Hava Durumu

#Tbmm

Kırsal Haber - Tbmm haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tbmm haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor? Haber

Sağlık Sorunu Yarattığı İddiasıyla Tartışılan Çin Tuzu Neden İthal Ediliyor?

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, gıda ürünlerinde yaygın olarak kullanılan monosodyum glutamat (MSG) katkı maddesi dünyada tartışılırken ülkemizde ithalatının neden devam ettiğini sordu. Gürer, özellikle hazır gıdalarda kullanılan ve “Çin tuzu” olarak da bilinen MSG’nin ithalat verilerine dikkat çekti. İnsan sağlığı açısından dünyada süren tartışmaların görmezden gelindiğini ifade etti. “Bazı ülkeler yasaklamış, bazı ülkeler kısıtlamış, bazı ülkelerde ise tartışmalar sürüyor; buna rağmen ülkemize ithalatı devam ediyor.” dedi. Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de E621 koduyla kullanılan MSG’nin özellikle paketli ve işlenmiş gıdalarda bulunduğunu, ancak tüketicilerin bu konuda yeterince bilgilendirilmediğini belirtti. “GIDALARDA BEŞİNCİ TAT: UMAMİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın teknik olarak glutamik asidin sodyum tuzu olduğunu ve gıdalarda tat artırıcı olarak kullanıldığını söyledi. MSG’nin yiyeceklere “umami” olarak adlandırılan beşinci temel tadı verdiğini ifade eden Gürer, bu tadın etsi, yoğun ve doyurucu bir lezzet hissi oluşturduğunu söyledi. Gürer, bilimsel araştırmalarda gıda sanayisinin ürünü daha cazip hale getirmesi için kullanılan bir araç hâline geldiğinin belirtildiğini ifade etti. Gürer, “Lezzet artırıcı adı altında kullanılan bu katkı maddesi, özellikle bazı hazır ve işlenmiş gıdalarda yer alıyor. İştah açması yanında bağımlılıkta yaptığı ifade edilen ürünü tüketicinin çoğu zaman neyi tükettiğinin farkında bile olmuyor.” dedi. HAZIR GIDALARDA KULLANIM CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın çok farklı gıda ürünlerinde yer aldığını, tüketicinin özellikle paketli gıda ve hazır gıdalarda içeriğini irdelemesinin sağlığı için önemli olduğunun farkına varmalıdır” dedi. “DÜNYADA TARTIŞMALI BİR KATKI MADDESİ” Ömer Fethi Gürer, monosodyum glutamatın dünyada uzun süredir tartışılan bir katkı maddesi olduğunu belirterek bazı ülkelerde farklı uygulamaların bulunduğunu ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Avrupa Birliği ülkeleri, ABD ve Türkiye dahil 50’den fazla ülkede bebek mamalarında MSG kullanımı yasak. Tayland ve Vietnam gibi ülkelerde kullanım yaygın olsa da hükümetler aşırı tüketim konusunda kamuoyu uyarıları yapıyor. Bazı ülkelerde okul kantinleri gibi alanlarda yerel kısıtlamalar uygulanıyor. Pakistan’ın 2018 yılında MSG’yi tamamen yasakladı. Bir ülke bu maddenin sağlık riskleri nedeniyle satışını, ithalatını ve ihracatını yasaklarken, tonlarca ithalat yapıyoruz” diye konuştu. BİLİMSEL TARTIŞMALAR Dünya genelinde bazı sağlık kurumları makul miktarlarda tüketildiğinde MSG’nin ciddi bir tehdit oluşturmadığı yönünde değerlendirmesine karşın bazı bilim insanlarının katkı ürünün olumsuz etkilerini tartıştığını belirten Ömer Fethi Gürer, bazı araştırmalarda yüksek doz tüketimin çeşitli sağlık sorunlarına neden olduğu ifade ediliyor.MSG Semptom Kompleksi Bazı bireylerde MSG tüketiminin ardından baş ağrısı, çarpıntı, terleme, halsizlik ve mide bulantısı gibi belirtiler görülebiliyor. Bu durum halk arasında “Çin restoranı sendromu” olarak biliniyor.” Dedi. TÜRKİYE’DE MSG İTHALATI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer “2026 yılı itibarıyla monosodyum glutamat ithalatı üç ülkeden gerçekleştirildi. Brezilya’dan 100 ton ithalat karşılığında 112 bin 73 dolar, Endonezya’dan 21 ton karşılığında 35 bin 490 dolar, Çin’den 664 ton karşılığında 572 bin 863 dolar, toplamda 785 ton MSG ithalatı için 720 bin 426 dolar ödeme yapıldı. 2025 yılı boyunca Türkiye’nin MSG ithalatının yaklaşık 6 bin 866 ton olduğunu ve bunun için 7 milyon 280 bin 281 dolar ödendi” dedi. “GIDA GÜVENLİĞİ POLİTİKALARI TARTIŞILMALI” Gürer, “Bir yandan halk sağlığı konuşuluyor, diğer yandan tartışmalı katkı maddeleri tonlarca ithal edilip gıda zincirine giriyor.” diyen Gürer, MSG’nin kullanımının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. MSG İTHALATININ YASAKLANMASI İÇİN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, bu tartışmaların ardından monosodyum glutamatın Türkiye’ye ithalatının yasaklanmasına yönelik bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM Başkanlığı’na sunduğunu da açıkladı. Gürer, “Gıda güvenliği yalnızca üretim miktarıyla değil, tüketilen ürünlerin sağlıklı olmasıyla da ilgilidir. Halkın sağlığını önceleyen bir gıda politikası önemlidir” diye konuştu.

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor Haber

Akaryakıt ve Gübre Zamları Üretimi Tehdit Ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Genel Kurul’da yaptığı konuşmada artan akaryakıt ve gübre fiyatlarının çiftçiyi üretimden koparma noktasına getirdiğini belirterek iktidara eleştiriler yöneltti. Gürer, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçiş sürecini hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: “2018 yılında Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildiğinde mazotun litre fiyatı 5 lira 25 kuruştu. İktidar eliyle yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10 zam yapıldı ve mazotun litre fiyatı 61 liraya kadar çıktı, savaş bahanesiyle yeni zamlar da yolda. Petrol bulup, doğal gaz bulup sürekli zam yapan dünyada öncü bir ülke durumuna Türkiye getirildi.” Artan mazot fiyatlarının doğrudan üretim maliyetlerine yansıdığını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Çiftçi traktörünün deposuna akaryakıt doldurduğunda geçen yıla göre daha çok gider olacak, nasıl üretim yapacak?” diye sordu. Girdi maliyetlerindeki artışın yalnızca akaryakıtla sınırlı olmadığını belirten Gürer, gübre fiyatlarındaki yükselişe de dikkat çekti. Tarım Bakanlığının “sıkıntı yok” açıklamalarını eleştiren Gürer, “Gübre fiyatları da fırladı. Bakan ‘Sıkıntı yok.’ diyor da gübrede DAP gübrenin tonu 37.500 liraya, amonyum sülfat 15.750 liraya, 20-20 gübre 24.500 liraya, 15-15 gübre 24.500 liraya, üre gübre 28.000 liraya fırladı. Gübreyi bulmak da almak da zorlaştı,” diye konuştu. “ÇİFTÇİ ÜRETİM YAPAMAZ HÂLE GELİYOR” Konuşmasında artan maliyetlerin üretim planlamasını imkânsız hâle getirdiğini vurgulayan CHP’li Ömer Fethi Gürer, mazot ve gübre fiyatlarındaki artışın doğrudan gıda enflasyonuna yansıyacağını ifade etti. Çiftçinin hem finansman hem de girdi temininde ciddi sorunlar yaşadığını belirten Gürer, mevcut politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini kaydetti.

CHP’li Gülcan Kış: ''Doğayı Değil, İhmali Sorguluyoruz'' Haber

CHP’li Gülcan Kış: ''Doğayı Değil, İhmali Sorguluyoruz''

CHP Mersin Milletvekili ve TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Üyesi Gülcan Kış, Antalya–Konya Yolu’nun Eynif ve Gembos Ovalarından geçen bölümünün aşırı yağışlarla birlikte tamamen su altında kalmasına ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle TBMM’ye yazılı soru önergesi verdi. Kış, söz konusu bölgenin tarihsel olarak göl yatağı olduğunun bilindiğini, yıllar içinde kuruyan alanın aşırı yağışlarla yeniden su tutmasının bilimsel olarak mümkün ve öngörülebilir bir durum olduğunu vurgulayarak, tartışmanın “doğa intikam aldı” gibi sloganik ifadelerle geçiştirilemeyeceğini söyledi. “Sorun yağmur değil, hazırlıksızlıktır” Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu üyesi kimliğiyle konuya teknik açıdan yaklaştığını belirten Gülcan Kış, yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Evet, burası geçmişte göl olan bir alan. Evet, iklim krizinin etkisiyle yağışlar artabilir, su rejimi değişebilir. Bunların hiçbiri sürpriz değildir. Asıl soru şudur: Böyle bir coğrafyada yol yaparken hiç mi fizibilite çalışması yapılmadı? Hiç mi ÇED süreci işletilmedi? Hiç mi taşkın riski hesaplanmadı?” “Devlet ‘olabilir’i değil, ‘olacak’ı hesaplamak zorundadır” Kış, devlet yatırımlarının varsayımlara değil, bilimsel verilere dayanması gerektiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Kamu yatırımı yapıyorsanız, ‘belki yağar’ demek yetmez; ‘yağdığında ne olur’ sorusuna cevap vermek zorundasınız. Eski göl yatakları, taşkın ovaları ve su toplama havzaları bellidir. Bunlar haritalarda vardır, akademik çalışmalarda vardır, devlet arşivlerinde vardır. Buna rağmen bir yol birkaç yıl içinde göle dönüyorsa, bu doğanın değil, ihmalin sonucudur.” ÇED neden yok, kim karar verdi? CHP’li Kış’ın TBMM’ye sunduğu yazılı soru önergesinde; Antalya–Konya Yolu’nun söz konusu kesimi için neden Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporu alınmadığı, projenin hangi bilimsel verilere dayanarak hazırlandığı, taşkın ve su rejimi analizlerinin yapılıp yapılmadığı soruldu. Önergede ayrıca; projeyi hangi firma ya da firmaların hazırlayıp uyguladığı,ihale bedelinin ne olduğu,hangi kurumların denetim yaptığı,ve yolun kısa sürede kullanılamaz hâle gelmesiyle oluşan kamu zararının tutarı da Bakanlığa yöneltildi.“Bu tablo kader değil, yönetim tercihidir” Kış, yaşananların bir doğa olayı olarak sunulmasının gerçeği perdelediğini ifade ederek şu değerlendirmeyi yaptı: “Yağmur yağabilir, göl yeniden oluşabilir; doğa kendi dengesini kurar. Ama devletin görevi buna göre plan yapmaktır. Bu yapılmadıysa, ortada kader değil, yanlış tercih vardır. Bu yolun geldiği hâl, kamu yatırımlarında bilimin ve liyakatin nasıl devre dışı bırakıldığının göstergesidir.” “Bu bedeli halk ödüyor” Kamu zararının görmezden gelinemeyeceğini vurgulayan Gülcan Kış, sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün emekli geçinemiyor, işçi borçla yaşıyor. Buna rağmen milyarlarca liralık yollar birkaç yıl içinde işlevsiz hâle geliyorsa, bu bedeli halk ödüyor demektir. Bu nedenle sorumluların kim olduğu ve bu zararın hesabının nasıl verileceği açıklanmak zorundadır.” CHP’li Kış, verdiği soru önergesinin takipçisi olacağını ve benzer coğrafi özelliklere sahip bölgelerde aynı hataların tekrarlanmaması için Meclis denetiminin sonuna kadar işletilmesi gerektiğini vurguladı.

2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı Haber

2025 Yılı Üretim Kaybı Rafa Zam Olarak Yansıdı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların artığı süreçte hem üreticinin hem de tüketicinin korunması için siyasi iktidarın yapması gerekenleri yapmayarak seyrettiği ve sorunların her geçen gün artığını, akaryakıt zamlarınızda süreci olumsuz etkilediğini söyledi. “BİZ TARIMIN GELİŞMESİNİ İSTİYORUZ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda artan sorunların çözülmemesinin arz açığı oluşturması ile daha da sıkıntılı bir döneme verilebileceğini belirtti. Gürer, eleştirilerinin amacının ülkeye zarar vermek değil, aksine geleceğe katkı sunmak olduğunu belirtti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Biz bu ülkede tarımın gelişmesini, çiftçinin, üreticinin, besicinin daha iyi kazanca erip çiftçi refahının sağlanmasını; bunun yanı sıra raftaki ürünün de fiyatının uygun koşullara düşmesini istiyoruz. Girdi maliyetleri düşürülerek tarladan sofraya, ahırdan sofraya her ürünün fiyatının daha uygun koşullarda emeklimize, asgari ücretlimize erişmesini ve bu yolda yapılacakları anlatıyoruz,” dedi. Tarım politikalarındaki aksaklıkları dile getirmenin bir sorumluluk olduğunu ifade eden Ömer Fethi Gürer, “tarım politikalarının olumsuzluklarını söyleyerek özünde bu ülkenin bugününe ve geleceğine iyilik yapıyoruz” diye konuştu. “2025, 2002’NİN DE GERİSİNE DÜŞÜLEN BİR YIL OLDU” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının ülke tarımı açısından en sorunlu dönemlerden biri olduğunu belirtti. “2025 yılı Türk tarımı için en sorunlu dönem oldu. 2002 yılının üretiminin altında fasulye, mercimek, nohut üretimleri gerçekleşti.” Nüfusun 2002’ye göre 30 milyonun üzerinde arttığını hatırlatan Gürer, buna rağmen üretimde gerileme yaşandığını söyledi. 2024 ve 2025 verilerini karşılaştırarak şu bilgileri paylaştı: 2024 yılında meyve, içecek ve baharat bitkileri üretimi 28 milyon tondu. 2025 yılında bu üretim 19 milyon 600 bin tona geriledi. 2024 yılında tahıl ve diğer bitkisel üretim 75 milyon 500 bin tondu. 2025 yılında 68 milyon 100 bin tona düştü. 2024 yılında sebze üretimi 30 milyon 600 bin tondu. 2025 yılında 30 milyon 300 bin tona geriledi. “Özellikle bakliyat ve hububatta çok ciddi anlamda üretim kaybı gerçekleşti. 2025 yılı üretim kaybı rafa zam olarak yansıdı”” diyen Gürer, bu tablo karşısında “Tarımda üretimde sorunumuz yok” açıklamalarını anlamanın mümkün olmadığını ifade etti. “BU KADAR ÜRETİM KAYBI VARSA ÇİFTÇİ NASIL SORUN YAŞAMAZ?” Ömer Fethi Gürer, resmi veriler üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini belirterek, “TÜİK’in bitkisel üretimle ilgili 2024 Aralık ve 2025 Aralık verilerine bakılsın, aradaki kayıp üretim fark görülecektir” dedi. Üretim kaybının sahada doğrudan hissedildiğini belirten Gürer, “Bu kadar üretim kaybının olduğu yerde o çiftçinin, o besicinin, o üreticinin sorun yaşamaması mümkün mü? Hayvan varlığınız azalacak, üretiminiz azalacak. Düşük alım fiyatı uygulandığı için çiftçi gelirleri daralacak. Çiftçilik bir yerde sürdürülebilmesi sorunlu noktaya erecek. Tarım arazileri daralacak. Sonra da tarımda her şey çok iyi denilecek bu nasıl mümkün olacak ” şeklinde konuştu. Sahada karşılaştıkları tabloyu da aktaran TBMM Tarım,Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Biz alanlara gidiyoruz, o çok iyileri bulamıyoruz. Ahırlar kapanmış, sorunlar artmış, sıkıntılar katlanmış. Her gittiğimiz yerde köylerde bize dert yanıyorlar. Bu insanlar keyfi için mi dert yanıyor?” ifadelerini kullandı. ŞAP HASTALIĞI VE KURAKLIK TEPKİSİ Hayvancılıktaki kayıplara da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, şap hastalığına ilişkin verilerin açıklanmadığını söyledi: “100 hayvanım vardı, 30 tanesini şapta kaybettim diyor üretici. Soruyoruz bakana; 2025 yılında yaşanan şap hastalığında kaç hayvan yitirdik? Açıklama yok. Açıklayın, 2025 yılında kaç hayvan kesime gitti? Kaç hayvan şartlı kesime gitti? Kaç hayvan telef oldu? Kaç hayvan kurban bayramında kesildi? Bu veriler ışığında kaç büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığımız var Açıklayın?” dedi. Enflasyon açıklamalarında zirai don ve kuraklığın etkisine dikkat çekildiğini hatırlatan Öner Fethi Gürer, bu afetlerden zarar gören üreticilere yeterli destek verilmediğini belirterek, “Zirai don ve kuraklıktan Türkiye’nin olumsuz etkilendiği söyleniyor. Peki, bunları üretenler ne oldu? TARSİM ve ÇKS’ye kayıtlı olanların dışında çiftçilik yapanlara herhangi bir destek verildi mi? Verilmedi. Kuraklıktan etkilenen çiftçiye destek verildi mi? Verilmedi. Bu çiftçi hali nedir diyen bir iktidar ne yazık ki yok ” dedi. ARTAN MALİYETLER, DARALAN GELİR Gürer, özellikle gübre, yem, akaryakıt zamlarının çiftçiyi doğrudan etkilediğini belirtti. Yılbaşından bu yana akaryakıta yüzde 10,8 oranında zam geldiğini ifade ederek, “100 dönümlük bir araziyi ekmek için yola çıkan çiftçi, daha tarlaya gitmeden 32 litresini yılbaşından bu yana kaybetmiş durumda” diye konuştu. Gürer, gübre, ilaç, tohum, elektrik, su ve mazot fiyatlarının arttığını; buna karşılık alım fiyatlarının düşük tutulduğunu ifade etti. “Girdi maliyetleri katlayacak, alım fiyatları düşük tutulacak, sonra da çiftçiye ‘üretim yapmaya devam et’ denecek. Bu nasıl olacak?” sözleriyle mevcut politikaları eleştirdi. “KOYUN PROJESİ DARALDI, YENİDEN MÜJDE DİYE SUNULUYOR” 2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesine de değinen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, projenin büyük ölçüde daraldığını belirterek, “2016-2018 yıllarında açıklanan koyun projesi bu kez neredeyse yüzde 90 daralarak tekrar müjde diye sunuluyor,” diye konuştu. Gürer, “Önce gerçekçi olmalı, verileri doğru görmeli, doğru okumalı ve bunlar üzerinde çözüm üretmelidir” dedi. GÜBRE VE YEMDE %50 SÜBVANSİYON ŞART Ömer Fethi Gürer, “Kısa vadede öncelikle ilk yapılacak iş; gübrede, yemde en az yüzde 50 sübvansiyon sağlanmalı. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı. Genç çiftçi ve kadın çiftçilerin Sosyal Güvenlik Kurumu primi devlet tarafından ödenmeli. Ayrıca tüm borçlar faizsiz olarak en az 3 yıl ötelenmeli. İcralar durdurulmalı. Traktöre, ahıra, hayvana gelen icralar bir an önce sonlandırılmalıdır.” dedi.

Şiddetli Fırtına Üreticimizin Bir Yıllık Geçimini Aldı Götürdü Haber

Şiddetli Fırtına Üreticimizin Bir Yıllık Geçimini Aldı Götürdü

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Kazanlı ve Adanalıoğlu mahallelerinde etkili olan şiddetli fırtınanın ardından zarar gören seralarda incelemelerde bulundu. Kış’a ziyaret sırasında Cumhuriyet Halk Partisi Mersin İl Başkanı Koral Ömür, CHP Akdeniz İlçe Başkanı Semih Palamut, Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi Hamit Mert Avcı, Mersin Ziraat Odası Başkanı Musa Yılmaz ve mahalle muhtarları eşlik etti. Heyet, fırtınanın ağır yıkıma yol açtığı seraları yerinde inceleyerek üreticilerle bir araya geldi, hasarın boyutuna ilişkin bilgi aldı. Ziyaret kapsamında konuşan Gülcan Kış, Kazanlı ve Adanalıoğlu’nda örtü altı üretimin büyük darbe aldığını vurgulayarak, “Bir gecede aylarca verilen emek yok oldu. Çiftçilerimiz seralarını, mahsullerini evlatları gibi büyütüyor. Bu fırtına yalnızca ürünleri değil, üreticimizin bir yıllık geçimini de aldı götürdü” dedi. Seralarda plastik örtülerin parçalandığını, demir konstrüksiyonların çöktüğünü ve ürünlerin büyük bölümünün tamamen kullanılamaz hâle geldiğini belirten Kış, zararın sanılandan çok daha büyük olduğunu ifade etti “TARSİM sahadaki gerçekliği karşılamıyor” Tarım sigortaları konusunda yaşanan sorunlara dikkat çeken Kış, mevcut uygulamaların üreticiyi korumakta yetersiz kaldığını söyledi. Kış, “TARSİM üreticilerimizin zararlarını karşılamakta ciddi eksiklikler barındırıyor. Zarar tespitleri gecikiyor, yapılan değerlendirmeler çoğu zaman sahadaki gerçek kaybı yansıtmıyor. Çiftçi zaten zor koşullarda üretim yapıyor; bir de afet sonrası belirsizlikle baş başa bırakılıyor. Zarar tespitleri bir an önce tamamlanmalı ve mağduriyetler gecikmeksizin giderilmelidir” diye konuştu. İklim krizinin etkilerinin her geçen yıl daha ağır hissedildiğini vurgulayan Kış, fırtına, don, sel ve kuraklık gibi afetlerin artık istisna değil, tarımın yeni gerçeği hâline geldiğini söyledi. Bu nedenle geçici çözümler yerine kalıcı ve güçlü bir kurumsal yapıya ihtiyaç olduğunu dile getirdi. Afet Bakanlığı çağrısı TBMM’ye sunduğu Afet Bakanlığı kurulmasına ilişkin kanun teklifini hatırlatan Kış, “Bu tür afetlerde üretici, hangi kuruma başvuracağını bilemez hâle geliyor. Aracıların, karmaşık bürokrasinin arasında zaman kaybediliyor. Oysa bu sorunlara bire bir muhatap olacak, koordinasyonu sağlayacak ve hızlı karar alabilecek bir Afet Bakanlığına ihtiyaç var. Aradan aracıları kaldırmak, sorunların hızlı çözüme kavuşmasını sağlayacaktır” ifadelerini kullandı. Meclis Gündemine Taşınacak Yaptığı incelemelerin ardından çiftçilerin yaşadığı mağduriyeti TBMM gündemine taşıyacağını belirten CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, konunun hem soru önergeleri hem de kanun teklifleriyle takipçisi olacağını vurguladı. Kış, “Kazanlı’da, Adanalıoğlu’nda gördüğümüz tablo kabul edilemez. Üreticimizin yaşadığı bu kaybı Meclis’te gündeme getireceğim. Zarar tespitlerinin hızlandırılması, TARSİM uygulamalarının gözden geçirilmesi ve afetlere karşı kurumsal bir yapının oluşturulması için mücadele edeceğim. Çiftçilerimiz yalnız değildir; bu mağduriyet giderilene kadar sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz” dedi. Ziyaret sırasında üreticiler de yaşadıkları kayıpları ve beklentilerini dile getirirken, acil destek, borç ertelemesi ve yeniden üretime geçebilmek için somut adımlar atılmasını talep etti. Gülcan Kış, üreticilerin sesi olmaya devam edeceklerini belirterek, “Bu topraklarda üretim sürsün istiyorsak, çiftçimizi ayakta tutmak zorundayız” mesajını verdi.

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti! Haber

Kilo İle Peynir Dönemi Bitti!

CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, peynir üreticilerini ziyaret etti. Başevirgen’e dert yanan bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bir diğer esnaf ise, “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben bile alamıyorum” dedi. Kendi üretim yaptığı için ayakta kalabildiğini söyleyen bir başka esnafta kiloluk peynir paketlerinin gramlara düştüğünü ifade etti. Esnaf, “Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. CHP Manisa Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, Manisa’da peynir üreticilerini ziyaret etti. Sofraların değişmez gıdalarından biri olan peynir artık lüks hale geldi. Artan maliyetlerle birlikte fiyatları ulaşılamaz noktaya gelen peyniri vatandaş alamamaktan, üretici de satamamaktan şikayetçi. “ŞU ANDA 300 GRAMLIK PEYNİR PAKETLERİNİN DAHA KÜÇÜĞÜ VAR MI DİYE SORUYORLAR” Şarküteri işleten bir esnaf eskiden kiloyla sattıkları peynirleri artık 80 gramlık, 100 gramlık paketlere koyduklarını, vatandaşların gramla satılan peyniri bile almakta zorlandığını söyledi. Bu yıl kadar kötü bir yıl görmediğini belirten esnaf, “Bu yıl berbat bir durumdayız. Evimiz kira, dükkan kira, iki tane evladım var. Geçim sıkıntısı gerçekten de çok zor. Önce gelip peyniri kilo kilo alıyorlardı. Şu anda 300 gramlık peynir paketlerinin daha küçüğü var mı diye soruyorlar. Vatandaşlar gelip peynirlerin fiyatına bakıyor kilosu 80 lira olan çökelek ve lor alıyor, peyniri alacak bütçesi yok. Masraflarımızı çıkaramıyoruz. Ailemizden destek alıyoruz. Desteksiz olmuyor. Borçlanıyoruz, kartlara yöneliyoruz. 2-3 tane kartım kapalı halde. Nereye kadar ailelerden destek isteyeceksin? Bu şartlarda esnafın ayakta durma şansı yok. Ramazan ayında indirime gidelim dedik olmazsa kepenk kapatacağız” dedi. Başevirgen ise, “Kilo kilo alınan peynirden en son gelinen nokta 80 gram peynir. Ülkenin geldiği durum bu. İşçi, emekçi emekli bu durumda” sözleriyle durumu özetledi. “EMEKLİ ZATEN PEYNİR ALAMIYOR ALABİLDİKLERİ LOR VE ÇÖKELEK” Bir diğer esnaf ise Başevirgen’e şu sözlerle dert yandı: “Emekli zaten peynir alamıyor. Alabildikleri lor ve çökelek. Ben burada çalışıyorum ben alamıyorum. Vatandaş içinde yağı olmayan, yağı alınmış kilosu 195 lira olan peyniri alabiliyor. Kilosu 400-500 lira olan peynire vatandaş yaklaşamıyor.” Kendi besi çiftliği olduğu için maliyetinin az olduğunu ve bir şekilde çarkı döndürebildiğini söyleyen bir diğer esnaf ise, “Eğer dışarıdan alırsan bu işin içinden çıkamazsın. Peynirler eskiden büyük paketlerdeydi. Artık küçüle küçüle 360 grama kadar düştü. Böyle sıkıntılı bir dönem görmedik. Genelde ucuz olduğu için lor grubu satılıyor” diye konuştu.

Tütün Üreticileri Yine Mağdur Edildi! Haber

Tütün Üreticileri Yine Mağdur Edildi!

CHP Denizli Milletvekili Gülizar Biçer Karaca, kendilerine iletilen sorunları Türkiye gündemine taşımayı sürdürüyor. Toplumun farklı kesimlerinin sorunlarına çözümleri paylaşan, geçtiğimiz günlerde Denizli Kale’den muhtarları dinleyen, Denizlinin farklı ilçelerinden kendilerine gelen talepleri gecikmeksizin gündeme getiren Biçer Karaca’nın TBMM’den yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Denizlili tütün üreticilerimizin dertleri bir türlü bitmiyor. Neden mi? İktidarın sözleşmeli ekim uygulaması nedeniyle şirketlerin insafına bırakılan tütün üreticilerimiz maalesef yine mağdur edildi. Geçtiğimiz sezon avans ödemeleri konusunda büyük sıkıntılar yaşayan üreticilerimiz bu yıl da maalesef tütün tesliminde sorunlarla karşılaştı. NEREDE BU AVANSLAR? NEREDE BU DEVLET? Her seferinde avans ödemeleri Aralık ayının sonuna kadar o yıla ait tütünler teslim alınır avans ödemeleri için yeni sözleşme yapılırdı. Artık Şubat ayı ortalarına geldik hala şirketler tütünleri teslim almadılar. Tütünleri teslim alınmayınca da sözleşme yapılarak üreticilerin avans ödemeleri de hayata geçirilemedi. OCAK ZAMANINDA PEŞKEŞ ÇİLESİ! Şu an tütün fidelerinin, ocakların oluşturulma zamanı. Avans ödemelerine zaruri ihtiyaçları var. Tütünlerini satmaya, satış bedelleriyle de kredi borçlarını ve esnafa olan borçlarını ödemeleri gerekiyor. ABD ile vergisiz tütün ithalatında bizim tütün üreticilerimizi maalesef peşkeş çektikleri için hala şirketler tütün teslimde ilerleme kaydetmedi. SÖZLEŞME TARİHİ VE AVANS KRİZİ! Buradan sesleniyoruz. Tütün üreticilerimizin sözleşme yapacakları tarih, tütün teslim edilecek en son tarih, aynı zamanda da ekim-işleme için avans ödemelerinin tarihleri mutlaka yazılı olmalı. Üreticilerimizin avansı ne zaman alacağı, üretime başladıklarında üretimi tamamladıktan sonra tütünü ne zaman teslim edeceği, bir sonraki ekim için de sözleşmenin yapılacağı dönemler belirlenmeli. Tarım ve Orman Bakanlığının hayata geçirmesi, üreticilerimizi koruması gerekiyor. ÇİFTE ÇAĞRI: YERLİ VE MİLLİ İDDİASINDAYSANIZ BIRAKIN ABD’Yİ! Hem Cumhurbaşkanına hem Tarım ve Orman Bakanına seslendi. Yerli ve milli iddiasında iseniz; ABD’li tütün üreticilerini değil, yerli üreticilerimizi destekleyin. Beyağaçlı, Kaleli, Tavaslı başta olmak üzere Denizlili tütün üreticilerini, Adıyamanlı tütün üreticilerini, yani ülkemizin dört bir yanındaki en kaliteli tütünü üreten üreticilerimizi destekleyin. EZİLEN DEĞİL ÜRETEN ÇİFTÇİ İÇİN HAREKET VAKTİ! Üreticilerimizi ezmeyin. Esnafa borçlarını ödeyemiyor. Bankalara borçlarını ödeyemiyor. Kredi borçlarını ödeyemiyor, icra tehdidiyle baş başalar. Aynı zamanda da tütünleri için ocak oluşturamıyor, yeni sezon için… Bu duruma son verin. Bir an önce yerli tütün üreticilerimizin, Denizlili hemşehrilerimizin sesini duyun. Tütün teslim ve sözleşme için derhal harekete geçin."

Istrancalar Delik Deşik Ediliyor! Haber

Istrancalar Delik Deşik Ediliyor!

Cumhuriyet Halk Partisi Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, Istranca Dağları’nda devam eden Rüzgar Enerji Santrali (RES) projelerine sert tepki gösterdi. Mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarına rağmen devam eden çalışmaları "doğa katliamı" olarak nitelendiren Gündoğdu, 200 bin ağacın kesileceğini vurguladı. ​Kırklareli’nin "akciğerleri" olarak bilinen Istrancalar bölgesindeki RES projeleri, TBMM gündemine taşındı. Kırklareli Milletvekili Vecdi Gündoğdu, Vize ilçesine bağlı köylerde sürdürülen projelerin hukuka ve bilime aykırı olduğunu belirterek, yetkilileri hesap vermeye çağırdı. ​Mahkeme Kararı Dinlenmiyor ​Gündoğdu; Kömürköy, Akpınar, Okçular ve Evrenli köyleri ile Çakıllı beldesini kapsayan projeler hakkında verilen iptal kararlarının hiçe sayıldığını belirtti. Bilirkişi raporlarının "Orman alanında RES olmaz, su kaynakları ve tarım çöker" demesine rağmen iş makinelerinin bölgeden çekilmediğini ifade etti. ​"200 Bin Ağaç Kesiliyor" ​Projenin çevresel maliyetinin telafi edilemez boyutlarda olduğunu savunan Gündoğdu, konuşmasında şu çarpıcı ifadelere yer verdi: ​"200 bin ağaç kesiliyor, geleceğimiz budanıyor. Bölge halkının iradesi yok sayılırken hukuk askıya alınıyor. Bu proje bir yatırım değil, Kırklareli'nde canlı yaşamın sonudur. Doğaya karşı açık bir saldırı gerçekleştiriliyor." ​Bilim ve Halk "Hayır" Diyorsa Kim "Evet" Diyor? ​Sivil toplum kuruluşlarının projede "kamu yararı" görmediğini hatırlatan Milletvekili, iktidarın "talan siyaseti" izlediğini iddia etti. Gündoğdu, bölge halkının RES'lerle iç içe yaşamasının mümkün olmadığını, ekosistemin geri dönülemez bir yara aldığını belirterek, sorumluların en kısa sürede yargı önünde hesap vereceğini vurguladı.

CHP'li Sarıbal: "İznik Gölü Yok Oluşa Sürükleniyor" Haber

CHP'li Sarıbal: "İznik Gölü Yok Oluşa Sürükleniyor"

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, TBMM’de yaptığı basın açıklamasında İznik Gölü’nde yaşanan hızlı ve kalıcı su kaybına dikkati çekti. İznik Gölü’nün yer altı suları, yüzeysel akışlar ve kar sularıyla beslenen kapalı bir ekosistem olduğuna vurgu yapan Sarıbal, beslenme havzasının yüzde 60’ından fazlasının yerleşim alanı olduğunu, göl çevresinde mevzuat gereği mutlak koruma ve kontrollü kullanım alanları belirlenmiş olmasına rağmen, uygulamada bu statünün yapılaşmanın önünü açtığını ifade etti. Sarıbal ayrıca, İznik Gölü’nü kapsayan 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarının iptal edildiğini, ancak yerine bağlayıcı ve bütüncül bir koruma planının hala yürürlüğe konulmadığını belirtti. Son olarak 16 Şubat 2026 itibarıyla İznik Gölü’nün 200 metre çekildiğini, su seviyesinin yaz gelmeden kritik seviyelere düşüldüğünü aktaran Sarıbal, “Tarımın kısıtlandığı bir ortamda sanayi kullanımının aynı ölçüde sınırlandırılmaması kabul edilemez” diyerek, İznik Gölü için bilimsel, bağlayıcı ve kamu yararını esas alan acil bir koruma planı çağrısı yaptı. SU SORUNU MEVSİMSEL DEĞİL, KALICI! Çiftçilerin geçimini göle bağlı sulu tarım ve zeytincilikten sağladığını hatırlatan Sarıbal, buna karşın son yıllarda yaşanan sürekli su kaybının, gölü ulusal ölçekte bir çevre krizinin eşiğine getirdiğini belirtti. Milletvekili Sarıbal, DSİ verilerine göre 2021–2024 arasında gölde 30–40 santimetrelik bir seviye düşüşü yaşandığını; 2022’de yüzde 16, 2023’te yüzde 40, 2024’te ise yüzde 30 oranında su kaybı kaydedildiğini aktardı. Uydu ölçümlerinin de bu tabloyu doğruladığını belirten Sarıbal, 30 Eylül 2025 itibarıyla göl seviyesinin 81,95 metreye gerilediğini, bunun güvenli işletme kotu kabul edilen 83,30 metrenin 1,35 metre altında olduğunu söyledi. 2013’e kıyasla yaklaşık 232 milyon metreküplük su kaybına işaret eden Sarıbal, “Bu veriler sorunun mevsimsel değil, kalıcı olduğunu gösteriyor” dedi. 18 Kasım 2025’te İl Kuraklık Kriz Merkezi toplantısında tarımsal sulamanın kısıtlanacağının açıklandığını anımsatan Sarıbal, buna karşın sanayi tesislerinin su kullanımına ilişkin şeffaf ve bütüncül bir değerlendirme yapılmadığını vurguladı, “Sanayi, madencilik ve yapılaşmanın göl üzerindeki etkileri kamuoyundan gizleniyor” dedi. BİLİMSEL ÇALIŞMALAR SANAYİ BASKISINI GÖSTERİYOR Haziran 2025’te yayımlanan bağımsız bir araştırma ile ilgili bilgi veren Sarıbal, kentsel alanların genişlemesi ve orman kaybının, yüzey akışını artırırken yeraltı suyu beslenmesini azalttığını söyledi. 1990–2018 döneminde havzada ulaşım ve madencilik alanlarının 0’dan 730 hektara, ticari ve sanayi alanlarının ise yüzde 461 artarak 130 hektardan 730 hektara çıktığını belirten Sarıbal, aynı dönemde tarım alanlarının yalnızca yüzde 7 arttığını kaydetti. Gölü besleyen kaynakların zayıflaması, yeraltı sularının yoğun kullanımı ve sanayi tesislerinin doğrudan ya da dolaylı su çekişlerinin krizi derinleştirdiğini dile getiren Sarıbal, Cargill’in ve Gemlik Gübre’nin yüksek miktarda su kullandığını söyledi. İLİÇ; SERMAYENİN Mİ YAŞAM HAKKININ MI KORUNACAĞININ DAVASIDIR CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, iktidarın maden politikalarını ise Erzincan İliç’te 9 işçinin yaşamını yitirdiği faciaya ilişkin dava süreciyle eleştirdi. Maden şirketlerinin karlarını katlarken; ölüm, toz, kirlilik, kuraklık ve gıda enflasyonu gibi toplumsal maliyetlerin ise halka yüklendiğini belirtti, bu tablonun en ağır örneğinin, 13 Şubat 2024’te Erzincan İliç’te yaşanan facia olduğunu söyledi. 9 işçinin yaşamını yitirmesine ilişkin davanın Erzincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürdüğünü hatırlatan Sarıbal, 6. duruşmada olay yerinde keşif yapılması ve Anagold Madencilik kayıtlarına el konulması taleplerinin reddedildiğini aktardı. Sarıbal, bilirkişi raporlarında “asli kusurlu” olduğu belirtilen kamu görevlilerinin yargılama dışında bırakılmasına tepki gösterdi. 23 Mayıs 2024 tarihli bilirkişi raporunda ÇED Olumlu Kararı’na imza atan dönemin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum ve bakanlık yetkililerinin “asli kusurlu” olarak gösterildiğini, ancak bu isimlerin dosyadan çıkarıldığını vurguladı. Sarıbal, kamu görevlileri hakkında “kovuşturmaya yer olmadığı” kararının etkili soruşturma yapılmadan verildiğini ve Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında usul yükümlülüğünün ihlal edildiğini söyledi. “Bu dava; yaşam hakkı, çevre hakkı ve etkili soruşturma yükümlülüğünün birlikte ele alınması gereken bir dosyadır. Bu ülkede şirketler öldürür, bakanlıklar imza atar, yargılanan mühendis olur. Bu dosya böyle kapatılırsa herkesin can güvenliği ortadan kalkar. İliç davası, Türkiye’de sermayenin mi yoksa yaşam hakkının mı korunacağının davasıdır. Gerçek sorumlular yargı önüne çıkarılmadan bu dosya kapanmayacak” diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.