Hava Durumu

#Tek Sağlık

Kırsal Haber - Tek Sağlık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tek Sağlık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nden Tek Sağlık Çağrısı Haber

Türk Veteriner Hekimleri Birliği'nden Tek Sağlık Çağrısı

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, insan, hayvan, bitki ve çevre sağlığının bir bütün olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Eroğlu, Türkiye'de Tek Sağlık yaklaşımının yasal ve kurumsal bir yapıya kavuşturulması için Tek Sağlık Yasası çıkarılmasını ve Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) kurulmasını talep etti. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü kapsamında yaptığı açıklamayla, küresel sağlık tehditleriyle mücadelede Tek Sağlık yaklaşımının önemine dikkat çekti. İnsanların, hayvanların, bitkilerin ve ekosistemlerin sağlığını bir bütün olarak ele alan Tek Sağlık yaklaşımının, farklı disiplinlerin ortak hedefler doğrultusunda çalışmasını esas alan bilimsel ve bütüncül bir model olduğunu belirten TVHB, bu yaklaşımın Türkiye'de etkin biçimde uygulanması gerektiğini vurguladı. Küresel sağlık tehditleri ortak mücadeleyi zorunlu kılıyor İklim değişikliği, doğal yaşam alanlarının tahribatı, biyolojik çeşitlilik kaybı, küresel ulaşım ve hayvan hareketliliğinin artması, çevre kirliliği ve antimikrobiyal direncin sağlık risklerini giderek büyüttüğüne dikkat çekilen açıklamada, özellikle zoonotik hastalıklar, gıda güvenliği ve antimikrobiyal direncin insanlığın geleceğini tehdit eden başlıca sorunlar arasında yer aldığı ifade edildi. Bilimsel verilerin, insanlarda görülen bulaşıcı hastalıkların yaklaşık yüzde 60'ının zoonotik özellik taşıdığını, yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların ise yaklaşık yüzde 75'inin hayvan kaynaklı olduğunu gösterdiği belirtildi. COVID-19 başta olmak üzere küresel salgınların, insan ve hayvan sağlığının birlikte korunmasının önemini açıkça ortaya koyduğu vurgulandı. Türkiye zoonotik hastalıklar açısından risk altında Türkiye'nin coğrafi konumu, göçmen kuşların göç güzergâhları, değişken iklim koşulları ve yoğun hayvan hareketliliği nedeniyle zoonotik hastalıklar açısından önemli risklerle karşı karşıya olduğu belirtildi. Açıklamada bruselloz, şarbon, şap, kuduz, salmonelloz, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi, tüberküloz ve kist hidatik gibi hastalıkların, Tek Sağlık yaklaşımının ülkemizde etkin biçimde uygulanmasının gerekliliğini gösterdiği ifade edildi. “Erken teşhis, erken uyarı, erken müdahale” Zoonotik hastalıkların kontrolü, gıda güvenliğinin sağlanması ve antimikrobiyal dirençle mücadelede veteriner hekimlik hizmetlerinin vazgeçilmez olduğuna dikkat çekildi. Buna rağmen veteriner hekimlerin sağlık hizmetleri içerisindeki konumunun üstlendikleri sorumluluklarla örtüşmediği belirtilerek, veteriner hekimlerin sağlık personeli statüsünün güçlendirilmesi, sağlık hizmetleri sınıfında hak ettikleri konuma kavuşturulmaları ve karar alma mekanizmalarında etkin şekilde yer almaları gerektiği vurgulandı. Sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği açısından koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmesinin önemine değinilen açıklamada, hastalıkların ortaya çıkmadan önlenmesi ve erken müdahale mekanizmalarının güçlendirilmesinin hem toplum sağlığını koruyacağı hem de sağlık harcamalarını azaltacağı kaydedildi. Tek Sağlık Yasası çıkarılmalı, HAKİM kurulmalı Türkiye'de Tek Sağlık yaklaşımının yasal ve kurumsal bir zemine kavuşturulması gerektiğini belirten Türk Veteriner Hekimleri Birliği, kapsamlı bir Tek Sağlık Yasası çıkarılması çağrısında bulundu. İnsan, hayvan, bitki ve çevre sağlığına ilişkin görev ve yetkileri belirleyen, kurumlar arası koordinasyonu sağlayan bütüncül bir yapılanmanın oluşturulması gerektiği ifade edildi. Bu kapsamda doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) kurulması önerildi. Beşeri hekimler, veteriner hekimler, halk sağlığı uzmanları ve ilgili disiplinlerin temsilcilerinin yer alacağı merkezin; zoonotik hastalıkların izlenmesi, salgın risklerinin değerlendirilmesi, erken uyarı sistemlerinin geliştirilmesi ve hastalıklarla mücadele çalışmalarının koordinasyonunu üstlenmesi gerektiği belirtildi. TVHB'den Tek Sağlık için kararlı adım çağrısı Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Tek Sağlık yaklaşımının Türkiye'de yasal ve kurumsal bir yapıya kavuşturulması gerektiğini yineleyerek, Tek Sağlık Yasası'nın çıkarılmasını ve HAKİM'in kurulmasını ivedilikle talep ettiklerini bildirdi. Eroğlu, açıklamasının sonunda 3 Kasım Dünya Tek Sağlık Günü'nün insan, hayvan ve çevre sağlığına ilişkin toplumsal ve kurumsal farkındalığın artmasına katkı sağlamasını diledi.

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor Haber

Dünya Gıda Günü 2026: Dünyada 645 Milyon İnsan Açlıkla Mücadele Ediyor

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, 16 Ekim Dünya Gıda Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada dünyada 645 milyon insanın açlıkla karşı karşıya olduğunu, yaklaşık 2,1 milyar insanın ise gıda güvencesinden yoksun yaşadığını belirtti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliğinin korunması, çocukların sağlıklı beslenmesi ve veteriner hekimlik hizmetlerinin güçlendirilmesi çağrısında bulundu. 16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında yayımlanan açıklamada, küresel açlık ve gıda güvencesizliği sorununun giderek büyüyen bir halk sağlığı ve ekonomik erişilebilirlik meselesi olduğuna dikkat çekildi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB), herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için sürdürülebilir üretim politikalarının geliştirilmesi, gıda denetimlerinin güçlendirilmesi ve bilimsel çalışmaların desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ediyor Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu'nun açıklamasında şu ifadeleri kullandı; "Dünyada 645 milyon insan açlıkla mücadele ederken, yaklaşık 2,1 milyar insan yeterli ve güvenilir gıdaya düzenli erişemiyor. 16 Ekim Dünya Gıda Günü’nde, gıda krizinin artık halk sağlığı, ekonomik erişilebilirlik ve gıda güvenliğiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütünün (FAO) kuruluş yıl dönümü olan 16 Ekim Dünya Gıda Günü, 2026 yılında “Bugün Yenilik Yap, Yarını Besle” temasıyla kutlanıyor. Bu yılın teması, sürdürülebilir gıda sistemlerinin geliştirilmesinde bilimsel yeniliklerin, üretim teknolojilerinin ve ortak sorumluluğun önemine dikkat çekiyor. DÜNYADA HER 13 KİŞİDEN BİRİ AÇLIKLA MÜCADELE EDİYOR Birleşmiş Milletler tarafından Temmuz 2026'da yayımlanan Dünyada Gıda Güvenliği ve Beslenmenin Durumu raporuna göre, 2025 yılında yaklaşık 645 milyon insan açlıkla karşı karşıya kaldı. Bu sayı dünya nüfusunun yüzde 7,8'ine karşılık geliyor. Yaklaşık 2,1 milyar insan ise orta veya şiddetli düzeyde gıda güvencesizliği yaşadı. Küresel açlık oranlarında son üç yılda sınırlı bir gerileme görülmesine rağmen mevcut tablo, 2030 yılına kadar açlığın sona erdirilmesi hedefinden uzak olunduğunu gösteriyor. Savaşlar, iklim krizi, kuraklık ve ekonomik eşitsizlikler, özellikle kırılgan toplumlarda gıdaya erişimi tehdit etmeye devam ediyor. GÜVENSİZ GIDA HER YIL 420 BİN CAN ALIYOR Dünya Sağlık Örgütünün (DSÖ) küresel hastalık yükü tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 600 milyon insan kontamine gıdalar nedeniyle hastalanırken 420 bin insan hayatını kaybediyor. Bu ölümlerin yaklaşık 125 binini beş yaş altındaki çocuklar oluşturuyor. Sağlıklı hayvan olmadan güvenilir hayvansal gıda, güvenilir gıda olmadan sağlıklı toplum mümkün değildir. Veteriner hekimler; çiftlikten sofraya uzanan üretim zincirinde hayvan hastalıklarının önlenmesi, gıda kaynaklı risklerin azaltılması, antibiyotik direnciyle mücadele ve halk sağlığının korunmasında stratejik sorumluluk üstlenmektedir. Bu nedenle kamuda veteriner hekim istihdamı artırılmalı, veteriner halk sağlığı hizmetleri güçlendirilmeli, mesleki yetki ve özlük hakları güvence altına alınmalıdır. Hayvan hastalıklarının erken tespiti ve salgınların önlenmesi amacıyla doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı bir Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi kurulması yönündeki çağrımızı yineliyoruz. ÇOCUKLARIN SAĞLIKLI BESLENMESİ GELECEĞİN GÜVENCESİDİR 2026 yılı küresel gıda raporu, dünya nüfusunun yaklaşık üçte birinin sağlıklı beslenmenin maliyetini karşılayamadığını ortaya koyuyor. Özellikle çocukların yeterli ve dengeli beslenememesi; fiziksel gelişim, öğrenme kapasitesi ve toplumların geleceği açısından ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Okullarda sağlıklı beslenme programlarının yaygınlaştırılması, hayvansal protein dahil temel besinlere erişimin desteklenmesi ve çocuk yoksulluğuyla mücadele, sosyal politikaların öncelikleri arasında yer almalıdır. GIDA GÜVENLİĞİ ULUSAL GÜVENLİK MESELESİDİR İklim değişikliği, artan üretim maliyetleri ve doğal kaynaklar üzerindeki baskı, gıda arzının sürdürülebilirliğini her geçen gün daha önemli hale getirmektedir. Türkiye'nin gıda güvencesinin korunması için hayvancılıkta planlı üretim desteklenmeli, üreticilerin ekonomik sürdürülebilirliği sağlanmalı, bilimsel araştırmalara ve koruyucu veteriner hekimlik hizmetlerine daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak, herkesin yeterli, sağlıklı ve güvenilir gıdaya erişebildiği bir gelecek için bilimsel üretim politikalarının, etkin denetim mekanizmalarının ve Tek Sağlık yaklaşımının güçlendirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Gıdaya erişim temel insan hakkıdır. Bugün alınmayan her önlem, yarının gıda ve sağlık krizlerini derinleştirecektir."

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır'' Haber

TVHB'den Dünya Kuduz Günü Açıklaması: "Kuduz Önlenebilir Bir Hastalıktır''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 28 Eylül Dünya Kuduz Günü vesilesiyle yayımladığı basın açıklamasında zoonotik hastalıklarla mücadelede aşılama, yaban hayatı takibi ve "Tek Sağlık" yaklaşımının kritik rolüne dikkat çekti. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; ''Her yıl 28 Eylül, kuduz hastalığına karşı farkındalığın artırılması ve hastalıkla mücadelenin önemine dikkat çekilmesi amacıyla Dünya Kuduz Günü olarak anılmaktadır. 2026 yılı Dünya Kuduz Günü’nün teması ise Global Alliance for Rabies Control (GARC) tarafından “Birlikte Daha Güçlüyüz” (Stronger Together) olarak belirlenmiştir. Kuduz; insanları, evcil ve yabani hayvanları etkileyebilen, merkezi sinir sistemini hedef alan viral ve zoonotik bir hastalıktır. Klinik belirtiler ortaya çıktıktan sonra neredeyse daima ölümle sonuçlanmasına karşın, doğru zamanda alınan önlemlerle hastalığın gelişmesi engellenebilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre kuduz nedeniyle yaşamını kaybedenlerin yaklaşık yüzde 40’ını 15 yaş altındaki çocuklar oluşturmaktadır. Bu tablo, kuduzun doğrudan halk sağlığını ilgilendiren ve kurumlar arası mücadeleyi zorunlu kılan önemli bir zoonoz olduğunu ortaya koymaktadır. KUDUZLA MÜCADELE ISIRILMADAN ÖNCE BAŞLAR Kuduzla mücadelede temel hedef, hastalığı hayvan kaynağında kontrol altına almaktır. Bunun en etkili araçlarından biri aşılamadır. Sahipli ve sahipsiz kedi ve köpeklerin düzenli olarak aşılanması, yüksek aşılama oranlarının sürekliliğinin sağlanması, hayvan hareketlerinin etkin biçimde izlenmesi, şüpheli vakaların gecikmeden bildirilmesi ve sahipsiz hayvan popülasyonunun bilimsel, sürdürülebilir ve hayvan refahını gözeten yöntemlerle yönetilmesi mücadelenin birbirini tamamlayan unsurlarıdır. Türkiye’nin kuduz epidemiyolojisi değerlendirilirken evcil hayvanlar, çiftlik hayvanları ve yaban hayatı arasındaki ilişki birlikte ele alınmalıdır. Yabani hayvanların meralarda çiftlik hayvanları, çoban ve av köpekleriyle; yerleşim alanlarında ise sahipli veya sahipsiz hayvanlarla temas edebilmesi, virüsün farklı hayvan popülasyonları arasında taşınmasına imkan verebilmektedir. Bu nedenle bir bölgede evcil hayvanlarda kuduzun kontrol altına alınması, riskin tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Mücadele, yaban hayatı–evcil hayvan–çiftlik hayvanı–insan zincirinin tamamını kapsamalıdır. Ülkemizde yaban hayatındaki kuduzla mücadele kapsamında yürütülen oral aşılama çalışmaları bu açıdan önemlidir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 2019–2025 döneminde 592 bin kilometrekarelik alanda toplam 41,8 milyon doz oral aşı havadan doğaya bırakılmıştır. Başta tilkiler olmak üzere yabani etçil türleri hedefleyen bu çalışmaların, epidemiyolojik veriler doğrultusunda etkin biçimde sürdürülmesi gerekmektedir. KUDUZ ŞÜPHELİ TEMASTA ZAMAN KAYBEDİLMEMELİDİR Şüpheli bir hayvan tarafından ısırılma veya tırmalanma ya da enfekte olabileceği düşünülen hayvan salyasının açık yara veya mukozayla teması halinde yara bölgesi mümkün olan en kısa sürede bol su ve sabunla en az 15 dakika boyunca iyice yıkanmalı ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Temasın niteliği ve risk düzeyi sağlık profesyonelleri tarafından değerlendirilerek gerekli görülmesi halinde kuduz aşısı, kuduz immünglobulini veya güncel tıbbi rehberlerde öngörülen diğer temas sonrası koruyucu uygulamalar gerçekleştirilmelidir. TEK SAĞLIK YAKLAŞIMI TERCİH DEĞİL, ZORUNLULUKTUR Kuduz, hayvan sağlığı ile insan sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğinin en somut örneklerinden biridir. Veteriner hekimler; aşılama, sürveyans, hastalık şüphesinin değerlendirilmesi, laboratuvar tanısı, hayvan hareketlerinin kontrolü, yaban hayatının izlenmesi ve toplumun bilgilendirilmesi gibi alanlarda üstlendikleri görevlerle doğrudan halk sağlığının korunmasına katkı sağlamaktadır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak uzun süredir ifade ettiğimiz üzere; zoonotik hastalıklarla mücadelede kurumların birbirinden bağımsız hareket ettiği parçalı yapıların yerine insan, hayvan ve çevre sağlığını birlikte değerlendiren kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasına ihtiyaç bulunmaktadır. Tek Sağlık artık yalnızca konuşulan, raporlara yazılan veya özel günlerde hatırlanan bir kavram olmaktan çıkarılmalıdır. Zoonotik hastalıklar kurumların görev alanı sınırlarını tanımamaktadır; dolayısıyla mücadele de kurumların kendi sınırları içerisinde kalamaz. Kurumlar arası koordinasyonu dönemsel uygulamalara ve kişisel inisiyatiflere bırakan bir anlayışla zoonotik hastalıklarla etkin mücadele mümkün değildir. Görev, yetki ve sorumlulukların açıkça tanımlandığı kalıcı bir Tek Sağlık yapılanmasının oluşturulması artık ertelenemez bir halk sağlığı gerekliliğidir. Bu kapsamda Tek Sağlık Yasası’nın hayata geçirilmesi ve insan, hayvan ve çevre sağlığına yönelik tehditlerin ortak bir sistem içerisinde izlenebileceği; erken uyarı, erken teşhis ve erken reaksiyon kapasitesine sahip, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi’nin (HAKİM) kurulması yönündeki önerimizi bir kez daha kamuoyunun ve yetkili makamların dikkatine sunuyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, yerel yönetimler, üniversiteler, veteriner hekimler, beşeri hekimler ve ilgili kurumlar arasında sürekli ve etkin bir koordinasyon sağlanmalı; toplumun doğru bilgiye ulaşmasına yönelik çalışmalar güçlendirilmelidir. Özellikle çocuklara hayvanlarla güvenli temas ve olası temas sonrasında yapılması gerekenler konusunda eğitim verilmesi, hayvan sahiplerinin aşılama ve kayıt konusundaki sorumluluklarına ilişkin farkındalığın artırılması önem taşımaktadır. 2030 HEDEFİNE ULAŞMAK MÜMKÜN Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü ve Kuduz Kontrolü için Küresel İttifak tarafından ortaya konulan 2030 yılına kadar köpek aracılı kuduz nedeniyle insan ölümlerinin sona erdirilmesi hedefi, ancak bütüncül ve sürdürülebilir bir mücadeleyle mümkün olacaktır. Kuduz önlenebilir bir hastalıktır. Mücadele, vaka ortaya çıktıktan sonra değil, kaynağında başlamalıdır. Önlenebilir bir hastalık nedeniyle insan veya hayvan yaşamının kaybedilmesi kabul edilebilir değildir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.''

Bakan Yumaklı: ''GEKİS ile Her Büyükbaş Hayvanın Dijital Bir Kimliği Olacak'' Haber

Bakan Yumaklı: ''GEKİS ile Her Büyükbaş Hayvanın Dijital Bir Kimliği Olacak''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayata geçirilen Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi (GEKİS) ile her büyükbaş hayvanın dijital bir kimliğinin olacağını belirterek, "Doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek." dedi. Yumaklı, Rusya Tarım Bakanlığı tarafından başkent Moskova'da düzenlenen “2. Uluslararası Veteriner Güvenliği Forumu"nun ana oturumunda konuştu. Türkiye'nin Avrupa, Asya, Kafkasya ve Orta Doğu'nun kesişiminde bulunduğuna işaret eden Yumaklı, yoğun hayvan ve hayvansal ürün hareketleri nedeniyle veteriner güvenliğini erken uyarı, aşılama, izlenebilirlik, laboratuvar altyapısı ve uluslararası iş birliğine dayanan bir sistem olarak ele aldıklarını belirtti. Bakan Yumaklı, veteriner güvenliğinin hayvan hastalıklarıyla mücadelenin yanı sıra gıda arz güvenliği, halk sağlığı, kırsal ekonomi ve uluslararası ticaret açısından da önem taşıdığını dile getirdi. Sınır aşan hayvan hastalıklarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini vurgulayan Yumaklı, SAT-1 tipi şap hastalığının 2025 ve 2026 yıllarında tarihsel yayılım alanının ötesine geçerek birçok ülkede görüldüğünü, Türkiye'de de yaklaşık 60 yıl sonra yeniden tespit edildiğini anlattı. Yumaklı, “Bakanlığımız hızla harekete geçmiş, Şap Enstitümüz SAT-1'e karşı aşı geliştirerek üretime başlamıştır." dedi. Şapla mücadele kapsamında 2025 yılında 23,8 milyon doz aşının sahaya gönderildiğini aktaran Yumaklı, büyükbaş hayvanlarda ilk tur aşılama oranının yüzde 92'ye ulaştığını bildirdi. HASTALIKLARDA İZLENEBİLİRLİĞİN ÖNEMİ Bakan Yumaklı, hastalıklarla mücadelede aşılama kadar izlenebilirliğin de önemli olduğunu dile getirerek, “Bu kapsamda Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi'ni (GEKİS) hayata geçirdik . GEKİS ile her büyükbaş hayvanımızın dijital bir kimliği olacak. Doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek. Böylece dijitalleşmeyi doğrudan biyogüvenlik sistemimizin bir parçası haline getiriyoruz." dedi. Yüksek patojeniteli kuş gribini de yakından izlediklerini ifade eden Yumaklı, göçmen kuşların geçiş güzergahında bulunan Türkiye'de risk temelli gözetim ve erken uyarı çalışmalarının sürdüğünü, bu yıl ticari kanatlı işletmelerindeki biyogüvenlik kurallarını güçlendirdiklerini kaydetti. Bakan Yumaklı, bruselloz, tüberküloz, kuduz, şarbon ve koyun-keçi vebasına karşı aşılama, gözetim ve kontrol programlarını “Tek Sağlık" yaklaşımıyla yürüttüklerini anlattı. Türkiye'nin uluslararası ticaret ve ulaştırma koridoru olması nedeniyle transit hayvan ve hayvansal ürün hareketlerini de biyogüvenlik açısından takip ettiklerini belirten Yumaklı, sınır kontrol noktaları, sağlık sertifikasyonu, risk analizleri ve izlenebilirlik sistemleriyle biyolojik riskleri kontrol altında tutmaya çalıştıklarını söyledi. Yumaklı, amaçlarının uluslararası ticaretin kesintisiz sürdürülmesi ile hayvan ve halk sağlığının korunması arasında denge kurmak olduğunu ifade etti. LABORATUVAR ALTYAPISI GÜÇLENDİRİLİYOR Laboratuvar altyapısına ilişkin çalışmalara da değinen Yumaklı, Dünya Bankası iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında veteriner kontrol enstitülerinin altyapısını güçlendirdiklerini, Türkiye'ye 14 BSL-2 ve 7 BSL-3 laboratuvar kazandırmayı hedeflediklerini bildirdi. Yumaklı, söz konusu yatırımları ulusal teşhis kapasitesinin yanı sıra bölgesel erken uyarı ve uluslararası bilimsel iş birliği açısından da stratejik gördüklerini dile getirdi. Gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler ile antimikrobiyal direncin de veteriner güvenliğinin bir parçası olduğunu belirten Yumaklı, biyolojik güvenliği çiftlikten sofraya bütün gıda zincirinde ele aldıklarını, hayvanlardan insanlara bulaşabilen etkenleri ve gıda kaynaklı salgınları izlediklerini söyledi. Hayvan hastalıklarının sınır tanımadığını vurgulayan Yumaklı, epidemiyolojik verilerin zamanında paylaşılması, yeni hastalıkların hızla bildirilmesi ve referans laboratuvarları arasında iş birliği yapılması çağrısında bulundu. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla yakın iş birliği içinde çalıştığını, bilgi birikimini ve saha deneyimini ortaklarıyla paylaşmaya hazır olduğunu kaydetti. Bakan Yumaklı'nın katıldığı oturumda Rusya Tarım Bakanı Oksana Lut, Rusya Federal Bitki Sağlığı Denetim Servisi (Rosselhoznadzor) Başkanı Sergey Dankvert de veteriner güvenliğine ilişkin değerlendirmede bulundu.​

Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Yayınlandı Haber

Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Yayınlandı

Türkiye arıcılığının sürdürülebilir geleceği ve arı sağlığının korunmasına yönelik düzenlenen Arı Sağlığı Çalıştayı’nın Sonuç Raporu yayımlandı. Raporda, Türkiye arıcılığının geleceği için 10 öncelikli adım ortaya konuldu. Arı sağlığı dört başlıkta ele alındı Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği koordinasyonunda; TAGEM, HAYGEM ve GKGM iş birliğiyle Ankara Türkiye Milli Botanik Bahçesi’nde düzenlenen çalıştaya akademisyenler, kamu temsilcileri, veteriner hekimler ve sektör paydaşları katıldı. Çalıştayda arı sağlığı sorunları; hastalıklar ve tedavi yönetimi, pestisitler ve çevresel riskler, arı ürünlerinde kalite ve kalıntı ile eğitim, denetim ve politika başlıkları altında değerlendirildi. Arıcılık için 10 öncelikli adım Çalıştay sonucunda hazırlanan raporda, arı sağlığının “Tek Sağlık” yaklaşımıyla bütüncül olarak ele alınması gerektiği vurgulandı. Raporda öncelikli olarak; • Ulusal Arı Sağlığı Referans Laboratuvarının kurulması, • Dijital Erken Uyarı Sisteminin oluşturulması, • Gezginci arıcılıkta sağlık sertifikasının zorunlu hale getirilmesi, • Varroa için ulusal mücadele programının uygulanması, • Pestisit uygulamalarında arıcı bildirim sisteminin kurulması, • Kalıntısız ürün destek modelinin geliştirilmesi, • Uzman veteriner hekim istihdamının artırılması, • Arıcı eğitim ve sertifikasyon sisteminin oluşturulması, • Arı ürünlerinde ulusal izlenebilirlik sisteminin kurulması, • Ulusal Arı Sağlığı Yönetim Sisteminin oluşturulması önerildi. Hedef sürdürülebilir arıcılık Sonuç raporunda, sağlıklı arı kolonilerinin korunması için hastalıklarla mücadelenin yanı sıra çevresel risklerin azaltılması, gıda güvenliği, eğitim, denetim ve dijital izlenebilirliğin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği tarafından yayımlanan raporun, kamu, akademi ve sektör iş birliğiyle Türkiye arıcılığının geleceğine yönelik çalışmalara katkı sağlaması hedefleniyor. Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu Arı sağlığı ve sürdürülebilir arıcılığa ilişkin detaylı değerlendirmelerin yer aldığı Arı Sağlığı Çalıştayı Sonuç Raporu’na aşağıdaki PDF dosyasından ulaşabilirsiniz. https://tab.org.tr/wp-content/uploads/2026/08/Ari-Sagligi-Calistayi-Sonuc-Raporu.pdf

Bursa’da Kızıl Geyik Avı İhalesine Büyük Tepki Haber

Bursa’da Kızıl Geyik Avı İhalesine Büyük Tepki

Bursa’da meslek odaları, çevre örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü önünde bir araya gelerek kızıl geyiklerin ava açılmasına yönelik ihale sürecini protesto etti. "Sadece Kızıl Geyiği Değil, Bursa’nın Yaşam Hakkını Savunuyoruz" başlıklı açıklamada, doğanın bir meta olmadığına dikkat çekildi. ​Bursa Tabip Odası, Bursa Barosu, Doğader ve çok sayıda TMMOB birimine bağlı odanın katılımıyla düzenlenen ortak basın açıklamasında, av ihalelerinin sadece yaban hayatına değil, ekolojik dengeye de büyük zarar verdiği vurgulandı. Açıklamayı okuyan Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Melike Baysal, yaşamın bütüncül olduğunu ve doğanın ekonomik bir kazanç kapısı olarak görülmemesi gerektiğini belirtti. ​"Doğa, Alınıp Satılacak Bir Meta Değildir" ​Bursa'nın çevre sorunlarına dikkat çeken Baysal, "Bir canlının yaşamını ekonomik bir değere indirgemek, doğayı yalnızca gelir getiren bir kaynak olarak gören anlayışın sonucudur. Oysa doğa; alınıp satılacak, ihale edilecek bir meta değil, yaşamın ta kendisidir" ifadelerini kullandı. ​Açıklamada, Bursa'nın karşı karşıya kaldığı çevresel tahribatlar şu başlıklarla sıralandı: ​Tarım Alanlarının Kaybı: Sanayileşme ile verimli toprakların daralması. ​Su Kaynakları: Nilüfer Çayı’nın kirliliği ve İznik Gölü’ndeki su kaybı. ​İklim Krizi: Kuraklık ve ekosistem üzerindeki baskı. ​Müsilaj Sorunu: Marmara Denizi’ndeki ekolojik alarm. ​"Tek Sağlık Yaklaşımı Şart" ​Sağlıklı bir gelecek için "Tek Sağlık" (One Health) yaklaşımının önemine vurgu yapan kuruluşlar, insan sağlığının hayvan ve çevre sağlığından ayrı düşünülemeyeceğini belirtti. Kızıl geyiklerin, orman ekosisteminin yenilenmesinde kritik bir rol oynadığını ifade eden örgütler, yaban hayvanlarının yaşam hakkını savunmanın aslında geleceği savunmak olduğunu dile getirdi. ​Yaren Leylek Örneği ile Doğayla Uyum Çağrısı ​Açıklamada, doğaya karşı değil, doğayla uyum içinde yaşamanın mümkün olduğu Bursa'nın simgelerinden olan Yaren Leylek ve Adem Yılmaz dostluğu ile örneklendirildi. "Doğayla mücadele ederek değil, doğayla uyum içinde yaşayarak da üretebilir ve geleceğimizi güvence altına alabiliriz" denilen açıklamada, bilimi esas alan bir koruma anlayışı talep edildi. ​Basın açıklaması, "Bursa'nın geleceği, ancak doğası kadar güçlü olacaktır" mesajıyla ve tüm doğal varlıklara sahip çıkma kararlılığıyla sona erdi.

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!'' Haber

TVHB Başkanı Eroğlu: ''Güvenli Olmayan Gıdalar Her Yıl 1,5 Milyon Can Alıyor!''

Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü dolayısıyla hayati uyarılarda bulunan kapsamlı bir basın açıklaması yaptı. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından 2026 yılının temasının “Yükten Çözümlere – Her Yerde Güvenli Gıda” olarak belirlendiğini açıklayan Eroğlu, küresel gıda krizinin ve güvenli olmayan gıdaların insanlık üzerindeki ağır faturasını çarpıcı verilerle gözler önüne serdi. Gıda güvenliğinin bir halk sağlığı ve toplumsal refah meselesi olduğunu vurgulayan Eroğlu, sağlıklı bir geleceğin ancak bilimsel denetimlerle inşa edilebileceğini belirtti. Küresel Ekonomiye Yıllık 310 Milyar Dolar Maliyet Dünya Sağlık Örgütünün güncel verilerini paylaşan TVHB Başkanı Ali Eroğlu, her yıl yaklaşık 866 milyon insanın (dünya nüfusunun yaklaşık dokuzda birinin) güvenli olmayan gıdalar nedeniyle hastalandığını ifade etti. Gıda kaynaklı tehlikelerin her yıl 1,52 milyon kişinin yaşamını yitirmesine yol açtığını belirten Eroğlu, sürecin ekonomik boyutuna şu sözlerle dikkat çekti: "Bakteri, virüs, parazit ve kimyasal etkenler aracılığıyla 200’den fazla hastalığa zemin hazırlayan güvensiz gıdalar, sağlık sistemlerine büyük yük bindiriyor. İş gücü kayıpları ve ekonomik zararlar ülkelerin kalkınmasını baltalarken, güvenli olmayan gıdaların küresel ekonomiye yıllık maliyeti 310 milyar ABD dolarını aşmış durumdadır." En Büyük Bedeli 5 Yaş Altı Çocuklar Ödüyor Gıda kaynaklı hastalıkların yol açtığı küresel sağlık yükünün yüzde 29’unun beş yaş altı çocuklar üzerinde yoğunlaştığını belirten Ali Eroğlu, her yıl yüz binlerce çocuğun bu ihmaller yüzünden hayata veda ettiğini söyledi. Eroğlu, iklim değişikliği, kuraklık, doğal afetler, savaşlar ve artan üretim maliyetleri gibi küresel kırılganlıkların gıda sistemlerini tehdit ettiğini hatırlatarak, 2024 yılında 673 milyon insanın açlıkla karşı karşıya kaldığı bir dünyada çocukların ve gelecek nesillerin korunması için besleyici gıdaya erişimin birincil hak olduğunu vurguladı. "Tek Sağlık" Yaklaşımı Kaçınılmaz Bir Zorunluluk Özellikle hayvansal üretimde baş gösteren salgın hastalıkların ve antimikrobiyal direnç sorununun insan sağlığını doğrudan tehdit ettiğinin altı çizildi. TVHB Başkanı Ali Eroğlu, gıda güvenliği politikalarının artık insan, hayvan ve çevre sağlığını tek bir potada eriten "Tek Sağlık" yaklaşımı çerçevesinde ele alınmasının zorunlu olduğunu ifade etti. 2026 yılı temasının en net mesajının gıda kaynaklı hastalıkların sadece rakamlardan ibaret olmaması olduğunu söyleyen Eroğlu, her vakanın kaybedilen bir yaşam kalitesi ve toplumsal refah azalması anlamına geldiğini belirtti. Amacın, bilimsel verileri etkin mevzuatlara ve sürdürülebilir koruyucu uygulamalara dönüştürmek olduğunu ekledi. Gıda Güvenliği Zincirinin Gizli Kahramanları: Veteriner Hekimler Güvenli gıdaya giden yolda veteriner hekimlerin üstlendiği stratejik rolün vazgeçilmez olduğunu belirten Ali Eroğlu, veteriner hekimlerin gıda güvenliğinde dört kritik temel noktaya doğrudan katkı sağladığını açıkladı: Bulunabilirlik, erişim, kullanım ve istikrar. Eroğlu, veteriner hekimlerin sahada yürüttüğü operasyonları şu sözlerle özetledi: "Çiftliklerde hayvan sağlığının korunmasından zoonotik (hayvandan insana geçen) hastalıkların önlenmesine, kesimhanelerden et ve süt işletmelerine, yem güvenliğinden son tüketici aşamasındaki gıda denetimlerine kadar veteriner hekimler her halkada görev yapmaktadır. Sağlıklı hayvanlardan elde edilen güvenli gıdalar, etkin veteriner hekimlik hizmetlerinin en somut ürünüdür." Güvenli Gıda Tesadüf Değildir! Basın açıklamasının sonunda gıda güvenliğinin tesadüflere bırakılamayacak kadar ciddi bir planlama işi olduğunu ifade eden TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, sistemin güçlendirilmesi için atılması gereken adımları sıraladı: Üretimden tüketime kadar olan tüm süreçler tamamen bilimsel esaslara göre yürütülmelidir. Risk temelli denetim sistemleri teknolojik imkanlarla güçlendirilmelidir. Kayıt dışılık engellenmeli, taklit ve tağşişle mücadele kararlılıkla sürdürülmelidir. Yeterli sayıda uzman personel ve etkin kontrol mekanizmaları bütçe ve kadrolarla desteklenmelidir. TVHB olarak bilimin ışığında, toplum sağlığını her şeyin önünde tutan, şeffaf ve sürdürülebilir bir bursa ve gıda güvenliği sisteminin inşası için çalışmaya devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı? Haber

Hantavirüs Nedir? Belirtileri Nelerdir? Türkiye'de Risk Var mı?

Türk Veteriner Hekimleri Birliği tarafından son günlerde Atlas Okyanusu’ndaki bir yolcu gemisinde görülen ve pandemi endişesine yol açan Hantavirüs vakalarına ilişkin bir açıklama yapıldı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi; "Son günlerde dünya kamuoyunda gündeme gelen Hantavirüs vakaları nedeniyle vatandaşlarımız arasında çeşitli endişeler oluştuğu görülmektedir. Atlas Okyanusu’nda seyreden bir yolcu gemisinde bildirilen vakalar sonrasında Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından konuya ilişkin açıklamalar yapılmış, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu bazı ülkelere bilgilendirme geçilmiştir. Hantavirüsler; başta fareler olmak üzere bazı kemirgen türleri aracılığıyla taşınan zoonotik etkenlerdir. İnsanlara çoğunlukla kemirgenlerin idrar, dışkı ve salyalarıyla kirlenmiş ortamların solunması veya bu materyallerle temas edilmesi sonucu bulaşmaktadır. Hantavirüs enfeksiyonları; ateş, halsizlik, baş ağrısı, kas ve eklem ağrıları gibi grip benzeri belirtilerle başlayabilmekte, bazı vakalarda bulantı, kusma, karın ağrısı ve solunum güçlüğü gibi daha ciddi klinik tablolara ilerleyebilmektedir. Hastalığın bazı türleri böbrek yetmezliğiyle seyreden kanamalı tablolara, bazı türleri ise akciğer tutulumu ve solunum yetmezliğine neden olabilmektedir. Kamuoyunda yer alan bazı haberlerin aksine, hantavirüslerin büyük çoğunluğu insandan insana kolay bulaşma özelliği göstermemektedir. Bilimsel olarak sınırlı düzeyde insandan insana bulaş gösterdiği bilinen Andes tipi hantavirüslerde dahi bulaşın yakın ve uzun süreli temasla gerçekleşebildiği, toplum genelinde yaygın bulaş riskinin düşük olduğu bildirilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından mevcut küresel risk düzeyi düşük olarak değerlendirilmekte olup, mevcut veriler COVID-19 benzeri bir pandemi senaryosunu desteklememektedir. Hantavirüs Türkiye’de yeni ortaya çıkan bir hastalık değildir. Ülkemizde ilk doğrulanmış vaka kümeleri 2009 yılında özellikle Batı Karadeniz Bölgesi’nde ve ülkemizin diğer illerinde sınırlı ve izole vakalar bildirilmiştir. 2009–2018 yılları arasında bildirilen toplam vaka sayısı 251 olup, bu vakaların 13’ü ölümle sonuçlanmış ve vaka ölüm oranı %5,1 olarak hesaplanmıştır. Ancak ülkemizde bugüne kadar insandan insana bulaş gösteren Hantavirüs’ün Andes tipi bulaşı bildirilmemiştir. Bugüne kadar ülkemizde görülen vakaların büyük çoğunluğu kırsal alanlarda, kemirgen teması riski bulunan bölgelerde ortaya çıkmıştır. Geniş çaplı toplumsal yayılım veya pandemi benzeri bir tablo oluşmamıştır. Son günlerde uluslararası kamuoyuna yansıyan yolcu gemisi vakalarıyla bağlantılı olarak gemide bulunan 3 Türk vatandaşının test sonuçlarının negatif olduğu bildirilmiştir. Türkiye’de şu ana kadar Andes türüne ait doğrulanmış bir vaka da bulunmamaktadır. Bu süreçte toplum sağlığının korunması açısından paniğe neden olabilecek bilgi kirliliğinden kaçınılması büyük önem taşımaktadır. Zoonotik hastalıklarla mücadelede en etkili yaklaşım; farkındalık, koruyucu hekimlik uygulamaları, çevresel hijyen ve riskli alanlarda biyogüvenlik önlemlerinin uygulanmasıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak vatandaşlarımızın özellikle kemirgen yoğunluğunun bulunduğu alanlarda dikkatli davranmalarının; depo, bodrum, samanlık ve benzeri kapalı alanların temizliği sırasında maske ve eldiven gibi kişisel koruyucu ekipman kullanmalarının; kemirgen dışkısı bulunan alanları kuru şekilde süpürmek yerine uygun dezenfektanlarla temizlemelerinin; gıda maddelerini açıkta bırakmamalarının ve hayvan barınakları ile kırsal alanlarda hijyen kurallarına azami özen göstermelerinin halk sağlığı açısından büyük önem taşıdığını hatırlatıyoruz. Dün Ebola, Sars, Mers, Covid-19, bugün Hantavirüs, yarın ise ne ile karşılacağımız belli değilken Tek Sağlık uygulamaları kaçılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. “Tek Sağlık” yaklaşımı çerçevesinde veteriner hekimler; zoonotik hastalıkların izlenmesi, önlenmesi ve halk sağlığının korunması açısından kritik görev üstlenmektedir. Bugün bir kez daha göstermiştir ki; tüm dünyada olduğu gibi veteriner hekimlik hizmetlerinin, temel sağlık hizmetlerinin ayrılmaz bir parçası olduğu gerçeği kabul edilerek tıp doktorları, veteriner hekimler ve diğer sağlık personelinin bir arada çalışmasını sağlayacak ve oluşumun kurumsal alt yapısını da içeren bir Tek Sağlık Yasası çıkarılmalı ve bu yasaya bağlı olarak uygun bir yapılanma oluşturulmalıdır. Bu doğrultuda; ilgili tüm meslek gruplarını bünyesinde barındıran ve salgın zoonotik hastalıkların kontrolü ve eradikasyonu olmak üzere, halk sağlığı ve hayvan sağlığı konusunda çalışmalar yapacak ve stratejiler oluşturacak, doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı Hastalık Kontrol ve İzleme Merkezi (HAKİM) acilen kurulmalıdır. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak gelişmeleri bilimsel veriler ışığında takip etmeye, toplumumuzu doğru bilgilerle bilgilendirmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz."

Kars VHO'dan Hantavirüs Açıklaması: Türkiye'de Vaka Var mı? Haber

Kars VHO'dan Hantavirüs Açıklaması: Türkiye'de Vaka Var mı?

Kars Veteriner Hekimleri Odası Başkanı Ercan Ödül, son günlerde gündeme gelen Hantavirüs iddialarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sağlık Bakanlığı verilerine atıfta bulunan Ödül, Türkiye'deki güncel durumu ve korunma yollarını paylaştı. ​Kars ve çevresinde hayvancılıkla uğraşan vatandaşları yakından ilgilendiren Hantavirüs konusuyla ilgili Kars Veteriner Hekimleri Odası sessizliğini bozdu. Uluslararası kamuoyunda artan dezenformasyonun önüne geçmek amacıyla yapılan açıklamada, "Tek Sağlık" yaklaşımının önemine dikkat çekildi. ​Türkiye’de Hantavirüs Vakası Var mı? ​Vatandaşların en çok merak ettiği "Hantavirüs Türkiye'ye geldi mi?" sorusuna yanıt veren Başkan Ercan Ödül, şu ifadeleri kullandı: ​"T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından 12 Mayıs 2026 tarihinde yapılan resmi açıklamaya göre; ülkemiz sınırları içerisinde şu ana kadar doğrulanmış herhangi bir Hantavirüs vakası bulunmamaktadır. Yurt dışı temas öyküsü olan kişilerin tetkikleri negatif çıkmıştır." ​Hantavirüs Nedir? İnsandan İnsana Bulaşır mı? ​Hantavirüs, özellikle fare ve sıçan gibi kemirgenlerin salya, dışkı ve idrarları yoluyla çevreye yayılan bir viral hastalıktır. Virüsün temel özellikleri şunlardır: ​Bulaşma Yolu: Kemirgen atıklarıyla kirlenmiş tozların solunması. ​İnsandan İnsana Geçiş: Oldukça nadir görülen bir durumdur. ​Risk Alanları: Ahırlar, depolar, samanlıklar ve kilerler gibi kemirgenlerin barınabileceği kapalı alanlar. ​Hantavirüs Belirtileri Nelerdir? ​Erken teşhisin hayati önem taşıdığını vurgulayan Kars VHO Başkanı Ödül, aşağıdaki belirtilere karşı vatandaşları uyardı: ​Yüksek ateş ve halsizlik, şiddetli kas ve baş ağrısı, ​solunum sıkıntısı. ​Kemirgenlerle temas öyküsü olan ve bu belirtileri gösteren kişilerin vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurması gerekmektedir. ​Hantavirüs’ten Korunmak İçin Alınması Gereken 5 Temel Önlem ​Kırsal yaşamın ve hayvancılığın yoğun olduğu Kars bölgesinde, korunma yöntemleri hayati önem taşıyor. İşte Veteriner Hekimlerin önerdiği hijyen kuralları: ​Maske ve Eldiven Kullanın: Ahır ve depo gibi kapalı alanlara girerken mutlaka koruyucu ekipman kullanın. ​Havalandırma Yapın: Uzun süre kapalı kalmış alanları temizlemeden önce en az 30 dakika havalandırın. ​Islak Temizliği Tercih Edin: Toz kaldıracak kuru süpürme yöntemlerinden kaçının; dezenfektanlı sularla ıslak temizlik yapın. ​Gıdaları İzole Edin: Yiyecekleri kemirgenlerin ulaşamayacağı kapalı kaplarda saklayın. ​Atıkları Uzaklaştırın: İşletme ve ev çevresinde kemirgenlerin yuva yapabileceği çöp ve birikintilere izin vermeyin. ​"Sadece Resmi Açıklamalara İtibar Edin" ​Başkan Ercan Ödül, kamuoyunun asılsız haberlere karşı dikkatli olması gerektiğini belirterek; "Sağlıklı bir gelecek için bilinçli, tedbirli ve güvende kalalım" mesajıyla açıklamasını sonlandırdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.