Hava Durumu

#Sürdürülebilirlik

Kırsal Haber - Sürdürülebilirlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürdürülebilirlik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eskişehir'de Çiftçilere Güneş Enerjili Sulama Müjdesi Haber

Eskişehir'de Çiftçilere Güneş Enerjili Sulama Müjdesi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, tarımda sürdürülebilirliği artırmak ve üreticilerin en büyük gider kalemlerinden olan enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla yürüttüğü çalışmalara bir yenisini ekledi. Sivrihisar ilçesinde hayata geçirilen projeyle, bir çiftçinin güneş enerjili sulama sistemine %70 oranında hibe desteği sağlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Kalkınma Destekleri kapsamında, Eskişehir'deki üreticilerin yüzü gülmeye devam ediyor. Doğal kaynakların sürdürülebilir kullanımını yaygınlaştırmak, girdi maliyetlerini en aza indirmek ve modern yenilenebilir enerji sistemlerini teşvik etmek amacıyla başlatılan Tasarruflu Tarımsal Sulama Sistemlerinin Desteklenmesi 2026 yılı 21. Etap uygulaması Sivrihisar'da başarıyla tamamlandı. Enerji Maliyetlerine Yenilenebilir Güneş Enerjisi Çözümü Tarımsal üretimdeki en yüksek maliyet faktörlerinden biri olan elektrik ve yakıt giderlerini azaltmayı hedefleyen proje, Sivrihisar ilçesine bağlı Aktaş Mahallesi'nde hayata geçti. Bölge üreticilerinden Mehmet Tahir Aksoy, Kırsal Kalkınma Destekleri programına başvurarak hibe almaya hak kazandı. Aksoy’un 926 ada 17 parsel üzerinde yer alan 11 dekarlık tarımsal arazisinde kurulan sistem sayesinde, hem su tasarrufu sağlanacak hem de üretim maliyetleri önemli oranda aşağı çekilecek. 717 Bin TL'yi Aşan Hibe Desteği Sunuldu Proje kapsamında Bakanlık desteğiyle gerçekleştirilen yatırımla üreticiye kapsamlı bir modernizasyon imkanı tanındı. Toplamda 717.188,55 TL tutarındaki hibe desteği ile çiftçinin kullanımına sunulan ekipmanlar şunlardır: 30 KW gücünde derin kuyu motoru ve pompa 48 adet yüksek verimli güneş paneli ve bağlantı elemanları 129 adet modern yağmurlama sulama ekipmanı Tarımda Sürdürülebilirlik ve Verimlilik Vurgusu Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, yenilenebilir enerji kaynaklarının tarımsal sulamada kullanımını yaygınlaştıran bu tür projelerin bölge çiftçisine ekonomik rahatlık getireceğini ifade etti. Tasarruflu sulama teknikleri ile hem su kaynaklarının korunacağı hem de tarımsal verimliliğin artacağı vurgulanırken, hibe ve destekleme çalışmalarının kararlılıkla devam edeceği bildirildi.

Kayseri Büyükşehir’in Kırsal Kalkınma Projeleri Avrupa'da Tanıtıldı Haber

Kayseri Büyükşehir’in Kırsal Kalkınma Projeleri Avrupa'da Tanıtıldı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi, Avrupa Birliği Horizon Europe Programı kapsamında yürütülen PVSmile projesinin Portekiz’de gerçekleştirilen 3. Genel Kurul Toplantısında yer aldı. Büyükşehir Belediyesi, güneş enerjisi destekli tarımsal sulama ve hayvan içme suyu projelerini uluslararası paydaşlarla paylaşarak kırsal kalkınmaya yönelik çalışmalarını Avrupa’ya taşıdı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi, başkan Dr. Memduh Büyükkılıç'ın sürdürülebilir, yeniliğe açık ve üretken şehircilik vizyonu doğrultusunda ulusal ve uluslararası projelerde yer almaya, gerek merkezde gerekse kırsalda kalkınmayı hedefleyen projelere katkı sunmaya devam ediyor. Bu kapsamda, Kayseri Büyükşehir Belediyesi'nin de içinde olduğu Avrupa Birliği’nin en prestijli ve rekabetçi araştırma-inovasyon programlarından biri olan Horizon Europe kapsamında sürdürülen "PVSmile" projesinin 3. Genel Kurul Toplantısı 27-28 Ekim 2026 tarihinde Portekiz'de yapıldı. Sürdürülebilirlik ve yenilenebilir enerji temelli “Gelişen-Yenileyen Avrupa” mottosuyla uygulamaya konulan ve 10 farklı ülkeden 28 kamu kurumu ve özel sektör temsilcisinin katılımıyla sürdürülen proje toplantısında Kayseri Büyükşehir Belediyesi; Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Yasin Harmancı ve projenin yürütülmesinde danışmanlık hizmeti veren firma yetkilileri tarafından temsil edildi. Proje güneş enerjisinin kırsal alanlarda, özellikle tarımsal kooperatifler ve sulama birlikleri aracılığıyla en verimli, en etkin ve en yenilikçi şekilde kullanılmasını hedefliyor. Portekiz’de yapılan toplantıda projede yer alan ülkelerde sivil toplum kuruluşları ile işbirliği halinde yapılan Fotovoltatik (PV) sistemler, güneş paneli uygulamaları ve bu uygulamalardan elde edilen enerjinin depolanması ile dağıtımı konusu paydaşlar arasında tartışıldı. Başkan Dr. Memduh Büyükkılıç’ın kırsal kalkınma vizyonu doğrultusunda Büyükşehir Belediyesi’nin son yıllarda daha çok ağırlık verdiği üretime yönelik projeler ve özellikle güneş paneli destekli tarımsal sulama ve hayvan içme suyu projelerinin uygulama süreçleri hakkında katılımcılara sunum yapıldı. Kayseri Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan yatırımlar ile yeraltı sularının yeryüzüne çıkartılması için gerekli enerjinin güneş enerjisi sistemi ile sağlanması, bu sayede enerji hatlarının bulunmadığı dağlık alanlarda ve meralarda hayvanların içme suyu ihtiyacının temini gerçekleştiriliyor. Yapılan ihaleler kapsamında mera sahalarında sondaj kuyuları açılması, enerji ihtiyacının sabit güneş enerji sistemiyle karşılanması, beton sıvat (havt) yapılması, hayvanların barınacağı ve güneşten korunacağı gölgelik yapılması, tesislerin olduğu yerin beton direklerle üstü dikenli tel ve kafes tel ile koruma altına alınması için gerekli tüm imalatlar yapılıyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesinin sürdürülebilir şehircilik anlayışı ile özellikle kırsal alanlarda uyguladığı, üretime destek niteliği taşıyan projeleri katılımcı ülke temsilcileri tarafından dikkatle takip edilerek takdirle karşılandı. PVSmile projesi ile ilgili çalışmalar Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı ile Akıllı Şehircilik ve Bilgi İşlem Daire Başkanlığı tarafından düzenle olarak yürütülüyor. Kayseri Büyükşehir Belediyesi ilgili birimlerin ortak çalışmasıyla ulusal ve uluslararası projelerde yer almaya, bu projelerden elde edilen kazanımlarla şehrin her noktasına yatırım ve hizmetlerini ulaştırmaya devam ediyor

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı Haber

İBB'den COP31 Yolunda İstanbul Çalıştayı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı” gerçekleştirildi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz” dedi. İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir de, “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum” şeklide konuştu. İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler ise konuşmasında, “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi” ifadelerini kullandı. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) kapsamında bu yıl Türkiye’nin ev sahipliğinde “Uygulama COP’u” temasıyla düzenlenecek COP31 öncesinde, yerel iklim eylemlerini güçlendirmek amacıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı öncülüğünde anlamlı bir buluşmaya imza atıldı. İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Florya Kampüsü’nde düzenlenen “COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayı”, İBB Başkanvekili Nuri Aslan’ın açılış konuşmasıyla başladı. Ardından sırasıyla İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ve İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler birer konuşma yaptı. Çok seviyeli yönetişim anlayışıyla şehirlerin ortak iklim gündeminin masaya yatırıldığı organizasyonda; uzmanlar, yerel yöneticiler ve paydaşlar thematic çalışma masalarında mevcut durum analizi yaparak İstanbul’un COP31 sürecindeki stratejik yol haritasını şekillendirdi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, konuşmasına şöyle devam etti; “Meslek odalarımızın, sivil toplum kuruluşlarımızın, özel sektörümüzün ve finans kuruluşlarımızın değerli temsilcileri, COP31 Yolunda İstanbul: Yerel İklim Eylemi ve Şehirlerin Geleceği Çalıştayımıza hoş geldiniz. Sizlere, bir buçuk yılı aşkın süredir hukuksuzca Silivri'de tutulan, İstanbul'un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu'nun selamlarını getirdim. Ekrem Başkanımızın İstanbul için ortaya koyduğu vizyonla, bu şehrin doğasını, yaşamını ve geleceğini korumak için çalışmaya devam ediyoruz.” “İKLİM KRİZİ BUGÜN HAYATIMIZIN TAM ORTASINDADIR” “Bugün burada iklim değişikliğini, şehirlerimizin geleceğini ve hepimizin ortak sorumluluğunu konuşmak için bir aradayız. Ama açıkça söylemek isterim: İklim krizi artık uzak bir gelecek senaryosu değildir. İklim krizi bugün hayatımızın tam ortasındadır. Bazen günlerce süren kuraklıkla, bazen aşırı sıcaklarla, bazen de birkaç saat içinde bütün bir şehrin hayatını etkileyen şiddetli yağışlarla karşımıza çıkıyor. Daha birkaç hafta önce İstanbul'da yaşadığımız yoğun yağışlar, bu gerçeği hepimize bir kez daha hatırlattı. 14 Ekim'de İstanbul, son derece şiddetli yağışlarla karşı karşıya kaldı. Beykoz'da metrekareye yaklaşık 270 kilogram yağış düştü. Sarıyer'de, Eyüpsultan'da ve birçok ilçemizde yağışlar günlük yaşamı olumsuz etkiledi. Cadde ve sokaklarımızda su baskınları yaşandı. O günlerde AKOM'da, sahada, dere kenarlarında, alt geçitlerde gece gündüz çalışan binlerce mesai arkadaşımız vardı. Valiliğimizle, ilçe belediyelerimizle, ilgili kamu kurumlarımızla koordinasyon içinde çalıştık. Bu vesileyle sahada emek veren bütün çalışma arkadaşlarıma ve dayanışma gösteren herkese yürekten teşekkür ediyorum. Ama burada bir gerçeği de açıkça ifade etmek zorundayız: Afetlerle mücadele etmek kadar, afetler yaşanmadan önce hazırlıklı olmak da bizim sorumluluğumuzdur. İşte bugün burada bulunmamızın en önemli nedenlerinden biri budur. İklim krizi bize üç önemli gerçeği hatırlatıyor. Birincisi, iklim krizi aynı zamanda bir adalet meselesidir. Çünkü aşırı yağışlardan, sellerden, sıcak hava dalgalarından ve kuraklıktan herkes aynı ölçüde etkilenmiyor. En büyük zorluğu çoğu zaman dar gelirli ailelerimiz, yaşlılarımız, çocuklarımız çekiyor. Bizim belediyecilik anlayışımızda hiçbir hemşehrimiz kaderine terk edilemez. Bu nedenle iklim politikalarını sosyal politikalardan ayrı düşünemeyiz. Bir mahallemizi sel riskine karşı korumak da bir çocuğumuzun sağlıklı bir çevrede büyümesini sağlamak da aynı sorumluluğun parçasıdır. Biz buna adil bir İstanbul mücadelesi diyoruz. İBB Hep Yanında derken de tam olarak bunu kastediyoruz. İkincisi, doğayı korumadan şehirlerimizi koruyamayız. Yıllar boyunca dere yataklarının daraltılması, doğal alanların yapılaşma baskısıyla karşı karşıya kalması, su havzalarının ve yeşil alanların zarar görmesi şehirlerimizin kırılganlığını artırdı.” “ŞEHİRLERİMİZİ PLANLARKEN DOĞAYI KARŞIMIZA DEĞİL, YANIMIZA ALMAK ZORUNDAYIZ” “Doğanın kendi dengesi vardır. Suyun akacağı yolu kapatırsanız, o su kendisine başka bir yol bulur. Bu nedenle şehirlerimizi planlarken doğayı karşımıza değil, yanımıza almak zorundayız. Dere yataklarını, ormanlarımızı, su havzalarımızı ve tarım alanlarımızı korumak zorundayız. Yeşiliyle, suyuyla, toprağıyla, bütün canlılarıyla birlikte düşünmek zorundayız. Biz de İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalarımızı bu anlayışla sürdürüyoruz. İSKİ'mizle altyapımızı güçlendirmek, taşkın risklerini azaltmak, derelerimizi daha güvenli hale getirmek için çalışıyoruz. Yaşam Vadilerimizle, parklarımızla ve yeşil alanlarımızla İstanbul'un nefes alacağı yeni alanlar oluşturuyoruz. Üçüncüsü ise afetin partisi, siyasi görüşü, kimliği olmaz. Bir mahalleyi su bastığında, bir aile yardıma ihtiyaç duyduğunda kimseye hangi partiye oy verdiği sorulmaz. Sorulmamalıdır da. Bizim görevimiz, ihtiyaç duyulan her yerde vatandaşımızın yanında olmaktır. Bu nedenle afetlerle mücadelede bütün kurumların iş birliği içinde çalışması son derece önemlidir. Valiliğimiz, belediyelerimiz, kamu kurumlarımız, üniversitelerimiz, meslek odalarımız ve sivil toplum kuruluşlarımız aynı sorumluluğu paylaşmalıdır. Üstelik bu iş birliği yalnızca afet yaşandığında değil, afet yaşanmadan önce de kurulmalıdır. Bilgiyi paylaşmalı, riskleri birlikte belirlemeli, kararları ortak akılla almalıyız.” “VATANDAŞIN HAYATINA DOKUNAN UYGULAMALARI ÇOĞU ZAMAN YEREL YÖNETİMLER GERÇEKLEŞTİRİYOR” “Türkiye, COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Bunu ülkemiz adına son derece önemli ve değerli buluyoruz. Antalya'da dünyanın dört bir yanından temsilciler bir araya gelecek. İklim krizine karşı ortak hedefler, yeni sorumluluklar ve çözüm yolları konuşulacak. COP31 kapsamında düzenlenecek üç ayrı panelde yer alarak Belediyemizin iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında hayata geçirdiği projeleri, geliştirdiği uygulamaları ve edindiği deneyimleri uluslararası katılımcılarla paylaşacağız. Aynı zamanda yerel yönetimlerin iklim kriziyle mücadelede üstlendiği sorumluluğu, karşılaştığı sorunları ve çözüm önerilerini de bu önemli platformda dile getireceğiz. Çünkü inanıyorum ki iklim kriziyle mücadelede şehirlerin deneyimi, yerel yönetimlerin birikimi ve sahadaki gerçekler uluslararası iklim politikalarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Ancak burada önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. İklim müzakerelerinde devletler karar alıyor ama bu kararların önemli bir bölümü şehirlerde hayata geçiriliyor. Vatandaşın hayatına dokunan uygulamaları çoğu zaman yerel yönetimler gerçekleştiriyor. Bu nedenle şehirlerin sesi yalnızca toplantı salonlarının dışında değil, karar masalarında da duyulmalıdır.” “ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİNDEN KAZANDIĞIMIZ BİLGİ VE DENEYİMİ ÜLKEMİZİN BÜTÜN ŞEHİRLERİYLE PAYLAŞMAYI DA SORUMLULUĞUMUZ OLARAK GÖRÜYORUZ” “Buradan açık bir çağrı yapmak istiyorum: COP31 sürecinde yerel yönetimler, iklim politikalarının yalnızca uygulayıcısı değil, karar ortağı da olmalıdır. Türkiye'nin iklim hedefleri belirlenirken, İklim Kanunu uygulanırken, finansman mekanizmaları oluşturulurken belediyelerimizin deneyimlerinden yararlanılmalıdır. Çünkü iklim kriziyle mücadele, ayrışarak değil, dayanışarak başarılabilir. İstanbul olarak biz bu dayanışmaya hazırız. Bilgimizi, deneyimimizi, sahada öğrendiklerimizi paylaşmaya hazırız. Anadolu'nun dört bir yanındaki belediyelerimizle, ülkemizin bütün şehirleriyle ortak çalışmalar yürütmeye hazırız. Yalnızca ülkemizdeki şehirlerle değil, dünyanın farklı kentleriyle de güçlü iş birlikleri geliştiriyoruz. İklim değişikliğiyle mücadelede ortak çözümler üretiyoruz. Dünyanın önde gelen kentlerini buluşturan C40 Büyük Kentler İklim Liderliği Grubu’nun Türkiye’den ilk ve tek üyesiyiz. Aynı zamanda ICLEI Sürdürülebilirlik için Yerel Yönetimler Ağı içerisinde aktif çalışmalar yürütüyoruz. Sayın Ekrem İmamoğlu Başkanımızın liderliğinde, 2021 yılında İstanbul’da kurulan B40 Balkan Şehirleri Ağı bünyesinde ise 78 üyeyle iklim değişikliği konusunda ortak projeler geliştiriyor, deneyimlerimizi paylaşıyoruz. Uluslararası iş birliklerinden kazandığımız bilgi ve deneyimi ülkemizin bütün şehirleriyle paylaşmayı da sorumluluğumuz olarak görüyoruz.” “YAŞANABİLİR SOKAKLARIYLA BİR İSTANBUL BIRAKMAK ZORUNDAYIZ” “Bugün burada büyükşehir belediyelerimizden ilçe belediyelerimize, akademisyenlerimizden meslek odalarımıza, sivil toplum kuruluşlarımızdan özel sektör ve finans kuruluşlarımızın temsilcilerine kadar çok kıymetli bir birliktelik var. Bu tabloyu son derece değerli buluyorum. Çünkü iklim kriziyle mücadelede hiçbir kurumun tek başına başarılı olması mümkün değildir. Hepimizin bilgisine, emeğine, deneyimine ve dayanışmasına ihtiyacımız var. Bugünkü çalıştayımızın da bu ortak akla önemli katkılar sunacağına inanıyorum. Çalışmalarımızın teknik boyutlarını Daire Başkanımız Ayşen Erdinçler, finansman boyutunu ise Genel Sekreterimiz Volkan Demir sizlerle paylaşacaklar. Ben sözlerimi tamamlamadan önce bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Bizim çocuklarımıza karşı bir sorumluluğumuz var. Temiz havası, sağlıklı suyu, korunan ormanları, güvenli mahalleleri ve yaşanabilir sokaklarıyla bir İstanbul bırakmak zorundayız. Bir çocuğumuzun yağmurdan korkmadığı, bir ailemizin evini su basacağı endişesi taşımadığı, bir esnafımızın emeğinin bir gecede yok olmadığı bir İstanbul için çalışmak zorundayız.” “EKREM BAŞKANIMIZIN ORTAYA KOYDUĞU VİZYONLA, 16 MİLYON HEMŞEHRİMİZİN BİZE VERDİĞİ SORUMLULUKLA ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYORUZ” “Biz İstanbul'u seviyoruz. Bu şehrin insanını, doğasını, tarihini, kültürünü seviyoruz. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu vizyonla, 16 milyon hemşehrimizin bize verdiği sorumlulukla çalışmaya devam ediyoruz. Bugün burada ortaya konacak fikirlerin, geliştirilecek önerilerin ve kurulacak iş birliklerinin COP31 sürecine önemli katkılar sunacağına yürekten inanıyorum. Çalıştayımızın İstanbul'umuz, ülkemiz ve bütün şehirlerimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Bu kıymetli buluşmada emeği geçen bütün çalışma arkadaşlarıma ve siz değerli katılımcılara teşekkür ediyorum. Hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Sağ olun, var olun.” İBB Genel Sekreteri Prof. Dr. Volkan Demir ise konuşmasında iklim finansmanındaki yapısal engelleri ve çözüm önerilerini vurgulayarak şu şekilde devam etti; “İSTANBUL ÖZELİNDE HEMŞEHRİLERİMİZİN ŞİMDİ VE GELECEKTE İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ETKİLENMELERİ İÇİN NE YAPABİLECEĞİMİZDİR “Biz 10 sene sonra, 15 sene sonra büyük bir plazanın 35. katından İstanbul’u seyretmek istemiyoruz. Biz çalışma arkadaşlarımızla kendi yaptığımız, yapımında ufak da olsa katkı sunduğumuz bir yaşam vadisinde kahve içerek sohbet etmek istiyoruz. İstanbul’a 15 sene sonra, 20 sene sonra bunlar lazım; plazalar lazım değil. Bu ülkenin, bu İstanbul’un nefes alması lazım. Bizim amacımız; İstanbul özelinde hemşehrilerimizin şimdi ve gelecekte iklim krizinden en az etkilenmeleri için ne yapabileceğimizdir.” “İKLİMLE MÜCADELENİN EN ÖNEMLİ KONUSU AMA EN AZ KONUŞULAN KONUSU FİNANSMANDIR” “İklimle mücadelenin en önemli konusu ama en az konuşulan konusu finansmandır. İklim konusu konuşulurken bunun eylem dili hedefler ve taahhütler ise, uygulama dili ise finansmandır. Ancak şehirlerin iklim finansmanına erişimi konusunda mali özerklik eksikliği, finansman maliyetinin yüksekliği, süreçlerin öngörülemezliği ve proje hazırlama kapasitesi gibi yapısal engeller bulunuyor. Uluslararası finansman kurumları artık var olan projeye kredi vermek yerine, kendi vizyonlarına uygun proje üretilmesini bekliyor. Bu nedenle finansmana erişebilmek için tersten bakıp, fon şartlarına uygun projeler hazırlamamız gerekiyor.” “BÜTÜN DÜNYA HALKLARININ İKLİM KRİZİNDEN EN AZ ZARARLA ETKİLENMESİNİ DİLİYORUM” “Bugün burada hem bir akademisyen olarak hem de hemşehrilerimizin derdini dert edinen Nuri Bey'le ve çalışma arkadaşlarımızla bir kamu yöneticisi olarak bulunuyorum. Ekrem Başkanımızın ortaya koyduğu İstanbul vizyonu doğrultusunda tüm birikimimizi, İstanbul’un tüm birikimini, tarihini, görkemini biz geleceğe taşımak istiyoruz. Yani güzel bir tarih aldık ama başarılı olmanın kriteri bu tarihi geleceğe taşıyabilecek miyiz? Yani bundan 100 yıl sonra da İstanbul’un surlarını çocuklarımız, torunlarımız görebilecek mi? Galata Kulesi’ni görebilecek mi? İşte ondan sonra başarılı olup olmadığımızla yargılanacağız. Bugünlerde bunu söylemek zor. Önümüzdeki günlerde hem emisyon ticaret sistemini hem de karbon vergisini daha fazla tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de iklim krizi yok diye bakamayız; Asya’da ya da bölgemizde ortaya çıkacak bir iklim krizi göçü, Türkiye’nin bütün sosyoekonomisini bozar. Bugün burada ortaya konacak önerilerin tüm şehirlerimizin iklim dirençli hâle gelmesine katkı sunmasını ve başta İstanbullu vatandaşlarımız olmak üzere bütün dünya halklarının iklim krizinden en az zararla etkilenmesini diliyorum. ” “KARARLARI ULUSAL HÜKÜMETLER ALIYOR ANCAK SAHADA UYGULAMAYI BİZ YEREL YÖNETİMLER YAPIYORUZ” Açılışın son konuşmasını İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler yaptı. Erdinçler de konuşmasında, “Dünya nüfusunun yaklaşık %70’i şehirlerde yaşıyor ve insani faaliyetlerden kaynaklanan gazlar iklim değişikliğine neden oluyor. Şehirler hem iklim krizinin sebebi hem mağduru hem de çözüm ortağıdır. Dolayısıyla temsil edilmeleri ve özellikle COP organizasyonlarında karar alma süreçlerine doğrudan katılmaları hayati önem taşıyor. Kararları ulusal hükümetler alıyor ancak sahada uygulamayı biz yerel yönetimler yapıyoruz. Bu yüzden karar mekanizmalarının içinde doğrudan yer almamız gerekiyor” şeklide konuştu. Erdinçler konuşmasının devamında şu ifadeleri kullandı; “EKREM İMAMOĞLU’NUN 2019'DA İMZALADIĞI TAAHHÜTLE İSTANBUL’UN 2050 YILINDA HEM İKLİM NÖTR HEM DE DİRENÇLİ BİR ŞEHİR OLMASINI HEDEFLEDİK” “Sayın Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun 2019'da imzaladığı taahhütle İstanbul’un 2050 yılında hem iklim nötr hem de dirençli bir şehir olmasını hedefledik. 2021'de İklim Değişikliği Eylem Planı'nı, 2023'te Sürdürülebilir Enerji ve İklim Değişikliği Eylem Planı'nı hazırladık. Verilerimizin şeffaflığı sayesinde uluslararası raporlama platformu CDP’nin 'Şehirler A Listesi'ne 3 yıldır üst üste girerek dünyadaki en başarılı %15'lik dilimde yer aldık. Ayrıca Avrupa Birliği’nin 'İklim Nötr ve Akıllı Şehirler Misyonu' kapsamında 100 Net Sıfır şehirden biri seçildik ve İklim Şehir Sözleşmemiz tescillendi.” “ATIK YÖNETİMİNDE TARİHİ ADIMLAR ATTIK” “Atık yönetiminde tarihi adımlar attık. Geri kazanıma giden atık oranımızı 2019'daki %5 seviyesinden %26’lara çıkardık; vahşi/düzenli depolamaya giden atık miktarını ise %95-96’lardan %74’e düşürdük. 2050 yılında doğrudan depolamayı tamamen bitirmeyi hedefliyoruz. Biyometanizasyon ve atık yakma tesislerimizle çöpten yıllık 1,4 milyon megavatsaat elektrik üretiyoruz. Bu üretim, 2,5 milyon insanın yıllık elektrik ihtiyacını karşılarken 4,5 milyon ton karbondioksit eşleniği sera gazının atmosfere salınımını engelliyor. Ayrıca İSKİ ile kayıp-kaçak su oranını %20,5'ten %18,48'e düşürdük; Ulaşımda raylı sistemleri, elektrikli filoları ve deniz taksilerini yaygınlaştırıp yeşil alanlarımızı hızla artırıyoruz.” Açılış konuşmalarının ardından çalıştay, “Çok seviyeli Yönetişim COP 31 Antalya’ya giderken Şehirlerin Ortak Ajandası” oturumu ile devam etti.

Efes Selçuk Yaşayan Üretim Kültürüyle Uluslararası Alanda Takdir Gördü Haber

Efes Selçuk Yaşayan Üretim Kültürüyle Uluslararası Alanda Takdir Gördü

Efes Selçuk Belediyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü iş birliği ile sürdürülebilir turizm alanındaki uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. Green Destinations tarafından düzenlenen 2026 En İyi 100 Hikâye (Top 100 Good Practice Stories) programında, Selçuk Efes Tarımsal Kalkınma Kooperatifi (SETKOP), “Beyond Ephesus: A Living Culture of Production” (Efes’in Ötesinde: Yaşayan Bir Üretim Kültürü) başlıklı çalışmasıyla dünyanın örnek sürdürülebilir turizm uygulamaları arasına girdi. Son yıllarda uluslararası alanda önemli başarılara imza atan Efes Selçuk; 2023 yılında Şirince’nin Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nün (UNWTO) Best Tourism Villages programında dünyanın en iyi turizm köyleri arasında yer almasıyla başlayan süreci, yeni başarılarla sürdürüyor. Green Destinations değerlendirmelerinde 2025 yılında Gümüş (Silver), 2026 yılında Altın (Gold) sertifika almaya hak kazanan Efes Selçuk, 2025 yılında Efes Tarlası Yaşam Köyü’nün En İyi 100 Hikâye listesine seçilmesiyle de uluslararası alanda dikkat çekmişti. Efes Tarlası Yaşam Köyü, 2026 yılında ise Halkın Seçimi Ödülü’nü (People’s Choice Award) kazanmıştı. 28 Ekim 2026 tarihinde açıklanan Green Destinations 2026 En İyi 100 Hikâye sonuçlarıyla birlikte SETKOP’un başarısı da bu uluslararası başarı zincirine eklendi. EFES’İN ÖTESİNDE YAŞAYAN BİR ÜRETİM KÜLTÜRÜ UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Efes’e ev sahipliği yapan ve yaklaşık 8 bin 600 yıllık kültürel geçmişiyle öne çıkan Efes Selçuk, bu kez antik mirasının yanı sıra yaşayan üretim kültürüyle uluslararası alanda takdir gördü. SETKOP’un seçilen hikâyesi; yerel üreticilerin desteklenmesini, kooperatifçiliğin güçlendirilmesini, tarımsal mirasın korunmasını ve turizm ile yerel ekonomi arasında sürdürülebilir bir bağ kurulmasını konu alıyor. Çalışma, Efes Selçuk’un turizm kimliğinin yalnızca tarihi ve kültürel mirasından değil, üreticilerinden, tarımsal değerlerinden ve yerel dayanışma kültüründen de beslendiğini ortaya koyuyor. EFES SELÇUK, 2027 AVRUPA TURİZM BAŞKENTİ YOLUNDA Efes Selçuk’un uluslararası başarıları, Avrupa Komisyonu tarafından düzenlenen 2027 Avrupa Turizm Başkentleri (European Capitals of Tourism) yarışmasında da karşılık buldu. Sürdürülebilirlik, erişilebilirlik, dijitalleşme ve kültürel mirasın korunması alanlarındaki çalışmalarıyla kısa listeye kalan Efes Selçuk, 19 Kasım 2026 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirilecek jüri sunumunda 2027 Avrupa Turizm Başkenti unvanı için projelerini ve gelecek hedeflerini anlatacak. Efes Tarlası Yaşam Köyü, SETKOP ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi kapsamında yürütülen çalışmalar; yerel üretimin güçlendirilmesi, tarımsal mirasın korunması, kadınların ve üreticilerin desteklenmesi ile turizmden elde edilen değerin kent ekonomisine kazandırılması hedeflerinde buluşuyor. BAŞKAN SENGEL: “EFES SELÇUK’UN GÜCÜ, KÖKLERİNDEN VE ÜRETEN İNSANLARINDAN GELİYOR” Elde edilen başarının kent için taşıdığı anlamı ifade eden Efes Selçuk Belediye Başkanı Filiz Ceritoğlu Sengel; “Efes Selçuk’un uluslararası alanda elde ettiği her başarı, bu kentin yalnızca geçmişten gelen güçlü mirasının değil, bugün üreten, dayanışmayı büyüten ve geleceğe umutla bakan insanlarının da eseridir. Biz turizmi yalnızca ziyaretçi sayısıyla değil; yerel üreticiyi güçlendiren, tarımsal mirasımızı koruyan ve kentimizin değerlerini geleceğe taşıyan bir anlayışla ele alıyoruz. SETKOP’un bu başarısı, üretimin ve dayanışmanın evrensel bir değer olduğunu bir kez daha gösterdi. Efes Selçuk’un hikâyesini, köklerimizden aldığımız güçle hep birlikte yazmaya devam edeceğiz. Bizlerle birlikte bu yolda yürüyen İzmir Büyükşehir Belediyesi Turizm Şube Müdürlüğü’ne teşekkür ediyoruz” dedi.

Egeli İhracatçılara 2,16 Milyar TL İhracat Desteği Haber

Egeli İhracatçılara 2,16 Milyar TL İhracat Desteği

Egeli ihracatçılar 2026 yılının 9 aylık döneminde 2 milyar 158 milyon dolarlık ihracat desteklerinden yararlandı. Ticaret Bakanlığı'nın ihracatçılara sağladığı ihracat desteklerinin ihracatçılara ulaşmasına aracılık eden Ege İhracatçı Birlikleri, 2026 yılının ocak–eylül döneminde 2025 yılının aynı dönemine göre ihracat desteklerinde yüzde 18,2'lik artışla 2 milyar 158 milyon TL’ye ulaştı. Yurt dışı fuar katılımı ile Marka ve TURQUALITY destekleri toplam tutarın yüzde 52,4’ünü oluştururken, küresel tedarik zinciri, e-ihracat ve yeşil dönüşüme yönelik desteklerdeki artışlar dikkat çekti. Ege İhracatçı Birlikleri, ihracatçıların uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmalarına yönelik Ticaret Bakanlığı desteklerine erişiminde aracılık görevini sürdürüyor. EİB, 2026 yılının ocak – eylül döneminde toplam 7 bin 685 destek dosyası sonuçlandırdı. Öztürk: “Devlet destekleri ihracatçılarımızın rekabet gücünü besliyor” Devlet desteklerinin firmaların uluslararası arenada rekabetçiliklerine katkı sağladığını ve büyüme hedeflerine destek olduğuna dikkat çeken Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, “Yeni bir pazara girmek, o pazarda kalıcı olmak ve markamızı büyütmek uzun vadeli emek ve kaynak gerektiriyor. Ticaret Bakanlığımızın sunduğu destekler, ihracatçılarımızın bu süreçlerdeki mali yükünü hafifleterek pazarlama, tanıtım, markalaşma ve ürün geliştirme çalışmalarına daha fazla kaynak ayırmasına katkı sağlıyor. Firmalarımızın mevcut müşterileriyle ilişkilerini güçlendirmeleri, yeni alıcılara ulaşmaları ve uluslararası rekabet güçlerini geliştirmeleri açısından bu destekleri çok değerli buluyoruz” dedi. Fuar ve markalaşma destekleri öne çıktı 2026 yılının ocak–eylül döneminde en yüksek destek tutarı, 674,7 milyon TL ile yurt dışı fuar katılımında gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5 artan bu desteği, yüzde 45,9 artışla 456,1 milyon TL’ye ulaşan Marka ve TURQUALITY desteği izledi. Yurt içi fuar katılım desteği de yüzde 67,3 artarak 258,2 milyon TL oldu. Yurt içi ve yurt dışı fuar katılım desteklerinin toplamı 932,9 milyon TL’ye ulaştı. Fuarların ihracatçıların alıcılarla doğrudan temas kurmasını sağladığını belirten Öztürk, “Firmalarımız fuarlarda ürünlerini tanıtıyor, yeni iş bağlantıları kuruyor ve hedef pazarların beklentilerini yerinde görüyor. Fuar katılım destekleri bu temasların kurulmasını kolaylaştırırken, Marka ve TURQUALITY destekleri firmalarımızın uluslararası pazarlarda daha güçlü ve kalıcı bir konum edinmesine katkı sunuyor. İhracatımızın katma değerini artırmak için ürün kalitemizi tasarım, tanıtım ve markalaşmayla birlikte geliştirmeliyiz” ifadelerini kullandı. Küresel tedarik zinciri ve e-ihracatta güçlü artış Küresel tedarik zinciri desteği, 2025 yılının ilk dokuz ayında 425 bin TL düzeyindeyken 2026 yılının aynı döneminde 192,3 milyon TL’ye yükseldi. Bu kalemde sonuçlandırılan dosya sayısı 1’den 22’ye çıktı. E-ihracat destekleri ise yüzde 104,1 artışla 79,2 milyon TL’ye ulaştı. Yurt dışı birim desteği yüzde 74,7 artarak 110 milyon TL’ye, pazara giriş belgeleri desteği yüzde 14,5 artarak 156,3 milyon TL’ye yükseldi. Sektörel heyetlere yönelik destekler yüzde 53,2 artışla 76,7 milyon TL, UR-GE proje desteği ise yüzde 37,4 artışla 68,1 milyon TL olarak gerçekleşti. Yeşil Mutabakata Uyum Projesi Desteği – Responsible® Programı kapsamında sağlanan destek, yüzde 351,4 artarak 3,6 milyon TL’den 16,1 milyon TL’ye yükseldi. Sonuçlandırılan dosya sayısı 6’dan 37’ye çıktı. Tasarım ve ürün geliştirme projesi desteği de yüzde 19,8 artışla 5,7 milyon TL’ye ulaştı. Küresel tedarik zincirlerine katılımın, firmalarımızın uluslararası alıcılarla daha uzun vadeli iş ilişkileri kurması açısından önemli bir fırsat sunduğunun altını çizen EİB Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk; “E-ihracat ise farklı ülkelerdeki müşterilere dijital kanallardan ulaşma imkânını genişletiyor. Pazara giriş belgeleri, yurt dışı birim, sektörel heyet ve UR-GE destekleriyle birlikte bu araçlar, ihracatçılarımızın pazarlarını çeşitlendirmesine ve farklı satış kanallarında varlık göstermesine katkı sağlıyor. Yeşil dönüşüm ve tasarım rekabetçiliği güçlendiriyor. Sürdürülebilirlik ve tasarım ihracatın geleceğinde belirleyici. Alıcıların beklentilerine uygun ürün geliştirmek ve sürdürülebilir üretim yetkinliklerimizi güçlendirmek, firmalarımızın pazarlardaki konumunu destekliyor. Yeşil dönüşüm ve tasarım alanındaki destekler bu nedenle gelecekteki rekabet gücümüze yapılan bir yatırım niteliği taşıyor. Ege İhracatçı Birlikleri olarak ihracatçılarımızın ihtiyaçlarına uygun desteklerden yararlanmasına aracılık etmeyi sürdüreceğiz. Firmalarımızı, ihracat planlarını oluştururken Ticaret Bakanlığımızın desteklerini de değerlendirmeye davet ediyoruz. Ticaret Bakanlığımız 2026 yılı için 45 milyar TL’lik ihracat desteği bütçesi oluşturdu. 2027 yılı bütçe taslağında 65 milyar TL’ye çıkarılması planlanıyor. Bu kaynağı çok kıymetli buluyoruz ancak ihracat desteklerine ayrılan bütçenin toplam ihracatımızın yüzde 1’i seviyesine çıkarılmasını bekliyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.

“COP, Birleşmiş Milletler Zirvesi İle Eş Diyebileceğimiz Bir Organizasyon" Haber

“COP, Birleşmiş Milletler Zirvesi İle Eş Diyebileceğimiz Bir Organizasyon"

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, İstanbul’da yazılı ve görsel medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelerek Türkiye’nin COP31 hazırlıklarını anlattı. COP31’in Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu kadar önemli bir organizasyon olduğunu belirten Kurum, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni taahhütlerden çok mevcut hedeflerin uygulanmasına odaklanacaklarını söyledi. Türkiye’nin “Uygulama COP’u” yaklaşımına değinen Kurum, dünyanın 1,5 derece sıcaklık artışı hedefinden uzaklaştığını, sel, yangın ve aşırı yağışların giderek daha büyük ekonomik ve toplumsal kayıplara yol açtığını ifade etti. Kurum, “Artık taahhüt konuşmayalım. Yeni taahhüt istemiyoruz. O taahhütleri uygulamaya geçirmek istiyoruz. Çünkü gençler, çocuklar, dünya bizden bunu bekliyor” dedi. İklim mücadelesinde küresel kararlılık çağrısı İklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası finansmanın ve ortak hareket etmenin önemini vurgulayan Kurum, NATO ülkelerinin savunma harcamalarını artırma kararını örnek gösterdi. Kurum, ülkelerin savunma harcamalarını yüzde 5'e çıkarma kararı alabildiğini belirterek iklim mücadelesinde de aynı kararlılığın gösterilmesi gerektiğini söyledi. “Yaşanacak bir dünya kalmadıktan sonra sınırlarınızı savunsanız ne olur?” ifadelerini kullanan Kurum, su kaynaklarının azalması, doğal alanların kaybı ve iklim kaynaklı göçlerin yeni krizlere yol açabileceğine dikkat çekti. COP31'e 196 ülke katılıyor COP31’in dünya genelinde 196 ülkenin katıldığı en büyük uluslararası organizasyonlardan biri olduğunu belirten Kurum, ülkelerin iklim taahhütlerini, projelerini, hedeflerini ve deneyimlerini bu toplantılarda değerlendirdiğini söyledi. Kurum, “196 ülke iklimle ilgili taahhütlerini, projelerini, hedeflerini, tecrübelerini paylaşıyor. Ülkelerin verilmiş olan taahhütlerinin ne yapıldığı orada sorgulanıyor. Müzakereler yapılıyor günlerce. Dolayısıyla bu BM nezdinde en büyük organizasyon. Yani New York'taki Birleşmiş Milletler Zirvesi ile eş diyebileceğimiz bir organizasyon” dedi. Türkiye’nin COP31 Başkanlığı kapsamında 196 ülke adına hareket ettiğini ifade eden Kurum, şeffaf, hakkaniyetli ve adaletli bir başkanlık süreci yürüteceklerini, diyalog ve uzlaşıyla somut sonuçlar almayı hedeflediklerini belirtti. Antalya, sürdürülebilirlik belgesi alan ilk COP organizasyonu oldu COP31’in karbon ayak izini azaltmaya yönelik hazırlıklarını anlatan Kurum, organizasyonun sıfır emisyon hedefiyle planlandığını söyledi. Antalya’da düzenlenecek COP31’in sürdürülebilirlik belgesi alan ilk COP organizasyonu olduğunu belirten Kurum, Türk Hava Yolları ile gelecek katılımcıların emisyonlarının da dikkate alındığını ifade etti. Ulaşımda Euro 6 standartlarına uygun, elektrikli ve doğal gazlı araçların kullanılacağını açıklayan Kurum, Antalya’ya 650 düşük emisyonlu araç gönderildiğini bildirdi. Kurum, otel organizasyonlarından ulaşıma kadar tüm süreçlerde sürdürülebilirlik ilkelerinin esas alındığını kaydetti. Afet sonrası maliyetler 10 katına çıkıyor COP31’in önemli gündemlerinden birinin iklim dirençli şehirler olduğunu belirten Kurum, afetlerden önce yapılacak yatırımların afet sonrasında ortaya çıkan kayıplara kıyasla çok daha düşük maliyetli olduğunu söyledi. “Afet sonrası yaşanılan maddi kayıplar maliyet olarak 1'e 10 artıyor. Yani 10 katına çıkıyor” diyen Kurum, Nepal, İspanya ve Brezilya’da yaşanan sellerin afetlere hazırlıklı olmanın önemini gösterdiğini ifade etti. Altyapı yatırımlarında öncelik vurgusu İstanbul Ayazağa’da yaşanan selin ardından gerçekleştirdiği incelemelere değinen Kurum, dere ıslahı tamamlanmadan aynı bölgede kültür merkezi yapımının sürdüğünü gördüklerini anlattı. Yerel yönetimlerin iklim dirençli şehirler oluşturmak için altyapı yatırımlarına öncelik vermesi gerektiğini belirten Kurum, “Kültür merkezi ihtiyacınız olabilir evet ama altyapınızı, arıtma tesisinizi yapmadığınız yerde kültür merkezinin ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum” dedi. Dere ıslahı, yağmur suyu kanalları ve arıtma tesislerinin eksikliğinin can ve mal kayıplarına yol açabileceğini vurgulayan Kurum, merkezi ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'ye çöp ithalatına izin verilmiyor Türkiye’nin Avrupa’dan atık ithalatına ilişkin soruları da yanıtlayan Kurum, geri dönüşüm sektörünün üretimde kullanılacak ham maddeye ihtiyaç duyduğunu belirtti. Plastik, kâğıt ve kablo gibi geri dönüştürülebilir malzemelerin yeniden üretimde kullanıldığını anlatan Kurum, çöp ithalatına izin verilmediğini vurguladı. Kurum, “Biz çöp ithalatına kesinlikle izin vermiyoruz. Çöp ülkemize gelemez. Geliyorsa eğer o süreçte farklı yanlışlıklar vardır. Onun da savcılıklar gereğini yapar” dedi. İthal edilen malzemelerin öğütülmüş granür gibi üretimde ham madde olarak kullanılabilecek nitelikte olduğunu belirten Kurum, Sıfır Atık ve Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) sistemiyle yerli geri dönüşüm kapasitesinin artırılmasının hedeflendiğini söyledi. Adana'daki plastik kirliliğine yönelik yaptırımlar Adana ve Antalya kıyılarındaki plastik kirliliğine ilişkin açıklamalarda bulunan Kurum, Adana’da kaçak yollarla ham madde getiren işletmelerin tespit edildiğini bildirdi. Mevzuata aykırı faaliyet gösteren işletmelerin kapatıldığını, cezai işlem uygulandığını ve suç duyurusunda bulunulduğunu belirten Kurum, benzer ihlallerin tespit edilmesi halinde yaptırımların sürdürüleceğini ifade etti. Geri dönüşüm oranı yüzde 13'ten yüzde 39'a yükseldi Türkiye’nin döngüsel ekonomi hedeflerine değinen Kurum, Sıfır Atık uygulamalarının başladığı dönemde yüzde 13 olan geri dönüşüm oranının yüzde 39’a yükseldiğini açıkladı. DOA sistemiyle atıkların tamamının yeniden ekonomiye kazandırılmasının amaçlandığını belirten Kurum, cam, metal, karton ve plastik ambalajların yanı sıra tekstil, elektronik, inşaat ve tıbbi atıkların geri dönüşümüne yönelik yükümlülüklerin de zaman içerisinde artırılacağını söyledi. Belediye başkanlarıyla görüşmelere ilişkin açıklama AK Parti’ye katılan belediye başkanlarıyla ilgili soruları yanıtlayan Kurum, belediye başkanlarını görüşmeye kendisinin davet etmediğini, taleplerin kendilerinden geldiğini söyledi. İklim değişikliği ve deprem gibi konuların tüm vatandaşları ilgilendirdiğini belirten Kurum, siyasi ayrım gözetmeden görüşme taleplerini değerlendirdiklerini ifade etti. Kurum, görüşmelerde şehirlerin ihtiyaçlarını, beklentilerini ve yatırımlarını ele aldıklarını kaydetti. Deprem bölgesinde belediyelerle iş birliği Deprem bölgesindeki yeniden inşa çalışmalarına değinen Kurum, iki yılda yaklaşık 500 bin konut yapılmasının güçlü bir iş birliği ve kararlılığın sonucu olduğunu belirtti. Yerel yönetimlerle merkezi idare arasındaki koordinasyonun önemine dikkat çeken Kurum, belediye başkanlarıyla görüşmelerin şehirlerin ihtiyaçlarına çözüm üretmek amacıyla sürdürüleceğini söyledi. İstanbul'da yaklaşık 2 bin kiralık sosyal konutun kurası çekilecek 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında İstanbul’da hayata geçirilen kiralık sosyal konut uygulamasına ilişkin bilgi veren Kurum, yaklaşık 2 bin konutun kurasının kasım ayı sonu veya aralık ayı başında çekileceğini açıkladı. Kura töreninin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirileceğini belirten Kurum, sosyal konut projelerinde afetlere dayanıklı ve iklim dirençli yapılaşmanın esas alındığını söyledi. Sosyal konutların 2028 yılında teslim edilmesi hedefleniyor Türkiye’de artan kira ve konut fiyatlarının dengelenmesi amacıyla sosyal konut yatırımlarının sürdürüldüğünü belirten Kurum, deprem bölgesinde geçen yılın aralık ayı itibarıyla 455 bin konutun teslim edildiğini söyledi. Yaklaşık 550-600 bin konutun tamamlanma aşamasına geldiğini ifade eden Kurum, 500 Bin Sosyal Konut Projesi kapsamında ise yaklaşık 100 bin konutun bitme aşamasında olduğunu bildirdi. Bu yıl 170 bin konutun ihalesinin yapılacağını, kalanların ise gelecek yıl ihale edileceğini belirten Kurum, 500 bin sosyal konutun 2028 yılında teslim edilmesinin hedeflendiğini açıkladı. İklim değişikliğine uyum hayati önem taşıyor Toplantının sonunda iklim değişikliğine uyumun deprem kadar önemli ve hayati bir mesele olduğunu vurgulayan Kurum, yerel ve merkezi yönetimlerin ortak sorumluluk üstlenmesi gerektiğini söyledi. Müsilaj, sel ve diğer çevresel krizlerin önlenmesi için arıtma tesisleri, yağmur suyu kanalları ve dere ıslahı çalışmalarının tamamlanmasının önemine dikkat çekti. Kurum, afetlerin meydana gelmesini beklemeden gerekli önlemlerin alınması gerektiğini belirterek iklim değişikliğine uyum çalışmalarının kararlılıkla sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Geleceğin İklim Sözü Tepebaşı’ndan Yükseliyor Haber

Geleceğin İklim Sözü Tepebaşı’ndan Yükseliyor

Tepebaşı İklim Haftası, COP31 Bike Ride bisikletçilerinin karşılanması, yolculuklarını anlatan belgesel gösterimi ve Gençlik İklim Çalıştayı ile başladı. Çalıştayda buluşan 62 üniversite ve lise öğrencisi, önerilerini İklim Manifestosunda bir araya getirdi. Tepebaşı Belediyesi tarafından düzenlenen “Tepebaşı İklim Haftası” başladı. 16–23 Ekim tarihleri arasında iklim gündemini gençlerden kent sakinlerine, eğitim kurumlarından işletmelere uzanan geniş bir katılımla ele alacak hafta kapsamında COP31’e doğru yola çıkan bisikletçiler Eskişehir’de karşılandı, “COP30BikeRide – Together” belgeseli gösterildi ve 19 Ekim’de Gençlik İklim Çalıştayı gerçekleştirildi. Tepebaşı Belediyesi’nin 16–23 Ekim tarihleri arasında düzenlediği Tepebaşı İklim Haftası, bisikletli ulaşımın önemini anlatan etkinliklerden gençlerin iklim kararlarına katılımına uzanan programıyla başladı. COP31 Bike Ride ekibinin karşılanması ve yolculuğu konu alan belgesel gösteriminin ardından, 19 Ekim’de Gençlik İklim Çalıştayı düzenlendi. Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’ndaki çalıştaya 62 üniversite ve lise öğrencisi katıldı. Gençler; iklim adaleti, enerji ve düşük karbonlu yaşam, gençlik katılıımı, iklim yönetişimi ve iklim farkındalığı ile iklim değişikliklerine uyum başlıklarında fikir ve çözüm önerileri geliştirdi. Dr. Nuran Talu ve EKO Okullar İl Koordinatörü Nadir Erdem moderatörlüğünde gerçekleşen çalıştayın sonunda gençlerin görüşleri bir Gençlik İklim Manifestosu’nda buluştu. Manifestonun COP31 sürecinde paylaşılması hedefleniyor. “Gençlerin görüşleri kentimizin geleceğine katkı sunacak” Çalıştayda gençlere seslenen Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, iklim değişikliğinin çevre başlığından ibaret olmadığını; insan sağlığını, yaşam kalitesini ve kentlerin geleceğini doğrudan etkilediğini vurguladı. Başkan Ataç, “Gençlerin iklim kararlarına katılımını çok önemsiyoruz. Bugün ortaya koyacağınız görüşlerin kentimizin geleceğine ve iklim politikalarımıza katkı sunacağına inanıyorum” dedi. İklim eylemini sağlık, sosyal hizmetler, enerji ve su verimliliği ile sürdürülebilir ulaşım çalışmalarının bir parçası olarak ele aldıklarını belirten Başkan Ataç, Tepebaşı’nda çocuklardan yaşlılara, gençlerden dezavantajlı gruplara kadar herkes için daha sağlıklı ve dirençli bir kent hedefiyle çalıştıklarını söyledi. Başkan Ataç, çalıştaydan çıkan görüşleri yalnızca dinlemekle yetinmeyeceklerini, gençlerin önerilerini kent yönetiminin karar süreçlerine taşımaya çalışacaklarını ifade etti. Belém’den Antalya’ya uzanan bisiklet yolculuğunda Tepebaşı Durağı COP30’a ev sahipliği yapan Brezilya’nın Belém kentinden yola çıkarak COP31’in düzenleneceği Antalya’ya ulaşmayı hedefleyen uluslararası bir bisiklet yolculuğu olan COP31 Bike Ride sürücüleri ise Başkan Ataç ile görüştü. Farklı ülkelerden bisikletçilerin katıldığı yolculuk, iklim mücadelesinde sürdürülebilir ulaşımın ve bisiklet kullanımının önemine dikkat çekiyor. Türkiye rotası İstanbul, Eskişehir, Ankara, Konya ve Antalya güzergâhını izliyor. Tepebaşı İklim Haftası kapsamında bisikletçiler 16 Ekim’de Özdilek Sanat Merkezi’nde karşılandı. Başkan Ahmet Ataç, çalıştay sırasında bisikletçilerle de bir araya gelerek yolculukları üzerine sohbet etti ve taleplerini dinledi. Yolculuk “Together” belgeseliyle anlatıldı COP30BikeRide ekibinin yolculuğunu konu alan “COP30BikeRide – Together” belgeseli, 18 Ekim’de Tepebaşı Belediyesi Hizmet Binası Meclis Salonu’nda gösterildi. Belgesel ve ardından yapılan söyleşiyle izleyiciler, Azerbaycan’dan Belém’e uzanan bisiklet yolculuğunun hikâyesini ve bisikletli ulaşımı yaygınlaştırma çağrısını yakından tanıdı. Yolculuk boyunca taşınan sembolik bayrak ve bisikletli ulaşımın artırılmasına yönelik “10 Talep” de etkinlikte öne çıkan başlıklar arasındaydı. Okullarda COP31 farkındalık eğitimi Hafta kapsamında okul eğitimleri de düzenlenirken öğrencilere yönelik eğitimlerle iklim değişikliği konusunda bilgi ve farkındalığın yaygınlaştırılması amaçlandı. İklim sözcülerinin, iklim krizinin kent ve günlük yaşam üzerindeki etkilerini çevreleriyle paylaşmaları; sürdürülebilir yaşam ve çözüm önerileri konusunda farkındalık oluşmasına katkı sunmaları hedeflendi. Okullardaki eğitimlerin hafta boyunca sürmesi planlanıyor. “Gençlerin görüşleri kentimizin geleceğine katkı sunacak” Vecihi Hürkuş Havacılık ve Teknoloji Parkı’ndaki Gençlik İklim Çalıştayı’nda öğrenciler; iklim adaleti, gençlerin iklim kararlarına katılımı, su ve kuraklık, enerji, tüketim ve düşük karbonlu yaşam başlıklarında görüş ve çözüm önerileri geliştirdi. Günün sonunda bu öneriler bir İklim Manifestosu’nda bir araya getirildi. Manifestonun COP31 sürecinde paylaşılması hedefleniyor. Tepebaşı İklim Haftası’nda okul eğitimlerinin yanı sıra sürdürülebilirlik uygulamalarına yönelik teknik gezi, bisiklet atölyeleri ve iklim finansmanı ile yeşil dönüşüm paneli de düzenlenecek.

Ankara Büyükşehir Belediyesi COP31 İklim Geçiş Forumu’na Katıldı Haber

Ankara Büyükşehir Belediyesi COP31 İklim Geçiş Forumu’na Katıldı

COP31 öncesinde Ankara’da düzenlenen İklim Geçiş Forumu’nda, iklim değişikliğiyle mücadele, yerel yönetimlerin sorumlulukları ve sürdürülebilir kent politikaları ele alındı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mekin Tüzün’ün de katıldığı forumda, farklı sektörlerden temsilciler iklim eyleminin geleceğini değerlendirdi. İklim değişikliğiyle mücadelede yerel yönetimlerin rolünü güçlendirmek ve farklı paydaşlar arasında iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenlenen Ankara İklim Geçiş Forumu, geniş katılımla gerçekleştirildi. COP31 öncesinde düzenlenen buluşmada, iklim politikalarının yerel düzeyde uygulanması, kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması ve sürdürülebilir bir gelecek için atılabilecek adımlar gündeme geldi. Ankara Büyükşehir Belediyesi de Genel Sekreter Yardımcısı Mekin Tüzün’ün katılımıyla forumda yer aldı. Kamu kurumları, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar, finans kuruluşları, sivil toplum temsilcileri, akademisyenler, gençler ve özel sektör temsilcilerini bir araya getiren organizasyon, iklim değişikliğiyle mücadeleye farklı perspektiflerden yaklaşılmasına olanak sağladı. Ankara İklim Geçiş Forumu’nda Yerel İklim Eylemi Ele Alındı Avrupa Birliği Türkiye Delegasyonu Ofisinin desteğiyle Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye tarafından düzenlenen ve İklim Değişikliği Başkanlığınca organize edilen Ankara İklim Geçiş Forumu’nda, yerel iklim eyleminin farklı boyutları değerlendirildi. Forumda, iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasında yerel yönetimlerin üstlendiği sorumluluklar ve kamu kurumları arasındaki koordinasyonun önemi öne çıktı. İklim hedeflerine ulaşılması için yerel yönetimlerin yanı sıra finans kuruluşlarının, akademik çevrelerin, sivil toplumun ve özel sektörün katkısının da önem taşıdığı vurgulanan buluşmada, ortak hareket etme anlayışı ön plana çıktı. Kentlerin iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha dirençli hale getirilmesi, yerel düzeyde geliştirilen politikaların güçlendirilmesi ve iklim eylemlerinin toplumsal katılımla desteklenmesi de forumun ele aldığı temel başlıklar arasında yer aldı. COP31 Öncesinde İş Birliği ve Sürdürülebilir Kentler Gündemde Antalya’da düzenlenmesi planlanan COP31 öncesinde gerçekleştirilen forum, Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi açısından önem taşıdı. Uluslararası iklim hedeflerinin yerel ölçekte uygulanması ve kentlerin sürdürülebilirlik politikalarının geliştirilmesi, toplantının öne çıkan konuları arasında bulundu. Farklı alanlardan temsilcilerin aynı platformda buluşması, iklim değişikliğiyle mücadelede kurumlar arası iş birliğinin ve ortak çözüm geliştirme yaklaşımının önemini ortaya koydu. Yerel yönetimlerin deneyimlerinin ve ihtiyaçlarının ele alınması da iklim politikalarının kentlerin koşullarına uygun şekilde geliştirilmesi bakımından önem taşıdı. Mekin Tüzün’den Forum Değerlendirmesi Ankara Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Mekin Tüzün, forumun ardından yaptığı paylaşımda, Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak Ankara İklim Geçiş Forumu’na katılım sağladıklarını belirtti. COP31 Antalya öncesinde gerçekleştirilen toplantının oldukça verimli geçtiğini ifade eden Tüzün, yerel iklim eyleminin kamu kurumları, yerel yönetimler, uluslararası kuruluşlar ve diğer paydaşların bakış açılarıyla ele alındığı organizasyona ilişkin değerlendirmesini paylaştı. Ankara’da düzenlenen İklim Geçiş Forumu, COP31 öncesinde iklim değişikliğiyle mücadele, yerel yönetimlerin iklim politikalarındaki rolü ve sürdürülebilir kentlerin geleceği üzerine değerlendirmelerin yapılmasına zemin hazırladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.