Hava Durumu

#Tarımsal Destek

Kırsal Haber - Tarımsal Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

İBB’den Çiftçilere Yazlık Fide Desteği Haber

İBB’den Çiftçilere Yazlık Fide Desteği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), tarihinde ilk kez 2020 yılında Ekrem İmamoğlu öncülüğünde başlatılan tarımsal destek programıyla üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Çatalca’da çiftçilere yönelik yazlık fide desteği programı düzenlendi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “2026 yılında 3 bin 34 çiftçiye 6 milyon 435 bin 458 adet yazlık sebze fidesi desteği verilecek. Bugüne kadar 10 bin 697 çiftçiye toplam 31 milyon 415 bin 331 adet yazlık sebze fidesi desteği sağlandı.” diye konuştu. İBB’nin yazlık sebze üretimi yapan çiftçilerin yükünün hafifletilmesi amacıyla başlattığı; domates, biberi, patlıcan, salatalık, kabak ve karpuzdan oluşan fide desteği bu yıl da devam ediyor. Bu kapsamda İBB’nin Çatalca Subaşı Köyü Mahallesi’nde gerçekleşen fide dağıtım programa; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, siyasi parti temsilcileri, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri ile çiftçiler katıldı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, program öncesinde Dünya Çiftçiler Günü’ne özel Çatalca’da tarım araçlarıyla yapılan kortej geçişine de katıldı. Nuri Aslan, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli tarımdır” sözünün yazdığı pankartı taşıyan tarım aracına bindi ve Çatalca halkını selamladı. ÇİFTÇİLER: İBB’NİN DESTEĞİYLE ÜRETMEYE DEVAM EDİYORUZ Çatalca Belediyesi Çocuk Korusu performansı ve Çatalca Belediyesi Halk oyunları gösterisiyle başlayan fide dağıtım töreninde ilk sözü çiftçiler aldı. Üretici Sevil Yılmaz, “İBB’nin hayata geçirdiği tarımsal destek projeleri sayesinde bugün Çatalca’da daha umutlu bir üretim sezonu geçiriyoruz. Verilen fide, tohum, mazot, gübre ve yan destekleri üretim maliyetlerimizi hafifletti. Bu sayede bizler de üretmeye devam ediyoruz.” dedi. Söz alan bir diğer çiftçi Onur Demir, “Biz çiftçiler için üretim emek ve sabır işidir. İBB’nin yaptığı tarımsal destekler sayesinde üretmeye devam ediyor, toprağımızı boş bırakmıyoruz ve ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz.” diye konuştu. Daha sonra kürsüye gelen Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, “İBB’nin fide destekleri üreticimizin yükünü hafifleten, üretime moral veren önemli bir katkıdır. Başta İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere başkanvekilimiz Nuri Aslan’a ve emeği geçen Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığına teşekkür ediyorum.” dedi. ERHAN GÜZEL: DESTEKLER ÜRETİCİYE CAN SUYU OLDU Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayan Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, “Tarım yalnızca kırsalın değil, şehirlerin de geleceğidir. Tarım; gıda güvenliğidir, bağımsızlıktır, stratejik güçtür. Çatalca İstanbul’un en bereketli tarım topraklarıdır. İstanbul’un üretim merkezidir. Gıda güvenliğinin sigortasıdır.” dedi. Güzel, “İstanbul’da çiftçinin sesini yeniden duyan, üreticinin elinden tutan, ‘Bu kentin bereketi topraktadır’ diyerek tarımı yeniden ayağa kaldıran bir anlayış başladı. Ekrem Başkan’ımız göreve gelir gelmez İstanbul’un kırsalını yeniden ayağa kaldıracak tarımsal destekleri hayata geçirdi. Verilen destekler yıllardır yalnız bırakılan üreticimize adeta can suyu oldu.” ifadelerini kullandı. NURİ ASLAN: TÜM DESTEKLERİMİZİ HİBE OLARAK VERİYORUZ İBB’nin çiftçilere yönelik yaptığı çalışmalara değinen İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, “Ayçiçeği, mısır, buğday, arpa, yulaf tohumu, yazlık ve kışlık sebze fidesi gibi üretimin temel girdilerini ücretsiz olarak dağıttık. Mazot desteğini doğrudan çiftçimizin traktör deposuna ulaştırarak Türkiye’de bir ilke imza attık. Gübre, malç naylonu, damla sulama hortumu desteği ile üreticimizin maliyetlerini düşürdük. Hayvancılık ve arıcılık yapan üreticilerimize yem desteği verdik. Kentin dört bir yanında yerel üretimin ve gıda egemenliğinin güçlenmesi için projeler gerçekleştirdik. Tüm desteklerimizi hibe olarak veriyoruz.” dedi. “ÇALIŞMALARIMIZ HER YIL DAHA DA GÜÇLENEREK SÜRÜYOR” Başkanvekili Aslan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal desteklerimiz hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, ilk kez 2020 yılında yazlık sebze fidesi desteğiyle başlattığımız çalışmalarımızı her yıl daha da güçlendirerek sürüyor ve sürmeye devam edecek. 2026 yılı itibarıyla silajlık mısır tohumu, yağlık ayçiçeği tohumu, kuru fasulye ve nohut tohumu desteklerimizi tamamladık. Ayrıca mazot desteğimizin de 18 Mayıs tarihinde tamamlanacağını belirtmek isterim. Yazlık sebze üretimi yapan çiftçilerimizin yükünü; domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak ve karpuz fidelerinden oluşan desteklerimizle hafifletmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. Çiftçilere verilen desteklerin ayrıntılarına değinen Nuri Aslan, “Bugüne kadar toplam 10 bin 697 çiftçimize, 31 milyon 415 bin 331 adet yazlık sebze fidesi desteği sağladık. 2026 yılında ise 3 bin 34 çiftçimize 6 milyon 435 bin 458 adet fide desteği vererek üreticilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Desteklerimize başladığımız 2020 yılı ile 2025 yılı arasında 66 bin 654 üreticiye toplam 666 milyon milyonu aşan desteği sağladık. Bu yıl da toplamda 11 bin 500’ün üzerinde üreticimize 220 milyon TL’ye yakın destek vereceğiz.” İfadelerini kullandı. Çatalcalı üreticilerin İBB Başkanvekili Nuri Aslan’a kendi ürettikleri ürünlerden oluşan sepeti takdim etmesinin ardından kayıt yaptıran üreticilere üzerinde “para ile satılamaz” yazan fidelerin dağıtımı yapıldı. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

7. Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda Gurur Gecesi Haber

7. Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda Gurur Gecesi

Muğla’nın bereketli topraklarından süzülen "sıvı altın", Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve artık gelenekselleşen 7. Zeytinyağı Kalite Yarışması ile bir kez daha tescillendi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, il protokolünden üreticilere, sektör paydaşlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir katılımla adeta bir zeytin şölenine dönüştü. ​Muğla’nın Zeytin Potansiyeli ve Ekonomik Gücü ​Açılış konuşmasını yapan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın zeytin varlığı açısından Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurguladı. İldeki yaklaşık 1 milyon dekarlık devasa zeytin varlığına dikkat çeken Baydar, TÜİK verilerine göre yıllık 156 bin tonu aşan yağlık zeytin üretiminin, kenti yaklaşık 30 bin tonluk bir zeytinyağı üretim merkezine dönüştürdüğünü belirtti. Baydar ayrıca konuşmasına, kentin ortak gururu olan Muğlaspor’un 1. Lig’e yükselmesini kutlayarak başlayarak spor ve tarımın şehir ruhundaki bütünleştirici gücüne değindi. ​2019’dan Bugüne: Bir Kalite Yolculuğunun Hikayesi ​Muğla’da zeytinyağının kalitesini artırmak adına 2019 yılında başlatılan "Zeytinin Zeytinyağına Kayıpsız ve Kaliteli Yolculuğu" projesi, bugün meyvelerini vermeye devam ediyor. Bakanlık destekli bu proje kapsamında, sadece üretim değil; hasat, işleme ve depolama süreçlerinde de üreticilere yoğun eğitimler verildi. Bu eğitimlerin başarısı, yarışmaya olan ilgide de kendini gösterdi. İlk yıl 86 başvuru ile yola çıkan organizasyon, 2025–2026 sezonunda 161 başvuruluk rekor bir katılıma ulaştı. Bu artış, Muğla üreticisinin artık sadece miktar değil, "yüksek kalite" odaklı bir üretim modelini benimsediğini kanıtladı. ​Muğla Tarımına Dev Yatırım: 725 Milyon TL Destek ​Sektördeki teknolojik gelişime de değinen Seyfettin Baydar, Bakanlık tarafından Muğla’ya bu yıl toplam 725 milyon TL tutarında devasa bir tarımsal destek sağlandığını açıkladı. Bu desteğin 260 milyon TL’si bitkisel üretime ayrılırken, zeytinyağı tesislerinin modernizasyonu için 29 milyon TL, ekipman ihtiyacı olan üreticiler için ise yüzlerce zeytin silkme makinesi desteği sunuldu. ​Zeytin: Atalarımızdan Kalan Kutsal Bir Miras ​Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, törendeki hitabında zeytinin sadece bir tarım ürünü değil, Anadolu topraklarının kadim bir kültürel mirası olduğunu hatırlattı. Muğla’nın yarısının zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğunu ve bölgede 2 bin 500 yaşını aşmış anıt ağaçların bulunduğunu belirten Akbıyık, zeytinyağının markalaşmasının şehrin gastronomik turizmi için de hayati önem taşıdığını söyledi. Vali Akbıyık, yaklaşan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle tüm üreticilere teşekkürlerini sundu. ​Zirvedeki İsimler: Premium Ödülleri ve Teknik Başarı ​Yarışmanın en heyecanlı anı, "Yüksek Altın" olarak nitelendirilen 9 PREMIUM ödülün sahiplerini bulmasıyla yaşandı. Kimyasal analizleri Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Gıda Analizleri Laboratuvarı, duyusal tadım analizleri ise Zeytindostu Derneği tarafından titizlikle yürütülen yarışmada; toplamda 51 altın, 29 gümüş ve 19 bronz ödül dağıtıldı. Bilimsel kriterlere dayanan bu ödüllendirme süreci, Muğla zeytinyağının uluslararası standartlarda yarışabilecek düzeyde olduğunu bir kez daha belgeledi. ​Renkli Görüntüler ve Üreticiye Ekipman Müjdesi ​Tören, sadece ödüllerle değil, sosyal etkinliklerle de renklendi. Menteşe Borsa İstanbul İlkokulu öğrencilerinin halk oyunları gösterisi katılımcılardan büyük alkış alırken, program sonunda yapılan çekilişle üreticilere pülverizatör, zeytin kasaları ve zeytin silkme makineleri gibi işlerini kolaylaştıracak ekipmanlar hediye edildi. ​Muğla zeytinyağının Avrupa Birliği Coğrafi İşaret tesciliyle dünya sahnesine çıkması ve bu tür kalite yarışmalarıyla standartların yükseltilmesi, şehrin tarımsal geleceği adına umut verici bir tablo çizmeye devam ediyor.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Başkentli Çiftçiye Büyük Destek: 8 İlçede 624 Bin Sebze Fidesi Dağıtıldı Haber

Başkentli Çiftçiye Büyük Destek: 8 İlçede 624 Bin Sebze Fidesi Dağıtıldı

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkentli üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Yerli üretimi teşvik etmek ve tarımsal maliyetleri düşürmek amacıyla başlatılan proje kapsamında, 8 ilçede 268 çiftçiye toplam 624 bin 120 adet erkenci sebze fidesi dağıtımı yapıldı. ​Ankara'da Kırsal Kalkınma Hamlesi Sürüyor ​Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, tarımsal destek programlarına hız kesmeden devam ediyor. ANFA Sera Beypazarı’nda özenle yetiştirilen domates ve biber fideleri, %50 hibe desteğiyle çiftçilere ulaştırıldı. Toplamda 2 bin 972 kasa fide, üreticilerin toprakla buluşturması için teslim edildi. ​Fide Desteği Yapılan İlçeler ​ABB’nin erkenci sebze fidesi desteğinden faydalanan ilçeler şunlar oldu: Beypazarı, Güdül, Nallıhan, Çubuk, Kalecik, Sincan, Ayaş ​"Erkenci Fidelerle Üretici 1 Ay Önde Başlayacak" ​Projenin detayları hakkında bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Bitkisel Üretim Şube Müdürü Niyazi Zobu, erkenci fidenin avantajlarına dikkat çekti: ​"Ankara şartlarında normalde fide dikimi 15 Mayıs'tan sonra yapılır. Ancak örtü altı yetiştiricilerimize sağladığımız bu destekle dikim 1 ay öne çekiliyor. Bu sayede ürünler pazara daha erken giriyor; hem çiftçimiz daha fazla kazanıyor hem de vatandaşımız taze yerli sebzeye erken kavuşuyor." ​Çiftçilerden Mansur Yavaş’a Teşekkür ​Yüzde 50 hibeli olarak; domates, sivri biber, dolma biber, kıl biber ve kapya biber fidelerini teslim alan üreticiler, sağlanan kolaylıktan memnun: ​Fahrettin Macit: "5 kasa domates, 1 kasa sivri biber aldım. Çalışmalardan çok memnunuz." ​Özkan Bingöl: "Özel firmadan alsak iki katı fiyat ödeyecektik. Sadece fide değil; mazot, tohum, sıvı gübre ve sulama desteği de alıyoruz. Mansur Başkanımızdan Allah razı olsun."

19,5 Milyar TL’lik Tarımsal Destek Ödemeleri Hesaplara Yatıyor! Haber

19,5 Milyar TL’lik Tarımsal Destek Ödemeleri Hesaplara Yatıyor!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, üreticilerin merakla beklediği destek paketinin detaylarını açıkladı. Toplamda 19 milyar 538 milyon 43 bin lira tutarındaki tarımsal destekleme ödemesi bugün itibarıyla çiftçilerin hesaplarına aktarılmaya başlanıyor. ​Bakan Yumaklı: "Üreticimizin Gücüne Güç Katıyoruz" ​Bakan Yumaklı, sosyal medya hesapları ve resmi kanallar aracılığıyla yaptığı açıklamada, üretimin sürekliliğine vurgu yaparak şu ifadeleri kullandı: ​"Üreticimizin gücüne güç katıyor, bereketi birlikte artırıyoruz. 19 milyar 538 milyon TL tarımsal destek ödemesini çiftçilerimizin hesaplarına aktarıyoruz. Hayırlı ve bereketli olsun." ​19,5 Milyar TL'lik Desteğin Detayları Neler? ​Bakanlık tarafından paylaşılan verilere göre, ödemelerin aslan payı "Planlı Üretim Desteği" kalemine ayrıldı. İşte ödeme kalemlerinin tam listesi: ​Planlı Üretim Desteği: 19.484.148.403 TL ​Kırsal Kalkınma Yatırımları Desteği: 49.686.547 TL ​Hayvan Gen Kaynakları Desteği: 4.208.050 TL ​Bu dev bütçe ile hem bitkisel üretimin planlanması hem de hayvancılık ve kırsal kalkınma projelerinin ivme kazanması hedefleniyor. ​Ödeme Takvimi: Paralar Ne Zaman Yatacak? ​Üreticiler, TCKN ve VKN son hanelerine göre ödemelerini alabilecekler. Bakanlık, sistemde yoğunluk oluşmaması adına ödemeleri belirli bir takvime göre gerçekleştiriyor. ​TCKN ve VKN Son Hanesine Dikkat! ​10 Nisan 2026 saat 18:00 itibarıyla ödemesi yapılacak gruplar: ​TC Kimlik Numarası (TCKN) son hanesi: 0, 2 ve 4 olanlar. ​Vergi Kimlik Numarası (VKN) son hanesi: 0, 1, 2, 3, 4, 5, 7 ve 9 olanlar. ​Yukarıdaki kriterlere uyan üreticilerin Planlı Üretim Desteği ve diğer tüm kalemlerdeki ödemeleri bu akşamdan itibaren banka hesaplarında olacak. ​Çiftçi Destek Ödemesi Nasıl Sorgulanır? ​Üreticiler, hesaplarına yatan destekleme ödemelerini e-Devlet kapısı üzerinden "Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS)" sorgulama ekranını kullanarak veya ilgili bankaların mobil şubeleri aracılığıyla takip edebilirler.

Ücretsiz Parazit Uygulaması Üreticinin Yüzünü Güldürdü Haber

Ücretsiz Parazit Uygulaması Üreticinin Yüzünü Güldürdü

Antalya Büyükşehir Belediyesi, kırsal kalkınmayı destekleyen uygulamalarını aralıksız sürdürüyor. Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri, Döşemealtı Yeniköy Mahallesi’nde küçükbaş hayvancılıkla uğraşan üreticilere ücretsiz dış parazit ilaçlama uygulaması gerçekleştirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesi kırsal kalkınmayı güçlendirmek ve üreticinin yükünü hafifletmek amacıyla tarımsal destek çalışmalarına aralıksız devam ediyor. Döşemealtı Yeniköy Mahallesi’nde gerçekleştirilen uygulama bölgede koyun ve keçi yetiştiriciliği yapan çiftçilerin hayvanları, uzman ekipler tarafından tek tek parazit banyosundan gerçekleştirildi. Uygulama üreticiler tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanırken, hayvanlar parazitlerden arındırılırken, et ve süt veriminde artış, ölüm ve hastalık riskinde ise ciddi azalma sağlanıyor. Aynı zamanda çiftçiler, ilaç ve veteriner giderlerinden tasarruf ederek ekonomik olarak rahatlıyor. PARAZİT KAYNAKLI HASTALIKLARIN ÖNÜNE GEÇİLİYOR Antalya Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı’nda ziraat mühendisi olarak görev yapan Merve Güneş Bahşi özellikle uygulamanın et ve süt veriminde önemli bir artış sağladığına dikkat çekerek, “Bu uygulamayla kırsalda bit, pire, kene ve uyuz etkenlerinin popülasyonunun artmasını da engellemiş olmaktayız” dedi. ÜRETİCİ MEMNUN Döşemealtı Yeniköy Mahallesi Muhtarı Ahmet Kıvrak “Uygulamadan çok memnun kaldık. Dış parazit uygulaması düzenli olarak yılda 2 veya 3 defa yaptığımız bir uygulama olup, en çok zorlandığımız şeydi. Hayvanlarımız kısa zamanda ve daha emniyetli şekilde ilaçlanmış oldu” diyerek memnuniyetini dile getirdi. Uygulamadan yararlanan bir diğer üretici Ayşe Kıvrak ise uygulamanın ücretsiz şekilde yapılmasından dolayı memnuniyetini dile getirerek Antalya Büyükşehir Belediyesi'ne teşekkür etti.

Özer Matlı: "Tarım Stratejik Öncelik Olarak Ele Alınmalıdır" Haber

Özer Matlı: "Tarım Stratejik Öncelik Olarak Ele Alınmalıdır"

Türkiye ekonomisi yüzde 3,6 büyürken tarım sektöründe yaşanan yüzde 8,8’lik daralmaya dikkat çeken Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, gıda arz güvenliğinin stratejik önemine vurgu yaparak, savunma sanayisinde ortaya konan milli teknoloji hamlesi ve stratejik yaklaşımın tarım sektörüne de uyarlanmasının önemine işaret etti. Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2025 yılı Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) verilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye ekonomisinin 2025 yılı genelinde yüzde 3,6 oranında büyüme kaydettiğini belirten Başkan Matlı, tarım sektöründe gerçekleşen yüzde 8,8’lik daralmanın yapısal ihtiyaçları daha görünür hale getirdiğini ifade etti. “Ekonomik büyümenin tüm sektörlere dengeli yansıması önemli” Başkan Özer Matlı, GSYH’yi oluşturan faaliyetler incelendiğinde inşaat sektörünün yüzde 10,8, bilgi ve iletişim faaliyetlerinin yüzde 8 ve sanayinin yüzde 2,9 oranında büyüdüğüne dikkat çekti. Matlı, “Ekonomimiz genel anlamda büyüme trendini korurken, gıda arz güvenliğimizin teminatı olan tarım sektöründeki daralma, bu alanda daha kapsamlı ve uzun vadeli politikalara ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Sürdürülebilir kalkınma için büyümenin tüm sektörlere dengeli şekilde yansıması büyük önem taşımaktadır” dedi. “Tarımda yapısal dönüşüm fırsatını değerlendirmeliyiz” Tarım sektöründeki tabloyu mevsimsel etkiler ve iklim koşullarının ötesinde, kapsamlı bir dönüşüm ihtiyacı çerçevesinde değerlendirmek gerektiğini belirten Başkan Özer Matlı, “Kişi başına düşen GSYH’nin 18 bin 040 ABD dolarına yükseldiği bir tabloda, tarımın bu ölçüde daralma göstermesi, sektörün uzun süredir gündemimizde olan yapısal dönüşüm ihtiyacını daha görünür kılmaktadır. Bu tabloyu, tarımı daha güçlü ve rekabetçi hale getirmek için bir fırsat olarak değerlendirmeliyiz. Girdi maliyetlerinden üretim planlamasına kadar uzanan başlıklarda bütüncül çözümler geliştirilmesi gerekmektedir. Tarım, tıpkı savunma sanayisi gibi bir ülke için stratejik bir sektördür. Sürdürülebilir gıda üretimi, toplumsal refahın ve ekonomik bağımsızlığın temel unsurlarındandır” diye konuştu. Gıda arz güvenliği için stratejik yaklaşım Bursa Ticaret Borsası olarak Gıda İhtisas OSB gibi projelerle üretimin katma değerini artırmaya yönelik çalışmalar yürüttüklerini dile getiren Başkan Matlı, “Savunma sanayisinde hayata geçirilen milli teknoloji hamlesi ve stratejik odaklanma, tarım sektörü için de ilham verici bir modeldir. Gıda güvenliği günümüz dünyasında stratejik bir başlıktır. Üreticimizi destekleyen, tarımsal katma değeri artıran ve gençleri yeniden toprağa yönlendiren reformların uygulanması büyük önem taşımaktadır. Tarımsal destek mekanizmalarının stratejik yatırım perspektifiyle güçlendirilmesi sektörün sürdürülebilirliği açısından kritik bir adımdır. Bugün üretimde yaşanan her yüzde 1’lik kaybın yarın enflasyon baskısı olarak geri dönmemesi için tarımın güçlü ve dirençli bir yapıya kavuşturulması ortak sorumluluğumuzdur” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.