Hava Durumu

#Tarım Ve Orman Bakanlığı

Kırsal Haber - Tarım Ve Orman Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım Ve Orman Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Büyükşehir Mezbahası'nda Hijyenik ve Helal Kesim Haber

Büyükşehir Mezbahası'nda Hijyenik ve Helal Kesim

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olarak İzmit Solaklar mevkiinde faaliyet gösteren mezbaha, modern altyapısı ve TSE helal kesim standartlarına bağlı uygulamalarıyla güvenli hizmet sunuyor. Otomasyon sistemiyle kontrol edilen tesis, insan sağlığını esas alan teknolojik altyapısıyla ziyaretçilerden olumlu dönüşler alıyor. 4. 600 METREKAREDE YÜKSEK KAPASİTE Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı mezbaha, İzmit Solaklar mevkiinde modern altyapısı, yüksek kapasitesi ve hijyen odaklı çalışma sistemiyle hizmet veriyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan tesis, 4 bin 300 metrekarelik yapı alanı içerisinde faaliyetlerini sürdürüyor. Tesiste 600 metrekarelik hayvan gezinti alanı, yana şutlamalı kesim sistemi ve modern kesim hatları bulunuyor. Ayrıca 900 metrekarelik soğuk hava depoları ile sakatat muhafaza alanları da tesis bünyesinde yer alıyor. Otomasyon sistemleri, hareketli platformlar ve modern ekipmanlar sayesinde seri, hijyenik ve TSE helal kesim standartlarına uygun kesimler gerçekleştiriliyor. VETERİNER HEKİMLER GÖZETİMİNDE KESİM Tesiste görev yapan personeller, tüm süreci veteriner hekimlerin gözetiminde yürütüyor. Vatandaşlar tarafından getirilen hayvanlar önce padoklara alınıyor, ardından sağlık kontrollerinden geçiriliyor. Kontrolleri uygun bulunan hayvanların kayıtları yapılarak kesim sürecine dahil ediliyor. Yapılan işlemler dış denetime de tabi tutuluyor. HİJYENİK DİNLENDİRME VE DAĞITIM Kesim sonrası deri, kelle ve ilgili bölümlerin ayrılmasının ardından tartı işlemleri gerçekleştiriliyor. Kilosu belirlenen etler, mezbahada bir gün boyunca soğuk hava depolarında hijyenik koşullarda dinlendiriliyor. Büyükşehir Belediyesi, verdiği taşıma hizmetiyle etleri kentin dört bir yanındaki kasap ve lokantalara ulaştırıyor. MEZBAHALAR, SIFIR ATIK YÖNETMELİĞİNE UYGUN Tarım ve Orman Bakanlığı’nın düzenli kontrolleri altında hizmet veren tesisin günlük kapasitesi 99 büyükbaş ve 720 küçükbaş hayvan olarak dikkat çekiyor. Kandıra, Karamürsel ve İzmit’te bulunan ruhsatlı mezbahalar, Sıfır Atık Yönetmeliği’ne uygun şekilde faaliyetlerini sürdürüyor. TEKNİK ZİYARETLERDEN TAM NOT Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Büyükşehir Mezbahası, 2025 yılı boyunca birçok kişi ve kurumun teknik ziyaretine ev sahipliği yaptı. Otomasyon sistemiyle kontrol edilen tesis, insan sağlığını esas alan teknolojik altyapısıyla ziyaretçilerden olumlu geri dönüşler alıyor.

YÖREX Kapılarını Nisan Ayında Açıyor Haber

YÖREX Kapılarını Nisan Ayında Açıyor

Antalya Ticaret Borsası (ATB) öncülüğünde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) desteğiyle düzenlenen Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX, 22-26 Nisan 2026 tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde yapılacak. “Sizin Oraların Nesi Meşhur” sloganıyla düzenlenecek YÖREX, Anadolu’nun coğrafi işaretli ve yöresel ürünlerini Antalya’da bir araya getirecek. COĞRAFİ İŞARETLİ ÜRÜNLER ANTALYA’DA BULUŞACAK Antalya Ticaret Borsası (ATB) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, TOBB’un desteğiyle yerel ve yöresel ürünlere sahip çıkmak, kaybolmaya yüz tutmuş ürünleri gün yüzüne çıkarıp ekonomiye kazandırmak için 17 yıl önce Yöresel Ürünler Projesi’ni hayata geçirdiklerini anımsatırken, proje kapsamında Yöresel Ürünler Fuarı YÖREX’i düzenlediklerini kaydetti. Çandır, YÖREX’i bu yıl 22-26 Nisan tarihlerinde ANFAŞ Fuar Merkezi’nde düzenleyeceklerini belirtti. Yöresel ürünlerin ekonomiye kazandırılmasının önemli olduğunu, kırdan kente göçü engellemenin yolunun yöresel ürünlere sahip çıkmaktan geçtiğini vurgulayan Çandır, “Yöresel ürünler, yerinde istihdam sağlayan geleneksel üretim biçimleriyle hem yerel ekonomiyi ayakta tutan, hem de kültürel zenginliğimizi gelecek kuşaklara aktaran mirasımızdır. Yöresel Ürünler Projemiz ve YÖREX’in ana hedefi bu mirasa sahip çıkmaktır” diye konuştu. YÖREX, YEREL ÜRETİCİ İLE KÜRESEL ALICIYI BULUŞTURUYOR Milli ekonomi, yerel üretimin ön plana çıktığı bir dönemde YÖREX’in daha da önem kazandığını kaydeden Ali Çandır, “Anadolu’nun tüketim alışkanlıklarını yerli üretimle buluşturduğumuzda kendi değerlerimizi tüketir, istihdamı büyütür, ekonomiyi canlandırırız” dedi. Başkan Ali Çandır, YÖREX’te TOBB organizasyonuyla yapılan ikili görüşmelerde büyük market zincirleri ve -e ticaret siteleriyle yerel üreticilerin bir araya geldiğini ve iş bağlantıları sağladığını anımsatırken, bu yıl da küresel ölçekteki büyük alıcılarla yerel üreticinin B2B görüşmeleriyle yan yana geleceğini kaydetti. Çandır, “Geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da YÖREX’te çok sayıda iş bağlantısı sağlanmasını bekliyoruz” dedi. 10 BİN METREKAREDE BİNLERCE ÜRÜN YÖREX’in 10 bin metrekarelik alanda, 5 gün boyunca binlerce ürünü ziyaretçilerle buluşturacağını belirten Ali Çandır, fuara oda ve borsalar, kalkınma ajansları, belediyeler, kooperatifler, üretici birlikleri ve firmalardan yoğun katılım olacağını söyledi. Çandır, coğrafi işaretli ürünlerin büyük çoğunluğunun tarım ve gıda ürünleri olduğuna dikkat çekerken, Tarım ve Orman Bakanlığı ve teşkilatının da YÖREX’e katılımını beklediklerini söyledi. Çandır, “YÖREX, bu yıl da Anadolu’nun dört bir yanından gelen değerlerin ve yöresel ürünlerin buluşma noktası olacak” dedi. Çandır, YÖREX’e girişin ücretsiz olacağını belirtti. YÖREX’TEN SONRA Cİ’Lİ ÜRÜN SAYISI 1810 OLDU Coğrafi işaretli ürünlerin önemine de değinen Çandır, YÖREX’in başladığı dönemde 109 olan coğrafi işaretli ürün sayısının bugün 1810’a ulaştığını, 873 yöresel ürünün ise tescil beklediğini kaydetti. YÖREX sayesinde coğrafi işaret farkındalığının arttığını belirten Çandır, Türkiye’nin 44 yöresel ürününün Avrupa Birliği’nde tescil edildiğini sözlerine ekledi.

Türk Somonu İhracatın Yeni Devine Dönüştü Haber

Türk Somonu İhracatın Yeni Devine Dönüştü

T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın destekleme modelleriyle atağa kalkan Türk Somonu, son 8 yılda üretim ve ihracatta rekor üstüne rekor kırdı. 2017 yılında 57 milyon dolar olan ihracat geliri, 2025 yılı itibarıyla 500 milyon dolara ulaşarak dev bir başarı hikayesine dönüştü. ​Türkiye’nin su ürünleri sektöründe gerçekleştirdiği stratejik hamleler meyvelerini veriyor. "Karadeniz’in Gururu" olarak adlandırılan Türk Somonu, hem üretim hacmi hem de küresel pazardaki payı ile Türkiye ekonomisinin yeni lokomotiflerinden biri haline geldi. ​Üretimde 15 Katlık Dev Sıçrama ​2017 yılında başlayan serüven, aradan geçen kısa sürede inanılmaz bir büyüme katetti. Bakanlık verilerine göre; • ​2017 yılında 5 bin ton olan üretim kapasitesi, • ​2025 yılı itibarıyla 75 bin tona yükselerek tam 15 kat artış gösterdi. ​Karadeniz’deki tesis sayısı 100’e ulaşırken, sektörün toplam yıllık üretim kapasitesi ise 150 bin ton bandına dayandı. ​32 Ülkeye Türk İmzası ​Türk Somonu sadece miktar olarak değil, kalite olarak da dünya standartlarını belirlemeye başladı. Bugün itibarıyla 32 ülkeye ihraç edilen ürün, özellikle dünyanın en seçici pazarlarında büyük talep görüyor. En çok talep eden ülkeler listesinin başında ise şunlar yer alıyor: Rusya Federasyonu, Japonya, Vietnam, Belarus, ​Polonya ​Ekonomiye Yarım Milyar Dolarlık Katkı ​İhracat gelirlerinde yaşanan artış, sektörün katma değerli üretim gücünü gözler önüne serdi. 2017 yılında 57 milyon dolar seviyesinde olan ihracat rakamı, 2025 yılı projeksiyonları ve gerçekleşen verilerle 500 milyon dolar sınırına ulaştı. Su ürünleri sektöründe "taşıyıcı güç" haline gelen Türk Somonu, Türkiye’nin gıda ihracatındaki marka değerini güçlendirmeye devam ediyor.

2026 Yılında 604 Milyar Liralık Destek Çiftçiden Esirgendi Haber

2026 Yılında 604 Milyar Liralık Destek Çiftçiden Esirgendi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründe yaşanan sorunlara ve 2026 üretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gürer, 2025 yılının çiftçiler açısından son derece zor geçtiğini, ancak 2026 yılına kar yağışıyla birlikte umutla girildiğini ifade etti. 2025 yılında kuraklığın etkisiyle ciddi verim ve rekolte kayıpları yaşandığını belirten Gürer, çiftçilerin bekledikleri ürünü alamadığını söyledi. 2026 yılına ise kar yağışıyla birlikte umutlu bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Gürer, “Bu süreç doğru yönetilirse, bu yıl üretim ve rekolte daha yüksek olabilir” dedi. BUĞDAY ÜRETİMİ GERİLEDİ Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında Türkiye’de 19 milyon 600 bin ton buğday üretildiğini hatırlatarak, “2025 yılında ise kuraklığın etkisi ve yeterli desteğin verilmemesi nedeniyle buğday üretimi 17 milyon 900 bin tona kadar düştü” ifadelerini kullandı. ÇİFTÇİ KREDİYE ULAŞAMIYOR 2026 yılı için umutlu bir tablo oluşmasına rağmen çiftçilerin ciddi finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürer, bankaların kredi konusunda engel çıkardığını söyledi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiler bankaya gidip kredi almak istiyor. Bir kısmı ekimini yaptı, gübre alacak. Diğeri ekim için mazot, ilaç ve tohum alacak. Ancak banka ‘BAĞ-KUR primi borcunu yatırmadan kredi vermem’ diyor. Bu durumda çiftçiler krediye erişimde ciddi sorun yaşıyor” dedi. Çiftçiye yaklaşımın yanlış olduğunu vurgulayan Gürer, “Oysa çiftçiye ‘al krediyi, ek’ demek lazım. Çiftçiye desteği zamanında ve doğru şekilde vermek gerekiyor” diye konuştu. DESTEK YASAYA UYGUN VERİLMİYOR Tarım Kanunu’nun 21. maddesine de dikkat çeken Gürer, 2026 yılında çiftçiye verilmesi gereken destek miktarının açık olduğunu belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Kanuna göre milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerekiyor. Bu da 2026 yılı için 772 milyar lira demek. Ancak verilen destek sadece 168 milyar lira. İşin daha ilginci, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bütçesi bile 542 milyar lira, Çiftçiden esirgenen 2026 yılında destek ise 604 milyar lira” ifadelerini kullandı. GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ TARLADAN KOPARIYOR Yeterli destek sağlanmadığı takdirde üretimde yeni kayıpların kaçınılmaz olacağını vurgulayan TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, gübre, mazot, ilaç ve tohum fiyatlarındaki artışın çiftçiyi üretimden uzaklaştırdığını söyledi. Gürer, “Yeterli destek verilmezse bu kez gübre, mazot, ilaç ve tohum maliyetleri nedeniyle çiftçi tarlasını ekmeyecek” dedi. Çiftçinin üzerindeki mali yükü sıralayan Ömer Fethi Gürer, “İlaç, tohum, gübre, mazot, tarla kirası, traktör gideri, su parası, elektrik parası derken çiftçi ciddi bir çıkmazda” ifadelerini kullandı. İTHALAT YERİNE KENDİ KENDİNE YETEN TÜRKİYE VURGUSU Çözümün üreticiyi desteklemekten geçtiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçiye destek vererek onu tarlada üretime yönlendirmeliyiz. Aksi halde verim ve rekolte kaybı devam eder ve ithalata mahkûm oluruz. Oysa hedefimiz kendi ülkemizde, kendi kendine yeten bir tarım yapısına ulaşmak olmalıdır” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Bağ-Kur Prim Borcu Çiftçinin Krediye Erişimini Kilitledi Haber

Bağ-Kur Prim Borcu Çiftçinin Krediye Erişimini Kilitledi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, çiftçilerin krediye erişememesi, artan mazot fiyatları, desteklerin yetersizliği ve pestisit uygulamaları üzerinden Tarım ve Orman Bakanlığı’nı eleştirdi. Gürer, BAĞ-KUR ve SGK borcu gerekçesiyle çiftçinin sistem dışına itilmesinin üretimi felç ettiğini vurguladı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında tarım sektörünün içinde bulunduğu yapısal sorunlara dikkat çekerek, Tarım ve Orman Bakanlığı başta olmak üzere Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Cumhurbaşkanlığı’na çağrıda bulundu. Gürer, özellikle çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu ve BAĞ-KUR prim borçları nedeniyle krediye erişememesinin üretimi doğrudan tehdit ettiğini ifade etti. Konuşmasının başında, yaşanan sorunun ülke genelinde yaygınlaştığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Şu anda bankalara borcu olan çiftçilerimiz ya da kredi kartı, Sosyal Güvenlik Kurumu gibi kurumlara borcu bulunanlar bankalara gittiklerinde kredi alamıyorlar. Özellikle esnaf ve çiftçilerin SGK’ya borcu varsa bankalardan kredi kullanmaları mümkün olmuyor” dedi. “REKOLTE İYİ OLABİLİR AMA ÇİFTÇİ ÜRETEMİYOR” 2025 üretim sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, mevsim koşullarının rekolte açısından umut verdiğini ancak finansman yetersizliğinin üretimi sekteye uğrattığını vurguladı. Kar ve yağmurun toprağı buluşmasının verimi artırabileceğini söyleyen Gürer, “Ancak çiftçiler kredi alamadıkları için ilaç, gübre, tohum, mazot gibi temel girdilerde ciddi sıkıntı yaşamaktadır. Bu nedenle esnafımızın ve çiftçimizin SGK prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın krediye erişimi mutlaka sağlanmalıdır” ifadelerini kullandı. Yaklaşık on gündür Ziraat Odası başkanları, çiftçiler ve esnaflardan yoğun telefon aldığını belirten Gürer, “Gün boyu arıyorlar, ‘Sesimizi duyurun’ diyorlar. Buradan çağrımızı yineliyoruz: Sayın Cumhurbaşkanı, mutlaka bu duruma müdahale ediniz. SGK’ya borcu olan çiftçinin kredi almasının önündeki engeli kaldırın” diye konuştu. “2025 ÇİFTÇİ İÇİN EN ZOR YILLARDAN BİRİ OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kuraklık ve zirai don nedeniyle üreticinin borçlarını ödeyemez hâle geldiğini söyledi. “2025 yılı çiftçi için de besici için de üretici için de çok zor geçmiştir” diyen Ömer Fethi Gürer, bu koşullarda borçlu çiftçiye kredi verilmemesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Bu gerçekler ortadayken ‘borçlu çiftçiye kredi yok’ demek, hem çiftçiyi hem de ülkenin gıda üretim sürecini darbelemek anlamına gelir. Bundan bir an önce vazgeçilmesi ve çiftçiye destek verilmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı. “MAZOT 2018’E GÖRE YÜZDELERCE ARTTI, DESTEKLER ERİDİ” Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tarım üzerindeki yıkıcı etkilerine de değinen CHP’li Gürer, Cumhurbaşkanlığı sistemine geçilen 2018 yılında mazotun litre fiyatının 6 lira 26 kuruş olduğunu, bugün ise 57–58 lira bandına ulaştığını hatırlattı. Gürer, “Bu fiyatın yaklaşık 24 lirası ÖTV ve KDV’den oluşmaktadır” dedi. Yılbaşından bu yana mazota 3,5 lira zam geldiğini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu artışın mazot desteğini fiilen ortadan kaldırdığını söyledi. “Çiftçiye mazot desteği verilmeden, gelen zamlarla verilen destek de geri alınmıştır. Bu nedenle kırmızı mazota geçilerek tarım kesiminde mazottaki ÖTV ve KDV’nin bir an önce kaldırılması gerekmektedir” diye konuştu. Mazot üzerinden alınan vergilerin yıllık 70–80 milyar lirayı bulduğunu belirten Gürer, havza bazlı destek modelinin de zamlar karşısında işlevsiz kaldığını ifade etti. “PESTİSİT UYGULAMASI KÜÇÜK ÜRETİCİYİ DIŞLIYOR” Tarım ve Orman Bakanlığı’nın başlattığı B reçete (bitkisel reçete) uygulamasına da değinen Gürer, pilot bölgelerde uygulanan sistemin ciddi mağduriyetlere yol açtığını söyledi. ÇKS kaydı olmayan üreticilerin ilaç alamadığını belirten Gürer, “ÇKS’si olmadığı için zirai destek alamayan, bitkisel ilaçlara erişimi engellenen küçük üreticiler büyük mağduriyet yaşamaktadır” dedi. Bir-iki dönümlük bahçesi olan küçük üreticilerin uygulamadan olumsuz etkilendiğini vurgulayan Gürer, “Amaç kayıt altına almak olabilir; ancak uygulama şekli yanlıştır. Bahçesi olduğu hâlde ilaca erişemeyen çiftçinin bahçesinde ürün olmayacaktır” ifadelerini kullandı. “BEN YAPTIM OLDU ANLAYIŞIYLA TARIM YÖNETİLMEZ” Tarım politikalarının masa başında değil, sahadaki gerçekler dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nı “ben yaptım oldu” anlayışıyla hareket etmekle eleştirdi. Daha önce iki yıl üst üste ekilmeyen tarım arazilerine el konulacağı yönündeki düzenlemeleri hatırlatan Gürer, bu uygulamaların da sorgulanması gerektiğini söyledi. Pestisit kalıntıları konusunda altyapı tamamlanmadan adım atılmasının sorunları büyüttüğünü ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, etkin denetim, teknolojik eğitim ve ruhsatsız ilaçların piyasadan tamamen çekilmesi gerektiğini dile getirdi. “GİRDİ MALİYETLERİ DÜŞMEDEN RAF FİYATLARI DÜŞMEZ” Konuşmasında çözüm önerilerini sıralayan Ömer Fethi Gürer, tarımda temel sorunun yüksek girdi maliyetleri olduğunu vurguladı. “Çiftçinin, besicinin ve üreticinin mutlu olması, raftaki ürün fiyatlarının düşmesi demektir” dedi. Gürer, ithalata dayalı politikaların terk edilmesi gerektiğini söyledi. “Girdi maliyetleri düşürüldüğünde, alım fiyatları düzenlendiğinde, aracılık sistemi daraltıldığında ve yerli üretici desteklendiğinde raf fiyatları düşer. Girdi maliyetleri düşmeden raf fiyatlarının düşmesi mümkün değildir” ifadelerini kullandı. Gürer, öncelikle BAĞ-KUR ve SGK prim borçlarından kaynaklanan kredi engellerinin kaldırılması gerektiğini belirterek, Tarım Kanunu’nun 21. maddesi gereği çiftçiye verilmesi gereken yüzde 1’lik desteğin mutlaka ödenmesini istedi. “Sorunlar bilinmektedir, ancak mevcut uygulamaların çözüm üretmediği açıktır” diyerek çağrısını yineledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.