Hava Durumu

#Tüketici

Kırsal Haber - Tüketici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüketici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü! Haber

Milletvekili Müzeyyen Şevkin Narenciyeleri Meclis Kürsüsüne Döktü!

CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı ekonomik sorunları TBMM gündemine taşıdı. Portakal, limon ve mandalinaları Meclis kürsüsüne dökerek üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Şevkin, narenciye üreticisine ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesini ve çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesini istedi. CHP’nin araştırma önergesi ise AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için Meclis’te dikkat çeken çıkış Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Çukurova başta olmak üzere narenciye üretiminin yoğun olarak yapıldığı bölgelerde çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunları Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşıdı. Narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılması amacıyla Meclis’e sunulan araştırma önergesi, CHP Grubu’nun önerisi olarak TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Önergenin gerekçelerini CHP Grubu adına açıklayan Şevkin, konuşması sırasında torbadaki portakal, limon ve mandalinaları kürsüye dökerek tarım sektöründe yaşanan ekonomik sıkıntılara dikkat çekti. Üreticinin ürününü dalında maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise aynı ürünleri pazarda ve markette yüksek fiyatlarla satın aldığını belirten Şevkin, mevcut fiyat politikalarının hem çiftçiyi hem de vatandaşları mağdur ettiğini savundu. Şevkin, konuşmasında, “Çiftçi bahçede zarar ediyor, tüketici pazarda ateş pahasına alıyor. Dalında 5 lira, pazarda 40 lira! Bu nasıl düzen?” ifadeleriyle üretici ve tüketici arasındaki fiyat farkına tepki gösterdi. “Çukurova’nın çiftçisi kan ağlıyor” Türkiye'nin narenciye üretiminde önemli bir yere sahip olan Çukurova bölgesinde çiftçilerin ağır bir ekonomik darboğazdan geçtiğini ifade eden Müzeyyen Şevkin, Adana, Hatay ve Mersin’de üreticilerin yaşadığı sorunların görmezden gelinmemesi gerektiğini söyledi. Şevkin, “Adana’dan, Hatay’dan, Mersin’den çiftçinin sesi, gözü, kulağı olmak için buradan haykırıyoruz. Narenciye üreticimiz kan ağlıyor!” diyerek üreticilerin yaşadığı sıkıntıları gündeme taşıdı. Türkiye’de yıllık yaklaşık 6 milyon ton narenciye ve 2 milyon ton limon üretildiğini, üretimin yaklaşık yüzde 80’inin Çukurova’da gerçekleştirildiğini belirten Şevkin, böylesine büyük bir üretim potansiyeline rağmen çiftçilerin emeklerinin karşılığını alamadığını dile getirdi. Üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandığını kaydeden Şevkin, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği için çiftçilere yönelik somut destek politikalarının hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı. Narenciye üretiminde maliyetler arttı, bahçe fiyatları düştü Mazot, gübre, elektrik ve zirai ilaç fiyatlarındaki artışın narenciye üreticisinin maliyetlerini önemli ölçüde yükselttiğini belirten Şevkin, üreticilerin ürünlerini satarken bu maliyetleri karşılayamadığını ifade etti. Limonun kilogram başına üretim maliyetinin 20 lirayı aştığını, dönüm başına maliyetin ise 15 bin liraya ulaştığını söyleyen Şevkin, sezon başında 8-12 lira seviyesinde olan limonun bahçe fiyatının 5 liraya kadar gerilediğini belirtti. Erkenci mandalinanın 5-7 lira aralığında alıcı bulduğunu, bazı mandalina türlerinde fiyatların 2 liranın altına düştüğünü kaydeden Şevkin, üreticilerin hasat masraflarını dahi karşılamakta zorlandığını söyledi. Narenciye bahçelerinin yıllar süren emek ve yatırım sonucunda verimli hale geldiğine dikkat çeken Şevkin, ürünün değerinde satılamamasının çiftçileri büyük zarara uğrattığını ifade etti. Şevkin, “Bir limon bahçesi yıllarca emek istiyor, yıllarca meyve vermesini bekliyorsunuz. Ama ürün para etmiyor. Bahçeye işçi soktuğunuzda, toplama masrafını bile karşılayamıyorsunuz. Üretici, binbir emekle yetiştirdiği ürünü dalında çürümeye terk ediyor. Bu nasıl bir düzendir?” sözleriyle üreticinin yaşadığı çıkmaza dikkat çekti. Dalında 5 lira olan narenciye pazarda 40 liraya satılıyor Müzeyyen Şevkin’in Meclis kürsüsünde gündeme getirdiği konuların başında, üreticinin satış fiyatı ile tüketicinin ödediği fiyat arasındaki fark geldi. Narenciyenin bahçede düşük fiyatlarla alıcı bulmasına rağmen pazarda ve markette çok daha yüksek fiyatlarla satıldığını belirten Şevkin, üreticinin de tüketicinin de mevcut sistemden olumsuz etkilendiğini savundu. Şevkin, üreticinin ürününü maliyetinin altında satmak zorunda kaldığını, tüketicinin ise yüksek fiyatlar nedeniyle temel gıda ürünlerine erişmekte zorlandığını dile getirdi. “Üretici kazanamıyor, tüketici alamıyor. Bu tablonun sorumluluğu görmezden gelinemez!” diyen Şevkin, tarımsal üretimden tüketiciye uzanan tedarik zincirindeki fiyat oluşumunun ve aracılık maliyetlerinin de değerlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Üreticinin emeğinin karşılığını alabileceği, tüketicinin ise narenciyeyi uygun fiyatlarla satın alabileceği bir sistemin oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, iktidara tarım politikalarını yeniden gözden geçirme çağrısında bulundu. Mersin Limanı’ndaki maliyetler ihracatçıyı zorluyor Narenciye üreticilerinin karşılaştığı sorunların yalnızca tarımsal üretim maliyetleriyle sınırlı olmadığını belirten Şevkin, ihracat sürecinde ortaya çıkan lojistik giderlerin de üreticiler üzerindeki baskıyı artırdığını söyledi. Mersin Limanı’ndaki elleçleme ve ücretlendirme uygulamalarını gündeme getiren Şevkin, indirme, bindirme, forklift ve konteyner kiralama gibi 27 ayrı kalemde ücret alındığını, dolar üzerinden yapılan fiyatlandırmanın ihracatçıların maliyetlerini artırdığını ifade etti. Liman hizmetlerindeki ücretlendirme uygulamalarının yeniden değerlendirilmesini isteyen Şevkin, Mersin Deniz Ticaret Odası’nın görüşlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti. Limanların ülkenin üretim ve ihracat kapasitesini desteklemesi gerektiğini savunan Şevkin, üreticilerin ve ihracatçıların önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamaların Çukurova’nın tarımsal üretimine zarar verdiğini dile getirdi. Şevkin, “Limanlar bu ülkenin üreticisine hizmet etmeli. İhracatçının önüne yeni maliyetler çıkaran uygulamalar, Çukurova’nın emeğine ve Türkiye’nin ihracatına zarar veriyor” dedi. İhracattaki lojistik sorunlar çiftçinin gelirini etkiliyor İklim krizi, zirai don ve kuraklığın yanı sıra ekonomi ve dış ticaret politikalarının da narenciye üreticileri açısından belirleyici olduğunu kaydeden Şevkin, ihracatta yaşanan lojistik sorunların ürünlerin pazara ulaşmasını zorlaştırdığını söyledi. Karadeniz hattındaki gemi trafiğine ilişkin aksaklıkların nakliye maliyetlerini artırdığını belirten Şevkin, deniz yoluyla yaklaşık 3 bin dolara gerçekleştirilebilecek bir sevkiyatın kara yoluyla tır başına 9-10 bin dolara mal olabildiğini ifade etti. Aradaki maliyet farkının ihracatçı ve üretici açısından ciddi bir yük oluşturduğunu kaydeden Şevkin, ihracat kanallarının daralmasının iç piyasada da fiyat baskısına yol açtığını savundu. Şevkin, “İhracat tıkanınca iç piyasa da darbe alıyor. Ürün elde kalıyor, fiyatlar üretici aleyhine geriliyor. Bunun bedelini yine çiftçimiz ödüyor” dedi. Lojistik maliyetlerinin azaltılması için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik yeni ihracat olanaklarının geliştirilmesi gerektiğini belirtti. Narenciye bahçelerinde ağaç sökümü uyarısı Narenciye üreticilerinin zarar etmeleri nedeniyle yıllardır emek verdikleri ağaçları sökmek zorunda kaldıklarını belirten Şevkin, bu durumun Türkiye’nin gelecekteki tarımsal üretim kapasitesi açısından risk oluşturduğunu ifade etti. Daha önce süt, zeytin ve zeytinyağı sektörlerinde de benzer sorunların yaşandığını hatırlatan Şevkin, üreticilerin gelir elde edememesinin tarımsal üretimden uzaklaşmalarına neden olabileceğini söyledi. Narenciye ağaçlarının sökülmesinin yalnızca bugünkü üretimi değil, gelecek yıllardaki arzı da etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, çiftçilerin korunmasının stratejik bir mesele olarak ele alınması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Bugün üretici para kazanamadığı için ağacını söküyor. Yarın bu ülkede limon ve narenciye bulmakta zorlanırsak bunun sorumlusu kim olacak? Tarımı ve üreticiyi korumak, ülkenin geleceğini korumaktır” ifadelerini kullandı. Müzeyyen Şevkin’den narenciye üreticisi için 5 somut çözüm önerisi CHP Adana Milletvekili Dr. Müzeyyen Şevkin, narenciye üreticilerinin yaşadığı sorunların çözümü için iktidara beş temel öneri sundu. 1. Ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek verilmesi Şevkin, narenciye üreticilerinin artan maliyetler karşısında rahatlatılması için ton başına en az 5 bin lira doğrudan destek sağlanmasını istedi. 2. Çiftçi borçlarının faizsiz ertelenmesi Üreticilerin finansman yükünün hafifletilmesi amacıyla Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerine olan borçlarının en az iki yıl süreyle faizsiz ertelenmesi çağrısında bulundu. 3. İç tüketimin artırılması Narenciye üreticilerine yeni pazar alanları oluşturulması gerektiğini belirten Şevkin, kamu kurumlarında ve fabrikalarda haftada en az bir gün narenciye suyu tüketiminin teşvik edilmesini önerdi. 4. Demiryolu ve lojistik desteğinin sağlanması İhracat maliyetlerinin düşürülmesi için Hatay Erzin-Dörtyol demiryolu güzergâhlarının devreye alınmasını isteyen Şevkin, tarımsal ürünlerin pazarlara daha ekonomik koşullarda ulaştırılmasını talep etti. 5. Yeni ihracat pazarlarının açılması Narenciye ihracatının geliştirilmesi için Çin, Uzak Doğu ve Orta Doğu pazarlarına yönelik çalışmaların artırılmasını öneren Şevkin, alternatif ihracat kanallarının üreticilerin elini güçlendireceğini ifade etti. “Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır” Tarım sektörünün desteklenmesinin yalnızca çiftçilerin değil, bütün ülke ekonomisinin yararına olacağını belirten Müzeyyen Şevkin, üreticilerin yaşadığı sorunların çözümü için kapsamlı bir destek politikasına ihtiyaç duyulduğunu söyledi. Çiftçinin üretimden kopmasının uzun vadede hem gıda arzını hem de tüketici fiyatlarını olumsuz etkileyebileceğine dikkat çeken Şevkin, üreticilerin emeğinin karşılığını alması gerektiğini vurguladı. Şevkin, “Çiftçiyi desteksiz bırakmayın. Ülke ekonomisini bu şekilde büyütemezsiniz. Üreticinin sesini duyun. Çiftçi desteklenirse tüketici de nefes alır, ülke ekonomisi de rahat eder. Çukurova’nın bereketli topraklarında üretim yapan çiftçimizin emeğinin karşılığını alması için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. CHP’nin narenciye araştırma önergesi reddedildi TBMM Genel Kurulu’nda gerçekleştirilen görüşmelerin ardından, Dr. Müzeyyen Şevkin’in hazırladığı ve gerekçelerini CHP Grubu adına açıkladığı narenciye üreticilerinin sorunlarının araştırılmasına ilişkin önerge oylamaya sunuldu. CHP’nin grup önerisi olarak görüşülen araştırma önergesi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Böylece narenciye üreticilerinin artan maliyetleri, düşük bahçe fiyatları, ihracat ve lojistik sorunları ile üreticilerin borç yükü gibi başlıkların Meclis araştırması yoluyla incelenmesini amaçlayan öneri kabul edilmedi. Şevkin’in Meclis kürsüsüne portakal, limon ve mandalina dökerek gündeme taşıdığı fiyat farkı, Çukurova’daki üreticilerin ekonomik koşulları ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

Eskişehir'de Yeni Sezon Bal Fiyatları Belli Oldu Haber

Eskişehir'de Yeni Sezon Bal Fiyatları Belli Oldu

Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Aşçı, bu yılki bal üretimini ve merakla beklenen yeni sezon bal fiyatlarını değerlendirdi. Son iki yıldır yaşanan kuraklığın ardından bu sezon yağışların artmasıyla rahat bir nefes alan Eskişehirli arıcılar, verimli bir hasat dönemini geride bıraktı. ​Son iki yılda kuraklık nedeniyle büyük kayıplar yaşayan ve zorlu günlerden geçen Eskişehirli bal üreticileri, bu yıl yağışların ve bal akımının iyi gitmesiyle yeniden moral buldu. Üretim sürecindeki gelişmeleri aktaran Eskişehir İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yılmaz Aşçı, bu sezonki bal verimi ve yeni dönem fiyat politikaları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. ​Yağışlar Arıcının Yüzünü Güldürdü ​Önceki iki yıl üst üste yaşanan kuraklığın arıcılık sektörünü ciddi şekilde yıprattığını belirten Yılmaz Aşçı, yağışlı geçen bu sezonun hayati bir önem taşıdığına dikkat çekti. Kuraklık şartlarının üst üste üçüncü yıl da devam etmesi durumunda sektörün ayakta kalmasının imkânsız hale geleceğini ifade eden Aşçı, bu yıl elde edilen yüksek rekoltenin üreticiler açısından adeta can suyu olduğunu vurguladı. ​2024 Eskişehir Bal Fiyatları Ne Kadar Oldu? ​Üreticilerin beklentileri ve maliyetler doğrultusunda belirlenen yeni sezon bal fiyatları da kamuoyuyla paylaşıldı. Açıklanan güncel bal fiyatları şu şekildedir: ​Süzme Bal Taban Fiyatı (850 gr): 700 TL ​Süzme Bal Fiyat Aralığı (Cins ve Miktara Göre): 700 TL – 1.200 TL ​Petek Bal Fiyat Aralığı: 900 TL – 1.500 TL ​Geçen yıl 850 gramlık süzme bal taban fiyatının yaklaşık 500 TL seviyesinde olduğunu hatırlatan Birlik Başkanı Yılmaz Aşçı, bu yıl yapılan 200 TL’lik artışla taban fiyatın 700 TL olarak güncellendiğini belirtti. ​Artan Girdilere Rağmen Hem Üretici Hem Tüketici Korundu ​Fiyatların belirlenmesinde sadece üretim miktarının değil, üreticinin emeğinin ve artan girdi maliyetlerinin de belirleyici olduğunu ifade eden Yılmaz Aşçı; özellikle akaryakıt, arı besleme ve ilaç giderlerindeki yükselişin arıcıların üzerindeki yükü artırdığına değindi. ​Maliyet baskısına rağmen tüketiciyi de düşündüklerini belirten Aşçı, arıcıların kendi kâr marjlarından fedakârlık yaptığını dile getirdi. Belirlenen taban ve tavan fiyatların hem üreticinin sürdürülebilirliğini hem de vatandaşın kaliteli bala erişimini göz gözettiğini söyledi.

İSTİB Sandık Başına Gitti Haber

İSTİB Sandık Başına Gitti

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) üyeleri, önümüzdeki 4 yıl boyunca görev yapacak 68. dönem meslek komitesi ve meclis üyelerini belirlemek üzere sandık başına gitti. Eminönü’ndeki İSTİB Merkez Binası’nda gerçekleştirilen seçimlerde 27 meslek komitesi ve Borsa Meclisi üyeleri seçildi. Demokratik bir atmosferde tamamlanan seçimlerin ardından açıklamalarda bulunan İSTİB Başkanı Ali Kopuz, sürecin borsanın asırlık tarihine ve kurumsal olgunluğuna yakışır bir şekilde geçtiğini vurgulayarak katılım sağlayan tüm üyelere teşekkür etti. Ali Kopuz: "Oda ve Borsalar İş Dünyasının En Demokratik Kurumlarıdır" Oda ve borsa seçimlerinin kurumsallaşmış yapısına dikkat çeken İSTİB Başkanı Ali Kopuz, bu kurumlarda görev almanın doğrudan adaylıkla değil, sektörün güvenini kazanmakla mümkün olduğunu belirtti. Başkan Ali Kopuz değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Oda ve borsalar kurumsallaşmış seçim süreçleriyle iş dünyasının en demokratik kurumlarıdır. Kimse doğrudan başkanlığa aday olamaz. Önce kendi sektöründeki meslektaşlarının güvenini kazanarak meslek komitesine ve meclise seçilmek gerekir. Meclis üyesi olduktan sonra ise başkanlık için er meydanına çıkılır. Bizler ve bugün seçilen arkadaşlarımız gıda sektörünün 27 farklı faaliyet alanındaki üyelerimizin güvenini kazanarak bu görevlere geldik. Meclis ve komitelerimizin yeni dönemde de temsil ettikleri üyelerin sesi olacağına; üretici, tüketici ve kamu yararını gözeten bir anlayışla sektörümüzün sorunlarına çözüm üretmeye devam edeceğine inancımız tamdır." "Gıdada Bağımsızlık Türkiye İçin Stratejik Öneme Sahip" Gıda sektörünün stratejik rolüne dikkat çeken Kopuz, yeni dönemde de tarım ve gıda alanındaki projelere kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti. İSTİB'in güçlü kurumsal hafızasıyla hareket ettiğini söyleyen Ali Kopuz, konuşmasını şöyle sürdürdü: "İstanbul Ticaret Borsası olarak gıdada bağımsızlığın ülkemizin geleceği açısından taşıdığı stratejik önemin bilincindeyiz. Yeni dönemde de üyelerimizin ihtiyaçlarına cevap veren, tarım ve gıda sektörümüzün gelişimine katkı sağlayan çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Seçimlerin huzur ve güven içerisinde gerçekleştirilmesini sağlayan başta İstanbul Valimize, İl Emniyet Müdürümüze, Fatih 2. İlçe Seçim Kuruluna ve Genel Sekreterliğimize teşekkür ediyorum. Seçim sonuçlarının üyelerimiz, İstanbul iş camiası ve Türkiye ekonomisi için hayırlı olmasını diliyorum."

Gürer: "Nohut Üretenin de Tüketenin de Canını Acıtıyor" Haber

Gürer: "Nohut Üretenin de Tüketenin de Canını Acıtıyor"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin önemli bakliyat ürünlerinden nohutta üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkına, artan ithalata ve yükselen girdi maliyetlerine dikkat çekti. Gürer, “Üretenin kazanmadığı, tüketenin pahalı ürün aldığı ve en yoğun tükettiğimiz baklagillerde dahi sorunun oluştuğu bir süreçteyiz” dedi. NOHUT KENDİ KENDİNE YETERLİ DENİYOR, İTHALAT ARTIYOR CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Bakliyatta ülkemizde en çok üretilen ve tüketilen ürünlerden biri nohut. Nohut kendi kendine yeterli olduğu halde son yıllarda nohut ithalatımız da arttı.2002 yılında 590 bin ton Nohut üretimi vardır. Nüfusumuz ve farklı ülkelerden göç ile 30 milyona yakın arttı. TÜİK 2026 yılı için Bitkisel Üretim mayıs ayı Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre 510 bin ton olması öngördü. Nohut tüketimi daralması talebi düşürmesi ile kendi kendine yettiği belirtilse de kişi başı tüketime göre de açık var. İthalatla süreç devam ediyor” dedi. Ömer Fethi Gürer, ithalattaki artışın Türkiye’nin nohutta yeniden açığa sürüklendiğini gösterdiğini söyledi. Gürer, “Nohut ithalatının son 5 yılda yaklaşık 4 kat artması, nohutta ülkemizde açığın varlığını da gösteriyor. İthal de ediyoruz, ihraç da ediyoruz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin en çok tükettiği baklagillerden birinin nohut olduğunu belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nohudun şu anda üreticideyken fiyatı düşük. Aracıdan rafa uzandığında fiyat 3-4 kat artıyor” diye konuştu. 2025’TE 330 BİN TON NOHUT İTHAL ETTİK Nohut ithalatı için yurt dışına ödenen dövize dikkat çeken Gürer, “2025 yılında 330 bin 737 ton ithal nohuta 262 milyon 123 bin dolar ödemişiz. 2026 yılının ilk yarısında 132 bin 334 ton nohut ithal etmişiz. 94 milyon 860 bin dolar yurt dışına dövizimiz gitmiş” dedi. Nohudun yoğun olarak ekildiği bölgelerin Ankara, Yozgat ve Konya olduğunu belirten Gürer, Türkiye’nin farklı ülkelerden nohut ithal ettiğini söyledi. TBMM Tarım Orman ve Köy İşleri Komisyon Üyesi CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Rusya’dan, Meksika’dan, Kanada’dan, Kazakistan’dan ithal nohut getiriyoruz. Irak’a, Suriye’ye, Pakistan’a da nohutu ihraç ediyoruz” ifadelerini kullandı. ÜRETİCİ 28-42 LİRAYA SATIYOR, RAFTA 120-170 LİRA Nohut fiyatlarının bölge ve kaliteye göre değiştiğini belirten Ömer Fethi Gürer, üreticinin elinden çıkan ürün ile tüketicinin markette karşılaştığı fiyat arasındaki farkın büyüklüğüne dikkat çekti. Üreten kazanamıyor. Tüketici nohut almakta zorlanıyor .Fiyat dengesizliği emekli, asgari ücretli için alımı güçleşen ürünler arasında” dedi. Ömer Fethi Gürer, “Fiyat kaliteye göre şu anda değişiyor. Ülkemizde farklı bölgelerde 28 lira ile 42 lira arasında kilo fiyatıyla nohut satışı gerçekleşiyor. Üreticiden çıktıktan sonra rafa gidiyor. 120 lira ile 170 lira arasında kilo fiyatı değişen nohut satışı var” diye konuştu. GİRDİ MALİYETLERİ ÜÇE KATLADI Nohut üretimindeki girdi maliyetlerinin yıllar içinde büyük ölçüde arttığını belirten Ömer Fethi Gürer, 2024, 2025 ve 2026 yıllarındaki fiyat değişimlerine dikkat çekti. “2024 yılında tohum 25 bin, ilaç 15 bin, nohut 30 bin liradan tonu satılıyor.2025 yılına ilişkin ise “Tohum 40 bin, ilaç 20 bin, nohudun tonu 32 bin liradan satılıyor. 2026 yılında maliyetlerin daha da yükseldi. Tohum 65 bin liraya çıkmış. İlaç 35 bin liraya çıkmış. Nohut 32 bin 100 liradan satılıyor. Yerköy’de görüştüğüm nohut üreticisi Sancak Yılmaz diyor ki, ‘Vekilim, bizim girdi maliyetleri üçe katladı. Hâlâ nohutu 32 liradan satamıyoruz. Biz bu işi nasıl sürdüreceğiz diyor” diye konuştu. TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ ÇİFTÇİNİN YANINDA DURMALI CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin maliyetlerini karşılayabilmesi ve nohut üretiminin devamlılığının sağlanabilmesi için Toprak Mahsulleri Ofisi’nin devreye girmesinin destekleyici bir fiyat olması gerektiğini belirterek, “Bu durumda Toprak Mahsulleri Ofisinin çiftçinin yanında durup nohutu girdi maliyetleri makul bir şekilde alması lazım ki önümüzdeki yıllarda da nohutla açığımız artmasın. Üretici üretsin” dedi. Üreticinin yeterli kazanç sağlayamadığında ürün desenini değiştirdiğini ifade eden Gürer, “Nohutta üretici para kazanamadığı için ürün desenini değiştiriyor. Aslında nohut ülkenin çok yerinde yetişebiliyor ama üretici para kazanmayınca nohut üretiminden uzaklaşıyor” diye konuştu. NOHUTUMUZ İTHAL, FASULYEMİZ İTHAL, MERCİMEĞİMİZ İTHAL CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin temel bakliyat ürünlerinde ithalata bağımlı hale gelmesini eleştirerek, “Nohutumuz ithal, fasulyemiz ithal, mercimeğimiz ithal. Baklagillerde dahi ithale mecbur kalmamızın nedeni yanlış tarım politikaları” ifadelerini kullandı. Tarım politikalarının üretim planlaması ve maliyetlerin düşürülmesi temelinde yeniden ele alınması gerektiğini belirten Gürer, “Uygulamalarda ürün deseninin doğru belirlenip verime göre üretimin varlığı sağlansa, girdi maliyetleri düşürülse, ilacında, tohumunda, gübresinde, sulama suyunda, elektriğinde, mazotunda çiftçinin yanında duran bir anlayış olsa bizim kendi kendine yeten tarım ürünlerimizin varlığında artış yaşarız” dedi. ŞU ANDA AÇIĞIMIZ VAR VE İTHALATA MECBUR KALIYORUZ Türkiye’nin kendi kendine yeterli tarım ürünlerinin üretimini artırabilecek potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Gürer, mevcut politikalar nedeniyle ithalatın arttığını söyledi. Ömer Fethi Gürer, “şu anda açığımız var ve ithalata da mecbur kalıyoruz” dedi. CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Nohut hasadının başladığını ve üreticinin ürününü satarken yeterli kazancı elde edemediğini belirterek “hasat başladı. Nohut üreticisi satarken para kazanamıyor. 32 liradan Yozgat’ta nohut satılıyor. Niğde’de nohut ekim alanı daraldı. Fasulyede ekim arttı. Onda da üretici yıllara göre farklı sorunlar yaşıyor ” diye konuştu. ÜRETEN KAZANMIYOR, TÜKETEN PAHALIYA ALIYOR Üretici ile tüketici arasındaki fiyat farkının tarımdaki yapısal sorunu ortaya koyduğunu belirten CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Rafa gidiyorsunuz, 120 lira ile 170 lira arasında kaliteye, markaya göre değişen nohut tüketici almak zorunda kalıyor. Üretici maliyetine satamadığı ürünün raf fiyatında bu aşırı artışta bakanlıkların çözeceği bir süreçtir” ifadelerini kullandı. Gürer, nohut üzerinden yaşanan sorunun yalnızca bir ürünün fiyatı olmadığını, üretimden tüketime kadar uzanan bir tarım politikası sorununa dönüştüğünü belirterek, “Üretenin kazanmadığı, tüketenin pahalı ürün aldığı ve en yoğun tükettiğimiz baklagillerde dahi sorunun oluştuğu bir süreçteyiz.” dedi. TMO KİMDEN MERCİMEK ALACAK? CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, TMO’nun yeşil mercimek alım kararını olumlu ancak geç kalmış bir açıklama olarak değerlendirdi. Gürer, “TMO, 2026 dönemi natürel yeşil mercimek alım fiyatını ton başına 32 bin lira olarak belirledi. Alımlara 31 Ağustos tarihinde başlanacağını duyurdu. Yeşil mercimekte 2020-2026 döneminde 541 bin 63 ton ithalat yapılmış ve yaklaşık 470,5 milyon dolar ödeme gerçekleştirilmiştir. Yeşil mercimek ithalatı 2020’den 2025’e kadar önemli ölçüde artmıştır. 2020’de 52 bin 387 ton olan ithalat, 2025’te 118 bin 999 tona yükselmiştir. Bu artış yaklaşık yüzde 127 düzeyindedir. Kırmızı ve yeşil mercimekte ithalatçı ülke konumuna gelince mercimek üreticisi akıllara nihayet geldi. Ancak geç geldi. TMO, iki gün sonra mercimek alacakmış. Çiftçi, 22 TL’ye ürününü tüccara sattı. Çiftçinin elinde mercimek neredeyse tükendi. TMO bu alımı mercimek hasadı başlamadan önce duyurmalıydı. En azından temmuz ayında duyursaydı çiftçi ürününü tüccara 21-22 TL’den satmak zorunda kalmazdı. Tüccar, çiftçinin kotasını kullanıp 32 TL’den TMO’ya ürün satacaktır. Aracıların bunu nasıl yapacağını hepimiz biliyoruz. Çiftçiden 21-22 TL’ye aldığı ürünü 20 gün içinde 32 TL’ye satacaktır. Yine kazanan çiftçi olmayacaktır. Bu süreçler doğru planlama ve öngörü ile yönetilirse çiftçiye fayda sağlar.” dedi.

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı" Haber

Gürer: "1,09 Milyar TL Zarar, 30 Şube Kapandı, 1808 İşçi İşsiz Kaldı"

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk yarısında 1 milyar 91 milyon liranın üzerinde zarar açıklamasını, 30 şubenin kapatılmasını ve son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarılmasının dikkat çekici olduğu söyledi. Gürer, kamuoyunun yanıt beklediği soruların başında marketlerin neden zarar ettiği, yapılan harcamaların niteliği ve bu zararın nasıl karşılandığının geldiğini belirterek, bu konularda verdiği soru önergelerinin de yanıtlanmadığını söyledi. Tarım Kredi KOOP Market’in 2026 yılının ilk altı ayında 1 milyar 91 milyon 551 bin lira net dönem zararı açıkladığı bildirildi. Aynı dönemde şirketin 43,5 milyar liralık hasılat elde etmesine karşın zarar etmesi dikkat çekti. Şirketin küçülme kapsamında 30 şubeyi kapattığı, son bir yılda ise 1808 çalışanın işinden edildiği yönündeki veriler raporlara ve kamuoyuna yansıdı. Ömer Fethi Gürer, kooperatifler önemli kuruluşlardır. Ülkemizde kooperatiflerin özellikle tarımda geliştirilmesi gerekir. Bunun içinde yeni bir kooperatif kanununa ihtiyaç var.Şeffaf ,denetimi düzenli,Siyasi iktidardan talimat alan değil üye ortaklarının söz sahibi olacağı,zarara neden olacak şartlardan arınmış,siyaset gölgesi düşen değil üretici,çiftçi,besici ve de tüketici haklarını koruyan yeni bir yapılanmaya gerek var. Tarım Kredi Marketleri bu bağlamda irdelenmesi gereken bir durum.kuruluş amacının yalnızca ticari faaliyet yürütmek değil, ortaya çıkan tablonun mutlaka açıklanması gerekir, Tarım Kredi Marketler, kamuoyuna üretici ile tüketici arasında köprü olacak, uygun fiyatlı ürün sunacak bir model olarak iktidar anlatıldı ve bu marketler uygun fiyatlı olarak anlatıldı. Marketlere önce yapısal değişime gidildi. İşlevinde tabelasına ne gerek varsa milyonlar harcandı ve tabela için dahi önemli sarf yaratıldı.Neden ve niçin bu aşırı masraflara kapı açıldı.Bu kararları kimler verdi.?bugün geldiğimiz noktada milyarlarca liralık zarar, kapanan şubeler ve işini kaybeden binlerce çalışan var. Bu tablonun hesabı sorulmalıdır .” dedi. MİLYARLARCA LİRALIK CİRO VAR AMA ZARAR VAR Tarım Kredi KOOP Market’in yüksek miktarda satış yapmasına rağmen zarar etmesinin nedenlerinin ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiğini vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yönetim ve işletme politikalarının sorgulanmasını istedi. Gürer, “Milyarlarca liralık ciro elde ediliyor ama şirket zarar açıklıyor. O zaman vatandaşın, çiftçinin ve kamuoyunun şu soruyu sorması gerekir: Bu zarar neden oluşuyor? Ürünlerin alış maliyetleri nedir, satışta uygulanan kâr marjları nedir, işletme giderleri ne kadardır? Marketlerin tabela, mağaza düzenlemesi, reklam, lojistik ve diğer giderleri ne kadar tutmaktadır? Şatafata ne kadar kaynak aktarıldı? Zarar eden kurum üst düzey yöneticileri ne kadar ücret artışı sağlandı .Bunların tamamı şeffaf biçimde açıklanmalıdır” dedi. Gürer, 29 Nisan 2026 tarihinde Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı tarafından yanıtlanması istemiyle verdiği soru önergesinde de Tarım Kredi marketlerinin sayısını, ürünlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ve satıştan çekilen ürünlerin toplam tutarını ve bu ürünlerden kaynaklanan zararın nasıl telafi edildiğini sorduğunu belirtti. Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soruları boşuna sormuyorum. Çünkü ortada kamuoyunun bilmesi gereken bir tablo var. Market sayısı kaçtır? Ürünler hangi bedelle alınıyor, hangi bedelle satılıyor? Uygulanan kâr marjı nedir? Raf ömrü biten ürünlerin maliyeti ne kadardır? Bunların zararı kim tarafından karşılanıyor? Bunların hepsinin yanıtını istedim. Ancak sorularımıza yanıt verilmesini bekliyoruz.” “ŞUBE AÇIN DENİLEN MARKETLER ŞİMDİ ŞUBE KAPATIYOR” Ömer Fethi Gürer, daha önce Tarım Kredi Marketlerin yaygınlaştırılması yönünde siyasi iktidar tarafından yapılan çağrıları da hatırlatarak, bugün gelinen noktada şube kapatılmasının önemli bir çelişki olduğunu ifade etti. Gürer, “Bir dönem Tarım Kredi Marketler için ‘şube sayısını artırın’ denildi. Şimdi ise şubeler kapatılıyor. Bunun gerekçesi nedir? Hızlı büyüme yanlış mı planlandı? Açılan marketlerin fizibilitesi yapılmadı mı? Kamu kaynaklarının ve çiftçinin ortak olduğu bir yapının kaynakları hangi anlayışla kullanıldı? Bu soruların yanıtı verilmelidir.” dedi. Tarım Kredi yönetimi, 2025 yılında oluşan 4,7 milyar liralık net zararı hızlı büyüme ve yüksek yatırım döneminin doğal sonucu olarak açıklamıştı. CHP Nğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer büyüme stratejisinin tek başına zarar için gerekçe olamayacağını belirterek, “Eğer hızlı büyüme nedeniyle zarar oluşuyorsa, bu büyüme kararlarını kim aldı, hangi hesaplamalarla aldı, sonuçları neden denetlenmedi? Kamuoyuna bunun hesabı verilmelidir” diye konuştu. “1808 KİŞİ İŞİNİ KAYBETTİ, SORUMLUSU KİM?” Tarım Kredi Marketlerde son bir yılda 1808 çalışanın işten çıkarıldığı yönündeki verilere dikkat çekerek, “Bir tarafta milyarlarca liralık zarar açıklanıyor, diğer tarafta çalışanlar işini kaybediyor. 1808 emekçinin işinden edilmesi sıradan bir işletme kararı olarak görülemez. Bu insanların aileleri var, geçimleri var. Şirketin yönetimindeki yanlışların bedelini neden çalışanlar ödüyor?” Şube kapatmak kolay, işçiyi işten çıkarmak kolay. Asıl sorulması gereken, bu noktaya nasıl gelindiğidir. Zararın gerçek nedenleri ortaya çıkarılmadan yalnızca şube kapatmak ve istihdamı azaltmak çözüm değildir” ifadelerini kullandı. “BAKANLIĞA SORDUĞUM SORULAR HÂLÂ YANIT BEKLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri ve marketlerin faaliyetlerine ilişkin soru önergeleriyle uzun süredir kamuoyunun bilgilendirilmesini istediğini belirterek, Bakanlığın sorulara yanıt vermemesini de eleştirdi. 29 Nisan 2026 tarihli önergesinde Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatiflerinin marketlerin mevcut sayısını, marketlerde uygulanan kâr marjlarını, raf ömrü biten ürünlerin toplam tutarını ve oluşan zararın nasıl telafi edildiğini sordu. Gürer ayrıca 11 Mart 2026 tarihli başka bir soru önergesinde Tarım Kredi Kooperatiflerinin gübre, yem, tohum, zirai ilaç ve diğer tarımsal girdilere 2025 ve 2026 yıllarında kaç kez zam yaptığını, zam tarihlerini ve oranlarını da Bakan Yumaklı'ya yöneltti. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “Meclis’te yazılı soru önergesi veriyoruz, Bakanlıktan bilgi istiyoruz. Çünkü bu kurumlar kamuoyunun ve çiftçinin ortak değerleridir. Ancak sorularımız yanıtsız kalıyor. Oysa vatandaşın bilmeye hakkı var. Tarım Kredi neden zarar ediyor? Marketlerin giderleri ne kadar? Hangi ürünlerden ne kadar kâr veya zarar ediliyor? Kapanan şubeler hangileri? Kaç kişi işten çıkarıldı? Bütün bunların açık ve net şekilde ortaya konulması gerekir.Tarım ve Orman Bakanlığı yanında Ticaret Bakanlığı da bu süreci irdeleyip incelemek durumundadır .” dedi.

Çorlu'dan Trakya'ya Uzanan Ticaret Hamlesi Haber

Çorlu'dan Trakya'ya Uzanan Ticaret Hamlesi

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından Çorlu ve Trakya Bölgesi’nin sebze-meyve ticaret altyapısını güçlendirmek amacıyla hayata geçirilen Yeni Sebze ve Meyve Toptancı Hali projesinde kaba imalatların yüzde 98’i tamamlandı. Tesisin kısa sürede hizmete sunulması hedefleniyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Candan Yüceer, Çorlu Hıdırağa Mahallesi’nde yapımı devam eden hali ziyaret ederek çalışmaları yerinde inceledi. Teknik ekiplerden projede gelinen son durum hakkında bilgi alan Candan Başkan, devam eden imalatları değerlendirdi. KABA İMALATLARDA SONA GELİNDİ Kaba imalatların yüzde 98’inin tamamlandığı projede ince işçilik ve detay imalat çalışmaları sürüyor. Kaba imalatların ağustos ayı sonuna kadar tamamlanması ve ardından tesisin kısa sürede hizmete sunulması planlanıyor. ÇORLU’DAN TRAKYA’YA MODERN TİCARET ALTYAPISI Tamamlandığında Çorlu, Tekirdağ ve Trakya Bölgesi’nin önemli bir ihtiyacına yanıt verecek tesis; üretici, esnaf ve tüketici arasındaki tedarik zincirinin daha düzenli ve verimli işlemesine katkı sağlayacak. Modern çalışma alanları sunacak halin, bölgenin tarımsal üretim ve ticaret altyapısını güçlendirmesi hedefleniyor. 5 BİN 800 METREKARELİK TESİS Toplam 5 bin 800 metrekarelik alanda hayata geçirilen projede 4 bin metrekarelik Hal Binası bulunuyor. Binada 98 metrekare net alana sahip 30 dükkân ve her dükkânda 18 metrekarelik asma kat yer alıyor. Projede ayrıca 550 metrekarelik idari bina ve yemekhane, 30 bağımsız sandık deposu, 50 metrekarelik çöp toplama alanı ve 30 metrekarelik güvenlik binası bulunuyor. CANDAN BAŞKAN: “HEM ÇORLU’MUZA HEM DE TÜM TRAKYA’YA KAZANDIRACAĞIZ” Konuya ilişkin olarak bir değerlendirme yapan Candan Başkan, “Seçim döneminde esnafımıza ve hemşehrilerimize verdiğimiz bir sözü daha yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyoruz. Kaba imalatlarını büyük oranda tamamladığımız projemizi en kısa sürede hizmete açarak hem Çorlu’muza hem de tüm Trakya’ya kazandıracağız. Şimdiden bölgemize ve tüm hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum.” ifadelerini kullandı. Projenin tamamlanmasıyla birlikte Çorlu’dan Trakya’ya uzanan sebze ve meyve ticaretinin daha modern, düzenli, hijyenik ve verimli koşullarda yürütülmesi sağlanacak.

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü" Haber

CHP'li Kış: "Türkiye Tarım Ülkesiydi, İthalat Ülkesine Dönüştürüldü"

CHP Mersin Milletvekili Gülcan Kış, Türkiye’de tarımsal üretimde yaşanan çöküş ile vatandaşın giderek büyüyen borç yükünü birlikte değerlendirerek iktidarın ekonomi politikalarına sert sözlerle yüklendi. Kış, “Bir zamanlar kendi kendine yeten Türkiye, bugün portakalı İran’dan, buğdayı savaş halindeki ülkelerden, mercimeği Kanada’dan ithal eder hâle getirildi. Vatandaş ise maaşıyla değil kredi kartıyla yaşamaya zorlanıyor” dedi. Türkiye’nin gerçek gündeminin “geçim krizi” olduğunu vurgulayan Kış, üretimden kopan çiftçinin de borç altında ezilen vatandaşın da aynı ekonomik düzenin mağduru olduğunu söyledi. “TÜRKİYE TARIM ÜLKESİYDİ, İTHALAT ÜLKESİNE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ” Tarım ürünleri ithalatına ilişkin verileri değerlendiren Kış, yalnızca yılın ilk üç ayında yaklaşık 6,4 milyar dolarlık tarım ithalatı yapılmasının Türkiye açısından alarm niteliğinde olduğunu belirtti. Kış, “Konya Ovası yıllarca tahıl ambarı olarak anıldı. Bugün ise Türkiye, savaşın ortasındaki Rusya ve Ukrayna’dan yüz milyonlarca dolarlık buğday ithal ediyor. Bu tablo sadece ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir çöküştür” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin narenciye üretim merkezi olan Akdeniz Bölgesi’ne rağmen portakal ithal edilmesini de eleştiren Kış, şunları söyledi: “Mersin’den Adana’ya, Antalya’dan Muğla’ya kadar narenciye bahçeleriyle dolu bir ülkede yaşıyoruz. Buna rağmen İran’dan ve KKTC’den portakal ithal ediyoruz. Çiftçi dalındaki ürünü maliyetini kurtarmadığı için toplatamazken, market rafındaki fiyat vatandaşın cebini yakıyor.” Kış, yalnızca portakal değil; elma, patates, mercimek, nohut, pirinç, pamuk ve çay gibi ürünlerde de ithalatın hızla arttığına dikkat çekti. “Çay ülkesi denilen Türkiye’nin Sri Lanka’dan, Hindistan’dan ve Kenya’dan çay ithal etmesi; Çukurova’nın pamuğunu kaybedip ABD ve Brezilya’dan pamuk almak zorunda kalması, tarım politikalarının iflas ettiğinin göstergesidir” diyen Kış, üreticinin yüksek maliyetler nedeniyle toprağını terk ettiğini söyledi. “ÇİFTÇİ ÜRETEMİYOR, VATANDAŞ KREDİ KARTIYLA YAŞIYOR” BDDK verilerine göre Türkiye’de toplam kredi hacminin bir yılda 18,3 trilyon liradan 25,5 trilyon liraya yükseldiğini hatırlatan Kış, vatandaşın artık temel ihtiyaçlarını bile borçlanarak karşıladığını ifade etti. Takibe düşen kredi miktarının da 308 milyar liradan 703 milyar liraya çıktığını belirten Kış, “Bu rakamlar bize şunu söylüyor: İnsanlar artık geçinmek için kredi kartına yükleniyor ve önemli bir kısmı bu borçları ödeyemiyor” dedi. Asgari ücretin yılın ilk aylarında büyük ölçüde eridiğini söyleyen Kış, milyonlarca yurttaşın açlık sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini vurguladı. “Bugün Türkiye’de insanlar maaşıyla değil, kredi kartıyla yaşıyor. Emekliler yeniden çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücretli, daha maaşı cebine girmeden borcunu düşünmeye başlıyor. Bu tablo ekonomik kriz değil; doğrudan doğruya bir hayat pahalılığı felaketidir.” “ÜRETİM BİTTİKÇE BORÇ BÜYÜYOR” Tarımda yaşanan çöküş ile vatandaşın borç yükü arasında doğrudan bağ bulunduğunu ifade eden Kış, yanlış ekonomi politikalarının Türkiye’yi hem ithalata hem de finansal bağımlılığa sürüklediğini söyledi. Kış, “Üretimden koparılan çiftçi tarlasını bırakıyor, tüketici ise kredi kartına mahkûm ediliyor. Türkiye üreten bir ekonomi olmaktan çıkarılıp borçla ayakta duran bir ülkeye dönüştürüldü” dedi. Sanayicilerin ve iş dünyasının da mevcut vergi sisteminden şikâyet ettiğini belirten Kış, ekonomideki güvensizlik ortamının yatırım kararlarını da olumsuz etkilediğini söyledi. “HALKIN GERÇEK GÜNDEMİ AÇLIK VE GEÇİM MÜCADELESİDİR” İktidarın ekonomik tabloyu perdelemek için yapay gündemler oluşturduğunu savunan Kış, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Türkiye’nin gerçek gündemi; kredi kartı borcunu ödeyemeyen milyonlardır, üretmekten vazgeçen çiftçidir, geçinemediği için yeniden iş arayan emeklidir. Saray başka gündemler konuşabilir ama vatandaşın gündemi mutfaktır, pazardır, borçtur, geçim savaşıdır.”

Yemek Sipariş Platformlarında Yeni Dönem Haber

Yemek Sipariş Platformlarında Yeni Dönem

Ticaret Bakanlığı, son dönemde sosyal medyada ve kamuoyunda büyük yankı uyandıran yemek siparişi platformlarına yönelik şeffaflık ve adil ticaret düzenlemesini hayata geçirdi. Yeni düzenleme ile restoranlardan alınan hizmet bedelleri tamamen şeffaf hale getirilirken, "zorunlu ek ücret" devri de resmen kapandı. ​Restoran ve Platform Arasındaki İlişkiye Bakanlık Müdahalesi ​Özellikle elektronik ticaret pazar yerlerinin (yemek sipariş siteleri ve uygulamaları) restoranlarla kurduğu ticari ilişkilerdeki belirsizlikler ve yüksek maliyetler, Ticaret Bakanlığı'nın radarına girdi. Yapılan kapsamlı incelemeler sonucunda, piyasada güven ortamını yeniden tesis etmek amacıyla radikal kararlar alındı. ​Yeni Düzenleme Neleri Değiştiriyor? ​Bakanlık tarafından açıklanan yeni kararların temelinde şeffaflık ve öngörülebilirlik yatıyor. İşte öne çıkan başlıklar: ​Hizmet Bedellerinde Şeffaflık: Yemek sipariş platformlarının restoranlardan tahsil ettiği tüm komisyon ve hizmet bedelleri artık açık, anlaşılır ve tam anlamıyla öngörülebilir olacak. ​Zorunlu Ek Ücretlere Son: Platformların restoranlara dayattığı zorunlu ek ücret uygulamaları tamamen sona erdirildi. ​Kampanyalarda Gönüllülük Esası: Restoranlar, platformlar tarafından düzenlenen indirim ve kampanyalara katılmaya zorlanamayacak. Süreçlerde tamamen "gönüllülük" esas alınacak. ​Tüketici Bilgilendirmesi: Tüketicilerin eksiksiz ve doğru bilgilendirilmesi sağlanarak, sipariş esnasında gizli maliyetlerin önüne geçilecek. ​Ticaret Bakanlığı: "Güven Ortamı Tesis Edilecek" ​Ticaret Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, söz konusu gelişmelerin hassasiyetle takip edildiği vurgulandı. Düzenlemenin temel amacının, elektronik ticarette şeffaflığı en üst düzeye çıkarmak ve hem işletmeciyi hem de tüketiciyi koruyan bir ekosistem oluşturmak olduğu belirtildi. ​Bu adımın, özellikle maliyet artışlarıyla mücadele eden yerel restoran işletmeleri için önemli bir nefes alma alanı yaratması bekleniyor.

TİGEM’in Dev Buğday İhalesi Gaziantep Ticaret Borsası’nda Tamamlandı Haber

TİGEM’in Dev Buğday İhalesi Gaziantep Ticaret Borsası’nda Tamamlandı

Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM), Ceylanpınar Tarım İşletmesi’ne ait 8 bin tondan fazla buğdayı Gaziantep Ticaret Borsası’nda (GTB) satışa sundu. Şeffaf ve rekabetçi ortamda geçen ihalede, 2025 yılı mahsulü buğdaylar sanayici ve tüccarla buluştu. ​Gaziantep Ticaret Borsası (GTB), bölge ekonomisi için kritik öneme sahip dev bir satış organizasyonuna ev sahipliği yaptı. TİGEM Ceylanpınar Tarım İşletmesi tarafından üretilen 8.091,66 ton mahsul buğday, GTB GATEM Buğday Pazarı Tescil Bürosu’nda düzenlenen ihale ile satıldı. 17 farklı parti halinde ve açık artırma usulüyle gerçekleştirilen ihale, sektör temsilcilerinin yoğun katılımına sahne oldu. ​Buğday Sadece Bir Ürün Değil, Stratejik Bir Değer ​İhale sonrası değerlendirmelerde bulunan GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı, buğdayın gıda arz güvenliğindeki kritik rolüne vurgu yaptı. Akıncı, buğdayın jeopolitik bir unsur haline geldiğini belirterek şunları söyledi: ​"Buğday; üretimden tüketime kadar geniş bir değer zincirini etkileyen, gıda arz güvenliğinin temelini oluşturan stratejik bir üründür. Bu tür satışların kurallı, şeffaf ve rekabetçi piyasa yapıları içerisinde gerçekleştirilmesi hem üretici hem de sanayici için büyük önem taşımaktadır." ​Şeffaf Piyasa ve Güvenli Ticaretin Adresi: GTB ​Mehmet Akıncı, Gaziantep Ticaret Borsası’nın piyasadaki dengeleyici rolüne dikkat çekerek fiyat oluşumunun önemine değindi. Borsada gerçekleştirilen ihalelerin, ürünlerin gerçek piyasa değerinde işlem görmesini sağladığını ifade eden Akıncı, şu noktaların altını çizdi: ​Güvenli Ticaret: Ticaretin sürdürülebilir bir zeminde ilerlemesi için şeffaf piyasa işleyişi en temel unsurdur. ​Tüketiciye Etkisi: Buğday fiyatlarındaki dengeli oluşum, doğrudan ekmekten makarnaya kadar pek çok tüketici ürününün fiyatını etkiler. ​Hammadde Temini: Un, makarna ve yem sanayisi için sürdürülebilir hammadde akışı bu ihalelerle güvence altına alınmaktadır. ​Sanayiciye Önemli Tedarik İmkânı ​Gaziantep ve çevre illerdeki sanayi tesisleri için bu ihalenin büyük bir fırsat olduğunu belirten Akıncı, organizasyonun piyasadaki öngörülebilirliği artırdığını ifade etti. Arz-talep dengesinin sağlıklı bir şekilde oluşmasının hem ülke ekonomisi hem de gıda güvenliği açısından belirleyici olduğunu dile getiren GTB Başkanı, sektörün sürdürülebilirliği için bu tür organizasyonların kıymetli olduğunu vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.