Hava Durumu

#Tarım Ve Orman Bakanı

Kırsal Haber - Tarım Ve Orman Bakanı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası Belirlendi Haber

Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası Belirlendi

Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde, Sıfır Atık Vakfı’nın organizasyonu ve Gaziantep Valiliği’nin himayesinde, 81 ilde “Yerelden Ulusala: İsraf ve Atık” temasıyla düzenlenen “COP31 Sürecinde Türkiye Sıfır Atık Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayları”nın Gaziantep ayağı, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın katılımıyla gerçekleştirilen sonuç konferansıyla tamamlandı. Sıfır Atık Hareketi’nin kurucusu ve Sıfır Atık Vakfı Onursal Başkanı Emine Erdoğan’ın vizyonu ve himayelerinde, israfla mücadelede yerel çözümlerin ulusal politikalara dönüştürülmesini amaçlayan çalıştayların Gaziantep bölümü, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen sonuç konferansıyla sona erdi. Programa Bakan Yumaklı’nın yanı sıra Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Gaziantep Valisi Kemal Çeber, Sıfır Atık Vakfı Başkanı ve COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, ilgili kurum ve kuruluşların temsilcileri ile il protokolü katıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Gazi şehirde yürütülen yerel uygulamaların sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar ürettiğini ortaya koyduğunu belirterek, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin evsel atıklardan enerji üretimi projesi ile yürütülmesinde ortak olduğu “Geri Dönüşüm Evde Başlar” ve “Yeşil Antep” projelerini güçlü örnekler olarak nitelendirdi. Kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve gönüllüler; dört ana başlık altında oluşturulan 14 tematik masa aracılığıyla yürüttükleri çalışmalar sonucunda, Gaziantep’in Sıfır Atık Yol Haritası’nı şekillendirdi. Çalışmalarda; kent ölçeğinde somut politika önerileri, kısa, orta ve uzun vadeli uygulama ve izleme mekanizmaları ile ulusal hedeflerle uyumlu şehir ölçekli dönüşüm stratejileri kapsamlı biçimde ele alındı. Konferansta çalıştay çıktıları ile “Şehir Sıfır Atık Hedef Belgesi”ne ilişkin sunum, İl Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdür Vekili Harun Topçu tarafından gerçekleştirildi. GAZİANTEP, İSRAFLA MÜCADELEDE VE SIFIR ATIK HAREKETİNDE YALNIZCA BİR UYGULAMA ALANI DEĞİL, AYNI ZAMANDA GÜÇLÜ BİR KÜLTÜREL BEŞİKTİR Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Sakarya ve Muğla’nın ardından Gaziantep’te düzenlenen toplantının, yerelde geliştirilen bilgi, deneyim ve çözüm önerilerinin ulusal politikalara entegre edilmesi açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Konuşmasında Gaziantep’in coğrafi işaret başarısına da değinen Yumaklı şunları söyledi: “Bu toplantının Gaziantep’te gerçekleştirilmesi tesadüf değildir. Gaziantep, yalnızca sanayi üretimi ve ticaret kapasitesiyle değil, tarımsal üretim gücü ve köklü gıda kültürüyle de Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir. Özellikle Antep fıstığı üretiminde, Türkiye dünyada üçüncü sırada bulunmakta, ülkemizde Antep fıstığının yaklaşık yarısı da Gaziantep’te yetiştirilmektedir. Şehrin bu üretim kapasitesi; yüksek katma değer, kırsal istihdam, gıda sanayisi ve ihracat açısından stratejik bir alan oluşturmaktadır. Gaziantep’te tarım; işleme, depolama, ticaret ve sofraya ulaşma aşamalarını kapsayan bütüncül bir gıda ekosistemi içinde ele alınmaktadır. Bu bütüncül yapının en güçlü tamamlayıcısı ise Gaziantep’in mutfak kültürüdür. Gaziantep, UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’na gastronomi alanında dâhil edilen Türkiye’nin ilk şehridir. Bu unvan; Gaziantep mutfağının, yerel üretime dayanan, mevsimine göre ürün kullanan ve israfı en aza indirmeye öncelik veren bir gelenek olduğunu da tescillemektedir. Bu yönüyle Gaziantep, israfla mücadelede, sıfır atık hareketinde yalnızca bir uygulama alanı değil, aynı zamanda güçlü bir kültürel beşiktir.” Bakan Yumaklı, konuşmasının devamında; dünyada yaşanan iklim değişikliği, artan kuraklık ve nüfus artışı nedeniyle su varlığı ve gıda güvenliği açısından kritik bir süreçten geçildiğine dikkat çekti. Türkiye’de gıda israfı, su verimliliği ve sıfır atık konularında yürütülen çalışmalar ile ev sahipliği yapılan uluslararası etkinliklere değindi. GAZİANTEP’TE YÜRÜTÜLEN YEREL UYGULAMALAR, SIFIR ATIK YAKLAŞIMININ YEREL ÖLÇEKTE SOMUT VE ÖLÇÜLEBİLİR SONUÇLAR ÜRETTİĞİNİ AÇIKÇA GÖSTERİYOR Konuşmasının son bölümünde Bakan Yumaklı, küresel platformlarda belirlenen hedeflerin gerçek karşılığının şehirlerde görüleceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Sıfır Atık Vakfı koordinasyonunda yürütülen bu çalıştaylar, ortak bir metodolojiye dayanmaktadır. Tematik masa sistemi ve sorun–çözüm–hedef–izleme yaklaşımı sayesinde, bu toplantılar, yalnızca tespit yapmakla kalmamış; uygulanabilir ve izlenebilir politika girdileri üretmiştir. Bu kapsamda her il için hazırlanacak Yerel Sıfır Atık Hedef Belgeleri, yerel ihtiyaçların ulusal politika tasarımına veri sağlaması açısından son derece önemlidir. Gaziantep’te yürütülen yerel uygulamalar, sıfır atık yaklaşımının yerel ölçekte somut ve ölçülebilir sonuçlar üretebildiğini açıkça göstermektedir. Yıllık yaklaşık 650 bin ton evsel atıktan elde edilen enerjiyle, yaklaşık 50 bin hanenin elektrik ihtiyacının karşılanması, atığın çevresel bir yük olmaktan çıkarılarak ekonomik bir değere dönüştürüldüğünün en somut örneklerinden biridir. “Geri Dönüşüm Evde Başlar” ve “Yeşil Antep” gibi projeler, yerelde sahiplenilen bu dönüşüm iradesinin güçlü örnekleridir. Bu çalıştaylar ve sonuç konferansları, COP31 süreci öncesinde Türkiye’nin sıfır atık yaklaşımını, yerel uygulamalar üzerinden, sahaya dayalı ve somut örneklerle anlatabilmesine imkân tanımaktadır. Gaziantep Çalıştayı Sonuç Konferansı’nın; elde edilen çıktıları daha da güçlendireceğine, ulusal ve yerel politika bağını pekiştireceğine ve Türkiye’nin COP31’e ev sahipliği yaptığı bu dönemde, yeşil dönüşüm hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum.” ŞAHİN: GAZİANTEP SIFIR ATIĞIN ANA ŞEHRİ OLACAK Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ise konuşmasında kurum olarak sıfır atık konusuna verdikleri önemi vurgulayarak şunları söyledi: “Bugün Birleşik Milletler Gaziantep'i yirmi şehir içerisinde bizi layık gördüyse bu bir takım işidir. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı'nın gelir gelmez Paris Antlaşması'ndan çıktığına şahit olduk. Ama Saygıdeğer Cumhurbaşkanımızın liderliğinde biz Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın ismini değiştirdik. Şehir ve Şehircilik Bakanlığı'nın yanına İklim Değişikliği’ni koyduk ve vakfı kurduk, ajansı kurduk. Bu bir duruştur. Bugün Saygıdeğer Bakanım bizi uyardı. Su savaşları başlayacak. Biz OECD'nin şampiyon şehriyiz. Burada bir çalışma yaptı. Burada katılımcılık, kapsayıcılığı sağlandı. EBRD bütün Türkiye'yi inceledi. Şu anda Yeşil Şehir olan tek şehriyiz. Avrupa Konseyi bize on altı oyla Euro Prize onur ödülünü verdi. Akıllı Şehir, yeşil şehir sosyal dönüşüm. Bu şehir vazgeçmeyenlerin şehri. O yüzden kazananların şehri olacak. Gaziantep sıfır atığın ana şehri olacak. Sıfır atığın COP31'de ana temsilcisi olmaktan bu yirmi şehirden bir olmaktan çok mutluyuz. Sıfır atıkla değiştireceğiz. Birlikte değiştireceğiz. Sıfır atık, sıfır açlık demek. Bunu birlikte başaracağız.” VARANK: TÜRKİYE’DEKİ İYİ ÖRNEKLERİMİZİ DÜNYAYLA PAYLAŞACAĞIZ Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, 2017 yılından bu yana geri dönüşüm alanında önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirterek şöyle konuştu: “2017’den bugüne geldiğimiz süreçte çok uzun yollar kat ettik. İlk başladığımızda atıkların dönüşüm oranı Türkiye'de yüzde 13’ken bugün yüzde 36. Net sıfır emisyon hedefimiz 2053 tarihinde. Süreçte geldiğimiz gün itibariyle COP31'in Türkiye'ye gelme sürecinde aslında biz, yerel belediyelerimiz, milletvekillerimiz, tüm paydaşlarımız, kamu kurumlarımız, bakanlıklarımız hep birlikte mücadele ettik ve ev sahibi ve başkanlığı almayı başardık. Bu toplantıda çevreye dair, iklim değişikliğine dair ne varsa konuşacağız. İşte bütün dünyanın iklimle ilgili gibi görülen ama tüm konuların iklim başlığı altında konuşulduğu bu konferansta dünyanın diplomasisi on gün için İstanbul ve Ankara'da. Saygıdeğer Emine Erdoğan Hanımefendi’nin ortaya koyduğu bir vizyonu şimdiye kadar çok geniş kitlelere yaymayı başardık. Biz bu süreçte seksen bir ilde yapacağımız bu toplantıları tamamlayarak bunların bütün dünyayla paylaşıp ajandamızın artık uygulamaya geçme kısmının ilk adımlarını atmış olacağız. Türkiye'de bizim iyi örneklerimizi dünyayla paylaşacağız. Bunu çok önemli bir fırsat olarak görüyorum ve tüm gençlerin tüm halkımızın bu sürece katkı vermesini canı gönülden istiyorum.” ÇEBER: GAZİANTEP OLARAK SIFIR ATIK KONUSUNDA ÇALIŞMAYA GAYRET EDİYORUZ Gaziantep Valisi Kemal Çeber ise sıfır atık konusunun artık akademik çevrelerin ötesine geçerek toplumun geneline yayıldığını belirtti ve şunları söyledi: “Bu tip toplantılar, bana dünya gezegeninin insanoğluna doğru yıllarca yıllardır yaptığı çığlığın duyulmaya başladığını ifade edilen ortamlar gibi geliyor. Evet dünya bize yıllardır bas bas bağırıyor. ‘İnsanoğlu sen beni çok hor kullanıyorsun. Bana çok kötü davranıyorsun. Doğamı, yani insanoğlunun ayak bastığı her yeri kirletiyorsun’ diye uzun süredir bağırıyor. İşte bu toplantılar ve benzerleri artık bu çığlığın duyulmaya başladığını sanki bana ifade ediyor. Ama bir taraftan da işte bu ortamlarla bazı kıvılcımları sanki görmeye başlıyoruz. İnsanoğlu dünyanın çığlığını sanıyorum duydu. Özellikle yeni nesil beni çok umutlandırıyor. Biz de Gaziantep olarak sıfır atık konusunda çalışmaya gayret ediyoruz. Birçok projeyi başlattık. Birçok projeyi uygulamaya koyduk.” COP31 Yüksek Düzeyli İklim Şampiyonu Samed Ağırbaş, Sıfır Atık Vakfı’nın çalışmalarına değinerek Gaziantep’in Birleşmiş Milletler tarafından seçilen 20 şehir arasında yer almasının önemli bir başarı olduğunu ifade etti. Gaziantep Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sait Mesut Doğan, sıfır atık yaklaşımının yalnızca çevresel bir politika değil; aynı zamanda ekonomik, toplumsal ve kültürel bir dönüşümün temel yapı taşlarından biri olduğunu vurguladı. Hasan Kalyoncu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Haluk Kalyoncu ise üniversitenin sıfır atık konusundaki çalışmalarının artarak süreceğini belirtti. Programın devamında plaket takdimi gerçekleştirildi. Konferans kapsamında ayrıca protokol üyeleri, Gaziantep’in öne çıkan “Sıfır Atık Uygulama Örnekleri”nin yer aldığı sergi alanını ve Gaziantep Sıfır Atık stantlarını ziyaret etti.

Hububat Destekleri Ne Zaman Açıklanacak? Haber

Hububat Destekleri Ne Zaman Açıklanacak?

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, hububat destek ve prim ödemelerinde yaşanan gecikmeler nedeniyle çiftçilerin yaşadığı mağduriyetleri TBMM’ye taşıyan isim oldu. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle sunulan yazılı soru önergesinin ardından yayımladığı mesajla Bakanlığa çağrıda bulunan Biçer Karaca, üreticilerin yeni ekim dönemine finansman sıkıntısıyla girdiğini belirterek, desteklerin gecikmeden ve şeffaf biçimde açıklanmasını istedi. Üreticilerden, 2025 üretim yılına ilişkin hububat destek ve prim ödemelerinin 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla hala tam olarak tamamlanmadığı; gecikmenin, yeni ekim dönemi için girdi finansmanını zora soktuğu yönünde yoğun bildirimler aldığını söyleyen CHP Milletvekili Biçer Karaca; Denizlili çiftçilerin her gün kendisini aradığını açıkladı. KUŞ KADAR BIRAKTIĞINIZ DESTEK ÖDEMELERİNİ DERHAL ENFLASYON ORANINDA ÖDEYİN! “Çiftçileri ziyaret edip sorunlarını dinlemek için yanlarına gittiğimizde bir dokunup bin ah işitiyoruz. Neden mi? temel üretim desteği adı altında isimlendirdikleri ve iktidarın üretim sezonunda ödemeyi taahhüt ettikleri, vaad ettikleri çiftçilere temel üretim destekleri Ocak 2026’da bitti. Şubat ayındayız ve hala ödenmedi. Oysa ne demişlerdi? Biz bu temel üretim desteklerini üretim anında, üretim sezonunda ödeyeceğiz. 2025'te ödenmesi gereken temel üretim destekleri bugüne dek hala ödenmedi. İkinci hububat ekim dönemi geldi. Buradan Tarım Bakanına sesleniyoruz. Hububat başta olmak üzere temel üretim desteği adı altındaki tüm destekleri, üretim sezonunda ödemeyi vaat ettiğiniz ama hala ödemediğiniz 2025 destek ödemelerini derhal yapın. Vaat ettiğiniz tarihte ödemediğiniz için her gün mazota, benzine, ilaca, gübreye yani çiftçinin üretimde kullandığı tohum gibi tüm temel girdi, üretim girdi mallarına sürekli zam gelirken onların hakkı olan, onlara vadettiğiniz yasaya rağmen gereğini yerine getirmeyip kuş kadar kalmış temel üretim desteklerini ödemediğiniz için o zaman ne yapmanız lazım? Ocak ayında açıkladığınız enflasyon oranını da 2025 yılındaki temel üretim desteklerini fiyatlandırın. Enflasyon oranında arttırın, ödeyin. 2026'nın temel destek primlerini de vaat ettiğiniz gibi üretim sezonunda ödeyin.” Üreticinin Borç Kamburu: Yeni sezona borçla giriyor Biçer Karaca, önergesinde ise üretimin sürdürülebilirliğinin yalnızca tarımsal faaliyetlerle değil, üreticinin nakit akışının planlı ve öngörülebilir şekilde yönetilmesiyle mümkün olduğuna dikkat çekti. Ancak 2025 üretim yılına ait hububat desteklerinin 2026 Ocak ayı sonu itibarıyla tam olarak üreticiye ulaşmadığı yönünde yoğun başvurular aldıklarına vurgu yaptı. Desteklerin parça parça ve belirsiz tarihlerde yapılmasının çiftçinin yeni sezon ekim kararını zorlaştırdığını ifade eden Biçer Karaca, gecikmelerin yalnızca üreticiyi değil, gıda fiyatlarını ve toplumun gıdaya erişimini de doğrudan etkilediğini vurguladı. Neyi Bekliyorsunuz? “Hangi destek, ne zaman ödenecek?” Soru önergesinde Bakanlığa, hububat başta olmak üzere tüm destek kalemlerinin toplam tutarı, kaç üreticiyi kapsadığı ve Ocak 2026 itibarıyla ödenen ve bekleyen miktarların açıklanması talebi yöneltildi. Ayrıca ödemesi tamamlanmayan illerin ve kalan ödeme tutarlarının kamuoyuyla paylaşılması istendi. Biçer Karaca, video açıklamasında ise üreticinin temel beklentisinin net bir ödeme takvimi olduğunu belirterek, “Çiftçi ne zaman ne alacağını bilmeli. Tarım planlama işidir, belirsizlikle yönetilemez” ifadelerini kullandı. Önergede mazot, gübre ve nakliye maliyetlerindeki artışın üreticinin yükünü ağırlaştırdığına dikkat çekilerek, Bakanlığın bu maliyet artışlarına yönelik etki analizi yapıp yapmadığı ve ilave destek planlanıp planlanmadığı da soruldu. Biçer Karaca, özellikle hububat üreticisinin yüksek girdi maliyetleri altında zorlandığını, destek ödemelerindeki gecikmenin üretim kararlarını doğrudan etkilediğini belirtti. Antalya’daki sel felaketi de önergede Biçer Karaca’nın önergesinde ayrıca Ocak ayında Antalya’da yaşanan sel felaketinin sera üretiminde yarattığı zarar da gündeme getirildi. Hasar tespit çalışmalarının ne zaman tamamlanacağı, sigorta kapsamındaki üreticilere yapılan ödemeler ve sigortasız üreticiler için gelir telafisi veya kredi ertelemesi planı olup olmadığı Bakanlığa yöneltilen sorular arasında yer aldı. Biçer Karaca, afet sonrası destek mekanizmalarının hızlı işletilmesinin hem üretici hem de gıda arz güvenliği açısından kritik olduğunu vurguladı. Tarım Kanunun Hakkını Verin! Tarım ve Orman Bakanına doğrudan seslenen Biçer Karaca, “Ekonomiyi düzeltmek istiyorsanız vatandaşların temel gıdaya erişimini daha uygun, daha ucuz bir şekilde erişimini sağlamak istiyorsanız çiftçilerimizi destekleyin. Verdiğiniz sözleri tutun. Tarım kanunu 21. maddesine göre gayri safi milli hasılanın %1'inden az olmayacak destekler sebebiyle, yasaya rağmen vermediğiniz destekler sebebiyle çiftçinin alacağını da ayrıca çiftçiye ödeyin. Bu ülke üretirse kalkınacak. Bu ülke üretirse güçlenecek.” çağrısını yaptı.

Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor? Haber

Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor?

​İYİ Parti Manisa Milletvekili ve Eğitim Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şenol Sunat, Manisalı üzüm üreticilerinin TARSİM (Tarım Sigortaları Havuzu) poliçelerinde karşılaştığı fahiş fiyat artışlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle soru önergesi veren Sunat, 2025 yılındaki don felaketinin ardından gelen bu zamların üreticiyi "güvencesiz" bıraktığını vurguladı. ​"Don Felaketinin Faturası Üreticiye mi Kesiliyor?" ​2025 tarım yılının Manisa için büyük kayıplarla geçtiğini hatırlatan Sunat, ülke genelindeki zirai don hasarının %51'inin tek başına Manisa'da gerçekleştiğini belirtti. Özellikle üzüm ürününde yaşanan 11 milyar liralık devasa zarara dikkat çeken Sunat, 2026 yılı için açıklanan sigorta primlerinin "akıl dışı" seviyelere ulaştığını ifade etti. ​Sunat, açıklamasında şu çarpıcı örneği paylaştı: ​"2025 yılında 600 bin liraya yapılan bir sigortanın, 2026 yılında 2,5 milyon liraya çıktığı görülmektedir. Dekara düşen maliyetin 5 bin liradan 30 bin liraya yükselmesi, sigortacılık tekniğiyle açıklanamaz. Geçtiğimiz yıl Manisalı hemşehrilerimize verilen afet destekleri, bu yıl pahalı poliçelerle geri mi alınmak isteniyor?" ​"Sigortalı Ama Korumasız Üretici" ​TARSİM'in kâr amacı gütmeyen bir kuruluş olduğunu hatırlatan Şenol Sunat, yeni uygulamaya konulan "yüksek muafiyet" seçeneklerini de eleştirdi. Sunat, poliçe bedelini düşürmek için sunulan bu seçeneklerin, aslında bir hasar durumunda üreticinin alacağı ödemeyi kuşa çevirdiğini belirtti. Sunat, "Bu durum üreticiyi 'sigortalı ama korumasız' hale getirmekte, TARSİM’e olan güven eşiğini yerle bir etmektedir" dedi. ​Bakan Yumaklı’ya 10 Kritik Soru ​İYİ Partili Sunat, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'ya yönelttiği 10 maddelik önergede şu soruların yanıtlanmasını istedi: • ​Manisa’da 2020-2025 yılları arasında ödenen tazminat ve uygulanan sürprim (ek prim) oranları nedir? • ​2026 yılındaki fahiş artışların bilimsel, teknik ve ekonomik gerekçesi nedir? • ​Üretici lehine bir fiyat düzenlemesi veya yeni bir devlet destek kararnamesi yayınlanacak mıdır? • ​Poliçe bedellerinin yüksekliği nedeniyle üreticinin sigortadan vazgeçmesinin "gıda arz güvenliği" üzerindeki etkileri analiz edilmiş midir? ​"Takipçisi Olacağız" ​Manisalı üreticilerin sesini duyurmaya devam edeceğini vurgulayan Sunat, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için TARSİM poliçelerinin derhal üretici lehine gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.

Yem Fiyatlarına Bir Ayda Gelen İki Zam Meclis Gündemine Taşındı Haber

Yem Fiyatlarına Bir Ayda Gelen İki Zam Meclis Gündemine Taşındı

Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, yem fiyatlarına son bir ayda iki kez yapılan zamlarla ilgili olarak Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı'nın cevaplaması istemiyle soru önergesi verdi. Milletvekili Bekin verdiği soru önergesi ile ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi; "Hayvancılıkta girdi maliyetinde en önemli kalemi oluşturan yem fiyatlarına son bir ayda iki defa zam yapılmıştır. Yem fiyatlarına son 1 ayda 2 defa zam ya-pılması, hayvancılık ile uğraşan üreticilerimizin üretimlerini sürdürülemez hale getirmesine sebep olmuştur. Yılbaşı'nda yapılan ilk zamla "Süt 21" yeminin fiyatı 779 liraya, ikinci zamla birlikte ise 804 liraya yükselmiştir. Yapılan zam ile buzağı başlangıç yemi 768 lira olurken, kuzu büyütme yemi 799 liraya çıkmıştır. Hayvancılık ile uğraşan üretici, bu şartlarda işletmesini döndürmenin ve sürdürülebilir bir üretim yapmasının imkansız hale geldiğini ifade ederken birçok kişinin sektörden çekilme noktasına geldiğine de önemle dikkat çekilmektedir. Daha birkaç hafta önce süt üreticileri yem başta olmak üzere girdi maliyetlerinin çok yüksek olduğunu süt üretim masrafları ile bir litre çiğ süt fiyatının birbirini karşılamadığını her ortamda dile getirmiştir. Daha sonra üreticilerimizin serzenişleri karşısında ulusal süt konseyi fiyat güncellemesine gitmiş ve çiğ süt fiyatını yetersiz de olsa bir miktar artırmıştır. Ancak bugün gelinen noktada yeme yapılan bu zamlar hayvancılık ile uğraşan üreticimizin yarasını sarmaya yetmemiştir. Diğer bir değişle süt - yem paritesi, daha üretici zamlı süt parasını tahsil edemeden bozulmuştur. Bugün süt üreticileri ve besiciler için maliyet baskısının daha da arttığı çok açık ortadadır. Gelinen noktada bakanlık gerekli koruyucu ve destekleyici önlemler almaz ise ya üreten üreticimiz üretimden artık vazgeçecek ya da tüketiciler et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünlerini daha yüksek fiyattan satın almak zorunda kalacaktır. Bu bağlamda; 1- Son bir aylık süreç içerisinde yem fiyatlarında yaşanan artışın nedenleri nelerdir? Bakanlığınız bu artışı önlemek veya sınırlamak adına herhangi bir politika uygulamakta mıdır? 2- Son beş yıl içerisinde ithal edilen hayvan yemi miktarı ve bunun toplam yem üretimi içindeki payı nedir? Bakanlığınızın yerli üretimi artırmaya yönelik çalış-maları var mıdır? Varsa bu çalışmalar ne aşamadadır? 3- Son üç yıl içerisinde (yıllık bazda) TMO, yem maliyetlerini düşürmek ama-cıyla piyasadan ne kadar arpa ve mısır gibi ürün toplamıştır. Bu toplandığı ürünlerin ne kadarını yetiştiricinin kullanımına sunmuştur? TMO'nun yetiştiricinin kullanımına sunduğu ürün miktarının artırılması için herhangi bir çalışma var mıdır? 4- Süt fiyatındaki artışın henüz üreticilerin gelirlerine yansımadan yem maliyetlerinin yükselmesi ile oluşan süt-yem paritesindeki dengesizliğin ortadan kaldırılması amacıyla çiğ süt fiyatında yeni bir düzenlemeye gidilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır? Varsa bu çalışmalar nelerdir? 5- Yem fiyatlarında yaşanan artışlar sonrası hayvancılık ile uğraşan üreticilerimiz karşılaştığı olumsuz etkileri azaltmak amacıyla, üreticilere yönelik doğrudan destek veya sübvansiyon sağlanması planlanmakta mıdır? 6- Küçük ve orta ölçekli hayvancılık işletmelerinin yem maliyetlerini düşürmek adına herhangi bir özel teşvik veya kredi desteği sağlanmasına yönelik bir çalışmanız var mıdır? Küçük ölçekli hayvancılık işletmelerinin kapanmasını önlemek ve sürdürülebilir bir üretim sağlayabilmesi için bakanlığınızın hangi çalışmaları yürütmektedir? 7- Hayvancılıkta üretim maliyetlerinin artması ve özellikle yem fiyatlarının yükselmesi karşısında kırmızı et üretimi ve et fiyatlarına etkisiyle ilgili herhangi bir etki analizi yapılmış mıdır?"

Türkiye'de Balık Yetiştiriciliği 10 Kat Arttı Haber

Türkiye'de Balık Yetiştiriciliği 10 Kat Arttı

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Borçka Baraj Gölü'ndeki Artvin Balıkçılık Somon Üretim Tesisi'ni ziyaret etti. Borçka Baraj Gölü'ndeki Artvin Balıkçılık Somon Üretim Tesisi'ni ziyaret eden Bakan Yumaklı, Tarım ve Orman İl Müdürü Neşet Ulutaş ve Artvin Su Ürünleri Yetiştiriciliği Birliği Başkanı Önder Alkan'dan bilgi aldı. Yumaklı, burada yaptığı açıklamada, Türkiye'de balıkçılık sektörünün son yıllardaki gelişiminin kendilerini ziyadesiyle memnun ettiğini belirterek, "Son dönemde özellikle 1 milyon ton üretim barajına ulaşmış olması ve bu rekoru kırmış olması, balıkçılık sektörünün potansiyelini üretime çevirdiğiyle alakalı çok güzel sonuçlar getirdi bize." ifadesini kullandı. Türkiye'de balık yetiştiriciliğinin son 23 yılda 10 kat arttığına işaret eden Yumaklı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yaklaşık 650 bin tonlara gelmiş durumdayız. Türk somonu, alabalık, levrek, çipura gibi ürünlerin artık bir marka olarak da dünya pazarlarına ulaşmış olması bu manada sektörün daha da gelişeceğine dair bizler için umut verici bir durum. Su ürünleri üretiminde özellikle hem yetiştiricilikte hem avcılıkta üretim planlamasına 2024 yılından itibaren geçmiştik hatırlarsanız. Yüzde 95'in üzerinde bir oranda üretim planlaması uygulaması var. Bunu hem yetiştiricilikteki gelişmelerin üretim planlamasına çok ciddi bir şekilde katkı vermesi hem de avcılıktaki sonuçlardan özellikle koruma kullanma dengesini gözettiğimizde görmüş oluyoruz." TÜRK SOMONU ÜRETİMİNDE 8 YILDA 15 KAT ARTIŞ Bakan Yumaklı, bitkisel, hayvansal ve su ürünlerindeki üretim planlamasının başarılı olduğunu vurguladı. İşleme tesisleri ve ihracata hazırlık açısından yapmaları gereken yatırımların olduğunu belirten Yumaklı, şunları kaydetti: "2025 yılında su ürünlerinden ülkemiz 2,3 milyar dolarlık bir ihracat rakamına ulaştı. Bunun da yaklaşık 500 milyon doları yine bizim Türk somonu dediğimiz ve artık dünya pazarlarına ulaşmış olan bir ürünümüzden gelmiş oldu. Son 8 yılda özellikle Türk somonu üretiminin 15 kat arttığını söylemek istiyorum. Bu manada özellikle hem iç sulardaki yetiştiricilikte hem de buna uygun denizlerimizdeki yetiştiricilikte çok başarılı bir sonuca ulaşmış durumdayız." Artvin'in Türk somonu üretiminde önemli şehirler arasında yer aldığına dikkati çeken Yumaklı, "Burada 11 tesis var. Bunun karşılığı 765 milyon lira. Yani bu rakamları sadece birer rakam olarak görmemek lazım. Bulunduğu şehre çok önemli bir ekonomik katkı da sağlamış oluyor aynı zamanda. Artvin'in bu potansiyelini daha da geliştirmeye devam edeceğiz." dedi. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bu sektörde büyük potansiyele sahip olduğunu ifade ederek, "Bunu harekete geçirdik, daha da geliştirmeye devam edeceğiz. Bu balıklar hem yetiştiricilikte hem avcılıkta büyük karlar sağlayacak. Ben emeği geçen bütün kardeşlerime, bütün üreticilerimize, sektörün başından sonuna kadar hepsine çok teşekkür ediyorum ve saygılar." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.