Hava Durumu

#Tarım

Kırsal Haber - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Çilek İhracatında Katma Değerli Büyüme Sürüyor Haber

Çilek İhracatında Katma Değerli Büyüme Sürüyor

Taze ve dondurulmuş halde yaklaşık 40 ülkeye ihraç edilen yaş meyve grubunun katma değerli ürünü çileğin Türkiye geneli ihracatı 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 56 artış gösterdi. Türkiye geneli çilek ihracatı ilk dört ayda 20 milyon 871 bin dolara yükseldi. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Cengiz Balık, “2026’nın ilk dört ayında Türkiye geneli çilek ihracatımız yüzde 56 artarak 20 milyon 871 bin dolara, Bölgemiz ise yüzde 50 artışla 4 milyon 676 bin dolara ulaştı. Türkiye genelinde yaklaşık 40 ülkeye çilek ihraç ediyoruz. 2026 yılında 6 bin 608 ton taze çilek ihraç ettik. Miktar bazında yüzde 32 azalış gerçekleşti. Bu azalışın sebepleri arasında çilek fiyatları, ürünün bu yıl beklenildiği kadar fazla olmaması ve iç piyasadaki fiyatın şu an için cazip olması yer alıyor. Buna rağmen ihracatımızdaki yükseliş, Türk çileğinin uluslararası pazardaki güçlü konumunu gösteriyor.” dedi. Başkan Balık, “Çilek ihracatımızın yüzde 69’unu Rusya’ya gerçekleştirirken Rusya’yı Gürcistan, Irak ve Malezya takip etti. Taze çilek ihracatımızı 50 milyon dolara çıkarmayı hedefliyoruz. Türkiye geneli dondurulmuş çilek ihracatımız ise 2026 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 44 artışla 59 milyon dolar olarak gerçekleşirken, ilk sırada yüzde 100 artışla 16 milyon dolarla Kanada yer alıyor. Almanya, ABD ve İtalya da dondurulmuş çilek ihracatımızda öne çıkan ülkeler arasında. Bölgemizden de 5 milyon dolarlık dondurulmuş çilek ihracatı yapıldı.” diye konuştu. Türkiye’de çilek üretiminin 2024 yılında 606 bin ton, 2025 yılında ise 595 bin ton olarak gerçekleştiğini söyleyen Balık, “Dünya sıralamasında çilek üretiminde Çin, Amerika, Mısır ve Meksika’dan sonra Türkiye 5. sırada yer alırken, ihracatta değerde 20. sırada, miktarda 12. sırada yer alıyor. Çilek üretim ve ihracatında Ege Bölgesi’nin önemli bir yeri var. Çilek üretiminin yüzde 27’si Bölgemizde gerçekleşiyor. Özellikle Aydın’da çilek üretiminin son yıllarda önemli oranda arttı. Aydın örtü altı çilek üretiminde Mersin ve Antalya’dan sonra en büyük il durumunda.” dedi. İhracatın sürdürülebilir bir şekilde büyümesinin üretim kalitesine bağlı olduğunu vurgulayan Cengiz Balık, “Bu yüzden Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği olarak üretim bölgelerinde pestisit kullanımını izlemek ve kalıntı haritasını ortaya çıkarmak amacıyla yürüttüğümüz "Kullandığımız Pestisitleri Biliyoruz Projesi" kapsamındaki çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Son iki yılda toplamda 400’ün üzerinde numune toplayıp analiz yaptırdık. Üreticilerimize doğru tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak için ziraat mühendislerimiz, üniversitelerimiz ve Tarım ve Orman Bakanlığımız ile iş birliğimizi her geçen yıl daha da güçlendiriyoruz.” diye konuştu.

Samsun Büyükşehir'den Üreticilere Kaz Desteği Haber

Samsun Büyükşehir'den Üreticilere Kaz Desteği

Samsun Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılığa yönelik destek projeleriyle üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Tarımsal kalkınmayı yerelden güçlendirmeyi hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, kaz yetiştiriciliğinin geliştirilmesine yönelik üreticilere kaz palazı desteği sağlıyor. Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Üreticilerimizin yanında olmaya, onları desteklemye devam edeceğiz” dedi. Samsun’un hayvancılık alanındaki potansiyelinin daha da ileriye taşınmasını hedefleyen Samsun Büyükşehir Belediyesi üreticileri desteklemeye devam ediyor. Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen “Sözleşmeli Tarım Modeli ile Kaz Üretimi Yapan İşletmelerin Kapasitelerinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında, bölgede faaliyet gösteren kaz yetiştiriciliği işletmelerinin üretim kapasitesinin artırılması, sektörün sürdürülebilir şekilde büyümesi ve üreticilerin ekonomik olarak güçlendirilmesi amaçlanıyor. Bu amaçla Büyükşehir Belediyesi tarafından, 100 ile 300 baş kapasiteye sahip iki işletmeye civciv büyütme kafesi, yumurta fumigasyon kabini ve yumurta saklama kabini desteği sağlandı. Destek sağlanan işletmelerden temin edilen toplam 930 adet bir aylık kaz palazı, yüzde 50 hibeli olarak üreticilere ulaştırılıyor. Toplam 31 üreticiye teslim edilecek kaz palazlarının dağıtımları ise iki grup halinde gerçekleştiriliyor. İlk etapta 17 üreticiye teslimatlar yapılırken, ikinci etap kapsamında 14 üreticiye daha kaz civcivi dağıtımı yapılacak. “Büyükşehir üretimin her anında vatandaşın yanında” Üretimin her aşamasında çiftçilerin ve üreticilerin yanında yer alan Samsun Büyükşehir Belediyesi, tarım ve hayvancılık alanında hayata geçirdiği destek projeleriyle kırsal kalkınmaya katkı sunmayı sürdürüyor. Yerelden kalkınma anlayışıyla hareket eden Büyükşehir Belediyesi, üreticilerin ihtiyaçlarına yönelik projelerle hem üretimi teşvik ediyor hem de kırsalda ekonomik gücü artırmayı hedefliyor. “Üreten, emek veren bütün hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Halit Doğan, “Tarım ve hayvancılığı stratejik bir güç olarak görüyor; üreticilerimizi her alanda desteklemeye devam ediyoruz. İlçelerimizin potansiyeline uygun projeleri hayata geçirerek üretimin sürdürülebilirliğini sağlamayı hedefliyoruz. Alaçam ilçemizde çilek yetiştiriciliğini desteklerken Kavak ilçemizde ise kaz yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması adına önemli çalışmalar yürütüyoruz. ‘Sözleşmeli Tarım Modeli ile Kaz Üretimi Yapan İşletmelerin Kapasitelerinin Geliştirilmesi Projesi’ kapsamında bölgemizde faaliyet gösteren işletmelerimizin üretim kapasitesini artırmayı, üreticilerimizin gelir düzeyini yükseltmeyi ve kırsalda ekonomik hareketliliği güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Üreten, emek veren ve toprağına sahip çıkan bütün hemşehrilerimizin yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

ITB Üyelerinin Sorunlarını Ankara’ya Taşıdı Haber

ITB Üyelerinin Sorunlarını Ankara’ya Taşıdı

Isparta ekonomisinin can damarı olan tarım ve ihracat sektörünün sorunları, Ankara’da en üst düzeyde masaya yatırıldı. Isparta Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hüdai Şahin ve Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erhan Göçerli, üyelerinin taleplerini ve çözüm önerilerini iletmek üzere Ticaret Bakan Yardımcılarımız Ö. Volkan Ağar ve Mahmut Gürcan’ı makamlarında ziyaret ettiler. Isparta’nın tarımsal potansiyelini küresel pazarda daha ileriye taşımak ve üreticilerin karşılaştığı engelleri ortadan kaldırmak amacıyla Ticaret Bakanlığı’nda kritik temaslarda bulundular. Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar ile Kiraz ve Elma İhracatında Stratejik Adımlar Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar ile gerçekleştirilen görüşmede, Isparta’nın dünya çapında ün kazanan ürünleri kiraz ve elmanın ihracat süreçleri kapsamlı bir şekilde ele alındı. Kirazın Çin pazarında yeniden aktif bir şekilde yer alabilmesi adına yürütülen çalışmaların hızlandırılması istenirken; Uzak Doğu pazarına yönelik sevkiyatların artırılması amacıyla uçak kargo ücretlerinde indirime gidilmesi talebi aktarıldı. Görüşmenin bir diğer önemli gündem maddesini ise Isparta elması için hayati önem taşıyan dış pazar hamleleri oluşturdu. Bu yıl elma rekoltesinin oldukça yüksek ve kaliteli seyrettiğine dikkat çekilerek, Mısır pazarının üretici için taşıdığı önem vurgulandı. Elma ticaretinin önünü açacak olan Mısır ile Serbest Ticaret Heyeti görüşmelerinin ve anlaşmalarının hızlandırılarak ivedilikle çözüme kavuşturulması gerektiği Bakan Yardımcısı Ağar'a iletildi. Görüşmenin sonunda Isparta Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hüdai Şahin, Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar’ı Isparta’da düzenlenecek olan Gül Festivali’ne davet etti. Elma Üreticisine Koruma ve Hal Kayıt Sisteminde Düzenleme Talebi Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan ile yapılan toplantıda ise yerli elma üreticisinin korunması ve dijital altyapı sorunları gündeme getirildi. Isparta elmasının pazar değerinin korunması adına elma ithalatının kesinlikle durdurulması gerektiği net bir dille ifade edilirken, Hal Kayıt Sistemi’nde (HKS) özellikle künye alışı ve künye işlemleriyle ilgili yaşanan sistemsel aksaklıkların giderilmesi için ivedilikle düzenleme yapılması istendi. Ankara temaslarının ardından değerlendirmelerde bulunan Başkan Şahin, gösterdikleri yakın ilgi ve çözüm odaklı yaklaşımları için Ticaret Bakan Yardımcılarına teşekkür etti.

Yaş Meyve Sebze Sektörü Japonya, Abd, Mısır Ve Hindistan Pazarlarına Odaklandı Haber

Yaş Meyve Sebze Sektörü Japonya, Abd, Mısır Ve Hindistan Pazarlarına Odaklandı

Türkiye’nin yaş meyve ve sebze ihracatında yeni bir dönemin kapıları aralandı. Sektörün çatı kuruluşu olan Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu, yol haritasını belirlemek üzere ilk toplantısını koordinatör birlik Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) ev sahipliğinde Mersin’de gerçekleştirdi. AKİB yerleşkesinde düzenlenen buluşmada, alınan stratejik kararlar yalnızca sektörün gelecek rotasını çizmekle kalmadı; aynı zamanda Türk tarımının küresel pazarlardaki yükselişine yeni bir ışık tuttu ve ihracat hedeflerine yönelik kararlılığı gözler önüne serdi. Oğuzhan Altun sektör kurulu başkanlığına seçildi Toplantıda oy birliğiyle Sektör Kurulu Başkanlığı’na seçilen Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Oğuzhan Altun, 2026 -2027 sezonu vizyonunu net bir dille ortaya koydu. Başkan Yardımcılıklarına ise Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği Başkanı Mehmet Ali Can ile Uludağ Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Murat İsmail Hamdi Taner getirildi. “2026’yı rekor üretim ve rekor ihracat yılı yapma kararlılığındayız” Başkan Oğuzhan Altun, yaptığı açıklamada sektörün 2026 yılının ilk çeyreğinde yakaladığı başarıya dikkat çekerek, “Ocak-Mart döneminde yaş meyve sebze ihracatımız 1 milyar 73 milyon dolar seviyesine ulaşarak, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 35 artış kaydetti. Bu sadece bir başlangıç. 2026’yı rekor üretim ve rekor ihracat yılı yapma kararlılığındayız. Ticaret Bakanlığımız ile Tarım ve Orman Bakanlığımızın destekleriyle sektör olarak tarih yazmaya hazırlanıyoruz.” ifadelerini kullandı. “Bursa siyah incirinde Japonya’ya, narenciyede ABD’ye, elmada Mısır ve Hindistan’a odaklandık” Vizyoner bir yol haritasıyla yeni pazar açılımlarını ana gündemleri haline getireceklerini kaydeden Altun, “Japonya’ya prestijli bir adım atıyoruz. Bursa Siyah İnciri’nin Japonya’ya ihracatı için bitki sağlığı protokol görüşmelerini hızlandırdık. Bu sezon içerisinde ilk sevkiyatlarımızı gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Böylece ‘Uzak Doğu’nun İncisi’ olarak anılan Türk inciri, Japon pazarında hak ettiği yeri alacak. ABD pazarına narenciye hamlesi de çok yakında geliyor. Mandalina ve diğer narenciye ürünlerimizin ABD’ye ihracatının önünü açacak teknik ve diplomatik görüşmeler olumlu ilerliyor. Bu önemli pazara çok kısa bir zamanda adım atmayı planlıyoruz. Rekor elma üretimimizi de en iyi şekilde değerlendirmek için Mısır ve Hindistan’a odaklandık. Mısır’daki ithal vergilerinin düşürülmesi için diplomatik trafiğimiz yoğun şekilde devam ediyor. Aynı zamanda en büyük alıcımız Hindistan’daki lojistik sorunlara da çözüm arıyoruz, böylece üretimimizi ihracata dönüştürerek katma değeri artırmayı hedefliyoruz.” diye konuştu. “2026 yılı ihracatta rekorlar yılımız olacak” Türkiye Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu’nun ihracat hacminin önündeki en büyük engellerden biri olan lojistik ve sınır kapısı sorunlarının da masaya yatırıldığını kaydeden Altun, “Bulgaristan, Yunanistan ve Rusya Federasyonu sınır kapılarındaki yoğunlukların azaltılması ve AB tarafındaki denetim süreçlerinin daha adil ve verimli hale getirilmesi için kararlılıkla çalışıyoruz. Ticaret Bakanlığımızın proaktif diplomasisi sayesinde bu sorunları aşacağız. Sektörümüzün sürdürülebilir büyümesini desteklemek, geleneksel pazarlarımızı korumak, yeni pazarlar kazanmak ve rekabet gücümüzü artırmak amacıyla yürüttüğümüz bu çalışmalarla 2026 yılını rekorlar yılı yapmak için tüm üyelerimizin, paydaşlarımızın ve kurumlarımızın katkı ve iş birliğine büyük önem veriyoruz. Birlikte başaracağız.” diye konuştu.

Gıda Karma Sanayi Sitesi’nde Hazırlıklar Tamam Haber

Gıda Karma Sanayi Sitesi’nde Hazırlıklar Tamam

Tarım ve hayvancılık alanında önemli projelere imza atan Denizli Ticaret Borsası, şehrin önemli ihtiyaçlarından birine daha çare oluyor. Özellikle son yıllarda lisanslı depolama konusunda örnek projeyi hayata geçiren Denizli Ticaret Borsası Yönetimi, bu kez de Gıda Karma Sanayi Sitesi için hazırlıkları tamamladı. Denizli Ticaret Borsası iki ilçede kurduğu Çivril ve Tavas Lisanslı Depoculuk Tesisleri’yle üreticinin yanında olmuş ve 621 bin ceviz fidanı dağıtımıyla da ceviz üretiminde zirve koltuğuna oturmayı başarmıştı. Borsa, leblebi üreticilerinin kanayan yarası nohut tedariği içinde geliştirdiği tescilli Borsa-20 nohut çeşidini de geçtiğimiz ay üreticiyle ilk kez buluşturdu. Denizli Ticaret Borsası şimdi de kolları Gıda Karma Sanayi Sitesi kurulumu için sıvadı. Denizli’de Kocabaş mevkinde Honaz İlçesi-Dereçiftlik Mahallesi sınırları içerisinde 26 parselde toplamda 281 bin metrekare arazi üzerine kurulacak Gıda Karma Sanayi Sitesi, bölgenin en büyük üretim merkezlerinden biri olacak. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Başkan Tefenlili; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yayınladığı Denizli İl Sanayi Durum Raporunda, Denizli İlinde sanayi işletmelerinin sektörel dağılımı incelendiğinde; ilk sırada %41,48 ile Tekstil Ürünlerinin imalatı, ikinci sırada %15,78 ile Gıda Ürünlerinin imalatı, üçüncü sırada ise %6,87 ile Diğer Metalik Olmayan mineral Ürünlerinin imalatı alt sektörlerinin yer aldığı belirtilmiştir. 2020 yılı itibariyle sanayi kenti olan Denizli ilimizde gıda üretiminin ihtisaslaşması amacıyla Ticaret Borsası aracılığıyla girişimlere başlanılmıştır. Bu doğrultuda 2021 yılında Sınırlı Sorumlu Denizli Gıda Karma Sanayi Sitesi Yapı Kooperatifi kurulmuş ve kurulması hedeflenen Gıda Karma Sanayi Sitesi için dönemin Büyükşehir Belediye Başkanlığına bu alanda imar planlarının yapılması için Kooperatifimizce talepte bulunulmuştur” dedi. Tarım ürünlerine katma değer kazandıracak sanayi sitesine ihtiyaç olduğunu belirten Başkan İbrahim Tefenlili; “Tarım ve gıda sektöründe faaliyet gösteren firmaların belli bir bölgede kümelenmesi, üretim kapasitelerinin artmasına ve sektörün gelişimine katkı sağlayacak, bu yüzden Gıda Karma Sanayi Sitesi’nin faaliyete geçmesi şehrimiz açısından son derece önemli’ dedi. Bu konuda Hükümet ve yerel yönetimlerle güzel bir birliktelik sergilediklerini belirten Başkan Tefenlili, bu amaçla bir kooperatif kurduklarını ve kısa sürede bu bölgeyi şehir ekonomisine kazandıracaklarını ifade etti.

Büyükşehir’in Çiftçi Şenliği Bereketiyle Kutlandı Haber

Büyükşehir’in Çiftçi Şenliği Bereketiyle Kutlandı

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl 11’incisini düzenlediği “Çiftçi Şenliği”, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ın katılımıyla İzmit Sapakpınar’da gerçekleştirildi. Başkan Büyükakın, sağanak yağış altında yoğun katılımla gerçekleşen kutlamalar için, “Şenliğimiz bereketiyle kutlanıyor. Çiftçimize desteğe durmadan devam edeceğiz. Biz sadece hizmet ediyoruz” dedi. ÇİFTÇİNİN YÜZÜ DESTEKLERLE GÜLÜYOR Avrupa’nın birçok şehrinde yeterli destek alamadığı için eylemde olan çifçiler, Kocaeli’de farklı etkinliklerle Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlamaya devam ediyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin öncülüğündeki kutlamalar pazar günü İzmit Sapakpınar Mahallesi’nde devam etti. Büyükşehir destekleri ile yüzü gülen çiftçiler, şenliğe yüksek katılım gösterdi. Sağanak yağışa rağmen alan, çiftçilerin ve vatandaşların akınına uğradı. Şenliğe, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez, AK Parti İzmit İlçe Başkanı Halil Güngör Dokuzlar, Kocaeli İl Tarım Müdürü Ali Ulvi Özerdem, İzmit Ziraat Odası Başkanı Yusuf Karaaslan, tarımla ilgili kooperatif ve birliklerin temsilcileri ile muhtarlar da katıldı. “ŞOV YOK, RİYA YOK. SADECE HİZMET VAR” Başkan Büyükakın, şenlik alanındaki stantları gezerek çiftçilerle yakından ilgilendi. Çiftçiler, sevgi gösterileri ile karşıladıkları Büyükakın’a teşekkür etti. Sağanak yağışa dikkat çeken Başkan Büyükakın, Çiftçi Şenliği’nin bereketi ile geldiğini belirterek, “Biz bu programları ne zaman yapsak, bereket oluyor. Çünkü biz, sizden aldığımız emanetin hakkını vermek için sadece hizmet ediyoruz. Şov yok, yalan yok, riya yok. Sadece hizmet var. Sadece sizin mutluluğunuz için emek var. Bunun karşılığında da bereket var. Şimdiden bereketli bir sezon diliyorum” dedi. “BU BEREKET DEVAM ETMELİ” Tarımın önemine de değinen Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, bu nedenle son 7 yılda üreticiye 1.5 milyar TL’lik destek sunduklarını hatırlattı. Başkan Büyükakın, “Sizi desteklemeye devam edeceğiz. Çünkü asıl bereketin toprakta olduğunu, toprağın ekilmeden bereketin devam etmeyeceğini biliyoruz. Bugüne kadar 1.5 milyar liralık destekle 97 proje hayata geçirdik. Bundan sonra da var gücünüzle arkanızda olacağız. Bu bereket devam etmeli” dedi. “ÇİFTÇİLERİN REİSİ BÜYÜKAKIN’DIR” Kandıra Belediye Başkanı Erol Ölmez de şenlikte bir konuşma yaptı. Ölmez, “Kocaeli sadece sanayinin değil, tarımın da başkentidir. Bu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri sayesinde oluyor” dedi. İzmit Ziraat Odası Başkanı Yusuf Karaaslan konuşmasına, “Çiftçilerin reisleri vardır. Bizim reisimiz de Tahir Büyükakın’dır” diyerek başladı. Sözleri çiftçilerden büyük alkış alan Karaaslan, “Bugüne kadar bizden desteğini esirgemedi. Her zaman yanımızda oldu” dedi. Karaaslan, Başkan Büyükakın’a çiftçilerin geleneksel kıyafetleri olan şalvar ve sekiz köşe kasket hediye etti. BAŞKAN’A OĞLAK HEDİYE EDİLDİ Şenlikte konuşan Sapakpınar Mahalle Muhtarı Ejder Okumuş ise tarıma desteklerinden dolayı Başkan Büyükakın’a teşekkür ederek, “Bu şenlik hem çiftçimizin moralini yükseltiyor hem de birlik beraberliğimizi güçlendiriyor. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin verdiği % 75 hibe destekli tohumların ekimine başladık. Bunun için de teşekkür ediyoruz” dedi. Muhtar Okumuş konuşmasının ardından çiftçiler adına Başkan Büyükakın’a oğlak hediye etti. ETKİNLİKLER ŞENLİĞE RENK KATTI Renkli görüntülere sahne olan şenlikte, eğlenceli ve ödüllü organizasyonlar düzenlendi. Mehter konseri, halk oyunları, animatör gösterileri ve çocuk oyun alanları da gün boyunca şenliğe renk kattı. Şenlik alanında kurulan stantlarda birlik ve kooperatifler faaliyetlerini tanıtırken, firmalar da tarımsal alet ve ekipmanlarını vatandaşların beğenisine sundu. Şenlikte ayrıca çekilişler de yapıldı. Üreticilere çekilişle buzağı, oğlak, akülü traktör, cep telefonu gibi hediyeler dağıtıldı. Ayrıca alan yöresel ürün stantlarıyla doluydu. Konuklara bol bol mancarlı pide, ayran ve limonata ikram edildi. Sponsorlar eşliğinde şenliğe katılanlara civciv, yem, fide ve bitkiler de verildi. İMERA FİNALDE SAHNE ALDI Konuşmaların ardından, ziraat odası başkanları ve çiftçileri, Başkan Büyükakın’a yetiştirdikleri ürünlerden hediye etti. Şenliğin finalinde Karadeniz müziğinin sevilen temsilcilerinden İmera sahne aldı. Seslendirdiği birbirinden güzel eserlerle katılımcılara unutulmaz anlar yaşatan grup, şenliğe damga vurdu.

Gürer: ''Binlerce Ton Patates Hayvan Yemi Oldu'' Haber

Gürer: ''Binlerce Ton Patates Hayvan Yemi Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ağcaşar köyünde patates üreticileriyle bir araya geldi. Üreticiler, “Üretiyoruz, sonuçta ise ürün depoda çürüyor. Bu durumu gören yok” dediler. Ağcaşar köyünde patates üreticisi Mustafa Işık patatesin değer bulamadığını, büyükşehirde yüksek fiyata satılan ürünün köyde 3 liraya bile alıcı bulamadığını ve yüzlerce ton ürünün çürümeye terk edildiğini anlattı. Depolarda dökme yada çuvallar dolusu patatesin beklediğini belirten Gürer, “Niğde’de bu yıl yine patates depoda kaldı. Yaklaşık 200 bin ton patates ne yazık ki çöp oldu. 2025 yılında patates tarlada tüccar gelmediği için üreticimiz bir umutla ürününü depolara kaldırdı. Ancak depoya kaldırılan patatesler için de alım gerçekleşmeyince ürünler çürümeye başladı” dedi. “BÜYÜKŞEHİRDE 20 LİRA, KÖYDE 3 LİRAYA ALICI YOK” Patates üreticisinin büyük bir mağduriyet yaşadığını söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “büyükşehirlerde kilosu en az 20 liraya satılan patates ya hayvan yemi oluyor ya çürüyor ya da sokağa atılarak tamamen değersiz hale geliyor. Oysa ülkemizde patates her alanda kullanılabilecek bir ürün. Yemeklik olur, sanayide kullanılır, işlenmiş ya da dondurulmuş gıdaya dönüştürülebilir. Ancak Niğde bölgesi yaklaşık 1 milyon ton patates yetiştiriyor ve bu patatesler çöp olmaktan kurtulamıyor” diye konuştu. Patates üretimiyle ilgili yıllardır aynı sorunların yaşandığını vurgulayan Gürer, “Patatesle ilgili daha önce çağrıda bulunmuştuk. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi alıma girsin, üretici mağdur edilmesin demiştik. 1999 yılında da yaklaşık 6,5 milyon ton patates üretiliyordu, bugün 2025’e geldik yine aynı miktarlarda üretim var. Nüfus artmasına rağmen patatesin yemeklik ya da sanayide kullanım alanı artırılmadığı için üretici ortada kalıyor. Küçük aile tipi işletmeler büyük sorun yaşıyor. Büyük şirketler bu işi kendi içinde koordine ediyor, onlar para kazanıyor ama üretici mağdur oluyor.” “ÜÇ YILDA BATTIM” Patates üreticisi Mustafa Işık ise yaşadığı ekonomik çöküşü anlattı. Çiftçiliğe umutla başladığını ancak kısa sürede büyük zarar ettiğini belirten Işık, “kendi işimde çok iyiydim ama bu süreçte battım. Bu iş artık toparlanmaz hale geldi,” dedi. Girdi maliyetlerinin katlandığını belirten Işık, özellikle gübre fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, “İki sene önce gübreyi 4 liraya alıyorduk, bu sene 22 liraya aldık. Eğer bu patatesin ihracatı olmazsa çiftçi ayakta duramaz. Kimse yardım etmiyor. Ürünü 10 ay depoda beklettim. Şimdi ‘Keşke satsaydın’ diyorlar ama alan yoktu. Şirketler çok büyük üretim yaptığı için bizim köylerde sıkıntı başladı,” ifadelerini kullandı. “200 TON PATATES ÇÖP OLDU” Mustafa Işık, depolardaki ürünlerin büyük bölümünün artık kullanılamaz hale geldiğini belirterek, “Benim burada yaklaşık 200 ton patatesim çöp oldu. Şu anda 100 ton kadar var. Bir kısmını dağıttım, bir kısmını hayvanlara verdim. Ağacaşar köyünde hemen her evde 50 ton civarında patates depoda duruyor. Adana’da yeni ürün başladı, bunlar artık tamamen çöp,” dedi. Yaptığı yatırımın da zarar olduğunu söyleyen Işık, “Ben bu depoyu yaklaşık 2 milyon maliyetle yaptım. Bu patatesi depoya koymanın bile bana 2 milyon zararı oldu. Elektrik parasını bile ödeyemedim” diye konuştu. “BU YIL EKMEYECEĞİM, HAMMALLIK YAPACAĞIM” Köyde başka üreticiler de aynı tabloyu yaşadıklarını anlattı. Bir üretici artık tarım yapmak istemediğini belirterek “Köylerin geneli aynı durumda. Bu yıl bir şey ekmeyeceğim, hammallık yapacağım. Çiftçi bu kadar zarar edince artık patates ekmeyecek gibi görünüyor. Çoğu mısıra döndü. Bu patatesi 3 liraya bile satamadık” dedi. “KÖYLERDE İCRALAR BAŞLADI” Üreticilerin yaşadığı en büyük sorunlardan birinin kredi borçları olduğunu söyleyen Mustafa Işık, “Şu anda en büyük sıkıntı kredi. Küçük çiftçiye ÇKS yok diye kredi vermiyorlar. Çiftçinin yeniden ekim yapacak durumu kalmadı. Sosyal Güvenlik Kurumu borcun varsa kredi de çekemiyorsun. Kredi borçlarını ödeyebilmek için insanlar hayvanını satıyor. Köylerde icralar başladı. Tarlalar, evler bankalara geçti. Bazı evler satıldı, bazıları bankaların üzerinde duruyor. Özel bankalar daha da kötü davranıyor,” dedi. GÜRER: “BU MİLLİ SERVET ÇÖPE GİTMEMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ürünlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Patates iri ve kaliteli. Büyükşehirlerde en az 20 liraya satılan ürün burada 3 liraya bile alıcı bulamıyor. Depodaki patates çöp olmuş durumda. Artık ancak hayvan yemi olarak değerlendirilmeye çalışılıyor,” şeklinde konuştu. Türkiye’de yaşanan gıda israfına dikkat çeken Gürer, “Daha önce de iktidara seslendim. Bu milli servet sadece bir kişinin ürünü değil, ülkenin değeridir. Bunların çöp olmaması gerekiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 23 milyon ton gıda israf ediliyor. Bunun önemli bir kısmı da tarladan depoya gelip değer bulamayan ürünlerden oluşuyor. Buna mutlaka çözüm üretilmeli,” dedi. “ÇİFTÇİNİN CİĞERİ YANIYOR” Çiftçinin yaşadığı ekonomik yıkımı anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçinin ciğeri yanıyor. İcra geliyor, tarlası gidiyor, traktörü gidiyor. Patatesten para kazanamıyor. Çoluk çocuk bir süre dayanıyorlar, sonra şehirlere gidip asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar. Oysa bu insanlar üretmeli. Çiftçilerin içine düşürüldüğü durum ülkenin geleceği açısından da büyük risk,” diye konuştu. Patates üreticisinin desteklenmemesi halinde tüketicinin de ağır bedel ödeyeceğini belirten Gürer, “Bugün üretici patates üretmese büyükşehirde yaşayan insanlar patatesin kilosunu 100 liraya almak zorunda kalırdı. Şu patates 3 liraya satılamaz mı? Bu ülkenin kamu kuruluşları ne için var? Tarım Kredi Kooperatifleri, Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiden bu ürünü alsın. Alamayan fakir fukara vatandaşlara dağıtılsın,” dedi. “KİMSENİN KONUŞACAK HÂLİ KALMAMIŞ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, köylerde yaşanan ekonomik çöküşün artık sosyal bir yıkıma dönüştüğünü belirterek, “Yıllardır bu insanlar aynı sorunu yaşıyor. Köy kahvesinde gördük, herkes aynı durumda. Kimsenin konuşacak hali kalmamış. Cepler boş, insanlar perişan. Özellikle kredi meselesi çiftçiyi çok sıkıştırıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu primini ödeyemeyen çiftçinin yakasına banka da yapışıyor. ‘Önce borcunu öde, sonra kredi verelim’ diyorlar. Peki bu insan borcunu nasıl ödeyecek? Ürettiği ürün bu haldeyken nasıl ayakta kalacak?” “KREDİ VERİYORLAR AMA NAKİT VERMİYORLAR” Mustafa Işık ise kredi sistemine tepki göstererek yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle anlattı: “Ben krediye başvurdum. Kredi onaylanıyor ama parayı karta yatırıyorlar. Gübre al, yem al diyorlar. Benim nakit paraya ihtiyacım var. Bana kredi veriyorsan nakit vermen lazım. En büyük sorun bu. Ben bu işi yeniden krediyle çevirmek zorundayım.” “PATATES ARTIK HAYVAN YEMİ OLDU” Depolardaki ürünlerin artık hayvan yemi olarak değerlendirildiğini söyleyen CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Gördüğünüz gibi depolardaki çuvallar adeta tarlanın içine taşınmış gibi duruyor. Patateste durum vahim. Bu ürün artık hayvan yemine dönüşmüş durumda” diye konuştu. Fransa örneği üzerinden tarımdaki plansızlığa dikkat çeken Gürer, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var ama Türkiye’den daha fazla süt alıyorlar. Çünkü hayvanın yemesi gereken kaliteli yemi veriyorlar. Bizde ise elde kalan patates hayvan yemi yapılarak hiç olmazsa zarar azaltılmaya çalışılıyor,” dedi.

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması Haber

Kuzey Ege Zeytinyağında Ortak Akıl Buluşması

AGROAYVALIK 2026 Kuzey Ege Tarım ve Hayvancılık Fuarı kapsamında düzenlenen Zeytin Üretim Zirvesi, Kuzey Ege’nin zeytin ve zeytinyağı sektörünü aynı masa etrafında buluşturdu. Tarım Gazetecileri ve Yazarları Derneği (TAGYAD) Başkanı İsmail Uğural koordinasyonunda gerçekleştirilen zirvede, bölgenin ticaret odası başkanları zeytinyağında küresel marka olmanın yol haritasını çizdi. “Kuzey Ege Zeytinyağında Küresel Marka Yolculuğu: Coğrafi İşaret Yönetimi ve Lisanslı Depoculuk” başlıklı oturumun moderatörlüğünü Dr. Hakkı Çetin yaptı. Oturuma, Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ve Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol konuşmacı olarak katıldı. Başkanlar, coğrafi işaretin korunmasından lisanslı depoculuğa, ürün kimliğinden uluslararası pazarlamaya kadar birçok stratejik konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. “Coğrafi işaret yalnızca bir logo değil, güven sistemi” Oturumda ilk sözü alan Ayvalık Ticaret Odası Başkanı Ali Uçar, Türkiye’de coğrafi işaretli ürünlerin gerçek değerine henüz ulaşamadığını söyledi. Avrupa’da coğrafi işaretli ürünlerin standart ürünlerin iki katı fiyatına satıldığını hatırlatan Uçar, Türkiye’de ise sistemin daha çok başlangıç aşamasında olduğunu ifade etti. Ayvalık zeytinyağının önemli bir marka gücüne sahip olduğunu ancak aynı zamanda en fazla taklit edilen ürünlerden biri haline geldiğini belirten Başkan Uçar, özellikle sosyal medya ve e-ticaret platformlarında denetimsiz satışların ciddi bir sorun oluşturduğunu söyledi. Uçar, “Tüketici çoğu zaman ürünün gerçekten coğrafi işaret kriterlerini taşıyıp taşımadığını bilmiyor. Coğrafi işaret yalnızca bir logo değildir. O ürünün üretiminden ambalajına kadar belirli standartlarla üretildiğinin garantisidir” dedi. Coğrafi işaretli ürünlerde denetim, tanıtım ve izlenebilirlik sisteminin büyük önem taşıdığını vurgulayan Uçar, üreticiye katma değer sağlamayan bir coğrafi işaret modelinin sürdürülebilir olmayacağını söyledi. “Üretici coğrafi işareti neden kullanmak istesin? Ona ekonomik bir avantaj sağlaması lazım. Bunun için de ürün kimliği oluşturulmalı, izlenebilirlik sistemi kurulmalı ve kalite belgelenmeli” diye konuştu. “Premium marka yaratmadan dünya raflarına giremeyiz” Ali Uçar, dünya pazarında güçlü olabilmek için yalnızca kaliteli üretimin yeterli olmadığını belirterek ürün hikâyesinin de oluşturulması gerektiğini söyledi. Toskana örneğini veren Uçar, “Orada ürünün hangi bahçeden toplandığı, hangi üreticiden çıktığı, hangi kimyasal değerlere sahip olduğu tüketiciye anlatılıyor. Bizim de premium marka oluşturabilmemiz için bunu yapmamız gerekiyor” dedi. Ayvalık’ta şu anda çok sayıda markanın aynı anda coğrafi işareti kullandığını belirten Uçar, bunun tarihi bir gelişme olduğunu söyledi. Uçar, “Ayvalık Ticaret Odası çatısı altında kümelenme modeli oluşturmak istiyoruz. Kendi içimizde birlikteliği sağladığımızda Kuzey Ege markasını çok daha güçlü hale getirebiliriz” ifadelerini kullandı. “Lisanslı depoculuk zeytinyağının bankacılık sistemi olacak” Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin ise lisanslı depoculuk sisteminin Türkiye’de tarım ticaretini değiştirecek çok önemli bir adım olduğunu söyledi. Dünyada zeytinyağı depolama sistemlerinin büyük ölçüde kooperatifler tarafından yürütüldüğünü anlatan Çetin, İspanya’daki örnekleri paylaşarak Türkiye’de ilk kez böyle bir yapının kurulmaya çalışıldığını belirtti. Çetin, lisanslı depoculuğu “zeytinyağının bankacılık sistemi” olarak tanımlayarak şunları söyledi: “Üretici yağını lisanslı depoya koyacak. Ürün analizlerden geçecek. Ardından elektronik ürün senedi oluşturulacak. Üretici isterse ürününü borsada satabilecek, isterse bekletecek, isterse bankaya gidip uygun faizli kredi kullanabilecek. Bu sistem tamamen üreticinin lehine çalışacak.” Bugün zeytinyağı piyasasında sağlıklı bir fiyat mekanizmasının oluşmadığını ifade eden Çetin, lisanslı depoculuk sayesinde ürünün gerçek değerinin ortaya çıkacağını söyledi. “Artık herkes bir kurumun fiyat açıklamasını beklemeyecek. Piyasa kendi değerini oluşturacak. Üretici de ihracatçı da neyle karşı karşıya olduğunu görecek” dedi. Bergama’dan Çanakkale’ye uzanan ortak proje Lisanslı depoculuk projesinin yalnızca Körfez’i değil, geniş bir bölgeyi kapsadığını ifade eden Çetin, projeye Balıkesir Valiliği ve Güney Marmara Kalkınma Ajansı başta olmak üzere çok sayıda kurumun destek verdiğini söyledi. Ayvalık Ticaret Odası, Edremit Ticaret Odası ve Burhaniye Ticaret Odası öncülüğünde yürütülen çalışmanın zaman içerisinde Bergama’dan Çanakkale’ye kadar genişleyen bir yapıya dönüştüğünü ifade eden Çetin, şirketin kurulduğunu ve ruhsat aşamasına gelindiğini açıkladı. Çetin, “Bu proje yalnızca depolama değil, aynı zamanda ürün envanteri oluşturacak. Türkiye’de şu an ne kadar yağın nerede olduğunu tam olarak bilmiyoruz. Lisanslı depoculuk sistemiyle bu veri de ortaya çıkacak” dedi. “Kuzey Ege markasını birlikte büyüteceğiz” Burhaniye Ticaret Odası Başkanı Hasan Varol ise Kuzey Ege’nin zeytinyağında ortak bir kültüre sahip olduğunu vurgulayarak, geçmişte coğrafi işaret süreçlerinin ayrı ilerlediğini ancak bugün güçlü bir birlikteliğin oluştuğunu söyledi. Varol, “Ayvalık, Burhaniye, Edremit, Havran ve Gömeç arasında ürün kalitesi açısından büyük fark yok. Biz bugün Kuzey Ege markasını birlikte büyütmeye çalışıyoruz. Geçmişte tek bir coğrafi işaret çatısı altında birleşilebilseydi bugün çok daha güçlü bir noktada olabilirdik” diye konuştu. “Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor” Hasan Varol, Burhaniye Ticaret Odası bünyesinde kurulan akredite laboratuvar sayesinde dünya standartlarında analiz yapılabildiğini belirtti. Coğrafi işaretin ancak güçlü denetim sistemiyle korunabileceğini söyleyen Varol, ürün kalitesinin depolama aşamasında da korunmasının büyük önem taşıdığını ifade etti. “Bizim ürünümüz çok değerli ama aynı zamanda çok hassas. Yanlış depolandığında bütün kalite kaybolabiliyor. Lisanslı depoda ise ürün sigortalı, analizli ve kontrollü olacak. Dünya artık belgeli ve izlenebilir ürün istiyor. Biz de bu sisteme geçmek zorundayız” diyen Varol, lisanslı depoculuk sisteminin ihracatta da büyük avantaj sağlayacağını dile getirdi. “Dünyada örneği olmayan bir modeli kuruyoruz” Kurulacak lisanslı zeytinyağı deposunun bir ilk olacağını ifade eden Varol, projenin başlangıçta zorluklar yaşayabileceğini ancak uzun vadede sektöre yön vereceğini söyledi. Varol, “Örnek bir lisanslı zeytinyağı depoculuğu yok. Biz ilkini yapmaya çalışıyoruz. Belki ilk yıllarda zorluk yaşayacağız ama bu model Türkiye’ye örnek olacak. Sonrasında farklı bölgelerde de benzer sistemler kurulacak” dedi. Zirvede yapılan değerlendirmelerde, coğrafi işaretin yalnızca bir tescil belgesi olmadığı, aynı zamanda kaliteyi, güveni ve bölgesel kalkınmayı temsil ettiği vurgulanırken, Kuzey Ege’nin ortak hareket ederek dünya zeytinyağı pazarında çok daha güçlü bir konuma ulaşabileceği mesajı verildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.