Hava Durumu

#Sürdürülebilir Üretim

Kırsal Haber - Sürdürülebilir Üretim haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilir Üretim haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana 19. Uluslararası Tarım-Sera ve Bahçe Fuarı Kapılarını Açtı Haber

Adana 19. Uluslararası Tarım-Sera ve Bahçe Fuarı Kapılarını Açtı

Adana’da tarım sektörünün dev buluşması olan 19. Uluslararası Adana Tarım-Sera ve Bahçe Fuarı, düzenlenen görkemli törenle kapılarını ziyaretçilerine açtı. Üreticileri, sektör temsilcilerini ve yenilikçi tarım teknolojilerini aynı çatı altında toplayan fuarın açılışı, Adana Valisi Mustafa Yavuz’un katılımıyla gerçekleştirildi. Tarımın kalbi Adana’da düzenlenen bu önemli organizasyon, bölgenin üretim potansiyelini uluslararası pazarlara taşımayı ve yeni ticari iş birliklerine zemin hazırlamayı hedefliyor. Vali Mustafa Yavuz: "Şehrimizin Ticaret Hacmine ve Tanıtımına Katkı Sağlayacağız" Fuarın açılışında konuşan Adana Valisi Sayın Mustafa Yavuz, organizasyonun hem Adana hem de ülke tarımı için büyük bir fırsat sunduğunu belirtti. Adana’nın güçlü ekonomik birikimini fuarcılık tecrübesiyle birleştirdiklerini vurgulayan Vali Yavuz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "8 Kasım 2026 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlayacak olan bu önemli organizasyonun hayata geçirilmesinde emeği bulunan tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. İlimizin tarımdan sanayiye uzanan güçlü ekonomik birikimini, fuarcılık alanındaki köklü tecrübesiyle bir araya getirerek şehrimizin ulusal ve uluslararası alandaki tanıtımına, ticaret hacmine ve fuarcılık kapasitesine katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz." Tarım Teknolojileri ve Yeni Ticari Fırsatlar Bu Fuarda Tarım, sera ve bahçecilik alanındaki en son teknolojilerin, modern sulama sistemlerinin ve sürdürülebilir üretim yöntemlerinin sergilendiği fuar; üreticiler ile yatırımcıları buluşturan stratejik bir platform niteliği taşıyor. Sektörün geleceğine yön veren inovatif çözümlerin tanıtıldığı organizasyon boyunca katılımcı firmalar, yeni pazarlara ulaşma ve ikili iş görüşmeleri yapma imkanı bulacak. Fuar Ne Zamana Kadar Açık? Adana’nın tarımsal vizyonunu ve ihracat potansiyelini artırması beklenen 19. Uluslararası Adana Tarım-Sera ve Bahçe Fuarı, 8 Kasım 2026 tarihine kadar tüm ziyaretçilere açık olacak.

Türkşeker’in 20 MW Gücündeki Erciş Güneş Enerjisi Santrali İşletmeye Alındı Haber

Türkşeker’in 20 MW Gücündeki Erciş Güneş Enerjisi Santrali İşletmeye Alındı

Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. (Türkşeker), yenilenebilir enerji yatırımları kapsamında Van’ın Erciş ilçesinde kurduğu 20 megavat (MW) gücündeki Güneş Enerjisi Santrali’ni (GES) işletmeye aldı. Türkşeker’in ikinci güneş enerjisi yatırımı olan santralin yılda 48 milyon kilovatsaat (kWh) elektrik üretmesi ve yaklaşık 30 bin ton karbondioksit salımını önlemesi hedefleniyor. Erciş GES Yılda 48 Milyon kWh Elektrik Üretecek Erciş Şeker Fabrikası arazisinde kurulan güneş enerjisi santralinin işletmeye alınmasına ilişkin açıklamalarda bulunan Türkşeker Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Dr. Muhiddin Şahin, yenilenebilir enerji yatırımlarının kurumun enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim hedefleri açısından önem taşıdığını belirtti. Ankara Makine Fabrikasındaki ilk güneş enerjisi yatırımının ardından Erciş GES’in de faaliyete geçtiğini ifade eden Şahin, "Türkşeker olarak üretim gücümüzü yenilenebilir enerji yatırımlarıyla destekliyor, kaynaklarımızı daha verimli kullanacak projeleri hayata geçiriyoruz" dedi. Santralin yıllık elektrik üretim kapasitesine ilişkin bilgi veren Şahin, beklenen 48 milyon kWh elektrik üretiminin Türkşeker’e bağlı tüm fabrikaların şebekeden çektiği yıllık elektrik miktarının yaklaşık iki katına karşılık geldiğini bildirdi. Yılda Yaklaşık 30 Bin Ton Karbondioksit Salımının Önlenmesi Hedefleniyor Enerji Performans Sözleşmesi modeliyle kamuda hayata geçirilen en büyük proje niteliğinde olduğu belirtilen Erciş GES’in, yenilenebilir enerji üretimi sayesinde yılda yaklaşık 30 bin ton karbondioksit salımını önlemesi öngörülüyor. Türkşeker’in enerji verimliliğini artıran ve çevreye duyarlı üretimi destekleyen yatırımlarını sürdüreceğini belirten Şahin, "Türkşeker’in köklü üretim birikimini geleceğin ihtiyaçlarıyla buluşturmaya, enerji verimliliğini artıran ve çevreye duyarlı üretimi destekleyen yatırımlarımızı sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Şahin, projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen çalışanlara ve paydaşlara teşekkür etti.

DigiWaste Projesi ile Rotterdam’da Sürdürülebilir Atık Yönetimi Adımı Haber

DigiWaste Projesi ile Rotterdam’da Sürdürülebilir Atık Yönetimi Adımı

Türkiye Çevre Ajansı'nın koordinatörlüğünü üstlendiği Erasmus+ KA220-VET "Sustainable Training and Production: Digital Solutions for Waste Management (DigiWaste)" projesi, uluslararası iş birlikleriyle hız kesmeden devam ediyor. Proje ortakları olan OSTİM Teknik Üniversitesi, Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı, University of Tetova, Dama Sistem ve Hollanda Circular Hotspot, Hollanda’nın Rotterdam kentinde bir araya geldi. ​Rotterdam’ın Atık Yönetimi Uygulamaları İncelendi ​Gerçekleştirilen teknik toplantılar ve saha ziyaretleri çerçevesinde, Rotterdam’ın yenilikçi atık yönetimi teknolojileri yakından tanındı. Alanında uzman isimlerin bilgi ve deneyimlerinden faydalanan heyet, modern atık yönetimi uygulamalarını yerinde inceleme fırsatı buldu. ​Gerçek bir fabrika ortamında gerçekleştirilen incelemelerde; dijital atık yönetimi süreçleri, kaynak verimliliği ve sürdürülebilir üretim pratiklerinin hayata geçirilş biçimleri gözlemlendi. Bu kapsamlı ziyaretin, projenin gelecek çalışmalarına önemli bir katkı sağlaması bekleniyor. ​Uluslararası İş Birliği Güçleniyor ​Türkiye Çevre Ajansı öncülüğünde yürütülen projeyle ilgili yapılan açıklamada, dijital dönüşüm, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir atık yönetimi alanlarındaki uluslararası iş birliklerinin kararlılıkla güçlendirileceği vurgulandı.

2026 Denizli Tarım Fuarı Ziyaretçilerine Kapılarını Açtı Haber

2026 Denizli Tarım Fuarı Ziyaretçilerine Kapılarını Açtı

Denizli’de tarım sektörünün temsilcilerini ve üreticileri bir araya getiren 2026 Denizli Tarım Fuarı, EGS PARK Fuar Alanı’nda açıldı. Fuarda tarımsal teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve sürdürülebilir üretimin önemi öne çıktı. 2026 Denizli Tarım Fuarı, EGS PARK Fuar Alanı’nda düzenlenen törenle ziyaretçilerine kapılarını açtı. Tarım sektöründeki yeniliklerin tanıtılmasını ve üreticilerin yeni teknolojilerle buluşmasını amaçlayan fuar, sektör temsilcilerini ve vatandaşları bir araya getirdi. Denizli Tarım Fuarı'na Yoğun Katılım Cumhuriyet’in 103. yıl dönümünde gerçekleştirilen açılış törenine Denizli Valisi Yavuz Selim Köşger, protokol üyeleri, tarım sektörü temsilcileri ve vatandaşlar katıldı. Açılışta tarımın stratejik önemi, gıda arz güvenliğinin sağlanması ve sürdürülebilir tarımsal üretimin geliştirilmesi konuları gündeme geldi. Tarımsal Teknolojiler ve Sürdürülebilir Üretim Ön Planda Fuarda, tarım sektöründeki teknolojik gelişmelerin üreticilerle buluşturulması ve yenilikçi tarım uygulamalarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Denizli’nin geniş tarımsal ürün çeşitliliği, üretim kapasitesi ve ihracat potansiyelinin de öne çıktığı organizasyon, bölge tarımının gelişimi açısından önem taşıyor. Denizli Tarımının Üretim Potansiyeline Vurgu Denizli İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, üreticilerin emeğini destekleyen, tarımsal yeniliklerin yaygınlaşmasına katkı sağlayan ve gıda güvencesini güçlendiren çalışmaların sürdürüleceği belirtildi. 2026 Denizli Tarım Fuarı'nın, üreticiler ile sektör temsilcileri arasındaki bilgi alışverişini artırması ve tarımsal teknolojilerin tanıtımına katkı sunması bekleniyor.

TÜSEDAD'dan Çiğ Süt Fiyatı Çağrısı: Kasım Ayında Güncelleme Yapılmalı Haber

TÜSEDAD'dan Çiğ Süt Fiyatı Çağrısı: Kasım Ayında Güncelleme Yapılmalı

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), artan üretim maliyetleri karşısında çiğ süt tavsiye fiyatının Kasım ayında güncellenmesi gerektiğini açıkladı. Dernek, üretici fiyatları sabit kalırken süt ve süt ürünlerinin raf fiyatlarının artmaya devam ettiğine dikkat çekerek özellikle küçük aile işletmelerinin üretimden çekilme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı. TÜSEDAD: Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Kasım Ayında Mutlaka Güncellenmelidir Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt tavsiye fiyatına ilişkin kamuoyu duyurusu yayımladı. Dernekten yapılan açıklama da şu ifadelere yer verildi; “Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Kasım Ayında Mutlaka Güncellenmelidir” Türkiye süt hayvancılığı sektörü, artan üretim maliyetleri karşısında zorlu bir süreçten geçerken, çiğ süt üreticilerinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi için Ulusal Süt Konseyi'nin (USK) Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını güncellemesi gerektiği bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Ekim ayında da yaptığımız duyurumuzda belirttiğimiz bazı noktaları tekrar vurgulamak isteriz. Bakanlık ve Ulusal Süt Konseyi tarafından gerçekleştirilen Süt Çalıştayı'nda çiğ süt tavsiye fiyatının üç aylık dönemler halinde değerlendirilmesi yönünde ortak bir yaklaşım benimsenmiş olmasına rağmen, 1 Mayıs'tan itibaren geçerli olan fiyatın sabit bırakılarak Ekim ayında tekrar değerlendirilecek şeklinde açıklanması ve halen bir açıklamanın olmaması üretici kesiminde ciddi bir memnuniyetsizlik yaratmıştır. Ekim ayının sonlarına geldiğimiz şu günlerde halen USK'dan bir açıklama yapılmamış olması sektörde konseye olan güveni sarsmakta ve işlevsiz algısı yaratmaktadır. Üretici Fiyatı Baskılanırken Raf Fiyatları Artmaya Devam Ediyor Çiğ süt üreticisinin satış fiyatı sabit tutulurken, süt ve süt ürünlerinin perakende satış fiyatlarında önemli artışlar yaşanmıştır. İçme sütü, beyaz peynir, yoğurt ve diğer süt ürünlerinde tüketicinin karşılaştığı fiyat artışları devam ederken, çiğ süt üreticisinin gelirinin artmaması sektörün temel çelişkilerinden biri haline gelmiştir. Bu noktada hem sanayici hem de üreticilerimiz konseyden bir açıklama beklemektedir. Enflasyonla mücadele adına üretici fiyatlarının baskılanmasının sonuç vermediği açıkça görülmektedir. Üretici fiyatını sabit tutmak ne raf fiyatlarındaki artışı engellemekte ne de tüketiciyi koruyabilmektedir. Aksine bu yaklaşım, süt üreticisinin üretimden çekilme riskini artırmaktadır. Artan Maliyetler Karşısında Üretici Zorlanıyor Üreticinin karşı karşıya olduğu ekonomik darboğazın en çarpıcı göstergelerinden biri geçen yılın bu dönemine göre yem satışlarında yaşanan yaklaşık %15-20'lik düşüştür. Yem satışlarındaki bu gerileme, üreticilerin hayvanlarını verim odaklı değil, yalnızca yaşamlarını sürdürebilecek düzeyde beslemek zorunda kaldığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle birçok işletme artık üretimi artırmayı değil, işletmesini ayakta tutmayı hedeflemektedir. Bu durum süt üreticisinin ne denli zor şartlar altında faaliyet gösterdiğinin açık bir göstergesi olup, gerekli fiyat güncellemesinin daha fazla geciktirilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Son aylarda yaşanan gelişmeler, mevcut çiğ süt fiyatının üretim maliyetlerindeki artışı karşılamaktan uzak kaldığını göstermektedir. Üreticinin zararına üretim yapmaya zorlanması, işletmelerin küçülmesine ve damızlık hayvan varlığının azalmasına yol açabilecek ciddi bir risk oluşturmaktadır. Kasım Ayındaki Güncelleme Özellikle Küçük Aile İşletmeleri İçin Hayati Önem Taşıyor TÜSEDAD olarak net çağrımızı tekrarlamak isteriz. Ulusal Süt Konseyi, Kasım ayında çiğ süt tavsiye fiyatını gecikmeksizin güncellemeli ve bu fiyatı yalnızca mevcut maliyetleri değil, önümüzdeki dönemde gerçekleşmesi beklenen maliyet artışlarını da dikkate alarak belirlemelidir. Sektörün bel kemiği olan ve ülkemizde üretilen sütün yaklaşık %82'sini üreten küçük aile işletmeleri kırsal ekonominin, yerel istihdamın ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin temel taşıdır. Bu işletmeler, bugün artan maliyetler karşısında ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Özellikle sınırlı sermaye yapısına sahip küçük aile işletmeleri, yem, enerji ve finansman giderlerindeki artışları büyük ölçekli işletmelere göre çok daha zor karşılayabilmektedir. Bu nedenle çiğ süt fiyatının maliyetleri karşılamaktan uzak kalması en ağır darbeyi bu üretici grubuna vurmaktadır. Küçük aile işletmelerinin üretimden çekilmesi yalnızca süt üretiminde düşüş anlamına gelmeyecek; aynı zamanda kırsal nüfusun azalmasına, tarımsal faaliyetlerin zayıflamasına ve hayvancılık altyapısının geri dönülmesi güç şekilde zarar görmesine neden olacaktır. Türkiye'nin süt üretim kapasitesinin korunması ve kırsal kalkınmanın sürdürülebilmesi için küçük aile işletmelerinin yaşatılması stratejik bir zorunluluktur. Bu nedenle alınacak fiyat kararları yalnızca bugünün piyasasını değil, ülkemizin gelecekteki üretim gücünü ve kırsal yapısını da gözetmelidir. Üretimin Sürdürülebilirliği Tehlikeye Atılmamalıdır Bugün alınmayacak kararların bedeli gelecekte çok daha ağır olacaktır. Üreticinin üretimden çekilmesi veya sürülerini küçültmesi yalnızca süt sektörünü değil, aynı zamanda ülkemizin et arzını da doğrudan etkileyecektir. Türkiye'nin süt ve et arz güvenliğinin korunabilmesi için üreticinin ekonomik olarak ayakta kalması şarttır. Ulusal Süt Konseyi'ni ve ilgili tüm paydaşları sektörde oluşan maliyet baskısını dikkate almaya, üretimin devamlılığını sağlayacak ve üreticide güven oluşturacak bir fiyat güncellemesini Kasım ayında hayata geçirmeye bir kez daha davet etmekteyiz. Mesele yalnızca bugünkü fiyat değildir; mesele Türkiye'nin yarın da yeterli süt ve et üretebilme güvencesidir."

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı Haber

Şube Başkanı Güder’den Tarımsal Destek Tepkisi: GSMH’nin Yüzde 1’i Ayrılmalı

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal desteklerin yasal hedefin oldukça altında kaldığını belirterek Tarım Kanunu’nun uygulanması çağrısında bulundu. 2026 yılı için tarımsal destekleme programlarına 168 milyar TL ayrıldığını ifade eden Güder, yasal ölçüt olarak gösterilen yüzde 1’lik oranın karşılanabilmesi için tarımsal desteklerin artırılması gerektiğini vurguladı. Güder, artan üretim maliyetleri, iklim değişikliğinin etkileri ve çiftçilerin yaş ortalamasının yükselmesinin tarımın geleceği açısından ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti. TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, Türkiye’de tarımsal destekleme politikaları, üreticilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik sorunlar ve tarım sektörünün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Tarımın yalnızca ekonomik bir faaliyet olarak ele alınamayacağını belirten Güder, gıda güvencesinin sağlanması, kırsal yaşamın korunması ve doğal kaynakların sürdürülebilir biçimde kullanılması için üreticilerin desteklenmesinin zorunlu olduğunu ifade etti. Tarımsal üretimin devamlılığı açısından kamu desteklerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Güder, 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesinde yer alan düzenlemenin gereğinin yerine getirilmesini istedi. Söz konusu madde kapsamında tarımsal desteklemeler için bütçeden ayrılacak kaynağın gayrisafi millî hasılanın (GSMH) yüzde 1’inden az olmaması gerektiğini hatırlatan Güder, mevcut destekleme ödeneklerinin bu hedefin gerisinde kaldığını belirtti. Tarımsal Destekler Yasal Hedefin Gerisinde Kaldı Tarımsal desteklerin yıllar içerisindeki seyrine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selma Güder, desteklerin ekonomik büyüklük içerisindeki payının giderek azaldığına dikkat çekti. Güder’in paylaştığı verilere göre, 2016 yılında gayrisafi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı yaklaşık yüzde 0,44 olan tarımsal destekler, 2024 yılında yüzde 0,21 seviyesine geriledi. 2026 yılı bütçesinde tarımsal destekleme programları için 168 milyar TL kaynak ayrıldığını belirten Güder, bu tutarın ekonomik büyüklükle karşılaştırıldığında yetersiz kaldığını savundu. 2026 yılı için yaklaşık 77 trilyon TL olarak öngörülen GSYH üzerinden yapılan hesaplamada, yüzde 1’lik oranın 770 milyar TL’ye karşılık geldiğini ifade eden Güder, bütçede ayrılan tarımsal destekleme ödeneğinin bu tutarın oldukça altında olduğunu kaydetti. GSMH ile GSYH’nin farklı ekonomik göstergeler olduğuna dikkat çeken Güder, karşılaştırmaların aynı kavramlar üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini belirtmekle birlikte, mevcut tablonun tarımsal desteklerin artırılması ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade etti. “Bu Yalnızca Bütçedeki Bir Eksiklik Değil” Tarımsal desteklerin yetersiz kalmasının yalnızca bütçeyle ilgili bir sorun olmadığını belirten Güder, yaşanan durumun üreticilerin üretime devam edebilme gücünü ve Türkiye’nin gıda güvencesini doğrudan etkilediğini söyledi. Çiftçilerin artan üretim maliyetleri karşısında ciddi bir mücadele verdiğini dile getiren Güder, mazot, gübre, tohum, yem, enerji, sulama ve işçilik giderlerindeki artışların üreticilerin ekonomik yükünü ağırlaştırdığını kaydetti. İklim değişikliğinin etkilerinin de tarımsal üretimdeki riskleri artırdığını belirten Güder, kuraklık, don, aşırı yağış ve diğer doğal afetlerin üretim süreçlerini olumsuz etkilediğini ifade etti. Üreticilerin hem üretim maliyetlerini hem de hasat döneminde ürünlerini hangi fiyatla satabileceklerini öngörmekte zorlandığını vurgulayan Güder, belirsizliklerin çiftçileri daha fazla borçlanmaya ittiğini ve bazı üreticilerin tarımsal faaliyetlerini sürdürmekte güçlük çektiğini belirtti. Güder, üreticilerden daha fazla üretim yapmaları beklenirken temel girdi maliyetlerini karşılamada yetersiz kalan desteklerle tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanamayacağını dile getirdi. Üreticinin Üretimden Çekilmesi Gıda Fiyatlarını da Etkiliyor Tarımsal üretimde yaşanan sorunların yalnızca çiftçilerin gelirleriyle sınırlı olmadığını belirten Selma Güder, üreticilerin üretimden uzaklaşmasının toplumun tamamını ilgilendiren sonuçlar doğurduğuna dikkat çekti. Üretici sayısının azalmasının kırsal nüfusun gerilemesine, tarımsal istihdamın daralmasına ve ülkenin üretim kapasitesinin zayıflamasına yol açabileceğini ifade eden Güder, üretimde yaşanabilecek gerilemenin tüketicilerin gıdaya erişimini de zorlaştırabileceğini kaydetti. Tarımsal desteklerin bir lütuf olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Güder, bu desteklerin üretimin devamlılığını sağlayan önemli bir kamu politikası aracı olduğunu belirtti. Doğru planlanan desteklerin üreticilerin gelirlerini koruyacağını, tarımsal üretim planlamasını güçlendireceğini ve kırsal kalkınmaya katkı sağlayacağını ifade eden Güder, Türkiye’nin tarımsal üretimde dışa bağımlılığının azaltılması açısından da destekleme politikalarının önem taşıdığını söyledi. “Destekler Zamanında ve Öngörülebilir Olmalı” Tarımsal desteklerin yalnızca miktarının artırılmasının yeterli olmayacağını belirten Güder, destekleme sisteminin üreticilerin gerçek ihtiyaçlarına göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. Desteklerin üretim maliyetlerini dikkate alması, enflasyon karşısında üreticilerin yaşadığı kayıpları gözetmesi ve üretim takvimine uygun şekilde ödenmesi gerektiğini vurgulayan Güder, çiftçilerin geleceğe yönelik planlama yapabilmesi için destekleme politikalarının öngörülebilir olmasının önemine işaret etti. Güder, tarımsal desteklerin üreticiyi ayakta tutan, üretim kapasitesini koruyan ve sürdürülebilirliği esas alan bir anlayışla yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Ziraat Mühendisleri Odasından Tarımsal Destekler İçin 6 Talep TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin sağlanması ve üreticilerin ekonomik açıdan güçlendirilmesi amacıyla taleplerini de sıraladı. Güder’in açıkladığı talepler şöyle: - Tarım Kanunu uygulanmalı: 5488 sayılı Tarım Kanunu’nun 21. maddesi hayata geçirilmeli ve tarımsal desteklere ayrılan kaynak yasal hedef doğrultusunda artırılmalı. - Destekler üretim maliyetlerini karşılamalı: Artan girdi maliyetleri ve enflasyon nedeniyle üreticilerin yaşadığı kayıplar dikkate alınmalı. - Ödemeler zamanında yapılmalı: Tarımsal destekler üretim takvimine uygun, düzenli ve öngörülebilir biçimde ödenmeli. - Küçük üreticiler korunmalı: Küçük ve orta ölçekli üreticiler ile genç çiftçiler ve kırsalda üretimini sürdürmeye çalışan kesimler özel olarak desteklenmeli. - İklim değişikliğine karşı önlem alınmalı: Su ve toprak kaynaklarının korunması, iklim krizine uyum, sürdürülebilir üretim ve tarımsal araştırma-yayım faaliyetleri desteklenmeli. - Bilimsel veriler esas alınmalı: Üretim planlaması ve tarımsal desteklerin hazırlanması süreçlerinde meslek odalarının, üretici örgütlerinin ve kooperatiflerin görüşleri dikkate alınmalı. Güder, tarımsal destekleme politikalarının yalnızca kısa vadeli ekonomik ihtiyaçlar doğrultusunda değil, Türkiye’nin uzun vadeli üretim kapasitesini koruyacak şekilde oluşturulması gerektiğini ifade etti. Genç Çiftçi Oranı Yüzde 5: “Tarımın Geleceği Bitiyor!” Tarım sektörünün geleceğine ilişkin en önemli sorunlardan birinin üreticilerin yaş ortalamasının yükselmesi olduğunu belirten Selma Güder, çiftçilerin yaş dağılımına ilişkin verileri paylaştı. Güder’in açıklamasına göre, Türkiye’de çiftçilerin yaş ortalaması erkeklerde 58, kadınlarda ise 61 seviyesinde bulunuyor. Üreticilerin yüzde 35’inin 50-64 yaş aralığında olduğunu belirten Güder, 18-32 yaş arasındaki genç çiftçilerin oranının ise yalnızca yüzde 5 olduğunu söyledi. Gençlerin tarımsal üretime katılımının sınırlı kalmasının sektörün geleceği açısından ciddi bir sorun oluşturduğunu vurgulayan Güder, bu tablonun kırsal yaşamın devamlılığı ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından alarm verdiğini ifade etti. Gençlerin tarımda kalabilmesi için ekonomik ve sosyal koşulların iyileştirilmesi gerektiğini belirten Güder, üreticilerin yalnızca mali desteklerle değil, kırsalda yaşamayı mümkün kılacak hizmetlerle de desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Köyden Kente Göçün Önlenmesi İçin Kırsal Yaşam Güçlendirilmeli Kırsaldan kentlere göçün önlenmesinin tarım politikalarının temel hedeflerinden biri olması gerektiğini ifade eden Güder, köylerde yaşam ve üretim koşullarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu. İstihdam, iskân, eğitim ve altyapı hizmetlerinin kırsal bölgelerde güçlendirilmesi gerektiğini belirten Güder, bu çalışmaların tarımsal desteklerle birlikte bütüncül bir anlayışla yürütülmesinin önem taşıdığını söyledi. Gençlerin ve üretici ailelerin kırsalda yaşamaya devam edebilmesi için tarımsal üretimin ekonomik açıdan sürdürülebilir hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Güder, kırsal kalkınmanın yalnızca tarım sektörüne yönelik desteklerle sınırlı tutulmaması gerektiğini dile getirdi. “Tarımsal Destekler Stratejik Bir Yatırım Olarak Görülmeli” Tarımdaki sorunların etkilerinin üreticilerle sınırlı kalmadığını vurgulayan Selma Güder, üretimin gerilemesinin gıda fiyatlarından toplumun beslenme koşullarına kadar birçok alanı etkilediğini ifade etti. Tarımsal desteklere ayrılan kaynağın yalnızca bir kamu harcaması olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Güder, bu kaynakların toplumun bugünü ve geleceği için stratejik bir yatırım niteliği taşıdığını söyledi. Güder, açıklamasında yetkililere çağrıda bulunarak tarımsal desteklerin yasal hedefe uygun seviyeye çıkarılması, üreticilerin borç ve maliyet baskısı altında yalnız bırakılmaması ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını alabilecekleri bir sistemin oluşturulması gerektiğini vurguladı. Türkiye’nin tarımsal potansiyelinin korunması, üreticilerin üretimden kopmasının önlenmesi ve gelecek kuşakların gıdaya erişiminin güvence altına alınması için tarımsal destekleme politikalarında somut adımlar atılması gerektiğini belirten Güder, Tarım Kanunu’nda öngörülen hedefin yerine getirilmesi çağrısını yineledi.

Ödüllü Dorlion Zeytinyağında Hasat Heyecanı Haber

Ödüllü Dorlion Zeytinyağında Hasat Heyecanı

Eskişehir Büyükşehir Belediyesinin Sarıcakaya’da, Orta Sakarya Vadisi’nin kendine özgü mikroklima koşullarında sürdürülebilir yöntemlerle ürettiği, ödüllü Dorlion natürel sızma zeytinyağında erken hasat dönemi tamamlandı. Sarıcakayalı çiftçilerin büyük emekle topladığı zeytinler, yüksek polifenol değerini korumak amacıyla hava ile teması en aza indirilerek soğuk sıkım yöntemiyle zeytinyağına dönüştürüldü. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalarla kentin tarımsal üretim potansiyeli değer kazanırken, Eskişehir’in tescilli markası Dorlion zeytinyağları da kalitesiyle öne çıkmaya devam ediyor. Sarıcakaya’nın verimli topraklarında ve kendine özgü iklim koşullarında yetişen zeytinler, Eskişehir Orta Sakarya Vadisi Zeytinciliği Geliştirme Projesi kapsamında bu yıl da Dorlion Özel Seri’nin erken hasadı için özenle toplandı. ZEYTİNDEN ÖDÜLLÜ ZEYTİNYAĞINA UZANAN YOLCULUK Zeytin ağaçlarından büyük emek ve titizlikle toplanan erken hasat zeytinleri, çiftçiler tarafından Sarıcakaya Zeytin Üreticileri Birliği aracılığıyla Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığına teslim edildi. Dorlion Özel Seri’nin niteliğini korumak amacıyla gerçekleştirilen üretimde, zeytinler soğuk sıkım yöntemiyle işlendi. Hava ile temasın en aza indirildiği bu özenli süreçte, zeytinin doğal özelliklerinin ve değerli bileşenlerinin korunması hedeflendi. Böylece Sarıcakaya’nın zeytin bahçelerinde başlayan yolculuk, her aşamasında titizlikle yürütülen çalışmaların ardından natürel sızma zeytinyağına dönüştü. KALİTESİNİ ÖDÜLLE TAÇLANDIRDI Dorlion Özel Seri zeytinyağı, 19. Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda kazandığı Premium Ödülü ile uluslararası standartlarda kalite anlayışımızı ortaya koydu. Bu yıl da aynı başarıyı sürdürmek hedefiyle, zeytinlerin hasadından sıkımına kadar tüm aşamalarda kaliteyi esas alan, titiz ve özenli bir çalışma yürütülüyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, Sarıcakaya’da üretim yapan çiftçilerin emeğini katma değere dönüştürerek yerel tarımı desteklemeyi, sürdürülebilir üretim anlayışını yaygınlaştırmayı ve Eskişehir’in tarımsal markalarını güçlendirmeyi sürdürüyor. Dorlion Özel Seri ise dalından özenle toplanan zeytinlerin, bilgi ve emekle ödüllü bir lezzete dönüşmesinin simgesi olmayı sürdürüyor.

Kırsal Kalkınmaya Mantar Üretim Çadırı Desteği Haber

Kırsal Kalkınmaya Mantar Üretim Çadırı Desteği

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, Tarım Akademisi’nde eğitimlerini tamamlayarak sertifika almaya hak kazanan üreticilere mantar üretim çadırı desteği sunuyor. Gerekli şartları taşıyan ve destekten yararlanmak isteyen üreticilere yüzde 75 hibe ile sağlanacak çadırlarla tarımsal üretimin artırılması, kırsal ekonominin güçlendirilmesi ve vatandaşlara yeni gelir imkânları oluşturulması hedefleniyor. KOCAELİ’DE İLK KEZ UYGULANACAK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kentte tarımsal üretimin geliştirilmesi ve üreticilerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirdiği projelere bir yenisini daha ekliyor. Kocaeli’de ilk kez uygulanacak mantar üretim çadırı projesiyle Tarım Akademisi’nde eğitimini tamamlayarak sertifika alan ve gerekli şartları taşıyan üreticilerin, öğrendiklerini doğrudan üretime dönüştürmesi sağlanacak. GENÇLERE KIRSALDA YENİ GEÇİM KAPISI Farklı alanlardaki tarımsal destekleriyle üreticilerin yanında olan Büyükşehir, mantar çadırı projesiyle de alternatif ve sürdürülebilir üretim modellerinin yaygınlaştırılmasını amaçlıyor. Özellikle gençlerin kırsalda üretime yönelmesini teşvik edecek proje sayesinde ailelere yeni bir gelir kaynağı kazandırılması, kırsal nüfusun üretim içinde tutulması ve tarımsal faaliyetlerin çeşitlendirilmesi hedefleniyor. TEORİK BİLGİDEN UYGULAMALI ÜRETİME Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından üreticilere yönelik oluşturulan Tarım Akademisi, bu projeyle birlikte eğitim veren bir merkez olmanın ötesine geçerek, üretime doğrudan katkı sağlayan bir yapıya dönüşüyor. Akademide daha önce gerçekleştirilen mantar yetiştiriciliği eğitimlerinde kursiyerlere hem teorik hem de uygulamalı bilgiler verildi. Şimdi ise eğitimini tamamlayan üreticilerin kendi üretim alanlarına geçerek öğrendiklerini uygulaması için destek sağlanacak. İSTİRİDYE MANTARI YETİŞTİRİLECEK Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu üreticilere yönelik yüzde 75 hibeli destek kapsamında kurulacak mantar çadırlarında, kendine özgü lezzeti ve aromasıyla öne çıkan istiridye mantarı yetiştirilecek. Projeyle genç üreticilerin tarımsal üretime katılımının artırılması ve mantar yetiştiriciliğinin kırsalda yeni bir gelir kaynağı hâline getirilmesi hedefleniyor. MODERN ÇADIRLARDA KALİTELİ ÜRETİM Mantar yetiştiriciliği için kurulacak çadırlar, üretimin ihtiyaç duyduğu sıcaklık, nem ve havalandırma koşullarının kontrol edilebildiği kapalı alanlar olarak tasarlanıyor. Yalıtım, raf sistemleri, nemlendirme ve havalandırma ekipmanlarıyla donatılacak çadırlarda yıl boyunca uygun üretim şartlarının oluşturulması hedefleniyor. Özellikle istiridye mantarında misel aşılanmış hazır üretim sayesinde üretime daha kolay başlanabilecek. Böylelikle üretime başlamak isteyen vatandaşların önemli bir yatırım maliyetinden kurtulması ve eğitimden üretime uzanan sürdürülebilir bir model oluşturulması amaçlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.