Hava Durumu

#Tahsilat

Kırsal Haber - Tahsilat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tahsilat haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

CHP'li Gürer: "Türk Malı İmajına Zarar Veren Firmalar Açıklanmalı" Haber

CHP'li Gürer: "Türk Malı İmajına Zarar Veren Firmalar Açıklanmalı"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer'in, "Türk malı" imajına zarar veren firmalara ilişkin verdiği soru önergesine Ticaret Bakanı Ömer Bolat'tan yanıt geldi. Bakanlık, 2023 yılından 2026 yılının ilk altı ayına kadar toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandığını açıklarken, söz konusu firmaların isimlerini paylaşmadı. Gürer, kamuoyunun doğrudan ilgisini ilgilendiren bu konuda, yalnızca rakamların açıklanmasının yeterli olmadığını belirterek, tüketicilerin yanıltılmasına neden olan firmaların daha şeffaf bir biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi. GÜRER'İN SORU ÖNERGESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisine sunduğu soru önergesinde şu soruları yöneltti: 1- Türk malı imajına zarar veren firmalardan 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk aylarında kaç firmaya idari para cezası uygulanmıştır? 2- İdari para cezalarından ne kadar tahsilat gerçekleştirilmiştir? 3- Bu firmaların iştigal alanları nelerdir? BAKANLIKTAN GELEN YANIT Ticaret Bakanlığı tarafından verilen yanıtta, 2023 yılında 8, 2024 yılında 5, 2025 yılında 6 ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya idari para cezası uygulandığı bildirildi. Bakanlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya ve 2026 yılının ilk altı ayında 4 firmaya, güvenli olmayan veya tağşişe konu olan ya da işaretleme, etiketleme ve belgelendirme işlemleriyle tüketiciyi yanıltan ürünleri ihraç etmeleri nedeniyle idari para cezası uygulanmıştır. 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu kapsamında uygulanan bu idari para cezalarının toplam 3 milyon 729 bin 167 lira 15 kuruşluk bölümünün ödendiğine ilişkin belgeler Bakanlığa ulaştırılmıştır. İdari para cezası uygulanan firmaların faaliyet alanlarının ise tarım ve gıda ürünleri, ayakkabı ve tekstil ürünleri ile çeşitli sanayi ürünlerinden oluştuğu belirtilmiştir." Bakanlık ayrıca, Reklam Kurulunun doğrudan "Türk malı" imajına yönelik bir denetim mekanizması yürütmediğini, buna karşın 2023, 2024, 2025 ve 2026 yılının ilk altı ayında gerçekleştirilen denetimler sonucunda yaklaşık 787 milyon liralık idari para cezası uygulandığını bildirdi. "RAKAMLAR VAR, ŞEFFAFLIK YOK" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Bakanlığın verdiği yanıtın kamuoyunun beklentilerini karşılamaktan uzak olduğunu söyledi. Gürer, "Bakanlık, kaç firmaya ceza verildiğini ve ne kadar tahsilat yapıldığını açıklıyor ancak hangi firmaların Türk malı imajına zarar verdiğini açıklamıyor. Tüketicinin korunması ve ihracatta güven unsurunun sağlanması için yalnızca ceza uygulanması yeterli değildir. Şeffaflık da sağlanmalıdır." ifadelerini kullandı. Türk ürünlerinin uluslararası pazarlardaki itibarının büyük önem taşıdığını vurgulayan Gürer, özellikle tarım, gıda, ayakkabı ve tekstil sektörlerinde yaşanan sorunların tüm üreticileri olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Gürer, "Bir firmanın yaptığı hata, binlerce üreticinin emeğine zarar verebilir. Bu nedenle denetim süreçleri daha etkin yürütülmeli, caydırıcı önlemler artırılmalı ve tüketicinin doğru bilgiye ulaşması sağlanmalıdır." dedi. TOPLAM 23 FİRMAYA CEZA UYGULANDI Bakanlığın verdiği rakamlara göre; 2023 yılında 8 firmaya, 2024 yılında 5 firmaya, 2025 yılında 6 firmaya, 2026 yılının ilk altı ayında ise 4 firmaya, olmak üzere toplam 23 firmaya idari para cezası uygulandı. Buna karşın, kamuoyunun en çok merak ettiği konuların başında gelen firma isimleri ve hangi ürünlerde usulsüzlük tespit edildiği soruları yanıtsız kaldı.

Güneydoğu’nun Ramazan Bereketi Orta Doğu ve Afrika Pazarlarından Haber

Güneydoğu’nun Ramazan Bereketi Orta Doğu ve Afrika Pazarlarından

Güneydoğu Anadolu'da hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamulleri sektörünün ihracatı Ocak ayında geçtiğimiz yılın aynı ayına göre yüzde 7,1 daralma ile 279,9 milyon dolar oldu. İhracatın tonaj olarak yüzde 12,3 gerilemeyle 355,5 bin ton olduğu bu dönemde 88,4 bin ton makarna, 63,8 bin ton buğday unu, 35,8 bin ton da ayçiçek yağı ihraç edildi. En fazla gelir elde edilen ürün olan ayçiçek yağındaki ihracat yüzde 11,6 artış ile 56,6 milyon dolara ulaşırken, ikinci sırada yer alan makarnanın ihracatı %1,2 gerilemeyle 48,9 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ortalama ihracat birim fiyatlarındaki artışın yüzde 5,9’a ulaştığı bu dönemde ihracatı oransal olarak en fazla düşen ürünler yemler, soya fasulyesi ve kakaosuz şeker mamulleri oldu. Türkiye’nin Orta Doğu ülkelerine gerçekleştirdiği 296 milyon dolarlık hububat ihracatının yüzde 40’tan fazla kısmı Güneydoğu’dan gerçekleşirken, Afrika’ya yapılan 213,9 milyon dolarlık hububat ihracatı içinde bölgenin payı 46,4’e yükseldi. “Ramazan öncesi, temel gıda ürünlerine yönelik talep doğal olarak hızlandı” Bölgenin temel gıda alanında güçlü ve sürdürülebilir tedarik yapısıyla Orta Doğu ve Afrika pazarlarında üstlendiği role dikkat çeken Güneydoğu Anadolu Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Celal Kadooğlu, bölge ihracatına ilişkin değerlendirmelerde bulundu: “Dünya genelinde yaklaşık 2 milyar Müslüman nüfusun yarısına yakınının yaşadığı Orta Doğu ve Kuzey Afrika coğrafyası hem ticari ilişkilerimizin uzun yıllardır istikrarlı biçimde geliştiği hem de temel gıda ürünlerinde arz güvenliğinin kritik önem taşıdığı bölgeler. Geçen yıl 2,7 milyar dolar hacimle Güneydoğu’nun hububat sektörü ihracatında yüzde 76,3 paya sahip olan bu bölgelerde Irak, Suriye, Cibuti, Gana, Sudan ve Somali gibi ülkeler en büyük pazarlarımız arasında yer alıyor. Bu ülkeler girişimlerimizin sahada karşılık bulduğu, güven ilişkisiyle büyüyen stratejik ortaklarımız olarak da öne çıkıyor. Ramazan ayı öncesi dönemde bu pazarlarda temel gıda ürünlerine yönelik talebin doğal olarak hızlandığını görüyoruz. Biz de bu dönemi yalnızca bir satış takvimi olarak değil, tedarik sürekliliği ve piyasa istikrarı açısından sorumluluk gerektiren bir süreç olarak ele alıyoruz. İhracatçılarımız fiyat istikrarını gözeten, teslimat güvenilirliğini güçlendiren ve karşılıklı ticari güveni büyüten bir yaklaşımı merkeze alıyor; üretim, stok ve sevkiyat planlamasını bu hassasiyetle yapıyor. İslam coğrafyasında bereketin, paylaşmanın ve dayanışmanın simgesi olan Ramazan, aynı zamanda üreticilerimize ve ihracatçılarımıza da emeklerinin karşılığını veren bir bereket ayı. Bölgemiz bu coğrafyalarda sofralara güvenli gıdanın zamanında ulaşmasını sağlayan bir ticari sorumluluğu temsil ediyor.” “Tahsilat sorunları Irak’la ticaret akışımızı zorluyor” Bölgenin en yakın ve en büyük pazarlarından biri olan Irak pazarına ayrı bir parantez açan Kadooğlu, ülkede son dönemde ödeme ve tahsilat süreçlerinde yaşanan teknik ve bankacılık kaynaklı sorunların ticaret akışını etkilemeye devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl Irak’a ihracatımızda yüzde 16,8’lik bir daralma yaşanmıştı, bu yıl Ocak ayında ise aylık bazda gerileme yüzde 30’u aştı. Sahada yaşanan temel sorun, Kuzey Irak’ın Türkiye’ye açılan kapısı olan İbrahim Halil Sınır Kapısının Irak Merkezi Hükümeti tarafından uygulamaya geçirilen ASYCUDA sistemine henüz entegrasyon sağlamamış olmasıdır. Bu yapısal aksaklık nedeniyle, ihracat bedellerinin bankacılık sistemi üzerinden tahsili imkânsız hale gelmiştir. ASYCUDA sistemine tam entegre olunmaması ve Iraklı ithalatçılar tarafından ön beyan şartının yerine getirilememesi nedeniyle ihracat fiilen tamamlanmasına rağmen, Irak Merkez Bankası nezdinde ödeme süreçlerinin bloke olması firmalarımızı ciddi bir nakit akışı baskısıyla karşı karşıya bırakıyor. Bu durum sadece ticari hacmi değil, üretim planlamasını ve finansal dengeleri de doğrudan etkiliyor. Öte yandan, son dönemde uygulamaya alınan bazı gümrük düzenlemeleri ve mali yükler konusunda Irak’taki yerel tüccar ve esnafın maliyet artışlarına ilişkin tepkilerini kamuoyuna yansıttığını görüyoruz. Bu tablo, sorunun yalnızca ihracatçıları değil, piyasanın tüm aktörlerini etkileyen bir nitelik taşıdığını gösteriyor. Habur hattında günlük araç geçişlerinde yüzde 40-50’yi bulan düşüşler yaşanması, sorunun sahadaki etkisini net biçimde ortaya koyuyor. Ramazan ayı gibi, temel gıda talebinin arttığı bir dönemde ödeme kanallarında yaşanan bu tıkanıklık piyasa istikrarını zorluyor. Beklentimiz, ilgili makamlar nezdinde yürütülen girişimlerle birlikte ya İbrahim Halil Gümrüğü’nün ASYCUDA sistemine entegrasyonunun hızlandırılması ya da bu süreç tamamlanıncaya kadar geçici ve işlevsel bir bankacılık mekanizmasının devreye alınmasıdır.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.