Hava Durumu

#Tarım Kredi

Kırsal Haber - Tarım Kredi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Kredi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Binlerce Ton Patates Hayvan Yemi Oldu'' Haber

Gürer: ''Binlerce Ton Patates Hayvan Yemi Oldu''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ağcaşar köyünde patates üreticileriyle bir araya geldi. Üreticiler, “Üretiyoruz, sonuçta ise ürün depoda çürüyor. Bu durumu gören yok” dediler. Ağcaşar köyünde patates üreticisi Mustafa Işık patatesin değer bulamadığını, büyükşehirde yüksek fiyata satılan ürünün köyde 3 liraya bile alıcı bulamadığını ve yüzlerce ton ürünün çürümeye terk edildiğini anlattı. Depolarda dökme yada çuvallar dolusu patatesin beklediğini belirten Gürer, “Niğde’de bu yıl yine patates depoda kaldı. Yaklaşık 200 bin ton patates ne yazık ki çöp oldu. 2025 yılında patates tarlada tüccar gelmediği için üreticimiz bir umutla ürününü depolara kaldırdı. Ancak depoya kaldırılan patatesler için de alım gerçekleşmeyince ürünler çürümeye başladı” dedi. “BÜYÜKŞEHİRDE 20 LİRA, KÖYDE 3 LİRAYA ALICI YOK” Patates üreticisinin büyük bir mağduriyet yaşadığını söyleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “büyükşehirlerde kilosu en az 20 liraya satılan patates ya hayvan yemi oluyor ya çürüyor ya da sokağa atılarak tamamen değersiz hale geliyor. Oysa ülkemizde patates her alanda kullanılabilecek bir ürün. Yemeklik olur, sanayide kullanılır, işlenmiş ya da dondurulmuş gıdaya dönüştürülebilir. Ancak Niğde bölgesi yaklaşık 1 milyon ton patates yetiştiriyor ve bu patatesler çöp olmaktan kurtulamıyor” diye konuştu. Patates üretimiyle ilgili yıllardır aynı sorunların yaşandığını vurgulayan Gürer, “Patatesle ilgili daha önce çağrıda bulunmuştuk. Tarım Kredi Kooperatifleri ve Toprak Mahsulleri Ofisi alıma girsin, üretici mağdur edilmesin demiştik. 1999 yılında da yaklaşık 6,5 milyon ton patates üretiliyordu, bugün 2025’e geldik yine aynı miktarlarda üretim var. Nüfus artmasına rağmen patatesin yemeklik ya da sanayide kullanım alanı artırılmadığı için üretici ortada kalıyor. Küçük aile tipi işletmeler büyük sorun yaşıyor. Büyük şirketler bu işi kendi içinde koordine ediyor, onlar para kazanıyor ama üretici mağdur oluyor.” “ÜÇ YILDA BATTIM” Patates üreticisi Mustafa Işık ise yaşadığı ekonomik çöküşü anlattı. Çiftçiliğe umutla başladığını ancak kısa sürede büyük zarar ettiğini belirten Işık, “kendi işimde çok iyiydim ama bu süreçte battım. Bu iş artık toparlanmaz hale geldi,” dedi. Girdi maliyetlerinin katlandığını belirten Işık, özellikle gübre fiyatlarındaki artışa dikkat çekerek, “İki sene önce gübreyi 4 liraya alıyorduk, bu sene 22 liraya aldık. Eğer bu patatesin ihracatı olmazsa çiftçi ayakta duramaz. Kimse yardım etmiyor. Ürünü 10 ay depoda beklettim. Şimdi ‘Keşke satsaydın’ diyorlar ama alan yoktu. Şirketler çok büyük üretim yaptığı için bizim köylerde sıkıntı başladı,” ifadelerini kullandı. “200 TON PATATES ÇÖP OLDU” Mustafa Işık, depolardaki ürünlerin büyük bölümünün artık kullanılamaz hale geldiğini belirterek, “Benim burada yaklaşık 200 ton patatesim çöp oldu. Şu anda 100 ton kadar var. Bir kısmını dağıttım, bir kısmını hayvanlara verdim. Ağacaşar köyünde hemen her evde 50 ton civarında patates depoda duruyor. Adana’da yeni ürün başladı, bunlar artık tamamen çöp,” dedi. Yaptığı yatırımın da zarar olduğunu söyleyen Işık, “Ben bu depoyu yaklaşık 2 milyon maliyetle yaptım. Bu patatesi depoya koymanın bile bana 2 milyon zararı oldu. Elektrik parasını bile ödeyemedim” diye konuştu. “BU YIL EKMEYECEĞİM, HAMMALLIK YAPACAĞIM” Köyde başka üreticiler de aynı tabloyu yaşadıklarını anlattı. Bir üretici artık tarım yapmak istemediğini belirterek “Köylerin geneli aynı durumda. Bu yıl bir şey ekmeyeceğim, hammallık yapacağım. Çiftçi bu kadar zarar edince artık patates ekmeyecek gibi görünüyor. Çoğu mısıra döndü. Bu patatesi 3 liraya bile satamadık” dedi. “KÖYLERDE İCRALAR BAŞLADI” Üreticilerin yaşadığı en büyük sorunlardan birinin kredi borçları olduğunu söyleyen Mustafa Işık, “Şu anda en büyük sıkıntı kredi. Küçük çiftçiye ÇKS yok diye kredi vermiyorlar. Çiftçinin yeniden ekim yapacak durumu kalmadı. Sosyal Güvenlik Kurumu borcun varsa kredi de çekemiyorsun. Kredi borçlarını ödeyebilmek için insanlar hayvanını satıyor. Köylerde icralar başladı. Tarlalar, evler bankalara geçti. Bazı evler satıldı, bazıları bankaların üzerinde duruyor. Özel bankalar daha da kötü davranıyor,” dedi. GÜRER: “BU MİLLİ SERVET ÇÖPE GİTMEMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ürünlerin değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Patates iri ve kaliteli. Büyükşehirlerde en az 20 liraya satılan ürün burada 3 liraya bile alıcı bulamıyor. Depodaki patates çöp olmuş durumda. Artık ancak hayvan yemi olarak değerlendirilmeye çalışılıyor,” şeklinde konuştu. Türkiye’de yaşanan gıda israfına dikkat çeken Gürer, “Daha önce de iktidara seslendim. Bu milli servet sadece bir kişinin ürünü değil, ülkenin değeridir. Bunların çöp olmaması gerekiyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 23 milyon ton gıda israf ediliyor. Bunun önemli bir kısmı da tarladan depoya gelip değer bulamayan ürünlerden oluşuyor. Buna mutlaka çözüm üretilmeli,” dedi. “ÇİFTÇİNİN CİĞERİ YANIYOR” Çiftçinin yaşadığı ekonomik yıkımı anlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçinin ciğeri yanıyor. İcra geliyor, tarlası gidiyor, traktörü gidiyor. Patatesten para kazanamıyor. Çoluk çocuk bir süre dayanıyorlar, sonra şehirlere gidip asgari ücretle çalışmak zorunda kalıyorlar. Oysa bu insanlar üretmeli. Çiftçilerin içine düşürüldüğü durum ülkenin geleceği açısından da büyük risk,” diye konuştu. Patates üreticisinin desteklenmemesi halinde tüketicinin de ağır bedel ödeyeceğini belirten Gürer, “Bugün üretici patates üretmese büyükşehirde yaşayan insanlar patatesin kilosunu 100 liraya almak zorunda kalırdı. Şu patates 3 liraya satılamaz mı? Bu ülkenin kamu kuruluşları ne için var? Tarım Kredi Kooperatifleri, Toprak Mahsulleri Ofisi üreticiden bu ürünü alsın. Alamayan fakir fukara vatandaşlara dağıtılsın,” dedi. “KİMSENİN KONUŞACAK HÂLİ KALMAMIŞ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, köylerde yaşanan ekonomik çöküşün artık sosyal bir yıkıma dönüştüğünü belirterek, “Yıllardır bu insanlar aynı sorunu yaşıyor. Köy kahvesinde gördük, herkes aynı durumda. Kimsenin konuşacak hali kalmamış. Cepler boş, insanlar perişan. Özellikle kredi meselesi çiftçiyi çok sıkıştırıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu primini ödeyemeyen çiftçinin yakasına banka da yapışıyor. ‘Önce borcunu öde, sonra kredi verelim’ diyorlar. Peki bu insan borcunu nasıl ödeyecek? Ürettiği ürün bu haldeyken nasıl ayakta kalacak?” “KREDİ VERİYORLAR AMA NAKİT VERMİYORLAR” Mustafa Işık ise kredi sistemine tepki göstererek yaşadığı sıkıntıyı şu sözlerle anlattı: “Ben krediye başvurdum. Kredi onaylanıyor ama parayı karta yatırıyorlar. Gübre al, yem al diyorlar. Benim nakit paraya ihtiyacım var. Bana kredi veriyorsan nakit vermen lazım. En büyük sorun bu. Ben bu işi yeniden krediyle çevirmek zorundayım.” “PATATES ARTIK HAYVAN YEMİ OLDU” Depolardaki ürünlerin artık hayvan yemi olarak değerlendirildiğini söyleyen CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Gördüğünüz gibi depolardaki çuvallar adeta tarlanın içine taşınmış gibi duruyor. Patateste durum vahim. Bu ürün artık hayvan yemine dönüşmüş durumda” diye konuştu. Fransa örneği üzerinden tarımdaki plansızlığa dikkat çeken Gürer, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var ama Türkiye’den daha fazla süt alıyorlar. Çünkü hayvanın yemesi gereken kaliteli yemi veriyorlar. Bizde ise elde kalan patates hayvan yemi yapılarak hiç olmazsa zarar azaltılmaya çalışılıyor,” dedi.

CHP'li Gürer: "Günde Bir Dilim Peynirin Aylık Maliyeti 2 Bin 640 TL!" Haber

CHP'li Gürer: "Günde Bir Dilim Peynirin Aylık Maliyeti 2 Bin 640 TL!"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatif Marketlerinde yılbaşından bu yana süt ve süt ürünlerine gelen zamlarla artan fiyatlara dikkat çekti. Gürer, "Sadece dört ay içinde temel gıda olan peynire gelen zamlar peyniri lüks haline getirdi. Vatandaşın değişmez katığı olan ekmek-peynir, artık dar gelir için hesap kitap yaparak tüketeceği ürün noktasına erdi. Tüketici için porsiyon küçülürken, lokantada tabağın boyutunu küçültmeye doğru gidildiği günlere geldik," dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, doğrudan üretici ve tüketiciyi koruması beklenen Tarım Kredi Marketlerindeki fiyat değişimlerini analiz ederek, gıda enflasyonunun geldiği noktayı verilerle değerlendirdi. 2026 yılının başındaki etiketler ile güncel Nisan ayı fiyatlarını karşılaştıran Gürer, süt ürünlerindeki artışın toplumsal beslenmeyi sorunlu kıldığını vurguladı. YÜZDE 47’YE VARAN ARTIŞLAR CHP’li Ömer Fethi Gürer, kamuoyunda "uygun fiyat" beklentisiyle takip edilen Tarım Kredi Marketlerindeki etiket değişimlerini paylaştı. Gürer, yılbaşında daha "erişilebilir" olan ürünlerin, kısa sürede katlanan fiyatlarını şu şekilde sıraladı: Yılbaşında 34 TL olan 1 litrelik tam yağlı sütün 50 TL’ye yükselmesiyle, kısa sürede %47,05 oranında bir artış gerçekleşti. Tarım Kredi Olgunlaştırılmış Klasik Peynir (900gr), 339 TL’den 440 TL’ye çıkarak %29,79 oranında zamlandı. Beyaz peynirin kilogram fiyatı ise %18,91 artışla 220 TL oldu. Tarsüt Tereyağı’nın (1 kg) 410 TL’den 500 TL seviyesine çıkmasıyla %21,95'lik bir artış kaydedildi. Tarsüt Tulum Peyniri (1 kg) %20,47 artışla 512 TL’ye ulaşırken, Kaşar Peyniri (1kg) %17,40’lık bir yükseliş gösterdi. PEYNİR ETLE YARIŞIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Süt ürünleri artık ‘lüks segmentte’ yer alan kırmızı et fiyatlarıyla yarışır hâle gelmiştir. Bir kilogram peynirin bedeli, kasaptaki bir kilogram kıyma veya kuşbaşı etin maliyetini zorlar duruma ulaşmıştır. Vatandaşın mutfağında protein kaynağı olarak ete alternatif gördüğü süt ürünleri de dar ve sabit gelirli emekliler için ulaşılması zor bir noktaya evrilmiştir. Toplumun beslenme temelinin sarsıldığı bir döneme girilmiştir. Bu süreç, taklit ve tağşişin yanı sıra sahte gıdaya da kapı aralamaktadır. İçinde süt bulunmayan; kemik unu, nişasta ve bitkisel yağ ile üretilip peynir adı altında satılan ürünler, farklı dönemlerde tespit edilmiştir. Artan fiyatlarla birlikte bu sürecin denetiminin yapılması zorunlu hâle gelmektedir.” dedi. SAĞLIKLI BESLENMEK LÜKS OLDU CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Dört kişilik bir ailenin sağlıklı beslenme standartlarına uygun şekilde, fert başına günlük sadece 50 gram peynir tüketmesi durumunda, hanenin aylık peynir ihtiyacı toplamda 6 kilogramı bulmaktadır. Kilogram fiyatı 440 liraya ulaşan bir peynir türü baz alındığında, bu ailenin sadece kahvaltıdaki peynir gideri aylık 2.640 TL gibi bir rakama tekabül etmektedir. Asgari ücret ve emekli maaşlarının gıda enflasyonu karşısında her geçen gün eridiği bir ekonomik tabloda, sadece tek bir süt ürünü için bütçeden bu denli yüksek bir pay ayrılmak zorunda kalınması, beslenmenin bir lüks haline doğru gittiğini göstermektedir. Uzmanların önerdiği 50 gramlık dilim, bugün artık sofralarda besleyici bir gıda olarak koyabilen vatandaş sayısı da azalmaktadır,” diye konuştu. "BESİCİ AHIRDA, TÜKETİCİ KASADA KAYBEDİYOR" Süt ürünlerindeki yükselişin süt inekçiliği yapan üreticinin gelirine yansımadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Yılbaşından bugüne geçen dört ayda, temel protein kaynağı olan peynir ve sütte rafta yüzde 50’ye varan artışlar görülmektedir. Bu artışlar, asgari ücretlinin ve emeklinin alım gücünü doğrudan mutfakta eritmektedir. Tüketici, süt ve süt mamullerinde artan fiyatlardan dert yanmaktadır. İşin düşündürücü tarafı ise her gün yem ve ahır giderleri artarken, süt inekçiliği yapan üreticiye yıl başında belirlenen litre fiyatının 22,22 kuruş olarak değişmemiş olmasıdır. Süt inekçiliği yapanın gideri artmış, geliri ise aynı kalmıştır. Bu bağlamda hayvancılık zarar ederken, rafta artan fiyatların kaymağını aracılar ve şirketler yemektedir. Süt inekçiliği ile geçimini sağlayan üretici kaybederken, rafta artan süt ve süt mamulü ürünler nedeniyle yurttaş da ürünü almakta zorlanmaktadır. Çiğ süt fiyatının Ulusal Süt Konseyi tarafından Nisan ayında güncelleneceği duyurulmuştu. Ancak bu fiyat açıklanmadan süt mamullerinin fiyatı artmıştır.” dedi. Gürer, “İktidarın hayvancılığı bitirme noktasına getiren yem ve girdi politikaları düzeltilmeden, aracılık sisteminin ve raf fiyatlarının makul bir düzeye gelmesi de olası görünmemektedir.” ifadelerini kullandı.

Madem Gübre Var, Neden Çiftçiye Peşin Satılmıyor! Haber

Madem Gübre Var, Neden Çiftçiye Peşin Satılmıyor!

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin gübre satışlarını zorlaştırmasının çiftçiyi üretim sürecinin en kritik döneminde mağdur ettiğini söyledi. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın “gübre stokları yeterli, arz güvenliğini tehdit eden bir durum yok” açıklamasını hatırlatan Sarıbal, sahadaki uygulamanın farklı olduğunu belirtti. Sarıbal, gübre stoklarının yeterli olduğuna ilişkin açıklamalara rağmen çiftçilerin peşin ödeme yapmak istese bile gübre alamadığını söyledi. Milletvekili Sarıbal’ın aktardığına göre çiftçi Hüseyin Kaya, peşin parayla gübre almak için Gürsu Tarım Kredi Kooperatifi’ne gitti. Ancak kooperatif yetkilileri kendisine “Peşin gübre satmıyoruz, vadeli satıyoruz” yanıtını verdi. Buna göre çiftçi peşin ödeme yapmak istediğinde gübre verilmezken, vadeli satış kabul edildiğinde gübre temin edilebiliyor. Milletvekili Sarıbal, çiftçilere vadeli satış dayatıldığını belirterek, “Çiftçiler neden peşin gübre alamadığını sorduğunda ise stokçuluk yapıldığı yanıtını veriyorlar. Gübre stoklarının yeterli olduğu söylenirken, çiftçiye peşin satış yapılmıyorsa bu stokçuluk değil midir? Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçinin kurumu mudur, yoksa çiftçiyi borçlandırmanın aracı mı?” diye konuştu. Tarım girdilerindeki yüksek maliyetlerin üreticiyi zorladığını belirten Sarıbal, “Gıda enflasyonu yıllık yüzde 36,44, aylık yüzde 6,89. Sofranın tamamı zamlı. Meyvesi yenen sebzeler yüzde 33, baklagil yüzde 21,6, süt ürünleri yüzde 16, sebze, yoğurt, turunçgil yüzde 14. Yani kahvaltı da zamlı, akşam yemeği de zamlı, çocuğun beslenme çantası da zamlı. Enflasyon liginde listenin zirvesinde Güney Sudan ve İran’dan sonra üçüncüyüz. Ekonomi politikasının röntgeni bu. Çünkü gıda enflasyonu; faizin, girdi bağımlılığının, tarım desteklerinin yetersizliğinin ve ithalata dayalı üretim modelinin sonucudur. Eğer mazot ithalse, gübre ithalse, yem hammaddesi ithalse, kur arttığında maliyetin artması fizik kanunu gibidir. Zincirin tamamı yanlış kurulmuşsa, sorun halkalarında değil, zinciri kuran akıldadır. Gıda enflasyonu bu seviyedeyse, ekonomi yönetimi en temel sınavdan kalmış demektir” ifadelerini kullandı.

Gürer: "Şap Hastalığı Hayvancılığı Vuruyor!" Haber

Gürer: "Şap Hastalığı Hayvancılığı Vuruyor!"

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılında hayvan hastalıklarının hayvancılık sektöründe kayıplara yol açtığını belirterek, şap hastalığının olumsuz etkilerine dikkat çekti. Gürer, hastalık nedeniyle 81 ilde hayvan pazarlarının kapandığını, et ve süt üretiminde kayıplar yaşandığını ifade etti. Gürer, şap hastalığı nedeniyle buzağısını atan ancak yoğun çabayla hayatta tutulan bir hayvan üzerinden yaşanan süreci yerinde besiciden dinledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemiz 2025 yılında hayvan hastalıkları nedeniyle önemli sıkıntılar yaşadı. Bu hastalıklar hayvan pazarlarının kapanmasına yol açtı; et ve süt kayıpları oluştu, hayvan kayıpları da bununla birlikte arttı. Şap hastalığının etkisiyle buzağısını atan ancak sonrasında kurtarılan bir hayvan olsa da bazı hayvanlar yavru attı ya da telef oldu” dedi. “HAYVANI ELLERİMİZLE BESLEYEREK HAYATTA TUTTUK” Süt İnekçiliği yapan Zülfü Ünal Şap hastalığına yakalanan hayvanın simental cinsi olduğunu belirterek, “Bu hayvan normalde minimum 650–700 kilo canlı ağırlığa ulaşmıştı. Şapa yakalandıktan sonra ölmek üzereydi. Ağzı ve dili yara olduğu için yem yiyemiyordu; biz de zorla, ellerimizle besleyerek kurtarmaya çalıştık. Yoğun bir mücadelenin ardından 15 günün sonunda hayvanı hayata döndürdük” diye konuştu. Ancak hastalığın etkilerinin bununla sınırlı kalmadığını vurgulayan Ünal, hayvanın dört aylık gebe olmasına rağmen buzağısını attığını belirterek, “Şap hastalığının etkisiyle buzağı kaybı yaşadık” dedi. ŞAP SONRASI KISIRLIK RİSKİ VE VERİM KAYBI Ünal, hastalıktan altı ay sonra aşılama yaptırmalarına rağmen hayvanın boğaya gelmediğini belirterek, “Şap hastalığının en büyük etkilerinden biri dişi hayvanları kısır bir döngüye sokmasıdır. Tohumlama zamanı gelmiyor, tohumlama yapamayınca üretim de yapılamıyor, buzağı alınamıyor” ifadelerini kullandı. Yaklaşık 1,5 ay önce yeniden aşılama yaptıklarını aktaran Ünal, “Şu anda durumu net değil. 15–20 gün sonra yeniden kontrollerini yapacağız. Gebe değilse hayvanı kesime göndermek zorunda kalacağız” dedi. Süt verimindeki düşüşe de dikkat çeken Ünal, “Hayvanımız günlük minimum 25–30 litre süt veriyor. Oysa hastalıktan önce 40 litreye ulaşmıştık. Bu simental bir hayvan. Daha önce 40 litreye yakın süt alıyorduk” diye konuştu. İşletmedeki 20 hayvanın tamamının gebe olduğunu belirten Ünal, üretimi sürdürmek için büyük çaba gösterdiklerini ve destek beklediklerini söyledi. “HASTALIK ÖNLENEMEZSE İTHALAT KAÇINILMAZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, simental ırkı bir hayvanda süt veriminin 40 litreden 25 litreye düşmesinin hayvancılıktaki yapısal sorunları gözler önüne serdiğini belirtti. Gürer, “Büyük bir mücadeleyle hayvan kurtarılmış; ancak Türkiye hayvan hastalıklarını önleyemez, buzağı ölümlerinin önüne geçemezse hayvancılıkta ithalata bağımlılık devam edecektir. Şap hastalığı ile et, süt, buzağı ve hayvan kayıpları yaşanması hayvancılıkta sorunları katladı. Şap kolay yayılan bir hastalık. Doğru ve zamanında aşılama ve gerekli önlemlerle sorun aşılabilir ” dedi. TBMM Tarım Orman Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın sürdürülebilirliği için kırsalda kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Hayvancılığın olduğu her köyde mutlaka veteriner, tarımın olduğu her yerde de ziraat mühendisi bulunmalıdır. Ayrıca hayvancılığı yapan kişi çiftçilik de yapmıyorsa bu işin sürdürülebilirliği risk altındadır” ifadelerini kullandı. Yem fiyatlarındaki artışa da dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, yem maliyetlerinin üreticinin belini büktüğünü belirterek, “Yem almak zorunda kalan üreticinin gideri daha da artıyor. Bu nedenle hem çiftçilik hem hayvancılık birlikte yapılmak zorunda” dedi. “İNEK SAYISI ÇOK, SÜT AZ” Süt verimliliğinin ülkenin milli gelirine doğrudan etki ettiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Türkiye ile Fransa’yı karşılaştırarak, “Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var, Türkiye’de ise 6,5 milyon. Ancak Fransa bizden daha fazla süt üretiyor. Bunun nedeni hayvan refahının ve hayvan beslenmesine yönelik gerekli desteğin sağlanmaması. Türkiye, Fransa’dan fazla ineğe sahip olup Fransa’dan fazla süt ürettiği gün bu sorunlarını aşacaktır” değerlendirmesinde bulundu. “DİNLEYEN VAR, İCRAAT YOK” Üretici Zülfü Ünal ise çiftçilik ve hayvancılığın birlikte yapılmasının zorunluluk olduğunu belirterek, “Benim 350–400 dönüm arazim var. Hayvanlarım için arpa, fiğ, yonca ekiyorum. Bunun yanında buğday üretip una destek olmak, ekmek fabrikalarına göndermek istiyoruz” dedi. Kuraklık ve kıtlık dönemlerinde çiftçilerin borç batağına sürüklendiğini ifade eden Ünal, “Çiftçi tarım kredi ve bankalarla çalışmak zorunda kalıyor; herkes borçlu. Mahsul alamadığında mecburen tarlasını, hayvanını, arabasını satmaya çalışıyor. Borç ertelemesi yok, herhangi bir destek yok” diye konuştu. 2024 yılında ÇKS kaydı yaptırmalarına rağmen bazı destekleri hâlâ alamadıklarını belirten Ünal, şap hastalığından kaynaklanan süt kaybı için de herhangi bir destek verilmediğini söyledi. Ünal, “tarım müdürlüklerine gidiyoruz, derdimizi anlatıyoruz. Herkes ‘tamam’ diyor ama kimse dönüp bakmıyor. Dinliyorlar ama icraata gelince ortada kimse yok. Biz icraat bekliyoruz, yardım bekliyoruz, destek bekliyoruz” diyerek çağrıda bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.