Hava Durumu

#Tmo

Kırsal Haber - Tmo haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tmo haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TMO’dan Mısır Stoklarına Takviye Haber

TMO’dan Mısır Stoklarına Takviye

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), mısır piyasasında arz güvenliğini sağlamak ve olası fiyat dalgalanmalarının önüne geçmek amacıyla stoklarını takviye ettiğini açıkladı. Rusya-Ukrayna savaşının tedarik zincirinde oluşturduğu sorunlara dikkat çeken TMO, yerli üretimin değerinin korunmasının öncelikli olduğunu bildirdi. TMO’dan Mısır Arz Güvenliği İçin Yeni Tedbir Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğü, 5 Kasım 2026 tarihinde yaptığı açıklamada, mısır piyasasında arz güvenliğinin sağlanması amacıyla stokların takviye edildiğini duyurdu. TMO, Türkiye’de 2026 yılı mısır üretiminin yaklaşık 8,1 milyon ton düzeyinde gerçekleşmesinin beklendiğini belirterek, büyüyen yem sektörünün ihtiyaçları doğrultusunda tüketimin arttığına dikkat çekti. Açıklamada, ihtiyaç duyulan stok miktarının kamu ve özel sektörün dış tedarikiyle tamamlandığı ifade edildi. Rusya-Ukrayna Savaşı Mısır Tedarikini Etkiliyor TMO, Rusya-Ukrayna savaşında yaşanan gelişmelerin mısır tedarikinde lojistik sorunlara yol açtığını bildirdi. Türkiye’nin mısır tedarikinde önemli yere sahip olan bu ülkelerden yapılan sevkiyatların durma noktasına geldiği belirtilirken, ülkeye ulaşan sınırlı miktardaki ithal ürüne yönelik yoğun talebin piyasa fiyatlarını etkilediği kaydedildi. Olağan piyasa seviyelerinin üzerinde oluşan fiyat tekliflerinin yurt içi fiyatlarda dalgalanmalara neden olduğu ifade edilerek, hasat tamamlanmadan tedbir alınmasının gerekli hale geldiği vurgulandı. TMO: Önceliğimiz Yerli Ürünün Değerini Bulması TMO açıklamasında, hasadın devam ettiği mevcut dönemde piyasa fiyatlarının üreticilerin ürünlerini uygun fiyatlarla değerlendirmelerine imkân sağladığı belirtildi. Kurum, önceliklerinin yerli ürünün değerini bulması, ticaretin kesintisiz sürmesi ve sanayinin ham maddeye erişiminin korunması olduğunu bildirdi. Bu doğrultuda TMO’nun, ilerleyen aylarda yaşanabilecek arz sıkışıklığına karşı stoklarını ihtiyaten takviye ettiği açıklandı. Mısır Fiyatlarında İstikrar Hedefleniyor TMO, alınan tedbirle önümüzdeki dönemde piyasa fiyatlarının istikrarlı ve öngörülebilir seyretmesini sağlamayı amaçladığını duyurdu. Açıklamada, ani fiyat dalgalanmalarının ve spekülatif hareketlerin önlenmesinin hedeflendiği belirtildi. Ayrıca gıda enflasyonuyla kararlı mücadele kapsamında, mısır kullanan sektörlerde ham madde kaynaklı ani maliyet artışlarının ve bu artışların tüketici fiyatlarına yansımasının önüne geçilmesinin amaçlandığı ifade edildi. TMO’nun açıklaması, mısır piyasasında hem üreticilerin ürünlerini değerlendirmesi hem de yem ve gıda sanayisinin ham maddeye erişiminin sürdürülebilmesi açısından alınan tedbirleri ortaya koydu.

CHP’li Sarıbal: ''Çiftçi Sadaka Değil, Emeğinin Hakkını İstiyor!'' Haber

CHP’li Sarıbal: ''Çiftçi Sadaka Değil, Emeğinin Hakkını İstiyor!''

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, artan üretim maliyetlerine karşılık ürün fiyatlarının çiftçinin beklentisini karşılamadığını belirterek kamusal alım ve gerçek maliyetlere dayalı taban fiyat çağrısı yaptı. Fon yolsuzluğuna ilişkin açıklamaları da değerlendiren Sarıbal, “97,3 milyar lirayı nereden, hangi kaynaklardan ödediniz?” diye sordu. CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, düzenlediği basın toplantısında tarımsal üretimde yaşanan sorunları, üreticilerin alım fiyatlarına ilişkin taleplerini ve fon soruşturmasında yanıt bekleyen soruları gündeme taşıdı. Tarımın halkın gıda güvencesi, gıda hakkı ve gıda egemenliği açısından taşıdığı önemi vurgulayan Sarıbal, iktidar temsilcilerinin tarımı defalarca millî güvenlik meselesi olarak tanımlamasına rağmen üreticiyi koruyacak politikaları uygulamadığını söyledi. Mazotun litre fiyatının bir yılda 55–56 liradan 100 lira düzeyine yükseldiğini, gübre fiyatlarında da yüksek artışlar yaşandığını belirten Sarıbal, TÜİK’in açıkladığı rakamların halkın karşı karşıya olduğu gerçek enflasyonu yansıtmadığını ifade etti. “Açıklanan fiyatlar piyasada uygulanmıyor” Buğdayda ton başına 16 bin 500 lira, arpada ise 12 bin 750 lira olarak açıklanan alım fiyatlarının üreticinin maliyetleri karşısında yetersiz kaldığını belirten Sarıbal, buğdaydaki fiyat artışının yüzde 22,2, arpadaki artışın ise yüzde 15,9 olduğunu kaydetti. TMO’nun alımlarının piyasayı güvence altına alacak düzeye ulaşmadığını söyleyen Sarıbal, açıklanan fiyatların bütün üreticiler için geçerli olmadığını vurguladı. Özel sektörde buğdayın kilogramının 12–13 liraya, arpanın ise 9–10 liraya kadar düşen fiyatlarla alındığını belirten Sarıbal, kamu kurumlarının açıkladığı fiyatların piyasada üreticiyi koruyan bir taban oluşturması gerektiğini söyledi. Ayçiçeğinde yüzde 44 yağ oranlı ürün için açıklanan 37 liralık ön alım fiyatının da maliyetleri karşılamadığını ifade eden Sarıbal, dekardan alınan ürün miktarı düştükçe kilogram maliyetinin yükseldiğini anlattı. Sarıbal, fındıkta ise 275–300 lira fiyat talep ettiklerini, yaklaşık 250 lira düzeyindeki alım fiyatına rağmen piyasada fiyatların 150–160 liraya kadar gerilediğini söyledi. Yaş çayda kilogram başına 35 lira olarak açıklanan alım fiyatına da değinen Sarıbal, üreticilerin emeğinin karşılığını alamadığını, bazı üreticilerin bahçelerini kendileri toplamak yerine aracılara bırakmak zorunda kaldığını belirtti. Sarıbal, taleplerini şöyle dile getirdi: “Hiç olmazsa bu rakamlar taban fiyat olsun. Neye göre taban fiyat? Gerçek üretim maliyetlerine göre.” Pancar ve çeltikte beklenti karşılanmadı Şeker pancarında üreticinin ton başına 4 bin–4 bin 500 lira arasında fiyat beklediğini hatırlatan Sarıbal, kota tamamlama primi dahil açıklanan 3 bin 720 liralık fiyatın bu beklentinin altında kaldığını söyledi. Üreticilerin nakliye desteği talebinin de karşılanmadığını belirten Sarıbal, çiftçinin hasat döneminde borcunu ödeyemez duruma getirildiğini ifade etti. Çeltikte de üreticinin kilogram başına 50–55 liralık beklentisinin karşılanmadığını söyleyen Sarıbal, piyasa fiyatlarının 40 lira civarında seyretmesinin üreticinin kaybını büyüttüğünü kaydetti. Çiftçinin tam da ürününü satıp gelir elde etmesi gereken dönemde zarar ettiğini vurgulayan Sarıbal, bankalara ve girdi sağlayanlara yapılacak ödemelerin hasat döneminde biriktiğine dikkat çekti. Pamuk üreticisi zarar ederken ithalata milyarlarca dolar Pamuğun tekstil ve konfeksiyondan yağ ve yem sanayisine kadar pek çok alanda kullanılan stratejik bir ürün olduğunu belirten Sarıbal, kütlü pamukta maliyetin verime bağlı olarak kilogram başına 40 liradan 50–55 liraya kadar çıkabildiğini söyledi. Buna karşılık yaklaşık 41 liralık fiyatın, özellikle düşük verimle üretim yapan çiftçinin maliyetini karşılamadığını ifade etti. AKP iktidarı döneminde yaklaşık 20 milyon ton lif pamuk ithalatına 36 milyar dolar ödendiğini hatırlatan Sarıbal, pamuk küspesi ve diğer ürünler için yapılan ithalatın bu tutarın dışında olduğunu belirtti. Sarıbal, ithalata ayrılan kaynaklara karşılık yerli üreticinin beklentilerinin karşılanmadığını söyledi. “Üzümle birlikte Anadolu’nun üretim kültürünü kaybediyoruz” Kuru üzümden sofralık ve şaraplık üzüme kadar üreticilerin ağır bir gelir kaybıyla karşı karşıya olduğunu belirten Sarıbal, Manisa’da kuru üzümde maliyet ve fiyat beklentisinin altında kalan alım fiyatlarının daha da gerilediğini anlattı. Sofralık üzümde de fiyatların 10–12 lira düzeyine düştüğünü, bazı bölgelerde bu fiyatlardan bile alıcı bulunamadığını söyledi. Elazığ’da üreticilerin satamadıkları üzümleri kesip yere bırakmak zorunda kaldığını belirten Sarıbal, ürünün bağda kalmasının gelecek yılın üretimini de olumsuz etkilediğini ifade etti. Cumhuriyet’in 1944’te TEKEL eliyle kurduğu Elazığ Şarap Fabrikası’nın 2004’te özelleştirilmesi ve daha sonra kapatılmasının ardından üreticinin önemli bir alıcıyı kaybettiğini hatırlatan Sarıbal, üzüm üreticilerinin özel firmalara bağımlı bırakıldığını söyledi. Elazığ’da binin üzerinde çiftçinin ürününü satacak yer bulamadığını belirten Sarıbal, kamu kurumlarıyla alım yapabilecek şirketleri çözüm üretmeye çağırdı. Öküzgözü, Boğazkere, Kalecik Karası ve Hasandede gibi yerel çeşitlerin geleceğine de dikkat çeken Sarıbal, şunları söyledi: “Değerlerimizi kaybediyoruz. Bir dili kaybetmek neyse, bir kültürü kaybetmek neyse, biz geleceğimizi kaybediyoruz. Anadolu topraklarının önemli ürünlerini kaybediyoruz ve ne yazık ki iktidar sadece seyrediyor.” “Kamu alım yapsın, çocuklar meyve yesin” Narenciyede yüksek rekolteye rağmen ürünün dalında alıcı bulamadığını belirten Sarıbal, kilogram başına 5–7 liralık fiyatların hasat giderlerini bile karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi. Kamu kurumlarının devreye girmesi gerektiğini vurgulayan Sarıbal, Millî Eğitim, Ticaret, Sanayi ve Tarım bakanlıklarına çağrıda bulundu. Üreticiden alınacak mandalina ve portakalın okullarda öğrencilere dağıtılabileceğini belirten Sarıbal, “Halkımız meyve yesin” dedi. Zeytinde de yüksek rekoltenin üreticinin kazancına dönüşmediğini ifade eden Sarıbal, yağlık zeytinde fiyatların 10 liraya kadar düştüğünü, bazı üreticilerin hasat yapamadığını söyledi. İhracatta pazar kayıpları, yükselen nakliye maliyetleri ve sınır kapılarındaki sorunlara da değinen Sarıbal, üreticinin ve ihracatçının bu sorunlarla tek başına mücadele edemeyeceğini belirtti. Ürünlerin taşınmasını kolaylaştıracak desteklerin sağlanmasını ve ihracatın desteklenmesini istedi. “Trilyon faize veriyorsunuz, neden çiftçiye yok?” Tarımda izlenen politikaları “ithalat, sözleşmeli tarım ve ne hâlin varsa gör” sözleriyle eleştiren Sarıbal, çiftçinin üretimin bütün yükünü üstlenmesine rağmen yalnız bırakıldığını söyledi. “Çiftçi sadaka değil, emeğinin hakkını istemektedir” diyen Sarıbal, tarımsal üretimin kamu yararı taşıdığının görülmesi gerektiğini vurguladı. Kamucu, planlı ve çiftçiyi koruyan bir üretim modelinin hayata geçirilmesini isteyen Sarıbal, kaynakların kullanımına ilişkin şu tepkiyi gösterdi: “İthalata verdiğiniz paranın çok az bir kısmıyla bunların hepsi olur. Çiftçi ayakta kalır. Gelecek sene de üretimine devam eder. Niçin yapmıyorsunuz bütün bunları? Trilyon faize veriyorsunuz. Neden çiftçiye yok?” Fon yolsuzluğu: “97,3 milyar lirayı hangi kaynaktan ödediniz?” Basın toplantısının son bölümünde fon yolsuzluğuna ilişkin açıklamaları değerlendiren Sarıbal, olayın siyaset, bürokrasi, özel sektör ve medya bağlantılarının bütün boyutlarıyla ortaya çıkarılmasını istedi. Soruşturmaya ilişkin “kapsamlı suçlar” ifadesini eleştiren Sarıbal, olayın örgütlü suç boyutuyla ele alınması gerektiğini söyledi. Belediye soruşturmalarıyla fon soruşturmasındaki yaklaşım farkını da eleştiren Sarıbal, sorumluların ve bağlantılarının açıklanmasını talep etti. Kamuoyuna açıklanan 247 bin 839 yatırımcıya 97,3 milyar lira ödeme yapıldığı, ayrıca 178 bin 537 tekil yatırımcının yaklaşık 76 milyar liralık anaparasının karşılandığı yönündeki bilgileri hatırlatan Sarıbal, Adalet Bakanı’nın gönüllü iadeler kapsamında yaklaşık 30 milyar lira değerinde para, taşınmaz ve hisse senedinin geri verildiğini açıkladığını belirtti. İade edildiği belirtilen varlıkların tamamının nakit olmadığına dikkat çeken Sarıbal, şu soruyu yöneltti: “Bu 97,3 milyar lirayı nereden, hangi kaynaklardan ödediniz? Niye açıklamıyorsunuz? Artık bu saatten sonra topluma bu bilgileri açık ve net sunmak gerek.” “Kim ne kadar aldı, kim ne kadar iade etti?” Açıklanan toplam ödeme tutarının yatırımcı sayısına bölünmesiyle ortalama yaklaşık 392 bin 594 lira çıktığını belirten Sarıbal, ödeme yapılan yatırımcıların toplam alacağının ne kadar olduğunun da açıklanması gerektiğini söyledi. Yaklaşık 30 milyar liralık iadeyi yapanların kimler olduğunu soran Sarıbal, bu kişi ve şirketlerin elde ettikleri kazançla geri verdikleri tutarların ayrı ayrı ortaya konulmasını istedi. İade etmeyenlerin kimler olduğu, üzerlerinde ne kadar para bulunduğu ve haklarında hangi işlemlerin yapıldığı sorularının da yanıtsız kaldığını belirtti. Sarıbal, yatırımcılara ödenmeyi bekleyen toplam tutarın ve sorumluların mal varlıklarına yönelik işlemlerin açıklanmasını talep ederek, “Hâlâ sadece rakamlar ama rakamların detayları yok” dedi. Stopajın tutarı ve iade talepleri açıklansın Fon işlemlerinden kesilen stopaja da değinen Sarıbal, soruşturmaya konu işlemlerden ne kadar vergi tahsil edildiğini sordu. Yatırımcıların kendilerinden kesilen stopajın iadesini talep ettiğini belirten Sarıbal, bu talebin karşılanmasına yönelik hukuki ve yasal düzenleme beklentisini dile getirdi. Sarıbal, fon mağdurlarının yaşadığı sorunların zamana bırakılarak unutturulamayacağını vurgulayarak, sorumluların açıklanmasını ve yatırımcıların sesinin dinlenmesini istedi.

TMO Kasım Ayında Piyasaya 5,5 Milyon Ton Hububat Arz Edecek Haber

TMO Kasım Ayında Piyasaya 5,5 Milyon Ton Hububat Arz Edecek

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), hububat piyasalarında arz güvenliğini sağlamak ve fiyat istikrarını desteklemek amacıyla Kasım ayında 5,5 milyon ton ürünün piyasaya arz edileceğini duyurdu. Satışların hasat başında açıklanan fiyatlar üzerinden devam edeceği ve herhangi bir fiyat artışı yapılmadığı bildirildi. ​Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğü, hububat piyasalarında arz güvenliğinin sağlanması, sektörlerin hammadde ihtiyaçlarının uygun koşullarda karşılanması ve gıda fiyatlarında istikrarın desteklenmesi amacıyla satış faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​1,5 Milyon Ton Hububat Satışı Gerçekleştirildi ​Satışlara başlanılan 1 Eylül'den bugüne kadar yaklaşık 1,5 milyon ton hububat satışı yapılarak ülke genelindeki ilgili sektörlerin hammadde ihtiyacı karşılandı. TMO, Kasım ayında da toplam 5,5 milyon ton ürünü piyasaya sunacak. Yapılan açıklamada, satışların hasat başında açıklanan fiyatlar üzerinden devam edeceği ve herhangi bir fiyat artışına gidilmediği vurgulandı. ​Satış Kapsamı ve Detaylar ​Bu kapsamda yürütülecek çalışmalar şu şekilde sıralandı: ​Lisanslı depolarda bulunan stoklar, Elektronik Ürün Senedi (ELÜS) olarak TÜRİB üzerinden kişi ve kuruluş ayrımı gözetilmeksizin serbest satışa sunulmaya devam edecektir. ​TMO depolarında bulunan stokların ise doğrudan kullanıcısına (un, makarna, bulgur, bisküvi, irmik, yem, besici-yetiştirici ve kanatlı sektörleri) yönelik serbest satışları sürdürülecektir. ​Yem hammaddesi arzını artırmak amacıyla besici-yetiştirici ve yem fabrikalarına yönelik devam eden arpa satışlarına ilave olarak, düşük vasıflı buğdaylar (yemlik) da ilgili sektörlerin yanı sıra yem sanayine satışa sunulmuştur. ​Lojistik Güçlüklere Karşı Yeni Kolaylık ​Yakın coğrafyada devam eden savaşın Karadeniz üzerinden ürün tedarikinde yol açtığı lojistik güçlükler göz önünde bulundurularak önemli bir adım atıldı. Hammadde tedarikinin kolaylaştırılması, sektör maliyetlerinin desteklenmesi ve gıda enflasyonuyla mücadeleye katkı sağlanması amacıyla; ilgili sektörlere yönelik 1 milyon ton düşük vasıflı buğday (yemlik), vade farksız 90 gün vadeli ve/veya kredi kartına üç taksitle ödeme imkânıyla satışa açıldı. ​TMO, piyasa gelişmeleri ile sektör ihtiyaçlarını yakından takip etmeye devam ederek arz güvenliği ve fiyat istikrarını destekleyici tedbirleri kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi.

Genel Başkan Özel: "Bütün Türkiye Üzüm Üreticilerinin Feryadını Duysun" Haber

Genel Başkan Özel: "Bütün Türkiye Üzüm Üreticilerinin Feryadını Duysun"

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticileriyle bir araya gelerek yaşanan sorunları gündeme taşıdı. Geçen yıl 35-40 liradan satılan sofralık üzümün bu yıl 10 liraya kadar gerilediğini belirten Özel, üreticilerin yaşadığı ekonomik sıkıntılara dikkat çekerek üzüm sektörüne yönelik 7 maddelik çözüm önerisini açıkladı. YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Manisa’nın Sarıgöl ilçesinde üzüm üreticileriyle buluştu. Üreticilerin sorunlarını dinleyen Özel, üzüm fiyatlarındaki düşüş, artan üretim maliyetleri, alım politikaları ve çiftçilerin borç yükü hakkında açıklamalarda bulundu. Sarıgöl ve Alaşehir’in üzüm üretimindeki önemine dikkat çeken Özel, üreticilerin yaşadığı sorunların çözülmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasında Sarıgöl ile uzun yıllara dayanan bağından söz eden Özel, ilçeye ilk kez 2000’li yılların başında Eczacı Odası Başkanı olduğu dönemde geldiğini, 2009 yılından bu yana da bölgeyi ziyaret etmeyi sürdürdüğünü belirtti. Sarıgöl halkıyla iyi ve kötü günlerde bir arada olduğunu söyleyen Özel, üreticilerin sorunlarını yakından bildiğini dile getirdi. “Sizin Derdinizden Foncular Anlamaz, Biz Anlarız” Sarıgöl ve Alaşehir’de üzüm üreticilerinin büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu savunan Özel, üreticilerin yıllarca emek vererek yetiştirdikleri bağlardan geçimlerini sağladığını söyledi. Üzüm bağlarının bir evlat gibi büyütüldüğünü belirten Özel, üreticilerin kendi emekleriyle ailelerini geçindirdiğini, borçlarını ödediğini ve ülke ekonomisine katkı sunduğunu ifade etti. Bölgedeki üreticilerin sorunlarının yeterince gündeme alınmadığını öne süren Özel, “Sizin derdinizden foncular anlamaz. Sizin derdinizden biz anlarız, biz anlarız” ifadelerini kullandı. Özel, Sarıgöl ve Alaşehir’deki çiftçilerin yaşadığı sıkıntıların çözümü için üreticilerin sesinin duyulması gerektiğini belirtti. “Geçen Sene 40 Lira Olan Üzüm Bu Sene 10 Lira” Üzüm üretiminde artan maliyetlere ve ürün fiyatlarındaki düşüşe dikkat çeken Özel, geçen yıl 35-40 liradan satılan sofralık üzümün bu yıl 10 liraya kadar gerilediğini söyledi. Mazot fiyatlarının 50 liradan 100 liraya çıktığını, gübre fiyatlarının ise yüzde 70 arttığını belirten Özel, üretim maliyetlerindeki yükselişe rağmen üzüm fiyatlarının düştüğünü ifade etti. Üreticinin elinden çıkan üzümün Türkiye’nin farklı şehirlerinde çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını söyleyen Özel, Sarıgöl ve Alaşehir’de üretilen üzümlerin Ardeşen’de 100 liraya, Diyarbakır’da 120 liraya, Ankara ve Samsun’da ise 100 liraya satıldığını belirtti. Özel, üreticinin ürününü düşük fiyatlarla satmak zorunda kaldığını, alıcı bulamayan bazı çiftçilerin ise üzümlerini bağlara ve derelere döktüğünü dile getirdi. Üreticilerin bir bölümünün bağlarını sökmeye veya asmalarını dipten kesmeye başladığını belirten Özel, yıllarca emek verilerek yetiştirilen bağların bu duruma gelmesinin çiftçiler açısından büyük bir üzüntü yarattığını söyledi. Özel, “Şimdi bütün Türkiye buradaki feryadı duysun” diyerek üzüm üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti. “Üzümde Bile Ayrımcılık Yapıyorlar” Sofralık üzümün yanı sıra sumalık üzümün fiyatlarındaki düşüşü de gündeme getiren Özel, geçen yıl 20 lira olan sumalık üzümün bu yıl 5 liraya gerilediğini söyledi. Bu fiyata rağmen üreticilerin ürünlerini satmakta zorlandığını ifade etti. Özel, üzüm alımlarında ayrımcılık yapıldığını ve bazı üreticilerin ürünlerini satabilirken diğerlerinin ürünlerinin alım dışında kaldığını öne sürdü. Sarıgöl’deki üzüm üreticilerinin sorunlarının çözümü için bölgeye müdahale edilmesi gerektiğini belirten Özel, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) ve TARİŞ'in alım politikalarını da eleştirdi. Geçen yıl 9 numara kuru üzüm için kilogram başına 120 lira fiyat açıklandığını, bu yıl ise 95 lira fiyat belirlendiğini ifade eden Özel, ürün sınıflandırması ve kesintiler nedeniyle üreticinin eline geçen tutarın daha da düşebildiğini savundu. TARİŞ'in eski alım gücünde olmadığını belirten Özel, kurumun piyasayı düzenleme kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi. “Bir An Önce Buraya Müdahale Edilmeli” Sarıgöl’deki üzüm bağlarının önemli bir bölümünde ürünün henüz hasat edilmediğini belirten Özel, yaklaşık 110 bin dönüm bağ bulunduğunu ve bunların 70-80 bin dönümündeki üzümlerin hâlâ dalında olduğunu söyledi. Normal şartlarda bu döneme kadar üzümlerin büyük bölümünün kesilmiş olması gerektiğini ifade eden Özel, ürünlerin dalında beklemesi nedeniyle çürüme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını dile getirdi. Özel, üreticilerin mağduriyetinin giderilmesi için acil adımlar atılması gerektiğini belirterek üzüm alımlarının artırılması ve piyasada üreticiyi koruyacak bir fiyat sisteminin oluşturulması çağrısında bulundu. Suma Fabrikası Özelleştirmesini Eleştirdi Özel, konuşmasında bölgedeki suma fabrikasının özelleştirilmesini de gündeme getirdi. Fabrikanın 200 milyon dolara özelleştirildiğini, daha sonra yabancı bir şirkete 800 milyon dolara ve sonraki süreçte 2,5 milyar dolara el değiştirdiğini öne sürdü. Fabrikanın kamu bünyesinde kalması durumunda üreticilerin zor günlerinde ürünlerini değerlendirebilecekleri bir imkânın bulunabileceğini savunan Özel, sumalık üzümün alımında üreticiler arasında ayrım yapılmaması gerektiğini ifade etti. Özel, iktidara gelmeleri hâlinde Sarıgöl’e devlet bünyesinde bir suma fabrikası kuracaklarını belirterek, “İktidarımızın ilk 2 yılı içinde bir devlete ait suma fabrikasını Sarıgöl’e kurmayan namerttir” dedi. Özgür Özel’den Üzüm Üreticileri İçin 7 Maddelik Çözüm Önerisi YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, üzüm üreticilerinin sorunlarına yönelik partisinin çözüm önerilerini Sarıgöl’den açıkladı. Üreticilerin ekonomik sıkıntılarının giderilmesi ve üzüm sektörünün güçlendirilmesi amacıyla yedi başlıkta önerilerini sıraladı. 1. Üzüm alımları artırılacak: TMO ve TARİŞ'in alım politikalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Özel, üreticinin elinde kalan ürün için koruyucu fiyatların uygulanması ve doğru bir fiyat sisteminin kurulması gerektiğini söyledi. 2. Çiftçilerin borçları yeniden düzenlenecek: Bankalara olan borçların faizlerinin silinmesini, ana paranın faizsiz şekilde ertelenmesini ve taksitlendirilmesini öneren Özel, çiftçilere yeni bir finansman imkânı sağlayacaklarını ifade etti. 3. Tarım sigortası primleri düşürülecek: Tarım sigortası primlerinin yeniden hesaplanması gerektiğini belirten Özel, primlerin güncel üzüm fiyatları esas alınarak düşürülmesini ve ödemelerin ertelenmesini önerdi. 4. Üretim maliyetleri azaltılacak: Mazot, gübre ve zirai ilaç üzerindeki vergilerin düşürülmesini isteyen Özel, çiftçilere doğrudan üretim desteği verilmesi gerektiğini dile getirdi. 5. Yerli üreticinin ürünü değerlendirilmeden ithalata izin verilmeyecek: Yerli üzüm üreticisinin ürünleri alınmadan ithalat yapılmaması gerektiğini belirten Özel, fabrikaların alım şartlarının şeffaflaştırılmasını ve kayırmacılığın önlenmesini istedi. Üreticilerin fabrikalara doğrudan ürün satabilmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerektiğini de ifade etti. 6. Sarıgöl’e sumalık ve iskarta üzüm tesisleri kazandırılacak: Sumalık ve değerlendirme dışı kalan üzümlerin ekonomiye kazandırılması için yeni tesisler kurulmasını öneren Özel, bu yatırımları gerçekleştirecek girişimcilere yüksek oranlı hibe, teşvik ve kredi desteği verilmesini savundu. 7. İhracat pazarları yeniden kazanılacak: Sarıgöl ve Alaşehir üzümlerinin dış pazarlardaki rekabet gücünün artırılmasını isteyen Özel, kaybedilen ihracat pazarlarının yeniden kazanılması ve nakliye maliyetlerini düşürecek desteklerin sağlanması gerektiğini söyledi. Özel, partisinin bu önerilerini hayata geçirme sözü vererek, “YENİ Parti’nin üzümcünün sorunlarını çözecek yedi önerisini Sarıgöl’den kayda geçiriyorum; iktidar olunca bunları yapmaya söz veriyorum, ‘Yapmayandan hesap sorun’ diyorum” ifadelerini kullandı. “YENİ Parti ile Herkesin Yüzü Gülecek” Konuşmasının son bölümünde Sarıgöl halkıyla uzun yıllara dayanan ilişkisine değinen Özel, ilçeye farklı görevlerle geldiğini ve bundan sonra da üreticilerin sorunlarını gündeme taşımayı sürdüreceğini belirtti. Üzüm üreticilerinin sorunlarının çözülmesinin yalnızca belirli bir siyasi görüşe sahip olanları değil, bölgedeki tüm çiftçileri ilgilendirdiğini ifade eden Özel, üreticilere yönelik desteklerde siyasi parti ayrımı yapılmaması gerektiğini söyledi. Çiftçilerin borçlarının düzenlenmesi, üretim maliyetlerinin düşürülmesi ve tarımsal üretimin desteklenmesi gerektiğini belirten Özel, Manisa ve çevresindeki farklı tarımsal üretim alanlarının da destekleneceğini dile getirdi. Özel, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Düğününde-cenazesinde bir olan Sarıgöllü komşulara söylüyorum. Üzümcünün çıkarı için, yarınları için düğünde-cenazede bir olduğunuz gibi sandık başında da bir olun ve hakkınızı yiyenleri artık yollayın.” YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel’in Sarıgöl ziyareti, üzüm üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunların ve çözüm önerilerinin gündeme taşındığı açıklamalarla sona erdi.

Gürer: “Üretici Düşük Fiyata Mahkum Ediliyor” Haber

Gürer: “Üretici Düşük Fiyata Mahkum Ediliyor”

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Orman Köyişleri Komisyon ve Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) TBMM KİT Komisyonunda yaptığı konuşmada, tarım politikalarını ve kurumun alım uygulamalarını eleştirdi. Buğday üretim tahminleri arasındaki milyonlarca tonluk farka, Dahilde İşleme Rejimi kapsamında 4,5 milyon tonu aşan buğday ithalatına ve üreticinin maliyetinin altında kalan alım fiyatlarına dikkat çeken Gürer, “Yurt dışından getirmek sanayiciye destek, çiftçiye köstek olmak demek” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TMO tahıl ve bakliyat alımlarından lisanslı depo uygulamalarına, üretim planlamasından çiftçinin borç yüküne kadar birçok konuyu gündeme taşıdı. Tarımda öngörü ve planlama eksikliğinin üreticiyi mağdur ettiğini belirten Gürer, kurumların yüksek faiz ve kira giderleriyle karşı karşıya kaldığını, buna karşın çiftçinin ürününü maliyetinin altında fiyatlarla satmak zorunda bırakıldığını söyledi. Gürer, TMO’nun tüccar gibi değil, üreticiyi ve ülkenin tarımsal geleceğini gözeterek hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Gürer, “TMO’nun uygulamaları mevcut siyasi iktidarın uygulamaları doğrultusunda gerçekleştiği için durumu tarım politikasına bakış açısından değerlendirmek uygun olacaktır. Bir şeyin altını çizeyim: Bu kadar öngörü sapması olan başka bir ülke var mı, bilmiyorum. Buğdayla ilgili öngörüde planlama, değerlendirme ve ne sonuç alınacağı konusunda net bir bakış yok. Öyle olunca hedefler de şaşıyor, uygulamalarda da sorun oluyor” dedi. BUĞDAY ÜRETİM TAHMİNLERİNDE MİLYONLARCA TONLUK FARK CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “TÜİK mayıs ayında bitkisel üretim tahminini açıkladı, ‘22 milyon 700 bin ton buğday olacak.’ denildi. Sayın Başkan biraz evvel bu yıl 25 milyon ton ürün elde edileceğini söylüyor. Altı aylık sapma 3 milyon tonu geçiyor. Cumhurbaşkanlığı yıllık programında da Toprak Mahsulleri Ofisinin 2026’da yapacağı buğday alımının 3,5 milyon ton olacağı belirtiliyor. Demek ki buğdayla ilgili öngörüde planlama, değerlendirme ve ne sonuç alınacağı konusunda net bir bakış yok” diye konuştu. 4,5 MİLYON TONU AŞAN İTHALAT ÇİFTÇİYİ ZORLUYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yurt dışından buğday getiriliyor, Türkiye’de işleniyor, un oluyor, makarna oluyor, yurt dışına satılıyor. Bazen övünürken de ‘Biz makarnada, unda dünya markasıyız, dünya birincisiyiz.’ diyorlar. Niye birinciyiz? İtalya bizim yarımız kadar satıp bizden daha çok para kazanıyor. Çünkü bizim gönderdiğimiz makarna ve un dünyanın en ucuzu. Piyasaya en ucuz ürünü biz verdiğimizden satıyor” ifadelerini kullandı. Türkiye’de ürün varken ithalat yapılmasını eleştiren Gürer, “Şu anda Dahilde İşleme Rejimi kapsamında ithalat 4,5 milyon tonu geçmiş. Bu dönemde ürün varken niye yurt dışından getiriyoruz? Yurt dışından getirmek sanayiciye destek, çiftçiye köstek olmak demek” dedi. Bu yıl üreticilerin ürünlerinden gelir elde etmeyi beklediğini ancak uygulanan alım fiyatlarının çiftçinin beklentilerini karşılamadığını belirten Gürer, ziraat odalarıyla yaptıkları çalışmalarda buğday fiyatlarının verime ve bölgeye göre 19 ile 23 lira arasında değiştiğini kaydetti. Gürer, Türkiye’de kuru tarım alanlarındaki verim düşüklüğüne de dikkat çekerek, “TÜİK’e göre Türkiye’nin kuru tarımda ortalama dönüm eldesi 270, bizim orada 140’a kadar düşüyor. Bu yıl havaların yağmurlu gitmesi süreci olumlu kıldı ama bu tamamen mevsimsel dönüşümle gerçekleşti. Türkiye’nin kuru tarım alanlarında, sulu tarım yapılmadığı yerde verimlilik düşük. Bunun için yapılması gerekenler var” diye konuştu. YEŞİL MERCİMEK 22 LİRAYA DÜŞTÜ TÜCCARDAN 32 LİRAYA ALINDI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakliyatta 2025 döneminde nohut, kırmızı ve yeşil mercimekte serbest piyasa fiyatları üretici lehine oluştu.’ diyorsunuz. Yeşil mercimek 22 liraya kadar düştü, siz kalktınız alıma başladınız. Çiftçi 22 liradan ürünü verdi, siz tüccardan 32 liradan ürün aldınız. Bunu almanız gereken çiftçiydi. Çiftçiye o desteği vermediniz, piyasayı başıboş bıraktınız. Çoğu üründe de aynısını yaptınız” ifadelerini kullandı. Serbest piyasa uygulamasının üreticiyi korumaya yetmediğini belirten Gürer, “Diyorsunuz ki ‘Piyasa otursun.’ Niye otursun? Piyasayı serbest bıraktığınız süreçte tüccar bunu fırsat biliyor, alması gereken ürünü alıyor, sonra piyasadan çekiliyor. Ondan sonra çiftçi mağdur oluyor. Rafa giden üründe de üç dört aracı el değiştirdiği için para kazanıyor” dedi. TMO’NUN SATTIĞI DEPOLARDA YENİDEN KİRACI OLMASI ELEŞTİRİSİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bankaya verdiğiniz faizi, lisanslı depoya verdiğiniz kirayı çiftçinin ürün alımlarının üzerine eklesek herhâlde onların çiftçi refahını sağlarız. Lisanslı depodaki ürünün sizin olması övünülecek bir olay değil, üzülecek bir durum. Çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi 2006 yılında Türkiye’nin çok yerindeki deposunu yok pahasına sattı ve sonra çoğunda da gitti kiracı oldu. Bu nasıl bir bakıştır, nasıl bir yaklaşımdır? Eğer kurum varsa, üretim varsa depo ihtiyaçtır. Depo ihtiyaçsa niye tasfiye edildi?” diye konuştu. Gürer, “Benim kendi ilçemde, Bor ilçesinde, Ofisin binası yıkıldı. Orayı ranta açtılar, çok katlı binalara verdiler, arazisini değerlendirdiler. Şimdi Bor ilçesinde alım yapmıyor TMO, merkezileştirdiniz. Bir yurttaş çiftçi tarlasına gelen adama borcundan dolayı ürününü hemen vermek istiyor. Çiftlik ilçemizden kalksa gitse 70 kilometre ileride ürün vereceği TMO var. Mazotun bu kadar arttığı süreçte gidip de o ürünü oraya vermektense gelene daha düşük fiyatla veriyor. Orada da büyük bir mağduriyet yaşıyor” dedi. MAZOT 90 LİRAYI AŞTI GİRDİ MALİYETLERİ HESABA KATILMALI Gürer, “Kurumlar genelde açıklarken güncel rakamlar üzerinden yaptıklarını değerlendiriyorlar ama maliyet hesaplarken o ürünün ekiliş dönemine göre konuyu ele alıyorlar. Mazot geçen yıl 55 liraydı. Bugün 90 lirayı geçen fiyatlar var. DAP gübre 50 lira olmuş, sulama giderleri, elektrik paraları artmış. Siz onu ektiği döneme göre fiyatlandırıp maliyet çıkarıyorsunuz ama çiftçi o maliyeti bugün aynı şekilde yaşamıyor ki” ifadelerini kullandı. MERCİMEKTE İTHALAT ÜRETİMİN ÖNÜNE GEÇTİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Mercimeği herkes artık biliyor. Anadolu ana vatanıydı diyoruz, bu yıl mercimek ithalatımız üretimimizden fazla. İhracat yapıyormuşuz; bu beni daha da üzüyor. Türkiye’nin en kaliteli mercimeğini biz yetiştiriyoruz, onu ihraç ediyoruz. İçeriğinin ne olduğunu bilmediğimiz mercimek getiriyoruz. Biri çamur gibi, biri sarı kehribar gibi. Yabancıya giden kaliteli mercimek, bize yedirdikleri Kanada’dan, Kazakistan’dan, Rusya’dan gelen mercimek” dedi. Mercimek ekim alanlarının daralması ve verimliliğin gerilemesinin üretimin geleceği açısından risk oluşturduğunu belirten Gürer, “Bizim insanımız o mercimeği yesin ama mercimek ekim alanı daralıyor, rekolte düşüyor, verimlilik geriye geliyor. Mercimekte, çeltikte hem ithalat yapıyoruz hem buradaki çiftçinin desteklenmesi yönünde girişimde bulunmuyoruz” diye konuştu. Girdi maliyetlerini düşürmeye yönelik desteklerin önemini vurgulayan Gürer, “Bu enflasyonu yalnızca çiftçiye verilen alım fiyatları mı yükseltir? Girdi maliyetlerine niye bakılmaz? Tohumuna, ilacına, gübresine, sulama suyuna, mazotuna, elektriğine niye sübvansiyon sağlayacak destekler verilmez?” ifadelerini kullandı. ALIM FİYATI AÇIKLANIYOR AMA PİYASA BU FİYATIN ALTINA DÜŞÜYOR Gürer, “Türkiye’de taban fiyat kalkalı otuz sene oldu, hatta kırk sene oldu yanılmıyorsam. Alım fiyatı var. Alım fiyatı açıklandığında onun altına fiyatın gelmemesi lazım ama neyi açıklıyorsanız onun altında fiyat var. Siz de orayı tutamıyorsunuz. Tutamadığınıza göre bir sıkıntı var. Onun için soruna çok yönlü bakmak lazım” dedi. Fındık ve kuru üzüm gibi Türkiye’nin ihracatında önemli yer tutan ürünlerde de üreticinin sorun yaşadığını belirten Gürer, “Geçen yılki fiyatın altında üzümün fiyatı oluşuyor. Fındıkta da üreticilerin 350 lira beklentisi neredeyse 270 lirayla sonuçlandırılarak mağduriyet yaratılıyor. Yetmiyor, Türkiye’de müteşebbis alıp fındığı başka ülkeye götürüp oraya dikiyor, Türkiye’ye pazarda nasıl sekte vururum diye çalışma yürütüyor” diye konuştu. ÇİFTÇİNİN BANKALARA BORCU 1 TRİLYON 511 MİLYAR LİRAYA ULAŞTI Gürer, “Tarımda ortada şöyle bir tablo var: Planlama ve öngörü konuşulduğu hâlde uygulamada yok, düşük alım fiyatları var, faizle ortaya çıkan kurumlarınızın içine düşürüldüğü durum var. Hem yüksek faiz ödeniyor hem kira bedeli veriliyor hem düşük alım fiyatı gerçekleştiriliyor. Bunların tümünün yansıması tarım kesimini zora sokuyor” dedi. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üretici sayısının azaldığını ve borç yükünün ağırlaştığını belirten Gürer, “Çiftçi Kayıt Sistemi’ne dâhil 2 milyon 300 bin çiftçimiz kalmış. Ziraat odalarına üye 5 milyon çiftçi var ama şu an ÇKS’si olmayan üretimi de saymıyoruz. Bunun yanında çiftçilerin bankalara 1 trilyon 511 milyar lira kredi borcu var. Kredi borcu olmadan çiftçiliği sürdürebilen insan kalmamış. Sizin gibi kuruluşlar çiftçiye alım fiyatının düşük tutulmasına, baskılanmasına ses çıkarmazsa bu çiftçinin de bu tarımın da bu üreticinin de geleceği sorunlu. Ben bu fiyatı sizin belirlediğinizi düşünmüyorum. Size de bu konuda ‘Şunu uygulayın.’ dendiği için yapıyorsunuz. Ancak alım fiyatları konusunda bu yıl ortaya çıkan tablo, beni önümüzdeki seçim yoktur düşüncesine getirdi. Eğer olsaydı çiftçiye gereken destek sağlanırdı” dedi. GÜRER’DEN TMO’YA PATATES ÇAĞRISI Gürer, “Patates deyince akla Niğde gelir, oradan bir cümle söylemesek olmaz. Biz 1 milyon ton patates yetiştiriyoruz. Patatesi TMO geçmişte aldı, 1984 yılında TMO patatesi aldı. Alamaz diye bir şey yok. Çünkü TMO’nun asli görevlerinden biri, tarımla ilgili bütün sorunlarda çözüm üretebilecek kapasiteye ve bölgesel dağılıma sahip olması. TMO’nun mevcut hâliyle tüccar gibi düşünmeden üreticiyi, çiftçiyi ve ülkenin gelecek tarımını düşünerek politikalarını oluşturmasında daha öngörülü ve daha kararlı davranması gerektiğini düşünüyorum.”

AHBİB Akdeniz'in Gıda Devlerini Ödüllendirdi Haber

AHBİB Akdeniz'in Gıda Devlerini Ödüllendirdi

Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (AHBİB), 2025 yılında gerçekleştirdiği 1,8 milyar dolarlık ihracat performansına Mersin, Adana, Kayseri, Hatay ve Karaman illerinde ve AHBİB genelinde en güçlü desteği veren 27 üyesini ödüllendirdi. AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş’in ev sahipliğinde Mersin Divan Otel’de gerçekleştirilen 2025 Yılı İhracatın Yıldızları Ödül Töreni’ne Mersin Valisi Atilla Toros, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürü Ahmet Güldal, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Serdar Yıldızgörer, Mersin Ticaret Borsası (MTB) Başkanı Abdullah Özdemir, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Berdan Doğan, Adana Sanayi Odası (ADASO) Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Yönetim Kurulu Üyesi Ali Can Yamanyılmaz, Akdeniz İhracatçı Birlikleri (AKİB) Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı ve AKİB’e bağlı ihracatçı birliklerinin başkanları ve yöneticileri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile davetliler katıldı. “Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşımak istiyoruz” Törenin açılış konuşmasını yapan AHBİB Başkanı Veysel Memiş, ihracatçıların değişen pazar koşulları, artan maliyetler ve küresel belirsizliklere rağmen üretim ve dış ticaretten vazgeçmediğini söyledi. Elde edilen başarının üreticiden sanayiciye, çalışanlardan girişimcilere kadar geniş bir kesimin ortak emeğine dayandığını vurgulayan Veysel Memiş, sundukları ödüllerin bu emeğin ve kararlılığın bir simgesi olduğunu ifade etti. Dünya ticaretinde rekabetin yoğunlaştığına, maliyet baskılarının arttığına ve tüketici beklentilerinin hızla değiştiğine işaret eden Veysel Memiş, ihracatçıların yeni dönemin koşullarına uyum sağlamasının büyük önem taşıdığını belirtti. Veysel Memiş, “Ürünlerimizi daha yüksek katma değerli hale getirmek, markalarımızı güçlendirmek, yeni pazarlarda kalıcı olmak ve Türkiye’nin küresel gıda tedarik zincirindeki konumunu daha da ileri taşımak istiyoruz.” diye konuştu. AHBİB’in ihracatçıların rekabet gücünü artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü kaydeden Veysel Memiş, sektörel ticaret heyetleri, UR-GE projeleri, yurt dışı pazarlama faaliyetleri, eğitimler ve uluslararası fuarlarla firmaların yeni pazarlara erişimini desteklediklerini vurguladı. Veysel Memiş, üyelerin karşılaştığı sorunlara çözüm üretmek ve ortak aklı ihracat politikalarının merkezine taşımak için de çalıştıklarını belirtti. “Bu sektör, toprağımızın bereketini sanayimizin üretim kapasitesiyle buluşturuyor” Mersin Valisi Atilla Toros ise ödül alan AHBİB üyelerini tebrik ederken Türkiye’nin ihracat performansı ve Mersin’in ekonomideki stratejik konumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’nin gelişmiş üretim altyapısı, dinamik ekonomisi ve girişimci insan kaynağıyla büyümesini sürdürdüğünü belirten Vali Toros, üretimden vazgeçmeyen ve yeni pazarlar arayan ihracatçıların bu başarıda önemli payı olduğunu vurguladı. Mersin’in ekonomik gücünü destekleyen sektörler arasında hububat ve bakliyatın önemli bir yere sahip olduğunu belirten Vali Toros, tarımsal üretimin sanayiyle buluşmasının katma değer ve ihracat açısından önemine işaret etti. Türkiye’nin hububat ve bakliyat sektöründeki ihracatının 12,3 milyar doları aştığını, AHBİB’in ise 1,8 milyar dolar ihracat hacmiyle bu performansa önemli katkı sunduğunu kaydeden Toros, sektörün üretim, istihdam ve dış ticaret açısından taşıdığı role dikkat çekti. Vali Toros, “Bu sektör, toprağımızın bereketini sanayimizin üretim kapasitesiyle buluşturuyor, tarımsal ürünlerimizi katma değere dönüştürüyor, ülkemizin istihdamına ve ihracatına önemli katkılar sunuyor” diyen Toros, Mersin’in tarımsal üretimi ekonomik değere dönüştüren ve uluslararası pazarlara taşıyan bir ticaret merkezi olduğunu belirtti. “Türkiye, bölgesel bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıyor” TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal da konuşmasında Türkiye’nin hububat üretimindeki güçlü konumuna ve ihracat potansiyeline dikkat çekti. Mersin’in dünya bakliyat ticareti ve işleme sanayisinin önemli merkezlerinden biri olduğunu belirten Güldal, kentin tarımsal ürünlerin işlenerek katma değerli ürünlere dönüştürülmesinde stratejik rol üstlendiğini ifade etti. Küresel gerilimlerin tahıl ticareti ve navlun maliyetleri üzerindeki etkilerine de değinen Güldal, Türkiye’nin üretim kapasitesi, güçlü stokları, modern depolama altyapısı ve limanlarıyla bölgesel bir lojistik merkez olma potansiyeli taşıdığını belirtti. Mersin’in bu açıdan önemli avantajlara sahip olduğunu ifade eden Güldal, Türkiye’de depolanabilecek tarım ürünlerinin yıl boyunca farklı pazarlara ulaştırılabileceğini kaydetti. MTSO Başkanı Serdar Yıldızgörer ise üretimi ihracatla katma değere dönüştürmenin küresel rekabet koşullarında önemli bir başarı olduğunu belirterek, Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisi arasına girmesinde ihracatçı firmaların kritik rol üstlendiğini söyledi. İhracatçıların desteklenmesinin önemine dikkat çeken Yıldızgörer, ödül alan firmaları kutlayarak AHBİB’e, Başkan Veysel Memiş’e ve ihracata katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir, üretim, ihracat, yatırım, istihdam ve vergi yoluyla ülke ekonomisine katkı sunan tüm firmaların takdiri hak ettiğini vurgulayarak, ödül alan firmaları kutladı. Programın devamında İstanbul Bilgi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Arslanoğlu ise güncel ekonomik görünüm ve önümüzdeki döneme ilişkin sunum yaptı. AHBİB 2025 Yılı İhracatın Yıldızları listesine giren firmalar Konuşmaların ardından AHBİB Başkanı Veysel Memiş ile birlikte Vali Atilla Toros, TMO Genel Müdürü Ahmet Güldal, MTSO Başkanı Serdar Yıldızgörer, ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, MTB Başkanı Abdullah Özdemir ve AKİB Koordinatör Başkanı İmam Gazali Hıradağı, AHBİB’in 2025 yılındaki ihracat performansına Mersin, Adana, Hatay, Kayseri ve Karaman illeri ve AHBİB genelinde en güçlü desteği veren 27 firmanın temsilcilerine ödüllerini verdi. 2025 ihracatın yıldızları listesinde şu firmalar yer aldı: Arbel Bakliyat, Aves Enerji Yağ, ADM Besin, Boomex Company, Armada Gıda, Durum Gıda, Başhan Agro Gıda, Pioneer Tohumculuk, Memişoğlu Tarım Ürünleri, Anı Bisküvi, Omnia Nişasta, Tat Nişasta, Aksu Piliç Tarım Sanayi, Bifa Bisküvi, Şimşek Bisküvi, Lark Gıda, Saray Bisküvi, Özalp Un ve Unlu Mamulleri, Çarşıbaşı Süt Mamulleri, Öz-Yıl Un ve Unlu Mamulleri, Bakers Unlu Mamuller, Oylum İç ve Dış Ticaret, Ekrem Agro Dış Ticaret, Atmey Gıda, Progen Tohum, Mirbey Un Gıda ve Bayramoğlu Kardeşler.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.