Hava Durumu

#Sürdürülebilir Kalkınma

Kırsal Haber - Sürdürülebilir Kalkınma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Kalkınma haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

COP31'e Gaziantep’ten Güçlü Mesaj Haber

COP31'e Gaziantep’ten Güçlü Mesaj

Gaziantep, Antalya’da düzenlenecek COP31 öncesinde yerel yönetimlerin iklim mücadelesindeki rolünü güçlendirmeyi hedefleyen önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu’nda, Türkiye’nin farklı şehirlerinden belediye başkanları, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve iklim politikası uzmanları bir araya geldi. Yeşil sanayiden su güvenliğine, iklim finansmanından dirençli kentlere kadar birçok başlığın ele alındığı toplantıda, Gaziantep ve Muğla’da yürütülecek çalışmaların COP31’e taşınacak ortak politika önerilerine temel oluşturması hedeflendiGaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde, Sıfır Atık Vakfı, Birleşmiş Kentler ve Yerel Yönetimler Orta Doğu ve Batı Asya Teşkilatı (UCLG-MEWA), Dünya Yerel Yönetimler ve Demokrasi Akademisi (WALD), Birleşmiş Milletler Türkiye ve COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonluğu iş birliğiyle düzenlenen program, “Yerel Liderlik, Kapsayıcı Kentsel Dayanıklılık ve Sürdürülebilir Dönüşüm” temasıyla Teymur Continental Hotel ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Yerel yönetimlerin küresel iklim politikalarının oluşturulmasında daha etkin rol üstlenmesini amaçlayan buluşmada, belediyelerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesinin artırılması, uluslararası finansman kaynaklarına erişimin kolaylaştırılması ve şehirler arasında bilgi ve deneyim paylaşımının güçlendirilmesi üzerinde duruldu. Toplantıda ayrıca iklim politikalarının kentsel planlama, belediye bütçeleri, altyapı yatırımları ve kamu hizmetleriyle bütünleştirilmesi, bölgesel iklim risklerinin belirlenmesi ve başarılı yerel uygulamaların yaygınlaştırılması konuları değerlendirildi. GAZİANTEP VE MUĞLA’DAN COP31’E ORTAK İKLİM GÜNDEMİ COP31 hazırlıkları kapsamında bölgesel diyalog merkezleri olarak belirlenen Gaziantep ve Muğla, farklı iklim öncelikleriyle çalışmaların odağında yer aldı. Gaziantep’te dayanıklı şehirler, yeşil sanayi, döngüsel ekonomi, göç ve kapsayıcı dönüşüm konuları öne çıkarken Muğla’da turizm, su güvenliği, biyolojik çeşitlilik, doğa temelli çözümler ve sürdürülebilir kalkınma başlıkları ele alındı. Yerel iklim eylemi, altı temel tematik alan çerçevesinde değerlendirildi. Yerel liderlik ve çok düzeyli iklim yönetişimi, kentsel dayanıklılık ve iklime duyarlı kalkınma, yerel düzeyde iklim finansmanı, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su, gıda, doğa ve döngüsellik ile inovasyon, teknoloji ve veri başlıklarında yürütülen çalışmalarla COP31 sürecine somut politika önerileri sunulması hedeflendi. ŞAHİN: ÇEVREYİ KORUMAK HEM MEDENİYETİMİZİN MİRASI HEM DE GELECEĞE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, programda yaptığı konuşmada iklim değişikliğiyle mücadelenin yalnızca teknik yatırımlarla değil, bilimsel yaklaşım, toplumsal bilinç ve medeniyet değerleriyle birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı. Çevreyi koruma sorumluluğunun bireyden başlayarak şehirlerin yönetimine kadar uzandığını belirten Şahin, şunları söyledi: “Yalınlaşmamız, akıllanmamız ve buradan yeni bir şey söylememiz lazım. Hazreti Mevlana’nın söylediği ‘dün dünde kaldı cancağızım’ diyor, bugün yeni bir şey söylemek lazım. Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline baktığınız zaman Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir’ dediği bir cumhuriyet tarihimiz var. Kuruluş felsefemiz bu. Bizim medeniyetimizde, Yüce kitap çok net bir şekilde diyor ki ‘ben sana nizam verdim’ diyor, denge. ‘Gökyüzüne bir bak’ diyor. ‘Ve bozma’ diyor ya. ‘Bozma. İnsan eliyle bozma’ diyor, uyarıyor seni. Yüce Peygamber ‘kıyamet dahi kopacağını bilsen elindeki fidanı toprakla buluştur’ diyor. Ektiğin şeyden insan ve hayvan yiyorsa sana sadaka yazılır diyor. Yolda giderken bir pisliği kaldırdığında sana sevap yazan bir medeniyetten geliyoruz. Kendi çocuklarımıza elimizdeki çöpü yere atmamayı öğretmeliyiz. O yüzden ‘Atma’ diyoruz, proje yapıyoruz.” ŞAHİN: SIFIR ATIĞA EN YAKIN 20 ŞEHİRDEN BİRİYİZ Gaziantep’in uluslararası ölçekte yürüttüğü çevre ve iklim çalışmalarına değinen Başkan Şahin, kentin Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) tarafından yeşil şehir olarak değerlendirildiğini hatırlattı. İklim eylem planları, sürdürülebilir şehircilik uygulamaları ve çevre yatırımlarıyla Gaziantep’in uluslararası alanda önemli başarılar elde ettiğini belirten Şahin, “İklim master planını yaptık, bütün eylem planlarını oluşturduk. Biz bu yaptığımız bütün çalışmalardan dolayı da Avrupa Konseyi’nde Almanlarla yarıştık, 16 oyla büyük ödülü hak ettik. Sıfır atığa en yakın 20 şehirden biriyiz. Bunu ben söylemiyorum. Bunu bana yurt dışından söylüyorlar” dedi. ŞAHİN: VERİ ODAKLI YÖNETİM VE ÖLÇÜLEBİLİR İLERLEME OLMAZSA OLMAZIMIZ İklim politikalarının başarısında bilimsel verilerin ve ölçülebilir hedeflerin belirleyici olduğunu vurgulayan Şahin, akıllı şehir uygulamalarının güçlü bir veri altyapısıyla mümkün olabileceğine dikkat çekti. Başkan Şahin, “Verilerimiz ile konuşmamız gerekiyor. Herkesin veri alışverişi yaparak Big datayı oluşturması lazım. Aksi takdirde Akıllı şehir olamayız. Bir şehri akıllı yapmadan önce akıllı bir yol üzerinde bulunup bu yolda yürümemiz lazım. Dolayısıyla veri odaklı yönetim ve ölçülebilir ilerleme olmazsa olmaz iyi eylem arasında bulunmalı” diye konuştu. GAZİANTEP’İN YEŞİL DÖNÜŞÜM YATIRIMLARI ULUSLARARASI KATILIMCILARA ANLATILDI Başkan Fatma Şahin, konuşmasının ardından Gaziantep Büyükşehir Belediyesi tarafından hayata geçirilen çevre ve iklim yatırımlarını kapsamlı bir sunumla katılımcılara aktardı. Sunumda su kaynaklarının korunması ve verimli kullanılması, kuraklıkla mücadele, atık yönetimi, yenilenebilir enerji yatırımları, biyogaz enerji tesisi, sıfır atık uygulamaları ve yeşil şehir hedefleri kapsamında yürütülen çalışmalar ele alındı. Gaziantep’in iklim değişikliğine karşı dayanıklılığını artırmaya yönelik altyapı yatırımları ve uluslararası iş birlikleri hakkında da bilgi veren Şahin, yerel yönetimlerin sürdürülebilir kalkınmadaki sorumluluklarına dikkat çekti. KAYA: BU TOPLANTININ ÜLKEMİZE VE BÖLGEMİZE HAYIRLAR GETİRMESİNİ DİLİYORUM Gaziantep Vali Yardımcısı Oktay Kaya, programın hazırlanmasında emeği geçen kurum ve kuruluşlara teşekkür ederek, “Bu toplantının ülkemize ve bölgemize hayırlar getirmesini diliyorum. Bu toplantının hazırlanmasında emeği geçen herkese ve katılımları dolayısıyla teşekkür ederim” açıklamasında bulundu. AĞIRBAŞ: GAZİANTEP BU BULUŞMA İÇİN OLDUKÇA DOĞRU BİR ADRES COP31 Üst Düzey İklim Şampiyonu ve Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, Gaziantep’in üretim kültürü, sanayi gücü ve kaynakların verimli kullanılmasına dayanan gelenekleriyle iklim politikaları açısından önemli bir şehir olduğunu belirtti. İklim değişikliğiyle mücadelenin uluslararası diplomasi kadar yerel yönetimlerin somut uygulamalarına da bağlı olduğunu vurgulayan Ağırbaş, “Biliyoruz iklim krizi çok önemli. İklim kriziyle ilgili uluslararası anlaşmaları ve bu süreci diplomatik platformlarda takip etmeye devam edeceğiz. İklim süreciyle alakalı en önemli paydaşlarımız yerel yönetimlerimiz. Bugün bu toplantının düzenlendiği bu güzel şehir Gaziantep bu buluşma için oldukça doğru bir adres. Türkiye’nin en güçlü sanayi ve ihracat şehirlerinden biri olan Gaziantep yeşil sanayi konusunda da oldukça etkili bir şehir” ifadelerini kullandı. DUMAN: GAZİANTEP VE MUĞLA’DA YAPILACAK TOPLANTILAR COP31 İÇİN BİR ZEMİN TESİS EDİCİDİR WALD Yönetim Kurulu Başkanı ve UCLG-MEWA Genel Sekreteri Dr. Mehmet Duman, artan sıcaklıklar ve su kıtlığının şehirler üzerindeki etkilerine dikkat çekerek iklim krizine karşı yerel yönetimler arasında güçlü iş birlikleri kurulması gerektiğini söyledi. Duman, “Yerel yönetimler, belediyelerimiz iklim krizinde en ön cephede yer alır. Biz şehirler arasındaki iş birliğinin en büyük güç mekanizmasından biri olduğuna inanıyoruz. Antalya’da COP31’de bir araya gelecekler. Gaziantep ve Muğla’da yapılacak toplantılar, COP31’e hazırlık için önemli bir zemin oluşturacaktır” diye konuştu. AHONSİ: GAZİANTEP’İN LİDERLİĞİNDE BAKMAMIZ GEREKEN ŞEY YEŞİL DÖNÜŞÜM Birleşmiş Milletler Türkiye Mukim Koordinatörü Dr. Babatunde Ahonsi, yeşil dönüşümün ekonomik kalkınma ve sosyal adaletle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. İnovasyonun yeşil sanayileri desteklediğini, doğru planlanan yatırımların altyapıyı güçlendirirken yeni istihdam alanları oluşturduğunu ifade eden Ahonsi, Gaziantep’in özellikle yeşil dönüşüm ve konut alanındaki deneyimlerinin diğer şehirler için önemli örnekler sunduğunu vurguladı. Ahonsi, “Gaziantep’in liderliğinde bakmamız gereken şey yeşil dönüşüm. Hem ekonomik açıdan uygulanabilir hem de sosyal açıdan adil olmalıdır. Burada Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin bize vereceği birçok ders var. Özellikle yeşil dönüşüm ve konut alanında. Gaziantep’te ise, bölgedeki belediyelerin ve ortakların deneyimlerini ve önerilerini bu taslağa dahil ederek onu güçlendirmeye amaçlıyoruz. Nihai hedefimiz, bildirgeyi COP31 sırasında Antalya’da düzenlenecek özel bir yan etkinlikte sunmak ve böylece yerel iklim eyleminin uluslararası iklim diyaloğunda açık ve ortak bir sesle temsil edilmesini sağlamaktadır” ifadelerini kullandı. ALTAY: BU ORTAK AKIL İKLİM EYLEMLERİMİZİ ÇOK DAHA DİRENÇLİ, KAPSAYICI VE İNSAN ODAKLI HALE GETİRECEK Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Uğur İbrahim Altay, programa gönderdiği video mesajında iklim değişikliğinin yalnızca çevresel bir sorun olmadığını, ekonomik kalkınmayı, şehirlerin dayanıklılığını ve toplumsal yaşamı doğrudan etkileyen küresel bir güvenlik meselesine dönüştüğünü ifade etti. Altay, “Muğla’da kıyı dirençliliği ve su güvenliği, Gaziantep’te ise yeşil sanayi ve dirençli kentler odak ekseninde şekillenecek bu ortak akıl inanıyorum ki iklim eylemlerimizi çok daha dirençli, kapsayıcı ve insan odaklı hale getirecektir” dedi. GAZİANTEP BİLDİRİSİ TASLAĞI COP31 YOLUNDA İLK ADIMLARDAN BİRİ OLDU Açılış konuşmalarının ardından UCLG-MEWA Genel Koordinatörü Yahya İbrahim tarafından Gaziantep Bildirisi Taslağı katılımcılara sunuldu. Taslakta yerel yönetimlerin iklim politikalarında daha güçlü temsil edilmesi, iklim finansmanına erişimin artırılması, su ve gıda güvenliğinin sağlanması, teknolojik çözümlerin yaygınlaştırılması ve adil dönüşümün desteklenmesi konuları öne çıktı. İbrahim, “Türkiye’nin Kasım 2026’da Antalya’da COP31’e ev sahipliği yapacak olmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Belediyeler iklim etkisi anlamında ön cephede yer almaktadır. Gaziantep’te, bölgede su kıtlığı, kuraklık, aşırı sıcaklık, orman yağmurları, biyoçeşitlilik kaybı, artan kent altyapısı ve temel hizmetler baskısı nedeniyle daha da zor bir hale gelmektedir. Biz, çok düzeyli yönetişimle yerel yönetimlerin desteğini, gücünü artırmak istiyoruz. Yerel sistem finansmanının artırılmasını ve adil bir geçişim sağlanmasını, suların korunmasını, gıda sistemlerinin korunmasını hedefliyoruz. Bununla ilgili olarak teknolojiyi kullanmak istiyoruz. COP31 açısından Muğla ve Gaziantep’ten çağrımızdır. Küresel iklim eylemi yerelde öncülük yapılan, ölçülebilir sonuçlara dönüştürülmelidir” açıklamasında bulundu. BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLARI İKLİM POLİTİKALARINI MASAYA YATIRDI Program kapsamında düzenlenen “İklim Eylemi için Yerel Liderlik ve Çok Düzeyli İklim Yönetişimi” panelinde farklı şehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele deneyimleri ve yerel yönetimlerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Gaziantep Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı ve Çevresel Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Emine Koban moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak Küçük, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ve Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk katıldı. Programın ikinci belediye başkanları oturumu ise WALD Akademi Direktörü Hülya Alper moderatörlüğünde Sultanbeyli Belediye Başkanı Ali Tombaş, Osmaniye Belediye Başkanı İbrahim Çenet, Terme Belediye Başkanı Şenol Kul ve Sultangazi Belediye Başkanı Abdurrahman Dursun’un katılımıyla gerçekleştirilecek şekilde programda yer aldı. İKLİM DİYALOĞU ÖĞLEDEN SONRA TEMATİK TOPLANTILARLA DEVAM EDECEK COP31 hazırlıkları kapsamında Gaziantep’te düzenlenen Yerel İklim Eylemi Politika Diyaloğu, öğleden sonra gerçekleştirilecek tematik yuvarlak masa toplantılarıyla devam edecek. Program kapsamında saat 14.00’te başlayacak eş zamanlı oturumlarda kentsel dirençlilik ve iklime duyarlı kalkınma, iklim finansmanının yerelleştirilmesi, adil ve kapsayıcı dönüşüm, su, gıda, doğa ve döngüsellik ile yenilikçilik, teknoloji ve veri olmak üzere beş temel başlık ele alınacak. Yerel yönetim temsilcileri ve uzmanların katılımıyla gerçekleştirilecek toplantılarda, şehirlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması, sürdürülebilir kalkınma politikalarının geliştirilmesi ve yerel iklim eylemlerinin finansmanına yönelik çözüm önerileri değerlendirilecek. Saat 16.00’da yapılacak genel değerlendirme oturumunda ise tematik toplantılardan çıkan sonuçlar ve temel mesajlar, BM Türkiye İş birlikleri ve Kalkınma Finansmanı Yöneticisi Bülent Açıkgöz koordinasyonunda ele alınacak. Gaziantep’te yürütülen çalışmaların, Muğla’daki bölgesel diyalog süreciyle birlikte COP31’e sunulacak ortak politika önerilerine katkı sağlaması, yerel yönetimlerin uluslararası iklim müzakerelerinde daha güçlü ve ortak bir sesle temsil edilmesi hedefleniyor.

Dünya Yatırım Forumu’nda Enerji Güvenliği ve Yeşil Dönüşüm Ele Alındı Haber

Dünya Yatırım Forumu’nda Enerji Güvenliği ve Yeşil Dönüşüm Ele Alındı

Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen 9. Dünya Yatırım Forumu kapsamında gerçekleştirilen panelde enerji güvenliği, yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarının önemine dikkat çekti. Panelde, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31 sürecinde ticaret ve yatırımların temiz enerji dönüşümündeki rolü de değerlendirildi. Enerji Güvenliği ve Sürdürülebilir Yatırımlar Gündemdeydi Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) ile Katar Hükümeti iş birliğinde Doha’da düzenlenen 9. Dünya Yatırım Forumu kapsamında, “Sürdürülebilir Bir Gelecek İçin Enerji Güvenliğine Yatırım” başlıklı panel gerçekleştirildi. Panele konuşmacı olarak katılan Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, enerji güvenliği, yeşil dönüşüm ve sanayi rekabetçiliği arasındaki ilişkiye yönelik değerlendirmelerde bulundu. Yenilenebilir Enerji Yatırımları ve Uluslararası İş Birliği Vurgusu Panelde, sürdürülebilir bir enerji geleceğinin oluşturulmasında yenilenebilir enerji yatırımlarının önemi ele alındı. Tuzcu, enerji güvenliğinin sağlanması, yeşil dönüşümün desteklenmesi ve sanayinin rekabet gücünün korunması açısından uluslararası iş birliğinin önemine değindi. COP31 Sürecinde Temiz Enerji Dönüşümü Ticaret Bakan Yardımcısı Mustafa Tuzcu, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı 31. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) kapsamında ticaret ve yatırımların temiz enerji dönüşümünü destekleyici rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Panelde ele alınan konular, enerji güvenliği ile sürdürülebilir kalkınma hedefleri arasındaki ilişkinin yanı sıra yeşil dönüşüm sürecinde yatırımların ve uluslararası iş birliklerinin önemini ortaya koydu.

Prof. Dr. Hasar: “Antalya Uygulamanın COP’u Olacak” Haber

Prof. Dr. Hasar: “Antalya Uygulamanın COP’u Olacak”

COP31 İklim Diplomasisi Baş Yetkilisi ve İklim Değişikliği Başkanı Prof. Dr. Halil Hasar, TURKSAI Tüzüğü İmza Töreni ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları Sempozyumu’nda Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi, COP31 süreci ve iklim eylemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Hasar, COP31’in başarısının alınan kararların sahadaki uygulamalarıyla ölçüleceğini vurguladı. “Hedef Koyma Dönemi Geride Kalmıştır” İklim Değişikliği Başkanlığının aktardığı bilgilere göre, programda konuşan Prof. Dr. Halil Hasar, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadeledeki hedeflerine ve COP31’in Antalya’ya uzanan sürecine değindi. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda yürütülen çalışmaların önemine dikkat çeken Hasar, sürdürülebilir kalkınma amaçları kapsamında iklim eyleminin somut uygulamalarla desteklenmesi gerektiğini belirtti. Hasar, Türkiye’nin dünyaya vermek istediği mesajı şu sözlerle ifade etti: “Türkiye'nin dünyaya mesajı üç cümledir: 1.Hedef koyma dönemi geride kalmıştır, Antalya uygulamanın COP'u olacaktır. 2.Hiçbir Taraf tek başına yeterli değildir; gücümüz birliktelikten doğacaktır. 3.Söz, ölçülebilir sonuçla sınanır; zincirin son halkası denetimdir ve sayıştayların iklim denetimi bu güvenin teminatıdır.” COP31’de Uygulama ve Denetim Vurgusu COP31 sürecinde uluslararası iş birliği, ölçülebilir sonuçlar ve denetim mekanizmalarının önemine işaret eden Hasar, iklim politikalarının başarısının yalnızca belirlenen hedeflerle değil, bu hedeflerin uygulanmasıyla değerlendirileceğini ifade etti. İklim denetiminde sayıştayların rolüne de dikkat çeken Hasar, alınan kararların sonuçlarının izlenmesi ve denetlenmesinin güven açısından önem taşıdığını vurguladı. “Antalya’nın Başarısı Sahadaki Uygulamalarla Ölçülecek” COP31’in yalnızca müzakerelerin yürütüldüğü bir organizasyon olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Hasar, zirve sonrasında gerçekleştirilecek uygulamalara dikkat çekti. Hasar, “Antalya'nın başarısı iki haftada alınan kararlarla değil, sonrasında sahada devam eden uygulamayla ölçülecektir” ifadelerini kullandı. 2053 Net Sıfır Hedefinden COP31 Antalya’ya Program, Prof. Dr. Halil Hasar’ın “2053 Net Sıfır Hedefinden COP31 Antalya’ya” başlıklı panelde katılımcıların sorularını yanıtlamasıyla sona erdi. Sempozyumda ele alınan başlıklar arasında Türkiye’nin uzun vadeli iklim hedefleri, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde iklim eylemi ve COP31 sürecinde uluslararası iş birliği yer aldı.

COP31 Türkiye Pavilyonu Yan Etkinlik Programı Açıklandı Haber

COP31 Türkiye Pavilyonu Yan Etkinlik Programı Açıklandı

İklim Değişikliği Başkanlığı, 9–20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek COP31 kapsamında Türkiye Pavilyonu’nda gerçekleştirilecek yan etkinlik programını açıkladı. Oturumlarda gıda ve tarım, enerji, sıfır atık, iklim finansmanı ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alınacak. Türkiye’nin ev sahipliğinde, COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un başkanlığında gerçekleştirilecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı, ulusal ve uluslararası paydaşları Antalya’da buluşturacak. Kamu kurumları, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, akademi ve özel sektörün aktif katılımını desteklemek amacıyla hazırlanan yan etkinlikler, Türkiye Pavilyonu B125’te iki salonda düzenlenecek. Türkiye Pavilyonu’nda hangi gün hangi konular ele alınacak? Açıklanan programdaki tarihler ve tematik başlıklar şöyle: Programın ilk haftası, 9 Kasım’da “Gıda, Tarım ve Sağlık” temasıyla başlayacak. Oturumlarda iklime dayanıklı gıda güvenliği, tarımsal yapay zekâ, kırsal dönüşüm, su altyapısı için sürdürülebilir finansman ve dirençli sağlık sistemleri görüşülecek. Etkinlikler, 10 Kasım’da “Enerji–Ulaşım”, 11 Kasım’da “Sıfır Atık”, 12 Kasım’da “Dirençli Şehirler ve Yapılı Çevre”, 13 Kasım’da “Finans ve Ticaret”, 14 Kasım’da ise “Çocuklar–Gençlik, Eğitim ve Beceriler” başlıklarıyla devam edecek. İkinci hafta, 16 Kasım’da “Bilim–Sanayi–Teknoloji” temalı oturumlarla açılacak. Yeşil sanayileşme, karbon muhasebesi, karbon fiyatlandırması ve sanayinin karbonsuzlaşmasına yönelik çalışmalar değerlendirilecek. Programda 17 Kasım “Okyanuslar–Denizler, Doğa ve Arazi Kullanımı, Rio Sinerjisi”, 18 Kasım “İnsani ve Sosyal Kalkınma”, 19 Kasım ise “İMECE: Uygulamanın Hızlandırılması” başlıklarına ayrıldı. Gıda güvenliği, tarım ve su yönetimi gündemde Bu oturumlarda sürdürülebilir ormancılık, orman yangınlarıyla mücadele, bölgesel iklim projeksiyonları, mavi karbon, kapsayıcı iklim eylemi ve iklim finansmanını harekete geçirecek ortaklıklar gündeme gelecek. Programın tamamına nasıl ulaşılır? COP31 Türkiye Pavilyonu yan etkinlik programının tamamına, panel başlıklarına, düzenleyici kurumlara ve oturum saatlerine İklim Değişikliği Başkanlığının resmî web sitesi üzerinden ulaşılabilir.

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Haber

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi COP17 kapsamında yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını ve Antalya’da düzenlenecek COP31 hedeflerini anlattı. Yumaklı, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellendiğini belirtti. Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında Erivan’da düzenlenen Liderler Zirvesi ve Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı. Yumaklı, katılımcı ülke temsilcileri ve uluslararası kuruluşların temsilcilerine hitap ederek biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Dünya Gıda Günü’nü kutlayarak başlayan Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğal ekosistemlerin korunması için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin ortak bir yol haritası sunduğunu belirten Yumaklı, bundan sonraki süreçte taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme çalışmalarının artırılması ve bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi Güncelleniyor Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer aldığını ve zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Bakan Yumaklı, doğal zenginliklerin korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Yumaklı, Türkiye’nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınma birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir. Bu nedenle biyolojik çeşitliliğin korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil, kalkınma politikalarımızın da ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.” Bakan Yumaklı, özellikle gelişmekte olan ülkelerin biyolojik çeşitlilik hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası desteğin artırılması gerektiğini de vurguladı. Ülkelerin farklı koşullarının ve kalkınma önceliklerinin gözetilmesinin, ortak sorumluluk ve hakkaniyet anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti. İklim Değişikliği ve Biyolojik Çeşitlilik İçin Ortak Mücadele İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbiriyle bağlantılı küresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Yumaklı, bu alanlarda yürütülen çalışmaların birbirini tamamlaması gerektiğini belirtti. İklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki baskıyı artırdığını, ekosistemlerin bozulmasının ise iklim değişikliğinin etkilerini ağırlaştırdığını ifade eden Yumaklı, arazi bozulumunun gıda güvenliği, su kaynakları ve kırsal geçim kaynakları üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Bu nedenle Birleşmiş Milletler’in Rio Sözleşmeleri kapsamındaki süreçler arasında sinerjinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. COP31 Antalya’da Düzenlenecek: Hedef Somut Sonuçlar Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e de değinen Bakan Yumaklı, Antalya’da gerçekleştirilecek konferansın iklim değişikliğiyle mücadele ve çevresel hedefler açısından önemli bir fırsat sunacağını belirtti. Yumaklı, Türkiye’nin COP31’i iklim taahhütlerinin somut eylemlere dönüştürüldüğü bir “Uygulama COP’u” olarak gerçekleştirmeyi hedeflediğini ifade ederek şunları söyledi: “Türkiye olarak COP31’i, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u’ olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede iklim değişikliğiyle mücadele ile biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi ve gıda güvenliği gibi alanlar arasındaki sinerjiyi güçlendirmek istiyoruz.” Türkiye’nin uluslararası iş birliğini güçlendirmeye, deneyimlerini paylaşmaya ve ortak çözümlerin geliştirilmesine katkı sunmaya kararlı olduğunu belirten Yumaklı, ikili iş birliği platformlarına da önem verdiklerini kaydetti. Sulak Alanların Restorasyonu ve Sürdürülebilir Tarım Ön Planda COP17 kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantısı’nda da konuşan Bakan Yumaklı, doğanın korunmasının yalnızca çevresel bir konu olmadığını; toplumsal refah, dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından temel bir gereklilik olduğunu ifade etti. Gıda güvenliği, su kaynakları, insan sağlığı ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ve mevcut kırılganlıkları derinleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı’nda doğal ekosistemlerin korunması, bozulan alanların iyileştirilmesi ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımının kalkınma politikalarıyla bütünleştirildiğini aktaran Yumaklı, şu çalışmaların önemine işaret etti: Sulak alanların restorasyonuErozyonla mücadeleOrmanların korunmasıSürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıBiyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik politikaların ülkelerin ihtiyaçlarını ve kalkınma önceliklerini dikkate alması gerektiğini de vurguladı. Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’ne Vurgu Türkiye’nin ortaklık geliştirdiği Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’nin, ekosistem restorasyonu ile sürdürülebilir kalkınmanın birlikte ilerletilebileceğini gösteren önemli örneklerden biri olduğunu belirten Yumaklı, girişimin uluslararası dayanışmanın önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bozulan arazilerin iyileştirilmesi, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasının gönüllü iş birliğiyle desteklenebileceğini kaydetti. Bakan Yumaklı’dan Uluslararası İş Birliği Mesajı Konuşmasının sonunda Antalya’da düzenlenecek COP31’e dikkat çeken Bakan Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede verilen sözlerin somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin uluslararası ortaklarıyla iş birliğini geliştirmeye ve deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve küresel çevre hedeflerine ulaşılması için ortak hareket etmenin önemini bir kez daha dile getirdi.

Antep Fıstığı İşleme Tesisi’ne Ödül Haber

Antep Fıstığı İşleme Tesisi’ne Ödül

Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) iş birliğinde kurulan Pilot Ölçekli Antep Fıstığı İşleme Tesisi, Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında ödüle layık görüldü. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın elinden aldı. Gaziantep Ticaret Borsasının (GTB) tarımsal sanayide teknoloji kullanımını desteklemek amacıyla hayata geçirdiği Pilot Ölçekli Antep Fıstığı İşleme Tesisi, Rekabetçi Sektörler Programı (RSP) kapsamında ödül kazandı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) iş birliğiyle ve INNOFOOD Projesi kapsamında kurulan tesis, programın başarılı projeleri arasında yer aldı. Ödül, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Ankara’da düzenlenen Rekabetçi Sektörler Programı IPA II Kapanış Konferansı kapsamında verildi. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, törende ödülü Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’dan teslim aldı. Antep fıstığında teknoloji odaklı yatırım Gaziantep Ticaret Borsası ile TÜBİTAK MAM iş birliğinde hayata geçirilen Pilot Ölçekli Antep Fıstığı İşleme Tesisi, INNOFOOD Projesi kapsamında Gaziantep’e kazandırıldı. Tesis, tarımsal sanayinin gelişimini destekleyen ve teknoloji odaklı yatırımları öne çıkaran çalışmalar arasında yer aldı. Tesise verilen ödül, tarımsal üretimle sanayi ve teknoloji alanlarını buluşturan projelerin Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında değerlendirilmesiyle geldi. Rekabetçi Sektörler Programı’nın katkıları değerlendirildi Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mali iş birliği çerçevesinde yürütülen Rekabetçi Sektörler Programı'nın IPA II Kapanış Konferansı, “İnovasyonu Etkiye Dönüştürmek” temasıyla Ankara’da gerçekleştirildi. Konferansa Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın yanı sıra kamu kurumları, uluslararası kuruluşlar, iş dünyası ve proje paydaşlarının temsilcileri katıldı. Program kapsamında hayata geçirilen yatırımların ekonomik ve sektörel etkileri değerlendirilirken sanayide teknolojik dönüşüm, yenilikçilik, rekabet gücü ve sürdürülebilir kalkınma konuları ele alındı. Açılış konuşmalarının ardından düzenlenen törende, Rekabetçi Sektörler Programı kapsamında yürütülen başarılı projelerin temsilcilerine ödülleri takdim edildi. Gaziantep Ticaret Borsasının Antep fıstığı işleme tesisi de ödül alan projeler arasında yer aldı. Bakan Kacır: 23 ilde 43 projeye 260 milyon avro destek Konferansta konuşan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Rekabetçi Sektörler Programı'nın Türkiye'nin sanayi ve teknoloji altyapısının güçlendirilmesine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Kacır, program kapsamında 23 ilde yürütülen 43 projeye toplam 260 milyon avro destek sağlandığını açıkladı.

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu Haber

Avrupa Kentleri İklim İçin İzmir’de Buluştu

İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentlerin iklim değişikliğine karşı daha dirençli hale gelmesi ve iklim politikalarının yerel düzeyde hayata geçirilmesi amacıyla Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversiteleri İzmir’de buluşturdu. “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısında iklim adaleti, metropoliten yönetişim, iklim finansmanı ve kentler arası bilgi paylaşımı ele alınırken, yerel iklim çözümlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için iş birliği olanakları değerlendirildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki metropol yönetimleri ve üniversitelerle yürütülen “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinin ilk paydaş toplantısına ev sahipliği yaptı. Tarihi Havagazı Fabrikası’ndaki toplantıya İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, CLI-MET Proje Koordinatörü Ignazio Vinci ile Avrupa’nın farklı kentlerinden temsilciler katıldı. Toplantıda kentlerin iklim politikaları ve uygulama deneyimleri paylaşılırken, yerel yönetimlerin kapasitesini geliştirmeye yönelik eğitim ve iş birliği olanakları ele alındı. “İklim adaletinden de söz etmeliyiz” İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, iklim değişikliğinin artık uzak bir gelecek sorunu olmadığını belirterek aşırı sıcaklık, kuraklık, su stresi ve orman yangınlarının etkilerinin kentlerde doğrudan hissedildiğini söyledi. İklim krizinin toplumun tüm kesimlerini eşit etkilemediğine dikkat çeken Okyay, “Yaşlı insanlar, çocuklar, düşük gelirli topluluklar, göçmenler ve hâlihazırda kırılganlıkları bulunan insanlar orantısız bir yük taşıyabiliyor. İklim eyleminden söz ettiğimizde iklim adaletinden de söz etmeliyiz” dedi. “Asıl zorluk hedefleri uygulamaya dönüştürmek” Prof. Dr. Okyay, iklim değişikliğiyle mücadelede halk sağlığı, sosyal politika, gıda sistemleri, hareketlilik ve kentsel planlama gibi alanların birlikte ele alındığını belirtti. Güçlü iklim hedeflerinin tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Okyay, “Asıl zorluk, bu hedefleri uygulamaya dönüştürmek” dedi. Bunun için kurumsal kapasite, teknik bilgi, güçlü ortaklıklar ve finansmana erişimin yanı sıra kentler arası bilgi paylaşımının önemine dikkat çekti. “Şehirler uygulama laboratuvarlarıdır” Prof. Dr. Pınar Okyay, şehirlerin iklim politikalarının uygulandığı alanların yanı sıra çözüm üretme kapasitesine de sahip olduğunu belirterek, “şehirlerin uygulama laboratuvarları olduğunu kaydetti. İklim finansmanının yerel yönetimler için daha erişilebilir olması gerektiğini vurgulayan Okyay, “CLI-MET gibi ağlar kentlerin kapasitesini geliştirmesi ve başarılı uygulamaların şehirler arasında paylaşılması açısından önemli. İzmir bu çabaya aktif olarak katkıda bulunmak istiyor” ifadelerini kullandı. “İklim sorununun çözümü de şehirlerde” Proje Koordinatörü Ignazio Vinci, iklim değişikliğiyle mücadelenin çevresel olduğu kadar sosyal ve ekonomik boyutları da bulunduğunu belirterek, kentlerin farklı paydaşları bir araya getirme ve iklim politikalarını yerel düzeyde uygulama kapasitesine dikkat çekti. Metropoliten ölçekte iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim politikalarının toplumsal ve ekonomik etkileri nedeniyle sivil toplum ve diğer paydaşlarla diyalog ortamlarının oluşturulmasının önem taşıdığını söyledi. “İklim politikaları kent sınırlarının ötesinde ele alınmalı” Ignazio Vinci, Avrupa’nın yoğun ve çok merkezli kentsel yapısının iklim değişikliğiyle mücadelede iş birliği için önemli bir zemin sunduğunu belirtti. Kent merkezleri ile çevresindeki yerleşimlerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Vinci, iklim, ulaşım ve hareketlilik gibi sorunların işlevsel kentsel alan ölçeğinde ele alınmasının önemine dikkat çekti. Metropoliten yönetişim masaya yatırıldı Almanya TU Dortmund Üniversitesi’nden Prof. Dr. Karsten Zimmermann, “Metropoliten Yönetişim Cevapsa, Soru Neydi?” başlıklı sunumunda metropoliten yönetişimin önemini ele aldı. Arazi kullanımı, toplu taşıma, altyapı ve kamusal hizmetlerde koordinasyon ihtiyacına dikkat çeken Zimmermann, işlevsel kentsel alanlarla idari sınırlar arasındaki uyumsuzluğun metropoliten ölçekte yönetişim mekanizmalarını gerekli kıldığını belirtti. Avrupa kentleri deneyimlerini paylaştı Çalıştay kapsamında, Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar (METREX) bünyesinde görev yapan Viviana Rubbo’nun moderatörlüğünde “Büyükşehir Ölçeğinde İklim Zorlukları” başlıklı panel düzenlendi. Rubbo, farklı yönetim modellerine sahip Avrupa bölgeleri arasında uzmanlık ve deneyim paylaşımını güçlendiren METREX’in 1996’dan bu yana 50’nin üzerinde üyeyi bir araya getirdiğini belirtti. Kuruluşun kapasite geliştirme, araştırma ve uzmanlık ağlarının yanı sıra Avrupa kurumları nezdinde savunuculuk çalışmaları yürüttüğünü aktardı. “Başarılı uygulamaları farklı bölgelere aktarıyoruz” Panele çevrim içi katılan Coimbra Metropoliten Bölgesi Birinci Genel Sekreteri Jorge Brito, iklim değişikliğinin bölgede artan etkilerine dikkat çekti. Avrupa Birliği destekli projelerle orman yangınlarına karşı dirençlilik, doğa temelli çözümler ve istilacı türlerle mücadele alanlarında çalışmalar yürüttüklerini belirten Brito, başarılı uygulamaların yerelde test edilerek farklı bölgelere aktarılması ve yaygınlaştırılması gerektiğini söyledi. Ukrayna Lviv Belediyesi’nden Roman Kizyma, savaş koşullarında bölgesel iş birliğinin ve gelecek kuşaklar için dirençli kentler oluşturmanın önemine dikkat çekti. İklim değişikliğinin etkilerinin Lviv’de de hissedildiğini belirten Kiselev, özellikle su yönetimi ve altyapının güçlendirilmesine yönelik çalışmaları aktardı. Milano’da veriye dayalı iklim politikaları İtalya’nın Milano Metropoliten Şehri yönetiminden Francesca Framba, iklim değişikliğine uyum çalışmalarını sürdürülebilir kalkınma yaklaşımıyla yürüttüklerini belirtti. İklim ve çevre politikalarında araştırma, yenilikçilik ve veriye dayalı karar alma mekanizmalarının önemine dikkat çeken Framba, su, enerji ve atık gibi kaynakların yönetimine ilişkin bilimsel verileri politika süreçlerine aktardıklarını söyledi. Üç günlük çalıştay, tematik çalışma gruplarının toplantıları ile devam edecek ve çarşamba günü yapılacak saha ziyaretleriyle sona erecek.

Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede Dönüşüm Zamanı Haber

Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede Dönüşüm Zamanı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO ile Birleşmiş Milletler Çevre Programı UNEP öncülüğünde her yıl 29 Eylül'de Uluslararası Gıda Kaybı ve İsrafı Farkındalık Günü kutlanıyor. 2026 yılının teması ise “Gıda Kaybı ve İsrafını Azaltmanın Dönüştürücü Potansiyeli” olarak belirlendi. Bu yıl gerçekleştirilecek yedinci farkındalık gününde, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının daha sürdürülebilir tarım-gıda sistemlerinin oluşturulmasındaki rolüne özellikle dikkat çekiliyor. Gıda Kaybı ve İsrafıyla Mücadelede “Üçlü Kazanım” TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun, gıda kaybı ve israfıyla mücadelenin yalnızca açlıkla mücadele etmek anlamına gelmediğini; aynı zamanda üretimde harcanan toprağın, suyun, enerjinin ve insan emeğinin de heba olmasını engellediğini vurguladı. Yorgun yaptığı yazılı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''FAO, gıda kaybı ve israfının azaltılmasının dünyaya üç önemli alanda kazanım sağlayabileceğini vurguluyor: Gıda güvenliği ve daha iyi beslenme, doğal kaynakların ve iklimin korunması, verimlilik ve ekonomik büyüme. Başka bir ifadeyle, kaybolan veya çöpe giden gıdayı azaltmak yalnızca daha fazla insanın gıdaya erişmesine katkı sağlamıyor; aynı zamanda üretimde kullanılan toprağın, suyun, enerjinin ve emeğin de boşa harcanmasını önlüyor. Dünyada Gıdanın Önemli Bir Bölümü Sofraya Ulaşamıyor Gıda kaybı ile gıda israfı birbirinden farklı iki kavram. Gıda kaybı, ürünün hasattan başlayarak depolama, taşıma ve işleme süreçlerinde perakende noktasına ulaşmadan önce kaybedilmesini ifade ediyor. Gıda israfı ise perakende, restoran, toplu tüketim ve özellikle hane halkı seviyesinde tüketilebilecek gıdanın kullanılmadan atılması anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler'in güncel verilerine göre, dünyada üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 13,3'ü hasat sonrasında ve perakende aşamasına ulaşmadan önce kaybediliyor. Bunun üzerine, tüketiciye sunulan gıdanın yaklaşık yüzde 19'u da perakende, yeme-içme sektörü ve hanelerde israf ediliyor. Sadece 2022 yılında bu miktar 1,05 milyar tona ulaştı. Bu israfın en büyük bölümünün gerçekleştiği yer ise düşündüğümüzden çok daha yakınımızda: evlerimiz. UNEP verilerine göre dünyadaki toplam gıda israfının yaklaşık yüzde 60'ından haneler sorumlu. Hanelerde bir yılda yaklaşık 631 milyon ton gıda israf ediliyor. Bu, kişi başına yılda ortalama 79 kilogramlık evsel gıda israfına karşılık geliyor. Dünya genelinde evlerde her gün çöpe giden gıdanın, bir milyardan fazla öğüne karşılık geldiği hesaplanıyor. Birleşmiş Milletler'in 2026 değerlendirmesine göre 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan kronik yetersiz beslenmeyle, yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya ciddi düzeyde gıda güvensizliğiyle karşı karşıya kaldı. Çöpe Attığımız Sadece Gıda Değil Bir ürün çöpe gittiğinde aslında yalnızca o ürünü kaybetmiyoruz. Onu yetiştirmek için kullanılan su, üretimde harcanan enerji, kullanılan tarım arazisi, ambalajı, depolanması, taşınması için tüketilen kaynaklar ve üretim sürecindeki insan emeği de boşa gitmiş oluyor. Bu nedenle gıda kaybı ve israfının iklim değişikliği üzerinde de doğrudan bir etkisi bulunuyor. FAO ve UNEP verileri, gıda kaybı ve israfının küresel sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 8-10'undan sorumlu olduğunu ortaya koyuyor. Küresel ekonomiye maliyetinin ise yılda yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle gıdayı çöpe atmak aynı zamanda suyu, enerjiyi, toprağı ve ekonomik değeri çöpe atmak anlamına geliyor. 2030 Hedefi: İsrafı Yarı Yarıya Azaltmak Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları'nın 12.3 numaralı hedefi, 2030 yılına kadar kişi başına düşen küresel gıda israfının perakende ve tüketici düzeyinde yarı yarıya azaltılmasını, aynı zamanda üretim ve tedarik zincirindeki gıda kayıplarının önemli ölçüde düşürülmesini öngörüyor. Burada sorumluluk yalnızca üreticinin ya da tüketicinin değil; tarımdan sanayiye, lojistikten perakendeye, restoranlardan evlerimize kadar gıda zincirindeki bütün paydaşların ortak sorumluluğu bulunuyor. Küçük Değişiklikler, Büyük Sonuçlar Gıda israfını azaltmak için günlük hayatımızda uygulanabilecek yöntemler aslında oldukça basit: İhtiyacımız kadar alışveriş yapmak, öğünleri planlamak, gıdaları doğru koşullarda saklamak, son tüketim tarihi ile tavsiye edilen tüketim tarihi arasındaki farkı bilmek, artan yemekleri yeniden değerlendirmek ve tüketebileceğimiz miktardan fazlasını hazırlamamak atılabilecek en temel adımlar arasında bulunuyor. FAO da özellikle öğün planlamasını, gıdaların doğru saklanmasını ve artan yemeklerin değerlendirilmesini bireysel düzeyde alınabilecek temel önlemler arasında; Her bir gıdayı değerinde kullanmak, yalnızca bugünün kaynaklarını korumak değil; gelecek nesiller için daha sürdürülebilir ve daha dirençli bir gıda sisteminin oluşmasına katkı sağlamak anlamına geliyor.''

Yerelde Yeşil Dönüşüm ve Kapsayıcılık Vurgusu Haber

Yerelde Yeşil Dönüşüm ve Kapsayıcılık Vurgusu

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü, Türkiye’nin yeşil büyüme ve net sıfır emisyon hedefleri doğrultusunda hazırlanan "2025 Yılı Kalkınma Ajansları Sürdürülebilirlik Raporu"nu kamuoyuyla paylaştı. Rapor; yeşil dönüşümden sosyal kapsayıcılığa, afet dirençli kentlerden yenilikçi finansman modellerine kadar birçok detayı aktarıyor. Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hamlelerinde kritik bir rol üstlenen kalkınma ajanslarının 2025 yılındaki faaliyetleri, kapsamlı bir raporla tescillendi. On İkinci Kalkınma Planı ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle tam uyumlu olarak hazırlanan 2025 Yılı Kalkınma Ajansları Sürdürülebilirlik Raporu, yerelde gerçekleştirilen ekolojik ve sosyal dönüşüm projelerini bütüncül bir yaklaşımla ele alıyor. Yeşil Dönüşüm ve Kaynak Verimliliğinde Büyük Atılım Raporun en dikkat çekici başlıklarından biri, çevre dostu üretim modellerine verilen güçlü destekler oldu. Enerji ve su verimliliğinden döngüsel ekonomiye kadar geniş bir yelpazede yürütülen çalışmalar, KOBİ’lerin küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Özellikle Dünya Bankası iş birliğiyle hayata geçirilen ve yaklaşık 400 milyon ABD doları bütçeye sahip Türkiye Sosyal Kapsayıcı Yeşil Geçiş Projesi (SoGreen), 81 ilde KOBİ’lerin yeşil dönüşüme adaptasyonunda kilit bir misyon üstleniyor. Bunun yanı sıra Yerel Kalkınma Hamlesi ve Anadoludakiler Programı gibi inisiyatiflerle yerel değerler korunurken, katma değerli ve çevreci üretim modelleri teşvik ediliyor. Sosyal Kapsayıcılık ve İstihdamda Rekor Rakamlar Kalkınma ajansları yalnızca ekolojik dengeye değil, toplumsal kalkınmaya da odaklanıyor. 2025 yılı boyunca kadın istihdamı, genç girişimciliği ve dezavantajlı grupların ekonomik hayata katılımı önceliklendirildi. Sosyal Gelişmeyi Destekleme Programı (SOGEP), SEECO Projesi, Çalışan ve Üreten Gençler Programı (ÇÜGEP) gibi öncü programlar sayesinde binlerce vatandaşa yeni istihdam kapıları aralandı, mesleki eğitimler verildi ve sosyal girişimcilik projeleri hayata geçirildi. Deprem Bölgesinde Toparlanma ve Dirençli Kentler 6 Şubat 2023 depremlerinin ardından bölgenin yeniden ayağa kaldırılması sürecinde kalkınma ajansları aktif rol oynamaya devam etti. Doğu Akdeniz’de DOĞAKA öncülüğünde yürütülen çalışmalar ve Bölgesel Kalkınma Odaklı Toparlanma Acil Eylem Programı (BOTAP) kapsamında; altyapının güçlendirilmesinden ekonomik ve sosyal toparlanmanın hızlandırılmasına yerel üreticilerin desteklenmesine kadar pek çok kritik adım atıldı. Milyarlık Finansman Desteği ve 2040 Vizyonu Genel bütçe ödenekleri, yerel katkılar ve uluslararası fonların sinerjisiyle finanse edilen ajanslar, 2025 yılında 1.155 proje için yaklaşık 2,8 milyar TL tutarındaki destek sözleşmesini imzaladı. 1.134 nitelikli personelin görev yaptığı kurumlar, güçlü dijital altyapıları ve şeffaf denetim mekanizmalarıyla örnek bir kurumsal yapı sergiliyor. Gelecek dönemde sadece hibe sağlayan kurumlar olmanın ötesine geçerek; yeşil, dijital ve dirençli kalkınma süreçlerine yön veren stratejik birer aktör olmayı hedefleyen kalkınma ajansları, 2040 vizyonu doğrultusunda Türkiye’nin kalkınma yolculuğuna liderlik etmeye hazırlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.