Hava Durumu

#Sürdürülebilir Tarım

Kırsal Haber - Sürdürülebilir Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’te Geleceğin Tarımı Ata Tohumlarıyla Filizleniyor Haber

Gaziantep’te Geleceğin Tarımı Ata Tohumlarıyla Filizleniyor

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, geçmişin tarımsal mirasını geleceğin üretim teknolojileriyle buluşturan 3’üncü Geleneksel Tohum Takas ve Doğa Dostu Tarım Şenliği’ni başlattı. Ata tohumlarının korunmasından akıllı tarım uygulamalarına, sürdürülebilir üretimden çocukların doğayla buluşmasına kadar birçok etkinliğe ev sahipliği yapan şenlikte, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, gıda güvenliğinin stratejik önemine dikkat çekerek ata tohumlarını kentin en değerli kaynaklarından biri olarak nitelendirdi. Gaziantep’in yüzyıllardır süregelen tarımsal birikimini korumak, yerel tohum çeşitliliğini gelecek nesillere aktarmak ve doğa dostu üretim anlayışını yaygınlaştırmak amacıyla düzenlenen şenlik, Festival Park’ta kapılarını açtı. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı organizasyonunda, Özge Şahin’in sunumuyla gerçekleştirilen programda çiftçiler, üreticiler, çocuklar ve vatandaşlar tarımın geçmişiyle geleceğini aynı alanda deneyimleme fırsatı buldu. Şenliğin ilk gününde Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, protokol üyeleri ve çocuklarla birlikte stantları gezerek yürütülen çalışmalar hakkında bilgi aldı. Çocuklara bitkiler, hayvanlar ve tarımsal üretim süreçleri uygulamalı olarak anlatılırken modern, sürdürülebilir ve doğa dostu tarım teknikleri tanıtıldı. Açılış konuşmaları öncesinde Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınma, tarımsal üretim ve çiftçilere yönelik desteklerini anlatan tanıtım filmi katılımcılarla buluşturuldu. ŞAHİN: BİZ TOHUMA DÖNDÜK Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, açılış konuşmasında iklim değişikliği, kuraklık, su kaynaklarının korunması ve ata tohumlarının yaşatılmasının önemine dikkat çekti. Gaziantep’te hayata geçirilen tarımsal kalkınma modelinin Türkiye’ye ve dünyaya örnek olmasını hedeflediklerini belirten Şahin, yerel tohumların korunmasının yalnızca tarımsal değil, aynı zamanda kültürel bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Şahin, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Allah'ın izniyle bu Gaziantep modeli bütün Türkiye'ye, bütün dünyaya örnek olacak. Evliya Çelebi bütün dünyayı dolaşıyor. Buraya gelince Şehr-i Ayıntab-ı Cihan diyor. Suyun gözü. Suyun gözünde su kalmadı. Öyle heder ettik ki dünyayı. Kendi elimizle doğayı bozuyoruz. Hiç kimsenin buna hakkı yok. O yüzden kent planlamacısını doğa dostu, tarım dostu yapmak zorundayız. Ata tohumu, ana tohumu. Ne oldu bunlara? Sahip çıkmazsak ya yanıp gidiyor. Ya kuraklıkta gidiyor ya selde gidiyor. Biz şimdi bankamızı kurduk. Bunların hepsi burada. Sof domatesinin tohumu burada. Bu burada olduğu sürece sof domatesi eski domates gibi kokacak. O yüzden tohum takas deyip geçmeyin. Biz tohuma döndük.” GIDA POLİTİKASI, SAVUNMA SANAYİ KADAR ÖNEMLİ Tarımda su yönetiminin ve üreticinin ekonomik açıdan güçlendirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını ifade eden Başkan Şahin, Büyükşehir Belediyesi’nin içme suyu, tarımsal sulama, ata tohumu ve çiftçi desteklerini bütüncül bir anlayışla ele aldığını söyledi. Türkiye'nin gıda üretiminde kendi kendine yetebilmesinin stratejik bir zorunluluk olduğunu vurgulayan Şahin, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Can suyu projesine başladık. Önce içme suyu. Sonra can suyu. Sonra sulanabilir araziler. Sonra ata tohumlar. Sonra gelirleri arttırıp giderleri azaltacak çalışma burada çiftçinin cebinin rahatlaması lazım. Bu aile ekonomisi. Bu işin başı tarım. Biz buraya döndük battık. Tamamen bilimsel çalıştık. Bizim bu ata tohumumuz petrolümüz. Petrolümüz yok ama ata tohumumuz var. Petrolümüz doğal gazımız. Buraya baktığımız zaman bizim için çok önemli. Bunu birlikte başaracağız. Benim Anadolu'daki topraklarım yüzüme bakıp duruyor. Bu artık gerçekten savunma sanayi kadar önemli. Gıda politikası, savunma sanayi kadar önemli. Kendi kendimize yetmemiz lazım.” SAĞLAM: GAZİANTEP'TE ÇİFTÇİ OLMAK ÇOK KOLAY Gaziantep İl Tarım ve Orman Müdürü İbrahim Sağlam, geleneksel tohum takasının tarımsal üretimdeki önemine değinerek Büyükşehir Belediyesi’nin çiftçilere sağladığı desteklerin üretime önemli katkı sunduğunu belirtti. Sağlam, “Eskiden ata tohumlarını yönetirken gerek bitkisel üretimde gerek hayvansal üretimde takas çok önemli. Gaziantep'te çiftçi olmak çok kolay. Mazotu veriyorlar, tohumu veriyorlar. Bir tek çalışma kalıyor. Hizmetlerinden dolayı hepsine teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu. YILDIRIM: ATA TOHUMLARIMIZ ÇOCUKLARIMIZIN SAĞLIKLI GENETİĞİ İÇİN EN BÜYÜK TEMELİ SAĞLIYOR Gaziantep Ticaret Odası Başkanı Tuncay Yıldırım, ata tohumlarının korunmasının sağlıklı nesiller ve sürdürülebilir tarım açısından önem taşıdığını belirterek üreticileri destekleyen çalışmalarda emeği geçenlere teşekkür etti. Yıldırım, “Ata tohumlarımızın çocuklarımızın sağlıklı genetiği için en büyük temeli sağlıyor. Geçmişten gelen geleceği aktaracağımız tarımın ana temel noktası olan ata tohumlarının geliştirilmesine üreticimizle, çiftçimizle buluşturulmasına katkı sağlayan hep emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı. AKCAN: YEREL TARIMSAL ÜRÜNLER İHRACAT İÇİN DE ÖNEMLİ Gaziantep İhracatçılar Birliği Başkanı Mete Akcan, Gaziantep topraklarında yetişen ürünlerin yalnızca yerel üretim açısından değil, ihracat potansiyeli bakımından da önemli bir değer taşıdığını ifade etti. Akcan, “Bu topraklarda doğan ürünlerin bizlere katkısını çok olduğunu düşünüyoruz. Bunlar aslında ihracat açısından da çok önemli. O yüzden tarıma sahip çıkmamızın öneminin bugün de bir kez daha gördüğümüzü düşünüyorum” açıklamasında bulundu. SEÇKİN: YARINLARIMIZI ÇOCUĞUMUZU DÜŞÜNÜYORSAK TOHUMLARIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIZ Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma ve Tarımsal Hizmetler Daire Başkanı Kenan Seçkin, tohumun gelecek nesillere bırakılacak en önemli miraslardan biri olduğunu belirterek tarımsal üretimin insan yaşamının temel ihtiyaçlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söyledi. Büyükşehir Belediyesi’nin kırsal kalkınma çalışmalarının ulusal düzeyde ödüllerle karşılık bulduğuna da değinen Seçkin, şunları kaydetti: “Yarınlarımızı çocuğumuzu düşünüyorsak tohumlarımıza sahip çıkacağız. Bugün dünyanın insanoğlu dünyada üç temeli ihtiyacı vardır. Bunlar olduktan sonra yaşam her zaman devam eder. Birincisi beslenme, ikincisi giyinme, üçüncüsü barınma. Hepsinin temeli tohum ve topraktır. O yüzden bugün burada böyle bir etkinlikte aramızda bulunuyorsunuz. Bize moral ve güç veriyorsunuz. İstanbul'da Altın Pusula yarışmasında Gaziantep Büyükşehir Belediyesi beş ayrı dalda ödüle layık görüldü. Bu gerçekten Fatma Şahin’in liderliğinde onun talimatıyla yaptığımız çalışmalarımızdır. Bir tane şehir markalaşması ve şehir markalaşmasında yerel lezzetle tanıtılması konusu oldu.” ATA TOHUMLARINDAN AKILLI TARIMA 3 GÜNLÜK ŞENLİK Festival Park’ta 22-24 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen 3’üncü Geleneksel Tohum Takas ve Doğa Dostu Tarım Şenliği, her yaştan ziyaretçiyi toprağın ve üretimin dünyasıyla buluşturacak. Üç gün boyunca yerel ve ata tohumlarının tanıtılacağı etkinlikte tohum takası, fide dikimi, kompost yapımı, doğa dostu tarım atölyeleri, akıllı tarım uygulamaları, söyleşiler ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek. Çocukların tarımı uygulamalı öğrenmesine olanak sağlayan şenlik, üreticiler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirirken Gaziantep’in yerel tohum zenginliğinin korunmasına ve sürdürülebilir tarım bilincinin yaygınlaştırılmasına katkı sunacak. Açılış programı, protokol üyeleri ve katılımcıların hatıra fotoğrafı çektirmesi ve şenlik alanındaki stantların gezilmesi ile son buldu.

Gaziantep Üç Yeni Lezzetini Daha Tescil Etti Haber

Gaziantep Üç Yeni Lezzetini Daha Tescil Etti

Gaziantep, asırlık mutfak kültürünü tescille koruma altına almaya devam ediyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin girişimleriyle Sakız Helvası, Avrat Salatası ve Diş Hediği de coğrafi işaret alırken, kentin tescilli ürün sayısı 112’ye yükseldi. Türkiye’nin en fazla coğrafi işaretli ürününe sahip şehri olan Gaziantep, gastronomi alanındaki öncü konumunu üç yeni tescille güçlendirdi. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sürdürülebilir Tarım ve Kırsal Kalkınma Daire Başkanlığı bünyesinde yürütülen çalışmalar sonucunda, kentin mutfak mirasında önemli yere sahip üç yöresel lezzet Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillendi. Yeni tesciller arasında yalnızca sofraların değil, Gaziantep’in köklü geleneklerinin de izleri bulunuyor. Özellikle bebeklerin ilk dişinin çıkmasını kutlamak amacıyla hazırlanan Gaziantep Diş Hediği, kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel anlamıyla dikkat çekiyor. Geleneksel lezzet, 1905 tescil numarasıyla mahreç işareti alarak resmî koruma kapsamına girdi. Gaziantep Sakız Helvası, Gaziantep Avrat Salatası ve Diş Hediği de kentin tescilli gastronomi değerleri arasındaki yerini aldı. GAZİANTEP’İN 5 LEZZETİ AVRUPA’DA DA TESCİLLİ Yerel lezzetlerini yalnızca Türkiye’de değil, uluslararası alanda da koruma altına alan Gaziantep, Avrupa Birliği coğrafi işaret tescillerinde de önemli bir başarıya sahip. Antep Baklavası, Araban Sarımsağı, Menengiç Kahvesi, Antep Fıstık Ezmesi ve Gaziantep Lahmacunu, Avrupa Birliği tarafından tescillenen beş ürün arasında bulunuyor. Bu tescillerle Gaziantep’in geleneksel üretim yöntemlerinin korunması, yöresel ürünlerinin uluslararası pazarlarda tanınırlığının artırılması ve yerel ekonomiye daha fazla katma değer sağlanması amaçlanıyor. SIRADA 5 YENİ ÜRÜN VAR Gaziantep Büyükşehir Belediyesi, kentin henüz tescillenmemiş yöresel değerlerini de koruma altına almak için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Oğuzeli Nar Ekşisi, Antep Muskası, Antep Bulguru, Nizip Nanesi ve Nizip Mızar Havucu için coğrafi işaret tescil süreçleri devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi Ürün Markalaşma ve Coğrafi İşaretler Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar, ürünlerin yalnızca tescillenmesini değil, üretim kültürünün yaşatılmasını ve ekonomik değerinin artırılmasını da kapsıyor. Kamu kurumları, üreticiler ve sivil toplum kuruluşlarıyla yürütülen iş birlikleri sayesinde Gaziantep’in yöresel ürünlerinin yurt içi ve yurt dışındaki tanıtım faaliyetlerine ağırlık veriliyor. 112 coğrafi işaretli ürünü ve Avrupa Birliği tesciline sahip 5 lezzetiyle Gaziantep, mutfak mirasını korurken yerel üretimin geleceğine de yatırım yapıyor.

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Haber

Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Ermenistan’ın başkenti Erivan’da düzenlenen Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi COP17 kapsamında yaptığı açıklamalarda, Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik çalışmalarını ve Antalya’da düzenlenecek COP31 hedeflerini anlattı. Yumaklı, Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nın Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellendiğini belirtti. Bakan Yumaklı COP17 Liderler Zirvesi’nde Konuştu Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin 17. Taraflar Konferansı (COP17) kapsamında Erivan’da düzenlenen Liderler Zirvesi ve Yuvarlak Masa Toplantısı’na katıldı. Yumaklı, katılımcı ülke temsilcileri ve uluslararası kuruluşların temsilcilerine hitap ederek biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınma ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına Dünya Gıda Günü’nü kutlayarak başlayan Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının durdurulması ve doğal ekosistemlerin korunması için uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti. Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi’nin ortak bir yol haritası sunduğunu belirten Yumaklı, bundan sonraki süreçte taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Bu kapsamda finansmana ve teknolojiye erişimin kolaylaştırılması, kapasite geliştirme çalışmalarının artırılması ve bilimsel iş birliğinin güçlendirilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Türkiye’nin Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi Güncelleniyor Türkiye’nin üç biyocoğrafik bölgenin kesişiminde yer aldığını ve zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Bakan Yumaklı, doğal zenginliklerin korunmasının gelecek nesillere karşı önemli bir sorumluluk olduğunu dile getirdi. Yumaklı, Türkiye’nin Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Stratejisi ve Eylem Planı’nı Kunming-Montreal Küresel Biyoçeşitlilik Çerçevesi ile uyumlu şekilde güncellediğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Doğanın korunması ile sürdürülebilir kalkınma birbirine alternatif değil, birbirini tamamlayan hedeflerdir. Bu nedenle biyolojik çeşitliliğin korunmasını yalnızca çevre politikalarının değil, kalkınma politikalarımızın da ayrılmaz bir parçası olarak ele alıyoruz.” Bakan Yumaklı, özellikle gelişmekte olan ülkelerin biyolojik çeşitlilik hedeflerine ulaşabilmesi için uluslararası desteğin artırılması gerektiğini de vurguladı. Ülkelerin farklı koşullarının ve kalkınma önceliklerinin gözetilmesinin, ortak sorumluluk ve hakkaniyet anlayışının güçlendirilmesi açısından önemli olduğunu kaydetti. İklim Değişikliği ve Biyolojik Çeşitlilik İçin Ortak Mücadele İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı ve arazi bozulumunun birbiriyle bağlantılı küresel sorunlar olduğuna dikkat çeken Yumaklı, bu alanlarda yürütülen çalışmaların birbirini tamamlaması gerektiğini belirtti. İklim değişikliğinin ekosistemler üzerindeki baskıyı artırdığını, ekosistemlerin bozulmasının ise iklim değişikliğinin etkilerini ağırlaştırdığını ifade eden Yumaklı, arazi bozulumunun gıda güvenliği, su kaynakları ve kırsal geçim kaynakları üzerinde doğrudan etkili olduğunu söyledi. Bu nedenle Birleşmiş Milletler’in Rio Sözleşmeleri kapsamındaki süreçler arasında sinerjinin güçlendirilmesinin kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. COP31 Antalya’da Düzenlenecek: Hedef Somut Sonuçlar Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’e de değinen Bakan Yumaklı, Antalya’da gerçekleştirilecek konferansın iklim değişikliğiyle mücadele ve çevresel hedefler açısından önemli bir fırsat sunacağını belirtti. Yumaklı, Türkiye’nin COP31’i iklim taahhütlerinin somut eylemlere dönüştürüldüğü bir “Uygulama COP’u” olarak gerçekleştirmeyi hedeflediğini ifade ederek şunları söyledi: “Türkiye olarak COP31’i, iklim taahhütlerinin somut eyleme dönüştüğü bir ‘Uygulama COP’u’ olarak gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bu çerçevede iklim değişikliğiyle mücadele ile biyolojik çeşitliliğin korunması, arazi ve gıda güvenliği gibi alanlar arasındaki sinerjiyi güçlendirmek istiyoruz.” Türkiye’nin uluslararası iş birliğini güçlendirmeye, deneyimlerini paylaşmaya ve ortak çözümlerin geliştirilmesine katkı sunmaya kararlı olduğunu belirten Yumaklı, ikili iş birliği platformlarına da önem verdiklerini kaydetti. Sulak Alanların Restorasyonu ve Sürdürülebilir Tarım Ön Planda COP17 kapsamında düzenlenen Yuvarlak Masa Toplantısı’nda da konuşan Bakan Yumaklı, doğanın korunmasının yalnızca çevresel bir konu olmadığını; toplumsal refah, dayanıklılık ve sürdürülebilir kalkınma açısından temel bir gereklilik olduğunu ifade etti. Gıda güvenliği, su kaynakları, insan sağlığı ve ekonomik refahın sağlıklı ekosistemlere bağlı olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitlilik kaybının geçim kaynaklarını tehdit ettiğini ve mevcut kırılganlıkları derinleştirdiğini söyledi. Türkiye’nin 12. Kalkınma Planı’nda doğal ekosistemlerin korunması, bozulan alanların iyileştirilmesi ve biyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımının kalkınma politikalarıyla bütünleştirildiğini aktaran Yumaklı, şu çalışmaların önemine işaret etti: Sulak alanların restorasyonuErozyonla mücadeleOrmanların korunmasıSürdürülebilir tarım uygulamalarının yaygınlaştırılmasıBiyolojik kaynakların sürdürülebilir kullanımı Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik politikaların ülkelerin ihtiyaçlarını ve kalkınma önceliklerini dikkate alması gerektiğini de vurguladı. Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’ne Vurgu Türkiye’nin ortaklık geliştirdiği Afrika’nın Büyük Yeşil Duvar Girişimi’nin, ekosistem restorasyonu ile sürdürülebilir kalkınmanın birlikte ilerletilebileceğini gösteren önemli örneklerden biri olduğunu belirten Yumaklı, girişimin uluslararası dayanışmanın önemini ortaya koyduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bozulan arazilerin iyileştirilmesi, yerel geçim kaynaklarının desteklenmesi ve toplumsal dayanıklılığın artırılmasının gönüllü iş birliğiyle desteklenebileceğini kaydetti. Bakan Yumaklı’dan Uluslararası İş Birliği Mesajı Konuşmasının sonunda Antalya’da düzenlenecek COP31’e dikkat çeken Bakan Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması ve iklim değişikliğiyle mücadelede verilen sözlerin somut sonuçlara dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin uluslararası ortaklarıyla iş birliğini geliştirmeye ve deneyimlerini paylaşmaya hazır olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik çeşitliliğin korunması, sürdürülebilir kalkınmanın desteklenmesi ve küresel çevre hedeflerine ulaşılması için ortak hareket etmenin önemini bir kez daha dile getirdi.

Samsunlu Çiftçilere Tohum ve Gübre Dağıtımı Başladı! Haber

Samsunlu Çiftçilere Tohum ve Gübre Dağıtımı Başladı!

Samsun’da tarımsal üretimi artırmak ve üreticilerin girdi maliyetlerini düşürmek amacıyla dev bir destek projesi hayata geçirildi. Vezirköprü, Havza ve Ladik ilçelerinde 1.757 üreticiye, 21 bin dekar alanda kullanılmak üzere %75 hibeli sertifikalı buğday ve kanola tohumu ile %100 hibeli gübre teslimatları başladı. ​Samsun İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Samsun Valiliği Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı (YİKOB) ve Samsun Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle yürütülen projede ilk teslimat Vezirköprü’de gerçekleştirildi. ​21 Bin Dekar Alanda Sürdürülebilir Tarım ​Bölgede ürün çeşitliliğini artırmak, münavebeli (nöbetleşe) üretimi yaygınlaştırmak ve sürdürülebilir tarımsal potansiyeli güçlendirmek amacıyla başlatılan proje kapsamında toplamda: ​12.000 dekar alanda buğday, ​9.000 dekar alanda ise kanola üretimi yapılması planlanıyor. ​Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla projeye dahil edilen 477 ton 15-15-15 gübresi üreticilere tamamen (%100) ücretsiz olarak sunuluyor. ​İlçe İlçe Tohum ve Gübre Dağıtım Takvimi ​Samsun’un üç önemli tarım ilçesini kapsayan dağıtım takvimi ve sağlanan destek miktarları şu şekilde planlandı: ​1. Vezirköprü ​Projeye ait ilk dağıtım programı Vezirköprü’de düzenlendi. Program kapsamında 844 üreticiye: ​100 ton buğday tohumu, ​150 paket kanola tohumu, ​207 ton 15-15-15 gübresi teslim edildi. ​2. Havza ​Havza ilçesinde 510 üreticiye: ​100 ton buğday tohumu, ​150 paket kanola tohumu, ​95 ton 15-15-15 gübresi aktarılacak. ​3. Ladik ​Ladik ilçesinde ise 403 üreticiye: ​100 ton buğday tohumu, ​150 paket kanola tohumu, ​175 ton 15-15-15 gübresi teslim edilecek. ​TAKE Projesi İle Kanola Üretimi Yaygınlaşıyor ​Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projesi (TAKE) kapsamında da bölgede alternatif ürünlerin yaygınlaştırılması hedefleniyor. ​Bu kapsamda, 10.000 TL bütçeli 1.000 paket kanola tohumu %50 hibe desteği ile üreticilere ulaştırılmaya başlandı. TAKE projesi desteğiyle bölgede ek bir 20.000 dekar alanda daha kanola ekiminin gerçekleştirilmesi hedefleniyor.

9 Ekim Dünya Yumurta Günü: Üretimden Tüketime Yumurta Haber

9 Ekim Dünya Yumurta Günü: Üretimden Tüketime Yumurta

9 Ekim Dünya Yumurta Günü, yumurtanın beslenmedeki önemine ve yumurta tavukçuluğunun tarımsal üretimdeki rolüne dikkat çekiyor. Üretimden sofraya uzanan süreçte yumurta, gıda güvenliği ve sürdürülebilir tarım açısından da öne çıkıyor. Yumurta, dengeli beslenmenin önemli bir parçası Yumurta, yüksek kaliteli protein içeriği ve çeşitli besin öğeleriyle günlük beslenmede önemli bir yere sahip. B12 vitamini, kolin, selenyum ve diğer temel besin öğelerini içeren yumurta, dengeli beslenmenin destekleyici gıdaları arasında bulunuyor. Her yıl ekim ayının ikinci cuma günü kutlanan Dünya Yumurta Günü, yumurtanın besin değerini ve farklı kullanım alanlarını tanıtmayı amaçlıyor. Bu özel gün, aynı zamanda yumurta üreticilerinin emeğini ve sektörün gıda sistemindeki yerini hatırlatıyor. Yumurta üretimi tarımsal ekonomiye katkı sağlıyor Yumurta tavukçuluğu, yalnızca yumurta üretiminden ibaret değil. Yem üretimi, veterinerlik hizmetleri, paketleme, nakliye ve pazarlama gibi birçok alanla bağlantılı olan sektör, tarımsal tedarik zincirinin önemli halkalarından birini oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Türkiye'de 2025 yılında yaklaşık 19,9 milyar adet tavuk yumurtası üretildi. Yem maliyetleri, hayvan sağlığı, biyogüvenlik uygulamaları ve pazara erişim, yumurta üreticilerinin faaliyetlerini etkileyen başlıca unsurlar arasında yer alıyor. Üretimin devamlılığı, hem üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği hem de tüketicilerin gıdaya erişimi açısından önem taşıyor. Gıda güvenliği üretimden sofraya başlıyor Yumurtanın tüketiciye güvenilir biçimde ulaştırılması, üretim ve muhafaza koşullarının uygunluğuna bağlı. Hijyen uygulamaları, hayvan sağlığının korunması, izlenebilirlik ve uygun depolama koşulları, gıda güvenliğinin temel unsurları arasında bulunuyor. Sürdürülebilir yumurta üretimi için kaynakların verimli kullanılması, atık yönetimi ve çevresel etkilerin azaltılması da önem taşıyor. Hayvan refahını gözeten yetiştiricilik uygulamalarıyla birlikte bu başlıklar, sektörün uzun vadeli gelişiminde belirleyici rol oynuyor. Dünya Yumurta Günü, sofralarda sıkça tüketilen yumurtanın beslenmedeki değerini hatırlatırken bu gıdanın arkasındaki üretim emeğine ve tarımsal üretimin gıda güvencesindeki önemine de dikkat çekiyor.

Türkiye Topraklarının Geleceği UTAEM’de Masaya Yatırıldı Haber

Türkiye Topraklarının Geleceği UTAEM’de Masaya Yatırıldı

Türkiye’de tarımsal toprak yönetimi ve toprak sağlığına ilişkin mevcut sorunlar, Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü (UTAEM) ev sahipliğinde düzenlenen çalıştayda ele alındı. AB HORIZON 2020 Tarımsal Toprak Yönetimi Avrupa Ortak Programı (EJP SOIL) çalışmaları kapsamında gerçekleştirilen “Türkiye Topraklarının Sorunları ve Toprak Sağlığı Çalıştayı”, 1-2 Ekim 2026 tarihlerinde UTAEM ev sahipliğinde düzenlendi. Tarım topraklarının sorunları ele alındı Çalıştayın açılışı, Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdür Yardımcısı Mesut Akdamar tarafından gerçekleştirildi. Programa Çukurova ve Adıyaman üniversitelerinden öğretim üyelerinin yanı sıra Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) ile bağlı 11 araştırma enstitüsünden 25 uzman katıldı. Çalıştay kapsamında tarımsal toprak yönetimi ve toprak sağlığı alanındaki mevcut sorunlar, gerçekleştirilen sunumlarla detaylı şekilde değerlendirildi. Gelecekteki bilimsel çalışmalara zemin oluşturdu Uzmanların bilgi ve deneyimlerini paylaştığı çalıştayda, Türkiye’nin tarımsal topraklarının mevcut durumu ve toprak sağlığı alanında yürütülebilecek çalışmalar üzerine görüş alışverişinde bulunuldu. Programın, gelecekte gerçekleştirilecek bilimsel çalışmalar ve projeler açısından güçlü bir bilgi paylaşımı ve değerlendirme ortamı oluşturması hedeflendi. UTAEM’de gerçekleştirilen çalıştayla, sürdürülebilir tarım ve sağlıklı toprakların korunmasına yönelik bilimsel çalışmaların geliştirilmesine katkı sunulması amaçlandı.

Yaşayan Laboratuvar ve Odak Grup Toplantısı Düzenlendi Haber

Yaşayan Laboratuvar ve Odak Grup Toplantısı Düzenlendi

Avrupa Birliği PRIMA II Programı tarafından desteklenen ASPMED Projesi kapsamında, Balıkesir’de tarım ve hayvancılıkta sürdürülebilir üretim modellerinin ele alındığı Yaşayan Laboratuvar ve Odak Grup Toplantısı gerçekleştirildi. Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğünün partner olarak yer aldığı proje kapsamında düzenlenen toplantı, 25 Eylül 2026 tarihinde Balıkesir’de gerçekleştirildi. Tarım ve hayvancılıkta agroekolojik yaklaşımlar ele alındı Toplantıda; tarımsal ormancılık uygulamaları, organik yem bitkileri üretimi, küçükbaş hayvancılıkta agroekolojik yaklaşımlar ve iklim değişikliğine uyum konuları değerlendirildi. Sürdürülebilir tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik gerçekleştirilen odak grup çalışmasına bilim insanları, kamu kurumları, yerel yönetimler, özel sektör temsilcileri, sivil toplum kuruluşları, tarım danışmanları ve kadın üreticiler katıldı. Bölgesel ölçekte sürdürülebilir üretim hedefi Toplantıda farklı paydaşların bilgi ve deneyimlerinin bir araya getirilmesiyle, bölgedeki sürdürülebilir tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik değerlendirmelerde bulunuldu. ASPMED Projesi kapsamında yürütülen çalışmalarla, bölgesel ölçekte çevre dostu ve iklim değişikliğine dayanıklı üretim modellerinin oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdürülmesi hedefleniyor.

Menteşe’de Yayla Kavunu ve Ata Sebzelerinde Hasat Heyecanı Haber

Menteşe’de Yayla Kavunu ve Ata Sebzelerinde Hasat Heyecanı

Muğla’nın Menteşe ilçesinde, yöreye özgü Yayla kavunu ile Ata tohumlarından yetiştirilen sebzelerin hasadı gerçekleştirildi. Karabağlar Yaylası’nda düzenlenen hasada Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar ile beraberindeki teknik ekip katıldı. Menteşe’de yöresel tarım ürünlerinin korunması, üretimin sürdürülebilir hale getirilmesi ve Ata tohumlarının yaygınlaştırılması amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında hasat gerçekleştirildi. Ata sebzeleri yetiştiricisi Mehmet Yıldız’a ve Yayla kavunu üreticisi Halise Dural’a ait bahçelerde gerçekleştirilen hasatta, Ata tohumlarından elde edilen sebzeler ile Muğla’nın kendine özgü lezzetiyle öne çıkan Yayla kavunları toplandı. Hasada; Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Süreyya Can, Menteşe İlçe Tarım ve Orman Müdürü Eren Kaçmaz ve teknik personel katıldı. Karabağlar Yaylası’nda Geleneksel Üretim Sürüyor Hasat programında açıklamalarda bulunan İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Karabağlar Yaylası’nın kendine özgü bitki örtüsü, doğal yapısı ve tarımsal üretim kültürüyle Muğla açısından önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Baydar, Karabağlar Yaylası’nın jeomorfolojik yapısı ve Muğla iklimi nedeniyle kış aylarında yoğun yağış aldığını, bazı bölümlerin kısa süreli olarak su altında kaldığını ifade etti. Yaz aylarında ise yaylanın hem üretim hem de yaşam alanı olarak kullanıldığını belirten Baydar, geleneksel üretim kültürünün kuşaktan kuşağa aktarıldığını söyledi. Koruma altında bulunan Karabağlar Yaylası’nın kendine özgü “irim”leriyle de dikkat çektiğini belirten Baydar, yağışlı dönemlerde ulaşım yollarının aynı zamanda drenaj kanalı işlevi gördüğünü kaydetti. Yayla Kavunu Susuz Yetiştiriliyor Karabağlar Yaylası başta olmak üzere Düğerek, Ortaköy ve Orhaniye mahallelerinde yaklaşık 400 dekar alanda Yayla kavunu yetiştiriciliği gerçekleştiriliyor. Mayıs ayında toprak tava geldiğinde dikimi yapılan kavunlar, üretim sürecinde sulama yapılmadan yetiştiriliyor. İki kez çapalama ve boğaz doldurma işlemlerinin ardından kavunların hasadı ağustos sonu ile eylül başında gerçekleştiriliyor. Yaklaşık 3-4 kilogram ağırlığa ulaşan Yayla kavunları, ağırlıklı olarak kışlık tüketim amacıyla değerlendiriliyor. Sapından koparıldıktan sonra tarlada bir gün bekletilen ve sap kısmı mühürlenen kavunlar pazara sunulabildiği gibi askıya alınarak kış aylarında da tüketilebiliyor. Muğla’nın geleneksel Yayla kavunları; Paris, Pıtraklı ve Hırsız Almaz gibi yerel isimlerle anılıyor. Paris Kavunu Altı mühürlü, dilimli veya dilimsiz düz kışlık tipleri bulunan Paris çeşidi, kendine özgü aroması ve kokusuyla öne çıkıyor. Haziran ayında ekimi yapılan çeşit, uygun koşullarda nisan ayına kadar saklanabiliyor. Uzun süre muhafaza edilebilmesi ve lezzeti nedeniyle üreticiler tarafından tercih ediliyor. Pıtraklı Kavun Karabağlar Yaylası’na özgü geleneksel yerel çeşitlerden biri olan Pıtraklı kavun, kabuğundaki pıtraklı ve dokulu görünümüyle tanınıyor. İnce kabuğu, kendine özgü kokusu ve aromasıyla dikkat çekiyor. Hırsız Almaz Kavunu Yaylanın bereketli topraklarında sulama yapılmadan yetiştirilen Hırsız Almaz çeşidi ise hem kültürel değeri hem de kendine özgü görünümüyle biliniyor. Şekli nedeniyle yörede bu isimle anılan kavunun dış görünümünün aksine iç kısmının oldukça lezzetli olduğu belirtiliyor. Kırkağaç Kavunuyla Ürün Çeşitliliği Artırılıyor Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yürütülen TAKE projeleri kapsamında, TAGEM Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü iş birliğiyle temin edilen ve yüzde 75 Bakanlık hibesiyle desteklenen Kırkağaç çeşidi kavun tohumları da üreticilerle buluşturuldu. Yuvarlak yapısı, çizgili görünümü, sıkı eti ve tatlı aromasıyla öne çıkan Kırkağaç kavunu, yüksek verimiyle de dikkat çekiyor. Yaklaşık 7-8 kilogram ağırlığa ulaşabilen çeşidin, 1963’ten günümüze Ata Sebzeleri Projesi kapsamında korunan yuvarlak tipinin tamamen yerli ve Ata tohumu niteliğinde olduğu belirtildi. Her türlü toprakta yetiştirilebilen Kırkağaç kavununun, kendi tohumundan yeniden üretilebilmesi ve diğer kavun çeşitlerine göre daha uzun süre dayanabilmesi üreticiler açısından önemli bir avantaj sağlıyor. Ata Sebzeleri Projesiyle 5,5 Milyondan Fazla Fide Üreticiyle Buluşturuldu Tarım ve Orman Bakanlığı Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen Tarım Arazilerinin Kullanımının Etkinleştirilmesi Projeleri kapsamında, 2021 yılında başlatılan ve Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü ile birlikte yürütülen Ata Sebzeleri Projesi kapsamında önemli miktarda üretim gerçekleştirildi. Proje kapsamında 2025 yılına kadar toplam 5 milyon 560 bin adet fide üreticilerle buluşturulurken, Ata Sebzeleri Projeleri için toplam 8 milyon 255 bin TL kaynak ayrıldı. 2026 yılında ise 2 milyon 177 bin TL bütçe ile 200 bin domates, 210 bin biber ve 90 bin patlıcan fidesinin yanı sıra 20 kilogram kavun, 20 kilogram kınalı bamya ve 1 kilogram marul tohumu olmak üzere toplam 500 bin Ata sebze fidesi ve 40 kilogram Ata tohumu, il genelinde 500 üreticiye yüzde 75 Tarım ve Orman Bakanlığı hibesiyle dağıtıldı. Ata Tohumları Üreticilere Katkı Sağlıyor Ata sebzelerinin yüksek adaptasyon kabiliyeti ve üreticilerin kendi tohumlarını sonraki yıllarda yeniden kullanabilmesi, projenin öne çıkan yönleri arasında yer alıyor. Ata tohumlarından elde edilen ürünler ise kendine özgü tat, doku, koku ve aromalarıyla pazarda ilgi görüyor. Muğla’nın sahil ve yüksek kesimlerinde gerçekleştirilen üretimler sayesinde yaklaşık 9 ay boyunca açıkta sebze üretimi yapılabiliyor. Proje kapsamında üreticilerin daha az tarımsal ilaç ve gübre kullanarak kaliteli ürün elde etmeleri hedefleniyor. Özellikle kadın üreticilerden projeye yönelik olumlu geri dönüşler alındığı ve Ata Sebzeleri Projesi’nin kadın üreticilere istihdam imkânı oluşturduğu ifade edildi. Yem Bitkileri Üretimi de Destekleniyor Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından 2026 yılında kaba yem ihtiyacının karşılanmasına yönelik yem bitkileri üretim projeleri de hayata geçirildi. Bu kapsamda yüzde 75 Tarım ve Orman Bakanlığı hibesiyle 100 üreticiye 1000 dekar alanda kullanılmak üzere silajlık mısır tohumu temin edildi. Üretimin yüzde 50’sinden fazlasının damla sulama sistemiyle gerçekleştirilmesi sağlandı. Ayrıca 94 üreticiye 2000 dekar alanda üretim yapılmak üzere sorgum tohumu temin edildi. Hedef Sürdürülebilir Tarım Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, yürütülen projelerle üreticilerin desteklenmesi, yerel ve Ata tohumlarının korunarak gelecek nesillere aktarılması, tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılması ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılmasını hedefliyor. İl Müdürlüğü tarafından yapılan değerlendirmede, “Sürdürülebilir tarım ve çevre bilinciyle üreticimizi destekleyerek üretime katkı sunmak. Üretimin ve emeğin yanındayız.” mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.