Hava Durumu

#Tüketici

Kırsal Haber - Tüketici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tüketici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor'' Haber

Gürer: ''Limon Gibi Üretici de Tüketici de Sıkılıyor''

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, limon ithalatına ilişkin verileri değerlendirerek mevcut tarım politikalarını eleştirdi. Limon üretimi olan bir ülkede ithalat yapılmasının yanlış olduğunu belirten Gürer, fiyat dalgalanmalarının hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ettiğini söyledi. Türkiye’nin limon ithalatına ödediği dövize dikkat çeken Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde limon ithalatı 2024 yılında 2.054 ton olarak gerçekleşti. Bu ithalat için 1 milyon 941 bin 609 dolar yurt dışına ödendi. Ülkemizde ise limon üretici elinde kaldı.5 liraya bahçede satamadı, üretici de ürün kaldı. Rafta ise ürün fiyatı katladı. İthalatta yapıldı. 2025 yılında limon ithalatı 2.130 ton oldu ve yaklaşık 2 milyon 370 bin dolar döviz yurt dışına gitti. 2025 yılında bu kere tüccar alım yaptı. Ağustos ayında erkenci limon hasadı ile başlayan süreç Ocak 2026’da büyük ölçüde sona erdi. Limon stokta var. Buna rağmen 2026 yılında sadece bir ayda 705 ton limon ithalatı yapıldı ve bunun karşılığında 549 bin 344 dolar ödeme gerçekleştirildi. Stokta limon fiyatı artabileceği düşünen Ticaret Bakanlığıgümrük vergisi düşürüp ithalatı kolaylaştırdı” dedi. “LİMON VERGİSİ %54’TEN %10’A DÜŞÜRÜLDÜ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İthalatla ilgili yeni bir karar alındı. Limondaki vergi oranı yüzde 54’ten yüzde 10’a düşürüldü ve Temmuz ayı sonuna kadar da bu uygulamanın devam edeceği bildirildi. Ülkemizde limonda erkenci hasat Ağustos ayında başlar, Aralık ayı sonu ile Ocak ortalarına kadar devam eder. Hasat edilen limonların bir bölümü de depolanarak piyasaya sunulur. 2025 yılı ürünü depoda var “ifadelerini kullandı. “DEPOLARDA ÜRÜN VAR AMA FİYATLAR DENGESİZ” Depolarda stok bulunan ürünlere dikkat çeken CHP’li Ömer Fethi Gürer, “Şu anda çiftçinin elinde çok fazla ürün kalmamış olabilir ama depolarda stoklanmış limonlar var. Bu ürünlerin depoya giriş fiyatı yüksekti. İktidar da limon fiyatlarındaki artışı frenlemek için ithalat vergisini düşürdü ve fiyatları dengelemeye çalışıyor. Ancak bu tür müdahalelerin piyasadaki dengeleri etkiliyor. Ürün üreticiden çıkınca Tüccar bu işten kazanıyor. Üreten ve tüketen kaybediyor “ diye konuştu. Gürer, “Bir yerde üretici ürettiği üründen para kazanamazsa bu işten soğur. Bu tür uygulamalar piyasa dengesini de bozuyor.” dedi. “RAFLARDA 150 LİRA, ÜRETİCİDE 5 LİRA” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, fiyat dalgalanmalarının üretici ve tüketici açısından ciddi sorun yarattığını belirterek, “Bir bakıyorsunuz limon market rafına 100–150 liradan giriyor. Bir bakıyorsunuz 2024 yılında olduğu gibi üreticinin elinde 5 liradan bile alıcı bulamıyor. Bu sürekli değişkenlik hem üretici hem tüketici açısından ciddi bir sorun yaratıyor,” dedi. “PLANLI VE ÖNGÖRÜLEBİLİR POLİTİKA ŞART” Fiyatları dengelemek için yapılan ithalat kararlarının sorunu çözmeyeceğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, planlı bir tarım politikası gerektiğini belirterek, “Fiyat dengelemek için yapılan bu tür uygulamalarda planlı, öngörülebilir ve dengeli bir politika izlemek gerekiyor. Çünkü bu kez de tüccar zarar ediyor. Tüccar zarar ettiğinde ürün alımında geri duruyor ve bu da tarladaki ürünün sorun yaşamasına yol açıyor. Tüccar geri durduğu yerde kamu alıma girerek stoklanabilir ürün piyasayı dengeleyebilir. Kooperatifçilikte bu bağlamda geliştirilip üreten ve tüketen korunması sağlanabilir.” diye konuştu. “ÜRETEN KORUNURSA SORUN ÇÖZÜLÜR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözümün üreticiyi koruyan kamucu bir modelden geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Olması gereken; makul bir kâr hesabı yapılması, girdi maliyetlerinin dikkate alınması ve kamucu bir anlayışla üreticinin zarar etmeyeceği bir sistem kurulmasıdır. Aynı zamanda tüketici de limona uygun fiyatla ulaşabilmelidir,” dedi. “İTHALATLA OYNAYARAK SORUN ÇÖZÜLMEZ” İthalat ve ihracat kararlarıyla sürekli oynanmasının kalıcı çözüm getirmeyeceğini ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, sözlerini şöyle tamamladı: “Raftaki ürünün fiyatını düşürmenin yolu ithalat değil, daha çok üretim ve üretenin korunmasıdır. Üretenin girdi maliyetlerini düşürürseniz ve üretimi uygun koşullarda yapmasını sağlarsanız vatandaş da ürüne makul fiyatla ulaşır. Sürekli ithalatla oynayarak, ihracatla oynayarak sorun çözülmez. Narenciye üreticisi bir ülke olarak limon ithal etmek doğru değildir. Önce kendi kendine yeterliliğimizi sağlamalı, ardından katma değerli ürünler üretip dünyaya satacak politikalar geliştirmeliyiz.” dedi.

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi! Haber

Beyaz Ette İhracat Yasağı Fiyatı Düşürmedi!

CHP Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, basın toplantısında çiftçilerden ve besicilerden gelen mektupları kamuoyuyla paylaştı, kanatlı et ihracatının durdurulmasına yönelik kararı ve tarım politikalarını değerlendirdi. Gürer, “Üretici de tüketici de mağdur. Girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “BOĞAZIM DÜĞÜMLENİYOR” Basın toplantısında sözlerine kendisine iletilen mektupları okuyarak başlayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, domates üreticisinin çığlığını dile getirdi. Gürer, Niğde’de kasaba ve köye gidip sorunları paylaşıyorum. Bu kere İç Anadolu illerinden gelen mektuplardan birkaç örnek paylaşacağım,” dedi. İç Anadolu’da üç ayrı ilden gelen mektuplarda üretici, üç yıldır girdi fiyatlarının “tavan yaptığını”, buna karşın ürün fiyatlarının yalnızca işçilik maliyetine denk geldiğini belirtti. Gürer, üreticinin şu yazdıklarını aktardı: “Yazacağım her satırda içim içimi yiyor, boğazım düğümleniyor. İlimizin en büyük domates üreticilerindendik. Üç yıldır girdi fiyatları tavan yaparken, sattığımız ürünlerin fiyatı sadece işçi parasına eşdeğer kaldı. Böylelikle babamızın 30 yıllık emeğine mi üzülelim, itibarsızlaşan kimliğimize mi, yoksa sattığımız tarlalardaki ayak izlerimizin silinmesine mi? Ya da şöyle söyleyeyim; üç yıldır mahsulü para etmeyen bir üretici olarak, yazdığımız çekler nedeniyle cezaevine girecek olmanın derdine mi düşelim? Bu memlekette en namuslu, en şerefli insan üretici ve çiftçidir; ancak ne yazık ki düştüğümüz pozisyon budur. İnanın, derdimizi kime anlatacağımızı bilmiyoruz. Bazı zamanlar insan intiharı bile düşünebiliyor; çünkü hiçbir emek karşılıksız kalmamalı. Bırakın verdiğimiz emeği, ben ve ailem şu an açıkta kalmış, kuru ekmeğe muhtaç hale gelmiş durumdayız. Sesimiz olsanız, en azından çiftçilerin yazdığı çekler nedeniyle ceza almaması için 12. Yargı Paketi’nde siz de sesimizi duyursanız… Cezaevine girerek borç nasıl ödenir? Gerçekten çok çaresiziz.” Ömer Fethi Gürer üretici durumunu bildiğimiz için 2025 yılında yaşanan zirai don ve kuraklık nedeniyle çiftçi borçlarının üç yıl ertelenmesi, faizlerin silinmesi ve ek kredi verilmesine ilişkin kanun teklifini daha önce Meclis gündemine taşıdık” dedi. “YEM %100 ARTTI, MALIMIZIN YÜZÜNE BAKAN YOK” Bir başka ilden gelen mektupta sürü sahibi hayvancıların durumunun “kan ağladığını” belirten Ömer Fethi Gürer, yem fiyatlarının bir yılda yüzde 100 arttığını, buna karşın et kesim fiyatlarının giderleri karşılamadığını ifade etti. Mektupta yer alan ifadeleri paylaşan Gürer, “Dolandırıcı bulsak ona dahi mal verecek duruma düştük. Canlı kilo alan da yok, kesen de yok. Girdiler artarken gelirimiz düşüyor” sözlerinin, besicinin içinde bulunduğu çıkmazı ortaya koyduğunu söyledi. 200 BAŞ SINIRI TEPKİSİ Et ve Süt Kurumu’nun uygulamalarına da değinen Ömer Fethi Gürer, 200 başın altında hayvanı olan işletmelere kesim zorunluluğu getirilmesini besicilerin tepkisini mesajla ilettiklerini belirtti. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “200 baş altında ithal hayvan alanlar Et ve Süt kurumunda hayvan kesme zorunluluğu getirilirken daha çok hayvan alan bu kesimden muaf tutulması küçük besici için dezavantaj olarak ifade ediliyor” dedi. Gürer” 200 üzerinde ithal hayvan alan için böyle bir zorunluluk yok. Kurumun daha düşük fiyatla kesim yapması küçük aile işletmelerini daha az kazanca mahkûm ediyor” diye konuştu. Gürer, uygulamanın küçük üreticiyi zora soktuğunun belirtildiğini ifade etti. SULAMA BİRLİKLERİ VE AKKAYA BARAJI UYARISI İktidar tarafından Sulama birliklerinin elinden kanunla alındığını hatırlatan Gürer yeni bir düzenleme ile gölet işletmelerinin kiralandığı yönünde gönderlerde geldiğini ifade etti. Devlet Su İşleri tarafından sulama birliklerinin yapısının değiştirilmesini ve göletlerin farklı işletmecilere devrine yönelik düzenlemeleri de eleştirildiğini belirten Gürer, çiftçilerin işletmelerin muhtarlar, belediyeler ve sulama kooperatiflerine verilmesini talep ettiğini aktardı. BARAJ KİRLENDİ Niğde Bor’daki Akkaya Barajı’nda yaşanan koku ve köpürme sorununa da dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yapılan temizliğe rağmen riskin sürdüğünü belirtti. “KÖYLER BOŞALIYOR, AHIRLAR KAPANIYOR” Sahadaki gözlemlerini de paylaşan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, küçük aile tipi işletmelerde ahırların boşaldığını, köylerde okulların kapandığını ve kırsalda yaşamın durma noktasına geldiğini söyledi. “Hayvancılıkta ithalatçı politika Türkiye’nin hayvan varlığını tartışmalı hale getirdi. Hayvan hastalıkları, buzağı ölümleri ve ithal hayvanlarda çözüm üretilememesi sorunu büyütüyor” diyen Gürer, yerli üreticinin desteklenmesinin zorunlu olduğunu kaydetti. KANATLI ETTE İHRACAT YASAĞI TARTIŞMASI Ticaret Bakanlığı’nın 9 Şubat 2026’da kanatlı et ihracatını durdurma kararını da değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, benzer kararların geçmişte zeytinyağı ve salça için de alındığını hatırlattı. Türkiye’nin yaklaşık 2,8 milyon ton beyaz et ürettiğini ve bunun yüzde 15-20’sini ihraç ettiğini belirten Gürer, 2022’de 705 bin ton, 2023’te 526 bin ton, 2024’te 451 bin ton, 2025’te ise 547 bin ton ihracat yapıldığını aktardı. “İhracat durduruldu ama markette fiyat düşmedi. Ramazan öncesi et fiyatlarındaki artışı önleyemeyen iktidar, beyaz et fiyatını sabitlemek için ihracatı aniden durdurdu. Bu karar iç piyasada fiyatı düşürmediği gibi dış pazarda pay kaybına yol açacaktır” dedi. Gürer, ani ve öngörüsüz kararların Türkiye’nin rakipleri olan Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Brezilya’nın pazar payını artırabileceğini söyledi. “SORUNUN KAYNAĞI GİRDİ MALİYETLERİ” Kanatlı sektöründeki fiyat artışının temel nedeninin yem maliyetleri olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, özellikle soya ve mısırda dışa bağımlılığın artığını soyada yüzde 90’a ulaştığını belirtti. Döviz bazlı maliyet artışlarının üretimi olumsuz etkilediğini ifade eden Gürer, “Yem sübvanse edilmeden, üretim alanlarındaki girdi maliyetleri düşürülmeden raftaki fiyat düşmez” dedi. “ÜRETİCİ DE TÜKETİCİ DE FİYAT ARTIŞI İSTEMİYOR” Sahada görüştüğü üreticilerin ortak talebini de aktaran Ömer Fethi Gürer, “Besici diyor ki Biz de tüketiciyiz. Fiyatlar artsın istemiyoruz. Girdi maliyetlerimiz düşsün ki raftaki fiyat artmasın” sözlerini paylaştı. Gürer, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Geçici ve plansız çözümler ne üreticiye ne tüketiciye fayda sağlıyor. Kamucu, planlamacı, öngörülebilir; girdi maliyetlerini düşüren, üreticiyi ve tüketiciyi aynı anda koruyan gerçekçi politikalara ihtiyaç var.”

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi Haber

2025 Yılında 739 Bin Baş Hayvan İthal Edildi

CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin son 10 yıllık canlı sığır ithalat verilerini değerlendirdi. 2025 yılının ithalat faturasına dikkat çeken Gürer, “Hayvan sayısı azalırken döviz faturası katlandı. İthalat artık bir çözüm değil, ekonominin sırtında ağır bir yük haline geldi” dedi. CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’nin hayvancılık politikalarında yaşanan çıkmazı verilerle ortaya koydu. 2025 yılında gerçekleştirilen canlı hayvan ithalatının maliyet bazında en yüksek seviyelerine ulaştığını vurgulayan Gürer, buna rağmen et fiyatlarında düşüşün sağlanamadığını ifade etti. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ithalatın ülkemizi daha fazla dışa bağımlı hale getirdiğini belirterek, “İthalat et fiyatlarını düşürmedi, döviz kaybını büyüttü .2010 yılında 11 Milyon 500 bin Büyükbaş varlığımız artan nüfus dikkate alındığında 10 yılda yapılan 10 milyon baş aşan hayvan ithalatına rağmen çözümcü bir sonuca eremedi” dedi. 2025: 2018’DEN SONRA EN YÜKSEK İTHALAT FATURASININ KESİLDİĞİ YIL Türkiye’nin 2016–2025 dönemindeki canlı sığır ithalat verilerini değerlendiren CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının 1 milyar 191 milyon dolarlık fatura ile Türkiye tarihinin tutar bazında en büyük ikinci ithalat yılı olduğunu söyledi. TBMM Tarım Orman ve Köyişleri komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, “2018 yılındaki 1 milyar 692 milyon dolarlık rekorun ardından, en yüksek döviz çıkışını 1 milyar 191 milyon dolar ile 2025 yılında yaşandı. 2023’teki 1 milyar 163 milyon dolarlık ve 2017’deki 1 milyar 159 milyon dolarlık rakamları geride bırakıldı. Bu tablo, ithalatın geçici bir pansuman değil, ne yazık ki kalıcı ve maliyetli bir bağımlılık haline geldiğini gösteriyor ,” diye konuştu. HAYVAN SAYISI AZALDI, ÖDENEN PARA ARTTI İthal edilen hayvan sayıları ile ödenen bedeller arasındaki farka dikkat çeken CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Daha az hayvan almamıza rağmen çok daha fazla döviz ödedik” diyerek birim maliyetlerdeki artışa işaret etti. Gürer, “2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu sayı 739 bin 706 baş olarak gerçekleşti. 2025’te ithal edilen hayvan sayısı 2018 yılının altında kalmasına rağmen, fatura arttı. Bu durum, hayvan başına maliyetin arttığını gösteriyor” dedi. HAYVAN BAŞINA İTHALAT MALİYETİ YÜZDE 65’TEN FAZLA ARTTI Birim maliyet artışının rakamlarla anlatan Ömer Fethi Gürer, “2019 yılında bir hayvanın ithalat maliyeti yaklaşık 976 dolar iken, bu rakam 2024’te 1.888 dolara kadar çıktı, 2025’te ise 1.610 dolar seviyelerinde gerçekleşti. Sadece altı yıl içinde hayvan başına maliyet yüzde 65’in üzerinde arttı. İthalat, iddia edildiği gibi et fiyatlarını düşürmedi; aksine ülkeyi daha pahalı bir hayvancılık modeline mahkûm etti,” dedi. İTHALAT DAMIZLIK DEĞİL, KESİMLİK AĞIRLIKLI CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2025 yılı verilerinin ithalatın niteliğindeki sorunu da belirtti. Toplam ithalatın yaklaşık yüzde 88’inin damızlık dışı (besilik ve kesimlik) hayvanlardan oluştuğunu kaydeden Ömer Fethi Gürer, “2025’te ithal edilen 739 bin hayvanın sadece 68 bin 707’si damızlık. Geriye kalan 670 bin 999 baş hayvan doğrudan kesime ya da besiye giden hayvanlar. Bu tablo, sürüyü büyütmeye değil günü kurtarmaya yönelik bir anlayışın sonucudur. Üretimi artırmayan, sadece tüketimi ithalatla ikame etmeye çalışan bu zihniyet sorunu derinleştiriyor.” Dedi. DAHA AZ ET, DAHA FAZLA DÖVİZ Kilo bazlı verilerin pazarlık gücünün zayıfladığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2018 yılında 440 bin ton canlı hayvan ithal edilirken, 2025 yılında bu miktar 239 bin tona geriledi. Canlı ağırlık bazında yaklaşık yüzde 45’lik bir düşüş söz konusu. Ancak ödenen döviz neredeyse aynı seviyede kaldı. Yani Türkiye daha az et alıyor ama neredeyse aynı dövizi ödüyor. Bu tablo, hayvancılıkta dışa bağımlılığın arttığını ve ülkenin pazarlık gücünün ciddi biçimde eridiğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu. “İTHALAT HAYVANCILIĞI KURTARMADI, ÇÖKERTTİ” Gelinen noktada ithalat merkezli politikaların değişmesi gerektiğini belirten Ömer Fethi Gürer, çözümün yerli üretimde olduğunu söyledi. “Hayvan ithalatı arttıkça et ucuzlamadı. Üretici maliyetler altında ezilip üretimden çekilirken, tüketici pahalı et yemeye devam etti. Çözüm bellidir: Yerli üreticiyi desteklemek, yem maliyetlerini, buzağı ölümleri ve hayvan hastalıkları önlemek kesimlik kadar besilik hayvancılığı desteklemektir. Bu tablo değişmezse hem üretici hem tüketici sorun yaşamaya devam eder. Et ve Süt Kurumu ithalatçı bir anlayışla bu süreçte olması yerine yerli hayvancılığı destekler uygulamalara yöneltilmelidir.2026 yılı için 500 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı öngörülmektedir. Ayrıca 200 baş hayvan üzeri işletmeciler istediği yerde kesim yapabilecekken 200 den az hayvan olan Et ve Süt Kurumu üzerinden kesime zorlanması da besiciler tepki göstermektedir” dedi.

Tarlada Üretici, Pazarda Esnaf ve Tüketici Dertli Haber

Tarlada Üretici, Pazarda Esnaf ve Tüketici Dertli

CHP Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde kurulan Salı pazarında vatandaşlar ve pazar esnafıyla bir araya geldi. Esnaf kazançsızlıktan, tüketici ise fiyatların pahalılığından dert yandı. Pazarda geçmişe kıyasla herkes sorunların arttığını dile getirdi. Girdi maliyetlerindeki ve nakliye bedellerindeki artış üreticiyi ve pazarcı esnafını sıkıntıya sokarken, geliri azalan tüketici de artan fiyatlardan yakındı. Pazarda hem esnafın hem de yurttaşın ortak sorununun “alım gücünün daralması” olduğunu vurgulayan Ömer Fethi Gürer, ekonomik sorunların pazar yerinde dahi açıkça hissedildiğini söyledi. Marketlere göre daha uygun fiyatlar olmasına rağmen, cepteki gelir daralmasının vatandaşın her ürüne erişimini engellediğini belirtti. Üreticinin artan üretim maliyetlerinden, pazarcı esnafının ise ürünü aldığı fiyata eklenen nakliye, işgaliye ve fire gibi giderler nedeniyle bazı ürünleri maliyetine satmak zorunda kalmasından yakındığını ifade eden Gürer, emekli ve dar gelirlinin ise gelirinin istediği ürünü almaya yetmediğini dile getirdi. Yılbaşından bu yana yalnızca akaryakıta gelen zamların bile ürün nakliyesine doğrudan yansıdığını, bunun da fiyat artışlarına neden olduğunu belirten Gürer, hava değişimlerinin dahi pazardaki fiyatları etkilediğini söyledi. FİYAT VAR AMA SATIŞ YOK Pazar esnafı, ürünlerin etiket fiyatlarının uygun olmasına rağmen satış yapılamadığını belirterek, “Pırasayı 45–50 liraya veriyoruz ama tezgahtan kalkmıyor, satılmıyor. Vatandaşın alım gücü yok, alamıyor,” dedi. Ürünlerin yerli üretim olmasına karşın tezgâhta kaldığını ifade eden esnaf, tüketilecek ürünlerin dahi satılamadığına dikkat çekerek, “Üreten, satan, alan herkes aynı anda dertli,” diye konuştu. SORUN FİYAT DEĞİL, ALIM GÜCÜ Ömer Fethi Gürer’in “Neden satılmıyor?” sorusuna esnaf, “Alım gücü yok. Milletin alım gücü yok. Paranın değeri kalmadı,” yanıtını verdi. EMEKLİ MAAŞIYLA GEÇİNMEK MÜMKÜN DEĞİL Pazarda konuşan esnaf, 20 bin lira civarındaki emekli maaşıyla geçinmenin olanaksız hâle geldiğini ifade etti. “20 bin lira maaşın 12–13 bini kiraya gidiyor. Doğalgaz, elektrik, su geliyor. Eğitim, sağlık derken elde kalanla nasıl geçineceksin?” diye sordu. Bir vatandaş ise hesabını yaparak, “Kira, doğalgaz, elektrik, su derken elde 2 bin lira kalıyor. Onu da üçe böl, günlük 70 lira bile kalmıyor,” sözleriyle geçim sıkıntısını anlattı. TEZGÂHLARDA ETİKETLER DEĞİŞKEN Gürer, pazarda salatalığın kilosunun 100 lira, domatesin 100–120 lira, biberin ise 100 lira olduğunu; kış sebzelerinde pırasa gibi ürünlerde de fiyat değişkenliği yaşandığını belirtti. Ürünlerin büyük bölümünün Akdeniz ve Çukurova’dan geldiğini, ancak artan girdi maliyetleri nedeniyle yerinde de pahalılaştığını vurguladı. “Tarım ülkesiyiz ama domates 120 lira, salatalık 100 lira. Vatandaş ne yapacak?” diyen Gürer, fiyat artışlarının plansız tarım politikaları, artan girdi maliyetleri ve mazota gelen zamların yol açtığı nakliye fiyat artışları sonucu oluştuğunu söyledi. İŞÇİ, EMEKLİ, ÜRETİCİ, PAZARCI DERTLİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, krizin zincirleme etkisine dikkat çekerek, “İşçiye vermezsen, emekliye vermezsen o da gelip esnaftan alışveriş yapamıyor. Geliyor, pazarı geziyor, zorunlu ihtiyacını sınırlı alıp dönüyor,” ifadelerini kullandı. “EKONOMİK SORUNLARIN FOTOĞRAFI” Bor’daki pazar yerinde yaşananların Türkiye genelindeki tabloyu yansıttığını belirten Gürer, “Burada sorun sadece fiyatların yüksekliği değil; asıl sorun, halkın alım gücünün kalmamasıdır. Emekli, işçi, dar gelirli pazara çıkamıyor. Ürün var ama satış yok. Bu pazar, yanlış ekonomi ve tarım politikalarının vatandaşın sofrasına nasıl yansıdığının açık fotoğrafıdır. Pazarlar marketlere göre daha uygun fiyatların oluştuğu yerlerdir. Ancak ilaç, gübre, tohum, mazot, su ve işçilik giderleri artarken ürün fiyatları da yerinde durmuyor. Vatandaşın alım gücü geçmişe göre düştü. Cebindeki para temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetmiyor. Bu durum geçim sıkıntısını artırırken sağlıklı beslenmeyi de olumsuz etkiliyor,” dedi.

Restoran ve Kafelerde "Sürpriz Hesap" Dönemi Kapandı Haber

Restoran ve Kafelerde "Sürpriz Hesap" Dönemi Kapandı

Ticaret Bakanlığı tarafından Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde yapılan kritik değişiklik Resmî Gazete’de yayınlandı. Yeni düzenlemeyle birlikte lokanta, kafe ve restoranlarda "servis ücreti" veya "kuver" adı altında ek ödeme talep edilmesi yasaklandı. ​Dışarıda yemek yiyen tüketicilerin en çok şikayet ettiği konulardan biri olan "beklenmedik ek ücretler" hakkında nihai karar verildi. Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nin 8. maddesinde yapılan değişiklikle, yiyecek ve içecek hizmeti sunan işletmelerin adisyonlara eklediği servis, masa ve kuver ücretlerine sınırlama getirildi. ​"İlave Ödeme Talep Edilemez" ​Yeni yönetmelik maddesine göre; lokanta, restoran, kafe ve pastane gibi işletmelerde, tüketiciden servis ücreti, masa ücreti, kuver ücreti veya benzeri herhangi bir isim altında ilave bir ödeme talep edilmesi yasaklandı. Düzenlemede şu ifadelere yer verildi: ​"Lokanta, kafe, restoran, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan işyerlerinde... tüketiciden servis ücreti, masa ücreti, kuver ücreti ve benzeri herhangi bir isim altında ilave ödeme talep edilemez." ​Menüdeki Fiyat Neyse O Ödenecek ​Yönetmeliğin bir diğer önemli noktası ise şeffaflık vurgusu oldu. Eğer bir işletme, tarife ve fiyat listesinde belirtilen fiyatlar dışında bir ücret alacaksa, bunu mutlaka listesinde açıkça göstermek zorunda. Ancak yeme-içme sektöründeki işletmeler için bu durum "ilave ücret yasakları" kapsamında daha sıkı denetlenecek. ​Bahşiş Sistemi Devam Ediyor mu? ​Düzenlemede İş Kanunu’nun 51. maddesine (servis karşılığı alınan paraların işçilere dağıtılmasına dair hüküm) atıfta bulunularak, gönüllülük esasına dayalı bahşiş sistemi ile zorunlu kılınan servis ücretleri arasındaki çizgi korunmuş oldu. Yani müşteri kendi rızasıyla bahşiş verebilecek ancak işletme bu tutarı adisyona "zorunlu ücret" olarak ekleyemeyecek. ​Tüketiciler Ne Yapmalı? ​Uzmanlar, adisyonunda menüde yer almayan "servis ücreti" veya "kuver" kalemi gören vatandaşların, durumu Ticaret İl Müdürlüklerine veya Alo 175 Tüketici Danışma Hattı’na bildirmeleri gerektiğini belirtiyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.