Hava Durumu

#Tmo

Kırsal Haber - Tmo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmo haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Buğday Üreticisi Mazot Karşısında Eridi: 73 Litre Kayıp! Haber

Buğday Üreticisi Mazot Karşısında Eridi: 73 Litre Kayıp!

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM’de yaptığı kapsamlı konuşmada Türkiye’nin tarım politikasındaki yanlışları ve üreticinin karşı karşıya olduğu derin krizleri gözler önüne serdi. Ömer Fethi Gürer, “Bitkisel üretim, tarla, bahçe ve sebze üretimiyle ilgili bazı iktidar milletvekili arkadaşlarımız geliyor, bu dönem üretimdeki artıştan söz ediyor, bir önceki yıla göre değerlendiriyorlar. Bir önceki yıla göre değerlendirirseniz tabii üretim artışı var. 2023 yılına göre 2025 yılında yalnızca 10 milyon ton tahıl tarla ürünlerinde kayıp oluştu, meyvedeki kayıp da kayıt dışıyla beraber 10 milyon tona yakın. Bunun nedeni kuraklık ve zirai dondur. O kriterlere göre bakarsanız bu yıl üretimde artış görülür ama 2002 yılında bu ülkede 19 milyon 500 bin ton buğday yetişirken geçen yıl 17 milyon 900 bin ton yetişmişti. Öyle olunca, nüfusa göre değerlendirdiğinizde, geçen yıldan bu yıla da 22 milyon ton ilk tahmin olduğuna göre, nüfus oranı ölçüsünde buğday üretiminde artışımız yok, açığımız var.” diye konuştu. 2025 YILINDA 1 TON BUĞDAY SATAN ÇİFTÇİ 287 LİTRE MAZOT ALIYORDU, BU YIL 1 TON BUĞDAY SATAN ÇİFTÇİ 214 LİTRE MAZOT ALABİLİYOR. Gürer, “DİR (Dahilde İşleme Rejimi) kapsamında da her yıl buğday ithal ediyoruz. Peki, buğday üreticisine gerekli destek sağlanıyor mu? Verilen alım fiyatının düşük olduğunu defalarca dile getirdik. Bakınız, 2025 yılında 1 ton buğday satan çiftçi 287 litre mazot alıyordu. Bu yıl 1 ton buğday satan çiftçi 214 litre mazot alabiliyor. Mazot da üretimdeki en önemli gider kalemlerinden biri. Keza, gübrede de benzer bir durum var. 2021 yılında mazot 7 lirayken, 2026 yılında mazot 77 lira. Verilere böyle baktığımız zaman tarım kesiminin sorunlarını daha iyi fark eder, irdeleriz.” dedi. Gürer, “Bölgelerimizdeki üreticilerle konuştuğunuzda, çiftçilerle konuştuğunuzda sıkıntıları sizlere anlatıyorlardır. En örgütsüz kesimlerden biri tarım kesimi. Bireysel anlamda kredisini alıyor, borçlanıyor, üretim yapıyor, sonra da ödeyemediği zaman kapıya icra geliyor. Yalnızca bu ay için 77 traktör, 5.400 tarlaya icra yine gelmiş. Öyle olunca, bu rakamsal artışları da gözlediğinizde her yıl kırsalda bu işi yapanın sayısı azalıyor. Veriler doğru kullanılmadı mı sorun yok gibi görünür ama sorun var.” dedi. MISIRDA SORUN VAR CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mısır üretiminde Türkiye'nin üretim açığı olmayabilir ama her yıl mısırda 3-4 milyon ton açığımız var. Niye var? Çünkü ithalatı kolaylıyoruz. Oradaki fiyat dengesini Türkiye'deki üretimle paçal yapıp fiyat düşürme yolunda bir çalışma gerçekleştiriyorsunuz. Bunu yapacağınıza, çiftçi için ürünlerde girdi maliyetlerinde, gübrede yüzde 50 sübvansiyon desteği sağlansa, mazotta ÖTV, KDV kaldırılsa, Ziraat Bankası kredilerinde çiftçiyi koruyan bir anlayış geliştirilse, bu bağlamda borçların ötelenmesi yoluna gidilip faizleri silinse bu meselelerde üretici korunur. Üreticinin korunmasıyla üretim açığı kapatılabilir. 21 üründe arz açığı var. Bu benim belirlediğim bir arz açığı değil; verileri bakanlığın, TÜİK'in verilerinin dışında veri kullanmam ama TÜİK mayıs ayında bitkisel üretimi açıklıyor, bir de aralık ayında açıklıyor. İkisi arasında geçen yıl bazı ürünlerde 2 milyon tona yakın sapma var. Bu ülkenin tarımını ayağa kaldırmak için doğru politikalara ihtiyaç var.” dedi. TARIMDA SORUNLAR DERİNLEŞİYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TBMM'de yaptığı konuşmada tarımdaki sorunların derinleştiğini de söyledi. Gürer, “Ülkemizde Toprak Mahsulleri Ofisinin önemli bir işlevi var. 1938 yılında Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kurulmuş, çiftçinin kara gün dostuydu, sonradan yapısal değişikliklere uğradı. 2006 yılında Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarları döneminde Toprak Mahsulleri Ofisinin depoları satıldı, bölgelerden çekildi, serbest piyasa ekonomisi mantığıyla ofis neredeyse tükenme noktasına geliyordu. Sonra baktılar ki üretilen ürün var, üretici ürettiği ürünü satacak nokta arıyor, yeniden TMO'nun işlevini değiştirdiler, günümüze kadar gelen farklı yapılanmalar oluştu. Burada ortaya çıkan en önemli sorun, kamunun alım fiyatı adı altında belirlediği fiyatı tüccarın beklemesi, onun altında fiyatla da piyasaya girmesi oluyor. Taban fiyat uygulaması olmadığı için TMO'nun açıkladığı fiyat bir alım fiyatı ama TMO'ya ürün teslim etmenin şartları ağır. 'Randevu sistemi' diyor, ödemede problem var, 'Ayağıma getir, belirlediğim yerde olsun.' diyor çünkü her yerde alım yapmıyor. Her yerde alım yapmadığı zaman borçlu çiftçi, tarlaya gelen tüccara ürününü vermek durumunda kalıyor ve üründen para kazanamıyor.” dedi. TMO ALIM FİYATI DÜŞÜK TUTUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TMO'nun açıkladığı fiyatları da eleştirdi. Gürer, 'Genelde TMO alım fiyatı düşük oluyor. Bu yıl buğdayın tonunda 16.500 lira fiyat açıkladı. Çukurova'daki verimliliğe göre 20 bin lira civarında bir maliyet fiyatı varken, İç Anadolu'da kıraç arazideki verime göre de 24 bin lira civarında bir maliyeti var ton olarak. Onun için bölgesel olarak da sorunun oluşumuna yol açıyor.'” diye konuştu. FINDIK ALIM FİYATI KİLOSU 370 LİRA OLMALI TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, fındık alım fiyatıyla ilgili çağrıda bulundu. Gürer, “Bugünlerde fındıkla ilgili alım fiyatı açıklanacak. Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklayacağı bu fiyat, ülkemiz fındığı için de önemli. Cumhuriyet Halk Partisi olarak önerimiz, çiftçi refahını sağlayacak kiloda 370 liralık bir fiyat. Nedenine gelince, stratejik bir ürün fındık. Fındığın yüzde 80'ini ihraç ediyoruz, katma değerli ürüne dönüştürüyoruz ama Türkiye'de fındık üreticisinin yanında durmayan bir kamu var. Tekelleşmiş yabancı şirketlere fındığımız neredeyse peşkeş çekilip farklı ülkelerde Türkiye'den götürülen fındıkla pazar yaratıp, üretim alanı yaratıp Türkiye fındığının da önü kesilmek isteniyor. Oysa fındıkta dünya markasıyız. Fındık üreticisinin yapısı da genelde büyük kentlerde olup fındığına bakım yapar, gelir, orada hasadını yapar, tekrar dönüş sağlar. Böyle giderse fındıkta da sorunlar oluşacak. Son yıllardaki yanlış politikalar fındığı da sorunlu kıldı. Çayda sorun, fındıkta sorun, buğday mevsimsel yıllık değişimlere uğradığında sorun, mısırda sorun; mercimekte ürettiğimizin iki katını ithal eder duruma geldik. Mercimek ülkesiyken 21 üründe arz açığı devam ediyor. Yanlış tarım politikası ve uygulamalarıyla ortaya çıkan sorunlar, tarımda Türkiye'yi bir kaosa doğru sürüklüyor.” dedi. İTHAL ÜRÜNÜ İŞLEYİP İHRACAT ETMEK YERİNE ÇİFTÇİMİZ ÜRETSİN CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer konuşmasında, “Ne deniliyor? 'Tarımsal üretim ihracatında yükseldik.' Yurt dışından, yabancı ülkelerden getirdiğin ürünü Türkiye'de işliyorsun, dâhilde işleme rejimi kapsamında yurt dışına satıyorsun, onunla övünüyorsun. Önemli olan kendi üreticini desteklemek, kendi üreticinin refahını sağlamak, ürettiğin ürünün değer bulmasına yol açmak, girdi maliyetlerini düşürmek ve tüketicinin de uygun fiyatlarla ürün alacağı bir sistemi oluşturmak. Bu sistem oluşmazsa ülke için sorunlar oluşur.” dedi.

Ekmeklik Buğday İhracatı Yeniden Serbest Bırakıldı! Haber

Ekmeklik Buğday İhracatı Yeniden Serbest Bırakıldı!

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), yurt içi arz güvenliği, mevcut stoklar ve üretim verilerini dikkate alarak önemli bir karar aldı. 2025 yılının Mart ayından bu yana durdurulan ekmeklik buğday ve buğday kırıkları ihracatı, 29 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla yeniden serbest bırakıldı. ​İhracat Süreci Nasıl İşleyecek? Kontrollü ve Dengeli Model ​TMO tarafından yapılan resmi açıklamaya göre, tarım piyasalarında arz dengesinin korunması amacıyla ihracat işlemleri belirli bir mekanizma üzerinden yürütülecek: ​Başvuru Mercii: İhracat yapmak isteyen üretici ve tüccarlar, işlemlerini Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri (OAİB) Genel Sekreterliği aracılığıyla gerçekleştirecek. ​TMO Onucu: OAİB’ye yapılan başvurular, TMO tarafından yurt içi arz durumu anlık olarak dikkate alınarak titizlikle değerlendirilecek. ​Kontrollü Yaklaşım: İç piyasa tüketiminin güvence altına alınması amacıyla süreç tamamen kontrollü ve dengeli bir şekilde yönetilecek. ​Sektör İçin Ne Anlama Geliyor? ​2025 yılının Mart ayından bu yana kapalı olan ekmeklik buğday ihracatının yeniden açılması, tarım ve hububat sektöründe hareketlilik yaratması bekleniyor. İç piyasadaki yeterlilik oranları ve güçlü stok seviyelerinin zemin hazırladığı bu yeni dönemde, kontrollü ihracat modeli sayesinde hem üreticinin pazar payını koruması hem de iç tüketimde herhangi bir arz açığı yaşanmaması hedefleniyor.

TMO’dan 8,3 Milyon Tonluk Rekor Hububat Alımı! Haber

TMO’dan 8,3 Milyon Tonluk Rekor Hububat Alımı!

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) 21 Mayıs'tan bu yana 176 bin üreticiden 8,3 milyon ton rekor hububat alımı gerçekleştirdiğini açıkladı. Çiftçilere şu ana kadar 34,3 milyar TL ödeme yapıldı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 2026 üretim sezonunda çiftçilerin emeklerinin karşılığını eksiksiz alması ve piyasa istikrarının korunması amacıyla TMO tarafından yürütülen hububat alım sürecine ilişkin kapsamlı veriler paylaştı. Mayıs ayında erken hasat yapan üreticilerin depolama ihtiyacını karşılamak adına 21 Mayıs 2026'dan itibaren taahhütname ile ürün alımına başladıklarını belirten Yumaklı, 2 Haziran itibarıyla alım fiyatlarının ilan edildiğini ve bugüne kadar 176 bin üreticiden 8,3 milyon ton rekor alım yapıldığını duyurdu. Günlük Alım Miktarı 370 Bin Tona Ulaştı: 2023’ün İki Katından Fazla! Hasadın yoğunlaşmasıyla birlikte alım hızının rekor seviyeye ulaştığını vurgulayan Bakan Yumaklı, şu verileri paylaştı: "Alımların başladığı günlerde günlük ortalama 200 bin ton olan alım miktarımız, son günlerde 370 bin tona ulaştı. Kışın 1 ayda sattığımız hububat miktarını bugün 1 günde alıyoruz. 2023 yılı ile kıyaslarsak; 2023’ün aynı döneminde 3,4 milyon ton hububat alınmışken bugün bu rakam 8,3 milyon tonu aşmış durumdadır. Yani alım hacmimiz iki kattan fazla artmıştır." Konya Alımda Lider, Depolarda Son Ürüne Kadar Alım Sürecek Ülke genelinde 650 civarındaki alım noktasında sürecin kesintisiz sürdüğünü belirten Yumaklı, il bazında 1,3 milyon tonu aşan alımla Konya’nın ilk sırada yer aldığını söyledi. TMO depolarının dolduğu ve alımların duracağı yönündeki iddiaları kesin bir dille yalanlayan Yumaklı, kapalı depoların yanı sıra kiralanan açık yığın sahaları ile mevcut depo doluluk oranının %65-70 seviyesinde olduğunu ve son ürün gelene kadar alımların kararlılıkla devam edeceğini altını çizdi. Randevularda %87 Gerçekleşme Oranı Alım süreçlerinin aksamaması adına kurulan randevu sisteminin başarıyla çalıştığını ifade eden Yumaklı; sezon başından bu yana 12,6 milyon ton ürün için 272 bin üreticiye 450 bin adet randevu verildiğini, üretici bazlı gerçekleşme oranının ise %87’ye ulaştığını kaydetti. Çiftçilerin Hesaplarına 34,3 Milyar TL Aktarıldı Ürün bedellerinin yasal mevzuat gereği 21'inci günden itibaren hesaplara yatmaya başladığını hatırlatan Bakan Yumaklı, şu ana kadar üreticilere 34,3 milyar TL ödeme yapıldığını ve ödemelerin düzenli periyotlarla sürdüğünü belirtti. TMO Hububat Satış Fiyatları ve Tarihi Açıklandı Bakan Yumaklı ayrıca TMO’nun hububat satışlarına 1 Ekim tarihi itibarıyla başlayacağını duyurdu. Belirlenen satış fiyatları ise şu şekilde: 2. Grup Ekmeklik ve Makarnalık Buğday: 18.500 TL/Ton 2. Grup Arpa: 14.000 TL/Ton

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!" Haber

Soğan Üreticilerinden Uyarı: "Sorun İthalat Değil, Üretimin Sürdürülebilirliği!"

Son dönemde artan soğan fiyatları Türkiye gündemindeki yerini korurken, Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği (SO-DER) yaşananların perde arkasını açıkladı. Soğan Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı Reşit Kaya, artışın temelinde ithalatın değil, üretimin yok olma noktasına gelmesinin yattığını belirterek, yerli üretimi destekleyecek kalıcı adımlar çağrısında bulundu. SO-DER Başkanı Kaya yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi; "​Son günlerde soğan fiyatlarında yaşanan keskin yükseliş, kamuoyunda ithalat politikaları üzerinden tartışılmaktadır. Ancak SO-DER olarak açıkça ifade ediyoruz ki, bu fiyat hareketinin temelinde ithalat değil, Türkiye’de kuru soğan üretiminin sürdürülemez hale gelmesi ve çiftçilerimizin büyük bir kısmının üretimi terk etmek zorunda kalması yatmaktadır. Fiyat artışını üreticinin kazancına bağlamak gerçeği yansıtmamaktadır; aksine, üretici yıllardır zarar etmiş, bugün elinde ürün kalmayan çiftçimiz fiyat artışından pay alamamaktadır. ​Üretim maliyetleri açısından Türkiye ile rakip ülkeler arasındaki uçurum her geçen gün büyümektedir. Özbekistan, İran ve Mısır gibi ülkelerde bir kilogram soğanın üretim maliyeti yaklaşık 4-5 TL seviyesindeyken, Türkiye’de bu maliyet hasat işçiliği de dahil olmak üzere 15 TL’nin üzerine çıkmıştır. Bu farkın en çarpıcı örneği işçilik ücretlerinde görülmektedir: Mısır’da bir tarım işçisinin günlük yevmiyesi yaklaşık 3 dolar iken, Türkiye’de bu rakam 30 dolara ulaşmaktadır. Mazot, gübre, ilaç ve diğer girdilerde de benzer oranda bir fark bulunmakta; bu da yerli üreticinin uluslararası pazarda rekabet etme şansını ortadan kaldırmaktadır. Ne yazık ki çiftçilerimiz, yıllarca soğanını üretim maliyetinin üçte biri gibi sembolik fiyatlara satmak zorunda kalmış, artan borç yükü ve azalan gelir nedeniyle ekim alanlarını sürekli daraltmıştır. Bu süreçte yaşanan kuraklık, sel ve don gibi doğal afetler ise üretimdeki düşüşü daha da hızlandırmıştır. SO-DER olarak 2018 yılından bu yana her platformda hükümete sesimizi duyurmaya çalıştık; zaman zaman ihracat destekleri verilmiş olsa da yüksek girdi maliyetleri nedeniyle bu destekler kalıcı çözüm olmaktan uzak kalmıştır. Bugün geldiğimiz noktada Türkiye genelinde yalnızca Amasya, Bursa ve bazı ilçelerde çok sayıda üreticinin elinde ürün kalmıştır. Mevcut durumda soğanın kilogram fiyatı 50 TL seviyesine ulaşmıştır. Ancak bu fiyat artışında en çok yerli üretici değil, Türkiye’ye ürün satan Mısır, Özbekistan ve İran gibi ülkeler faydalanacaktır. Çünkü yerli üreticinin elinde satacak yeterli ürünü kalmamıştır; arz açığı ithalatla kapatılmaya çalışıldığında, fiyatlardaki yükseliş doğrudan yabancı üreticilerin lehine işleyecektir. Bu durum, hem ülke tarımının geleceği hem de gıda güvenliği açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. SO-DER olarak net bir şekilde belirtmek isteriz: Biz üreticiler ne soğanı 5 TL’ye ne de 50 TL’ye satmak istiyoruz. Bizim talebimiz, üretim maliyetlerimizi karşılayan ve sürdürülebilir üretimi mümkün kılan adil bir fiyatın oluşmasıdır. Bugün bir kilogram soğanın gerçek üretim maliyeti 17-18 TL seviyesindedir. Bu maliyetin üzerine yalnızca %10-15 oranında makul bir kâr eklendiğinde, üreticinin eline geçmesi gereken fiyat 22-23 TL civarındadır. Bu rakam, çiftçinin bir sonraki yıl yeniden ekim yapabilmesi, mevcut borçlarını ödeyebilmesi ve üretim faaliyetine devam edebilmesi için zorunlu olan asgari gelir düzeyidir. Eğer bu makul fiyat seviyesi sağlanamazsa, üretim her geçen yıl daha da azalacak, Türkiye ithalata daha fazla bağımlı hale gelecek ve tüketiciler çok daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalacaktır. Unutulmamalıdır ki üreticinin kazanması, tüketicinin kaybetmesi anlamına gelmez. Asıl amaç, üretimin devam ettiği, çiftçinin ayakta kaldığı ve tüketicinin uygun fiyatla ürüne ulaşabildiği sürdürülebilir bir tarım politikasının inşa edilmesidir. ​Bu noktada, kuru soğan ithalatına ilişkin son düzenlemeyi de değerlendirmek gerekir. Resmî Gazete’de 11 Temmuz 2026’da yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile kuru soğan ithalatında yüzde 49,5 olan gümrük vergisi yüzde 5’e düşürülmüş ve bu uygulamanın 31 Ağustos 2026’ya kadar devam edeceği açıklanmıştır. Ne var ki, 2019 yılında da benzer bir yol izlenmiş, o dönemde soğan fiyatlarındaki artış gerekçesiyle ithalatta gümrük vergisi sıfırlanmış ve Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) soğan ithalatı gerçekleştirmiştir. Ancak bu tür geçici önlemler, sorunun kaynağına inmeden yalnızca acil fiyat baskısını hafifletmeye yarar; kalıcı çözüm ise üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve çiftçinin desteklenmesinden geçer. SO-DER olarak bir kez daha vurguluyoruz: Kalıcı çözüm ithalatı artırmak değil, yerli üretimi maliyet bazında destekleyerek sürdürülebilir kılmaktır. Hükümeti ve kamuoyunu bu gerçekle yüzleşmeye, çiftçimizin sesine kulak vermeye davet ediyoruz. Üretim biterse, ne ithalat ne de fiyat regülasyonları açığı kapatabilir. Yarının soğanı bugün ekilir; bugün önlem alınmazsa, önümüzdeki yıllarda hem soğan hem de diğer birçok tarım ürününde çok daha ağır tablolarla karşılaşabiliriz. SO-DER olarak hükümetimizden beklentilerimiz açıktır: Öncelikle, üretim maliyetlerini doğrudan etkileyen mazot, gübre, ilaç ve elektrik gibi tarımsal girdilerdeki KDV-ÖTV indirimi ve akaryakıt desteği gibi kalıcı teşvik mekanizmaları hayata geçirilmeli, ayrıca hasat işçiliğinde kayıtlı istihdamı teşvik eden prim destekleri artırılmalıdır. Bununla birlikte, üreticinin emeğinin karşılığını alması için taban fiyat uygulaması getirilmeli ve bu fiyat, gerçek üretim maliyeti ile makul kâr marjı dikkate alınarak her yıl güncellenmelidir. İthalatın yalnızca arz açığının acilen kapatılması gereken durumlarda ve sınırlı süreyle yapılmasına izin verilmeli; ithal ürünlerin piyasaya girişinde yerli üreticiyi koruyacak telafi edici mekanizmalar devreye sokulmalıdır. Ayrıca, TMO’nun piyasa müdahale yetkileri güçlendirilerek, ürün alım fiyatları maliyetlerin altına düştüğünde devreye giren bir alım garantisi sistemi oluşturulmalıdır. Son olarak, tarım sigortaları primleri devlet tarafından daha yüksek oranda sübvanse edilmeli ve doğal afetlerde üreticiye hızlı ve yeterli tazminat ödenmesi sağlanmalıdır. SO-DER olarak, bu taleplerimizin karşılanmasının yalnızca üreticisini değil, tüm tarım sektörünü ayakta tutacağına ve Türkiye’nin gıda güvenliğini uzun vadede garanti altına alacağına inanıyoruz."

Bakan Yumaklı Hasat Sezonunu Kırıkkale'de Başlattı: "Bu Yıl Rekor Üretim Bekliyoruz" Haber

Bakan Yumaklı Hasat Sezonunu Kırıkkale'de Başlattı: "Bu Yıl Rekor Üretim Bekliyoruz"

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Kırıkkale'nin Karakeçili ilçesinde katıldığı arpa hasadı programında 2026 yılı hasat dönemi için müjdeli verileri paylaştı. Bakan Yumaklı, Türkiye'nin bu yıl 140 milyon ton bitkisel üretimle tüm zamanların rekorunu kırmayı hedeflediğini belirtti. ​Hasat döneminin bereketli geçmesi temennisinde bulunan Bakan Yumaklı, son 66 yılın en iyi yağış oranlarına ulaşıldığını ve baraj doluluk oranlarının %81 seviyesine çıktığını vurguladı. ​"Buğday ve Arpada Büyük Artış" ​Üretim planlamasının stratejik iki ürünü olan buğday ve arpada beklentilerin üzerinde bir verim öngördüklerini ifade eden Yumaklı, şu verileri paylaştı: ​Buğday: Geçen yıla göre %27 artışla 22 milyon 750 bin ton. ​Arpa: %50 artışla 9 milyon ton. ​Toplam Bitkisel Üretim Hedefi: 140 milyon ton (Tüm zamanların rekoru). ​Bakan Yumaklı, Aydın'da 10 Mayıs'ta başlayan hasadın, Doğu Anadolu bölgesi hariç Türkiye'nin genelinde başarıyla devam ettiğini, buğdayda %19, arpada ise %17 seviyesinde bir hasat gerçekleştirildiğini belirtti. ​TMO’dan Rekor Alım: "21 Günde 1 Milyon Ton" ​Üreticinin emeğinin korunması adına Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) piyasa regülasyonunda aktif rol oynadığını söyleyen Bakan Yumaklı, ödemeler hakkında önemli açıklamalarda bulundu: ​"TMO, 650 noktada üreticilerimizin yanında. Şu ana kadar 2 milyon ton ürün alımı gerçekleştirdik, bunun 1 milyon tonu sadece son 21 günde alındı. Ödemeleri 21'inci günden itibaren hesaplara yatırıyoruz ve şu ana kadar üreticilerimize 2 milyar TL'lik ödeme yapıldı." ​Üreticiye "TARSİM" ve "Gelir Koruma Sigortası" Çağrısı ​İklim değişikliği ve ani hava olaylarına karşı üreticileri uyaran Bakan Yumaklı, devlet destekli sigortaların önemine dikkat çekti: ​TARSİM: Devlet, poliçe bedelinin %70'ine kadar destek sağlıyor. ​Gelir Koruma Sigortası: Verim kaybı veya fiyat düşüşlerine karşı koruma sağlayan bu yeni sistemin %60'ı devlet tarafından karşılanıyor. ​Kırıkkale'de Mera Islahı Projesi ​Kırıkkale'de 3 bin dönümlük alanda modern mera ıslah yöntemlerinin uygulandığını açıklayan Yumaklı, 10 farklı arpa çeşidiyle yapılan denemelerin, yöreye en uygun ve verimli türlerin belirlenmesini amaçladığını söyledi. Proje kapsamında ayrıca protein değeri yüksek olan "tuz çalısı" gibi bitkilerle hayvancılık sektörüne kaliteli kaba yem desteği sağlanması hedefleniyor.

2026 TMO Hububat Alım Fiyatları Açıklandı! Haber

2026 TMO Hububat Alım Fiyatları Açıklandı!

Tarım ve Orman Bakanlığı, milyonlarca üreticinin merakla beklediği 2026 yılı TMO hububat alım fiyatları ve verilecek destekleme ödemelerini resmen duyurdu. Ülkemiz genelinde etkili olan yağışlar nedeniyle geçen yıla göre gecikmeli başlayan hasat sezonunun ardından, üreticilerin eline geçecek net rakamlar da belli oldu. Peki, 2026 TMO ekmeklik buğday, makarnalık buğday ve arpa fiyatları ne kadar? Bakanlık destekleri ile ton başına ne kadar ödenecek? TMO ödemeleri banka hesaplarına ne zaman yatacak? İşte üreticileri yakından ilgilendiren tüm detaylar... 2026 TMO Hububat Alım Fiyatları Ne Kadar Oldu? (2. Grup Ürünler) Bakanlık ve TMO tarafından yakından takip edilen piyasa şartları doğrultusunda, 2026 yılı TMO hububat alım fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına şu şekilde belirlendi: Makarnalık Buğday Alım Fiyatı: 16.500 TL/Ton Ekmeklik Buğday Alım Fiyatı: 16.500 TL/Ton Arpa Alım Fiyatı: 12.750 TL/Ton Bakanlık Destekleri ile Üreticinin Eline Geçecek Toplam Rakam Tarım ve Orman Bakanlığı, bu yıl üreticilere yönelik elini taşın altına koyarak ciddi bir destek paketi açıkladı. Üreticilere; temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği adı altında dekara toplam 980 TL ödeme yapılacak. Ülke ortalama verimi hesaba katıldığında bu destekler, ton başına 3.014 TL'lik bir ek kazanca tekabül ediyor. Bu desteklemelerle birlikte üreticilerin eline geçecek toplam net tutar: Ekmeklik ve Makarnalık Buğday (Destekler Dahil): 19.514 TL/Ton Arpa (Destekler Dahil): 15.764 TL/Ton TMO Ürün Bedeli Ödemeleri Ne Zaman Yapılacak? Yağışlar sebebiyle hasadı geciken üreticilere depolama kolaylığı sağlamak amacıyla TMO, 21 Mayıs 2026 tarihinden itibaren Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı olan buğday ve arpa ürünlerini taahhütname karşılığında teslim almaya başlamıştı. Çiftçilerin en çok merak ettiği ödeme takvimi ise şu şekilde netleşti: TMO ürün bedeli ödemeleri, ürünün teslim edilmesini takip eden 45 gün içerisinde doğrudan üreticilerin banka hesaplarına yatırılacaktır. TMO 2026 Hububat Satış Fiyatları da Netleşti (1 Ekim İtibarıyla) Piyasa dengesini ve fiyat istikrarını korumak amacıyla TMO’nun yeni dönem hububat satışlarına başlayacağı tarih ve fiyatlar da ilan edildi. TMO, hububat satışlarına 1 Ekim itibarıyla başlayacak. Belirlenen 2. grup satış fiyatları ise şu şekilde: 2. Grup Makarnalık Buğday Satış Fiyatı: 18.500 TL/Ton 2. Grup Ekmeklik Buğday Satış Fiyatı: 18.500 TL/Ton 2. Grup Arpa Satış Fiyatı: 14.000 TL/Ton

Denizli’de TMO 10 Merkezde Alım Yapacak Haber

Denizli’de TMO 10 Merkezde Alım Yapacak

Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü’nün 2026 yılı hububat alım fiyatlarını açıkladığını belirterek, TMO tarafından ton başına makarnalık ve ekmeklik buğday alım fiyatı 16 bin 500 lira, arpa alım fiyatı ise 12 bin 750 lira olarak belirlendiğini duyurdu. Denizli’de 6 lisanslı depo 4 sabit noktada toplam 10 merkezde olmak üzere TMO’nun alım yapacağını belirten Başkan Tefenlili, üreticilerin TMO tarafından sunulan imkanlardan en verimli şekilde yararlanmalarını tavsiye etti. TMO, 2026 yılı hububat alım ve satış fiyatlarını kamuoyuna duyurdu. Yapılan açıklamada, Türkiye genelinde hububat hasadının yağışlar nedeniyle geçen yıla kıyasla geciktiği ancak belirli bölgelerde halihazırda başladığı ifade edildi. Hasadını gerçekleştiren üreticilere depolama imkânı sağlamak amacıyla adımlar atıldığı belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: ''TMO tarafından 21 Mayıs'tan itibaren üreticilerimizin Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kayıtlı buğday ve arpa ürünleri taahhütname karşılığı teslim alınmaya başlanmıştır. 2026 yılı TMO hububat alım fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına makarnalık buğdayda 16 bin 500 lira, ekmeklik buğdayda 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak belirlenmiştir.'' TMO HUBUBAT ALIM FİYATLARI- (2. Gruplar için ton başına) HUBUBAT 2025 2026 Makarnalık Buğday 13.500 TL 16.500 TL Ekmeklik Buğday 13.500 TL 16.500 TL Arpa 11.000 TL 12.750 TL Üreticilere Ton Başına 3 Bin 14 Lira Destek Sağlanacak Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından üreticilere verilecek desteklemelere ilişkin detayların da yer aldığı açıklamada; temel, planlı üretim ve sertifikalı tohum kullanım destekleri olarak dekara toplam 980 lira ödeme yapılacağı bildirildi. Bu tutarın, ülke ortalama verimi dikkate alındığında ton başına toplam 3 bin 14 lira destek ödemesine tekabül edeceği kaydedildi. Üreticinin Eline Geçecek Tutar Belli Oldu Desteklerle birlikte üreticilerin eline geçecek net rakamlara ilişkin açıklamada şu bilgiler paylaşıldı: ''Böylece desteklerle birlikte üreticilerin eline ton başına ekmeklik ve makarnalık buğday için 19 bin 514 lira, arpa için ise 15 bin 764 lira geçecektir. Ödemeler ürün teslimatına müteakip 45 gün içinde üreticilerin banka hesaplarına yapılacaktır.'' Hububat Satışları 1 Ekim'de Başlıyor TMO’nun hububat alımlarının yanı sıra iç piyasa satış takvimine ve fiyat politikasına da açıklık getirildi. Kurumun hububat satışlarına 1 Ekim itibarıyla başlayacağının altı çizilerek, satış fiyatları şu şekilde ilan edildi:" Ton başına 2. grup makarnalık buğday için 18 bin 500 lira, 2. grup ekmeklik buğday için 18 bin 500 lira, 2. grup arpa için 14 bin lira olarak belirlenmiştir. Tüm üreticilerimize hayırlı ve bereketli bir hasat sezonu diliyoruz." ifadeleri kullanıldı. “Yeni Sezonun Tüm Üreticilerimize Bereketli Olmasını Diliyorum” Denizli Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Tefenlili, yeni hasat döneminin şehrimiz ve ülkemiz için hayırlı ve bereketli olmasını temenni ederek, üreticilerin TMO tarafından sunulan imkanlardan en verimli şekilde yararlanmalarını tavsiye etti. Yeni hasat döneminin başlamasıyla birlikte tarlalarda yeniden emek ve umudun filizlenmeye başladığını ifade eden Başkan Tefenlili, “Toprağa emek veren, alın teriyle üreten tüm çiftçilerimize bol ve bereketli bir sezon diliyorum. Umuyorum ki bu sezon hem verimlilik hem de kazanç açısından üreticimizin yüzünü güldüren bir yıl olur. Hasat dönemi boyunca tüm çiftçilerimize kolaylıklar ve hayırlı işler temenni ediyorum. Denizli’de 6 lisanslı depo 4 sabit noktada toplam 10 merkezde olmak üzere TMO alım yapacak olup üreticilerimiz için TMO randevularının açıldığı bilgisi edinilmiştir” dedi.

Bayraktar: ''Hububat Alım Fiyatları Üreticilerimizin Beklentilerini Karşılamadı'' Haber

Bayraktar: ''Hububat Alım Fiyatları Üreticilerimizin Beklentilerini Karşılamadı''

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından açıklanan 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatlarını yaptığı yazılı basın açıklamasıyla değerlendirdi. TZOB Başkanı Bayraktar’ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) tarafından 2026 yılı hububat müdahale alım fiyatları açıklandı. Açıklanan fiyatlara göre, 2025 yılında prim hariç ton başına 13 bin 500 lira olarak belirlenen kırmızı/beyaz sert ekmeklik buğday ile makarnalık buğday alım fiyatı, 2026 yılında yüzde 22,22 oranında artırılarak ton başına 16 bin 500 liraya yükseltildi. Arpa alım fiyatı ise 2025 yılında prim hariç ton başına 11 bin lira iken, 2026 yılında yüzde 15,9 oranında artırılarak ton başına 12 bin 750 lira olarak açıklandı. Ancak açıklanan alım fiyatlarındaki artış oranları, 2026 yılı Nisan ayında yüzde 32,37 olarak gerçekleşen enflasyon oranının altında kaldı. Bu durum, üreticilerimizin artan girdi maliyetleri karşısında gelir kaybı yaşayacağını ortaya koyuyor. Ayrıca Birliğimize ve Ziraat Odalarımıza iletilen taleplerde de açıklanan fiyatın çiftçilerimizin beklentisini karşılamadığı görülüyor. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, temel destek, planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği kapsamında üreticilere toplam dekara 979 lira 60 kuruş destek ödemesi yapılacağı belirtildi. Ortalama verim dikkate alındığında bu desteklerin ton başına yaklaşık 3 bin 14 lira olarak hesaplandığı görülüyor. 2026 yılında destek kalemleri şu şekilde belirlendi: • Temel destek dekar başına 403 lira • Planlı üretim desteği dekar başına 403 lira • Sertifikalı tohum kullanım desteği dekar başına 173 lira 60 kuruş Bununla birlikte, tarla bitkilerinde verim kaybını önlemek amacıyla sertifikalı tohumun en az üç yılda bir yenilenmesi tavsiye ediliyor. Dolayısıyla her üretici her yıl sertifikalı tohum kullanmıyor ve sertifikalı tohum desteğinden düzenli olarak yararlanmıyor. Buğday ve arpa üreticisinin aldığı destek dekar başına temel ve planlı üretim desteği 806 liradır. Bu nedenle, açıklanan toplam destek tutarının tüm üreticiler açısından fiilen elde edilebilen bir gelir unsuru olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Üretimin sürdürülebilirliği, çiftçilerimizinn gelir güvencesinin sağlanması ve ülkemizin gıda arz güvenliğinin korunabilmesi için müdahale alım fiyatlarının üretim maliyetleri, enflasyon oranları ve çiftçilerimizin makul gelir beklentileri dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi, kilogram başına 3 lira prim desteğinin verilmesi büyük önem taşıyor. Bu talebimizi de Tarım ve Orman Bakanlığına ilettik. Ayrıca, ürün bedellerinin 45 gün içerisinde ödeneceğinin açıklanması kabul edilebilir bir uygulama değildir. Çiftçilerimizin mazot, gübre, ilaç, tohum, işçilik ve kredi borçları hasatla birlikte kapıya dayanırken, üreticilerimizden parasını 45 gün beklemesi isteniyor ve üreticilerimiz emeğinin karşılığını zamanında alamıyor. Bu nedenle ürün bedelinin en az yüzde 50’si teslimat anında, kalan kısmı ise en geç 15 gün içerisinde üreticilerimizin hesabına yatırılmalıdır. Aksi halde yüksek enflasyon koşullarında 45 günlük bekleme süresi, açıklanan alım fiyatlarının reel değerini önemli ölçüde aşındıracak ve üreticilerimizin gelir kaybını daha da artıracaktır. Çiftçilerimiz sadece düşük fiyatla değil, geç ödeme nedeniyle de mağdur edilmemelidir.”

Bakan Yumaklı: "TMO 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hasat Dönemine Hazır'' Haber

Bakan Yumaklı: "TMO 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hasat Dönemine Hazır''

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, bu yıl tarımsal sulamayla ilgili bir problem olmayacağını belirterek, "Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim." dedi. 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla düzenlenen Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Danışma Kurulu Toplantısı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın da katılımıyla bir otelde yapıldı. Burada konuşan Yumaklı, tarım sektörünün sadece bir üretim faaliyeti değil, strateji ve planlama işi olduğunu söyledi. İklim değişikliği ve bölgesel gerilimlerin küresel üretim maliyetlerini ve tedarik zincirlerini doğrudan etkilediğine işaret eden Yumaklı, "Tarım ve Orman Bakanlığı olarak tüm adımlarımızı bu gerçeklere göre planlı ve programlı şekilde atıyoruz. Tarımı teknolojiyle birleştirmek artık bir zorunluluktur." diye konuştu. Bakan Yumaklı, Türkiye'de tarım adına gelecek vizyonunu pekiştiren gelişmeler yaşandığını bildirerek, 7 aylık verilere bakıldığında son 66 yılın en yağışlı yılının yaşandığını, barajlardaki ortalama doluluk oranının yüzde 75'lerin üzerine çıktığını söyledi. "Tmo 20 Milyon Tonluk Depolama Kapasitesiyle Hazır" Bu yıl sulamayla ilgili problemin olmayacağına dikkati çeken Yumaklı, konuşmasına şöyle devam etti: "Geçen sene zirai don ve kuraklıkla düşen üretimimiz bu sene toparlanacak, hatta bazı ürünlerde rekorlar kıracağımızı söyleyebilirim. Toprak Mahsulleri Ofisimiz (TMO) de yeni hasat dönemine 20 milyon tonluk depolama kapasitesiyle hazır. İki yıl önce başlattığımız, meyvelerini almaya başladığımız üretim planlamamızı güçlendirerek devam ettiriyoruz. İki yıl önce başlattığımız hayvancılıkta yol haritamızı uygulamaya devam ediyoruz. Yeni destekleme modelimizi de kadınları ve gençleri ön plana alacak şekilde sisteme entegre ettik." Yumaklı, ziraat odalarıyla iş birliğini daha da ileriye götürmek için gayret ettiklerini belirterek, Çiftçi Kayıt Sistemi veri girişi ve kabul işlemlerinin yürütülmesine için TZOB ile bir protokol imzaladıklarını anımsattı. İlk etapta uygulamanın üç ilde başladığını ve geçen yıl il sayısının 21'e çıktığını anlatan Yumaklı, bu yıl hazır olan odaları da sisteme dahil edeceklerini söyledi. Bakan Yumaklı, IPARD kapsamında hayata geçirdikleri "danışmanlık hizmetleri" ile ziraat odalarında görev yapan 600'ün üzerinde uzman danışmana eğitim desteği vermeye devam edeceklerini bildirdi. "ALGI OPERASYONLARININ ÜRETİCİLERİMİZİN MORALİNİ BOZMASINA İZİN VERMEYECEĞİZ" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan "Türkiye Tarım ve Gıda Sektörünün İstihdam ve Kırsal Refah İçin Dönüşüm Projesi"nin sektörde yeni sayfa açtığını dile getiren Yumaklı, şunları kaydetti: "Proje kapsamında krediye erişim sorunu yaşayan ve birincil üretim yapan çiftçilerimiz için yaklaşık 500 milyon dolarlık kredi hacmi oluşturulması konusunu uygulamaya başlayacağız. Yaklaşık 400 bin çiftçimizin ürünlerini pazarlayabilecekleri yeni kanallar oluşturulacak. Öngörümüz 250 bin vatandaşımıza istihdam sağlanacak. Ancak birilerinin, 'tarım bitti' diyerek çiftçilerimizi moralini bozmaya ve tüketicimizi tedirgin etmeye devam ettiğini görüyoruz. Bu algı operasyonlarının üreticilerimizin moralini bozmasına izin vermeyeceğiz. Dezenformasyonla moral bozmaya çalışanlara bu sektörün verdiği en büyük cevap, tarladaki üretim, stoklarımızdaki doluluk ve burada sergilediğimiz sarsılmaz birlikteliktir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.