Hava Durumu

#Süt Fiyatı

Kırsal Haber - Süt Fiyatı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Fiyatı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor'' Haber

CHP'li Sarıbal: ''Balık Var Ama Balıkçı Denize Çıkamıyor''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, tarım ve gıda gündemini değerlendirdiği basın toplantısında balıkçıların artan maliyetlerini, çiğ süt fiyatını ve 2027 yılı besilik sığır ithalatı planını ele aldı. Sarıbal, “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Merayı ıslah etmeden sürdürülebilir bir hayvancılık sağlayamazsınız” dedi. Beslenmenin temel bir hak olduğunu vurgulayan Sarıbal, balıkçılık ile süt ve et üretiminin birbirinden ayrı sorunlar gibi görülemeyeceğini söyledi. Üreticinin artan giderler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını, yurttaşın ise nitelikli gıdaya erişimde güçlük çektiğini belirtti. “Balık var ama balıkçı denize çıkamıyor” Yeni av sezonunun ilk haftasında İstanbul Gürpınar Su Ürünleri Hali’nde işlem gören miktar, geçen yılın aynı dönemindeki yaklaşık 920 tondan 1.884 tona yükseldi. Bunun yaklaşık 904 tonunu palamut, 552 tonunu hamsioluştururken istavrit miktarı 226 tondan 76 tona geriledi. Sarıbal, bu verilerin türler arasında farklı bir tabloya işaret ettiğini, av miktarındaki artışın balıkçının geçim sorununu ortadan kaldırmadığını söyledi. Hatay’da yaklaşık 60 balıkçının maliyetlerini karşılayamadığı için seferlerini durdurduğunu aktaran Sarıbal, mazotun yanı sıra işçilik, kumanya, ekipman ve bakım giderlerinin de yükseldiğini belirtti. Mazot fiyatının bir yılda yaklaşık yüzde 73 arttığını söyleyen Sarıbal, “Memleketin birçok bölgesinde balıkçılar ava çıkmıyor. Bugün yaşadığımız sorunun özü, girdilerin aşırı yüksek olması” dedi. Sarıbal, küçük ölçekli balıkçılara ayrılan yaklaşık 145 milyon liralık desteğin tekne boyuna ve bölgeye göre dağılımının açıklanmasını istedi. Aktardığı 2023 verilerine göre 12 metrenin altındaki teknelerin balıkçı gemileri içindeki payı yüzde 51 iken tahsil edilmeyen ÖTV tutarından aldıkları payın yüzde 6,8 olduğunu belirterek, “ÖTV desteğinden kim, ne kadar yararlanıyor? Küçük avcılık yapan teknelerin payını açıkça görmeliyiz” diye konuştu. Sarıbal, 2026 av sezonunda ruhsatlı gemi sayısının, fiilen ava çıkan ve çıkmayan teknelerin, sefer ve av miktarlarının 2025’in aynı dönemiyle karşılaştırılarak yayımlanmasını da talep etti. Yakıt alım defteri bulunan gemiler ile fiilen avlanan gemilerin ayrı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Balıkçının geçimini korurken denizlerin de korunması gerektiğini vurgulayan Sarıbal, “Deniz yoksa balıkçılık da yok” dedi. “Çiğ süt fiyatı 1 Ekim’de güncellensin” Hayvancılıkta süt üreticisinin gelir kaybının gelecekteki et üretimini de etkilediğini belirten Sarıbal, Ulusal Süt Konseyi’nin çiğ inek sütü tavsiye fiyatının 1 Mayıs’tan bu yana 24,30 TL/litre olduğunu hatırlattı. Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği’nin (TÜSEDAD) 100 baş sağmal ve günlük ortalama 30 litre verim esas alan işletme modelinde ağustos ayı sıcak çiğ süt üretim maliyeti ise 28,50 TL/litre olarak hesaplandı. Üreticilerin farklı fiyatlardan süt sattığına dikkat çeken Sarıbal, “Çiğ süt tavsiye fiyatı 1 Ekim’de üreticinin gerçek maliyeti ve önümüzdeki üç ayın riskleri dikkate alınarak güncellensin. Süt üreticisinin geliri güvence altına alınsın; üretici maliyetinin altında üretime zorlanmasın” çağrısında bulundu. Sarıbal, süt ve etin üreticiden rafa ulaşıncaya kadar fiyatlarının nasıl oluştuğunun açıklanmasını istedi. Yem bitkisi üretimine ve mera ıslahına kaynak ayrılması, yerli damızlıkların korunması, buzağı kayıplarının azaltılması ve şap başta olmak üzere hayvan hastalıklarıyla mücadelenin güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Çocukların süte, halkın yeterli ve dengeli gıdaya erişimini de bir kamu sorumluluğu olarak değerlendirdi. 2027 ithalat planında 380 bin baş büyük işletmelere ayrıldı Sarıbal, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2027 için 480 bin baş besilik erkek sığır ithalatı planladığını hatırlatarak bunun 380 bin başının 200 baş ve üzeri kapasiteli işletmelere, 100 bin başının ise daha küçük işletmelere ayrıldığını belirtti. Böylece planlanan kontenjanın yaklaşık yüzde 79’u büyük kapasiteli işletmelere yöneliyor. “İthalat iktidarın temel tarım politikasına dönüştü” diyen Sarıbal, 2010’dan bu yana büyükbaş ve küçükbaş canlı hayvan ile kırmızı et ithalatına 15 milyar doları aşan kaynak harcandığına ilişkin dış ticaret derlemesini hatırlattı. Sarıbal, ithalatın sürmesine karşın üreticinin yem, mera ve damızlık sorunlarının çözülmediğini, düşük gelirli yurttaşların da uygun fiyatlı ete erişemediğini söyledi. Hayvancılık desteklerinin toplam tarımsal destekler içindeki payının 2020’de yaklaşık yüzde 35–36 düzeyindeyken yüzde 17’lere gerilediğini belirten Sarıbal, küçük ve orta ölçekli aile işletmelerine öngörülebilir destek ve erişilebilir kaynak sağlanmasını istedi. Yerli ırkların korunması ve meraların ıslahı üzerinde durarak, ithal besilik hayvanla yürüyen bir düzenin yerli damızlık ve yem üretiminin yerini tutamayacağını ifade etti. Et ve Süt Kurumu’nun canlı hayvan ve et ithalatından bir yılda ne kadar gelir elde ettiğini ve bu kaynağı nerede kullandığını açıklaması çağrısında bulunan Sarıbal, “Başarıyı ithalat kotasındaki sınırlı düşüşle değil; üreticinin üretimde kalması, hayvan başına verimin artması ve halkın yeterli, nitelikli et ve süt ürününe erişmesiyle ölçmek gerekir” dedi. Sarıbal, sözleşmeli tarımda da üreticinin örgütlü ve güçlü bir taraf haline gelmesi gerektiğini belirterek alım fiyatlarının gerçek maliyeti ve üreticinin yaşam payını karşılamasını istedi. Basın toplantısını şu sözlerle tamamladı: “Üreticiyi yaşatmadan süt sorununu çözemezsiniz. Süt sürüsünü korumadan hayvancılığı geliştiremezsiniz. Küçük üreticiyi desteklemeden sürdürülebilir süt ve et üretimi sağlayamazsınız.”

Gürer: "Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor" Haber

Gürer: "Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasında süt inekçiliği yapan üretici Bülent Özden’i ziyaret ederek hayvancılığın geldiği noktayı yerinde inceledi. Artan yem fiyatları, şap salgını nedeniyle yaşanan hayvan kayıpları ve süt fiyatlarının maliyetleri karşılamaması üreticiyi çıkmaza sürüklerken, sahada dile getirilen tablo hayvancılığın geleceğine dair kaygıları büyüttü. “50 KİLOLUK SÜT YEMİ 900 LİRAYA DAYANDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliğinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirterek, “Süt inekçiliği süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılıyor. Bugün süt yeminin 50 kiloluk torbası 900 liraya dayanmış durumda. 12 ay kapalı alanda sürekli besleme gerekiyor. Hayvan refahı sağlanmadan hayvan yeterli süt de vermiyor. Bu sütü alabilmek için yem almak gerekiyor. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor,” dedi. Ömer Fethi Gürer, çok sayıda üreticinin hayvan satmak zorunda kaldığını vurgulayarak, şap hastalığı döneminde yaşanan kayıpların sektörü daha da zayıflattığını ifade etti, Gürer “ Süt inekleri aynı zamanda yavrulama yapıyor ama buzağılar doğduktan sonra özellikle şap döneminde çok sayıda hayvan telef oldu. Ülkemiz hayvancılığı ciddi biçimde sorunlu ve risk altında. Bunun önüne geçmek için hayvancılık yapanlarla ilgili gerçekçi projeler geliştirilmeli. Destekler verilmeli. İthalat değil, yerli hayvancılığın gelişimine yönelik çalışmalar yapılmalı,” şeklinde konuştu. Gürer, mevcut politikaların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirterek uyardı: “Ne et ucuzluyor, ne süt ucuzluyor, ne hayvan sayısı artıyor. Süreç doğru yönetilmezse ülkenin hayvancılığı ciddi bir çıkmaza doğru yol alıyor.” “100 HAYVANIM VARDI, 70’E DÜŞTÜM” 20 yıldır hayvancılık yaptığını belirten üretici Bülent Özden, “20 yıldır hayvancılık yapıyorum. Durumlar iç açıcı değil. Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek. Veteriner, girdiler hepsi yüksek. Yetişemiyoruz,” diye konuştu. Hem tarım hem hayvancılık yaptıklarını ifade eden Özden, son iki yılda ciddi küçülmeye gittiklerini belirterek, “100 tane hayvanım varsa ben 70’e falan düşürdüm. Şaptan dolayı, hastalıktan dolayı telef olan hayvanlarımız da var. İlaç tedavisini bayağı yaptık ama yine de yüzde 20 zayiat verdik. Sütü azaldı. Hayvanlarda bayağı bir sıkıntı yaşadık,” dedi. Artan yem ve enerji maliyetlerinin üreticiyi borç sarmalına ittiğini dile getiren Bülent Özden, şöyle konuştu: “50 kilo yem 900 liraya yakın. Yonca, silaj… Verirsen süt alıyorsun ama bu sefer de yemciye çalışıyorsun, samancıya çalışıyorsun, yoncacıya çalışıyorsun. Elektrik şu anda 2 lira 22 kuruş oldu. Sütün litre fiyatı bize 20,5 lira olarak yansıyor.” ULUSAL SÜT KONSEYİNİN FİYATI UYGULANMIYOR Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı 22 lira 22 kuruş olan süt fiyatının bölgede 20,5 lira olarak uygulandığını belirten Üretici Bülent Özden, “Biz direkt aracıya veriyoruz. Fabrikalara satamıyoruz. Burada sütçüler var, onlara veriyoruz. Soğutma tankından gelip alıyorlar. Günde iki sefer sabah akşam.” Hayvan kesime verdiklerini de belirten Özden, durumun sürdürülebilir olmadığını söyledi: “Kesime de hayvan veriyoruz, besi de yapıyoruz ama al birini vur ötekine. Maliyetler yüksek. Ekmeği zordan yiyoruz. Kendimiz çoluk çocuğumuz çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız.” “12 AY KAPALI SİSTEM, MALİYET ÇOK YÜKSEK” Bölgedeki hayvanların meraya çıkmadığını ve yıl boyunca kapalı sistemde bakıldığını belirten Özden, sözlerini şöyle tamamladı: “12 ay kapalı. Devamlı hazır yem yiyor. Maliyetler yüksek. Çoluk çocuk kendimiz bakmayalım ekmek kalmaz. Şu anda çiftçi çok zorda. Hayvancılık zorda. Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı.” HAYVANCILIK SORUNLARI ALARM VERİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yem maliyetleri ile süt fiyatı arasındaki dengesizliğin giderilmemesi halinde üreticinin sektörden çekilmeye devam edeceğini vurguladı. Artan girdi maliyetleri, hastalık kaynaklı kayıplar ve aracı sistemi nedeniyle düşük gelirle karşı karşıya kalan üreticiler, yerli hayvancılığın desteklenmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyor. Hayvan hastalıkları önlenip buzağı ölümleri azaltılması yanında yemin sübvanse edilmesi ahır giderleri azaltılması gerekiyor,” dedi.

Son Beş Yılda 4 Milyon Sığır ve 112 Bin İşletme Yok Oldu Haber

Son Beş Yılda 4 Milyon Sığır ve 112 Bin İşletme Yok Oldu

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılığın içinde bulunduğu tabloya ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı hayvan varlığı verilerinin sahadaki gerçeklerle ve birliklerin açıkladığı rakamlarla örtüşmediğini belirten Gürer, açıklanan rakamların ciddi soru işaretleri barındırdığını vurguladı. TÜİK’in Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine dayandırarak açıkladığı 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığının 17 milyon 709 bin baş olarak duyurulduğunu hatırlatan Gürer, bu rakamların muhtemelen bir yıl önceye ait olduğunu ifade etti. 2025 yılı boyunca ülke genelinde etkili olan şap hastalığı nedeniyle çok sayıda hayvanın telef olduğunu belirten Gürer, özellikle buzağı kayıplarının doğum sırasında ya da doğumdan kısa süre sonra yaşandığını, farklı kaynaklara göre kaybın 400-500 bin baş seviyesine ulaştığını söyledi. Buna rağmen aynı yıl içinde 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını belirtti. “HAYVAN VARLIĞI ARTIYORMUŞ GİBİ GÖSTERİLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı’nın öngörülerine göre Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında 14 milyon 300 bin başa düşeceğinin tahmin edildiğini, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin ise 2026 yılı için bu sayıyı 13 milyon 685 bin baş olarak açıkladığını ifade etti. Buna karşın iktidarın 2025 yılı için 17 milyon 709 bin başlık bir hayvan varlığı açıklamasının yaklaşık 4 milyon başlık ciddi bir fark yarattığını belirten Gürer, bu çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Şap hastalığının yoğun yaşandığı bir dönemde hayvan varlığının artıyor gibi gösterilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında hayvan varlığının 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 16 milyon 800 bin baş civarında olduğunu belirtildiğini ifade etti.. Gürer, bu çelişkili veriler üzerinden yapılan planlamaların sağlıklı ve öngörülebilir olmadığını vurguladı. SON BEŞ YILDA 4,2 MİLYON BAŞ SIĞIR KAYBI Türkiye’nin sığır varlığına ilişkin yıllara göre verileri paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılında 17 milyon 965 bin baş olan sığır sayısının 2021’de benzer seviyede kaldığını, 2022’de 16 milyon 851 bine, 2023’te 16 milyon 421 bine, 2024’te ise 16 milyon 824 bine gerilediğini söyledi. 2025 yılında ise sığır sayısının 13 milyon 685 bin başa düştüğünü belirten Gürer, son beş yılda toplam 4 milyon 279 bin baş sığır kaybı yaşandığını ifade etti. Bu düşüşün temel nedenleri arasında artan girdi maliyetleri ve şap hastalığı nedeniyle yaşanan hayvan ölümlerinin yer aldığını dile getiren Gürer, Bakanlığın bu konuda kamuoyuna net ve şeffaf resmi veriler sunmadığını söyledi. 2010 yılından bu yana yapılan et ve canlı hayvan ithalatının toplamda 11 milyon başa ulaştığını belirten Gürer, buna rağmen hayvancılıktaki sorunların azalmadığını, et fiyatlarının düşmediğini, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümlerinin önüne geçilemediğini ifade etti. Gürer, neredeyse ithal edilen hayvan sayısı kadar buzağı ölümünün yaşandığını vurguladı. “1980’İN BİLE GERİSİNE DÜŞTÜK” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta gelinen noktayı bakanlık verileriyle anlatarak, “2025 yılında 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapılmış. Yetmiyor, 2026 yılı için de 500 bin baş ithalat planlanıyor. Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Türkiye hayvancılıkta 1980 yılının bile gerisine düşmüştür” dedi. Ömer Fethi Gürer, rakamlarla yaşanan gerilemeyi şöyle anlattı:“1980 yılında Türkiye’de 16 milyon 925 bin baş büyükbaş hayvan vardı. Bugün bu sayı 13 milyon 685 bine düşmüş durumda. Aradan 45 yıl geçti, nüfusumuz 35-40 milyon arttı ama hayvan sayımız azaldı. Bu, son 50 yılın en çarpıcı gerilemelerinden biridir.” Toplam hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer, “1980’de büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün 71 milyona gerilemiş durumda. Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir” diye konuştu. Büyükbaş hayvancılığın sürdürülemez hale geldiğini vurgulayan Gürer, “Hayvanlar 12 ay boyunca ahırlarda yemle beslenmek zorunda kalıyor. Meralar etkin kullanılmıyor. Yem maliyetleri arttıkça üretici ayakta duramıyor” ifadelerini kullandı. “112 BİN İŞLETME KAPANDI, KÜÇÜK AİLE İŞLETMELERİ TASFİYE EDİLDİ” Hayvancılık işletmelerinde yaşanan çöküşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Veriler bize çok net bir tablo sunuyor. Son üç yılda 112 bin ahır işletmesi kapandı” dedi. Sayıları tek tek açıklayan Gürer, şunları söyledi: “2022 yılında sığır işletme sayısı 1 milyon 150 bindi. 2025 itibarıyla bu sayı 1 milyon 37 bine düştü. Yani üç yılda 112 bin 161 işletme üretimden çekildi. Şahıs işletmeleri 1 milyon 139 binden 1 milyon 30 bine geriledi. 108 bin 694 küçük aile işletmesi artık yok.” Kooperatiflerin de dağıldığını belirten Gürer, “Hayvancılık kooperatifi sayısı 7 bin 519’du. Bugün 3 bin 635’e düştü. 3 bin 684 kooperatif ya işlevsiz hale geldi ya da tamamen kapandı. Kamuya ait hayvancılık işletmeleri de 83’ten 58’e düştü” dedi. Gürer, bu sürecin bilinçli bir tasfiye olduğunu savunarak, “Küçük aile tipi işletmeler tarımdan siliniyor. Et ve Süt Kurumu üreticiyi destekleyen bir kurum olmaktan çıktı, ithalatçı bir yapıya dönüştü. İthalattan belli kesimler kazanıyor ama yerli üretici her geçen gün kaybediyor” diye konuştu. “SÜT FİYATI ÜRETİCİYİ AYAKTA TUTMUYOR” Süt ve besi üreticisinin para kazanamadığını vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici kazanamıyor, giderini karşılayamıyor. Sonuçta ahırını kapatıyor. Bu düzende kazanan ithalat lobileri, kaybeden üretici oluyor” dedi. “Dört milyon sığırı, 112 bin işletmeyi kaybettik” diyen Gürer, hayvancılığın acilen doğru politikalarla desteklenmesi gerektiğini söyledi. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı fiyatın sahada karşılığı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “22 lira 22 kuruş olarak açıklanan süt fiyatı taban fiyat değildir. Üretici sütünü fiilen 20 lira 50 kuruşa satmak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. Gürer, kesintilere dikkat çekerek, “Süt aracıya gidiyor, nakliye üreticiye yükleniyor, kesintiler üreticinin sırtına bindiriliyor. Bu şartlarda süt inekçiliği sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. ÜRETİCİ: “ÇİFTÇİ ÇIKMAZDA, ACİL KOLAYLIK BEKLİYORUZ” Besici Bülent Özden ise yaşanan tabloyu şu sözlerle özetledi: “Artan maliyetler, yem fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle süt inekçiliği çıkmaza girdi. Çiftçi artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor.” Şap hastalığının etkilerine dikkat çeken Özden, “Hayvan varlığımızda yaklaşık yüzde 40 azalma oldu. Et ve süt üretimi ciddi biçimde etkilendi. Çok sayıda hayvan telef oldu” dedi. Buzağı ölümlerinin alarm verdiğini belirten Özden, “Buzağı ölümleri yüzde 30-40 seviyelerine ulaştı. Şap giren işletmelerde hayvan hastalığı atlatsa bile buzağıyı kaybediyoruz” diye konuştu. Hayvancılığı bırakan üretici sayısının hızla arttığını söyleyen Özden, “İki yıldır tarım ürünleri para etmiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi ineğini, danasını satmak zorunda kalıyor” ifadelerini kullandı. Özden, çiftçinin taleplerini ise şöyle dile getirdi: “Ziraat Bankası kredi musluklarını kapattı. BAĞ-KUR şartları ağırlaştırıldı. Çiftçi büyük bir çıkmazda. Devletten acil ve somut kolaylıklar bekliyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.