Hava Durumu

#Temiz Enerji

Kırsal Haber - Temiz Enerji haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Temiz Enerji haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız'' Haber

Bakan Kurum: ''Hep Birlikte Dünyanın Yükselen Ateşini Düşürmek Zorundayız''

COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Cenevre programı kapsamında Dünya Meteoroloji Örgütü’nde COP31 Başkanlığı Bilgilendirme Toplantısında konuştu. COP31 Başkanlığı’nın 10 öncelikli hedefini anlatan Bakan Kurum, “Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır” dedi. Türkiye’nin ve COP31 Başkanlığı’nın Dünya Meteoroloji Örgütü’nün Herkes İçin Erken Uyarılar Girişimi’ni güçlü biçimde desteklediğini vurgulayan Bakan Kurum, “Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya” diye konuştu. Cenevre’deki Dünya Meteoroloji Örgütü Genel Merkezi’nde COP31 Başkanlığı, Dünya Meteoroloji Örgütü Bilgilendirme Toplantısı Üst Düzey Oturumu gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Dünya Meteoroloji Örgütü’nün verileri ışığında iklim krizinin ulaştığı boyuta dikkat çekti. “İklim değişikliğinin sonucu nedir derseniz, net bir şekilde Nepal’i gösterebiliriz” ifadesini kullanan Bakan Kurum, “Küresel iklim sistemi tarihteki en dengesiz dönemini yaşıyor. Sıcaklıklar rekor seviyelerde seyrediyor, kuraklık riski yaşanıyor, bir yandan buzullar eriyor, 2026 sonu için El Nino uyarısı yapılıyor. Küresel anlamda iklim riski, artık insanların hayatına, geçim kaynaklarına, şehirlerimize ve kalkınma imkanlarına doğrudan yansıyor. Bunun en acı örneklerinden birini birkaç hafta önce Nepal’de gördük. Himalayalar’da meydana gelen buzul çökmesiyle tetiklenen büyük sel; yerleşim alanlarını, yolları, köprüleri ve enerji altyapısını vurdu. Bin 386 insanımız hayatını kaybetti, 5 bin 130’dan fazla insanımız hala kayıp” dedi. “TÜRKİYE’DE YAĞIŞLARDA TARİHİMİZİN EN DEĞİŞKEN SÜRECİNİ YAŞIYORUZ” Türkiye’nin yaşadığı iklim kaynaklı afetlere de vurgu yapan Bakan Kurum, “Bugün Türkiye’de de sıcaklıklar yükseliyor, yağış düzeni değişiyor ve aşırı hava olayları artık daha sık karşımıza çıkıyor. Yağışlar konusunda da tarihimizin en değişken sürecini yaşıyoruz. 2025 yılında, son 52 yılın en düşük yağış seviyesini görmüşken, 2026’da son 66 yılın en yüksek yağış seviyesine ulaştık. Son 10 yılda bazı illerimizde aşırı yağışların ardından sel, su baskınları ve heyelanlar yaşadık; aynı zamanlarda başka bir bölgemizde orman yangınlarıyla mücadele ettik” diye konuştu. ERKEN UYARI İÇİN NEPAL’DEKİ OKUL ÖRNEĞİ Yaşanan felaketlerin meteorolojik risklerin arkasında; evler, çiftçiler, çocuklar ve aileler olduğunu yeniden hatırlattığını belirten Bakan Kurum, meteorolojinin bilimsel temelli ölçüm ve uyarı sistemlerinin bu noktada hayati önem taşıdığını dile getirdi. Bakan Kurum “Meseleye bu açıdan baktığımızda şunu söylemek zorundayız; doğru gözlem, doğru tahmin ve zamanında uyarı, bugün dünyanın en temel insani güvenlik meselesidir. Doğru uygulamanın ilk şartı, riski doğru bilmektir” dedi. Erken uyarı konusunda bugün görüştüğü Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) Genel Sekreteri Jagan Chapagain’in anlattığı örneği paylaşan Bakan Kurum şöyle devam etti: Nepal'deki sel öncesinde bir okul ve o okul müdürü Sayın Dawadi… Okulda 900'den fazla çocuğu dağlara çıkararak hayatını kurtardı. Yaklaşık 13 dakika sonra okul yerle bir oldu. Yani zamanla yarışarak, doğru bir tavırla, orada 900 çocuğumuzun, evladımızın kurtarılmasına vesile oldu. İşte erken uyarı sistemi, bu anlamda halkların bilinçlendirilmesi, bu eğitimin çocuklara verilmesi ne kadar önemli, ne kadar kıymetli bunu yaşayarak da görmüş olduk. “DÜNYA METEOROLOJİ ÖRGÜTÜ’NÜN ‘HERKES İÇİN ERKEN UYARILAR GİRİŞİMİ’Nİ GÜÇLÜ BİÇİMDE DESTEKLİYORUZ” COP31 Başkanlığı olarak erken uyarı sistemlerini uygulama hedefi için çok önemsediklerini dile getirerek, “Biliyoruz ki meteoroloji ve iklim bilgisi afetlere hazırlıktan su yönetimine, tarımdan yine sağlığa ve dirençli şehirlerin planlamasına kadar kararların bilimsel temelidir. Bu nedenle gözlem, tahmin ve erken uyarı kapasitesini güçlendirmek COP31 uygulama yaklaşımının en önemli parçalarından bir tanesidir. Ben bizzat afetlere gitmiş, afetlerde mücadele etmiş bir bakan olarak bunları ifade ediyorum. Dünya Meteoroloji Örgütü'nün ‘Herkes İçin Erken Uyarı Girişimi’ni biz de COP31 Başkanlığı olarak, Türkiye olarak güçlü bir şekilde destekliyoruz” diye konuştu. “BİLİM İLE UYGULAMA ARASINDAKİ MESAFEYİ AZALTMALIYIZ” Türkiye’nin meteoroloji alanındaki çalışmalarını anlatan Bakan Kurum, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün ‘MeteoUYARI’ sistemi ile yaklaşan tehlikeleri farklı renk kodlarıyla gösterip il ve ilçe düzeyinde uyarıları kamuoyuna ve ilgili kurumlara ulaştırdığını kaydetti. Erken uyarı sistemlerinin gıda güvenliği alanında da önemli katkılar sunduğunu belirten Bakan Kurum şöyle devam etti: Bir çiftçi için birkaç derecelik sıcaklık farkı, birkaç saat erken gelen yağmur, dolu veya bir gecelik don bütün bir yılın emeğini etkileyebilir. Bu yüzden hava tahmini; ekim, sulama, ilaçlama ve hasat konutlarının zamanlamasında stratejik bir hale getiren üretim aracıdır. Meteorolojik bilgiyi tarladaki üreticinin günlük kararlarına daha güçlü biçimde taşımak, aynı zamanda gıda güvenliğini güçlendirmektir. Çünkü, etkiye odaklanan tahmin, bilgiyi doğrudan hazırlıkla buluşturur. Doğru tahmin ve erken harekete geçme, büyük kayıpların önüne geçebilir. Erken uyarının başarısını, bilginin zamanında eyleme dönüşmesiyle ölçmeliyiz. Bilginin bu anlamda planlamaya, yatırıma ve uygulamaya yön vermesini istiyoruz. Bilimle uygulama arasındaki mesafeyi azaltmalıyız. Ulaşmak istediğimiz sonuç açık ve nettir; insanların afetlere karşı daha iyi korunduğu, şehirlerin risklerini önceden görebildiği, çiftçinin doğru zamanda bilgiye ulaştığı ve temiz, güvenilir enerji erişiminin genişlediği bir dünya. “1,5 DERECE HEDEFİ BİZİM PUSULAMIZDIR” İklim krizi karşısında artık konuşmanın yerine eyleme geçmenin gerektiğini ifade eden Bakan Kurum, 1,5 derece hedefi doğrultusunda güçlü adımların hayata geçirilmesi gerektiğine işaret etti: İklim kaynaklı hangi afeti konuşsak, karşımıza şu gerçek çıkıyor. Riskleri en aza indirmek, emisyonları daha hızlı azaltmak, uyum kapasitesini güçlendirmek ve kırılgan toplumları desteklemek zorundayız. Artık konuşmanın ötesine geçmek zorundayız. Konuşma süreci bitti. 10 yıldır dünya yeteri kadar konuştu, istişare etti, belli konularda uzlaştı. Ama bundan sonraki süreçte artık karar almak zorundayız. Eğer bu koltuklarda oturuyorsak, bu sorumlulukları üstleniyorsak geleceğimiz için, dünyamız için birlikte hareket edecek, elimizi, gövdemizi taşın altına koyacağız. Dünya bizden bunu bekliyor. Ve hep birlikte dünyanın yükselen ateşini düşürmek zorundayız. Yol zorlaşabilir, zorluklarla karşılaşabiliriz. Ama yönümüzü asla değiştirmemeliyiz. 1,5 derece hedefi bizim pusulamızdır. Bu yolda bize düşen görev de bizi güvenli iklim patikasına taşıyacak politikaları ve uygulamaları gücümüz yettiğince güçlendirmektir. “TEDAVİ UYGULAYACAKSANIZ İLK ÖNCE TEŞHİS YAPACAKSINIZ” COP31 Başkanlığı’nın ‘Uygulama COP’u hedefinin altını çizen Bakan Kurum, “Tedavi uygulayacaksanız ilk önce teşhis yapacaksınız. Bunun için de başından bu yana ‘Uygulama COP'u vurgusu yapıyoruz. Antalya'da bu anlamda mevcut taahhütlerin nasıl uygulanacağını, finansman, teknoloji ve kapasite engellerinin nasıl aşılacağını konuşmak istiyoruz. Diyalog, uzlaşı ve aksiyon yaklaşımımız da bunu ifade ediyor. Farklı koşulları anlamak, ortak zemini büyütmek ve bu zemini sahada sonuca dönüştürmek. Doğuyla batı arasında, yine güneyle kuzey arasında köprü vazifesi görecek, kimsenin geride bırakılmadığı o anlayışı COP31 Başkanlığı'na taşıyacak bir bakışla, anlayışla süreci yürütmeye gayret gösteriyoruz” dedi. BAKAN KURUM, COP31 BAŞKANLIĞI’NIN 10 ÖNCELİKLİ ALANINI ANLATTI Bakan Kurum, COP31 Başkanlığı’nın iklim krizine karşı uygulamaya yönelik ortaya koyduğu eylem gündemi başlıkları ve 2053 hedeflerinin altını çizdi. Temiz enerji ve elektrifikasyon, Sıfır Atık, dirençli şehirler, yeşil sanayileşme, gençlik ve eğitim, gıda güvenliği, okyanuslar ve denizler, dirençli sağlık sistemleri, Rio Sinerjileri ve İklim Uygulama Köprüsü’nden bahseden Bakan Kurum, deprem bölgesinde tamamlanan Asrın İnşa Seferberliği sonrası inşa edilen dirençli şehirlere vurgu yaptı. COP31 Başkanlığı’nın eylem gündemini hayata geçirmek için 2035’e yönelik net uygulama hedeflerini de ortaya koyduğunu anlattı. “YAŞANABİLECEK BİR DÜNYA KALMADIKTAN SONRA TOPRAKLARINIZI KORUMANIN ANLAMI YOK” NATO ülkelerinin savunma bütçelerini artırdığı gibi tüm ülkelerin de iklim değişikliği ile mücadeleye kaynak ayırması gerektiğinin altını tekrar çizen Bakan Kurum, “Ülkeler bugün yaşadığımız krizler sonrası enerji güvenliği, gıda krizi risklerini önümüzdeki dönemde yaşamak istemiyorlarsa eğer her ülke her alanda kendi kendine yetmelidir. Bu iradeyi tüm liderler göstermelidir. Nasıl ki NATO ülkeleri kendi güvenlikleri için bütçelerini yüzde 5'e çıkarıyorlarsa aynı bakışı, aynı duruşu, aynı tavrı iklim değişikliğiyle mücadelede de ortaya koymak zorundalar. Çünkü yaşanabilecek bir dünya kalmadıktan sonra topraklarınızı, ülkenizi, insanınızı korusanız da neticede yaşayacak bir dünya olmayınca hiçbir anlamı yok” diye konuştu. “BİLİMİ KARAR VE UYGULAMAYLA DAHA GÜÇLÜ BİÇİMDE BULUŞTURACAĞIZ” Önümüzdeki hafta New York İklim Haftası programlarını, ardından Fiji Pre-COP’u, Dünya Liderler Zirvesi’ni ve Antalya’da COP31’in tematik günlerini gerçekleştireceklerini belirten Bakan Kurum, “Her aşamada bilimi karar ve uygulamayla daha güçlü biçimde buluşturacağız. Burada başlayan diyaloğun Antalya’da somut ortaklıklara, yatırımlara ve uygulamaya dönüşmesini arzu ediyoruz” dedi. Türkiye’nin bilgi ve tecrübesini diğer ülkelerle paylaşmaya devam edeceğini vurgulayan Bakan Kurum, bu kapsamda 3 yıl boyunca her yıl, en az gelişmiş ülkelerden 30 teknik personele eğitim verileceğini sözlerine ekledi.

İzmir’in İklim Deneyimi Avrupa’ya Taşınacak Haber

İzmir’in İklim Deneyimi Avrupa’ya Taşınacak

İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğinin kentler üzerindeki etkilerine karşı daha güçlü politikalar geliştirmek, iklim politikalarını yerel düzeyde daha etkin uygulamak, Avrupa kentleri arasında bilgi ve deneyim paylaşımını güçlendirmek amacıyla “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinde yer aldı. Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED (Yükseköğretimde İşbirliği Ortaklıkları) kapsamında desteklenen projenin ilk paydaş buluşmasına, 28-30 Eylül’de İzmir ev sahipliği yapacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi, Avrupa’daki üniversite ve metropol yönetimleriyle birlikte iklim değişikliğiyle mücadelede yeni politika ve uygulamaları geliştirmek için “İklim Gündeminin Büyükşehirlerde Uygulanması (CLI-MET)” projesinde yer aldı. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Müdürlüğü’nce yürütülen proje kapsamında ilk paydaş çalıştayı İzmir’de düzenlenecek. Çalıştayda, farklı kentlerin deneyimleri paylaşılacak ve iklim politikalarına yönelik eğitim programları gerçekleştirilecek. Kentlerin iklim riskleri değerlendirilecek Palermo Üniversitesi’nin yürütücülüğünde, Erasmus+ Programı KA220-HED (Yükseköğretimde İşbirliği Ortaklıkları) kapsamında desteklenen proje ile büyükşehirlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum politikalarındaki rolünün güçlendirilmesi hedefleniyor. Proje kapsamında kentlerin karşı karşıya olduğu iklim riskleri değerlendirilecek, farklı şehirlerin deneyimleri paylaşılacak ve yerel yönetimlerin iklim politikalarını daha etkin uygulayabilmesine yönelik yöntemler geliştirilecek. Projede İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Palermo Üniversitesi, Dortmund Teknik Üniversitesi, Madrid Teknik Üniversitesi, Milano Belediyesi ve Avrupa Metropoliten Bölgeler ve Alanlar Ağı (METREX) ortak olarak yer alıyor. İlk buluşma İzmir’de Projenin ilk paydaş çalıştayına İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliği yapacak. 28-30 Eylül 2026 tarihlerinde Tarihi Havagazı Fabrikası’nda düzenlenecek üç günlük programda akademisyenler, uzmanlar, kamu temsilcileri ve yerel paydaşlar bir araya gelecek. Çalıştayın ilk gününde iklim politikalarına ilişkin seminer ve paneller düzenlenecek. İkinci gün ise dört tematik çalışma grubunda kentlerin iklim değişikliğiyle mücadele ve uyum kapasitesini geliştirmeye yönelik çalışmalar yürütülecek. İzmir’deki uygulamalar yerinde incelenecek Çalışma gruplarında iklim riskleri ve mekânsal planlama, su-enerji-mobilite uyumu, sosyal kırılganlık ve toplum dayanıklılığı ile yönetişim ve kurumsal koordinasyon başlıkları ele alınacak. Programın üçüncü gününde ise İzmir’deki uygulamaların yerinde incelenmesine yönelik saha ziyareti gerçekleştirilecek. Saha ziyaretlerinde Kadifekale Mahalle Bostanı'nda İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin gerçekleştirdiği kent bostanı faaliyetleri ve tohum serası gözlemlenecek. Ardından Kadifekale'den başlayıp Agora, Havra Sokağı ve Kemeraltı ile tur tamamlanacak. METREX ağı üzerinden Helsinki Metropoliten Bölgesi ve Lviv Metropoliten Aglomerasyonu deneyimleri de paylaşılacak. Üç Avrupa kentinde eğitim CLI-MET projesi kapsamında Palermo, Dortmund ve Madrid’de uluslararası eğitim programları düzenlenecek. İlk eğitim 11-17 Kasım 2026 tarihlerinde Palermo’da gerçekleştirilecek. 2027’de Dortmund’da, 2028’de ise Madrid’de yapılacak eğitimlerde sürdürülebilir kentler, Avrupa Birliği iklim politikaları, döngüsel ekonomi, kentsel dönüşüm, sosyal politikalar ve iklim değişikliğine uyum konuları ele alınacak. İklim Politikaları için El Kitabı Proje kapsamında büyükşehir ölçeğinde iklim politikalarının uygulanmasına ilişkin en az 10 örnek analizi hazırlanacak. Kentlerin iklim değişikliğiyle mücadelede geliştirdiği başarılı uygulamalar incelenerek diğer şehirlerin de yararlanabileceği bir bilgi birikimi oluşturulacak. Hazırlanan çalışmalar Dijital Akademi üzerinden erişime açılacak. Platformun en az 250 kayıtlı kullanıcıya ulaşması hedefleniyor. Projenin ilerleyen aşamalarında ise elde edilen bilgi ve deneyimler açık erişimli İklim Politikaları El Kitabında bir araya getirilecek.

Bakan Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır" Haber

Bakan Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır"

İstanbul Finans Merkezi’nde düzenlenen İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi, "COP31 Vizyonundan İklim Eyleminin Finansmanına" temasıyla iş dünyası ve finans sektörünün önde gelen isimlerini bir araya getirdi. ​COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum zirvenin açılışında yaptığı tarihi konuşmada, iklim değişikliğiyle mücadelenin ulusal güvenlik kadar stratejik olduğunu vurguladı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın yanı sıra bankacılık ve finans sektörünün üst düzey temsilcilerinin katıldığı zirvede, iklim finansmanı uçurumunun kapatılması için küresel liderlere çağrı yapıldı. ​Bakan Murat Kurum: "İklim Finansmanı, Savunma Yatırımları Gibi Stratejik Olmalıdır" ​Dünyanın güvenlik konseptini yeniden kurduğuna dikkat çeken Bakan Murat Kurum, NATO ülkelerinin savunma yatırımlarını milli gelirlerinin %5’ine kadar çıkarma kararı aldığını hatırlatarak şu kritik karşılaştırmayı yaptı: ​"Biz, benzer ölçekte bir hamleyi iklim güvenliği için de bekliyoruz. Savunmaya ayrılan kaynak gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bugünden yapılan yatırım olarak görülüyorsa, iklim yatırımlarına da aynı stratejik gözle bakmak zorundayız. Üzerinde yaşayacağımız güvenli bir dünya kalmadığında, ülkelerimizi savunmak için yaptığımız harcamaların ne anlamı kalır?" ​Mevcut iklim finansmanı ihtiyacının 7.5 ila 9 trilyon dolar seviyesinde olduğunu, küresel harcamanın ise yalnızca 1.9 trilyon dolarda kalarak büyük bir uçurum oluşturduğunu belirten Kurum, dünya liderlerini temiz enerji, su güvenliği, dirençli şehirler ve yeşil sanayi için acil ortak irade göstermeye davet etti. ​COP31 Zirvesi Tarihi Bir Dönüm Noktası Olacak ​Kasım ayındaki COP31 Zirvesi'nin artık sözlerin yatırıma dönüştüğü somut bir platform olacağını belirten Kurum, İstanbul’dan dünyaya şu mesajları verdi: ​İklim Uygulama Köprüsü: Gelişmekte olan ülkelerin iklim hedefleri ile finansman ihtiyacını buluşturmak amacıyla "İklim Uygulama Köprüsü" kuruldu. ​SURFF Modeli: İLBANK, İklim Değişikliği Başkanlığı ve COP31 Başkanlığı iş birliğiyle geliştirilen Sürdürülebilir Kentsel Dirençlilik Finansmanı Faaliyeti (SURFF) ile yerel yönetimlerin projeleri finansmana hazır hale getirilecek. ​İş Dünyası Zirvesi: TOBB, 12-13 Kasım tarihlerinde Liderler Zirvesi ile eş zamanlı olarak İş Dünyası Zirvesi'ne ev sahipliği yaparak finansörleri ve şirketleri aynı zeminde buluşturacak. ​Geleceğin Piyasası: Norveç’te elektrikli araç oranının %97'yi aşmasını örnek gösteren Kurum, yeşil dönüşümün devasa bir elektrifikasyon, batarya ve yazılım pazarı doğurduğunu, geleceğin kazananlarının bugünden yatırım yapanlar olacağını vurguladı. ​Bakan Bayraktar: "Türkiye'nin Enerji Altyapısı İçin 2035'e Kadar En Az 80 Milyar Dolar Gerekli" ​Zirvede konuşan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, eşi benzeri görülmemiş bir enerji dönüşümünün kapıda olduğunu belirtti. Sadece Türkiye’nin enerji altyapısının güçlendirilmesi için 2035 yılına kadar en az 80 milyar dolar yatırıma ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Bayraktar, yenilenebilir enerji, nükleer enerji, depolama ve akıllı iletim ağları için uluslararası finansal kurumların sermayesini seferber etmenin şart olduğunu söyledi. ​Bankacılık Sektöründen Yeşil Dönüşüme Tam Destek ​TBB Başkanı Alparslan Çakar: COP31’i taahhütlerden uygulamaya geçişin en önemli platformu olarak gördüklerini belirterek, Türkiye Bankalar Birliği'nin ulusal kapasite ile uluslararası finans kaynakları arasında köprü kurmaya hazır olduğunu ifade etti. ​TKBB Başkanı Mehmet Ali Akben: Katılım bankacılığı perspektifiyle sürdürülebilir finansmanın farklı sektörlere taşınması ve yeşil dönüşüm yol haritasının sahada uygulanması açısından COP31'in büyük bir fırsat sunduğunu kaydetti. ​İstanbul İklim Finansmanı Zirvesi, Türkiye'nin liderliğinde iklim krizine karşı finans ile eylemi buluşturan küresel bir vizyonun ilk adımı olarak tarihe geçiyor.

İzmir’in Çatılarında Güneş Seferberliği Haber

İzmir’in Çatılarında Güneş Seferberliği

İzmir Büyükşehir Belediyesi, konutlarda güneş enerjisi kullanımının yaygınlaşmasını kolaylaştıracak önemli bir çalışma başlattı. 30 ilçe, 25 kW ve altı konut tipi çatı GES başvurularında ruhsat ve izin süreçlerini standartlaştırmak için ortak yol haritası oluşturdu. İzmir Büyükşehir Belediyesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve temiz enerji dönüşümü kapsamında yenilenebilir enerji yatırımlarının önündeki süreç farklılıklarını azaltmak için çalışmalarını sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü koordinasyonundaki Enerji Verimliliği Misyon Ekibi, Çetin Emeç Toplantı Salonu’nda İzmir’in 30 ilçe belediyesinden temsilcilerle buluştu. Toplantının gündemini, kurulu gücü 25 kW ve altında olan mesken tipi çatı GES başvurularında ruhsat ve izin süreçlerinde ilçeler arasında görülen uygulama farklılıklarının giderilmesi oluşturdu. İlçe belediyelerine, yaklaşık üç aydır yürütülen çalışmalar sonucunda hazırlanan standardizasyon çerçevesi aktarıldı. Hedef: 30 ilçede öngörülebilir süreç Çalışma kapsamında çatı GES kurmak isteyen vatandaşların başvuru sürecini daha öngörülebilir hale getirecek üç temel başlık belirlendi. Buna göre ortak başvuru formu ve evrak setinin oluşturulması, standart bir süreç akış şemasının hazırlanması ve ortak değerlendirme kriterlerinin geliştirilmesi hedefleniyor. Ruhsat ve izin verme yetkisi ile saha denetimi ilçe belediyelerinde kalırken, İzmir Büyükşehir Belediyesi sürece koordinasyon, teknik rehberlik ve ortak referans dokümanlarının geliştirilmesi yoluyla katkı sunacak. Enerji dönüşümünde kurumlar arası iş birliği İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay tarafından yaklaşık üç ay önce kurulan Enerji Verimliliği Misyon Ekibi, İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyesi Saadet Çağlın başkanlığında ve İklim Değişikliği ve Temiz Enerji Şube Müdürlüğü koordinasyonunda çalışmalarını yürütüyor. Ekip, İzmir genelinde enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji uygulamalarında kurumlar arası uyumu güçlendirmeyi, iklim hedefleriyle uyumlu ve öngörülebilir süreçler geliştirmeyi amaçlıyor.

Başkan Ataç: ''Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir'' Haber

Başkan Ataç: ''Çiftçinin Emeği, Bu Ülkenin Geleceğidir''

Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yayımladığı mesajda, çiftçilerin artan üretim maliyetleri ve gelir kaybı etkileri altında üretimi sürdürmeye çalıştığını belirterek, “Çiftçi ayakta kalırsa kent de ayakta kalır, sofra da bereketli olur” dedi. Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü nedeniyle bir mesaj yayımladı. Tarımsal üretimin yalnızca ekonomik bir faaliyet değil; toplumsal refah ve ülkenin geleceği açısından stratejik bir alan olduğunu vurgulayan Ataç, çiftçilerin her geçen gün daha ağır koşullarda üretim yaptığını ifade etti. Başkan Ataç, mazot, gübre, yem, ilaç, elektrik, sulama ve işçilik maliyetlerindeki artışların üreticinin belini büktüğünü belirterek şunları söyledi: “Çiftçimiz bugün tarlasına giderken mazotu, ürününü yetiştirirken gübreyi, sulama yaparken elektriği, hayvanını beslerken yemi düşünmek zorunda kalıyor. Üretim maliyetleri artıyor ama çiftçimizin emeğinin karşılığı aynı oranda artmıyor. Üreten kazanamıyor, tüketen pahalıya ulaşıyor. Bu tablo sürdürülebilir değildir.” Başkan Ataç, çiftçinin yaşadığı sorunun yalnızca kırsalın değil, toplumun tamamının sorunu olduğunu vurgulayarak, “Çiftçi üretmezse pazar boşalır, sofra küçülür, kent yoksullaşır, ülke dışa bağımlı hale gelir. Bu nedenle çiftçiyi korumak, aslında toplumun tamamını korumaktır” dedi. Çiftçiyi desteklemek tercih değil zorunluluktur Çiftçinin desteklenmesinin bir tercih değil, kamusal sorumluluk olduğunu vurgulayan Ataç, mesajını şu sözlerle tamamladı: “Üretim maliyetleri düşürülmeli, çiftçinin emeği değerinde karşılık bulmalı, küçük üretici korunmalı, yerel ürünler desteklenmelidir. Kırsal yaşamı güçlendirmeden sağlıklı kentler kuramayız. Tarımı güçlendirmeden ekonomik bağımsızlıktan söz edemeyiz. Toprağa emek veren, alın teriyle bu ülkenin sofrasına bereket taşıyan tüm çiftçilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nü kutluyorum. Çiftçimizin emeği varsa umut vardır, bereket vardır, gelecek vardır.” “Tarımı, Enerjiyi ve Çevreyi Birlikte Düşünüyoruz” Tepebaşı Belediyesi olarak üretimin, emeğin, çevrenin ve yerel kalkınmanın yanında olduklarını belirten Başkan Ataç, belediyenin temiz enerji yatırımlarına da dikkat çekti. Başkan Ataç, “Bugünün dünyasında tarımı, enerjiyi ve çevreyi birbirinden ayrı düşünemeyiz. İklim krizi en çok çiftçimizi etkiliyor. Kuraklık, aşırı sıcaklar, düzensiz yağışlar ve artan enerji maliyetleri üreticimizin yükünü artırıyor. Tepebaşı Belediyesi olarak güneş panellerimizle temiz enerji üretiyor, kamu kaynaklarını daha verimli kullanıyor ve doğaya olan yükümüzü azaltıyoruz. Bizim için sürdürülebilirlik, çiftçinin, üreticinin, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların hakkını koruma meselesidir” ifadelerini kullandı. “Küçük üreticinin emeğini görünür kılıyoruz” Tepebaşı Belediyesi’nin kırsal kalkınma anlayışında küçük üreticilerin desteklenmesinin ve yerel ürünlerin öne çıkarılmasının önemli yer tuttuğunu belirten Ataç, Kızılinler ve Uludere’de düzenlenen hasat şenliklerinin bu yaklaşımın somut örneklerinden olduğunu söyledi. Başkan Ataç, “Kırsal kalkınma; üreticinin toprağında kalması, köylerin yaşamaya devam etmesi, yerel ürünlerin değer kazanması, kadın emeğinin görünür olması ve gençlerin üretimden kopmaması demektir. Kızılinler’de ve Uludere’de gerçekleştirdiğimiz hasat şenlikleriyle küçük üreticilerimizin emeğini görünür kılıyor, yerel ürünlerimizin tanıtılmasına katkı sunuyoruz. Bu şenlikler, toprağa, üretime, yerel kültüre ve çiftçinin alın terine sahip çıkma iradesidir” dedi.

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi Haber

Kömür Yatırımları Seçmen Gözünde "Siyasi Risk" Haline Geldi

Türkiye, Hindistan ve Güney Afrika’da gerçekleştirilen yeni bir akademik araştırma, enerji politikalarında tarihi bir kırılmayı gün yüzüne çıkardı. Brown Üniversitesi’nden Doç. Dr. Jennifer Hadden ve ekibinin yayımladığı çalışmaya göre, vatandaşlar rüzgâr ve güneş enerjisini kömüre açık ara tercih ederken; kömür projelerini destekleyen siyasi aktörler seçmen nezdinde güven kaybediyor. Vatandaş "Temiz Enerji" Diyor, Siyaset Risk Alıyor Türkiye’nin COP31 ev sahipliği sürecinde, Kolombiya’da düzenlenen Fosil Yakıtlardan Uzaklaşma Konferansı ile eş zamanlı paylaşılan araştırma, kömürün artık sadece bir çevre sorunu değil, ciddi bir "siyasi maliyet" unsuru olduğunu kanıtlıyor. Araştırmanın Öne Çıkan Bulguları: Açık Ara Tercih Yenilenebilir: Her üç ülkede de seçmenler, yeni enerji yatırımlarında güneş ve rüzgâr enerjisini ilk sıraya koyuyor. Doğal gaz altyapısı bile kömürden daha fazla destek görüyor. Sağlık ve Tarım Endişesi: İtirazların odağında iklim değişikliğinden ziyade doğrudan yaşam kalitesini etkileyen hava kirliliği, halk sağlığı ve tarım arazilerinin kaybı yer alıyor. Siyasi Getiri Yenilenebilirde: Araştırma, yenilenebilir enerji projelerini savunan liderlerin toplumsal desteğini artırdığını, kömür projelerine yatırım yapanların ise oy kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Jennifer Hadden: "Kömür Projeleri Toplumsal Talepten Beslenmiyor" Araştırmanın yazarlarından Brown Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Jennifer Hadden, çalışmanın sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: "Liderler seçmen tercihlerini ne kadar iyi anlarsa o kadar iyi. Bu çalışma, kömür projelerinin toplumsal bir talepten kaynaklanmadığını, aksine bu projelerin durdurulmasının siyasi bir fayda sağlayacağını net bir şekilde ortaya koyuyor. Türkiye'de de gördüğümüz üzere, kömür projeleri protestolara en açık ve toplumsal direncin en yüksek olduğu alanlar." COP31 ve Türkiye İçin Fırsat Penceresi Türkiye’nin COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı) adaylığı ve ev sahipliği süreci, enerji dönüşümü için kritik bir fırsat sunuyor. Araştırma, Türkiye’de geliştirilmekte olan kömür projelerinin kamuoyu nezdinde karşılığı olmadığını vurgularken, liderlerin temiz enerjiye yönelerek hem ekolojik hem de siyasi bir kazanım elde edebileceğine işaret ediyor. Kömürden Kaçışın Temel Nedenleri: Hava Kirliliği: Proje yakınında yaşayanların sağlığına yönelik doğrudan tehdit. Madencilik Faaliyetleri: Yeni santrallerin daha fazla maden sahası açacağı korkusu. Yolsuzluk Algısı: Kömür projeleriyle ilişkilendirilen "ahbap-çavuş kapitalizmi" endişesi.

Güneş ve Sudan 40 Milyon Liralık Tasarruf Haber

Güneş ve Sudan 40 Milyon Liralık Tasarruf

İZSU Genel Müdürlüğü’nün İzmir genelinde hayata geçirdiği yenilenebilir enerji yatırımlarıyla, su ve atık su hizmetlerinde kullanılan elektriğin önemli bir bölümü güneş ve sudan karşılanıyor. Kurulan 3 tesis ve yapımı süren 7 tesisle birlikte, yenilenebilir enerji kaynaklarından yılda yaklaşık 12,5 milyon kilovatsaat temiz enerji üretilmesi hedefleniyor. Bu üretimle, bugünkü elektrik birim fiyatları üzerinden yıllık yaklaşık 40 milyon TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi İZSU Genel Müdürlüğü, su ve atık su hizmetlerinde sürdürülebilirliği artırmak ve enerji maliyetlerini düşürmek amacıyla yenilenebilir enerji yatırımlarını kent geneline yayıyor. Güneş ve hidroelektrik santralleriyle İZSU altyapısı kendi enerjisini üreten bir yapıya dönüşürken, kurulumu tamamlanan 3 ve yapımı süren 7 tesisle yılda yaklaşık 12,5 milyon kWh temiz enerji üretilmesi hedefleniyor. Bu yatırımlar sayesinde, bugünkü elektrik birim fiyatlarıyla yaklaşık 40 milyon TL tasarruf sağlanması öngörülüyor. 7 megavatı aşan yenilenebilir enerji kapasitesi İZSU Enerji Şube Müdürü Dr. Filiz Yaşar Mahlıçlı, yenilenebilir enerji projelerinin kurumun enerji verimliliği politikalarının temelini oluşturduğunu belirterek, kurulumu tamamlanan 3 ve yapımı süren 7 santralle birlikte İZSU’nun toplam kurulu gücünün 7 megavatı aştığını söyledi. Mahlıçlı, yapımı tamamlanmak üzere olan 7 tesisin dağıtım şirketi kabul işlemlerinin ardından şubat ayında devreye alınmasının planlandığını ifade etti. Yeni santraller yolda Yenilenebilir enerji yatırımlarının 2026 yılında da süreceğini belirten İZSU Enerji Şube Müdürü Dr. Filiz Yaşar Mahlıçlı, proje ve izin çalışmaları tamamlanan 5 GES ile onay süreci devam eden 18 GES ve 1 HES’in devreye alınmasıyla İZSU’nun yenilenebilir enerji kapasitesinin 23 megavata ulaşacağını söyledi. Bu kapasitenin, kurumun elektrik tüketiminin yaklaşık yüzde 10’unun yenilenebilir kaynaklardan karşılanması anlamına geldiğini belirten Mahlıçlı, tüm santrallerin tam kapasiteyle çalışması halinde yılda yaklaşık 45 milyon kWh elektrik üretileceğini ve bunun bugünkü elektrik birim fiyatlarıyla yaklaşık 160 milyon TL tasarruf sağlayacağını ifade etti. Mevcut santraller 9 tesisin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyor İZSU’nun devreye aldığı yenilenebilir enerji santrallerinin toplam kurulu gücü 4,3 MW’a ulaştı. Bu santraller, 9 tesisin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılıyor. Menemen Emiralem Boru Stok Sahası’nda kurulu 3,0 MW kapasiteli arazi tipi Güneş Enerji Santrali, Menderes Pompa İstasyonu ile Peker Mahallesi P23, Aliağa, Gümüldür Kuyu ve Tire terfi istasyonlarının yıllık yaklaşık 5 milyon kWh’lik elektrik tüketimini karşılıyor. 0,75 MW kapasiteli Menemen Emiralem Ambar Çatı Güneş Enerji Santrali, Bağarası ve Güneybatı atıksu arıtma tesislerini enerji üreten tesislere dönüştürüyor. Karabağlar P11 Pompa İstasyonu’nda kurulu 0,54 MW gücündeki boru içi hidroelektrik santral ise suyun basıncından yararlanarak yılda yaklaşık 1,5 milyon kWh yenilenebilir enerji üretiyor. 7 megavatı aşan yenilenebilir enerji kapasitesi Kurulum aşamasındaki 7 çatı ve arazi tipi güneş enerji santralinin toplam kurulu gücü 2,61 MW’a ulaşıyor. Karşıyaka ve Bayraklı ana atıksu pompa istasyonları, Bornova ve Buca su depoları, Karşıyaka Cumhuriyet Mahallesi Su Deposu ile Ulucak Atıksu Arıtma Tesisi çatı ve arazi GES projeleri bu kapsamda öne çıkıyor. Bu santraller, bulundukları tesislerin pompa ve işletme sistemlerinin elektrik ihtiyacını karşılayacak şekilde projelendirildi. Kurulumların tamamlanmasıyla Bayraklı, Karşıyaka, Eski Foça ve Balçova’daki tesisler başta olmak üzere toplamda yaklaşık 4,5 milyon kWh’lik elektrik enerjisi ihtiyacının yenilenebilir kaynaklardan karşılanması hedefleniyor. Geleceğe yatırım İZSU’nun yenilenebilir enerji yatırımları, enerji üretimi ve tasarrufun yanı sıra İzmir’in su altyapısını daha çevreci, dirençli ve sürdürülebilir hale getiriyor. Güneşten ve sudan elde edilen enerjiyle, kentin suyu geleceğe daha güçlü taşınıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.