Hava Durumu

#Su Güvenliği

Kırsal Haber - Su Güvenliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Güvenliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır" Haber

Bakan Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır"

İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi, "COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanına" temasıyla iş dünyası ve finans sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. ​COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum zirvenin açılışında yaptığı tarihi konuşmada, iklim değişikliğiyle mücadelenin ulusal güvenlik kadar stratejik olduğunu vurguladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra bankacılık ve finans sektörünün üst düzey temsilcilerinin katıldığı zirvede, iklim finansmanı uçurumunun kapatılması için küresel liderlere çağrı yapıldı. ​Bakan Murat Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır" ​Dünyanın güvenlik konseptini yeniden kurduğuna dikkat çeken Bakan Murat Kurum, NATO ülkelerinin savunma yatırımlarını milli gelirlerinin %5’ine kadar çıkarma kararı aldığını hatırlatarak şu kritik karşılaştırmayı yaptı: ​"Biz, benzer ölçekte bir hamleyi iklim güvenliği için de bekliyoruz. Savunmaya ayrılan kaynak gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bugünden yapılan yatırım olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız. Üzerinde yaşayacağımız güvenli bir dünya kalmadığında, ülkelerimizi savunmak için yaptığımız harcamaların ne anlamı kalır?" ​Mevcut iklim finansmanı ihtiyacının 7.5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, küresel harcamanın ise yalnızca 1.9 trilyon dolarda kalarak büyük bir uçurum oluşturduğunu belirten Kurum, dünya liderlerini temiz enerji, su güvenliği, dirençli şehirler ve yeşil sanayi için acil ortak irade göstermeye davet etti. ​COP31 Zirvesi Tarihi Bir Dönüm Noktası Olacak ​Kasım ayındaki COP31 Zirvesi'nin artık sözlerin yatırıma dönüştüğü somut bir platform olacağını belirten Kurum, İstanbul’dan dünyaya şu mesajları verdi: ​İklim Uygulama Köprüsü: Gelişmekte olan ülkelerin iklim hedefleri ile finansman ihtiyacını buluşturmak amacıyla "İklim Uygulama Köprüsü" kuruldu. ​SURFF Modeli: İLBANK, İklim Değişikliği Başkanlığı ve COP31 Başkanlığı iş birliğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti (SURFF) ile yerel yönetimlerin projeleri finansmana hazır hale getirilecek. ​İş Dünyası Zirvesi: TOBB, 12-13 Kasım tarihlerinde Liderler Zirvesi ile eş zamanlı olarak İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak finansörleri ve şirketleri aynı zeminde buluşturacak. ​Geleceğin Piyasası: Norveç’te elektrikli araç oranının %97'yi aşmasını örnek gösteren Kurum, yeşil dönüşümün devasa bir elektrifikasyon, batarya ve yazılım pazarı doğurduğunu, geleceğin kazananlarının bugünden yatırım yapanlar olacağını vurguladı. ​Bakan Bayraktar: "Türkiye'nin Enerji Altyapısı İçin 2035'e Kadar En Az 80 Milyar Dolar Gerekli" ​Zirvede konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, eşi benzeri görülmemiş bir enerji dönüşümünün kapıda olduğunu belirtti. Sadece Türkiye’nin enerji altyapısının güçlendirilmesi için 2035 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırıma ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Bayraktar, yenilenebilir enerji, nükleer enerji, depolama ve akıllı iletim ağları için uluslararası finansal kurumların sermayesini seferber etmenin şart olduğunu söyledi. ​Bankacılık Sektöründen Yeşil Dönüşüme Tam Destek ​TBB Başkanı Alparslan Çakar: COP31’i taahhütlerden uygulamaya geçişin en önemli platformu olarak gördüklerini belirterek, Türkiye Bankalar Birliği'nin ulusal kapasite ile uluslararası finans kaynakları arasında köprü kurmaya hazır olduğunu ifade etti. ​TKBB Başkanı Mehmet Ali Akben: Katılım bankacılığı perspektifiyle sürdürülebilir finansmanın farklı sektörlere taşınması ve yeşil dönüşüm yol haritasının sahada uygulanması açısından COP31'in büyük bir fırsat sunduğunu kaydetti. ​İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi, Türkiye'nin liderliğinde iklim krizine karşı finans ile eylemi buluşturan küresel bir vizyonun ilk adımı olarak tarihe geçiyor.

İklim Masası’ndan "2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor" Toplantısı Haber

İklim Masası’ndan "2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor" Toplantısı

İklim Masası, 16 Temmuz Perşembe günü düzenlediği ‘‘2026 Yazında Bizi Neler Bekliyor?’’ başlıklı çevrimiçi basın toplantısında, iklim değişikliğinin Türkiye üzerindeki etkilerini ve 2026 yazına dair riskleri masaya yatırdı. İklim Masası kurucusu Selin Uğurtaş moderatörlüğünde düzenlenen toplantıda konuşan Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Dr. Bikem Ekberzade ve Doç. Dr. Okan Ürker, iklim değişikliğinin artık sadece bir çevre sorunu değil, halk sağlığından orman yönetimine kadar sistemik bir güvenlik riski olduğuna dikkat çektiler. ​"Sıcak Yıllar Artık İstisna Değil" Toplantıda Türkiye’nin son 14 yılının 1900-2020 ortalamasından daha sıcak geçtiğini belirten Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, iklim değişikliğinin "normal" kabul edilen hava modellerini bozduğuna vurgu yaptı. ​Halk Sağlığı Riski: Geceleri 20°C’nin üzerinde seyreden "tropikal gecelerin" yaygınlaşmasının ciddi bir halk sağlığı tehdidi olduğunu belirten Yavaşlı, vücudun dinlenmesini engelleyen bu durumun kalp-damar ve dolaşım sistemi hastalıklarını tetiklediğini ifade etti. ​Acil Eylem Planı: Yavaşlı, Avrupa'daki verilere paralel olarak Türkiye'de de ısıya bağlı ölümlerin kayıt altına alınması, sağlık temelli ısı eylem planlarının hazırlanması ve açık havada çalışanlar için "siesta" gibi zorunlu dinlenme saatlerinin getirilmesi gerektiğini savundu. ​"Yangınlarda Dinamikler Değişti" Yangın yönetimi üzerine çalışmalarını aktaran Dr. Bikem Ekberzade, yangınların sayısından ziyade, ulaştıkları "ekstrem boyutların" endişe verici olduğunu kaydetti. ​Kararlı Kuraklık: Türkiye’nin uzun süredir kararlı bir kuraklık döngüsünde olduğunu belirten Ekberzade, tek bir yağışlı yılın bu sinyali kırmaya yetmediğini söyledi. İklimin "kırbaç etkisi" ile ekstrem kuraklık ve ani yağış döngülerinin, bitki örtüsündeki yakıt yükünü artırarak yangına hazır zeminler oluşturduğuna dikkat çekti. ​İnsan Faktörü: Yangınların %90’ının insan kaynaklı olduğunu hatırlatan Ekberzade, elektrik hatlarından kaynaklanan kıvılcımlardan turizm bölgelerindeki yoğun insan faaliyetlerine kadar risk faktörlerinin arttığını vurguladı. ​"Yangın Yönetimi, Bütçe Yönetimidir" Geleneksel ekolojik bilginin dışlanmasının ormanları savunmasız bıraktığını savunan Doç. Dr. Okan Ürker, yangınla mücadele anlayışının baştan aşağı değişmesi gerektiğinin altını çizdi. ​Yanmaya Hazır Sistemler: 1940'lardan bu yana süregelen "agresif söndürme" odaklı politikaların, ormanlarda yanıcı madde birikimine neden olduğunu belirten Ürker, "Ormanlarda keçi otlatılmasını yasaklayarak ve geleneksel bilgiyi dışlayarak, kıyılarımızı tutuşmaya hazır kibrit kutularına dönüştürdük," dedi. ​Bütüncül Çözüm: Yangın yönetiminin sadece "söndürme" odaklı olmaması gerektiğini belirten Ürker, mekanik seyreltme, kontrollü yakma ve ekolojik otlatma gibi yöntemlerin, yangın söndürme kadar stratejik birer araç olarak kullanılması gerektiğini ifade etti. ​Antalya’daki COP31 Zirvesi Öncesi Çağrı Akdeniz havzasının iklim krizinden %20 daha hızlı etkilendiğini belirten uzmanlar, Antalya’da yapılacak COP31 toplantısının Türkiye için bir dönüm noktası olduğunu belirtti. İklim Masası, iklim değişikliği ile uyum planlarının ertelenmesinin artık bir seçenek olmadığını; gıda arzı, su güvenliği ve toplumsal sağlık için bütüncül bir dayanıklılık girişimi kurulması gerektiğini savunarak sözlerini tamamladı. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş

Kuraklık ve Seller Neden Aynı Anda Yaşanıyor? Haber

Kuraklık ve Seller Neden Aynı Anda Yaşanıyor?

Türkiye, bir yanda uzun süren sıcak ve kurak dönemler, diğer yanda ise şehirleri göle çeviren ani sağanaklarla boğuşuyor. Peki, birbirine zıt gibi görünen kuraklık ve seller nasıl oluyor da aynı iklim krizinin iki farklı yüzü olarak karşımıza çıkıyor? Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi’nden Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Türkiye’nin su geleceğini ve değişen yağış rejimini çarpıcı verilerle açıklıyor. ​İklim değişikliği, Türkiye’de yağışların miktarından ziyade "karakterini" kökten değiştirdi. İstanbul’dan İç Anadolu’ya kadar geniş bir coğrafyada yaşanan aşırı hava olayları, artık bir "talihsizlik" değil, iklim krizinin getirdiği yeni bir normal. ​Kuraklık ve Sel: Aynı Madalyonun İki Yüzü ​Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı’ya göre, Türkiye’deki en büyük yanılgı yağışları sadece "yıllık toplam" üzerinden değerlendirmek. Oysa bir bölgenin su geleceğini belirleyen şey toplam yağış miktarı değil, bu yağışın yıl içindeki dağılımı ve ritmidir. ​Sıkışan Yağışlar: İklim değişikliğiyle birlikte yağışlar daha seyrek ama çok daha şiddetli düşüyor. İnce ve düzenli yağışlar toprağı beslerken, kısa süreye sıkışan yoğun sağanaklar toprağa sızamadan sel sularına dönüşerek denize akıyor. ​Kuru Toprağın İntikamı: Uzun süren kuraklıklar nedeniyle "kabuklaşan" ve sertleşen toprak, aniden düşen şiddetli yağmuru ememiyor. Bu durum, kuraklığın paradoksal bir şekilde seli beslemesine yol açıyor. ​Clausius-Clapeyron İlişkisi: Neden Daha Şiddetli Yağmurlar? ​Doç. Dr. Yavaşlı, termodinamiğin temel prensiplerinden biri olan Clausius-Clapeyron ilişkisine dikkat çekiyor. Buna göre, atmosferdeki her 1 derecelik ısınma, havanın taşıyabileceği nem miktarını yaklaşık %7 oranında artırıyor. Bu da atmosferin daha fazla "su yükü" taşıması ve bu yükün tek seferde, aşırı şiddetli sağanaklar halinde boşalması anlamına geliyor. ​Türkiye’nin Su Güvenliği Risk Altında ​Türkiye’nin mevsim normallerinin üzerinde yağış alması, kuraklık tehlikesinin bittiği anlamına gelmiyor. Çünkü yüzeydeki sel görüntüleri, yeraltı sularının (akiferlerin) beslendiği yanılgısını yaratıyor. Gerçekte ise, yağışın büyük kısmı yer altı rezervlerine ulaşmadan kayboluyor. Bu durum, yüzeydeki geçici bolluk ile yeraltındaki yapısal kıtlık arasındaki makası giderek açıyor. ​"Artık Yağışın Ritmine Odaklanmalıyız" ​Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, afet ve su yönetiminde köklü bir zihniyet değişikliğinin şart olduğunu vurguluyor. İşte çözüm önerileri: ​Ani Taşkınlara Dayanıklı Altyapı: Şehirlerdeki betonlaşma azaltılmalı, dere yatakları korunmalı ve geçirimsiz yüzeylerin yarattığı riskler minimize edilmeli. ​Akıllı Tarım Uygulamaları: Toprağın su tutma kapasitesini artıran yöntemler ve damla sulama sistemlerine geçiş teşvik edilmeli. ​Yağmur Suyu Hasadı: Yağan her damla suyun toprağa sızdırılması veya depolanması için akifer besleme projeleri hayata geçirilmeli. ​Sonuç: Bir İklim Değişikliği Gerçeği Türkiye’nin bir bölgesinin kuruması diğerinin sel yaşaması, sistemin bozulduğunun en somut kanıtı. İklim değişikliği, mevsimsel düzeni bozarak su güvenliğimizi tehdit ediyor. Doç. Dr. Yavaşlı’nın uyarısı net: "Yağış artık düzenli gelmiyor; bu yüzden geldiğinde onu yakalayıp tutabilmeli, gelmediğinde ise elimizdekini koruyabilmeliyiz." Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş, Doç.Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı

Bakan Yumaklı Berlin Tarım Bakanları Konferansına Katıldı Haber

Bakan Yumaklı Berlin Tarım Bakanları Konferansına Katıldı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Almanya'da Uluslararası Yeşil Hafta Fuarı kapsamında düzenlenen “Dünya Gıda ve Tarım Forumu" çerçevesindeki “Berlin Tarım Bakanları Konferansı"na katıldı. Berlin'deki City Cube salonunda bu yıl 18'incisi düzenlenen konferansta yaklaşık 70 ülkeden tarım bakanları ve sivil toplum kuruluşlarından temsilciler yer aldı. Su güvenliği, tarımda sürdürülebilirlik ile küresel dayanıklılık konularının ele alındığı konferansta Türkiye'yi Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı temsil etti. Bakan Yumaklı, konferans öncesinde Almanya Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer tarafından karşılandı ve konferansın çeşitli oturumlarına katıldı. Bakan Yumaklı, burada gazetecilere yaptığı açıklamada, tamamen su merkezli bir konferans düzenlendiğini belirterek, “Suyun sadece tarımda değil, aslında bundan sonraki dönemde de hayatın en önemli unsuru olarak bütünüyle toplumları etkilediğini, ülkeleri etkilediğini ve bundan sonra daha fazla etkileyeceğini burada tüm taraflar konuşmuş oldu." dedi. Konferansın yoğun katılımla gerçekleştirildiğine işaret eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tabii tüm ülkeler kendi etkilendikleri perspektifleriyle olaya yaklaşımlarını gösterdiler. Bizim gibi Akdeniz havzasında olan ve özellikle iklim değişikliğinin etkilerinden çok derin bir şekilde etkilenen bir ülke olarak biz de suyun merkeze alınması suretiyle tarımsal üretim yaklaşımımızı da burada taraflarla paylaşmış olduk. Elbette sınırı aşan sular da dahil olmak üzere birçok konuda tüm taraflar kendi perspektiflerini ortaya koydular. Aynı şekilde biz de bunu kendi görüşlerimizi burada söylemiş, belirtmiş ve kayda geçirmiş olduk." Bakan Yumaklı, konferans sürecinde Dünya Bankası, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) ve tarım bakanlarıyla çok sayıda ikili görüşmeler yaptığını dile getirerek, “Bu süreç elbette bundan sonra burada kesilmeyecek. Yani suyla alakalı her türlü konu bundan sonra dünyanın bir numaralı gündemi oldu diyebiliriz artık. Dolayısıyla biz de Türkiye olarak bu konudaki bütün yaklaşımlarımızı elbette tüm platformlarda dile getirmeye devam edeceğiz." dedi. ALMANYA İLE TARIM KOOPERATİFLERİYLE İŞBİRLİĞİNE İLİŞKİN İYİ NİYET BEYANI İMZALANDI Almanya Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Rainer ile de görüştüğünü söyleyen Yumaklı, “Pek çok konunun yanı sıra tarım kooperatifleriyle ilgili işbirliğine ilişkin bir iyi niyet beyanı da imzalamış olduk." ifadesini kullandı. Yumaklı, başka ülkelerle de iletişimde olduklarını belirterek şunları kaydetti: “Tarımsal işbirlikleri konusu, artık bundan sonra dünyadaki bütün ülkelerin gıda arz güvenliğini bir numaraya koydukları bir dönemde hem bizim için hem de dünya için önemli. Karşılıklı olarak bu işbirliğini nasıl geliştirebiliriz anlamında da pek çok görüşmemiz oldu. Umuyorum buradaki çıktılar ve bizim görüşmelerimiz hem ülkemiz için hem de bütün dünyada ortaya koyduğumuz yaklaşımımız için önemli bir etki oluşturacaktır." Konferansın kapanış oturumunda ve ikili görüşmelerde Mayıs 2026'da İstanbul Su Forumu'nun, Kasım 2026'da Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi'nin 31. Taraflar Konferansı'nın ve Kasım 2027'de 20. Dünya Su Kongresi'nin Türkiye'de yapılacağını dile getirdiğini belirten Bakan Yumaklı, tüm katılımcıları bu programlara davet ettiğini söyledi. Yumaklı, “Umuyorum yoğun bir katılımla ülkemiz su diplomasisi konusunu da dünya gündeminde kendi perspektifinden tutmaya devam edecektir." dedi.​

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.