Hava Durumu

#Teknoloji

Kırsal Haber - Teknoloji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Teknoloji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kütahya Ekonomisinin Yol Haritası Konuşuldu Haber

Kütahya Ekonomisinin Yol Haritası Konuşuldu

Kütahya Ticaret ve Sanayi Odası (KUTSO), 100’üncü kuruluş yılı kapsamında düzenlediği panelde Kütahya iş dünyasını ekonomi gazeteciliğinin iki duayen ismiyle bir araya getirdi. Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ile Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar’ın konuşmacı olarak yer aldığı panelin açılışında konuşan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, Kütahya ekonomisinin önündeki dört temel görevi sıraladı: Bilançoyu korumak, verimlilikten vazgeçmemek, çeşitlenmek ve birlikte hareket etmek. “KUTSO’nun 100. Yılında Kütahya Sanayisinin ve Ticaretinin Yol Haritası” başlıklı panel, 16 Eylül Çarşamba akşamı KUTSO Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi. Sanayiden ticarete, hizmet sektöründen girişimciliğe farklı alanlardan KUTSO üyelerinin katıldığı panel, Nasıl Bir Ekonomi’nin (NBE) YouTube kanalından da canlı olarak yayınlandı. “Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır” Panelin açılış konuşmasını yapan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat, KUTSO’nun 100. yaşını kutladıkları bir dönemde Kütahya sanayisi ve ticaretini ikinci yüzyıla taşıyacak yol haritasını konuşmanın önemine işaret ederek şunları söyledi: “KUTSO, geçen yüz yıl boyunca krizlerin, yüksek enflasyon dönemlerinin, kur dalgalanmalarının, teknolojik dönüşümlerin ve küresel ekonomideki büyük değişimlerin içinden geçti. Ama bütün bu dönemlerde Kütahya’da üretim devam etti, ticaret devam etti, girişimcilik devam etti. Dolayısıyla bugün yalnızca önümüzdeki birkaç ayı konuşmuyoruz. Asıl meselemiz, Kütahya ekonomisinin ikinci yüzyılına nasıl hazırlanacağıdır. İçinden geçtiğimiz dönem kolay bir dönem değil. Ama burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor: Belirsizlik, hareketsizlik gerekçesi değildir. Sanayi ve ticaret, hiçbir zaman bütün değişkenlerin belli olduğu bir ortamda yapılmadı. İş erbabının mahareti, geleceği eksiksiz tahmin etmek değil; farklı geleceklere karşı hazırlıklı olabilmektir.” “En önemli görevimiz birlikte hareket etmek” Kütahya ekonomisinin önündeki temel görevleri dört başlıkta özetleyen Esin Güral Argat, sözlerini şöyle sürdürdü: “Birincisi, bilançoyu ve nakit akışını korumak. Bu dönemde büyümek kadar sağlıklı büyümek de önemli. Finansman kararlarımızda, stok yönetimimizde ve yatırım planlarımızda daha seçici ve disiplinli olmak zorundayız. İkincisi, verimlilikten vazgeçmemek. Maliyetler yüksek diye teknoloji yatırımını, dijitalleşmeyi ve enerji verimliliğini ertelemek kolaydır. Oysa böyle dönemlerde bizi rakiplerimizden ayıracak olan bunlardır. Üçüncüsü, tek pazara, tek müşteriye ve sınırlı sayıdaki sektöre bağımlılığı azaltmalıyız. Dördüncüsü ve belki de en önemlisi, birlikte hareket etmek. Büyük işletmelerimizin, KOBİ’lerimizin, organize sanayi bölgelerimizin, üniversitemizin, kamu kurumlarımızın, girişimcilerimizin ve meslek kuruluşlarımızın birbirinden güç aldığı bir üretim ve yenilik ekosistemi kurmalıyız. Birbirimize yalnızca komşu değil; tedarikçi, müşteri, ortak ve çözüm ortağı olabilmeliyiz.” “Otomotiv, savunma ve sağlık endüstrileri Kütahya için yeni gelişme alanları” Kütahya’nın güçlü üretim geleneğinin korunması kadar ekonominin çeşitlenmesinin de önemine dikkat çeken Esin Güral Argat, şu değerlendirmeyi yaptı: “Seramikte, camda, porselende, madencilikte ve taş-toprağa dayalı sanayilerde ciddi bir bilgi birikimimiz var. Bu güçlü taraflarımızı koruyacağız. Ancak ikinci yüzyılımızda yalnızca mevcut sektörlerimizin büyümesi yetmez; ekonomimizin derinleşmesi ve çeşitlenmesi gerekir. İleri malzemeler, otomotiv yan sanayi, savunma sanayiinin alt bileşenleri ve enerji teknolojilerinin yanında sağlık endüstrilerini de Kütahya açısından yeni bir gelişme alanı olarak düşünmeliyiz. Bir başka önemli alan ise yaratıcı ve kültürel endüstriler. Seramikten çiniye, tasarımdan zanaata uzanan kültürel üretim mirasımızı yalnızca korunması gereken bir değer olarak değil, tasarım, marka, moda, dijital içerik, turizm ve yaratıcı girişimcilikle birleşen yeni bir ekonomik değer zincirinin başlangıç noktası olarak görmeliyiz.” “Belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız” Kütahya’nın geleceğinin yalnızca faiz, kur ve küresel talep gibi dış değişkenlere bırakılamayacağını vurgulayan Esin Güral Argat, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bizim kontrol edebildiğimiz alan çok daha büyük. Daha verimli olabiliriz, daha fazla teknoloji kullanabiliriz, yeni pazarlara ve yeni sektörlere açılabiliriz, nitelikli insan kaynağımızı geliştirebiliriz ve hepsinden önemlisi birbirimizle daha fazla iş yapabiliriz. Kısacası, belirsizliğin geçmesini beklemek yerine belirsizliğe rağmen güçlenmek zorundayız. KUTSO’nun ilk yüz yılı Kütahya’nın üretim tarihinin önemli bir parçası oldu. İkinci yüz yılının ise daha rekabetçi, daha çeşitli, daha yüksek katma değer üreten ve dünyaya çok daha fazla açılmış bir Kütahya’nın hikâyesi olmasını istiyoruz.” Gündem küresel ekonomideki dönüşüm oldu Panelde Ekonomi Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ ve Ekonomi Gazetesi Genel Koordinatörü Vahap Munyar, küresel ekonomideki dönüşümü ve Türkiye’de sanayicinin önündeki yol haritasını değerlendirdi. Konuşmalarda Çin'in küresel tedarik zincirlerindeki konumu, Avrupa ile iş birliği fırsatları, imalat sanayiinde ölçek ve kümelenme konuları, Orta Vadeli Program'ın reel sektöre yansımaları ile ihracat ve sanayi istihdamına ilişkin güncel veriler öne çıkan başlıklar oldu. “Dünkü modeller bugün çalışmıyor” Konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi. Bu bölümde söz alan KUTSO Yönetim Kurulu Başkanı Esin Güral Argat dünyada üretim dengelerinin yeniden kurulduğu bir dönemde Türkiye'nin geleneksel sanayi modelinin değişim zamanının geldiğini vurguladı. Esin Güral Argat, "Türkiye bugüne kadar maliyet avantajı, lojistik gücü ve Avrupa Birliği ile ilişkileri sayesinde önemli bir ihracat fırsatı yakaladı ve bugüne gayet iyi bir şekilde geldi. Ama dünyadaki dengeler değişti. Dünkü ekonomik model bugün artık çalışmıyor, dünyada bütün kitabın yeniden yazıldığı bir dönemdeyiz. Belki de Türkiye'nin yepyeni bir gözlükle yepyeni bir sanayi stratejisi kurması; ucuz iş gücünde ve düşük maliyetli üretimde ısrar etmemesi gerekiyor. Markasına, tasarımına ve mühendisliğine sahip olmalıyız, Ar-Ge'sini geliştirmeliyiz. Katma değerli işleri Türkiye'de bırakıp üretim kabiliyetimizi dünyanın herhangi bir yerinde de koruyabilmeliyiz. Çin'in ölçek ekonomisi bir gerçek. Bunu bilerek ve ABD'nin yeni stratejilerini de görerek, Türkiye kendi geliştirdiği yetkinlikler çerçevesinde nasıl bir sanayi stratejisi ortaya koyacağına karar vermeliyiz. Nelere yatırım yapılacak, nelerden feragat edilecek?" değerlendirmesini yaptı. "Serbest ticaret anlaşmaları mevcut haliyle yeterli olmuyor" Dünyada yükselen korumacı politikaların karşılıklı duvarlar ördüğüne de dikkat çeken Esin Güral Argat, "Biz sanayimizi koruyacağız dediğimizde birileri de kendisini korumak isteyecek; dolayısıyla karşılıklı duvarlar örülecek. İhracatta bir tıkanmayı zaten yaşıyoruz. Türkiye'nin içinde bulunduğu şartlarda serbest ticaret anlaşmalarının yeterli olmadığını görüyoruz. Bugün Afrika'ya mal satmaya çıkın; her ülke yüzde 15, yüzde 20, yüzde 30 gümrük vergisi koyuyor. Orta Doğu'da da ülkelerin büyük çoğunluğunda yüksek gümrük vergileriyle karşılaşıyoruz. Bunu avantaja çeviren ülkeler var; Hindistan, Avrupa Birliği ile serbest ticaret anlaşması yapıyor. Bizim de daha ufuk açıcı olmamız ve serbest ticaret anlaşmalarıyla geliştireceğimiz rekabet gücünü farklı pazarlara taşımamız gerekiyor" diye konuştu.

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız'' Haber

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cenevre programı kapsamında Dünya Meteoroloji Örgütü’nde COP31 Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısında konuştu. COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli hedefini anlatan Bakan Kurum, “Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır” dedi. Türkiye’nin ve COP31 Başkanlığı’nın Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Herkes İçin Erken Uyarılar Girişimi’ni güçlü biçimde desteklediğini vurgulayan Bakan Kurum, “Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya” diye konuştu. Cenevre’deki Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Merkezi’nde COP31 Başkanlığı, Dünya Meteoroloji Örgütü Bilgilendirme Toplantısı Üst Düzey Oturumu gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verileri ışığında iklim krizinin ulaştığı boyuta dikkat çekti. “İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz” ifadesini kullanan Bakan Kurum, “Küresel iklim sistemi tarihteki en dengesiz dönemini yaşıyor. Sıcaklıklar rekor seviyelerde seyrediyor, kuraklık riski yaşanıyor, bir yandan buzullar eriyor, 2026 sonu için El Nino uyarısı yapılıyor. Küresel anlamda iklim riski, artık insanların hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal’de gördük. Himalayalar’da meydana gelen buzul çökmesiyle tetiklenen büyük sel; yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. Bin 386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130’dan fazla insanımız hala kayıp” dedi. “TÜRKİYE’DE YAĞIŞLARDA TARİHİMİZİN EN DEĞİŞKEN SÜRECİNİ YAŞIYORUZ” Türkiye’nin yaşadığı iklim kaynaklı afetlere de vurgu yapan Bakan Kurum, “Bugün Türkiye’de de sıcaklıklar yükseliyor, yağış düzeni değişiyor ve aşırı hava olayları artık daha sık karşımıza çıkıyor. Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025 yılında, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken, 2026’da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık; aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik” diye konuştu. ERKEN UYARI İÇİN NEPAL’DEKİ OKUL ÖRNEĞİ Yaşanan felaketlerin meteorolojik risklerin arkasında; evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlattığını belirten Bakan Kurum, meteorolojinin bilimsel temelli ölçüm ve uyarı sistemlerinin bu noktada hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bakan Kurum “Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız; doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı, bugün dünyanın en temel insani güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı, riski doğru bilmektir” dedi. Erken uyarı konusunda bugün görüştüğü Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Genel Sekreteri Jagan Chapagain’in anlattığı örneği paylaşan Bakan Kurum şöyle devam etti: Nepal'deki sel öncesinde bir okul ve o okul müdürü Sayın Dawadi… Okulda 900'den fazla çocuğu dağlara çıkararak hayatını kurtardı. Yaklaşık 13 dakika sonra okul yerle bir oldu. Yani zamanla yarışarak, doğru bir tavırla, orada 900 çocuğumuzun, evladımızın kurtarılmasına vesile oldu. İşte erken uyarı sistemi, bu anlamda halkların bilinçlendirilmesi, bu eğitimin çocuklara verilmesi ne kadar önemli, ne kadar kıymetli bunu yaşayarak da görmüş olduk. “DÜNYA METEOROLOJİ ÖRGÜTÜ’NÜN ‘HERKES İÇİN ERKEN UYARILAR GİRİŞİMİ’Nİ GÜÇLÜ BİÇİMDE DESTEKLİYORUZ” COP31 Başkanlığı olarak erken uyarı sistemlerini uygulama hedefi için çok önemsediklerini dile getirerek, “Biliyoruz ki meteoroloji ve iklim bilgisi afetlere hazırlıktan su yönetimine, tarımdan yine sağlığa ve dirençli şehirlerin planlamasına kadar kararların bilimsel temelidir. Bu nedenle gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmek COP31 uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından bir tanesidir. Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün ‘Herkes İçin Erken Uyarı Girişimi’ni biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu. “BİLİM İLE UYGULAMA ARASINDAKİ MESAFEYİ AZALTMALIYIZ” Türkiye’nin meteoroloji alanındaki çalışmalarını anlatan Bakan Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘MeteoUYARI’ sistemi ile yaklaşan tehlikeleri farklı renk kodlarıyla gösterip il ve ilçe düzeyinde uyarıları kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaştırdığını kaydetti. Erken uyarı sistemlerinin gıda güvenliği alanında da önemli katkılar sunduğunu belirten Bakan Kurum şöyle devam etti: Bir çiftçi için birkaç derecelik sıcaklık farkı, birkaç saat erken gelen yağmur, dolu veya bir gecelik don bütün bir yılın emeğini etkileyebilir. Bu yüzden hava tahmini; ekim, sulama, ilaçlama ve hasat konutlarının zamanlamasında stratejik bir hale getiren üretim aracıdır. Meteorolojik bilgiyi tarladaki üreticinin günlük kararlarına daha güçlü biçimde taşımak, aynı zamanda gıda güvenliğini güçlendirmektir. Çünkü, etkiye odaklanan tahmin, bilgiyi doğrudan hazırlıkla buluşturur. Doğru tahmin ve erken harekete geçme, büyük kayıpların önüne geçebilir. Erken uyarının başarısını, bilginin zamanında eyleme dönüşmesiyle ölçmeliyiz. Bilginin bu anlamda planlamaya, yatırıma ve uygulamaya yön vermesini istiyoruz. Bilimle uygulama arasındaki mesafeyi azaltmalıyız. Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya. “1,5 DERECE HEDEFİ BİZİM PUSULAMIZDIR” İklim krizi karşısında artık konuşmanın yerine eyleme geçmenin gerektiğini ifade eden Bakan Kurum, 1,5 derece hedefi doğrultusunda güçlü adımların hayata geçirilmesi gerektiğine işaret etti: İklim kaynaklı hangi afeti konuşsak, karşımıza şu gerçek çıkıyor. Riskleri en aza indirmek, emisyonları daha hızlı azaltmak, uyum kapasitesini güçlendirmek ve kırılgan toplumları desteklemek zorundayız. Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Ve hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır. Bu yolda bize düşen görev de bizi güvenli iklim patikasına taşıyacak politikaları ve uygulamaları gücümüz yettiğince güçlendirmektir. “TEDAVİ UYGULAYACAKSANIZ İLK ÖNCE TEŞHİS YAPACAKSINIZ” COP31 Başkanlığı’nın ‘Uygulama COP’u hedefinin altını çizen Bakan Kurum, “Tedavi uygulayacaksanız ilk önce teşhis yapacaksınız. Bunun için de başından bu yana ‘Uygulama COP'u vurgusu yapıyoruz. Antalya'da bu anlamda mevcut taahhütlerin nasıl uygulanacağını, finansman, teknoloji ve kapasite engellerinin nasıl aşılacağını konuşmak istiyoruz. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımımız da bunu ifade ediyor. Farklı koşulları anlamak, ortak zemini büyütmek ve bu zemini sahada sonuca dönüştürmek. Doğuyla batı arasında, yine güneyle kuzey arasında köprü vazifesi görecek, kimsenin geride bırakılmadığı o anlayışı COP31 Başkanlığı'na taşıyacak bir bakışla, anlayışla süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz” dedi. BAKAN KURUM, COP31 BAŞKANLIĞI’NIN 10 ÖNCELİKLİ ALANINI ANLATTI Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın iklim krizine karşı uygulamaya yönelik ortaya koyduğu eylem gündemi başlıkları ve 2053 hedeflerinin altını çizdi. Temiz enerji ve elektrifikasyon, Sıfır Atık, dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü’nden bahseden Bakan Kurum, deprem bölgesinde tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği sonrası inşa edilen dirençli şehirlere vurgu yaptı. COP31 Başkanlığı’nın eylem gündemini hayata geçirmek için 2035’e yönelik net uygulama hedeflerini de ortaya koyduğunu anlattı. “YAŞANABİLECEK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA TOPRAKLARINIZI KORUMANIN ANLAMI YOK” NATO ülkelerinin savunma bütçelerini artırdığı gibi tüm ülkelerin de iklim değişikliği ile mücadeleye kaynak ayırması gerektiğinin altını tekrar çizen Bakan Kurum, “Ülkeler bugün yaşadığımız krizler sonrası enerji güvenliği, gıda krizi risklerini önümüzdeki dönemde yaşamak istemiyorlarsa eğer her ülke her alanda kendi kendine yetmelidir. Bu iradeyi tüm liderler göstermelidir. Nasıl ki NATO ülkeleri kendi güvenlikleri için bütçelerini yüzde 5'e çıkarıyorlarsa aynı bakışı, aynı duruşu, aynı tavrı iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymak zorundalar. Çünkü yaşanabilecek bir dünya kalmadıktan sonra topraklarınızı, ülkenizi, insanınızı korusanız da neticede yaşayacak bir dünya olmayınca hiçbir anlamı yok” diye konuştu. “BİLİMİ KARAR VE UYGULAMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİÇİMDE BULUŞTURACAĞIZ” Önümüzdeki hafta New York İklim Haftası programlarını, ardından Fiji Pre-COP’u, Dünya Liderler Zirvesi’ni ve Antalya’da COP31’in tematik günlerini gerçekleştireceklerini belirten Bakan Kurum, “Her aşamada bilimi karar ve uygulamayla daha güçlü biçimde buluşturacağız. Burada başlayan diyaloğun Antalya’da somut ortaklıklara, yatırımlara ve uygulamaya dönüşmesini arzu ediyoruz” dedi. Türkiye’nin bilgi ve tecrübesini diğer ülkelerle paylaşmaya devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, bu kapsamda 3 yıl boyunca her yıl, en az gelişmiş ülkelerden 30 teknik personele eğitim verileceğini sözlerine ekledi.

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan Kayseri Ticaret Odası’na Ziyaret Haber

TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan Kayseri Ticaret Odası’na Ziyaret

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kayseri Ticaret Odası’nı (KTO) ziyaret ederek çok yakında faaliyete geçecek olan teknoloji üssü Kayseri TEKMER Projesi ile hâlihazırda faaliyetlerine devam eden KAGUTİM ve uluslararası iş birliği ağı DigiConnect merkezlerini yerinde inceledi. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu; TEKMER Projesi ve başarılı çalışmalar yapan merkezlerden dolayı KTO Başkanı Ömer Gülsoy ve yönetimini tebrik etti. "FİKİRDEN YATIRIMA TEKNOLOJİ KÖPRÜSÜ: KTO TEKMER" Ziyaretin ana gündem maddesini, Kayseri Ticaret Odası tarafından çok yakında hizmete girecek olan Teknoloji ve Gelişim Merkezi (KTO TEKMER) oluşturdu. KTO Başkanı Ömer Gülsoy; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün ise yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü bir ekosistem olarak tasarladıkları KTO TEKMER Projesi hakkında Hisarcıklıoğlu’na kapsamlı bir sunum yaptı ve merkez yerinde gezilerek tanıtıldı. Genç girişimcileri, teknoloji odaklı projeleri ve yenilikçi iş fikirlerini destekleyen KTO TEKMER’in, Kayseri’nin sanayi ve ticaret vizyonunu dijital çağa taşıyacak stratejik bir merkez olduğuna vurgu yapıldı. “KOSGEB TARAFINDAN ONAYLANAN PROJE TAMAMLANMA AŞAMASINA GELDİ” Kayseri’nin üretim gücünü teknolojiyle, girişimcilik ruhunu yenilikle buluşturacak projenin detaylarını paylaşan Gülsoy şunları söyledi: "Uzun süredir titizlikle yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda KTO Kayseri TEKMER projemiz KOSGEB tarafından onaylandı. Merkezimizin fiziki altyapısına yönelik tadilat çalışmaları da artık tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek şehrimizin gençlerinin, girişimcilerinin ve teknoloji odaklı işletmelerinin hizmetine sunacağız. Kayseri TEKMER, merkez konferans salonu binamızda daha önce restoran olarak kullanılan alanda, iki katlı olarak toplam 1.700 metrekarelik alanda hizmet verecek. Bu haliyle Kayseri TEKMER, Anadolu’nun en büyük TEKMER’i olarak faaliyetine başlıyor. Bu merkezimiz yalnızca çalışma alanlarının bulunduğu bir bina olmayacak. Burası; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik merkezi olacak. Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkacağız. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden, teknoloji tabanlı ürününü geliştirmek ve büyütmek isteyen işletmelere kadar geniş bir girişimci kitlesine kapılarımızı açacağız. Teknoloji merkezimizi özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Böylece sanayimizin üretim kapasitesini ve teknolojik ürün çeşitliliğini artırmayı planlıyoruz. Burada; sanayici ve yatırımcı üyelerimizle, melek yatırımcılar ve risk sermayesi fonları ile teknoloji girişimcilerimizi ve start-up'ları bir araya getirecek aktif bir ekosistem kurmayı tasarlıyoruz. Bu haliyle Türkiye’deki teknoloji merkezleri arasında yeni bir model olarak 'Kayseri Modeli' geliştiriyoruz." "KAYSERİ’YE EŞSİZ BİR TEKNOLOJİ VE İNOVASYON MERKEZİ KAZANDIRIYORUZ" Aynı zamanda yatırım aşamasındaki Kayseri Ticaret Odası İnovasyon Kampüsü hakkında da bilgi veren Gülsoy, “Yaklaşık 15.000 metrekare inşaat alanına sahip olacak inovasyon kampüsümüzün inşasına çok yakında başlıyoruz. Sanayi odaklı teknoloji merkezi, sektörel mükemmeliyet merkezleri, start-up ofisleri ve yatırımcı ofislerini bünyesinde barındıracak kampüsümüz; Kayseri sanayisinin teknolojik dönüşümüne, dijitalleşmesine ve yenilikçi, katma değerli ürün geliştirme ihtiyacına hizmet edecek Ar-Ge ve inovasyon ekosistemini bir araya getirecek. Amacımız Kayseri’yi teknoloji üreten ve ihraç eden bir şehir haline getirmek.” dedi. KOBİ’LERİN DİJİTALLEŞMESİ VE ULUSLARARASI PAZARLARA ERİŞİMİ Ziyaret kapsamında ayrıca Kayseri Girişimcilik ve Uluslararası Ticaret Merkezi ile KTO koordinasyonunda yürütülen "DigiConnect – Odalar Arası Dijital Bağlantı ve İş Birliği Ağı Projesi Ofisi" de incelendi. Çek Ticaret Odası ve VOKA Vlaams-Brabant ortaklığıyla sürdürülen proje kapsamında; KOBİ’lerin dijitalleşme süreçlerini hızlandırmak ve uluslararası pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla kurulmakta olan çok dilli dijital iş birliği platformu ile proje kapsamında düzenlenen uluslararası koordinasyon toplantıları, eğitimler, iş forumları ve B2B ikili iş görüşmeleri hakkında detaylı paylaşımlarda bulunuldu. Ziyarete; Dünya Odalar Federasyonu ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Kredi Garanti Fonu (KGF) Başkanı Erdoğan Özegen, Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Nevşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Arif Parmaksız eşlik etti. Ziyarette ayrıca KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy, Meclis Başkanı Cengiz Hakan Arslan, Yönetim Kurulu Üyeleri, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Tuğba İlgü ve kurul üyeleri de hazır bulundu. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren KTO Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Gülsoy; Kayseri’ye ve iş dünyasına sunmuş olduğu kesintisiz destekler, nazik ziyaretleri ve yakın ilgileri dolayısıyla TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür etti.

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak Haber

Su Ürünleri Sektörünün Kalbi İzmir’de Atacak

Türkiye’nin tek su ürünleri fuarı Future Fish Eurasia Uluslararası Su Ürünleri İhracat ve İşleme, Akuakültür ve Balıkçılık Teknolojileri Fuarı, 24-26 Eylül 2026 tarihleri arasında İzmir’de sektör profesyonellerini bir araya getirecek. Future Fish Eurasia’nın 12. edisyonu, uluslararası yem konferansı AquaFeed Eurasia ile eş zamanlı olarak düzenlenecek. Avrasya Fuarcılık ve İngiliz medya organizasyon şirketi Perendale Publishers iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyon, Türkiye’nin yanı sıra bölge su ürünleri ve akuakültür sektörünün önemli buluşmalarından biri olacak. Su ürünleri sektörü İzmir’de buluşacak Üç gün boyunca düzenlenecek fuarda su ürünleri ihracatı, işleme, akuakültür ve balıkçılık teknolojileri sektörün gündemindeki başlıklarla birlikte ele alınacak. Future Fish Eurasia ile AquaFeed Eurasia’nın eş zamanlı düzenlenmesiyle fuar ve konferansın uluslararası katılımının artırılması ve sektör temsilcileri arasında yeni iş birliklerinin geliştirilmesi hedefleniyor. 2026 yılının önemli akuakültür etkinlikleri arasında yer alması beklenen organizasyon kapsamında, Türk su ürünleri sektörünün uluslararası pazarlardaki gücünün ve potansiyelinin de öne çıkarılması amaçlanıyor. AquaFeed Eurasia’da yapay zeka ve sürdürülebilirlik gündemde Future Fish Eurasia ile eş zamanlı gerçekleştirilecek AquaFeed Eurasia Konferansı’nda balık yemi sektörünün geleceğinden sürdürülebilir üretime, yapay zekadan balık beslenmesine kadar birçok konu ele alınacak. Konferansın öne çıkan konu başlıkları arasında şunlar yer alıyor: Balık yemi sektörünün geleceği Yapay zeka çağı ve akıllı yazılımlar Çiftlik yönetimi Sürdürülebilirlik ve verimlilik Çevresel etkilerin ve atıkların azaltılması Çevre dostu teknolojiler Balık beslenmesi ve sağlığı Bağışıklığı destekleyen fonksiyonel katkı maddeleri Alternatif yem kaynakları Yem kalitesi ve güvenliği Yem teknolojileri Balık beslenmesinde yenilikçi çözümler Akuakültürün geleceği İzmir’de konuşulacak Su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilirlik, verimlilik, dijitalleşme ve yeni yem teknolojileri sektörün geleceğini şekillendirirken, Future Fish Eurasia ve AquaFeed Eurasia bu başlıkların uluslararası ölçekte ele alınacağı önemli bir platform oluşturacak. 24-26 Eylül 2026 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilecek organizasyonla birlikte akuakültür sektörünün temsilcileri, teknoloji sağlayıcıları, yem üreticileri, ihracatçılar ve sektör profesyonellerinin bir araya gelmesi bekleniyor.

Hong Kong Türk Yaş Meyve Sebzesinin Asya Vitrini Oldu Haber

Hong Kong Türk Yaş Meyve Sebzesinin Asya Vitrini Oldu

Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği, Türk yaş meyve ve sebze sektörünün Asya-Pasifik pazarlarındaki varlığını güçlendirmek amacıyla Asia Fruit Logistica 2026’da Türkiye’nin milli katılım organizasyonunu 11’inci kez gerçekleştirdi. Hong Kong’da düzenlenen fuar, yüksek gelirli tüketicilerin premium ürün talebinin güçlü olduğu Asya pazarlarında yeni ticaret bağlantılarının geliştirilmesine zemin hazırladı. Asia Fruit Logistica 2026’da 95 ülke ve bölgeden yaklaşık 16 bin profesyonel ziyaretçi ile 41 ülkeden 760’ın üzerinde katılımcı şirket bir araya geldi. Fuar, küresel yaş meyve ve sebze ticaretindeki yeni eğilimlerin yanı sıra tüketici beklentileri, ürün inovasyonu, lojistik ve tedarik zincirindeki dönüşümün yakından takip edildiği önemli bir buluşma noktası oldu. "Hong Kong, Asya pazarlarına açılan önemli bir ticaret merkezi” Fuarı değerlendiren Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Ulus Sarıkaya, organizasyonun sektördeki küresel değişimin takip edildiği stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Türkiye’nin 11’inci kez milli katılım sağlamasının uzun vadeli ve istikrarlı bir stratejinin göstergesi olduğunu belirten Başkan Sarıkaya, Türk ürünlerini kalite, güvenilirlik ve sürdürülebilirlik ekseninde daha güçlü bir marka konumuna taşımayı hedeflediklerini söyledi. Hong Kong’un Çin ana karası başta olmak üzere bölgeye açılan kritik bir ticaret merkezi olduğunu hatırlatan Sarıkaya, şöyle devam etti: "Bölgede yıllık yaklaşık 3,5 milyar dolar düzeyinde yaş meyve ve sebze ithalatı gerçekleştiriliyor. Özellikle kiraz, yaban mersini, elma ve diğer premium meyvelere yönelik güçlü talep Türkiye açısından önemli fırsatlar sunuyor. Asya pazarlarındaki veriler, önümüzdeki dönemde ihracat açısından yalnızca daha fazla ürün satmanın değil, daha yüksek katma değer üretmenin belirleyici olacağını ortaya koyuyor. Türkiye; kirazdan nara, üzümden incire, turunçgillerden sert çekirdekli meyvelere kadar güçlü bir portföye sahip. Bu zenginliği Asya’daki yüksek gelirli tüketicilerin beklentileriyle buluşturduğumuzda yeni bir büyüme ekseni oluşturabiliriz." Fuarın öne çıkan diğer başlıklarının teknoloji ve lojistik çözümleri olduğunu aktaran Sarıkaya, küresel ticarette başarının sadece üretim kapasitesiyle sınırlı olmadığını vurguladı. Sarıkaya, "Küresel ticarette rekabet, ürünün tarladan tüketiciye uzanan yolculuğunda değerini ve kalitesini koruyabilme gücüyle de belirleniyor. Ürünün raf ömrünün uzatılması, soğuk zincirin kesintisiz işletilmesi, lojistik süreçlerin etkin yönetilmesi ve tedarik zincirinin uçtan uca izlenebilir olması, ihracat başarısının temel unsurları arasında yer alıyor. Dolayısıyla ihracat rekabetçiliğimizi lojistik ve teknoloji altyapımızla da güçlendirmeliyiz. Asya pazarlarında kalıcı olmak istiyorsak, üretim gücümüzü marka değerimiz ve rekabetçi lojistik çözümlerimizle desteklemeliyiz." diye konuştu. “Ağustos ayında yüzde 85 artışla 86,3 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik” Akdeniz Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği’nin ağustos ayı ihracat performansına da değinen Sarıkaya, bu dönemde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 85 artışla 86,3 milyon dolarlık dış satım gerçekleştirdiklerini bildirdi. Sarıkaya, Türkiye’nin ağustos ayındaki 247,3 milyon dolarlık toplam yaş meyve ve sebze ihracatına yüzde 35 oranında katkı verdiklerini kaydetti. Yılın sekizinci ayında 61 bin 438 ton ürünü uluslararası pazarlarda değere dönüştürdüklerini ifade eden Sarıkaya, en çok talep gören ürünlerin şeftali, havuç-turp, üzüm, erik ve incir olduğunu ifade etti. Sarıkaya, “Özellikle şeftali başta olmak üzere erik, limon, kayısı, elma ve kiraz-vişne gibi ürünlerde elde ettiğimiz yüksek oranlı değer artışları, Türk yaş meyve ve sebzesinin farklı pazarlarda güçlü bir karşılığı olduğunu gösteriyor. Miktardaki yüzde 11’lik artışa karşılık ihracat değerimizin yüzde 85 yükselmesi ise daha yüksek katma değerli ürünlere ve pazar fırsatlarına odaklanmanın önemini ortaya koyuyor. Önümüzdeki dönemde üretim gücümüzü kalite, sürdürülebilirlik ve doğru pazar stratejileriyle destekleyerek ihracatımızdaki bu ivmeyi kalıcı hale getirmeyi hedefliyoruz.” dedi. Sarıkaya, ağustos ayındaki ihracat artışında pazar çeşitliliğinin yanı sıra mevcut pazarlardaki güçlü performansın da etkili olduğunu belirterek, özellikle yakın coğrafyalarda kaydedilen yüksek oranlı artışların toplam ihracat ivmesine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Avrupa pazarlarında da ihracat artışlarının devam ettiğini kaydeden Sarıkaya, bu performansın Türk yaş meyve ve sebzesinin kalite ve güvenilirlik açısından uluslararası pazarlardaki güçlü konumunu teyit ettiğini sözlerine ekledi.

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine Haber

Tarımda Kadın Gücü: Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı Üzerine

TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurul Üyesi ve REİS Gıda Yönetim Kurulu Üyesi Işılay Reis Yorgun ile 2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı'nı, kırsalda dijital dönüşümü ve kadın istihdamını konuştuk. Işılay Reis Yorgun ile yaptığımız röportajın detayları; Kırsal Haber: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın yalnızca farkındalık oluşturan bir yıl olarak kalmaması ve Türkiye’de kalıcı politikalara dönüşmesi için sizce hangi adımlar atılmalı?'' Işılay Reis Yorgun: ''2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı, kadınların tarım ve gıda sistemlerindeki rolünü görünür kılmak açısından çok önemli bir fırsat sunuyor. Bu farkındalığın kalıcı kazanımlara dönüşmesi için kadın çiftçilerin kayıtlı üretime, finansmana, teknolojiye, eğitime ve pazara erişimini güçlendiren uzun vadeli uygulamalara ihtiyaç var. ​FAO’ya göre tarımda kadınlar ve erkekler arasındaki eşitsizliklerin azaltılması, küresel ekonomiye yaklaşık 1 trilyon dolar katkı sağlayabilir ve gıda güvensizliği yaşayan insan sayısını 45 milyon azaltabilir. Bu veriler, kadın çiftçilerin güçlendirilmesinin yalnızca toplumsal eşitlik açısından değil, ekonomik kalkınma ve gıda güvencesi bakımından da stratejik önem taşıdığını gösteriyor. ​Türkiye’de yürütülen kırsal kalkınma programları, kadın ve genç girişimcilere sağlanan öncelikler ve kooperatifçilik çalışmaları bu alanda önemli bir zemin oluşturuyor. Bu çalışmaların eğitim, mentorluk, teknoloji kullanımı, markalaşma ve sürdürülebilir pazar erişimiyle desteklenmesi, daha kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar elde edilmesini sağlayacaktır. ​Bu noktada TOBB Kadın Girişimciler Kurulumuzun çalışmaları da büyük önem taşıyor. İl Kadın Girişimciler Kurullarımız, koordinatör oda ve borsalarımız ile sahada gönüllülükle görev yapan kurul üyelerimiz, 81 ilde geliştirdikleri projelerle kadınların ekonomik ve sosyal hayata daha güçlü katılımını destekliyor. ​Bu çalışmaların önemli örneklerinden biri, bugün 41 ilimizde uygulanan “Tarımda Kadın Eli” projesidir. Bu projeyi dönemsel bir çalışma olmanın ötesinde, ölçülebilir sonuçlar üreten uzun vadeli bir kırsal kalkınma modeli olarak değerlendiriyoruz. Hedefimiz; kadınların üretimin her aşamasında söz sahibi olması, emeklerinin ekonomik değere dönüşmesi, kendi gelirlerini elde edebilmesi ve sürdürülebilir ticari yapıların kalıcı bir parçası hâline gelmesidir. ​Özel sektörün de üretim planlaması, sözleşmeli tarım, teknik destek ve düzenli alım modelleriyle bu sürece katkı sunması gerektiğine inanıyorum. Biz de Reis Gıda olarak “Reis Bakliyat Köyleri” projemizle üreticilerin doğru tohuma, üretim bilgisine, teknik desteğe ve güvenilir pazara erişimini destekleyen bütüncül bir model uyguluyoruz. ​2026 Uluslararası Kadın Çiftçi Yılı’nın; kamu, özel sektör, sivil toplum ve akademi arasındaki iş birliklerini güçlendiren, kadınların üretimden yönetime kadar tarımın her alanında daha etkin rol üstlendiği kalıcı bir dönüşümün başlangıcı olmasını diliyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Kadın girişimciliği politikalarında kırsalda yaşayan ve tarımsal üretim yapan kadınların dijital dönüşümüne yeterince yer veriliyor mu?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Son yıllarda kadınların dijital becerilerini geliştirmeye yönelik çok değerli projeleri TOBB Kadın Girişimciler Üst Kurulu olarak da yürütüyoruz. “Dijitalde Hayat Kolay” and “Geleceği Yazan Kadınlar” gibi çalışmalar, kadınların teknolojiyle, e-ticaretle ve yeni iş modelleriyle buluşmasına önemli katkılar sağladı. ​Ticaret Bakanlığımız da 2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı kapsamında kooperatiflerin dijital pazarlara erişimini ve e-ticaretteki rekabet gücünü artırmaya yönelik iş birliği protokolü imzaladı. ​Bu çalışmaların kırsaldaki kadınlara yönelik özel içeriklerle de bütünleşmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü tarımda dijital dönüşüm yalnızca ürünün internet üzerinden satılması anlamına gelmiyor. Kadın çiftçinin üretim maliyetini hesaplaması, destekleri takip etmesi, hava ve toprak verilerine ulaşması, dijital tarım uygulamalarını kullanması ve ürününü doğrudan tüketiciyle buluşturması da bu dönüşümün parçasıdır. ​Köylerde kurulabilecek dijital eğitim noktaları, mobil eğitim ekipleri ve yerel mentorluk ağları bu süreci hızlandırabilir. Amaç, kadınların yalnızca teknolojiyi kullanması değil; teknolojiyi üretimlerini geliştiren ve pazara erişimlerini kolaylaştıran bir araca dönüştürmeleridir.'' ​Kırsal Haber: ''Kadınların tarımsal üretimdeki görünmez emeğini kayıtlı istihdama ve kadın girişimciliğine dönüştürmek mümkün mü, mümkünse nasıl?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Elbette mümkündür. Kadınlar tarımsal üretimin her aşamasında çok değerli bir sorumluluk üstleniyor. Tohumun hazırlanmasından ekime, hasattan ürünün işlenmesine ve sofraya ulaştırılmasına kadar kadın emeğinin güçlü bir katkısı bulunuyor. ​Bu emeğin ekonomik değere dönüşmesi için kadınların kayıtlı üretime, sosyal güvenceye, finansmana ve satış kanallarına erişiminin desteklenmesi gerekiyor. Kadın üreticilerin maliyet yönetimi, ürün geliştirme, paketleme, markalaşma ve e-ticaret gibi alanlarda güçlendirilmesi de girişimciliğe geçişi kolaylaştıracaktır. ​Kooperatifler, bu dönüşümde önemli bir dayanışma ve üretim modeli sunuyor. Kooperatiflerin profesyonel yönetim, kalite, lojistik, markalaşma ve pazarlama kapasitelerinin geliştirilmesiyle kadınların ürünlerini daha geniş pazarlara ulaştırması mümkün olabilir. ​Biz Reis Gıda olarak kadın kooperatifleriyle gerçekleştirdiğimiz çalışmalar sayesinde yaklaşık 300 kadının iş gücüne katılımına katkı sağladık. Tecrübemiz bize kadınların bilgi, üretim desteği ve pazar imkanıyla buluştuklarında çok güçlü ve sürdürülebilir girişimler oluşturabildiklerini gösteriyor.'' ​Kırsal Haber: ''Kadının eğitime erişiminin ulaşım, ev içi sorumluluklar veya aile içindeki karar mekanizmaları nedeniyle kısıtlandığı durumlarda, eğitimi kadının ayağına götürmek ve onu güçlendirmek için nasıl modeller geliştirebiliriz?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Eğitim modellerinin kadınların günlük hayatına, üretim takvimine ve bulunduğu bölgenin koşullarına uyumlu olması gerektiğini düşünüyorum. Mobil eğitim araçları, köylerde gerçekleştirilen uygulamalı çalışmalar, kooperatiflerde oluşturulan eğitim noktaları ve dijital eğitim platformları bu konuda etkili çözümler sunabilir. ​Eğitim saatlerinin tarımsal faaliyetlere göre planlanması, ulaşım ve çocuk bakım desteğinin sağlanması katılımı kolaylaştıracaktır. İnternet erişiminin sınırlı olduğu bölgelerde ise çevrimdışı kullanılabilen içerikler ve telefonla danışmanlık modelleri değerlendirilebilir. ​Mentorluk da bu sürecin önemli bir parçasıdır. Aynı bölgeden başarılı kadın üreticilerin bilgi ve tecrübelerini paylaşması, kadınlara hem yol gösterir hem de cesaret verir. Eğitimin yalnızca bilgi aktaran değil, kadınları üretime ve girişimciliğe hazırlayan sürekli bir gelişim modeli olması gerektiğine inanıyorum.'' ​Kırsal Haber: ''Bir genç kadının köyünde kalması için yalnızca toprağının ve gelirinin olması yeterli mi, yoksa sosyal ve kültürel açıdan da kendini ait hissedeceği bir kırsal yaşam mı gerekiyor?'' ​Işılay Reis Yorgun: ''Toprak ve sürdürülebilir gelir temel unsurlardır. Ancak gençlerin kırsalda kalabilmesi için sosyal, kültürel ve teknolojik imkânların da geliştirilmesi gerekiyor. ​Genç bir kadın; eğitime, sağlık hizmetlerine, güvenli ulaşıma, internete ve sosyal yaşama erişebildiği bir yerde geleceğini daha güçlü kurabilir. Bu nedenle kırsal kalkınmayı yalnızca tarımsal üretim üzerinden değil, yaşam kalitesini geliştiren bütüncül bir anlayışla ele almalıyız. ​Akıllı köy uygulamaları, ortak çalışma alanları, kreşler, kültür merkezleri ve gençlerin sosyal hayata katılabilecekleri ortamlar kırsal yaşamı daha cazip hale getirebilir. Tarımsal üretimin yanı sıra gıda işleme, e-ticaret, kırsal turizm, gastronomi ve tarım teknolojileri gibi yeni çalışma alanlarının geliştirilmesi de genç kadınlara farklı fırsatlar sunacaktır. ​Genç kadınların köylerinde yalnızca üretim yapmalarını değil; kendilerini geliştirebilecekleri, karar süreçlerine katılabilecekleri ve geleceklerini güvenle kurabilecekleri bir yaşam oluşturabilmelerini hedeflemeliyiz. Çünkü kadın güçlendiğinde aile, kırsal ekonomi ve ülkemizin tarımsal geleceği de güçlenir.''

KTO Başkanı Gülsoy: ''Derdimiz Şehrimizin Marka Değerini Yükseltmek'' Haber

KTO Başkanı Gülsoy: ''Derdimiz Şehrimizin Marka Değerini Yükseltmek''

Kayseri Ticaret Odası (KTO) Başkanı Ömer Gülsoy, yaklaşık 30 bin üyeyi temsil eden Akademik Odalar Birliği’ne bağlı meslek odalarının başkan ve yöneticilerini ağırladı. İstişare toplantısında şehrin geleceğine yönelik projeler, ortak hareket kültürü ve birlik-beraberlik mesajları öne çıktı. "Derdimiz Şehrimizin Marka Değerini Yükseltmek" Toplantının açılışında konuşan KTO Başkanı Ömer Gülsoy, Akademik Odalar Birliği temsilcilerini ağırlamaktan memnuniyet duyduklarını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kayseri’nin kalkınma yolculuğunda Akademik Odalar Birliğimize bağlı meslek odalarımızın teknik birikimi ve ticaret erbabımızın tecrübesi birleştiğinde aşamayacağımız hiçbir engel yoktur. Bizim tek derdimiz; odalarımızın ve değerli başkanlarımızın güç birliğiyle şehrimizin marka değerini daha da yukarıya taşımaktır.” “Kayseri TEKMER ile Teknolojide ‘Kayseri Modeli’ Geliştiriyoruz” Oda faaliyetleri hakkında bilgi veren ve KOSGEB tarafından onaylanan KTO Kayseri TEKMER projesinde sona gelindiğini müjdeleyen Başkan Gülsoy, merkezin detaylarını şu sözlerle paylaştı: “Merkezimizin fiziki altyapısına yönelik tadilat çalışmaları artık tamamlanma aşamasına geldi. İnşallah çok kısa bir süre içerisinde Kayseri TEKMER’i faaliyete geçirerek gençlerimizin, girişimcilerimizin ve teknoloji odaklı işletmelerimizin hizmetine sunacağız. Merkezimiz, konferans salonu binamızdaki iki katta toplam 1.700 m²’lik alanda hizmet verecek. Kayseri TEKMER yalnızca bir çalışma alanı değil; fikrin projeye, projenin ürüne, ürünün yatırıma ve ticari başarıya dönüştüğü güçlü bir teknoloji ve girişimcilik merkezi olacak. Robotik, makine, elektrik-elektronik, yazılım, dijitalleşme ve yapay zekâ alanlarında yenilikçi fikirleri bulunan girişimcilerimiz için başvuru çağrılarına çok yakında çıkıyoruz. İşletmesini henüz kurmamış genç girişimcilerden teknoloji tabanlı ürününü büyütmek isteyen firmalara kadar geniş bir kitleye kapılarımızı açacağız. Teknoloji Merkezimizi özellikle Kayseri sanayisine hizmet verecek; yenilikçi ürün ve üretim yöntemleri ekseninde tasarladık. Sanayici ve yatırımcı üyelerimizle girişimcilerimizi bir araya getirecek aktif bir ekosistem kurarak teknoloji merkezleri arasında bir ‘Kayseri Modeli’ geliştiriyoruz. Girişimcilerimize yalnızca ofis değil; mentörlük, eğitim, teknik danışmanlık, prototipleme, yatırımcı buluşmaları ve finansmana erişim gibi çok yönlü destekler sunacağız.” Meslek Odası Başkanlarından Birlik Mesajı ve Destek Kayseri Akademik Odalar Birliği Başkanı Süleyman Varol da toplantıda birlik olarak yürütülen projeler ve çalışmalar hakkında bilgi verdi. Başkan Varol, “Kayseri, yüzyıllardır ticaretin, üretimin ve girişimciliğin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu şehirde ticaret sadece ekonomik bir faaliyet değil; aynı zamanda nesilden nesile aktarılan güçlü bir kültür ve şehir geleneğidir. Bugün sahip olduğumuz ekonomik ve sosyal birikimin temelinde de bu anlayış, çalışkanlık ve ortak akıl bulunmaktadır. Bizler de farklı meslek disiplinlerini temsil eden odalar olarak Kayseri’nin bu güçlü geçmişinden aldığımız sorumlulukla şehrimizin geleceğine katkı sunmaya devam edeceğiz. Geçmişte olduğu gibi bundan sonra da Kayseri’mizin menfaatleri doğrultusunda birlik ve beraberlik içerisinde hareket edeceğimize inanıyoruz. Farklı görüşlerimiz, farklı meslek alanlarımız ve farklı sorumluluklarımız olabilir; ancak ortak paydamız Kayseri’dir. Şehrimizin ekonomisini, üretimini, istihdamını ve marka değerini daha ileriye taşımak için ortak akıl ve istişare anlayışıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Bu vesileyle bizleri aynı masa etrafında buluşturan, birlik ve beraberliğimize katkı sunan Kayseri Ticaret Odası Başkanımız Sayın Ömer Gülsoy’un şahsında, kıymetli yönetimine ve KTO camiasına ev sahiplikleri ve misafirperverlikleri için teşekkür ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum.” dedi. Toplantıda söz alan meslek odası başkanları, Kayseri’nin gelişimi için iş birliği vurgusu yaparak çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceklerini belirtiler. Başkanlar ayrıca KTO Başkanı Ömer Gülsoy’a desteklerini ifade ederek başarılı çalışmalarının devamını dilediler. İstişare toplantısı, heyetin günün anısına çektirdiği toplu fotoğraf ile sona erdi. Kayseri Akademik Odalar Birliği Bünyesindeki Meslek Odaları: Makina Mühendisleri Odası İnşaat Mühendisleri Odası Mimarlar Odası Elektrik Mühendisleri Odası Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Jeoloji Mühendisleri Odası Jeofizik Mühendisleri Odası Ziraat Mühendisleri Odası Çevre Mühendisleri Odası Kimya Mühendisleri Odası Maden Mühendisleri Odası Gıda Mühendisleri Odası Peyzaj Mimarları Odası Orman Mühendisleri Odası Yeminli Mali Müşavirler Odası Şehir Plancıları Odası Meteoroloji Mühendisleri Odası Kayseri Tabip Odası Kayseri Diş Hekimleri Odası Kayseri 12. Bölge Eczacı Odası Kayseri Veteriner Hekimleri Odası Kayseri Barosu Kayseri Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası Kayseri Noter Odası

Başkan Akın: “Üretimi Teknoloji ve Bilimle Buluşturacağız” Haber

Başkan Akın: “Üretimi Teknoloji ve Bilimle Buluşturacağız”

Balıkesir’de 24 -27 Eylül tarihleri arasında Ali Hikmet Paşa Tesisleri’nde bu yıl üçüncüsü düzenlenecek olan Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın basın lansmanında konuşan Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, üretimi teknoloji ve bilimle buluşturacaklarını söyledi. Akın, “Balıkesir’in toprağına, üreticisine ve geleceğine aynı anlayışla sahip çıkmaya devam edeceğiz.” dedi. Geniş coğrafyası ve verimli arazileriyle tarımın başkenti Balıkesir’de, 24–27 Eylül tarihleri arasında Ali Hikmet Paşa Tesislerinde kapılarını ziyaretçilerine açacak olan 3. Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı öncesi basın lansmanı düzenlendi. Onhann Termal Otel’de düzenlenen lansmana Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın aynı sıra CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli, Savaştepe Belediye Başkanı Ali Koyuncu, Karesi Belediye Başkan Yardımcısı Kemal Aydemir, Karesi Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Kemal Halulu, Balıkesir İl Tarım Müdür Yardımcısı Alaeddin Zeren, Altıeylül İlçe Tarım Müdürü Cemal Günaydın, Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, Balıkesir Sanayi Odası Meclis Başkanı Ergin Birgül, Balıkesir Sanayi ve İş Adamları Derneği Başkanı (BASİAD) Selçuk Savaş, Btk Expo Fuarcılık Kurucu Ortağı Özhan Türk, Balıkesir Haykoop Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Özen, Edremit Ticaret Odası Başkanı Ahmet Çetin, Karesi Ziraat Odası Başkanı Rahmi Demirbay, Karesi ve Altıeylül İlçeleri Süt Üreticileri Birikimi Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Şimşek, Bandırma Ziraat Odası Başkanı Süleyman Dönmez, Kepsut Ziraat Odası Başkanı Mehmet Emin Türk, Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı Erol Tunçman, Damızlık Manda Yetiştiricileri Birliği Başkanı Hakkı Peltek, Bandırma Koyunculuk Araştırma Enstitüsü Müdürü Kerim Kılınç, Balıkesir Bölgesi Tarım Kooperatifleri Birliği Başkanı Şaban Ergün, Kanatlı Hayvan Eti Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Raşit Dokuz, Balıkesir ili Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Atilla Sevim, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcıları, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Gülnaz Çelikyurt Uzuner, fuar paydaşları, sektör temsilcileri ve basın mensupları katıldı. “ÜRETİCİSİNİ GÜÇLENDİREMEYEN BİR ÜLKE, GELECEĞİNİ GÜÇLÜ KURAMAZ” Balıkesir’in verimli toprakları, ürün çeşitliliği, güçlü tarım ve hayvancılık geleneğiyle Türkiye’nin önemli üretim merkezlerinden biri olduğunu söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, burada üretilen, yetiştirilen, emek verilen ne varsa Balıkesir’in sınırlarını aştığını ve Türkiye’nin dört bir yanındaki sofralarda yerini aldığını belirtti. Bu başarının arkasında çiftçinin alın teri, yetiştiricilerin emeği, nesillerdir toprağına sahip çıkan insanların mücadelesinin olduğunu belirten Akın, “Bizim sorumluluğumuz, bu büyük üretim gücünü geleceğe taşımaktır. Bugün tarım, dünyanın en stratejik meselelerinden biri hâline geliyor. İklim değişikliği, su kaynakları ve gıda arz güvenliği ülkelerin geleceğini doğrudan ilgilendiriyor. Toprağı korumak, üreticiyi güçlendirmek ve üretimin devamlılığını sağlamak hepimiz için bir gelecek meselesidir. Çiftçimiz tarlasında kalmalı. Yetiştiricimiz emeğinin karşılığını almalı. Gençlerimiz toprağında bir gelecek görebilmeli. Bilim ve teknoloji üretimle daha fazla buluşmalı. Ben şuna inanıyorum: Üreticisini güçlendiremeyen bir ülke, geleceğini güçlü kuramaz. Türkiye üretimde güçlenecekse, bunun yolu toprağından ve üreticisinden geçiyor. Balıkesir olarak bizim de bu büyük hedefte önemli bir sorumluluğumuz var. Biz Balıkesir Büyükşehir Belediyesi olarak çalışmalarımızı bu anlayışla yürütüyoruz.” şeklinde konuştu. “BALIKESİR, ÜRETİMİN MERKEZİ OLACAK” “Tarımda Balıkesir Modeli ile 20 ilçemizin üretim potansiyelini kendi değerleriyle buluşturuyor, çiftçimizi ve yetiştiricimizi destekliyoruz” diyen Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Tohumdan fidana, hayvancılıktan arıcılığa, sulamadan ürünün pazara ulaşmasına kadar üretimin farklı aşamalarında hemşehrilerimizin en yakınındayız. Ama bizim hedefimiz daha büyük. Balıkesir’in ürettiğini işleyen, değerini artıran, markalaştıran ve yeni pazarlara ulaştıran güçlü bir üretim merkezi olmasını istiyoruz. Çiftçimizin emeği tarlada kalmasın istiyoruz. Değer kazansın. Yeni pazarlara ulaşsın. Üreticimizin kazancının çok artmasını istiyoruz. Bu şekilde gençlerimizin bu topraklarda üretmesinin önünü açarız. Balıkesir’in bereketini, Balıkesir’in refahına dönüştürmek için mücadele veriyoruz. Bu yıl üçüncüsü düzenlenecek Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nı da bu yolculuğun önemli bir parçası olarak görüyoruz.” “BALIKESİR BİZİM AİLEMİZ, TÜRKİYE BÜYÜK AİLEMİZDİR” 24–27 Eylül’de üreticileri sektörün yeni imkanlarıyla ve yeni teknolojilerle buluşturacaklarını dile getiren Akın, “Yeni iş birliklerinin kurulmasını, yeni pazarların açılmasını, üreticimizin dünyadaki gelişmeleri yakından görmesini istiyoruz. Çünkü geleceğin tarımı bilimle, teknolojiyle, verimlilikle ve doğru kaynak yönetimiyle şekilleniyor. Balıkesir bu değişimi izleyen şehirlerden biri değil. Balıkesir bu değişimin öncülerinden birisidir. Balıkesir, “Tarımda Balıkesir Modeliyle” diğer tüm büyükşehirlerde dikkatle takip edilen bir noktadadır. Bunun için fuarımızın da hedefini yüksek tutuyoruz. Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nı Türkiye’nin tarım ve hayvancılık alanındaki önemli buluşma noktalarının merkezi haline getiriyoruz. Balıkesir’in bunu başaracak toprağı var. Tecrübesi var. Üretim kültürü var. Ve hepsinden önemlisi, üreten insanı var. Biz Balıkesir’de ortaya koyduğumuz tarım anlayışının çok daha ileriye gideceğini görüyoruz. Zengin toprakların fakir çiftçileri olmasına izin vermiyoruz. Balıkesir bizim ailemiz, Türkiye büyük ailemiz. Üreticinin güçlendiği, yerel değerlerin korunduğu, teknolojinin tarımla buluştuğu ve üretilen değerin yine o toprağın insanına kazandırıldığı bir modelin Türkiye’nin her yerinde karşılık bulabileceğine inanıyoruz. Hedefimiz, Tarımda Balıkesir Modeli’ni Türkiye’ye örnek gösterilen bir başarıya dönüştürmektir. Bunu üreticimizi dinleyerek başaracağız” diye konuştu. “GÖNÜLDE MİLLET, GÖNÜLDEN HİZMET” “Tarladaki ihtiyacı bilerek, doğru çözümleri birlikte üreterek başaracağız” şeklinde konuşan Akın, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Hizmet anlayışımız da tam burada başlıyor. Milletimizi gönlümüzde taşıyor, üreticimizin derdini kendi derdimiz biliyor ve hizmetimizi gönülden yapıyoruz. İşte Gönülde Millet, Gönülden Hizmet derken tam olarak bunu kastediyorum hemşehrilerim. Balıkesir’in toprağına, üreticisine ve geleceğine aynı anlayışla sahip çıkmaya devam edeceğiz. 3. Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarımızın üreticilerimize, sektörümüze, Balıkesir’imize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Bu önemli organizasyona katkı sunan bütün kurumlarımıza, sektör temsilcilerimize, firmalarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. 24 - 27 Eylül’de hemşehrilerimi ve tüm vatandaşlarımızı Balıkesir’e, üretimin ve bereketin buluşmasına bekliyoruz.” SARI: “HAYIRLI OLSUN” CHP Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Serkan Sarı, Balıkesir’de bu yıl üçüncüsü düzenlenen Tarım ve Hayvancılık Fuarının çok kıymetli olduğunu ifade ederken şunları söyledi: “Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum. Üreticilerin ürünlerini nasıl kazanca dönüştüreceğini düşündüğü bu dönemde bu fuarımız çok önem arz ediyor. Niyetimiz fuarımızı uluslararası bir vizyonda geliştirmek istiyoruz. 24–27 Eylül düzenlenecek fuarın üreticimize, şehrimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.” dedi. KULA: “İLGİ HER GEÇEN YIL ARTIYOR” Balıkesir Ticaret Odası Başkanı Rahmi Kula, Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarını her geçen yıl daha fazla ilgi gördüğünü belirtirken 24–27 Eylül düzenlenecek fuarın hayırlı olması temennisinde bulundu. Kula, “İnşallah bu fuarı uluslararası bir Tarım ve Hayvancılık Fuarına taşıyarak ülkemizdeki en iyi fuar haline getiririz. Ben buna yürekten inanıyorum. Çünkü Balıkesir, tarım ve hayvancılık sektörlerinin hep en önde gelen illerinden olmuştur. Fuarda emeği geçen Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanımız Ahmet Akın ve ekibine teşekkür ediyorum.” dedi. SAVAŞ: “BİZİM İÇİN GURUR VERİCİ” BASİAD Başkanı Selçuk Savaş, “BASİAD olarak bu fuarın oluşmasında büyük emek harcadık. İlk günden beri taşıdığımız inancın bugün çok büyük bir organizasyona dönüşmesinden büyük bir onur duyuyoruz. Fuarın düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür ediyor, fuarımızın hayırlı olmasını diliyorum” dedi. Balıkesir Sanayi Odası Meclis Başkanı Ergin Birgül ise fuarın verimli geçmesini dilerken emeği geçenlere teşekkür etti. UZUNER: “ÜRETİCİMİZİN SADECE DESTEĞE DEĞİL, DOĞRU BİLGİ VE TEKNOLOJİYE İHTİYACI VAR” Bu yıl üçüncüsü gerçekleştirilecek Balıkesir Tarım ve Hayvancılık Fuarı’nın artık sadece bir fuar organizasyonu olmadığını söyleyen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Hizmetler Daire Başkanı Gülnaz Çelikyurt Uzuner, üreticinin ihtiyaçlarıyla sektörün sunduğu imkânları aynı zeminde buluşturan önemli bir platform haline geldiğini belirtti. Bu yıl fuarda özellikle hayvancılık alanında daha güçlü bir içerik oluşturduklarının bilgisini veren Uzuner, “Uluslararası hakemlerin katılacağı koç yarışmamızdan yerli ırklarımıza yönelik etkinliklere, yetiştirici eğitimlerinden Türkiye Hayvancılık Zirvesi’ne kadar birçok başlığı aynı çatı altında topladık. Tarım tarafında ise üreticimizin bugün ihtiyaç duyduğu teknoloji, mekanizasyon, akıllı tarım uygulamaları, tohumculuk ve yeni üretim yöntemlerini sahaya taşımayı hedefledik. Çünkü biz Kırsal Hizmetler Daire Başkanlığı olarak sahada şunu çok net görüyoruz: Üreticimizin artık yalnızca desteğe değil; doğru bilgiye, doğru teknolojiye ve doğru bağlantılara da ihtiyacı var. Bu nedenle fuarımızı hazırlarken temel yaklaşımımız, “üretici fuara gelsin ve gezsin” anlayışının ötesine geçmek oldu. Üreticimizin buradan yeni bir bilgi, yeni bir fikir, yeni bir iş bağlantısı ya da işletmesine katkı sağlayacak yeni bir imkânla ayrılmasını istiyoruz. Başta Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Akın olmak üzere, fuarın gerçekleşmesinde katkı sunan tüm kurum, kuruluş, oda, borsa, birlik ve sektör temsilcilerimize teşekkür ediyorum. Ve asıl teşekkürümüz; toprağını işleyen, hayvanını yetiştiren, üreten ve Balıkesir’in bereketini ayakta tutan üreticilerimize 24-27 Eylül tarihleri arasında Ali Hikmet Paşa Tesisleri’nde gerçekleştireceğimiz fuarımızın şehrimiz, üreticilerimiz ve sektörümüz için verimli bir buluşma olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı.

Matlı’dan Bursa İhracatına “Ziyaretten Siparişe” Modeli Haber

Matlı’dan Bursa İhracatına “Ziyaretten Siparişe” Modeli

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Trade Cloud, Bursa Global, Bursa İş Ağı, BursaLink 365 ve TechBridge Europe çözümleriyle Bursa’nın üretim gücünü yeni müşterilere, pazarlara ve siparişlere taşıyacaklarını açıkladı. Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teşvikleri; KOSGEB, TÜBİTAK ve kalkınma ajansı destekleriyle birlikte firmaların ihtiyaçlarına göre tek bir yol haritasında buluşturulacak. UR-GE, HİSER, fuar, ticaret heyeti ve eğitim gibi Türkiye’nin dört bir yanındaki oda ve borsaların zaten yürüttüğü çalışmalar ise tek başına başarı olarak sunulmayacak. Bir bütünün parçası olarak tüm süreçler entegre edilecek. Matlı, “Biz faaliyet sayısını değil, üyemizin elde ettiği sonucu ölçeceğiz. Kaç heyet düzenlendiğine değil; kaç nitelikli alıcıya ulaşıldığına, kaç teklif verildiğine, kaç sipariş ve tekrar sipariş alındığına bakacağız” dedi. BURSA GLOBAL İLE HER FİRMAYA İHRACAT YOL HARİTASI Bursa Global, ihracata başlamak veya yeni pazarlara açılmak isteyen firmaların tek temas noktası olacak.Firmaların ürünleri, kapasiteleri, sertifikaları ve rekabet gücü analiz edilecek; doğru ülkeler, müşteriler ve dağıtım kanalları belirlenecek. İhracat departmanı kuramayan KOBİ’lere pazar araştırmasından teklif hazırlamaya, mevzuattan lojistiğe kadar uygulamalı dış ticaret desteği sağlanacak. Her firmanın destek başvurusu, pazar arayışı, alıcı görüşmeleri ve sipariş süreci aynı dosya üzerinden takip edilecek. BURSA TRADE CLOUD İLE 365 GÜN AÇIK PAZAR Bursa Trade Cloud, Bursa’daki üreticilerle Türkiye’den ve dünyadan doğrulanmış alıcıları buluşturan dijital ticaret altyapısı olacak. Firmaların ürünleri, üretim yetenekleri, sertifikaları ve kapasiteleri platformda yer alacak. Satın alma talepleri, teklifler, distribütör arayışları ve uluslararası iş fırsatları doğru firmalarla eşleştirilecek. Matlı, “Bursalı üretici yeni müşteri bulmak için yılda birkaç kez düzenlenen fuarları beklemeyecek. Bursa’nın üretim gücü yılın 365 günü dünyaya açık olacak” ifadelerini kullandı. BURSA İŞ AĞI İLE YERELDEN KÜRESELE REFERANS ZİNCİRİ Bursa İş Ağı, Bursa’da üretilen ürün ve hizmetleri şehirdeki doğru alıcılarla buluşturacak. Ana sanayi kuruluşlarının ve büyük işletmelerin satın alma ihtiyaçları KOBİ’lerle eşleştirilecek. Bursa’da ticaret ve referans kazanan firmaların ulusal ve uluslararası pazarlara açılması kolaylaştırılacak. Böylece Bursa’da üretimden başlayan süreç; yerel satış, güçlü referans ve ihracatla devam edecek. BURSA LINK 365 İLE BAĞLANTIDAN TİCARETE BursaLink 365 ile Türkiye genelindeki oda ve borsalar, yurt dışındaki iş dünyası kuruluşları, Bursalı iş insanları ve sektörel ağlar sürekli çalışan bir ticaret bağlantısında buluşturulacak. Farklı şehir ve ülkelerden gelen satın alma talepleri Bursa’daki doğru üreticilere yönlendirilecek. Ülke ve sektör bazlı alıcı günleri düzenlenecek; kurulan her temas tekliften siparişe kadar izlenecek. TECHBRIDGE EUROPE İLE AVRUPA DEĞER ZİNCİRİNE ERİŞİM TechBridge Europe, Bursa firmalarını Avrupa’daki teknoloji şirketleri, ana sanayi kuruluşları, yatırımcılar ve tedarik zincirleriyle doğrudan buluşturacak. Firmalara müşteri bulmanın yanında; yeşil dönüşüm, karbon düzenlemeleri, dijital izlenebilirlik, ürün standartları ve sertifikasyon konularında da destek verilecek. Bursa sanayisinin Avrupa’daki konumu yalnızca üretici ve tedarikçi olmaktan çıkarılarak teknoloji, tasarım ve çözüm ortaklığına taşınacak. BURSA IP VE BURSA MARKA 2040 İLE HACİMDEN DEĞERE Bursa IP ile firmaların patent, tasarım, yazılım, marka ve diğer fikrî mülkiyet varlıklarını geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri desteklenecek. Bursa Marka 2040 ile üreticilerin kendi markalarıyla dış pazarlara açılması, markalarını koruması ve uluslararası satış kanallarında büyümesi sağlanacak. Matlı, “Bursa yalnızca daha fazla ihracat yapmamalı; kilogram başına daha fazla gelir elde etmeli. Başkalarının markaları için üretmenin yanında kendi teknolojimizi, tasarımımızı ve markamızı da dünyaya satmalıyız” diye konuştu. SONUÇLAR ÜYEYLE PAYLAŞILACAK Yeni dönemde ihracat çalışmalarının sonuçları düzenli olarak açıklanacak. Ulaşılan doğrulanmış alıcılar, gerçekleştirilen nitelikli görüşmeler, verilen teklifler, gönderilen numuneler, alınan siparişler ve tekrar siparişler üyelerle paylaşılacak. Matlı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Projelerimizin tamamı birbirini tamamlayan tek bir sistemin parçalarıdır. Bursa Global firmamızı hazırlayacak, Bursa Trade Cloud alıcıyla buluşturacak, Bursa İş Ağı güçlü referans oluşturacak, BursaLink 365 ticari bağlantıları büyütecek, TechBridge Europe firmamızı Avrupa’nın değer zincirine taşıyacak. Bursa IP ve Bursa Marka 2040 ise ürettiğimiz değerin ve markanın Bursa’da kalmasını sağlayacak. İhracatta faaliyetten sonuca, bağlantıdan ticarete, hacimden değere geçeceğiz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.