Hava Durumu

#Süt Tozu

Kırsal Haber - Süt Tozu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Tozu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Çiğ Süt Üreticisi Alarm Veriyor: "Maliyet 30 TL, Satış 22 TL!" Haber

Çiğ Süt Üreticisi Alarm Veriyor: "Maliyet 30 TL, Satış 22 TL!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye'deki çiğ süt sektöründe yaşanan derin krizi TBMM gündemine taşıdı. Gürer, artan yem maliyetleri ve açıklanmayan süt fiyatları nedeniyle küçük üreticilerin üretimden çekildiğini belirterek, "Süt tozu ithal edeceğinize besiciye yemi sübvanse edin" çağrısında bulundu. ​TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, düzenlediği basın toplantısında süt üretimindeki düşüşü, ithalat verilerini ve üreticinin içinde bulunduğu mali çıkmazı rakamlarla ortaya koydu. ​Çiğ Süt Tavsiye Fiyatı Neden Açıklanmadı? ​Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) Ocak 2026’da çiğ süt tavsiye fiyatını 22,22 TL olarak belirlediğini ve Nisan ayında güncelleme sözü verdiğini hatırlatan Gürer, Nisan ayının ortasına gelinmesine rağmen sessizliğin sürdüğünü ifade etti. Gürer, "Üretici Nisan ayını bekliyordu ancak hâlâ bir açıklama yok. Belirsizlik üretimi bitiriyor," dedi. ​Üretim Maliyetleri 30 TL’ye Dayandı ​Yem fiyatlarındaki fahiş artışlara dikkat çeken Gürer, bir litre çiğ sütün üretim maliyetinin küçük aile işletmeleri için 28-30 TL bandına ulaştığını vurguladı. ​Yem Fiyatları: Ocak ayında 900 TL olan 50 kiloluk süt yemi, Nisan ayı itibarıyla 1100 TL’yi geçti. ​Günlük Gider: Bir ineğin günlük yem maliyeti Şubat ayında 317 TL iken, bugün 440 TL’ye fırladı. ​Süt Üretimi Düşerken İthalat Artıyor ​TÜİK verilerini paylaşan Gürer, ticari işletmelerde toplanan inek sütü miktarının 2025 yılı Şubat ayında bir önceki yıla göre %11 azalarak 887 bin tona gerilediğini belirtti. Üretimdeki bu düşüşe rağmen mamul üretimindeki artışın ve süt tozu ithalatının çelişki yarattığını ifade etti: ​"2026 yılının sadece ilk iki ayında 228 ton süt tozu ithal edilerek yurt dışına 611 bin dolar ödendi. Kendi üreticimizi desteklemek yerine dövizi dışarıya gönderiyoruz." ​"Bir İnek Kesilince Beş Buzağı Kaybediliyor" ​Maliyetleri karşılayamayan üreticilerin anaç ineklerini kesime göndermek zorunda kaldığını belirten Ömer Fethi Gürer, bu durumun hayvancılığın geleceğini tehlikeye attığını söyledi. Gürer, "Bir ineği satıp diğerine yem alıyorlar. Kırsalda ahırlar boşalıyor. Bir ineğin kesilmesi, gelecekte doğacak beş buzağının yok olması demektir," uyarısında bulundu. ​Çözüm Önerisi: 1 Litre Süt = 1,5 Kilo Yem ​Üreticilerin çiğ süt fiyatının artmasından ziyade maliyetlerin düşürülmesini talep ettiğini ifade eden Gürer, kalıcı çözüm için şu formülü sundu: "Dünya standartlarında üreticinin sürdürülebilirliği için 1 litre süt sattığında 1,5 kilo yem alabilmesi gerekir. Mevcut tabloda bu imkansız hale gelmiştir."

Bakanlığın Yok Dediği Süt Tozu İthalatına TÜİK Var Dedi Haber

Bakanlığın Yok Dediği Süt Tozu İthalatına TÜİK Var Dedi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan sorunların iktidarın tercihleri ile oluştuğunu belirtti. Türkiye’nin süt ve hayvancılık sorununu yaratan AKP iktidarının 2022-2026 yıllarını kapsayan ithalat verilerinde de durumun yansıması görülüyor” dedi. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) açıkladığı rakamlar ile ithalat maliyetlerini karşılaştıran Ömer Fethi Gürer, “İktidar, yerli üreticinin sütünü maliyetin altında tavsiye fiyatı oluşmasını sağlayıp kuruşları reva görürken ithal süt tozuna dolarlar vermektedir. Sütümüz yeterli diyerek ithalatı sürdüren AKP iktidarı bakanları da farklı farklı açıklamalar yapmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı ‘ithalat yok’ derken, Ticaret Bakanlığı verileri ile TÜİK ithalat rakamlarını açıklamaktadır.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Plan ve Bütçe Komisyonundaki “Süt tozu ithal etmiyoruz, kısıtlama getirdik.” yönündeki sözlerinin TÜİK verileri ile var olduğu ortaya çıktığına göre Tarım ve Orman Bakanlığının dahi bu ithalattan haberdar olmadığı anlaşılıyor.” diye konuştu. Bakan Yumaklı’nın “Yok, yok.” diyerek reddettiği ithalatın 2025 yılında dahi 2 bin 320 ton olarak gerçekleştiğini ve bunun karşılığında dış pazara 1 milyon 159 bin dolar ödendiğinin görüldüğünü söyleyen Gürer, “Bakan kısıtlama olduğunu iddia ediyor ama veriler süt tozu ithalatı olduğunu gösteriyor.” dedi. “İTHALATIN FİYATI %50 ARTTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerine ilişkin şunları söyledi: “Sadece 2025 yılında 2 bin 320 ton süt tozu için ülkemizden 1 milyon 159 bin 096 dolar çıktı. 2022 yılında kilogramını 0,33 dolara aldığımız süt tozunun fiyatı, 2025 yılında 0,50 dolar oldu. İthal süt tozuna dolar bazında %51 zam geldi. Kendi çiftçimize ise 2025 yılının büyük bölümünde 17,15 TL, son dönemde 19,25 TL tavsiye fiyatı önerilse de bu rakamları çoğu küçük aile çiftçisi göremedi ve çiğ süt en az 2 lira altında fiyatlarla aracılar tarafından toplandı. İthal süt tozuna dolar bazında zam yapanlar, çiftçimize girdi maliyetleri altında, TL bazında enflasyonun altında fiyatı layık gördü. 1 litre süt satıp 1,5 kilogram yem alamadı. İthal yemde fiyat arttığı gibi ithal süt tozunun da zamlanarak ülkemize getirildiği görülüyor.” dedi. SÜT TOZU NEDEN? Türkiye’nin son 4 yılda süt tozu ithalatına toplam 12 milyon 954 bin 690 dolar ödediğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı süt tozu ithalatı gerektiren bir açığımız yok dese de ithal süt tozu olarak 33 bin 627 ton almamızın nedeni açıklanmalıdır. Küçük aile tipi işletmelerde çiftçilik yapılmıyorsa hayvancılık yapmak zorlaştı. Süt ineği satarak ahırları boşaltanlar oldu. Sadece 2026’nın ilk ayında bile 215 ton ithalat yapılmış. Bu hızla gidersek ithalat muslukları daha da açılacak.” diye konuştu. TAVSİYE FİYATI MALİYETİN ALTINDA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ulusal Süt Konseyi tavsiye fiyatını 22 Ocak 2026 itibarıyla çiğ süt için 22,22 TL olarak açıkladı. 2025’in başında 17,15 TL olan süt bugün 22,22 TL. Artış oranı yem fiyat artışının altında kaldı. Ahır giderleri, veteriner, aşı giderleri, mazot, işçilik ve elektrik zamları maliyeti katladı. Çiğ süt yerine ithal süt tozu tercih edilirse süt inekçiliği daha da zor bir duruma düşer.” dedi. SÜT TOZU YERİNE YERLİ SÜT ÜRETİCİSİ KORUNMALIDIR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Süt tozu ithalatı sadece ekonomik bir tercih olarak açıklanamaz. Yerli besicinin yolu kesilmiş olur. Toz ithal ederek değil; yem desteği vererek, meraları ıslah ederek mera hayvancılığını da ayağa kaldırın.” dedi. BAKAN “İTHALAT YOK” DEDİ TBMM 2026 yılı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Bakan İbrahim Yumaklı, süt tozu ithalatını gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e “ithalat yok” demiş ve “süt tozu ithalatı” üzerinden bir tartışma yaşanmıştı. Bakan “yok” derken Gürer “var” demişti. Bakan Yumaklı’nın “Süt tozu ithal etmiyoruz, kısıtlama getirdik.” sözlerine karşı Gürer, “Ticaret Bakanlığı ithal ederken Tarım ve Orman Bakanı TÜİK verilerine bakarsa ithalatı görmüş olacaktır. Sayın Bakan, bütçe görüşmelerinde o bilgi doğru değil.” çıkışı yapmıştı. BAKAN “STOĞUMUZ VAR” DESE DE İTHALAT DA VAR Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılıkta regülasyon faaliyetlerinin sürdüğünü belirterek, “Şu anda Et ve Süt Kurumunun stoklarında 15.208 ton süt tozu var. Dahilde işleme rejimi de dâhil olmak üzere ithalata sene sonuna kadar kısıtlama getirilmiş durumda.” dediği süreçte Ticaret Bakanlığı ithalata izin verdi. CHP’li Ömer Fethi Gürer ise ithalatın fiilen devam ettiğini vurgulayarak, “TÜİK verilerine göre Ticaret Bakanlığınca ticareti yapılıyor. TÜİK tarafından açıklanan süt tozu verilerine göre süt inekçiliği ile ilgili sorunlar çözülmezken ithalat devam ediyor.” dedi.

TÜSEDAD Uyardı: "Manipülatif Söylemlere İtibar Etmeyin" Haber

TÜSEDAD Uyardı: "Manipülatif Söylemlere İtibar Etmeyin"

Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), çiğ süt ve süt piyasasında yaşanan gelişmelere ilişkin sert bir açıklama yayınladı. Dernek, sektörde istikrarı bozmaya yönelik "asılsız ve manipülatif" iddialara karşı üreticileri ve sanayicileri uyardı. ​​Açıklamada, uzun süredir çiğ süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında kalmasının işletmeleri zarara uğrattığı ve damızlık hayvan varlığının azalmasına yol açtığı vurgulandı. Bu durumun Türkiye’nin hayvansal üretim sürdürülebilirliğini doğrudan tehdit ettiği belirtildi. ​Süt Tozu ve Tereyağı Düzenlemeleri ​TÜSEDAD, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Et ve Süt Kurumu (ESK) tarafından yürütülen stratejik müdahalelerin önemine dikkat çekti: ​Süt Tozu Regülasyonu: Üretilen süt tozlarının tamamının ihraç kaydıyla değerlendirildiği, iç piyasaya arz edilmesinin söz konusu olmadığı net bir dille ifade edildi. ​Tereyağı İthalatı: İç piyasadaki üreticiyi ve çiğ süt fiyatlarını korumak adına tereyağı ithalatının kapalı tutulduğu, bu kararın piyasa istikrarı için bir "kamu tasarrufu" olduğu belirtildi.​ ​Son günlerde süt tozlarının iç piyasaya sürüleceği ve tereyağı ithalatı için baskı kurulduğu yönündeki iddiaları yalanlayan TÜSEDAD Yönetim Kurulu, şu ifadeleri kullandı; ​"Bu söylemler sektörümüzde gereksiz bir tedirginlik yaratmakta ve piyasa istikrarını zedeleme riski taşımaktadır. Mevcut piyasa koşullarında üreticiyi zayıflatacak herhangi bir uygulamanın hayata geçirilmesi kabul edilemez." ​Şap ve "üç gün hastalığı" nedeniyle süt arzında yaşanan düşüşün, fiyatların sürdürülebilir seviyelere ulaşacağı beklentisini artırdığı belirtilirken; kamuoyunun doğru bilgilendirilmesinin hayati önem taşıdığı kaydedildi. TÜSEDAD açıklamasında şu ifadelere yer verdi; "Uzun süredir çiğ süt fiyatlarının üretim maliyetlerinin altında seyretmesi, üreticilerimizi ciddi ekonomik kayıplarla karşı karşıya bırakmış; birçok işletmenin zarar etmesine, üretimden çekilmesine ve damızlık hayvan varlığımızın azalmasına neden olmuştur. Bu durum, yalnızca sektör paydaşlarını değil, ülkemizin hayvansal üretim sürdürülebilirliğini doğrudan etkilemektedir. ​Bu olumsuz sürecin daha da derinleşmemesi amacıyla Tarım ve Orman Bakanlığımız tarafından Et ve Süt Kurumu aracılığıyla yürütülen süt tozu regülasyonu uygulaması, üreticinin maliyet baskısı altında ezilmesini önlemeye yönelik stratejik bir müdahaledir. Regülasyon kapsamında üretilen süt tozlarının tamamı ihraç kaydıyla değerlendirilmekte olup iç piyasaya arz edilmesi söz konusu değildir. ​Öte yandan, tereyağı ithalatına ilişkin yetki Et ve Süt Kurumu'nda olup, piyasa regülasyon görevi gereği konuya ilişkin kararı veren yetkili mercidir. Verilen karar Tarım ve Orman Bakanlığı ilgili genel müdürlük ile istişare edilerek kesinleşmektedir. Bu düzenleme, piyasa istikrarının korunması ve üreticinin mağdur edilmemesi amacıyla tesis edilmiş bir kamu tasarrufudur. Uzun süredir tereyağı ithalatının kapalı tutulması ve ihracatın açık olması, iç piyasada üreticiyi ve çiğ süt fiyatlarını destekleyen önemli uygulamalardan biri olmuştur. ​Son dönemde yaşanan şap ve üç gün hastalığı nedeniyle süt arzında meydana gelen azalma, çiğ süt fiyatlarının sürdürülebilir seviyelere ulaşabileceğine dair beklenti oluşturmuş; üreticilerimizin üretime devam etme iradesini güçlendirmiştir. ​Ancak son günlerde; regülasyon kapsamında üretilen süt tozlarının iç piyasada satılacağı ve tereyağı ithalatı konusunda Et ve Süt Kurumu üzerinde baskı oluşturulmaya çalışıldığı yönünde iddialar gündeme getirilmektedir. Bu söylemler, sektörümüzde gereksiz bir tedirginlik yaratmakta ve piyasa istikrarını zedeleme riski taşımaktadır. ​Söz konusu iddiaların gerçeği yansıtmadığı açıktır. Mevcut piyasa koşulları dikkate alındığında, üreticiyi zayıflatacak herhangi bir uygulamanın hayata geçirilmesi kabul edilemez. ​Kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Üreticilerimizin ve sanayicilerimizin, sektörel dengeyi bozmayı amaçlayan asılsız ve manipülatif söylemlere itibar etmemeleri gerektiğini önemle vurgularız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.