Hava Durumu

#Su Yönetimi

Kırsal Haber - Su Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir’de İklim Değişikliğine Karşı Güçlü İş Birliği Haber

Eskişehir’de İklim Değişikliğine Karşı Güçlü İş Birliği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ve TEMA Vakfı iş birliğinde yürütülen “İklim Değişikliğine Karşı Güçlü Eskişehir” projesi kapsamında, kentteki sivil toplum kuruluşlarının (STK) katılımıyla kritik bir iklim uyum toplantısı düzenlendi. Avrupa Birliği finansmanıyla hayata geçirilen proje, Eskişehir'i gelecekteki çevresel krizlere karşı daha dirençli hale getirmeyi amaçlıyor. ​Projenin Detayları ve Katılımcılar ​AB tarafından finanse edilen, Türkiye Belediyeler Birliği, Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı ve UNDP ortaklığıyla yürütülen proje çerçevesindeki buluşma, İklim Eylem Merkezi'nde gerçekleşti. ​Eskişehir Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı ev sahipliğindeki toplantıya katılan başlıca kurumlar; ​TEMA Vakfı, Türkiye Ormancılar Derneği (TOD), ​AKUT Arama Kurtarma Derneği, ​Eskişehir Bilecik Tabip Odası ve Eskişehir Çevre Derneği, ​Sakin Okul Derneği, Eskişehir AB Derneği ve TOY Gençlik Derneği, ​TÜED, TÜKDES, TEGV, ETOS ve Eğit-Der, ​Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği ve Eskişehir Bisiklet Derneği ​Su Yönetimi ve Afetlere Hazırlık Ön Planda ​Toplantıda, Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) uyum eylemleri kapsamında; Kuraklık riskine karşı sürdürülebilir ve dirençli su yönetimi stratejileri. Olası iklim krizleri ve afet süreçlerine karşı ortak akılla geliştirilen hazırlık planları. Kentteki STK'ların iklim eylemlerine aktif entegrasyonu ve ortak çözüm önerileri masaya yatırıldı. ​Eskişehir, bu kapsamlı projeyle birlikte iklim krizine karşı yerel düzeyde örnek bir dirençlilik modeli oluşturmaya devam ediyor.

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı Haber

''Antalya Su Zirvesi'' Öncesinde Su Diyaloğu Toplantıları Yapıldı

9-20 Kasım tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirilecek COP31 öncesinde Antalya Su Diyaloğu toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan Antalya Su ve Atıksu İdaresi (ASAT) Genel Müdürü Cengiz Gülebay, arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Yaklaşan COP31 öncesinde Antalya Ticaret Borsası ev sahipliğinde Antalya Su Diyaloğu düzenlendi. Tarım, turizm, ticaret ve sanayi sektöründe su yönetimi başlıklarının ele alındığı zirvede kentin su geleceği, iklim değişikliği ve kuraklık riskine karşı alınması gereken önlemler ele alındı. Toplantıya Antalya Büyükşehir Belediyesi’ni temsilen Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy katılırken, kamu, üniversite ve sektör temsilcileri de toplantıda yer aldı. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ KAPIMIZIN ÖNÜNDE COP31 öncesi böyle bir toplantıyı düzenlediği için Antalya Ticaret Borsası’na teşekkür eden Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Çiğdem Hacıoğlu, “Hepimizin ortak derdi su. Buradaki herkes bu şehre su yönetimi ve suyun gelecek nesillere aktarılması ile ilgili çok büyük katkılar sağlıyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak da bizler de suyla ilgili önemli çalışmalara imza atıyoruz. Antalya iklim değişikliğini Manavgat yangınından sonra konuşur oldu. İklim değişikliği kapımızın önünde. Neler yapabiliriz, geleceğe nasıl katkı koyabiliriz diye baktığımızda çalışmalarımızı su ve su kaynaklarını daha verimli kullanmaya odaklandırdık” dedi. SU KAYNAKLARIMIZI KORUMALIYIZ ASAT Genel Müdürü Cengiz Gülebay, Antalya’nın artan nüfusu, turizm ve tarımsal faaliyetleriyle birlikte suya olan talebin de artacağını belirterek, su yönetiminde kaynakların daha verimli kullanılmasının önemine dikkat çekti. Gülebay, ASAT’ın çalışmalarını su kaynaklarını korumak, kayıp ve kaçakları azaltmak, arıtılmış suyu yeniden kazanmak ve alternatif su kaynaklarını değerlendirmek olmak üzere dört temel hedef doğrultusunda sürdürdüğünü ifade etti. ANTALYA’NIN SU GELECEĞİ Su kaynaklarının gelecek nesiller için korunması gerektiğini vurgulayan Gülebay, içme suyu şebekelerinin yenilenmesi, SCADA ve akıllı ölçüm sistemlerinin geliştirilmesiyle su kayıplarının azaltılacağını söyledi. Arıtılmış suların tarım, yeşil alan sulaması ve uygun endüstriyel kullanımlarda yeniden değerlendirilmesinin de Antalya’nın su geleceği açısından önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Gülebay, “Hedefimiz daha fazla su tüketen bir Antalya değil, mevcut suyunu daha akıllı kullanan bir Antalya. ASAT olarak kaynaklarımızı koruyan, kayıpları azaltan, atık suyu yeniden kazanan ve gelecek nesillerin su hakkını güvence altına alan bir su yönetim sistemi için çalışıyoruz” dedi. BÜYÜKŞEHİR SUYU KORUYOR ÜRETİMİ BÜYÜTÜYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanı Melike Kireçcibaşı da toplantıda “Yerel Yönetimlerde Tarımsal Su Yönetimi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi. Kireçcibaşı tarafından yapılan sunumda Büyükşehir Belediyesi’nin hayata geçirdiği projeler paylaşıldı. Melike Kireçcibaşı, “Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimizin daha verimli sulama yapabilmesi adına 2019 yılından bugüne 26 kapalı sistem tarımsal sulama tesisi yapılarak hizmete sunulmuştur. Sulama kooperatiflerine ve muhtarlıklara bugüne kadar 700 kilometrelik sulama borusu desteği sağladık. Eski açık sulama tesislerini revize ederek kapalı devre sulama sistemlerine dönüştürüldü. Böylece yüzde 75 su tasarrufu sağlandı. Antalya, 43 bin dekarlık modern sulama alanına kavuştu. Saniyede 2.875 litre su sağlanırken, bin kilometrelik de toplam boru hattı sağlandı. Üreticilerimize dijital tarım uygulamaları, biyolojik mücadele, fide ve fidan destekleri sağlamaya çalışıyoruz” dedi.

Antalya’nın Su Geleceği İçin Kritik Buluşma Haber

Antalya’nın Su Geleceği İçin Kritik Buluşma

Antalya Ticaret Borsası, tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamında suyun geleceğini ele almak üzere “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarını 15-16 Eylül tarihlerinde düzenleyecek. 23 Eylül’de gerçekleştirilecek “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” ile Antalya’nın su yönetimine ilişkin ortak yol haritasının ortaya konulması hedefleniyor. Antalya’nın su kaynaklarının geleceği, farklı sektörlerin katılımıyla kapsamlı bir toplantı serisinde ele alınacak. Antalya Ticaret Borsası tarafından düzenlenecek etkinliklerde tarımdan turizme, sanayiden kentsel yaşama kadar suyun kullanımı ve yönetimi farklı başlıklar altında değerlendirilecek. İlk gün tarım ve turizm konuşulacak “Antalya Su Diyaloğu: COP31’e Giden Yol” toplantılarının ilk günü olan 15 Eylül’de iki ayrı oturum gerçekleştirilecek. “Tarım Sektörü Su Yönetimi” oturumunda tarımsal üretimde suyun etkin ve sürdürülebilir kullanımı ele alınırken, “Turizm Sektörü Su Yönetimi” oturumunda Antalya’nın turizm sektöründe su yönetimine ilişkin konular değerlendirilecek. İkinci gün kentsel ve sanayi su yönetimi gündemde 16 Eylül’de düzenlenecek toplantılarda ise “Kentsel Su Yönetimi” ve “Sanayi Sektörü Su Yönetimi” başlıkları ele alınacak. Kentsel yaşam ve sanayi sektörünün su kaynakları üzerindeki etkilerinin yanı sıra sürdürülebilir su yönetimi, kaynakların verimli kullanımı ve geleceğe yönelik çözüm önerilerinin değerlendirilmesi bekleniyor. Antalya Su Zirvesi 23 Eylül’de Toplantı serisinin ardından 23 Eylül’de Mimar Sinan Kongre Merkezi’nde “Antalya Su Zirvesi: COP31’e Doğru Ortak Su Eylemi” gerçekleştirilecek. Zirvede, 15-16 Eylül tarihlerindeki sektör toplantılarında ortaya çıkan değerlendirmelerin ortak bir çerçevede ele alınması ve Antalya’nın su geleceğine yönelik yol haritasının oluşturulması hedefleniyor. Antalya Ticaret Borsası, düzenlenecek toplantı ve zirveyle kentin su kaynaklarının korunması, suyun verimli kullanılması ve sektörler arasında ortak bir su yönetimi anlayışının geliştirilmesine yönelik ortak aklın ortaya konulmasını amaçlıyor. Antalya’nın su geleceği masaya yatırılacak Tarım, turizm, sanayi ve kent yaşamının su ihtiyacının birlikte değerlendirileceği toplantılar, Antalya’nın gelecekte karşı karşıya kalabileceği su yönetimi sorunlarına yönelik çözüm arayışlarının da önemli başlıklarından biri olacak. 15-16 Eylül’de gerçekleştirilecek “Antalya Su Diyaloğu” toplantılarının ardından 23 Eylül’de düzenlenecek Antalya Su Zirvesi ile Antalya’nın su geleceğine ilişkin ortak eylem anlayışının güçlendirilmesi hedefleniyor.

Orman Yerleşim Arayüzlerinde Yapılaşma Standartları Çanakkale'de Değerlendirildi Haber

Orman Yerleşim Arayüzlerinde Yapılaşma Standartları Çanakkale'de Değerlendirildi

Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) tarafından Türkiye Ormancılar Derneği (TOD) ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Şehir Plancıları Odası (ŞPO) iş birliğiyle yürütülen “Orman-Yerleşim Arayüzü Yapılaşma Standartları Rehberi” çalışması kapsamında “Orman Yerleşim Arayüzü Alanlarında Yangın Güvenliği ve Yapılaşma Standartları Çalıştayı” düzenleniyor. TBB tarafından, ormanlarla bitişik veya orman içi yerleşimlere sahip belediyelerin karşı karşıya kaldığı sorunların ele alınması ve bu alanlarda alınabilecek önlemlere ilişkin ortak bir yaklaşım geliştirilmesi amacıyla başlatılan “Orman-Yerleşim Arayüzü Yapılaşma Standartları Rehberi” çalışmasının ikinci aşaması Çanakkale’de gerçekleştiriliyor. Orman Yerleşim Arayüzü Alanlarında Yangın Güvenliği ve Yapılaşma Standartları Çalıştayı’nda sahadaki deneyimler ve mevcut sorunlar üzerinden rehbere girdi oluşturacak çözüm önerileri ele alınıyor. Çalıştayın açılışında Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, TOD Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara ve TMMOB Şehir Plancıları Odası Afet Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Dr. Gencay Serter konuşma yaptı. Erkek: “Ormanlarımızı ve tarım arazilerimizi korumak zorundayız” Çanakkale Belediye Başkanı Muharrem Erkek, çalıştayın Çanakkale’de gerçekleştirilmesini anlamlı bulduğunu belirterek kentin son yıllarda büyük orman yangınları nedeniyle ciddi travmalar ve acılar yaşadığını ifade etti. Çanakkale’nin olağanüstü bir ekosisteme sahip olduğunu vurgulayan Erkek, “Ekosistemi korumak ve gelecek nesillere aktarmak çok çok önemli.” dedi. İklim değişikliğinin yarattığı olumsuz sonuçlara karşı merkezi yönetim, yerel yönetimler, meslek odaları ve ilgili tüm paydaşların uyum ve dayanışma içinde çalışmasının önemine dikkati çeken Erkek, depremlere, yangınlara, heyelanlara, sellere ve taşkınlara karşı dirençli kentlerin oluşturulması gerektiğini söyledi. Çanakkale’nin geçmişte büyük sel ve taşkınlar da yaşadığını hatırlatan Erkek, kentte iklim değişikliği ve sıfır atık alanlarında çalışmalar yürütüldüğünü, çevre yatırımları ve su yönetimi konularında da çalışmalar yapıldığını belirtti. Orman yangınlarının ciddi ekolojik krizlere yol açtığını ifade eden Erkek, yangın sonrasında yanan alanların ekosistemin kendini toparlayabilmesi için korunmasının önemine değinerek, “Bugün maalesef Türkiye’nin birçok yerinde ormanların içerisinde yerleşimler görüyoruz. Ormanlarımızı ve tarım arazilerimizi mutlaka korumak zorundayız” ifadelerini kullandı. Çalıştay kapsamında ortaya çıkacak çıktı, bildiri ve rehberlerin önem taşıdığını söyleyen Erkek, “Bu rehber bize gerçekten rehberlik edecek.” diyerek çalışmaya katkı sunan TBB’ye, TOD’a, TMMOB Şehir Plancıları Odasına, akademisyenlere ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etti. Yıldız: “Rehber, yerel yönetimlerimiz için yol gösterici bir kaynak olacak” TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız, iklim krizinin etkisiyle artan sıcaklıkların orman yangınlarının yayılma hızını ve şiddetini artırdığına dikkat çekerek, yangınların yalnızca ekolojik bir kriz olmaktan çıkarak yerleşim yerlerini, can ve mal güvenliğini, tarım alanlarını ve altyapıyı tehdit eden çok boyutlu bir afet haline geldiğini belirtti. Yıldız, kentleşme politikaları ve bütüncül planlamadan uzak yerleşim kararlarının orman alanları üzerindeki insan baskısını artırarak riskleri büyüttüğünü ifade etti. TBB’nin belediyelerin kurumsal kapasitelerini güçlendirmek ve kentleri afetlere karşı dirençli hale getirmek gibi önemli bir sorumluluğu bulunduğunu vurgulayan Yıldız, “Belediyelerimizin karşı karşıya kaldığı sorun alanlarında, onlara bilimsel temellere dayanan, uygulanabilir ve ufuk açıcı politikalarla destek olmak, Birliğimiz açısından büyük bir sorumluluktur.” dedi. Bu sorumluluk doğrultusunda ŞPO ve TOD iş birliğinde “Orman-Yerleşim Arayüzü Yapılaşma Standartları Rehberi” çalışmasının başlatıldığını aktardı. Çalışmanın ilk etabında İzmir’in Seferihisar ve Menderes ilçelerine saha ziyareti gerçekleştirildiğini belirten Yıldız, yangınlardan etkilenen yerleşimlerin ve yangın riski yüksek orman-yerleşim arayüzlerinin yerinde incelendiğini, bu alanlarda yaşayan yurttaşların deneyimlerinin ve karşılaştıkları sorunların dinlendiğini söyledi. Çanakkale’de çalışmanın ikinci aşamasına geçildiğini ifade eden Yıldız, rehberin sahadaki sorunlar, bilgi ve deneyimler ile ortaya konulacak çözüm önerilerinden besleneceğini kaydetti. “Yapılaşma Standartları Rehberi, siz değerli katılımcıların sahada karşılaştıkları sorunlar ve paylaşılacak bilgi ve deneyimlerden hareketle ortaya konulacak çözüm önerilerinden beslenecek, yerel yönetimlerimiz için güçlü ve yol gösterici bir kaynak olacaktır.” diyen Yıldız, çalıştay ve rehberle mevzuattaki eksikliklerin tespit edilmesi, belediyelerin imar uygulamalarına katkı sağlayacak çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve orman-yerleşim arayüzlerinde alınması gereken önlemlerin yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirtti. Özkara: “İklim değişikliği orman yangınlarında belirleyici bir faktör” TOD Genel Başkanı Ahmet Hüsrev Özkara, giderek büyüyen orman yangını tehdidinin özellikle yerleşim alanları üzerindeki etkisinin nasıl azaltılacağının ele alınmasının önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin yangınlar ve diğer afetler açısından belirleyici bir faktör olduğunu belirten Özkara, “İklim değişikliği gerçekten çok önemli bir değişken ve yaşadığımız olaylar özellikle orman yangınları ve diğer afetlerle ilgili son derece belirleyici bir faktör.” dedi. Son yıllardaki yangın sayısı ve yanan alanlardaki artışa işaret eden Özkara, “Rakamlar açık bir şekilde hem adet olarak hem alan olarak bize şu gerçeği gösteriyor: İklim değişikliğinin henüz farkında değiliz, henüz bu konuda kendimizi yeteri kadar ifade edecek çalışmaları maalesef hayata geçiremiyoruz.” ifadelerini kullandı. Orman yangınlarıyla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin önemine vurgu yapan Özkara, sorunların birlikte değerlendirilerek ortak bir sistemin harekete geçirilmesi gerektiğini söyledi. Bu yaklaşımı “bütünleşik orman yangınlarıyla mücadele yönetimi” olarak tanımlayan Özkara, “Bu durum artık bir kurumun işin altından çıkacağı bir noktadan çıkmıştır, bu sadece Orman Genel Müdürlüğünün başarabileceği bir iş değildir.” dedi. Serter: “Orman yangınları yükselen yeni kentsel risk” ŞPO Afet Çalışmaları Merkezi Koordinatörü Dr. Gencay Serter ise şehir planlama mesleğinin temel faaliyet alanlarından birinin riskleri tespit etmek, mümkün olduğunda ortadan kaldırmak ve gerçekleşmesi halinde etkilerini en aza indirecek faaliyet ve arazi kullanım kararlarını belirlemek olduğunu söyledi. Afetlere karşı önlem alma yaklaşımının uzun yıllar ikinci plana atıldığını belirten Serter, “Gerçekleşmesi muhtemel risklere karşı önlem alma düşüncesi; maalesef ülkemizde uzun yıllardır hep ikinci plana atılmış ve bu yanlış tutum yaşanan her afette yıkıcı sonuçlar yaratarak kendini acı bir şekilde hatırlatmıştır.” ifadelerini kullandı. Ekonomik getiri odaklı yaklaşımların afet riskleri karşısında ciddi sonuçlar doğurabildiğine dikkat çeken Serter, “Halbuki, türü her ne olursa olsun yaşanan bir afet, elde edilen tüm ekonomik getirileri bir anda yok edebilmekte, sebep olduğu can kayıplarıyla toplumumuzda tarifi mümkün olmayan acılara sebep olmaktadır.” dedi. Serter, orman yangınlarına ilişkin mevzuatın yeterli seviyede olmadığını ve kentleşme süreçlerinde bu afet türünün adeta göz ardı edildiğini ifade etti. Orman yerleşim arayüzlerinde yapılaşma standartları değerlendirildi Açılış konuşmalarının ardından “Orman Yerleşim Ara Yüzü Alanlarında Yapılaşma Standartları” başlıklı panel gerçekleştirildi. Doç. Dr. Cihan Erdönmez’in moderatörlüğündeki panelde Prof. Dr. Doğan Dursun, Prof. Dr. Arzu Başaran Uysal, Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu ve Orman Mühendisi Vehbi Tutmaz konuşmacı olarak yer aldı. Çalıştayın öğleden sonraki bölümünde ise üç ayrı atölye çalışması gerçekleştirilecek. Atölyelerde; yerleşim ve orman bitişiğindeki orman alanlarında yaşanan sorunlar, eksiklikler ve alınabilecek önlemler ele alınacak. Çalıştayın sonunda ise atölye çalışmalarından elde edilen çıktıların sunumu gerçekleştirilecek.

Arıtılmış Atıksuyun Yeniden Kullanımı İçin Ulusal Master Plan Hazırlanıyor Haber

Arıtılmış Atıksuyun Yeniden Kullanımı İçin Ulusal Master Plan Hazırlanıyor

Türkiye’de su kaynakları üzerindeki baskının artmasıyla birlikte arıtılmış kentsel atıksuyun yeniden kullanımı için önemli bir çalışma yürütülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde yer alan bilgilere göre, arıtılmış atıksuyun güvenli ve sürdürülebilir şekilde yeniden kullanımını destekleyecek ulusal master plana temel oluşturacak teknik çalışmalar devam ediyor. İklim değişikliği, nüfus artışı ve kentleşmenin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırması, alternatif su kaynaklarının değerlendirilmesini daha önemli hale getiriyor. Bu kapsamda hayata geçirilen “Arıtılmış Kentsel Atık Suların Farklı Alternatifler İçin Yeniden Kullanımı” Projesi ile Türkiye’de arıtılmış kentsel atıksuyun farklı alanlarda yeniden kullanımına yönelik kapsamlı bir çerçeve oluşturulması hedefleniyor. Dünyadaki uygulamalar Türkiye mevzuatıyla karşılaştırılıyor Proje kapsamında öncelikle Avrupa Birliği ve farklı ülkelerde arıtılmış atıksuyun yeniden kullanımına ilişkin mevzuat, politika belgeleri ve yeni düzenleme önerileri inceleniyor. Farklı ülkelerdeki iyi uygulamalar Türkiye’deki mevcut mevzuatla karşılaştırılarak geliştirilmesi gereken alanlar belirleniyor. Böylece Türkiye’nin ihtiyaçlarına yönelik bir mevzuat boşluk analizi gerçekleştiriliyor. Atıksuyun farklı alanlarda kullanımı değerlendiriliyor Çalışmalar kapsamında arıtılmış kentsel atıksuyun hangi alanlarda güvenli şekilde yeniden kullanılabileceğine yönelik standartlar da ele alınıyor. Bu kapsamda tarımsal sulama, peyzaj sulama, endüstriyel kullanım, çevresel kullanım, dolaylı içme suyu kullanımı ve yeraltı suyu besleme gibi farklı kullanım alternatifleri değerlendiriliyor. Belediyeler ve paydaşların görüşleri alınacak Hazırlanması planlanan mevzuatın sosyal, ekonomik ve çevresel etkilerinin de ortaya konulması amaçlanıyor. Bu doğrultuda ilgili kamu kurumları, belediyeler, kuruluşlar ve diğer paydaşların görüş ve önerileri istişare çalışmaları ve çalıştaylar aracılığıyla alınacak. Elde edilen değerlendirmelerin mevzuat taslağının geliştirilmesine ve nihai hale getirilmesine katkı sağlaması bekleniyor. Amaç su kaynaklarını daha verimli kullanmak Proje kapsamında yürütülen çalışmalarla arıtılmış kentsel atıksuyun güvenli ve sürdürülebilir biçimde yeniden kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Aynı zamanda farklı kullanım alanlarını kapsayan, uygulanabilir ve Avrupa Birliği politikalarıyla uyumlu bir mevzuat çerçevesinin oluşturulması amaçlanıyor. Çalışmaların, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve sürdürülebilir su yönetiminin güçlendirilmesine katkı sağlaması bekleniyor.

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor Haber

Yağmurun Ülkesinde Kuraklık Alarmı: Birleşik Krallık İklim Değişikliğiyle Yüzleşiyor

Yağışlı havasıyla tanınan Birleşik Krallık, 2026 yazında tarihinin en şiddetli ve yıkıcı kuraklıklarından biriyle sarsıldı. Kış aylarındaki bol yağışa ve dolup taşan barajlara rağmen Nisan-Temmuz döneminde yaşanan olağanüstü kuraklık, iklim krizinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Newcastle Üniversitesi Hidroloji Okutmanı Dr. Anna Murgatroyd, son beş yılda üçüncü kez tekrarlanan bu krizin, uzun süreli sıcak hava dalgalarıyla kesişmesi nedeniyle geçmiş yıllara kıyasla çok daha hayati riskler barındırdığını vurguluyor. Islak Kışlar, Kurak Yazlar: "Hava Durumunda Kırbaç Etkisi" İklim modelleri, artan sera gazı emisyonlarının aşırı hava olaylarını birer istisna olmaktan çıkarıp günlük yaşamın parçası haline getirdiğini gösteriyor. Süreci "hava durumunda kırbaç etkisi" olarak tanımlayan uzmanlar, sistemin bir uçtan diğerine savrulduğuna dikkat çekiyor: Sıcaklık Rekorları ve Aşırı Talep: İngiltere'nin güneyi, doğusu ve Galler'de sıcaklıklar günlerce 30-35 derecenin, yer yer 40 derecenin üzerinde seyretti. Aşırı sıcaklar su talebini patlattı; bazı su şirketleri yaz döneminde beklenenin %20 üzerinde bir taleple karşılaştı. Jet Akımı ve Yüksek Basınç: Kuzey Atlantik jet akımının yerini Avrupa kıtası üzerinde kenetlenen yüksek basınç alanlarına bırakması, sıcak ve kuru havanın ada üzerinde sıkışıp kalmasına yol açıyor. Yangınlar, Kuruyan Nehirler ve Yükselen Gıda Fiyatları Kuraklığın sıcak dalgalarıyla birleşmesi ekosistem, gıda güvenliği ve toplum sağlığı üzerinde ağır tahribat yaratıyor: Çöken Ekosistemler ve Orman Yangınları: Nehir seviyeleri kritik eşiklerin altına düşerken bazı nehir yatakları tamamen kurudu. Toprak neminin tükenmesi ve kuruyan bitki örtüsü, ülke genelinde kontrol edilmesi güç orman ve fundalık yangınlarını tetikledi. Tarımda Mahsul Kaybı ve Pahalılık: Tarlalarını sulayamayan çiftçiler ürünlerini kurumaya terk etmek zorunda kaldı. Taze meyve ve sebzede dışa bağımlılık artarken, gıda fiyatlarındaki tırmanış sosyoekonomik baskıyı derinleştirdi. Sağlık Riskleri: Soğuma imkanlarının kısıtlanması; çocuklar, hamileler ve yaşlılar başta olmak üzere hassas grupların sağlığını doğrudan tehdit ediyor. Altyapı Yatırımları Tek Başına Yetersiz: Çözüm Talep Yönetiminde Oxford Üniversitesi’nde Londra’nın su temin altyapısı üzerine doktora çalışmasını tamamlayan Dr. Anna Murgatroyd, sadece yeni barajlar inşa etmenin veya depolama kapasitesini artırmanın tek başına çözüm olmadığını belirtiyor. Sürecin talep yönetimi ile desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Murgatroyd, atılması gereken üç kritik adımı şöyle sıralıyor: Akıllı Su Sayaçları: Evlerde sabit tarife yerine su sayacı kullanımına geçilerek bireysel tüketim bilincinin oluşturulması. Su Verimliliği Yüksek Teknolojiler: Yeni yapılarda su tasarruflu beyaz eşyaların ve sistemlerin kullanımının zorunlu kılınması. Eski Altyapı ve Sızıntı Önleme: Bazen 100 yılı bulan eski şehir altyapılarındaki boru sızıntılarının giderilmesi. Özelleştirmenin Unutulan Vaatleri Birleşik Krallık’ta su yönetimi 1989 yılında özelleştirilerek Thames Water ve Northumbrian Water gibi bölgesel özel şirketlere devredilmişti. Piyasa rekabeti sayesinde altyapıya devasa yatırımlar yapılacağı sözü verilmiş olsa da, ülkede son barajın 1992 yılında inşa edilmiş olması kamuoyundaki tepkileri artırıyor. Bugün İngiliz halkı, su şirketlerinin vaat ettikleri altyapı iyileştirmelerini acilen hayata geçirmesini talep ediyor. Kaynak: İklim Masası/www.iklimmasasi.com Kaynak: Selin Uğurtaş Kaynak: Dr. Anna Murgatroyd

11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu Balıkesir’de Başladı Haber

11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu Balıkesir’de Başladı

Balıkesir Üniversitesi ve Limnoloji Derneği iş birliğinde düzenlenen 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu, bilim insanları ve araştırmacıların katılımıyla Balıkesir’de başladı. Sempozyumda iç su kaynakları, limnoloji alanındaki güncel araştırmalar ve sürdürülebilir su yönetimi ele alınıyor. Limnoloji alanındaki bilimsel çalışmalar Balıkesir’de buluştu 31 Ağustos – 2 Eylül 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen 11. Ulusal Limnoloji Sempozyumu, Türkiye’nin iç su kaynaklarına yönelik bilimsel çalışmaların paylaşılmasına ev sahipliği yapıyor. Balıkesir Üniversitesi ve Limnoloji Derneği tarafından ortaklaşa düzenlenen sempozyumda, limnoloji alanındaki güncel araştırmalar, bilimsel gelişmeler ve iç su ekosistemlerine ilişkin çalışmalar değerlendiriliyor. Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü’nden 17 bildiri Sempozyuma Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü de kapsamlı bir katılım sağlıyor. Enstitü, 13 sözlü ve 4 poster bildiri olmak üzere toplam 17 bilimsel bildiriyle sempozyumda yer alıyor. Bilim insanları ve araştırmacıların bir araya geldiği etkinlik, ülkemizin göl, akarsu ve diğer iç su kaynaklarına yönelik araştırmaların paylaşılması ve değerlendirilmesi açısından önem taşıyor. Sürdürülebilir su yönetimine bilimsel katkı Eğirdir Su Ürünleri Araştırma Enstitüsü, yürüttüğü bilimsel çalışmalarla Türkiye’nin iç su kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetimine katkı sağlamayı sürdürüyor. Sempozyum kapsamında gerçekleştirilen bilimsel sunum ve poster çalışmalarının, limnoloji ve su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi alanındaki bilgi birikimine katkı sunması hedefleniyor.

Temmuz Ayı İklim, Fenolojik Durum ve Sulama Bülteni Yayınlandı Haber

Temmuz Ayı İklim, Fenolojik Durum ve Sulama Bülteni Yayınlandı

Tarım ve Orman Bakanlığı, 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin “İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme” istatistik bültenini yayımladı. Bültende yer alan değerlendirmelere göre, 2025-2026 tarım sezonunda Temmuz ayı itibarıyla Türkiye genelinde tarımsal üretim açısından olumlu ve dengeli bir dönem yaşanıyor. Mevcut koşulların tarımsal üretim açısından verim potansiyelini de desteklediği belirtiliyor. Temmuz 2026’da yağışlar, uzun yıllar normallerine göre yüzde 18, geçen yılın aynı dönemine göre ise yüzde 92 arttı. Yağışlardaki artışın ülke genelinde toprak nemini yükselterek bitki gelişimini desteklediği değerlendirildi. Sulama amaçlı barajlarda da olumlu bir tablo ortaya çıktı. Temmuz ayı itibarıyla sulama amaçlı barajların doluluk oranı yüzde 72,6 seviyesine ulaşırken, bu seviyenin önceki yıla göre su kaynakları açısından daha güçlü bir duruma işaret ettiği kaydedildi. Bültende, Türkiye genelinde yaygın bir kuraklık riskinin bulunmadığı değerlendirilirken, bazı bölgelerde aşırı yağışlara bağlı su yönetimi sorunlarına dikkat çekildi. Bunun yanı sıra aşırı yağış ve uygun nem koşullarına bağlı olarak lokal hastalık risklerinin de izlenmesi gerektiği belirtildi. Özellikle mantari hastalıklar ve zararlı baskısının bazı bölgelerde takip edilmesinin önem taşıdığı ifade edildi. Bölgesel değerlendirmelerin de yer aldığı bültende, 2025-2026 tarım sezonunun Temmuz ayı itibarıyla genel görünümünün tarımsal üretim açısından olumlu, dengeli ve verim potansiyeli yüksek olduğu ortaya konuldu. 2026 yılı Temmuz ayına ilişkin “İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme” istatistik bülteninin tamamına Tarım ve Orman Bakanlığı’nın internet sitesindeki bu bağlantıdan ulaşılabiliyor.

Ulusal Su Kurulu Toplandı: Bakan Yumaklı'dan Su Yönetiminde Yeni Dönem Mesajı Haber

Ulusal Su Kurulu Toplandı: Bakan Yumaklı'dan Su Yönetiminde Yeni Dönem Mesajı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğünde gerçekleştirilen Ulusal Su Kurulunun 6'ncı toplantısına başkanlık etti. İklim değişikliğinin etkilerine, yağış verilerine ve su yönetimine dair kritik açıklamalarda bulunan Yumaklı; "Suyu yalnızca tüketilen bir kaynak değil, üretimden ticarete tüm ekonomik süreçlerin parçası olarak değerlendireceğiz" dedi. Dünyanın dört bir yanında iklim değişikliğinin etkilerinin her geçen gün daha şiddetli hissedildiğini vurgulayan Bakan Yumaklı, kuraklık sürelerinin uzadığına ve kısa sürede meydana gelen şiddetli yağışların arttığına dikkat çekti. Türkiye’nin de bu küresel tablonun tam ortasında yer aldığını belirten Yumaklı, önümüzdeki dönemin su politikalarına ilişkin stratejik hedefleri paylaştı. "2025 Son 52 Yılın En Kurak Yılı Oldu, 2026’da Yağışlar Yüzde 30 Arttı" Yağış verilerindeki dengesizliğe dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, son yıllardaki kuraklık ve yağış grafiklerini şu sözlerle değerlendirdi: "2025 su yılı, yağışlarda yaşanan yüzde 26 azalmayla son 52 yılın en kurak yılı olarak kayıtlara geçti. 2026 su yılında ise ülkemiz genelinde yağışlar uzun yıllar ortalamasının yaklaşık yüzde 30 üzerinde seyrediyor. Son 66 yılın en yüksek yağış seviyelerinden birini yaşıyoruz." Geçen yılın aynı döneminde yüzde 43 civarında olan aktif baraj doluluk oranının bugün yüzde 72 seviyesine ulaştığını aktaran Yumaklı, bu tablonun sevindirici olduğunu ancak kontrolsüz yağışların bazı şehirlerde taşkın ve sellere yol açtığını ifade etti. Kuraklık ve Taşkın Riskine Karşı "Geleceği Planlayan" Su Politikası Günü kurtaran çözümler yerine geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ettiklerini söyleyen Bakan Yumaklı, bilimsel veriler ışığında 25 nehir havzasının bir bütün olarak yönetileceğini açıkladı. Ulusal Su Kurulunun bugüne kadar aldığı 37 karardan 27’sinin hayata geçirildiğini, kalan 10 karar üzerindeki çalışmaların ise aralıksız sürdüğünü bildirdi. Su Kanunu Taslağı Görüşe Açıldı, Su Ayak İzi Çalışmaları Hızlandı Su verimliliğini dijital ortama taşıdıklarını belirten Yumaklı, kritik başlıkları şöyle sıraladı: Su Kanunu Taslağı: Teknik hazırlıkları tamamlanan taslağa 2 binin üzerinde görüş geldi. Su Verimliliği Bilgi Sistemi: Hizmete giren sistemde kısa sürede 6 binden fazla kullanıcıya ulaşıldı ve 120 binin üzerinde belgelendirme başvurusu bekleniyor. Su Ayak İzi ve Sanal Su: Sakarya, Susurluk, Kuzey Ege, Batı Akdeniz, Büyük Menderes, Aras, Çoruh ve Gediz havzalarında çalışmalar tamamlandı. Hedef: 2030 yılına kadar tüm havzalarda su ayak izi haritasını çıkarmak. Erken Uyarı ve Akıllı Su Yönetimi Geliyor Kahramanmaraş merkezli depremler ve küresel çatışmaların su altyapısının korunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha kanıtladığını ifade eden Yumaklı; yapay zeka, sensörler ve yeni nesil dijital sistemlerle donatılmış akıllı bir su yönetim sistemi kuracaklarını söyledi. Ayrıca Türkiye'de aktif hizmet veren 1831 baraj ve göletin verimli işletilmesi, arıtılmış atık suların yeniden kazanılması ve sınır aşan sular konusundaki bölgesel iş birliklerinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer aldığı vurgulandı. 30 Bin Taşkın Haritası ve Tahliye Planı Hazırlandı Avrupa Birliği Taşkın Direktifi'ne uyumlu olarak 25 nehir havzasında Taşkın Yönetim Planları'nın tamamlandığını müjdeleyen Bakan Yumaklı, 30 binin üzerinde taşkın haritası ve tahliye planı hazırlandığını belirtti. Güncellenen Antalya Havzası örneğini veren Yumaklı, 2016'da 7 yerleşim alanında 44 olan tedbir sayısını, risk tespit edilen 196 yerleşim yerinde 482 tedbire çıkardıklarını kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.