Hava Durumu

#Tüketici

Kırsal Haber - Tüketici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüketici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: "Nohut Üretenin de Tüketenin de Canını Acıtıyor" Haber

Gürer: "Nohut Üretenin de Tüketenin de Canını Acıtıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin önemli bakliyat ürünlerinden nohutta üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına, artan ithalata ve yükselen girdi maliyetlerine dikkat çekti. Gürer, “Üretenin kazanmadığı, tüketenin pahalı ürün aldığı ve en yoğun tükettiğimiz baklagillerde dahi sorunun oluştuğu bir süreçteyiz” dedi. NOHUT KENDİ KENDİNE YETERLİ DENİYOR, İTHALAT ARTIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakliyatta ülkemizde en çok üretilen ve tüketilen ürünlerden biri nohut. Nohut kendi kendine yeterli olduğu halde son yıllarda nohut ithalatımız da arttı.2002 yılında 590 bin ton Nohut üretimi vardır. Nüfusumuz ve farklı ülkelerden göç ile 30 milyona yakın arttı. TÜİK 2026 yılı için Bitkisel Üretim mayıs ayı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 510 bin ton olması öngördü. Nohut tüketimi daralması talebi düşürmesi ile kendi kendine yettiği belirtilse de kişi başı tüketime göre de açık var. İthalatla süreç devam ediyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, ithalattaki artışın Türkiye’nin nohutta yeniden açığa sürüklendiğini gösterdiğini söyledi. Gürer, “Nohut ithalatının son 5 yılda yaklaşık 4 kat artması, nohutta ülkemizde açığın varlığını da gösteriyor. İthal de ediyoruz, ihraç da ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin en çok tükettiği baklagillerden birinin nohut olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nohudun şu anda üreticideyken fiyatı düşük. Aracıdan rafa uzandığında fiyat 3-4 kat artıyor” diye konuştu. 2025’TE 330 BİN TON NOHUT İTHAL ETTİK Nohut ithalatı için yurt dışına ödenen dövize dikkat çeken Gürer, “2025 yılında 330 bin 737 ton ithal nohuta 262 milyon 123 bin dolar ödemişiz. 2026 yılının ilk yarısında 132 bin 334 ton nohut ithal etmişiz. 94 milyon 860 bin dolar yurt dışına dövizimiz gitmiş” dedi. Nohudun yoğun olarak ekildiği bölgelerin Ankara, Yozgat ve Konya olduğunu belirten Gürer, Türkiye’nin farklı ülkelerden nohut ithal ettiğini söyledi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Rusya’dan, Meksika’dan, Kanada’dan, Kazakistan’dan ithal nohut getiriyoruz. Irak’a, Suriye’ye, Pakistan’a da nohutu ihraç ediyoruz” ifadelerini kullandı. ÜRETİCİ 28-42 LİRAYA SATIYOR, RAFTA 120-170 LİRA Nohut fiyatlarının bölge ve kaliteye göre değiştiğini belirten Ömer Fethi Gürer, üreticinin elinden çıkan ürün ile tüketicinin markette karşılaştığı fiyat arasındaki farkın büyüklüğüne dikkat çekti. Üreten kazanamıyor. Tüketici nohut almakta zorlanıyor .Fiyat dengesizliği emekli, asgari ücretli için alımı güçleşen ürünler arasında” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Fiyat kaliteye göre şu anda değişiyor. Ülkemizde farklı bölgelerde 28 lira ile 42 lira arasında kilo fiyatıyla nohut satışı gerçekleşiyor. Üreticiden çıktıktan sonra rafa gidiyor. 120 lira ile 170 lira arasında kilo fiyatı değişen nohut satışı var” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ ÜÇE KATLADI Nohut üretimindeki girdi maliyetlerinin yıllar içinde büyük ölçüde arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, 2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki fiyat değişimlerine dikkat çekti. “2024 yılında tohum 25 bin, ilaç 15 bin, nohut 30 bin liradan tonu satılıyor.2025 yılına ilişkin ise “Tohum 40 bin, ilaç 20 bin, nohudun tonu 32 bin liradan satılıyor. 2026 yılında maliyetlerin daha da yükseldi. Tohum 65 bin liraya çıkmış. İlaç 35 bin liraya çıkmış. Nohut 32 bin 100 liradan satılıyor. Yerköy’de görüştüğüm nohut üreticisi Sancak Yılmaz diyor ki, ‘Vekilim, bizim girdi maliyetleri üçe katladı. Hâlâ nohutu 32 liradan satamıyoruz. Biz bu işi nasıl sürdüreceğiz diyor” diye konuştu. TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ ÇİFTÇİNİN YANINDA DURMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin maliyetlerini karşılayabilmesi ve nohut üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girmesinin destekleyici bir fiyat olması gerektiğini belirterek, “Bu durumda Toprak Mahsulleri Ofisinin çiftçinin yanında durup nohutu girdi maliyetleri makul bir şekilde alması lazım ki önümüzdeki yıllarda da nohutla açığımız artmasın. Üretici üretsin” dedi. Üreticinin yeterli kazanç sağlayamadığında ürün desenini değiştirdiğini ifade eden Gürer, “Nohutta üretici para kazanamadığı için ürün desenini değiştiriyor. Aslında nohut ülkenin çok yerinde yetişebiliyor ama üretici para kazanmayınca nohut üretiminden uzaklaşıyor” diye konuştu. NOHUTUMUZ İTHAL, FASULYEMİZ İTHAL, MERCİMEĞİMİZ İTHAL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel bakliyat ürünlerinde ithalata bağımlı hale gelmesini eleştirerek, “Nohutumuz ithal, fasulyemiz ithal, mercimeğimiz ithal. Baklagillerde dahi ithale mecbur kalmamızın nedeni yanlış tarım politikaları” ifadelerini kullandı. Tarım politikalarının üretim planlaması ve maliyetlerin düşürülmesi temelinde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Gürer, “Uygulamalarda ürün deseninin doğru belirlenip verime göre üretimin varlığı sağlansa, girdi maliyetleri düşürülse, ilacında, tohumunda, gübresinde, sulama suyunda, elektriğinde, mazotunda çiftçinin yanında duran bir anlayış olsa bizim kendi kendine yeten tarım ürünlerimizin varlığında artış yaşarız” dedi. ŞU ANDA AÇIĞIMIZ VAR VE İTHALATA MECBUR KALIYORUZ Türkiye’nin kendi kendine yeterli tarım ürünlerinin üretimini artırabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Gürer, mevcut politikalar nedeniyle ithalatın arttığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, “şu anda açığımız var ve ithalata da mecbur kalıyoruz” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Nohut hasadının başladığını ve üreticinin ürününü satarken yeterli kazancı elde edemediğini belirterek “hasat başladı. Nohut üreticisi satarken para kazanamıyor. 32 liradan Yozgat’ta nohut satılıyor. Niğde’de nohut ekim alanı daraldı. Fasulyede ekim arttı. Onda da üretici yıllara göre farklı sorunlar yaşıyor ” diye konuştu. ÜRETEN KAZANMIYOR, TÜKETEN PAHALIYA ALIYOR Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının tarımdaki yapısal sorunu ortaya koyduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Rafa gidiyorsunuz, 120 lira ile 170 lira arasında kaliteye, markaya göre değişen nohut tüketici almak zorunda kalıyor. Üretici maliyetine satamadığı ürünün raf fiyatında bu aşırı artışta bakanlıkların çözeceği bir süreçtir” ifadelerini kullandı. Gürer, nohut üzerinden yaşanan sorunun yalnızca bir ürünün fiyatı olmadığını, üretimden tüketime kadar uzanan bir tarım politikası sorununa dönüştüğünü belirterek, “Üretenin kazanmadığı, tüketenin pahalı ürün aldığı ve en yoğun tükettiğimiz baklagillerde dahi sorunun oluştuğu bir süreçteyiz.” dedi. TMO KİMDEN MERCİMEK ALACAK? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TMO’nun yeşil mercimek alım kararını olumlu ancak geç kalmış bir açıklama olarak değerlendirdi. Gürer, “TMO, 2026 dönemi natürel yeşil mercimek alım fiyatını ton başına 32 bin lira olarak belirledi. Alımlara 31 Ağustos tarihinde başlanacağını duyurdu. Yeşil mercimekte 2020-2026 döneminde 541 bin 63 ton ithalat yapılmış ve yaklaşık 470,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. Yeşil mercimek ithalatı 2020’den 2025’e kadar önemli ölçüde artmıştır. 2020’de 52 bin 387 ton olan ithalat, 2025’te 118 bin 999 tona yükselmiştir. Bu artış yaklaşık yüzde 127 düzeyindedir. Kırmızı ve yeşil mercimekte ithalatçı ülke konumuna gelince mercimek üreticisi akıllara nihayet geldi. Ancak geç geldi. TMO, iki gün sonra mercimek alacakmış. Çiftçi, 22 TL’ye ürününü tüccara sattı. Çiftçinin elinde mercimek neredeyse tükendi. TMO bu alımı mercimek hasadı başlamadan önce duyurmalıydı. En azından temmuz ayında duyursaydı çiftçi ürününü tüccara 21-22 TL’den satmak zorunda kalmazdı. Tüccar, çiftçinin kotasını kullanıp 32 TL’den TMO’ya ürün satacaktır. Aracıların bunu nasıl yapacağını hepimiz biliyoruz. Çiftçiden 21-22 TL’ye aldığı ürünü 20 gün içinde 32 TL’ye satacaktır. Yine kazanan çiftçi olmayacaktır. Bu süreçler doğru planlama ve öngörü ile yönetilirse çiftçiye fayda sağlar.” dedi.

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı" Haber

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk yarısında 1 milyar 91 milyon liranın üzerinde zarar açıklamasını, 30 şubenin kapatılmasını ve son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarılmasının dikkat çekici olduğu söyledi. Gürer, kamuoyunun yanıt beklediği soruların başında marketlerin neden zarar ettiği, yapılan harcamaların niteliği ve bu zararın nasıl karşılandığının geldiğini belirterek, bu konularda verdiği soru önergelerinin de yanıtlanmadığını söyledi. Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk altı ayında 1 milyar 91 milyon 551 bin lira net dönem zararı açıkladığı bildirildi. Aynı dönemde şirketin 43,5 milyar liralık hasılat elde etmesine karşın zarar etmesi dikkat çekti. Şirketin küçülme kapsamında 30 şubeyi kapattığı, son bir yılda ise 1808 çalışanın işinden edildiği yönündeki veriler raporlara ve kamuoyuna yansıdı. Ömer Fethi Gürer, kooperatifler önemli kuruluşlardır. Ülkemizde kooperatiflerin özellikle tarımda geliştirilmesi gerekir. Bunun içinde yeni bir kooperatif kanununa ihtiyaç var.Şeffaf ,denetimi düzenli,Siyasi iktidardan talimat alan değil üye ortaklarının söz sahibi olacağı,zarara neden olacak şartlardan arınmış,siyaset gölgesi düşen değil üretici,çiftçi,besici ve de tüketici haklarını koruyan yeni bir yapılanmaya gerek var. Tarım Kredi Marketleri bu bağlamda irdelenmesi gereken bir durum.kuruluş amacının yalnızca ticari faaliyet yürütmek değil, ortaya çıkan tablonun mutlaka açıklanması gerekir, Tarım Kredi Marketler, kamuoyuna üretici ile tüketici arasında köprü olacak, uygun fiyatlı ürün sunacak bir model olarak iktidar anlatıldı ve bu marketler uygun fiyatlı olarak anlatıldı. Marketlere önce yapısal değişime gidildi. İşlevinde tabelasına ne gerek varsa milyonlar harcandı ve tabela için dahi önemli sarf yaratıldı.Neden ve niçin bu aşırı masraflara kapı açıldı.Bu kararları kimler verdi.?bugün geldiğimiz noktada milyarlarca liralık zarar, kapanan şubeler ve işini kaybeden binlerce çalışan var. Bu tablonun hesabı sorulmalıdır .” dedi. MİLYARLARCA LİRALIK CİRO VAR AMA ZARAR VAR Tarım Kredi KOOP Market’in yüksek miktarda satış yapmasına rağmen zarar etmesinin nedenlerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yönetim ve işletme politikalarının sorgulanmasını istedi. Gürer, “Milyarlarca liralık ciro elde ediliyor ama şirket zarar açıklıyor. O zaman vatandaşın, çiftçinin ve kamuoyunun şu soruyu sorması gerekir: Bu zarar neden oluşuyor? Ürünlerin alış maliyetleri nedir, satışta uygulanan kâr marjları nedir, işletme giderleri ne kadardır? Marketlerin tabela, mağaza düzenlemesi, reklam, lojistik ve diğer giderleri ne kadar tutmaktadır? Şatafata ne kadar kaynak aktarıldı? Zarar eden kurum üst düzey yöneticileri ne kadar ücret artışı sağlandı .Bunların tamamı şeffaf biçimde açıklanmalıdır” dedi. Gürer, 29 Nisan 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde de Tarım Kredi marketlerinin sayısını, ürünlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ve satıştan çekilen ürünlerin toplam tutarını ve bu ürünlerden kaynaklanan zararın nasıl telafi edildiğini sorduğunu belirtti. Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soruları boşuna sormuyorum. Çünkü ortada kamuoyunun bilmesi gereken bir tablo var. Market sayısı kaçtır? Ürünler hangi bedelle alınıyor, hangi bedelle satılıyor? Uygulanan kâr marjı nedir? Raf ömrü biten ürünlerin maliyeti ne kadardır? Bunların zararı kim tarafından karşılanıyor? Bunların hepsinin yanıtını istedim. Ancak sorularımıza yanıt verilmesini bekliyoruz.” “ŞUBE AÇIN DENİLEN MARKETLER ŞİMDİ ŞUBE KAPATIYOR” Ömer Fethi Gürer, daha önce Tarım Kredi Marketlerin yaygınlaştırılması yönünde siyasi iktidar tarafından yapılan çağrıları da hatırlatarak, bugün gelinen noktada şube kapatılmasının önemli bir çelişki olduğunu ifade etti. Gürer, “Bir dönem Tarım Kredi Marketler için ‘şube sayısını artırın’ denildi. Şimdi ise şubeler kapatılıyor. Bunun gerekçesi nedir? Hızlı büyüme yanlış mı planlandı? Açılan marketlerin fizibilitesi yapılmadı mı? Kamu kaynaklarının ve çiftçinin ortak olduğu bir yapının kaynakları hangi anlayışla kullanıldı? Bu soruların yanıtı verilmelidir.” dedi. Tarım Kredi yönetimi, 2025 yılında oluşan 4,7 milyar liralık net zararı hızlı büyüme ve yüksek yatırım döneminin doğal sonucu olarak açıklamıştı. CHP Nğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer büyüme stratejisinin tek başına zarar için gerekçe olamayacağını belirterek, “Eğer hızlı büyüme nedeniyle zarar oluşuyorsa, bu büyüme kararlarını kim aldı, hangi hesaplamalarla aldı, sonuçları neden denetlenmedi? Kamuoyuna bunun hesabı verilmelidir” diye konuştu. “1808 KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ, SORUMLUSU KİM?” Tarım Kredi Marketlerde son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarıldığı yönündeki verilere dikkat çekerek, “Bir tarafta milyarlarca liralık zarar açıklanıyor, diğer tarafta çalışanlar işini kaybediyor. 1808 emekçinin işinden edilmesi sıradan bir işletme kararı olarak görülemez. Bu insanların aileleri var, geçimleri var. Şirketin yönetimindeki yanlışların bedelini neden çalışanlar ödüyor?” Şube kapatmak kolay, işçiyi işten çıkarmak kolay. Asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Zararın gerçek nedenleri ortaya çıkarılmadan yalnızca şube kapatmak ve istihdamı azaltmak çözüm değildir” ifadelerini kullandı. “BAKANLIĞA SORDUĞUM SORULAR HÂLÂ YANIT BEKLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri ve marketlerin faaliyetlerine ilişkin soru önergeleriyle uzun süredir kamuoyunun bilgilendirilmesini istediğini belirterek, Bakanlığın sorulara yanıt vermemesini de eleştirdi. 29 Nisan 2026 tarihli önergesinde Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerin mevcut sayısını, marketlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ürünlerin toplam tutarını ve oluşan zararın nasıl telafi edildiğini sordu. Gürer ayrıca 11 Mart 2026 tarihli başka bir soru önergesinde Tarım Kredi Kooperatiflerinin gübre, yem, tohum, zirai ilaç ve diğer tarımsal girdilere 2025 ve 2026 yıllarında kaç kez zam yaptığını, zam tarihlerini ve oranlarını da Bakan Yumaklı'ya yöneltti. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soru önergesi veriyoruz, Bakanlıktan bilgi istiyoruz. Çünkü bu kurumlar kamuoyunun ve çiftçinin ortak değerleridir. Ancak sorularımız yanıtsız kalıyor. Oysa vatandaşın bilmeye hakkı var. Tarım Kredi neden zarar ediyor? Marketlerin giderleri ne kadar? Hangi ürünlerden ne kadar kâr veya zarar ediliyor? Kapanan şubeler hangileri? Kaç kişi işten çıkarıldı? Bütün bunların açık ve net şekilde ortaya konulması gerekir.Tarım ve Orman Bakanlığı yanında Ticaret Bakanlığı da bu süreci irdeleyip incelemek durumundadır .” dedi.

Çorlu'dan Trakya'ya Uzanan Ticaret Hamlesi Haber

Çorlu'dan Trakya'ya Uzanan Ticaret Hamlesi

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından Çorlu ve Trakya Bölgesi’nin sebze-meyve ticaret altyapısını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Yeni Sebze ve Meyve Toptancı Hali projesinde kaba imalatların yüzde 98’i tamamlandı. Tesisin kısa sürede hizmete sunulması hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Çorlu Hıdırağa Mahallesi’nde yapımı devam eden hali ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Teknik ekiplerden projede gelinen son durum hakkında bilgi alan Candan Başkan, devam eden imalatları değerlendirdi. KABA İMALATLARDA SONA GELİNDİ Kaba imalatların yüzde 98’inin tamamlandığı projede ince işçilik ve detay imalat çalışmaları sürüyor. Kaba imalatların ağustos ayı sonuna kadar tamamlanması ve ardından tesisin kısa sürede hizmete sunulması planlanıyor. ÇORLU’DAN TRAKYA’YA MODERN TİCARET ALTYAPISI Tamamlandığında Çorlu, Tekirdağ ve Trakya Bölgesi’nin önemli bir ihtiyacına yanıt verecek tesis; üretici, esnaf ve tüketici arasındaki tedarik zincirinin daha düzenli ve verimli işlemesine katkı sağlayacak. Modern çalışma alanları sunacak halin, bölgenin tarımsal üretim ve ticaret altyapısını güçlendirmesi hedefleniyor. 5 BİN 800 METREKARELİK TESİS Toplam 5 bin 800 metrekarelik alanda hayata geçirilen projede 4 bin metrekarelik Hal Binası bulunuyor. Binada 98 metrekare net alana sahip 30 dükkân ve her dükkânda 18 metrekarelik asma kat yer alıyor. Projede ayrıca 550 metrekarelik idari bina ve yemekhane, 30 bağımsız sandık deposu, 50 metrekarelik çöp toplama alanı ve 30 metrekarelik güvenlik binası bulunuyor. CANDAN BAŞKAN: “HEM ÇORLU’MUZA HEM DE TÜM TRAKYA’YA KAZANDIRACAĞIZ” Konuya ilişkin olarak bir değerlendirme yapan Candan Başkan, “Seçim döneminde esnafımıza ve hemşehrilerimize verdiğimiz bir sözü daha yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kaba imalatlarını büyük oranda tamamladığımız projemizi en kısa sürede hizmete açarak hem Çorlu’muza hem de tüm Trakya’ya kazandıracağız. Şimdiden bölgemize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Çorlu’dan Trakya’ya uzanan sebze ve meyve ticaretinin daha modern, düzenli, hijyenik ve verimli koşullarda yürütülmesi sağlanacak.

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü" Haber

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye’de tarımsal üretimde yaşanan çöküş ile vatandaşın giderek büyüyen borç yükünü birlikte değerlendirerek iktidarın ekonomi politikalarına sert sözlerle yüklendi. Kış, “Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye, bugün portakalı İran’dan, buğdayı savaş halindeki ülkelerden, mercimeği Kanada’dan ithal eder hâle getirildi. Vatandaş ise maaşıyla değil kredi kartıyla yaşamaya zorlanıyor” dedi. Türkiye’nin gerçek gündeminin “geçim krizi” olduğunu vurgulayan Kış, üretimden kopan çiftçinin de borç altında ezilen vatandaşın da aynı ekonomik düzenin mağduru olduğunu söyledi. “TÜRKİYE TARIM ÜLKESİYDİ, İTHALAT ÜLKESİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” Tarım ürünleri ithalatına ilişkin verileri değerlendiren Kış, yalnızca yılın ilk üç ayında yaklaşık 6,4 milyar dolarlık tarım ithalatı yapılmasının Türkiye açısından alarm niteliğinde olduğunu belirtti. Kış, “Konya Ovası yıllarca tahıl ambarı olarak anıldı. Bugün ise Türkiye, savaşın ortasındaki Rusya ve Ukrayna’dan yüz milyonlarca dolarlık buğday ithal ediyor. Bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir çöküştür” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin narenciye üretim merkezi olan Akdeniz Bölgesi’ne rağmen portakal ithal edilmesini de eleştiren Kış, şunları söyledi: “Mersin’den Adana’ya, Antalya’dan Muğla’ya kadar narenciye bahçeleriyle dolu bir ülkede yaşıyoruz. Buna rağmen İran’dan ve KKTC’den portakal ithal ediyoruz. Çiftçi dalındaki ürünü maliyetini kurtarmadığı için toplatamazken, market rafındaki fiyat vatandaşın cebini yakıyor.” Kış, yalnızca portakal değil; elma, patates, mercimek, nohut, pirinç, pamuk ve çay gibi ürünlerde de ithalatın hızla arttığına dikkat çekti. “Çay ülkesi denilen Türkiye’nin Sri Lanka’dan, Hindistan’dan ve Kenya’dan çay ithal etmesi; Çukurova’nın pamuğunu kaybedip ABD ve Brezilya’dan pamuk almak zorunda kalması, tarım politikalarının iflas ettiğinin göstergesidir” diyen Kış, üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle toprağını terk ettiğini söyledi. “ÇİFTÇİ ÜRETEMİYOR, VATANDAŞ KREDİ KARTIYLA YAŞIYOR” BDDK verilerine göre Türkiye’de toplam kredi hacminin bir yılda 18,3 trilyon liradan 25,5 trilyon liraya yükseldiğini hatırlatan Kış, vatandaşın artık temel ihtiyaçlarını bile borçlanarak karşıladığını ifade etti. Takibe düşen kredi miktarının da 308 milyar liradan 703 milyar liraya çıktığını belirten Kış, “Bu rakamlar bize şunu söylüyor: İnsanlar artık geçinmek için kredi kartına yükleniyor ve önemli bir kısmı bu borçları ödeyemiyor” dedi. Asgari ücretin yılın ilk aylarında büyük ölçüde eridiğini söyleyen Kış, milyonlarca yurttaşın açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. “Bugün Türkiye’de insanlar maaşıyla değil, kredi kartıyla yaşıyor. Emekliler yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretli, daha maaşı cebine girmeden borcunu düşünmeye başlıyor. Bu tablo ekonomik kriz değil; doğrudan doğruya bir hayat pahalılığı felaketidir.” “ÜRETİM BİTTİKÇE BORÇ BÜYÜYOR” Tarımda yaşanan çöküş ile vatandaşın borç yükü arasında doğrudan bağ bulunduğunu ifade eden Kış, yanlış ekonomi politikalarının Türkiye’yi hem ithalata hem de finansal bağımlılığa sürüklediğini söyledi. Kış, “Üretimden koparılan çiftçi tarlasını bırakıyor, tüketici ise kredi kartına mahkûm ediliyor. Türkiye üreten bir ekonomi olmaktan çıkarılıp borçla ayakta duran bir ülkeye dönüştürüldü” dedi. Sanayicilerin ve iş dünyasının da mevcut vergi sisteminden şikâyet ettiğini belirten Kış, ekonomideki güvensizlik ortamının yatırım kararlarını da olumsuz etkilediğini söyledi. “HALKIN GERÇEK GÜNDEMİ AÇLIK VE GEÇİM MÜCADELESİDİR” İktidarın ekonomik tabloyu perdelemek için yapay gündemler oluşturduğunu savunan Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin gerçek gündemi; kredi kartı borcunu ödeyemeyen milyonlardır, üretmekten vazgeçen çiftçidir, geçinemediği için yeniden iş arayan emeklidir. Saray başka gündemler konuşabilir ama vatandaşın gündemi mutfaktır, pazardır, borçtur, geçim savaşıdır.”

Yemek Sipariş Platformlarında Yeni Dönem Haber

Yemek Sipariş Platformlarında Yeni Dönem

Ticaret Bakanlığı, son dönemde sosyal medyada ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran yemek siparişi platformlarına yönelik şeffaflık ve adil ticaret düzenlemesini hayata geçirdi. Yeni düzenleme ile restoranlardan alınan hizmet bedelleri tamamen şeffaf hale getirilirken, "zorunlu ek ücret" devri de resmen kapandı. ​Restoran ve Platform Arasındaki İlişkiye Bakanlık Müdahalesi ​Özellikle elektronik ticaret pazar yerlerinin (yemek sipariş siteleri ve uygulamaları) restoranlarla kurduğu ticari ilişkilerdeki belirsizlikler ve yüksek maliyetler, Ticaret Bakanlığı'nın radarına girdi. Yapılan kapsamlı incelemeler sonucunda, piyasada güven ortamını yeniden tesis etmek amacıyla radikal kararlar alındı. ​Yeni Düzenleme Neleri Değiştiriyor? ​Bakanlık tarafından açıklanan yeni kararların temelinde şeffaflık ve öngörülebilirlik yatıyor. İşte öne çıkan başlıklar: ​Hizmet Bedellerinde Şeffaflık: Yemek sipariş platformlarının restoranlardan tahsil ettiği tüm komisyon ve hizmet bedelleri artık açık, anlaşılır ve tam anlamıyla öngörülebilir olacak. ​Zorunlu Ek Ücretlere Son: Platformların restoranlara dayattığı zorunlu ek ücret uygulamaları tamamen sona erdirildi. ​Kampanyalarda Gönüllülük Esası: Restoranlar, platformlar tarafından düzenlenen indirim ve kampanyalara katılmaya zorlanamayacak. Süreçlerde tamamen "gönüllülük" esas alınacak. ​Tüketici Bilgilendirmesi: Tüketicilerin eksiksiz ve doğru bilgilendirilmesi sağlanarak, sipariş esnasında gizli maliyetlerin önüne geçilecek. ​Ticaret Bakanlığı: "Güven Ortamı Tesis Edilecek" ​Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, söz konusu gelişmelerin hassasiyetle takip edildiği vurgulandı. Düzenlemenin temel amacının, elektronik ticarette şeffaflığı en üst düzeye çıkarmak ve hem işletmeciyi hem de tüketiciyi koruyan bir ekosistem oluşturmak olduğu belirtildi. ​Bu adımın, özellikle maliyet artışlarıyla mücadele eden yerel restoran işletmeleri için önemli bir nefes alma alanı yaratması bekleniyor.

TİGEM’in Dev Buğday İhalesi Gaziantep Ticaret Borsası’nda Tamamlandı Haber

TİGEM’in Dev Buğday İhalesi Gaziantep Ticaret Borsası’nda Tamamlandı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Ceylanpınar Tarım İşletmesi’ne ait 8 bin tondan fazla buğdayı Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB) satışa sundu. Şeffaf ve rekabetçi ortamda geçen ihalede, 2025 yılı mahsulü buğdaylar sanayici ve tüccarla buluştu. ​Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), bölge ekonomisi için kritik öneme sahip dev bir satış organizasyonuna ev sahipliği yaptı. TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesi tarafından üretilen 8.091,66 ton mahsul buğday, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu’nda düzenlenen ihale ile satıldı. 17 farklı parti halinde ve açık artırma usulüyle gerçekleştirilen ihale, sektör temsilcilerinin yoğun katılımına sahne oldu. ​Buğday Sadece Bir Ürün Değil, Stratejik Bir Değer ​İhale sonrası değerlendirmelerde bulunan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, buğdayın gıda arz güvenliğindeki kritik rolüne vurgu yaptı. Akıncı, buğdayın jeopolitik bir unsur haline geldiğini belirterek şunları söyledi: ​"Buğday; üretimden tüketime kadar geniş bir değer zincirini etkileyen, gıda arz güvenliğinin temelini oluşturan stratejik bir üründür. Bu tür satışların kurallı, şeffaf ve rekabetçi piyasa yapıları içerisinde gerçekleştirilmesi hem üretici hem de sanayici için büyük önem taşımaktadır." ​Şeffaf Piyasa ve Güvenli Ticaretin Adresi: GTB ​Mehmet Akıncı, Gaziantep Ticaret Borsası’nın piyasadaki dengeleyici rolüne dikkat çekerek fiyat oluşumunun önemine değindi. Borsada gerçekleştirilen ihalelerin, ürünlerin gerçek piyasa değerinde işlem görmesini sağladığını ifade eden Akıncı, şu noktaların altını çizdi: ​Güvenli Ticaret: Ticaretin sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesi için şeffaf piyasa işleyişi en temel unsurdur. ​Tüketiciye Etkisi: Buğday fiyatlarındaki dengeli oluşum, doğrudan ekmekten makarnaya kadar pek çok tüketici ürününün fiyatını etkiler. ​Hammadde Temini: Un, makarna ve yem sanayisi için sürdürülebilir hammadde akışı bu ihalelerle güvence altına alınmaktadır. ​Sanayiciye Önemli Tedarik İmkânı ​Gaziantep ve çevre illerdeki sanayi tesisleri için bu ihalenin büyük bir fırsat olduğunu belirten Akıncı, organizasyonun piyasadaki öngörülebilirliği artırdığını ifade etti. Arz-talep dengesinin sağlıklı bir şekilde oluşmasının hem ülke ekonomisi hem de gıda güvenliği açısından belirleyici olduğunu dile getiren GTB Başkanı, sektörün sürdürülebilirliği için bu tür organizasyonların kıymetli olduğunu vurguladı.

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor Haber

Mutfaktaki Yangın Sönmüyor, Çiftçinin Çarkı Dönmüyor

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki borçlanmanın sadece Türk Lirası bazında değil, döviz bazında da ciddi bir seviyeye ulaştığını verilerle gözler önüne serdi. Gürer, gıda fiyatlarındaki 66 aylık kesintisiz artış ile çiftçinin 54 aydır aralıksız artan kredi borçlarının, AKP tarafından kurulan "üretenin de tüketenin de kaybettiği" bir sömürü sistemi olduğunu belirtti. BORÇ DAĞI 4 YILDA 1 TRİLYON TL BÜYÜDÜ! CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki nakdi kredi hacminin 2022 yılından bu yana ulaştığı yüksek artışa dikkat çekerek, "AKP’nin kurduğu bu bozuk düzende çiftçinin sırtındaki yük, artık taşınamaz bir noktaya gelmiştir. 2022 yılının Ocak ayında 173 milyar 25 milyon TL olan toplam borç, 2026 yılının aynı ayında 1 trilyon 269 milyar 989 milyon TL’ye fırlamıştır. Bu, sadece dört yıl içinde çiftçinin borcunun tam 1 trilyon 96 milyar 963 milyon TL artması demektir. Oransal olarak baktığımızda ise karşımıza çıkan tablo bir yıkımdır: Çiftçinin borcu 4 yılda tam %634 oranında artırılmıştır! Üretenin borcu bu denli katlanırken, tüketicinin ucuz gıdaya ulaşması imkansız hale getirilmiştir," diye konuştu. "BORÇ SADECE TL DEĞİL, DOLAR BAZINDA DA İKİYE KATLANDI!" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2022-2026 yılları arasındaki tarımsal kredi verilerini dolar kuruyla kıyaslayarak, iktidarın "borç odaklı" bir tarım modeli inşa ettiğini belirtti. İşte Gürer’in paylaştığı o çarpıcı tablo: Gürer, tablodaki verileri şöyle yorumladı: "AKP iktidarı döneminde borçlanma sadece kağıt üzerinde artmıyor. 2022'de çiftçinin sırtındaki yük 12,9 milyar dolar iken, bugün bu rakam 29,6 milyar dolara çıkmıştır. Yani çiftçinin borcu dolar bazında bile %129 oranında artmış!" dedi. 66 AYDIR KESİNTİSİZ ZAM, 54 AYDIR KESİNTİSİZ BORÇ! Gıda fiyatlarındaki yükselişin 5,5 yıldır durmaksızın devam ettiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sistemin nasıl bir çıkmaza girdiğini şu sözlerle özetledi: "Tüketici perişan. Ağustos 2020’den beri her ay bir önceki aydan daha pahalı gıda tüketiyoruz. Şubat 2026 itibarıyla aylık gıda enflasyonu %6,89 olmuş. İktidar, halkın mutfağındaki yangını izlemekle yetiniyor. Tüketici bu haldeyken üreticinin durumu da farklı değil. Çiftçinin bankalara borçlanma serisi 54 aydır kesintisiz artarak sürüyor. Çiftçi tarlasına girmeden borçlanıyor, ürünü hasat ediyor yine borçlu çıkıyor. AKP öyle bir mekanizma kurdu ki; çiftçi bankaya çalışıyor, vatandaş ise markette etiketlerle savaşıyor." "BU SİSTEMİN MİMARI AKP'DİR" Ömer Fethi Gürer, "Bu tesadüfi bir kriz değildir. Planlı üretimden kaçan, ithalatı teşvik eden ve çiftçinin girdi maliyetlerini (mazot, gübre, ilaç) dünya fiyatlarının üzerine çıkaran bu zihniyet, hem üreteni hem de tüketeni mağdur etmiştir. Bugün sofradaki ekmek pahalıysa sebebi çiftçinin tarladaki borcudur. Çiftçinin borcu dolar bazında ikiye katlanırken, halkın alım gücü de yerle bir olmuştur." ÇÖZÜM ÇAĞRISI: "BORÇLARI DONDURUN, ÜRETİMİ DESTEKLEYİN!" Ömer Fethi Gürer, iktidara acil eylem çağrısında bulunarak, “Tarımsal kredilerin faizleri derhal silinmeli ve ana para uzun vadeye yayılmalıdır. Mazotta ÖTV ve KDV kaldırılmalı, girdi maliyetleri makul seviyeye çekilmelidir. İthalat odaklı politikalardan vazgeçilip, yerli üreticiyi koruyan bir fiyat politikası benimsenmelidir.”

Tarım Girdi Enflasyonu Yıla Yükselişle Başladı Haber

Tarım Girdi Enflasyonu Yıla Yükselişle Başladı

Antalya Ticaret Borsası (ATB) ve Antalya Tarım Konseyi (ATAK) Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı Ocak 2026 Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi’ni (Tarım-GFE) değerlendirdi. Çandır, Tarım-GFE’nin Ocak ayında aylık yüzde 3,86 ilan edildiğini belirtirken, “Bu rakam, endeksin ölçülmeye başlandığı 2015 yılından itibaren ocak ayları ortalamasının (4,18) yüzde 15 altında ilan edilmiştir. Ortalama altı bir yükseliş olmakla birlikte bu rakam, son 10 yılın en yüksek 4. Ocak ayı artışı olmuştur” dedi. Tarım-GFE’nin Ocak ayında yıllık yüzde 30,59 açıklandığını belirten Çandır, “Bu yıllık rakam, son 10 yılın ocak ayları ortalamasının (30,54) üzerine çıkmıştır. Ortalama üstü ilan edilen bu rakam, son 10 yılın en yüksek 4. ocak ayı artışı olmuştur. Ocak ayı için açıklanan tarımsal maliyetleri enflasyonu, bir önceki aya göre aylıkta yükseliş ve yıllıkta ise düşüş göstermiştir. Ancak 10 yıllık ocak ayı ortalamalarına göre bakıldığında aylıkta ortalama altı ve yıllıkta ise ortalama üstü artış göstermiştir” değerlendirmesinde bulundu. EN ÇOK ARTIŞ VETERİNER HİZMETLERİNDE Ocak ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerini değerlendiren Ali Çandır, tohumda aylık yüzde 1,14, enerjide yüzde 1,72, gübrede yüzde 1,60, ilaçta yüzde 1,96, veteriner hizmetlerinde yüzde 10,54, yemde yüzde 4,30, diğer kalemlerde ise yüzde 13,28 artış olduğunu kaydederken, yıllıkta ise tohumda yüzde 34,94, enerjide yüzde 18,47, gübrede yüzde 37,90, ilaçta yüzde 18,07, veteriner hizmetlerinde yüzde 43,74, yemde yüzde 36,35 ve diğer kalemlerde ise yüzde 32,75’lik artışa dikkat çekti. Çandır, tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylık yüzde 2,58, yıllık yüzde 22,01’lik artış olduğunu belirtti. Ocak ayı Tarım-GFE’nin alt kalemlerine bakıldığında tarımda kullanılan mal ve hizmetlerin fiyatlarında aylıkta yüzde 4,07, yıllık ise yüzde 32,09 artış ilan edildiğine dikkat çeken Çandır, “Ocak ayları itibariyle bu rakamlar, aylıkta ve yıllıkta 2021 yılından sonraki en yüksek 3. rakamlar olmuştur” dedi. TÜİK’in Ocak ayı tarımsal üretici fiyat endeksi Tarım-ÜFE’nin aylık yüzde 8,46 arttığını, bu artışın 10 yıllık ocak ortalamasının (4,15) üzerinde olduğuna dikkat çeken Başkan Çandır, yıllık yüzde 43,58’lik artışın 10 yıllık ortalamanın (25,17) üzerinde olduğunu belirtti. Çandır, “Tarımsal faaliyetlerde bulunanlar açısından son bir yıllık eğilim, genel olarak üretici aleyhine seyretmiştir. Ancak mayıs, haziran ve eylül aylarından sonra ocak ayında da lehte bir durum ilan edilmiştir” dedi. Yurtiçi ve yurtdışı üretici enflasyonları da tarım sektörünü dolaylı olarak etkilediğini belirten Çandır, yurtdışı üretici enflasyonu YD-ÜFE’nin Ocak’ta aylık yüzde 4,06 ve yıllık yüzde 35,12 arttığını, yurtiçi üretici enflasyonu Yİ-ÜFE’nin aylık olarak yüzde 2,67, yıllık yüzde 27,17 arttığını kaydetti. Çandır, “Üretici düzeyindeki gıda kalemi ise aylık yüzde 4,24 ve yıllık ise yüzde 32,68 artmıştı. Bu durum, Ocak ayında tarıma dayalı imalat sanayiindeki enflasyonun, tarımdan daha düşük seyrettiğini göstermektedir” değerlendirmesinde bulundu. TÜKETİCİ ENFLASYONU YÜKSEK Ocak ayında üretici kesimdeki bu enflasyonlara karşılık tüketici enflasyonu TÜFE’nin aylık yüzde 4,84, yıllık yüzde 30,65 arttığını belirten Çandır, “Son 20 yıllık ocak ayı ortalamalarının aylıkta yüzde 2,37 ve yıllıkta ise yüzde 18,13 olduğu hatırlanırsa yıllık manşet enflasyonun hala ne kadar yüksek seyrettiği daha iyi anlaşılır” dedi. Tüketici taraftaki gıda enflasyonunun Ocak ayında aylık yüzde 6,59, yıllık yüzde 31,69 açıklandığına dikkat çeken Çandır, “İşlenmemiş gıda enflasyonu ise Ocak’ta aylık yüzde 11,79, yıllık yüzde 32,35 ilan edilmişti. Yaş meyve sebze enflasyonu ise aylık yüzde 22,03 ve yıllık yüzde 29,47 arttı” dedi.

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor'' Haber

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, limon ithalatına ilişkin verileri değerlendirerek mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Limon üretimi olan bir ülkede ithalat yapılmasının yanlış olduğunu belirten Gürer, fiyat dalgalanmalarının hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ettiğini söyledi. Türkiye’nin limon ithalatına ödediği dövize dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde limon ithalatı 2024 yılında 2.054 ton olarak gerçekleşti. Bu ithalat için 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Ülkemizde ise limon üretici elinde kaldı.5 liraya bahçede satamadı, üretici de ürün kaldı. Rafta ise ürün fiyatı katladı. İthalatta yapıldı. 2025 yılında limon ithalatı 2.130 ton oldu ve yaklaşık 2 milyon 370 bin dolar döviz yurt dışına gitti. 2025 yılında bu kere tüccar alım yaptı. Ağustos ayında erkenci limon hasadı ile başlayan süreç Ocak 2026’da büyük ölçüde sona erdi. Limon stokta var. Buna rağmen 2026 yılında sadece bir ayda 705 ton limon ithalatı yapıldı ve bunun karşılığında 549 bin 344 dolar ödeme gerçekleştirildi. Stokta limon fiyatı artabileceği düşünen Ticaret Bakanlığıgümrük vergisi düşürüp ithalatı kolaylaştırdı” dedi. “LİMON VERGİSİ %54’TEN %10’A DÜŞÜRÜLDÜ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İthalatla ilgili yeni bir karar alındı. Limondaki vergi oranı yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü ve Temmuz ayı sonuna kadar da bu uygulamanın devam edeceği bildirildi. Ülkemizde limonda erkenci hasat Ağustos ayında başlar, Aralık ayı sonu ile Ocak ortalarına kadar devam eder. Hasat edilen limonların bir bölümü de depolanarak piyasaya sunulur. 2025 yılı ürünü depoda var “ifadelerini kullandı. “DEPOLARDA ÜRÜN VAR AMA FİYATLAR DENGESİZ” Depolarda stok bulunan ürünlere dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Şu anda çiftçinin elinde çok fazla ürün kalmamış olabilir ama depolarda stoklanmış limonlar var. Bu ürünlerin depoya giriş fiyatı yüksekti. İktidar da limon fiyatlarındaki artışı frenlemek için ithalat vergisini düşürdü ve fiyatları dengelemeye çalışıyor. Ancak bu tür müdahalelerin piyasadaki dengeleri etkiliyor. Ürün üreticiden çıkınca Tüccar bu işten kazanıyor. Üreten ve tüketen kaybediyor “ diye konuştu. Gürer, “Bir yerde üretici ürettiği üründen para kazanamazsa bu işten soğur. Bu tür uygulamalar piyasa dengesini de bozuyor.” dedi. “RAFLARDA 150 LİRA, ÜRETİCİDE 5 LİRA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fiyat dalgalanmalarının üretici ve tüketici açısından ciddi sorun yarattığını belirterek, “Bir bakıyorsunuz limon market rafına 100–150 liradan giriyor. Bir bakıyorsunuz 2024 yılında olduğu gibi üreticinin elinde 5 liradan bile alıcı bulamıyor. Bu sürekli değişkenlik hem üretici hem tüketici açısından ciddi bir sorun yaratıyor,” dedi. “PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKA ŞART” Fiyatları dengelemek için yapılan ithalat kararlarının sorunu çözmeyeceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, planlı bir tarım politikası gerektiğini belirterek, “Fiyat dengelemek için yapılan bu tür uygulamalarda planlı, öngörülebilir ve dengeli bir politika izlemek gerekiyor. Çünkü bu kez de tüccar zarar ediyor. Tüccar zarar ettiğinde ürün alımında geri duruyor ve bu da tarladaki ürünün sorun yaşamasına yol açıyor. Tüccar geri durduğu yerde kamu alıma girerek stoklanabilir ürün piyasayı dengeleyebilir. Kooperatifçilikte bu bağlamda geliştirilip üreten ve tüketen korunması sağlanabilir.” diye konuştu. “ÜRETEN KORUNURSA SORUN ÇÖZÜLÜR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün üreticiyi koruyan kamucu bir modelden geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Olması gereken; makul bir kâr hesabı yapılması, girdi maliyetlerinin dikkate alınması ve kamucu bir anlayışla üreticinin zarar etmeyeceği bir sistem kurulmasıdır. Aynı zamanda tüketici de limona uygun fiyatla ulaşabilmelidir,” dedi. “İTHALATLA OYNAYARAK SORUN ÇÖZÜLMEZ” İthalat ve ihracat kararlarıyla sürekli oynanmasının kalıcı çözüm getirmeyeceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Raftaki ürünün fiyatını düşürmenin yolu ithalat değil, daha çok üretim ve üretenin korunmasıdır. Üretenin girdi maliyetlerini düşürürseniz ve üretimi uygun koşullarda yapmasını sağlarsanız vatandaş da ürüne makul fiyatla ulaşır. Sürekli ithalatla oynayarak, ihracatla oynayarak sorun çözülmez. Narenciye üreticisi bir ülke olarak limon ithal etmek doğru değildir. Önce kendi kendine yeterliliğimizi sağlamalı, ardından katma değerli ürünler üretip dünyaya satacak politikalar geliştirmeliyiz.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.