Hava Durumu

#Tarım Alanları

Kırsal Haber - Tarım Alanları haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Alanları haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "GES Tarım Arazileri İle Meraları Tüketiyor" Haber

Gürer: "GES Tarım Arazileri İle Meraları Tüketiyor"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer TBMM’de tapu kanunda değişiklerle ilgili yaptığı konuşmada vatandaşın yaşadığı sorunlara dikkat çekti. Gürer “GES'e karşı değiliz ama kalkıp da meralara, tarım arazilerine GES yapılıyor, verimsiz, işe yaramayacak yerlere değil en güzel alanlar neredeyse gidip oraya GES yapılır oldu, GES yapılan yerde de tarım bitiyor. Niğde ili Bor ilçesinde Badak'a, Seslikaya'ya gittiğiniz zaman arazi görülmüyor, GES'le ilgili yapılan yatırımlardan dolayı bölge farklılaşmış. Bunun yanında, Edikli, Orhanlı, Konaklı, Ovacık, Aktaş arazilerimizde de GES'e yönelik direk dikim işleri başlayınca tarım alanları delik deşik oldu,” dedi. MÜLK SAHİBİ DERTLİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “ Vatandaşlar diyorlar ki: Bizim tarım arazilerinde bize danışılmıyor, mülk sahibine danışılmadığı, gelişigüzel planlanan uygulama sürdürülüyor. Şu anda elektrik hattı direk kazı çalışmaları yapılıyor ama bununla ilgili kadastro çalışması yapılmadan bedel tespiti ve işgal edilen araziyle ilgili kurum ve komisyonlarca kıymetlendirilip yer işgal ücreti ya da kamulaştırma bedeli dahi belirlenmeye gerek duyulmadan işlemler yapılıyor. Bu da doğal olarak bölgedeki yurttaşların tepkisini çekiyor. 200-250 metre mesafede, dikilen her noktada fiziksel olarak işgal söz konusu, zarar gören mahsullerle ilgili bedel ödeneceği belirtiliyor ama bu tarım arazilerinin işgal sonrası o bölgedeki ortaya çıkan durumunun da bir bedeli olmalı. Bu bedelle ilgili şu ana kadar yurttaşlara bir açıklama yapılmamış. Vatandaşın malını işgal etmek bir hukuksuzluk, bu bağlamda düzenlemeye ihtiyaç var. Onun için de buradan yetkilileri uyarıyorum: Tarım alanlarında ortaya çıkan bu işgallerin ne olacağı konusunda bölgedeki insanlarımız, çiftçimiz, tarım arazisinin sahipleri bilgilendirilmeli.” Dedi. KASABA KÖYLERDE KADASTRO SORUNU CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “ Niğde ilinde bazı köylerimizde kadastral sorunlar var. Bununla ilgili Çevre Bakanlığına verdiğim soru önergelerine yanıtlarda deniyor ki: "On yıla yakın süre geçti, öyle olunca bunlar kesinleşti." Ama o dönemlerde itiraz etmeyen vatandaşların bölge arazilerinin çok verimli olmamasının da etkisiyle kimin kimin arazisini ektiğine çok bakmamışlar. Bugün arazi değerlenince doğal olarak kendi arazisi sandığı yere gelip bakıyor ki başkasının üzerine tapu kadastro yazılmış, itiraz ediyor. Bununla ilgili bir düzenleme yapılması lazım. Keçikalesi, Karakapı gibi kasabaların yanında Beyazkışlakçı köyümüz gibi bu konuda çok şikâyet aldığımız yer var, bir yerde vatandaş geriliyor. Eğer yasal anlamda geçmişte yapılmış hatalar varsa bunların telafi edilmesi doğru olan. O anlamda yapılması gereken de hukuki sebeplere dayalı itirazlar varsa yeniden değerlendirme yapmak. "Ya, bu oldubitti." demek oradaki sorunların daha da derinleşmesine yol açar. Eğer bir yerde tapuyla ilgili bir itiraz varsa buna bakılmalı. Tapu Kanunu geliyor, burada değerlendiriliyor ama vatandaşın taleplerini içeren, o anlamda da çözüm getirecek düzenlemeleri pek göremiyoruz. Aslında bazıları da kararnameyle bile hallolacak konuları içeriyor. “ dedi. MECLİS HALKIN SORUNLARINA EĞİLMELİ CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer “bölgemde tapu kadastroyla ilgili yaşanan sorunlara çözüm bulunması, tapulu olan arazilere uygulamayla enerjiye yönelik yapılan bu direkt ve benzeri tahribatlarda ortaya çıkan sorunların çözülmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda yetkilileri uyarma görevi olduğu için de uyarıyorum. Bu soruna Niğde bölgesinden bakın, insanların gerilmesi hatta birbirini olumsuz biçimde eleştirmesine yol açacak süreci doğru yönetin diyorum.”

Çiftçi Borcu 55 Aydır Kesintisiz Artıyor! Haber

Çiftçi Borcu 55 Aydır Kesintisiz Artıyor!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin bankalara olan borçlarının son 5 yılda katlanarak arttığını belirterek, “Çiftçilerin bankalara ve finans kuruluşlarına olan borcu son 5 yılda yaklaşık 10 kat artarak 1 trilyon 323 milyar liraya yükseldi. Piyasaya olan borçları ile 1,5 Trilyon borçla tarım kesimi üretmeye çalışıyor” dedi. Gürer, “2021 yılında 450 bin traktör eden çiftçi borcu bugün 1 milyon traktör fiyatını aştı. Son 55 aydır aralıksız artan borçlar nedeniyle takipteki alacaklar 4 kat artarken, Türkiye’nin farklı illerinde çiftçilerin traktörleri icra yoluyla satışa çıkarılmaya başlandı. Bankalar dışında borçları ile birlikte rekor borç ile tarım sürdürülmeye çalışılıyor,” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin borçlanmadan üretim yapamaz noktaya erdiğini belirterek tarım kesiminin desteklerinin artırılmasını gerektiğini ve 2026 yılı için belirlenen desteklerin savaşın yarattığı olumsuzluklar da dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. ÇİFTÇİ BORCU 55 AYDIR KESİNTİSİZ ARTIYOR Çiftçilerin bankalara olan kredi borçlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2021 yılının Temmuz ayından bu yana çiftçi borçlarının kesintisiz arttı. Bu, çiftçinin tam 55 aydır kesintisiz borçlandığını gösteriyor. Tarım kesimi rekor borca rağmen beklediği verimi üretimi alamadıkça kredi geri ödemede sıkıntı yaşıyor ve icralık çiftçi sayı da artıyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, çiftçi borçlarının ulaştığı boyuta dikkat çekerek, “2021 yılının Şubat ayında çiftçilerin bankalara olan borcu 134 milyar 892 milyon lira idi. 2025 yılının bu borç 935 milyar 936 milyon liraya, 2026 yılının Şubat ayında ise 1 trilyon 323 milyar 343 milyon liraya yükseldi. Son beş yılda çiftçinin borcu 1 trilyon 188 milyar 451 milyon lira arttı. Bu artış son beş yılda yaklaşık yüzde 881 oranına erdi. Çiftçinin borcu yaklaşık 9,8 kat büyüdü. Piyasa borçları ile Cumhuriyet döneminde en yüksek borçlanmanın yaşandığı dönemdeyiz” diye konuştu. TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, yalnızca son bir yılda yaşanan artışın bile dikkat çekici olduğunu belirterek, “2025 yılında 935 milyar liraya çıkan çiftçi borcu, 2026 yılının Şubat ayında 1 trilyon 323 milyar liraya ulaştı. Yalnızca son bir yılda 387 milyar 407 milyon lira artış yaşandı. Bu artış son bir yılda yüzde 41,4 oranına denk geliyor. Bu tablo çiftçinin borç yükünün giderek ağırlaştığını gösteriyor” diye konuştu. BORÇ 450 BİN TRAKTÖRDEN 1 MİLYON TRAKTÖRE YÜKSELDİ Çiftçi borçlarını traktör fiyatları üzerinden değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2021 yılında bir traktör ortalama 300 bin lira idi. O dönemde çiftçinin toplam borcu yaklaşık 450 bin traktöre denk geliyordu. Aynı traktörün fiyatı 1 milyon 300 bin liraya çıktı. Buna rağmen çiftçinin toplam borcu 1 milyon 18 bin traktör seviyesine ulaştı. Bu da çiftçinin borcunun traktör bazında 2,3 kat arttığını gösteriyor,” diye konuştu. TAKİPTEKİ BORÇLAR 4 KAT ARTTI Çiftçilerin ödeyemediği için bankalar tarafından takibe alınan borçların da hızla arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, “2021 yılında çiftçilerin bankalar tarafından takibe alınan borcu 4 milyar 969 milyon lira idi. 2026 yılının aynı döneminde bu rakam 19 milyar 371 milyon liraya yükseldi. Takipteki borçlar 14 milyar 402 milyon lira arttı. Bu artış yüzde 290 oranında gerçekleşti. Yani çiftçi borcunu ödemede zorlanır hale geldi. İlaç, tohum, fide, sulama suyu, elektrik, mazot, işçilik, traktör gideri, sigorta, vergi, ahır gideri, biçerdöver, gübre, veteriner, aşı, bakım giderleri, nakliye, ve ürün alım fiyatları tarım kesiminin aleyhine gelişti ve giderlerin artan girdi maliyetleri sürmesi gelir gider dengesi bozulmasına neden oldu. Ani iklim değişiklikleri ve artan girdi fiyatları da daha az gübre, daha az sulama gibi sorunlarda rekolteyi ve verimi etkilemesi de sorunu derinleştirdi” dedi. TRAKTÖRLERE HACİZ UYGULANIYOR Türkiye'nin farklı illerinde çiftçilerin traktörlerine ve tarım alanlarına haciz uygulandığını belirten CHP’li Ömer Fethi Gürer, bu durumun üretimi doğrudan etkilediğini ifade etti. “Çiftçi üretmek için borçlanıyor. Ürettiği üründen kazanç sağlayamayınca borcunu ödeyemiyor. Bankalar traktörlere el koyuyor. Tarım alanı icra ile satışa sunuluyor. Traktörü ve tarım alanı giden çiftçi üretim yapamaz hale geliyor. Bugün Türkiye’nin çok sayıda ilinde icra daireleri tarafından traktörler ve tarım alanları satışa çıkarılıyor. Binlerce arazi yüzlerce traktör haciz kıskacında.” “ÇİFTÇİ BORÇLA AYAKTA DURUYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çiftçinin giderek daha ağır koşullarda üretim yaptığını belirterek, “Çiftçinin borç yükü hafifletilmeli, üretim desteklenmeli ve girdi maliyetleri düşürülmelidir. Tarım Kanunun 21.maddesine göre verilmesi gereken destek verilmelidir. Üretimin devamlılığı açısından çiftçilerin traktörlerinin ve tarım alanlarının haczedilmesinin önüne geçilmesi büyük önem taşımaktadır. Ayrıca çiftçilerin kredi borçlarına uygulanan faizler silinmeli ve mevcut borçlar en az üç yıl süreyle ertelenmelidir. Mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalıdır. Yem ve gübre sübvanse edecek uygulamaya geçilmelidir. Yeniden taban fiyat uygulamasına dönülmelidir Çiftçilerin savaş, kuraklık, don ve diğer olumsuz hava koşulları gibi en küçük risklerden dahi doğrudan etkilendiği göz önünde bulundurularak, üreticilere pozitif ayrımcılık yapılmalı ve daha güçlü destek mekanizmaları hayata geçirilmelidir.” diye konuştu.

Gediz Havzası’nda Kirlilik Artıyor Haber

Gediz Havzası’nda Kirlilik Artıyor

İzmir ve Manisa’nın ortak hazırladığı bilimsel rapor, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin su kaynakları, tarım alanları ve İzmir Körfezi üzerinde ciddi risk oluşturduğunu ortaya koydu. Uzmanlar, özellikle yeraltı sularında geri dönüşü zor etkiler konusunda uyarıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi, “Sağlıklı Körfez” hedefi doğrultusunda Gediz Nehri’ni mercek altına aldı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na iletilen deniz kirliliğine ilişkin ceza ve denetim yetkisi talebinin reddedilmesine rağmen, gemi kaynaklı kirliliği dron taramalarıyla tespit eden Büyükşehir, İzmir Körfezi’ndeki kirliliğin ana nedenlerinden biri olan Gediz Nehri’ndeki kirliliği ortaya koymak için de su analizlerini sürdürüyor. Gediz Nehri ve yan derelerinde yürütülen izleme faaliyetleri, kirliliğin yalnızca Körfez’i değil, doğrudan tarımsal üretimi ve yer altı su kaynaklarını da etkileyebileceğini işaret ediyor. İZSU ve Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) tarafından ortak yürütülen çalışmada havza genelinde elde edilen veriler, kirliliğin çok yönlü ve birikimli bir yapı gösterdiğine ve özellikle yeraltı suyu üzerindeki riske dikkat çekiyor. Aylık rapor hazırlanıyor Gediz Nehri’nde örneklemeler her ayın ilk haftasında yapılıyor. İzmir sınırında Gediz ana yatağı, Ağıldere ve Nif Çayı dahil 23, Manisa bölgesinde 36 örnekleme noktasından numune alınıyor. Kirlilik değişimleri düzenli ve anlık olarak izleniyor. İzmir’de analizler TÜRKAK akreditasyonlu İZSU Halkapınar Laboratuvarı’nda, Manisa’da ise MASKİ’nin akredite laboratuvarında yapılıyor. Elde edilen veriler aylık raporlar halinde değerlendiriliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yürüttüğü çalışmaya, Gediz Nehri’nin büyük bölümüne ev sahipliği yapan Manisa Büyükşehir Belediyesi de aylık raporlarıyla destek veriyor. İzmir ve Manisa’dan elde edilen veriler, yıllık bir raporda bir araya getirilerek Gediz’in kaynağından temiz çıkmasına rağmen kirlenmesine neden olan unsurlar, bir yıllık süreçte tespit edilecek. Böylece hem İzmir Körfezi’ni hem de bölge tarımını tehdit eden kirliliğe karşı daha güçlü ve etkili bir mücadele yürütülecek. Sulama riski büyüyor İZSU ve MASKİ verileri bir araya getirilerek bütüncül yaklaşımla yürütülen çalışmalar sonucu hazırlanan Ocak ve Şubat 2026 tarihli “Gediz Nehri ve Yan Derelerinin Kirlilik İzleme Raporu”, havzanın idari sınırlarla değil, ekosistem bütünlüğüyle ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Rapora göre Gediz 401 kilometrelik yaşam koridoru üzerinde sadece su taşımıyor; aynı zamanda sanayi, evsel atık ve tarımsal baskının izlerini de Körfez’e kadar sürüklüyor. Gediz Nehri’nin Manisa sınırları içerisine kirletilmiş olarak giriş yaptığı görülüyor. Ocak 2026 raporuna göre İzmir tarafında örneklenen Gediz ana kolundaki birçok noktada temel su kalite göstergeleri alarm veriyor. Toplam azot ve fosfor tüm örnekleme noktalarında sınır değerlerin üzerinde yer alırken, su kalitesi III. sınıf olarak sınıflandırılıyor. İletkenlik (tuzluluk) yine tüm noktalarda III. sınıf seviyesinde ölçülürken, kimyasal oksijen ihtiyacı (KOİ) ve biyolojik oksijen ihtiyacı (BOİ) gibi organik yük göstergelerinde çok sayıda noktada “orta kirlenmiş su” seviyesi tespit ediliyor. Raporda ayrıca bromür, alüminyum, demir ve bakır değerlerinin tüm örneklerde çevresel kalite sınırlarının üzerinde olduğu belirtiliyor. Bu durumun, nehirde hem organik yükün hem de endüstriyel ve tarımsal kaynaklı baskının eş zamanlı etkili olduğuna işaret ettiği ifade ediliyor. Kirlilik kaynakları Rapora göre, Gediz Havzası’nda yaygın ve kronik bir kirlilik yükü bulunuyor. İleri biyolojik arıtma tesisleri devreye alınsa da alıcı ortam üzerindeki diğer baskıların sürdüğü, bunun da özellikle endüstriyel kirliliğe işaret ettiği belirtiliyor. Raporda ayrıca, azot ve fosforun gübre kullanımındaki artıştan kaynaklandığı, atık su arıtma tesisi olmayan yerleşimlerde yeni tesislerin gerekli olduğu ve endüstriyel deşarjların daha sıkı denetlenmesi gerektiği ifade ediliyor. Gediz Nehri iki koldan Körfez’e ulaşıyor Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz’in Murat Dağı’ndan başlayarak Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir’den geçerek Ege Denizi’ne ulaştığını hatırlatarak, “Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor. Gediz Nehri ve yan dereleri Körfez’i kirleten 33 dereden biri. Kirliliğin parametrelerine baktığımızda tarımsal kaynaklı kirlilik var, sanayi kaynaklı kirlilik var, evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik var” dedi. Kurucu, nehrin tarihsel yatağına da dikkat çekerek, 1886’da yapılan müdahaleyle akışın değiştiğini, ancak eski yatağın da hâlen aktif olduğunu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiğini ifade etti. Tarımda risk büyüyor Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise Emiralem Boğazı’ndan sonra kirlilik yükünün arttığını belirterek, “Artık bu su içme suyu olarak kullanılamayacağı gibi hayvanlara verilmesi de mümkün değil” dedi. Kurucu, Gediz’in özellikle Manisa, Menemen ve Foça gibi tarımsal alanlarda sulamada kullanıldığını ancak kirlilik nedeniyle riskin büyüdüğünü vurguladı. Kurucu, Gediz’den sulama yapılamadığını, Menemen Ovası’ndaki çiftçilerin de sulama suyundan kaynaklı verim kaybı ve toprakta bozulma şikâyetlerini dile getirdiğini aktararak, “Organik kirleticiler ve ağır metaller toprakta birikim yapabildiği gibi, maalesef yaprağı yenen bitkilere de özellikle doğrudan bulaşım yapabiliyor” dedi. Önlem alınmazsa Gediz, kirli su kanalına dönüşebilir Prof. Dr. Yusuf Kurucu, Gediz Nehri’ndeki kirliliğin önlenmemesi halinde nehrin doğal yapısını tamamen kaybedebileceği uyarısında bulundu. Kurucu, “Gediz Nehri kalır ama bu haliyle ona nehir demek doğru olmaz. Atık suyun ya da koyu renkli kirli suyun aktığı bir kanala dönüşür” şeklinde konuştu. Gediz’in yalnızca insanlar için değil, kuşlardan balıklara, sucul bitkilerden diğer canlılara kadar geniş bir ekosisteme ev sahipliği yaptığını belirten Kurucu, “Şu anda bu yaşamı kaybetmeye devam ediyoruz. Gediz Nehri’ne bağlanan Nif Çayı çevresinde ağır koku ve sinek sorunu var” ifadelerini kullandı. Kurucu, geçmişte Gediz ve kollarında balık türlerinin bulunduğunu hatırlatarak, “Bu doğal yapı son 30-35 yılda kaybedildi” dedi. Hangi önlemler alınmalı? Prof. Dr. Yusuf Kurucu ise kirliliğin başlıca kaynağının sanayi olduğunu, ikinci sırada ise tarımın yer aldığını belirterek, “Sanayi–tarım çatışması var. Çiftçi daha çok üretmek ve geçinebilecek düzeyde kazanmak için verimli üretmesi gerekiyor. Bunun için de kimyasal gübre kullanımını artırıyor. Hayvancılık tesisleri dağınık ve gübre yönetimi denetlenemiyor. Üreticiler gübre ve çiftlik sularını dere yataklarına bırakmamalı, Tarım ve Orman Bakanlığı nitrat kirliliğine karşı acil önlem almalı” açıklamasını yaptı. Yeraltı sularına dikkat Prof. Dr. Yusuf Kurucu, aylık izleme sisteminin sürecin en önemli adımı olduğunu belirterek, “Bu sadece bir fotoğraf değil, her ay tekrarlanan bir izleme olacak. Böylece Gediz ve kollarına ilişkin aylık kirlilik bülteni oluşturulacak. Kirletici kaynakların azaltılması halinde nehir birkaç yıl içinde toparlanabilir. 3-5 yıl içinde Gediz’de yeniden canlılığı görmeye başlayabiliriz. Ancak yeraltı suyu kirliliği geri döndürülemez. Yeraltı suyuna eğer nitrat, ağır metal bulaşıyorsa durum çok riskli hale geliyor. Yeraltı suyunu yüzeye çıkarıp arıtıp tekrar aşağıya indirmek gibi bir uygulama yok. Bu yüzden en kritik eşik, sözün bittiği, bıçağın kemiğe dayandığı yer yeraltı suyu kirliliğidir” ifadelerini kullandı. Gediz için çağrı İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bakanlıklarla ortak çalışmalara hazır olduğunu belirten Prof. Dr. Yusuf Kurucu, yalnızca kurumlara değil topluma da önemli sorumluluk düştüğünü söyledi. Kurucu, “Mesele artık bugünün değil, gelecek nesillerin yaşam hakkı. Ben gelecek nesillere bir bardak temiz su bırakmayı hedefleyen bir anlayışla bu sorumluluğu taşıyorum. Bu kaynağı kirleten herkesten de bu sorumluluğu taşımasını rica ediyorum. Gediz’in suyu çok kirli; Körfez’i de kirletiyor, sulama yapılan topraklarda çoraklaşmaya neden oluyor” dedi. Kurucu, kirliliğin etkisinin geniş bir alanı kapsadığını vurgulayarak, “Çarpan etkisi var. Bunu engellemek için herkes elini taşın altına koymalı. Biz çocuklarımızın, torunlarımızın suyunu, toprağını ve körfezini kirletiyoruz” ifadelerini kullandı.

Ekili ve Dikili Tarım Alanları İhmal Altında! Haber

Ekili ve Dikili Tarım Alanları İhmal Altında!

Adana'da son dönemde etkili olan aşırı yağışların ardından barajdan Seyhan Nehri'ne kontrollü bırakılan su, ekili ve dikili tarım arazilerini, köy evleri ve ahırlarını sular altında bıraktı. Mağdur köylüler ve üreticilerle buluşan CHP Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Ayhan Barut, yaşananların tümüyle ihmal, plansızlık, işbilmezlik ve öngörüsüzlükle ilgili olduğunu belirterek iktidarı sert sözlerle eleştirdi. Zararın hızla tespit edilerek mağduriyetin giderilmesini isteyen Barut, "İktidarın işbilmezliğinin, plansızlığının, öngörüsüzlüğünün faturasını yine vatandaşlar, özellikle çiftçilerimiz çekiyor" dedi. Mağdurlar da zararların karşılanmasını isterken, sorumluların da görevden alınıp hesap vermesini talep etti. "OLAN HEP ÇİFTÇİYE OLUYOR" Taşkın sonucu Seyhan Nehri'nin sular altında kalan her iki yakasında da üreticiler ve köylülerle bir araya gelip incelemelerde bulunan Ayhan Barut, sorunları ve talepleri dinledi. Yaşanan mağduriyete tanıklık eden Barut, "Olan hep çiftçiye oluyor. Dolu oldu, çiftçiyi vurdu, zirai don oldu, yine olan çiftçiye oldu. Şimdi de bölgemizde aşırı yağışların ardından barajlardan bırakılan su ekili ve dikili alanlara doldu. Şu anda Adana'da Seyhan Nehri'nin her iki yakasında da ekili ve dikili tarım alanları su altında kaldı. Narenciye bahçeleri de, buğday tarlaları da, evler de su altında kaldı. Bu iktidarın işbilmezliğinin, plansızlığının, öngörüsüzlüğünün faturasını yine vatandaşlar, özellikle çiftçilerimiz çekiyor" diye konuştu. "AFET BÖLGESİ İLAN EDİLSİN" Kuraklık, zirai don, dolu yağışı ve aşırı sıcak afetlerini anımsatan Ayhan Barut, zarar tespiti ve destek çağrıları yaparken şunları kaydetti "Çiftçinin 2025 yılından bu yana süre gelen talihsizliği devam ediyor. Tarla ve bahçeleri basan, şimdi boşa akan bu suyun her damlası çok önemli. Öngörü olsa, kuraklık zamanlarında değerlendirmek lazımdı bu suyu. Ama maalesef planlayamadıkları için suyu salıp denizlere akıtıyorlar. Denize akarken de etrafındaki her şeyi ve yeri tahrip ederek akıyor. İktidar bir an önce buradaki çiftçilerin ve vatandaşların zararlarını karşılamalıdır. Bu kadar plansızlık, öngörüsüzlük olmaz. Çiftçinin hem yaşam alanları, hem de ekili-dikili alanları tamamen su altında kaldı. Bu bölgenin derhal afet bölgesi ilan edilmeli. Hızlı bir şekilde evi, ekili-dikili alanları, ahırları, tarımsal ekipmanları zarar gören üreticilerin ve vatandaşların zararları tespit edilmeli ve hızla zararları karşılanmalıdır. Üreticilerimizin ve vatandaşlarımızın sesini duyun." Yaşanan vahim durumla ilgili mağduriyetlerini ve çözüm taleplerini anlatan üretici köylüler ise soruna neden olan sorumluların da görevden alınmasını istedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.