Hava Durumu

#Ticaret Bakanlığı

Kırsal Haber - Ticaret Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kadın Kooperatiflerine Barkod Ücretlerinde Büyük İndirim Müjdesi Haber

Kadın Kooperatiflerine Barkod Ücretlerinde Büyük İndirim Müjdesi

​T.C. Ticaret Bakanlığı ile GS1 Türkiye Vakfı arasında imzalanan yeni iş birliği protokolü ile kadın kooperatiflerinin dijitalleşme süreçlerine ve e-ticaret pazarlarına girişine dev destek sağlandı. ​Ticaret Bakanlığı, "2025-2029 Türkiye Kooperatifçilik Stratejisi ve Eylem Planı" kapsamında, kadın emeğini değerlendiren kooperatiflerin ulusal ve uluslararası pazarlarda rekabet gücünü artırmak amacıyla önemli bir adım attı. İmzalanan protokol ile kadın kooperatifleri, ürünlerini büyük perakende zincirlerinde ve e-ticaret platformlarında daha kolay sergileyebilecek. ​İndirimden Yararlanma Şartları ​Barkod ücretlerinde sağlanan indirimden faydalanmak isteyen kooperatiflerin aşağıdaki kriterleri karşılaması gerekiyor: ​Ortak yapısı: Ortaklarının çoğunluğunun kadınlardan oluşması ve kadın emeğini değerlendirme amacı taşıması. ​Ciro sınırı: Kooperatifin yıllık cirosunun 10 milyon Türk Lirası’nın altında olması. ​Marka taahhüdü: Barkodun sadece kooperatifin kendi markası altındaki ürünlerde kullanılacağına dair taahhüt verilmesi. ​5 Yıl Boyunca %50 İndirim Fırsatı ​Belirlenen şartları taşıyan kooperatiflerin; 12 basamaklı (1 çeşit ürün), 11 basamaklı (10 çeşit ürün) ve 10 basamaklı (100 çeşit ürün) sistem üyeliklerinde; ​Sisteme giriş bedelleri, ​Yıllık kullanım bedelleri, 5 yıl süreyle %50 indirimli olarak uygulanacaktır. ​Ücretsiz "Data Capture" Desteği ​Protokol kapsamında sağlanan bir diğer önemli avantaj ise ürün verilerinin dijitalleştirilmesi oldu. Protokolde yer alan Elektronik Ticaret Aracı Hizmet Sağlayıcılarından (ETAHS) herhangi birinin, ürün verilerini GS1 Türkiye’den alması durumunda; kooperatiflere sunulan "data capture" (ürün fotoğraflama ve doğru veri aktarımı) hizmeti 5 yıl boyunca ücretsiz olarak verilecek. ​Bu hamle ile kadın kooperatiflerinin dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması ve kooperatif ürünlerinin görünürlüğünün artırılması hedefleniyor.

Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor Haber

Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor

Türkiye’nin 2026 yılı Ocak-Şubat dönemine ilişkin dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre Türkiye’nin ihracatı söz konusu dönemde yüzde 1,2 oranında azalarak 41,38 milyar dolar olurken, ithalat ise yüzde 3,1 artışla 58,96 milyar dolar seviyesine ulaştı. Böylece dış ticaret açığının devam ettiği bir tablo ortaya çıktı. Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanan Eskişehir ihracat rakamlarını değerlendiren Eskişehir Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş, Eskişehir sanayisinin zorlu küresel koşullara rağmen üretim ve ihracattaki artışının sürdürdüğünü, ancak karlılıkların azaldığını ifade etti. Eskişehir Sanayisi Düşük Faizli İhracat Desteği Talep Ediyor Başkan Kesikbaş, Eskişehir’in ihracat performansını değerlendirirken sanayicilerin düşük faizli finansman ihtiyacına dikkat çekti. Kesikbaş, “Eskişehir’de faaliyet gösteren firmalarımız 2026 yılı Şubat ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 8,05 artışla 323,6 milyon dolar ihracat gerçekleştirdi. Ocak-Şubat döneminde ise ihracatımız yüzde 3,88 artarak 637,1 milyon dolara ulaştı. Türkiye genelinde ihracatın gerilediği bir dönemde Eskişehir’in artış kaydetmesi sanayimizin gücünü göstermektedir.” dedi. Kesikbaş, ihracatın sürdürülebilirliği için ihracatçı firmalara yönelik düşük faizli kredi ve finansman desteklerinin artırılması gerektiğini vurguladı. Rekabetçiliğimizi Artıracak Destekler Gerekli Türkiye’nin ithalat rakamlarının ihracattan daha yüksek olmasının dış ticaret açığının devam ettiğini gösterdiğini vurgulayan Kesikbaş, bu tabloyu tersine çevirmek için ihracatçıların desteklenmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Kesikbaş, “Katma değerli üretimi artıran verimlilik, teknoloji ve küresel entegrasyon odaklı teşviklerin güçlendirilmesi, ihracat finansmanına erişimin kolaylaştırılması ve sanayicimizin rekabet gücünü artıracak politikaların kararlılıkla uygulanması gerekiyor.” ifadelerini kullandı. Vergi Yapısı ve Enflasyon Dinamikleri Ekonomik İstikrarı Belirliyor Kesikbaş ayrıca mevcut ekonomik koşullara ilişkin yapısal bazı başlıklara da dikkat çekti. Türkiye’de gıda enflasyonunun halen dramatik seviyelerde seyretmesinin hem hanehalkı refahını hem de maliyet yapısını olumsuz etkilediğini belirten Kesikbaş, üretici üzerindeki KDV yükünün de rekabetçiliğe ciddi zarar verdiğini ifade ederek KDV’nin tüketim aşamasında tahsil edildiği bir sistemin yeniden tartışılması gerektiğini söyledi. Çalışan üzerindeki yüksek vergi yükünün hafifletilmesinin ise hem istihdamı destekleyeceğini hem de kayıt dışılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını vurguladı. Kesikbaş, bu alanlarda atılacak yapısal adımların enflasyonun düşürülmesi ve ekonomik istikrarın güçlendirilmesi açısından kritik olduğunu ifade etti. Sanayicimiz Jeopolitik Risklere Karşı Korunmalı Bölgemizde devam eden çatışmaların küresel ticaret dengelerini etkilediğine dikkat çeken Kesikbaş, “Jeopolitik riskler, lojistik ve enerji maliyetleri, tedarik zincirlerini doğrudan etkiliyor. Türkiye’nin ve Eskişehir sanayisinin bu süreçten en az etkilenmesi için ticaret diplomasisinin güçlendirilmesi, alternatif pazarlara erişimin artırılması ve sanayicimizin korunması büyük önem taşıyor.” dedi. Kesikbaş sözlerini, “Eskişehir sanayisi üretmeye, ihracat yapmaya ve ülkemizin ekonomik gücüne katkı sağlamaya aynı kararlılıkla devam edecektir.” diyerek tamamladı.

Bakanlığın Yok Dediği Süt Tozu İthalatına TÜİK Var Dedi Haber

Bakanlığın Yok Dediği Süt Tozu İthalatına TÜİK Var Dedi

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta yaşanan sorunların iktidarın tercihleri ile oluştuğunu belirtti. Türkiye’nin süt ve hayvancılık sorununu yaratan AKP iktidarının 2022-2026 yıllarını kapsayan ithalat verilerinde de durumun yansıması görülüyor” dedi. Ulusal Süt Konseyi’nin (USK) açıkladığı rakamlar ile ithalat maliyetlerini karşılaştıran Ömer Fethi Gürer, “İktidar, yerli üreticinin sütünü maliyetin altında tavsiye fiyatı oluşmasını sağlayıp kuruşları reva görürken ithal süt tozuna dolarlar vermektedir. Sütümüz yeterli diyerek ithalatı sürdüren AKP iktidarı bakanları da farklı farklı açıklamalar yapmaktadır. Tarım ve Orman Bakanlığı ‘ithalat yok’ derken, Ticaret Bakanlığı verileri ile TÜİK ithalat rakamlarını açıklamaktadır.” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın Plan ve Bütçe Komisyonundaki “Süt tozu ithal etmiyoruz, kısıtlama getirdik.” yönündeki sözlerinin TÜİK verileri ile var olduğu ortaya çıktığına göre Tarım ve Orman Bakanlığının dahi bu ithalattan haberdar olmadığı anlaşılıyor.” diye konuştu. Bakan Yumaklı’nın “Yok, yok.” diyerek reddettiği ithalatın 2025 yılında dahi 2 bin 320 ton olarak gerçekleştiğini ve bunun karşılığında dış pazara 1 milyon 159 bin dolar ödendiğinin görüldüğünü söyleyen Gürer, “Bakan kısıtlama olduğunu iddia ediyor ama veriler süt tozu ithalatı olduğunu gösteriyor.” dedi. “İTHALATIN FİYATI %50 ARTTI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerine ilişkin şunları söyledi: “Sadece 2025 yılında 2 bin 320 ton süt tozu için ülkemizden 1 milyon 159 bin 096 dolar çıktı. 2022 yılında kilogramını 0,33 dolara aldığımız süt tozunun fiyatı, 2025 yılında 0,50 dolar oldu. İthal süt tozuna dolar bazında %51 zam geldi. Kendi çiftçimize ise 2025 yılının büyük bölümünde 17,15 TL, son dönemde 19,25 TL tavsiye fiyatı önerilse de bu rakamları çoğu küçük aile çiftçisi göremedi ve çiğ süt en az 2 lira altında fiyatlarla aracılar tarafından toplandı. İthal süt tozuna dolar bazında zam yapanlar, çiftçimize girdi maliyetleri altında, TL bazında enflasyonun altında fiyatı layık gördü. 1 litre süt satıp 1,5 kilogram yem alamadı. İthal yemde fiyat arttığı gibi ithal süt tozunun da zamlanarak ülkemize getirildiği görülüyor.” dedi. SÜT TOZU NEDEN? Türkiye’nin son 4 yılda süt tozu ithalatına toplam 12 milyon 954 bin 690 dolar ödediğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Tarım ve Orman Bakanlığı süt tozu ithalatı gerektiren bir açığımız yok dese de ithal süt tozu olarak 33 bin 627 ton almamızın nedeni açıklanmalıdır. Küçük aile tipi işletmelerde çiftçilik yapılmıyorsa hayvancılık yapmak zorlaştı. Süt ineği satarak ahırları boşaltanlar oldu. Sadece 2026’nın ilk ayında bile 215 ton ithalat yapılmış. Bu hızla gidersek ithalat muslukları daha da açılacak.” diye konuştu. TAVSİYE FİYATI MALİYETİN ALTINDA CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ulusal Süt Konseyi tavsiye fiyatını 22 Ocak 2026 itibarıyla çiğ süt için 22,22 TL olarak açıkladı. 2025’in başında 17,15 TL olan süt bugün 22,22 TL. Artış oranı yem fiyat artışının altında kaldı. Ahır giderleri, veteriner, aşı giderleri, mazot, işçilik ve elektrik zamları maliyeti katladı. Çiğ süt yerine ithal süt tozu tercih edilirse süt inekçiliği daha da zor bir duruma düşer.” dedi. SÜT TOZU YERİNE YERLİ SÜT ÜRETİCİSİ KORUNMALIDIR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Süt tozu ithalatı sadece ekonomik bir tercih olarak açıklanamaz. Yerli besicinin yolu kesilmiş olur. Toz ithal ederek değil; yem desteği vererek, meraları ıslah ederek mera hayvancılığını da ayağa kaldırın.” dedi. BAKAN “İTHALAT YOK” DEDİ TBMM 2026 yılı Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Tarım ve Orman Bakanlığı’nın bütçe görüşmelerinde Bakan İbrahim Yumaklı, süt tozu ithalatını gündeme getiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’e “ithalat yok” demiş ve “süt tozu ithalatı” üzerinden bir tartışma yaşanmıştı. Bakan “yok” derken Gürer “var” demişti. Bakan Yumaklı’nın “Süt tozu ithal etmiyoruz, kısıtlama getirdik.” sözlerine karşı Gürer, “Ticaret Bakanlığı ithal ederken Tarım ve Orman Bakanı TÜİK verilerine bakarsa ithalatı görmüş olacaktır. Sayın Bakan, bütçe görüşmelerinde o bilgi doğru değil.” çıkışı yapmıştı. BAKAN “STOĞUMUZ VAR” DESE DE İTHALAT DA VAR Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, hayvancılıkta regülasyon faaliyetlerinin sürdüğünü belirterek, “Şu anda Et ve Süt Kurumunun stoklarında 15.208 ton süt tozu var. Dahilde işleme rejimi de dâhil olmak üzere ithalata sene sonuna kadar kısıtlama getirilmiş durumda.” dediği süreçte Ticaret Bakanlığı ithalata izin verdi. CHP’li Ömer Fethi Gürer ise ithalatın fiilen devam ettiğini vurgulayarak, “TÜİK verilerine göre Ticaret Bakanlığınca ticareti yapılıyor. TÜİK tarafından açıklanan süt tozu verilerine göre süt inekçiliği ile ilgili sorunlar çözülmezken ithalat devam ediyor.” dedi.

AKAMİB'den Çin Hamlesi Haber

AKAMİB'den Çin Hamlesi

AKAMİB, Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında Çin’de düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na çıkarma yaptı. 9 firmadan 16 temsilcinin katıldığı programda Asya’daki üretim trendleri ve yeni nesil ambalaj teknolojileri yerinde incelenirken, Türk firmalar rekabet gücünü artıracak temaslarda bulundu. Akdeniz Mobilya, Kâğıt ve Orman Ürünleri İhracatçıları Birliği (AKAMİB), Ticaret Bakanlığı destekleriyle yürütülen Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projesi kapsamında rotasını Çin’e çevirdi. 2–7 Mart 2026 tarihleri arasında Çin’in Guangzhou kentinde düzenlenen Sino-Pack Uluslararası Ambalajlama Makineleri ve Malzemeleri Fuarı’na katılım sağlayan AKAMİB heyeti, Asya ambalaj sektöründeki güncel gelişmeleri yerinde inceledi. Heyette 9 firmadan 16 temsilci yer alırken, program kapsamında Çin’in önemli üreticilerinden Xin Da Feng Paper Products firmasının üretim tesisi de ziyaret edildi. Gerçekleştirilen temaslarda üretim teknolojileri, sürdürülebilir ambalaj çözümleri ve makine yatırımlarına ilişkin kapsamlı bilgi alışverişinde bulunuldu. “Teknolojik dönüşümü yerinde gözlemliyoruz” Çin’in ambalaj sektöründeki üretim ve teknoloji kapasitesine dikkat çeken AKAMİB Başkanı Onur Kılıçer, şu değerlendirmeyi yaptı: “Çukurova Kağıt-Karton UR-GE Projemiz kapsamında gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, firmalarımızın Asya pazarındaki teknolojik dönüşümü yakından takip etmeleri açısından son derece önemli. Çin, hem ambalaj hammaddeleri hem de makine üretiminde küresel ölçekte belirleyici bir konumda bulunuyor. Bu ekosistemi yerinde görmek, firmalarımızın yatırım kararlarını daha sağlıklı ve stratejik biçimde şekillendirmesine imkân sağlıyor. AKAMİB olarak üyelerimizin yüksek katma değerli üretime geçişini destekleyen, yeni pazarlara erişimini kolaylaştıran ve uluslararası iş birliklerini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Bu tür organizasyonların, firmalarımızın küresel rekabet gücünü artırarak ihracat performansımıza doğrudan katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Asya’nın en önemli ambalaj fuarlarından biri Sino-Pack Fuarı; kağıt ve karton bazlı ambalaj çözümleri, sürdürülebilir ambalaj teknolojileri, otomasyon sistemleri ve ileri üretim teknikleri alanında Asya’nın en önemli ihtisas fuarları arasında yer alıyor. Özellikle Güney Çin bölgesinin ambalaj hammaddeleri ve makine üretimindeki güçlü ekosistemi, fuarı küresel sektör paydaşları açısından stratejik bir buluşma noktası haline getiriyor. Katılımcı firmalar, fuar kapsamında yeni nesil üretim hatlarını, dijitalleşme odaklı otomasyon çözümlerini ve maliyet avantajı sağlayan yenilikçi uygulamaları yakından inceleme fırsatı buldu.

Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası Haber

Türkiye Avrupa Değer Zincirlerinin Vazgeçilmez Bir Parçası

AB’nin “Made in EU” taslağında Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde dikkate alınması ihracatçılar tarafından memnuniyetle karşılandı. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, son dönemde yürütülen yapıcı diyaloğun somut sonuçlar vermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti. Eskinazi, “Avrupa Birliği ile son dönemde ekonomik ve ticari alanlarda yürütülen yoğun ve yapıcı diplomasi trafiğinin olumlu sonuçlar vermesinden memnuniyet duyuyoruz. AB’nin hazırlıklarını sürdürdüğü Sanayi Hızlandırma Yasası ve ‘Made in EU’ politikası çerçevesinde yayımlanan taslakta, Türkiye ile mevcut Gümrük Birliği’nin bu politika kapsamında dikkate alınması, iki taraf arasındaki güçlü ekonomik entegrasyonun ve karşılıklı güvenin önemli bir göstergesidir.” dedi. Türkiye ile Avrupa Birliği arasında yürütülen istişarelerin ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurgulayan Eskinazi, Türkiye’nin Avrupa değer zincirleri içindeki rolünün de bu süreçte bir kez daha teyit edildiğini ifade etti. “Türkiye, uzun yıllardır Avrupa sanayi ekosistemiyle entegre bir üretim yapısına sahiptir. Otomotivden makineye, tekstilden kimyaya kadar pek çok sektörde Avrupa değer zincirlerinin önemli ve güvenilir bir parçasıyız. Bu çerçevede atılan adımların, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin daha da güçlenmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.” Başkan Eskinazi, bu olumlu gelişmede Türkiye’nin yürüttüğü aktif ticaret diplomasisinin önemli bir payı bulunduğunu belirterek Ticaret Bakanlığı’nın sürece sağladığı katkıya özel olarak dikkat çekti. “Bu sürecin başarıyla yürütülmesinde Ticaret Bakanlığımızın kararlı ve etkin ticaret diplomasisinin büyük rolü bulunmaktadır. Ticaret Bakanımız Sayın Prof. Dr. Ömer Bolat’ın Avrupa Birliği ile yürütülen temaslarda ortaya koyduğu yapıcı, çözüm odaklı yaklaşımın bu olumlu sonucun ortaya çıkmasına önemli katkı sağladığını düşünüyoruz. Türk iş dünyasının ve ihracatçılarımızın çıkarlarını uluslararası platformlarda güçlü bir şekilde savunan Ticaret Bakanlığımıza ve Sayın Bakanımıza ve ekibine şükranlarımı sunuyorum.” Eskinazi ayrıca, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik iş birliğinin önümüzdeki dönemde daha da derinleşmesi gerektiğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ortaklığın güçlenmesi, değer zincirlerinin rekabetçiliğinin artırılması ve yeşil ile dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılması açısından büyük önem taşıyor. Bu süreçte kamu ve özel sektörün güçlü iş birliğiyle Avrupa ile ekonomik entegrasyonumuzu daha ileri bir seviyeye taşıyacağımıza inanıyoruz.”

Sofralarda "Güvenilir Gıda" Denetimi Haber

Sofralarda "Güvenilir Gıda" Denetimi

Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Ramazan ayı boyunca vatandaşların sağlıklı ve güvenilir gıdaya ulaşabilmesi için denetimlerini en üst seviyeye çıkardı. 5996 sayılı kanun kapsamında yürütülen çalışmalarda, halk sağlığını riske atan hiçbir işletmeye taviz verilmiyor. ​Üretimden Tezgâha Sıkı Markaj ​İl ve İlçe Müdürlüklerinde görevli teknik personeller, Ramazan ayının gelmesiyle birlikte tüketimi artan ürün gruplarına yönelik geniş kapsamlı bir saha operasyonu başlattı. Denetimlerin odak noktasında şu ürünler yer alıyor: ​Unlu Mamuller: Ekmek, pide, pasta ve tatlı çeşitleri.​Hayvansal Gıdalar: Et ve et ürünleri, süt ürünleri ve yumurta.​Temel İhtiyaçlar: Marketlerdeki raflarda yer alan tüm gıda ürünleri.​Hijyen ve İzlenebilirlik Ön Planda ​Ekipler sadece ürünleri değil, işletmelerin genel durumunu da mercek altına alıyor. Fırınlardan pastanelere, marketlerden toplu tüketim yerlerine kadar pek çok noktada şu kriterler inceleniyor: ​Hijyen Koşulları: Üretim alanlarının temizliği ve personelin hijyen standartları.​Muhafaza Şartları: Ürünlerin doğru sıcaklıkta saklanıp saklanmadığı.​Resmi Kayıtlar: Son kullanma tarihleri, izlenebilirlik ve ürün kayıt sistemleri.​Numune Alımı: Şüpheli görülen durumlarda laboratuvar analizi için numuneler alınıyor.​Bakanlıklar Arası Koordinasyonla Etkin Denetim ​Gıda güvenliğinin yanı sıra piyasa düzenini sağlamak adına denetimler, Ticaret Bakanlığı ekipleriyle eş zamanlı ve koordineli bir şekilde yürütülüyor. Bu iş birliği sayesinde hem gıda güvenliği hem de piyasa gözetimi konusunda denetimlerin etkinliği iki katına çıkarılıyor. Mevzuata aykırı hareket eden işletmelere ise ağır idari yaptırımlar uygulanıyor. ​"Halk sağlığını riske atabilecek hiçbir uygulamaya müsamaha gösterilmeyecektir." ​Tüketicilere Çağrı: "Alo Gıda 174" ​Eskişehir İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, vatandaşların gıda güvenliği zincirindeki en önemli halka olduğunu hatırlattı. Tüketicilerin karşılaştıkları her türlü olumsuz durumu Alo Gıda 174 hattına bildirmeleri, denetimlerin etkinliğini artırmak açısından kritik önem taşıyor. ​Denetimlerin Ramazan ayı süresince ve bayram sonrasında da aynı kararlılıkla devam edeceği vurgulandı.

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir Haber

Kanatlı Sektörü Farklı Boyutlarıyla Stratejik Öneme Sahiptir

Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Ticaret Bakanlığı tarafından kanatlı eti ihracatının durdurulmasının olası ekonomik ve üretimsel sonuçları ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. TVHB Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "Ticaret Bakanlığı tarafından geçtiğimiz günlerde yapılan yazılı açıklamada; son dönemde bölgesel gelişmelerin gıda piyasaları üzerindeki etkileri, iç talepte gözlemlenen artış ve dönemsel tüketim eğilimlerindeki değişimlerin bazı ürün gruplarında fiyat hareketlerini hızlandırabildiği belirtilmiş; bu kapsamda kanatlı eti piyasasındaki fiyat oluşumlarının yakından takip edildiği ve arz-talep dengesini destekleyici bir tedbir olarak kanatlı eti ihracatının durdurulmasına yönelik kararın hayata geçirildiği kamuoyuna duyurulmuştur. Söz konusu gelişmeler üzerine, kanatlı eti üretimi ve ihracatının mevcut durumu ile alınan kararların muhtemel etkilerinin bütüncül bir bakış açısıyla değerlendirilmesi gereği doğmuştur. Türkiye’de kanatlı eti üretimi ve ihracatına ilişkin güncel veriler, sektörün son yirmi beş yılda kayda değer bir üretim kapasitesine ulaştığını açıkça göstermektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 2001 yılında 614 bin ton düzeyinde olan tavuk eti üretimi, 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 2,6–2,8 milyon ton bandına yükselmiştir. Aynı dönemde kişi başına düşen üretim miktarı 15 kilogram seviyelerinden 32 kilogramın üzerine çıkmıştır. Bu tablo, kanatlı sektörünün ülkemizin hayvansal protein arzında stratejik bir konuma sahip olduğunu ve iç talebi karşılayabilecek bir üretim gücüne ulaştığını ortaya koymaktadır. Kanatlı sektörü; dikey entegrasyonun güçlü olduğu, sözleşmeli üretim modeliyle yaygın istihdam oluşturan, hem iç piyasaya hem de dış pazarlara üretim yapabilen önemli bir üretim alanıdır. Bununla birlikte sektör; yem hammaddeleri başta olmak üzere canlı materyal temini bakımından büyük ölçüde dışa bağımlı bir yapı arz etmektedir. Döviz kurlarındaki dalgalanmalar ve girdi maliyetlerindeki artışlar doğrudan üretim maliyetlerine yansımakta; bu durum nihai ürün fiyatlarında baskı oluşturmaktadır. İhracat verileri incelendiğinde, tavuk eti ihracatının son on beş yıllık süreçte önemli bir ivme kazandığı görülmektedir. 2010 yılında 138 bin ton olan ihracat miktarı 2024 yılı itibarıyla 370 bin tonun üzerine çıkmış; 2025 yılında ise yaklaşık 378 bin tonluk ihracat düzeyine ulaşılmıştır. İhracat değeri aynı dönemde yaklaşık üç kat artış göstermiştir. Başta Irak olmak üzere Orta Doğu, Afrika ve Asya pazarlarına yönelik ihracat, sektörün dış ticaretteki stratejik konumunu güçlendirmiş; tavuk eti ihracatı tarım, ormancılık ve balıkçılık toplam ihracatı içerisinde kayda değer bir paya ulaşmıştır. Bu çerçevede, tavuk eti ihracatına yönelik getirilen kısıtlamaların muhtemel etkilerinin çok boyutlu değerlendirilmesi gerekmektedir. Kısa vadede ihracatın sınırlandırılması veya tamamen durdurulması, iç piyasada arz artışı sağlayarak fiyatlarda geçici bir gerilemeye yol açabilecektir. Ancak kanatlı eti üretimi biyolojik üretim döngüsüne dayalıdır ve kapasite planlaması belirli bir süreklilik gerektirir. Üretimin kârlılık temelinde sürdürülemediği bir fiyat düzeyi; kapasite daralmasına, işletmelerin üretimden çekilmesine, istihdam kayıplarına ve sözleşmeli üretim zincirinin zayıflamasına neden olabilecektir. Orta ve uzun vadede üretimde yaşanacak daralma ise bu kez arz yetersizliği oluşturarak fiyatların daha sert dalgalanmasına zemin hazırlayabilecektir. Ayrıca ihracat, yalnızca üreticinin gelir kalemi değil; aynı zamanda ülkemize döviz kazandıran önemli bir faaliyettir. İhracat gelirlerindeki azalma, ithal girdilere bağımlı olan sektörde maliyet baskısını artırmakta; finansman ve yatırım kapasitesini zayıflatmaktadır. Bunun yanında dış pazarlarda güven kaybı, ticari ilişkilerin zedelenmesi ve uzun yıllar emek ve yatırım ile oluşturulan pazar ağlarının kaybedilmesi riski bulunmaktadır. Uluslararası pazarlarda kaybedilen payın kısa sürede yeniden kazanılması ise çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Üretim döngüsünün biyolojik niteliği dikkate alındığında, düşürülen kapasitenin kısa sürede yeniden artırılması mümkün değildir. Ani ve kapsamlı ticari kısıtlamalar, fiyat istikrarını sağlama amacı taşısa da, öngörülebilirlikten uzak uygulamalar üretim planlamasını zorlaştırmakta ve sektörün rekabet gücünü zayıflatabilmektedir. Türkiye Veteriner Hekimleri Birliği olarak; gıda arz güvenliğinin sağlanması, tüketicinin makul fiyatlarla güvenilir hayvansal proteine erişimi ve üreticinin sürdürülebilir üretim yapabilmesi arasında hassas bir denge bulunduğunu önemle vurguluyoruz. Hayvansal üretim politikalarının kısa vadeli fiyat dalgalanmalarına odaklanmak yerine; maliyetleri azaltıcı, üretimi planlayan, stratejik stok yönetimini içeren ve özel sektörle koordinasyon içerisinde yürütülen öngörülebilir politika araçlarıyla desteklenmesi gerektiğine inanıyoruz. Kanatlı sektörü; halk sağlığı, gıda güvenliği, istihdam ve ihracat boyutlarıyla stratejik öneme sahiptir. Bu nedenle alınacak her kararın; bilimsel veriler ışığında, üreticiyi koruyan, tüketiciyi gözeten ve ülke ekonomisini güçlendiren bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor Haber

Tavuk Eti İhracat Yasağı Sektörü Krize Sürüklüyor

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında tavuk eti ihracatına getirilen yasakların sektörü krize sürüklediğini belirterek, alınan kararın yıllar içinde elde edilen kazanımları ciddi biçimde riske attığını söyledi. Türkiye’nin tavuk eti üretiminde dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer aldığını hatırlatan Sarıbal, beyaz etin ekonomik fiyatı, erişilebilirliği ve sağlıklı bir protein kaynağı olması nedeniyle halkın sofrasında kritik bir öneme sahip olduğunu vurguladı. Yıllık üretimin yaklaşık 2,8 milyon ton düzeyinde olduğunu ifade eden Sarıbal, Türkiye’nin başta Arap ülkeleri ve Dubai olmak üzere yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapan güçlü bir tedarikçi konumunda bulunduğunu kaydetti. Son bir yılda yem, enerji ve diğer girdi maliyetlerinde yaşanan hızlı artışa dikkati çeken Sarıbal, üreticilerin 1 Ocak 2025 ve 1 Ocak 2026 süreçlerinde yüzde 15’lik fiyat güncellemesi talep ettiğini, Ticaret Bakanlığı’nın ise bu talebe ihracat yasağıyla karşılık verdiğini söyledi. Fahiş fiyatları önleme gerekçesiyle alınan kararın sorunu çözmek bir yana, krizi daha da derinleştirdiğini ifade etti. BİR GECEDE PAZAR KAYBI İhracat yasağıyla birlikte küresel pazarlarda kazanılan payın rakip ülkelere teslim edildiğini belirten Sarıbal, imzalanmış sözleşmelerin ve teslim taahhütlerinin yok sayıldığını, ani yasak kararının firmaları ciddi tazminat yükümlülükleriyle karşı karşıya bıraktığını söyledi. TÜİK’in 2025 yılına ilişkin 11 aylık verilerini paylaşan Sarıbal, yasaklar yerine planlı üretim ve ihracat politikasının gerekliliğine işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: “Tavuk eti üretimi 2024 yılında 2 milyon 512 bin tondu. 2025’te ise yüzde 11,6 artışla yaklaşık 2 milyon 800 bin tona yükseldi. Aynı dönemde ihracat miktarı yüzde 21,2 artarak 452 bin tondan 548 bin tona çıktı. İhracat geliri 739 milyon dolardan 763 milyon dolara ulaştı. Tarım politikası; üreticiyi, ihracatçıyı ve halkın sofrasını birlikte koruma meselesidir. Yasaklarla değil, kamucu akılla yönetilen bir tarım politikası hem mümkündür hem de zorunludur.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.