Hava Durumu

#Tarım Politikası

Kırsal Haber - Tarım Politikası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Politikası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!" Haber

Ediz Ün: "Hayvancılık İthalat Sarmalında Can Çekişiyor!"

Edirne Milletvekili ve Ziraat Mühendisi Ediz Ün, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan "Kırmızı Et Üretim İstatistikleri"ne ilişkin değerlendirmede bulundu. Ün, kontrolsüz ithalata rağmen yerli üretimin çöktüğünü vurgulayarak, hayvancılık sektörünün bir "yok oluş" sürecine girdiğini ifade etti. Et Üretiminde Son 5 Yılın En Düşük Seviyesi Açıklanan verilerin bir başarı değil, bir felaket senaryosu olduğunu belirten Ediz Ün, şunları söyledi: Üretim Kaybı Hızlanıyor: "2025 yılı verilerine göre kırmızı et üretimi yaklaşık 1,9 milyon ton seviyesinde kaldı. Bu rakam, son 5 yılın en düşük seviyesidir. Geçen yıla oranla %10, iki yıl öncesine göre ise %21’lik bir üretim kaybı yaşıyoruz. Son iki yıldır üst üste yaşanan bu düşüş, sektörün yapısal bir krize girdiğinin kanıtıdır." İthalat Çare Olmadı: "Milyonlarca canlı hayvan ithal edilmesine rağmen hayvan sayımızı artıramıyoruz. Sığır, manda, koyun ve keçi varlığımız hem bir önceki yıla hem de iki yıl öncesine göre gerilemiş durumda. Kesilen hayvan sayısı azaldıkça et üretimi de doğal olarak dibe vuruyor." "14,3 Milyar Doları Elin Çiftçisine Verdik" Türkiye’nin kaynaklarının ithalata kurban edildiğini vurgulayan Ün, yerli ve milli söylemlerinin gerçeği yansıtmadığını dile getirdi: "Türkiye, 2010 yılından bugüne kadar 8 milyon büyükbaş, 3,2 milyon küçükbaş ve 500 bin ton et ithalatı için toplam 14,3 milyar dolar ödedi. Bugün mevcut 17 milyon büyükbaş hayvanımızın yarısından fazlası ithal kökenli. Yem dışarıdan, ilaç dışarıdan, çoban dışarıdan; hayvancılığa dair ne varsa ithal! Hal böyleyken bize 'yerli ve milli' edebiyatı yapanların samimiyeti, ancak timsah gözyaşlarından ibarettir." Süt Üretimi de Alarm Veriyor Krizin sadece etle sınırlı kalmadığını, süt üretiminde de tarihi bir gerileme yaşandığını belirten Ün, şöyle devam etti: "Etteki başarısızlık sütte de aynı şiddette hissediliyor. Çiğ süt üretimi bir önceki yıla göre %5 azalarak 21,4 milyon tona geriledi. 2020 yılında 23,5 milyon ton olan üretim, son 5 yılda %9 eridi. Daha vahimi, son sekiz yılın en düşük çiğ süt üretimini yaşıyoruz. Çiğ süt tavsiye fiyatları maliyetleri karşılamadığı sürece kimse üretim yapmaz. Makyajlanmış veriler bile artık bu acı gerçeği gizleyemiyor." "Gıda Egemenliğimiz Tehlikede" AKP’nin tarım politikalarının bir "milli güvenlik sorunu" haline geldiğini belirten Ediz Ün, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: "Üzülerek ifade ediyorum ki; bu ülkenin tarım politikası iflas etmiştir. AKP iktidarda kaldığı her gün, ülkemizin gıda egemenliğinin yabancı devletlere ve küresel şirketlere devredilmesi anlamına gelmektedir. Bu toprakların varoluş nedeninin tarım olduğunu öğrenemediler, bilseler de gereğini yapmadılar. Ancak üreticimizle el ele vererek, tarımı ve hayvancılığı bu karanlıktan çıkaracak ve ülkemizi yeniden ayağa kaldıracağız."

Çiftçinin Mazot Feryadı: “Cebimizde 10 Bin Lira Olmadan Pompaya Yanaşamıyoruz!” Haber

Çiftçinin Mazot Feryadı: “Cebimizde 10 Bin Lira Olmadan Pompaya Yanaşamıyoruz!”

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Ulukışla ilçesine bağlı Ovacık köyünde üreticilerle bir araya geldi. Artan mazot, gübre ve yem maliyetleri nedeniyle üretimden çekilmek zorunda kalan çiftçiler, yaşadıkları dramı; “Battık diyorum, başka bir şey demiyorum” sözleriyle özetledi. Lahana ve Hayvancılık Tarihe Karışıyor Türkiye’nin lahana üretim merkezlerinden biri olan Ovacık’ta, yüksek maliyetler nedeniyle ürün deseninin değiştiğini belirten Ömer Fethi Gürer, bölgedeki durumu şu sözlerle aktardı: “Burası hibrit lahananın Türkiye’deki en önemli merkezlerinden biriydi. Ancak çiftçi artık para kazanamadığı için lahanadan vazgeçip buğday ve arpaya yöneliyor. Bu durum hem gıda arzını tehlikeye atıyor hem de ihracat potansiyelimizi düşürüyor.” Üreticiler ise hayvancılığı bıraktıklarını ifade ederek; "Yem pahalı, süt fiyatları maliyeti karşılamıyor. Artık inekçiliği bıraktık, çaresiziz" dedi. “Mazot 90 Liraya Dayandı, Traktörler Kontak Kapattı” Girdi maliyetlerindeki fahiş artış, çiftçiyi tarlasını süremez hale getirdi. Ziyaret sırasında konuşan bir üretici, akaryakıt fiyatlarının ulaştığı noktayı çarpıcı bir örnekle anlattı: “Günde 10 bin lira para olmazsa cebimizde, pompaya yanaşamıyoruz. 110 litre mazot alıyoruz, o da 9 bin lira tutuyor. Battık! Arkadaşın 30 dönüm çiftini sürmek için dönüm başı 500 lira istedim, mazot pahalı olduğu için yaptıramadı. İşimiz bitti.” Gürer’den Kurtuluş Reçetesi: “Garantili Üretim ve Vergisiz Mazot” Çiftçilerin yaşadığı bu büyük krize karşı çözüm önerilerini sıralayan Ömer Fethi Gürer, iktidarın tarım politikasını sert bir dille eleştirdi. Gürer’in çözüm planında şu maddeler öne çıktı: Alım Garantili Üretim: Çiftçiye ekim öncesi maliyet artı makul kâr üzerinden devlet alım garantisi verilmeli. Vergisiz Mazot: Tarımsal üretimde kullanılan mazottan ÖTV ve KDV kaldırılmalı. %50 Destek: Gübre ve yem fiyatları sübvanse edilerek üreticiye %50 destek sağlanmalı. Anayasal Destek: Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre milli gelirin %1’i çiftçiye verilmeli. Gürer, "2026’da verilmesi gereken destek 772 milyar lira iken ayrılan destek 168 milyar lirada kaldı" uyarısında bulundu. “Dışa Bağımlılık Gıda Enflasyonunu Tetikliyor” Türkiye’nin ithalata dayalı bir tarım politikası izlediğini belirten Gürer, bölgesel savaşların ve dış faktörlerin doğrudan Türk çiftçisini vurduğunu ifade etti: "Mazot, yem, gübre ithal. İran'da savaş başlasa burada her şeye zam geliyor. Dışa bağımlıyız; orada birisi öksürse biz burada grip oluyoruz. Çözüm, kendi kendine yeten ve yerli üreticiyi destekleyen bir sistemdir."

Ömer Fethi Gürer Pazarda Nabız Tuttu: "Üreten, Satan ve Alan Dertli!" Haber

Ömer Fethi Gürer Pazarda Nabız Tuttu: "Üreten, Satan ve Alan Dertli!"

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, pazar yerinde esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelerek ekonomik tabloyu değerlendirdi. Gürer, "Mazota gelen her artış nakliyeyi, nakliye ise tezgahı vuruyor; pazarda artık tat tuz kalmadı" dedi. ​Türkiye’de artan üretim maliyetleri ve hayat pahalılığı pazar tezgahlarına rekor zamlar olarak yansıyor. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gerçekleştirdiği pazar ziyaretinde üreticiden tüketiciye kadar her kesimin yaşadığı mağduriyeti yerinde inceledi. ​Biber ve Domates Fiyatları Uçuşa Geçti ​Pazardaki fiyat artışlarının çarpıcı boyutlara ulaştığını belirten Ömer Fethi Gürer, özellikle kış sebzelerindeki fiyat farklarına dikkat çekti. Gürer, "Geçen yıl 50 lira olan kıl biber bu yıl 100 lira. Yazın tarlada 3 liraya satılamayan Kapya biber ise şu an tezgahta 120 lira. Bu sürdürülebilir bir sistem değil" ifadelerini kullandı. ​"Nakliye ve Girdi Maliyetleri Bel Büküyor" ​Ürünlerin büyük bir kısmının Antalya, Mersin ve Adana gibi şehirlerden geldiğini hatırlatan Gürer, fiyat artışının temel nedenlerini şöyle sıraladı: ​Akaryakıt Zamları: Mazot fiyatlarındaki her artış, ürünün kilosuna doğrudan 10 TL nakliye maliyeti biniyor. ​Poşet ve Giderler: Bir kilo poşetin fiyatı 125 liraya ulaştı; tanesi 50 kuruşa gelen poşet bile esnaf için ciddi bir yük. ​Gübre ve İlaç: Üreticinin gübre, ilaç ve sulama elektriği maliyetleri katlanırken, çiftçi önümüzdeki sezon nasıl üretim yapacağını düşünüyor. ​Pazarcı Esnafı: "İşgaliye ve Masraflar Bizi Bitirdi" ​Ziyaret sırasında dert yanan pazarcı esnafı, sadece ürün fiyatlarından değil, belediyenin uyguladığı yeni harçlardan da şikayetçi. Esnaf, belediyenin kendilerine danışmadan günlük işgaliye ücretini yıllığa çevirdiğini ve açılmayan tezgahlar için bile yüksek çevre temizlik vergisi talep edildiğini belirtti. ​Bir esnaf yaşadıkları durumu şu sözlerle özetledi: "Antalya’dan 150 liraya gelen biberi 10 lira kârla satmaya çalışıyoruz. Para kazanmak için değil, sadece tezgahımız açık kalsın diye uğraşıyoruz." ​"Vatandaşın Alım Gücü Tükendi" ​Vatandaşların pazara gelse dahi fileyi dolduramadığını ifade eden Gürer, marulun bile geçen yıla göre %100 zamlanarak 70 liraya çıktığını vurguladı. Vatandaşın gelirinin giderleri karşılamadığını belirten Gürer, "Pazarın tadı tuzu kaçmış durumda. Müşteri sayısı sınırlı, gelen de ancak tadımlık alabiliyor" dedi. ​"Tarım Politikası Acilen Değişmeli" ​Gürer, çözümün üretim maliyetlerini düşürecek bütüncül bir tarım politikasından geçtiğini söyledi. Gübre ve mazot desteği sağlanmadığı sürece fiyatların düşmesinin imkansız olduğunu belirterek, "Üretenin kazanamadığı, tüketenin pahalıya aldığı bir düzen halkı mağdur etmeye devam edecektir" uyarısında bulundu.

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız Haber

Gençleri Tarımsal Üretimin İçinde Tutmalıyız

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimin içinde bulunanların yaş ortalamasının yüksek olduğunu ve bu durumun ilerleyen süreçte tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini kısıtlayacağını belirterek, genç çiftçilerin üretimde kalmasını sağlayacak bir kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, son yıllarda tarım sektörünün artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan sorunlar, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun yaşlanması gibi yapısal problemlerle karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Bu tablo içinde özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının, yalnızca bugünü değil, ülkenin gıda güvencesini de sorunlu boyuta ulaşabileceğinin altını çizdi. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil” değerlendirmesinde bulundu. Mevcut destek mekanizmalarının da bu sorunları çözmekte yetersiz kaldığını kaydeden Gürer, uygulanan desteklerin çoğunlukla kısa vadeli, parçalı ve üretimle bağı zayıf düzenlemelerden oluştuğunu ifade etti. Bu nedenle genç çiftçilerin tarımda kalıcı olamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, bunun doğal sonucu olarak üretim kapasitesinin daraldığını ve kırsaldan kente göçün hızlandığını dile getirdi. “DESTEK, ÜRETİMLE DOĞRUDAN BAĞLANTILI OLMALI” Ömer Fethi Gürer, kanun teklifiyle genç çiftçilerin fiilen üretime katılımını esas alan bir destek anlayışını hayata geçirmeyi amaçladığını belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin üretim süresiyle doğrudan bağlantılı olması gerektiğini vurgulayarak, “Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. FAİZSİZ KREDİ VE PRİM YÜKÜNÜN DEVLET TARAFINDAN ÜSTLENİLMESİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “KAMU KAYNAĞI ÜRETEN İÇİN KULLANILMALI” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi şGürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor Haber

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında tavuk eti ihracatına getirilen yasakların sektörü krize sürüklediğini belirterek, alınan kararın yıllar içinde elde edilen kazanımları ciddi biçimde riske attığını söyledi. Türkiye’nin tavuk eti üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Sarıbal, beyaz etin ekonomik fiyatı, erişilebilirliği ve sağlıklı bir protein kaynağı olması nedeniyle halkın sofrasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıllık üretimin yaklaşık 2,8 milyon ton düzeyinde olduğunu ifade eden Sarıbal, Türkiye’nin başta Arap ülkeleri ve Dubai olmak üzere yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapan güçlü bir tedarikçi konumunda bulunduğunu kaydetti. Son bir yılda yem, enerji ve diğer girdi maliyetlerinde yaşanan hızlı artışa dikkati çeken Sarıbal, üreticilerin 1 Ocak 2025 ve 1 Ocak 2026 süreçlerinde yüzde 15’lik fiyat güncellemesi talep ettiğini, Ticaret Bakanlığı’nın ise bu talebe ihracat yasağıyla karşılık verdiğini söyledi. Fahiş fiyatları önleme gerekçesiyle alınan kararın sorunu çözmek bir yana, krizi daha da derinleştirdiğini ifade etti. BİR GECEDE PAZAR KAYBI İhracat yasağıyla birlikte küresel pazarlarda kazanılan payın rakip ülkelere teslim edildiğini belirten Sarıbal, imzalanmış sözleşmelerin ve teslim taahhütlerinin yok sayıldığını, ani yasak kararının firmaları ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. TÜİK’in 2025 yılına ilişkin 11 aylık verilerini paylaşan Sarıbal, yasaklar yerine planlı üretim ve ihracat politikasının gerekliliğine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Tavuk eti üretimi 2024 yılında 2 milyon 512 bin tondu. 2025’te ise yüzde 11,6 artışla yaklaşık 2 milyon 800 bin tona yükseldi. Aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 21,2 artarak 452 bin tondan 548 bin tona çıktı. İhracat geliri 739 milyon dolardan 763 milyon dolara ulaştı. Tarım politikası; üreticiyi, ihracatçıyı ve halkın sofrasını birlikte koruma meselesidir. Yasaklarla değil, kamucu akılla yönetilen bir tarım politikası hem mümkündür hem de zorunludur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.