Hava Durumu

#Tübi̇tak

Kırsal Haber - Tübi̇tak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tübi̇tak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Dipsizgöl’ün Kültürel Miras Hikâyesi Avrupa’ya Taşınıyor Haber

Dipsizgöl’ün Kültürel Miras Hikâyesi Avrupa’ya Taşınıyor

İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yılda bir gün kadınların kamusal alanı devraldığı, erkeklerin ise evlerde kaldığı özgün gelenek, önce gençlerin araştırmasına ve ardından TÜBİTAK başarısına konu olmuştu. Bu yerel kültürel miras hikâyesi şimdi İnegöl Belediyesi’nin Erasmus+ desteği almaya hak kazanan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Avrupa’ya taşınıyor. İnegöl’ün kırsal Dipsizgöl Mahallesinde yıllardır yaşatılan ve yılda bir gün kadınlarla erkeklerin kamusal alan kullanımında rollerini değiştirdiği özgün gelenek, bu kez Avrupa ölçeğinde ele alınacak. İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen ve Dipsizgöl’ün bu geleneğini konu alan “Rewriting Heritage” (Mirası Yeniden Yazmak) projesi, Erasmus+ KA210-YOU – Gençlik Alanında Küçük Ölçekli Ortaklıklar Programı kapsamında desteklenmeye hak kazandı. BURSA’DA DESTEK ALMAYA HAK KAZANAN TEK BELEDİYE PROJESİ OLDU Proje aynı zamanda, ilgili başvuru döneminde Bursa ilindeki belediyeler tarafından sunulan Erasmus+ projeleri arasında destek almaya hak kazanan tek belediye projesi oldu. PROJE; TÜRKİYE, İSPANYA VE YUNANİSTAN’DAN GENÇLERİ ORTAK BİR ÇALIŞMA ZEMİNİNDE BULUŞTURACAK İnegöl’ün kültürel miras değerlerinin uluslararası ölçekte tanıtılması ve gençlerin bu mirasın araştırılması, yorumlanması ve geleceğe taşınmasında aktif rol üstlenmesi amacıyla hazırlanan proje; Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençleri ortak bir çalışma zemini üzerinde buluşturacak. DİPSİZGÖL’DE YILDA BİR GÜN ROLLER DEĞİŞİYOR Projenin çıkış noktasını, İnegöl’ün Dipsizgöl Mahallesi’nde yaşatılan özgün kültürel miras pratiği oluşturuyor. Mahallede yılda bir gün gerçekleştirilen gelenekte, günlük yaşam içerisindeki toplumsal roller ve kamusal alan kullanımı sembolik olarak değişiyor. O gün kadınlar kıraathane gibi erkeklerin ağırlıklı olarak kullandığı kamusal alanda bir araya gelirken, erkekler evlerinde kalıyor. Kadınlar kıraathanede sohbet ediyor, çay ve kahvelerini içiyor, çeşitli masa oyunları oynayarak sosyal bir ortamda vakit geçiriyor. Erkekler ise o gün ev işleriyle ilgilenerek günlük yaşamın farklı sorumluluklarını üstleniyor. Yıllardır mahalle içerisinde yaşatılan bu gelenek, yalnızca farklı bir sosyal uygulama olmanın ötesinde; kamusal alanın kullanımı, toplumsal roller, kadınların görünürlüğü, gündelik yaşamın sorumlulukları ve karşılıklı empati açısından dikkat çekici bir kültürel miras örneği olarak değerlendiriliyor. YERELDEN DOĞAN ARAŞTIRMA TÜBİTAK BAŞARISINA DÖNÜŞTÜ Dipsizgöl’de yaşatılan bu gelenek, daha önce İnegöl Halil İnalcık Sosyal Bilimler Lisesi’nde felsefe grubu öğretmeni Pınar Yıldız ve öğrencisi Sıla Yavuz tarafından araştırma konusu haline getirilmişti. “KıraatAnne: Dipsizgöl’de Yılda Bir Gün Rol Mekân Değişimi” başlıklı çalışma ile Dipsizgöl’deki gelenek; toplumsal cinsiyet, kamusal alan, kültürel miras ve toplumsal roller çerçevesinde ele alındı. Yerel bir gelenekten yola çıkarak hazırlanan çalışma, TÜBİTAK 2204-A Lise Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması’nda Bölge Üçüncülüğü elde etti. Böylece Dipsizgöl’de yıllardır yaşatılan yerel bir uygulama önce gençlerin araştırma konusu oldu, ardından elde edilen akademik ve sosyal birikim yeni bir uluslararası projenin çıkış noktasını oluşturdu. DİPSİZGÖL’DEN AVRUPA’YA: BENZER GELENEKLER KARŞILAŞTIRILACAK İnegöl Belediyesi tarafından geliştirilen Rewriting Heritage (Mirası Yeniden Yazmak) projesiyle Dipsizgöl’deki kültürel miras pratiği Avrupa’daki benzer geleneklerle birlikte ele alınacak. Proje kapsamında Türkiye’deki Dipsizgöl geleneğinin yanı sıra İspanya’daki Saint Águeda ve Yunanistan’daki Gynaikokratia gelenekleri incelenecek. Üç farklı ülkede ortaya çıkan bu gelenekler; kadınların kamusal alandaki görünürlüğü, toplumsal roller, yaşayan kültürel miras ve toplumsal cinsiyet eşitliği ekseninde gençlerin perspektifinden karşılaştırılacak. Böylece birbirinden farklı coğrafyalarda ortaya çıkan kültürel uygulamaların ortak yönleri ve farklılıkları gençler tarafından araştırılacak; geleneklerin ortaya çıktıkları toplumlarda ne ifade ettiği ve günümüzde nasıl yorumlandığı ele alınacak. KÜLTÜREL MİRAS SADECE KORUNMAYACAK, YENİDEN YORUMLANACAK Rewriting Heritage projesinin temel yaklaşımı, kültürel mirası yalnızca geçmişten geleceğe aktarılması gereken bir değer olarak görmenin ötesine geçiyor. Proje ile kültürel mirasın gençler tarafından araştırılan, sorgulanan, farklı kültürlerle karşılaştırılan ve günümüz değerleri doğrultusunda yeniden yorumlanan yaşayan bir alan olarak ele alınması hedefleniyor. Türkiye, İspanya ve Yunanistan’dan gençlerin bir araya geleceği proje sürecinde araştırma, saha gözlemleri, kültürlerarası öğrenme, tartışma ve yaratıcı üretim yöntemlerinden yararlanılacak. Gençler, farklı ülkelerdeki gelenekleri yerinde inceleyerek bu uygulamaların tarihsel ve toplumsal anlamlarını araştıracak. Farklı kültürlerden gelen akranlarıyla gerçekleştirecekleri çalışmalar sayesinde kendi kültürel miraslarına da farklı bir perspektiften bakma imkânı bulacak. GENÇLERİN GÖZÜNDEN BELGESEL HAZIRLANACAK Projenin dikkat çeken çıktılarından biri de gençlerin gerçekleştireceği araştırma ve saha çalışmalarından hareketle hazırlanacak belgesel çalışma olacak. Gençler, proje sürecinde elde ettikleri bilgi, gözlem ve deneyimleri görsel-işitsel içeriklere dönüştürerek kültürel mirasın aktarımında yeni nesil anlatım yöntemlerini kullanacak. Bu yönüyle proje, yalnızca kültürel mirasın tanıtılmasını değil, gençlerin araştırmacı, üretici ve aktif kültürel miras aktörleri olarak sürece dahil olmasını da amaçlıyor. İNEGÖL’ÜN KÜLTÜREL MİRASI AVRUPA’DA GÖRÜNÜRLÜK KAZANACAK Rewriting Heritage ile Dipsizgöl’de yaşatılan yerel bir kültürel değer, Avrupa’daki benzer örneklerle buluşturulacak. Projenin; İnegöl’ün kültürel mirasının uluslararası düzeyde görünürlüğünün artırılmasına, farklı ülkelerden gençler arasında kültürlerarası öğrenmenin güçlendirilmesine ve yerel değerlerin Avrupa ölçeğinde tanıtılmasına katkı sunması hedefleniyor. İNEGÖL’ÜMÜZÜN TARİHİ VE KÜLTÜRÜNÜ ÖNEMSİYORUZ Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban, yerel yönetimler olarak görevlerinin şehri geleceğe taşıyacak fiziki yatırım ve projelerle birlikte şehrin geçmişini gelecekle buluşturacak adımları da atmak olduğunu ifade etti. Bu kapsamda İnegöl Belediyesi olarak İnegöl’ün kültürü ve tarihini önemsediklerini kaydeden Taban, “Bu konuda da yaptığımız çalışmalar var. Şehir Araştırmaları Merkezimizi kurduk. Akademisyenlerimizle Yüzey Araştırmaları çalışmaları yaptık. Yine İnegöl gastronomisine dair çalışmalarımız bu yönde atılan adımlardan. Aynı zamanda bu kültürel birikimi ülke sınırları dışına taşıyacak çalışmalarımız da var. Gençlerimizi yurtdışı fırsatlarıyla buluşturan Eurodesk Temas Noktasını belediyemiz bünyesinde açtık. Arge Müdürlüğümüz tarafından çeşitli projeler hazırlıyoruz. Dipsizgöl mahallemizin özgün geleneği de bu kapsamda hazırladığımız projelerden. Bugün itibariyle neticesini aldık, İnegöl’ümüzün bir kültürünün Avrupa ölçeğinde tanınmasına katkı sağlamış olduk. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

Matlı’dan Bursa İhracatına “Ziyaretten Siparişe” Modeli Haber

Matlı’dan Bursa İhracatına “Ziyaretten Siparişe” Modeli

BTSO Başkan Adayı Özer Matlı, Bursa Trade Cloud, Bursa Global, Bursa İş Ağı, BursaLink 365 ve TechBridge Europe çözümleriyle Bursa’nın üretim gücünü yeni müşterilere, pazarlara ve siparişlere taşıyacaklarını açıkladı. Ticaret Bakanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının teşvikleri; KOSGEB, TÜBİTAK ve kalkınma ajansı destekleriyle birlikte firmaların ihtiyaçlarına göre tek bir yol haritasında buluşturulacak. UR-GE, HİSER, fuar, ticaret heyeti ve eğitim gibi Türkiye’nin dört bir yanındaki oda ve borsaların zaten yürüttüğü çalışmalar ise tek başına başarı olarak sunulmayacak. Bir bütünün parçası olarak tüm süreçler entegre edilecek. Matlı, “Biz faaliyet sayısını değil, üyemizin elde ettiği sonucu ölçeceğiz. Kaç heyet düzenlendiğine değil; kaç nitelikli alıcıya ulaşıldığına, kaç teklif verildiğine, kaç sipariş ve tekrar sipariş alındığına bakacağız” dedi. BURSA GLOBAL İLE HER FİRMAYA İHRACAT YOL HARİTASI Bursa Global, ihracata başlamak veya yeni pazarlara açılmak isteyen firmaların tek temas noktası olacak.Firmaların ürünleri, kapasiteleri, sertifikaları ve rekabet gücü analiz edilecek; doğru ülkeler, müşteriler ve dağıtım kanalları belirlenecek. İhracat departmanı kuramayan KOBİ’lere pazar araştırmasından teklif hazırlamaya, mevzuattan lojistiğe kadar uygulamalı dış ticaret desteği sağlanacak. Her firmanın destek başvurusu, pazar arayışı, alıcı görüşmeleri ve sipariş süreci aynı dosya üzerinden takip edilecek. BURSA TRADE CLOUD İLE 365 GÜN AÇIK PAZAR Bursa Trade Cloud, Bursa’daki üreticilerle Türkiye’den ve dünyadan doğrulanmış alıcıları buluşturan dijital ticaret altyapısı olacak. Firmaların ürünleri, üretim yetenekleri, sertifikaları ve kapasiteleri platformda yer alacak. Satın alma talepleri, teklifler, distribütör arayışları ve uluslararası iş fırsatları doğru firmalarla eşleştirilecek. Matlı, “Bursalı üretici yeni müşteri bulmak için yılda birkaç kez düzenlenen fuarları beklemeyecek. Bursa’nın üretim gücü yılın 365 günü dünyaya açık olacak” ifadelerini kullandı. BURSA İŞ AĞI İLE YERELDEN KÜRESELE REFERANS ZİNCİRİ Bursa İş Ağı, Bursa’da üretilen ürün ve hizmetleri şehirdeki doğru alıcılarla buluşturacak. Ana sanayi kuruluşlarının ve büyük işletmelerin satın alma ihtiyaçları KOBİ’lerle eşleştirilecek. Bursa’da ticaret ve referans kazanan firmaların ulusal ve uluslararası pazarlara açılması kolaylaştırılacak. Böylece Bursa’da üretimden başlayan süreç; yerel satış, güçlü referans ve ihracatla devam edecek. BURSA LINK 365 İLE BAĞLANTIDAN TİCARETE BursaLink 365 ile Türkiye genelindeki oda ve borsalar, yurt dışındaki iş dünyası kuruluşları, Bursalı iş insanları ve sektörel ağlar sürekli çalışan bir ticaret bağlantısında buluşturulacak. Farklı şehir ve ülkelerden gelen satın alma talepleri Bursa’daki doğru üreticilere yönlendirilecek. Ülke ve sektör bazlı alıcı günleri düzenlenecek; kurulan her temas tekliften siparişe kadar izlenecek. TECHBRIDGE EUROPE İLE AVRUPA DEĞER ZİNCİRİNE ERİŞİM TechBridge Europe, Bursa firmalarını Avrupa’daki teknoloji şirketleri, ana sanayi kuruluşları, yatırımcılar ve tedarik zincirleriyle doğrudan buluşturacak. Firmalara müşteri bulmanın yanında; yeşil dönüşüm, karbon düzenlemeleri, dijital izlenebilirlik, ürün standartları ve sertifikasyon konularında da destek verilecek. Bursa sanayisinin Avrupa’daki konumu yalnızca üretici ve tedarikçi olmaktan çıkarılarak teknoloji, tasarım ve çözüm ortaklığına taşınacak. BURSA IP VE BURSA MARKA 2040 İLE HACİMDEN DEĞERE Bursa IP ile firmaların patent, tasarım, yazılım, marka ve diğer fikrî mülkiyet varlıklarını geliştirmeleri ve ticarileştirmeleri desteklenecek. Bursa Marka 2040 ile üreticilerin kendi markalarıyla dış pazarlara açılması, markalarını koruması ve uluslararası satış kanallarında büyümesi sağlanacak. Matlı, “Bursa yalnızca daha fazla ihracat yapmamalı; kilogram başına daha fazla gelir elde etmeli. Başkalarının markaları için üretmenin yanında kendi teknolojimizi, tasarımımızı ve markamızı da dünyaya satmalıyız” diye konuştu. SONUÇLAR ÜYEYLE PAYLAŞILACAK Yeni dönemde ihracat çalışmalarının sonuçları düzenli olarak açıklanacak. Ulaşılan doğrulanmış alıcılar, gerçekleştirilen nitelikli görüşmeler, verilen teklifler, gönderilen numuneler, alınan siparişler ve tekrar siparişler üyelerle paylaşılacak. Matlı açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Projelerimizin tamamı birbirini tamamlayan tek bir sistemin parçalarıdır. Bursa Global firmamızı hazırlayacak, Bursa Trade Cloud alıcıyla buluşturacak, Bursa İş Ağı güçlü referans oluşturacak, BursaLink 365 ticari bağlantıları büyütecek, TechBridge Europe firmamızı Avrupa’nın değer zincirine taşıyacak. Bursa IP ve Bursa Marka 2040 ise ürettiğimiz değerin ve markanın Bursa’da kalmasını sağlayacak. İhracatta faaliyetten sonuca, bağlantıdan ticarete, hacimden değere geçeceğiz.”

Bakan Yardımcısı Varank Moğolistan'da COP17 Kapsamında Panelde Konuştu Haber

Bakan Yardımcısı Varank Moğolistan'da COP17 Kapsamında Panelde Konuştu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı Fatma Varank, "COP31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke olarak, Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğa temelli çözümleri küresel iklim gündeminin merkezine taşımayı hedefliyoruz." dedi. Varank, Moğolistan'da düzenlenen Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi'ne (UNCCD) Taraf Devletler Konferansı'nın 17'ncisi (COP17) kapsamında "ÇEM-COP31 Vizyonu: Hedeflerden Uygulamaya: Çölleşme ve Erozyonla Mücadelede Başarılar ve Yeni Ufuklar" temalı panelin açılışında konuştu. Fatma Varank, COP16 Çölleşme Konferansı'nda düzenlenen toplantıyı hatırlatarak, çölleşmeyle mücadele ulusal strateji ve eylem planını paylaştıklarını anımsattı. Türkiye'de çölleşme ve arazi tahribatıyla mücadele kapsamında 2024 ve 2030 yılları arasında uygulanacak strateji eksenlerini 6 başlık altında açıkladıklarını ve yapılması planlanan eylemleri de paylaştıklarını belirten Varank, "Ülke olarak gerçekleştirdiğimiz çalışmaların, uyguladığımız, ortaya koyduğumuz hedeflerin en yakın takipçisi olarak Ulusal Strateji ve Eylem Planımızı da raflarda bırakmayıp, oluşturduğumuz izleme, değerlendirme, raporlama sistemiyle her yıl kurumlarımızın sorumlulukları çerçevesinde ilerlemelerini ve raporlamalarını da takip ediyoruz. Böylelikle belirlenen hedeflere yönelik gelişmeleri ortaya koyarak çalışmalarımıza bu doğrultuda yön veriyoruz." ifadelerini kullandı. Varank, COP16'da alınan hedeflerin çoğunu hayata geçirmiş olmaktan duydukları memnuniyeti dile getirerek, "Ancak bizim için bu başarı bir varış noktası değil, daha güçlü adımlar atmak için yeni bir başlangıçtır. COP16'da paylaştığımız taahhütleri hayata geçirirken, aynı zamanda yeni ihtiyaçları öngören ve geleceğin risklerine hazırlık sağlayan birçok yeni çalışmayı da başlattık. Çünkü bugün biliyoruz ki arazi bozulumuyla mücadele yalnızca mevcut sorunlara çözüm üretmekte değil, gelecekte karşılaşacağımız riskleri de bugünden öngörerek gerekli tedbirleri almaktır." diye konuştu. Bilimsel veri altyapısını güçlendirmek amacıyla geliştirdikleri ulusal izleme sistemlerini her gün güncellediklerini aktaran Varank, dinamik erozyon modeli ve izleme sistemi ile ulusal dinamik rüzgar erozyonu modeli ve izleme sisteminin ulusal iklim projeksiyonlarıyla entegrasyonunu sağlayarak, sistemlerin dinamik ve risk esaslı güncellemelerini sürdürdüklerini söyledi. "3 RİO SÖZLEŞMESİ SİNERJİSİNİN KÜRESEL DÜZEYDE ARTTIRILMASINA KATKI SAĞLAMAYI HEDEFLİYORUZ" Fatma Varank, TÜBİTAK ile birlikte hazırladıkları yapay zeka destekli ulusal arazi örtüsü sınıflandırma ve izleme sisteminin tamamlandığını belirterek, şunları kaydetti: "Türkiye'nin birçok kurumu ile akademinin kullanımına açılan bu projemiz çok hızlı bir şekilde kabul gördü. Bu sayede sürdürülebilir arazi yönetimine yönelik karar alma süreçlerinde güçlü bir altyapıya da kavuşmuş olduk. Bir diğer taahhüdümüz, bilgi ve tecrübemizi uluslararası toplumla daha güçlü bir şekilde paylaşmaktı. Bu kapsamda çalışmaları sürdürülen ÇEM Akademi bugüne kadar 108 ülkeden ve 16 uluslararası kuruluştan 1267 uzmana eğitim verdi. Muhterem misafirler, bugün karşı karşıya olduğumuz küresel sorunlar bizlere bir gerçeği açıkça göstermektedir. Çölleşme, iklim değişikliği ve biyolojik çeşitlilik kaybı birbirinden bağımsız değil, birbirini doğrudan etkileyen ve ortak çözümler gerektiren krizlerdir. Bu anlayışla Türkiye, 3 Rio sözleşmesi arasındaki işbirliğini kurumsal düzeye taşıyan önemli bir adım atmıştır. 17 Haziran 2025'te Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ulusal odak noktalarını temsil eden kurumlarımız arasında Rio Sinerjisi Protokolü imzalanmıştır. Bu protokol sayesinde ortak stratejiler geliştirilmesi, kapasite geliştirilmesi faaliyetleriyle birlikte yürütülmesi, veri ve bilgi paylaşımının güncellenmesi ve uluslararası süreçlerde daha etkin bir koordinasyon sağlanması için yeni bir işbirliği mekanizması oluşturulmuştur. Bu ulusal girişimi küresel bir eyleme dönüştürmek maksadıyla çıktığımız yolda, ülkemizde düzenlenen Antalya diyaloğunun ardından, Rio Sözleşmeleri arasındaki işbirliğini küresel ölçekte güçlendirmek amacıyla, COP31 Başkanlığımız kapsamında ülkeler arasında deneyim paylaşımını artırmayı ve 3 Rio Sözleşmesi sinerjisinin küresel düzeyde arttırılmasına katkı sağlamayı hedefliyoruz." Varank, 2015'te COP12'ye ev sahipliği yaparak arazi bozulumunun dengelenmesi yaklaşımının küresel gündeme taşınmasına katkı sunduklarını anımsattı. Fatma Varank, sözlerini şöyle tamamladı: "Bugün de COP 31'e ev sahipliği yapmaya hazırlanan bir ülke olarak, Rio Sözleşmeleri arasındaki sinerjiyi güçlendirmeyi, arazi restorasyonu, sürdürülebilir arazi yönetimi ve doğa temelli çözümleri küresel iklim gündeminin merkezine taşımayı hedefliyoruz. Çünkü artık biliyoruz ki iklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybı birbirinden bağımsız krizler değil, ve bu üç küresel çevre problemi ancak bütüncül politikalar ve güçlü uluslararası işbirliğiyle çözüm üretilebilecektir."

Afyonkarahisar Türkiye Yüzyılı'nın Üretim Üssü Oluyor! Haber

Afyonkarahisar Türkiye Yüzyılı'nın Üretim Üssü Oluyor!

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Afyonkarahisar'da düzenlenen Sanayi ve Teknoloji Projeleri Açılış Töreni'nde önemli açıklamalarda bulundu. Şehrin büyümesine katkı sağlayacak 14 dev projenin açılışını gerçekleştiren Kacır, "Afyonkarahisar; güçlü sanayi altyapısı, jeotermal kaynakları, doğal taş ve gıda sektöründeki birikimiyle Türkiye Yüzyılı'nın sanayi ve kalkınma merkezlerinden biri olacak" dedi. Afyonkarahisar programı kapsamında yoğun bir saha mesaisi gerçekleştiren Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır; Emirdağ OSB, İscehisar Mermer İhtisas OSB, Cumhuriyet Sucukları üretim tesisleri ve Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) İlaç Üretim Merkezi’nde incelemelerde bulundu. Şehrin ekonomik ve sosyal kalkınmasına yön verecek 14 projenin açılışını icra eden Bakan Kacır, sanayiden teknolojiye, sağlıktan gastronomiye kadar geniş bir alanda yürütülen yatırımların detaylarını paylaştı. 23 Yılda OSB Alanı 6 Katına Çıktı Afyonkarahisar’ın sanayi altyapısını güçlendirmek adına atılan adımlara dikkat çeken Bakan Kacır, son 23 yılda elde edilen kazanımları şu sözlerle özetledi: "Afyonkarahisar’da yatırımı, istihdamı, üretimi ve ihracatı büyütmek amacıyla 23 yılda OSB sayımızı 6’dan 9’a, OSB’lerimizin toplam büyüklüğünü ise 425 hektardan 2 bin 624 hektara yükselttik. İscehisar Mermer OSB’de 256 hektarlık alanın altyapı çalışmalarını tamamlayarak sanayicilerimizin hizmetine sunduk. KOBİ'lerimize KOSGEB eliyle 2 milyar lira destek sağlarken, Teşvik Sistemi ile 164 milyar liralık yatırımın ve 28 binin üzerinde istihdamın önünü açtık." Yeni teşvik sisteminin detaylarına da değinen Kacır; OSB yatırımlarında çalışanların SGK İşveren Payının yarısını 8 yıl boyunca Bakanlık olarak karşıladıklarını, yatırımlarda finansman desteğini 30 milyon liraya çıkardıklarını ve vergi indirimleri ile KDV muafiyetleri sunduklarını belirtti. Yerel Kalkınma Hamlesi ile Mermer Atıklarına ve Jeotermale Dev Yatırım 2026 yılı başında güncellenen Yerel Kalkınma Hamlesi Teşvik Programı kapsamında yeni başvuruların alındığını belirten Bakan Kacır; jeotermal kaynakların değerlendirilmesi, su ürünleri yetiştiriciliği ve mermer atıklarından katma değerli ürün üretilmesine dönük 113 milyon lira büyüklüğünde 2 yeni projenin başvurusunun kabul edildiğini söyledi. Program kapsamındaki projelere 301 milyon liraya kadar finansman katkısı ve yüzde 50 oranında vergi indirimi sağlanacağı vurgulandı. Zafer Kalkınma Ajansı aracılığıyla bugüne kadar Afyonkarahisar'da 402 projeye 1,2 milyar lira destek sağlandığını açıklayan Kacır; gastronomi, kadın girişimciliği, e-spor ve gençlik merkezlerine dönük 11 yeni kalkınma projesinin de müjdesini verdi. Sanayi ve Eğitim Ele Ele: Zafer Teknopark ve Milli Teknoloji Atölyesi Teknoloji geliştirme ve Ar-Ge kapasitesini artırmak amacıyla hayata geçirilen iki kritik yatırımın altı çizildi: Zafer Teknopark Yeni Hizmet Binası: Afyonkarahisar OSB bünyesinde kurulan 4 bin metrekarelik kapalı alana sahip yeni bina ile üniversite-sanayi iş birliği güçlendirilecek. Milli Teknoloji Atölyesi: TÜBİTAK’ın 30 milyon lira desteğiyle Afyon Kocatepe Üniversitesi bünyesinde kurulan atölyede; yapay zekadan robotiğe, yazılımdan dijital üretime kadar pek çok alanda gençlerin proje geliştirmesine imkan tanınacak. İhsaniye ve Döğer’de Toplu Açılış Coşkusu Bakan Kacır, Valilik ve Belediye ziyaretlerinin ardından İhsaniye ve Döğer beldelerindeki toplu açılış törenlerine katıldı: İhsaniye'ye 145 Milyon Liralık Yatırım: Frig Vadisi ve Ayazini’nin turizm potansiyelini öne çıkaran 16 proje hizmete sunuldu. Döğer’e TÜBİTAK Kütüphaneleri ve Sanayi Bölgesi: Döğer’deki tüm okullara TÜBİTAK kütüphaneleri ve teknoloji setleri kazandırılacağını duyuran Kacır, bölgeye kurulacak 3,5 milyon metrekare büyüklüğündeki Sağlık ve Savunma Endüstri Bölgesi için gerekli nitelikli insan kaynağının bu topraklardan yetişeceğini ifade etti.

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar Haber

Türk Kuru Meyve Sektöründen Dev Hamle: 2026 Hedefi 2 Milyar Dolar

Türkiye’nin dünya lideri olduğu çekirdeksiz kuru üzüm, kuru incir ve kuru kayısı ihracatında 2026 yılı hedefleri büyüdü. Yılın ilk yarısında 752 milyon dolarlık ihracat başarısı gösteren sektör, yıl sonunda toplam 2 milyar dolar barajını aşmayı hedefliyor. ​Türk kuru meyve sektörü, küresel pazarlardaki güvenilir tedarikçi konumunu 2026 yılının ilk yarısında perçinledi. Ege Bölgesi’nin sektördeki öncü rolü dikkat çekerken, toplam ihracatın yüzde 62’lik kısmını tek başına gerçekleştiren Ege Kuru Meyve ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (EKMİB), 465 milyon dolarlık performansla zirvedeki yerini korudu. ​Ege İhracatçısı Sektörün Lokomotifi Oldu ​2026 yılının ilk altı ayını değerlendiren Ege İhracatçı Birlikleri Sürdürülebilirlik ve Organik Ürünler Koordinatörü ve EKMİB Başkanı Yusuf Gabay, Türkiye’nin yalnızca üretim kapasitesiyle değil; kalite, gıda güvenliği ve sürdürülebilirlik ilkeleriyle küresel pazarlarda tercih edildiğini belirtti. ​Başkan Gabay, sektörün başarısının arkasında yatan temel unsurları şu sözlerle özetledi: ​"Artık uluslararası pazarlarda yalnızca kaliteli ürün yeterli değil. Üretimin çevresel sorumluluk, izlenebilirlik ve gıda güvenliği ilkeleriyle desteklenmesi rekabetin anahtarıdır. Tarım ve Orman Bakanlığı, ihracatçılar ve üniversitelerimizle birlikte yürüttüğümüz yatırımlarla Türk kuru meyveleri, dünyanın dört bir yanında gönül rahatlığıyla tüketiliyor." ​İhracatta Yeni Pazar Hedefleri: Hindistan ve TURQUALITY ​Avrupa Birliği ve ABD gibi geleneksel pazarlardaki güçlü varlığını koruyan sektör, rotasını Uzak Doğu ve Güney Asya’ya çevirdi. Özellikle Hindistan pazarında büyümeyi hedefleyen EKMİB, TURQUALITY Projesi ile Türk kuru meyvelerinin marka değerini ve bilinirliğini artırmaya yönelik tanıtım faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. ​Sektörel Veriler ve 2026 İhracat Raporu ​2026 yılı ocak-haziran dönemi verilerine göre sektörün durum analizi şu şekilde: ​Çekirdeksiz Kuru Üzüm: 215 milyon dolar ile ihracatın lideri. ​Kuru İncir: 136 milyon dolar ile yükselişini sürdürdü. ​Kuru Kayısı: Yaşanan don olayı nedeniyle 60 milyon dolar seviyesinde kaldı. ​İngiltere İhracatta Zirveye Yerleşti ​EKMİB verilerine göre, 2026’nın ilk yarısında 94 ülkeye ihracat gerçekleştirildi. İngiltere, 81 milyon dolarlık talep ile Türkiye’nin kuru meyve ihracatında ilk sırada yer alırken; Almanya 55,2 milyon dolarla ikinci, ABD ise 54,8 milyon dolarla üçüncü sırada yer aldı. Fransa ve İtalya ise Türk kuru meyvelerinin en yoğun tercih edildiği diğer Avrupa pazarları oldu. ​Gelecek Vizyonu: Bilim ve Teknoloji Temelli Üretim ​İklim değişikliğiyle mücadele kapsamında üniversiteler ve TÜBİTAK ile ortak projeler yürüttüklerini belirten Gabay, bilimsel veriye dayalı üretimin sektörün en önemli rekabet gücü olacağını vurguladı. Yılın ikinci yarısında beklenen rekolte artışlarıyla birlikte Türkiye genelinde 2 milyar dolar, Ege Bölgesi’nde ise 1,2 milyar dolar ihracat hacmine ulaşılması hedefleniyor.

TÜRİB’e Uluslararası Yapay Zeka Ödülü Haber

TÜRİB’e Uluslararası Yapay Zeka Ödülü

Türkiye Ürün İhtisas Borsası (TÜRİB), yapay zeka destekli piyasa gözetim platformu ATİP ile teknoloji dünyasının prestijli ödüllerinden IDC "Voices of AI Innovation" ödülüne layık görüldü. Türkiye'nin tarımsal emtia piyasalarındaki güven ve şeffaflık vizyonunu teknolojiyle birleştiren TÜRİB, başarılarına bir yenisini daha ekledi. 17. IDC CIO Summit kapsamında düzenlenen ödül töreninde, TÜRİB’in öz kaynaklarıyla geliştirdiği ATİP (Algoritmik Tespit ve İzleme Platformu), yapay zekayı kurumsal stratejiye en iyi entegre eden projelerden biri olarak seçildi. Yapay Zeka ile Tarımsal Emtia Piyasasında "Veriden Güvene" TÜRİB Ar-Ge Merkezi tarafından geliştirilen ve yeni nesil işlem altyapısı TÜRİS'e entegre edilen ATİP, piyasa gözetimini dijital bir boyuta taşıyor. "Veriden Güvene: Türkiye Ürün İhtisas Borsasında Yapay Zeka ile Piyasa Güvenilirliği" projesi, statik kontrollerin ötesine geçerek proaktif bir denetim mekanizması sunuyor. ATİP Platformunun Öne Çıkan Özellikleri Platform, tarımsal ürün piyasalarında işlem bütünlüğünü korumak adına şu ileri nesil teknolojileri kullanıyor: Makine Öğrenmesi ve Davranışsal Analiz: Yatırımcı profillerini analiz ederek olağan dışı hareketleri saptıyor. Anomali Tespiti: Potansiyel piyasa bozucu eylemleri ve şüpheli işlem örüntülerini anlık olarak yakalıyor. İlişki Ağı Analizi: Karmaşık işlem ağlarını çözerek şeffaflığı artırıyor. Piyasa Oynatım Kabiliyeti: Geçmiş işlem akışlarını yeniden inceleyerek gözetim uzmanlarına veri dayanaklı kanıtlar sunuyor. Akademik Birikim ve Yerli Teknoloji İş Birliği ATİP, sadece teknik bir yazılım değil, aynı zamanda bilimsel bir çalışmanın ürünü. TÜBİTAK 1005 programı kapsamında desteklenen akademik çalışmalarla metodolojik olarak güçlendirilen platform, TÜRİB’in finansal teknoloji alanındaki birikimini yansıtıyor. Ali Kırali: "Veriyi Aktif Bir Kurumsal Kapasiteye Dönüştürdük" Ödül hakkında açıklamalarda bulunan TÜRİB Genel Müdürü Ali Kırali, şunları söyledi: "TÜRİB olarak hedefimiz, tarımsal emtia piyasalarında şeffaf ve etkin bir altyapı sunmaktır. ATİP ile veriyi izlenen bir unsur olmaktan çıkarıp piyasa güvenini artıran bir güce dönüştürdük. IDC tarafından aldığımız bu ödül, dijital dönüşüm yolculuğumuzun uluslararası düzeydeki başarısını kanıtlıyor." IDC CIO Summit: Ajan Tabanlı Sistemlerin Yükselişi Bu yıl "The Rise of Agentic Systems" temasıyla düzenlenen IDC CIO Summit, yapay zekanın iş dünyasındaki dönüştürücü gücünü mercek altına aldı. TÜRİB'in bu platformda ödül alması, Türkiye’nin FinTech ve AgriTech alanındaki küresel rekabetçiliğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Deniz Kabuklarıyla Körfez’e Yeni Hayat Haber

Deniz Kabuklarıyla Körfez’e Yeni Hayat

İzmir Büyükşehir Belediyesi, Körfez’deki canlı yaşamı yeniden canlandırmak için dikkat çeken bir projeyi hayata geçiriyor. Aylık 10 ton atık midye kabuğu, yapay resiflere dönüştürülerek İzmir Körfezi’nde yeni yaşam alanları oluşturacak. Körfez’de yeni bir yaşam döngüsü İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZDENİZ, İzmir merkezli ekolojik teknoloji girişimi NE-SEA ile birlikte TÜBİTAK destekli “Mavi Ekonomi İş Birliği: Atık Kabuklar Yapay Resiflerle Deniz Yaşamına Dönüşüyor” projesini başlatıyor. Proje kapsamında her ay yaklaşık 10 ton atık midye kabuğu işlenerek yapay resiflere dönüştürülecek ve Körfez’de belirlenen noktalara yerleştirilecek. Amaç ise deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturmak ve zayıflayan ekosistemi yeniden güçlendirmek. Yapay resifler denizi canlandıracak NE-SEA tarafından İZDENİZ için özel tasarlanan yapay resifler, kıyı bölgelerinde biyolojik çeşitliliği artırmayı hedefliyor. Projenin ilk prototipleri Seferihisar açıklarında suya indirilecek ve deniz canlılarının bu alanları nasıl kullandığı anlık olarak izlenecek. Elde edilen verilerle sistem geliştirilerek seri üretim aşamasına geçilecek. “Deniz ekosistemi için somut adım” İZDENİZ Genel Müdürü Gökhan Marım, projenin Körfez için önemli bir adım olduğunu söyledi: “İzmir Körfezi’nin ekolojik yapısını güçlendirmek ve deniz yaşamını yeniden canlandırmak için uzun süredir çalışıyoruz. Yapay resifler sayesinde deniz canlıları için yeni yaşam alanları oluşturmayı ve ekosistemin kendini yenilemesini desteklemeyi hedefliyoruz.” Marım ayrıca atık midye kabuklarının yeniden değerlendirilmesinin döngüsel ekonomi açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. “Sadece bir yapı değil, ekosistem tasarlıyoruz” NE-SEA kurucusu ve baş tasarımcısı Nermin Sena Özger ise projeyi şöyle anlattı: “Amacımız denize sadece bir yapı bırakmak değil. Atığı değere dönüştüren, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yaşam altyapısı kuruyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.