Hava Durumu

#Süt

Kırsal Haber - Süt haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor" Haber

CHP'li Gürer: "Tarımda Alarm Zilleri Çalıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, komisyonda görüşülen kanun teklifine ilişkin yaptığı kapsamlı konuşmada tarım, hayvancılık, gıda fiyatları, gübre maliyetleri ve orman düzenlemeleriyle ilgili dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Gürer, kanun teklifinin hazırlanma sürecini eleştirerek, “Ben yaptım oldu anlayışıyla getirilen bir düzenleme” ifadelerini kullandı. Gürer konuşmasına kanun teklifinin hazırlanma sürecini eleştirerek başladı. Teklifin ilgili kesimlerle görüşülmeden hazırlandığını belirtti CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanun teklifi yine kitle örgütleriyle, derneklerle, sendikalarla, odalarla yeterince görüşülmeden, muhalefetin de bu konuda ne düşündüğüne bakılmaksızın ‘Ben yaptım oldu’ anlayışıyla getirilmiş, içinde Anayasa’ya aykırı madde tekliflerinin de yer aldığı bir düzenleme” dedi. İktidarın yıllardır görevde olduğunu hatırlatan Gürer, “AKP iktidarı yirmi dört yıldır iktidarda, yirmi dört yıl sonra getirdiğini reform diye getiriyor ama maddeleri incelediğiniz zaman enteresanlıklar var” ifadelerini kullandı. SAVAŞIN OLUMSUZ YANSIMALARI TARIMI TEHDİT EDİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve İran arasında yaşanan savaşın, Türkiye’de tarım sektöründe var olan sorunları derinleştirdiğini belirterek, “Ülkemizde tarımda gübre, akaryakıt, enerji, yem ve temel gıda ürünlerinde ciddi arz açığı var. Dışa bağımlılığımız, bu sorunun doğrudan her kesime yansımasına neden oluyor,” dedi. Gürer, tarım politikalarının yanlış uygulamaları, pandemi ve küresel iklim değişikliği gibi süreçlerin uyarı niteliğinde olmasına rağmen iktidarın ders almadığını vurguladı. “Gıdadaki arz açığını önlemek için alınan tek önlem, ithalat vergilerini düşmek ve ihracata sınırlama getirmek oldu. Somut, çiftçiye üretimi artırmasını sağlayacak destek sağlanmadı,” diyen Gürer, Türkiye İstatistik Kurumu verilerini eleştirerek, “2025 yılı dördüncü çeyreğinde ekonomi yüzde 3,6 büyümüş ama biz bunu vatandaş olarak göremedik. Tarımsal üretim ise sert bir düşüş yaşadı, yüzde 8,8 azaldı. 2002’de üretilen buğday, arpa, fasulye, nohut, mercimekten 2025’te daha az üretim var. Buna rağmen ‘Sorun yok’ deniyor,” ifadelerini kullandı. HAYVANCILIKTA GERÇEKLER ÇARPITILIYOR Hayvancılıkta da ciddi sorunlar olduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, “2024 yılında hayvan varlığımız 16 milyon 900 bin, 2025’te 739 bin hayvan ithalatı var. TÜİK bunu yüzde 4 artış olarak sunuyor. Ama biz şap hastalığı ve Kurban Bayramı’nda kesilen hayvanlarla birlikte kaybı biliyoruz. Damızlık Birliği verisine göre hayvan varlığı 13 milyon 100 bin, devlet verisiyle 17 milyon 390 bin. Amerika Tarım Bakanlığı 14 milyon 100 bin diyor. ‘Hayvan varlığımız arttı’ demek halkla dalga geçmektir,” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mera alanlarının ciddi şekilde azaldığını ve özellikle Doğu ile Güneydoğu’daki hayvancılığı olumsuz etkilediğini de vurguladı. “Mera alanları enerji santralleri ve terör sebebiyle hayvancılığa kapatıldı. Ahırda beslenen hayvanların yemlerinin önemli bölümü ithal geliyor, süt yemi 50 kilo ile bin liraya dayanmış. Üretici zarar edince doğumuna bir ay kalmış hayvanı kesime gönderiyor, bu da beş yavrunun yok olmasına yol açıyor. Şap döneminde Türkiye buzağı ölümlerinde rekor kırdı,” diye konuştu. TARIM ALANLARI VE ÜRETİM DÜŞÜŞÜ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım alanlarındaki gerilemeyi de sert şekilde eleştirdi: “1980’de 28 milyon hektar olan tarım alanımız, Cumhurbaşkanlığı programına göre 23 milyon hektara gerilemiş. Meralar 40 milyon hektardan 14 milyona düşmüş. Türkiye’nin üretim modeli, ekilmeyen araziler, plansızlık ve öngörüsüzlük yüzünden çöküyor,” dedi. Bu bağlamda gübre ve yem fiyatlarındaki astronomik artışa da dikkat çeken Gürer, “2020 yılında 2.140 lira olan DAP gübrenin ton fiyatı şimdi 39 bin lira. Üre gübre ise 2020’de 1.860 liraydı, bugün 31.200 lira. Çiftçi bunu alıp atacak durumda değil. Bu nedenle acilen sübvanse destek sağlanmalı,” ifadelerini kullandı. Gürer, sahte gübre kullanımının üretimde ciddi kayıplara yol açtığını da belirtti. ÇİFTÇİYE SOMUT DESTEK TALEPLERİ Gürer, üreticiyi doğrudan destekleyecek önlemleri şöyle sıraladı: “Yem ve gübrede yüzde 50 sübvanse sağlanmalı.” “Ürün alım garantili ekim uygulamaları hayata geçirilmeli.” “Çiftçi, devletin alım garantisiyle ekim yapabilmeli.” “Akaryakıt üzerinden ÖTV ve KDV kaldırılmalı, nakliyecilere destek verilmeli, köprü ve yol geçiş ücretleri bir yıl alınmamalı.” Patates üretimi üzerinden örnek veren Gürer, “2000 yılında 6,5 milyon ton patates üretilmiş, 2024’te aynı miktar. Nüfus artmış, yemek alışkanlıkları değişmiş, çiftçi tarlasını satamıyor. Toplum yararı projeleri ile ürünler halkla buluşturulabilir. Tarım politikaları bu açıdan acilen güncellenmeli,” dedi. GIDA VE ENFLASYON SORUNLARI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gıda fiyatları ve enflasyon ilişkisine de değinerek, “Çiğ süt fiyatları sabit tutuluyor, yem fiyatı serbest. Sanayici yemi satıyor, süt fiyatı yükselmiyor. Raflarda peynirin maliyetini hesapladığınızda çiftçi kazanamıyor, aracılar kazanıyor. Makul girdi maliyeti ve kâr belirlenmeli. Yerli ürünün fiyatını ithalattan yüksek satmak kabul edilemez,” ifadelerini kullandı. TARIMIN STRATEJİK ÖNEMİ Son olarak Gürer, savaşın tarımı stratejik bir öneme taşıdığını vurguladı: “Savaş bir ders olmalı. Arz açığı olan ürünler için planlamalar yapılmalı. Çiftçi ve üretici desteklenmeli. ‘Sanayide, turizmde ilerleriz, tarımı da ithal ederiz’ mantığı çökmüştür. Gelişmiş ülkeler kendi üreticisini destekleyerek gıda güvenliğini sağlıyor. Türkiye de bunu yapmak zorunda,” dedi. 180 BİN FUTBOL SAHASI BÜYÜKLÜĞÜNDE ORMAN ALANI STATÜSÜNÜ KAYBEDECEK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Meclis’te görüşülen düzenlemeye tepki göstererek, söz konusu maddeyle kesinleşmiş orman kadastrosuna göre devlet ormanı sayılan alanların idari bir değerlendirmeyle orman dışına çıkarılmasının önünün açıldığını ve bunun Anayasa’nın 169’uncu maddesine açıkça aykırı olduğunu belirtti. Gürer, düzenlemenin kabul edilmesi hâlinde 129 bin hektar, yaklaşık 180 bin futbol sahası büyüklüğündeki orman alanının statüsünü kaybedeceğini vurgulayarak, “Bir vatandaş ormanı kesip kaçak villa yapıyor, Orman İdaresi dava açıyor, mahkeme ‘Burası ormandır’ diyor; ancak bu maddeyle, yıkılması gereken yapı iki yıl içinde başvuru yapılmasıyla sahibine iade edilecek. Bu düzenleme, hukuksuzluğu ödüllendirmek, ormanları daraltmak ve kamu yararını zedelemek anlamına gelir. Devletin kendi ormanından vazgeçmesi kabul edilemez. Bu nedenle ormanların daraltılmasına yol açacak bu madde teklifinin kanun metninden çıkarılması gerekmektedir” dedi.

95 Proje İle Kırsal Kalkınmaya Katkı Haber

95 Proje İle Kırsal Kalkınmaya Katkı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, 2019’dan 2026 yılına kadar geçen 7 yılda tarım ve hayvancılığı desteklemek amacıyla hayata geçirdiği 95 proje ile üreticilere toplam 1 milyar 455 milyon TL destek verdi. Gübre, mazot, tohum, sulama ve stratejik tarım projeleriyle binlerce çiftçi üretime kesintisiz devam etti. 95 PROJE İLE KIRSAL KALKINMAYA KATKI Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve üreticilerin artan girdi maliyetleri karşısında üretime devam edebilmesini sağlamak amacıyla tarıma yönelik desteklerini sürdürüyor. 2019 ile 2026 yılı Şubat ayı arasında yürütülen çalışmalar kapsamında 95 ayrı proje hayata geçirilirken, tarım ve hayvancılık alanında üreticilere toplam 1 milyar 455 milyon TL destek sağlandı. Uygulanan projelerle üretimin sürdürülebilirliği, çiftçi gelirlerinin artırılması ve Kocaeli’nin tarımsal potansiyelinin güçlendirilmesi hedeflendi. 5 BİN ÇİFTÇİYE GÜBRE DESTEĞİ Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere yönelik önemli projelerinden biri olan yüzde 50 hibeli “Zirai Gübre Destek Projesi” kapsamında 10 ilçe ve 277 mahallede üretim yapan 5 bin çiftçiye 1.850 ton (37 bin paket) gübre desteği verildi. Yaklaşık 48 milyon TL maliyetli proje ile 74 bin dekar meyve, sebze ve fındık bahçesi destek kapsamına alındı. KARTEPE’DE 2 BİN 500 ÇİFTÇİYE 53 MİLYON TL DESTEK Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından 2019 yılından itibaren Kartepe ilçesinde yürütülen tarımsal destek projeleri kapsamında 2 bin 500 çiftçiye toplam 53 milyon TL değerinde destek verildi. Büyükşehir’in tarım projeleri ilçedeki üretimin güçlenmesine katkı sağladı. GÜBRE VE MAZOT EN BÜYÜK DESTEK KALEMİ Büyükşehir Belediyesi’nin tarımsal destek programında üreticilerin en önemli maliyet kalemleri olan gübre ve mazot destekleri öne çıktı. Bu kapsamda 10 bin 250 çiftçiye 203 milyon TL gübre desteği, 16 bin 500 çiftçiye 208 milyon TL mazot desteği (7,6 milyon litre) verildi. Bu desteklerle çiftçilerin girdi maliyetlerinin azaltılması ve üretimin devamlılığının sağlanması amaçlandı. YEM BİTKİSİ ÜRETİMİNE 295 MİLYON TL Hayvancılığın sürdürülebilirliği için yem bitkisi üretimi de desteklenmeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından 7 bin 500 çiftçiye 9 bin 950 ton yem bitkisi tohumu dağıtılırken, bu projelerin toplam destek tutarı 295 milyon TL oldu. GÜBRE DESTEĞİ YILLARDIR SÜRÜYOR Büyükşehir Belediyesi tarafından üreticilere yönelik gübre destekleri geçmiş yıllarda da aralıksız sürdürüldü. Bu kapsamda 2021 yılında 6 bin 800 üreticiye 60 bin paket, 2023 yılında 7 bin üreticiye 78 bin paket, 2024 yılında 3 bin üreticiye 18 bin 500 paket, 2025 yılında ise 1.765 üreticiye 10 bin paket gübre desteği sağlandı. Bu destekler, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin üreticilere yönelik sürdürülebilir destek politikasının önemli bir göstergesi oldu. STRATEJİK TARIM PROJELERİ HAYATA GEÇİRİLDİ Tarımda katma değeri yüksek üretimi artırmak amacıyla TABİP (Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Projesi) de uygulamaya alındı. Proje kapsamında 700 dekar alanda üretim yapıldı, 5,5 milyon fide dikildi, 80,5 milyon TL destek sağlandı. 2025 yılında proje kapsamında 176 ton ürün elde edildi. SERACILIK VE HAYVANCILIĞA DESTEK Seracılığın geliştirilmesi amacıyla 207 modern sera kurulurken, 1.400 üreticiye sera naylonu desteği verildi. Bu çalışmalar için toplam 68,5 milyon TL kaynak kullanıldı. Hayvancılık alanında ise 310 üreticiye 76 bin tavuk, 343 çiftçiye damızlık koç, 18 işletmeye damızlık manda, arıcılara ise ekipman ve şeker desteği sağlandı. TARIMSAL SULAMAYA 525 MİLYON TL YATIRIM Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için sulama altyapısına da büyük yatırımlar yapıldı. Üç etap halinde gerçekleştirilen sulama projeleri kapsamında kilometrelerce iletim hattı, hidrant yapıları, terfi merkezleri ve su depoları inşa edildi. Bu yatırımların toplam maliyeti 525 milyon TL olarak kayıtlara geçti. ÜRETİCİYE ÇOK YÖNLÜ DESTEK Büyükşehir Belediyesi tarafından ayrıca meyve fidanı dağıtımı, sebze tohumu ve fide destekleri, süt tankı dağıtımları, kooperatif destekleri, ücretsiz toprak ve süt analizleri ile tarım makineleri hibeleri de üreticilere sunuluyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, yürüttüğü projelerle hem tarımsal üretimi artırmayı hem de kırsal kalkınmayı güçlendirmeyi sürdürüyor.

Yörsan Afrika Pazarına Açıldı Haber

Yörsan Afrika Pazarına Açıldı

Matlı Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteren Yörsan, ihracat ağını genişleterek Afrika pazarına giriş yaptı. Yörsan’ın UHT süt ürünleri Afrika’daki raflarda yerini alırken, tüketici tadım etkinliklerinde ürünlere yüzde 92,3 oranında beğeni verildi. Türkiye’nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Yörsan, ihracat faaliyetlerini genişleterek Afrika pazarına giriş yaptı. Yaklaşık üç ay süren deniz taşımacılığının ardından bölgeye ulaşan Yörsan’ın UHT süt ürünleri, Afrika’daki satış noktalarında raflardaki yerini aldı. Matlı Şirketler Grubu çatısı altında faaliyet gösteren Yörsan, geleneksel ve modern süt ürünlerinden oluşan geniş ürün yelpazesiyle uluslararası pazarlarda da dikkat çekiyor. Afrika pazarına yönelik gerçekleştirilen tüketici tadım etkinliklerinde Yörsan ürünleri yüksek oranda beğeni topladı. Tadım uygulamalarına katılan tüketicilerin %92,3’ü ürünleri beğendiğini ve yeniden satın almayı düşündüğünü ifade etti. Katılımcıların %60’ını kadınlar, %40’ını ise erkek tüketiciler oluşturdu. UHT teknolojisinin sağladığı uzun raf ömrü sayesinde uzak pazarlara erişimini güçlendiren Yörsan, Afrika’da oluşturduğu dağıtım kanallarıyla ürünlerini daha geniş bir tüketici kitlesiyle buluşturmayı hedefliyor. Pazardan gelen ilk tüketici geri bildirimleri ise Yörsan’ın ürün kalitesi ve lezzetinin farklı coğrafyalarda da güçlü bir karşılık bulduğunu gösteriyor.

İnönü'de Üreticiye Mineral Blok Desteği Haber

İnönü'de Üreticiye Mineral Blok Desteği

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, İnönü’de düzenlenen törenle, 133 üreticiye 10 bin 824 kilogram mineral blok dağıttı. Törende konuşan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, “Kırsala yönelik desteklerimiz artarak devam edecek.” dedi. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı, küçükbaş ve büyükbaş hayvan yetiştiricilerine yönelik mineral blok desteğini İnönü ilçesinde sürdürdü. İnönü’de gerçekleştirilen törene Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, CHP Eskişehir milletvekilleri Jale Nur Süllü ve Utku Çakırözer, CHP İl Başkanı Talat Yalaz, Tepebaşı Belediyesi Başkan Vekili Vural Yörük, CHP İnönü İlçe Başkanı Halil Dündar, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Program kapsamında toplam 133 üreticiye 10 bin 824 kilogram mineral blok dağıtımı gerçekleştirildi. Dağıtılan mineral bloklarla üreticilerin yaklaşık 6 aylık mineral ihtiyacının karşılanacağı belirtildi. Destekle; hayvan sağlığının korunması, beslenme kaynaklı mineral eksikliklerinin önlenmesi, süt ve et veriminde artış ile bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi hedefleniyor. Törende konuşan İnönülü üretici Şerife Sarıdağ, sağlanan destek dolayısıyla Başkan Ünlüce’ye teşekkür etti. CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise kırsal kalkınma için Büyükşehir Belediyesinin kentin dört bir yanında çalışmalar yürüttüğünü vurgulayarak, Türkiye’nin kendi çiftçisini ve üreticisini destekleyerek kalkınabileceğini ifade etti. Çakırözer, “Buğdayı, arpayı, eti ithal etmek yerine kendi üreticimize destek vererek güçlü bir ülke olabiliriz. Bugün İnönü’de atılan bu adım da bunun önemli bir örneğidir.” ifadelerini kullandı. CHP İl Başkanı Talat Yalaz da destekten yararlanan üreticilere hayırlı ve bereketli olmasını dileyerek, “Ayşe Başkanımızın sosyal demokrat belediyecilik anlayışıyla uzanan şefkatli elleri her zaman siz değerli üreticilerimizin omuzlarında olmaya devam edecektir. İnanıyoruz ki alın terinizin karşılığını tam anlamıyla aldığınız, üretime verdiğiniz emeğin değer bulduğu günler çok yakındır.” dedi. Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce ise kırsala yönelik destekleri her yıl artırarak sürdürdüklerini ifade etti. TÜİK verilerine göre kırsal nüfusun azalmaya devam ettiğine dikkat çeken Ünlüce, Eskişehir’in toplam nüfusu artarken 12 kırsal ilçede 2 bin 140 kişilik düşüş yaşandığını söyledi. Kırsaldaki nüfus kaybının tarım ve hayvancılığın zayıflaması anlamına geldiğini belirten Ünlüce, bu nedenle üreticilere yönelik destekleri kararlılıkla sürdürdüklerini kaydetti. Dağıtılan mineral blokların hayvanlara bereket getirmesini temenni eden Ünlüce, süt ve et veriminin artmasını hedeflediklerini belirterek, önümüzdeki süreçte mandacılığın geliştirilmesi başta olmak üzere İnönü’de yatırımların devam edeceğini ifade etti. Konuşmaların ardından mineral bloklar yetiştiricilere teslim edildi. İnönü halkı, üreticiye verilen destekler dolayısıyla Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’ye teşekkür etti.

Ramazan Ayı Öncesinde Fiyatlarda Artış Haber

Ramazan Ayı Öncesinde Fiyatlarda Artış

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Ramazan ayı öncesinde temel gıda ürünlerindeki fiyat değişimlerine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. 2007 yılından bu yana Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin Ramazan öncesi fırsatçılığa izin verilmemesi konusunda çalışmalar yaptığını hatırlatan Bayraktar, “Ramazan ayı öncesinde temel tüketim ürünlerine yönelik fiyat hareketleri Birliğimiz tarafından incelendi. Yapılan çalışmada, geçen yılın Ramazan dönemi ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlar karşılaştırıldı; ayrıca son 15 günlük süreçte üretici ve market fiyatlarında yaşanan değişimler ürün bazında değerlendirildi. Çalışma kapsamında üretici ve market fiyat farkları ile aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimleri de ele alındı” dedi. Geçen yıla göre Ramazan ayı öncesi üretici market fiyatları “Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesindeki fiyatlara baktığımızda, bu yıl markette 39 ürünün 32’sinde fiyat artışı, 7’sinde fiyat düşüşü gerçekleşti. Markette en fazla fiyat artışı yüzde 197,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 149,2 ile kabak, yüzde 117,1 ile fındık, yüzde 108,8 ile elma izledi. Markette fiyatı en çok düşen ürünler ise yüzde 41,9 ile kuru soğan, yüzde 31,9 ile kuru fasulye, yüzde 26,4 ile nohut ve yüzde 18,3 ile beyaz lahana oldu. Geçtiğimiz yılın Ramazan öncesine göre bu sene tüketicilerimiz marketten limonu 3 kat, kabağı 2,5 kat, fındığı 2,2 kat ve elmayı 2,1 kat fazlaya alarak tüketmek zorunda kalacaklar. Geçen yıl ile bu yılın Ramazan ayı öncesine göre üreticide 31 ürünün 21’inde fiyat artışı, 9’unda fiyat düşüşü görülürken 1 üründe fiyat değişimi yaşanmadı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 68,5 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 44 ile beyaz lahana, yüzde 29,8 ile sivri biber, yüzde 23 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 212,7 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat artışını yüzde 160 ile antepfıstığı, yüzde 133,3 ile kuru kayısı, yüzde 100 ile kırmızı mercimek izledi.” 28 Ocak-12 Şubat 2026 market fiyatları “15 günlük süreçte markette 41 ürünün 27’sinde fiyat artışı, 14’ünde fiyat azalışı görüldü. Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 42,9 ile pırasa oldu. Pırasadaki fiyat artışını yüzde 32,1 ile marul, yüzde 27,4 ile kabak, yüzde 25,6 ile sivri biber izledi. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 9,6 ile yeşil mercimek oldu. Yeşil mercimekteki fiyat düşüşünü yüzde 9 ile antepfıstığı, yüzde 8,3 ile nohut, yüzde 7,8 ile kuru soğan ve yüzde 6,5 ile havuç izledi.” 28 Ocak-12 Şubat 2026 üretici fiyatları “15 günlük süreçte üreticide 33 ürünün 21’inde fiyat artışı olurken, 4’ünde fiyat düşüşü gürüldü. 8 üründe ise fiyat değişimi görülmedi. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 17 ile karnabaharda görüldü. Karnabahardaki fiyat düşüşünü yüzde 12,7 ile kuru soğan ve fındık, yüzde 9,4 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 47,3 ile maydanozda görüldü. Maydanozdaki fiyat artışını yüzde 36,1 ile marul, yüzde 28,8 ile mandalina, yüzde 28,6 ile havuç, yüzde 23,9 ile pırasa takip etti.” Üretici fiyat değişimlerinin nedenleri “Kuru soğanda rekoltenin yüksek olması ve sıcaklıkların artması nedeniyle depolarda bozulmalar yaşanmaya başlandı. Ürün kaybı riskini azaltmak isteyen üreticiler, kuru soğanı kısa sürede elden çıkarmak amacıyla piyasaya düşük fiyatlardan sunmaya başladı. Patateste ise piyasada durgunluk yaşanıyor, alıcı talebinin zayıf olması fiyatları olumsuz etkiliyor. Talebin azalması karnabahar fiyatlarının gerilemesine sebep oldu. 2025 yılında yaşanan zirai don sebebiyle fındık rekoltesi düştü. Fakat buna rağmen piyasada oluşan fındık fiyatları son dönemlerde manipülatif hareketlerle düşürüldü.” Aynı marka ürünlerin farklı marketlerdeki fiyat değişimi “Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle ürün fiyatları marketlerde çok sık değişiyor. Maliyetler sebep gösterilerek marketler arası aynı marka ürünler farklı fiyatlara satılıyor. Tüketicilerimiz doğal olarak hangi ürün hangi markette düşük fiyata satılıyor arayışına girmek zorunda kalıyor. Birliğimizce Ankara’da temel tüketim maddeleri arasından seçilen aynı marka ve gramajdaki 5 farklı ürünün 4 farklı marketteki fiyatlarına yönelik çalışma yapıldı. Yaptığımız çalışma sonucunda ürünlerin belirli markalar tarafından paketlenmiş fiyatının marketten markete oldukça değişkenlik gösterdiği görüldü. Aynı markanın aynı gramajda ürünün farklı marketlerdeki fiyatları değerlendirildiğinde; Ayçiçek yağında yüzde 68,3, nohutta yaklaşık yüzde 41, tavuk yüzde 26,3, süt yüzde 22,5 ve yoğurt yüzde 19,9 oranlarda değişimler olduğu görülüyor. Yaptığımız çalışmada; 1 litre X marka Ayçiçek yağının fiyatı marketlerde 109 lira 90 kuruş ile 179 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Ayçiçek yağı litre fiyatının farklı marketlerdeki değişimi yüzde 68,3 ü buluyor. 1 kilogram X marka nohudun fiyatı, marketlerde 109 lira 90 kuruş ile 154 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Nohutta aynı markanın farklı marketlerdeki fiyat değişimi yaklaşık yüzde 41’i buluyor. 1 kilogram X marka bütün tavuk fiyatı, marketlerde 95 lira ile 119 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Aynı marka bütün tavuğun farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 26,3’ü buluyor. 1 litre X marka sütün fiyatı, marketlerde 57 lira 90 kuruş ile 70 lira 90 kuruş arasında değişiyor. Sütün farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 22,5’i buluyor. 1 kilogram X marka yoğurdun fiyatı, marketlerde 77 lira 50 kuruş ile 92 lira 95 kuruş arasında değişiyor. Yoğurdun farklı marketlerdeki fiyat değişimi yüzde 19,9’u buluyor. Son yıllarda önemli ölçüde artan üretim maliyetleri ve yaşanan doğal afetler nedeniyle üreticilerimiz yeterli geliri elde edemiyor ve üretmekte zorlanıyorlar. Buna rağmen üreticilerimizin ürettiği ürünlerin marketlerde birbirinden farklı yüksek fiyatlara satılması kabul edilebilir değildir. Diğer taraftan tüketicilerimiz ramazan alışverişlerini yaparken taklit ve tağşiş yapılan ürünler konusunda dikkatli olmalı, güvendikleri yerlerden ihtiyaçlarını almalı ve şüpheli ürünleri ihbar etmelidir. Taklit ve tağşişin önlenmesi için tüm illerde denetimlerin sık sık yapılması sağlanmalıdır. Mübarek Ramazan ayının İslam âlemi ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını, sağlık, huzur, bolluk ve bereket getirmesini diliyor, yaşadığımız doğal afet etkilerinin bir an önce son bulmasını temenni ediyorum.”

Süte Zam Gelmeden Yeme ve Markete Zam! Haber

Süte Zam Gelmeden Yeme ve Markete Zam!

Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Ulusal Süt Konseyi tarafından açıklanan çiğ süt fiyatından önce yem, süt ve süt ürünlerine yapılan zamlarla ilgili olarak bir açıklama yaptı. TDSYMB Genel Başkanı İlhan Köten yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Ulusal Süt Konseyi tarafından çiğ süt tavsiye fiyatı açıklanmış olmasına rağmen, bu fiyat henüz üreticiye yansımadan yılbaşından önce süt ve süt ürünlerinde raf fiyatlarının artırılmış olması, sektörde ciddi bir adaletsizlik algısı yaratmıştır. Üretici henüz eline geçen bir artış olmadan, tüketici zamlı üketici zamlı ürünle karşı karşıya bırakılmıştır. Bu tablo açıkça göstermektedir ki, raf fiyatlarında yaşanan artışların kaynağı süt üreticisi değildir. Çiğ süt fiyatı fiilen uygulanmaya geçmemişken yapılan zamların üreticiye mal edilmesi kabul edilemez. Buna rağmen, kamuoyunda gıda enflasyonunun sorumlusu olarak üreticinin gösterilmesi gerçeği yansıtmamaktadır. Süt fiyatları değerlendirilirken yalnızca çiğ süt bedelinin gündeme alınması eksik ve yanıltıcı bir yaklaşımdır. Eğer fiyat artışı tartışılacaksa; perakende zincirleri, yem fiyatları ve diğer tüm girdi maliyetleri aynı anda ele alınmalıdır. Bugün süte en küçük bir artış gündeme geldiğinde, eş zamanlı olarak yem fiyatlarına da zam yapılması üreticiyi tamamen korumasız birakmaktadır. Bu durumda ortaya çıkan faturanın doğrudan yetiştiriciye kesilmesi hakkaniyetli değildir. Öte yandan süt üreticileri, 2025 yılı boyunca şap hastalığı, iklim kaynaklı doğal afetler ve artan girdi maliyetleri gibi ağır koşullar altinda üretimini sürdürmeye çalışmıştır. Bu süreçte oluşan kayıplar ve ek maliyetler, herhangi bir fiyat artışı alınmadan doğrudan üreticinin cebinden karşılanmıştır. Bu şartlar altında üreticinin enflasyonun nedeni olarak gösterilmesi kabul edilemez. Enflasyonun Sorumlusu Gerçekten Üretici Midir? Enflasyonist kaygılar gerekçe gösterilerek çiğ süt fiyatına yeterli artış yapılamıyorsa, üretimin sürdürülebilirliği için mutlaka etkin destek mekanizmaları devreye alınmalıdır. Mevcut çiğ süt destekleri, artan maliyetler ve belirsizlikler karşısında yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle desteklerin artırılması ve üreticiyi fiilen koruyacak şekilde yeniden düzenlenmesi artık bir zorunluluktur. Ayrıca Ulusal Süt Konseyi yapısında yalnızca üretici ve sanayicinin değil, perakende ve yem sektörünün de etkin şekilde yer alması gerektiği açıktır. Perakende ve yem maliyetleri denklemin dışında bırakılarak alınan kararların sahada karşılığı olmamaktadır. Süte zam gelir gelmez yeme zam yapılırken, denge üretici aleyhine bozulmaktadır. Bizim rakamlarla bir sorunumuz yoktur. Asıl talebimiz, süt/yem paritesinin garanti altına alınmasıdır. Parite sağlandığı sürece fiyatlar artsa da düşse de üretici zarar etmeyecek, üretimde sürdürülebilirlik sağlanacaktır. Üretici üretecek ki sanayi bu ürünü işleyebilsin; sanayi üretecek ki tüketici sağlıklı ve erişilebilir gıdaya ulaşabilsin. Denge ancak bu şekilde kurulabilir. Üretimden kopan yetiştiricileri yeniden sektöre kazandırmak son derece zorken, mevcut üreticiyi kaybetmek telafisi mümkün olmayan sonuçlar doğuracaktır. Bu anlayışla devam edilmesi hâlinde ne süt, ne inek ne de üretim yapacak yetiştirici kalacaktır. Bu durum yalnızca ekonomik bir sorun değil, tarım ve hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir tehdittir. Bir kez daha net şekilde ifade ediyoruz: Raf fiyatlarındaki artışın sorumlusu üretici değildir. Salgın hastalıkların ve doğal afetlerin bedeli üreticiye yüklenemez. Enflasyon gerekçesiyle fiyat verilemiyorsa, üretici destekle korunmalıdır. Tüketici Tüketirken Aslında Üreticiler Tükeniyor!!! Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Çiğ Süt Tip Satış Sözleşmenizi İmzalamayı Unutmayın! Haber

Çiğ Süt Tip Satış Sözleşmenizi İmzalamayı Unutmayın!

Kısa adı TÜSEDAD olan Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği, "Çiğ Süt Satış Sözleşmesi" konusunda üreticileri uyardı. TÜSEDAD'dan yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Daha önce de değerli üreticilerimizle paylaşmış olduğumuz gibi Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürlüğü "Çiğ Süt Satış Sözleşmeleri"ni hakların korunmasını gözetmek amacıyla zorunlu tutuyor. Yapılan sözleşmenin Tarım İl/İlçe müdürlüklerine teslim edilmesi ve kayda girmesi gerekiyor. İki tip Çiğ süt satış sözleşmesi mevcut; 1. "Tarımsal Amaçlı Örgüt Aracılığı ile Yapılan Çiğ Süt Üretim Sözleşmesi" 2. "Çiğ Süt Üretim Sözleşmesi (Çiftlikten direk sanayiciye satış)". Eğer sütünüzü bir örgüt aracılığıyla satıyorsanız, üye olduğunuz örgütün alıcı ile yaptığı sözleşmenin ekinde sizin de isminizin olduğunu mutlaka kontrol ediniz ve bir kopyasını mutlaka isteyiniz, bu sizin hakkınız. Sanayiciye doğrudan satış yapıyor iseniz, alıcı ile matbu Çiğ Süt Satış Sözleşmesi yapmanız ve ıslak imzalı bir nüshasını da almanız gerekiyor. Bir diğeri ise sütünü süt toplayıcıya veren üreticilerimizin durumu. Eğer sütünüzü toplayıcıya veriyorsanız; toplayıcının sütü verdiği işleme tesisinden noter onaylı vekalet alması ve sizinle doğrudan satış sözleşmesi yapması gerekiyor. Her üç durumda da dikkat etmeniz gereken konu matbu sözleşmede herhangi bir değişikliğin asla yapılmaması gerektiği. BU SÖZLESMELERİ YAPMANIZ SON DERECE ÖNEMLİ! Sözleşme kapsamında her iki taraftan biri sözleşmeye aykırı hareket ettiğinde TOBB Tarım Tahkim Komisyonu'na şikâyette bulunabiliyorsunuz. Böylece TOBB Tarım tahkim komisyonu devreye giriyor ve Tarım Bakanlığımız da başvuruları takip ediyor. Bir diğer konu da çiğ süt prim destekleri; Çiğ Süt Desteği https://share.google/FDdEtFfCswhVQYjzM adresi üzerinden detaylara ulaşabilirsiniz. Mevcut 20 kuruş baz destek miktarına göre; 20 kuruş Temel Destek 50 kuruş 2. Sınıf Birlikler ve Kooperatifler 60 kuruş 1. Sınıf Birliklere ve Kooperatiflere ve direkt Sanayiciye satış 80 kuruş Ari İşletmeden Sanayiciye direk satış Üreticilerimizin hak ettikleri en yüksek süt prim desteğini alabilmeleri için, hangi yoldan kime nasıl satış yaparlarsa daha fazla prim desteği alabilecekleri konusunda bilgili, bilinçli ve dikkatli davranmalarını hassaten rica ederiz. Ayrıca bildiğiniz gibi Rekabet Kurumu tarafından hem süt piyasasında rekabet şartlarına uymayan hem de yem dayatması yapan alıcılarla ilgili olarak 2 ayrı soruşturma devam etmektedir. Bu nedenle de Tarım Bakanlığı Çiğ süt tip satış sözleşmesinin imzalanmış olmasının önemi daha da artmaktadır. İlgili sözleşmelere ve eklerine aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.tarimorman.gov.tr/HAYGEM/Link/55/Hayvansal-Uretim-Tip-Sozlesmeleri"

Canlı Hayvan, Et ve Süt Sektörü Aynı Masada Buluştu Haber

Canlı Hayvan, Et ve Süt Sektörü Aynı Masada Buluştu

Kütahya Ticaret Borsası (KÜTBO), sektörlerin nabzını tutan istişare toplantılarına Canlı Hayvan, Et ve Süt sektörüyle devam etti. KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin ve Meclis Başkanı Halit Topbaş’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıya; TKDK İl Koordinatörü Birsen Karaaslan, Tarım ve Orman İl Müdür Yardımcısı Yasin Özçam, KÜTBO Et ve Et Ürünleri Mesleki İhtisas Komisyonu Başkanı İsmail Akıncı, Süt ve Süt Ürünleri Mesleki İhtisas Komisyonu Başkanı Veli Sarı, Meclis ve Yönetim Kurulu üyeleri ile sektör temsilcisi Borsa Üyeleri katılım sağladı. Toplantının açılış konuşmasını yapan KÜTBO Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gültekin, Kütahya Ticaret Borsası’nın son dönemde yürüttüğü çalışmalar, sahada devam eden faaliyetler ve sektörlere yönelik gerçekleştirilen temaslar hakkında katılımcılara bilgi aktardı. Başkan Gültekin, konuşmasında Kütahya Canlı Hayvan Pazarı ile Aslanapa Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesi projelerine ayrı bir parantez açarak, bu yatırımların ilimiz hayvancılığının kurumsal bir yapıya kavuşmasında, canlı hayvan ticaretinin güçlenmesinde ve et ile süt sektörlerinde sürdürülebilir üretimin desteklenmesinde önemli rol üstleneceğini belirtti. Gültekin ayrıca, sektörlerin sağlıklı gelişimi için kamu kurumlarıyla üretici ve sektör temsilcilerinin işbirliği içinde hareket etmesinin büyük önem taşıdığını dile getirdi. Canlı Hayvan ve Et Sektöründe Karşılıklı İstişare Toplantıda; sektöre ilişkin üretim maliyetleri, arz-talep dengesi ve piyasa işleyişi başta olmak üzere sahada karşılaşılan güncel sorunlar kapsamlı şekilde ele alındı. Sektör temsilcileri, üretim ve pazarlama süreçlerinde yaşanan hususlara ilişkin beklenti ve taleplerini doğrudan ifade ederken, toplantıya katılan ilgili kurum yetkilileri mevcut uygulamalar ve yürürlükteki düzenlemeler hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Süt Sektöründe İstişare ve Bilgilendirme Süt sektöründe yaşanan gelişmelerin ele alındığı toplantıda; çiğ süt üretimi, kalite ve pazarlama süreçlerine ilişkin başlıklar değerlendirildi. Sektör temsilcilerinin ilettiği sorular çerçevesinde ilgili konularda bilgilendirmelerde bulunulurken, üretim süreçleri ve mevcut uygulamalara ilişkin görüşler paylaşıldı. Programda, üretimin sürekliliği ve etkinliğinin artırılmasına yönelik başlıklar ele alınarak sektörler ile alakalı yürürlükte bulunan destek unsurları, finansman olanakları ile hibe ve teşvik uygulamalarına dair bilgilere yer verildi. Toplantının genel değerlendirmesinde Başkan Gültekin, KÜTBO’nun sektörlerin sorunlarını dinleyen, istişareye dayalı bir anlayışla çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Program, Canlı Hayvan, Et ve Süt sektörlerinde yeni üye olan Borsa üyelerine üyelik belgesi takdim edilmesinin ardından, iyi dilek ve temennilerle sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.