCİYİ ETKİLİYOR Soru önergesinde, sözleşmeden doğan küspe hakkının çiftçilere teslim edilmediğini belirten Olgun, pancar söküm işinin fabrika tarafından üstlenilmesine rağmen bazı bölgelere söküm makinelerinin geç gönderildiğini, bazı bölgelere ise sözleşmede yer almasına karşın hiç gönderilmediğini ifade etti. Bu gecikmeler nedeniyle pancar sökümünün zamanında yapılamadığını, üreticilere yüksek oranda fire kesintisi uygulandığını ve çiftçilerin bir sonraki sezon ekecekleri ürün için zaman kaybettiğini kaydetti. Gübre ve tohum tedarikinde de üreticilerin yalnızca fabrika üzerinden alıma zorlandığını ileri süren Olgun, piyasadan temin edilen tohumların ekilmesine izin verilmediğini ve fabrika tarafından satılan tohumların piyasa fiyatının üzerinde olduğunu belirtti. PANCARIN TON FİYATI 2 BİN 900 TL'YE DÜŞÜYOR İDDİASI Olgun'un soru önergesinde öne çıkardığı konulardan biri de şeker pancarı alım fiyatı oldu. Kota tamamlama priminin kaldırılmasıyla açıklanan resmi taban fiyat ile üreticinin eline geçen gerçek tutar arasında ciddi fark oluştuğunu belirten Olgun, yüzde 16 polar üzerinden açıklanan 3 bin 720 TL'lik fiyatın, kota tamamlama primi kaldırıldığında ton başına 3 bin 577 TL olarak hesaplandığını ifade etti. Bir polar karşılığının yaklaşık 223 TL olduğunu belirten Olgun, Doğuş Afyon Şeker Fabrikası'nın ekim sahalarında ortalama polar oranının yüzde 13 seviyesinde gerçekleşmesi nedeniyle pancarın ton fiyatının fiilen yaklaşık 2 bin 900 TL'ye gerilediğini kaydetti. Böylece kamuoyuna açıklanan fiyat ile üreticinin eline geçen tutar arasında ton başına yaklaşık 820 TL, başka bir ifadeyle yüzde 22'yi aşan fark oluştuğunu savunan Olgun, gerçekleşen alım bedelinin üretim maliyetlerinin altında kaldığını ve bu durumun Afyonkarahisar'daki şeker pancarı üretiminin geleceğini tehlikeye attığını dile getirdi. BAKAN YUMAKLI'YA 8 SORU YÖNELTTİ İYİ Parti Milletvekili Hakan Şeref Olgun, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya yönelttiği yazılı soru önergesinde şu soruların yanıtlanmasını istedi: 1. Doğuş Afyon Şeker Fabrikası'nın sözleşmeli üreticilere küspe teslimatı yapmadığından Bakanlığın haberi var mı? Sözleşmeden doğan yükümlülüğün yerine getirilmesi için hangi denetim ve yaptırım işlemleri başlatıldı? 2. Söküm hizmetini elinde bulunduran fabrikanın bazı bölgelere söküm makinesi göndermemesi veya geç göndermesi nedeniyle oluşan fire kesintilerinden kim sorumlu? Fabrikadan kaynaklanan gecikmelerin üreticiye yansıtılmaması ve zararların karşılanması için düzenleme yapılacak mı? 3. Söküm gecikmesi nedeniyle bir sonraki sezon ekimini zamanında gerçekleştiremeyen üreticilerin uğradığı zararın tespiti için Bakanlık tarafından herhangi bir çalışma yapıldı mı? 4. Üreticilerin gübre ve tohumu yalnızca fabrikadan, üstelik piyasa fiyatının üzerinde almaya zorlanması sözleşme serbestisi ve rekabet hukuku açısından nasıl değerlendiriliyor? Bu uygulamanın Rekabet Kurumu'na bildirilmesi veya sona erdirilmesi için girişimde bulunulacak mı? 5. Diğer şeker fabrikaları erken söküm ve pancar primi ödemelerini zamanında yaparken Doğuş Afyon Şeker Fabrikası'nın ödemeleri geciktirmesinin nedeni nedir? 2026 kampanya dönemine ait bekleyen ödeme tutarı ne kadar ve ödemeler ne zaman yapılacak? 6. Kota tamamlama priminin kaldırılmasıyla açıklanan 3 bin 720 TL'lik fiyatın, ortalama yüzde 13 polar oranında ton başına yaklaşık 2 bin 900 TL'ye gerilediğinden Bakanlığın haberi var mı? Düşük polar oranlı bölgelerde üreticiyi koruyacak destek veya prim düzenlemesi yapılacak mı? 7. Bakanlık tarafından 2026 yılı için hesaplanan ton başına şeker pancarı üretim maliyeti ne kadar? Afyonkarahisar'daki üreticinin eline geçen fiilî bedelin bu maliyetin altında kaldığı kabul ediliyor mu? 8. Kota tamamlama priminin yeniden uygulanması ve pancar fiyatının polar oranından bağımsız olarak üretim maliyetini karşılayacak düzeyde belirlenmesi için bir çalışma yapılacak mı?

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor! Haber

Mersin’in Narenciyesi İçin Zaman Daralıyor!

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunları nedeniyle Rusya ve Ukrayna’ya yönelik yaş meyve ve sebze ihracatında ortaya çıkan lojistik krizi Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Kış; Ticaret, Tarım ve Orman ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlıklarına ayrı ayrı soru önergeleri verirken, sorunun bütün yönleriyle araştırılması için Meclis Araştırması açılmasını istedi. Kış, “Mersin üretiyor, Türkiye kazanıyor. Şimdi Mersinli üreticinin emeğine sahip çıkma zamanı. Ürün daldayken çözüm üretilmezse yarın çok geç olabilir” dedi. Türkiye’nin narenciye üretim ve ihracatının merkezi Mersin’de yeni sezon, Karadeniz’de yaşanan güvenlik sorunlarının gölgesinde başladı. Rusya Federasyonu ve Ukrayna’ya deniz yoluyla ulaşımda yaşanan güçlükler, bölgedeki üretici ve ihracatçılarda ciddi endişeye yol açtı. Sektör temsilcileri, mevcut koşulların devam etmesi hâlinde Rusya ve Ukrayna pazarlarına ihracatın aksayabileceği, karayolu taşımacılığında kapasite sorunu yaşanabileceği ve artan navlun maliyetlerinin üretici fiyatlarını aşağı çekebileceği uyarısında bulunuyor. CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış da Mersinli üreticilerin ve sektör temsilcilerinin çağrısını Meclise taşıyarak üç ayrı bakanlığa soru önergesi verdi ve Meclis Araştırması açılmasını istedi. MERSİN TÜRKİYE'NİN NARENCİYE İHRACATINDA ZİRVEDE Kış, sorunun Mersin açısından taşıdığı ekonomik büyüklüğe dikkat çekti. 2025 yılında Türkiye, narenciye ihracatından 1 milyar 477 milyon dolar gelir elde ederken bunun 696 milyon 257 bin dolarlık bölümü tek başına Mersin’den gerçekleştirildi. Türkiye’nin aynı dönemde Rusya’ya yaptığı narenciye ihracatı 461 milyon doları, Ukrayna’ya yaptığı ihracat ise 106 milyon doları aştı. Kış, Mersin’in üretimde olduğu kadar ihracat ve lojistikte de Türkiye açısından stratejik bir merkez olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’nin narenciyesini Mersin üretiyor, paketliyor ve dünyaya gönderiyor. Geçen yıl yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatını tek başına gerçekleştiren bir kentten söz ediyoruz. Dolayısıyla Karadeniz’de yaşanan sorun Mersin için yalnızca bir lojistik problem değildir. Binlerce üreticinin geliri, on binlerce insanın geçimi ve ülkemizin ihracat geliri söz konusudur.” “ÜRÜN DALDA BEKLEMEZ” Narenciyenin uzun süre bekletilebilecek bir ürün olmadığına dikkat çeken Kış, hükümetin kriz derinleştikten sonra değil, ürün henüz bahçedeyken harekete geçmesi gerektiğini söyledi. “Üreticimiz bir yıl boyunca bahçesine bakıyor. Gübreyi, ilacı, mazotu, sulamayı, işçiliği cebinden karşılıyor. Hasat zamanı geldiğinde de ‘Gemi yok, güzergâh yok, navlun pahalı, pazar kapalı’ denilerek bütün faturayı çiftçinin önüne koyamazsınız. Ürün dalda beklemez. Üreticinin borcu da beklemez. Çözüm bugün üretilmek zorundadır.” ÜÇ BAKANLIĞA ÜÇ AYRI ÖNERGE Kış, sorunun tek bir bakanlığın görev alanıyla sınırlı olmadığını belirterek Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle üç ayrı soru önergesi verdi. Ticaret Bakanlığına yönelttiği önergede Rusya ve Ukrayna pazarlarının korunması, alternatif ihracat pazarları, yabancı plakalı boş tırların Türkiye’den ihracat yükü alabilmesi, navlun desteği ve alternatif ticaret güzergâhlarını soran Kış, ihracat sezonu öncesinde gerekli tedbirlerin neden alınmadığının açıklanmasını istedi. Tarım ve Orman Bakanlığına ise doğrudan üreticinin geleceğini soran Kış; ihracatta daralma yaşanması hâlinde ürünün dalında kalmasını önleyecek bir müdahale mekanizmasının bulunup bulunmadığını, üreticiye ilave destek sağlanıp sağlanmayacağını, borçların ertelenmesi ve kamu eliyle alım seçeneklerinin değerlendirilip değerlendirilmediğini gündeme getirdi. “MERSİN–ST. PETERSBURG HATTI İÇİN DAHA NE BEKLENİYOR?” Kış’ın Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına verdiği önergenin merkezinde ise Mersin Limanı yer aldı. Sektör temsilcilerinin de dile getirdiği, Mersin Limanı’ndan Rusya’nın St. Petersburg Limanı’na başka bir limana uğramadan doğrudan yaş meyve ve sebze taşıyacak bir gemi hattı oluşturulması önerisini Meclise taşıyan Kış, hattın teknik ve ekonomik fizibilitesinin yapılıp yapılmadığını ve ne zaman faaliyete geçirilebileceğini sordu. Kış şöyle konuştu: “Mersin’in limanı var, üretimi var, ihracatçısı var, lojistik altyapısı var. Sektör de çözüm önerisini ortaya koyuyor. Mersin’den St. Petersburg’a doğrudan hat mümkünse vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir. Karayolunda kapasite artırılabiliyorsa gerekli düzenleme yapılmalıdır. Alternatif güzergâh oluşturulabiliyorsa bugünden oluşturulmalıdır. Üreticinin ürünü daldayken bürokrasinin karar vermesini aylarca bekleyemeyiz.” KONUYU MECLİS ARAŞTIRMASINA DA TAŞIDI Gülcan Kış, üç soru önergesinin yanı sıra Mersin ve Çukurova’daki narenciye üreticilerinin karşı karşıya bulunduğu ihracat ve lojistik sorunlarının bütün yönleriyle incelenmesi amacıyla Meclis Araştırması açılmasını da istedi. Araştırma önergesinde Karadeniz’deki gelişmelerin yaş meyve ve sebze ihracatına etkisinden alternatif transit güzergâhlara, navlun maliyetlerinden yeni ihracat pazarlarına, üreticinin gelir kaybının önlenmesinden Mersin’in liman ve soğuk zincir kapasitesinin geliştirilmesine kadar sektörün temel sorunlarının araştırılması talep edildi. “MERSİN YARDIM İSTEMİYOR, EMEĞİNİN KARŞILIĞINI İSTİYOR” Mersinli üreticinin artan girdi maliyetleri nedeniyle zaten ağır bir ekonomik yük altında olduğuna dikkat çeken Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Mersinli çiftçi sadaka istemiyor. Üretiyor, istihdam yaratıyor, ihracat yapıyor, Türkiye’ye döviz kazandırıyor ve emeğinin karşılığını istiyor. Biz de Mersin’in hakkını, üreticimizin alın terini sonuna kadar savunacağız. Rusya ve Ukrayna’ya giden yol tıkanıyorsa o yolu açmak devletin görevidir. Alternatif pazar gerekiyorsa bulmak devletin görevidir. Ürün dalında kalma tehlikesiyle karşı karşıyaysa üreticiyi korumak devletin görevidir. Yaklaşık 700 milyon dolarlık narenciye ihracatı yapan Mersin’i ve binlerce üreticimizi kendi kaderine terk edemezsiniz. Üreticinin bir yıllık emeği göz göre göre heba edilemez. Mersin’in ürünü dalda kalmayacak; Mersinli üreticinin hakkını Mecliste de her platformda da takip edeceğiz.” ...

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı" Haber

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk yarısında 1 milyar 91 milyon liranın üzerinde zarar açıklamasını, 30 şubenin kapatılmasını ve son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarılmasının dikkat çekici olduğu söyledi. Gürer, kamuoyunun yanıt beklediği soruların başında marketlerin neden zarar ettiği, yapılan harcamaların niteliği ve bu zararın nasıl karşılandığının geldiğini belirterek, bu konularda verdiği soru önergelerinin de yanıtlanmadığını söyledi. Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk altı ayında 1 milyar 91 milyon 551 bin lira net dönem zararı açıkladığı bildirildi. Aynı dönemde şirketin 43,5 milyar liralık hasılat elde etmesine karşın zarar etmesi dikkat çekti. Şirketin küçülme kapsamında 30 şubeyi kapattığı, son bir yılda ise 1808 çalışanın işinden edildiği yönündeki veriler raporlara ve kamuoyuna yansıdı. Ömer Fethi Gürer, kooperatifler önemli kuruluşlardır. Ülkemizde kooperatiflerin özellikle tarımda geliştirilmesi gerekir. Bunun içinde yeni bir kooperatif kanununa ihtiyaç var.Şeffaf ,denetimi düzenli,Siyasi iktidardan talimat alan değil üye ortaklarının söz sahibi olacağı,zarara neden olacak şartlardan arınmış,siyaset gölgesi düşen değil üretici,çiftçi,besici ve de tüketici haklarını koruyan yeni bir yapılanmaya gerek var. Tarım Kredi Marketleri bu bağlamda irdelenmesi gereken bir durum.kuruluş amacının yalnızca ticari faaliyet yürütmek değil, ortaya çıkan tablonun mutlaka açıklanması gerekir, Tarım Kredi Marketler, kamuoyuna üretici ile tüketici arasında köprü olacak, uygun fiyatlı ürün sunacak bir model olarak iktidar anlatıldı ve bu marketler uygun fiyatlı olarak anlatıldı. Marketlere önce yapısal değişime gidildi. İşlevinde tabelasına ne gerek varsa milyonlar harcandı ve tabela için dahi önemli sarf yaratıldı.Neden ve niçin bu aşırı masraflara kapı açıldı.Bu kararları kimler verdi.?bugün geldiğimiz noktada milyarlarca liralık zarar, kapanan şubeler ve işini kaybeden binlerce çalışan var. Bu tablonun hesabı sorulmalıdır .” dedi. MİLYARLARCA LİRALIK CİRO VAR AMA ZARAR VAR Tarım Kredi KOOP Market’in yüksek miktarda satış yapmasına rağmen zarar etmesinin nedenlerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yönetim ve işletme politikalarının sorgulanmasını istedi. Gürer, “Milyarlarca liralık ciro elde ediliyor ama şirket zarar açıklıyor. O zaman vatandaşın, çiftçinin ve kamuoyunun şu soruyu sorması gerekir: Bu zarar neden oluşuyor? Ürünlerin alış maliyetleri nedir, satışta uygulanan kâr marjları nedir, işletme giderleri ne kadardır? Marketlerin tabela, mağaza düzenlemesi, reklam, lojistik ve diğer giderleri ne kadar tutmaktadır? Şatafata ne kadar kaynak aktarıldı? Zarar eden kurum üst düzey yöneticileri ne kadar ücret artışı sağlandı .Bunların tamamı şeffaf biçimde açıklanmalıdır” dedi. Gürer, 29 Nisan 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde de Tarım Kredi marketlerinin sayısını, ürünlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ve satıştan çekilen ürünlerin toplam tutarını ve bu ürünlerden kaynaklanan zararın nasıl telafi edildiğini sorduğunu belirtti. Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soruları boşuna sormuyorum. Çünkü ortada kamuoyunun bilmesi gereken bir tablo var. Market sayısı kaçtır? Ürünler hangi bedelle alınıyor, hangi bedelle satılıyor? Uygulanan kâr marjı nedir? Raf ömrü biten ürünlerin maliyeti ne kadardır? Bunların zararı kim tarafından karşılanıyor? Bunların hepsinin yanıtını istedim. Ancak sorularımıza yanıt verilmesini bekliyoruz.” “ŞUBE AÇIN DENİLEN MARKETLER ŞİMDİ ŞUBE KAPATIYOR” Ömer Fethi Gürer, daha önce Tarım Kredi Marketlerin yaygınlaştırılması yönünde siyasi iktidar tarafından yapılan çağrıları da hatırlatarak, bugün gelinen noktada şube kapatılmasının önemli bir çelişki olduğunu ifade etti. Gürer, “Bir dönem Tarım Kredi Marketler için ‘şube sayısını artırın’ denildi. Şimdi ise şubeler kapatılıyor. Bunun gerekçesi nedir? Hızlı büyüme yanlış mı planlandı? Açılan marketlerin fizibilitesi yapılmadı mı? Kamu kaynaklarının ve çiftçinin ortak olduğu bir yapının kaynakları hangi anlayışla kullanıldı? Bu soruların yanıtı verilmelidir.” dedi. Tarım Kredi yönetimi, 2025 yılında oluşan 4,7 milyar liralık net zararı hızlı büyüme ve yüksek yatırım döneminin doğal sonucu olarak açıklamıştı. CHP Nğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer büyüme stratejisinin tek başına zarar için gerekçe olamayacağını belirterek, “Eğer hızlı büyüme nedeniyle zarar oluşuyorsa, bu büyüme kararlarını kim aldı, hangi hesaplamalarla aldı, sonuçları neden denetlenmedi? Kamuoyuna bunun hesabı verilmelidir” diye konuştu. “1808 KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ, SORUMLUSU KİM?” Tarım Kredi Marketlerde son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarıldığı yönündeki verilere dikkat çekerek, “Bir tarafta milyarlarca liralık zarar açıklanıyor, diğer tarafta çalışanlar işini kaybediyor. 1808 emekçinin işinden edilmesi sıradan bir işletme kararı olarak görülemez. Bu insanların aileleri var, geçimleri var. Şirketin yönetimindeki yanlışların bedelini neden çalışanlar ödüyor?” Şube kapatmak kolay, işçiyi işten çıkarmak kolay. Asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Zararın gerçek nedenleri ortaya çıkarılmadan yalnızca şube kapatmak ve istihdamı azaltmak çözüm değildir” ifadelerini kullandı. “BAKANLIĞA SORDUĞUM SORULAR HÂLÂ YANIT BEKLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri ve marketlerin faaliyetlerine ilişkin soru önergeleriyle uzun süredir kamuoyunun bilgilendirilmesini istediğini belirterek, Bakanlığın sorulara yanıt vermemesini de eleştirdi. 29 Nisan 2026 tarihli önergesinde Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerin mevcut sayısını, marketlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ürünlerin toplam tutarını ve oluşan zararın nasıl telafi edildiğini sordu. Gürer ayrıca 11 Mart 2026 tarihli başka bir soru önergesinde Tarım Kredi Kooperatiflerinin gübre, yem, tohum, zirai ilaç ve diğer tarımsal girdilere 2025 ve 2026 yıllarında kaç kez zam yaptığını, zam tarihlerini ve oranlarını da Bakan Yumaklı'ya yöneltti. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soru önergesi veriyoruz, Bakanlıktan bilgi istiyoruz. Çünkü bu kurumlar kamuoyunun ve çiftçinin ortak değerleridir. Ancak sorularımız yanıtsız kalıyor. Oysa vatandaşın bilmeye hakkı var. Tarım Kredi neden zarar ediyor? Marketlerin giderleri ne kadar? Hangi ürünlerden ne kadar kâr veya zarar ediliyor? Kapanan şubeler hangileri? Kaç kişi işten çıkarıldı? Bütün bunların açık ve net şekilde ortaya konulması gerekir.Tarım ve Orman Bakanlığı yanında Ticaret Bakanlığı da bu süreci irdeleyip incelemek durumundadır .” dedi.

CHP’li Şevkin’den Tarım Bakanına 41 Soruluk Önerge Haber

CHP’li Şevkin’den Tarım Bakanına 41 Soruluk Önerge

CHP Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye’de çiftçinin artan maliyetler, düşük alım fiyatları, ithalat politikaları ve plansızlık nedeniyle üretimden uzaklaştığını belirterek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle 5 ayrı soru önergesi sundu. Toplam 41 sorunun yer aldığı önergelerde üzüm üreticileri, Çukurova çiftçisinin sorunları, tarım ithalatı, tarımsal destekler ve üretimde yaşanan sorunlar ele alındı. “ÜRETİCİ TOPRAĞINI SATIYOR” Çiftçinin yüksek girdi maliyetleri karşısında emeğinin karşılığını alamadığını ve bazı üreticilerin borçlarını kapatabilmek için tarlasını ve bahçesini satmak zorunda kaldığını ifade eden Şevkin, üreticiyi toprakta tutacak politikalar oluşturulması gerektiğini vurguladı. Üzüm üreticisinin yaşadığı fiyat sorununa da dikkat çeken Şevkin, geçen yıl 16-17 lira seviyelerinde konuşulan yaş üzüm fiyatının bu yıl 11 liraya teklif edildiğini, mazot fiyatının ise yaklaşık 40 liradan 80 liraya yükseldiğini belirterek, “Maliyetler katlanırken üreticinin eline geçen para nasıl oluyor da geçen yılın altında kalıyor?” diye sordu. ÇUKUROVA’DA ÜRETİCİ ZORLANIYOR Çukurova’da karpuz üreticisinin ürününü maliyetinin altında dahi satamadığını belirten Şevkin, narenciye üreticisinin ise sorunlar nedeniyle bahçesindeki ağaçları kesmeye başladığını söyledi. Mısır üreticisinin de alım fiyatı açıklanmadan ürününü düşük fiyatla satmak zorunda kaldığını ifade etti. Tarımda ithalat politikalarının yerli üreticinin umudunu kırdığını savunan Şevkin, hasat dönemlerinde ithal ürünlerle karşı karşıya kalan çiftçinin mağdur olduğunu belirterek üretim ve pazarlama zincirindeki sorunların çözülmesini istedi. “ÇİFTÇİYİ TOPRAKTA TUTMAK ZORUNDAYIZ” Tarımsal desteklerin yeterli seviyeye çıkarılması gerektiğini vurgulayan Şevkin, çiftçiye üretimin başında yeterli destek, hasat sonunda ise emeğinin karşılığının verilmesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Çiftçi yoksa üretim yok, üretim yoksa gıda güvenliği yoktur. Türkiye’nin geleceği için çiftçiyi yaşatmak zorundayız” ifadelerini kullandı. CHP’li Şevkin’in Bakan Yumaklı’ya sunduğu 5 ayrı soru önergesinde toplam 41 soru cevaplanmayı bekliyor.

CHP'li Gürer: "Türk Malı İmajına Zarar Veren Firmalar Açıklanmalı" Haber

CHP'li Gürer: "Türk Malı İmajına Zarar Veren Firmalar Açıklanmalı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, "Türk malı" imajına zarar veren firmalara ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanı Ömer Bolat'tan yanıt geldi. Bakanlık, 2023 yılından 2026 yılının ilk altı ayına kadar toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandığını açıklarken, söz konusu firmaların isimlerini paylaşmadı. Gürer, kamuoyunun doğrudan ilgisini ilgilendiren bu konuda, yalnızca rakamların açıklanmasının yeterli olmadığını belirterek, tüketicilerin yanıltılmasına neden olan firmaların daha şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. GÜRER'İN SORU ÖNERGESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu soru önergesinde şu soruları yöneltti: 1- Türk malı imajına zarar veren firmalardan 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk aylarında kaç firmaya idari para cezası uygulanmıştır? 2- İdari para cezalarından ne kadar tahsilat gerçekleştirilmiştir? 3- Bu firmaların iştigal alanları nelerdir? BAKANLIKTAN GELEN YANIT Ticaret Bakanlığı tarafından verilen yanıtta, 2023 yılında 8, 2024 yılında 5, 2025 yılında 6 ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya idari para cezası uygulandığı bildirildi. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya, güvenli olmayan veya tağşişe konu olan ya da işaretleme, etiketleme ve belgelendirme işlemleriyle tüketiciyi yanıltan ürünleri ihraç etmeleri nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında uygulanan bu idari para cezalarının toplam 3 milyon 729 bin 167 lira 15 kuruşluk bölümünün ödendiğine ilişkin belgeler Bakanlığa ulaştırılmıştır. İdari para cezası uygulanan firmaların faaliyet alanlarının ise tarım ve gıda ürünleri, ayakkabı ve tekstil ürünleri ile çeşitli sanayi ürünlerinden oluştuğu belirtilmiştir." Bakanlık ayrıca, Reklam Kurulunun doğrudan "Türk malı" imajına yönelik bir denetim mekanizması yürütmediğini, buna karşın 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk altı ayında gerçekleştirilen denetimler sonucunda yaklaşık 787 milyon liralık idari para cezası uygulandığını bildirdi. "RAKAMLAR VAR, ŞEFFAFLIK YOK" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bakanlığın verdiği yanıtın kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Gürer, "Bakanlık, kaç firmaya ceza verildiğini ve ne kadar tahsilat yapıldığını açıklıyor ancak hangi firmaların Türk malı imajına zarar verdiğini açıklamıyor. Tüketicinin korunması ve ihracatta güven unsurunun sağlanması için yalnızca ceza uygulanması yeterli değildir. Şeffaflık da sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı. Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki itibarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürer, özellikle tarım, gıda, ayakkabı ve tekstil sektörlerinde yaşanan sorunların tüm üreticileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Gürer, "Bir firmanın yaptığı hata, binlerce üreticinin emeğine zarar verebilir. Bu nedenle denetim süreçleri daha etkin yürütülmeli, caydırıcı önlemler artırılmalı ve tüketicinin doğru bilgiye ulaşması sağlanmalıdır." dedi. TOPLAM 23 FİRMAYA CEZA UYGULANDI Bakanlığın verdiği rakamlara göre; 2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya, 2026 yılının ilk altı ayında ise 4 firmaya, olmak üzere toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandı. Buna karşın, kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında gelen firma isimleri ve hangi ürünlerde usulsüzlük tespit edildiği soruları yanıtsız kaldı.

Gürer: ''Bayram Öncesi Fiyatlar Neden Artıyor?'' Haber

Gürer: ''Bayram Öncesi Fiyatlar Neden Artıyor?''

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bayramlar öncesinde artan tüketim talebiyle birlikte temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde yaşanan fiyat artışlarını Meclis gündemine taşıdı. Ticaret Bakanlığı’nın 10 ilde marketlere yönelik denetim gerçekleştirdiğine dair basına yansıyan bilgiler üzerine soru önergesi veren Gürer, hem denetimlerin kapsamını hem de sonuçlarını sorguladı. Gürer, Bakanlık yanıtını değerlendirerek, denetimlere rağmen piyasadaki sorunların sürdüğünü vurguladı. “BAYRAM ÖNCESİ FİYATLAR NEDEN ARTIYOR?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, önergesinde bayramlar öncesinde artan talep nedeniyle temel gıda ve ihtiyaç ürünlerinde fiyat artışlarının kamuoyunda sıkça tartışıldığını belirterek, Ticaret Bakanlığı’nın gerçekleştirdiği denetimlerin kapsamına ilişkin ayrıntılı bilgi talep etti. GÜRER’İN SORULARI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, denetimlerin etkinliğini ortaya koymak amacıyla şu soruları yöneltti: “2026 yılında yapılan denetimler kapsamında toplam kaç market, zincir mağaza ve satış noktası denetlenmiştir? Denetimler sırasında etiket fiyatı ile kasa fiyatı arasında farklılık tespit edilen işletme sayısı kaçtır? Bu kapsamda kaç işletmeye idari para cezası uygulanmış ve uygulanan toplam ceza tutarı ne kadar olmuştur? Denetimlerde en fazla fiyat farkı tespit edilen ürün grupları hangileridir? Denetimlerde etiket fiyatının kısa süre içinde birden fazla kez değiştirildiği tespit edilmiş midir? Edilmiş ise bu durum kaç işletmede görülmüştür? Hal Kayıt Sistemi üzerinden yapılan incelemelerde meyve ve sebzelerin menşe ve geliş fiyatı ile satış fiyatı arasında aşırı fark bulunduğu tespit edilen işletme sayısı kaçtır? 2026 yılında gerçekleştirilen market denetimlerinde kesilen toplam idari para cezası tutarı ne kadardır? Bakanlığınızca 2025 yılında kesilen para cezaları ne kadarı tahsil edilmiştir?” TÜKETİCİ SOFRADA DEĞİL, ETİKETTE KAYBEDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılı denetim verileri, serbest piyasa düzeninin "etiket" oyunlarıyla nasıl suistimal edildiğini gözler önüne seriyor. Ticaret Bakanlığı tarafından gerçekleştirilen kapsamlı incelemelerde, denetlenen 86.488 işletmenin tam 18.656’sında mevzuata aykırılık tespit edildi. Bu tablo, piyasadaki denetlenen her 5 işletmeden birinin tüketicinin cebine göz diktiğini ya da yasal yükümlülüklerini hiçe saydığını kanıtlıyor. Özellikle raf ile kasa arasındaki fiyat farkları, "olağan akış içindeki bir aksaklık" olarak geçiştirilemeyecek kadar sistematik bir sorun haline gelmiş durumda,” dedi. MARKETLER "FİYAT KARMAŞASININ" MERKEZİ OLDU Denetim sonuçlarındaki en vahim tablonun ise marketlerde yaşandığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Toplam ceza miktarının yaklaşık %78’inin (196,3 milyon TL) sadece marketlere kesilmiş olması, temel gıda ve ihtiyaç maddelerine ulaşmaya çalışan vatandaşın nasıl bir manipülasyonla karşı karşıya kaldığını özetliyor.” Dedi. BAKANLIKTAN GELEN YANIT Ticaret Bakanı Ömer Bolat tarafından verilen bilgilere göre, 1 Ocak 2026 ile 7 Nisan 2026 tarihleri arasında 15 binin üzerinde işletme ve 152 binin üzerinde ürün denetlendi. Aynı dönemde sadece marketlere yönelik fahiş fiyat artışı nedeniyle yaklaşık 50 milyon TL idari para cezası uygulandı. Hal Kayıt Sistemi verilerine göre ise meyve ve sebze fiyatlarında 243 işletmede aykırılık tespit edildi. Ayrıca, 2026 yılında 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un “Fiyat etiketi” başlıklı 54’üncü maddesi ve Fiyat Etiketi Yönetmeliği kapsamında 49 bin 160 market denetlendi. Toplamda ise 86 bin 488 işletme incelendi ve 18 bin 656 işletmede fiyat etiketi mevzuatına aykırılık tespit edildi. Bu kapsamda aykırılık tespit edilen işletmelere toplam 249 milyon 670 bin 927 TL idari para cezası uygulanırken, bunun 196 milyon 367 bin 704 TL’lik kısmı market denetimlerinden kaynaklandı. Bakanlık bununla birlikte ticari hayatın olağan akışı içinde etiket-kasa fiyat farklılığı gibi aksaklıkların ortaya çıkabileceği, bu tür durumların tespit edilmesi halinde idari yaptırımların uygulandığını ifade etti. “SORULARIN TAMAMI YANIT BULMADI” CHP’li Ömer Fethi Gürer, verilen yanıtı eleştirerek, sorularının önemli bir kısmına doğrudan yanıt verilmediğini belirtti. Özellikle hangi ürün gruplarında daha fazla ihlal yapıldığı, etiket değişim sıklığı ve 2025 yılı cezalarının tahsilat oranına ilişkin net verilerin paylaşılmadığını vurguladı. “ON BİNLERCE İHLAL VAR AMA VATANDAŞ HALA MAĞDUR” Ömer Fethi Gürer, açıklanan verilerin sorunun boyutunu gözler önüne serdiğini belirterek, “On binlerce işletme denetleniyor, 18 binden fazla işletmede aykırılık tespit ediliyor, yüz milyonlarca lira ceza kesiliyor ama vatandaş hâlâ raf ile kasa fiyatı arasında fark yaşıyor. Bu durum denetimlerin yeterince caydırıcı olmadığını açıkça gösteriyor” dedi. “ETİKET-KASA FARKI NORMALLEŞTİRİLEMEZ” Bakanlığın “ticari hayatın olağan akışı” değerlendirmesine tepki gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tüketicinin korunması esastır. Etiket ile kasa arasında fark oluşması olağan değil, kabul edilemez bir durumdur. Amaç piyasada adil fiyat oluşumunu sağlamak olmalıdır. Bugünkü tablo, vatandaşın korunması konusunda hâlâ ciddi eksikler olduğunu ortaya koyuyor. Kamuoyuna açıklanan para cezaları tahsil edilip edilmediği de bakanlık bilgi sahibi olmaması cezaların ne kadar caydırıcı sorusuna neden olmaktadır ” ifadelerini kullandı. TAVSİYE YA DA SON TÜKETİM TARİHİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığının son günlerde tartışılan tavsiye ya da tüketim ile ilgili tarih konusunda açıklamasına da TBMM de yaptığı konuşmada tepki gösterdi. Gürer, “Bu ülkede taklit ve tağşiş dediğimiz hileli ürünlerin cirit attığı bir ortamda son tüketim tarihi olarak etiketin üstündeki olanı tavsiye edilen tüketim tarihi manasında farklılaştırmak tüketiciye yapılacak en büyük kötülüktür. Son tüketim tarihinden sonra hiçbir ürün kullanılamaz. İnsan sağlığı açısından olumsuz etkisi vardır,” diye konuştu.

CHP'li Kış: "Bu Ülkenin Çiftçisi Üretirken Neden İthalat Yapılıyor?" Haber

CHP'li Kış: "Bu Ülkenin Çiftçisi Üretirken Neden İthalat Yapılıyor?"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın gıda ithalatına ilişkin verdiği yazılı soru önergesi yanıtına sert tepki gösterdi. Kış, “Sayfalarca yazı yazılmış ama tek bir somut veri yok. Biz hikâye değil, hesap istedik” dedi. Kış’ın Türkiye’nin gıda ve tarımsal ürün ithalatına ilişkin yönelttiği 10 maddelik soru önergesine gelen yanıtın, soruların özünü karşılamadığını belirten Kış, özellikle ürün bazlı ithalat miktarları, ülke dağılımı ve döviz yüküne ilişkin hiçbir açık veri paylaşılmadığına dikkat çekti. “Somut veri yerine genel ifadelerle geçiştirdiler” Bakanlık yanıtında Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesi ve destek politikalarına geniş yer verildiğini ancak soruların büyük bölümünün cevapsız bırakıldığını vurgulayan Kış, şu ifadeleri kullandı: “Hangi üründen ne kadar ithalat yapıldı dedik, yok. Hangi ülkeden alındı dedik, yok. İlk 10 ithalat kalemi nedir dedik, yok. Ödenen döviz ne kadar dedik, yine yok. Ama sayfalarca ‘üretim arttı’ anlatısı var.” “Kendine yeten ülke diyorsunuz, ithalatı açıklayamıyorsunuz” Bakanlık yanıtında Türkiye’nin birçok üründe kendine yeter olduğunun ifade edildiğini hatırlatan Kış, bu söylem ile artan ithalat arasında açık bir çelişki olduğunu söyledi: “Bir yandan ‘kendine yeten ülkeyiz’ diyorsunuz, diğer yandan ithalat neden artıyor sorusuna cevap veremiyorsunuz. Bu çelişkiyi açıklamak yerine konuyu dağıtmayı tercih ediyorsunuz.” “TÜİK’e bakın demek sorumluluktan kaçmaktır” Bakanlığın ithalat verileri için TÜİK’i işaret ettiğini de eleştiren Kış, şunları kaydetti: “Biz zaten dağınık veriyi değil, derlenmiş, analiz edilmiş, kamuoyunun anlayacağı net tabloyu istiyoruz. ‘TÜİK’e bakın’ demek bu sorumluluktan kaçmaktır.” “Bu bir cevap değil, denetimden kaçıştır” Kış, verilen yanıtın Meclis denetim mekanizmasını zayıflattığını belirterek şöyle konuştu: “Yazılı soru önergesi anayasal bir denetim aracıdır. Ama siz soruya cevap vermek yerine genel politika metni gönderiyorsanız, bu denetimden kaçmaktır. Biz sayfa sayfa hikâye istemedik. Somut, net, ölçülebilir veri istedik.” “Gerçek tabloyu açıklayana kadar sormaya devam edeceğiz” CHP’li Kış, gıda ithalatı konusunun Türkiye açısından stratejik önemde olduğunu vurgulayarak, şeffaflık çağrısını yineledi: “Bu ülkenin çiftçisi üretirken neden ithalat yapılıyor? Hangi ürünlerde dışa bağımlılık artıyor? Bunun bedelini kim ödüyor? Bu soruların cevabını alana kadar sormaya devam edeceğiz.”

DEVA Partili Karal’dan Bakan Yumaklı’ya Sahte Zeytinyağı Sorusu Haber

DEVA Partili Karal’dan Bakan Yumaklı’ya Sahte Zeytinyağı Sorusu

DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, İzmir merkezli bazı firmaların 46 farklı marka ile 82 kez taklit ve tağşiş listesine girmesine rağmen faaliyetlerine devam etmesini Meclis gündemine taşıdı. ​DEVA Partisi İstanbul Milletvekili Hasan Karal, sahte ve tağşişli zeytinyağı üretimiyle halk sağlığını tehdit eden firmalar hakkında Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle bir soru önergesi verdi. ​82 Kez Listeye Girdiler, Hala Üretime Devam Ediyorlar ​Karal, kamuoyuna yansıyan haberlerde İzmir merkezli bazı firmaların sahte zeytinyağı üretimi yaptığının ve toplamda 82 kez taklit/tağşiş listesinde yer aldığının tespit edildiğini belirtti. Milletvekili Karal, asıl dikkat çekici ve vahim olan hususun; bu firmaların defalarca ifşa edilmelerine rağmen marka değiştirerek piyasada varlıklarını sürdürebilmeleri olduğunu vurguladı. ​"Yaptırımlar Caydırıcı Değil mi?" ​Durumun sadece bir denetim eksikliği değil, aynı zamanda yaptırımların caydırıcı olmamasından kaynaklandığını ifade eden Hasan Karal, şu soruların yanıtlanmasını istedi: ​Denetim Zafiyeti: 46 farklı marka ile onlarca kez ihlal yapan bu firmaların faaliyetlerinin erken aşamada engellenememesi bir denetim zafiyeti midir?​ Adli Süreçler: Bu firmalar hakkında Cumhuriyet savcılıklarına yapılan suç duyurusu sayısı kaçtır ve açılan soruşturmalar ne aşamadadır?​ Ağır Yaptırımlar: Faaliyetten men, üretim izni iptali veya işletme kapatma gibi ağır yaptırımlar neden uygulanmamıştır?​ Yapısal Reform: Sadece listeleri açıklamanın ötesinde, bu tür vakaların tekrarlanmasını önleyecek, firmaların faaliyetlerini tamamen durduracak bir yapısal reform planlanmakta mıdır?​"Halk Sağlığı Doğrudan Tehdit Altında" ​Gıda güvenliğinin doğrudan tehdit edildiği bu tablo karşısında etkin ve kalıcı önlemlerin neden alınamadığının açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirten Karal, mevcut mevzuatın yetersiz kalıp kalmadığının da sorgulanması gerektiğini ifade etti. Karal ayrıca, taklit ve tağşişli ürünlerin piyasadan tamamen çekilmesi için etkin bir geri çağırma mekanizmasının olup olmadığını da sordu.

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’de kamuoyuna yansıyan et tartışmalarını ve bir safkan yarış atının kesilmesine rağmen resmi kayıtlarda hâlâ “yaşıyor” görünmesiyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi veren Kış, hem gıda denetim zincirinin nasıl işlediğinin hem de “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Son günlerde kamuoyunda yürütülen tartışmalarda sorumluluğun belediyelere yüklenmeye çalışıldığını belirten Kış, gıda güvenliği konusundaki yetki ve sorumluluğun mevzuatta açık biçimde tanımlandığını söyledi. CHP’li Kış, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de et ve et ürünlerinin üretiminden kesimine, işlenmesinden depolanmasına ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte resmî denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bu denetimler Bakanlığın taşra teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan bu tablo, gıda denetim zincirinin hangi aşamada kırıldığının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir.” Kış, Mersin’de kamu kurumlarına veya belediyelere et tedarik eden işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenip denetlenmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Bu işletmeler Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmeler midir? Son üç yılda kaç resmî denetim yapılmıştır? Bu denetimlerde kaç numune alınmış ve kaçında mevzuata aykırılık tespit edilmiştir? Mersin’de son yıllarda tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmeler var mıdır ve bu işletmeler hakkında hangi idari ve cezai işlemler uygulanmıştır? Tüm bunlar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde açıklanmalıdır.” “SMART LATCH SKANDALI” CHP’li Kış’ın Meclis’e taşıdığı bir diğer konu ise kamuoyunda büyük tartışma yaratan “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbeti oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu at son yarışını 14 Ekim tarihinde koştu ve sakatlığı nedeniyle yarış hayatı sona erdi. Atın sahibi tarafından bir bakımevine gönderildiği belirtilirken, daha sonra ortaya çıkan bilgiler söz konusu atın kesildiği ve etinin Mersin’de bir aşhanede kullanılan etler arasında yer aldığı iddialarını gündeme getirdi. Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kayıtlarında Smart Latch isimli atın hâlâ “yaşıyor” görünmesi oldu. CHP’li Kış, bu durumun yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetinin nasıl takip edildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. “YASAK OLAN BİR KESİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?” Tek tırnaklı hayvanların kesimi ve etinin gıda amaçlı kullanımı Türkiye’de mevzuat gereği yasak. Bu nedenle bir yarış atının kesilmesi ve etinin gıda zincirine girmesi yalnızca hayvan refahı açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da son derece ciddi bir durum olarak değerlendiriliyor. CHP’li Gülcan Kış, konunun yalnızca bir hayvanın akıbetiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda denetim sistemine ilişkin ciddi bir sorunu ortaya çıkardığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tek tırnaklı hayvanların kesimi açık biçimde yasaktır. Buna rağmen bir safkan yarış atının kesildiği ve etinin gıda zincirine girdiği iddiaları kamuoyuna yansıyor. Bu at gerçekten bakımevine gönderildi mi? Gönderildiyse hangi işletmeye gönderildi ve bu işletme Bakanlık tarafından ruhsatlı mı? Yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetini kim takip ediyor? Yasak olan bir kesim nasıl gerçekleşti ve bu kesim hangi işletmede, hangi veteriner hekim denetiminde yapıldı? Bu soruların tamamı yanıtlanmak zorundadır.” “BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?” Kış, bakım altında olması gereken bir yarış atının kesime gönderilmesinin ciddi bir denetim zafiyetine işaret edebileceğini söyledi. “Bakım altında olması gereken bir yarış atının nasıl olup da kesime gönderildiği ve sofralara kadar uzanan bir zincirin parçası haline geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu olay yalnızca bir hayvanın akıbeti değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kamu denetimi ve devletin sorumluluğu açısından da son derece ciddi bir meseledir.” CHP’li Gülcan Kış, ortaya çıkan tablonun ciddi bir denetim zinciri krizi olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert sözlerle yüklendi. “Eğer gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğundaysa ve buna rağmen yasak olan bir kesim gerçekleşmiş, bu et gıda zincirine girmiş ve denetim mekanizması bunu engelleyememişse ortada çok ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Böyle bir denetim zinciri krizi yaşanıyorsa Tarım ve Orman Bakanı derhal oturduğu o koltuktan istifa etmelidir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.