Hava Durumu

#Sürdürülebilir Üretim

Kırsal Haber - Sürdürülebilir Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kocaeli’de yapay zeka tarlaya indi Haber

Kocaeli’de yapay zeka tarlaya indi

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen “Akıllı Zirai Mücadele Projesi” ile tarımda yeni bir dönem başlıyor. Yapay zekâ ve drone teknolojilerinin kullanılacağı proje sayesinde tarımsal verimliliğin artırılması, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve daha sürdürülebilir bir üretim modelinin oluşturulması hedefleniyor. KOCAELİ TARIMINDA DİJİTAL ÇÖZÜM Kocaeli’de tarımsal üretimde verimliliği artırmak, çiftçinin girdi maliyetlerini düşürmek ve çevre dostu üretimi yaygınlaştırmak amacıyla hazırlanan “Akıllı Zirai Mücadele Projesinde” uygulama başladı. Pilot bölge olarak seçilen Kandıra’nın belirlenen mahallelerinde başlayan projeyle tarlalar drone ve İHA’larla havadan tarandı, bitki sağlığına ilişkin görüntüleme çalışmaları gerçekleştirildi. Elde edilen verilerin değerlendirilmesiyle üreticiye parsel bazında dijital öneriler sunulması hedefleniyor. İlk etapta 5 bin dekarlık tarım arazisinin belirlenen program dahilinde taranması ve çalışmaların tamamlanmasının ardından sistemin Kocaeli geneline yaygınlaştırılması planlanıyor. TARIMSAL GİRDİ MALİYETLERİNDE DÜŞÜŞ BEKLENİYOR Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kocaeli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü iş birliğinde, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı (MARKA) desteğiyle hazırlanan “Akıllı Zirai Mücadele Projesinin” hibe sözleşmesi mart ayında düzenlenen törenle imzalanmıştı. Projenin en önemli hedeflerinden biri, üreticinin tarımsal girdi maliyetlerini azaltmak olacak. Projenin uygulama programında tarımsal üretimde yapay zeka, İHA, multispektral görüntüleme, akıllı zararlı tuzakları ve dijital karar destek sistemlerinden yararlanılmaya başlandı. Kandıra ilçesi Selimköy’deki uygulamaya, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İl Tarım ve Orman Müdürlüğü uzmanları katıldı. HEDEF DAHA AZ MALİYET, DAHA YÜKSEK VERİM Tarım alanları drone ve İHA’larla havadan tarandı, multispektral görüntüleme teknolojisiyle bitkilerin sağlık durumuna ilişkin görüntüler alındı. Sahadan elde edilen verilerin dijital sistemlerde değerlendirilmesiyle hastalık, zararlı ve bitki besleme ihtiyaçlarının belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi. Bu sayede üreticinin tarlasının tamamına aynı uygulamayı yapmak yerine, ihtiyaç duyulan bölgeye, doğru zamanda ve ihtiyaç kadar müdahale etmesi hedefleniyor. Böylece ilaç, gübre, yakıt ve işçilik gibi üretim maliyetlerinin azaltılması amaçlanıyor. GEREKSİZ İLAÇ VE GÜBRE KULLANIMINA SON Projenin tarımsal üretime sağlayacağı önemli katkılardan biri de zirai ilaç ve gübre kullanımının daha kontrollü hale getirilmesi olacak. Drone ve uzaktan algılama teknolojileriyle sorun yaşanan bölgelerin belirlenmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi. Elde edilen veriler doğrultusunda nokta atışı uygulamalar yapılması planlanıyor. İhtiyaç olmayan alanlarda ilaç ve gübre kullanımının azaltılmasıyla hem üreticinin maliyetinin düşürülmesi hem de kullanılan girdilerden daha yüksek verim alınması hedefleniyor. ZARARLILAR ERKENDEN TAKİP EDİLECEK Tarım alanlarına kurulacak akıllı zararlı tuzaklarıyla zararlı popülasyonlarının dijital ortamda izlenmesine yönelik sistem kurulacak. Tuzaklardan elde edilen veriler, uydu ve drone görüntüleriyle birlikte değerlendirilecek. İlk saha çalışmalarında elde edilen verilerle hastalık ve zararlıların yaygınlaşması beklenmeden riskli alanların belirlenmesine yönelik altyapı oluşturuldu. Böylelikle erken uyarı sistemi sayesinde ürün kayıplarının azaltılması ve üreticinin daha hızlı önlem alabilmesi hedefleniyor. ÇİFTÇİNİN CEBİNE DİJİTAL DANIŞMAN Proje kapsamında üreticilerin cep telefonlarından kullanabileceği bir mobil uygulama da devreye alınacak. Çiftçiler, kendi parsellerine ilişkin analiz ve önerilere uygulama üzerinden ulaşabilecek. Yapay zeka destekli chatbot ile hastalık, zararlı ve bitki besleme konularında 7 gün 24 saat dijital danışmanlık hizmeti sunulması planlanıyor. Böylelikle üretici, tarlasındaki gelişmelerle ilgili veriye dayalı karar alma imkanına sahip olacak. İLK DURAK KANDIRA Projenin pilot uygulaması tarımsal üretimin yoğun olduğu Kandıra’nın belirlenen mahallelerinde başladı. İlk saha çalışmaları kapsamında tarım arazilerinde drone ve İHA’larla havadan görüntüleme gerçekleştirildi. İlk etapta 5 bin dekarlık arazinin belirlenen program dahilinde taranması ve proje çalışmalarının bu alanlarda tamamlanması planlanıyor. Kandıra’daki uygulamadan elde edilecek veriler, projenin farklı tarım alanlarına ve ürün desenlerine uyarlanmasına da katkı sağlayacak. Çalışmaların ilk etabının tamamlanmasının ardından sistemin Kocaeli genelindeki tarım alanlarında yaygınlaştırılacak. ÇEVRESEL ETKİLER DE AZALACAK Projenin hedefleri yalnızca üreticinin maliyetlerini düşürmek ve verimi artırmakla sınırlı olmayacak. İlaç ve gübrenin ihtiyaç doğrultusunda kullanılmasıyla toprağın ve su kaynaklarının korunmasına katkı sağlanması amaçlanıyor. Daha az ve daha kontrollü girdi kullanımı sayesinde tarımsal üretimin çevresel etkilerinin azaltılması ve sürdürülebilir üretim modelinin güçlendirilmesi hedefleniyor.

Türkiye İle Almanya Arasında Tarım ve Gıda İşbirliği Haber

Türkiye İle Almanya Arasında Tarım ve Gıda İşbirliği

Türkiye ile Almanya, tarım ve gıda sektörlerindeki ticari ilişkileri geliştirmek amacıyla Ortak Niyet Beyanı imzaladı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, iki ülkesinin tarımsal ticaret hacminin yakın gelecekte 5 milyar dolar seviyesine ulaşabileceğini belirtti. “Tarım ve Gıda Sektörü Alanlarında İkili İşbirliğinin Derinleştirilmesi ve Ortak Ticari İlişkilerinin Geliştirilmesine İlişkin Ortak Niyet Beyanı”, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü'nde düzenlenen törenle imzalandı. Törene Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer katıldı. Tarımsal ticarette 5 milyar dolar hedefi Törende konuşan Yumaklı, Almanya'nın Türkiye'nin önemli ekonomik ve ticari ortaklarından biri olduğunu belirterek, mevcut ilişkilerin tarım ve gıda alanındaki potansiyele uygun biçimde geliştirilmesini istediklerini söyledi. 2025 yılı verilerine göre Türkiye'nin Almanya'ya tarımsal ürün ihracatı yaklaşık 2,2 milyar dolar olurken, Almanya'dan yapılan ithalat yaklaşık 753 milyon dolar seviyesinde gerçekleşti. İki ülkenin ekonomik büyüklüğü ve sektörel kapasitesinin daha yüksek bir ticaret hacmine imkan verdiğini belirten Yumaklı, yakın gelecekte 5 milyar dolarlık seviyenin ulaşılabilir bir hedef olduğunu ifade etti. Bakan Yumaklı, bu hedef doğrultusunda teknik sorunların çözülmesi, şirketler arasında yeni ticari bağlantıların kurulması ve yatırım olanaklarının artırılması için çalışmaların sürdürüleceğini kaydetti. Yeni ticaret ve yatırım fırsatları oluşturulacak Ortak Niyet Beyanı ile mevcut Tarım Alanında Mutabakat Zaptı'nın kapsamının ileriye taşınması ve ekonomik sonuçlarının artırılması amaçlanıyor. Yumaklı, sürecin yalnızca kamu kurumları arasındaki temaslarla sınırlı kalmayacağını, üretici, ihracatçı ve özel sektör açısından somut sonuçlar ortaya çıkarmasının hedeflendiğini dile getirdi. Türk ve Alman şirketleri arasında yeni ticaret ve yatırım fırsatlarının oluşturulması, teknoloji transferinin artırılması ve ortak üretim modellerinin geliştirilmesi de öncelikli başlıklar arasında yer alıyor. Tarım teknolojileri ve dijitalleşme öne çıkıyor Tarım teknolojileri, gıda sanayisi, dijitalleşme, sürdürülebilir üretim ve tarımsal AR-GE, iki ülkenin ortak çalışma potansiyelinin yüksek olduğu alanlar arasında gösteriliyor. Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer'in Türkiye ziyaretinin özel sektör ayağına da dikkat çeken Yumaklı, Rainer'in Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nde iş dünyasının temsilcileriyle görüşeceğini aktardı. Rainer'in programında ayrıca tarım teknolojileri ve gıda sektöründe faaliyet gösteren şirketlere yönelik ziyaretler bulunuyor. Bu temaslarda Türkiye'nin üretim altyapısı, teknoloji kapasitesi ve girişimcilik ekosisteminin tanıtılması hedefleniyor. Tarım Yürütme Komitesi yeniden aktif hale getirilecek Türkiye-Almanya Tarım Yürütme Komitesinin yeniden aktif hale getirilmesi de önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında bulunuyor. Teknik ekiplerin düzenli toplantılar gerçekleştirmesi ve belirlenen hedeflerin takibini yapması planlanıyor. Bakan Yumaklı, atılan adımların tarım ve gıda sektörlerindeki ilişkileri hızlandıracağını ve özel şirketler arasında yeni ortaklıkların kurulmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer de Türkiye ile Almanya arasındaki tarım ve gıda ilişkilerini daha ileri bir noktaya taşımak istediklerini belirtti.

Tekirdağ’da Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi Başladı Haber

Tekirdağ’da Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi Başladı

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi tarafından düzenlenen 16. Uluslararası Tarımsal Mekanizasyon ve Enerji Kongresi başladı. 2-4 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilecek kongrede tarımda dijital dönüşüm, akıllı mekanizasyon sistemleri, enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim teknolojileri ele alınacak. Süleymanpaşa ilçesinde bir otelde gerçekleştirilen kongrenin açılışına Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, üniversite yöneticileri, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü temsilcileri, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Tarımda yeni teknolojiler ele alınacak Kongrede tarım sektörünün dijital dönüşümü ve akıllı mekanizasyon sistemleri üzerine çalışmalar değerlendirilecek. Enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim teknolojileri konusunda da akademisyenler ve sektör temsilcileri arasında fikir alışverişi yapılacak. Kongre Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Birol Kayışoğlu ile Biyosistem Mühendisliği Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsrafil Kocamaz, açılış programında kongrenin kapsamı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi. Tekirdağ’ın tarımsal üretim gücü Programda konuşan Tekirdağ Valisi Recep Soytürk, Tekirdağ’ın tarımsal üretimdeki güçlü konumuna dikkat çekti. Soytürk, Türkiye ayçiçeği üretiminin yaklaşık yüzde 14,5’ünün, kanola üretiminin ise yüzde 31’inin Tekirdağ’da gerçekleştirildiğini belirtti. Tekirdağ’ın buğday üretiminde Türkiye üçüncüsü olduğunu da ifade etti. Kentte tarım makineleri üretiminin de önemli bir seviyede olduğunu belirten Soytürk, 64 fabrikanın 82 ülkeye ihracat yaptığını ve yıllık yaklaşık 7 milyar TL ciro oluşturduğunu aktardı. Atık enerji seracılıkta değerlendirilecek Tekirdağ’da sanayi tesislerinde ortaya çıkan atık enerjinin seracılıkta değerlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü de belirtildi. Atık enerjinin seralarda kullanılmasıyla enerji maliyetlerinin azaltılması ve kentin İstanbul’a yakınlığının üretim açısından avantaja dönüştürülmesi hedefleniyor. Açılış programının ardından Vali Soytürk ve protokol üyeleri kongre alanını gezerek sergilenen ürünler hakkında bilgi aldı.

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı Haber

YENİ Partili Ayhan Barut’tan Limon Üreticisi İçin Çağrı

Adana’da 2026 limon hasadı başlarken üreticinin düşük alım fiyatı ve yüksek üretim maliyetleriyle mücadelesi sürüyor. Yüreğir Ovası’nda limon üreticilerini ziyaret eden YENİ Parti Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, limonun kilogram üretim maliyetinin yaklaşık 10 lira olduğunu, buna karşın üreticiye 5-6 lira civarında fiyat teklif edildiğini söyledi. Hasat döneminde limon üreticisinin ciddi bir fiyat sorunu yaşadığını belirten Barut, üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi için kilogram başına en az 15-16 lira fiyat oluşması gerektiğini ifade etti. Barut, alıcı bulunamaması nedeniyle ürünlerin dalında beklediğini ve limon üreticisinin zarar etme riskiyle karşı karşıya olduğunu dile getirdi. Adana’da limon üreticisi maliyet baskısı altında Yüreğir Ovası’ndaki bir limon bahçesinde ziraat mühendisi Hüseyin Doğru ile incelemelerde bulunan Ayhan Barut, Çukurova’da limon hasadının başladığı dönemde üreticinin beklediği fiyatı bulamadığını belirtti. Limon yetiştirmenin uzun ve emek yoğun bir süreç olduğuna dikkat çeken Barut, üreticinin yaklaşık 5 yıl boyunca ürün almak için emek verdiğini söyledi. Hasat döneminde çiftçinin gelir elde etmeyi beklediğini belirten Barut, düşük alım fiyatlarının üreticiyi zor durumda bıraktığını ifade etti. Barut, “Limonu yetiştirmek kolay değil. Yaklaşık 5 yıl uğraşıyor çiftçi, emek verip üretiyor. Tam hasat vakti üretici sevinip bayram edecekken maalesef limonda yine hüsranla karşı karşıya” dedi. Limonun üretim maliyeti 10 lira, alım fiyatı 5-6 lira Limon üretim maliyetinin kilogram başına yaklaşık 10 lira olduğunu belirten Barut, üreticinin sürdürülebilir şekilde üretim yapabilmesi için maliyetlerin üzerinde bir fiyat alması gerektiğini söyledi. Üreticinin eline geçmesi gereken fiyatın en az 15-16 lira seviyesinde olması gerektiğini ifade eden Barut, piyasada 5-6 lira gibi fiyatların konuşulmasının limon üreticisini endişelendirdiğini kaydetti. Barut, yakın dönemde market ve pazarlarda kilogram fiyatı 200 liraya kadar çıkan limonun bugün üreticinin elinde kalmasına tepki göstererek, “Daha yakın zamana kadar markette ve pazarlarda kilo fiyatı 200 lirayı bulan limon ne oldu da dalında bekliyor?” diye sordu. Türkiye’de limon üretiminde Çukurova önemli bir merkez Türkiye’nin yıllık limon üretiminin yaklaşık 2 milyon ton olduğunu belirten Barut, Adana, Hatay ve Mersin’in Türkiye limon üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu söyledi. Yüksek girdi maliyetlerinin çiftçinin üretim gücünü olumsuz etkilediğini ifade eden Barut, limon üreticisinin desteklenmesi çağrısında bulundu. Üreticinin zararına satış yapmak zorunda kalması halinde limon bahçelerinin ve ağaçlarının kesilmesi riskinin yeniden ortaya çıkabileceğini belirten Barut, bunun ülke tarımı açısından ciddi bir kayıp olacağını dile getirdi. Barut, üreticiye maliyetlerini karşılayabileceği ve sürdürülebilir üretim yapabileceği bir fiyat verilmesi gerektiğini belirterek, çiftçinin desteklenmesinin tüketici açısından da olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi. Ziraat mühendisi Doğru: “Üretici bu işin altından kalkamayacak” Limon bahçesinde tarımsal üretim danışmanlığı yapan ziraat mühendisi Hüseyin Doğru da limon sektöründeki fiyat ve maliyet sorununa dikkat çekti. Yaklaşık 35 yıldır narenciye sektöründe çalıştığını belirten Doğru, limonda alıcı sorunu yaşandığını ve üreticiye verilen fiyatların maliyetlerin altında kaldığını ifade etti. İşçilik, akaryakıt ve gübre gibi temel tarımsal girdilerin fiyatlarının yükseldiğini belirten Doğru, buna rağmen limonun düşük fiyatlarla satılmasının üreticiyi zarara sürüklediğini söyledi. Yakın zamana kadar limon fiyatlarının yükseldiğini, depolardaki ürünlerin piyasaya çıkmasıyla birlikte fiyatların gerilediğini belirten Doğru, erkenci mandalinada da benzer bir fiyat sorunu yaşandığını ifade etti. Doğru, “Çiftçi sürekli zarar ederse bu girdi fiyatlarındaki artışla üretim sürekli zorlaşıyor. Böyle giderse üretici bu işin altından kalkamayacak” dedi.

Sivas'ta Mera Islahı Çalışmaları Haber

Sivas'ta Mera Islahı Çalışmaları

Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, kırsal üretimi güçlendirmek ve hayvancılığı desteklemek amacıyla yürüttüğü projelere hız kesmeden devam ediyor. "Verimli Meralar, Güçlü Hayvancılık, Sürdürülebilir Üretim" sloganıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, Sivas İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan, Yıldızeli ilçesine bağlı Seren köyünü ziyaret ederek yürütülen projeleri yerinde inceledi. ​Meralarda Su Erişimi Kolaylaştı ​Ziyaret sırasında "Mera Islahı ve Amenajman Projesi" bünyesinde tamamlanan yatırımlar detaylı şekilde incelendi. Proje çerçevesinde Seren köyü meralarında inşa edilen 2 adet cazibeli hayvan içme suyu tesisi tamamlanarak üreticilerin hizmetine sunuldu. Bu sayede bölgede küçükbaş ve büyükbaş hayvanların temiz içme suyuna kesintisiz ve kolay bir şekilde erişmesi sağlandı. ​Proje ile meraların verimliliğinin artırılması hedefleniyor. ​Üreticilerin maliyetlerinin düşürülmesi ve hayvan refahının yükseltilmesi amaçlanıyor.​Kırsal kalkınma hamleleri kapsamında bölgedeki tarım ve hayvancılık faaliyetleri destekleniyor. ​"Üreticilerimizin Yanındayız" ​İl Tarım ve Orman Müdürü Salih İnan, incelemeleri sonrasında yaptığı değerlendirmede üreticilerin emeklerine değer katmanın temel öncelikleri olduğunu belirtti. Meraların korunmasının ve kırsal üretimin sürdürülebilir kılınmasının hayati önem taşıdığını vurgulayan İnan, Sivas genelindeki benzer projelerin artarak süreceğini ifade etti.

"Tarım Varsa Hayat Var Projesi" Sektör Temsilcilerini Buluşturdu Haber

"Tarım Varsa Hayat Var Projesi" Sektör Temsilcilerini Buluşturdu

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü ve Güvenilir Ürün Platformu iş birliğiyle hayata geçirilen “Tarım Varsa Hayat Var Projesi’’ kapsamında tarım ve gıda sektörünün önde gelen temsilcileri ile sivil toplum kuruluşları TİGEM Karacabey İşletmesi’nde buluştu. TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç başkanlığında iki gün süren etkinlikte katılımcılar; tohum üretim alanlarından damızlık hayvancılık tesislerine, modern mekanizasyon altyapısından sürdürülebilir üretim modellerine kadar kurumsal çalışmaları uzmanlar eşliğinde yerinde görme imkanı buldu. Saha ziyaretlerinde, TİGEM’in Türkiye’nin gıda arz güvenliğine sağladığı katkılar, gen kaynaklarının korunmasına yönelik yürütülen faaliyetler ve yüksek verimli üretim yaklaşımları detaylarıyla paylaşıldı. SÜRDÜRÜLEBİLİR ÜRETİM VE KÜRESEL İHRACAT ATILIMI Değerlendirme toplantısında açıklamalar yapan TİGEM Genel Müdürü Dr. Hasan Gezginç, kurumun 8 bin 145 personeli, 17 işletmesi, 3,6 milyon dekar arazisi ve 13,3 milyar TL’yi aşan sermayesiyle Türkiye’nin en büyük tarımsal üretim gücü olduğunu ifade etti. Sertifikalı tohum pazarında yüzde 25 pay ile sektör liderliğini sürdürdüklerini vurgulayan Gezginç, 2026 yılı bitkisel üretim döneminde hububatta 380 bin ton rekolte ile 233 bin ton sertifikalı tohum üretimi hedeflediklerini belirtti. İklim değişikliğiyle mücadele doğrultusunda tohumluk üretim alanlarının yüzde 40’ının kurağa dayanıklı çeşitlerden oluşturulduğunu dile getirerek, Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen Mirasımız Yerel Tohum Projesi kapsamında tescillenen 1 milyon paket tohumun üreticilerle buluşturulduğunu, ayrıca KKTC, Azerbaycan ve Irak gibi ülkelere sertifikalı tohum ihracatının kesintisiz devam ettiğini kaydetti. HAYVANCILIKTA KIRSAL DESTEK VE MİLLİ GENETİK MİRASIN KORUNMASI Kurumun hayvancılık alanındaki faaliyetlerine de değinen Gezginç; 70 bin büyükbaş ve 300 bini aşkın küçükbaş hayvan varlığıyla damızlık üretiminde öncü olduklarını aktardı. “Kırsalda Bereket Küçükbaşa Projesi” ile üreticilere 2 yılı ödemesiz 5 yıl vadeli Ziraat Bankası kredisi desteği sağlandığını ve 3 yılda 150 bin küçükbaş hayvanın çiftçilere ulaştırılmasının hedeflendiğini ifade etti. Malatya Sultansuyu İşletmesinde kurulan Boğa Sperma Merkezi ve Boğa Anası Tesisi ile dondurulmuş boğa spermasında yıllık 1 milyon doz üretime ulaşılarak iç piyasa ihtiyacının yüzde 40’ının tek başına karşılandığını açıkladı. Ayrıca bin 548 başlık safkan Arap atı sürüsünün yanı sıra Asya ceylanı, Ankara tiftik keçisi, Akbaş ve Kangal köpekleri gibi milli genetik mirasların başarıyla muhafaza edildiği, altyapıda ise sulu tarım alanının 1 milyon 41 bin dekara çıkarıldığı ve 48 MW’ı aşan Güneş Enerjisi Santrali (GES) projelerinin yürütüldüğü vurgulandı.

Altın Kovan Projesi Üretim Zincirini Büyütüyor Haber

Altın Kovan Projesi Üretim Zincirini Büyütüyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi, tarımsal kalkınmayı destekleyen projeleriyle hem üreticinin yanında olmaya hem de sürdürülebilir üretim anlayışını güçlendirmeye devam ediyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ‘Altın Kovan Projesi’ arıcılık faaliyetlerini desteklerken, doğanın korunmasına ve tarımsal üretimin geleceğine de katkı sunuyor. Küçük ve orta ölçekli arı yetiştiricilerine yönelik uygulanan proje kapsamında yetiştiricilere arılı kovan ve arıcılıkta ihtiyaç duyulan ekipman destekleri sağlanırken, verilen desteklerin üretime dönüşmesiyle birlikte arıcılar bal ve diğer arı ürünlerini elde etmeye başladı. Böylece proje yetiştiricilerin ekonomik gücünü artırırken, kırsalda üretimin sürdürülebilirliğini de destekliyor. Bu kapsamda Erdemli ilçesinde yaşayan Kudret Ateş, 3 kuşaktır yaptıkları arıcılık için projeden faydalandı. Arıcılığın desteklenmesi, ekosistemin güçlenmesine de katkı sağlıyor Altın Kovan Projesi’nin en dikkat çeken yönlerinden biri ise kendi kendini besleyen bir yapıya sahip olması. Desteklenen yetiştiricilerin çoğalttığı kolonilerden elde edilen yeni kovanlar, sonraki dönemde başka yetiştiricilere ulaştırılıyor. Bu sayede dışarıdan yeni arı teminine ihtiyaç duyulmadan, destek zinciri büyüyor ve proje her geçen yıl daha fazla yetiştiriciye ulaşma potansiyeli kazanıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi bu modelle yetiştiricilere ekonomik destek sunmakla kalmıyor, aynı zamanda kaynakların verimli kullanıldığı sürdürülebilir bir tarım anlayışını da hayata geçiriyor. Arılar, meyve ve sebzeler başta olmak üzere birçok tarımsal ürünün tozlaşmasında kritik rol üstlenirken, biyolojik çeşitliliğin korunması ve doğal yaşamın devamlılığı açısından da büyük önem taşıyor. Bu nedenle arıcılığın desteklenmesi yalnızca bal üretimine değil, tarımsal verimliliğin artmasına ve ekosistemin güçlenmesine de doğrudan katkı sağlıyor. Topkara: “Altın Kovan Projesi sürdürülebilir bir projedir” Mersin Büyükşehir Belediyesi Tanımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda görev yapan Ziraat Mühendisi Hüseyin Topkara, Altın Kovan Projesi’nin 2025 yılında başladığını belirterek, “Projemize 2025 yılında pilot seçilen ilçelerde başladık. Mersin İli Arı Yetiştiricileri Birliği’ne kayıtlı olan ve kovan varlığı 50 ile 100 arasında olan üreticilerimize yönelik bir proje. Kriterlerimize uyan 40 yetiştiriciyi seçtik. Yetiştiricilere kişi başı 30 tane katlı ve polen tuzaklı arılı kovan desteği sağladık. Bunun yanında 90 kilogram da arı besini verdik” dedi. Projenin başladığı günden bugüne toplam 2 bin 400 adet arılı kovan desteği sağladıklarını sözlerine ekleyen Topkara, “2025 yılında destek sağladığımız üreticilerimiz kolonilerini çoğalttılar ve bu yıl arılardan, polen ve bal gibi ürünleri almaya başladılar” diye konuştu. “İnsanların beslenmesiyle ilgili tüm noktalarda, arılara ihtiyacımız var” Yetiştiricilerin arılardan elde ettiği ürünlerle ekonomilerine katkı sunduklarının altını çizen Topkara, “Altın Kovan Projesi sürdürülebilir bir projedir. 2027 yılında dışarıdan hiç arı almadan, sadece kendi yetiştiricimizden 1.200 kovan arıyı toplayarak yeni yetiştiricilerle buluşturacağız” sözlerine yer verdi. Arıcılığın sadece tarıma değil, ekosisteme de büyük bir katkısı olduğunu ve Büyükşehir olarak bu bilinçle çalıştıklarını aktaran Topkara, “İnsanların beslenmesiyle ilgili tüm noktalarda, arılara ihtiyacımız var. Arı; meyve ağaçlarının tozlaşmasını, daha verimli hale gelmesini ve doğadaki bitkilerin çoğalmasını sağlayan bir canlı. Doğaya ve insanlığa büyük katkısı var. Bu kapsamda da Mersin Büyükşehir Belediyesi altın kovan projesiyle yalnızca üreticiye destek olmuyor, aynı zamanda ekosisteme de büyük bir katkı sağlamış oluyor” ifadelerini kullandı. Büyükşehir destekliyor, üreticiler arı gibi çalışıyor Projeden faydalanan Kudret Ateş başvuru sürecini aktararak, “Bu sene balımız geçen seneden daha fazla ve daha güzel oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne, özellikle üretici kadınlara verdiği desteklerden dolayı teşekkür ederim” diye konuştu. Büyükşehir’in Altın Kovan Projesi kapsamında desteklerden faydalanan Kudret Ateş’in eşi Abdulkerim Ateş, “İçinde 5 çıta arıyla 30 tane kovan aldık. Aldıktan 1 sene sonra 5 çıta olarak geri iade ettik. 15 tanesini de gelecek sene teslim edeceğiz. Başkanımız Vahap Seçer’e ve ekibine teşekkür ediyorum. Şu an balımızı hasat ediyoruz. Perakende ve kilo ile yaptığımız satışlardan da güzel kazanç elde ediyoruz” dedi. Sefa Hilmi Ateş işini severek yaptığını belirterek, üretimle ilgili detayları aktardı. Geçen seneye göre bu yıl üretimde artış olduğunu söyleyen Ateş, “Büyükşehir’in desteği ile daha verimli bir sene oldu. Ben arıcılık yapmaya devam edeceğim. Üretim yapmak, emek harcamak ve işin sonunda da hasadı yapmak çok keyifli. Aynı zamanda da ekosisteme ciddi bir katkı sağlıyoruz. O yüzden yaptığım işten çok mutluyum” ifadelerini kullandı. 3 nesildir arıcılık yaptığını aktaran Hilmi Ateş, geçmişte zor şartlarda üreticilik yaptığını, ancak zamanla bu şartların teknoloji ile kolaylaştığını söyledi. Büyükşehir’in desteklerinin de bu mesleği ileri taşıdığını aktaran Ateş, “Çocuklarım mesleğimi devam ettirebildiği için çok mutluyum. Destekler çok iyi geldi. Vahap Başkanımıza ve tüm çalışanlara teşekkür ederim” dedi.

CHP’li Orhan Sarıbal: "Küçük Üretici Tarım Sisteminin Dışına İtiliyor" Haber

CHP’li Orhan Sarıbal: "Küçük Üretici Tarım Sisteminin Dışına İtiliyor"

CHP Yurtiçi Örgütlenmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Türkiye’de tarımsal istihdamın nüfus artışına rağmen gerilediğini belirterek, ithalata dayalı politikaların özellikle küçük üreticileri ve aile işletmelerini tarım sisteminin dışına ittiğini söyledi. Sarıbal, “İthalat üzerinden sektör terbiye edilmektedir” dedi. Orhan Sarıbal, Türkiye’de tarımsal istihdamın uzun dönemli seyrine ilişkin verileri değerlendirdi. Sarıbal, 2002 yılında Türkiye’nin nüfusu yaklaşık 64 milyonken tarımda çalışan kayıtlı kişi sayısının yaklaşık 7,5 milyon olduğunu, 2026 yılında nüfus 86 milyona yükselmesine karşın tarımda çalışanların sayısının yaklaşık 4,8 milyona gerilediğini söyledi. Tarımın istihdamdaki payı yüzde 14’e geriledi Sarıbal, 2002 yılında tarım sektörünün toplam istihdamın yüzde 34’ünden fazlasını oluşturduğunu, bugün ise bu oranın yüzde 14 düzeyine düştüğünü belirtti. 2024-2025 döneminde 267 bin kişinin tarım sektöründen çıktığını aktaran Sarıbal, 2026 yılının ilk çeyreğinde de 44 bin kişinin daha tarımsal üretimden ayrıldığını söyledi. “İnsanlar tüketimi bıraktı mı? Ya da çiftçi üretimden çıktı ama tamamen bıraktı mı? Hayır” diyen Sarıbal, tarımdaki iş gücü kaybının yalnızca teknoloji ve mekanizasyonla açıklanamayacağını ifade etti. Sarıbal, “İthalat üzerinden sektör terbiye edilmektedir. Üretimden sürekli dışlanan bir yapı vardır. Elbette teknoloji, elbette mekanizasyon ama bu iş gücü kaybını buradan karşılayamazsınız” diye konuştu. Küçük aile işletmeleri tarımdan uzaklaşıyor Tarımsal istihdamdaki gerilemenin en önemli sonuçlarından birinin küçük üreticiler ve aile işletmeleri üzerinde görüldüğünü belirten Sarıbal, açıklanan verilerin küçük üreticilerin sistemden sürekli uzaklaştığını gösterdiğini söyledi. Sarıbal şöyle konuştu: “Bu, özellikle küçük aile işletmelerinin, özellikle küçük üreticilerin sistemden sürekli uzaklaştığını, sistemden sürekli çıktığını gösterir.” Bu tablonun yalnızca istihdam rakamları üzerinden değerlendirilemeyeceğini ifade eden Sarıbal, tarımdan uzaklaşmanın Türkiye’nin gelecekteki üretim kapasitesi üzerinde de sonuçları olacağını belirtti. Gıda güvencesi ve gıda egemenliği uyarısı Küçük üreticilerin tarım sisteminden uzaklaşmasının sürdürülebilir üretimi doğrudan etkilediğini söyleyen Sarıbal, bu sürecin Türkiye’nin gıda güvencesi, gıda egemenliği ve gelecekteki tarımsal üretim modeli bakımından ciddi bir risk oluşturduğunu ifade etti. Sarıbal, tarımsal istihdama ilişkin verilerin gelecekte telafisi güç kayıplara işaret ettiğini belirterek, “Bunlar TÜİK’in rakamlarıdır” dedi. Tarım ve gıda politikalarının yalnızca kâr, rekabet ve verimlilik anlayışına dayandırılamayacağını vurgulayan Sarıbal, ithalata dayalı bir tarım politikasıyla mevcut sorunların çözülemeyeceğini söyledi. Sarıbal, Covid-19 döneminde parası olduğu halde ülkelerin buğdaya ulaşamadığını hatırlatarak, uluslararası kriz dönemlerinde temel gıda ürünlerine erişimin yalnızca satın alma gücüyle güvence altına alınamayacağını ifade etti. Tarımsal üretim teknik kadrolarla birlikte planlanmalı Sarıbal, Türkiye’de ziraat fakültelerinden mezun 50 binin üzerinde, veteriner fakültelerinden mezun ise 30 binin üzerinde işsiz bulunduğunu söyledi. Mesleği dışında çalışan binlerce mezun olduğunu da belirten Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığının 2026 yılı için açıkladığı 1.874 kişilik sözleşmeli personel alımını yetersiz bulduğunu ifade etti. Türkiye’de 226 milyon dekar üretim alanı, 146 milyon dekar mera ve yaklaşık 78 milyon baş hayvan bulunduğunu aktaran Sarıbal; kuru tarım, sulu tarım, seracılık, hububat, baklagiller, yağlı tohumlar, endüstri bitkileri ve hayvancılığın doğru bir planlamayla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Sarıbal, ziraat mühendisleri, teknikerler, teknisyenler, veteriner hekimler ve veteriner teknikerlerinin üretim sürecine dahil edilebileceğini belirterek şöyle konuştu: “Doğru bir planlama, doğru bir tarım modeli; ülkenin biyoçeşitliliğini, toprağını, iklimini, suyunu, kuru ve sulu tarımını plana dönüştürdüğümüzde hiçbir ziraat mühendisinin, hiçbir veteriner hekimin işsiz kalma olanağı yok.” “İthalata dayalı politikayla sorunlar çözülemez” Tarımın ülkenin temel üretim alanlarından biri olduğunu belirten Sarıbal, küçük üreticilerin sistemden uzaklaşmasının yalnızca çiftçilerin değil, bütün toplumun geleceğini ilgilendirdiğini söyledi. Sarıbal, gıda güvencesinin yalnızca kâr, rekabet ve verimlilik esasına dayandırılamayacağını belirterek, “İthalata dayalı bir tarım politikası ortaya koyarsanız hiçbir sorunu çözemezsiniz” dedi. Türkiye’nin toprağı, suyu, iklimi, mera varlığı, hayvan varlığı ve ürün çeşitliliğiyle güçlü bir tarımsal üretim kapasitesine sahip olduğunu vurgulayan Sarıbal, bu kaynakların doğru bir üretim planlamasıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Sarıbal’ın açıklamasında öne çıkan temel uyarı, küçük aile işletmeleri ve küçük üreticiler tarım sisteminin dışına itildikçe Türkiye’nin sürdürülebilir üretim kapasitesinin, gıda güvencesinin ve gıda egemenliğinin zayıflayacağı oldu.

Eskişehir’de Domates Güvesi ile Mücadele Aralıksız Sürüyor Haber

Eskişehir’de Domates Güvesi ile Mücadele Aralıksız Sürüyor

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, 2026 Yılı Bitki Sağlığı Uygulama Programı kapsamında domates üretiminde büyük risk oluşturan Domates Güvesi (Tuta absoluta) zararlısına karşı izleme ve mücadele çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Üretim sezonu boyunca titizlikle yürütülen çalışmalarla tarımsal sürdürülebilirlik ve ürün kalitesinin korunması hedefleniyor. ​Feromonlu Tuzaklar ile Sıkı Takip ​Domates Güvesi Eylem Planı doğrultusunda seralarda fide dikim döneminden itibaren feromonlu tuzaklar kuruluyor. Sezon boyunca düzenli olarak gerçekleştirilen kontroller sayesinde: ​Zararlının popülasyon yoğunluğu anlık olarak takip ediliyor. ​Elde edilen veriler analiz edilerek üreticilere en doğru mücadele zamanı bildiriliyor. ​Doğru zamanda yapılan müdahalelerle olası ürün kayıplarının önüne geçiliyor. ​Entegre Mücadele ile Sürdürülebilir Üretim ​İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlükleri tarafından yürütülen sürvey ve bilgilendirme faaliyetleri, üreticilere rehberlik etmeye devam ediyor. Yetkililer, zararlıya karşı en verimli sonucun alınabilmesi için entegre mücadele prensiplerinin önemine dikkat çekiyor: ​Kültürel Önlemler: Üretim alanlarında hijyen ve uygun tarımsal uygulamaların hayata geçirilmesi. ​Biyoteknik Mücadele: Feromon tuzakları ile popülasyon baskı altında tutulması. ​Kimyasal Mücadele: Yalnızca gerekli görülen durumlarda ve en uygun zaman aralığında uygulama yapılması. ​Eskişehir Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilerin verim kayıpları yaşamaması ve ürün kalitesinin düşmemesi için sezon boyunca sahada olmaya ve üreticileri bilgilendirmeye devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.