Hava Durumu

#Tedarik Zinciri

Kırsal Haber - Tedarik Zinciri haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tedarik Zinciri haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kütahya'nın Üretim ve Yatırım Potansiyeli Ele Alındı Haber

Kütahya'nın Üretim ve Yatırım Potansiyeli Ele Alındı

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO) heyeti, organ seçimlerinin ardından Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nu ziyaret etti. KUTSO’nun 2026–2030 dönemi çalışma önceliklerinin ele alındığı ziyarette, Kütahya iş dünyasının beklentileri, yerel kalkınma hedefleri ve işletmelerin finansmana erişimi değerlendirildi. KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Meclis Başkanı Fatih Alkış, Yönetim Kurulu Başkan Vekili Emin Yüce, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Mustafa Selman Hatipoğlu ve Tolga Eskioğlu, Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Ahmet Saner Gönül, Yönetim Kurulu Üyeleri Semra Tozaraydın, Osman Baş, Ömer Yiğit, Sezai Ekmel Sarpaşar ve Emirhan Aydın, Meclis Başkan Yardımcısı Uğur Kırdar ile KUTSO Meclis üyeleri ve Meslek Komitesi üyelerinin katıldığı ziyarette, Odanın geride kalan dönemde yürüttüğü çalışmalar ve yeni dönem hedefleri hakkında bilgi paylaşıldı. KÜTAHYA’NIN ÜRETİM VE YATIRIM POTANSİYELİ ELE ALINDI Ziyarette konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, geride kalan dört yıl boyunca Kütahya’ya, Odaya ve iş dünyasına sağladığı destekler dolayısıyla TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti. TOBB camiasının dayanışmasını her zaman yanlarında hissettiklerini belirterek bu yapının bir parçası olmanın önemli bir sorumluluk taşıdığını ifade etti. Küresel ekonomik belirsizliklerin arttığı, üretim ve yatırım kararlarının zorlaştığı bir dönemde TOBB’un özel sektörün taleplerinin gündeme taşınmasında ve çözüm yollarının geliştirilmesinde üstlendiği role dikkat çekti. Anadolu’daki işletmelerin finansmana erişim, ihracat, nitelikli iş gücü, dijital ve yeşil dönüşüm alanlarında karşılaştığı ihtiyaçlara değinerek TOBB’un sağladığı temsil ve dayanışmanın önemini vurguladı. KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, TOBB’un iş dünyası açısından taşıdığı anlamı, “TOBB’un gücünü yalnızca temsil ettiği işletmelerin sayısında değil, zor zamanlarda iş dünyamıza sağladığı güven, ortaya koyduğu ortak akıl ve ülkemizin geleceğine duyduğu sorumlulukta görüyoruz.” sözleriyle dile getirdi. GERİDE KALAN DÖNEMİN ÇALIŞMALARI VE YENİ DÖNEM HEDEFLERİ PAYLAŞILDI Kütahya’nın sanayi birikimini, girişimcilik potansiyelini ve insan kaynağını geliştirmek amacıyla yürütülen çalışmaları aktaran KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat; işletmelerin rekabet gücünün artırılmasına, yeni yatırımların önünün açılmasına, gençlerin ve kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer almasına öncelik verdiklerini belirtti. Yerel kalkınmayı Oda çalışmalarının merkezine aldıklarını ifade ederek Kütahya’nın güçlü olduğu sektörlerin geliştirilmesi, yeni üretim alanlarının desteklenmesi ve yatırımcılar için daha cazip bir merkez hâline gelmesi yönündeki hedeflerini paylaştı. Kütahya iş dünyasının uluslararası bağlantılarının güçlendirilmesine de değinen KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat; Erasmus programları, uluslararası iş birlikleri, tedarik zinciri buluşmaları ile yatırım ve ihracat odaklı faaliyetlerde ortak hedefin, kentin potansiyelini Türkiye’ye ve dünyaya daha güçlü biçimde tanıtmak olduğunu kaydetti. Yeni dönemde başlatılan çalışmaların kalıcı kazanımlara dönüştürülmesini hedeflediklerini belirterek işletmeleri yeni teknolojiler, yeni pazarlar ve yatırım fırsatlarıyla buluşturmaya devam edeceklerini ifade etti. BİRLİKTE ÇALIŞMA VURGUSU Konuşmasında KUTSO üyelerine ve yeni dönemde görev alan Oda organlarına da teşekkür eden KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, geride kalan dönemde farklı sektörlerin ortak hedefler etrafında buluştuğunu ve birlikte çalışma kültürünün güçlendiğini belirtti. Oda çalışmalarının, iş dünyası temsilcilerinin kendi işletmelerindeki sorumluluklarının yanında şehrin geleceği için zaman ve emek ayırmasını gerektirdiğine dikkat çekerek bu sorumluluğu üstlenen tüm üyelere teşekkür etti. Yeni döneme ilişkin kararlılıklarını ise “Birliğimiz güçlü, hedeflerimiz büyük, çalışma azmimiz tamdır.” sözleriyle ifade etti. FİNANSMANA ERİŞİM VE KGF GÖRÜŞÜLDÜ Ziyarette işletmelerin finansmana erişimine ilişkin değerlendirmelerde de bulunuldu. TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Kredi Garanti Fonu (KGF) hakkında bilgi vererek fonun işletmelerin finansmana erişimindeki rolüne değindi. Görüşmede ayrıca üyelerin ihtiyaçlarına yönelik hizmetlerin geliştirilmesi, mesleki eğitim ve istihdamın desteklenmesi, girişimciliğin yaygınlaştırılması ve firmalar arasındaki ticari bağlantıların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ele alındı. KUTSO ile TOBB arasında yürütülebilecek ortak çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulunuldu. SEÇİM SONUÇLARINI VE TOBB ZİYARETİNİ DEĞERLENDİRDİ Ziyaret kapsamında verdiği röportajda organ seçimlerine ilişkin açıklamalarda bulunan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, yoğun saha çalışmalarıyla yürütülen sürecin yüzde 70 katılım, yüzde 75 oy oranı ve 15 meslek komitesinin tamamında elde edilen başarıyla sonuçlandığını belirtti. Seçim sürecinin geride kaldığını ve KUTSO üyelerinin bir bütün olduğunu vurgulayarak yeni dönemde tüm üyelerle birlikte Kütahya’nın, bölgenin ve ülkenin kalkınmasına katkı sağlamak için çalışacaklarını ifade etti. TOBB ziyaretine ilişkin değerlendirmesinde ise TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’nun yol gösterici yaklaşımının ve Anadolu iş dünyasına verdiği güvenin önemine dikkat çekti. Sağladığı destek ve verdiği moral dolayısıyla teşekkür ederek görevine devam etmesini gönülden desteklediklerini dile getirdi. KUTSO heyeti, kabulleri, misafirperverlikleri ve Oda çalışmalarına sağladığı destekler dolayısıyla TOBB Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti.

Tepebaşı'nda Kadın Çiftçinin Emeği ve Gıda Güvenliği Konuşuldu Haber

Tepebaşı'nda Kadın Çiftçinin Emeği ve Gıda Güvenliği Konuşuldu

Tepebaşı Belediyesi, 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü ile 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla “Gıda Güvenliğinde Kadın Çiftçinin Rolü” başlıklı panel düzenledi. Panelde, kadın çiftçilerin üretimdeki görünmeyen emeği ve güvenli gıdaya erişimdeki belirleyici rolü ele alındı. Uzmanlar, tarladan sofraya uzanan zincirde üreticiden tüketiciye herkesin sorumluluğuna dikkat çekti. Tepebaşı Belediyesi, kadın üreticilerin emeğini görünür kılan ve yerel üretimi destekleyen çalışmalarıyla, güvenli gıdaya erişim konusunda kentteki farkındalığı artırmayı sürdürüyor. Tepebaşı Belediyesi Kırsal Hizmetler Müdürlüğü, bu kapsamda 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü ile 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla “Gıda Güvenliğinde Kadın Çiftçinin Rolü” başlıklı panel düzenledi. Tepebaşı Belediyesi, Ziraat Mühendisleri Odası ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) ortaklığında gerçekleştirilen etkinlik, Özdilek Sanat Merkezi’nde yapıldı. Özdilek Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilen ve yaklaşık 70 kadın çiftçinin katıldığı etkinlikte; kadın üreticilerin gıda sistemindeki yeri, yerel pazarların önemi ve gıdanın güvenli biçimde tüketiciye ulaştırılması konuşuldu. Uzmanlar; üretimden pazara, tarladan sofraya uzanan süreçte kadın emeğinin görünürlüğünü ve gıda güvenliğinin önemini ele aldı. “Kadınlar tarımın ve ailenin merkezinde” TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı ve panelin moderatörü Selma Güder, açılış konuşmasında artan nüfusun gıda ihtiyacına ve kadın çiftçilerin tarımdaki yerine dikkat çekti. Güder, “Dünyamız 21’inci yüzyılın ilk çeyreğini bitirmek üzere. Dünya nüfusu 8,3 milyara, ülkemizin nüfusu ise 86 milyon 320 bin civarına ulaştı. Birleşmiş Milletlerin 2050 öngörülerine göre dünya nüfusunun 10 milyara, ülkemiz nüfusunun da 100 milyona ulaşması bekleniyor. Bu nüfusu doyurabilmek için gıda üretiminin yüzde 50 ila 70 artırılması öngörülüyor” dedi. “2 milyon kadın çiftçinin sadece 300 bini kayıtlı” Gıda ihtiyacının nasıl karşılanacağı sorusunun tarımı stratejik bir sektör olarak öne çıkardığını belirten Güder, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarımın en önemli aktörleri, gıda güvencesini ve sürdürülebilir tarımı sağlayacak kadınlardır. Bugün 15 Ekim Dünya Kadın Çiftçiler Günü. Kadınların adı var; peki kendileri her yerde var mı? Ziraat odalarının verilerine göre yaklaşık 5 milyon çiftçi bulunuyor. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı çiftçi sayısı ise yaklaşık 3 milyon. Bunların yaklaşık 2 milyonu kadın. Ancak ÇKS’ye kayıtlı kadın çiftçi sayısı 300 bin civarında. Kadınlar aslında hem tarımın hem de ailenin merkezinde. Bugün bu konuyu konuşacağız.” Uzmanlar konuyu ele aldı TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir Şube Başkanı Selma Güder’in moderatörlüğündeki panele, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi Bölümü’nden Prof. Dr. Fatma Handan Giray, aynı fakültenin Gıda Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Onur Ketenoglu ve Gıda Mühendisleri Odası Eskişehir İl Temsilcisi Tolga Güdelek katıldı. Kadın emeği, kooperatifler ve yerel pazarlar Prof. Dr. Fatma Handan Giray, alternatif tarım ve gıda sistemlerini, tedarik zincirini, kadınların üretimdeki görünmeyen emeğini ve kooperatiflerin rolünü değerlendirdi. Giray, Tepebaşı Belediyesi Kadın Üreticiler Satış Noktası’nı da içeren uygulama modeli ve yönetişim yaklaşımlarının, SERIGO ve BLUMI-Med adlı uluslararası projeler kapsamında incelendiğini aktardı. Doç. Dr. Onur Ketenoglu, gıda güvencesi ile gıda güvenliği arasındaki ilişkiye dikkat çekti. Yerel pazarlarda açıkta satıştan ürün bilgisi ve etiketlemeye kadar uzanan riskleri anlatan Ketenoglu, gıda güvenliğinin üreticiden tüketiciye herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurguladı. Tolga Güdelek ise “Tarladan Çatala” başlıklı sunumunda perakende sektöründeki gıda tedarik zinciri, güvenlik ve izlenebilirlik konularını ele aldı.

Ticaret ve İhracat Finansmanı İstanbul’da Masaya Yatırılacak Haber

Ticaret ve İhracat Finansmanı İstanbul’da Masaya Yatırılacak

GTR Türkiye, 20 Ekim’de İstanbul’da düzenleyeceği Ticaret ve İhracatın Finansmanı Konferansı 2026’da ihracatçıları, KOBİ’leri, üreticileri, bankaları ve finans kuruluşlarını bir araya getirecek. Konferansta ticaret finansmanı, risk yönetimi, hazine stratejileri ve küresel rekabet gibi başlıklar ele alınacak. Ticaret ve ihracat dünyası İstanbul’da buluşacak Global Trade Review (GTR) Türkiye tarafından düzenlenen Ticaret ve İhracatın Finansmanı Konferansı 2026, 20 Ekim Salı günü İstanbul’daki Swissôtel The Bosphorus Hotel’de gerçekleştirilecek. Geçen yıl 560’tan fazla katılımcıyı ağırlayarak rekor kıran etkinlik, 2026 yılında da Türkiye’nin ticaret ve ihracat ekosistemindeki farklı paydaşları bir araya getirmeyi hedefliyor. Konferansta ihracatçılar, KOBİ’ler, üreticiler, bankalar, ihracat kredi kuruluşları (ECA), kalkınma finansmanı kuruluşları (DFI) ve politika yapıcıların bir araya gelmesi planlanıyor. İhracat finansmanında yeni gelişmeler gündemde Sektörün önde gelen finans kuruluşları, hizmet sağlayıcıları ve kamu kurumlarının desteklediği bir günlük forumda, uluslararası ticaretin finansmanına ilişkin güncel gelişmeler değerlendirilecek. Etkinlik oturumlarında kurumsal ticaret finansmanı, risk yönetimi ve hazine stratejileri ile KOBİ’lere yönelik işletme sermayesi çözümlerindeki son gelişmeler ele alınacak. Türk firmalarının küresel rekabet gücü konuşulacak Konferansın gündeminde yalnızca finansman başlıkları yer almayacak. İş dünyasının karşı karşıya olduğu operasyonel baskılar ile döviz kuru ve tedarik zinciri kaynaklı zorlukların nasıl yönetilebileceği de değerlendirilecek. Oturumlarda ayrıca Türk firmalarının küresel rekabet ortamında karşılaştıkları koşullar ve sektör trendlerinin bir adım önünde kalabilmeleri için ihtiyaç duyabilecekleri pazar içgörüleri ele alınacak. İş dünyasına bağlantı ve pazar içgörüsü fırsatı GTR Türkiye’nin Ticaret ve İhracatın Finansmanı Konferansı, katılımcılara bankalar, şirketler, finans kuruluşları ve alanında uzman isimlerle ağ oluşturma fırsatı da sunacak. Konferans kapsamında düzenlenecek panellerle uluslararası ticaretin finansmanı, işletmelerin karşılaştığı güncel riskler ve küresel pazarlardaki rekabet koşulları farklı yönleriyle ele alınacak.

Gıda İhracatında Rota Vietnam ve Filipinler Haber

Gıda İhracatında Rota Vietnam ve Filipinler

Güneydoğu Asya'nın hızla büyüyen gıda pazarlarında daha güçlü bir konum elde etmeyi hedefleyen Türk gıda ihracatçıları, Vietnam ve Filipinler'de gerçekleştirdikleri sektörel ticaret heyeti programıyla yeni iş birliklerinin kapısını araladı. Akdeniz Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (ASHİB) öncülüğünde düzenlenen organizasyon kapsamında gerçekleştirilen ikili iş görüşmeleri (B2B), resmi temaslar ve sektör incelemeleri, Türk firmalarını bölgenin önde gelen ithalatçıları, distribütörleri ve organize perakende zincirleriyle buluşturdu. 22-30 Temmuz 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen ASHİB Vietnam-Filipinler Gıda Sektörel Ticaret Heyeti'ne su ürünleri, et ve süt ürünleri, kanatlı eti, yem, içecek ve işlenmiş gıda sektörlerinde faaliyet gösteren 12 firmadan 17 temsilci katıldı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi ve ASHİB Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz ile ASHİB Başkanı Yüksel Akgöl'ün başkanlık ettiği heyette Adamarin Su Ürünleri, Akdeniz Entegre Gıda, Akgöl Balıkçılık, Kilikya Şalgam, Mes Et ve Süt Ürünleri, Demireller Akaryakıt, Pilyem Gıda, Sasu Su ve Tarım Ürünleri, Şen Piliç, Yörük Süt, Güney Süt ve Akyem Adana Yem'in temsilcileri yer aldı. Program kapsamında Türk firmaları, Vietnam'da 20'nin üzerinde, Filipinler'de ise 28 ithalatçı ve distribütör firmayla bire bir iş görüşmeleri gerçekleştirerek yeni ticari bağlantılar kurma fırsatı yakaladı. Firmalardan edinilen bilgilere göre Vietnam tarafında toplam 111, Filipinler tarafında ise 131 ikili iş görüşmesi gerçekleştirildi. Vietnam'da yeni ticaret köprüleri kuruldu Heyetin ilk durağı olan Vietnam'da program, Vietnam Ticaret ve Sanayi Odası'nın (VCCI) Ho Chi Minh City Şubesi iş birliğiyle düzenlendi. VCCI Genel Müdür Yardımcısı Bui Thi Ninh'in de katıldığı organizasyonda Türk firmaları, Vietnamlı ithalatçı ve distribütörlerle kapsamlı B2B görüşmeleri gerçekleştirdi. Heyet ayrıca ülkenin önde gelen perakende zincirlerinden Co.op Supermarket yetkilileriyle bir araya gelerek Vietnam perakende pazarının işleyişi, tüketici eğilimleri ve tedarik zinciri yapısı hakkında bilgi aldı. Program kapsamında gerçekleştirilen market incelemeleriyle Türk firmaları ürünlerin raf düzeni, fiyatlandırma ve rekabet koşullarını yerinde gözlemleme imkânı buldu. Filipinler'de ihracat fırsatları yerinde incelendi Filipinler programı ise Ticaret Bakanlığı'nı temsilen Tarım Ürünleri Daire Başkanlığı Şube Müdür Vekili İmran Er'in katılımıyla gerçekleştirildi. Organizasyona Türkiye Cumhuriyeti Manila Büyükelçisi Niyazi Evren Akyol ile Ticaret Müşaviri Volkan Göler de iştirak etti. Filipinler Ticaret ve Sanayi Odası'nın (PCCI) desteğiyle düzenlenen programın açılışında Büyükelçi Niyazi Evren Akyol, ASHİB Başkan Yardımcısı Ali Can Yamanyılmaz, PCCI yöneticileri Ferdinand Ferrer ve Jude Aguilera ile Filipinler Et İthalatçıları Birliği Başkanı Jesus Cham konuşma yaptı. Manila'daki temaslar kapsamında Türk heyeti, ülkenin önemli organize perakende zincirlerinden S&R Supermarket'i ziyaret ederek ithalatçı firmaların yöneticileriyle görüşmeler gerçekleştirdi. Heyet ayrıca Türkiye'nin Manila Büyükelçiliği'nde düzenlenen toplantıda Filipinler ekonomisi, gıda ithalat pazarı ve Türk ürünleri açısından öne çıkan ihracat fırsatlarına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Programın son bölümünde ise heyet üyeleri, Filipinler'in en önemli gıda fuarlarından WOFEX'i ziyaret ederek fuarın uluslararası ticaret potansiyelini yerinde inceledi. Türk firmaları, fuarda stantlı katılım ve milli katılım organizasyonlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunurken, Güneydoğu Asya pazarındaki kalıcı varlıklarını güçlendirecek yeni iş birliği ve pazarlama fırsatlarını da değerlendirme imkânı elde etti. Vietnam'da 7 milyar dolarlık ihracat potansiyeli Yaklaşık 101 milyon nüfusa sahip Vietnam, hızlı ekonomik büyümesi ve artan orta gelir grubuyla Türk gıda ihracatçıları için önemli fırsatlar sunuyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre ülkede gıda ve tarım ürünlerine yönelik yaklaşık 7 milyar dolarlık ihracat potansiyeli bulunuyor. Özellikle dondurulmuş balık, gıda müstahzarları, hayvan yemleri, kabuklu meyveler, kanatlı eti, turunçgiller, üzüm, bisküvi ve kuru baklagiller yüksek talep gören ürünler arasında yer alıyor. Pazarda Çin başta olmak üzere ABD, Güney Kore ve Japonya gibi güçlü tedarikçiler öne çıkarken, Türkiye'nin payını artırabilmesi için tanıtım faaliyetleri, ticaret heyetleri ve kalıcı iş birliklerinin kritik önem taşıdığı değerlendiriliyor. Filipinler'in gıda ithalatı son beş yılda yüzde 30 büyüdü Yaklaşık 115 milyon nüfusa sahip Filipinler ise, süt ürünleri, kanatlı eti, kırmızı et ve işlenmiş gıdada dışa bağımlı yapısıyla Türk ihracatçıları için büyüyen bir pazar konumunda bulunuyor. Ülkenin gıda ithalatı son beş yılda yaklaşık yüzde 30 artarak 2025 yılında 5,32 milyar dolara ulaştı. İthalatta Brezilya, ABD, Yeni Zelanda, Avustralya ve Çin başlıca tedarikçiler olurken, Türkiye'nin Filipinler'e yönelik gıda ihracatı 2025 yılında 4,2 milyon dolar seviyesinde kaldı. Buna karşın artan ithalat hacmi ve dış tedarik ihtiyacı, Türk gıda sektörü için önemli ihracat fırsatları sunuyor.

"Trade & Climate Tracker" ile İklim ve Enerji Odaklı Anlaşmalar Takipte Haber

"Trade & Climate Tracker" ile İklim ve Enerji Odaklı Anlaşmalar Takipte

Uluslararası ticaret anlaşmaları artık yalnızca gümrük vergileri ve serbestleşmeyle sınırlı kalmıyor; iklim krizi, enerji güvenliği ve yeşil dönüşüm küresel ticaretin merkezine yerleşiyor. Uluslararası Sürdürülebilir Kalkınma Enstitüsü (IISD), bu alandaki büyük bir boşluğu doldurmak için çevrimiçi bir platform olan Trade & Climate Tracker (Ticaret ve İklim Takipçisi) projesini hayata geçirdi. ​1 Ocak 2025’ten bu yana imzalanan 70’ten fazla anlaşmayı haritalandıran platform, ticaret politikalarının küresel enerji dönüşümünü nasıl desteklediğini gözler önüne seriyor. ​Veriler Ne Söylüyor? Son Dönem Ticaret Anlaşmalarının Öne Çıkan Bulguları ​IISD tarafından metinleri kamuya açık 46 ticaret anlaşması üzerinden yapılan analizler, ticaret ve iklim ilişkisinin boyutunu net bir şekilde ortaya koyuyor: ​İklim İşbirliği Artıyor: Anlaşmaların %58’inde iklim işbirliğine açıkça yer verilirken, %40’ında emisyon azaltımı vurgulanıyor. Ayrıca anlaşmaların yarısından fazlasında ormansızlaşmayla ilgili hükümler bulunuyor. ​Enerji Altyapısı Güvence Altında: Metinlerin %67’si enerji verimliliği ve elektrik şebekeleri gibi kritik altyapı yatırımlarını kapsayan enerji işbirliği hükümleri içeriyor. ​Yenilenebilir Enerji Birleştirici Unsur: Anlaşmaların %36’sında yenilenebilir enerjiye dair hükümler yer alıyor. Uzmanlar, yenilenebilir enerjinin son dönem ticaret anlaşmalarında güçlü bir ortak payda olarak öne çıktığına dikkat çekiyor. ​Kritik Hammaddeler Odak Noktasında: Anlaşmaların %53’ü kritik hammaddeleri kapsıyor. Bu başlık altında madenlere erişimin güvence altına alınması ve tedarik zinciri güvenliği ittifaklarının geliştirilmesi hedefleniyor. ​"Geleceğin Yeşil Pazarları Şekilleniyor" ​IISD’nin Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma Direktörü Alice Tipping, yeni platformun önemini şu sözlerle değerlendirdi: ​"Hükümetler, 21. yüzyılda büyümenin ve kalkınmanın, düşük karbonlu ve iklime dayanıklı ekonomilere dayalı olacağının farkında. Tracker, bu dönüşümü görünür hale getiriyor ve ülkelerin, geleceğin küresel yeşil pazarlarını oluşturmak için ekonomik anlaşmaları nasıl kullandığını görmemizi sağlıyor." ​Veriler, bu eğilimin yalnızca iklim politikalarında iddialı ülkelerle sınırlı kalmadığını; farklı ekonomik ve siyasi önceliklere sahip hükümetlerin imzaladığı anlaşmalarda da ortak bir standart haline gelmeye başladığını gösteriyor. Trade & Climate Tracker, küresel ticaret diplomasisinde yeşil dönüşümü izlemek isteyenler için kritik bir başvuru kaynağı olmayı sürdürüyor.

Erzurum’da Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Katma Değere Dönüşecek Haber

Erzurum’da Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Katma Değere Dönüşecek

Erzurum, sahip olduğu zengin biyoçeşitliliği ekonomiye kazandırmak adına dev bir adım atıyor. Kuzeydoğu Anadolu Kalkınma Ajansı (KUDAKA) desteğiyle, Erzurum Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Kooperatifi tarafından yürütülecek olan "Erzurum Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Biyoekonomi Pilot Tesisi Fizibilitesi" projesinin sözleşmesi imzalandı. ​Bu stratejik girişimle, bölgenin doğal zenginlikleri yüksek teknolojiyle işlenerek küresel pazarlara taşınacak. ​Erzurum'un Doğal Zenginliği Endüstri 4.0 ile Buluşuyor ​KUDAKA Genel Sekreteri Oktay Güven ve kooperatif temsilcilerinin katılımıyla resmiyet kazanan proje, Erzurum'u tıbbi ve aromatik bitki üretiminde bir merkez haline getirmeyi hedefliyor. Fizibilite çalışması kapsamında kurulması planlanan yıllık 100 bin ton kapasiteli pilot tesis, bölge ekonomisi için kritik bir rol oynayacak. ​Projenin öne çıkan teknolojik ve stratejik hedefleri: ​İleri Teknoloji: Süperkritik CO₂ ekstraksiyon teknolojisi ile bitkilerden yüksek verimli ve katma değerli ürün eldesi. ​Dijital Dönüşüm: Endüstri 4.0 entegrasyonu, dijital izlenebilirlik sistemleri ve Ar-Ge odaklı üretim modelleri. ​Yeşil Büyüme: Yenilenebilir doğal kaynaklar ve sürdürülebilir biyokütle değer zinciri. ​15 Stratejik Bitki ile İhracat Hamlesi ​Proje sadece teknolojik altyapıyla sınırlı kalmayacak; aynı zamanda yerel üreticiyi merkeze alan güçlü bir tedarik zinciri oluşturulacak. Özellikle kuşburnu, ışkın, yabani kekik ve meyan kökü gibi Erzurum coğrafyasına özgü 15 stratejik bitki için detaylı üretici envanteri hazırlanacak. ​Fizibilite raporunda, bu bitkilerden elde edilen nihai ürünlerin Avrupa Birliği, Orta Doğu ve Uzak Doğu pazarlarına ihracatı için kapsamlı bir strateji belirlenecek. Kooperatif modeliyle hayata geçirilecek bu sistem, kırsal kalkınmayı desteklerken yerel üreticilerin gelir düzeyini artırmayı hedefliyor. ​Bölgesel Kalkınma ve Yeşil Dönüşüm İçin Yeni Bir Sayfa ​Erzurum’un biyoekonomi alanındaki rekabet gücünü artıracak olan bu çalışma, bölgeyi sürdürülebilir sanayi yatırımları için bir çekim merkezi yapacak. Projenin tamamlanmasıyla birlikte: ​Ekonomik Değer: Doğal kaynakların ham madde olarak değil, işlenmiş yüksek katma değerli ürün olarak satılması. ​Kırsal Kalkınma: Yerel üreticinin modern tarım ve biyoteknoloji ile entegre olması. ​Yatırım İklimi: Yeşil dönüşüm odaklı yeni girişimler için güçlü bir yol haritası oluşması. ​Erzurum, biyoekonomi potansiyeliyle Türkiye’nin sürdürülebilir kalkınma hedeflerine güçlü bir katkı sunmaya hazırlanıyor.

Özer Matlı: ''Bursa Sanayisi Küresel Baskılara Rağmen Gücünü Koruyor'' Haber

Özer Matlı: ''Bursa Sanayisi Küresel Baskılara Rağmen Gücünü Koruyor''

Bursa Ticaret Borsası üyesi 11 sanayi kuruluşu, İSO 500 listesinde yer alarak Bursa’nın sanayideki güçlü konumunu bir kez daha ortaya koydu. Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Maltı, küresel pazarlardaki daralma ve yüksek maliyet baskılarına rağmen Borsa üyesi firmaların devler liginde sergilediği performansın önemli bir başarı olduğunu ifade etti. İstanbul Sanayi Odası (İSO) tarafından, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının belirlendiği “Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu 2025” listesinin sonuçları, Bursa Ticaret Borsası (Bursa TB) üyelerinin gıda ve tarıma dayalı sanayideki ağırlığını bir kez daha ortaya koydu. Sonuçları değerlendiren Bursa TB Yönetim Kurulu Başkanı Özer Matlı, küresel ölçekte yaşanan tedarik zinciri kırılmalarına ve finansmana erişimdeki zorluklara rağmen Bursa sanayicisinin üretim kararlılığından ödün vermediğini belirtti. Tarımsal ticaretin devleri sanayinin zirvesinde buluştu İSO 500 listesinde yer alan 11 firmanın, bağlı oldukları odaların yanı sıra tarım ve gıda ürünleri kotasyonuna dayalı faaliyetleri nedeniyle Bursa Ticaret Borsası’na da üye olduğunu kaydeden Başkan Özer Matlı, Bursa’nın stratejik bir ticaret merkezi olmasının bu güçlü yapıyı beslediğini vurguladı. Yüksek maliyet baskılarına rağmen söz konusu firmaların üretimden net satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 25 artırarak 193,2 milyar TL’ye çıkardığını söyleyen Matlı, “İSO 500’de üyelerimizden SÜTAŞ 46’ncı, Pro Yem 152’nci, Eker Süt Ürünleri 157`nci, Keskinoğlu 160’ıncı, Almaxtex 262’nci, Hastavuk 263’üncü, Korteks 325’inci ve S.S. Marmara Zeytin Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (MARMARABİRLİK) 428’inci sırada yer alırken, Bursa’da şubeleri aracılığıyla üyemiz olan Şenpiliç 60’ıncı, Abalıoğlu Lezita 102’nci ve Teksüt 438’inci sırada yer alma başarısı göstermiştir” dedi. “Üretim ve ihracatla Türkiye’nin geleceğine katkı sunuyoruz” Başkan Özer Matlı, üyelerinin ortaya koyduğu kararlı ve dirençli performansın, Bursa’nın üretim kabiliyetinin, sektörlerin potansiyelinin ve ülke ekonomisine olan inancın en somut göstergesi olduğunu belirterek, “Ekonomik zorlukların yaşandığı bir dönemde üretim, istihdam ve ihracatla Türkiye’nin geleceğine yatırım yapan tüm üye firmalarımızı, yöneticilerini ve çalışanlarını yürekten kutluyorum. Bursa Ticaret Borsası olarak, üyelerimizin rekabet gücünü artırmak ve tarıma dayalı sanayimizi daha da ileriye taşımak için çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” ifadelerini kullandı.

Biyoçeşitliliği Korumak, Geleceğin Sofralarını Korumaktır Haber

Biyoçeşitliliği Korumak, Geleceğin Sofralarını Korumaktır

22 Mayıs Dünya Biyoçeşitlilik Günü, doğanın korunması ile gıda güvenliği arasındaki güçlü bağı bir kez daha gündeme taşıdı. Reis Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis, biyolojik çeşitliliğin korunmasının artık yalnızca çevresel bir başlık olarak değerlendirilemeyeceğini; su yönetiminden tarımsal üretime, gıda güvenliğinden ekonomik dayanıklılığa kadar uzanan hayati bir gelecek meselesi olduğunu vurgulayarak doğayı korumanın bugünün tercihi olmanın ötesinde, yarının yaşam hakkını güvence altına alan ortak bir sorumluluk olduğunu ifade etti. Biyoçeşitlilik yalnızca doğanın değil, yaşamın dengesidir Işılay Reis yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Dünya, doğayı korumak konusunda kritik bir dönemden geçiyor. İklim krizinin etkileri derinleşirken, ekosistemlerin alarm verdiği ve biyolojik çeşitliliğin hızla kaybolduğu bir çağda yaşıyoruz. Bugün artık çok açık biçimde biliyoruz ki biyolojik çeşitlilik; yalnızca bitkiler, hayvanlar ve doğal alanlarla sınırlı bir kavram değildir. Toprağın veriminden su döngüsüne, tohumun gücünden tarımsal üretimin devamlılığına, gıda arzından insan sağlığına kadar yaşamın bütün katmanlarını taşıyan temel dengedir. Dünya Ekonomik Forumu’nun 2025 Küresel Riskler Raporu’na göre çevresel riskler, önümüzdeki 10 yıllık dönemin en kritik tehditleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Raporda özellikle aşırı hava olayları, biyoçeşitlilik kaybı ve ekosistem çöküşü, Dünya sistemlerinde kritik değişimler ve doğal kaynak kıtlığı uzun vadeli en önemli küresel riskler arasında gösterilmektedir. Yerelde atılan adım, dünyada karşılık buluyor 2026 yılı Dünya Biyoçeşitlilik Günü teması “Yerelde harekete geç, küresel etki yarat” olarak açıklandıBu tema, çok kıymetli bir gerçeğin altını çiziyor: Biyoçeşitliliğin korunması; uluslararası konferans salonlarında alınan kararlarla birlikte, tarlada, üretim sahasında, kırsalda, şehirde, okulda, mutfakta ve işletmelerin günlük tercihleri içinde hayat buluyor. Bir çiftçinin kullandığı tohum, bir üreticinin toprağa yaklaşımı, bir markanın tedarik zinciri politikası ve bir tüketicinin israfı önleyen alışkanlığı, küresel etki yaratabilecek kadar güçlü bir değer taşıyor. Tür Kaybı Artık Çevresel Bir Başlık Olmanın Ötesinde Küresel düzeyde tablo son derece çarpıcıdır. IPBES verilerine göre bugün yaklaşık 1 milyon hayvan ve bitki türü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor; ortalama olarak değerlendirilen tür gruplarının yaklaşık yüzde 25’i tehdit altında kabul ediliyor. Bu tablo, biyoçeşitlilik kaybının artık yalnızca ekolojik bir mesele olmadığını; gıda arzı, ekonomik istikrar, kamu sağlığı ve toplumsal refah açısından da kritik bir risk alanı oluşturduğunu gösteriyor. Uluslararası değerlendirmeler, küresel ekonomik üretimin yarıdan fazlasının doğaya ve ekosistem hizmetlerine orta ya da yüksek düzeyde bağımlı olduğunu ortaya koyuyor. Doğanın zayıflaması; üretimin, istihdamın ve dayanıklılığın da zayıflaması anlamına geliyor. Doğayı korumak için tarihi bir irade oluşuyor Birleşmiş Milletler Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi kapsamındaki COP16 sürecinin 2025 yılında Roma’da tamamlanan oturumunda, 2030’a kadar biyoçeşitlilik için tüm kaynaklardan yılda en az 200 milyar doların harekete geçirilmesi hedefi yeniden teyit edildi. Bu karar, doğanın korunmasının artık küresel ekonomik sistemin dışında tutulamayacağını gösteren güçlü bir iradedir. Çünkü bugün bir milyondan fazla tür yok olma riskiyle karşı karşıyadır ve bu tablo hiçbir ülkenin, hiçbir sektörün ve hiçbir şirketin bu sorumluluğun dışında kalamayacağını göstermektedir. İklim krizi, biyoçeşitlilik kaybını derinleştiriyor Biyoçeşitlilik kaybının en büyük tetikleyicilerinden biri olan iklim değişikliği, ekosistemler üzerindeki baskıyı her geçen yıl artırıyor. Germanwatch’ın Climate Risk Index 2025 raporuna göre, 1993–2022 döneminde aşırı hava olayları nedeniyle dünya genelinde 765 binden fazla insan yaşamını yitirdi, ekonomik kayıp ise enflasyondan arındırılmış olarak yaklaşık 4,2 trilyon dolara ulaştı. Bu veri, iklim etkilerinin artık yalnızca meteorolojik bir mesele olmadığını; insan hayatı, üretim gücü ve ekonomik sürdürülebilirlik açısından ağır sonuçlar doğurduğunu gösteriyor. Su krizi, biyoçeşitlilik ve gıda güvenliği aynı denklemde Biyoçeşitliliğin korunması su yönetiminden ayrı düşünülemez. Küresel ölçekte uzun süredir kullanılan temel projeksiyonlardan biri, mevcut tüketim ve kirlilik eğilimleri sürerse 2030 yılına kadar su arzı ile talep arasındaki açığın yüzde 40’a ulaşabileceğini gösteriyor. Bu tablo; tarımsal verim kaybı, tedarik zinciri kırılganlığı, gıda fiyatlarında dalgalanma ve kırsal yaşam üzerinde doğrudan baskı anlamına geliyor. Su kaynaklarının azalması ve kirlenmesi üretim ile birlikte ekosistemlerin kendini yenileme kapasitesini de zayıflatıyor. Bu nedenle su ayak izini azaltmak, suyu verimli kullanan üretim modellerine geçmek ve doğayla uyumlu tarım uygulamalarını yaygınlaştırmak; hem ülkeler hem de şirketler için stratejik bir zorunluluk haline geliyor. Türkiye, biyolojik zenginliğiyle büyük bir sorumluluk taşıyor Türkiye, coğrafi konumu, iklim çeşitliliği ve geçiş kuşakları üzerinde yer alması sayesinde son derece güçlü bir biyolojik zenginliğe sahip. Türkiye; üç farklı biyocoğrafik bölgenin etkisini taşıyan yapısıyla Avrupa’daki 12 bin 500 civarındaki tohumlu bitki türünün yaklaşık 11 bin 700’üne ev sahipliği yapan, aynı zamanda on binlerce hayvan türünü barındıran çok özel bir coğrafyadır. Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde yürütülen biyolojik çeşitlilik istatistikleri ile Nuh’un Gemisi Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Veri Tabanı, Türkiye’nin envanter, izleme ve veri temelli koruma çalışmalarını sistematik biçimde sürdürdüğünü göstermektedir. Bugün toprağın sesine, suyun dengesine, tohumun hafızasına ve doğanın çeşitliliğine sahip çıkmak; yarının dünyasına sahip çıkmaktır. Biyoçeşitlilik korunursa üretim güçlenir, üretim güçlenirse hayat sürdürülebilir olur.

İTB Başkanı Işınsu Kestelli: "Dünyanın Geleceği Tarım ve Gıda Güvenliğinde" Haber

İTB Başkanı Işınsu Kestelli: "Dünyanın Geleceği Tarım ve Gıda Güvenliğinde"

İzmir Ticaret Borsası (İTB) Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda; tarımın ekonomik bir sektör olmanın ötesinde ulusal bir güvenlik meselesi haline geldiğini vurguladı. Kestelli, gençlerin ve kadınların tarıma kazandırılması gerektiğine dikkat çekti. ​Toprağa verilen emeğin ve alın terinin önemine değinen İzmir Ticaret Borsası Başkanı Işınsu Kestelli, iklim krizi, savaşlar ve tedarik zinciri kırılmalarının tarımı yeniden dünyanın en stratejik sektörü konumuna getirdiğini belirtti. İTB Başkanı Kestelli yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Toprağa düşen her tohumun bir hikâyesi, soframıza gelen her yemekte bir çiftçimizin alın teri var ve toprakla kurulan bu emek dolu bağ, geleceğimizi büyütüyor. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü, toprağa verilen emeğin zorluklarını hatırlatmak, çiftçilerimizin alın terini onurlandırmak adına kutladığımız bir gün olmanın yanı sıra; ülkemiz tarımının stratejik önemini yeniden düşünmek için de önemli bir fırsat sunuyor. Son yıllarda dünyada yaşanan iklim krizi, salgınlar, savaşlar ve tedarik zincirlerindeki kırılmalar, tarım ve gıda güvenliğini ülkelerin temel gündem maddeleri arasına taşıdı. Sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişim artık yalnızca ekonomik değil; aynı zamanda sosyal ve stratejik bir mesele olarak da görülüyor. Bu nedenle, birçok ülke tarımı yeniden stratejik sektör olarak konumlandırıyor. Ülkemizin de bu dönüşümü doğru okuması gerekiyor. Bugün tarım sektörümüz Gayrisafi Yurt İçi Hasılamızın yaklaşık yüzde 6’sını oluştururken, toplam istihdamın da yaklaşık yüzde 14’ünü sağlamaya devam ediyor. Bu yönüyle tarım yalnızca üretim değil; istihdam, kırsal kalkınma ve ekonomik denge açısından da kritik öneme sahip. İzmir Ticaret Borsası olarak bizler de uzun yıllardır tarımın dönüşümüne katkı sağlayacak projelere öncelik veriyoruz. Dijitalleşme, sürdürülebilir üretim, katma değerli tarım, lisanslı depoculuk ve tarım girişimciliği alanlarında yürüttüğümüz çalışmaların temel amacı; üreticimizin rekabet gücünü artırmak ve geleceğin tarımına bugünden hazırlanmak. Öte yandan; ne yazık ki çiftçi nüfusumuz giderek yaşlanıyor ve gençlerin tarıma ilgisini artırmadan, teknolojiyi üretimin merkezine yerleştirmeden ve kırsalda yaşamı güçlendirmeden geleceğin tarımını inşa etmemiz pek mümkün görünmüyor. İzmir Ticaret Borsası olarak bu durumun bilincindeyiz ve tarımın yarınlarının korunması için üstlendiğimiz misyonla elimizi taşın altına koyarak, gençlerimizi, geleceğin sektörü tarım alanında eğitim almaları ve proje geliştirmeleri konusunda teşvik ediyoruz. Tarımın yarınları için sadece gençlerin değil; kadınların da tarım ekosistemine daha güçlü şekilde entegre edilmesi büyük önem taşıyor. Kadınların üretimde, kooperatifleşmede, girişimcilikte ve karar alma mekanizmalarında daha fazla yer almasının yalnızca bir eşitlik meselesi değil; aynı zamanda tarımsal kalkınmanın sürdürülebilirliği açısından da kritik bir gereklilik olduğuna inanıyorum. Dünyada tarımın yeniden stratejik değer kazandığı bu dönemde ülkemizin de bu dönüşümde ön sıralarda yerini alması gerekiyor. Doğru politikalar, teknoloji yatırımları ve özellikle genç nüfusun sektöre kazandırılmasıyla tarım, ülkemizin geleceğinde çok daha güçlü bir rol üstlenebilir. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü vesilesiyle; üretimi ayakta tutan tüm çiftçilerimize şükranlarımı sunuyor, güçlü bir Türkiye’nin yolunun güçlü tarımdan geçtiğine inanıyorum." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.