Hava Durumu

#Tarımsal Destek

Kırsal Haber - Tarımsal Destek haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarımsal Destek haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Patates Üretim Alanlarında Saha İncelemesi Haber

Patates Üretim Alanlarında Saha İncelemesi

Türkiye’nin sofralarda en çok tüketilen temel ürünlerinden patateste üretim alanlarına yönelik saha çalışmaları devam ediyor. Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Eskişehir ve Kayseri’de patates üretim alanları yerinde incelendi. Eskişehir ve Kayseri’de Patates Üretimi İncelendi Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen saha çalışmaları kapsamında Eskişehir ve Kayseri’de patates üretim alanlarında incelemelerde bulunuldu. Eskişehir’de Bitkisel Üretim Genel Müdür Yardımcısı Ergin Toprak, Kayseri’de ise Tarım Havzaları Daire Başkanı Emre Yeniay, patates üretim alanlarını ziyaret ederek üreticilerle bir araya geldi. Üreticilere Destek Politikaları ve Üretim Planlaması Anlatıldı Gerçekleştirilen saha ziyaretlerinde patates üretiminin mevcut durumu değerlendirilirken, Tarım ve Orman Bakanlığının tarımsal destek politikaları ve üretim planlamasına ilişkin uygulamalar hakkında üreticilere bilgi verildi. Saha çalışmalarında üretim alanlarının yerinde incelenmesiyle birlikte üreticilerin karşılaştığı sorunların ve üretim sürecindeki ihtiyaçların da değerlendirilmesi amaçlanıyor. Patateste Üretim Planlamasına Vurgu Bitkisel Üretim Genel Müdürlüğü, temel tarımsal ürünlerden biri olan patateste üretimin sürdürülebilirliği ve verimliliğinin artırılması amacıyla saha çalışmalarını sürdürüyor. Eskişehir ve Kayseri’de gerçekleştirilen incelemelerle, üretim planlaması ve Bakanlık desteklerinin sahadaki yansımalarının değerlendirilmesine yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi.

ABB'den Kanola Tohumu Desteği Haber

ABB'den Kanola Tohumu Desteği

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkentli üreticileri ürün çeşitliliğini artıracak ve alternatif gelir kaynakları oluşturacak projeleri hayata geçirmeye devam ediyor. 2025-2026 yılında yüzde 50 hibe ile dağıtılan 1200 torba kanola tohumu, yaklaşık 24 bin dekar tarım arazisinde toprakla buluşurken hasat döneminde yapılan saha incelemelerinde de yüksek oranda verim değeri elde edildi. “ÇİFTÇİMİZ DEKAR BAŞINA 14 MİLYAR LİRA GELİRELDE ETTİ” Türkiye’de ilk defa belediye olarak kanola desteği yaptıklarının altını çizen ABB Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı Bitkisel Üretim Şube Müdürü Niyazi Zobu, “Polatlı, Sincan ve Haymana ilçelerimizde 2025 yılı eylül ayında kanola tohumu ekimini gerçekleştirdik. Kanola bitkisinin su tüketimi az olduğu için tercih ediliyor. Türkiye’de ilk defa bir belediye olarak bunun desteğini yaptık ve bugün de hasatlarını gerçekleştirdik. Maksimum üç kez sulamayla maksimum verim elde edebiliyorlar. Çiftçimiz dekar başına 14 bin lira gelir elde etti. Biz bu yıl için de ihalemizi gerçekleştirdik. İnşallah eylülün ilk haftası yüzde 50 hibe ile desteklerimizi gerçekleştireceğiz” dedi. 24 BİN DEKAR ALANDA KANOLA ÜRETİMİ GERÇEKLEŞTİRİLDİ Kanola tohumu desteği kapsamında; 2025-2026 üretim sezonunda Polatlı, Sincan ve Haymana ilçelerinde toplam 443 üreticiye yüzde 50 hibe ile1200 torba kanola tohumu dağıtılırken Ankara genelinde de yaklaşık 24 bin dekar alanda kanola üretimi gerçekleştirildi. Üreticilerin tarlalarında gerçekleştirilen kontrollerle; bitki gelişimi, yetiştiricilik uygulamaları, verim ve ürün kalitesine ilişkin sonuçlar ekipler tarafından yerinde incelendi. DESTEĞİN BÜYÜK BÖLÜMÜ POLATLI'DA ÜRETİME DÖNÜŞTÜ Desteğin büyük bölümü407 üreticiye dağıtılan 1099 torba tohum ile yaklaşık 21 bin 980 dekarlık alanla Polatlı’da gerçekleşti. Sincan’da 25 üreticiye 66 torba tohum dağıtılarak yaklaşık 1320 dekar ve Haymana’da11 üreticiye 34 torba tohum dağıtılarak yaklaşık 680 dekar alanda kanola üretimi gerçekleştirildi. AMAÇ: ÜRÜN DESENİNİ ÇEŞİTLENDİRMEK VE KIRSAL EKONOMİYİ GÜÇLENDİRMEK Tarımsal destek programlarıyla üreticilerin girdi maliyetlerinin azaltılmasının yanı sıra Başkentin tarımsal ürün deseninin çeşitlendirilmesini, iklim ve piyasa koşullarına uygun alternatif ürünlerin yaygınlaştırılmasını ve kırsal ekonominin güçlendirilmesini hedefleniyor. Kanola gibi yağlı tohumlu bitkilerin üretiminin artırılması; üreticilere alternatif gelir kaynağı oluşturmasının yanı sıra bitkisel yağ üretiminde kullanılan hammaddenin yerli üretimle karşılanmasına ve tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılmasına da katkı sağlıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 Trilyon Liralık Devasa Destekle Üreticimizin Yanındayız" Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "1 Trilyon Liralık Devasa Destekle Üreticimizin Yanındayız"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Ziraat Bankası 5. Tarım Ekosistemi Buluşması’nda çiftçilere yönelik müjdeler verdi. 2026 yılı tarımsal destek bütçesinin 939 milyar liraya ulaştığını açıklayan Erdoğan, kadın ve genç çiftçi kredi limitlerini 5 milyon liraya yükselttiklerini duyurdu. ​Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın da katılımıyla gerçekleşen 5. Tarım Ekosistemi Buluşması'nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toprağın insan hayatındaki stratejik önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin yerli üretim gücünü zirveye taşıyacak yeni dönemi başlattıklarını ifade etti. ​"1 Trilyon Liralık Devasa Destek Paketi" ​Tarımsal üretimi milli güvenlik meselesi olarak gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 23 yılda tarıma reel rakamlarla yaklaşık 3 trilyon lira destek sağladıklarını hatırlattı. Erdoğan, "2026 yılı için tarıma doğrudan ve dolaylı olarak ayırdığımız rakam 939 milyar lira. Yani 1 trilyon liraya varan devasa bir rakamla üreticimizi destekleyeceğiz," dedi. ​Tarım ve Hayvancılıkta Yeni Müjdeler ​Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve hayvancılık sektörünü dönüştürecek yeni destek paketlerini şu şekilde sıraladı: ​Genç ve Kadın Çiftçi Kredisi: Limit 3 milyon liradan 5 milyon liraya çıkarıldı. Yatırım kredilerinde 2 yıl ana para ödemesiz, 10 yıla kadar vade ve Kredi Garanti Fonu (KGF) desteği sağlanacak. ​Atıl İşletmelere Dönüş: Atıl durumda bulunan büyükbaş süt ve besi işletmeleri yeniden üretime kazandırılıyor. Süt hayvancılığına 60 milyon TL, besicilik yatırımlarına 40 milyon TL’ye kadar kredi desteği sunulacak. ​Yenilenebilir Enerji: Çiftçilerin kendi elektriğini üretmesi için 15 milyon liraya kadar 8 yıl vadeli, yüksek sübvansiyonlu kredi imkanı getirildi. ​Hayvancılık Limitleri: Küçükbaş hayvancılık kredi limiti 2 milyon liraya, büyükbaş hayvancılık kredi limiti ise 3 milyon liraya yükseltildi. ​"Tüm Zamanların En Büyük Rekoru Bekleniyor" ​Türkiye'nin tarımsal başarısının tesadüf olmadığını belirten Erdoğan, "117 ülkeye tohum ihraç ediyoruz. 206 çeşit ürün yetişen ülkemizde, sebzede dünyada üçüncü, meyvede dördüncüyüz. Bu yıl inşallah tüm zamanların en büyük üretim rekorunu kıracağız," değerlendirmesinde bulundu. ​Bakan Yumaklı: "Tarım, Milli Güvenliğimizdir" ​Programda konuşan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ise, tarımın sadece bir ekonomi değil, bir bağımsızlık unsuru olduğunu vurguladı. "Bereket, emek ister, akıl ister, plan ister," diyen Yumaklı, hayata geçirdikleri üretim planlamasının meyvelerini vermeye başladığını belirtti. ​Bakan Yumaklı, 1 Temmuz itibarıyla başlayan B-Reçete sistemi ile bitki koruma ürünlerinde daha bilinçli kullanım, daha az pestisit kullanımı ve daha güvenilir gıda hedeflerine doğru ilerlediklerini ifade ederek, "Gençlerimiz tarımdan uzaklaşıyor ezberi bozuldu. Gençlerimize imkan verildiğinde toprağa nasıl sahip çıktıklarını görüyoruz," dedi. ​2026'da İhracatta Rekor Artış ​Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve gıda ürünleri ihracatının Haziran ayında %23,3 artışla 2,8 milyar dolara ulaştığını müjdeledi. 2026'nın ilk 6 ayında tarım ve gıdada 693 milyon dolar dış ticaret fazlası verildiğini kaydeden Erdoğan, organize tarım bölgeleriyle hedeflerini büyüterek 42 ilde 61 yeni bölge kuracaklarını sözlerine ekledi.

İBB’den Çiftçilere Yazlık Fide Desteği Haber

İBB’den Çiftçilere Yazlık Fide Desteği

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), tarihinde ilk kez 2020 yılında Ekrem İmamoğlu öncülüğünde başlatılan tarımsal destek programıyla üreticilerin yanında olmaya devam ediyor. Bu kapsamda Çatalca’da çiftçilere yönelik yazlık fide desteği programı düzenlendi. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, “2026 yılında 3 bin 34 çiftçiye 6 milyon 435 bin 458 adet yazlık sebze fidesi desteği verilecek. Bugüne kadar 10 bin 697 çiftçiye toplam 31 milyon 415 bin 331 adet yazlık sebze fidesi desteği sağlandı.” diye konuştu. İBB’nin yazlık sebze üretimi yapan çiftçilerin yükünün hafifletilmesi amacıyla başlattığı; domates, biberi, patlıcan, salatalık, kabak ve karpuzdan oluşan fide desteği bu yıl da devam ediyor. Bu kapsamda İBB’nin Çatalca Subaşı Köyü Mahallesi’nde gerçekleşen fide dağıtım programa; İBB Başkanvekili Nuri Aslan, Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, meclis üyeleri, muhtarlar, İBB bürokratları, siyasi parti temsilcileri, kooperatif ve sivil toplum kuruluşu yöneticileri ile çiftçiler katıldı. İBB Başkanvekili Nuri Aslan, program öncesinde Dünya Çiftçiler Günü’ne özel Çatalca’da tarım araçlarıyla yapılan kortej geçişine de katıldı. Nuri Aslan, Mustafa Kemal Atatürk’ün “Milli ekonominin temeli tarımdır” sözünün yazdığı pankartı taşıyan tarım aracına bindi ve Çatalca halkını selamladı. ÇİFTÇİLER: İBB’NİN DESTEĞİYLE ÜRETMEYE DEVAM EDİYORUZ Çatalca Belediyesi Çocuk Korusu performansı ve Çatalca Belediyesi Halk oyunları gösterisiyle başlayan fide dağıtım töreninde ilk sözü çiftçiler aldı. Üretici Sevil Yılmaz, “İBB’nin hayata geçirdiği tarımsal destek projeleri sayesinde bugün Çatalca’da daha umutlu bir üretim sezonu geçiriyoruz. Verilen fide, tohum, mazot, gübre ve yan destekleri üretim maliyetlerimizi hafifletti. Bu sayede bizler de üretmeye devam ediyoruz.” dedi. Söz alan bir diğer çiftçi Onur Demir, “Biz çiftçiler için üretim emek ve sabır işidir. İBB’nin yaptığı tarımsal destekler sayesinde üretmeye devam ediyor, toprağımızı boş bırakmıyoruz ve ülke ekonomisine katkıda bulunuyoruz.” diye konuştu. Daha sonra kürsüye gelen Çatalca Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, “İBB’nin fide destekleri üreticimizin yükünü hafifleten, üretime moral veren önemli bir katkıdır. Başta İBB Başkanımız Ekrem İmamoğlu olmak üzere başkanvekilimiz Nuri Aslan’a ve emeği geçen Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığına teşekkür ediyorum.” dedi. ERHAN GÜZEL: DESTEKLER ÜRETİCİYE CAN SUYU OLDU Dünya Çiftçiler Günü’nü kutlayan Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, “Tarım yalnızca kırsalın değil, şehirlerin de geleceğidir. Tarım; gıda güvenliğidir, bağımsızlıktır, stratejik güçtür. Çatalca İstanbul’un en bereketli tarım topraklarıdır. İstanbul’un üretim merkezidir. Gıda güvenliğinin sigortasıdır.” dedi. Güzel, “İstanbul’da çiftçinin sesini yeniden duyan, üreticinin elinden tutan, ‘Bu kentin bereketi topraktadır’ diyerek tarımı yeniden ayağa kaldıran bir anlayış başladı. Ekrem Başkan’ımız göreve gelir gelmez İstanbul’un kırsalını yeniden ayağa kaldıracak tarımsal destekleri hayata geçirdi. Verilen destekler yıllardır yalnız bırakılan üreticimize adeta can suyu oldu.” ifadelerini kullandı. NURİ ASLAN: TÜM DESTEKLERİMİZİ HİBE OLARAK VERİYORUZ İBB’nin çiftçilere yönelik yaptığı çalışmalara değinen İBB Başkan Vekili Nuri Aslan, “Ayçiçeği, mısır, buğday, arpa, yulaf tohumu, yazlık ve kışlık sebze fidesi gibi üretimin temel girdilerini ücretsiz olarak dağıttık. Mazot desteğini doğrudan çiftçimizin traktör deposuna ulaştırarak Türkiye’de bir ilke imza attık. Gübre, malç naylonu, damla sulama hortumu desteği ile üreticimizin maliyetlerini düşürdük. Hayvancılık ve arıcılık yapan üreticilerimize yem desteği verdik. Kentin dört bir yanında yerel üretimin ve gıda egemenliğinin güçlenmesi için projeler gerçekleştirdik. Tüm desteklerimizi hibe olarak veriyoruz.” dedi. “ÇALIŞMALARIMIZ HER YIL DAHA DA GÜÇLENEREK SÜRÜYOR” Başkanvekili Aslan, “İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal desteklerimiz hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda, ilk kez 2020 yılında yazlık sebze fidesi desteğiyle başlattığımız çalışmalarımızı her yıl daha da güçlendirerek sürüyor ve sürmeye devam edecek. 2026 yılı itibarıyla silajlık mısır tohumu, yağlık ayçiçeği tohumu, kuru fasulye ve nohut tohumu desteklerimizi tamamladık. Ayrıca mazot desteğimizin de 18 Mayıs tarihinde tamamlanacağını belirtmek isterim. Yazlık sebze üretimi yapan çiftçilerimizin yükünü; domates, biber, patlıcan, hıyar, kabak ve karpuz fidelerinden oluşan desteklerimizle hafifletmeye devam ediyoruz.” diye konuştu. Çiftçilere verilen desteklerin ayrıntılarına değinen Nuri Aslan, “Bugüne kadar toplam 10 bin 697 çiftçimize, 31 milyon 415 bin 331 adet yazlık sebze fidesi desteği sağladık. 2026 yılında ise 3 bin 34 çiftçimize 6 milyon 435 bin 458 adet fide desteği vererek üreticilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Desteklerimize başladığımız 2020 yılı ile 2025 yılı arasında 66 bin 654 üreticiye toplam 666 milyon milyonu aşan desteği sağladık. Bu yıl da toplamda 11 bin 500’ün üzerinde üreticimize 220 milyon TL’ye yakın destek vereceğiz.” İfadelerini kullandı. Çatalcalı üreticilerin İBB Başkanvekili Nuri Aslan’a kendi ürettikleri ürünlerden oluşan sepeti takdim etmesinin ardından kayıt yaptıran üreticilere üzerinde “para ile satılamaz” yazan fidelerin dağıtımı yapıldı. Tören, toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.

7. Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda Gurur Gecesi Haber

7. Zeytinyağı Kalite Yarışması’nda Gurur Gecesi

Muğla’nın bereketli topraklarından süzülen "sıvı altın", Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve artık gelenekselleşen 7. Zeytinyağı Kalite Yarışması ile bir kez daha tescillendi. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen tören, il protokolünden üreticilere, sektör paydaşlarından sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir katılımla adeta bir zeytin şölenine dönüştü. ​Muğla’nın Zeytin Potansiyeli ve Ekonomik Gücü ​Açılış konuşmasını yapan Muğla İl Tarım ve Orman Müdürü Seyfettin Baydar, Muğla’nın zeytin varlığı açısından Türkiye’nin lokomotif şehirlerinden biri olduğunu vurguladı. İldeki yaklaşık 1 milyon dekarlık devasa zeytin varlığına dikkat çeken Baydar, TÜİK verilerine göre yıllık 156 bin tonu aşan yağlık zeytin üretiminin, kenti yaklaşık 30 bin tonluk bir zeytinyağı üretim merkezine dönüştürdüğünü belirtti. Baydar ayrıca konuşmasına, kentin ortak gururu olan Muğlaspor’un 1. Lig’e yükselmesini kutlayarak başlayarak spor ve tarımın şehir ruhundaki bütünleştirici gücüne değindi. ​2019’dan Bugüne: Bir Kalite Yolculuğunun Hikayesi ​Muğla’da zeytinyağının kalitesini artırmak adına 2019 yılında başlatılan "Zeytinin Zeytinyağına Kayıpsız ve Kaliteli Yolculuğu" projesi, bugün meyvelerini vermeye devam ediyor. Bakanlık destekli bu proje kapsamında, sadece üretim değil; hasat, işleme ve depolama süreçlerinde de üreticilere yoğun eğitimler verildi. Bu eğitimlerin başarısı, yarışmaya olan ilgide de kendini gösterdi. İlk yıl 86 başvuru ile yola çıkan organizasyon, 2025–2026 sezonunda 161 başvuruluk rekor bir katılıma ulaştı. Bu artış, Muğla üreticisinin artık sadece miktar değil, "yüksek kalite" odaklı bir üretim modelini benimsediğini kanıtladı. ​Muğla Tarımına Dev Yatırım: 725 Milyon TL Destek ​Sektördeki teknolojik gelişime de değinen Seyfettin Baydar, Bakanlık tarafından Muğla’ya bu yıl toplam 725 milyon TL tutarında devasa bir tarımsal destek sağlandığını açıkladı. Bu desteğin 260 milyon TL’si bitkisel üretime ayrılırken, zeytinyağı tesislerinin modernizasyonu için 29 milyon TL, ekipman ihtiyacı olan üreticiler için ise yüzlerce zeytin silkme makinesi desteği sunuldu. ​Zeytin: Atalarımızdan Kalan Kutsal Bir Miras ​Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık, törendeki hitabında zeytinin sadece bir tarım ürünü değil, Anadolu topraklarının kadim bir kültürel mirası olduğunu hatırlattı. Muğla’nın yarısının zeytin ağaçlarıyla kaplı olduğunu ve bölgede 2 bin 500 yaşını aşmış anıt ağaçların bulunduğunu belirten Akbıyık, zeytinyağının markalaşmasının şehrin gastronomik turizmi için de hayati önem taşıdığını söyledi. Vali Akbıyık, yaklaşan 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle tüm üreticilere teşekkürlerini sundu. ​Zirvedeki İsimler: Premium Ödülleri ve Teknik Başarı ​Yarışmanın en heyecanlı anı, "Yüksek Altın" olarak nitelendirilen 9 PREMIUM ödülün sahiplerini bulmasıyla yaşandı. Kimyasal analizleri Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Gıda Analizleri Laboratuvarı, duyusal tadım analizleri ise Zeytindostu Derneği tarafından titizlikle yürütülen yarışmada; toplamda 51 altın, 29 gümüş ve 19 bronz ödül dağıtıldı. Bilimsel kriterlere dayanan bu ödüllendirme süreci, Muğla zeytinyağının uluslararası standartlarda yarışabilecek düzeyde olduğunu bir kez daha belgeledi. ​Renkli Görüntüler ve Üreticiye Ekipman Müjdesi ​Tören, sadece ödüllerle değil, sosyal etkinliklerle de renklendi. Menteşe Borsa İstanbul İlkokulu öğrencilerinin halk oyunları gösterisi katılımcılardan büyük alkış alırken, program sonunda yapılan çekilişle üreticilere pülverizatör, zeytin kasaları ve zeytin silkme makineleri gibi işlerini kolaylaştıracak ekipmanlar hediye edildi. ​Muğla zeytinyağının Avrupa Birliği Coğrafi İşaret tesciliyle dünya sahnesine çıkması ve bu tür kalite yarışmalarıyla standartların yükseltilmesi, şehrin tarımsal geleceği adına umut verici bir tablo çizmeye devam ediyor.

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?" Haber

Sarıbal: "Hayvan Varlığı Artıyorsa Neden İthalata İhtiyaç Duyuluyor?"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TÜİK’in 2025 yılına ilişkin Hayvansal Üretim İstatistikleri ile mayıs ayında yayımlanan et ve süt üretim verileri arasındaki çelişkiye dikkati çekerek, “Ortada ciddi bir veri tutarsızlığı ve yönetilemeyen bir hayvancılık politikası var. Bir yandan hayvan varlığının arttığı söyleniyor, öte yandan et ve süt üretimi geriliyor. Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor?” dedi. Sarıbal’ın değerlendirmesine göre, Türkiye İstatistik Kurumu 10 Şubat 2026’da yayımladığı Hayvansal Üretim İstatistikleri’nde, şap salgınına rağmen büyükbaş hayvan varlığının yüzde 4,3, küçükbaş hayvan sayısının ise yüzde 5,4 arttığını açıkladı. Ancak 5 Mayıs’ta açıklanan kırmızı et ve süt üretim verileri, bu artış iddiasıyla örtüşmeyen bir tablo ortaya koydu. Kırmızı et üretimi 2024 yılında 2 milyon 105 bin 895 tondu, 2025 yılında 1 milyon 885 bin 130 tona gerileyerek yüzde 10,5 düştü. Sığır etinde yüzde 11,5, koyun etinde yüzde 8,1, keçi etinde yüzde 8,8 ve manda etinde yüzde 6,3 azalma yaşandı. Süt üretiminde de benzer bir gerileme yaşandığını belirten Sarıbal, çiğ süt üretiminin 22 milyon 487 bin tondan 21 milyon 379 bin tona düştüğünü, toplam kaybın yüzde 4,9 olduğunu söyledi. İnek sütünde yüzde 4, koyun sütünde yüzde 11,9, keçi sütünde yüzde 29,8 ve manda sütünde yüzde 33 oranında düşüş yaşandığını aktardı. Milletvekili Sarıbal, “Eğer hayvan varlığında gerçekten artış varsa üretim neden düşüyor? Eğer üretim düşüyorsa bu artışın karşılığı nerede?” dedi. HAYVAN VARLIĞI ARTIYORSA NEDEN İTHALATA İHTİYAÇ DUYULUYOR? Şap salgını nedeniyle ülkede 158 hayvan pazarının kapatıldığını ve salgının ekonomiye 160 milyar lirayı aşan zarar verdiğinin ifade edildiğini hatırlatan Sarıbal, üretimdeki düşüşün sahadaki gerçek tabloyu daha açık biçimde gösterdiğini söyledi. 2025 yılı içinde yaklaşık 760 bin baş canlı hayvan ile 63 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldığına dikkati çeken Sarıbal, “Hayvan varlığı artıyorsa neden ithalata ihtiyaç duyuluyor? Üretim düşerken ithalatın büyümesi, hayvancılıkta yanlış politikaların ve dışa bağımlılığın derinleştiğinin göstergesidir” dedi. Sarıbal, et ve süt üretimindeki eş zamanlı düşüşlerin, hayvan varlığına ilişkin açıklanan artış verilerinin güvenilirliğini de tartışmalı hale getirdiğini belirterek, “Resmi istatistiklerle piyasanın gerçeği arasındaki fark büyüyor. Bu çelişki, üreticinin, tüketicinin ve gıda güvenliğinin geleceğini ilgilendiren ciddi bir sorundur” ifadelerini kullandı. 1980’li yıllardan bu yana nüfus yaklaşık yüzde 90 artarak 45 milyondan 86 milyona yükselirken, aynı dönemde toplam hayvan varlığının 85 milyon baş seviyesinden 76 milyon başa gerilediğini belirten Sarıbal, “Bu tablo, hayvansal üretimin nüfus artışıyla paralel büyümediğini ve kişi başına düşen hayvan varlığının ciddi biçimde azaldığını gösteriyor. Bu ters yönlü gelişim, yalnızca üretim açığı değil; aynı zamanda Türkiye’nin gıda egemenliği açısından da alarm veriyor. Çünkü artan nüfusla birlikte et, süt ve diğer hayvansal ürünlere yönelik talep yükselirken, üretim kapasitesi aynı hızda büyümediği için arz açığı oluşuyor. Bu açık ise ithalatla kapatılmaya çalışılıyor. Sektördeki kırılmanın temelinde ise 1980 sonrası uygulanan neoliberal dönüşüm politikaları var. Hayvancılığı destekleyen kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesiyle birlikte kamunun sektördeki düzenleyici rolü büyük ölçüde tasfiye edildi. Özellikle karma yem sanayinin özelleştirilmesi, üreticinin en temel girdisi olan yemde fiyat denetimini ortadan kaldırdı. Böylece yem piyasası ithal hammaddeye ve özel sektörün belirleyiciliğine teslim edildi” dedi. HAYVANCILIKTA İTHALAT KRİZİN KENDİSİ OLDU Hayvansal üretim maliyetlerinin yaklaşık yüzde 70’ini yem giderlerinin oluşturduğunu söyleyen Sarıbal, “2007–2008 yıllarında yaşanan kuraklık bu kırılgan yapıyı daha da derinleştirdi. Yem fiyatları neredeyse iki katına çıkarken, aynı dönemde alınan süt tozu ithalatı kararı nedeniyle çiğ süt fiyatları yarı yarıya düştü. Sonuçta süt üreticisi sattığı sütle yem alamaz hale geldi. Üretici zarar ettikçe çözümü damızlık hayvanını kesime göndermekte buldu. Kısa sürede 1 milyondan fazla damızlık hayvan kesildi. Bu kayıp, yalnızca süt üretimini değil kırmızı et üretimini de vurdu. İç piyasa talebi karşılayamaz hale gelince AKP iktidarı 2010 yılında kırmızı et ithalatının önünü açtı. Ancak ithalat, krizi çözmek yerine kalıcı hale getirdi. Yerli üretici rekabet edemez hale gelirken, üretimden çekilmeler hızlandı. Tüketici açısından ise fiyatlar düşmedi; tam tersine katlandı. 2010’dan bu yana hayvansal ürün fiyatlarında ortalama 18 kat artış yaşandı. Tavuk eti 19 kat, kuzu eti 26 kat, dana eti ise 30 kat zamlandı” ifadelerini kullandı. 13,7 MİLYAR DOLAR YURTDIŞINA AKTI Hayvancılık desteklerinin tarımsal destek bütçesi içindeki payının hızla gerilediğine dikkat çeken Sarıbal, bu tercihin üreticiyi yalnız bıraktığını, ithalatı ise kalıcı hale getirdiğini vurguladı. Milletvekili Sarıbal, 2020 yılında tarımsal destek bütçesinin yaklaşık yüzde 36’sının hayvancılığa ayrıldığını, bu oranın 2025 itibarıyla yüzde 17,7’ye kadar düştüğünü belirterek, “Hayvancılıkta ithalat bağımlılığı iki temel nedene dayanıyor. Yüksek üretim maliyetleri ve üreticinin gelir elde edememesi. Bu iki etken, yetiştiriciyi sistem dışına iterken, üretim artış hızını da nüfus artışının gerisine düşürüyor. Türkiye’de hayvancılık, plansızlık, özelleştirme ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yapısal bir krizin içinde” dedi. Kırmızı et krizinin çözümü adı altında sürdürülen ithalat politikalarının ülkeye ağır bir maliyet yüklediğini kaydeden Sarıbal, bugüne kadar canlı hayvan ve et ithalatı için toplam 13,7 milyar dolar harcandığını belirtti, “7,8 milyon büyükbaş hayvan ithalatı için 10,6 milyar dolar, 3,2 milyon küçükbaş hayvan için 395 milyon dolar, 482 bin ton kırmızı et ithalatı için ise 2,7 milyar dolar ödendi. Bu kaynak halkın cebinden çıktı ama halkın sofrasına ucuz et olarak dönmedi. Kazanan Brezilya, Uruguay ve Avrupa’daki et şirketleri oldu” dedi. 2025 yılında ithalatın daha da arttığını ifade eden Sarıbal, yalnızca geçen yıl 760 bin baş canlı hayvan ve 63 bin ton kırmızı et için toplam 1,7 milyar dolar ödendiğini söyledi. 2026’nın ilk üç ayında ise ithalat için 522 milyon dolar harcandığını belirten Sarıbal, hayvancılıkta dışa bağımlılığın artık geçici değil, yapısal bir hale geldiğini kaydetti. MERA POLİTİKALARI ÇÖKTÜ Hayvancılığın temel dayanaklarından biri olan mera alanlarının da sistemli biçimde yok edildiğini söyleyen Sarıbal, 1940’larda 44 milyon hektar olan mera varlığının bugün 14–15 milyon hektara kadar düştüğünü belirtti. 4342 sayılı Mera Kanunu’na rağmen 27 yıldır tespit, tahdit ve tahsis çalışmalarının tamamlanamadığını vurgulayan Sarıbal, “Bu tablo ihmal değil, bilinçli bir terk ediştir. Mera alanları korunmadı; işgal edildi, rant politikalarına kurban edildi” diye konuştu. YERLİ IRKLAR YOK OLMA NOKTASINDA İthalata dayalı hayvancılık modelinin yerli hayvan varlığını da tasfiye ettiğini belirten Sarıbal, özellikle son 15 yılda yoğun canlı hayvan ithalatı ve kültür ırkı boğa sperması kullanımının yerli ırkları sistem dışına ittiğini söyledi. 1991 yılında 6 milyon 686 bin baş olan yerli ırk sığır sayısının 2025 itibarıyla 884 bin başa kadar gerilediğini açıklayan Sarıbal, “Toplam sığır varlığı içindeki payı yüzde 55,8’den yüzde 5’e düştü. Bu aynı zamanda genetik varlığımızın, biyolojik zenginliğimizin kaybıdır” dedi.

Başkentli Çiftçiye Büyük Destek: 8 İlçede 624 Bin Sebze Fidesi Dağıtıldı Haber

Başkentli Çiftçiye Büyük Destek: 8 İlçede 624 Bin Sebze Fidesi Dağıtıldı

Ankara Büyükşehir Belediyesi, Başkentli üreticinin yanında olmaya devam ediyor. Yerli üretimi teşvik etmek ve tarımsal maliyetleri düşürmek amacıyla başlatılan proje kapsamında, 8 ilçede 268 çiftçiye toplam 624 bin 120 adet erkenci sebze fidesi dağıtımı yapıldı. ​Ankara'da Kırsal Kalkınma Hamlesi Sürüyor ​Ankara Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı, tarımsal destek programlarına hız kesmeden devam ediyor. ANFA Sera Beypazarı’nda özenle yetiştirilen domates ve biber fideleri, %50 hibe desteğiyle çiftçilere ulaştırıldı. Toplamda 2 bin 972 kasa fide, üreticilerin toprakla buluşturması için teslim edildi. ​Fide Desteği Yapılan İlçeler ​ABB’nin erkenci sebze fidesi desteğinden faydalanan ilçeler şunlar oldu: Beypazarı, Güdül, Nallıhan, Çubuk, Kalecik, Sincan, Ayaş ​"Erkenci Fidelerle Üretici 1 Ay Önde Başlayacak" ​Projenin detayları hakkında bilgi veren Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Bitkisel Üretim Şube Müdürü Niyazi Zobu, erkenci fidenin avantajlarına dikkat çekti: ​"Ankara şartlarında normalde fide dikimi 15 Mayıs'tan sonra yapılır. Ancak örtü altı yetiştiricilerimize sağladığımız bu destekle dikim 1 ay öne çekiliyor. Bu sayede ürünler pazara daha erken giriyor; hem çiftçimiz daha fazla kazanıyor hem de vatandaşımız taze yerli sebzeye erken kavuşuyor." ​Çiftçilerden Mansur Yavaş’a Teşekkür ​Yüzde 50 hibeli olarak; domates, sivri biber, dolma biber, kıl biber ve kapya biber fidelerini teslim alan üreticiler, sağlanan kolaylıktan memnun: ​Fahrettin Macit: "5 kasa domates, 1 kasa sivri biber aldım. Çalışmalardan çok memnunuz." ​Özkan Bingöl: "Özel firmadan alsak iki katı fiyat ödeyecektik. Sadece fide değil; mazot, tohum, sıvı gübre ve sulama desteği de alıyoruz. Mansur Başkanımızdan Allah razı olsun."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.