Hava Durumu

#Sosyal Güvenlik

Kırsal Haber - Sosyal Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Esnafından Vali Yılmaz’a Ziyaret: Kayıt Dışı Gıda Satışına Sıkı Markaj Haber

Eskişehir Esnafından Vali Yılmaz’a Ziyaret: Kayıt Dışı Gıda Satışına Sıkı Markaj

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik ve yönetim kurulu üyeleri, Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı ziyaret etti. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’ı makamında ziyaret etti. Ziyarette; kayıt dışı ekonomiyle mücadele, akşam saatlerinde yoğunlaşan ruhsatsız ve denetimsiz seyyar gıda satışlarının önlenmesi, halk sağlığının korunması, haksız rekabetin sona erdirilmesi ve denetim birimleri arasında güçlü bir koordinasyon mekanizması kurulması ele alındı. Şehir dışından gelen geçici ticari organizasyonlara alan tahsis edilmesi ve Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı projesi de görüşmenin gündeminde yer aldı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “5 BİN İŞLETMENİN VE 65 BİN SEKTÖR ÇALIŞANININ SESİNİ VALİMİZE İLETTİK” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, yaklaşık 5 bin yiyecek-içecek işletmesi ile sektörden geçimini sağlayan yaklaşık 65 bin çalışanın beklentilerini, sahadaki sorunları ve çözüm önerilerini Vali Dr. Erdinç Yılmaz’a ayrıntılarıyla aktardıklarını belirtti. Murat Arnik, “Ruhsatını alan, vergisini ödeyen, çalışanının sigorta primini yatıran, hijyen ve gıda güvenliği kurallarına uyan esnafımız; kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetler karşısında yalnız bırakılamaz. Esnafımızın emeğini korumak; Eskişehir’in ekonomisini, istihdamını ve vatandaşımızın güvenilir gıdaya ulaşma hakkını korumaktır.” dedi. MURAT ARNİK: “SAYIN VALİMİZİN ÇÖZÜM ODAKLI YAKLAŞIMI ESNAF TEŞKİLATIMIZA GÜVEN VERDİ” Arnik, “Sayın Valimizin samimi, mütevazı, çözüm odaklı ve kurumlar arası iş birliğini esas alan yaklaşımı bizlere güven vermiştir. Ruhsatlı esnafımızın haklarının ve halk sağlığının korunması yönünde ortaya koyduğu güçlü irade son derece kıymetlidir.” ifadelerini kullandı. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “KAYIT DIŞILIK AKŞAM BAŞLIYORSA DEVLETİMİZİN DENETİMLERİDE AKŞAM YAPILMALIDIR” Kayıt dışılıkla mücadelenin tek bir kurumla sonuçlandırılamayacağını vurgulayan Murat Arnik; Valilik koordinasyonunda belediyelerin zabıta ve ruhsat birimleri, Eskişehir Defterdarlığına bağlı vergi dairesi birimleri, İl Sağlık Müdürlüğü, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ticaret İl Müdürlüğü, Sosyal Güvenlik Kurumu, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve meslek odaları arasında hızlı ve kesintisiz bilgi akışı kurulması gerektiğini belirtti. Murat Arnik, “Denetimler yalnızca ruhsat veya vergi kaydıyla sınırlı kalmamalıdır. Ürün kaynağı, fiş ve fatura düzeni, gıda işletmesi kayıt ve onay belgeleri, çalışanların sosyal güvenlik kayıtları, etiket bilgileri, muhafaza şartları, soğuk zincir, izlenebilirlik ve hijyen koşulları birlikte incelenmelidir. Bir kurumun tespit ettiği aykırılık diğer kurumlardan habersiz kalmamalı; işlem sonuçlanıncaya kadar ortak takip sürdürülmelidir.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Emek, 71 Evler, Çamlıca, Gündoğdu, Vadişehir ve Çankaya mahalleleri başta olmak üzere, saat 17.00’den sonra yoğunlaşan ruhsatsız, seyyar, kayıp-kaçak ve denetimsiz satışların Sayın Valimizin öncülüğünde sona erdirilmesi için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” dedi MURAT ARNİK: “YALNIZCA TUTANAK DEĞİL, CAYDIRICI VE ORTAK YAPTIRIM GEREKİYOR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, idari cezaların faaliyeti önlemeye yetmediği durumlarda kurumların eş zamanlı ve sonuç odaklı hareket etmesi gerektiğini söyledi. Arnik, “Tespit edilen kayıt dışı faaliyetler, şartları oluştuğunda vergi idaresince resen mükellefiyet ve vergilendirme yönünden işleme alınmalıdır. İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüz, izinsiz veya mevzuata aykırı gıda satışlarına karşı mevzuatın öngördüğü en etkili ve caydırıcı yaptırımları gecikmeksizin uygulamalıdır. Belediyelerimiz de ruhsat, işgal ve seyyar satış hükümleri bakımından süreci sonuna kadar takip etmelidir. Amaç yalnızca ceza yazmak değil, aynı faaliyetin başka bir noktada yeniden kurulmasını önlemektir. Valilik öncülüğünde kurulacak güçlü koordinasyonla bu sorunun kısa sürede sona erdirilebileceğine inanıyoruz.” dedi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Mesai bitimini fırsata çeviren ve sosyal medya fenomenleri aracılığıyla reklam yaparak müşteri toplayan kayıt dışı yapıların görmezden gelinemeyeceğini kaydeden Murat Arnik, “Esnafımızın hakkını savunmak kadar vatandaşımızın sağlık hakkını korumak da vicdani ve kamusal sorumluluğumuzdur. Tağşiş ve hile içerdiği tespit edilen, insan sağlığını hiçe sayan satışların Ahilik kültürüyle ve esnaflıkla hiçbir ilgisi yoktur. Dürüst esnafımızın emeğine ve itibarına kimsenin gölge düşürmesine izin vermeyeceğiz.” diye konuştu. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR ESNAFINDAN DAHA AYRICALIKLI HİÇBİR TİCARİ ORGANİZASYON OLAMAZ” Şehir dışından gelen bazı organizasyonların “yöresel ürün festivali”, “lezzet festivali” veya “konser” adı altında geçici satış alanlarına dönüştürülmesine de değinen Murat Arnik, kültürel etkinliklere karşı olmadıklarını; yerel esnafı dışlayan, denetimden uzak ve haksız rekabet oluşturan ticari yapılara itiraz ettiklerini söyledi. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, “Şehir dışından gelen bütün ticari organizasyonlar da yerel esnafımızdan istenen vergi, ruhsat, hijyen, gıda güvenliği, ürün kaynağı, alan kullanım izni ve tüketici hakları kurallarına eksiksiz biçimde tabi olmalıdır. Eskişehir esnafından daha ayrıcalıklı hiçbir ticari organizasyon olamaz.” dedi. MURAT ARNİK: “ESKİŞEHİR YEREL ESNAF FUARI ŞEHRİMİZİN ÜRETİM GÜCÜNÜ ÖNE ÇIKARACAKTIR” Murat Arnik, Eskişehir Yerel Esnaf Fuarı’nın Valilik öncülüğünde; Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, meslek odaları, yerel yönetimler ve ilgili kamu kurumlarının iş birliğiyle düzenlenmesini önerdiklerini açıkladı. Arnik, “Eskişehir’in lokantacısı, kasabı, pastacısı, fırıncısı, üreticisi ve yöresel değerleri kendi şehrinde daha görünür hâle gelmelidir. Şehrimizin imkânları; burada istihdam sağlayan, vergi veren ve kazancını yine bu şehirde bırakan yerel esnafımızın gelişmesine katkı sunmalıdır.” dedi. ESLOK BAŞKANI MURAT ARNİK: “TESPİT EDECEĞİZ, BİLDİRECEĞİZ VE SONUÇ ALINCAYA KADAR TAKİP EDECEĞİZ” Murat Arnik sözlerini şöyle tamamladı: “Esnafımızdan ve vatandaşlarımızdan gelen ihbarları, sahadaki tespitlerimizi ve çözüm önerilerimizi yetkili kurumlarımıza ulaştıracağız. Riskli bölgeleri kayıt altına alacak; tespit edecek, bildirecek ve sonuç alınıncaya kadar takip edeceğiz. Eskişehir Valimiz Sayın Dr. Erdinç Yılmaz’ın öncülüğünde, ilgili kurumlarımızın iş birliğiyle kayıt dışı ve denetimsiz faaliyetlere karşı kararlılıkla mücadele edeceğiz. Esnaf ve sanatkârımızın yanında olduğunu açıkça ortaya koyan Sayın Valimize; nazik kabulleri, samimi ilgileri ve çözüm odaklı yaklaşımları dolayısıyla yönetim kurulumuz ve üyelerimiz adına teşekkür ediyorum.”

Başkan Arnik: ''Küçük Esnafı İlgilendiren Bağ-Kur Mağduriyeti Artık Çözülsün” Haber

Başkan Arnik: ''Küçük Esnafı İlgilendiren Bağ-Kur Mağduriyeti Artık Çözülsün”

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, Bağ-Kur kapsamında bulunan esnaf ve sanatkârların emeklilik için karşı karşıya kaldığı 9.000 prim günü şartının 7.200 güne indirilmesi çağrısında bulundu. Yaklaşık 1 milyon küçük esnafı ilgilendirmesi öngörülen düzenlemenin artık çözüme kavuşturulmasını beklediklerini belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik; 1.800 günlük farkın yalnızca emeklilik süresi açısından değil, esnafın ekonomik yükü bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MURAT ARNİK: “1.800 GÜN SADECE BİR RAKAM DEĞİL, YAKLAŞIK 5 YIL DAHA FAZLA PRİM DEMEKTİR” Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, esnafın içerisinde bulunduğu ekonomik şartlara dikkat çekerek şu değerlendirmede bulundu: “Bugün esnaf ve sanatkârımız ciddi bir ekonomik darboğaz içerisinde ayakta kalma mücadelesi veriyor. Kirasını, elektriğini, doğal gazını, vergisini, çalışanının maaşını ve SGK primlerini ödeyen esnafımız; artan işletme maliyetleri karşısında kendi Bağ-Kur primini dahi ödemekte zaman zaman güçlük yaşayabiliyor. Tam da bu nedenle 9.000 gün ile 7.200 gün arasındaki 1.800 günlük farkı sadece emeklilik tarihi üzerinden değerlendiremeyiz. 1.800 gün yaklaşık 5 yıl demektir. Yani şu dönemde zaten ödeme güçlüğü yaşayan küçük esnafımız açısından yaklaşık 5 yıl daha fazla prim ödeme yükü anlamına gelmektedir. Esnaf ve sanatkârımızın sorunu sadece prim günü değil, o primi ödeyebilme meselesidir. 2026 yılında standart en düşük Bağ-Kur primi aylık yaklaşık 11 bin 808 TL seviyesine ulaşmış durumda. İşletmesini ayakta tutmaya ve istihdamını korumaya çalışan esnafımızın sosyal güvenlik sistemindeki bu yükünün yeniden değerlendirilmesini istiyoruz.” MURAT ARNİK: “ÇALIŞANININ PRİMİNİ ÖDEYEN ESNAF, KENDİ EMEKLİLİĞİ İÇİN NEDEN 1.800 GÜN DAHA FAZLA PRİM ÖDESİN?” Murat Arnik, konunun çalışan ile esnaf arasında bir karşılaştırmaya dönüştürülmemesi gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Çalışanlarımızın sosyal güvenlik hakları bizim için son derece kıymetlidir. Hiçbir çalışanımızın kazanılmış hakkının geriye götürülmesini istemiyoruz. Ancak yanında istihdam sağlayan, çalışanının maaşını ve SGK primlerini ödeyen, vergisini veren ve işletmesinin bütün ekonomik sorumluluğunu üstlenen esnafımızın da hakkının korunmasını istiyoruz. Biz bir kesimin hakkının azaltılmasını değil, esnafımızın şartlarının iyileştirilmesini talep ediyoruz. Esnafımız ayrıcalık istemiyor; sosyal güvenlikte eşitlik ve hakkaniyet istiyor.” MURAT ARNİK: “1 MİLYON KÜÇÜK ESNAFIN BEKLENTİSİ ARTIK SONUÇLANSIN” Bağ-Kur prim gün sayısının 7.200 güne indirilmesinin Türkiye genelindeki esnaf ve sanatkârların uzun süredir gündeminde bulunduğunu belirten Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu yalnızca lokantacı ve kasap esnafımızın sorunu değildir. Bakkalımızın, berberimizin, kahvecimizin, pazarcımızın, manavımızın, terzimizin, taksicimizin, tamircimizin ve alın teriyle iş yerini ayakta tutmaya çalışan küçük esnafımızın ortak beklentisidir. Yaklaşık 1 milyon küçük esnafımızı ilgilendirmesi öngörülen bu düzenlemenin, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği de gözetilerek artık sonuçlandırılmasını bekliyoruz. Bizim talebimiz son derece açık: 9.000 günlük prim şartı 7.200 güne indirilsin, 1.800 günlük fark ortadan kaldırılsın ve esnafımızın sosyal güvenlik koşulları iyileştirilsin.” MURAT ARNİK: “MECLİS'TEKİ ÇALIŞMANIN ESNAFIMIZ LEHİNE SONUÇLANMASINI BEKLİYORUZ” Bağ-Kur sigortalılarının 9.000 günlük prim şartının 7.200 güne indirilmesini amaçlayan kanun teklifinin TBMM gündeminde bulunduğuna dikkat çeken Murat Arnik şu çağrıyı yaptı: “Esnaf ve sanatkârlarımız adına beklentimiz; ilgili kurumlarımızın ve Türkiye Büyük Millet Meclisimizin konuyu sosyal güvenlik sisteminin dengeleri içerisinde değerlendirmesi ve esnafımız lehine sürdürülebilir bir çözüme kavuşturmasıdır. Biz devletimizle ve kurumlarımızla birlikte çözüm üretmekten yanayız. Esnafımız bu ülkenin üretiminde, istihdamında ve ticaret hayatında çok önemli bir sorumluluk üstleniyor. Esnafın ayakta kalması, istihdamın ve yerel ekonominin de ayakta kalması demektir.” MURAT ARNİK: “ESNAFIN SESİNİ ESKİŞEHİR'DEN ANKARA'YA TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİZ” Açıklamasının sonunda Murat Arnik şu değerlendirmede bulundu: “Bizim görevimiz esnafımızın yaşadığı sorunları doğru bir dille ilgili makamlara ulaştırmak ve çözümün takipçisi olmaktır. Bugün esnafımızın talebi nettir: 9.000 gün 7.200 güne indirilsin. 1.800 günlük, yaklaşık 5 yıllık ilave prim yükü ortadan kaldırılsın. Ekonomik darboğazda ayakta kalmaya çalışan esnafımızın sosyal güvenlik yükü hafifletilsin. Biz herhangi bir siyasi tartışmanın değil, esnafımızın ekmeğinin ve geleceğinin tarafındayız. Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası olarak yapıcı bir anlayışla esnaf ve sanatkârımızın sesini Eskişehir'den Ankara'ya taşımaya ve çözümün takipçisi olmaya devam edeceğiz.”

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu'' Haber

Gürer: ''Atatürk Haczedilemez Demişti, Çiftçi Hacizlik Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda yaptığı konuşmada çiftçinin içinde bulunduğu ekonomik tabloyu eleştirdi. Gürer, çiftçinin üretmek istediğini ancak artan maliyetler, düşük alım fiyatları ve borç yükü altında ezildiğini belirterek, “Çiftçimiz mutsuz, çiftçimiz borçlu, çiftçimizin kapısında icra var” dedi. Konuşmasına tarım sektöründeki sosyal ve ekonomik çöküşe dikkat çekerek başlayan Gürer, çiftçinin artık üretimden kopma noktasına geldiğini söyledi. Gürer, “Çiftçimiz üretmek istiyor ama ürettiği ürünü satmada sıkıntılar yaşıyor” ifadelerini kullandı. Çiftçi sayısındaki gerilemeye ve sosyal güvenlik sistemine prim ödeyebilen üretici sayısındaki düşüşe dikkat çeken Gürer, şunları söyledi: “Bakanlığın verilerine göre 2 milyon 300 bin ÇKS’li çiftçimiz var. Ziraat Odalarında kayıtlı yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Ama sosyal güvenlik sistemine gidip prim ödeyebilen çiftçi sayısı 2009 yılında 1 milyondu, bugün 616 bine düştü. Çiftçimiz gerçek anlamda içine düşürüldüğü durum nedeniyle sorunlu ve sıkıntılı bir süreç yaşıyor.” “ÇİFTÇİNİN BORCU 1,5 TRİLYON LİRAYA DAYANDI” Tarım sektöründeki borç yükünün ağırlaştığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin bankalara ve piyasaya olan toplam borcunun 1,5 trilyon liraya ulaştığını belirtti. Gürer, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına borcu 1 trilyon 337 milyar lira. Piyasaya olan borçlarla birlikte çiftçimiz yaklaşık 1,5 trilyon lira borçlu durumda” diye konuştu. 2021 yılında çiftçinin toplam borcunun 135 milyar lira olduğunu anımsatan Ömer Fethi Gürer, desteklerin yetersizliği nedeniyle borçlanmanın katlanarak arttığını söyledi. Tarım Kanunu’nun desteklerle ilgi madde uygulanmadığını belirterek, “Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesine göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar liraydı. Verdiğiniz destek ise sadece 168 milyar lira. Daha acısı, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçesi 542 milyar lira. Son üç yılda çiftçiden esirgediğiniz destek toplamı 1 trilyon 354 milyar lira. Eğer bu destekler verilmiş olsaydı bugün çiftçi bu kadar borçlu olmayacaktı,” dedi. “ÇAY ÜRETİCİSİ MUTLU DEĞİL” Yaş çay alım fiyatı üzerinden üreticinin yaşadığı gelir kaybını örnek gösteren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “35 liralık çay fiyatı çiftçiyi mutlu etmedi. Geçen yıl üretici 6 kilogram yaş çay sattığında 1 kilogram kuru çay alabiliyordu. Bu yıl 8,5 kilo yaş çay satarsa ancak 1 kilo kuru çay alabiliyor. Geçen yıla göre değerlendirdiğimizde üreticinin ürününe en az 15 lira daha düşük fiyat verilmiş durumda,” diye konuştu. Buğday fiyatlarına ilişkin de uyarıda bulunan Gürer, hasat döneminin başladığını hatırlatarak, “Çukurova’da hasat başladı. Eğer buğdaya 24-25 liranın altında buğday alım fiyat verirseniz çiftçi yine mutlu olmayacak” dedi. “ÇİFTÇİ MANİFATURACIYA DEĞİL BANKAYA KOŞUYOR” Geçmişte çiftçinin ürününü sattığında ailesine ihtiyaç alabildiğini, bugün ise doğrudan bankaya borç ödemeye gittiğini söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Eskiden çiftçi ürününü satar, manifaturacıya gider, eşine çocuğuna bir şey alırdı. Şimdi ürününü satarsa ‘Hemen borcumu yatırayım, yoksa icra geliyor diye bankanın kapısına koşuyor” ifadelerini kullandı. Gürer, Anadolu’nun birçok kentinde traktörlere, hayvanlara ve tarım arazilerine haciz geldiğini söyledi. CHP Milletvekili Ö Fethi Gürer, “Yetmedi, çiftçinin evini elinden aldınız. Çiftçi ‘Oturacak evimi bile bırakmadılar’ diyor” sözleriyle yaşanan tabloyu anlattı. Mustafa Kemal Atatürk döneminde çıkarılan düzenlemeyi hatırlatan Gürer, “1936 yılında Atatürk, ‘Çiftçinin hayvanı, ekipmanı, tarlası haczedilemez’ diye kanun çıkarmıştı. Şimdi o düzenlemenin arkasından dolaşılıyor, çiftçi hacizlik hale getiriliyor” dedi. “KIRSAL BOŞALIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kırsalda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnternet çekmiyor, telefon çekmiyor ama o insan yine de üretmek istiyor. Çiftçinin yaş ortalaması 58’e çıktı. Bu insanlara sahip çıkmak zorundayız” diye konuştu. Tarımda çözüm önerilerini de sıralayan Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübrede sübvansiyon çağrısı yaptı. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılsın. Gübre ve yem yüzde 50 sübvanse edilsin. Taban fiyat uygulamasına geri dönülsün. Piyasa tüccarın insafına bırakılmasın. Kooperatifçilik geliştirilsin” dedi. “İTHALATLA SORUN ÇÖZÜLMEDİ” Konuşmasının son bölümünde hayvan ithalatını eleştiren TBMM Tarım, Orman ,Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yıllardır sürdürülen ithalat politikalarının çözüm üretmediğini belirterek, “2010 yılından beri hayvan ithal ediyorsunuz ama sorun çözülmedi, büyüdü. Geçen yıl 739 bin büyükbaş hayvan ithal edildiğini, bu yıl ise 500 bin hayvan daha ithal edilecek” dedi. Besicilerin hâlâ hayvan bulamadığını ifade eden Gürer, Et ve Süt Kurumunun kâr açıklamasını da eleştirerek “Et ve Süt Kurumu önceki yıl 11 milyar lira, 2025 yılında 14 milyar lira kâr etmiş. Bu kurumlar kâr etmek için değil, hem üreticiyi hem tüketiciyi korumak için vardırZarar etme başa başı yakala piyasayı dengele ,” diye konuştu. Özelleştirmelerle gübre ve yem fabrikalarının kapatıldığını belirten Gürer, “Ülkenin geleceğini yok etmeyin. Gelin, çiftçi durumunu, tarımı birlikte araştıralım. Siz de alanda, yerinde görün” çağrısında bulundu.

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız Haber

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimin içinde bulunanların yaş ortalamasının yüksek olduğunu ve bu durumun ilerleyen süreçte tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini kısıtlayacağını belirterek, genç çiftçilerin üretimde kalmasını sağlayacak bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda tarım sektörünün artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun yaşlanması gibi yapısal problemlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Bu tablo içinde özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının, yalnızca bugünü değil, ülkenin gıda güvencesini de sorunlu boyuta ulaşabileceğinin altını çizdi. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut destek mekanizmalarının da bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını kaydeden Gürer, uygulanan desteklerin çoğunlukla kısa vadeli, parçalı ve üretimle bağı zayıf düzenlemelerden oluştuğunu ifade etti. Bu nedenle genç çiftçilerin tarımda kalıcı olamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, bunun doğal sonucu olarak üretim kapasitesinin daraldığını ve kırsaldan kente göçün hızlandığını dile getirdi. “DESTEK, ÜRETİMLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI OLMALI” Ömer Fethi Gürer, kanun teklifiyle genç çiftçilerin fiilen üretime katılımını esas alan bir destek anlayışını hayata geçirmeyi amaçladığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin üretim süresiyle doğrudan bağlantılı olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. FAİZSİZ KREDİ VE PRİM YÜKÜNÜN DEVLET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “KAMU KAYNAĞI ÜRETEN İÇİN KULLANILMALI” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi şGürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.