Hava Durumu

#Sudan

Kırsal Haber - Sudan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sudan haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?” Haber

Gürer’den TİGEM’e Sudan ve Nijer Sorusu: “Tarım Yapmaktan Vaz mı Geçildi?”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in KİT Komisyonu toplantısında Sudan ve Nijer’deki tarım projelerinin son durumunu, tohum fiyatlarındaki artışı, hayvan ölümlerini ve kiraya verilen çiftlikleri gündeme getirdi. Gürer, Türkiye’de yerli üretimin, yerli tohumun ve yerli hayvan ırklarının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (TİGEM) KİT Komisyonu toplantısında tarım politikalarına ilişkin önemli sorular yöneltti. Sudan’da başlatılan tarım projesinin sona ermesini ve Nijer’de planlanan yatırımın hangi aşamada olduğunu gündeme getiren Gürer, Türkiye’nin tarımsal üretim potansiyelinin öncelikli olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Gürer, Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için yürütüldüğü açıklanan çalışmaların da akıbetini sorarak, yurt dışındaki projeler kadar Türkiye’deki tarım işletmelerinin, yerli tohumun ve hayvancılığın geliştirilmesine önem verilmesi gerektiğini ifade etti. Gürer’den Sudan ve Nijer’deki Tarım Projeleri İçin Açıklama Talebi TİGEM’in tarım projelerindeki rolünü sorgulayan Ömer Fethi Gürer, projelerin kurumun kendi girişimiyle mi başlatıldığını yoksa başka kurumlar tarafından mı yönlendirildiğini sordu. Sudan’da 2014 yılında başlatılan tarım girişimini hatırlatan Gürer, TİGEM’in yüzde 80 hisseyle ortak olduğu şirketin faaliyetlerinin daha sonra sona erdiğini belirterek, bu sürecin nedenlerini öğrenmek istedi. Nijer’deki tarım iş birliği projesine de değinen Gürer, önceki dönem Dışişleri Bakanı tarafından kendisine verilen yazılı yanıtta, Nijer’in Irhazer bölgesinde pilot proje kapsamında tahsis edilen 2 bin 500 hektarlık arazinin 1.000 hektarı için TİGEM tarafından yatırım projesi hazırlandığının bildirildiğini aktardı. Gürer, söz konusu projenin güncel durumunun açıklanmasını istedi. Projenin hedefleri arasında Türkiye’ye makul fiyatlarla tarım ürünü ithal edilmesi, Batı Afrika’da Türkiye’nin görünürlüğünün artırılması ve iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi bulunduğunu hatırlattı. Venezuela’da buğday üretiminin geliştirilmesi için başlatıldığı açıklanan çalışmaları da gündeme getiren Gürer, yurt dışında yürütülen projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti. Gürer, Türkiye’nin kendi tarımsal üretimini geliştirme imkânına sahip olduğunu vurgulayarak, TİGEM’in kaynaklarının ve uzmanlığının ülke içindeki üretimin artırılması için daha etkin kullanılmasını istedi. Tohum Fiyatları Artıyor, Üretici Fiyatları Tartışılıyor Ömer Fethi Gürer, TİGEM’in tohum fiyatları ile Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) alım fiyatları arasındaki ilişkiye de dikkat çekti. TİGEM işletmelerinde geçen yıl makarnalık buğday tohumunun 19,50 lira, ekmeklik buğday tohumunun ise 18,50 liradan verildiğini belirten Gürer, bu yıl fiyatların makarnalık tohumda 22 liraya, ekmeklik tohumda 21,25 liraya yükseldiğini ifade etti. TMO’nun ekmeklik ve makarnalık buğday için açıkladığı alım fiyatlarında aynı fiyatın uygulanmasına dikkat çeken Gürer, tohum fiyatlarındaki artışın hangi kriterlere göre belirlendiğinin açıklanmasını istedi. Hayvancılık alanındaki fiyat artışlarını da gündeme getiren Gürer, yedi günlük esmer ırk hayvan fiyatının 2025 yılında 33 bin lira, 2026 yılında ise 58 bin lira olarak belirtildiğini aktardı. Gürer, TİGEM’in fiyat belirlerken hangi ekonomik göstergeleri ve enflasyon verilerini esas aldığının kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Buzağı Ölümleri ve Hayvan Hastalıkları Gündemde TİGEM işletmelerindeki hayvan sağlığı sorunlarına da değinen Gürer, Sayıştay raporlarında bazı işletmelerdeki buzağı ölümlerinin dünya ortalamalarının üzerinde olduğuna ilişkin tespitlere dikkat çekti. TİGEM’in örnek bir kamu kuruluşu olması gerektiğini belirten Gürer, hayvan ölümleri ve işletmelerde görülen hastalıkların nedenlerinin araştırılmasını istedi. Gürer, hayvancılıkta verimliliğin artırılması için hayvan sağlığının korunmasının, işletmelerin çalışma koşullarının iyileştirilmesinin ve gerekli önlemlerin alınmasının önemini vurguladı. Genç Çiftçi ve Küçükbaş Hayvancılık Projeleri Neden Yaygınlaşmıyor? Kamuoyuna duyurulan tarımsal destek ve hayvancılık projelerinin sonuçlarını da sorgulayan Gürer, Genç Çiftçi Projesi ve Köye Koyun Projesi gibi uygulamaların hedeflenen yaygınlığa ulaşıp ulaşmadığının açıklanmasını istedi. Gürer, bazı projelerde uygulama sayılarının 48-50 bin seviyesini aşmadığını belirterek, desteklerin neden daha geniş kesimlere ulaşamadığının ve sahada neden beklenen sonuçları vermediğinin değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Kiraya Verilen TİGEM Çiftlikleri Tartışması TİGEM’e bağlı çiftliklerin durumunu da gündeme getiren Ömer Fethi Gürer, farklı bölgelerdeki işletmeleri ziyaret ettiğini ve bazı alanlarda geçmişe kıyasla hizmet ve üretim sorunları gözlemlediğini söyledi. Yaklaşık 18 çiftliğin kiraya verildiğini belirten Gürer, bu işletmelerde neden yeterli üretim sağlanamadığını sordu. Kiralama uygulamasının gerekçelerinin açıklanmasını isteyen Gürer, sözleşme süreleri sona erdiğinde aynı işletmecilerle devam edilip edilmediği ve kira artışlarının hangi ölçütlere göre belirlendiği konularında da bilgi talep etti. TİGEM, TMO ve Et ve Süt Kurumunun tarım ve hayvancılıkta önemli kamu kuruluşları olduğunu vurgulayan Gürer, kamucu bir üretim anlayışının güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Geçmişte faaliyet gösteren Toprak-Su, Köy Hizmetleri, yem fabrikaları ve gübre fabrikalarının önemini hatırlatan Gürer, tarımın stratejik bir sektör olduğunu belirterek, kamu üretim kapasitesinin korunması gerektiğini ifade etti. “Yerli Üretim, Yerli Irk ve Yerli Tohum Güçlendirilmeli” Türkiye’nin tarımsal üretimde kendi kaynaklarına daha fazla yönelmesi gerektiğini belirten Gürer, yerli tohumların, yerli hayvan ırklarının ve tarımsal araştırmaların desteklenmesini istedi. Türkiye’de yetiştirilen buğdayların yurt dışında geliştirilerek yeniden Türkiye’ye satılmasını eleştiren Gürer, yerli genetik kaynakların korunması ve geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Jersey ırkı hayvanlar ve bu hayvanlardan elde edilen sütlerin piyasadaki konumuna da değinen Gürer, hayvancılık politikalarında yerli ırkların geliştirilmesinin ve üreticinin desteklenmesinin önemini vurguladı. Gürer, TİGEM’in yalnızca tarla bitkileri ve hayvancılıkta değil, at ve köpek ırklarının korunması gibi alanlarda da önemli görevler üstlendiğini belirtti. TİGEM’de AR-GE ve Üniversite İş Birliği Çağrısı TİGEM’in araştırma ve geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi gerektiğini ifade eden Gürer, Niğde’de bulunan Patates Araştırma Enstitüsünü örnek gösterdi. Enstitülerin ve üniversitelerin bilgi birikiminden daha fazla yararlanılması gerektiğini belirten Gürer, TİGEM’in tarla bitkilerinin geliştirilmesi, tohum üretimi ve hayvancılık alanlarında ortak araştırma projeleri yürütmesinin önemine dikkat çekti. Gürer, TİGEM’in AR-GE bütçesinin yeterli olup olmadığının açıklanmasını ve kurumun gelişimini sağlayacak yatırımlara öncelik verilmesini istedi. Ceylanpınar Tarım İşletmesiyle ilgili sorunların da uzun süredir gündeme geldiğini hatırlatan Gürer, sulama başta olmak üzere üretimi etkileyen sorunların çözülmesi ve yıllardır tartışılan konuların sonuçlandırılması gerektiğini belirtti. “TİGEM Çalışanları Kadrolu Olmalı” TİGEM’de çalışan taşeron işçilerin durumunu da gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kurumda kaç taşeron işçi çalıştırıldığının açıklanmasını istedi. TİGEM Genel Müdürünün tarımda çalışma sürelerinin uzatılmasına yönelik yeni bir iş kanunu çıkarılması konusundaki değerlendirmelerine tepki gösteren Gürer, mevcut iş mevzuatının uygulanması gerektiğini savundu. Tarım işletmelerinde ihtiyaç duyulan çalışmaların vardiyalı sistemle yürütülebileceğini belirten Gürer, çalışanların haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Gürer, “Bir insanın 24 saat çalışması değil, vardiyalı çalışma diye bir kavram var” diyerek, gerekli durumlarda üç vardiya sistemiyle çalışma yapılabileceğini ifade etti. Çalışma sürelerine uygun hareket edilmesi, işçilerin hak edişlerinin verilmesi ve emek sömürüsüne yol açılmaması gerektiğini belirten Gürer, yeni bir yasa çıkarılmasından önce mevcut mevzuatın doğru uygulanmasının önemine dikkat çekti. Gürer: “Tarım Türkiye İçin Stratejik Bir Alan” TİGEM’in Türkiye’nin tarımsal üretim kapasitesini artırabilecek önemli bir kamu kuruluşu olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, kurumun faaliyetlerinde şeffaflığın artırılmasını ve projelerin sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılmasını istedi. Gürer, yerli tohumun, yerli hayvan ırklarının, kamu çiftliklerinin ve tarımsal araştırmaların desteklenmesinin Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, tarım politikalarının üretimi güçlendirecek şekilde yürütülmesi gerektiğini ifade etti.

Veysel Memiş: "İspanya’da 12,5 Kat, Bulgaristan’da 11,6 Kat İhracat Artışı Sağladık" Haber

Veysel Memiş: "İspanya’da 12,5 Kat, Bulgaristan’da 11,6 Kat İhracat Artışı Sağladık"

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), temmuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13 artışla 173,5 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Birlik, yılın yedinci ayında en yüksek ihracat değerlerine İran, Irak ve Suriye pazarlarında ulaşırken, İspanya ve Bulgaristan'a yönelik ihracatındaki yüksek oranlı artışlarla da dikkat çekti. AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, temmuz ayında 1,1 milyar dolar düzeyinde gerçekleşen ulusal sektör ihracatından yüzde 15,3 oranında pay aldıklarını belirtti. Bölge ihracatçılarının geleneksel pazarlardaki konumunu korurken yeni ve yüksek büyüme potansiyeline sahip pazarlarda da önemli kazanımlar elde ettiğini kaydeden Veysel Memiş, “Yakın coğrafyamızdaki güçlü pazarlarımızın yanı sıra Avrupa, Afrika, Asya ve Latin Amerika'da elde ettiğimiz artışlar, Türk hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü gösteriyor. Önümüzdeki dönemde mevcut pazarlarımızdaki payımızı artırırken yeni pazarlara erişim çalışmalarımıza da ağırlık vereceğiz." dedi. “Bakliyat, bitkisel yağlar ve pastacılık ürünleri ihracatın yüzde 63’ünü taşıdı” AHBİB üyesi ihracatçıların temmuz ayında toplam 206 bin 411 ton ürünü uluslararası pazarlara ulaştırdığını belirten Veysel Memiş, en fazla ihracatın bakliyat, bitkisel yağlar ve pastacılık ürünleri gruplarında gerçekleştirildiğini söyledi. Veysel Memiş, “Birliğimizin ürün grupları bazındaki ihracatında bakliyat 36,3 milyon dolarlık değer ve yüzde 22 payla ilk sırada yer alırken, bitkisel yağlar 35,8 milyon dolarlık ihracatla toplam dış satımın yüzde 21'ini oluşturdu. Pastacılık ürünleri ise 32,8 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 20 payla üçüncü sırada yer aldı. Kırmızı mercimek ihracatı miktar bazında yüzde 101, değer bazında yüzde 65 artarak 26,6 milyon dolara ulaştı. Böylece kırmızı mercimek tek başına toplam Birlik ihracatının yaklaşık yüzde 16'sını oluşturdu. Şeker, diğer gıda müstahzarları, margarin, soya yağı ve fraksiyonları ile yağlı tohum ve meyvelerin un ve küspesi ürünleri, ihracat değerindeki yükselişleriyle öne çıktı.” diye konuştu. “İspanya’da 12,5 kat, Bulgaristan’da 11,6 kat ihracat artışı sağladık” Bölge ihracatını ülkelere göre değerlendiren Veysel Memiş, temmuz ayında en fazla dış satım yaptıkları ülkelerin başında İran, Irak ve Suriye’nin geldiğini belirtti. İspanya ve Bulgaristan başta olmak üzere birçok pazarda elde edilen güçlü artışların ise ihracatın coğrafi çeşitliliğini desteklediğini ifade eden Başkan Veysel Memiş, şunları söyledi: “İran’a yönelik ihracatımızı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 123 artırarak 21,3 milyon dolara yükselttik. Irak’a 16,8 milyon dolar, Suriye’ye ise 9,9 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik. Özellikle İspanya ve Bulgaristan pazarlarında kaydettiğimiz yüksek oranlı artışlar dikkat çekti. İspanya’ya ihracatımız yüzde 1.250 artışla 8,6 milyon dolara, Bulgaristan’a ihracatımız ise yüzde 1.063 artışla 7,4 milyon dolara ulaştı. Bunun yanı sıra Sudan, Libya ve ABD gibi pazarlarda da ihracatımızı önemli ölçüde artırdık. Bu tablo, ihracatçılarımızın farklı coğrafyalardaki fırsatları değerlendirdiğini ve pazar çeşitliliğimizi güçlendirdiğini gösteriyor.” Küresel gıda ticaretinde fiyat hareketleri, tedarik zincirlerindeki değişimler ve bölgesel gelişmelerin ihracatçılar açısından yeni fırsat ve riskleri beraberinde getirdiğine dikkati çeken Veysel Memiş, rekabet gücünün korunması için katma değerli üretim ve pazar çeşitliliğinin önem kazandığını vurguladı. Veysel Memiş, "2026'da ihracatçılarımız değişen küresel ticaret koşullarına uyum sağlarken yeni pazarlara erişim konusunda da önemli mesafe aldı. Önümüzdeki dönemde ürün çeşitliliğimizi ve katma değerli üretim kapasitemizi artırarak sürdürülebilir ihracat artışını hedefliyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

AHBİB İhracatta Hem Ürün Hem Pazar Çeşitliliği İle Büyüdü Haber

AHBİB İhracatta Hem Ürün Hem Pazar Çeşitliliği İle Büyüdü

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, mayıs ayında 151,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Geçen yılın aynı dönemine göre ihracatlarını yüzde 4 artırdıklarını belirten AHBİB Başkanı Veysel Memiş, mayıs ayında özellikle Umman, Filistin, Libya, Sudan, Kenya, Tanzanya ve Somali pazarlarında kaydedilen güçlü artışların ihracat performansına önemli katkı sağladığını ifade etti. Mevcut pazarlardaki güçlü konumlarını korumayı sürdürdüklerini kaydeden Veysel Memiş, yeni ve gelişen pazarlarda yakalanan ivmenin sektörün büyüme potansiyelini desteklediğini ve ihracatın daha geniş bir coğrafyaya yayılmasına olanak sağladığını vurguladı. Bakliyat, pastacılık ürünleri ve şeker ihracatı başı çekti AHBİB’in mayıs ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiği ürün grubunun 31,6 milyon dolar değer ve yüzde 21 pay ile bakliyat sektörü olduğunu belirten Veysel Memiş, “Bakliyat grubunda özellikle kırmızı mercimek ihracatında elde ettiğimiz 21,6 milyon dolarlık hacim sektörümüzün üretim ve tedarik gücünü ortaya koydu. Kırmızı mercimek tek başına toplam ihracatımızın yüzde 15’ini oluşturdu. Irak, Sudan, Filistin, Kenya ve Cibuti gibi pazarlarda elde ettiğimiz güçlü performans, bölgemizin geleneksel ürünlerdeki rekabet avantajını teyit etti.” dedi. Pastacılık ürünlerinin 29 milyon dolarlık ihracat hacmiyle sektörün en güçlü kalemlerinden biri olmaya devam ettiğini dile getiren Memiş, tatlı bisküvi ve gofretler ile diğer pastacılık ürünlerinde sürdürülebilir bir ihracat performansı sergilendiğini kaydetti. Japonya, Irak, Yemen, Rusya Federasyonu ve Almanya gibi pazarlarda Türk gıda ürünlerine yönelik ilginin artarak devam ettiğini söyledi. Şeker ve şeker mamulleri sektöründe yüzde 26 artışla 21,7 milyon dolarlık ihracata ulaşıldığını belirten Memiş, özellikle şeker ihracatında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 1.068’lik artış yakalanmasının dikkat çekici olduğunu söyledi. Avrupa ve Orta Doğu pazarlarında artan talebin sektörün büyümesini desteklediğini ifade eden Memiş, “İran, Hollanda, Almanya ve Rusya Federasyonu başta olmak üzere birçok pazarda güçlü bir ivme yakaladık.” diye konuştu. Afrika ve Körfez ülkeleri ihracatın lokomotifi oldu AHBİB’in mayıs ayı performansını ülkelere göre değerlendiren Başkan Veysel Memiş, ihracat yaptıkları ülke sayısının 100’ü aştığını, Orta Doğu, Afrika ve Avrupa pazarlarında kaydedilen güçlü performansın sektörün büyümesine önemli katkılar sağladığını belirtti. Veysel Memiş, şunları söyledi: “Mayıs ayında en büyük pazarımız 14 milyon dolarlık ihracatla Irak oldu. Irak'ı 13,6 milyon dolarla Umman ve 12,1 milyon dolarla İran takip etti. Özellikle Umman pazarında yakaladığımız güçlü ivme dikkat çekti. Geçen yılın aynı dönemine göre bu ülkeye ihracatımızda yüzde 5 bin 256 oranında artış kaydettik. Körfez bölgesinde Türk gıda ürünlerine yönelik talebin artması, firmalarımızın pazardaki etkinliğinin güçlenmesi ve ticari ilişkilerimizin gelişmesi bu başarıda önemli rol oynadı. Orta Doğu pazarlarının yanı sıra Afrika ülkelerinde de dikkat çekici sonuçlar elde ettik. Filistin'e ihracatımız yüzde 378 artışla 7,6 milyon dolara, Libya'ya yüzde 541 artışla 5,8 milyon dolara, Sudan'a ise yüzde 55 artışla 6,4 milyon dolara ulaştı. Kenya, Tanzanya ve Somali gibi ülkelerde kaydedilen yüksek artış oranları, Afrika kıtasının sektörümüz açısından giderek daha stratejik bir konuma geldiğini ortaya koyuyor. Avrupa pazarında da varlığımızı korumayı sürdürüyoruz. Almanya, İtalya, Hollanda ve Birleşik Krallık gibi ülkeler ihracatımızda önemli yer tutmaya devam ediyor. Özellikle kaliteli ürün, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik alanlarında sağladığımız standartlar sayesinde Avrupa pazarındaki rekabet gücümüzü artırıyoruz.”

Jeopolitik Gerilim Bölgesel Ticaret Akışlarını Doğrudan Etkiliyor Haber

Jeopolitik Gerilim Bölgesel Ticaret Akışlarını Doğrudan Etkiliyor

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB) Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, şubat ayında 140,8 milyon dolar ihracat gerçekleştirdiklerini açıkladı. Başkan Veysel Memiş, küresel talepteki dalgalanmalara rağmen ürün çeşitliliği ve katma değerli üretimin ihracatta dengeleyici rol oynadığını vurgulayarak, “Şubat ayında bölge ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre sınırlı bir düşüş gösterdi; ancak işlenmiş gıda ürünlerimiz ve geniş ürün portföyümüzün güçlü performansı sayesinde ihracatımız istikrarlı bir şekilde yüksek seviyesini koruyor.” dedi. “Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim bölgesel ticaret akışlarını doğrudan etkiliyor” Küresel gelişmelerin sektöre yansımalarını değerlendiren Başkan Veysel Memiş, Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilimin bölgesel ticaret akışlarını doğrudan etkilediğini belirterek, özellikle lojistik maliyetlerde yaşanan sert artışın ihracat planlamasını zorlaştırdığını söyledi. Veysel Memiş, “Orta Doğu’daki gerilim, ticaret rotalarının güvenliği ve maliyet yapısı üzerinde ciddi baskı oluşturuyor. Bölgenin içinde bulunduğu belirsizlik ortamı, hem ticaret akışını hem de fiyat dengelerini doğrudan etkiliyor. Bu süreçte bazı fırsatçı yaklaşımların maliyetleri spekülatif şekilde artırması ihracatçılar açısından önemli bir risk oluşturuyor.” diye konuştu. Navlun ve operasyonel giderlerde yaşanan artışın yalnızca taşıma ücretleriyle sınırlı kalmadığını ifade eden Veysel Memiş, özellikle savaş riski nedeniyle uygulanan ek primlerin lojistik maliyetlerini hızla yükselttiğine dikkat çekti. Veysel Memiş, “Yük taşıma ücretlerinin yanı sıra yükleme ve boşaltma bedelleri, liman hizmetleri, sigorta primleri ve risk farkları da ciddi oranlarda arttı. Özellikle savaş riski gerekçesiyle uygulanan ek teminat ve sigorta primleri toplam lojistik maliyetlerini katladı. Kısa süre içinde 4-5 kat seviyesine ulaşan bu artış, ihracatçının maliyet hesaplarını öngörülemez hale getiriyor.” değerlendirmesinde bulundu. “Lojistik maliyetlerde dengeli ve makul bir yapı korunmalı” Artan maliyetlerin ihracatçıların kârlılığını doğrudan erittiğini vurgulayan Veysel Memiş, maliyetlerin fiyatlara yansıtılması halinde ise hedef pazarlarda rekabet avantajının zayıfladığına işaret etti. Veysel Memiş, “İhracatçı bu maliyet artışını tek başına üstlenemez. Fiyatlara yansıtıldığında ise rekabet gücü zayıflıyor ve sipariş akışı yavaşlıyor. Bu durum yalnızca maliyet artışı değil, aynı zamanda pazar kaybı riski anlamına geliyor. Bu nedenle lojistik maliyetlerde dengeli ve makul bir yapı korunmalı.” diye konuştu. Kriz dönemlerinde lojistik zincirinin kesintisiz işlemesinin ticaretin sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını belirten Veysel Memiş, ani ve kontrolsüz maliyet artışlarının küresel tedarik zincirini de olumsuz etkilediğini dile getirdi. Veysel Memiş, “Lojistikte yaşanan sert dalgalanmalar yalnızca ihracatçıyı değil, ithalatçı firmaları ve nihai tüketicileri de etkiliyor. Tedarik güvenliğinin korunması için maliyetlerde öngörülebilir ve dengeli bir yapının sürdürülmesi gerekiyor.” ifadelerini kullandı. “En fazla ihracatı pastacılık ürünlerinde gerçekleştirdik; ülke bazında ise Suriye öne çıktı” AHBİB’in şubat ayı ihracatını ürün gruplarına göre değerlendiren Veysel Memiş, özellikle işlenmiş gıda ürünlerinin ihracatta önemli bir denge unsuru olmaya devam ettiğini vurguladı. Veysel Memiş, şunları söyledi: “Sektör ihracatımızda ürün çeşitliliğinin sağladığı avantajı açık şekilde görüyoruz. Pastacılık ürünleri 27,4 milyon dolarlık ihracat ve yüzde 20’lik pay ile şubat ayında en fazla ihracat gerçekleştirdiğimiz ürün grubu oldu. Tatlı bisküvi ve gofretler ise yaklaşık 8 milyon dolarlık ihracatla toplam ihracatımızın yüzde 6’sını oluşturdu. Bakliyat ürünlerinde ise küresel fiyat hareketleri ve talep değişimlerinin etkisi hissediliyor. Şubat ayında bakliyat ihracatımız 26,7 milyon dolar olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 23’lük bir gerileme yaşandı. Özellikle bezelye ve bazı baklagil kalemlerinde miktar ve değer bazında düşüşler dikkat çekti. Buna karşın kırmızı mercimek 19,6 milyon dolarlık ihracatla sektörümüzün en güçlü ürünlerinden biri olmaya devam etti. Bitkisel yağ grubunda ise güçlü bir performans yakaladık. Bu alandaki ihracatın sektör için önemli bir büyüme alanı oldu. Yağlı tohumlar ihracatımız yüzde 16 artışla 20,9 milyon dolara ulaştı. Özellikle yer fıstığı ve ayçiçeği tohumu ürünlerinde artan talep, bu ürün grubunun toplam ihracatımız içindeki payını güçlendirdi. AHBİB’in ülke bazında şubat ayı ihracat verilerine göre en fazla ihracatın komşu ülkelere gerçekleştirildiğini belirten Veysel Memiş, bölge pazarlarının sektör için stratejik önemini koruduğunu dile getirdi. Veysel Memiş, “Şubat ayında en fazla ihracatı 14,5 milyon dolar ve yüzde 11 pay ile Suriye’ye gerçekleştirdik. Bu ülkeyi 11,9 milyon dolar ve yüzde 9 pay ile Irak takip etti. Sudan 8,7 milyon dolarlık ihracatla üçüncü sırada yer alırken Almanya 6,9 milyon dolar değer ile Avrupa pazarında önemli bir konumda bulunuyor.” dedi.

Güneydoğu’nun Ramazan Bereketi Orta Doğu ve Afrika Pazarlarından Haber

Güneydoğu’nun Ramazan Bereketi Orta Doğu ve Afrika Pazarlarından

Güneydoğu Anadolu'da hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı Ocak ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 7,1 daralma ile 279,9 milyon dolar oldu. İhracatın tonaj olarak yüzde 12,3 gerilemeyle 355,5 bin ton olduğu bu dönemde 88,4 bin ton makarna, 63,8 bin ton buğday unu, 35,8 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 11,6 artış ile 56,6 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı %1,2 gerilemeyle 48,9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 5,9’a ulaştığı bu dönemde ihracatı oransal olarak en fazla düşen ürünler yemler, soya fasulyesi ve kakaosuz şeker mamulleri oldu. Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerine gerçekleştirdiği 296 milyon dolarlık hububat ihracatının yüzde 40’tan fazla kısmı Güneydoğu’dan gerçekleşirken, Afrika’ya yapılan 213,9 milyon dolarlık hububat ihracatı içinde bölgenin payı 46,4’e yükseldi. “Ramazan öncesi, temel gıda ürünlerine yönelik talep doğal olarak hızlandı” Bölgenin temel gıda alanında güçlü ve sürdürülebilir tedarik yapısıyla Orta Doğu ve Afrika pazarlarında üstlendiği role dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, bölge ihracatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar Müslüman nüfusun yarısına yakınının yaşadığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyası hem ticari ilişkilerimizin uzun yıllardır istikrarlı biçimde geliştiği hem de temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin kritik önem taşıdığı bölgeler. Geçen yıl 2,7 milyar dolar hacimle Güneydoğu’nun hububat sektörü ihracatında yüzde 76,3 paya sahip olan bu bölgelerde Irak, Suriye, Cibuti, Gana, Sudan ve Somali gibi ülkeler en büyük pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu ülkeler girişimlerimizin sahada karşılık bulduğu, güven ilişkisiyle büyüyen stratejik ortaklarımız olarak da öne çıkıyor. Ramazan ayı öncesi dönemde bu pazarlarda temel gıda ürünlerine yönelik talebin doğal olarak hızlandığını görüyoruz. Biz de bu dönemi yalnızca bir satış takvimi olarak değil, tedarik sürekliliği ve piyasa istikrarı açısından sorumluluk gerektiren bir süreç olarak ele alıyoruz. İhracatçılarımız fiyat istikrarını gözeten, teslimat güvenilirliğini güçlendiren ve karşılıklı ticari güveni büyüten bir yaklaşımı merkeze alıyor; üretim, stok ve sevkiyat planlamasını bu hassasiyetle yapıyor. İslam coğrafyasında bereketin, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesi olan Ramazan, aynı zamanda üreticilerimize ve ihracatçılarımıza da emeklerinin karşılığını veren bir bereket ayı. Bölgemiz bu coğrafyalarda sofralara güvenli gıdanın zamanında ulaşmasını sağlayan bir ticari sorumluluğu temsil ediyor.” “Tahsilat sorunları Irak’la ticaret akışımızı zorluyor” Bölgenin en yakın ve en büyük pazarlarından biri olan Irak pazarına ayrı bir parantez açan Kadooğlu, ülkede son dönemde ödeme ve tahsilat süreçlerinde yaşanan teknik ve bankacılık kaynaklı sorunların ticaret akışını etkilemeye devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl Irak’a ihracatımızda yüzde 16,8’lik bir daralma yaşanmıştı, bu yıl Ocak ayında ise aylık bazda gerileme yüzde 30’u aştı. Sahada yaşanan temel sorun, Kuzey Irak’ın Türkiye’ye açılan kapısı olan İbrahim Halil Sınır Kapısının Irak Merkezi Hükümeti tarafından uygulamaya geçirilen ASYCUDA sistemine henüz entegrasyon sağlamamış olmasıdır. Bu yapısal aksaklık nedeniyle, ihracat bedellerinin bankacılık sistemi üzerinden tahsili imkânsız hale gelmiştir. ASYCUDA sistemine tam entegre olunmaması ve Iraklı ithalatçılar tarafından ön beyan şartının yerine getirilememesi nedeniyle ihracat fiilen tamamlanmasına rağmen, Irak Merkez Bankası nezdinde ödeme süreçlerinin bloke olması firmalarımızı ciddi bir nakit akışı baskısıyla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum sadece ticari hacmi değil, üretim planlamasını ve finansal dengeleri de doğrudan etkiliyor. Öte yandan, son dönemde uygulamaya alınan bazı gümrük düzenlemeleri ve mali yükler konusunda Irak’taki yerel tüccar ve esnafın maliyet artışlarına ilişkin tepkilerini kamuoyuna yansıttığını görüyoruz. Bu tablo, sorunun yalnızca ihracatçıları değil, piyasanın tüm aktörlerini etkileyen bir nitelik taşıdığını gösteriyor. Habur hattında günlük araç geçişlerinde yüzde 40-50’yi bulan düşüşler yaşanması, sorunun sahadaki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Ramazan ayı gibi, temel gıda talebinin arttığı bir dönemde ödeme kanallarında yaşanan bu tıkanıklık piyasa istikrarını zorluyor. Beklentimiz, ilgili makamlar nezdinde yürütülen girişimlerle birlikte ya İbrahim Halil Gümrüğü’nün ASYCUDA sistemine entegrasyonunun hızlandırılması ya da bu süreç tamamlanıncaya kadar geçici ve işlevsel bir bankacılık mekanizmasının devreye alınmasıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.