Hava Durumu

#Su Yönetimi

Kırsal Haber - Su Yönetimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Su Yönetimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çiftçiye Tohum, Dar Gelirliye Bayram Desteği Haber

Çiftçiye Tohum, Dar Gelirliye Bayram Desteği

Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi, Mayıs ayı olağan toplantısını gerçekleştirdi. Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu başkanlığında toplanan mecliste; sosyal refah, tarımsal kalkınma ve şeffaf belediyecilik odaklı stratejik kararlara imza atılırken; kent vizyonunun geleceğini şekillendiren DESKİ’nin faaliyet raporu da genel kurulda tüm partilerin oy birliğiyle kabul edildi. Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi’nin Mayıs ayı oturumunda, kent vizyonuna değer katacak ve vatandaşların refah seviyesini doğrudan artıracak birçok stratejik karar masaya yatırıldı. Sosyal belediyecilik ve yerel kalkınma ilkeleri doğrultusunda hazırlanan gündem maddeleri görüşüldü. Horoz Kart sahiplerine bayram müjdesi Sosyal adalet ve dayanışma ruhunu canlı tutmayı hedefleyen Denizli Büyükşehir Belediyesi, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde ihtiyaç sahibi ailelerin yanında olmaya devam ediyor. Sosyal Yardım Yönetmeliği çerçevesinde yürütülen çalışmalar kapsamında önemli bir nakdi destek kararı alındı. Bu kapsamda, düzenli hane yardımı alması uygun bulunan ve Sosyal Destek Kartı (Horoz Kart) sahibi olan dar gelirli vatandaşlar bu destekten faydalanacak. Alınan meclis kararı doğrultusunda, 2026 yılı Kurban Bayramı vesilesiyle bu hanelerin mutfak masraflarına katkıda bulunmak ve bayram sevincini paylaşmak amacıyla hane başına 2.000 TL gıda (et) desteği yatırılacak. Bu destekle, bayramda ihtiyaç sahibi ailelerin sofralarına doğrudan katkı sağlanacak. Üreticiye Yem Bitkisi Tohumu Desteği Yerel üretimi güçlendirmek ve Denizli’nin tarımsal potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak adına meclis gündemine sunulan bir diğer önemli madde ise çiftçilere yönelik tohum desteği oldu. Destek kapsamda, il genelindeki tarımsal verimliliği artırmak, sürdürülebilir tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak ve hayvancılık sektörünün en büyük gider kalemini oluşturan kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamak amacıyla üreticilere “5’li karışım yem bitkisi tohumu” desteği verilecek. Söz konusu destekle sadece üretici maliyetlerinin düşürülmesi değil, aynı zamanda ekilen toprağın organik madde miktarının artırılması ve toprağın su tutma kapasitesinin geliştirilmesi gibi ekolojik faydalar da gözetilecek. Milli sporculara ücretsiz ulaşım ayrıcalığı Denizli’nin adını ve Türk bayrağını ulusal ile uluslararası müsabakalarda gururla dalgalandıran sporcular, Büyükşehir Belediyesi tarafından desteklenecek. Sporculuk hayatını sürdüren ve şehirde ikamet eden milli sporcuların motivasyonunu artırmak, antrenman ve ulaşım maliyetlerine katkıda bulunmak amacıyla yeni bir düzenlemeye gidildi. Mecliste kabul edilen madde uyarınca, Gençlik ve Spor Bakanlığı veya ilgili federasyonlarca verilen “Milli Sporculuk Belgelerini” ibraz eden tüm aktif sporcular, Denizli Büyükşehir Belediyesi Ulaşım San. ve Tic. A.Ş. tarafından işletilen şehir içi belediye otobüslerinden tamamen ücretsiz olarak yararlanabilecekler. Kardeş şehirlerle ortak proje ve hizmet Denizli Büyükşehir Belediyesi, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kurduğu dostluk ve iş birliği köprülerini somut projelere dönüştürmek için vites yükseltiyor. Belediye envanterini ve kurumsal tecrübesini diğer kentlerle paylaşmayı öngören madde, meclisin onayından geçti. Alınan karar doğrultusunda, Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin mevcut kardeş şehirleri ile ortak hizmet projeleri üretmesi, kentlerin karşılıklı gelişimi için deneyim paylaşımında bulunulması ve ihtiyaç duyulması halinde bu şehirlere ayni yardımlar yapılması kararlaştırıldı. Başkan Çavuşoğlu’ndan şeffaf belediyecilik vurgusu Şeffaf ve hesap verilebilir belediyecilik vurgusu yapan Başkan Bülent Nuri Çavuşoğlu, “Göreve geldiğimiz ilk gün bir söz verdik; belediyemizin kapısı da defteri de halkımıza sonuna kadar açık olacak. Bizim vizyonumuzda belediyecilik, sadece altyapı döşemek değil; o yatırımları yaparken milletin parasını nereye, nasıl harcadığınızı halka açık yüreklilikle gösterebilmektir. Kaynaklarımızı, halkımızın refahı, çiftçimizin üretimi ve çocuklarımızın geleceği için harcamaya devam edeceğiz” dedi. Görüşülen gündem maddelerinin hayırlı olmasını dileyen Başkan Çavuşoğlu, Denizli’yi her alanda daha güçlü, dayanıklı ve üretken bir kent haline getirmek için el birliğiyle çalışmaya devam edeceklerini vurgulayarak tüm meclis üyelerine katkılarından dolayı teşekkür etti. DESKİ 2025 Yılı Faaliyet Raporu görüşüldü Toplantının ardından ayrıca Denizli Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (DESKİ) 2026 Yılı Mayıs Ayı Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. Faaliyet Raporu’nun da görüşüldüğü toplantıda, kentin su yönetimi, modern kanalizasyon hatları ve çevre yatırımları masaya yatırıldı. Genel kurulda, kurumun gelecek vizyonunu şekillendiren kararlara oy birliğiyle imza atıldı.

CHP'li Sarıbal: ''Başka Havzalardan Su Taşımak İflasın İlanıdır'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Başka Havzalardan Su Taşımak İflasın İlanıdır''

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, İznik Gölü’nde yaşanan kuraklık ve su çekilmesine ilişkin DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan verileri değerlendirdi, “Doğanın yerine koyabildiğinin üç katından fazla su tüketiliyor. İznik Gölü her yıl biraz daha kuruyor, biraz daha yok oluyor. İznik Gölü ancak havza bazlı bilimsel su yönetimiyle korunabilir” dedi. DSİ Bursa Bölge Müdürlüğü verilerine göre, İznik Gölü’ne yıllık net doğal su katkısı yalnızca 23,28 milyon metreküp seviyesinde kalırken, gölden yapılan toplam yıllık su çekimi 79,51 milyon metreküpe ulaşıyor. Böylece gölde her yıl yaklaşık 56,23 milyon metreküplük su açığı oluşuyor. DSİ verilerine göre İznik Gölü Havzası’na yıllık toplam 363,9 milyon metreküp su girerken, bunun 340,6 milyon metreküpü buharlaşmayla kayboluyor. Milletvekili Sarıbal, iki ay önce Cargill CEO’sunun yaptığı “Gölden su çekmiyoruz, çekilmenin nedeni yanlış tarım sulaması” açıklamasını hatırlatarak, sempozyumda açıklanan resmi verilerin farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti. “Sorumluluğu yalnızca çiftçinin sırtına yıkmak büyük bir manipülasyon” diyen Sarıbal, İznik Gölü çevresindeki sanayi faaliyetlerine dikkati çekti. “YERALTI SUYU İLE GÖL BİRBİRİNDEN BAĞIMSIZ DEĞİL” Sempozyumda açıklanan verilere göre Cargill’e ait 130 ila 200 metre derinlikte 6 kuyu bulunduğunu, şirkete yıllık 1 milyon 463 bin metreküp yeraltı suyu tahsis edildiğini belirten Sarıbal, hidrolojik kuraklığın havza bazlı değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “Yeraltı ve yerüstü su varlıkları birbirinden bağımsız düşünülemez. Akarsular, göller, yeraltı suyu rezervleri ve ekosistemler aynı hidrolojik döngünün parçalarıdır” ifadelerini kullanan Sarıbal, derin kuyulardan yapılan sürekli çekimin gölü besleyen akiferleri zayıflattığını ve uzun vadede göl seviyesini doğrudan etkilediğini kaydetti. GEMLİK GÜBRE’NİN ÇEKTİĞİ SU, DOĞAL DENGENİN YARISINA DENK GELİYOR Milletvekili Sarıbal, yalnızca Gemlik Gübre Sanayi A.Ş.’ye verilen yıllık 10 milyon metreküplük tahsisin bile gölün yıllık doğal su gelirinin yaklaşık yüzde 43’üne denk geldiğini vurguladı. “Doğa gölü yılda net 23 milyon metreküp besleyebiliyorken, tek bir sanayi tahsisi bunun neredeyse yarısını kullanıyor. Demek ki sorun yalnızca kuraklık değil; sorun su kaynaklarını sermayenin kullanımına açan anlayıştır” dedi. BAŞKA HAVZALARDAN SU TAŞIMAK İFLASIN İLANIDIR İznik Gölü’nü beslemek amacıyla Sakarya Havzası’ndan Boğazköy Barajı üzerinden su aktarımı planlandığını belirten Sarıbal, bunun mevcut su yönetimi anlayışının sürdürülemez hale geldiğini gösterdiğini söyledi.“İznik Gölü’nü koruyamayanlar, şimdi başka havzaların suyuyla gölü ayakta tutmaya çalışıyor. Taşıma suyla değirmen döner mi? Gölden yapılan kontrolsüz su çekimleri ve plansız kullanım, İznik Gölü’nün doğal dengesini her geçen yıl daha da bozuyor. Bu nedenle çözüm; suyu yalnızca tüketilecek bir kaynak olarak gören anlayıştan vazgeçmek, havzanın tamamını esas alan kamucu ve sürdürülebilir bir yönetim modelini hayata geçirmektir” diyen Sarıbal, İznik Gölü’nün rant politikalarına ve plansız su kullanımına teslim edilmesine izin vermeyeceklerini ifade etti.

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor'' Haber

Gürer: ''Çiftçi Sayısı Azalıyor, Kırsal Yaşlanıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu ağır tabloyu değerlendirdi. Gürer, çiftçinin üretimden kopma noktasına geldiğini belirterek, “Çiftçi mutlu değil. Ürettiği üründen para kazanamıyor, borcunu çevirmeye çalışıyor” dedi. Konuşmasına Mustafa Kemal Atatürk’ün “Türkiye’nin gerçek sahibi ve efendisi gerçek üreticisi olan köylüdür” sözleriyle başlayan Gürer, Cumhuriyetin ilk yıllarında üreticiye verilen desteğin bugün sürdürülmediğini söyledi. “Cumhuriyetin ilk yıllarında çiftçiye, köylüye, üretene verilen desteklerle Türkiye yürüyebilseydi bugün 21 üründe arz açığı olan, ithalata mecbur bırakılan bir ülke olmayacaktık” diyen Gürer, özellikle hububat ve bakliyatta dışa bağımlılığın giderek arttığını vurguladı. “ÇİFTÇİ SAYISI AZALIYOR, KIRSAL YAŞLANIYOR” Türkiye’de çiftçi sayısının her geçen yıl düştüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne göre yaklaşık 2 milyon 300 bin çiftçi bulunuyor. Ancak nüfusa oranladığımızda ciddi bir azalma var. Kırsalda yaş ortalaması 58’e yükseldi” dedi. Kırsal yaşamın cazibesini kaybettiğini belirten Gürer, “Buralarda okul yok, sağlık ocağı yok, sosyal donatı alanı yok. İnsanlar yalnızca üretim için yaşıyor. Destek verilmediği için kırsal göç devam ediyor,” şeklinde konuştu. “22 YILDA ANKARA BÜYÜKLÜĞÜNDE TARIM ARAZİSİ KAYBEDİLDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son 22 yılda 2,5 milyon hektar tarım arazisinin kaybedildiğini belirterek, “Ankara büyüklüğünde tarım arazisi artık yok. Bu alanlar kaybedilmeseydi bugün yaklaşık 8 milyon ton daha fazla buğday üretirdik. Türkiye ithalata ihtiyaç duymazdı” ifadelerini kullanan Gürer, “Her saatte 18 futbol sahası büyüklüğünde tarım arazisi kaybediyoruz” dedi. “ÇİFTÇİ KAZANMIYOR, ARACILAR KAZANIYOR” Üretim maliyetlerindeki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını belirten Ömer Fethi Gürer, mazot, gübre, ilaç, elektrik ve sulama giderlerinin üreticiyi ezdiğini ifade etti. , “Çiftçi bu maliyet artışları kadar kazanmıyor. Aracılar, tüccarlar, ithalatçılar kazanıyor. Esas üreten ise desteklenmiyor” diyen TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, taban fiyat uygulamasının kaldırılmasıyla üreticinin tüccarın insafına bırakıldığını ifade etti. Alım fiyatı açıklanıyor ama tüccar bunun altında fiyat veriyor. Ürün tarlada değer bulmuyor” dedi. “TÜRKİYE 21 ÜRÜNDE ARZ AÇIĞI VERİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı hale geldiğini belirterek, “Buğdayda, arpada, pamukta, bitkisel ham yağda, soyada, ayçiçeğinde, cevizde, bademde, çayda ithalata muhtaç durumdayız,” dedi. Mercimek üretimindeki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “2025 yılında mercimek üretimi 2002’nin yarısı kadar gerçekleşti. Nohut ve fasulyede dahi arz açığı oluştu” diye konuştu. “TARIM KANUNU UYGULANMIYOR” Cumhurbaşkanı’nın Dünya Çiftçiler Günü’nde yaptığı açıklamalara değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun uygulanmadığını ifade ederek, “Tarım Kanunu’na göre 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek 722 milyar lira. Verilen destek ise yalnızca 168 milyar lira. Çiftçiye kanunla verilmesi gereken destek dahi verilmiyor. Tarım Bakanlığı’nın bütçesi bile çiftçiye verilmesi gereken desteğin altında tutuluyor,” ifadelerini kullandı. “GES YAPILSIN AMA VERİMLİ TARIM ARAZİLERİNE DEĞİL” Son dönemde verimli tarım arazilerine kurulan güneş enerji santrallerini de eleştiren CHP’li Ömer Fethi Gürer, “GES’e karşı değiliz ama verimli tarım arazileri üzerine GES yapılmasının mantığı yok. Yol kenarında ürün yetişebilecek en verimli alanlar enerji yatırımı için kullanılıyor. Bu da tarım alanlarının daha da daralmasına neden oluyor” dedi. “GEÇEN YIL KURAKLIK ÜRETİMİ VURDU” Su yönetimi ve kuraklık konusuna da değinen Ömer Fethi Gürer, “Türkiye geçtiğimiz dönemde yaşadığı kuraklık nedeniyle ciddi ürün kayıpları yaşadı. Geçen yıl yalnızca hububat ve bahçe bitkilerinde yaklaşık 20 milyon ton kayıp oluştu” dedi. “MAZOTTA ÖTV VE KDV KALDIRILMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini belirterek, çiftçinin ayakta kalabilmesi için acil düzenlemeler gerektiğini söyledi. Gürer, “Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Elektrik borçları yapılandırılmalı. Çiftçi borçları ötelenmeli, icralar durdurulmalı. Ziraat Bankası’nın yeniden çiftçi kuruluşuna dönüştürülmeli. Kooperatifçilik de güçlendirilmeli” dedi. “GIDA YOKSA YAŞAM YOK” Konuşmasının sonunda tarımın stratejik önemine dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çok güzel villalarınız olabilir, çok güzel apartmanlarınız olabilir ama gıdanız yoksa yaşamı sürdüremezsiniz. Duvarı kemirerek yaşam devam etmiyor.” Sümerlerden kalan bir sözü hatırlatan Gürer, “Koyunu ve buğdayı olanın kapısını altını olan bekler” diyerek gıdanın ve üretimin önemine vurgu yaptı. Gürer, “Çiftçiyi, üreticiyi sahiplenmek zorundayız. Çünkü bu sektör milli güvenlik kadar önemlidir” dedi.

''Süper El Niño'' İhtimali Güçleniyor: Sıcaklık Rekorları Kırılabilir! Haber

''Süper El Niño'' İhtimali Güçleniyor: Sıcaklık Rekorları Kırılabilir!

Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı, Pasifik Okyanusu’ndaki son gözlemlerin, 2026’nın ikinci yarısında çok güçlü bir El Niño gelişebileceğine işaret ettiğini söyledi. Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı konu ile ilgili yaptığı araştırmada şu ifadelere yer verdi; ''Pasifik Okyanusu’ndaki son gözlemler, 2026’nın ikinci yarısında çok güçlü bir El Niño gelişebileceğine işaret ediyor. Bazı tahmin modelleri, 1997-98 ve 2015- 16’daki rekor olayları aşabilecek ölçekte bir “Süper El Niño” ihtimalini gündeme getiriyor. Eğer öngörüler gerçekleşirse, El Niño küresel sıcaklıkları geçici olarak daha da yukarı taşıyabilir ve 2027 yeni sıcaklık rekorlarının yılı olabilir. Şu anda tahminlerin en belirsiz olduğu “ilkbahar bariyeri” dönemi devam ediyor; daha net tablo yaz aylarında ortaya çıkacak. Olası bir El Niño’nun Türkiye’ye etkileri, büyük ihtimalle daha dolaylı olacak. Küresel sıcaklıkların daha da artması; sıcak hava dalgaları, yüksek gece sıcaklıkları ve uzun orman yangını sezonu riskini artırabilir.'' dedi. Doç. Dr. Yavaşlı araştırmasının devamında şu ifadeleri kullandı; ''Tropikal Pasifik’teki son gözlemler ve mevsimsel tahmin modelleri, 2026’nın ikinci yarısında güçlü bir El Niño olayının gelişebileceğine işaret ediyor. Modellerin önemli bir bölümü, gayriresmi olarak “Süper El Niño” diye anılan çok güçlü bir senaryoya yaklaşıyor. Ancak iklim biliminde tahminlerin en kırılgan olduğu “ilkbahar belirsizlik bariyeri” hâlâ aşılmış değil; daha net tabloyu Haziran ve Temmuz güncellemeleri ortaya koyacak. Ortalama tahminler gerçekleşirse, oluşabilecek El Niño’nun şiddeti 1997-1998 ve 2015-2016’daki rekor olayları geride bırakabilir. Daha yüksek tahminler ise tarihsel rekoru ezici biçimde aşan, henüz gözlenmemiş güçte bir El Niño ihtimalini gündeme getiriyor. Böyle bir tablo, küresel sıcaklıkları geçici olarak daha da yukarı taşıyacaktır. Üstelik El Niño artık, insan kaynaklı iklim değişikliği nedeniyle zaten ısınmış bir atmosferin içinde gelişiyor. Bu nedenle 2027’nin yeni bir küresel sıcaklık rekoru kırması sürpriz olmayacaktır. El Niño; dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış, sıcak hava dalgaları ve tarımsal üretim kayıpları gibi sonuçlar doğurabiliyor. Türkiye üzerindeki etkiler ise daha dolaylı hissedilecek. Asıl risk, küresel sıcaklıklardaki artışın Türkiye’nin hâlihazırda kırılgan olan iklim koşullarını daha da zorlaması. Öngörülerin gerçekleşmesi halinde özellikle Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu’da daha yoğun sıcak hava dalgaları, yüksek gece sıcaklıkları ve uzayan orman yangını sezonları görülebilir. El Niño nedir? El Niño, Pasifik Okyanusu’nun ekvator çevresindeki orta ve doğu kesimlerindeki deniz yüzeyi sıcaklıklarının, çok yıllık ortalamanın belirgin biçimde üzerine çıkmasıyla tanımlanır. Okyanus ve atmosfer arasındaki etkileşimler sonucu gelişir. Normal koşullarda alize rüzgârları, sıcak yüzey suyunu Pasifik’in batısında biriktirir. Derinden gelen soğuk su, doğuda yüzeye yükselir. El Niño döneminde ise alizeler zayıflar, hatta yer yer tersine döner. Bu da sıcak su kütlesinin doğuya yayılmasına neden olur. Yağışa neden olan yükselen hava hareketleri de Pasifik Okyanusu’nun orta kesimlerine doğru kayar. Sonuçları: Kuraklık, aşırı yağışlar, sıcak hava dalgaları Bu kayma, yalnızca Pasifik kıyısındaki ülkeleri ilgilendirmez. Walker dolaşımını, jet akımları ve büyük ölçekli yağış kuşaklarını yeniden şekillendirir. Avustralya’dan Güney Amerika’ya, Doğu Afrika’dan Güneydoğu Asya’ya kadar dünyanın farklı bölgelerinde kuraklık, aşırı yağış, sıcak hava dalgaları ve tarımsal üretim baskıları gibi etkilere yol açar. Bugünkü tablo: Çok şiddetli bir El Niño olasılığı var El Niño, kardeşi La Niña ile birlikte, ‘‘ENSO’’ (El Niño-Güneyli Salınım) adı verilen iklim salınımının iki ucunu oluşturur. El Niño ve La Niña, yıllar arası iklim değişikliğinin en güçlü doğal sürücüsüdür. Bugünkü tabloyu dikkat çekici yapan ise yalnızca El Niño ihtimalinin artmış olması değil, bazı tahmin sistemlerinin olayın şiddetini çok yüksek göstermesi. NOAA (ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi) 11 Mayıs 2026 tarihli resmi değerlendirmesine göre Mayıs-Temmuz 2026 döneminde El Niño gelişme olasılığı yüzde 61’e çıktı. Yıl sonuna kadar sürmesi beklenen olayın ‘‘çok güçlü bir El Niño’’ düzeyine ulaşmasına ise dörtte bir olasılık veriliyor. Ancak NOAA’ya göre bu, ekvatoral Pasifik’teki batılı rüzgâr anomalilerinin yaz ayları boyunca devam etmesine bağlı - yani henüz kesinleşmiş değil. Columbia Üniversitesi Uluslararası İklim ve Toplum Araştırma Enstitüsü’nün (IRI) 20 Nisan 2026 tarihli teknik güncellemesine göre ise 15 Nisan itibariyle +0,5°C eşiğine ulaşıldı. IRI bu durumu ‘‘hızla gelişen ENSO koşulları’’ olarak nitelendiriyor ve Temmuz-Eylül 2026 için El Niño olasılığını yüzde 94’e çıkarıyor. IRI’ye göre asıl soru ‘‘El Niño olacak mı’’ değil, ‘‘ne kadar güçlü olacak?’’ Emsalsiz bir El Niño yaşanabilir Ancak tek bir modelin uç tahmininden hareketle ‘‘süper El Niño geliyor’’ demek doğru değil; bireysel modellere değil çok-model topluluklarına bakmak gerekir. Bu çerçevede iklim bilimci Zeke Hausfather’ın 13 farklı modelleme grubundan 637 ayrı tahmini tek bir derlemede toplayan veri seti son derece değerli. Hausfather’ın 30 Nisan’da Climate Brink Dashboard’da yayımladığı yazıda beklenen El Niño için farklı modellerin medyan tepe değeri +2,7°C olarak veriliyor. Bu rakamın ne anlama geldiğini somutlaştırmak için tarihsel referans gerekli: 1997-98 Süper El Niño’sunun zirvesi yaklaşık +2,4°C idi. 2015-16 olayı ise yaklaşık +2,6°C civarındaydı. Yani bu öngörü doğrulanırsa 2026-27 olayı, modern kayıt tarihin en güçlü El Niño’su olabilir. Farklı modellerin üst yüzdelik dilimi olan +3,8°C ise tarihsel rekoru ezici biçimde aşan bir senaryoya işaret ediyor. Bu eşik, şimdiye kadar gözlenmiş hiçbir olayda görülmedi. 2027’nin küresel sıcaklık rekoru kırması muhtemel Bu olayın küresel sıcaklıklara etkisi ise büyük. Güçlü El Niño olayları, okyanustan atmosfere doğru olağandışı miktarda ısı transferine yol açar. Bu transfer, küresel ortalama yüzey sıcaklığını geçici olarak yukarı çeker. El Niño’nun Aralık 2026 civarında zirve yapmasının asıl etkisi, 2027 yılı boyunca gözlenir. Türkiye’deki El Niño etkisini, tropik bölgelerdeki kadar doğrudan okumamak gerekir. El Niño’nun gelişmesi, Türkiye’de mutlaka kuraklık olacağı veya aşırı yağış görüleceği anlamına gelmez. Türkiye’nin yağış ve sıcaklık rejimi üzerinde daha belirleyici olan etkenler vardır (Kuzey Atlantik Salınımı, Akdeniz üzerindeki basınç alanları, batı rüzgarları vs. gibi). Ancak El Niño sinyalini tamamen yok saymak da doğru değil. Küresel sıcaklıkların artması, Türkiye’nin kırılgan koşullarını zorlar Türkiye için asıl risk, El Niño nedeniyle artan küresel sıcaklıkların, Türkiye’nin halihazırda kırılgan iklim koşullarına eklenmesidir. Eğer 2026 sonu-2027 başında öngörülen küresel ısınma ivmesi gerçekleşirse, Türkiye’de uzun süreli sıcak hava dalgalarının yaşanması, gece sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, orman yangını sezonunun uzaması ve tarımsal su talebinin artması gibi sonuçlar doğurabilecek hassas bir döneme girilir. Bu açıdan en hassas bölgeler, Akdeniz, Ege ve Güneydoğu Anadolu. El Niño artık daha sıcak bir dünyada yaşanıyor Burada doğal değişkenliği, iklim değişikliğinin yerine koymadığımı vurgulamak isterim. El Niño doğal bir salınım, fakat üzerine bindiği iklim sistemi de artık 1997’den de 2015’ten de belirgin biçimde daha sıcak. Aynı büyüklükteki bir El Niño bugün, 30 yıl öncesine göre çok daha sıcak bir okyanus ve daha enerji yüklü bir atmosfer üzerinde etkisini gösteriyor. Yağış rejimi açısından ise şimdiden kurak veya yağışlı gelecek hükmü vermek mümkün değil. Haziran sonrasındaki tahmin güncellemeleri ile birlikte durum daha net görülecek. Panik değil hazırlık gerektiren bir tablo ile karşı karşıyayız. Belediyelerin, sağlık otoritelerinin, tarım ve enerji planlamacılarının yapması gereken, mevsimsel tahminleri yakından izlemek ve sıcak hava dalgası, yangın, su yönetimi konularındaki erken uyarı sistemlerini güncel tutmak. Kaynak: İklim Masası Kaynak: Doç. Dr. Doğukan Doğu Yavaşlı / Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak Haber

Kuzey Ege’den Stratejik Hamle: Zeytinciliğin Yol Haritası Yazılacak

AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, Ayvalık’ı dört gün boyunca Türkiye tarımının karar ve vizyon merkezine dönüştürecek. Altınova Kapalı Pazaryeri, 15-18 Mayıs 2026 tarihlerinde önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. İlk AgroAyvalık Tarım ve Hayvancılık İhtisas Fuarı ile eş zamanlı düzenlenecek Zeytin Üretim Zirvesi, aynı çatı altında birleşerek üretimden tedarik zincirine uzanan güçlü bir etkileşim alanı oluşturacak. Bu iki organizasyonun bir araya gelmesi, Ayvalık’ta tarımın geleceğine dair ortak akıl ve üretim vizyonunun şekillendiği kritik bir buluşma zemini ortaya koyacak. ZEYTİNCİLİĞİN YOL HARİTASI Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nde, zeytinciliğin geleceğine ilişkin çok boyutlu başlıklar ele alınacak. Zirvenin yalnızca sorunların dile getirildiği bir platform olmayacağını, aynı zamanda çözüm önerilerinin birlikte üretileceği bir ortak akıl zemini oluşturacağını vurgulayan Uğural, “Yerel yöneticilerden akademisyenlere, üreticilerden sanayici ve ihracatçılara kadar zeytine dair sözü olan herkes bu zirvede bir araya gelecek. Burada zeytinciliğin geleceğini konuşacağız; küresel baskılar karşısında sektörün nasıl daha dirençli ve güçlü hale gelebileceğini tartışacağız. Bu zirveden çıkacak sonuçların, Türkiye zeytinciliği için yeni bir yol haritası niteliği taşımasını hedefliyoruz” ifadelerini kullandı. KIRSAL KALKINMANIN DİNAMİKLERİ Zirvenin ilk gününde yerel yönetimlerin tarım politikaları ele alınacak. Ayvalık Belediye Başkanı Mesut Ergin, Dikili Belediye Başkanı Adil Kırgöz ve Gömeç Belediye Başkanı Melih Bağcı kırsal kalkınma, üretim planlaması ve bölgesel tarım yatırımları üzerine değerlendirmelerde bulunacak. Aynı gün gerçekleştirilecek “Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem” oturumunda ise üreticiler ve sektör temsilcileri mevcut piyasa koşullarını analiz edecek. ZEYTİNCİLİĞİN ROTASI ÇİZİLECEK İkinci gün düzenlenecek “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu” başlıklı oturum, zirvenin en dikkat çekici bölümlerinden biri olacak. Ayvalık, Edremit ve Burhaniye ticaret odalarının başkanları; coğrafi işaretin ekonomik değeri, lisanslı depoculuğun sektöre etkisi ve Kuzey Ege zeytinyağının dünya pazarındaki konumunu değerlendirecek. Aynı gün gerçekleştirilecek sektör forumunda ihracatçılar, üreticiler ve akademisyenler bir araya gelecek. Türkiye’nin zeytin ve zeytinyağında küresel pazardaki rekabet avantajı, maliyet baskıları ve yeni ihracat stratejileri masaya yatırılacak. Balıkesir Üniversitesi’nden akademisyenlerin de katılacağı forumda bilimsel üretim yöntemleri, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve verimlilik odaklı modeller öne çıkacak. SÖZ KADIN ÜRETİCİLERDE Zirvenin üçüncü gününde kadın üreticiler söz alacak. Aile işletmelerinden markalaşma süreçlerine kadar birçok başlığın ele alınacağı oturumda, kırsal ekonomide kadın emeğinin artan rolüne dikkat çekilecek. Günün son bölümünde gerçekleştirilecek üretici oturumunda ise ziraat odaları başkanları yeni sezona ilişkin saha verilerini paylaşacak. Özellikle kuraklık riski, su yönetimi, üretim maliyetleri ve rekolte beklentileri zirvenin en kritik gündem başlıkları arasında yer alacak. Sektör temsilcileri, Ayvalık’ta gerçekleştirilecek Zeytin Üretim Zirvesi’nin, Türkiye zeytinciliğinin geleceğine ilişkin önemli karar süreçlerine zemin hazırlayacağı görüşünde birleşiyor. Üretimin sürdürülebilirliği, ihracat kapasitesinin artırılması ve yüksek katma değerli marka ekonomisinin oluşturulması açısından zirvenin sektöre güçlü bir perspektif sunması bekleniyor. Asırlardır zeytinle büyüyen Ayvalık, şimdi yalnızca üretimin değil; zeytin ekonomisinin geleceğini şekillendirecek fikirlerin de merkezi olmaya hazırlanıyor. ZEYTİN ÜRETİM ZİRVESİ PROGRAMI 1.Gün – 15 Mayıs 2026 AÇILIŞ TÖRENİ 12.00 STAND ZİYARETLERİ 1. Oturum – 14.30 Kuzey Ege’de Yerel Yönetimlerin Tarım Politikaları · Moderatör: İsmail Uğural – Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı · Konuşmacılar: · Mesut Ergin – Ayvalık Belediye Başkanı · Adil Kırgöz – Dikili Belediye Başkanı · Melih Bağcı – Gömeç Belediye Başkanı 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağı Üretiminde Gündem · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Hüseyin Bozkurt – Zeytin Üreticisi · Mehmet Cavlı – Komili Orjinasyon Müdürü · Fatih Cenikli – Zeytinyağı Üreticisi 2. Gün – 16 Mayıs 2026 1. Oturum – 15.00 Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetişimi ve Lisanslı Depoculuk · Moderatör: Dr. Hakkı Çetin – Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Uzmanı · Konuşmacılar: · Ali Uçar – Ayvalık Ticaret Odası Başkanı · Ahmet Çetin – Edremit Ticaret Odası Başkanı · Hasan Varol – Burhaniye Ticaret Odası Başkanı 2. Oturum – 16.30 Zeytin ve Zeytinyağı Sektör Forumu · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Ali Nedim Güreli – Zeytinyağı İhracatçısı · Mustafa Alhat – Zeytin ve Zeytinyağı Üreticisi · Dr. Mücahit Kıvrak – Balıkesir Üniversitesi Edremit MYO Zeytincilik Bölümü Öğretim Görevlisi 3. Gün – 17 Mayıs 2026 1. Oturum – 14.30 Kadın Çiftçiler Konuşuyor · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Konuşmacılar: · Deniz Sabuncugil – 4. Nesil Zeytinyağı Üreticisi · Şensal Arslan – Zeytin Üreticisi · Tuğba Nur Çelikel – Zeytinyağı Üreticisi · Esra Ovalı – Uyan Zeytincilik Üretim Sorumlusu 2. Oturum – 16.00 Zeytin ve Zeytinyağında Üreticinin Yeni Sezon Beklentileri · Moderatör: İsmail Uğural – TAGYAD Başkanı · Ziraat Odaları Başkanları katılımıyla

Bakan Yumaklı'dan Net Mesaj: "Tarım Artık Bir Milli Güvenlik Meselesidir!" Haber

Bakan Yumaklı'dan Net Mesaj: "Tarım Artık Bir Milli Güvenlik Meselesidir!"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yalova’da düzenlenen "Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni"nde hayati açıklamalarda bulundu. Tarımın sadece bir ekonomik faaliyet olmadığını vurgulayan Yumaklı, gıda arz güvenliğinin ülkelerin bağımsızlığı ile doğrudan ilgili olduğunu ifade etti. ​"Tarımsal Hasılada Avrupa Lideriyiz" ​Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nde çiftçilerle buluşan Bakan Yumaklı, Türkiye’nin tarımdaki küresel gücüne dikkat çekti. Dünyadaki jeopolitik krizler ve iklim değişikliği karşısında Türkiye'nin konumunu şu sözlerle özetledi: ​"Ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa'da birinci, dünyada ise ilk 10 ülke arasında yer alıyor. Toprağına sahip çıkan ve suyunu verimli kullanan ülkeler artık dünyada stratejik gücü elinde tutuyor. Tarım, sadece çiftçinin faaliyeti değil; ülkelerin bir milli güvenlik meselesidir." ​Yalova'da Üretime Büyük Destek: Fide ve Sulama Sistemleri Dağıtıldı ​Yüzölçümü küçük olmasına rağmen Yalova'nın üretim kapasitesinin memnuniyet verici olduğunu belirten Yumaklı, tören kapsamında çiftçilere sağlanan destekleri açıkladı. Bitkisel üretimi güçlendirmek adına dağıtılan ekipmanlar şunlar: ​170 bin adedi aşkın sebze fidesi toprakla buluşuyor. ​46 ton sera örtüsü ile 130 dekarlık alan yeniden üretime kazandırılıyor. ​650 rulo damlama sulama hortumu ile su israfının önüne geçiliyor. Suyun Her Damlası İçin Yeni Dönem: "En Kıymetli Meta" ​Konuşmasında su verimliliğine geniş yer ayıran Bakan Yumaklı, geleceğin en büyük gündem maddesinin su yönetimi olacağını söyledi. Kuraklığa karşı alınan tedbirlerin toplumsal bir seferberliğe dönüşmesi gerektiğini vurguladı: ​"Suyu israf etmeden kullanmak zorundayız. Boşa akan her bir damla su, bu ülkenin geleceğinden çalmaktadır. Suyu sadece bir kaynak değil, geleceğin en kıymetli metası olarak görmeliyiz." ​Modern Üretim ve Sürdürülebilirlik Hedefi ​Bakanlık olarak tarım arazilerinin etkin kullanımı projelerine (TAKE) devam edeceklerini belirten Yumaklı, özellikle çalı fasulyesi ve yağlık ayçiçeği tohumu dağıtımlarıyla üreticinin maliyetlerini düşürmeyi hedeflediklerini söyledi. Modern üretim tekniklerinin verimlilik artışındaki rolüne değinen Bakan, "Üreten herkesin yanındayız" mesajı verdi. ​Tören, Bakan Yumaklı ve protokol üyelerinin çiftçilere sera örtüsü, fide ve sulama hortumlarını bizzat teslim etmesiyle sona erdi.

Gürer: "Pamukta Tehlike Çanları Çalıyor" Haber

Gürer: "Pamukta Tehlike Çanları Çalıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer pamukta tehlike çanları çaldığını ve pamuk üretiminin Çukurova başta olmak üzere oluşan sorunlardan dolayı gerilediğini söyledi. Pamuk ürünün stratejik bir ürün olduğunu belirten Ömer Fethi Gürer “Pamuk ürünü stratejik bir üründür. Tarım ve sanayi arasında bağ oluşturan pamuk tekstil ve hazır giyim endüstrisi temel hammaddesidir, Pamuk üretimi doğrudan her kesimi de ilgilendirmektedir. Çok yönlü kullanım alanları vardır. Tekstil ve hazır giyim yanı sıra yemeklik yağ üretiminde, küspesi hayvan yemi olarak ve de sabunda elde edilmek üzere de çoklu üretim sağlanıyor. Ülkemizde dünyada pamuk ekilişi ve üretimi ile önemli bir konuma da sahipti. Son yıllarda oluşan sorunlar pamuk üretimini tehdit etmektedir. Pamuk verimliliği son 10 yılda ortalama hektara 1713 kg olarak gerçekleşirken 2025-2026 dönemi için 1.654 kg hektar düşmesi tahmin edilmektedir. Küresel iklim değişikliği yanında su sorunu ve girdi maliyetlerinde ciddi artış ve düşük alım fiyatı pamuk üreten çiftçiyi doğrudan etkilemektedir. Üretimim sürdürülebilmesinde verimlilik ve modern tarım tekniklerinin yeterince yaygınlaşmamasının da olumsuz etkisi göz ardı edilmemelidir. “Dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer Pamuk ekiminin başladığı bu dönemde üreticinin pamuk ekmekte isteksiz olduğunu geçen yıl üreticinin yine üründen para kazanmadığı ve sulama suyunda yaşadığı sorunlar içinde farklı ürün desenlerine yöneldiklerini görüştüğü çiftçilerin ifade ettiğini de söyledi. Geçtiğimiz yıl 22 TL ile 25 TL arasında fiyatlanan pamuğun girdi maliyetleri ile çiftçiyi zarar ettirdiğini söyleyen CHP milletvekili Ömer Fethi Gürer rekoltenin düştüğünü ve ithalatında arttığını belirtti. Gürer “Ülkemizde 2021 2025 yılları arasında ortalama 460 bin hektarda pamuk ekimi gerçekleşti. 2022 yılında ekim alanı artması ile 2.750.000 ton çıkan çırçırlanmış kütlü üretimi, 1.017.500 ton çırçırlanmış lifli pamuk üretimi 2024 yılında 2.234.000 ton çırçırlanmış kütlü, 2024 yılında 829.910 çırçırlanmış lifli pamuk üretimi geriledi. 2025 yılında lifli pamuk üretiminde 830 bin ton civarında gerçekleşirken Bu yılda üretimde düşme öngörülmektedir .”diye konuştu. Gürer” Kot kumaşı, kadife ve havlu kumaşı gibi bir çok tekstil ürününde yaygın kullanılan pamuk aynı zamanda tekstil sektörünün geleceğine yönelikte önemlidir. Yurt içi pamuk üretiminde gerileme ve yetersizlik için çiftçi desteklemek yerine ithalat ile açık kapatılmaya çalışılmaktadır. 2024 yılında 762 bin 269 ton pamuk ithal edilirken 1 milyon 548 bin dolar yurt dışına dövizimiz gitti.2025 yılında 971 bin 530 bin ton, ithal karşılığı 1 milyon 707 bin dolar yurt dışına ödendi. 2026 yılı ilk iki ayında 182 bin 708 ton pamuk ithal edildi. 297 bin 209 dolar yurt dışına giden dövizimiz oldu. Ve artan bir ithalatımızda söz konusudur. Çiftçilerin, pamuk yerine daha az masraflı ve daha karlı gördükleri alternatif ürünlere yönelmesi nedeniyle pamuk ekim alanlarında %18'lik bir azalma (yaklaşık 350.000 hektara düşüş) öngörülmektedir. Hazır giyim ve tekstil sektöründeki küresel siparişlerin azalması, iplik fabrikalarının kapasite kullanım oranlarını daraltması, İç talepteki durgunluk, pamuk üreticisi üzerinde olumsuz fiyat baskısı yaratmaya devam etmektedir. Ülkemiz dünya pamuk üretiminde önemli bir yere sahip iken bu alanda da giderek gerilemektedir. Ege ve Güneydoğu da pamuk üretimi yoğunlaşırken Beyaz altın olarak tanımlanan Çukurova bölgesinde pamuk üretimi yerini farklı ürün desenlerine terk etmiştir. Özellikle Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesinde ve Ege'de sulama suyuna erişimdeki yerel maliyet artışları ve olası kısıtlamalar, yüksek su tüketen bir bitki olan pamuk için temel bir üretim sorununa dönüşmektedir. Düşük uluslararası fiyatlar ülkemizde yüksek girdi maliyeti ile oluşan fiyat nedeni ile pamuk üretimi sorun artacağı görülmektedir. Dayalı olduğu sanayinin devamı içinde pamuk doğru planlanması gereken başlıca ürünlerdendir. Sürdürülebilir pamuk üretimi girdi maliyet artışı dengelenmesi, alım fiyatının maliyete uygun oluşması yanında su yönetimi ile doğrudan ilgili noktaya ermiştir. Bu bağlamda pamukta özellikle GAP ve EGE de su sorunu doğru planlanıp yönetilmesi zorunludur. Planlı üretim yanında destekler ekonomik durumun yarattığı olumsuzluk altında kalmaması için alım fiyat girdi maliyeti makul kar dikkate alınarak belirlenmelidir. ”dedi. TBMM Tarım orman ve Köy işleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer” Ülkemizin yıllık pamuk ihtiyacının 1 milyon 600 bin ton olduğu düşünüldüğünde iç üretim ile yarısı karşılanabilmektedir. Binlerce üreticimizin gelir kapısı ve de binlerce işçimizin istihdamını sağlayan tekstil ve hazır giyim sektörünün Türkiye ihracatında % 30 luk bir paya sahip olduğu da unutulmamalıdır. Üretim zinciri korunması pamuk üretiminin artırılması için tedbirler alınması pamukta kooperatiflerin yeniden işlevlerini artırılması da sağlanmalıdır. Ülkemiz için stratejik öneme sahip ürünün güçlü bir tarım sanayi politikasının olması da sağlanmalıdır. Daha çok üretim daha çok istihdam daha çok yurt dışına ürün ihracatı ve ülke ekonomisine katkısı yüksek pamuk ürününe sahip çıkılması şarttır.” Diye konuştu.

Konya’da Hayvancılığın Geleceği İçin Kritik Zirve Haber

Konya’da Hayvancılığın Geleceği İçin Kritik Zirve

Konya Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği (DSYB) ve TÜSEDAD iş birliğiyle düzenlenen "Su Kısıtında Sürdürülebilir Hayvancılık" toplantısı, bölge üreticisi için yeni bir yol haritası çizdi. Toplantıda, su krizine karşı münavebeli ekim ve hayvan besleme stratejileri masaya yatırıldı. Sektör Temsilcileri ve Üreticiler Konya’da Buluştu TÜSEDAD Üretici ve Sektör Temsilcileri Buluşmaları’nın 5.’si, Türkiye’nin tarım ambarı Konya’da gerçekleştirildi. Konya DSYB Başkanı Edip Yıldız, TÜSEDAD Başkanı Müslüm Doğru ve TÜSEDAD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Ali İmamoğlu’nun açılış konuşmalarıyla başlayan etkinlikte, hayvancılığın en büyük maliyet kalemlerinden biri olan yem ve su kullanımı arasındaki denge ele alındı. Programa; tarım ilçe müdürlükleri, Ziraat Bankası yetkilileri, veteriner hekimler odası ve ziraat odaları gibi sektörün tüm paydaşları yoğun katılım sağladı. Silajlık Mısırda Münavebe Dönemi: Su Tasarrufu ve Verimlilik Toplantı kapsamında düzenlenen panelde, Konya bölgesinde yoğun olarak ekimi yapılan silajlık mısır mercek altına alındı. Nihat Öztürk moderatörlüğünde; Prof. Dr. Armağan Hayırlı, Prof. Dr. Süleyman Soylu ve Hüseyin Doğançukuru’nun paylaştığı verilere göre, mısır ekiminin münavebeye (ekim nöbeti) bağlanmasının hayati önem taşıdığı vurgulandı. Panelden Öne Çıkan Başlıklar: Su Yönetimi: Azalan su kaynakları karşısında mısır ekim alanlarının planlanması. Hayvan Besleme: Münavebenin kaba yem kalitesi ve hayvan rasyonları üzerindeki doğrudan etkileri. Ekonomik Sürdürülebilirlik: Girdi maliyetlerini düşürmek için alternatif ürün desenlerinin kullanımı. Üreticiler İçin Çözüm Odaklı Yaklaşım Panelistler, sadece sorunu tespit etmekle kalmayıp üreticilere uygulanabilir çözüm önerileri sundu. Özellikle su kısıtı olan bölgelerde sürdürülebilir hayvancılık için akademik bilgiyle sahadaki tecrübenin birleştirilmesi gerektiği ifade edildi. Ziraat Bankası ve TKDK temsilcilerinin de katılımıyla, bu dönüşümü destekleyecek finansal mekanizmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu.

Gaziantep’te COP31 Seferberliği: "İklim Meselesi Bir Kalkınma Meselesidir" Haber

Gaziantep’te COP31 Seferberliği: "İklim Meselesi Bir Kalkınma Meselesidir"

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, COP31 İklim Elçileri Eğitim Kampı’nda yaptığı konuşmada, iklim krizinin artık bir çevre sorunu olmaktan çıkıp küresel bir kalkınma ve güvenlik meselesine dönüştüğünü vurguladı. ​Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde; Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından, SANKO Holding’in destekleriyle düzenlenen COP31 İklim Elçileri Eğitim Kampı başladı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen genç iklim elçileri, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecine Gaziantep’ten hazırlanıyor. ​Fatma Şahin: "İklim Tercih Değil Zorunluluktur" ​Toplantının açılışında konuşan Başkan Fatma Şahin, doğa dostu bir gelecek için en büyük gücün gençler olduğunu belirtti. Şahin, "İklim meselesi artık sadece çevrenin ötesinde; üretimin, suyun, gıdanın ve geleceğin meselesidir. Ölçmediğiniz hiçbir şeyi düzeltemezsiniz. Biz 2011 yılından bu yana tüm adımlarımızı veriye dayalı ve planlı bir şekilde atıyoruz," dedi. ​Gaziantep’in sürdürülebilirlik alanındaki başarılarına dikkat çeken Şahin, şu projelerin altını çizdi: ​Yenilenebilir Enerji: Güneş enerjisi yatırımları ve hidrojen teknolojileri ile enerji dönüşümü. ​Akıllı Su Yönetimi: Kayıp-kaçakla mücadele ve akıllı sayaç sistemleri. ​Yeşil Ulaşım: Elektrikli otobüs ve bisiklet modellerine geçiş süreci. ​Yeşil Alan Artışı: Kişi başına düşen yeşil alan miktarının 8,5 metrekareden 12 metrekarenin üzerine çıkarılması. ​Türkiye Topraklarının %88'i Risk Altında ​İklim Değişikliği Başkanlığı Başkan Yardımcısı Orhan Solak, çarpıcı veriler paylaşarak iklim krizinin kapıda değil, hayatımızın tam merkezinde olduğunu hatırlattı. Solak, "2025 yılı son 55 yılın en kurak yıllarından biri oldu. Araştırmalar, Türkiye topraklarının %88’inin çölleşme riski altında olduğunu gösteriyor. Bu durum iklim değişikliğini bir güvenlik meselesi haline getiriyor," uyarısında bulundu. ​Gençler Değişimin Aktörü Olacak ​UNICEF Türkiye Temsilci Yardımcısı Malti Gandhi ve SANKO Holding CEO’su Cantekin Dinçerler'in de katıldığı kampta, gençlerin yalnızca geleceğin değil, bugünün de değişim aktörleri olduğu vurgulandı. Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde gençlerin sesinin yerelden küresele duyurulması hedefleniyor. ​İki gün sürecek olan eğitim kampı boyunca gençler; iklim politikaları, atölye çalışmaları ve stratejik planlama eğitimleri alarak Türkiye’nin iklim elçileri olarak yetkinliklerini artıracak.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.