Hava Durumu

#Ticaret Bakanlığı

Kırsal Haber - Ticaret Bakanlığı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ticaret Bakanlığı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı Haber

Hububat ve Bakliyat İhracatı 1 Milyar Dolara Yaklaştı

Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından yayımlanan Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni, Türkiye’nin ihracat performansına ilişkin güncel verileri ortaya koydu. Bültene göre Hububat, Bakliyat sektörü, eylül ayında gerçekleştirdiği 991 milyon dolarlık ihracatla 1 milyar dolar sınırına yaklaştı. Türkiye’nin Eylül Ayı İhracatı 25,98 Milyar Dolara Ulaştı TİM’in Ticaret Bakanlığı ile birlikte açıkladığı verilere göre, 2026 yılı eylül ayında Türkiye’nin toplam ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,38 artarak 25,98 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde ithalat yüzde 5,90 artışla 31,21 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 24,80 azalarak 5,23 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin dış ticaretindeki bu görünüm, tarım ve gıda tedarik zincirinin önemli sektörlerinden Hububat, Bakliyat sektörünün ihracat performansını da öne çıkardı. Hububat ve Bakliyat İhracatı 991 Milyon Dolar Bülten verilerine göre Hububat, Bakliyat sektörü eylül ayında 991 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Geçtiğimiz yılın eylül ayı ile benzer seviyelerde seyreden bu ihracat hacmi, sektörün küresel dalgalanmalara rağmen istikrarlı görünümünü koruduğunu ortaya koydu. 991 milyon dolarlık ihracat, Hububat, Bakliyat sektörünün dış pazarlardaki konumunun yanı sıra tarım ve gıda tedarik zincirindeki önemini de ortaya koyuyor. Küresel Ticarette Haziran Ayının İhracat Görünümü Bültende yer alan verilere göre haziran ayında en fazla ihracat gerçekleştiren ülkeler arasında Çin’in ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 27,0, ABD’nin ihracatı yüzde 15,3, Almanya’nın ihracatı ise yüzde 13,8 arttı. Aynı dönemde Kosta Rika’nın ihracatı yüzde 5,5, Uruguay’ın ihracatı ise yüzde 3,1 düştü. Türkiye’nin ihracatı da haziran ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 21,7 artarak 24,92 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Yİ-ÜFE Eylülde Yüzde 27,38 Arttı TİM Ekim 2026 Ekonomi ve Dış Ticaret Bülteni’nde yer alan makroekonomik göstergeler de üretim maliyetleri açısından dikkat çekti. TÜİK verilerine göre Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE), eylül ayında yıllık bazda yüzde 27,38 arttı. Üretici fiyatlarındaki bu seyir, tarımsal girdilerde maliyet planlaması açısından önem taşırken, üreticiler ve ihracatçıların ekonomik göstergeleri yakından takip etmesini gerektiriyor. Politika Faizi Yüzde 37 Seviyesinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tuttu. İç talepteki dengeli görünümle birlikte değerlendirilen bu gelişmeler, genel piyasa istikrarı açısından önem taşımaya devam ediyor. Önümüzdeki dönemde kırsal üreticilerin ve ihracatçıların hem iç pazarda arz güvenliğini sağlamada hem de dış pazarlardaki paylarını artırmada üretim maliyetleri, ihracat verileri ve makroekonomik göstergeleri yakından takip etmesi bekleniyor.

DENİB’den Londra Çıkarması Haber

DENİB’den Londra Çıkarması

Denizli İhracatçılar Birliği (DENİB), Ticaret Bakanlığı’nın destekleriyle 6-8 Ekim 2026 tarihleri arasında İngiltere’nin başkenti Londra’da Ev Tekstili Sektörel Ticaret Heyeti programı düzenledi. 11 seçkin firmanın katılım sağladığı organizasyonda; uluslararası fuar ziyaretleri, stratejik ikili iş görüşmeleri ve firma ziyaretleriyle Denizli'nin ihracat potansiyeli yeni boyut kazandı. Fuar Ziyaretleri ve İkili İş Görüşmeleriyle Yoğun Temas Ticaret heyeti programı, 6 Ekim 2026 Salı günü küresel marka lisanslama ile konaklama sektörünün önemli buluşma noktalarından Brand Licensing Europe ve Independent Hotel Show fuarlarına gerçekleştirilen ziyaretlerle başladı. Firmalar, ev tekstili ürünlerinin yenilikçi marka yaklaşımları ve özgün tasarımlarla nasıl geliştirilebileceğine dair küresel eğilimleri yerinde gözlemleme fırsatı elde etti. Programın ikinci günü olan 7 Ekim 2026 Çarşamba günü ise İngiltere’nin önde gelen ev tekstili satın alımcıları ile Türk ihracatçıları ikili iş görüşmelerinde (B2B) bir araya geldi. Heyetin son gününde (8 Ekim 2026 Perşembe) ise kurulan ticari temasların kalıcılığını sağlamak ve yeni iş birliği fırsatlarını yerinde değerlendirmek amacıyla saha ve firma ziyaretleri gerçekleştirildi. Osman Uğurlu: "İngiltere'ye İhracatımız Yüzde 40,7 Artarak 672 Milyon Dolara Ulaştı" Sektörel ticaret heyeti programına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulunan DENİB Başkanı Osman Uğurlu, İngiltere’nin Denizli ihracatı açısından stratejik önemine dikkat çekti: “2026 yılının ilk 3 çeyreğini değerlendirdiğimizde, Denizli'nin ihracatında ülke bazında lider konumda yer alan İngiltere'ye ihracatımızın yüzde 40,7 artışla 672 milyon dolara ulaştığını görüyoruz. İngiltere'ye tekstil ve konfeksiyon ihracatımız ise aynı dönemde yüzde 19 artışla 64 milyon dolar olarak gerçekleşti. Ev tekstili sektöründe faaliyet gösteren 11 firmamız, Brand Licensing Europe'da marka lisanslama ve lisanslı ürün geliştirme alanındaki iş birliği olanaklarını detaylıca inceledi. Ayrıca Independent Hotel Show ziyaretiyle, butik ve lüks otel işletmelerinin tekstil beklentileri ve tedarik olanakları değerlendirildi. Böylelikle firmalarımızın hem perakende hem de konaklama sektörüne yönelik pazar çalışmalarını güçlü biçimde destekledik.” Denizli’nin köklü üretim birikimi ve ev tekstilindeki uzmanlığıyla uluslararası pazarlarda küresel bir güç olduğunu vurgulayan Uğurlu; bu gücü tasarım, inovasyon ve markalaşmayla daha ileri taşımayı hedeflediklerini belirterek organizasyonun yeni ticari fırsatlara ve kalıcı iş birliklerine vesile olmasını temenni etti. Cüneyt Demirkan: "Doğrudan Ticari Bağlantılarla Katma Değeri Artırıyoruz" İkili iş görüşmelerinin Türk firmalarının küresel pazardaki görünürlüğünü artırdığını ifade eden DENİB Başkan Yardımcısı Cüneyt Demirkan ise şu açıklamalarda bulundu: “Sektörel ticaret heyetlerimizi, firmalarımızın hedef pazarlardaki fırsatları yakından tanımalarını ve doğrudan ticari bağlantılar kurmalarını sağlayan kritik organizasyonlar olarak görüyoruz. Düzenlediğimiz ikili iş görüşmeleri sayesinde firmalarımız; ürünlerini, üretim kabiliyetlerini ve yeni koleksiyonlarını İngiltere’nin önde gelen satın alımcılarına doğrudan tanıtma imkânı buldu. Fuar ziyaretlerimiz esnasında hem marka lisanslama trendlerini hem de konaklama sektörünün tedarik ihtiyaçlarını yakından inceledik. Ev tekstili sektörümüzdeki güçlü üretim kabiliyetimizi farklı müşteri grupları ve yüksek katma değerli ürünlerle buluşturarak ihracatımıza daha fazla değer kazandırmaya devam edeceğiz.”

Başkan Arnik'ten Bankaların Yüksek POS Komisyonlarına Tepki Haber

Başkan Arnik'ten Bankaların Yüksek POS Komisyonlarına Tepki

Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası (ESLOK) Başkanı Murat Arnik, bankaların yüksek POS komisyon oranlarının küçük esnafın belini büktüğünü belirterek acil yasal düzenleme çağrısında bulundu. Anayasa’nın 173. maddesini hatırlatan Arnik, "Küçük esnafı bankaların yüksek komisyon yükü altında sahipsiz bırakmayın" dedi. ​Eskişehir Lokantacılar ve Kasaplar Esnaf Odası Başkanı Murat Arnik, artan banka POS komisyonları ve finansman maliyetleri nedeniyle esnafın karşı karşıya kaldığı ekonomik çıkmaza dikkat çekerek milletvekillerine, ilgili kamu kurumlarına ve kamu bankalarına seslendi. ​"Kartlı Ödemenin Bedelini Yalnızca Esnaf Ödememelidir" ​Nakit kullanımının azalmasıyla birlikte POS cihazlarının işletmeler için vazgeçilmez hâle geldiğini vurgulayan Arnik, bankalar ve ödeme kuruluşları tarafından uygulanan komisyon oranlarının kabul edilemez seviyelere ulaştığını ifade etti. ​Esnafın bir yandan artan giderlerle mücadele ettiğini, diğer yandan banka kesintileri nedeniyle kâr marjının eridiğini belirten Arnik, "Kartlı ödeme sistemleri vatandaş için kolaylık sağlıyor olabilir; ancak bu kolaylığın bedelini yalnızca esnaf ödememelidir" diye konuştu. ​"Yüzde 3,74'lük Komisyon Esnafın Belini Büktü" ​Ekonomik POS uygulamasında paket limiti aşımında vergi dahil %3,74 oranının uygulandığını hatırlatan Başkan Arnik, yaşanan maliyet yükünü şu somut örnekle paylaştı: ​"Aylık 1 milyon liralık kartlı tahsilatın tamamına %3,74 uygulandığını varsayarsak aylık kesinti 37 bin 400 liradır. Aynı hacim ve oran 12 ay sürerse 448 bin 800 liraya ulaşır. Yazarkasa POS'u satın alan, rulosunu temin eden, bakım ve yazılım giderlerini kendisi karşılayan esnafa bir de bu denli ağır komisyon yükü yüklenemez." ​"Anayasa Esnafı Koruyun Diyor; Bu Hükmü Hayata Geçirin" ​Ağustos 2026 Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 562 bin 615 esnaf ve sanatkâr bulunduğunu belirten Arnik, Anayasa'nın 173'üncü maddesindeki "Devlet, esnaf ve sanatkârı koruyucu ve destekleyici tedbirleri alır" hükmünün hayata geçirilmesini istedi. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TCMB ve BDDK’yı göreve çağıran Arnik, komisyon oranlarının düşürülmesinin enflasyonla mücadeleye de doğrudan katkı sağlayacağını vurguladı. ​Kamu Bankalarına ve Milletvekillerine Çağrı ​Eskişehir'deki ve Türkiye genelindeki tüm milletvekillerine seslenen Arnik, esnafın sorunlarının yalnızca seçim dönemlerinde hatırlandığını belirterek vicdani sorumluluk çağrısı yaptı. ​Özellikle kamu bankalarına seslenen ESLOK Başkanı Murat Arnik, şu taleplerde bulundu: ​Kalıcı Tarifeler: Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank küçük esnafa kalıcı düşük komisyon tarifesi oluşturmalıdır. ​Komisyonsuz Tahsilat: Belirli aylık ciroya kadar komisyonsuz, en geç ertesi iş günü ödemeli sistemlere öncülük edilmelidir. ​Gizli Kesintiler Olmamalı: Sağlanan avantajlar birkaç aylık kampanyalarla sınırlı kalmamalı; komisyon indirimi başka ücretler veya uzun blokaj süreleriyle geri alınmamalıdır. ​Açıklamasını "Esnaf sahipsiz değildir, sahipsiz bırakılamaz! Alın terimiz bankaların komisyon hedeflerinin finansmanı değildir" sözleriyle tamamlayan Arnik, yetkilileri esnafın sesini duymaya davet etti.

Tüketici Konseyi’nin 30. Toplantısı Ankara’da Gerçekleştirildi Haber

Tüketici Konseyi’nin 30. Toplantısı Ankara’da Gerçekleştirildi

Tüketici Konseyi’nin 30. toplantısı Ankara’da, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıda sosyal medya üzerinden yapılan alışverişlerde tüketicilerin korunması ve e-ticarette ürün güvenliği risklerinin azaltılması ele alındı. Tüketici Konseyi Ankara’da Toplandı Ticaret Bakanlığına bağlı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğü koordinasyonunda düzenlenen 30. Tüketici Konseyi, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya tüketici örgütleri, kamu kurumları ve özel sektör temsilcileri katıldı. Konseyde tüketicilerin güncel sorunları değerlendirilirken, bu sorunlara yönelik çözüm önerileri de ele alındı. Sosyal Medya Alışverişlerinde Tüketicinin Korunması Gündemde Tüketici Konseyi kapsamında gerçekleştirilen çalıştaylarda, sosyal medya platformları üzerinden yapılan alışverişlerde tüketicilerin korunmasına yönelik konular değerlendirildi. E-ticarette ürün güvenliği risklerinin azaltılması ve bu alanda ortak stratejilerin geliştirilmesi de toplantının gündem başlıkları arasında yer aldı. Tüketicilerin Doğru Bilgilendirilmesine Yönelik Tavsiye Kararları Çalıştaylar sonucunda; tüketicilerin doğru bilgilendirilmesi, dolandırıcılık ve yanıltıcı uygulamalarla mücadele edilmesi, güvensiz ürünlerin tüketiciye ulaşmasının önlenmesi ve kurumlar ile platformlar arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik tavsiye kararları oluşturuldu. Ticaret Bakanlığı, bilinçli tüketici ve güvenilir ticaret hedefi doğrultusunda tüketicilerin haklarını korumaya ve güçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.

Türk Fındığı Hint Mutfağı İle Buluştu Haber

Türk Fındığı Hint Mutfağı İle Buluştu

Hindistan’a yönelik fındık ihracatının artırılması amacıyla Ticaret Bakanlığı desteğiyle, Karadeniz ve İstanbul Fındık ve Mamulleri İhracatçıları Birlikleri tarafından iki yılı aşkın süredir yürütülen Türk Fındığı Tanıtım Projesi, Türk fındığının gastronomideki farklı kullanım alanlarını öne çıkaran yeni bir çalışmayla devam ediyor. Proje kapsamında “Tek Malzeme, Sonsuz Tarif” mottosuyla hazırlanan tarif kitabı, 24 Eylül 2026 tarihinde T.C. Yeni Delhi Büyükelçiliğinde düzenlenen özel bir lansman etkinliğiyle tanıtıldı. Ara sıcaklardan salatalara, ana yemeklerden tatlılara kadar uzanan 14 farklı tarifin yer aldığı kitapta, Türk fındığının farklı mutfak kültürlerine uyarlanabilen çok yönlü yapısının ortaya konulması amaçlandı. Hint Gıda İthalatçıları Forumu (FIFI) iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinliğe Türkiye’nin Yeni Delhi Büyükelçisi Sn. Ali Murat ERSOY ile Ticaret Müşaviri Sn. Barış ZEYBEK de katıldı. Program kapsamında canlı mutfak gösterileri gerçekleştirirken, Türk fındığının ana bileşen olarak kullanıldığı farklı tarifler katılımcıların beğenisine sunuldu. Farklı alanlarda faaliyet gösteren 50’yi aşkın şef ile çok sayıda basın mensubunun takip ettiği etkinlikte, Türk fındığının yalnızca çerez olarak veya şekerleme endüstrisi tarafından kullanılmadığı, Hint mutfağının günlük ve profesyonel gastronomi uygulamalarında da değerlendirilebilecek bir ürün olduğu vurgulandı. Tarif kitabı ve lansman etkinliğiyle, Türk fındığının Hindistan’daki bilinirliğinin artırılmasının yanı sıra, yerel mutfak kültürü içerisindeki kullanım alanlarının çeşitlendirilmesi ve tüketiminin yaygınlaştırılması hedefleniyor.

İZTO’dan ABD Pazarına İhracat Atağı Haber

İZTO’dan ABD Pazarına İhracat Atağı

İzmir Ticaret Odası (İZTO), üyelerinin küresel pazarlardaki rekabet gücünü artırmak ve yeni ihracat bağlantıları kurmalarına katkı sağlamak amacıyla yürüttüğü UR-GE çalışmalarına Amerika Birleşik Devletleri ile devam etti. İzmirli baskı ve ambalaj firmalarından oluşan 18 kişilik heyet Chicago’da 5 günde 140’a yakın iş görüşmesi gerçekleştirdi. 34 ALICIYLA 100’E YAKIN GÖRÜŞME T.C Ticaret Bakanlığı desteği ile İzmir Ticaret Odası koordinasyonunda yürütülen Baskı, Kâğıt ve Ambalaj UR-GE Projesi kapsamında ABD’nin Chicago kentine giden İzmirli heyet, ilk olarak İkili İş Görüşmeleri Sektörel Yurtdışı Pazarlama Faaliyeti’ne katıldı. 34 yabancı alıcının katıldığı organizasyonda 100’e yakın ikili iş görüşmesi gerçekleştirilirken, ABD’li firmaların tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve Uzak Doğu’ya bağımlılıklarını azaltma arayışının Türk firmaları için önemli fırsatlar sunduğu görüldü. Görüşmelerde ürün özelliklerinden teslimat koşullarına, sipariş miktarlarından özel üretim süreçlerine kadar pek çok başlık ele alındı. Firmalar, yanlarında getirdikleri ürün numunelerini ve kataloglarını potansiyel müşterilere sunarken, ABD pazarının beklentilerini de doğrudan alıcılardan dinleme fırsatı yakaladı. LOUPE AMERICAS’TA YENİ TEKNOLOJİLER İNCELENDİ Program kapsamında, 15-17 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen LOUPE Americas 2026 Fuarı ziyaret edildi. Baskı, kâğıt, ambalaj ve ilgili teknolojilerin buluştuğu fuarda heyet üyeleri, farklı ülkelerden firmaların stantlarını ziyaret ederek yeni nesil üretim çözümleri, otomasyon sistemleri, makine ve ekipman teknolojileri hakkında bilgi aldı. Fuar süresince önceden temas kurulan potansiyel iş ortaklarıyla da görüşmeler gerçekleştiren İzmirli firmalar, ürün ve hizmetlerini tanıtırken yeni ticari bağlantı olanaklarını değerlendirdi. Ziyaret, firmalara ABD pazarındaki sektörel yapıyı, teknolojik dönüşümü, alıcı beklentilerini ve rekabet koşullarını yerinde inceleme imkanı sundu. CHICAGO’DA İHRACAT İÇİN KRİTİK TEMASLAR Program kapsamında T.C. Şikago Başkonsolosu Tahir Bora Atatanır, Ticaret Ataşesi Dr. Ahmet Samet Tekoğlu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Chicago Ticaret Merkezi Genel Müdürü Volkan Palaz, Genel Müdür Yardımcısı Barlas Bildir, İş Geliştirme, Satış ve Pazarlama Direktörü Ceren Rodriguez ve Illinois Ticaret Odası Uluslararası İş Konseyi Direktörü Laura Ortega ile görüş alışverişinde bulunuldu. ÖZGENER: “TEDARİK ZİNCİRİNDEKİ YENİ ARAYIŞLAR TÜRKİYE İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT” Beş günlük program boyunca gerçekleştirilen temasların ABD pazarına ilişkin önemli veriler sunduğunu belirten İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, ABD’li alıcıların tedarik stratejilerindeki yeni arayışların Türk firmaları açısından yakından takip edilmesi gerektiğini söyledi. Özgener, “Görüşmelerimizde öne çıkan başlıklardan biri, ABD’li alıcıların mevcut tedarik zincirlerini çeşitlendirme ve Uzak Doğu’ya bağımlılıklarını azaltma arayışı oldu. Küresel ticarette tedarik güvenliği, esneklik ve hızlı cevap verebilme kabiliyeti artık en az fiyat kadar belirleyici hale geliyor. Bu dönüşümün Türkiye açısından önemli fırsatlar yarattığını düşünüyoruz. Ülkemizin güçlü üretim altyapısı, müşteriye özel üretim yapabilme kabiliyeti ve farklı ürün gruplarına hızlı şekilde çözüm geliştirebilmesi önemli avantajlarımız arasında yer alıyor. İzmirli baskı, kâğıt ve ambalaj firmalarımız da sahip oldukları üretim tecrübesi ve esnek yapılarıyla bu süreçten daha fazla pay alabilecek potansiyele sahip” dedi. ABD’nin büyük ölçeği ve yüksek ithalat hacmiyle Türk firmaları açısından stratejik pazarlardan biri olduğuna dikkat çeken Özgener, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD gibi büyük ve rekabetin yüksek olduğu pazarlarda kalıcı olabilmek için yalnızca ürün satmaya değil, uzun vadeli ticari ilişkiler kurmaya odaklanmamız gerekiyor. Firmalarımızın alıcılarla doğrudan temas etmesi, pazarın beklentilerini yerinde görmesi ve kendilerini doğru iş ortaklarına anlatabilmesi bu nedenle çok önemli. Chicago programımızda gerçekleştirilen görüşmelerin yeni siparişlere ve sürdürülebilir ticari bağlantılara dönüşmesini hedefliyoruz. UR-GE projelerimizi de bu anlayışla, firmalarımızın yalnızca yeni pazarlara ulaşmasını değil, bu pazarlarda kalıcı hale gelmesini sağlayacak şekilde kurguluyoruz.”

Toprağa İz Bırakanlar, TARMAKBİR 4. UR-GE Projesi Kapsamında Mısır’da Haber

Toprağa İz Bırakanlar, TARMAKBİR 4. UR-GE Projesi Kapsamında Mısır’da

TARMAKBİR tarafından yürütülen 4. UR-GE Projesi kapsamında 9 firmanın (Agromeks, Bağsan, Çelpa, Ege Şaft, Özbudak, Özkan, Paksan, Türkay ve Yüzüak) katılımıyla 21-24 Eylül 2026 tarihleri arasında Mısır'a Ticaret Heyeti Programı düzenlendi. Sahara Tarım Fuarı ile eş zamanlı yürütülen programda bölge distribütörleri ile iş görüşmeleri yapıldı ve çeşitli etkinliklere katılım sağlandı. TARMAKBİR tarafından yürütülen AGROBRIDGE UR-GE Projesi kapsamındaki harcamalar, T.C. Ticaret Bakanlığı tarafından %75 oranında destekleniyor. TARMAKBİR tarafından T.C. Ticaret Bakanlığı desteğiyle yürütülen 4. UR-GE Projesinin ilk Yurt Dışı Pazarlama Faaliyeti, 22–24 Eylül 2026 tarihlerinde Mısır’ın başkenti Kahire’de düzenlenen 38. Sahara Uluslararası Tarım Fuarı ile eş zamanlı olarak gerçekleştirildi. Program kapsamında Mısır’daki kamu ve iş dünyası temsilcileriyle temaslarda bulunulurken, sektörün pazardaki mevcut durumu ve Türk tarım makineleri sanayisi açısından öne çıkan iş birliği alanları yerinde değerlendirildi. Programın ilk bölümünde TARMAKBİR heyeti T.C. Kahire Ticaret Müşavirliğini ziyaret ederek Mısır pazarı, tarım sektörü ve ticari fırsatlar hakkında görüş alışverişinde bulundu. Heyetin ikinci durağı ise Mısır’ın önde gelen iş dünyası kuruluşlarından EBA (Egyptian Businessmen’s Association) oldu. EBA’da gerçekleştirilen görüşmelerde Türk tarım makineleri sanayisinin üretim kapasitesi ve ürün çeşitliliği hakkında bilgi verilirken, iki ülke firmaları arasında geliştirilebilecek iş birlikleri ele alındı. Günün son durağı T.C. Kahire Büyükelçiliği oldu. Büyükelçimiz Salih Mutlu Şen ile gerçekleştirilen görüşmede sektörün mevcut durumu ve Mısır pazarında Türk tarım makineleri sanayisi açısından öne çıkan fırsatlar değerlendirildi. Program, Türk firmaları ile Mısırlı sektör temsilcilerini bir araya getiren ikili iş görüşmeleriyle (B2B) devam etti. 20’den fazla Mısırlı firma temsilcisiyle gerçekleştirilen görüşmeler, EBA yetkilileri tarafından aktarılan bilgiler ve saha gözlemleri, Mısır’ın tarımsal mekanizasyon açısından Türk makine sanayisi için çeşitli ürün gruplarında önemli fırsatlar barındırdığına işaret etti. 2025 yılında yaklaşık 250 milyon dolar tutarında tarım makineleri ithalatı gerçekleştiren Mısır’da, özellikle zeytin ve zeytinyağı sektöründeki gelişime paralel olarak zeytin hasat makineleri, zeytinyağı sıkma makineleri ve komple işleme tesislerinin potansiyel taşıyan ürün grupları arasında yer aldığı değerlendirildi. Pirinç, çilek, üzüm ve özellikle narenciye üretiminin artan önemi de meyveciliğe yönelik mekanizasyon çözümlerini öne çıkarıyor. Portakal üretiminde önemli bir konuma ulaşan ülkede çapa, ilaçlama, bakım ve hasat makineleri Türk imalatçıları açısından potansiyel taşıyan başlıca ürün grupları arasında yer alıyor. Mısır’da önümüzdeki dönemde geniş alanların tarımsal üretime kazandırılmasının planlanması, tarım makinelerine yönelik talebin de artacağına işaret ediyor. Dünya Bankası ve FAO verilerine göre ülkenin tarım arazisi yaklaşık 4,06 milyon hektar, ekilebilir arazi varlığı ise yaklaşık 3,10 milyon hektar seviyesinde bulunuyor. Buna karşılık Mısır yönetimi, yürütülen yeni arazi ıslah projeleriyle 2026 yılı sonuna kadar işlenen tarım alanını yaklaşık 5,04 milyon hektara çıkarmayı hedefliyor. Diğer yandan Mısır’ın modern tarihindeki en büyük arazi kazanım ve tarımsal genişleme programlarından biri olarak öne çıkan Yeni Delta Projesi, Batı Çölü’nde 1 milyon hektarlık ilave alanın tarımsal üretime kazandırılmasını öngörüyor. Tarım alanlarındaki bu genişlemeler; başta toprak işleme ve arazi hazırlama makineleri olmak üzere, ekim, gübreleme, ilaçlama ve hasat süreçlerinde kullanılan geniş bir makine ve ekipman grubuna yönelik yeni talep yaratma potansiyeli taşıyor. Su kaynaklarının etkin kullanımının kritik önem taşıdığı ülkede sulama makineleri, sistemleri ve ekipmanları ise hâlihazırda pazarın en güçlü alanları arasında yer alıyor. Saha gözlemlerinde öne çıkan bir diğer başlık ise hasat sonrası mekanizasyon oldu. Meyvenin hasadından tasnifine, paketlenmesinden depolanmasına ve satışa hazırlanmasına kadar uzanan zincirde kullanılan makine ve sistemlere yönelik ihtiyaç dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra ürünlerdeki kalıntıların tespit edilmesine yönelik ölçüm ve laboratuvar cihazları, tarımsal üretim ve ihracat zincirinin gelişimine paralel olarak potansiyel taşıyan alanlar arasında değerlendiriliyor. Güneş enerjisi sistemleri ve akıllı tarım teknolojileri de gelişme potansiyeli yüksek başlıklar arasında yer alıyor. Tarımsal kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlayan akıllı makineler, sensörler, otomasyon çözümleri ve entegre üretim sistemlerine yönelik ihtiyacın önümüzdeki dönemde daha da artması bekleniyor. Sahara Fuarı’nda Sulama Sistemleri Öne Çıktı Sahara Uluslararası Tarım Fuarı’nda yapılan gözlemlerde, fuarın üç ana salondan oluştuğu; salonlardan birinin tamamen, bir diğerinin ise büyük ölçüde sulama sistemleri ve ekipmanlarına ayrıldığı görüldü. Diğer salonun yaklaşık yarısında tarım makineleri sergilenirken, fuarda ayrıca gübre, bitki koruma ürünleri, sera malzemeleri, güneş enerjisi ve finans sektörlerinden firmalar da yer aldı. Tarım makineleri bölümünde traktörlerin yanı sıra ilaçlama ve ekim makineleri, çayır biçme makineleri, el traktörleri ve küçük ölçekli ekipmanlar, pulluklar ve balya makineleri sergilendi. Hayvansal üretime yönelik makinelerin fuardaki görünürlüğünün son derece sınırlı olması dikkat çekerken, sergilenen ürünlerin büyük çoğunluğunun yerel distribütörler aracılığıyla pazara sunulduğu gözlemlendi. Gerçekleştirilen temaslar, saha incelemeleri ve ikili iş görüşmeleri birlikte değerlendirildiğinde; Mısır pazarının özellikle sulama, arazi hazırlama ve toprak işleme, ekim, gübreleme, meyvecilik mekanizasyonu, hasat sonrası teknolojiler, zeytin ve zeytinyağı işleme sistemleri ile akıllı tarım çözümleri açısından Türk tarım makineleri sektörü için dikkate değer fırsatlar sunduğu değerlendiriliyor.

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor Haber

İhracat ve Lojistik Sektörleri LOGISTECH’te Buluşuyor

Yıllık ihracatı 405 milyar dolara ulaşan Türkiye, Orta Vadeli İstikrar Programı’nda 2029 yılı için ortaya konulan 450 milyar dolar ihracat hedefine ihracat ve lojistik sektörlerinin güçlü iş birliğiyle ulaşabileceğine inanıyor. 8 bin 500 yıllık liman ve ticaret kenti olan İzmir, 7-9 Ekim 2026 tarihlerinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde İZFAŞ tarafından düzenlenen LOGISTECH – 5. Uluslararası Lojistik, Depolama ve Teknolojileri Fuarı’nda ihracat ve lojistik sektörlerinin büyük buluşmasına ev sahipliği yapacak. LOGISTECH Fuarı’yla ilgili Ege İhracatçı Birlikleri’nde Basın Toplantısı düzenlendi. Toplantıda Ticaret Bakanlığı Uluslararası Hizmet Ticareti Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı Mehmet Serkan Buralı, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk ve İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu lojistik sektörüyle ihracat arasındaki güçlü bağlara dikkat çektiler. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, Jeopolitik risklerin, savaşların, ticaret yollarında yaşanan kırılmaların, navlun maliyetleri, korumacılık politikaları, yeşil dönüşüm ve karbon düzenlemelerinin artık üretim kadar, ürünün hangi rotayla ve hangi maliyetle pazara ulaştığını da belirleyici hale geldiğine dikkati çekti. “Bu nedenle LOGISTECH gibi sektörün tüm taraflarını bir araya getiren organizasyonları son derece önemsiyoruz” şeklinde konuşan Öztürk, “İzmir, Türkiye’nin üretim ve ihracat ekosisteminde yalnızca güçlü bir sanayi merkezi değil; aynı zamanda liman altyapısı, lojistik kapasitesi ve stratejik coğrafi konumuyla ülkemizin dış ticaret trafiğindeki en kritik merkezlerden birisi. İzmir’in liderlik ettiği Ege Bölgesi’nin yıllık 44 milyar dolara yaklaşan ihracatı var. Demir ve demir dışı metallerden gıdaya, kimyadan hazır giyime, yenilenebilir enerji ekipmanlarından tarıma lojistik sektörlerine kadar çok güçlü bir üretim ekosistemine sahibiz” diye konuştu. İzmir’in sahip olduğu 16 limanla Türkiye’de elleçlenen toplam yükün yaklaşık yüzde 17’sini, konteyner yüklerinin ise yüzde 15’ini gerçekleştirdiğini vurgulayan Öztürk, İzmir’in mevcut potansiyelinin tamamını kullanamadığını, Alsancak Limanı, Aliağa–Nemrut Limanlar Bölgesi ve Çandarlı Limanının birlikte ele alınarak İzmir için lojistik master planı oluşturulması gerektiğinin altını çizdi. İzmir limanlarının işlem hacimlerindeki değişime temas eden Öztürk, “Bir dönem ihracatımızın yaklaşık yüzde 60’ı Alsancak Limanı'ndan, yüzde 40’ı diğer limanlardan gerçekleşirken bugün tablo tersine dönmüş durumda. Aliağa limanları ihracatımızın yaklaşık yüzde 70–75’ini taşırken Alsancak Limanı’nın payı yüzde 25 seviyelerine geriledi. Bu nedenle Alsancak Limanı’nın modernizasyonunu; yüksek kapasiteli ekipman yatırımları, dijital liman uygulamaları, liman sahası verimliliği ve kara–demir yolu bağlantılarının geliştirilmesiyle birlikte ele almalıyız. Aliağa–Nemrut Havzası ise Ege Bölgesi açısından vazgeçilmez bir lojistik merkez haline geldi” dedi. İzmir limanlarıyla OSB’ler arasında demiryolu bağlantısının kurulmasını İzmir'in gelecek 20–30 yıllık lojistik vizyonunun temel yatırımlarından biri olarak gördüklerini kaydeden Öztürk, şöyle devam etti; “Bugün ihracatçımız ürününü organize sanayi bölgesinden limana büyük ölçüde TIR ile taşımak zorunda kalıyor. Bu durum lojistik maliyetleri artırdığı gibi liman çevresinde trafik yoğunluğuna ve daha yüksek karbon emisyonuna neden oluyor. Aliağa–OSB demiryolu aksının güçlendirilmesi, Alsancak Limanı ile Kemalpaşa Lojistik Merkezi arasındaki bağlantının etkin hale getirilmesi, Çandarlı Limanı için demiryolu entegrasyonunun planlanması, Aydın–Denizli–Manisa sanayi koridorunun limanlara demiryoluyla bağlanması öncelikli yatırım başlıklarımız arasında olmalıdır. Demiryolunun yük taşımacılığındaki payını yüzde 5 seviyelerinden yüzde 20’lere doğru çıkaracak bir dönüşümü gerçekleştirmeden Ege Bölgesi'nin lojistik rekabet gücünde kalıcı bir sıçrama yaratmamız kolay değil. Bu noktada, İzmir Valiliği, EBSO, İZTO ve Birliğimiz ortaklığında kurulan Kemalpaşa Lojistik Merkezi’ni de İzmir’in lojistik geleceğinin en stratejik yatırımlarından biri olarak görüyoruz. Alsancak ve Aliağa limanlarıyla bağlantısı, karayolu ve demiryolu altyapısına erişimi sayesinde yalnızca İzmir’e değil, Batı Anadolu’ya ve Türkiye’nin geneline hizmet verecek önemli bir lojistik üs niteliğinde. Projenin tamamlanmasıyla birlikte kombine taşımacılığın güçlenmesini, TIR ve kamyon trafiğinin azalmasını, demiryolu taşımacılığının payının artmasını, gümrük ve lojistik operasyonlarında hız ve verimlilik sağlanmasını bekliyoruz.” İzmir’in, 8 bin 500 yıllık bir liman ve ticaret kenti olduğunun altını çizen İZFAŞ Genel Müdürü Tuğçe Cumalıoğlu, İzmir’nin günümüzde de güçlü limanları, sanayisi ve geniş hinterlandıyla Türkiye’nin en önemli lojistik merkezlerinden birisi konumuna dikkat çekerek, bu gerekçelerle lojistik sektörünün İzmir’de güçlü bir şekilde buluşmasının kendileri için ayrı bir önem taşıdığını vurguladı. 2022 yılından bu yana Logistech Fuarı 3 kat büyüdü “LOGITECH’e 2022 yılında 100 katılımcı ve yaklaşık 6 bin ziyaretçiyle başladık” diyen Cumalıoğlu, “5. yılında fuarımız alan olarak yaklaşık üç kat büyüdü ve İzmir sınırlarının ötesine geçen bir sektör buluşmasına dönüştü. Geçtiğimiz yıl 7 farklı ülkeden 136 katılımcıyı ve 20 bine yakın sektör profesyonelini ağırladık. Ama biz bir fuarın başarısını yalnızca rakamlarla ölçmüyoruz. Bizim için asıl mesele, o fuarın içinde yeni ticari ilişkiler kurulması, yeni iş birliklerinin doğması ve katılımcının fuardan somut bir değerle ayrılması. Logistech’te de karayolu, denizyolu, demiryolu ve havayolu taşımacılığından liman işletmeciliğine; depolamadan dijital lojistiğe kadar geniş bir ekosistemi aynı çatı altında buluşturuyoruz. Bu nedenle Ege’nin ihracatçılarıyla Logistech arasında çok doğal ve güçlü bir bağ olduğuna inanıyorum. Yeni pazarlara ulaşmak, tedarik zincirlerini çeşitlendirmek, alternatif taşıma modelleri oluşturmak ve maliyetleri daha iyi yönetmek bugün ihracatçımızın doğrudan gündeminde. Biz de Logistech’i yalnızca lojistik sektörünün kendi içinde buluştuğu bir fuar olarak görmüyoruz. Lojistik hizmeti üretenlerle, bu hizmeti kullanan ihracatçıyı aynı platformda buluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu. LOGITECH büyürken uluslararası boyutu da büyüyor LOGITECH’i büyütürken en önemli hedeflerinden birinin uluslararasılaşma olduğunu dillendiren Cumalıoğlu bu noktada yaptıkları çalışmaları şöyle özetledi; “Dünya’nın en yoğun konteyner limanlarından biri olan Çin’in Ningbo kentinde WIFFA Expo’da ve İngiltere’deki Multimodal Fuarı’nda Türkiye Milli Katılım Organizasyonlarını gerçekleştirdik. Ningbo’da kurduğumuz ilişkilerin ardından Çinli lojistik firmalarının Logistech’e güçlü katılım göstermesi bunun somut örneklerinden biri. Bütün bunları tek bir amaçla gerçekleştiriyoruz: Bir taraftan Logistech’in uluslararası ağını büyütmek, diğer taraftan Türk lojistik sektörünün dünyadaki iş fırsatlarına erişimini güçlendirmek. Çin’den WIFFA çatısı altındaki firmaları, Almanya’dan DP World Logistics Germany’yi, Azerbaycan’dan AGTL ve üye firmalarını; Mısır’dan da sektör temsilcilerini İzmir’de ağırlamayı planlıyoruz.” Fuarlar ve sektörler birbirini büyütüyor “Bir fuar sektöründen bağımsız büyüyemez” tespitinde bulunan Cumalıoğlu, “Bunun en güzel örneklerinden biri Marble İzmir. Marble sektörle birlikte büyüdü; sektör büyüdükçe fuar da güçlendi. Logistech için hedefimiz de aynı ilişkiyi kurmak. Türkiye’nin lojistik ve taşımacılık hizmet ihracatı bugün 42,6 milyar dolar seviyesinde. Böylesine güçlü ve stratejik bir sektörün İzmir’de uluslararası ölçekte güçlü bir buluşma noktasına sahip olmasını çok önemsiyoruz. Fuarımızda sektörün bugününün yanı sıra geleceğini de konuşacağız; lojistik desteklerinden hava kargoya, deniz taşımacılığından karbonsuzlaşma ve yeni nesil yakıtlara kadar önemli başlıkları sektör temsilcileriyle ele alacağız. Ama bugün burada özellikle altını çizmek istediğim konu şu: Logistech yalnızca lojistikçilerin fuarı değil. Logistech’in ihracatçının da fuarı olmasını istiyoruz. Bu nedenle ihracatçılarımızı yalnızca fuarı ziyeret etmeye değil, Logistech’in bir parçası olmaya davet ediyoruz. Gelin, yeni çözüm ortaklarıyla tanışın, farklı taşıma modellerini görün, sektörün yeniliklerini yerinde takip edin. Ama aynı zamanda bize ihtiyaçlarınızı da anlatın. Hangi pazarlara ulaşmak istiyorsunuz? Hangi rotalarda sorun yaşıyorsunuz? Hangi ülkelerden firmaları İzmir’de görmek istiyorsunuz? Bunları birlikte konuşalım. Çünkü bizim fuarcılık anlayışımızda fuarlar masa başında değil, sektörle birlikte büyür. Ege’nin üretim ve ihracat gücü ile lojistik sektörünü Logistech’te daha güçlü biçimde buluşturmak istiyoruz” diyerek sözlerini noktaladı. Buralı: “Lojistik sektörüne 1,7 TL destek sağladık” Lojistik ve taşımacılık sektörünün Türkiye ekonomisinin rekabet gücü açısından stratejik konuma sahip olduğuna dikkati çeken Ticaret Bakanlığı Uluslararası Ticaret Genel Müdürlüğü Lojistik ve Taşımacılık Hizmetleri Daire Başkanı M. Serkan Buralı, ne üretildiğinin çoğu zaman çok bir önemi olmadığını, üretilen ürünün müşteriye ne kadar zamanlı ve ne kadar yerinde ne kadar istediği ulaştırılmasının çok kıymetli olduğunu vurguladı. “Lojistik sektörümüzün gelişmesi, ekonomimizin bütün kesimlerinin rekabet gücünü artırıyor” diyen Buralı, “Taşımacılık, depolama ve teknoloji firmalarının aynı platformda buluşması, sektörün ihtiyaçlarına yönelik çözümlerin geliştirilmesi değerli. Türkiye 2025 yılında 122,6 milyar dolarlık hizmet ihracatı gerçekleştirdi. Lojistik sektörü 42,6 milyar dolarlık ihracatla turizmden sonra hizmet sektöründe en çok ihracat yapan ikinci sektör oldu. Lojistik sektörü 115 milyar dolarlık büyüklükle Gayri Safi Milli Hasıla’dan yüzde 10 pay alıyor. Ticaret Bakanlığı olarak hizmet ihracatına 12 milyar TL’lik destek sağladık. Lojistik sektörü bundan 1,7 milyar TL pay aldı” şeklinde konuştu. Küresel riskler lojistiğin rotasını değiştiriyor Buralı, küresel ölçekte yaşanan savaşlar ve jeopolitik gelişmelerin lojistik sektöründe taşıma süreleri, güzergâhlar ve maliyetler üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Karadeniz ve Kızıldeniz’deki gelişmelerin yanı sıra Süveyş Kanalı’ndaki, Hürmüz Boğazı’ndaki sorunlar ve dünya ticaretinde artan korumacılık eğilimlerinin sektör açısından yeni riskler ortaya çıkardığını belirtti. Bu gelişmelerin lojistikte alternatif güzergâhların önemini artırdığını söyleyen Buralı, kesintilere dayanıklı tedarik zincirlerinin oluşturulmasının önümüzdeki dönemin temel gündemlerinden biri olacağını ifade etti. Sınır geçişlerinin etkinleştirilmesi, transit işlemlerinin kolaylaştırılması ve sürücülerin uluslararası hareketliliğinin artırılması da sektörün öncelikli başlıkları arasında gösterildi. Orta Koridor ve Kalkınma Yolu öne çıkıyor Türkiye’nin coğrafi konumunun lojistik alanında önemli fırsatlar sunduğunu belirten Buralı, önümüzdeki dönemde Orta Koridor’un etkinliğinin artırılması, Kalkınma Yolu ve bağlantı projelerinin güçlendirilmesi, farklı taşıma türleri arasındaki entegrasyonun geliştirilmesi ve katma değerli lojistik hizmetlerin artırılmasının önem taşıdığını söyledi.

Yeşil Dönüşüm Mercek Altında Haber

Yeşil Dönüşüm Mercek Altında

Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde hazırlanan “Türk Ekonomileri 2025 Yılı Raporu” yayımlandı. “Yeşil Ekonomiye Geçiş” temasıyla hazırlanan raporda, Türk dünyasının yeşil enerji, sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi alanındaki potansiyeli ele alındı. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) bünyesinde yürütülen ortak çalışmalar kapsamında hazırlanan “Türk Ekonomileri 2025 Yılı Raporu” kamuoyuna sunuldu. “Yeşil Ekonomiye Geçiş” temasıyla hazırlanan rapor, Türk dünyasında sürdürülebilir ekonomik dönüşüm açısından öne çıkan alanları değerlendiriyor. Rapor; Türk Resmi Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezleri Ağı (ERCNET), TDT Genel Sekretaryası ve Türk Yatırım Fonu iş birliğiyle hazırlandı. Çalışma, Türk Akademisi (Turkic Academy) tarafından yayımlandı. Türk dünyasının yeşil dönüşüm potansiyeli incelendi Ticaret Bakanlığı Ticaret Araştırmaları ve Risk Değerlendirme Genel Müdürlüğü koordinasyonunda hazırlanan rapora, İhracat Genel Müdürlüğü ile Uluslararası Anlaşmalar ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü de katkı sağladı. Çalışmada ayrıca Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının katkıları yer aldı. Raporda, TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin ekonomik potansiyelinin yanı sıra yeşil enerji dönüşümü, sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi alanlarındaki fırsatlar değerlendirildi. Sürdürülebilir ve dirençli ekonomi hedefi “Türk Ekonomileri 2025 Yılı Raporu”, TDT’nin 2040 Vizyonu doğrultusunda Türk dünyasının sürdürülebilir ve dirençli bir ekonomik yapıya kavuşmasına yönelik değerlendirmeler içeriyor. Raporda, bölgesel ekonomik iş birliğinin geliştirilmesi ve Türk dünyasının küresel değer zincirlerindeki rekabet gücünün artırılması açısından yeşil dönüşümün taşıdığı fırsatlara dikkat çekiliyor. Türk Yeşil Vizyonu kapsamında ortak çalışmalar Türkiye, sürdürülebilir kalkınma hedefleri ve Yeşil Mutabakata Uyum vizyonu doğrultusunda Türk dünyasındaki yeşil dönüşüm çalışmalarına yönelik ortak adımları sürdürüyor. 6 Kasım 2024'te Bişkek'te gerçekleştirilen 11. TDT Devlet Başkanları Zirvesi'nde kabul edilen “Türk Yeşil Vizyonu” kapsamında; çevre dostu üretim ve ticaretin geliştirilmesi, yeşil enerji kaynaklarının etkin kullanılması ve döngüsel ekonomi uygulamalarının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu çalışmalarla Türk dünyasının küresel değer zincirlerindeki konumunun güçlendirilmesi ve ortak ekonomik geleceğe sürdürülebilirlik ekseninde katkı sağlanması amaçlanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.