Hava Durumu

#Sözleşmeli Tarım

Kırsal Haber - Sözleşmeli Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sözleşmeli Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?" Haber

CHP'li Gürer: "Mazot Fiyatı 92.50 TL'ye Fırladı, Çiftçi Nasıl Üretecek?"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe üretim artışının çiftçi refahına yansımadığını belirterek yüksek girdi maliyetleri, düşük alım fiyatları, artan borç yükü ve yetersiz tarımsal desteklerin üreticiyi zor durumda bıraktığını söyledi. Gürer, 2006-2026 döneminde çiftçiye verilmesi gereken destek ile gerçekleşen destek arasında 1 trilyon 630 milyar 523 milyon liralık fark bulunduğunu belirtti. ÜRETİM ARTTI AMA ÇİFTÇİNİN REFAHI ARTMADI 2025 yılında kuraklık ve zirai don nedeniyle bitkisel ve bahçe üretiminde 2023 yılı üretimine göre yaklaşık 20 milyon ton ürün kaybı yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2026 yılında iklim koşullarının daha olumlu seyretmesiyle üretimde artış yaşandığını ancak bunun üretici gelirlerine yansımadığını söyledi. Gürer, “2025 yılı bitkisel üretim ve bahçe üretiminde 2023 yılına göre yaklaşık 20 milyon ton civarında ürün kaybı oluşmuştu. Çünkü kuraklık ve zirai don önemli ölçüde üretime zarar vermişti. 2026 yılı ise iklim açısından 2025'e göre daha iyi koşullarda oluştu ve bunun yansıması verimde, rekoltede, üretim artışı olarak ortaya çıktı. Ancak üretim artışının çiftçi refahına katkısı umuluyordu öyle olmadı. Kamu tarafından açıklanan alım fiyatları düşük tutuldu ve bir yerde üretici tüccara mahkûm edildi” diye konuştu. Ömer Fethi Gürer, alım şartlarının da üreticinin elindeki ürünü gerçek değerinin altında satmasına neden olduğunu belirterek, “Alım fiyatlarının düşük olmasının ötesinde, alım şartlarının kamu alımlarında kurallara bağlanması, tarlaya gelen tüccarın daha düşük fiyatını çiftçinin tercih etmesine neden oldu” dedi. ÇİFTÇİ ÜRÜNÜNÜ SATIP BANKAYA BORCUNU ÖDÜYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en önemli sorunlarından birinin borçluluk olduğunu, çiftçinin üretim yapmak için kredi kullanmak zorunda kaldığını belirterek, “1 trilyon 511 milyar liraya ulaşan kredi borçlarından dolayı çiftçinin tarladaki ürününü hemen satıp paraya çevirerek bankaya kredi borcunu ödemek zorunda kaldığı bir süreç yaşandı. Ama bazı ürünlerde tarlada da ürün önemli ölçüde kaldı ve bu da yine çiftçiler için yeni sorunlu bir süreci yarattı” dedi. ÜRETİCİ AÇIKLANAN FİYATLARDAN MEMNUN OLMADI İncirden üzüme, fındıktan buğdaya, domatesten narenciyeye ve çaya kadar birçok üründe açıklanan fiyatların üreticinin beklentisini karşılamadığını belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, özellikle üzümde geçen yılın altında fiyat açıklanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Gürer, “Açıklanan alım fiyatları incirde, üzümde, fındıkta, buğdayda, domateste, narenciyede ve çayda üreticileri mutlu etmedi. Bir yıl önceki alım fiyatı dikkate alındığında mevcut enflasyonun altında bu yıl ürüne alım rakamlar verilirken özellikle üzümde geçen yılın altında bir fiyat açıklandı. Bu durumda gelirinin bu yıl daha iyi olacağını düşünen çiftçimiz hüsrana uğradı. Karpuzun turfandası para etti ama son hasat o da tarlada kaldı” şeklinde konuştu. ŞEKER PANCARI FİYATI HÂLÂ AÇIKLANMADI Şeker pancarının sözleşmeli üretim açısından özel bir öneme sahip olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin kampanya döneminde fiyatın açıklanmasını beklediğini söyledi. Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin münavebeli ekim yaptığı, sözleşmeli tarım olarak da çiftçiyi en azından alım garantili gördüğü şeker pancarı ile ilgili de her yıl 20 Eylül'de başlayan kampanya dönemi içinde ya da o ayın sonunda açıklanan şeker pancarı fiyatı şu ana kadar açıklanmadı.” Türkiye’de geçen yıl yaklaşık 22 milyon ton şeker pancarı üretildiğini belirten Gürer, bu yıl da yaklaşık 22 milyon ton üretim beklendiğini ifade etti. Şeker tüketiminin yıllık 2 milyon 700 bin ile 2 milyon 900 bin ton arasında değiştiğini belirten Gürer, geçen yıldan bu yıla yaklaşık 700 bin ton stokla girildiğini söyledi. ŞEKER PANCARI ÇİFTÇİSİ BEKLİYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şeker pancarı üreticisi sayısının gerilediğini ve üreticinin maliyetler nedeniyle sektörden çekildiğini belirtti. Gürer, “Şeker pancar üreten Çiftçi sayımız yıllar öncesi 350 binlerdeyken 83 binlere kadar geriledi. Bu yıl 90 bin civarında bir şeker pancarı çiftçisi varlığından söz ediliyor. Şeker pancarının 2026 yılında, yani hasat edilecek ürünün tohumu, 6 dekar için 40 bin lira civarında bir fiyata sahip. Dekara 8 ton pancar elde ediliyor. Klasik tohum 10 bin lira civarında olmasına rağmen doğal olarak üretici verimi daha iyi olduğu için 40 bin lira olan tohumu kullanıyor” dedi. BİR DEKARIN SULAMA MALİYETİ 25 BİN LİRAYA ULAŞTI Şeker pancarında sulama maliyetinin de üreticiyi zorladığını belirten Gürer, “Sulama suyu maliyeti Niğde'de bir dekara yaklaşık 25 bin lira tutuyor. Yılda en az 13 kez şeker pancarı sulama gerektiriyor. Su ve elektrik giderleri de artıyor” şeklinde ifade etti. Ömer Fethi Gürer, pancar üreticisinin yalnızca tohum ve sulama değil, mazot, gübre, ilaç ve diğer girdiler nedeniyle de yüksek maliyetle karşı karşıya olduğunu belirtti. TRAKTÖR MAZOTU 6 YILDA UÇTU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılında 7,50 lira olan mazotun bugün 91,30 liraya yükseldiğini belirterek, “20 Temmuz 2021 tarihinde ülkemizde mazotun litresi 7 lira 50 kuruştu. 2025 yılı üretim döneminde 55 liraya çıkmıştı. Şu anda mazot 91 lira 30 kuruş. Altı yılda çok ciddi ve fahiş artış gösteren mazot fiyatı çiftçi için büyük bir külfete dönüştü” dedi. Mazottaki artışın sadece çiftçiyi değil, nakliye sektörünü de etkilediğini belirten Gürer, “Traktörü tarlaya soktuğunda gideri traktörün yalnızca mazot üzerinden artarken, tırcı ve kamyoncu da bu ürünü üretildikten sonra nakliyesini yaparken mazottaki artış fiyatlarından doğrudan etkileniyor” diye konuştu. 2026’DA ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ VERİLMEDİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2026 yılında Tarım Kanunu'nun 21. maddesinde yüzde 1 olarak verilmesi gereken toplam tutar 722 milyar lira. Ancak Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında yer aldığı biçimiyle bu anlamda verilen destek 168 milyar lira.” Diye konuştu. Gürer, aradaki farkın yaklaşık 604 milyar lira olduğunu belirterek, iktidarın farklı kaynak kalemlerini bir araya getirerek yaptığı açıklamalar ile tarımsal destekleme rakamlarının birbirinden ayrılması gerektiğini söyledi. “İktidar açıklama yaparken tarım kesimine yapılmış tüm kaynakları toplayarak bir desteğin verildiğinden söz ediyor. Ama Cumhurbaşkanlığı kitabına baktığımız zaman orada yalnızca tarım için verilen desteğin 168 milyar lira olduğu kendi açıklamalarında yer alıyor.” ÇİFTÇİNİN BANKA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ÇIKTI Tarım sektörünün banka borcundaki artışa dikkat çeken TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Temmuz 2026 itibarıyla borcun 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldiğini belirterek, “2026 yılı Temmuz ayı itibarıyla tarım sektörünün bankalara borcu 1 trilyon 511 milyar liraya yükseldi. Çiftçilerimizin borcu son bir yılda 411 milyar 249 milyon lira arttı. Ayrıca, tarım sektörünün bankalara kredi borcunun 2006 yılında 6 milyar 475 milyon lira olduğu dikkate alındığında aradaki farkın ne kadar katlandığını gösteriyor. Yaklaşık 230 kat artış gerçekleştiği görülüyor” diye konuştu. BORÇSUZ ÜRETİM ZOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin yalnızca bankalara değil, piyasaya da borçlu olduğunu, mevcut tablo nedeniyle üreticinin borçlanmadan üretim yapmasının mümkün olmadığını ifade etti. Gürer, “Üreticinin alın teriyle, emeğiyle, üretimiyle ayakta tuttuğu tarım sektöründe kanunda öngörülen kaynak aktarılmamış. Çiftçinin hakkı olan destek yıllar boyunca eksik bırakıldı ve tarım kesimi bu nedenle borçlanmanın ötesinde giderek icra ve haciz kıskacı altında. Bu borçların 1 trilyon 511 milyar liralık kısmı bankalara. Bir de piyasaya olan borçlar var. 2 milyon 300 bin çiftçimiz olduğuna göre borçsuz üretim şu anda olası değil” dedi. TARIM SAYIMI AÇIKLANMALI Tarımda planlamanın sağlıklı yapılabilmesi için güncel verilere ihtiyaç olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sayımı sonuçlarının açıklanmasını isteyerek, “2001 yılından beri bu ülkede tarım sayımı yapılmıyordu. 2025 yılında tarım sayımının başladığı ifade edilmişti. 2026 yılının sonuna geldik. TÜİK ve Bakanlık bu konuda tarım sayımının sonuçlarını şu ana kadar açıklamadı” şeklinde konuştu. ÇİFTÇİ BİR YIL SONRASINI GÖREBİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımsal üretimde planlamanın yalnızca hangi ürünün ekileceğini belirlemekten ibaret olmadığını, üreticinin maliyet ve gelir hesabını da önceden yapabilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bir yıl önceden hangi bölgede hangi ürün yetişecek? Bu üründen ne kadar verim sağlanır? Maliyeti nedir? Ve bu maliyetin üstüne konacak makul kârla üreticinin cebine ne girecek? Çiftçimiz bunları bilmeli. Girdi maliyetlerinin bu kadar arttığı, ilacın, tohumun, gübrenin, elektriğin, sulama suyunun, yem fiyatının bu kadar yükseldiği bir süreçte üreticinin artan girdi maliyetleri eğer dengelenmezse önümüzdeki süreçte yaşanacak sorunlar artar” diye konuştu. ÜRETİM BiR YILLIK EMEK CHP Niğde Milletvekili ve Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer tarımın zor bir iş olduğunu belirterek “Çiftçi için ekmek elden su gölden değil aslanın ağzından. Çiftçi,üretici,hayvancılık yapan en az bir yıl uğraşarak ürün elde ediyor.Sofraya gelen gıdayı yetiştirenler yaşadığı soruna rağmen emek veriyor.Gece,gündüz çalışıyor.Çiftçi refahı hak ediyor.Sahipsiz bırakılırsa sorunlar mutfağa da daha yüksek yansır.. “ dedi. Gürer alım fiyatı yerine taban fiyat uygulamasına yeniden dönülmesini de istedi.Kamu belirlediği alım fiyatı altında tüccar fiyat belirliyor.Her ürün için kamu taban fiyat belirlemelidir ve altında tüccarda alım yapamamalıdır” diye konuştu.. ÇİFTÇİNİN HAKKI OLAN DESTEK 1 TRİLYON 630 MİLYAR LİRA EKSİK KALDI Tarım Kanunu’nun 21’inci maddesinin çiftçiye millî gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesini öngördüğünü belirten Gürer, kanunun kabulünden bu yana üreticinin hak ettiği desteği alamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “18 Nisan 2006 tarihinde kabul edilen ve 25 Nisan 2006 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlanan Tarım Kanunu'nun 21. maddesine göre her yıl çiftçiye millî gelirin yüzde 1'inin destek olarak verilmesi zorunlu. Ancak kendi çıkardıkları kanuna uymuyorlar” dedi. Gürer, 2006-2026 dönemindeki toplam desteği ve kanuna göre verilmesi gereken tutarı şöyle açıkladı: “2006-2026 döneminde 20 yılda 682 milyar 185 milyon lira destek verildi. Kanuna göre verilmesi gereken destek ise 2 trilyon 312 milyar 780 milyon liraydı. Aradaki fark tam 1 trilyon 630 milyar 523 milyon lira.” Bu farkın çiftçinin bugün yaşadığı borç sorunuyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Gürer, “Üretici sürekli borçlanmak durumunda kalıyor” dedi.

Ladik Fasulyesinde Hasat Dönemi Haber

Ladik Fasulyesinde Hasat Dönemi

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle üretimi sürdürülen Ladik fasulyesinde hasat başladı. Vatandaşların tarladaki mesaisi yoğun bir şekilde sürerken, üreticiler Büyükşehir’in satın alma garantisi ile satış ve pazar kaygısı yaşamadan ürünlerini topluyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Ladik fasulyesinde bugün yaşanan hasat heyecanı da üreticimize verdiğimiz desteğin sahadaki en güzel karşılıklarından biri. Hasadımızın üreticilerimize bereket, kazanç ve hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum” dedi. Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile isminden daha fazla söz ettirmeye başlayan Ladik fasulyesinde hasat dönemi başladı. Tarlaya giren üreticiler ürünlerini binbir emekle topluyor. Sabahın erken saatlerinde başlayan hasat akşama kadar devam ediyor. Tek tek toplanan ürünler ardından kurutulmaya bırakılıyor. Sulama desteğinden satın alma garantisine üretim sezonu boyunca üreticilerin yanında olan Büyükşehir Belediyesi onların hasat heyecanına da ortak oluyor. Üreticinin emeği güvence altında Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin “Sözleşmeli Tarım Modeli ve Ladik Fasulyesi Yetiştiriciliğinin Yaygınlaştırılması Projesi” ile üreticinin emeği güvence altına alınırken Samsun’un yöresel tarım değerlerinden biri olan Ladik fasulyesinin üretiminin yaygınlaştırılmasına da katkı sunuluyor. Büyükşehir Belediyesi ekipleri üretim sezonu boyunca olduğu gibi hasat sürecinde de sahadaki çalışmalarını sürdürüyor. Üreticilerle yapılan sözleşmeler kapsamında ürünlere satın alma garantisi sunulması, çiftçinin hasat döneminde pazar arayışıyla karşı karşıya kalmasının önüne geçiyor. Sezon başında alım güvencesi ile tohumu toprakla buluşturan üretici, ürün hasadını da aynı güvenle gerçekleştiriyor. “Bu güvenin üretim isteğini güçlendirdiğine inanıyoruz” Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Büyükşehir Belediyesi olarak kırsal kalkınmayı güçlendirecek proje ve hizmetler üretirken üreticimizin ihtiyacını sahada görerek şekillendiriyoruz. Bazen bu ihtiyaç sulama oluyor, bazen tohum bazen pazar… Çiftçimizin, üreticimizin üretimde önlerini açmak, işlerini kolaylaştırmak adına çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Ladik fasulyesinde uyguladığımız model de bu çalışmalardan yalnızca biri. Üreticimiz tarlasını ekerken de yalnız olmadığını biliyor, hasat zamanı geldiğinde de yalnız olmadığını biliyor. Üreticimizin sulama imkânlarını güçlendirdik, üretim sürecinde yanında olduk ve ürününü satma kaygısı yaşamaması için satın alma garantisi sunduk. Bu güvenin üretim isteğini güçlendirdiğine inanıyoruz. Ladik fasulyesinde bugün yaşanan hasat heyecanı da üreticimize verdiğimiz desteğin sahadaki en güzel karşılıklarından biri. Hasadımızın üreticilerimize bereket, kazanç ve hayırlı sonuçlar getirmesini diliyorum. Üreten her çiftçimizin yanında olmaya, kırsal kalkınmayı güçlendiren projelerimizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.

Biberiye Hasadında Bereketli Dönem    Haber

Biberiye Hasadında Bereketli Dönem  

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi iştiraki Sekapark A.Ş., organik tarım esaslarına dayalı sözleşmeli tarım modeli kapsamında yetiştirilen biberiyelerde hasat dönemini başlattı. Kocaelili üreticilerin emekleriyle yetişen tıbbi ve aromatik bitkiler, yüksek katma değerli ürünlere dönüştürülerek Ormanya markasıyla Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırılıyor. YEREL ÜRETİCİYLE GÜÇLÜ İŞ BİRLİĞİ Sekapark A.Ş., sözleşmeli tarım modeliyle Kocaeli'deki üreticileri desteklemeye devam ediyor. Organik tarım prensiplerine uygun şekilde yetiştirilen biberiyeler, hasat döneminde özenle toplanarak işlenmek üzere üretim tesislerine ulaştırılıyor. Bu model sayesinde hem üreticilere sürdürülebilir bir gelir kaynağı sağlanıyor hem de yerel tarımsal üretimin gelişmesine katkı sunuluyor. TARLADAN ÜRETİM TESİSİNE UZANAN TİTİZ SÜREÇ Hasadı gerçekleştirilen biberiyeler, modern üretim tesislerinde kalite standartlarına uygun olarak işleniyor. Bitkinin doğal yapısını ve aromatik özelliklerini koruyacak yöntemlerle gerçekleştirilen kurutma ve işleme süreçlerinin ardından ürünler, Ar-Ge çalışmalarıyla geliştirilen formüllerle katma değerli ürünlere dönüştürülüyor. ORMANYA MARKASIYLA TEMİZ İÇERİKLİ ÜRÜNLER Sekapark A.Ş. bünyesinde yürütülen Ar-Ge ve üretim çalışmaları sonucunda biberiyeden kolonya, uçucu yağ, hidrosol, sabun, kozmetik ve kişisel bakım ürünleri başta olmak üzere birçok temiz içerikli ürün hazırlanıyor. Doğadan ilham alan bu ürünler, kalite ve güvenilir üretim anlayışıyla tüketicilere sunuluyor. TÜRKİYE’NİN 81 İLİNE VE DÜNYAYA ULAŞIYOR Ormanya markasıyla üretilen tıbbi ve aromatik bitki ürünleri, sekapark.com.tr internet sitesi ile birlikte çeşitli e-ticaret platformları üzerinden satışa sunuluyor. Kocaeli'de yetişen biberiyelerden elde edilen ürünler bugün Türkiye’nin 81 iline ulaştırılırken, yurt dışındaki tüketicilerle de buluşarak yerel üretimin uluslararası pazarlara açılmasına katkı sağlıyor. SÜRDÜRÜLEBİLİR TARIM VE KATMA DEĞERLİ ÜRETİM Sekapark A.Ş., sözleşmeli tarım modeliyle yerel üreticiyi desteklerken sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmayı ve Kocaeli'nin tıbbi ve aromatik bitki potansiyelini katma değerli ürünlere dönüştürmeyi hedefliyor. Başlayan biberiye hasadı da bu yaklaşımın önemli adımlarından biri olarak hem kırsal kalkınmaya hem de yerel ekonomiye katkı sunuyor.

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

Kocaeli Büyükşehir’den Kırsalda Yeni Nesil Üretim Modeli Haber

Kocaeli Büyükşehir’den Kırsalda Yeni Nesil Üretim Modeli

Gıda arzının dünyanın öncelikli gündemlerinden biri olduğu günümüzde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, tarıma yönelik destekleriyle üretimi artırırken gençleri ve kadınları da tarıma teşvik ediyor. Büyükşehir’in desteklerinden yararlanan İzmit Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi ise doğal üretimiyle hem toprağın bereketini ekonomiye kazandırıyor hem de kırsal kalkınmaya katkı sunuyor. ÜRETİCİLER GÜÇLERİNİ BİRLEŞTİREREK KAZANIYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini sağlamak ve çiftçilerin gelir kaynaklarını artırmak amacıyla üreticilere yönelik desteklerini sürdürüyor. Kadın ve gençlerin tarımsal üretimde daha fazla yer almasını önemseyen Büyükşehir, kooperatifleşmeyi de üreticilerin güçlerini birleştirmesinde önemli bir araç olarak görüyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi Muhtarlık İşleri Dairesi Başkanlığı Tarımsal Hizmetler Şube Müdürlüğü yetkilileri ve ziraat mühendisleri, İzmit Emirhan Mahallesi’nden üreticilerin de katılımıyla üye sayısını artıran Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’ni ziyaret etti. Kooperatif Başkanı Necla Akyazı’dan yürütülen çalışmalar hakkında bilgi alınırken, üretim alanları gezilerek önümüzdeki dönemde hayata geçirilebilecek çalışmalar üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. ÜRETİCİLERLE YENİ ÜRÜNLER KONUŞULDU Ziyarette ilk olarak çilek üretim alanı incelenirken, ardından ahududu ve böğürtlen bahçeleri gezildi. Üreticilerle gerçekleştirilen görüşmelerde mevcut üretimin geliştirilmesi, yeni ürünlerin değerlendirilmesi ve kooperatifin daha fazla üreticiye ulaşması konuları ele alındı. Bölgenin tarımsal potansiyelinin daha etkin değerlendirilmesi ve üretimin çeşitlendirilmesine yönelik fikir alışverişinde bulunuldu. KADIN VE GENÇ ÜRETİCİLERE KOOPERATİF DESTEĞİ Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destekleriyle üreticilerin üretim kapasitesinin artırılması, ürün çeşitliliğinin geliştirilmesi ve pazarlama imkânlarının güçlendirilmesi hedefleniyor. “Fikir Sizden, Destek Bizden” projesi de bu anlayışın önemli örnekleri arasında yer alıyor. İzmit Dağköy Tarımsal Kalkınma Kooperatifi de Büyükşehir’in desteklerinden yararlanarak üretim altyapısını güçlendiren kooperatiflerden biri oldu. Kadın ve gençlerin öncülük ettiği kooperatiflerin desteklenmesiyle kırsalda üretimin devamlılığının sağlanması, genç nüfusun tarıma yönlendirilmesi ve üreticilerin birlikte hareket ederek daha güçlü bir ekonomik yapıya kavuşması amaçlanıyor. DOĞAL ÜRETİMLE KATMA DEĞER Dağköy Kooperatifi, Büyükşehir’in destekleriyle yaklaşık iki yıldır doğal yöntemlerle ahududu ve böğürtlen üretimi gerçekleştirerek ürünlerini tüketiciyle buluşturuyor. Bu yıl üretimine başlanan çilekte ise yeni üyelerin katılımıyla üretim alanlarının genişletilmesi planlanıyor. Emirhan Mahallesi Muhtarı Turan Aslan ve beraberindeki üreticilerin kooperatife üye olmasıyla iki mahallenin üreticileri ortak bir yapı altında buluştu. Böylece bölgedeki tarımsal üretim kapasitesinin ve ürün çeşitliliğinin artırılması hedefleniyor. 60 DEKARDA SEBZE ÜRETİMİ Kooperatifin 2 dekarlık serasında kornişon üretimi yapılırken, kooperatif ortakları da yaklaşık 60 dekarlık alanda çeşitli sebzeler yetiştiriyor. Üreticilerin elde ettiği ürünlerin pazarlaması kooperatif aracılığıyla gerçekleştiriliyor. Bu sezon sözleşmeli tarım modeli kapsamında kornişon, salçalık domates, köy domatesi, pancar ve barbunya üretimi yapılıyor. Üretim sürecinde kimyasal ilaç ve kimyasal gübre kullanılmayarak doğayla uyumlu bir tarım anlayışı benimseniyor. Bu yöntemle hem toprağın korunması hem de sağlıklı ve güvenilir gıda üretiminin desteklenmesi amaçlanıyor. HEDEF, MODELİ ÇEVRE KÖYLERE YAYMAK Dağköy Kooperatifi Başkanı Necla Akyazı, gerçek üreticilerin kooperatif çatısı altında buluşmasının üretim açısından önemli bir güç oluşturduğunu belirterek, oluşturulan modelin çevredeki diğer köylere de yaygınlaştırılmasını hedeflediklerini ifade etti. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kadın ve genç üreticilerin desteklenmesi, kooperatiflerin güçlendirilmesi ve doğal üretimin yaygınlaştırılmasına yönelik çalışmalarıyla kırsal alanlarda ekonomik hareketliliğe katkı sunuyor. Dağköy’de giderek büyüyen üretim modeli; üreticilerin dayanışmasını, toprağın bereketini ve emeğin ekonomik değere dönüşmesini aynı çatı altında buluşturarak kırsal kalkınmaya örnek oluyor.

CHP’li Orhan Sarıbal: "Çiftçinin Banka Borcu 275 Kat Arttı!" Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: "Çiftçinin Banka Borcu 275 Kat Arttı!"

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun 2004’te 5,3 milyar TL’den Haziran 2026’da 1 trilyon 459 milyar TL’ye çıktığını açıkladı. Tarımsal destekler aynı dönemde 54 kat artarken borcun 275 kat büyüdüğünü belirten Sarıbal, “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan” dedi. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında çiftçinin borçluluğunu, üretim maliyetlerinin altında kalan ürün fiyatlarını, Malatya’da selden zarar gören kayısı üreticilerini, kuru üzümde açıklanmayan alım fiyatını ve ABD’nin Türk zeytinyağına getirdiği ek gümrük vergisini değerlendirdi. Gıdaya erişimin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, tarımsal üretimin yalnızca çiftçinin değil, bütün toplumun geleceğini ilgilendirdiğini söyledi. Tarım toprakları kadar o topraklarda üretimi sürdüren çiftçilerin de korunması gerektiğini belirten Sarıbal, iktidarın üretim yerine ithalatı merkeze alan politikalarının hem çiftçiyi hem tüketiciyi yoksullaştırdığını ifade etti. Çiftçinin borcu desteğin 8,7 katına çıktı Çiftçinin bankalara olan tarımsal kredi borcunun Haziran 2026 itibarıyla 1 trilyon 459 milyar TL’ye ulaştığını açıklayan Sarıbal, 2004 yılında bu borcun 5,3 milyar TL düzeyinde olduğunu hatırlattı. Aynı dönemde tarımsal desteklerin 3,1 milyar TL’den 167,6 milyar TL’ye çıktığını belirten Sarıbal, çiftçinin borcu 275 kat artarken desteklerdeki artışın 54 katta kaldığını söyledi. 2004 yılında çiftçinin banka borcunun tarımsal desteklerin 1,7 katı olduğunu, bugün ise bu oranın 8,7 kata çıktığını kaydeden Sarıbal, takipteki tarım kredilerinin de bir yılda 7,7 milyar TL’den 25,5 milyar TL’ye yükseldiğine dikkat çekti. Sarıbal şöyle konuştu: “Çiftçi perişan. Hem de üreterek perişan. Bankalar çiftçinin traktörüne, tarlasına, malına mülküne el koyabiliyor. O yürekli, onurlu üretici bankanın, kamunun önünde boynu bükük yaşamak zorunda bırakılıyor. Krediler tarımsal finansmanın merkezi olmamalı. Çiftçi faizlerle sömürülmemeli; onurluca üretimini sürdürebilmeli.” Çiftçinin üretim girdilerinin hiçbirinde söz sahibi olmadığını ifade eden Sarıbal; mazotun, gübrenin, tohumun, fidenin, elektriğin, sulamanın ve kredi faizlerinin fiyatını çiftçinin belirlemediğini söyledi. Çiftçinin ürettiği ürünün fiyatında da söz sahibi olamadığını vurgulayan Sarıbal, sözleşmeli tarım uygulamalarının mevcut haliyle çiftçiyi değil şirketleri ve tüccarları koruduğunu belirtti. “Çiftçinin örgütü, hukukçusu ve kamusal güvencesi masada yok. Tüccarın ve sanayicinin ise hukukçusu da mühendisi de finansman gücü de var” diyen Sarıbal, üretim planlamasının çiftçi örgütleriyle birlikte yapılmasını, stratejik ürünlere taban fiyat ve alım güvencesi verilmesini istedi. Şeftali üreticisi maliyetin altında satışa zorlanıyor Şeftali üreticisinin Bursa, Mersin ve Denizli’de maliyetin altında kalan fiyatlarla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, Bursa’da kilogram maliyeti 20–25 TL’ye ulaşan sanayilik şeftaliye 5 TL’ye kadar fiyat verildiğini söyledi. Mersin’de yaklaşık 15 TL’ye mal edilen sanayilik şeftalinin yine 5 TL’ye alınmak istendiğini aktardı. Denizli’nin Çivril ilçesinde ise kilogram maliyeti yaklaşık 22 TL olan sofralık şeftalinin fiyatının 15 TL’ye kadar düştüğünü belirten Sarıbal, üreticinin ürünü sattığında da dalında bıraktığında da zarar ettiğini söyledi. Şeftalinin uzun süre depolanamayan ve yıllarca emek verilerek yetiştirilen bir ürün olduğuna dikkat çeken Sarıbal, şöyle devam etti: “Çiftçi bu bahçeyi bir yılda kurmadı. Fidanı dikti, dört beş yıl ürün bekledi. On, on beş, yirmi yıllık ağaçlarını bugün nasıl yok edecek? Ürün dalında toplanmıyor, çürüyor. Üretim yapan çiftçi adeta cezalandırılıyor.” Malatya’da 168 çiftçi selden etkilendi Malatya’da etkili olan sağanak ve selin kayısı üreticisine ağır zarar verdiğini belirten Sarıbal, CHP Malatya İl Başkanlığının sahadan aktardığı son bilgileri paylaştı. Bu bilgilere göre 168 çiftçinin selden etkilendiğini, 3 ev, 2 ahır ve 2 deponun hasar gördüğünü açıklayan Sarıbal, kurutulmak üzere serilen 400 tondan fazla kayısının telef olduğunu söyledi. Kayısı üreticisinin ürünü kurutarak kilogramını yaklaşık 500 TL’den satmayı beklediğini, selden etkilenen ürünlerin ise büyük ölçüde ekonomik değerini kaybettiğini belirten Sarıbal, zarar tespitinin gecikmeden tamamlanmasını istedi: “El uzatın çiftçiye. Derhal zarar tespiti yapın. Selin alıp götürdüğü ürünü yerinde bulamayabilirsiniz. Dalda kayısının toplandığı ağaçları, bu ağaçların verimini ve üretim alanını inceleyerek gerçek zararı belirleyin.” Yalnızca faizli borç ertelemesinin üreticinin sorununu çözmeyeceğini vurgulayan Sarıbal; kaybın doğrudan karşılanmasını, üreticilere karşılıksız destek sağlanmasını ve borçların faizsiz biçimde yeniden düzenlenmesini istedi. Benzer kayıpların yeniden yaşanmaması için yüksek ve gerektiğinde üzeri kapatılabilen kurutma alanları yapılması gerektiğini belirten Sarıbal, teknolojik kurutma tesisleri ve depolama altyapısının da kamu kaynaklarıyla desteklenmesini talep etti. Kuru üzümde fiyat geciktirilmemeli Çekirdeksiz kuru üzümün Türkiye’nin en önemli üretim ve ihracat kalemlerinden biri olduğunu belirten Sarıbal, ülkede yılda yaklaşık 250–300 bin ton kuru üzüm üretildiğini, bunun yaklaşık 150 bin tonunun ihraç edildiğini söyledi. Çiftçiler Sendikasının 2026 yılı için bir kilogram kuru üzümün çıplak maliyetini 93 TL olarak hesapladığını aktaran Sarıbal, çiftçinin emeği ve insanca yaşam payı eklendiğinde referans fiyatın 151,50 TL’ye ulaştığını belirtti. TMO’nun 2025 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm için kilogram başına 120 TL fiyat açıkladığını hatırlatan Sarıbal, yeni sezon fiyatının hâlâ açıklanmamasının üreticiyi tüccarın insafına bıraktığını söyledi. Geçen yıl 16–18 TL arasında satılan şıralık ve şaraplık yaş üzümün bu yıl 11–12 TL’ye kadar düştüğünü kaydeden Sarıbal, “TMO bir an önce fiyat açıklamalı ve fiyat 150 liranın altında olmamalıdır. TARİŞ gibi üretici kuruluşları yeniden güçlendirilmeli, üretici piyasanın insafına terk edilmemelidir” dedi. Zeytinyağı üreticisi ek vergi baskısıyla karşı karşıya ABD’nin Türkiye’den ithal edilen zeytin ve zeytinyağına yüzde 12,5 oranında ek gümrük vergisi getirmesinin üretici ve ihracatçı açısından yeni bir baskı oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, ABD’nin Türkiye zeytinyağı ihracatındaki önemine dikkat çekti. 2024–2025 sezonunun ilk dokuz ayında yaklaşık 480 milyon dolarlık zeytinyağı ihraç edildiğini, bunun 118 milyon dolarlık bölümünün ABD’ye yapıldığını belirten Sarıbal, miktar bakımından ihraç edilen her 100 ton zeytinyağının yaklaşık 43 tonunun ABD pazarına gönderildiğini kaydetti. Türkiye’ye ek tarife uygulanırken önemli bir zeytinyağı üreticisi olan Tunus’un aynı ek verginin dışında tutulduğunu ifade eden Sarıbal, şunları söyledi: “Dünyanın büyük ülkeleri kendi üreticisini korumak için gümrük vergisi koyuyor. Biz ise sıkıştığımız anda vergileri sıfırlayıp başka ülkelerin ürünlerini Türkiye’de satmayı tercih ediyoruz. Kendi üreticimizi koruyacak bir dış ticaret politikası oluşturmak zorundayız.” Türkiye’nin zeytinyağını dökme olarak düşük fiyatla ihraç etmesinin katma değerin başka ülkelerde kalmasına neden olduğunu belirten Sarıbal, markalaşmayı ve üreticinin ihracat gelirinden daha fazla pay almasını sağlayacak kamusal bir politika istedi. Turşuluk biber üreticisi birkaç alıcıya mahkûm edildi Balıkesir’in Deliklitaş ve Yaylacık mahallelerinde üretilen turşuluk biberin kilogramının 35–40 TL’ye zor alıcı bulduğunu belirten Sarıbal, üreticilerin maliyetlerini karşılayabilmek için en az 70 TL fiyat beklediğini söyledi. Mazot ve gübre fiyatlarının yüzde 50–60; işçilik, bakım, lastik ve tamir giderlerinin ise yüzde 40–50 arttığını aktaran Sarıbal, buna karşılık üreticinin ürününü geçen yılın fiyatının yaklaşık yarısına satmak zorunda kaldığını ifade etti. Üreticinin az sayıdaki sanayicinin belirlediği alım koşullarına mahkûm edildiğini söyleyen Sarıbal, piyasanın kamu tarafından düzenlenmesini, üretim maliyetinin altında alım yapılmasının önlenmesini ve üretici örgütlerinin fiyat belirleme sürecine katılmasını istedi. “Bu düzen böyle gitmez” Tarımın banka kredileriyle ve ithalatla değil; üretim planlaması, yeterli destek, taban fiyat, alım güvencesi ve güçlü üretici örgütleriyle ayakta tutulabileceğini vurgulayan Sarıbal, açıklamasını şöyle tamamladı: “Bu ülkenin çiftçisi onurludur. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda üretmektedir ama sahipsiz bırakılmıştır. Bu düzen böyle gitmez ve gitmeyecek. Bu ülkenin toprağından, suyundan, çiftçisinden, insanından ve doğasından yana yeni bir düzeni hep beraber kuracağız.”

Samsun Büyükşehir'den Üreticilere Kaz Desteği Haber

Samsun Büyükşehir'den Üreticilere Kaz Desteği

Samsun Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik destek projeleriyle üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Tarımsal kalkınmayı yerelden güçlendirmeyi hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, kaz yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik üreticilere kaz palazı desteği sağlıyor. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Üreticilerimizin yanında olmaya, onları desteklemye devam edeceğiz” dedi. Samsun’un hayvancılık alanındaki potansiyelinin daha da ileriye taşınmasını hedefleyen Samsun Büyükşehir Belediyesi üreticileri desteklemeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen “Sözleşmeli Tarım Modeli ile Kaz Üretimi Yapan İşletmelerin Kapasitelerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında, bölgede faaliyet gösteren kaz yetiştiriciliği işletmelerinin üretim kapasitesinin artırılması, sektörün sürdürülebilir şekilde büyümesi ve üreticilerin ekonomik olarak güçlendirilmesi amaçlanıyor. Bu amaçla Büyükşehir Belediyesi tarafından, 100 ile 300 baş kapasiteye sahip iki işletmeye civciv büyütme kafesi, yumurta fumigasyon kabini ve yumurta saklama kabini desteği sağlandı. Destek sağlanan işletmelerden temin edilen toplam 930 adet bir aylık kaz palazı, yüzde 50 hibeli olarak üreticilere ulaştırılıyor. Toplam 31 üreticiye teslim edilecek kaz palazlarının dağıtımları ise iki grup halinde gerçekleştiriliyor. İlk etapta 17 üreticiye teslimatlar yapılırken, ikinci etap kapsamında 14 üreticiye daha kaz civcivi dağıtımı yapılacak. “Büyükşehir üretimin her anında vatandaşın yanında” Üretimin her aşamasında çiftçilerin ve üreticilerin yanında yer alan Samsun Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılık alanında hayata geçirdiği destek projeleriyle kırsal kalkınmaya katkı sunmayı sürdürüyor. Yerelden kalkınma anlayışıyla hareket eden Büyükşehir Belediyesi, üreticilerin ihtiyaçlarına yönelik projelerle hem üretimi teşvik ediyor hem de kırsalda ekonomik gücü artırmayı hedefliyor. “Üreten, emek veren bütün hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Tarım ve hayvancılığı stratejik bir güç olarak görüyor; üreticilerimizi her alanda desteklemeye devam ediyoruz. İlçelerimizin potansiyeline uygun projeleri hayata geçirerek üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı hedefliyoruz. Alaçam ilçemizde çilek yetiştiriciliğini desteklerken Kavak ilçemizde ise kaz yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması adına önemli çalışmalar yürütüyoruz. ‘Sözleşmeli Tarım Modeli ile Kaz Üretimi Yapan İşletmelerin Kapasitelerinin Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında bölgemizde faaliyet gösteren işletmelerimizin üretim kapasitesini artırmayı, üreticilerimizin gelir düzeyini yükseltmeyi ve kırsalda ekonomik hareketliliği güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Üreten, emek veren ve toprağına sahip çıkan bütün hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

TAT Gıda’dan Karacabey'e 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı Haber

TAT Gıda’dan Karacabey'e 10 Bin Fidanlık Hatıra Ormanı

Türkiye’nin gıda devi Tat Gıda, sürdürülebilirlik vizyonunu somut bir adımla taçlandırarak Bursa Karacabey’de anlamlı bir projeye imza attı. Memişoğlu Tarım Ürünleri ve Tat Bakliyat’ın kurucusu Şerafettin Memiş anısına oluşturulan hatıra ormanı kapsamında 10 bin fidan toprakla buluşturuldu. Bu anlamlı çalışma doğaya duyulan saygının, çevresel sorumluluğun ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakma kararlılığının güçlü yansıması olarak öne çıktı. 21 Mart Orman Haftası kapsamında başlatılan proje, 25 Mart tarihinde tamamlanarak doğaya kalıcı bir değer kazandırdı. Tat Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, 3 Kasım 2024 tarihinde 63 yaşında vefat eden babası Şerafettin Memiş’in adının verildiği sahada şirket çalışanlarıyla birlikte fidanları dikerken duygu dolu anlar yaşandı. Babasının anısına oluşturulan projenin kendileri için büyük anlam taşıdığını dile getiren Veysel Memiş, son yıllarda artan orman yangınları, kuraklık ve iklim krizinin bu projenin hayata geçmesine neden olduğunu vurguladı. Hatıra ormanı çalışmalarının çıkış noktasının çevresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Veysel Memiş, “Biz yalnızca sorunlara dikkat çeken bir marka olmayı yeterli görmüyoruz. Somut çözümler üreten ve bu yaklaşımı sürdürülebilir kılan bir yapı inşa ediyoruz. Bu doğrultuda benzer çevresel projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.” dedi. Bursa Karacabey’de yer alan üretim tesisleri nedeniyle bu bölgeye öncelik verdiklerini vurgulayan Veysel Memiş, faaliyet gösterdikleri coğrafyada değer yaratmanın ve yerel ekosisteme katkı sağlamanın temel öncelikleri arasında bulunduğunu ifade etti. Tat Gıda’nın değer üreten büyük bir aile olduğunu ve bu anlayışla hem kurum içinde hem de toplumda güçlü bağlar kurmaya devam ettiklerini ifade eden Veysel Memiş, “Her fidan, doğaya ve gelecek nesillere bıraktığımız değerin simgesi; biz de bu değerleri yaşatarak hem ailemiz hem de toplumumuz için kalıcı izler bırakmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu. “Doğal kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve iklim risklerine uyum önceliğimiz” Çam fidanlarıyla oluşturulan Şerafettin Memiş Hatıra Ormanı’nın Tat Gıda’nın sürdürülebilir büyüme stratejisinin çevresel ayağını önemli ölçüde güçlendirdiğini belirten Veysel Memiş, doğal kaynak verimliliği, karbon ayak izinin azaltılması ve iklim risklerine uyum başlıklarının öncelikli gündemleri arasında yer aldığını kaydetti. “Sürdürülebilirlik, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri” Küresel piyasalarda şirket değerlemelerinde çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerinin belirleyici hale geldiğine dikkat çeken Memiş, Tat Gıda’nın bu alandaki yatırımlarını stratejik bir öncelik olarak ele aldığını söyledi. Veysel Memiş, “Biz sürdürülebilirliği yalnızca bir söylem olarak değil, iş modelimizin temel yapı taşlarından biri olarak ele alıyoruz. Çevresel sorumluluk ile finansal sürdürülebilirliği birlikte yönetiyoruz. Bu yaklaşım, hem operasyonel verimliliğimizi artırıyor hem de uzun vadeli rekabet gücümüzü tahkim ediyor. Karacabey’de hayata geçirdiğimiz hatıra ormanı da doğaya duyduğumuz sorumluluğun ve uzun vadeli değer üretme yaklaşımımızın somut göstergesidir.” diye konuştu. Sürdürülebilir tarım, dijitalleşme ve kaynak verimliliği alanlarında yürüttükleri çalışmaların çevre projeleriyle daha da anlamlı hale geldiğini ifade eden Veysel Memiş, şirketin 2050 net sıfır hedefi doğrultusunda çevresel etkilerini azaltmaya yönelik yatırımlarını kararlılıkla sürdürdüğünü belirtti. Tat Gıda’nın sözleşmeli tarım modeli, dijital tarım uygulamaları ve su verimliliği projeleriyle sektörde ölçeklenebilir bir dönüşüm modeli ortaya koyduğunu hatırlatan Veysel Memiş, hatıra ormanının bu yaklaşımın doğal bir uzantısı olduğunu sözlerine ekledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.