Hava Durumu

#Süt Üretimi

Kırsal Haber - Süt Üretimi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Süt Üretimi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi Haber

Ulusal Süt Konseyi Tokat’ta Süt Sektörünü Değerlendirdi

Ulusal Süt Konseyi tarafından Tokat’ta düzenlenen bölge istişare toplantısında, süt sektörünün mevcut durumu, üreticilerin beklentileri ve sürdürülebilir hayvancılık konuları ele alındı. Ulusal Süt Konseyi’nin Tokat’ta gerçekleştirdiği bölge istişare toplantısında, süt sektörünün gelişimi, hayvancılıkta verimliliğin artırılması ve üreticilerin karşılaştığı sorunlar değerlendirildi. Kamu kurumları, üretici birlikleri ve sektör temsilcilerinin katıldığı toplantıda, bölgenin hayvancılık potansiyeli ve sektörün geleceğine yönelik çözüm önerileri görüşüldü. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı İlhan Köten, Tokat’ta ilk kez düzenlenen toplantının önemine dikkat çekerek bölgesel iş birliğinin hayvancılığın gelişimindeki rolünü vurguladı. Tokat’ın Hayvancılık Potansiyeli Masaya Yatırıldı Tokat’ın süt üretimi ve hayvancılık alanındaki potansiyelini değerlendiren İlhan Köten, sektörün sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için süt kalitesinin artırılması, soğuk zincir altyapısının yaygınlaştırılması ve kaliteli kaba yem üretiminin geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Köten ayrıca koruyucu veteriner hekimlik uygulamalarının yaygınlaştırılmasının hayvan sağlığı ve üretim verimliliği açısından önem taşıdığını ifade etti. Çiğ Süt Fiyatları ve Yem Maliyetleri Gündemde Toplantıda süt üreticilerinin ekonomik koşulları ve üretim maliyetleri de gündeme geldi. Çiğ süt fiyatları ile yem maliyetleri arasındaki dengenin korunması gerektiğini belirten Köten, süt sanayisinin denetlenmesi ve süt fiyatlarının enflasyonun tek nedeni olduğu yönündeki algının düzeltilmesi gerektiğini dile getirdi. Üreticilerin emeğinin karşılığını alabilmesi için sektörün tüm paydaşlarının ortak hareket etmesinin önemine işaret edilen toplantıda, çiğ süt fiyatlandırması, üretici destekleri ve yeni yatırım olanakları da ele alındı. Sürdürülebilir Hayvancılık İçin İş Birliği Vurgusu Hayvancılıkta başarının yalnızca üretim miktarını artırmakla sınırlı olmadığını belirten İlhan Köten, sağlıklı hayvan yetiştiriciliği, kaliteli süt üretimi, maliyetlerin düşürülmesi ve üretici örgütlenmesinin güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Köten, “Hedefimiz sadece daha fazla süt üretmek değil; sağlıklı hayvan, kaliteli süt, düşük maliyet, güçlü örgütlenme ve emeğinin karşılığını alan yetiştirici olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Toplantıda sektör paydaşları arasındaki iş birliğinin geliştirilmesi ve üreticilerin karşılaştığı sorunlara ortak çözümler bulunması konusunda değerlendirmeler yapıldı. Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Merkez Birliği, yetiştiricilerin haklarının korunması, süt üretiminde kalite ve verimliliğin artırılması ve Türkiye hayvancılığının sürdürülebilir gelişiminin desteklenmesi amacıyla çalışmalarını sürdürmeye devam ediyor.

Süt Ürünlerinin Fiyatı Artıyor, Üreticinin Geliri Aynı Kalıyor Haber

Süt Ürünlerinin Fiyatı Artıyor, Üreticinin Geliri Aynı Kalıyor

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, süt üreticilerinin artan maliyetler, güncellenmeyen çiğ süt fiyatı, geciken ödemeler ve destekleme uygulamalarındaki sorunlar nedeniyle zorlandığını belirtti. Gürer, 2022-2025 yılları arasında 112 bin 161 ahırın kapandığını, çiğ süt üretiminin ise 2020’deki 23,5 milyon tondan 2025’te 21,3 milyon tona gerilediğini söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt sudan ucuz. Hayvan bakımı sürekli ve düzenli ilgi gerektirir. Hayvan refahı verimi artırır ancak artan yem fiyatlarına yetişemeyen besici ya yemi kısmak ya da hayvanını satmak zorunda kalıyor. Bazı üreticiler, hayvanını satıp parasını faize koymanın daha kazançlı olduğunu söylüyor. Yem fiyatlarındaki artış süt fiyatına yansımayınca üretici zor durumda kalıyor. Beş aydır yeni süt tavsiye fiyatı açıklanmadı. Büyük işletmeler maliyet altında süt satmazken küçük üretici bu durumdan olumsuz etkileniyor. Süt fiyatı yerinde sayıyor, mamul ürün fiyatları ise artıyor” dedi. “ÜRETİCİ MALİYETLER KARŞISINDA AYAKTA KALMAKTA ZORLANIYOR” Kırsalda önemli bir kesimin geçimini hayvancılıkla sağladığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de yaklaşık 6,5 milyon süt ineği bulunduğunu, işletmelerin önemli bölümünün küçük aile işletmelerinden oluştuğunu ifade etti. Damızlık birliği verilerine göre Türkiye’deki sığır yetiştiriciliği yapılan ahır işletmelerinin sayısının 1 milyon 37 bin 914 olarak görüldüğünü belirten Gürer, Bakanlığın açıkladığı işletme sayısının ise bu rakamın üzerinde olduğunu kaydetti. Gürer, “Enflasyonun sorumlusu üreticilermiş gibi uygulamalar yapılması çiftçi ve besiciyi daha da zora sokuyor. Ahırların kapanması, çiğ süt üretiminin gerilemesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve üretici gelirinin maliyetleri karşılayamaması hayvancılığın geleceği açısından ciddi bir sorundur. Alım gücü düşen vatandaş et ve süte erişmekte zorlanıyor. Bunun temelinde mazot ve yem gibi girdi maliyetleriyle yeterince mücadele edilmemesi yatıyor. Mazot ve yem pahalı kaldıkça, üreticinin geliri maliyetlerini karşılamadıkça üretim gerileyecek ve yeni sorunlar ortaya çıkacaktır” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Güre, hayvancılık işletmelerindeki kapanmalara dikkat çekerek, “2022-2025 yılları arasında üç yılda 112 bin 161 ahır kapandı. Bu durum, hayvancılık yapan üreticilerin karşı karşıya olduğu sorunların boyutunu gösteriyor” dedi. Süt üretimindeki gerilemenin de dikkat çekici olduğunu belirten Gürer, 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton olan çiğ süt üretiminin 2025 yılında 21 milyon 379 bin tona düştüğünü söyledi. Gürer, yalnızca 2024-2025 yılları arasında yaşanan süt üretimi kaybının 1,1 milyon tonu bulduğunu vurguladı. “BEŞ AYDIR ÇİĞ SÜT TAVSİYE FİYATI GÜNCELLENMEDİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ulusal Süt Konseyi tarafından 1 Mayıs 2026 tarihinde soğutulmuş çiğ inek sütünün litre başına net tavsiye satış fiyatının 24,30 TL olarak belirlendiğini hatırlatarak, “Fiyatın üç ayda bir güncelleneceğinin açıklandığını ancak aradan beş ay geçmesine rağmen yeni tavsiye fiyatının duyurulmadı” dedi. Gürer, “Çiğ süt fiyatı yerinde sayıyor, ancak üreticinin giderleri artıyor. Süt yemi fiyatlarındaki artış, mazot, işçilik, elektrik, su, veterinerlik ve diğer giderler üreticiyi zorluyor. Süt fiyatı güncellenmediğinde üreticinin gelir-gider dengesi bozuluyor. Özellikle küçük aile işletmeleri bu koşullarda ayakta kalmakta güçlük çekiyor” diye konuştu. SÜT ÜRÜNLERİNİN FİYATI ARTIYOR, ÜRETİCİNİN GELİRİ AYNI KALIYOR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Beyaz peynirin kilogramı üretim biçimine göre ortalama 480-765 TL arasında, tereyağının kilogramı ise 480-1.000 TL arasında değişiyor. Sanayi sütünün litresinin de 52-80 TL aralığında satılıyor. Ancak çiğ süt üreticisinin geliri bu fiyat artışlarıyla aynı oranda yükselmedi” şeklinde konuştu. Süt sektöründe ithalatın da sürdüğünü kaydeden Gürer, 2 bin 297 ton süt tozu ithalatı karşılığında yurt dışına 6 milyon 695 bin dolar ödendiğini ifade etti. SÜT ÜRETİM MALİYETİNİN YÜZDE 62’Sİ YEM GİDERİ Süt üretiminde maliyetlerin büyük bölümünü yem giderlerinin oluşturduğunu belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, sağmal inek başına yapılan harcamaların yüzde 62’sinin yemden kaynaklandığını, kalan yüzde 38’lik bölümün ise yakıt, işçilik, su, elektrik, veterinerlik, sigorta, faiz ve amortisman giderlerinden oluştuğunu aktardı. Hayvancılık yapan üreticiler açısından mazot fiyatlarındaki artışın da önemli bir yük oluşturduğunu kaydeden Gürer, süt fiyatı sabit tutulurken yem ve diğer girdi maliyetlerinin yükselmesinin üreticinin kazancını azalttığını ifade etti. Süt bedellerinin 60 ila 90 güne varan vadelerle ödenmesinin özellikle küçük işletmeleri zorladığını belirten Gürer, üreticinin yem ve diğer zorunlu giderlerini karşılayabilmek için düzenli nakit akışına ihtiyaç duyduğunu söyledi. MALİYET ARTIYOR, SÜT FİYATI SABİT TUTULUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiğ süt üreticisinin içinde bulunduğu ekonomik tablo giderek ağırlaşıyor. Eylül 2026 itibarıyla sıcak çiğ süt üretim maliyeti litre başına 29 lira 34 kuruşa yükselirken, çiğ süt referans fiyatı 24 lira 30 kuruşta kaldı. Ağustos ayına göre litre başına 84 kuruş artan maliyet, üreticinin zararını büyütüyor. Mazot ve kesif yeme gelen zamlar üretim giderlerini artırırken, süt yemi fiyatı temmuzdan ağustosa yüzde 11, ağustostan eylüle yüzde 8 yükseldi. Piyasada süt yemi çuvalı 1.000 ila 1.150 lira arasında satılıyor. Ocak 2020'de kilogramı 1,58 lira olan 19 HP süt yemi, Ağustos 2026'da 19,07 liraya çıkarak yüzde 1.106 arttı. Mısır silajı, yonca kuru otu ve saman fiyatlarındaki yükseliş de üreticinin maliyet yükünü artırdı” şeklinde konuştu. ÜRETİCİYE 3,6 ÇUVAL SÜT YEMİ KAYBI Üreticinin sattığı sütle alabildiği yem miktarında da gerileme yaşandığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ocak 2020'de 1 ton süt satan üretici 29 çuvaldan fazla, yaklaşık 1.455 kilogram süt yemi alabilirken bugün aynı miktarda sütle ancak 25,5 çuval, yani 1.274 kilogram yem alabiliyor. Bir ton süt karşılığında üreticinin kaybı 181 kilogram, yaklaşık 3,6 çuval süt yemine ulaşıyor. Aynı dönemde 1 ton süt karşılığında alınabilen mısır silajı miktarı da 5.348 kilogramdan 5.115 kilograma düştü. Girdi fiyatlarındaki artış karşısında üreticinin gelirinin eridiğini görüyoruz. Üretici, artan maliyetler altında hayvancılığını sürdürmekte zorlanırken bu durum süt üretiminin geleceğini de tehdit ediyor” dedi. SÜT ÜRETİMİ BEŞ YILDA 2,12 MİLYON TON AZALDI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TÜİK verilerine göre 2020'de 23,50 milyon ton olan çiğ süt üretimi, 2025'te 21,38 milyon tona geriledi. Beş yılda 2,12 milyon tonu aşan üretim kaybı yaşanırken, yalnızca 2024-2025 dönemindeki düşüş 1,1 milyon tonun üzerine çıktı. Süt Çalıştayı kararlarında tavsiye fiyatının üç ayda bir güncellenmesi öngörülmesine rağmen, 1 Mayıs'ta açıklanan çiğ süt fiyatı beş aydır değişmedi. Ulusal Süt Konseyine çağrıda bulunuyorum: Artan yem, mazot ve diğer girdi maliyetleri dikkate alınarak çiğ süt referans fiyatı acilen yeniden belirlenmelidir. Üreticinin maliyetinin altında süt satmak zorunda kalması önlenmeli, süt üretiminin devamlılığı için üreticiyi koruyan bir fiyat politikası uygulanmalıdır” dedi. “TARSİM UYGULAMASINDAKİ SÜRELER ÜRETİCİYİ MAĞDUR EDİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta sigorta ve destekleme uygulamalarında yaşanan sorunlar var. TARSİM kapsamında hayvan sigortalarının yıllık yapılıyor. Sigorta süresinin bir gün dahi geçirilmesi durumunda süt desteğinin iptal ediliyor. Niğde’de 2026 yılının ocak, şubat ve mart aylarında süresi geçtiği için yaklaşık 1.050 kişinin sigortası iptal edildi” dedi. Gürer, üreticilerin desteklerden yararlanmasını zorlaştıran uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, süre aşımı nedeniyle ortaya çıkan mağduriyetlerin giderilmesini istedi. Buzağı desteklerinin yılda iki kez, süt desteklerinin ise üç aylık dönemler üzerinden ödendiğini belirten Gürer, destekleme takviminin üreticinin ihtiyaçları ve hayvancılığın ekonomik koşulları dikkate alınarak düzenlenmesi gerektiğini ifade etti. STOPAJ VE BORSA TESCİL ÜCRETİ DE ÜRETİCİNİN GÜNDEMİNDE Süt üreticilerinin vergi ve kesintiler nedeniyle de sorun yaşadığını belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, devletin süt satışları üzerinden stopaj vergisi aldığını, borsaya ödenen binde 2 oranındaki tescil ücretinin kaldırılmasının da üreticiler tarafından talep edildiğini aktardı. Gürer, “Borsa tescil ücretinin ödenmemesi durumunda stopaj oranı iki kat uygulanıyor. Üreticiler açısından ek bir yük oluşuyor. Ayrıca kesintiler küçük işletmeler üzerindeki etkisi değerlendirilmeli” diye konuştu. Buzağı ölümlerinin bakım koşullarına göre değişebildiğini ifade eden Gürer, özellikle Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde buzağı ölümlerinin yüksekliğine dikkat çekti. Buzağı kayıplarının azaltılması için hayvan bakımının, beslemenin ve yetiştiricilere yönelik desteğin önem taşıdığını vurguladı. TEMMUZ AYINDA TOPLANAN İNEK SÜTÜ 987 BİN TONDA KALDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ticari süt işletmelerinin topladığı süt miktarındaki değişime de dikkat çekerek, “Temmuz 2026’da ticari süt işletmelerince toplanan inek sütü miktarının bir önceki aya göre yüzde 0,8 azalarak 987 bin 634 ton olarak gerçekleşti” Gürer, ahırların kapanması, çiğ süt üretiminin gerilemesi, girdi maliyetlerinin yükselmesi ve üreticinin gelirinin maliyetleri karşılamakta yetersiz kalmasının hayvancılığın geleceği açısından ele alınması gereken sorunlar olduğunu ifade etti.

Kastamonu’da Süt Üretimine 2,3 Milyon TL Hibe Desteği Haber

Kastamonu’da Süt Üretimine 2,3 Milyon TL Hibe Desteği

Kastamonu’da süt üretiminde kaliteyi artırmak ve soğuk zinciri güçlendirmek amacıyla 5 tarımsal kalkınma kooperatifine ait süt toplama merkezinin modernizasyonu için 2,3 milyon TL hibe desteği sağlandı. Projenin toplam yatırım tutarı 3,1 milyon TL olarak açıklandı. Süt Toplama Merkezleri Modernize Edilecek Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yürütülen Kırsal Dezavantajlı Alanlar Kalkınma Projesi (KDAKP) kapsamında, Kastamonu’daki 5 süt toplama merkezinin modernizasyonu için hibe sözleşmeleri imzalandı. Taşköprü’de 3, Kastamonu Merkez’de 1 ve Ağlı’da 1 olmak üzere toplam 5 merkezde gerçekleştirilecek çalışmalar için 3,1 milyon TL yatırım yapılacak. Proje kapsamında 2,3 milyon TL hibe desteği kullanılacak. Soğuk Zincir ve Süt Kalitesi Güçlendirilecek Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç’ın katılımıyla düzenlenen imza töreninde, süt üretiminde soğuk zincirin korunması, süt kalitesinin artırılması ve üreticilerin pazarlama imkânlarının geliştirilmesi konuları öne çıktı. İmza törenine İl Müdür Yardımcısı Satı Mehmet Sezer, Köy-Koop Yönetim Kurulu Başkanı Sedat Özcan Özdemir, KDAKP Bölge Koordinatörü Dr. Murat Demirbük, Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü Cihat Sipahi ile kooperatif temsilcileri katıldı. Modernizasyon yatırımlarıyla süt toplama altyapısının geliştirilmesi ve kooperatifler aracılığıyla yürütülen süt üretimi ve pazarlama faaliyetlerinin desteklenmesi hedefleniyor.

Gürer: “Hayvansal Üretimde Düşme Raftaki Fiyata Yansır” Haber

Gürer: “Hayvansal Üretimde Düşme Raftaki Fiyata Yansır”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvansal üretimde son yıllarda yaşanan gerilemeyi resmî verilerle değerlendirdi. 2023 yılı ile 2025 yılı verilerine bakıldığında Kırmızı et üretimi yaklaşık yarım milyon ton düşerken, sütte kayıp 2,1 milyon tonu buldu. Yumurtada yıllık kayıp 1,26 milyar adedi aşarken, bal üretimi de geriledi. 2026 yılı verileri yıl sonu açıklanacak ancak son üç yıla bakınca işler iyi gitmiyor” dedi. Gürer: “Et, süt, yumurta, bal temel besin sağlayan ürünler. Sağlıklı yaşam için tüketilmesi önerilen gıdalar da bu ürünlerle sağlanıyor. Hayvanlardan elde edilen ürünlerde son yıllarda azalma dikkat çekici. Bu bağlamda sorun görülerek önlemler alınmalıdır.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılık sektöründe üretim durumunu son yılların rakamlarla bakıldığında sorun görülüyor . Ahır,ağıl, kümes, kovan giderleri artıyor. Özellikle hayvan beslenmesinde temel tüketim yem, mazot ve bakım maliyetleri sürekli artış üreticileri zorluyor. Arz talep, gelir gider dengesi bozulması da her alanda olduğu gibi temel tüketim ürünlerine de olumsuz yansıyor. İthalatçı yaklaşım yerli üreticiye de olumsuz yansıyor. Bal gibi önemli üretimin dahi daralması da ayrıca dikkat çekici. Nakliyede artış dahi bal üreticisi bölgesel taşınmada dahi olumsuz yansıyor. Bu durum da verime yansıyor.” dedi. KIRMIZI ET ÜRETİMİNDE 2 YILDA 500 BİN TONLUK KAYIP Kırmızı et üretimindeki düşüşün altını çizen CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "2023 yılında 2 milyon 384 bin ton olan kırmızı et üretimi, 2025 yılına gelindiğinde yaklaşık %21 oranında (498 bin 917 ton) azalarak 1 milyon 885 bin tona geriledi. Sadece 2 yılda yarım milyon tona yakın kırmızı et kaybı yaşadık. Ahır ve yem fiyatlarında artış hayvancılık için önemli soruna dönüştü. Yerli üreticiyi desteklemek yerine ithalata yönelmek bu bağlamda sorunları artırdı. İthal et ucuz et olarak rafa yansımadı." dedi. SÜT SUDAN UCUZ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiğ süt üretiminde yaşanan gerilemenin hem süt hem de ette sorun olduğunu ifade ederek, "Çiğ süt üretimi 2020 yılında 23 milyon 503 bin ton iken 2025 yılında ise bu rakam 21 milyon 379 bin tona kadar düştü. 2020 yılından bu yana 2,12 milyon tonun üzerinde süt kaybı var. Yalnızca son bir yılda (2024-2025) yaşanan süt üretim kaybı 1,1 milyon tonu aştı. Süt üreticisi maliyetini karşılayamayınca anaç hayvanını satış ve kesime gönderiyor." diye konuştu. YUMURTADA ÜRETİMİ DE GERİLEDi Tavuk yumurtasında da düşüşe de dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanatlı sektöründeki sıkıntıları da belirterek, "2024 yılında 21 milyar 155 milyon adet gerçekleşen tavuk yumurtası üretimi, 2025 yılında 19 milyar 892 milyon adede geriledi. Sadece tek bir yılda yumurta üretiminde 1 milyar 262 milyon adetten fazla (%6'lık) kayıp yaşandı. Yem ve enerji maliyetleri de kanatlı sektöründe de üretimi sorunlar oluşturdu." diye konuştu. BAL ÜRETİMİ %17,8 GERİLEDİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, arıcılık sektörünün de bu süreçten nasibini aldığını ve bal üretimindeki gerilemenin yaşandığını ifade ederek, "2022 yılında 118 bin 297 ton olan bal üretimi, 2025 yılı verilerine göre %17,8’lik bir düşmeyle 97 bin 253 tona geriledi. Üretim 21 bin tondan fazla azaldı. Mazot ve nakliye maliyetleri yüzünden kovanını meraya çıkaramayan arıcıya yeterli destek verilmelidir. Taklit ve tağşişe karşı da gerçek bal üreten arıcımız da desteklenmelidir." şeklinde konuştu. HAYVANCILIK POLİTİKALARI BU DURUMU DOĞURDU CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, "Tarımda plansızlık, yüksek girdi maliyetleri ve ithalat odaklı politikalar hayvancılığı sorunlu kıldı. Üretimi düşen her bir kalem ürün, vatandaşın mutfağına daha yüksek fiyat ve gıda enflasyonu olarak neden olabilir. Yerli üreticiyi koruyacak sübvansiyonlu yem desteği ve damızlık hayvan koruma tedbirleri hayata geçirilmelidir. İhracatı olan ürünlerin yeni pazarlara açılması ve katma değerli marka ürünler için çalışmaların da artırılması önemlidir. Bu ürünlerde 2026 yılında da düşüş yaşanması durumunda sektördeki sorunlar katlanarak artacaktır.Bu yıl verilerin küsmen iyi gelmesi dahi sorun ortadan kaldırmıyor. Sorun planlama,destek,denetim,eğitim bir arada ele alınması ile aşılabilir ." dedi.

Antalya Büyükşehir'in Makine Hibeleriyle Üretici Kazanıyor Haber

Antalya Büyükşehir'in Makine Hibeleriyle Üretici Kazanıyor

Antalya Büyükşehir Belediyesi, makine destekleriyle kırsalda üretim yapan vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi, hayvancılıkla uğraşan üreticilerin kullanımına sunulmak üzere Korkuteli ilçesine süt tankı ve yem ezme makinesi desteği sağladı. Antalya Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılıkla geçimini sağlayan vatandaşların üretim gücünü artırmak, maliyetlerini azaltmak ve ekonomik olarak daha güçlü hale gelmelerine katkı sunmak amacıyla desteklerini sürdürüyor. Bu kapsamda Büyükköy Mahallesi’ndeki üreticilere 4 ton kapasiteli süt tankı desteği verilirken, Akyar Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilere yem ezme makinesi hibe edildi. BÜYÜKŞEHİR’DEN KORKUTELİ ÜRETİCİSİNE ÇİFTE DESTEK Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Kırsal Kalkınma ve Kooperatifçilik Şube Müdürlüğü’nde görevli Veteriner Hekim Fatih Alkan, Korkuteli ilçesinde gerçekleştirilen destekler hakkında şu bilgileri verdi: “Korkuteli ilçesi Büyükköy Mahallesi’ne süt tankı desteğinde bulunduk. Bu destek sayesinde üreticilerimiz sütlerini daha uygun koşullarda muhafaza ederek satışa sunabilecek ve litre başına yaklaşık 2,5 TL daha yüksek gelir elde edebilecek. Böylece üreticilerimizin ekonomik kazancına katkı sağlamayı hedefliyoruz. Ayrıca Korkuteli ilçesi Akyar Mahallesi’ne de yem ezme makinesi desteği verdik. Bu hibeyle üreticilerimiz yemlerini daha verimli şekilde hazırlayabilecek, bu da hem süt hem de et üretiminde kalite ve verim artışı sağlayacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak çiftçilerimize ve üreticilerimize yönelik desteklerimizi sürdüreceğiz” dedi. BÜYÜKŞEHİR DESTEĞİYLE SÜTTE KATMA DEĞER Korkuteli ilçesi Büyükköy Mahallesi Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Mehmet Küçük, günlük yaklaşık 9 bin 700 kilogram süt topladıklarını belirterek, süt soğutma sisteminin üretici açısından önemli bir katkı sağladığını ifade etti. Küçük, “Kooperatifimizde aktif olarak üretim yapan üyelerimizden topladığımız sütleri soğutulmadan sattığımızda litre fiyatı yaklaşık 24-25 TL seviyelerinde oluyor. Ancak sütleri soğutarak satışa sunduğumuzda litre başına 2 ile 2,5 TL arasında ek gelir elde edebiliyoruz. Aylık 250-300 ton süt üretimi gerçekleştirdiğimiz düşünüldüğünde bu fark bizim için önemli bir kazanç sağlıyor. Uzun yıllardır kullandığımız süt soğutma tankerlerimiz artık kullanım ömrünü tamamlamıştı ve bu konuda ciddi ihtiyaç oluşmuştu. Bunun üzerine Antalya Büyükşehir Belediyemize başvuruda bulunduk. Sağ olsun taleplerimize karşılık vererek bizleri desteklediler” dedi. YEM EZME MAKİNESİYLE ÜRETİCİYE DESTEK Akyar Mahallesi Sulama Kooperatifi Başkanı Osman Serik ise daha önce kullandıkları eski yem ezme makinesinin ihtiyaçları tam olarak karşılayamadığını belirterek “Büyükşehir Belediyesi’ne başvuruda bulunduk ve talebimiz doğrultusunda makinemiz teslim edildi. Kooperatifimize kayıtlı yaklaşık 70 üyemiz hayvancılıkla uğraşıyor. Çevre mahallelerden gelecek taleplerle birlikte yaklaşık 120 üretici bu hizmetten faydalanabilecek. Bu destek, üreticilerimizin işlerini kolaylaştıracak ve üretime katkı sağlayacak. Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir’e, kooperatifimiz ve Akyar Mahallesi halkı adına teşekkür ediyorum” dedi.

TÜİK 2025 Çiğ Süt Üretim Verilerini Açıkladı: Üretimde %4,9 Düşüş Haber

TÜİK 2025 Çiğ Süt Üretim Verilerini Açıkladı: Üretimde %4,9 Düşüş

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ait Çiğ Süt Üretim İstatistikleri raporunu yayımladı. Tarımsal İşletmelerde Hayvansal Üretim Araştırması sonuçlarına göre hazırlanan veriler, süt üretiminde geçtiğimiz yıla oranla belirgin bir gerileme olduğunu ortaya koydu. ​Çiğ Süt Üretimi 21 Milyon Ton Seviyesine Geriledi ​2024 yılında 22 milyon 487 bin 757 ton olarak gerçekleşen toplam çiğ süt üretimi, 2025 yılında %4,9 oranında azalarak 21 milyon 379 bin 88 ton oldu. Hayvan türlerine göre üretim miktarları incelendiğinde en dikkat çekici düşüşün manda sütünde yaşandığı görüldü. ​Hayvan Türlerine Göre Üretimdeki Değişim Oranları: ​İnek Sütü: %4,0 azaldı. ​Koyun Sütü: %11,9 azaldı. ​Keçi Sütü: %29,8 azaldı. ​Manda Sütü: %33,0 azaldı. ​Üretimin %94,5’i İnek Sütünden Karşılanıyor ​2025 yılı verilerine göre Türkiye'deki çiğ süt üretiminin çok büyük bir kısmı sığır yetiştiriciliğinden elde ediliyor. Üretim dağılımı şu şekilde gerçekleşti: ​İnek Sütü: %94,5 ​Koyun Sütü: %3,7 ​Keçi Sütü: %1,6 ​Manda Sütü: %0,2 ​Üretilen Süt Nereye Gidiyor? Sütün Kullanım Alanları ​Rapor, üretilen çiğ sütün pazarlama ve tüketim kanallarına dair de önemli veriler sundu. 2025 yılında üretilen sütün yarıdan fazlası sanayiye aktarıldı. ​Sütün Kullanım Dağılımı: ​Süt Tesisleri ve Mandıralar: %60,9 (Toplama merkezleri ve fabrikalar) ​Doğrudan Satış: %17,1 (Sokak sütçüsü, pastane, dondurmacı ve tüketiciye doğrudan satış) ​İşletme İçi Üretim: %14,1 (Hanehalkı tarafından süt ürününe dönüştürülen) ​Hayvan Besleme: %4,8 ​Hane Tüketimi: %1,0 ​Kayıplar ve Diğer: %2,1 (Bozulma ve kullanım alanı bilinmeyenler) ​

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!" Haber

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "Kırmızı Et Üretim İstatistikleri"ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir "yok oluş" sürecine girdiğini ifade etti. Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi: Üretim Kaybı Hızlanıyor: "2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır." İthalat Çare Olmadı: "Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor." "14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik" Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi: "Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize 'yerli ve milli' edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir." Süt Üretimi de Alarm Veriyor Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti: "Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor." "Gıda Egemenliğimiz Tehlikede" AKP’nin tarım politikalarının bir "milli güvenlik sorunu" haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.