Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Kırsal Haber - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin Su Ürünleri Deneyimi St. Petersburg’daki Balıkçılık Forumu’nda Paylaşıldı Haber

Türkiye’nin Su Ürünleri Deneyimi St. Petersburg’daki Balıkçılık Forumu’nda Paylaşıldı

Türkiye’nin su ürünleri sektöründeki üretim deneyimi, planlı üretim yaklaşımı ve sürdürülebilirlik çalışmaları, Rusya’nın St. Petersburg kentinde düzenlenen 9. Küresel Balıkçılık Forumu ve Seafood Expo Russia 2026 kapsamında uluslararası katılımcılarla paylaşıldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Balıkçılık ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada Genel Müdür Turgay Türkyılmaz’ın forum ve fuar kapsamında çeşitli temaslarda bulunduğu belirtildi. Türkiye’nin alabalık yetiştiriciliği deneyimi anlatıldı Turgay Türkyılmaz, 9. Küresel Balıkçılık Forumu kapsamında düzenlenen Uluslararası Alabalık Panelinde konuşmacı olarak yer aldı. Panelde Türkiye’nin alabalık yetiştiriciliğindeki deneyimi, planlı üretim yaklaşımı ve sürdürülebilirlik çalışmaları hakkında bilgi paylaşıldı. Türkiye’nin su ürünleri yetiştiriciliğinde elde ettiği deneyimin uluslararası platformlarda aktarılması, sektördeki uygulamaların farklı ülkelerle paylaşılmasına da imkan sağladı. Venezuela ve Rusya ile ortak çalışma alanları görüşüldü Forum kapsamında Venezuela ve Rusya heyetleriyle de görüşmeler gerçekleştirildi. Temaslarda balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliği alanlarında ortak çalışma yapılabilecek konular ele alındı. Görüşmelerde ülkeler arasındaki deneyim paylaşımı ve su ürünleri sektöründe iş birliğinin geliştirilebileceği alanlar değerlendirildi. Su ürünleri ihracatı ve yeni pazar imkanları ele alındı Seafood Expo Russia 2026 kapsamında Türkiye’den fuara katılan su ürünleri yetiştiricileriyle de bir araya gelindi. Görüşmelerde su ürünleri ihracatının geliştirilmesine yönelik sektörün öncelikleri ve yeni pazar imkanları değerlendirildi. Türkiye’nin su ürünleri alanındaki üretim kapasitesi ve sektörel deneyiminin uluslararası platformlarda tanıtılması, ihracatın geliştirilmesine yönelik temasların da önemli başlıkları arasında yer aldı. Türkiye, su ürünleri sektöründeki üretim gücünü, bilgi birikimini ve deneyimini uluslararası platformlarda paylaşmaya devam ediyor.

Eskişehir'de Cumhuriyet Tarihinin Hububat Alım Rekoru Yeniden Kırıldı Haber

Eskişehir'de Cumhuriyet Tarihinin Hububat Alım Rekoru Yeniden Kırıldı

Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Eskişehir Başmüdürlüğü’nü ziyaret ederek 2026 yılı hububat alım kampanyası sonuçlarını açıkladı. Şehirde 2023 yılında kırılan 440 bin tonluk rekor, bu yıl 557 bin tona çıkarılarak Cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine ulaştı. ​Eskişehir'de hububat alımları 557 bin tonla Cumhuriyet tarihi rekorunu tazeledi. Ürünlerini TMO'ya teslim eden yaklaşık 12 bin üreticiye toplam 8 milyar TL’nin üzerinde ödeme yapıldı. 25 Haziran - 26 Ağustos tarihleri arasında gerçekleşen 63 günlük kampanyada haftada 66 saat mesai harcandı. Eskişehir genelinde 11 ilçede kurulan 21 farklı alım noktasında üreticilere 23 bin randevu verildi. ​Vali Dr. Erdinç Yılmaz’dan Çiftçilere Teşekkür ​TMO Eskişehir Başmüdürü Mehmet Murat Hasçuhadar ve personeli tarafından karşılanan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, basın mensuplarına yaptığı açıklamada elde edilen başarının özverili bir çalışmanın ürünü olduğunu vurguladı. Vali Yılmaz açıklamasında şu ifadelere yer verdi: ​"Bu rekorun bütün çiftçilerimize, Eskişehir’imize ve ülkemize bereketli ve hayırlı olmasını diliyorum. İnşallah çiftçilerimizin yüzü hep gülsün istiyoruz. Çiftçilerimiz hep rekor kırsın. Bu sene kırdığımız rekoru gelecek sene daha da artırarak kırmaya devam edelim istiyoruz." ​Tarımsal Üretimde Sürdürülebilirlik Vurgusu ​Vali Yılmaz, kampanyanın başarılı bir şekilde tamamlanmasında büyük emek harcayan TMO Eskişehir Başmüdürlüğü personeline teşekkür etti. Çiftçilerin emeğinin karşılığını almasının ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliğinin ülke ekonomisi açısından büyük önem taşıdığını belirtti.

Türkiye’nin Kuru Meyve İhracatında Lider Almanya Haber

Türkiye’nin Kuru Meyve İhracatında Lider Almanya

Türk kuru meyve sektörü 2 milyar dolar ihracat hedefiyle girdiği 2026/2027 sezonunda ihracat hedeflerine ulaşmak için uluslararası iş birliklerine yeni bir halka ekledi. Türkiye’nin kuru meyve ihracatını domine eden Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği, Türkiye’nin kuru meyve ihracatında lider konumda olan Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer’e Türk kuru meyve sektörünün potansiyelini aktardı. Ankara’da Almanya Federal Cumhuriyeti’nin Türkiye Büyükelçisi Sibylle Katharina Sorg’un ev sahipliğinde Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer’in Türkiye ziyareti vesilesiyle düzenlenen resepsiyonda Bakan Rainer’e, ülkemizin kuru meyve ihracatında özel bir yere sahip olan Türk kuru incirini takdim etme imkânı bulduklarını aktaran Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Yusuf Gabay, Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer’e Almanya ile Türk kuru meyve sektörü arasındaki köklü ticari ilişkilerin önemini ve iş birliğimizin geliştirilmesine verdikleri önemi aktardıklarını dile getirdi. Türkiye’nin 2025 yılında gerçekleştirdiği 1 milyar 742 milyon dolarlık kuru meyve ihracatından Almanya’nın 221 milyon dolar pay aldığını paylaşan Gabay, “Almanya ihracatımızda lider konumda. Toplam ihracatımızdan yüzde 13 pay alıyor. Almanya, Türk kuru meyve sektörü açısından öncelikli pazarlarımızdan ve en değerli ticaret ortaklarımızdan birisi. Tarım sektöründe Türkiye ile Almanya arasında 5 milyar dolarlık karşılıklı ticaret hacmi hedefleniyor. Bu hedefe ulaşmak için Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı’yla Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer “Ortak Niyet Beyanı”na imza attılar. Kuru meyve sektörü olarak bu ticaret hacminden azami pay almayı amaçlıyoruz. Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği olarak, ülkelerimiz arasındaki ticari ilişkilerin kalite, gıda güvenliği, sürdürülebilirlik ve karşılıklı güven temelinde güçlenerek devam etmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz” ifadelerini kullandı. Kuru meyve sektöründe uluslararası pazarlardaki güçlü konumlarını korumak ve geliştirmek için mevcut ticari bağların derinleştirilmesi için çabalarının devam edeceğinin altını çizen Gabay, diğer yandan da yeni iş birliği imkânlarının oluşturulması yönündeki temaslarına kararlılıkla devam edecekleri mesajını verdi. Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği Başkanı Prof. Dr. Uygun Aksoy ve Ege İhracatçı Birlikleri Şube Müdürü Ece Tırkaz, Almanya Federal Tarım, Gıda ve Yurt Bakanı Alois Rainer’e Türk kuru inciri takdim ettiler.

Yeşil Dönüşüm Mercek Altında Haber

Yeşil Dönüşüm Mercek Altında

Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde hazırlanan “Türk Ekonomileri 2025 Yılı Raporu” yayımlandı. “Yeşil Ekonomiye Geçiş” temasıyla hazırlanan raporda, Türk dünyasının yeşil enerji, sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi alanındaki potansiyeli ele alındı. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde yürütülen ortak çalışmalar kapsamında hazırlanan “Türk Ekonomileri 2025 Yılı Raporu” kamuoyuna sunuldu. “Yeşil Ekonomiye Geçiş” temasıyla hazırlanan rapor, Türk dünyasında sürdürülebilir ekonomik dönüşüm açısından öne çıkan alanları değerlendiriyor. Rapor; Türk Resmi Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezleri Ağı (ERCNET), TDT Genel Sekretaryası ve Türk Yatırım Fonu iş birliğiyle hazırlandı. Çalışma, Türk Akademisi (Turkic Academy) tarafından yayımlandı. Türk dünyasının yeşil dönüşüm potansiyeli incelendi Ticaret Bakanlığı Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan rapora, İhracat Genel Müdürlüğü ile Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü de katkı sağladı. Çalışmada ayrıca Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının katkıları yer aldı. Raporda, TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin ekonomik potansiyelinin yanı sıra yeşil enerji dönüşümü, sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi alanlarındaki fırsatlar değerlendirildi. Sürdürülebilir ve dirençli ekonomi hedefi “Türk Ekonomileri 2025 Yılı Raporu”, TDT’nin 2040 Vizyonu doğrultusunda Türk dünyasının sürdürülebilir ve dirençli bir ekonomik yapıya kavuşmasına yönelik değerlendirmeler içeriyor. Raporda, bölgesel ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi ve Türk dünyasının küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünün artırılması açısından yeşil dönüşümün taşıdığı fırsatlara dikkat çekiliyor. Türk Yeşil Vizyonu kapsamında ortak çalışmalar Türkiye, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve Yeşil Mutabakata Uyum vizyonu doğrultusunda Türk dünyasındaki yeşil dönüşüm çalışmalarına yönelik ortak adımları sürdürüyor. 6 Kasım 2024'te Bişkek'te gerçekleştirilen 11. TDT Devlet Başkanları Zirvesi'nde kabul edilen “Türk Yeşil Vizyonu” kapsamında; çevre dostu üretim ve ticaretin geliştirilmesi, yeşil enerji kaynaklarının etkin kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu çalışmalarla Türk dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi ve ortak ekonomik geleceğe sürdürülebilirlik ekseninde katkı sağlanması amaçlanıyor.

İklim Dirençli Samsun Çalışmaları Tanıtıldı Haber

İklim Dirençli Samsun Çalışmaları Tanıtıldı

Samsun Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve sürdürülebilir kent hedefleri doğrultusunda yürüttüğü çalışmalara bir yenisini daha ekledi. “İklim Dirençli Kent Samsun’un COP31 Serüveni” başlıklı lansman programında, Samsun Elektronik Atık Geri Kazanım Tesisi Fizibilite Çalışması ile Samsun Kentsel Isı Adası Etki Atlası tanıtıldı. Samsun Büyükşehir Belediyesi ve ilgili kurumların iş birliğiyle İklim Dirençli Kent Samsun’un COP31 Serüveni” başlıklı lansman programı hayata geçirildi. Türkiye’nin 2026 yılında Antalya’da ev sahipliği yapacağı 31. Taraflar Konferansı (COP31) sürecinde Samsun’un yerel ölçekte hayata geçirdiği iklim odaklı çalışmaların ele alındığı program, iki oturum hâlinde gerçekleştirildi. Protokol konuşmalarının ardından gerçekleştirilen birinci oturumda elektronik atık (e-atık) yönetimi ele alındı. OMÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Prof. Dr. Nurdan Gamze Turan'ın modere ettiği oturumda; e-atık yönetiminde mevzuat ve uygulama sorunları, değerli metal geri kazanımı ve kentsel madencilik ile Türkiye'deki AEEE toplama ve geri kazanım uygulamaları sahadan örneklerle anlatıldı. İkinci oturumda ise Samsun Kentsel Isı Adası Atlası konusu ele alındı. OMÜ Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Hülya Aykaç Özen'in modere ettiği oturumda; ısı adası etkisinin kent yapılaşmasındaki rolü, Samsun'un atlas verilerinin ortaya koyduğu tablo, ilçelerin ısı adası profili ile kırılgan gruplarda ısı adası etkisi ve halk sağlığı boyutu konuşuldu. Toplantı alanında ayrıca elektronik atık ayrıştırma standı ile ısı adası etkisi haritalarının sergilendiği bir stant yer alırken program soru-cevap bölümüyle sona erdi. İklim değişikliklerine karşı dirençli bir kent hedefleniyor Samsun Büyükşehir Belediyesi, bilimsel veriler ve sürdürülebilirlik ilkeleri doğrultusunda hazırlanan bu çalışmalarla daha sağlıklı, çevreye duyarlı ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli bir kent hedefi doğrultusunda çalışmalarını sürdürüyor.

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak Haber

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak

Türkiye’nin tek su ürünleri fuarı Future Fish Eurasia Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı, 24-26 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Future Fish Eurasia’nın 12. edisyonu, uluslararası yem konferansı AquaFeed Eurasia ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Avrasya Fuarcılık ve İngiliz medya organizasyon şirketi Perendale Publishers iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyon, Türkiye’nin yanı sıra bölge su ürünleri ve akuakültür sektörünün önemli buluşmalarından biri olacak. Su ürünleri sektörü İzmir’de buluşacak Üç gün boyunca düzenlenecek fuarda su ürünleri ihracatı, işleme, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörün gündemindeki başlıklarla birlikte ele alınacak. Future Fish Eurasia ile AquaFeed Eurasia’nın eş zamanlı düzenlenmesiyle fuar ve konferansın uluslararası katılımının artırılması ve sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. 2026 yılının önemli akuakültür etkinlikleri arasında yer alması beklenen organizasyon kapsamında, Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünün ve potansiyelinin de öne çıkarılması amaçlanıyor. AquaFeed Eurasia’da yapay zeka ve sürdürülebilirlik gündemde Future Fish Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilecek AquaFeed Eurasia Konferansı’nda balık yemi sektörünün geleceğinden sürdürülebilir üretime, yapay zekadan balık beslenmesine kadar birçok konu ele alınacak. Konferansın öne çıkan konu başlıkları arasında şunlar yer alıyor: Balık yemi sektörünün geleceği Yapay zeka çağı ve akıllı yazılımlar Çiftlik yönetimi Sürdürülebilirlik ve verimlilik Çevresel etkilerin ve atıkların azaltılması Çevre dostu teknolojiler Balık beslenmesi ve sağlığı Bağışıklığı destekleyen fonksiyonel katkı maddeleri Alternatif yem kaynakları Yem kalitesi ve güvenliği Yem teknolojileri Balık beslenmesinde yenilikçi çözümler Akuakültürün geleceği İzmir’de konuşulacak Su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilirlik, verimlilik, dijitalleşme ve yeni yem teknolojileri sektörün geleceğini şekillendirirken, Future Fish Eurasia ve AquaFeed Eurasia bu başlıkların uluslararası ölçekte ele alınacağı önemli bir platform oluşturacak. 24-26 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek organizasyonla birlikte akuakültür sektörünün temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, yem üreticileri, ihracatçılar ve sektör profesyonellerinin bir araya gelmesi bekleniyor.

Hong Kong Türk Yaş Meyve Sebzesinin Asya Vitrini Oldu Haber

Hong Kong Türk Yaş Meyve Sebzesinin Asya Vitrini Oldu

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Türk yaş meyve ve sebze sektörünün Asya-Pasifik pazarlarındaki varlığını güçlendirmek amacıyla Asia Fruit Logistica 2026’da Türkiye’nin milli katılım organizasyonunu 11’inci kez gerçekleştirdi. Hong Kong’da düzenlenen fuar, yüksek gelirli tüketicilerin premium ürün talebinin güçlü olduğu Asya pazarlarında yeni ticaret bağlantılarının geliştirilmesine zemin hazırladı. Asia Fruit Logistica 2026’da 95 ülke ve bölgeden yaklaşık 16 bin profesyonel ziyaretçi ile 41 ülkeden 760’ın üzerinde katılımcı şirket bir araya geldi. Fuar, küresel yaş meyve ve sebze ticaretindeki yeni eğilimlerin yanı sıra tüketici beklentileri, ürün inovasyonu, lojistik ve tedarik zincirindeki dönüşümün yakından takip edildiği önemli bir buluşma noktası oldu. "Hong Kong, Asya pazarlarına açılan önemli bir ticaret merkezi” Fuarı değerlendiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ulus Sarıkaya, organizasyonun sektördeki küresel değişimin takip edildiği stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 11’inci kez milli katılım sağlamasının uzun vadeli ve istikrarlı bir stratejinin göstergesi olduğunu belirten Başkan Sarıkaya, Türk ürünlerini kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde daha güçlü bir marka konumuna taşımayı hedeflediklerini söyledi. Hong Kong’un Çin ana karası başta olmak üzere bölgeye açılan kritik bir ticaret merkezi olduğunu hatırlatan Sarıkaya, şöyle devam etti: "Bölgede yıllık yaklaşık 3,5 milyar dolar düzeyinde yaş meyve ve sebze ithalatı gerçekleştiriliyor. Özellikle kiraz, yaban mersini, elma ve diğer premium meyvelere yönelik güçlü talep Türkiye açısından önemli fırsatlar sunuyor. Asya pazarlarındaki veriler, önümüzdeki dönemde ihracat açısından yalnızca daha fazla ürün satmanın değil, daha yüksek katma değer üretmenin belirleyici olacağını ortaya koyuyor. Türkiye; kirazdan nara, üzümden incire, turunçgillerden sert çekirdekli meyvelere kadar güçlü bir portföye sahip. Bu zenginliği Asya’daki yüksek gelirli tüketicilerin beklentileriyle buluşturduğumuzda yeni bir büyüme ekseni oluşturabiliriz." Fuarın öne çıkan diğer başlıklarının teknoloji ve lojistik çözümleri olduğunu aktaran Sarıkaya, küresel ticarette başarının sadece üretim kapasitesiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Sarıkaya, "Küresel ticarette rekabet, ürünün tarladan tüketiciye uzanan yolculuğunda değerini ve kalitesini koruyabilme gücüyle de belirleniyor. Ürünün raf ömrünün uzatılması, soğuk zincirin kesintisiz işletilmesi, lojistik süreçlerin etkin yönetilmesi ve tedarik zincirinin uçtan uca izlenebilir olması, ihracat başarısının temel unsurları arasında yer alıyor. Dolayısıyla ihracat rekabetçiliğimizi lojistik ve teknoloji altyapımızla da güçlendirmeliyiz. Asya pazarlarında kalıcı olmak istiyorsak, üretim gücümüzü marka değerimiz ve rekabetçi lojistik çözümlerimizle desteklemeliyiz." diye konuştu. “Ağustos ayında yüzde 85 artışla 86,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin ağustos ayı ihracat performansına da değinen Sarıkaya, bu dönemde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 85 artışla 86,3 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirdiklerini bildirdi. Sarıkaya, Türkiye’nin ağustos ayındaki 247,3 milyon dolarlık toplam yaş meyve ve sebze ihracatına yüzde 35 oranında katkı verdiklerini kaydetti. Yılın sekizinci ayında 61 bin 438 ton ürünü uluslararası pazarlarda değere dönüştürdüklerini ifade eden Sarıkaya, en çok talep gören ürünlerin şeftali, havuç-turp, üzüm, erik ve incir olduğunu ifade etti. Sarıkaya, “Özellikle şeftali başta olmak üzere erik, limon, kayısı, elma ve kiraz-vişne gibi ürünlerde elde ettiğimiz yüksek oranlı değer artışları, Türk yaş meyve ve sebzesinin farklı pazarlarda güçlü bir karşılığı olduğunu gösteriyor. Miktardaki yüzde 11’lik artışa karşılık ihracat değerimizin yüzde 85 yükselmesi ise daha yüksek katma değerli ürünlere ve pazar fırsatlarına odaklanmanın önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde üretim gücümüzü kalite, sürdürülebilirlik ve doğru pazar stratejileriyle destekleyerek ihracatımızdaki bu ivmeyi kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. Sarıkaya, ağustos ayındaki ihracat artışında pazar çeşitliliğinin yanı sıra mevcut pazarlardaki güçlü performansın da etkili olduğunu belirterek, özellikle yakın coğrafyalarda kaydedilen yüksek oranlı artışların toplam ihracat ivmesine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Avrupa pazarlarında da ihracat artışlarının devam ettiğini kaydeden Sarıkaya, bu performansın Türk yaş meyve ve sebzesinin kalite ve güvenilirlik açısından uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu teyit ettiğini sözlerine ekledi.

Kadın Emeğinden Sürdürülebilir Geleceğe Haber

Kadın Emeğinden Sürdürülebilir Geleceğe

Eskişehir Ticaret Odası bünyesinde faaliyet gösteren Eskişehir AB Bilgi Merkezi ile TOBB Eskişehir Kadın Girişimciler Kurulu iş birliğinde düzenlenen “Yeşil ve Sürdürülebilirlik Yolunda Kadın Girişimciler” etkinliğinde; sürdürülebilir tarım, yenilikçi üretim, kırsal kalkınma ve Avrupa Birliği’nin sunduğu destek mekanizmaları ele alındı. Eskişehir Ticaret Odası Mustafa Çekiç Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen programda, kadın girişimciler, çiftçiler ve kooperatif temsilcileri bir araya geldi. “Sürdürülebilir Tarımda Kadın Emeği ve Yenilikçi Üretim” başlığıyla gerçekleştirilen programda, Avrupa Birliği’nin kırsal kalkınma yaklaşımı ve IPARD (Katılım Öncesi Yardım Aracı – Kırsal Kalkınma Bileşeni) Programı kapsamında kadın girişimciler ile kadın kooperatiflerine sunulan fırsatlar katılımcılarla paylaşıldı. Etkinlik hakkında bilgi veren Eskişehir AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Gökhan Çobansoy, Avrupa Birliği ile Türkiye arasındaki iş birliği kapsamında kırsal kalkınma ve sürdürülebilir tarıma yönelik fırsatların önemine dikkat çekti. Çobansoy, buluşmanın kadın girişimciler, çiftçiler ve kooperatifler arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla düzenlendiğini belirterek, Eskişehir AB Bilgi Merkezi’nin Avrupa Birliği politikaları ve iş birliği fırsatlarını yerelde görünür ve erişilebilir kılmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Açılış konuşmalarını Eskişehir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Oğuz ile TOBB Eskişehir Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Elif Gürkaynak gerçekleştirdi. Konuşmalarda kadın emeğinin ekonomik değere dönüştürülmesi, üretimin geliştirilmesi ve destek mekanizmalarına erişimin artırılmasının önemi vurgulandı. Etkinliğin, geçtiğimiz mart ayında gerçekleştirilen kadın girişimciler buluşmasının ardından katılımcılardan gelen talepler doğrultusunda düzenlendiği belirtildi. Etkinliğin moderatörlüğünü Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Fatma Handan Giray üstlendi. Tarım ekonomisi ve kırsal kalkınma alanındaki bilgi ve deneyimiyle etkinliğe yön veren Giray, sürdürülebilir tarım, kadın emeği ve kırsal kalkınma başlıklarının farklı yönleriyle ele alınmasını sağladı. Programda TKDK (Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu) Eskişehir İrtibat Ofisi Uzmanı Maide Sultan Tanrıverdi, Avrupa Birliği’nin kırsal kalkınma yaklaşımı ve IPARD Programı hakkında sunum gerçekleştirdi. Tanrıverdi, sürdürülebilir tarımsal yatırımların yanı sıra kadın girişimciler ve kooperatifler için destek alanlarını, kırsal ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesini ve yatırım olanaklarını anlattı. Türkiye’de IPARD Programı’nın TKDK aracılığıyla uygulandığını belirten Tanrıverdi, program kapsamında sunulan desteklerin başvuru süreçleri ve yatırım imkânlarına ilişkin bilgiler verdi. Kadın Kooperatiflerinden IPARD Deneyimi, Kadın Çiftçilerden Sahadaki Üretim Hikâyeleri Etkinliğin deneyim paylaşımı bölümünde Mihalıççık Kadın Girişimciler Kooperatifi Başkanı ve IPARD faydalanıcısı Fevziye Kartaltepe, TKDK desteğinden yararlanma sürecini ve bu desteğin kooperatif çalışmalarına sağladığı katkıları anlattı. Kartaltepe, kooperatifin yerel kalkınmadaki rolünün yanı sıra katma değerli ürünlerin geliştirilmesi ve yerel ürünlerin ekonomik değere dönüştürülmesine ilişkin çalışmalarını ve tecrübelerini aktardı. Eskişehir Kadın Çiftçiler Derneği Başkanı Münevver Kepenek ise kadın çiftçilerin tarımsal üretimdeki rolünü ve sahadaki çalışmalarını anlattı. Kepenek; sürdürülebilir tarım uygulamalarının yanı sıra kadınların kırsal kalkınmadaki yerini, üretim sürecinde karşılaşılan fırsatları ve yaşanan güçlükleri değerlendirdi. Programın sonunda gerçekleştirilen soru-cevap bölümünde katılımcılar, konuşmacılara destek mekanizmaları ve üretim süreçlerine ilişkin sorularını yöneltti. Karşılıklı görüş alışverişinin yapıldığı bölümde, sürdürülebilir üretimin geliştirilmesi, kırsal alandaki ihtiyaçlar ve yeni iş birliği olanakları da ele alındı.

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor Haber

Türk Hazır Giyim Sektörü Akıllı Üretime Hazırlanıyor

Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), Türk hazır giyim sektörünün dijital dönüşümünü hızlandırmak, üretimde verimliliği artırmak ve firmaların yapay zekâ teknolojilerinden daha etkin yararlanmasını sağlamak amacıyla “Hazır Giyim Sektöründe Dijital Dönüşüm ve Akıllı Üretim Teknolojileri UR-GE Projesi”ni hayata geçirmeye hazırlanıyor. EHKİB bünyesinde faaliyet gösteren Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitesi’nin çalışmaları sonucunda hayata geçirilen proje kapsamında hazır giyim firmalarının dijital altyapıları, üretim süreçleri, veri kullanım kapasiteleri ve yapay zekâ uygulamalarına hazırlık seviyelerinin analiz edilmesi; firmaların dijital olgunluk düzeylerine göre özel danışmanlık programlarının oluşturulması hedefleniyor. Bağcı: “Dijital dönüşümü sektörümüz için bir verimlilik ve rekabetçilik programı olarak görüyoruz” Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Çağlar Bağcı, küresel hazır giyim sektöründe rekabet koşullarının hızla değiştiğini, fiyat kadar hız, esneklik, verimlilik, izlenebilirlik ve veri kullanım kabiliyetinin de belirleyici hale geldiğini söyledi. Bağcı, “Hazır giyim sektörü emek yoğun yapısıyla birlikte teknolojinin çok hızlı dönüştürdüğü sektörlerin başında geliyor. Artan üretim maliyetleri ve küresel rekabet nedeniyle verimlilik artık sektörümüz açısından bir tercih değil, zorunluluk. Dijital dönüşümü yalnızca yeni yazılımlar kullanmak ya da üretime yeni teknolojiler eklemek olarak değerlendirmiyoruz. Asıl dönüşüm; üretimden elde edilen veriyi doğru okuyabilmek, kayıpları ölçebilmek, maliyetleri gerçek zamanlı takip edebilmek ve bu verileri karar alma süreçlerine aktarabilmek. Birliğimiz bünyesinde oluşturduğumuz Yapay Zeka, Dijital Dönüşüm ve Sürdürülebilirlik Komitemiz sektörümüzün dönüşüm ihtiyaçlarını yakından takip ediyor. UR-GE projemizi de bu anlayışla kurguluyoruz.” dedi. Her firmaya aynı reçete yerine firmaya özel dijital dönüşüm yol haritası Başkan Bağcı, “İhtiyaç analizinin ardından firma özelinde SIRI Dijital Olgunluk Değerlendirmesi yapılacak. Firmaların dijital dönüşüm yolculuğuna nereden başlamaları gerektiğini gösteren değerlendirme ve yol haritası aracı olan SIRI kapsamında, her firma için dijital olgunluk değerlendirme raporu oluşturulacak. Firmalarımızın dijitalleşme konusunda aynı noktada olmadığının farkındayız. Bir firmamız üretim kayıtlarını ağırlıklı olarak Excel üzerinden takip ederken başka bir firmamız entegre sistemlerle üretim verisini anlık izleyebiliyor. Dolayısıyla herkese aynı çözümü sunmak yerine firmalarımızı dijital olgunluk seviyelerine göre gruplandırmayı hedefliyoruz. İhtiyaç analizi sonrasında her firmamız için kendi üretim yapısına, altyapısına ve önceliklerine uygun bir SIRI Dijital Dönüşüm ve Yapay Zekâ Yol Haritası oluşturulmasını planlıyoruz.” dedi. Proje kapsamında firmaların “başlangıç”, “orta” ve “ileri” olmak üzere üç farklı dijital olgunluk seviyesinde değerlendirilmesi öngörülüyor. Bu sınıflandırma doğrultusunda firmalara farklılaştırılmış danışmanlık programları sunulması planlanıyor. Tasarımdan kalite kontrole yapay zekâ kullanım alanları belirlenecek Hazır giyim sektöründe yapay zekânın yalnızca tasarım ve pazarlamada değil, üretimin birçok aşamasında önemli fırsatlar sunduğuna işaret eden Çağlar Bağcı, projenin temel hedeflerinden birinin firmalar için doğru yapay zekâ kullanım alanlarını belirlemek olduğunu dile getirdi. Bağcı, “Yapay zekâyı moda sektöründe yalnızca görsel veya tasarım üreten bir teknoloji olarak görmemeliyiz. Üretim planlama, talep tahmini, kalite kontrol, stok optimizasyonu, maliyet ve kârlılık analizi, termin yönetimi, satış ve pazarlama gibi çok geniş bir alanda kullanma potansiyelimiz bulunuyor. Ancak yapay zekâdan verim alabilmenin ön koşulu doğru ve kullanılabilir veriye sahip olmak. Bu nedenle önce firmalarımızın veri altyapısını ve süreçlerini analiz edeceğiz, ardından yapay zekânın hangi operasyonlarda gerçek anlamda değer yaratabileceğini ortaya koyacağız.” diye konuştu. “UR-GE desteği firmalarımızın dönüşüm maliyetini önemli ölçüde azaltıyor” Firmaların dijital dönüşüm süreçlerinde yatırım ve danışmanlık maliyetlerini de göz önünde bulundurduğuna işaret eden Başkan Bağcı, UR-GE projelerinin sunduğu destek mekanizmasının özellikle KOBİ niteliğindeki ihracatçı firmalar açısından önemli bir fırsat olduğunu vurguladı. Bağcı, “Firmalarımız doğal olarak projeye katılmadan önce sağlayacağı faydanın yanında maliyetini de değerlendiriyor. UR-GE’nin en önemli avantajlarından biri burada ortaya çıkıyor. Proje kapsamında gerçekleştirilecek ihtiyaç analizi, danışmanlık, eğitim ve yurt dışı pazarlama gibi destek kapsamındaki faaliyetlerin giderleri Ticaret Bakanlığımız tarafından yüzde 75 oranında destekleniyor. Dolayısıyla firmalarımız, tek başlarına gerçekleştirmeleri halinde çok daha yüksek bütçeler ayırmaları gereken çalışmalara UR-GE çatısı altında önemli bir maliyet avantajıyla erişebiliyor.” dedi. “Teknoloji yatırımı yapmadan önce doğru yatırımın ne olduğunu belirlemek gerekiyor” Projenin doğrudan makine veya yazılım yatırımı sağlamaktan ziyade firmaların doğru teknoloji yatırımlarına hazırlanmasına odaklanacağını aktaran EHKİB Yapay Zekâ, Dijitalleşme ve Sürdürülebilirlik Komitesi Başkanı Ertan Aslan, yanlış veya ihtiyaçlarla örtüşmeyen teknoloji yatırımlarının firmalara ek maliyet oluşturabileceğine dikkat çekti. Aslan, “Firmalarımıza ‘şu makineyi alın, bu yazılımı kullanın’ demek yerine öncelikle hangi sorunu çözmeleri gerektiğini ortaya koymak istiyoruz. Mevcut sistemler daha verimli kullanılabilir mi, hangi süreçler dijitalleştirilmeli, hangi veriler toplanmalı, sistemler arasında nasıl entegrasyon kurulmalı, yapılacak yatırım ne kadar sürede geri dönecek? Bunların cevaplarını ortaya koyduktan sonra teknoloji yatırımına yönelmek çok daha sağlıklı. Firmalarımızın dijital dönüşüm bütçelerini doğru alanlara yönlendirmelerine rehberlik etmeyi amaçlıyoruz.” dedi. Dijital dönüşüm ihracatla buluşacak Projenin önemli ayaklarından birinin de yapay zekâ destekli hedef pazar ve potansiyel alıcı analizleri olacağını belirten Ertan Aslan, dijital dönüşümün şirket içi verimlilik artışıyla sınırlı tutulmayacağını kaydetti. Katılımcı firmaların ürün grupları, fiyat seviyeleri, üretim kapasiteleri, minimum sipariş miktarları, termin kabiliyetleri, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansları ve üretim teknolojileri gibi kriterlerin analiz edilmesinin planlandığını aktaran Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dijitalleşmeyi ihracattan bağımsız düşünmüyoruz. Proje kapsamında firmalarımıza sunulacak danışmanlık hizmetleri çerçevesinde, yapay zekâ ve veri analitiği destekli yöntemlerden yararlanılarak her firmanın ürün grupları, üretim kapasitesi, fiyat seviyesi, minimum sipariş miktarı, termin kabiliyeti, sertifikaları, sürdürülebilirlik performansı ve üretim teknolojileri doğrultusunda hedef pazar ve potansiyel alıcı analizlerinin gerçekleştirilmesini planlıyoruz. Bu danışmanlık çalışmaları sonucunda her firma için bir ‘Dijital Tedarikçi Profili’ oluşturulmasını hedefliyoruz. Böylece üreticilerimizin yalnızca ne ürettiklerini değil; üretim kabiliyetlerini, hız ve esnekliklerini, sürdürülebilirlik performanslarını ve teknolojik altyapılarını da uluslararası alıcılara daha etkin biçimde anlatabilmelerine katkı sağlayacağız.” Uluslararası teknoloji merkezleri ve iyi uygulamalar incelenecek UR-GE Projesi kapsamında firmaların dünyadaki teknolojik gelişmeleri yerinde takip etmelerine yönelik faaliyetlerin de planlandığını ifade eden Ertan Aslan, akıllı üretim, dijitalleşme, yapay zekâ ve üretim teknolojileri alanındaki uluslararası fuarlar, teknoloji merkezleri ve başarılı uygulama örneklerinin incelenmesinin yurt dışı pazarlama faaliyetleri içerisinde değerlendirileceğini belirtti. Aslan sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada hazır giyim üretiminin nereye gittiğini, yapay zekânın fabrikalarda nasıl kullanıldığını, otomasyon ve veri analitiğinin üretim süreçlerini nasıl değiştirdiğini yerinde görmek son derece önemli. Projemizin sonunda firmalarımızın sadece daha fazla dijital araç kullanan değil; verisini yöneten, maliyetlerini ve kayıplarını ölçen, üretimini optimize eden, doğru teknoloji yatırımını planlayan ve yapay zekâyı doğru operasyonlara entegre edebilen işletmelere dönüşmesini hedefliyoruz. Türk hazır giyim sektörünün gelecekteki rekabet gücünün teknoloji, sürdürülebilirlik, tasarım ve yüksek katma değer ekseninde şekilleneceğine inanıyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.