Hava Durumu

#Soru Önergesi

Kırsal Haber - Soru Önergesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Soru Önergesi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı Haber

CHP'li Kış Şampiyon At ''Smart Latch'' Skandalını Meclis Gündemine Taşıdı

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’de kamuoyuna yansıyan et tartışmalarını ve bir safkan yarış atının kesilmesine rağmen resmi kayıtlarda hâlâ “yaşıyor” görünmesiyle ilgili iddiaları Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle iki ayrı soru önergesi veren Kış, hem gıda denetim zincirinin nasıl işlediğinin hem de “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını istedi. Son günlerde kamuoyunda yürütülen tartışmalarda sorumluluğun belediyelere yüklenmeye çalışıldığını belirten Kış, gıda güvenliği konusundaki yetki ve sorumluluğun mevzuatta açık biçimde tanımlandığını söyledi. CHP’li Kış, 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’na dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye’de et ve et ürünlerinin üretiminden kesimine, işlenmesinden depolanmasına ve tüketiciye sunulmasına kadar geçen tüm süreçte resmî denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı’na aittir. Bu denetimler Bakanlığın taşra teşkilatı olan İl Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülür. Dolayısıyla bugün ortaya çıkan bu tablo, gıda denetim zincirinin hangi aşamada kırıldığının sorgulanmasını zorunlu hale getirmektedir.” Kış, Mersin’de kamu kurumlarına veya belediyelere et tedarik eden işletmelerin Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından düzenli olarak denetlenip denetlenmediğinin de açıklığa kavuşturulması gerektiğini belirtti. “Bu işletmeler Bakanlık tarafından onaylı ve kayıtlı işletmeler midir? Son üç yılda kaç resmî denetim yapılmıştır? Bu denetimlerde kaç numune alınmış ve kaçında mevzuata aykırılık tespit edilmiştir? Mersin’de son yıllarda tek tırnaklı hayvan eti tespit edilen işletmeler var mıdır ve bu işletmeler hakkında hangi idari ve cezai işlemler uygulanmıştır? Tüm bunlar kamuoyuna açık ve şeffaf şekilde açıklanmalıdır.” “SMART LATCH SKANDALI” CHP’li Kış’ın Meclis’e taşıdığı bir diğer konu ise kamuoyunda büyük tartışma yaratan “Smart Latch” isimli safkan yarış atının akıbeti oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre söz konusu at son yarışını 14 Ekim tarihinde koştu ve sakatlığı nedeniyle yarış hayatı sona erdi. Atın sahibi tarafından bir bakımevine gönderildiği belirtilirken, daha sonra ortaya çıkan bilgiler söz konusu atın kesildiği ve etinin Mersin’de bir aşhanede kullanılan etler arasında yer aldığı iddialarını gündeme getirdi. Olayın en dikkat çekici yönlerinden biri ise Türkiye Jokey Kulübü (TJK) kayıtlarında Smart Latch isimli atın hâlâ “yaşıyor” görünmesi oldu. CHP’li Kış, bu durumun yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetinin nasıl takip edildiği konusunda ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti. “YASAK OLAN BİR KESİM NASIL GERÇEKLEŞTİ?” Tek tırnaklı hayvanların kesimi ve etinin gıda amaçlı kullanımı Türkiye’de mevzuat gereği yasak. Bu nedenle bir yarış atının kesilmesi ve etinin gıda zincirine girmesi yalnızca hayvan refahı açısından değil, aynı zamanda gıda güvenliği açısından da son derece ciddi bir durum olarak değerlendiriliyor. CHP’li Gülcan Kış, konunun yalnızca bir hayvanın akıbetiyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda denetim sistemine ilişkin ciddi bir sorunu ortaya çıkardığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tek tırnaklı hayvanların kesimi açık biçimde yasaktır. Buna rağmen bir safkan yarış atının kesildiği ve etinin gıda zincirine girdiği iddiaları kamuoyuna yansıyor. Bu at gerçekten bakımevine gönderildi mi? Gönderildiyse hangi işletmeye gönderildi ve bu işletme Bakanlık tarafından ruhsatlı mı? Yarış hayatı sona eren safkan atların akıbetini kim takip ediyor? Yasak olan bir kesim nasıl gerçekleşti ve bu kesim hangi işletmede, hangi veteriner hekim denetiminde yapıldı? Bu soruların tamamı yanıtlanmak zorundadır.” “BAKIM ALTINDA OLMASI GEREKEN BİR AT SOFRAYA NASIL GELDİ?” Kış, bakım altında olması gereken bir yarış atının kesime gönderilmesinin ciddi bir denetim zafiyetine işaret edebileceğini söyledi. “Bakım altında olması gereken bir yarış atının nasıl olup da kesime gönderildiği ve sofralara kadar uzanan bir zincirin parçası haline geldiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Bu olay yalnızca bir hayvanın akıbeti değil; aynı zamanda gıda güvenliği, kamu denetimi ve devletin sorumluluğu açısından da son derece ciddi bir meseledir.” CHP’li Gülcan Kış, ortaya çıkan tablonun ciddi bir denetim zinciri krizi olduğunu belirterek Tarım ve Orman Bakanlığı’na sert sözlerle yüklendi. “Eğer gıda denetimi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sorumluluğundaysa ve buna rağmen yasak olan bir kesim gerçekleşmiş, bu et gıda zincirine girmiş ve denetim mekanizması bunu engelleyememişse ortada çok ciddi bir yönetim sorunu var demektir. Böyle bir denetim zinciri krizi yaşanıyorsa Tarım ve Orman Bakanı derhal oturduğu o koltuktan istifa etmelidir.”

CHP’li Gülcan Kış: ''Doğayı Değil, İhmali Sorguluyoruz'' Haber

CHP’li Gülcan Kış: ''Doğayı Değil, İhmali Sorguluyoruz''

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi Gülcan Kış, Antalya–Konya Yolu’nun Eynif ve Gembos Ovalarından geçen bölümünün aşırı yağışlarla birlikte tamamen su altında kalmasına ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi. Kış, söz konusu bölgenin tarihsel olarak göl yatağı olduğunun bilindiğini, yıllar içinde kuruyan alanın aşırı yağışlarla yeniden su tutmasının bilimsel olarak mümkün ve öngörülebilir bir durum olduğunu vurgulayarak, tartışmanın “doğa intikam aldı” gibi sloganik ifadelerle geçiştirilemeyeceğini söyledi. “Sorun yağmur değil, hazırlıksızlıktır” Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyesi kimliğiyle konuya teknik açıdan yaklaştığını belirten Gülcan Kış, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Evet, burası geçmişte göl olan bir alan. Evet, iklim krizinin etkisiyle yağışlar artabilir, su rejimi değişebilir. Bunların hiçbiri sürpriz değildir. Asıl soru şudur: Böyle bir coğrafyada yol yaparken hiç mi fizibilite çalışması yapılmadı? Hiç mi ÇED süreci işletilmedi? Hiç mi taşkın riski hesaplanmadı?” “Devlet ‘olabilir’i değil, ‘olacak’ı hesaplamak zorundadır” Kış, devlet yatırımlarının varsayımlara değil, bilimsel verilere dayanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Kamu yatırımı yapıyorsanız, ‘belki yağar’ demek yetmez; ‘yağdığında ne olur’ sorusuna cevap vermek zorundasınız. Eski göl yatakları, taşkın ovaları ve su toplama havzaları bellidir. Bunlar haritalarda vardır, akademik çalışmalarda vardır, devlet arşivlerinde vardır. Buna rağmen bir yol birkaç yıl içinde göle dönüyorsa, bu doğanın değil, ihmalin sonucudur.” ÇED neden yok, kim karar verdi? CHP’li Kış’ın TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde; Antalya–Konya Yolu’nun söz konusu kesimi için neden Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu alınmadığı, projenin hangi bilimsel verilere dayanarak hazırlandığı, taşkın ve su rejimi analizlerinin yapılıp yapılmadığı soruldu. Önergede ayrıca; projeyi hangi firma ya da firmaların hazırlayıp uyguladığı,ihale bedelinin ne olduğu,hangi kurumların denetim yaptığı,ve yolun kısa sürede kullanılamaz hâle gelmesiyle oluşan kamu zararının tutarı da Bakanlığa yöneltildi.“Bu tablo kader değil, yönetim tercihidir” Kış, yaşananların bir doğa olayı olarak sunulmasının gerçeği perdelediğini ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yağmur yağabilir, göl yeniden oluşabilir; doğa kendi dengesini kurar. Ama devletin görevi buna göre plan yapmaktır. Bu yapılmadıysa, ortada kader değil, yanlış tercih vardır. Bu yolun geldiği hâl, kamu yatırımlarında bilimin ve liyakatin nasıl devre dışı bırakıldığının göstergesidir.” “Bu bedeli halk ödüyor” Kamu zararının görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Gülcan Kış, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün emekli geçinemiyor, işçi borçla yaşıyor. Buna rağmen milyarlarca liralık yollar birkaç yıl içinde işlevsiz hâle geliyorsa, bu bedeli halk ödüyor demektir. Bu nedenle sorumluların kim olduğu ve bu zararın hesabının nasıl verileceği açıklanmak zorundadır.” CHP’li Kış, verdiği soru önergesinin takipçisi olacağını ve benzer coğrafi özelliklere sahip bölgelerde aynı hataların tekrarlanmaması için Meclis denetiminin sonuna kadar işletilmesi gerektiğini vurguladı.

Milletvekili Gündoğdu: "Orman Köylüsü Geçinemiyor!" Haber

Milletvekili Gündoğdu: "Orman Köylüsü Geçinemiyor!"

CHP Kırklareli Milletvekili ve Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Kırklareli’nin can damarı olan Istranca ve İğneada Longoz ormanlarının geleceği ile orman köylüsünün yaşadığı ekonomik darboğazı Meclis gündemine taşıdı. ​Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yazılı olarak cevaplandırılması istemiyle TBMM Başkanlığına bir soru önergesi verdi. Gündoğdu, özellikle Kırklareli’nin eşsiz doğasına sahip Istranca ve İğneada Longoz ormanlarının korunmasında en büyük güvence olan orman köylüsünün, 25 yıldır biriken sorunlar nedeniyle üretimden kopma noktasına geldiğini vurguladı. ​"Orman Köylüsü Enflasyonun Altında Eziliyor" ​Gündoğdu, orman köylüsünün ağaçlandırma, bakım ve yangınla mücadeledeki kritik rolüne dikkat çekerek, Orman Genel Müdürlüğü (OGM) tarafından belirlenen birim fiyatlarının günümüz ekonomik koşullarının çok gerisinde kaldığını belirtti. Önergesinde, ORBİS sistemi üzerinden belirlenen fiyatların son 10 yıllık değişimini soran Gündoğdu, orman işçilerinin gelirlerinin enflasyon karşısında eridiğini ifade etti. ​Bakan Yumaklı’ya 4 Kritik Soru ​Milletvekili Gündoğdu, soru önergesinde Bakan Yumaklı’dan şu soruların yanıtını istedi: ​Nüfus ve Sosyal Güvence: Kırklareli’de geçimini ormandan sağlayan vatandaşların sayısı son 20 yılda nasıl değişti? Bu vatandaşların kaçı sosyal güvence kapsamında?​ Birim Fiyat Güncellemesi: Orman köylüsünü yerinde tutmak için taban birim fiyatları gerçekçi maliyetlere göre güncellenecek mi? Orman kooperatiflerinin işlevselliğini artırmak için bir çalışma var mı? ​Gelir Kaybı ve İşçi Sayısı: Son 10 yılda orman emekçisi enflasyon üzerinde bir gelir elde edebildi mi? Orman işçisi sayısındaki değişim nedir, azalma varsa nedenleri nelerdir? ​Gençlere ve Kadınlara Destek: Orman köylerindeki genç ve kadınlara yönelik meslek edindirme, SGK primi, mazot ve ekipman desteği gibi teşvikler planlanıyor mu?​"25 Yıllık Sorunlar Çözüm Bekliyor" ​Haber metninde yer alan değerlendirmesinde Gündoğdu, orman köylerindeki altyapı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin yetersizliğine vurgu yaparak şunları söyledi; ​"Ormanlarımızın gönüllü bekçileri olan köylülerimiz; geçim sıkıntısı, ulaşım sorunları ve gelecek kaygısı nedeniyle köylerini terk etmek zorunda kalıyor. Eğer orman köylüsünü koruyamazsak, ormanlarımızı da koruyamayız." ​Kırklareli’nin endemik bitki çeşitliliği ve ekosistemi için hayati önem taşıyan bu soruların Bakanlık tarafından nasıl yanıtlanacağı kamuoyu tarafından merakla bekleniyor.

Yem Fiyatlarına Bir Ayda Gelen İki Zam Meclis Gündemine Taşındı Haber

Yem Fiyatlarına Bir Ayda Gelen İki Zam Meclis Gündemine Taşındı

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, yem fiyatlarına son bir ayda iki kez yapılan zamlarla ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Milletvekili Bekin verdiği soru önergesi ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Hayvancılıkta girdi maliyetinde en önemli kalemi oluşturan yem fiyatlarına son bir ayda iki defa zam yapılmıştır. Yem fiyatlarına son 1 ayda 2 defa zam ya-pılması, hayvancılık ile uğraşan üreticilerimizin üretimlerini sürdürülemez hale getirmesine sebep olmuştur. Yılbaşı'nda yapılan ilk zamla "Süt 21" yeminin fiyatı 779 liraya, ikinci zamla birlikte ise 804 liraya yükselmiştir. Yapılan zam ile buzağı başlangıç yemi 768 lira olurken, kuzu büyütme yemi 799 liraya çıkmıştır. Hayvancılık ile uğraşan üretici, bu şartlarda işletmesini döndürmenin ve sürdürülebilir bir üretim yapmasının imkansız hale geldiğini ifade ederken birçok kişinin sektörden çekilme noktasına geldiğine de önemle dikkat çekilmektedir. Daha birkaç hafta önce süt üreticileri yem başta olmak üzere girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu süt üretim masrafları ile bir litre çiğ süt fiyatının birbirini karşılamadığını her ortamda dile getirmiştir. Daha sonra üreticilerimizin serzenişleri karşısında ulusal süt konseyi fiyat güncellemesine gitmiş ve çiğ süt fiyatını yetersiz de olsa bir miktar artırmıştır. Ancak bugün gelinen noktada yeme yapılan bu zamlar hayvancılık ile uğraşan üreticimizin yarasını sarmaya yetmemiştir. Diğer bir değişle süt - yem paritesi, daha üretici zamlı süt parasını tahsil edemeden bozulmuştur. Bugün süt üreticileri ve besiciler için maliyet baskısının daha da arttığı çok açık ortadadır. Gelinen noktada bakanlık gerekli koruyucu ve destekleyici önlemler almaz ise ya üreten üreticimiz üretimden artık vazgeçecek ya da tüketiciler et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerini daha yüksek fiyattan satın almak zorunda kalacaktır. Bu bağlamda; 1- Son bir aylık süreç içerisinde yem fiyatlarında yaşanan artışın nedenleri nelerdir? Bakanlığınız bu artışı önlemek veya sınırlamak adına herhangi bir politika uygulamakta mıdır? 2- Son beş yıl içerisinde ithal edilen hayvan yemi miktarı ve bunun toplam yem üretimi içindeki payı nedir? Bakanlığınızın yerli üretimi artırmaya yönelik çalış-maları var mıdır? Varsa bu çalışmalar ne aşamadadır? 3- Son üç yıl içerisinde (yıllık bazda) TMO, yem maliyetlerini düşürmek ama-cıyla piyasadan ne kadar arpa ve mısır gibi ürün toplamıştır. Bu toplandığı ürünlerin ne kadarını yetiştiricinin kullanımına sunmuştur? TMO'nun yetiştiricinin kullanımına sunduğu ürün miktarının artırılması için herhangi bir çalışma var mıdır? 4- Süt fiyatındaki artışın henüz üreticilerin gelirlerine yansımadan yem maliyetlerinin yükselmesi ile oluşan süt-yem paritesindeki dengesizliğin ortadan kaldırılması amacıyla çiğ süt fiyatında yeni bir düzenlemeye gidilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır? Varsa bu çalışmalar nelerdir? 5- Yem fiyatlarında yaşanan artışlar sonrası hayvancılık ile uğraşan üreticilerimiz karşılaştığı olumsuz etkileri azaltmak amacıyla, üreticilere yönelik doğrudan destek veya sübvansiyon sağlanması planlanmakta mıdır? 6- Küçük ve orta ölçekli hayvancılık işletmelerinin yem maliyetlerini düşürmek adına herhangi bir özel teşvik veya kredi desteği sağlanmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır? Küçük ölçekli hayvancılık işletmelerinin kapanmasını önlemek ve sürdürülebilir bir üretim sağlayabilmesi için bakanlığınızın hangi çalışmaları yürütmektedir? 7- Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin artması ve özellikle yem fiyatlarının yükselmesi karşısında kırmızı et üretimi ve et fiyatlarına etkisiyle ilgili herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır?"

Gürer: ''Zararlılar İle Üretici Başı Dertte'' Haber

Gürer: ''Zararlılar İle Üretici Başı Dertte''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, iklim değişikliğinin etkisiyle artan bitki hastalıkları ve zararlılara karşı yürütülen mücadelenin sahada sonuç vermediğini belirterek Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye soru önergesi verdi. Gürer, kokarca ve Akdeniz meyve sineği başta olmak üzere tarımsal üretimi tehdit eden zararlılara karşı geliştirilen politikaların üreticiyi koruyamadığını vurguladı. GÜRER’İN SORULARI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, soru önergesinde şu sorulara yanıt istedi: İstilacı böcek türü kokarca, Akdeniz sineği gibi yüzlerce bitki türüne zarar veren zararlılarla neden istenen mücadele sonuç vermemektedir? Bu bağlamda çalışma var mıdır? Akdeniz sineği elmadan şeftaliye, domatesten zeytine kadar narenciye ile başlayan büyük zararı sürdürmektedir. Bu bağlamda uygulanan mücadele yetersiz midir? İlaç geliştirilmesi için bir çalışma var mıdır? Halen tespit edilen bitki hastalık ve zararlı sayısı kaçtır? Yıllık ürün kaybı bu nedenle ne kadar olmaktadır? BAKANLIK YANITI Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtında, söz konusu zararlıların polifag yapıda olduğu, geniş konukçu ağlarının mücadeleyi zorlaştırdığı ve dünyada bu tür zararlıların tamamen yok edilmesinin mümkün olmadığı belirtildi. Yanıtta, küresel iklim değişikliği nedeniyle kış aylarının ılık geçmesinin zararlı popülasyonlarını artırdığı ifade edildi. Bakanlık, Entegre Zararlı Yönetimi prensipleri doğrultusunda eş zamanlı ve toplu mücadele yürütüldüğünü, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliği yapıldığını, Akdeniz meyve sineği ve kahverengi kokarca için eylem planlarının uygulandığını bildirdi. Mekanik, biyolojik, biyoteknik ve kimyasal yöntemlerin birlikte kullanıldığı; üreticilere eğitim ve bazı biyoteknik uygulamalar için destekleme ödemeleri yapıldığı kaydedildi. ÜLKEMİZDE 669 ZARARLI ORGANİZMA KAYDI VAR Yanıtta ayrıca, kahverengi kokarcanın 2017 yılında ilk kez görüldüğü, 2023’te eylem planı hazırlandığı, 2024’te ise mücadele seferberliği başlatıldığı belirtilerek, yürütülen çalışmalar sonucunda zararlı yoğunluğunun baskı altına alındığı ve verim kayıplarının azaldığı ifade edildi. Bakanlık verilerine göre ülkemizde bitkisel üretime zararlı olan 669 adet zararlı organizma kaydı bulunmaktadır. Ekonomik zarara sebep olma potansiyeli taşıyan 343 adet zararlı organizma ile Bakanlığımız ‘Bitki Sağlığı Mücadele Programı’ kapsamında mücadele çalışmaları yürütülmektedir. Üreticilerin hastalık ve zararlılardan kaynaklı olası kayıplarının önlenmesi amacıyla Bakanlığımız teknik ekiplerince hastalık ve zararlıların takibi ve üretici bilgilendirmesi ile zamanında ve etkin mücadele yapılması için çalışmalar yapılmaktadır.” RAKAM YOK, KAYIP BELİRSİZ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakanlık yanıtında mücadele yöntemleri ve planlar ayrıntılı biçimde anlatılırken, “yıllık ürün kaybı ne kadar” sorusuna somut bir rakam verilmemektedir. Üreticiler tarlada zararların arttığını dile getirirken, bakanlığın yanıtının uygulamadaki sonuçlara ilişkin net veriler sunmaması, tarımda zararlılarla mücadelede söylem ile saha arasındaki kopukluğu bir kez daha ortaya koymuştur,” dedi. Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım zararlılarının katlanarak arttığını, Akdeniz sineği diye tanımlanan; başta narenciye olmak üzere zeytine dahi zarar veren sineğin Niğde bölgesinde de yaygın zarara neden olduğuna dikkat çekti. Gürer, şeftali ve nektarin yanında her meyveyi delerek çürüten zararlı için tuzak alındığını, bunun zararlı ile mücadelede yeterli olmadığını ve tonlarca ürünün çöpe gittiğini söyledi. Mutlaka zararlı için etkili mücadele ve ilaç geliştirilmesi gerektiğini söyleyen Gürer, etkin mücadele yapılıyorsa Niğde’ye kadar nasıl zararlı ulaştı? Hava ile ilintili ise Niğde kışları sert geçer, nasıl oluyor da zararlı yok olmadan zararı artarak devam ediyor? Bakanlığın masa başında “yok” demesi ile zararlı yok olmuyor. Kahverengi kokarca, Akdeniz sineği, domates güvesi gibi zararlılar için seferberlik boyutunda mücadeleye ihtiyaç vardır” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.